Mars keşif aracı Curiosity, mikrobiyolojik yaşam izleri saklama olasılığı en yüksek yerlerden olarak kabul edilen Sharp Dağı'nın eteklerinde ilk sondajını gerçekleştirdi. Yapılacak analizler, 5 bin 500 metrelik dağın oluştuğu döneme ait bilgiler sunacak.Curiosity, Ağustos 2012'de indiği Kızıl Gezegen'deki ana hedefinde araştırmalara başladı. İki yıl süren yolculuğunda indiği Gale Krateri'nde yaklaşık 9 kilometre yol kat eden Curiosity, eteklerine ulaştığı 5500 metrelik Sharp Dağı'nda ilk sondajını gerçekleştirdi. Sharp Dağı, sahip olduğu çok katmanlı yüzeyiyle Mars'ın geçmişine ait en fazla bilgi saklayan yerlerden biri olarak kabul ediliyor.Curiosity, Aeolis Mons adıyla da bilinen Sharp Dağı'nın 'Pahrump Tepeleri' adı verilen yüzey bölgelerinden birinde yer alıyor. NASA, Curiosity'nin elde edeceği bilgilerle Sharp Dağı'nın nasıl oluştuğu hakkında önemli bilgiler elde etmeyi planlıyor.Curiostiy projesinde yer alan NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan Ashwin Vasavada, 'Sondaj yapılan bölge dağın en alçak kısmı. Buradan başlayarak yakın tepelerdeki daha yüksek katmanları da incelemeyi hedefliyoruz' bilgisini verdi. Vasavada, Sharp Dağı'ndaki numuneleri inceleyerek dağın oluştuğu dönemde nasıl bir çevreye sahip olduğunu anlayabileceklerini belirtti.Curiostiy, geride kalan iki yılda birçok defa yaptığı gibi sondajdan elde ettiği numuneleri robotik koluyla deney cihazlarına aktaracak ve burada kimyasal analiz yapılacak. Mars Numuneleri Analizi (SAM) cihazında yapılacak analizler, Sharp Dağı'nın eteklerinde yaşam izi olup olmadığını gösterecek.Curiosity, Mars’ta ilk sondajını Şubat 2013’te yapmış ve analiz ettiği toprağın kalsiyum sülfat açısından zengin olduğunu tespit etmişti. Keşif aracı, 12 Eylül'de Sharp Dağı'na ulaştı.Kaynak: Al Jazeera
Bir lisenin duvarına yazılan “Katil devlet hesap verecek” ve “Oligarşiyi yıkana dek savaşacağız” sloganları için 8 yıldır yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Başsavcılık sloganları ‘düşünceyi açıklama hürriyeti’ saydıAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı, 8 yıl önce bir lisenin duvarına yazılan “Katil devlet hesap verecek” ve “Oligarşiyi yıkana dek savaşacağız” gibi ifadelerin yer aldığı sloganlar nedeniyle yürüttüğü soruşturma sonunda takipsizlik kararı verdi. Milliyet Gazetesi'nden Kemal Göktaş’ın haberine göre Ankara’daki Batıkent Lisesi’nin duvarına 22 Şubat 2006’da sprey boya ile “Tek Yol Devrim - Devrimci Genç”, “İnancımız Sonsuz Kararımız Kesindir. Oligarşiyi Yıkana Dek Savaşacağız - Devrimci Genç”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Ulaş Yaşıyor - Devrimci Genç” ifadelerinin yer aldığı sloganlar yazıldı. Dönemin Ankara Özel Yetkili Savcısı Hüseyin Görüşen, failleri bulunmayan olayla ilgili olarak “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan soruşturma başlattı.Uzun yıllar “faili meçhul” kalan olayla ilgili savcılık takibi 8 yıl devam etti. Savcılık söz konusu sloganlarda geçen “Devrimci Genç” ifadesinden hareketle sloganları yazanların “DHKP/C terör örgütünün propagandasını yapmak” suçunu işledikleri görüşünde oldukları için soruşturmayı sürdürdü.Dosya, 3 özel savcılık gezdiÖzel yetkili savcılığın kaldırılmasından sonra soruşturma dosyası, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile görevli savcılığa gönderildi. Bu savcılığın kaldırılmasından sonra da dosya yeni kurulan “Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu” savcılarından Sadık Bayındır’a devredildi. Bayındır, dosyada yaptığı inceleme sonunda takipsizlik kararı verdi. Bayındır, takipsizlik kararında “terör örgütü propagandası yapmak” suçuna ilişkin olarak Demokratikleşme Paketi ile yapılan yasal değişikliklere dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:Terörle ilgisi olması yetmez“Kanunda yapılan bu düzenlemeye göre bir söz ya da davranışın terör örgütü ile ilgili olması, işlenen fiilin ‘terör örgütünün propagandası suçu’ kapsamında değerlendirilmesi için yeterli olmayacaktır. Yapılan fiil, davranış ve propagandanın terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde tanıtmaya, benimsetmeye ve yaymaya yönelik olması ve ayrıca bu davranışlar nedeni ile açık kesin ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekmektedir.Batıkent Lisesi duvarına yazılan yazılar nedeniyle olay tarihinden bu yana açık ve kesin bir tehlikenin ortaya çıkmadığı, eylem ve davranışlarda ve şiddet ögesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Fail meçhul şüphelilerin davranışlarının anayasanın ‘düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile Yargıtay ve AİHM kararları ile desteklenen ifade (düşünceyi açıklama) hürriyetinin kullanılması kapsamında kaldığı anlaşıldığından, öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin suç tarihinden bu yana olduğu anlaşıldığında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.”Kemal Göktaş | Milliyet
Kayseri'deki Hacı Sami Boydak İlkokulu ve Ortaokulu’nda çalınan zilin melodisinin 'Dombra' şarkısı seçilmesi, bazı velilerin tepkisine neden oldu. Bu şarkının AK Parti’nin seçim şarkısı olduğunu söyleyen veliler okulda siyaset yapılmamasını istedi.Kayseri’nin merkez Hacılar İlçesi Beğendik Mahallesi’nde bulunan Hacı Sami Boydak İlkokulu ve Ortaokulu’nda ders aralarında çalınan zillerin melodisinin ’Dombra’ şarkısı olarak seçilmesi, tepkileri de beraberinde getirdi. 30 Mart’taki yerel seçimler öncesinde Uğur Işılak tarafından o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’a uyarlanan şarkının siyasi bir simge haline dönüştüğünü öne süren bazı veliler, Dombralı zilin değişmesini istedi. Şarkının siyasi bir melodi haline geldiğini belirten veliler, okullarda çocukların siyasete alet edilmemesini istedi.Okul yönetimi ise uzun süredir şarkının orijinalinin çalındığını ve etkinliklerde de sık sık kullanılan şarkının siyasi bir içeriğinin olmadığını savundu.Cafer ZENGİN/KAYSERİ, (DHA)
Ülkede polis en aktif sokak sanatçılarından 10'unu tutukladı. Sanatçılar metro vagonlarını boyamak için durdurduklarından, kamu huzurunu bozmaktan ve kamu malına zarar vermekten yargılanacakSokak sanatçısı Banksy’nin eserleri müzayedelerde milyon dolarlara alıcı bulurken, İspanya polisi ülkenin en aktif sokak sanatçılarından 10’unu tutukladı. Neden ise sanatçıların metronun vagonlarına 600 bin avroluk zarar verdiği iddiası. Yaşları 21 ile 27 arasında değişen 10 sokak sanatçısı, 168 metro vagonunu boyayarak kamu huzurunu bozmak suçlamasıyla yargılanacak. Graffiti sanatçılarının metroları zorla durdurarak boyama yaptıkları iddia ediliyor. Polisin üç yıldır sokak sanatçılarıyla ilgi bilgi topladığı açıklandı.Milliyet Sanat
Büyük şehirleri birebir çizen Wiltshire, İstanbul'u 5 günde tuvale resmetti.Dünyanın farklı ülkelerindeki büyük şehirleri helikopterle gezerek birebir çizen Wiltshire, İstanbul'u 5 günde tuvale resmetti.Helikopterle şehirler üzerinde yaptığı turların ardından hafızasına kaydettiği görüntüleri kağıda birebir aktaran 'Dahi Bellek' lakabıyla bilinen İngiliz sanatçı Stephen Wiltshire, İstanbul'u çizdi. İstanbul semalarında gerçekleştirdiği 45 dakikalık helikopter gezisinin ardından çalışmaya başlayan Wiltshire, 5 günlük çalışmanın sonunda Palladium AVM'de kurulan dev tuvalde halka açık şekilde resmettiği İstanbul çizimini tamamladı.'HELİKOPTERLE GEZDİM'Wiltshire, ilk kez geldiği ve çok etkilendiği İstanbul'u çizmekten keyif aldığını aktararak, 'İstanbul bence çok güzel bir yer. Harika bir şekil ortaya çıktı. Çizime başlamadan önce, aklımda kalanı resmedebilmek için helikopter ile gezdim. Bazı bölümleri çizerken hatırlamakta zorlandığım da oldu. Ama sonuçta çok güzel bir çalışma ortaya çıktı. Bu resmi çizmek gerçekten de güzel bir histi' diye konuştu.Bugüne kadar toplam 14 ya da 15 büyük şehrin panoramik resmini çizdiğini kaydeden Wiltshire, şunları söyledi:'Bunu tamamen hafızamdan yararlanarak, hafızama aldığım resmi oluşturarak yaptım. Bütün bu bilgileri hatırlama yoluyla çiziyorum. Bazen detayları hatırlamak zor olabiliyor. Ancak zor olmakla beraber son derece de keyifli oldu.' Bunu yapabilmenin inanılmaz birşey olduğunu belirten Wiltshire, 'Bu konuda dahi olduğumu söyleyebilirim' dedi.7 SAATLİK ÇALIŞMAYLA 5 GÜNDE TAMAMLADIÇarşamba günü saat 12.00'de başladığı resmi, bugün 17.00'de bitiren Wiltshire, her gün 7 saatlik çalışmayla, çizimini toplam 5 günde tamamladı. Tahincioğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu'nun katıldığı törenle çizimini bitirerek, resmini imzaladı.5 günde yaklaşık 165 bin kişinin gördüğü çizim, ekim ayı süresince Palladium AVM'de ziyaret edilebilecek. İstanbul'un panoramik resmi, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne hediye edilerek, İstanbulluların ziyaretine açık bir noktada sergilenmeye devam edecek.Bugüne kadar Roma, Hong Kong, Frankfurt, Madrid, Dubai, Kudüs, Londra, Singapur ve New York'u resmeden Wiltshire, kuşbakışı seyrettiği şehirleri birebir resmediyor. Londra'da doğan, 3 yaşında otizm teşhisi konan, 4 yaşında konuşmaya başlayan 33 yaşındaki Stephen Wiltshire, 'dünyada milyonda bir eşine rastlanabilecek fotoğrafik hafızaya sahip' olarak biliniyor.TRTHaber
İstanbul'un Ümraniye ilçesinde İSKİ'nin atık su kanal çalışması sırasında göçük altında kalan işçi Kadir Daştan hayatını kaybetti.İstanbul Ümraniye'de İSKİ'nin atık su kanal çalışması sırasında bir işçi göçük altında kaldı. Dudullu Esenşehir Mahallesi, Baraj Yolu Caddesi’nde devam eden kanalizasyon çalışması sırasında toprak altında kalan Kadir Daştan yaşamını yitirdi. Taştan’a yardım etmeye çalışan Celil Dağlar isimli başka bir işçi de yaralandı.Önce küçük çaplı bir göçük yaşanmasının ardından işçiler tahta ve demir parçalarıyla önlem almaya çalıştı. Ancak bir süre sonra ikinci bir göçük meydana geldi. Toprak altında kalan 33 yaşındaki Kadir Taştan isimli taşeron firma çalışanı hayatını kaybetti. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, Taştan’ın cesedini çıkarmak için uzun süre uğraştı.Kaynak: DHA, CHA
Leyla ile Mecnun tabi ki her şeyden önce bir efsanedir. Fuzuli'nin hazırladığı ve çöllerde yıllarca Leyla'sını arayan Mecnun'un anlatıldığı bir efsanedir. Leyla ile Mecnun'da 2011 yılında 'Kendi çölünde kaybolanların hikayesi' başlığıyla TRT 1'de yayınlanmaya başlamış, 4.sezon çekimlerinin tam başlayacağı sırada 'yayından kaldırılmış' dizi.Çevrenizde 'ya kardeş, Leyla ile Mecnun izlemeyen anlamaz?' cümlesini duyduğunuzda sinir olanınız varsa, olmasın, izlesin, izlesin, izlesin... zaten sonunda bu cümleyi kendisi de kuracak...
Birçok sıfat ile tanımlanabilecek bir hayatın içindesiniz. Mutsuzluk en iyi sıfatınız. Ve bir gün bir fotoğraf çekiyorsunuz. Ve her şey değişiyor. Sinema tarihi için önemli bir film olan 1966 yılı yapımı bu filmi görece yüksek imdb puanına karşın büyük bir beklenti içine girmeksizin izlemenizi tavsiye edebilirim.Imdb puanı: 7,7
Hong Kong’ta demokrasi talebiyle düzenlenen ‘Occupy Central’ (Merkezi İşgal Et) eylemi bir haftadır devam ediyor. Polis dün eylemcilere biber gazı ile müdahale etti. İşte Hong Kong'daki protestolardan sosyal medyada çok paylaşılan bir görüntü...
Türkiye’de ruhsatı olmadığı için ithal edilen ilaçların yıllık cirosu 1 milyar TLCHP bakana sordu: Kargoyla ilaç gönderme devri mi başlıyor?Eşdeğer ilaç fiyatı yüzde 120 mi artıracak?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Türkiye’de ruhsatı bulunmayan ancak tedavi için zorunlu olduğu gerekçesiyle Türk Eczacılar Birliği (TEB) ve Sağlık Bakanlığı protokolüyle getirilen ilaçların uygun saklanmadıkları gerekçesiyle bozulduğunu ve bakanlık müfettişlerinin raporu doğrultusunda bu ilaçların imha edilmeleri kararı alındığını açıkladı. Bu ilaçların yıllık 1 milyar TL ciroya ulaştığını belirten Oran, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na, “İmha edilen ilaçlardan hastalara verilenler oldu mu kendilerini uyardınız mı? TEB’in yeni uygulamasıyla kargoyla ilaç gönderme devri mi başlıyor? Neden eczacıları devre dışı bırakıyorsunuz?” diye sordu.Bakanlık TEB ve SGK ile bu ilaçları yurtdışından getirtiyorSağlıkla ilgili bomba iddiayı TBMM’ye sunduğu soru önergesiyle gündeme getiren CHP’li Umut Oran, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun sorulara yanıt vermesini istedi. Sağlık Bakanlığı’nın, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türk Eczacılar Birliği (TEB) ile yaptığı anlaşma gereğince, Türkiye’de bulunmayan ya da ruhsatı olmayan ilaçlar TEB aracılığıyla yurt dışından temin edilerek hastaya ulaştırıldığını anımsatan Umut Oran, Sağlık Bakanı’na şu soruları yöneltti:Bu ilaçların yıllık cirosu 1 milyar TL’ye mi ulaştı?- Söz konusu ilaçları hangi şirket/şirketler, ecza deposu aracılığıyla yurt dışından temin etmektedir? Son 10 yıl içinde bu iş için hangi şirketlerden yararlanılmıştır, bu şirketlerin tam adları, ticari unvanları nedir?- Bu ilaçlarda kâr marjı nedir, bu işten kimler, hangi kurumlar para kazanmakta mıdır? Bu ilaçların yıllık cirosunun 1 milyar TL’ye ulaştığı bilgisi doğru mudur?18 firma daha izin aldı- Türkiye’de ruhsatı olmadığı için yurt dışından ilaç ithal edilmesi amacıyla 18 firmanın bakanlığınızdan izin aldığı bilgisi doğru mudur, bu şirketlerin isimleri, ticari unvanları nedir?Bozulduğu için imhasına karar verildi- Bu ilaçları yurt dışından getiren şirket/şirketler hakkında bakanlığınızın yürüttüğü herhangi bir soruşturma var mıdır, varsa sonucu ne olmuştur, verilen ceza var mıdır, bu cezalar nelerdir?- Bu şekilde yurtdışından getirilen ancak saklanma koşullarına uygun olmadığı için bakanlık müfettişlerinizce bu ilaçların imha edilmeleri kararı alındığı duyumu doğru mudur? İmhası istenen söz konusu ilaçlarla ilgili olarak kapsamlı bir soruşturma yaptınız mı, yaptıysanız sonucu ne olmuştur? Bu ilaçların isimleri nelerdir?- Bakanlık soruşturması sonrasında firma hatasından kaynaklanan durum nedeniyle başka firmalara ithal ilaç dağıtım izni verdiniz mi, verecek misiniz?Bozulan ilaçlar hastalara verildi mi, kendilerini uyardınız mı?- Saklama koşulları uygun olmadığı saptanan söz konusu ilaçlardan hastalara verilenler var mıdır? Bu hastalara tek tek ulaşılıp bu ilaçların kullanılmaması gerektiği uyarısı yapıldı mı, bu ilaçlar kullanıldıysa ne tür tedavi önlemleri aldınız? Söz konusu firma tarafından getirilen başka (anlaşma dışı) ilaçlar da var mıdır?- Anlaşma kapsamındaki/dışındaki bu ilaçların yurt dışından getirilmesi ve saklanmasında gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığı nasıl kontrol edilebiliyor? Bakanlık hangi aşamada bu ilaçlara doğrudan müdahil olabilmektedir?Eczacılar neden devre dışı?- Bu şekilde ilaç getirtilmesi işleminde eczaneler neden devre dışı bırakılıyor? 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun EK 7’nci maddesinde bir düzenleme yapmak suretiyle bu işlemlerin doğrudan eczaneler vasıtasıyla yapılması sağlanamaz mı?Eczacıya neden brüt yüzde 6 verilecek?- TEB’in son uygulamasıyla irtibat noktasına çevrilmesine rağmen eczanelerin bu işten sağlayacağı hizmet geliri için net bir meblağ yazmak yerine, neden brüt yüzde 6 gibi muğlak bir ifade yer aldı? Yüzde 6’lık hizmet bedelinden kesilecek olan masraf kalemleri ayrı ayrı olarak nedir ve oransal olarak ne kadarı kesilecektir? Eczacılar bu işlemden ne kadar net ücret alacaklardır?Kargoyla ilaç gönderme mi başlıyor?- Bürokratik işlemlerinin 24 bin eczane tarafından yapılacağı bu yeni ithal ilaç uygulaması, “kargoyla ilaç gönderme” gibi tehlikeli bir uygulamayı yaşama geçiriyor mu? Dev ilaç firmaları bundan böyle Türkiye’de hastalara kargoyla ilaç göndermeye mi başlayacak?Kargoda ‘soğuk zincir’ nasıl sağlanacak?- Kargoyla ilaç göndermede “soğuk zincir” nasıl uygulanacak, ilaçların kargoda taşınması sırasında bozulmaması nasıl sağlanacak?Eşdeğer ilaç fiyatı yüzde 120 mi artıracak?- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 1 Ekim 2014’den itibaren geçerli olmak üzere Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) eşdeğer ilaç uygulaması için yeni bir fiyat hesaplaması getirdi. Mide, antibiyotik, kalp, tansiyon, hepatit b, astım gibi tedavi gruplarındaki ilaçlar için hastalar bundan sonra daha fazla ilaç fiyat farkı ödeyecek. 15 etken madde ile başlayacak olan bu uygulamanın kısa bir süre sonra tüm ilaçları kapsayacağı belirtilmektedir. SGK’nın belirlediği 15 eşdeğer grupta toplam 218 ilaç bulunduğu belirtilmesi karşısında bu uygulamanın genişletileceği bilgisi doğru mudur? SGK bu uygulama için bakanlığınıza danıştı mı? SGK’ya tabi hastalar yüzde kaç fiyat farkı ödeyecek? Hastanın reçeteli ilacı için ödeyeceği fiyat farkının yüzde 20 ila yüzde 120 arasında artacağı bilgisi doğru mudur? SGK’nın bu uygulaması kalp, tansiyon, hepatit b, astım gibi kronik rahatsızlıklarda vatandaşların tedavilerinde ihmale yol açmayacak mı?SUT tedaviyi vurmayacak mı?- SGK’nın bu uygulaması kalp, tansiyon, hepatit b, astım gibi kronik rahatsızlıklarda vatandaşların tedavilerinde ihmale yol açmayacak mı?
Sosyal ağlarda beklediğiniz bir devrim varsa, vakit yaklaşıyor olabilir. Son günlerin belki en çok konuşulan sosyal ağı Ello, “internetin ilk günahı“ndan arınmış bir sosyal ağ ve reklamsız. “Siz ürün değilsiniz” diyen manifestosuyla bu konudaki duruşunu net bir şekilde ortaya koyan Ello, yalnızca davetle üye kabul ediyor. Bugün bir milyonun üzerinde kişi, Ello’ya üye olmak için sırada bekliyor.Ello, yazar, artist ve aynı zamanda çocuklar ve yetişkinler için sanat-oyuncakları geliştiren Kidrobot‘un kurucusu Paul Budnitz‘e ait bir ürün. Reklamlı sosyal ağlardan sıkılan belki milyonlarca kullanıcıdan biri olan Budnitz, yalnızca davetle tanıdık kişileri kabul eden, samimi bir sosyal ağ kurma fikriyle yola çıkmış. Ocak ayında 435 bin dolarlık tohum yatırım alan Ello, Ağustos ayında üyelere kapılarını açmış.Ello’yu dürüst ve şeffaf olarak algılanmasını sağlayan en önemli faktör “acı gerçekler”den konuşmaktan çekinmemesi. Aldığı yatırımla ilgili de bir açıklama yayınlayan Ello, bu yatırımın şirket üzerinde karlılık ve büyüme gibi baskıları arttırdığının kabul ediyor. Ancak bunun manifestosunda belirttiği reklam satmamak ilkesinin çiğnenmesine neden olmayacağına söz veriyor. Bu durumda Ello’nun nasıl para kazanacağı akla gelen ilk soru oluyor. Ello, şimdilik, kullanıcılarına bazı premium özellikler, örneğin arka plan rengi değiştirmek için 1 dolar gibi, satarak gelir yaratmayı planlıyor.Kullanıcıların gerçek adlarını kullanmak zorunda olduğu Facebook ve Twitter’dan farklı olarak Ello’da böyle bir şart sözkonusu değil. Hal böyle olunca Ello oldukça yoğun bir ilgi görüyor. Geçtiğimiz Perşembe gününden itibaren Ello’nun bir saatte ortalama 35 bin davetiye talebi aldığı da notlar arasında.Facebook’un kirli görülen taraflarını eleştirse de Ello’nun da sütten çıkmış ak kaşık olduğunu düşünmek çok da sağlıklı olmayabilir. Zira bu yeni harbi sosyal ağın gizlilikle ilgili önemli sıkıntıları olduğu çokça konuşuluyor. Performans sanatçısı Tiara Shafiq, Facebook’tan kaçıp Ello’ya sığınanlardan biri ancak sanatçı kısa süre için Ello’yu bırakmak zorunda kalmış. Shafiq, kendi blogunda Ello’nun özel mesajlarınız dışındaki bütün paylaşımlarınızın herkese görünür ve Google’da aranabilir olduğu belirtiyor. Hatta Facebook ve Twitter’ın daha güvenli olduğunu bile söylüyor.Ello ise gizlilik ayarlarının geliştirilmesi konusunun üzerinde çalışıyor. Halihazırda Shafiq de yazısını, Ello’nun bu konuda kullanıcılara bilgilendirici bir e-posta göndermesinden bir gece önce yazdığını söylüyor.Ello’yu incelemek isterseniz burada. Üyelik için e-posta adresinizi bırakmanız yeterli ancak uzun listede sıranın size gelmesi için sabırlı olmanız gerektiğini hatırlatalım.Webrazzi
Hiç dokunmadan bir bardak birayı saniyeler içinde içebilen kız görenleri şaşırtıyor.Akşam çıkıp bir bira içelim diyemeyeğiniz türden bir kızı izliyoruz. Arkadaşlarıyla oturan kız gelen birayı ellerini hiç kullanmadan ağzıyla tutup böyle içti.
Arsenal-Galatasaray maçına atanan İtalyan hakem Gianluca Rocchi'nin Galatasaray'la pek iyi hatıraları yok.Galatasaray'ın 2010 yılında Atletico Madrid'le Ali Samiyen stadında oynadığı UEFA maçında maçın hakemi Gianluca Rocchi'ydi.O maçta o dönem Galatasaray'da kiralık olarak forma giyen Caner Erkin'in ceza sahasına girdiği anda rakip oyuncunun eliyle topa müdahale etmesini 85. dakikada atlayan ve penaltıyı vermeyen Rocchi' taraftarların büyük tepkisini çekmiş ve Galatasaray o pozisyonun ardından Forlan'ın ayağından yediği golle 2-1 mağlup duruma düşmüş bu sonuçla birlikte de UEFA'dan elenmişti.Eurosport