Herkesin Doğru Konuştuğunu Sandığı, Yanlış Konuşan Siyasiler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar bu yılın ilk çeyreği için Avrupa'da büyüme oranının yüzde 1'i aşmadığına dikkat çekse de yapılan araştırmalar sonucunda, İsveç’in yüzde 1.5, Romanya’nın yüzde 3.5, Polonya’nın yüzde 1.6, ve Lüksemburg’un yüzde 2.1 olduğu belirtilmiştir. Kendisine bu demeci dolayısıyla katılamıyoruz.Kaynak: “Bu yılın ilk çeyreğinde büyüme yüzde 4’ün üzerindedir. Avrupa ülkeleri arasında 1’i aşan büyüme olmamıştır.”
UNICEF: Dünyada Her 5 Dakikada Bir Çocuk Şiddet Kurbanı Oluyor
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (Unicef) Birleşik Krallık ofisi çocuk şiddetine çarpıcı bir videoyla dikkat çekerken, dünyada her beş dakikada bir çocuğun şiddete kurban gittiği belirtildi.Video, yüzünde morluk ve yaralar bulunan küçük bir çocuğun eczaneye girip çetelerin şiddetine karşı ilaç istemesiyle başlıyor. Eczacı ise çocuğa üzerine ‘çete şiddeti’ yazan bir iksir vererek, “Bu seni korur” diyor.O sırada meydana gelen depremde eczanedeki raflarda yer alan ‘ Savaş ‘, ‘ Kölelik ‘, ‘ Tecavüz ‘ ve ‘ Cinayet ‘ yazılı iksirler birer birer yere düşüyor. O anda, küçük çocuğun rüya gördüğü ve aslında oyuncaklarıyla şiddete karşı bir ilaç aradığı anlaşılıyor.Video çarpıcı bir şekilde “Dünyada her beş dakikada bir çocuk şiddet sonucu ölüyor. Bunun aşısı yok, sadece sen varsın” mesajıyla sona eriyor.Diken
Fazıl Say Sansürü Meclis'e Taşındı
Piyanist Fazıl Say'ın Kültür Bakanlığı'nca sanüsürlenmesi üzerine tepkiler sürüyor. HDP'li Tüzel ile CHP'li Ağbaba konuyu Meclis'e taşırken Özerk Sanat Konseyi Bakanlığın hangi sanatsal yeterlilikle bu kararı verdiğini soruyor.Piyanist ve besteci Fazıl Say ’ın Kültür Bakanlığı tarafından sansüre uğramasına yönelik tepkiler sürüyor.Özerk Sanat Konseyi (ÖSK) Say’ın eserinin Kültür Bakanlığı’nın baskısı sonucu Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) programından çıkarılmasını “Ancak otoriter rejimlerde görülen bir engelleme” olarak nitelendirdi.“Sanatı “halkçı-elit”, sanatçıyı “yandaş-muhalif” diye ayrıştıran, sanat eserlerini ideolojisine göre yeniden biçimlendirebileceğini sanan, özgürlüğü erke övgü olarak algılayan bu yasakçı, bölücü, sansürcü ve gerici zihniyeti şiddetle kınıyor, bu baskıcı anlayışa teslim olmayı reddediyoruz.”ÖSK Bakanlık’ın hangi “sanatsal yetersizlikler” sebebiyle programdan çıkarıldığını, hangi “sanatsal yeterliliğe” dayanarak bu kararı verdiğini sordu.Say’a bir destek de HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ’den geldi. Tüzel TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında şunları söyledi:“Osmanlı'nın torunları, günümüz hükümdarları, despotluk ve baskılardan vazgeçmiyor. Bu kez hedefte, dünyanın tanıdığı, onur duyduğumuz piyanist Fazıl Say var. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 2014-2015 programında yer alan Fazıl Say eserleri, Bakanlığın isteği doğrultusunda çıkartılmıştır.“Ambargo, sansür, görevden alma, bu Hükûmetin kültür ve her alanda topluma yaklaşımıdır. Devlet Tiyatrosu Genel Müdürleri de istenmeyen insan ilan edilmişti. Kültür Bakanlığının sevdiği eserler, sanatçılar, sevmedikleri var. Hani, kimsenin görüşüne, hayatına, felsefesine karışılmayacaktı? Ama hem karışırlar hem de halkla buluşmasını engellerler. Baskıların, yasakların, sansürün adı olan AKP rejimi artık son bulmalı diyoruz.”Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da bugün verdiği soru önergesinde Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'e bu sansürü sordu.Ağbaba soru önergesinde şu soruları yöneltti:CSO’nun 2014-2015 sezonu için Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne gönderdiği programda iki ayrı haftada Fazıl Say’a ait eserlerin yer aldığı doğru mudur?Gönderilen listede olmasına rağmen, “Bakan Onayı” ile çıkan CSO’nun 2014-2015 yıllık programında, dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ın eserlerine yer verilmediği doğru mudur?Bu iddia doğruysa, 2014-2015 yıllık programında Fazıl Say’ın eserlerine yer verilmeme sebebi nedir? Fazıl Say’ın hükümetinize yönelik olan muhalif tutumu bu kararı vermenize neden olmuş mudur?Hükümetinize muhalif olan diğer sanatçıların eserlerini de benzeri şekilde ilgili programlardan çıkarmayı düşünüyor musunuz?Devlet Orkestraları’nın yönetim kurulları, yıllık sezon programlarını hazırlayarak Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği bu dönemde CSO’nun yeni sezon için bakanlığa gönderdiği programda Fazıl Say’ın ‘İstanbul Senfonisi’, ‘Hermiyas-Yunus Sırtındaki Çocuk’ ve piyano konçertosu ‘Su’ adlı eserleri de bulunuyordu.Ancak sanattanyansımalar.com’un haberine göre CSO’ya sözlü olarak Say’ın solist olarak yer alacağı ve eserlerinin çalınacağı programların değiştirilmesi, aksi takdirde yıllık programın Bakan Ömer Çelik tarafından onaylanmayacağı bildirildi.Açılış konseri öncesi yapılan bu bildirim üzerine, CSO programda istenen değişikliği yaptı, program onaylandı ve açılış konseri gerçekleşebildi.Sanatçının menajeri Ceylan Karaca olayı doğrularken Kültür Bakanlığı’ndan henüz bir açıklama gelmedi.Bianet
Asansör Faciasında Ölen İşçinin Babası: '700 Bin Lira Teklif Ettiler'
İSTANBUL Mecidiyeköy'deki Torun Center inşaatında meydana gelen asansör faciasında ölen 10 işçiden Cengiz Tatoğlu'nun babası Selim Tatoğlu, şikayetçi olmaması için kendisine 700 bin lira teklif edildiğini, ancak kabul etmediğini söyledi.6 Eylül'de meydana gelen faciada ölen 10 işçiden 8'inin ailesine, Torunlar GYO tarafından tatmin edici bir ücret ödendiği ve sulh protokolü imzaladıkları ortaya çıkarken, anlaşma yapmayan Cengiz Tatoğlu'nun Zonguldak'ta oturan babası emekli madenci 58 yaşındaki Selim Tatoğlu, şirket avukatının kendisini telefonla aradığını söyledi. Avukatın, 'Anlaşalım, diğer aileler 700 bin liraya anlaştılar' dediğini ifade eden Selim Tatoğlu, şöyle konuştu:'Ben, 'Onların paraya ihtiyacı vardır' diyerek kabul etmedim. Sizin oğlunuz olsaydı siz ne yapardınız?' dedim. Yine de görüşmeye çağırdılar. 25 Ekim'e randevu verdiler. 'Gelirim' dedim. Ama o gün gidebileceğimi sanmıyorum. Başka işlerim var.'Faciayla ilgili hazırlanan iddianamede Torunlar İnşaat'ın patron ve üst düzey yöneticileri hakkında takipsizlik kararı verilmesine de tepki gösteren Selim Tatoğlu, 'Biz böyle bir karar beklemiyorduk' dedi. Eşi 59 yaşındaki Müzeyyen Tatoğlu ise 'Biz çocuğumuzu bedava bulmadık, buraya hamur gibi ezilip geldi. Avukat tutar hakkımızı ararız sonuna kadar' diye konuştu.Ölen Cengiz Tatoğlu'nun eşi 33 yaşındaki Sevim Tatoğlu'nun, kazanın ardından çocukları 2 yaşındaki Arda ve 8 yaşındaki Ceren ile İstanbul'da yaşamaya devam ettiği öğrenildi.Durmuş SEVİNDİK/ ZONGULDAK, (DHA)
Üsküdar Belediye Başkanı: 'Bu Memlekette Fazla Tolerans Karşındakini Azdırıyor'
Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, ilçedeki Validebağ Parkı yanına yapılacak cami nedeniyle yaşanan gerginlikle ilgili yaptığı açıklamada, medyanın kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini belirterek, 'İşin çevrecilikle, yeşille, Validebağ Korusu ile alakası yok' dedi.Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, İŞKUR ve ilçedeki bir grup iş adamıyla birlikte hayata geçirilen Üsküdar İstihdam Merkezi (USIM) tanıtım toplantısında Validebağ Korusu ile ilgili açıklama yaptı. Başkan Türkmen, konunun medya tarafından yanlış yönlendirildiğini belirterek, “Ben de televizyonlarda izliyorum 'Üsküdar Belediyesi Validebağ Korusu'nda yeşili katlediyor. Oraya cami yapıyor' haberler böyle. Böyle bir şey yok. Konunun doğrusu şudur: Bir defa caminin Validebağ Korusu'yla alakası yok. Cami korunun dışında. Altunizade Mahallesi'nde. Yavrupaşa Sokak 34 numarada. Mülkiyeti belediyemize ait tapulu arazimizde. Planda dini tesis alanı içerisinde ve ruhsatlı bir cami yapıyoruz' dedi.BU MAHALLEDE BAŞKA CAMİ YOKCaminin ruhsatını ve planlarını basın mensuplarına gösteren Hilmi Türkmen, “ Türkiye 'de camilerin yüzde 80'nin tapusu yok. Çoğu kaçak durumda. Halkımız kendi imkanlarıyla yapmış. Ama biz burada ruhsatlı, projesi onaylı bir cami yapıyoruz. Ayrıca biz bu camiyi belediye bütçesinden yapmıyoruz. Biz buna bir kuruş kaynak ayırmıyoruz. Bu camiyi yine o mahallenin sakinleri yapıyor. Bu mahallede cami yok. Bu mahallenin sakinleri 7-8 yıldır buraya cami yapılması için uğraşıyorlar. Geçtiğimiz dönemde planlaması yapıldı, bizim dönemimizde de yapılıyor. Mülkiyeti Üsküdar Belediyesi'ne ait' diyerek tapusunu gösterdi. Caminin projesini de gösteren Hilmi Türkmen, “3 yüz metre kare butik bir cami. Ahşap kaplama tek minerali. Üsküdar estetiğine yakışır bir cami yapıyoruz.Cami dışında lojman, ve cami cemaatinin namaz öncesi oturup zaman geçireceği bir sosyal alan var' diye konuştu.BU ALANDA AĞAÇ DEĞİL BİR TANE OT YOKBuraya cami yapılmasına karşı gelenlerden bir grupla görüştüğünü belirten Türkmen, “Bunlar camiye karşı olmadıklarını, yapıya karşı olduklarını söylediler. 'Niçin karşısınız' dediğimizde 'yeşili keseceksiniz, ağaçları katledeceksiniz' diyorlar. Ancak gösterdim, bu alanda ağaç değil bir tane ot yok. İşin doğrusu bu mahalle halkının yüzde 80'ni bu camiyi istiyor yüzde 20'si istemiyor. Ve bu camiyi biz değil bu mahalle halkı yapıyor. Ama bu caminin yapılmasını isteyen insanlar bunlar kadar gürültü koparmıyor' dedi.BUNLAR SAHTE ÇEVRECİBölgede cami olmadığını tekrarlayan Hilmi Türkmen şunları söyledi:“Kimse bize yeşilcilik, çevre duyarlılığı yapmasın. Biz Türkiye'de 2002'den beri 6 milyar ağaç dikmişiz. Şimdi Validebağ Korusu'nu kaşıyorlar. Orası Büyükşehir Belediyemize tahsis oldu Milli Emlak'tan. Kadir Topbaş başkanımız 'Emirgan'da, Göztepe'de nasıl park yaptıysak aynısını orada yapacağız' diyor. Onların derdi yeşil, park değil. Dert başka. Burada dert şu: Bunlar sahte çevreci. Sahtekar çevrecilik yapıyorlar. Çevreyle alakaları yok. Bunlar Çamlıca Camii'ne de karşı çıktılar. Bunların çıkarına uymuyor. Bu alanı çevredeki siteler otopark olarak kullanıyor. Bunların açık otoparkı burası. Yıllardır bir kuruş para ödemeden bizim bu alanımızı otopark olarak kullanıyorlar. Ne çevreciliği? Bunlar sahtekar çevreci. Dolayısıyla burada otoparklarını ellerinden alıyoruz. Yok öyle yağma, bu milletin malını sen otopark olarak kullanamazsın. Dolayısıyla bunların otoparkı ellerinden gidiyor. Bir de söylemek istemiyorum ama, cami olunca, ezan olunca bunlar değişiyor arkadaşlar. Ben bir şey demiyorum. Gerisini siz anlayın'‘BU MEMLEKETTE FAZLA TOLERANS KARŞINDAKİNİ AZDIRIYOR’Türkmen, aksine bir mahkeme kararı olmadığı için camiyi yapacaklarını sözlerine ekleyerek, “Bu işe karşı gelenler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bize 'dava açtık' dur diyorlar. Arkadaşlar maalesef bu memlekette fazla tolerans, fazla iyi niyet karşındakini azdırıyor, karşındakini kendisini haklıymış gibi bir pozisyona düşürüyor. Haklılıkları yok. Yüz de yüz hukuken de ahlaken de haksızlar. Vatandaşın talebiyle arazimize tapulu cami yapıyoruz. İşin çevrecilikle, yeşille, Validebağ Korusu'ya alakası yok' diyerek sözlerini tamamladı.METREKARE SORUNUHilmi Türkmen, bir gazetecinin, 'Cami yapımı için 2 bin 500 metrekare araziye ihtiyaç olduğunu ve oradaki arazinin bin 200 metrekare' olduğu yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine, “Doğru yönetmelikte öyle bir şey var. Ama aynı yönetmelikte 'mahalli müşterek şartlar dikkate alınarak yerel yönetimler uygun yerlere ruhsat verebilirler' diye bir cümle daha var' diye konuştu.SU BASKINLARIÜsküdar'daki yoğun yağmurlarda meydana gelen su baskınları ile ilgili da açıklama yapan Türkmen, Büyükşehir Belediyesi ile birlikte başlattıkları 4 ay sürecek çalışmayla bu sorunu çözeceklerini söyledi.(Özkan ARSLAN - Özgür ARSLAN / DHA)
Reklam
Uğur Kurt'u Vuran Polisin 6 Yıla Kadar Hapsi İstendi...
İstanbul Okmeydanı'ndaki Cemevi önünde öldürülen Uğur Kurt'la ilgili soruşturma kapsamında polis memuru Sezgin K. hakkında ‘taksirle öldürme’ suçlamasıyla iddianame düzenlendi. Polis memurunun 3 yıldan 6 yıla kadar hapsi isteniyor.Okmeydanı Cemevi’nde katıldığı bir cenaze sırasında polisin açtığı ateşle öldürülen Uğur Kurt’la ilgili soruşturma tamamlandı. Olay gününün anlatıldığı iddianamede, Polis memuru Sezgin Kormaz’ın 21 Ağustos’ta savcılıkta verdiği “Ateş ettiğim esnada civarda sivil kimse görmediğim gibi beni uyaran bana seslenen kimse de olmadı” şeklindeki ifadesi de yer aldı.Al Jazeera muhabiri Selahattin Günday'ın haberine göre olayda kasıt olmadığı tespitine veren savcılık, polis memuru hakkında ‘Taksirle öldürme’ (Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan, istemeyerek gerçekleştirilen suç) suçundan üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası istedi. Savcı Hasan Yılmaz tarafından hazırlanan iddianame onay için başsavcılığa gönderildi. Başsavcılığın onay vermesi halinde iddianame Asliye Ceza Mahkemesine gönderilecek.Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada 5 ay sonra iddianame hazırlandı.İddianamede tek şüpheli olarak Uğur Kurt’u vuran silahı kullanan polis memuru Sezgin K. yer aldı. İddianamade Uğur Kurt maktül olarak yer alırken, Kurt ailesi de müşteki oldu.Cemevi avlusunda ölmüştü22 Mayıs tarihinde Gezi olaylarında ölen Berkin Elvan’ı anmak için eylemler düzenlendi. Polis eylemlere müdahalede bulundu. Bu kapsamda Okmeydanı’nda polisle göstericiler arasında çatışma çıktı. Akrep olarak adlandırılan polis aracına molotof isabet etti. Aracın içindeki polisler ateş açtı. Bu ateş sırasında Okmeydanı Cemevi’nde bir cenazeye katılan Uğur Kurt öldü. Yapılan incelememerde Uğur Kurt’u vuran silahın polis memuru Sezgin K. Tarafından kullanıldığı tespit edildi.Al Jazeera
Kobani'ye 200 Peşmerge
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden Suriye’nin kuzeyindeki Kobani’ye ilk aşamada ağır silahlarla donatılmış 200 Peşmergenin gönderileceği bildirildi.IKBY Parlamentosu’nun kapalı oturumuna katılan Irak Türkmen Cephesi Milletvekili Aydın Maruf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Oturumda, Peşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir, ilk aşamada ağır silahlarla donatılmış 200 Peşmergenin Kobani’ye gönderileceğini söyledi. Bakan, Peşmergenin Silopi-Nusaybin ve Suruç güzergahından Kobani’ye geçeceğini belirtti' dedi.Bakan Kadir'in, 'Barzani'nin talebi ve Türkiye'nin desteğiyle Peşmerge Suriye'ye gidiyor. Suriyeli Kürt partileri, daha çok ağır silah istiyor. Halkımızın isteği üzerine Peşmergeyi bölgeye gönderiyoruz' dediğini aktaran Maruf, 'Irak'ta 1960'tan sonra ilk defa asker ülke dışına çıkıyor. Bu da Peşmergeye nasip oldu' ifadelerini kullandı.Maruf, parlamentonun ikinci oturumunda Peşmergenin Kobani'ye gönderilmesine ilişkin oylama yapılacağını söyledi.Öte yandan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Halep'e bağlı Kobani'deki terör örgütü IŞİD hedeflerini bombaladı.IŞİD ile bazı Kürt gruplar arasındaki çatışmalar Kobani'nin kuzeydoğu kesiminde yoğunlaştı. Terör örgütünün, Kürt gruplara ait hedeflere havan atışı gerçekleştirdiği görüldü. Sokak çatışmalarının şiddetlendiği ilçede, Kürt grupların sık sık mevzi değiştirmesi dikkat çekti.Gün boyu keşif uçuşu yapan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları ise Kobani'nin doğusundaki IŞİD mevzilerini bombaladı.AA
Reklam
Ön Yargılarımızı Yıkalım!
Ön yargı çoğu zaman insanların en büyük düşmanı olmuştur. Fakat insanlar asla bu özelliklerinden vazgeçmemiştir. Ön yargının ne kadar kötü ve utanç verici bir şey olduğunu kanıtlar nitelikte bir video.
Maçı Kaybetti, Hırsını Alamadı Hakemi Dövdü
Hırvatistan'da düzenlenen Avrupa Gençler Boks Şampiyonası'nda boksör Vido Loncar maçı kaybetmesinin ardından hakeme saldırdı. Maçı izleyenler ne olduğunu anlamadı. Maçı kaybetmesini içine sindiremeyen Vido Loncar'ın hakeme saldırmasından sonra herkes ringin içine daldı ve çılgın boksörü engellemeye çalıştı. Kaşı açılan ve burnunda kırık olduğu düşünülen hakem hastaneye kaldırıldı.
Reklam
'Tatmin Edici Para' Alıp Davadan Vazgeçmişler
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Erdal Bağcı, Torun Center inşaatında 10 işçinin öldüğü asansör faciasıyla ilgili iddianameyi hazırladı. 25 kişinin 4 yıldan 22.5 yıla kadar hapsi istenirken, Torunlar İnşaat’ın patronlarına ve üst düzey yöneticilerine takipsizlik kararı verildi. Bu arada ölen 10 işçiden Bilal Bal'ın ailesinin avukatı, ''Biz ve 7 aile, şirketten tatmin edici para aldık, şikayetten vazgeçtik'' dedi.MECİDİYEKÖY’deki Torun Center inşaatında 6 Eylül’de 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan asansör faciasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Erdal Bağcı’nın hazırladığı ancak henüz mahkeme tarafından kabul edilmeyen 31 sayfalık iddianamede 25 kişiye 10 kişinin taksirle ölümüne neden olmak suçlaması yöneltildi. Sanıkların 4 yıldan 22.5 yıla kadar hapislerinin istendiği iddianameyle birlikte Torunlar GYO’nun sahipleri ve üst düzey yöneticileri hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığı’na da karar verildi.BİLİRKİŞİDEN SUÇLAMAHürriyet'ten Eyüp Serbest'in haberine göre Savcı Erdal Bağcı iddianamesinde, sanık ve tanık ifadeleri ile bilirkişi raporuna da yer verdi. İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri Cevat Erdem İmrak, Mehmet Emin Savcı, Ergun Bozdağ ve Derya Ahmet Kocabaş ile makine mühendisi Fatih Aydınlı, elektrik mühendisi Mustafa Kavukçu ve inşaat mühendisi Beste Ardıç Arslan’dan oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan 5 sayfalık raporun sonuç-kanaat bölümünde, “cephe asansörünün şantiyeye montajını, bakımını yapan Geda Majör firmasının yetkilileri ve teknik personeli ile asıl işveren konumundaki Torunlar GYO, Torun Yapı, Torunlar Gıda Proje ortaklığının idari ve teknik sorumlularının kazada kusurlu oldukları kanaati oluşmuştur” denildi. Kimliği bilinmeyen asansör kullanıcısının, yapı denetimi firması yetkililerinin ve iş sağlığı güvenliği firması yetkililerinin kazada kusur durumlarının nihai raporda değerlendirileceği kaydedildi. İddianamede asansörünü kiralayan ve şantiyeye montajını, bakımını yapan Geda Major firmasının yetkilileri ve teknik personeli, asıl iş veren konumundaki asansör kiracısı Torunlar GYO-Torun Yapı-Torunlar Gıda Proje Ortaklığının idari ve teknik sorumlularının ‘Asli Kusurlu’ olarak gösterildi. İş Sağlığı ve Güvenliği (OSGB) Firması olan NCA İş Güvenliği Danışmanlık Ve Ticaret AŞ Ortakları ve NCA İş Güvenliği Danışmanlık Ve Ticaret AŞ firmasının İSG Katip Sistemi üzerinde şantiye ataması yapılan iş güvenliği uzmaları da ‘Tali Kusurlu’ olarak belirtildi.Savcı açıklamasına, Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Yunus Emre Torun, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Torun, Muhasebe Müdürü Lütfü Vardı, Torunlar İnşaat Satın Alma Müdürü Abdülvahit Kaplan, Torun Center Proje Koordinatörü Tuncer Akarçay, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Haluk Okur ile Bektaş Ateş ve Özmen Özmenoğlu hakkında ‘Taksirle 10 kişinin ölümüne sebebiyet vermek’, ‘Yargı Görevini Yapanı Etkileme’ suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiğini yazdı.‘Sekiz aile para aldı şikayetten vazgeçti’ÖLEN İşçilerden Giresunlu Bilal Bal’ın ailesinin avukatı olan Mustafa Tanrıverdi, Torunlar GYO’nun kendilerine verdiği parayı aldıklarını ve şikâyetlerinden vazgeçtiklerini belirterek “Sorumluluk tamamen asansör şirketindeymiş. Tatmin edici bir miktar ödeme yapıldı. Sulh protokolü yapıldı. İmzamızı attık. Paramızı aldık. Çeki de tahsil ettim. Torunlar 8 aileyle anlaştı. Son iki aile kaldı. Mithat Torun bu işin üzerinde duruyor” dedi.“500 bin TL teklif edildi ancak biz almadık”Kazada ölen kartonpiyer ustası Murat Usta’nın ailesinin avukatı Erdoğan İnan ise, “Bize de aracılar vasıtasıyla 500 bin TL teklif edildi ancak biz almadık. 820 bin TL’lik tazminat davası açtık. Ailelerin reddedilemeyeceği rakamlar teklif ediliyor. Bir bizimkisi kaldı anlaşmayan, bir de bildiğim kadarıyla Tunceli’li Hıdır Ali Genç’in yakınları. Diğer ailelere yardımlar da gidiyor ama bizimkilerin yüzüne bakan yok. Orada evli olan, çocuğu olan, vefat eden en genç insan Murat Usta’ydı” dedi.Murat Usta’nın yeni doğum yapan eşi Ayşe Usta ise “Bizimle kimse görüşmedi. Şirketten ne arayan, ne de soran oldu. Asansör faciasında yakınlarını kaybeden diğer ailelerle de hiç görüşmedik. Benim bu konuda hiçbir bilgim yok. Avukatlarımız ilgileniyor” diye konuştu.“Bir suç varsa protokolle ortadan kalkmaz”İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kılıç, para alınmasına ilişkin, “Ailelerin imzaladığı protokolün ceza yargılamasında hiç etkisi olmaz. Kamu davası açılırsa bu kamu adına devam eder” yorumunu yaptı. Avukat Cem Murat Sofuoğlu ise, “Amme davasıdır. Protokolün etkisi olmaz. Ancak şikâyetçi kalmazsa, sanıklar çok hafif cezalar alabilir” dedi.“Cezada alt sınıra gidebilir”Avukat Cem Murat Sofuoğlu ise şunları söyledi: “Amme davasıdır. Protokolün etkisi olmaz. Ancak şikâyetçi kalmazsa, sanıklar çok hafif cezalar alabilir. Cezada alt sınıra gidebilir.”İddianamede sanık olarak yer alanlarTORUNLAR GYO (12 kişi)Genel Müdür Yardımcısı Remzi Aydın, Tüm projeden sorumlu Proje Müdürü Murat Aytimur, Mekanik Tesisat Sorumlusu İsmail Hakkı Doruk, İdare Müdürü Metin Karakoç, İnşaat Teknikeri Hakan Çelebi, Planlama Şefi Bahadır Uçar, Saha teknikeri Halil Tarık Çalışkan, Saha Mühendisi Ercan Tokmakçı, B Blok Şefi Bünyamin Keskin, Saha Mimarı Kadir Şükrü Yılmaz, SahaTeknikeri Onur Uludaşdemir, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Levent Yaşar Çelik,GEDA Majör Asansör firması (5 kişi)Ortak Orhan Demirel, Çalışan Ümit Savul, Tamir, Bakım ve Onarım sorumlusu Turgay Dalkıç, Teknik Sorumlu Önder Türksoy, Tamir, Bakım ve Onarım Sorumlusu Adem Akyıldız,NCA İş ve İş Güvenliği firması: (8 kişi) İSG Uzmanı Proje Sorumlusu Mert Çanakçı, İş Güvenliği Uzmanı ve Danışmanı İbrahim Mert Uzun, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Ahmet Said Demir, İş Sağlığı ve Güvenliği Teknikeri Kadir Dinç, İş Sağlığı Ve Güvenliği Uzmanı Emre Öz, İş Sağlığı Güvenliği Teknikeri Selçuk Erdur, İş Güvenliği Teknikeri Ömer Kuş, İşyeri Hekimi Erkan Okur.İDDİANAMEDEN ÇARPICI DETAYLARSavcı Erdal Bağcı iddianamesinde, sanık ve tanık ifadeleri ile bilirkişi raporuna da yer verdi. Tanık ifadelerinde facianın nasıl göz göre göre geldiği bir kez daha ortaya çıktı.O ifadelerden çarpıcı detaylar şöyle:EĞİTİM VERİLMEDİAsansör operatörü Mehmet Hanifi Giray: “Torunlar GYO isimli firmada 16-17 aydır çalışmaktayım, ancak asansörün kaza yaptığı B Blokta asansör kullanıcısı yani asansör operatörü olarak işe başlayalı 1,5 ay kadar süre oldu, bana asansör kullanımı ile ilgili olarak ciddi bir eğitim verilmedi. Sadece asansörü kullanan diğer bir arkadaş 15-20 dakika bir eğitim verdi. Bu eğitimde de asansörün hareket ettirilmesi-durdurulması ile ilgili düğmelerin nasıl kullanılacağını gösterdi. Olayın olduğu gün akşam saat 17:00 ye kadar bu asansörü ben kullandım. Mesaim bitince bu görevi diğer asansör kullanıcısı Hıdır Ali Genç’e devrettim. Siviç isimli mekanizmanın ne olduğunu bilmem. Bu asansörde siviç in takılı olup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla bu asansör 31. Kata kadar çıkabilirdi, yani son kat 31.kattı. 31.kattan sonra çıkmıyor, kendiliğinden stop ediyor. O gün 31.kattan sonra asansör durmamış neden durmadığını da bilmiyorum”SWITCH OLMADIĞI BAKANLIK RAPORUNDA VARİnşaat Kamp Amiri Yardımcısı Ferhat Ök: “B Bloktaki asansörde sık sık arıza yapmakta bu arazalar kısa çözümler ile çalışır hale getirilmekte idi. Hatta olayın olduğu 06/09/2014 gününden bir gün önce akşam bu asansör yine arıza yapmış Benim kanaatime göre bu ölümlü kazanın sorumluları Geda Asansör Firması Yetkilileri, NCA isimli iş ve iş güvenliği yetkilileri ile Torunlar GYO da görevli idari ve teknik personeldir. Çünkü bu kazanın olma ihtimali önceden belli idi. Zira arızalar sık sık meydana gelmiş olmasına rağmen kimse ciddi bir çözüm üretmedi. Hatta 2014 yılı Nisan ayında Çalışma Bakanlığından gelen bir heyet yapmış olduğu bir kontrolde asansörlerin hiç birinde switch denilen fren sistemi toparlanma sistemi olmadığını rapor etmişlerdir.”DÜĞMEYE BASARAK DURDURUYORDUMİnşaat işçisi Barış Aktepe“Kaza meydana gelmeden 1 ay kadar önce kaza olan asansörde işçi olarak çalışmıştım, malzemeleri ve insanları asansörle gidecekleri katlara götürüyor, düğmeye basmak suretiyle asansörü açıp kapatıyordum. Benim çalıştığım dönemde asansör bir kaç defa arıza yaptı. Bir kaç kat aşağıya düştü. Acil stop düğmesine basarak asansörü durdurabildim, benim başıma düşme olayı 3 defa geldi. Emrah ACAR isimli işçi arkadaşım birkaç defa düştü, birinde yere çakıldı. Babam olan Haydar AKTEPE çalıştığı dönemde aynı asansörde birkaç aşağıya düşmüştü. Her asansörün son katında olan siviç kaza yapan asansörde yoktu. Kazanın meydana geldiği bina 47 katlıydı. Asansörün son çıktığı kat 31. Kattı. Bu binada son katta olması gereken swicth olmadığı için kaza meydana gelmiştir. Eğer swicth olsaydı kaza meydana gelmeyecekti. Eğer swicth olsaydı asansörün gelişini algılayacak ve asansörü durduracaktı.BİZE YALAN SÖYLEDİLERAsansör operatörü Ercan Kılaguz “Kazadan iki ay öncesi iş yerinde asansörler arıza yapmaya başladı. Arızaların yoğun şekilde olduğunu idare yönetimine, iş yeri güvenlik şirketine, Geda Major firmasına bildirdik. Buna rağmen asansörlere müdahale edilmedi. Hıdır Ali Genç hiçbir eğitimi olmamasına rağmen, kendi istemese de asansörde görevlendirildi. Kaza yapan asansörün arıza anında katlarda otomatik durdurma sivici olması gerekiyordu. Olmadığını gördüm. Oysa yetkililer bize daha önceleri bu asansörün kaza anında otomatik olarak katlar arasında durdurucu sistemi olduğunu söylemişlerdi. Kazadan sonra anlaşıldı ki bu sistem yokmuş. Bize yalan söylüyorlarmış. Kaza yapan asansörde daha önceleri dördüncü kattan, üçüncü kattan, beşinci kattan düşmeler oldu. Mesafe kısa olduğundan can kaybı olmadı ama önlem de alınmadı. Ölüm ile her an yüz yüze kaldığım için psikolojik olarak destek ve ilaç kullanıyorum.PATRONLAR ASANSÖRÜ KULLANMAZDIAsansör operatörü Emrah Acar “Asansör arızaları ile ilgili müdahale eksiklerinden proje müdürü Murat Aytimur, şirket sahipleri Mehmet Torun, Emre Torun ve Aziz Torun haberdardı. Şirket sahibi Emre Torun asansörler sık sık arıza yaptığı için asansöre güvenmezdi. İnşaat teftişlerini yaparken merdiveni kullanırdı.Eyüp Serbest | Hürriyet
"Hak Edenin Üzerinde Küfür Çok Güzel Duruyor"
Fatih Terim, başarıya ulaşmak için 3H formülü olduğunu açıkladıTürkiye Futbol Direktörü Fatih Terim , aldığı ücreti eleştirenlere tepki göstererek, 'Muhasebeci mi kesildiniz başıma! Terbiyesizliğe, hadsizliğe gelemiyorum. Hangi başarıyı sayıyorsan ben varım' dedi.'Nedenini ve sonuçlarını düşünmeden nasıl gerekiyorsa öyle davrandığını' belirten Terim, 'Ağzıma küfür hiç yakışmıyor ama hak edenin üzerinde çok güzel duruyor” ifadesini kullandı.Başarı için 3H formülü olduğunu dile getiren Terim, “Hiç pansumanı sevmem. Direkt ameliyat olmalı. Sorunu kökünden haledeceksin. Benim bir ‘3H’ formülüm var; hazır, Hızır ve huzur. Eğer bilgili ve yürekliyseniz hazırsınız demektir. Hazır olunca da Hızır gelir. Hızır da gelmişse o zaman huzura erişeceksiniz demektir' diye konuştuMemleketi Adana’da 'Liderlik' seminerine katılan Fatih Terim, özellikle aldığı ücreti eleştirmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Akşam Gazetesi'nden Soner Kan 'ın haberine göre, Terim'in açıklamalarından satırbaşları şöyle:Milli Takım’ın 3 maçtaki tablosu buysa ben eleştirilmeliyim. Hiç kimse değil, ben eleştirilmeliyim. Zaten kendimi çok sert eleştiriyorum. Ne oldu, muhasebeci mi kesildiniz başıma? Biz kimseye ne kadar aldığını soruyor muyuz? Hak edip etmediklerimizi ben hep tartışırım.Eleştirinin de bir dozu, üslubu olmalı. Bizi daha iyiye götürüp, yanlışlarımızı gösterecek eleştiriler yapılmalı. Terbiyesizliğe, hadsizliğe gelemiyorum. Bir dakika; hangi başarıyı sayıyorsan ben varım. Yazık günah değil mi? Dolayısıyla bunlarla savaşacaksınız, yapacak başka bir şey yok. Kaybedince Fatih Terim, kazanınca hepimizin. Böyle bir şey var mı? Eğer 3 maçta 1 puan almışsak sorumluluğu zaten benim.Tercihlerimin sonuçlarına katlanırım. Ancak kimin nereden geldiğini, ne gibi hesaplar içinde olduğunu bilecek kadar bu ülkede yaşadım. Allah’a şükür zekamız da eh fena değil, idare ediyoruz. E sizin bir de yüreğiniz olunca nasıl cevap vermeyeceksiniz? Ne dedik; ‘Elinizden geleni ardına koymayın’. Peki böyle mi devam edeceğiz? Eleştiriye açığız, ancak bunda kasıt, ihanet, hainlik ve bir fırsat avcılığı varsa, fırsat avcılığı içinde nöbet bekler gibi bir durum varsa, bunu da asla kabullenmeyiz.Üsluplara dikkat edilmesi halinde, üzerinde sorumluluk olan insanların performansı da artar. Çünkü, üzerinde baskı olan insanlardan yüksek bir performans beklemek doğru değil. Güzel bir üslupla yapılacak her eleştiri, karşısındakini daha çok mutlu edip, performansını da artırır. Zaten zorluklar içindeyiz. Zorluk zaten benim hayat felsefem. Ama öfkeyle kalkarsam zararla oturmam.Zaten zor bizim işimiz. Herkes bize zarar vermeye çalışıyorsa gerektiği zaman kalkarsak, zarar vermeden oturmayız. 15-20 yıllık zaman diliminde tüm istatistikleri alaşağı ettik. Türk futbolu 1990’lı yıllardan bu yana çok ivme kazandı. Olmayacak işler yapıldı, devrimlere imza atıldı. O dönemde yapılanların tekrarlanması, 2015-2023 arası yeni bir hamle yapılması zorunluluğu var.”Fatih Terim liderlik konusundaki düşüncelerini şöyle anlattı:“Liderlik kavramını anlatan çok sayıda kitap var. Bu kitaplarda liderin zeki ve karizmatik olacağı, şöyle olacağı böyle olacağı anlatılır. Bunda sorun yok. Ama ben, kitabı anlatmıyorum, aksine yaşadıklarımı anlatıyorum. Kendi kurallarımı, zorluklarla nasıl başa çıktığımı dile getiriyorum. Liderliği anlatmak çok havalı ama başınıza gelmedik hadiseleri yönetebilmek bence çok önemli.”“İlginç anılarımı ve karşılaştığım zorlukları anlatan 1-2 kitap hazırlığım var. Bilgili ve yürekleyseniz, hazırsınız. Hazır olunca Hızır da gelir, huzur da.”Kendi hayat hikayesini kaleme aldığını, 1-2 kitap hazırlığı içinde olduğunu anlatan Terim, karşılaştıkları zorlukları, ilginç anıların yanı sıra başından geçenleri bu kitapta anlatacağını belirterek, hazırlıkların da devam ettiği bilgisini verdi. ‘Lider’in ağır ve oturaklı olması gerektiğini belirten Terim, “O durur, etrafındakiler koşturup durur. Liderin kararları üzerinde konuşulmaz. Bu anlayışın çok daha ötesindeyim. Ben, değişimden yanayım” diye konuştu.Terim, şöyle devam etti:“Hiç pansumanı sevmem. Direkt ameliyat olmalı. Sorunu kökünden haledeceksin. Benim bir ‘3H’ formülüm var; hazır, Hızır ve huzur. Eğer bilgili ve yürekliyseniz hazırsınız demektir. Hazır olunca da Hızır gelir. Hızır da gelmişse o zaman huzura erişeceksiniz demektir. Hayatın her saniyesinin risklerle dolu olduğunu yaşayarak öğreniyorum. Bir maç kaybedip dayak yerken, 2 maç kazanınca farklı yerlerdesiniz.”“Cevap verenler, bazılarının çok da hoşlarına gitmez. Yaşadığımız sürece sadece cevap değil, çok daha fazlasını vereceğiz. Ben hep risk aldım. Ancak, nerede çalışırsam çalışayım hep olaya ‘aidiyet’ duygusu ile yaklaştım. Başarının en önemli unsurlarından biri de bu; kendinizi ait hissetmek. Hissetmediğiniz hiçbir işte başarılı olamazsınız. Bu hayatın her safhasında böyle. Farklı olmaya ve fark yaratmaya çalışıyorum. Yoksa bir kravat takar, zaten farklı olurum. Ben yaptıklarımla farklı olmak istiyorum.”“Statükocu yaklaşım bu ülkede yeteri kadar her yerde var zaten. Olması gereken değişimler bizi başarıya götürebilir. Yoksa geride kalırız. Yaya ve arkada kalırız, şuan kaldığımız gibi. Genel olarak baktığımızda futboldan voleybola, sinemadan tiyatroya, ekonomiden siyasete kadar hep bir hamle içindeyiz. Hep daha iyi bir yere gitmeye çalışıyoruz. Yıllar içinde rötar ve hatalar da yaptık. Ancak ‘enkaz edebiyatı’ndan hiç hoşlanmam. Tuğla üstüne tuğla koyandan Allah razı olsun.”“Bazılarının rüyalarında dahi ulaşamadığı hedefleri dile getirdik. Ve Allah’a şükür ki, bu hedeflere ulaştık. O yüzden risk almak, değişim yaratmak gerek. Bunları gerçekleştirmek de hiç kolay olmadı. Her şeye rağmen yılmadık, yıkılmadık. Hala devam ediyoruz. İki şey unutulmamalı; birincisi çalışma ekibine güvenmek, ikincisi de takdir etmek. Son yıllarda ülkemizde ciddi bir yıpranmışlık var. Bu nedenle güven ve itibar önemli.”“Olduğumuz yerde durmayıp, hayal etmekten de geri kalmayacağız. Hayal bazen bilgiden bile daha önemli. Ne yaptığınızdan çok, işi nasıl yaptığınız önemli. Başarı bizim için bir yolculuk, son nokta değil. Bu yolculukta da birçok nokta var ve o noktalara ulaşmak için ısrarla yola devam etmeliyiz. Yani yaptıklarımız ve ürettiklerimiz ortaya konulduğunda hiçbir zaman tatmin olmayıp, daha iyisini yapmaya devam edeceğiz.”Sportif anlamda Los Angeles Lakers Koç’u Phil Jackson’ı örnek aldığının altını çizen Fatih Terim, “Çok beğendiğim bir isim. Kendisini uzun bir süre takip ettim. Sözlerini, yaklaşımlarını çok beğeniyorum” dedi. Oyun içerisinde kazanma adına birçok değişiklik yapabildiğini ve kaybetmekten de asla korkmadığını belirten Terim, “Kaybederim, tebrik de ederim ama hiç korkmam. Bir daha, bir daha denerim” diye konuştu.“Yüzümüz yere düşmeden, daima ileriye bakıp, dik durarak yolumuza devam ediyoruz. Ağzıma küfür hiç yakışmıyor ama hak edenin üzerinde çok güzel duruyor.”Nedenini ve sonuçlarını düşünmeden nasıl gerekiyorsa öyle davrandığını da belirten Fatih Terim, ilginç sözler etti: “Adana’nın yaşanılması müthiş, insanları da iklimi gibi sıcak kanlı. Bu şehir, Türkiye’de önemli insanları yetiştirmiş ve yetiştirmeye de devam edecek. Tohumu toprağa atıp sadece ondan meyve aldığınızı görmezsiniz. Yatırım yaptığınız her gencin, herhangi bir dalda da başarılı olduğunu görürsünüz. Tüm ailem burada. İyi ki Adana’da doğdum, iyi ki 7 yaşıma kadar birçok şeyi burada, bu kentte öğrenmişim.Yüzümüz yere düşmeden, daima ileriye bakıp, dik durarak yolumuza devam ediyoruz. Ailemden ve çocukluk yıllarımda Adana’dan aldığım terbiye ve dersler hayattaki yolumu çizmemi sağladı. Ağzıma küfür hiç yakışmıyor ama hak edenin üzerinde çok güzel duruyor. Zaman zaman hatlar da yaptık. ‘Her zaman haklıyız’ demedik ama ilke ve prensiplerimizden de hiç vazgeçmedik.”T24
Reklam
Reklam
Gökçek'in Şikayet Ettiği Twitter Kullanıcısı Gözaltına Alındı
Kur'an-ı Kerim'in üzerine bastığı ve bu fotoğrafı Twitter hesabından paylaştığı iddia edilen kişi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in şikayeti üzerine gözaltına alındı.Fotoğrafı paylaşan kişi olduğu öğrenilen G.A. (38), Asayiş Şube Müdürlüğü’nde ifade vermeyi kabul etmedi. G.A., savcılık talimatıyla serbest bırakılırken soruşturma evrakı adliyeye gönderildi.Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, avukatı aracılığı ile yaptığı müracaatta Twitter üzerinde Kur’an-ı Kerim’e ayak basarken fotoğrafını paylaşan 'kedibiti' adlı kullanıcıdan şikayetçi olmuştu. Savcılığı harekete geçiren bu olayın ardından olayla ilgili polis soruşturması başlatılmıştı. Yapılan IP adresi takibi sonucu İstanbul’da oturduğu belirlenen şüpheliyi yakalamak için Asayiş Şube Müdürlüğü, Bilişim Suçları Bürosu tarafından dün gece bir operasyon yapıldı. Adresi tespit edilen ve isminin G.A. olduğu öğrenilen şüpheli, gözaltına alındı.Ali AKSOYER/İSTANBUL(DHA)
Google Haritalar ile Vahşi Şempanzelerle Vakit Geçirin
Google’ın en yeni Sokak Görünümü rotasıyla Tanzanya’nın Gombe Stream Ulusal Parkı’nda 100’ü aşkın vahşi şempanzeyle birlikte yürüyüş yapmak mümkün hâle geliyor. Google, Sokak Görünümü özelliği sayesinde bilgisayar kullanıcılarını masalarının başında dünyanın pek çok önemli noktasını panoramik olarak görmesini sağladı. Bugüne kadar hayallerin kısmen de olsa gerçekleşmesine aracılık eden bu özellik, şimdi başka bir rüyanın gerçeğe dönüşmesine ön ayak oluyor. Söz konusu şempanzelerin sıradan şempanzeler olmadığını da ayrıca belirtmek gerekiyor. Gombe Stream Ulusal Parkı’ndaki vahşi şempanzeler tarihte en uzun süre incelenen şempanze grubu olma özelliğini taşıyor. İngiliz doğabilimci Dr. Jane Goodall bölgedeki çalışmalarına 1961 yılında başlamış ve çeşitli araçlar kullanan şempanzelerle ilgili yaptığı gözlemler büyük yankı uyandırmıştı.Google park içindeki Sokak Görünümü rotasını oluşturmak için Goodall ve yerel araştırmacılarla işbirliğine gitti. Parkın Sokak Görünümü kapsamına alınması için iki araştırmacı Google’ın 19 kiloluk Trekker sırt çantalarıyla yağmur ormanının derinliklerine indi. Dr. Jane Goodall, şempanzelerin daha çok kişi tarafından bu kadar yakından incelenebilmesinin koruma yönündeki çalışmalara olan desteği artırmasını umduğunu belirtti. Gombe’nin kendisine ilham verdiğini söyleyen Goodall, Sokak Görünümü sayesinde diğer insanların da benzer bir keşif ve öğrenme yolculuğuna çıkabileceğini sözlerine ekledi.Teknoblog
Reklam