onedio
Gültan Kışanak'ı Kovan Subaya Necdet Özel'den Ödül İddiası
IŞİD saldırısı nedeniyle Türkiye sınırına gelen Suriyelilerin geçişi sırasında Suruç'a giden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile tartışan üsteğmene Genelkurmay Başkanı Necdet Özel tarafından ödül verildiği öğrenildi.'Benim toprağımsa çık dışarı'Türkiye- Suriye sınırındaki Suruç'ta Kobani için çadır kuranlarla askeri taş yağmuruna tutanlara yapılan müdahaleye tepki gösteren Kışanak, askerle konuşurken, 'Senin devletin bana söz verdi' demiş; asker de buna karşılık, 'Burası benim devletimse, benim toprağımsa çıkın dışarı' ifadelerini kullanmıştı.CNN Türk
"Yıl Olmuş 2014, Hala..." Diye Düşünebileceğiniz 17 Durum
Belki de her gün işe giderken okula giderken veya herhangi bir yere giderken bizi canımızdan bezdiren bir durum. Metrobüs sistemi de gelse toplu taşıma araçları arttırılsa da bir türlü önüne geçilemeyen bir durum. Özellikle İstanbul'da yaşıyorsanız bir yere arabanızla gitmeye karar vermeden önce 2 kere düşünmeniz gerekir.
'Benden Çok iyi Dedektif Olurdu' Diyenlere: Akıllara Durgunluk Veren 6 Dava
İnternetin, toplumsal getirileri düşünüldüğünde, iyi mi yoksa kötü mü olduğu hala cevaplanamamış bir soru. İnternet üzerinde her türlü bilgi bulunabildiği için, herkes istediği herhangi bir konuda araştırma yapabilir. Örneğin internet yardımıyla ödevlerinizi yapabilir, bilgisayar oyunları hakkında hileler öğrenebilir, ve hatta bir cinayet soruşturması yürütebilirsiniz. Zaman zaman her birimiz bir 'dedektif' kadar gözü açık, ayrıntılara dikkat eden ve zeki bir kişi olduğumuzu söylüyoruz. Hatta Sherlock Holmes olduğunu iddia edenler de yok değil. Peki o halde, elimizin altında internetin nimetlerinden faydalanmak gibi bir şans da varken, bu altı gizemli davayı çözebilecek miyiz?
Akıllı Saatlere Çin Damgası Vurulmak Üzere!
Çin, bir kez daha, koca bir teknoloji pazarının kaderini değiştirmeye hazırlanıyor!Dünya genelinde akıllı saat marketi hızlı bir yükselişe geçiyor ve 2016 yılında kol saati marketinin %40'ını eline geçirme olasılığından bahsediliyor. Ayrıca, Gartner analistlerine göre, Android tabanlı akıllı saatlerin fiyatları 2015 yılında ortalama 30 dolara kadar düşecek.Analistlere göre, en üstte bulunan 10 akıllı telefon üreticisinin 9'u şu anda giyilebilir marketinin içerisinde veya ilk ürünlerini satmaya hazır konumdalar. Geçtiğimiz yıl ise bu üreticilerin sadece 2'si markette bulunmaktaydı.Gartner araştırma yöneticisi Angela McIntyre , Apple'ın sonunda Apple Watch'un tanıtımını yaptığını ve önümüzdeki yıl içerisinde pek çok kullanıcının ilgisini bu markete çekeceğini söylüyor: ' Apple akıllı saat modellerini tanıttı ve bu saatler, en ucuzu 349 dolar olmak üzere geniş bir fiyat aralığında satılacaklar. ' iPhone'larda olduğu gibi akıllı saatlerinde de fiyatı yüksek tutan Apple'ın, bu durum yüzünden sınırlı bir market payına sahip olacağını düşündüklerini söyleyen McIntyre, bu duruma rağmen Apple'ın tasarım ve kullanıcı ara yüzüne verdiği önemin pek çok kullanıcının dikkatini markete çekeceğini de belirtti.Bir başka Gartner analisti olan Annette Zimmerman ise, ve Samsung Gear ürünlerinin erken ürünler olduklarını söyledi. Zimmerman'in söylediğine göre, bu ürünler basında çok fazla yer kaplarken, hatalı tasarım ve belirsiz değer önerileri sebebiyle kullanıcıların dikkatlerini üzerlerine çekmeyi tam olarak başaramadılar. 2014 içerisinde tasarım ve kullanıcı deneyimi açısından bakıldığında gelişim yaşandığını da belirten Zimmerman, yılın ikinci yarısında çok daha fazla kullanıcının bu alana ilgi göstereceğini tahmin ettiklerini söylüyor. Ayrıca Zimmerman, Android Wear ile gelen yeni özelliklerin de bu saatlerin kullanışlılıklarını arttırdığını belirtmeyi unutmuyor.
'HSYK, RTÜK Gibi Bir Yapıya Kavuşturulursa Vay Halimize'
TÜRKİYE Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, HSYK'nın Anayasa'daki düzenlemesinin değişmesi gerektiğini uzun zamandır söylediklerini belirterek, 'Değişmesi lazım ama çözüm bu değil. Şimdi yine değiştirmek istiyorlar. Kafalarındaki RTÜK modelidir. HSYK, RTÜK gibi bir yapıya kavuşturulursa vay halimize. Türkiye'de azıcık kalan adalet de o gün gider' dedi.TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi'nde incelemelerde bulunduktan sonra geldiği Batman'da baronun hizmet binası temel atma törenine katıldı. Batman Belediye Başkanı Sabri Özdemir, Baro Başkan Ahmet Sevim ve avukatların da katıldığı törende yaptığı konuşmada, öncelikle sınırdaki gelişmeleri değerlendiren Metin Feyzioğlu, Suruç'un Murşitpınar Sınır Kapısı'ndan çıplak gözle IŞİD katillerini görecek noktaya kadar ilerleyebildiklerini belirtti. Feyzioğlu, 'Sınırlarımızın hemen ötesine bakıp içeride kendi sorunlarımızı insan hakları ve demokrasi temelinde nasıl çözeceğimize derhal karar vermek zorundayız. Hukukçulara belki de herkesten çok görev düşüyor. Siyasi parti temsilcilerinin siyasi kaygılarına, devletin çeşitli stratejilerine, hükümetin günlük taktiklerinin yürüdüğü bir süreçte, biz tüm insanlığın ortak dili olan insan hakları paydasını inşa edebiliriz. Biz aynı lisandan konuşabiliriz, çünkü biz merkezine insanı ve sevgisini koyan, kıblesi insan olan kişileriz' dedi.EZİDİ AİLELERİNE DESTEK SÖZÜTemel atma töreninden sonra Batman Belediyesi tesislerinde kalan Şengal(Sincar) bölgesindeki bazı Ezidi aileleri de ziyaret eden Feyzioğlu, Ezidi ailelere çocuk maması yardımında bulunacaklarını belirtti. Feyzioğlu, 'Bu bir insanlık dramı. Mezhepçilik en ilkel bir düşünce. Burada korkunç bir drama şahitlik yapıyoruz. Döner dönmez, Ezidi ailelere çocuk maması göndereceğiz. Süt için ise yardım kampanyasını başlatacağız. Bu insanlar kendi istekleriyle gelmediler. Canları kurtarmak için geldiler. IŞİD belasından bölgeyi el birliğiyle kazmamız lazım. Bir insanın dili, mezhebi farklı diye böyle bir muameleye maruz kalmamalıdır. IŞİD etnik temizlik yapıyor. Elbette çağdaş dünya birleşip hakkından gelecektir. Önümüze şapkayı koyup düşünmemiz gerekir. IŞİD bu hale niye geldi, kimler getirdi ve niye getirdi?' dedi.'HSYK, RTÜK GİBİ YAPIYA KAVUŞTURULURSA VAY HALİMİZE'HSYK'nın Anayasa'daki düzenlemesinin değişmesi gerektiğini uzun zamandır söylediklerini ifade eden Feyzioğlu şunları söyledi:'Biz Kopenhag- Venedik komisyonun ilkelerini aldık. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ilkelerini esas alıp bir taslak çıkardık. Kabul edilirse zaten bugünkü gibi bir taraftan hükümetin, diğer taraftan da cemaatlerin cirit attığı bir yargı yarışı olmaz. Böyle bir ortamda yargının bağımsızlığından söz etmek gerçekten zordur. Hükümet boğazına kadar seçimlerin içine girmiş durumda. Karşısında değişik kimliklerden cemaatler var. Kimin kim olduğunu, kimin kime hizmet ettiği karışmış. Hükümetin niyetini gayet iyi biliyoruz ki, mümkün olsa;.Anayasayı değiştirip RTÜK modelini getirmek. Oysa 2010 referandumunda da söyledik. O günkü HSYK'dan memnun değiliz. Değişmesi lazım ama çözüm bu değil. Şimdi yine değiştirmek istiyorlar. Çözüm kafalardaki değil, kafalarındaki RTÜK modelidir. RTÜK yapısından mutlularsa, kendileri mutlu ama Türkiye mutlu değil. HSYK, RTÜK gibi bir yapıya kavuşturulursa vay halimize. Türkiye'de azıcık kalan adalet de o gün gider.'DHA
Reklam
Reklam
Vali Coş'a 'Gavat' Diyen Gazeteci Hakan Gülseven'e 11 Ay Hapis
Kendisini protesto eden bir yurttaşa ‘gavat’ diyen dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş hakkında ‘Gavat’ Üzerine…’ başlıklı bir yazı kaleme alan gazeteci yazar Hakan Gülseven hakkında, Coş’a hakaret ettiği gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.Hakaret edilmedi, eleştiri yapıldıYurt gazetesinde 11 Kasım 2013 tarihinde yayınlanan yazıya ilişkin İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, savcı Hacı Hasan Bölükbaşı sanık Gülseven’in ‘kamu görevlisine kamu görevinden dolayı hakaret’ suçundan cezalandırılmasını istedi.Gülseven’in avukatı Gizem Duygu Öcalan ise söz konusu yazıda Coş’un bir yurttaşa karşı kullandığı ‘gavat’ i fadesine atıf yapılarak hakaret edilmediğini, eleştiri yapıldığını belirtti.Hapis cezası paraya çevrildiÖcalan’ın beraat talebinin ardından kararını açıklayan mahkeme, Gülseven’e ‘kamu görevlisine kamu görevinden dolayı hakaret’ suçundan bir yıl iki ay hapis cezası verdi. Cezayı 11 ay 20 güne indiren mahkeme bu cezayı da paraya çevirdi. Mahkeme sanık Gülseven’in 7 bin TL adli para cezası ödemesine hükmetti.Vali Coş, geçen 10 Kasım töreninde hükümet aleyhine protestolar sırasında bir kişiyi polise göstererek “Alın o gavatı” demişti. Söz konusu ifade nedeniyle Coş hakkında yapılan şikayette savcılık takipsizlik kararı vermiş, Kamu Etik Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve İçişleri Bakanlığı’na yapılan şikayetler de işleme konulmamıştı.'Dünyanın bütün gavatları, birleşin!'Mahkemenin kararını Twitter hesabı üzerinden paylaştığı mesajlarla değerlendiren Gülseven şu mesajları paylaştı:“Adana’da en az bir gavat var” dediğimde üzerine alınan ve dava açan Vali H.A. Coş, davayı kazandı. Yaşasın ‘yüce’ yargı!‘Gavat Davası’nın fevkalade şenlikli olacağını düşündüğüm Yargıtay temyiz dilekçesini paylaşacağım… Dünyanın bütün gavatları, birleşin!Artık Adana’da ‘bir gavat’ yoktur!.. (Diğer illeri bilemem!)Diken
İşte Karşınızda BOTOBÜS
Özellikle yaz aylarında otobüsün iç sıcaklığında tasarruf eden BOTOBÜS İstanbul’un çeşitli hatlarında yolcu taşıyacak. BOTOBÜS ilk olarak 87 Edirnekapı-Taksim hattında hizmet verecek.Botobüs, bitkileri ile fotosentez yaparak karbon emisyonunu azaltıyor. Aynı zamanda otobüs çatısını güneş ışınlarına direkt maruz bırakmadığı için enerjiden tasarruf sağlıyor ve klima performansını artırıyor. Boşa akan klima suyu da değerlendirilerek ekolojik çatıdaki bitkiler sulanmış oluyor.
Reklam
Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 16 Çingene Filmi
Latcho Drom, yaşadıkları her yerde ‘öteki’ olarak algılanan Çingeneler’in öyküsü. Cezayir asıllı bir Çingene olan Fransız vatandaşı Tony Gatliff, müzisyenliğinin de getirdiği birikimle filmlerinde müziği ön planda tutarak, genelde Çingene öyküleri anlatıyor bizlere. Latcho Drom sinema-müzik birlikteliğinin belki de doruğa ulaştığı filmlerden. Çingenelerin Hindistan’dan başlayan ve Mısır, Türkiye, Romanya’dan Avrupa’ya ulaşan yolculukları hiç diyalog kullanmadan, muhteşem müziklerle anlatılıyor. Şarkıların sözleri, Çingenelerin hem tarihsel hem de mekansal yolculuklarında yaşadıklarına vurgu yapıyor. Yaşadıkları onca acıya rağmen, coşkulu ve neşe dolu olmayı başarabilmiş bu halk, yanıbaşımızda ‘öteki’ olarak var olmaya ve dans edip şarkı söylemeye devam ediyor. İyi Yolculuklar, bir Hintli Çingene kervanının görüntüsüyle başlar. Göçebe alınyazılarını anlatan şarkılar türküler eşliğinde masallardan fırlamışa benzeyen bir manzarada, portakal rengi Racastan Çölü aşılır. Kendisi de Çingene kökenli olan Fransız vatandaşı Gatlif, köklerine ulaşma arayışı içinde bu filmi yapmaya girişmiştir. Gerçi Çingeneler sinemada hiç de es geçilen bir konu değildir ama Romanların bakış açısından ve Roman dilinde çekilen filmlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Gatlif’e göre İyi Yolculuklar, “ne belgesel ne de kurmaca bir film.” Yönetmenin ‘‘senfonik bir şiir’’ diye tanımladığı eseri için belki de en doğrusu Çingene müzikleri antolojisi demek olur. Filmin, envai çeşit telli sazla -sitar, zitar, keman, gitar- aşık atan dümbeleklerden darbukalara, kaşıklardan kastanyetlere dek aklınıza gelebilecek her tür vurmalı çalgıyla icra edilen inleyen ya da stakato (kesik kesik) nağmeli bir müziğe sahip. Ne de olsa müzik, Roman kültürünün özüdür; Gatlif’in müzisyenleri de nereye adım atsalar ocuklardan oluşan bir hayran kitlesi tarafından izlenir. Filmin yapısı da müzik üzerine kuruludur.
''Cemal Özgörkey, Galatasaray'a Layık Bir İsim''
Radyospor'da Özgür Sancar'ın canlı yayın konuğu olan Yalman'ın sözlerini Ajansspor derledi. Yalman, Galatasaray'da kriz ortamı olduğunu ifade ederken, Ünal Aysal'ın adayı Cemal Özgörkey'i 'Galatasaray,'a yakışan bir isim' olarak yorumladı, Prandelli için de bomba bir göndermede bulundu.“MALİ SORUNLAR VAR..”Öncelikle Galatasaray’ın Arsenal mücadelesini yorumlayan Yalman, “Her Galatasaraylı gibi ben de Galatasaray’ın Arsenal’i yenmesini bekliyorum, istiyorum ve umut ediyorum. İnşallah alnımızın akıyla döneriz” ifadelerini kullanırken, Perşembe günü teslim etmesini istediği listesi hakkındaki soruda ise sır vermedi. Yalman, “Listeyi önce Divan Kurulu’na takdim edeceğim, bundan önce de bir şey söylemeyeceğim. Söylentileri kimse çok da kabul etmemeli” dedi.Seçim süreci ve sonrasında Galatasaray camiası için iç barışın önemli olduğuna dikkat çeken Yalman, “Bunun yanında da Galatasaray’ı bekleyen problemler var; mali durumlar var, bununla ilgili açılımları tamamladık, kimsenin endişe etmesine gerek yok” dedi.GALATASARAY AVRUPA’DAN MEN EDİLİR Mİ?Mali durumun kötüleşmesi ile birlikte seneye UEFA Finansal Fair Play kuralları dahilinde Galatasaray’ın Avrupa’dan men edilebileceği hakkındaki yorumlara katılmadığını da söyleyen Yalman, “Endişe verecek durum olduğunu zannetmiyorum, hazırlıklarımızı yaparken buna göre tedbirler alıyoruz. Galatasaray’da göreve gelen insanlar nasıl problemlerle karşılaşacaklarını bilirler, tedbirini de buna göre alırlar. Ama asıl önemlisi; Galatasaray neden böyle bir ihtiyaçlar işine girdi, bunu tespit etmek önemli. Bizim bu konudaki tespitlerimizi ise daha sonra paylaşabiliriz” diye konuştu.“CEMAL GALATASARAY’A DA LAYIK BİR İSİM”Ünal Aysal’ın devam etmeme kararı hakkında kendisiyle konuşmadığını, yeniden aday olma durumu hakkında konuşmasının da ancak spekülasyon olabileceğini ifade eden Yalman, Aysal’ın aday olarak sunduğu Cemal Özgörkey ismini ise “Ünal’ın takdiri” diyen yorumladı.Yalman şöyle devam etti; “Cemal benim de sevdiğim bir arkadaşım, Galatasaray’a da layık bir isim. Onun da Galatasaray’ın problemleriyle ilgilenmeyi tercih ediyor olması, beni memnun eder”.PRANDELLİ’YE BOMBA MESAJ: “SÖZLEŞMEYİ ÜNAL’LA İMZALAMADI”Mevcut teknik adam Prandelli’nin “Ünal Aysal benim için Galatasaray’dır” sözünü yorumlanması da istenen Yalman, “Neden böyle söylediğini bilmiyorum ama Prandelli’nin mukavelesi Ünal’la değil, Galatasaray’la. Böyle bir şeyi konuşmak bile bugünün konusu değil” diyerek sert bir mesaj verdi.Kimseye Mustafa Denizli’yi göreve getireceği hakkında bir şey söylemediğini de açıklayan Yalman, “Bugün Prandelli Galatasaray’ın mukaveleli antrenörü, bunun hakkında konuşacak bir durum da yok. Şu anda ben seçilirsem de devam edecek görüntüsü var” diye konuştu.“GALATASARAY İÇİN ŞAMPİYONLUKTAN BAŞKA HEDEF OLMAZ”4. yıldız konusunun da şu an düşünülmesi gereken bir şiar olmadığının altını çizen Yalman, “Mücadeleye çıkan bir takım için ilk müsabakası önemlidir, önündeki maçları teker teker kazanırsa hedefine ulaşır. Bugün Arsenal, daha sonra da lig maçı düşünülmeli. Galatasaray da bunları teker teker geçecek kuvvet ve beceriye sahip” dedi.Yalman “Galatasaray için şampiyonluktan başka bir hedef olmaz, Şampiyonlar Ligi’nde de böyle” ifadelerini kullandı.KENDİ ÖNDERLİĞİNDE LİSTEYE SICAKBaşkanlık için ortak bir liste belirlenmesi spekülasyonu hakkında da konuşan ve kendisine bu tür bir talep gelmediğini ifade eden Yalman, kendi önderliğinde böyle bir liste hazırlanmasına pozitif bakacağını söylerken, “Pozitif bakarım, çünkü birlik beraberlikten önemli bir şey yoktur” dedi.“GALATASARAY’DA KRİZ DURUMU VAR”“Galatasaray’ın içinde olduğu durum seçim ortamı değil, Galatasaray’da kriz durumu var. Galatasaray’da hiçbir görev yerde kalmaz. Kimse Galatasaray’da mecburen bir şey de yapmaz, o hallere düşmüş bir kulüp değil” diyerek hem seçim ortamını, hem de aday olmasını önemli bir mesajla yorumlayan Yalman, sözlerini şöyle noktaladı; “Camia endişe etmesin, güvensin, inansın ve kenetlensin… Galatasaray’ın ihtiyacı olan şu an sadece birlik beraberlik. Galatasaraylılık duruşunu bugünlerde yeniden göstermeliyiz”.Ajansspor
'Suriye ve Irak İçin Meclis'e Tek Tezkere Gönderildi'
Başbakan Yardımcısı Arınç, iki tezkereyi birleştirmek suretiyle bütün tehditleri karşılamaya yönelik bir metinin TBMM'ye gönderildiğini söyledi.Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, ''İki tezkere birleştirildiğine göre, şüphesiz tehdit veya en azından risk oluşturan gelişmelerde ismi geçen örgütlerden bahsedilecek, bahsediliyor. Genel ifadeler kullanmayı tercih ettik. Ancak bazı örgütlerin isimleri gerekçe kısmında özellikle kullanılmış olabilir. Bazı konulara dikkat çekmek için hükümetimiz uygun görmüştür'' dedi.Arınç, Bakanlar Kurulu'nun ardından düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bir gazetecinin ''Tezkere kapsamlı olacak bir daha hiçbir şeye ihtiyaç duyulmayacak şekilde hazırlandı, dediniz. TSK'nın sınır ötesine geçişi bu kapsamda mı, Türkiye topraklarının yabancı devlet askerleri tarafından kullanılması bu tezkerenin kapsamı içerisinde mi? Özellikle güvenli bölgede görev yapacak olan güvenlik elemanlarının, asker ve polis gibi kendilerini daha güvende hissetmeleri için bir hazırlık yapılabileceği hükümet tarafından, bu yönde bazı haberler var. Bu yönde bir hazırlık var mı?'' sorusu üzerine Arınç, ''Şıklarınız bunlarsa, bir son şık daha ekleyelim, hepsi. Bütün bunların hepsini karşılayacak bir metin hazırlandı. Çünkü biz hergün bunu düşünmek veya bu konuda yeni bir karar almak ihtiyacını hissetmeyeceğiz'' ifadelerini kullandı.Kararlı bir hükümet olduklarının altını çizen Arınç, şöyle devam etti:''Türkiye'nin içinde, dışında neler yaşandığını ve yaşanması muhtemel olayların neler olduğunu çok iyi biliyoruz. Güvenli bölge veya diğer konular biraz nostalji ifade etmesin, bunların hepsinin hem askeri hem de diplomatik bir karşılığı vardır. Bizim meselemiz Türkiye'nin güvenliğini sağlayabilmektir ve dışımızda yaşanacak olayların uzantılarının Türkiye'ye gelmemesi veya Türkiye'yi meşgul etmemesidir. Dolayısıyla talep kısmında, uzun bir gerekçeden sonra, yaşanan olaylar da geniş bir şekilde açıklandıktan sonra, talep kısmında hükümetimizin Meclis'ten istediği yetkilerin içerisinde, bu saydıklarınızın hepsinin de izini, işaretini bulmak mümkündür.''''Tarif etmek çok daha akıllıca bir iş olacaktır''Arınç, ''Irak tezkeresinde PKK, Suriye tezkeresinde Suriye rejimi ifadeleri vardı. Bunlar yeni tezkerede korunuyor mu, ayrıca bunlara eklenen terör örgütleri ya da radikal unsurlar gibi ifadeler var mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi:''Evet, iki tezkere birleştirildiğine göre, şüphesiz tehdit veya en azından risk oluşturan gelişmelerde ismi geçen örgütlerden bahsedilecek, bahsediliyor. Ama bildiğiniz gibi, daha önceki tezkerelerimizde IŞİD veya benzeri hiçbir örgütün de ismi belki rahatlıkla geçmiyordu son yaşadığımız olayda. Bizim son bir sene, altı ay içerisinde yaşadığımız olaylardır. Genel ifadeler kullanmayı tercih ettik. Ancak bazı örgütlerin isimleri gerekçe kısmında özellikle kullanılmış olabilir. Bazı konulara dikkat çekmek için hükümetimiz uygun görmüştür. Ama bunların isimlerini tek tek saymak gibi bir çabanın içerisinde değiliz.''Suriye'de belki 50'den fazla, Irak'ta ise belki 20'den fazla örgütün isminden bahsedildiğini belirten Arınç, şunları kaydetti:''Bunlar bazen küçük değişikliklerle, bölünmelerle, parçalanmalarla veya son zamanda bir eylem vasıtasıyla konuşulmuş oluyor. Ben kendi adıma sorayım, sizler de kendi adınıza sormuş olun, mesela 'Horasan' diye bir örgütün varlığından sizin haberiniz var mıydı? Böyle bir örgütün ciddi bir tehlike olduğunu siz herhangi bir bilgiye dayalı olarak düşünüyor muydunuz? Hayır, bunun karşılığı bu değildir. Amerikan uçaklarının bombalayacağı ve yok etmeye çalışacağı bir ciddi örgüt var ki karşımızda, bunun ismini biz yeni duyuyoruz. Dolayısıyla terör dendiği zaman, terör örgütü dendiği zaman şiddete, silaha dayalı veya ideolojik kapsamda bir şey gerçekleştirmek üzere şiddet ve silah kullanan örgütlerin isimlerini tek tek saymak yerine, onları tarif etmek çok daha akıllıca bir iş olacaktır. Ben sorunuzun cevabını, tezkerede fazlasıyla bulabileceğinizi düşünüyorum.''''Biz, her türlüsüne hazırız''Bir gazetecenin ''Tezkerenin kapalı oturumda görüşülmesi gibi bir seçenekten bahsediliyor. Hükümetin eğilimi bu yönde mi?'' sorusuna ise Arınç, ''Kapalı oturum her zaman yapılabilir. Benim de katıldığım kapalı oturumlar olmuştur. Şart değildir, ancak başbakan, bakan veya gruplardan herhangi birisi veya en azından şu kadar milletvekili talep ederse, iç tüzüğün galiba 70'inci maddesiydi, kapalı oturum kararı alınabilir, görüşmeler kapalı oturumda yapılır, bitirilirse, bunlar 10 yıl içerisinde tutanakların açıklanması da mümkün olmaz'' şeklinde yanıt verdi.Ancak genel kurulun gündemine hakim olduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti:''Açık da yapabilir bu görüşmeler. Her şey açıkta da cereyan edebilir. O gün nasıl bir karar verilecek, nasıl bir talep olacak doğrusu bunu gündemimize alıp da görüşmedik. Biz, her türlüsüne hazırız. Hükümetimiz olarak tezkeremizi savunacağız ve kamuoyunun bilmesi gereken hususların da herkes tarafından bilinmesini arzu edeceğiz. Ancak şüphesiz bazı konuların rahatlıkla konuşulması veya kamuoyunun bu konular üzerinde dikkatini çekerken başka bir takım endişelerin doğması mümkünse ve sadece milletvekillerimizin bilgilendirilmesi düşünülürse, dediğim gibi 70'inci madde kapsamında bir kapalı oturum yapılabilir. Hükümet olarak tavrımızı Meclis'ten gelecek talebe göre değerlendirebiliriz.''''Görevlerine şu an itibariyle devam etmekte''Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Süleyman Şah Türbesi'yle ilgili IŞİD'in etrafını sardığı bilgileri var. Oradaki bordo berelilerin çıkartılması gibi yeni bir değerlendirme hükümetin gündeminde midir?'' sorusu üzerine şunları kaydetti:''Süleyman Şah Saygı Karakolumuz var bildiğiniz gibi, Türkiye sınırlarına yakın bir yer. 1921'den bu yana da özel hükümler var bu konuda. Lozan Anlaşması'yla da bu hükümler aynen kabul edilmiş ve korunmuş. Yani Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun Türkiye toprağı olacağı ve orada belli bir miktar asker bulundurulacağı, bunların belli zamanlarda değiştirilebileceği, bir rotasyona tabi tutulabileceği ve bu toprağın ilgili olduğu hukuk sanıyorum 1921'den bu yana Türkiye ile Fransa arasında yapılan bir anlaşma, daha sonra da Lozan Anlaşması ile genel geçer bir hüküm haline gelmiş ve Türkiye her zaman oranın, Osman Gazi'nin dedesi olan Süleyman Şah'ın ölmesine müteakip yapılan türbe, o türbenin bulunduğu yerin Türkiye toprağı sayılacağı ve buna yönelik tehditlere karşı da uluslararası hukuktan kaynaklanan bir hakkımızın olduğu her zaman ifade edilmiştir. Evet, IŞİD militanlarının o bölgeye çok yaklaştığı söz konusudur. Ancak, orada askerlerimiz teçhizatlarıyla ve silahlarıyla birlikte bu Saygı Karakolu'ndaki görevlerine şu an itibariyle devam etmektedirler.'''İyi ki sordunuz'IŞİD'in terör örgütü listesine alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının olmadığı iddialarına ilişkin soru üzerine Arınç, 'İyi ki sordunuz. Bir milletvekili bile bunu soru önergesi haline getirmiş, resmi gazeteleri veya bununla ilgili çalışmaları, dökümanları inceleme zahmetine katılmadan' diye konuştu.Arınç, şöyle devam etti:'Bir milletvekili bunu önce basın servis yaparak sonra da soru haline getirerek kamuoyunda sanki IŞİD ile ilgili sanki hükümet hiçbir karar almamış gibi, bu yüzden de IŞİD'e daha çok müsamahakar davranıyormuş gibi siyasi çalışma hazırlığında bu sayın milletvekili ve onun partisi. Oysa en azından 1 yıl önceki kayıtları taramış olsaydı her halde şunu görecekti: 30 Eylül 2013 tarihli ve 2013/5428 sayılı bakanlar kurulu kararıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1267, 1988 ve 1989 sayılı kararlarıyla listelenen kişi kuruluş veya organizasyonların tasarrufunda bulunanların Türkiye'deki mal varlıkları dondurulmuştur. Biz BM Güvenlik Konseyinin bu kapsamda aldığı bütün kararları bugüne kadar uyguladık. Bunun örnekleri Resmi Gazete'de vardır.'Geçen günlerde de Resmi Gazete'de bir kişi veya kurumla ilgili olarak mal varlıklarının dondurulması kararının yer aldığını ifade eden Arınç, şunları söyledi:'Bahsettiğim 30 Eylül 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararı, 10 Ekim 2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan Bakanlar Kurulu kararının eki bir sayılı listede mal varlıklarının dondurulmasına karar verilen kişi, kuruluş veya organizasyonlar da listelenmiştir. Listenin El Kaide ile bağlantılı tüzel kişi, kuruluş veya organizasyonlar bölümünün 21. sırasında Irak El Kaidesi'nin mal varlığı dondurulmuştur. Aynı listenin 21. sırasının (u) bendinde IŞİD de mal varlığı dondurulacak terör örgütleri arasında yer almıştır.'Bakanlar Kurulu kararında 'Irak İslam Devleti' ve 'Levant' ifadesinin kullanıldığını belirten Arınç, Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail ve hatta Kıbrıs'ın bulunduğu bölgenin eski adının Levant olduğunu, Şam vilayetine bağlı bir çevreyi ifade ettiği için IŞİD'in eski Şam vilayeti olarak Levant ismini kullandığını anlattı.El Kaide ile bağlantılı gerçek ve tüzel kişilerle organizasyonların sayısının çok fazla olduğunu ifade eden Arınç, bunların içinde merkezi Tanzanya'da, Kenya'da, Pakistan'da, Endonezya'da, Etiyopya'da, Amerika'da bulunan çeşitli isimlerin bulunduğu listenin 21. sırasında IŞİD'den bahsedildiğini aktardı.Arınç, 'Meraklılar ve tatmin olmayanların Resmi Gazete'ye bakmasını tavsiye ediyorum' dedi.'Böyle bir konu görüşülmedi'Hükümetin' Kimse Yok Mu Derneğinin yardım toplama yetkisini iptal etmek için bir çalışma yürüttüğü' iddiasının sorulmasına karşılık Arınç, bugünkü Bakanlar Kurulu'nda böyle bir konunun görüşülmediğini söyledi.Söz konusu dernekle ilgili bir kararın henüz herhangi bir yerde yayımlandığını veya imzalandığını duymadığını belirten Arınç, buna karşın bakanlar kurulunda sık sık bazı dernek ve vakıfların kamu yararına çalışan dernek ve vakıflar olarak kabul edilmesini uygun bulduklarını, bazılarına da izinsiz yardım toplama izni verdiklerini anlattı.Kamu yararına çalışan dernek ve vakıfların sayısının çok fazla olduğunu dile getiren Arınç, bunların bir kısmının hiç faaliyet göstermediğini, bir kısmının kanun dışına çıktığını, dolayısıyla Maliye Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının bu dernek ve vakıfların faaliyetlerine dikkat ettiklerini belirtti. Kanuna uygun faaliyet gösterenlerin çalışmalarına devam ettiğini, kanunlara aykırılık görülmesi halindeyse onlara verilen hakların geri alınması için talepte bulunulduğunu anlatan Arınç, Bakanlar Kurulu kararıyla bu yetkiler verildiğine göre aynı yetkilerin yine Bakanlar Kurulu kararıyla alınması gerektiğini bunların rutin işlemler olduğunu söyledi.Söz konusu derneği tanıdığını, kurban veya yardım toplama faaliyetleri içinde hizmetler yaptığını bildiğini belirten Arınç, 'Ama böyle bir kararın henüz yayınlanmadığını, bu konuda yapılan spekülasyonların, geçek haber de olabilir henüz sonuçlanmadığını söylemekle yetineyim. 'Dün verdim bugün de canım istedi alıyorum' olmaz, dayanağının olması lazım. Böyle bir dayanak olmadığı takdirde o dernek veya vakıf yöneticileri tarafından şüphesiz Bakanlar Kurulu aleyhine yargı yoluna da gidilebilir. Henüz yayınlandığını bilmiyorum ama böyle bir şey diğer vakıf ve derneklere baktığımız zaman olamaz da demiyorum, olabilir diyorum' değerlendirmesinde bulundu.Afganistan ziyaretiAfganistan'a yaptığı ziyarete ilişkin soru üzerine Arınç, Afganistan'ın Türkiye'nin geçmişten bu yana dostu olduğunu belirtti.Afganistan'ın güvenlik unsuru ön planda ve istikrarsız ülke durumunda olduğunu ifade eden Arınç, Afganistan'la geçmişten bu yana bulunan bağlara dikkati çekerek, Türkiye'nin Afganistan'ın bütün sorunlarıyla ilgilendiğini anlattı.Afganistan'da Eşref Gani Ahmedzai'nin halkın yüzde 55 oyunu alarak cumhurbaşkanı seçildiğini, seçimdeki rakibi Abdullah Abdullah'ı İcra Komitesi Başkanlığı gibi bir göreve getirdiğini ve aralarında barış olduğunu aktaran Arınç, devir teslim töreninin ardından cumhurbaşkanı seçilen Ahmedzai ile görüştüğünü onların da Türkiye'ye şükran duygusu içinde olduklarını söyledi.Cumhurbaşkanı birinci yardımcılığına Türkiye'de tanınan Özbek asıllı Raşid Dostum'un seçildiğini belirten Arınç, Dostum ve Abdullah Abdullah'ın yanı sıra orada bulunan bazı ülkelerin cumhurbaşkanları, cumhurbaşkanı yardımcılarıyla ikili görüşmeler de yaptıklarını kaydetti. Arınç, 'Bu dönenim Afganistan'a umarım ki istikrar getireceğini, hem iç huzuruyla hem de ekonomik kalkınmasıyla Türkiye'yi de sevindireceğini ümit ediyorum' diye konuştu.'Adeta gergef gibi işleyerek hazırladık''Yabancı askerler Türkiye'yi geçiş üssü olarak mı kullanacak' şeklindeki soru üzerine de Arınç, 'Geçiş üssü, şusu, busu değil. Bunlar teknik tabirlerdir ve bizim olası tüm ihtimallere karşı Türkiye'nin alması gereken tedbirleri gayet diplomatik bir üslupla ve askeri gerekleri de dikkate almak suretiyle üzerinde hassasiyetle adeta bir gergef gibi işleyerek hazırladık. Çok merak edenler yarım saat sonra bu yayınlandığında lütfen buna dikkat etsinler' ifadelerini kullandı.Bakanlar Kurulu'na ara verilerek yapılan özel güvenlik toplantısına ilişkin, 'Türkiye bir tampon bölge kuracak mı, tek başına mı kuracak, İncirlik Hava Üssü'nün açılması söz konusu olacak mı? Tüm bu güvenlik konularını içeren yeni bir yol haritası hazırlandığını biliyoruz. Acaba nasıl bir karar aldınız. Bizimle paylaşabileceğiniz noktalar var mı?' şeklindeki soruya karşılık Arınç, herşeyi paylaşamayacağını çünkü güvenlik toplantılarının bazen çözüm süreci kapsamında, bazen Türkiye'nin çevresindeki olaylar ve Türkiye'nin rolü konusunda devam ettiğini söyledi.'Sayın Başbakanımız çok çalışkan, çok dirayetli ve konulara vukufiyeti olan bir insan' diyen Arınç, şöyle konuştu:'Her konu üzerindeki çalışmasını müteakip ciddi bir istişareyle sonuç çıkaracak bir özetleme yapıyor ve her hafta o konudaki çalışmalar tekrar gündeme geldiğinde yaptığımız işler, aldığımız mesafe, değişen şartlar, buna göre yeniden yapmamız gereken hususları da masaya yatırıyor. Evet bir günde bazen birkaç işi birlikte yapıyoruz. Yaptığımız işten keyif de alıyoruz. Çünkü bunların hepsi Türkiye için bir kazançtır. Türkiye'nin başka ülkeler gibi değil, Norveç'i ilgilendirmiyor bu konular, İsveç'i de ilgilendirmiyor ama bizi çok ilgilendiriyor. Yani sınırlarımızın dışında cereyan eden olaylar ister Akçakale'de, ister Suruç'da benim bulunduğum yerle sizin bulunduğunuz yer arası kadar. Burada bombalar patlıyor, biz de burada oturuyoruz, 180 bin kişi bir gecede Türkiye'ye girmek istiyor. Dolayısıyla böyle dinamik bir süreci ciddi takip etmek zorundayız, gece uykuları kaçıracak biçimde. Ama her şeyi kontrol altında tutmak için de olayı takip edenlerin bir araya geldiği çekirdek gruplarla işe nezaret etmek mecburiyetindeyiz. Bazen bakanlarımızı olay yerine gönderiyoruz, orada sabahlıyorlar. Bazen bir başka görevliyi oradaki gelişmeleri daha iç bünyesinden takip etmek üzere gönderiyoruz ve aldığımız bilgileri de çok iyi bir şekilde paylaşıyoruz.'Çözüm sürecinin neredeyse Türkiye'nin varlık-yokluk meselesi olduğunu dile getiren Arınç, şunları kaydetti:'İnşallah terörü sona erdirmek ve toplumsal barışı kurmak için neler yapılması gerektiğinde kanun da çıkardık. Şimdi o kanunu uygulayacağız. Biz bu sürece bu kadar hassasiyetle bakarken birilerinin ateşe benzin dökme çabalarını hem görmek hem de bunun niçin, ne maksatla yapıldığını bilmek zorundayız. Biz elbette adımlarımızı kararlılıkla atacağız, bilerek atacağız, yaptığımız işin ne olduğunu halka göstererek yapacağız, şeffaf biçimde yapacağız ama örgüt deyiniz, kandil deyiniz bir başkalarının şiddet ve silahı önceleyen beyanlarının da bu çözüm sürecini bir şekilde baltalamak olduğunu kamuoyuna göstermek mecburiyetindeyiz. İşte kanun kapsamında yapacağımız çalışmalar bunlardır. Bunu hangi hükümet yapabilir. Yarın Resmi Gazete'de okuduğunuz zaman ne yapılacağını açıkça göreceksiniz. Bu akşam veya yarın yayınlanacak. Biz öyle bir hükümetiz. Dolayısıyla karşımızdaki muhataplarımızın da özellikle siyasi muhataplarımızın da aynı ciddiyetle meseleye bakmalarını isteriz. Bir taraftan adayla görüşme yapanların bir taraftan oradan aldıkları mesajları başka yerlere ulaştırmaya çalışanların da bizim kadar iyi niyetli olmalarını arzu ederiz.'Şiddet ve silah dönemi bitmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, 'Şiddeti ve silahı önceleyen bütün unsurlar Türkiye'den çıkmalıdır ve Türkiye'de artık asayişi bozan hiçbir olay yaşanmamalıdır' dedi.Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, şu ifadeleri kullandı:'Terörle Mücadele Kanunu yürürlüktedir herkes bunu biliyor. Savcılar ve hakimler görevleri başındadır. Emniyet görevlileri bu olaylara müdahale etmek için vardır. Eğer bugüne kadar birileri rahat bir ortam bulduğunu düşünüyorsa bilsin ki bunların hepsi yürürlüktedir ve herkes görev başındadır. Bütün bunları artık Türkiye'nin gündeminden çıkarmak için bir çözüm sürecini de kanun kapsamında sonuçlandırmak Sayın Başbakanımızın da hükümetimizin de bizim için verdiği bir görevdir. Bu görevi de TBMM'den aldık, bunu en iyi şekilde yapmaya çalışacağız.''Meclis yoğun bir çalışma dönemine girecek'TBMM’de yarın düzenlenecek törende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıyla yeni yasama döneminin başlayacağını belirten Arınç, Meclis’in yoğun bir çalışma dönemine gireceğini söyledi. TBMM’deki töreni, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve hükümet üyelerinin, AK Parti Grubuyla izleyeceğine değinen Davutoğlu, yeni yasama döneminin TBMM, millet ve ülke için hayırlara vesile olması dileğinde bulundu.Arınç, toplantıda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile bazı kuvvetler komutanlarının, Bakanlar Kurulu’na kapsamlı bir sunum yaptığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Hepimiz yararlandık. Bakanlar Kurulumuz bazı konular üzerinde Sayın Genelkurmay Başkanımıza sorular yöneltti, tatminkar cevaplar aldı. Bu, belki ilk defa oluyor. Bazı arkadaşlarımız, Sayın Başbuğ döneminde böyle bir sunumun yapıldığından bahsettiler ancak kayıtlara bakma imkanım olmadı. Bunun sebebi son yaşadığımız olaylarla bir bağlantı kurmak yerine, doğru biçimde ifade etmek istiyorum sadece şudur; bir zamanlama belki yarın açılacak Meclisimizin ve hemen ertesinde yapılacak tezkere görüşmeleriyle bağlantılı olduğu düşünülebilir. Kesinlikle böyle değil.'Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Bakanlar Kurulunun ilk toplantısında, kendisine bağlı kurumları ve bakanlıkları ziyaret ederek kapsamlı brifingler alacağını söylediğini anımsatarak, şöyle konuştu:'Bu çalışmalar doğrultusunda, Sağlık Bakanlığımızı, Milli Eğitim Bakanlığımızı ziyaret etti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızı ziyaret etti. Her ziyaretin arkasında kapsamlı brifingle birlikte bazı konular üzerinde bir eylem planı hazırlanması ve bunun hayata geçirilmesi talimatını da verdi. Takdir edersiniz, Genelkurmay Başkanlığımız da Anayasamızın 117. Maddesi gereğince belli görevler üstlenmiştir, Bakanlar Kurulumuza karşı sorumluluğu vardır. Sayın Başbakanımızın Genelkurmay Başkanlığını ziyaretinden önce Bakanlar Kurulumuza bilgi sunmak üzere Sayın Başkanın davet edilmesi, konuların kapsamlı biçimde hükümet içerisinde görüşülmesi ve daha sonra bu ziyaretin yapılması uygun görüldü ve şu karar alındı, yılda en az bir kere, Genelkurmay Başkanımız bugün olduğu gibi Bakanlar Kurulu'na kapsamlı brifing verecekttir, sunumda bulunacaktır. En az bir kerenin altını çiziyorum. İhtiyaç görüldüğünde şüphesiz bu daha fazla olabilecektir.''Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili kapsamlı brifing...'Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel'in, sunumunda, silahlı kuvvetlerin sevk ve idaresi, anayasada kendisine verilmiş görevlerin başarıyla ve bihakkın yerine getirilmesi, Türkiye’nin iç ve dış güvenliği konusunda silahlı kuvvetlere düşen görevlerde hangi noktada bulunduğunun etraflı olarak görülmesi ve bir rötgeninin çekilmesinin de mümkün olduğunu belirten Arınç, şunları söyledi:'Bu kapsamdaki görüşmelerde, içerisinde yine hepinizin tahmin edebileceği gibi güneyimizde yaşanan bazı olayların, bugünü ve geleceği konusunda da Sayın Genelkurmay Başkanımızın perspektifini ve buna ati planlarını görmek, öğrenme imkanı bulduk. Kendilerine teşekkür ettik. Başarılı ve faydalı bir çalışma oldu. Biliyorsunuz ki Merkez Bankası, kanunda yazılı olduğu gibi sene de en az iki defa Bakanlar Kuruluna sunumda bulunmak ve çalışmaları konusunda bir hesap vermek ihtiyacını duyuyor. Belki bazı kurumlar açısından da bu gereklidir ama biz senede en az bir kere Genelkurmay Başkanımızdan, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili kapsamlı bir brifing almayı bugün kararlaştırmış olduk. Bunun birincisini yapmış olduk.'Çözüm süreciyle igili yapılan çalışmalara da değinen Arınç, temmuz ayı içerisinde TBMM’de çıkarılan 'Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' ile ilgili olarak Bakanlar Kurulu kararı çıkarılması yönünde çalışmalar yapıldığını anımsatarak, şöyle konuştu:'Bu çalışmalara ilişkin usul ve esasları belirleyen bir Bakanlar Kurulu kararıdır, imzalanmıştır, tahmin ediyorum. Bu akşam Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanacaktır. Burada kısaca yapmak istediğimiz kanunu arz edeyim; esasen Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra, yani terörün sona erdilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi kapsamında yapılacak çalışmaları, kurulan birimleri, bu birimlerin koordinasyonu, ne şekilde yapılacağını, sizler de Resmi Gazete'den alıp okuma imkanınız olacak, bütün kamuoyumuzun olduğu gibi. Bu çalışmalara ilişkin esaslarda önce çalışma alanlarını, yapılanmayı ve bu çalışmaların işleyiş tarzlarını başlıklar altında belirliyoruz. Çalışma alanları, çözüm sürecinin yürüyeceği ana başlıkları ifade eden çalışma alanları, zikrettiğim 6551 Sayılı Kanunun 2. Maddesi doğrultusunda belirlenmiştir. Siyasi alan, siyasi kurum ve aktörlere yönelik çalışmalar, hukuki düzenlemeler ve insan hakları, sosyal programlar, ekonomik tedbirler, kültürel programlar, toplumsal destek ve sivil toplum çalışmaları, güvenlik silahsızlandırma, sorunun parçası olan aktörlerle temas, diyalog ve benzeri çalışmalar, eve dönüşler ve bununla birlikte sosyal yaşama katılım ve uyum çalışmaları psikolojik destek ve rehabilitasyon çalışmaları kamuoyu bilgilendirme çalışmaları başlığı altında kapsayıcı bir yapılanma ortaya konmuştur.'Yapılanmada iki ayaklı bir şema öngördüklerini anlatan Arınç, şöyle devam etti:'Çözüm Süreci Kurulu, kurumlar arasında izleme ve koordinasyon komisyonları. Çözüm Süreci Kurulunun görevi, sürecin genel koordinasyonu yürütmek, komisyonların hazırlandığı eylem planlarını değerlendirip onaylamak sürecin işleyişine ilişkin gerekli kararları almaktır, kurulun üyeleri bizzat başbakan veya görevlendireceği başbakan yardımcısının başkanlığında, başbakan yardımcıları Adalet, Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma Bakanları, Başbakanlık Müsteşarı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı ve MİT Müsteşarından müteşekkildir. Her çalışma alanıyla ilgili sorumlu kurum ve igili kurumlar belirlenmektedir ve devam ediyor. İşleyişinde eylem planları ve uygulanmaya dair değerlendirme raporu hazırlanacak, kurula sunulacak, kurul eylem planlarını sorumlu kurum ve ilgili kurumlar gerek görmesi halinde değiştirebilecek. Biliyorsunuz 4. Madde çözüm sürecindeki görevlerden dolayı hukuki ve idari cezai sorumluluk doğmayacak hükmü de çalışma usul ve esaslarına aynı şekilde yansıtılmış bulunmaktadır. Bununla yapmak istediğimiz esasen kanunun gerekçesinde, Meclisteki görüşmeler sırasında da açıkça ortaya konmuştu. Türkiye'nin müzmin, kronik bir sorunu olan terörü tamamen sona erdirmek ve halkımız arasında toplmumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir çerçeve kanundu. Bu, büyük bir oydaşmayla Meclisten geçti. Zannediyorum 282 oyla ve bu ciddi muhalefeti de karşısında bulmadı. Dolayısıyla çözüm süreci dediğimiz ve bu konunun bir parçası olan önemli konuda da bundan sonraki aşamaların kanun çerçevesinde yürütülmesi ve buna ilişkin komisyon ve kurulların da çalışmalarını bu kanun çerçevesi içerisinde yürütmesi esasları belirlenmiş oldu. Artık Bakanlar Kuruluna yetki ve sorumluluk veren bu kanunun bu çalışma usül ve asasları çerçevesinde görevine devam edeceğini söyleyebilirim.''Bizim açımızdan geçersizdir''Bugünlerde kamuyounda tartışması yapılan, 'çözüm süreci bitti bitmedi' buna yönelik tehditler, adeta şantaja yönelik bir takım konuşmalar bizim açımızdan geçersizdir' ifadesini kullanan Arınç, şöyle dedi:'Bunlar belli bir sebeple ortaya konulmaktadır. Hükümetimiz bu konuda ciddidir. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması konusunda, bütün varlığını ortaya koymuştur ve çözüm sürecine giderken, onu başarıya ulaştırmak için gayret sarf ederken asayişi bozan, kısmen terör, kısmen de asayişsizlik konularında elbette bir acımasız davranışımız söz konusu olacaktır o da kamu güvenliğinin bozulmasına hiçbir zaman izin ve imkan vermeyeceğiz. Bütün bunları çerçevelediğimiz zaman vatandaşlarımız tarafından güçlü şekilde kabul edilen ve satın alınan bu sürecin bu kanun çerçevesi içerisinde yürümesi, kısa kürede sonuçlanması arzu edilmektedir. Üzerinde bir aydan bu yana çalışılmakta ve farklı çalışma guruparının bir araya getirdiği metinler bir araya adeta intikal etmekteydi. Sanıyorum bugün, yarın Resmi Gazetede bu konu üzerindeki çalışma usul ve esaslarını en güzel bir şekliyle okuyacak kamuyou ve bu çalışmaların bundan sonra daha düzenli bir şekilde yürütülmüş olduğunu da görecek.'Bülent Arınç, tezkere konusuna da değinerek, şunları kaydetti:'Bundan sonra bildiğiniz gibi TBMM'de 2 Ekim'de yani perşembe günü 1 yıl önce süreleri verilen ve ekim ayının içerisinde süresi bitecek olan iki tezkerini yenilenmesi söz konusuydu. Biz, bu tezkelerin rutin bir şekilde yenilenmesi, evet bu düşünülebilir ama aynı zamanda iki tezkereyi birleştirmek suretiyle bütün tehditleri, riskleri ve Türkiye'nin bulunduğu konumu içerisine alan ve bütün tedbirleri bir arada karşılamaya çalışan bir metin üzerinde çalıştık. Bu metin de şu sıralarda TBMM'ye gönderilmiştir veya gönderilmek üzeredir. Şüphesiz perşembe günü görüşülecek olan önergenin, tezkerenin yarın Meclisin açılmasıyla gündeme getirilmesi mümkün olduğu için bugüne kadar beklenilmiştir. Kapsamlı bir çalışma yaptık. Burada Türkiye'nin ulusal güvenliğine dönük risk ve tehnditler değerlendirildi. Son dönemde yaşanan gelişmeler ciddi biçimde anlatıldı. Türkiye'nin bu ülkelerdeki gelişmeler karşısında yaptıkları, yapmak istedikleri tek tek sayıldı. Ama hükümetimize düşen görevin, ulusal güvenliğimizi sağlamak ve Türkiye'nin bu risklere karşı tedbir almasını temin etmek olduğunu biliyoruz. Tezkere görüşmelerinde ve kamuyona intikal ettiğinde bu akşam veya yarın sabah neleri kapsayacağını hep beraber göreceğiz. Daha önceki konuşmalarımda şunu söylemiştim, 'kapsamlı bir tezkere olacak ve öyle bir tezkere çıkaralım ki yarın yeni birisine ihtiyaç olmasın, şu konu da bir ihtiyaçmış onu da içerisine koyalım. Böyle bir gelişme karşısında yeni tezkeler çıkarmayı düşünmeyelim, kapsamlı tezkereyle yolumuza devam edelim. TBMM, hükümetimize izin verirse biz de bu izni en iyi şekilde değerlendirelim' diye düşünmüştük. Güzel bir metin ortaya çıktı. Sanıyorum ki TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin tamamını ve Türkiye'de tüm yurttaşlarımızın da bu konuyla sabah akşam ne kadar iç içe olduğunu bildiğimizde hükümetimizin getirdiği bu tezkerenin ne kadar makul ve haklı olduğunu görmelerine vesile olacaktır. Dolayısıyla bu tezkelerelerin tek metin haline getirildiğini ve bugün gelecekte yaşanabilecek tehdit ve riskleri bertaraf etmek üzere meclimizden hükümetimiz adına yetki talep ettiğimizi açıklamış olayım.'''Sadece AB Bakanı Bozkır sunum yaptı''Genelkurmay Başkanının sunumu, tezkere görüşmeleri ve diğer konular nedeniyle Bakanlar Kurulunda sadece AB Bakanı ve Başmüzakareci Volkan Bozkır'ın sunum yaptığını, diğerlerini ertelediklerini belirten Arınç, 'Aslında biliyorsunuz en azından ikinci bakanlar Kurulu toplantımızın temel dinamiği de AB konusunda atılacak yeni adımlar, yeni eylem planı ve tam üyelik konusundaki Türkiye'nin kuvvetli niyet ve arzusunu vurgulamaktı. Bu kapsamda AB Bakanlığımız bir iletişim stratejisi hazırlamıştı o takdim edildi ve Bakanlar Kurulumuzda kabul edildi. Bu kapsamda çalışmaların yürütülmesi de kararlaştırılmış oldu' diye konuştu.Bayramda otoyol ve köprüler ücretsizArınç, Kurban Bayramı'yla ilgili de 'Her bayramdan önce yaptığımız gibi kamuoyuna bir müjdemiz olacak. Bu da bildiğiniz gibi önümüzdeki Kurban Bayramı'yla ilgili köprü ve otoyolların ücretsiz hale getirilmesidir. Bildiginiz gibi idari kararla cuma günü, yarım günü de idari izin sayılmak suretiyle tam gün haline getirilmişti. Dolayısıyla önümüzdeki perşembeyi cumaya bağlayan gece 00.00'dan başlamak ve bayram sonu çarşamba sabahı 08.00'de bitmek üzere otoyol ve köprülerdeki bütün geçişler ücretsiz olacak ve yurttaşlarımız bundan istifade edeceklerdir' dedi.Muhabir: Enes Kaplan - Kurbani Geyik
Reklam
Ortaöğretimde Başörtüsü İçin İptal Davası Açıldı
Yargıçlar Sendikası Başkanı Eminağaoğlu, ortaöğretim okullarında (ortaokullar ve liseler) başörtüsü serbestisi getiren düzenlemenin iptali için dava açtı.Serbestinin ardından ülke genelindeki çok sayıda öğrencinin başörtüsü ile okullara gittikleri gözlendi.Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, ortaöğretim öğrencisi olan oğlu Onat adına, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda başörtüsü serbestisi getiren düzenlemenin iptali için Danıştay’a dava açtı.Radikal’in haberine göre, Eminağaoğlu, dava dilekçesinde, düzenleme kız öğrencileri kapsıyor olsa da karma eğitim yapıldığı için oğlunun da karardan etkilendiğini belirtti.Ayrıca Eminağaoğlu, dilekçede, AK Parti kapatma davası iddianamesinde yer verilen, bugünün Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a ait, “ Kamu kurumları ve ortaöğretime yönelik bir çalışmamız, böyle bir niyetimiz yok ” sözlerini de hatırlattı.Eğitim Sen de, benzer şekilde kılık kıyafet yönetmeliğinin iptali için Danıştay’a dava açtığını açıkladı.Bakanlar Kurulu kararıyla, Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklikler, 27 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.nediyor.com
Doğalgaz ve Elektriğe Zam
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, 'Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında önümüzdeki aydan başlamak kaydıyla yüzde 9'luk fiyat artışına gidiyoruz' dedi.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Enerji Şartı Genel Sekreteri Urban Rusnak'ı bakanlıkta kabulünün ardından basın mensuplarının, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artışa gidilip gidilmeyeceğine yönelik sorularını yanıtladı.Enerji maliyetlerinin çok fazla arttığını, doların 2,28-2,29'ları gördüğünü ifade eden Yıldız, enerji sektörü için doların değerinin artmış olmasının önemli dezavantaj olduğunu söyledi.Türkiye'nin son 24 aydır herhangi bir fiyat artışına gitmediğini dile getiren Yıldız, oluşan maliyet artışının yerli kaynaklarla telafi edilmeye çalışıldığını belirtti.Yıldız, 'Ancak bu yıl içerisinde su rejimindeki düzensizlikler ve yağış azlığı bizi bunları dengeleyemeyecek bir noktaya getirmiş bulunuyor. Hem elektrik hem doğalgazfiyatlarında önümüzdeki aydan başlamak kaydıyla, ekim, kasım ve aralık aylarını içermek kaydıyla, yüzde 9'luk fiyat artışına gidiyoruz' diye konuştu.Muhabir: Göksel Yıldırım | AA
Reklam
John Hamm, 'Black Mirror'ın Üçüncü Sezonunda!
Mad Men dizisinde canlandırdığı Don Draper karakteriyle televizyon tarihinde yerini alan oyuncu John Hamm, şimdiden bir kült haline gelen İngiliz dizisi Black Mirror ‘ın Noel için özel hazırlanan yeni sezonunda yer alacak üç bölümde de rol alacak.Dizinin ilk bölümünden beri büyük bir Black Mirror hayranı olduğunu vurgulayan Hamm, yeni sezonda söz konusu dizide rol alacağı için çok heyecanlı olduğunu söyledi. Çekimlerine bu hafta başlanacak dizinin üçüncü sezonunun ilk bölümünü Carl Tibbetts yönetecek.Black Mirror sezonları, takipçilerinin bildiği gibi, birbirinden tamamen farklı ama bir ortak noktada kesişen üç bölümden oluşuyor. John Hamm, dizinin yeni sezonunda tüm bölümlerin kesişim noktası olan karakteri canlandıracak. Ayrıca Game Of Thrones kadrosundan Oona Chaplin ve Life Of Pi, Prometheus gibi filmlerdeki rolleriyle tanınan Rafe Spall da Black Mirror ‘da izleyeceğimiz isimler.Bantmag
İstanbul'un 100 Şarkısı Kitap Oldu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, dünyada adına en çok şarkı bestelenen şehir olan İstanbul'un en meşhur 100 şarkısını 'İstanbul'un Yüzleri Serisi' arasında yayımladı.Kültür AŞ'den yapılan açıklamaya göre, Mehmet Güntekin tarafından 'İstanbul'un 100 Şarkısı' adıyla yayıma hazırlanan kitap, içinde İstanbul geçen veya dekorunu İstanbul'un oluşturduğu 100 şarkıyı bir araya getirdi.Yıllarca İstanbul müzik çevrelerinde kullanılan, çeşitli nota hattatlarının elinden çıkmış, radyoevi ve konservatuvar gibi kurumlarda elden ele geçerek İstanbul'a malolan orijinal nüshaların bulunduğu kitapta, şarkıların hikayeleri ve bestekarlarıyla ilgili bilgiler yer aldı.'İstanbul'un 100 Şarkısı'ndaki eserler arasında klasik eserlerin yanı sıra yakın dönemlerde bestelenmesine rağmen başarı kazanan ve toplumsal hafızada yer edinenler de bulunuyor.Kitaptaki eserler arasında Zeynettin Maraş'ın 'İnleyen nağmeler', bestesi Şekip Ayhan Özışık'a, güftesi Orhan Veli Kanık'a ait 'İstanbul'da Boğaziçi'nde', bestesi ve güftesi Erol Sayan'a ait 'İstanbul'u artık hiç sevmiyorum' ve bestesi Avni Anıl'a güftesi Sadri Alışık'a ait 'Merhaba İstanbul'um' yer alıyor.CNN Türk
Hong Kong Protestolarının Sembolü 7 Caps
Hong Kong'da olaylar esasında Haziran ve Temmuz aylarında başladı. Demokrasi yanlıları resmi olmayan bir reform referandumu ve büyük bir sokak gösterisi düzenlediler. Çin Hükümetinden yana olanlar ise cevap olarak kendi mitinglerini yaptılar. Ağustos ayında Çin Hükümeti 2017 yılında 'serbest' seçimlerin düzenleneceğini açıkladı ancak Pekin tarafından onaylanmamış adayların seçimlere katılamayacağını ifade ettiler. Seçime katılmanın Pekin onayına bağlı olmasına karşı çıkan demokrasi yanlıları ve öğrenci hareketi öncülüğünde protestolar başladı. 22 Eylül tarihine gelindiğinde öğrenciler bir hafta boyunca okula gitmeyeceklerini ve sistemi boykot ettiklerini duyurdular. Çin Hükümeti bu taleplere biber gazı, plastik mermi ve coplarla karşılık verdi. 26 Eylül tarihinde protestocular 2014 yılından beri girilmesi yasak olan Merkezi Hükümet Kompleksine giriş yaptılar. Polis tarafından kordona alınıp engellenmeleri de sonuç vermedi. Polisin orantısız güç uygulaması sadece daha fazla insanın protestolara katılmasına neden oldu. 'Sevgi ve Barış içinde Merkezi İşgal Et' ve sivil itaatsizlik çağrısı bugün de devam ediyor. Olayların sosyal medyada sembolü olan bazı capsler ise adeta bayraklaştı. Hong Kong'un halet-i ruhiyesini anlatan o 7 caps aşağıda.Şemsiyenin anlamına gelince; protestocular polisin sıktığı biber gazından korunmak için şemsiye açıyorlar.
Reklam