onedio
'Tezkere Çözüm Sürecini Olumsuz Etkilemez'
Irak ve Suriye’deki terörist örgütlerden Türkiye'ye yönelebilecek saldırıların bertaraf edilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.Tezkere görüşmelerinde Genel Kurul'da hükümet adına söz alan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğe yönelik risk ve tehditlerin, son dönemde yaşanan gelişmeler sonucunda ciddi şekilde arttığını vurgulayarak, Türkiye'nin, komşu iki ülkeden kaynaklanan risk ve tehditlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.Yılmaz, bu bölgedeki risk ve tehditlerin, geçen yıla göre artıp artmadığının sorulması gerektiğini belirterek, BM Güvenlik Konseyi'nden karar çıkartılmasının, bu bölgedeki risk ve tehditlerin arttığını gösterdiğini kaydetti.Risk ve tehditlerin en çok etkilediği ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğine işaret eden Yılmaz, PKK terör unsurlarının varlığını sürdürdüğünü, IŞİD tehdidinin, her iki güney komşuda da açıkça ortada olduğunu belirtti.'Terörizm, herhangi bir dinle, milletle veya medeniyetle ilişkilendirilemez'Yılmaz, Türk halkının huzuruna, güvenliğine, milli birliğine yönelik terör saldırısıyla yıllardır mücadele edildiğini dile getirerek, 'Bu tehdit, bölgede son dönemde meydana gelen gelişmelerin de etkisiyle farklı boyut kazanmıştır' dedi.Her ülkenin teröre karşı gereken tedbiri almasının, uluslararası hukukun gereği olduğuna dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:'BM Güvenlik Konseyi'nin 24 Eylül 2014 tarihli, 2178 sayılı kararında belirtilen hususlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Terörizmin ne tür ve ne görünümde olursa olsun, uluslararası barışa ve güvenliğe en büyük tehdittir. Terör eylemi bir suçtur ve faili, bahanesi ne olursa olsun, bu suçu hiçbir zaman, hiçbir yerde haklı çıkaramaz. Bu suça karşı BM üyesi ülkelerin birlikte mücadele vermesi ve terörle mücadelede işbirliği yapması bir görevdir. Terör her geçen gün dünyanın bir çok bölgesinde hoşgörüsüzlük ve aşırıcılığın etkisiyle yayılmaktadır. Tüm ülkeler, terörün artan bir tehdit olduğunu görerek, kararlılık içinde ortak hareket etmelidir. Terörizm, herhangi bir dinle, milletle veya medeniyetle ilişkilendirilemez. Bütün ülkeler, uluslararası hukuka, özellikle evrensel insan hakları hukukuna, temel hak ve hürriyetlere, hukukun üstünlüğüne uygun olarak teröre karşı mücadele için her türlü önlemi alacaktır. BM üyesi ülkeler, teröristlerin bir ülkeden diğer ülkelere geçişlerini, terör eylemlerine katılmasını önlemekte ve bu eylemlere katılanları yargı önüne çıkarmakla yükümlüdürler.''Tezkere bu önlemlerin bir parçası'Yılmaz, Irak'ın, yıllardır PKK'lı teröristlerin sığınağı olduğunu, bu teröristleri ne engellediğini ne de yargı önüne çıkardığını, uluslararası hukuku ihlal ettiğini kaydetti.Türkiye olarak Irak'taki terör örgütlerinin, Türkiye'ye yönelik saldırılarına son verilmesini sağlamak amacıyla her türlü önlemi aldıklarını belirten Yılmaz, bu tezkerenin de bu önlemlerin bir parçası olduğunu bildirdi. Yılmaz, Hükümet olarak göreve başladıkları ilk günden bu yana terör tehdidinin ortadan kaldırılması için kapsamlı çalışma yürüttüklerini ifade ederek, şunları söyledi:'Terörü, terörün istismar ettiği sorunları, bölgenin sorunlarını bir bütün içinde ele alarak bitirmek istiyoruz. Bir yandan terörle mücadele sürerken diğer yandan demokrasinin çıtasını yükselttik, özgürlüklükler genişlettik. 77 milyonu bir ve kardeş bilerek, birlikte Türkiye olduğumuzun bilinciyle milli birlik ve kardeşlik projesini uygulamaya koyduk. Daha önce alınan yetki tezkeresi çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hava harekatı, hava keşif uçuşu, topçu ateşi ve kara harekatı gerçekleştirdi. Tezkerenin tek hedefi, bu ülkenin huzuruna saldıran teröristlerdir. Bundan sonra da bu uygulamaya devam edilecektir.Terör, tüm milletimizin ortak sorunudur. Terörle mücadelenin başladığı tarihten bu yana görev alan tüm hükümetlerin öncelikli gündemi, terörle mücadele etmek olmuştur. Bu ortak sorunun çözümünde elde edeceğimiz başarı, ülkemizin başarısı olacaktır. Demokrasimizi güçlendirirken uygulayacağımız çok boyutlu ve kapsamlı tedbirler içeren bu süreç içerisinde lüzumu halinde ve caydırıcılık çerçevesinde askeri önlemler alınması, terörle mücadelemizde bütüncül yaklaşımı tamamlayacaktır. Nihai hedefimiz, bu tür tezkerelere artık bir daha hiç ihtiyaç duymayacağımız şekilde bir güven ortamının tesisidir.''Çözüm süreci güçlü ve kararlı şekilde devam ediyor'Bakan Yılmaz, bu doğrultuda hükümetin başlattığı ve artık devlet politikası haline gelen çözüm sürecinin, güçlü ve kararlı şekilde devam ettiğini anımsattı.Bu sorunu da terörle mücadeleden taviz vermeden, daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok refah, daha çok vatandaşlık hakkı ve hukukuyla çözeceklerini bildiren Yılmaz, toplumun her kesiminin sahip çıktığı bu süreci devam ettirerek, çözümün ivedilikle sağlanması için gerek duyulan yeni yöntemleri devreye sokmaya, gerekli çalışmaları yapmaya kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.Yılmaz, IŞİD terör örgütünün, 5 Haziran 2014'te Musul kırsalı ve civar vilayetlere başlattığı eylemler sonrasında 10 Haziran'da Musul'un kontrolünü tamamen ele geçirmesi, Irak'ta başta güvenlik olmak üzere hemen hemen her alanda sıkıntılı bir süreci başlattığını söyledi.IŞİD ve bağlantılı unsurların saldırısının ardından Irak Kürt bölgesel yönetiminin, başta Kerkük olmak üzere, merkezi Irak yönetimiyle sorunlu olan tartışmalı bölgeleri kontrol altına aldığını ifade eden Yılmaz, IŞİD saldırılarıyla birlikte Irak kara kuvvetleri önemli miktarda personel kaybına uğradığını, bu bölgedeki birliklerin bulundukları yerleri terk etmeleri sonucunda Irak ordusuna ait çok sayıda silah ve mühimmatın IŞİD'in eline geçtiğini anlattı. Yılmaz, Musul, Ambar, Selahaddin ve Kerkük'ün önemli bir bölümünde IŞİD terör örgütünün alan hakimiyetini tesis ettiğini söyledi.'Türkiye'ye tehdit oluşturma ihtimali'Bakan Yılmaz, 10 Haziran 2014'te 31 Türk şoförünün rehin alınması, 11 Haziran 2014'te Musul Başkonsolusu'nun IŞİD terör örgütü mensuplarınca ele geçirilmesinin Irak'tan kaynaklanan tehditleri apaçık ortaya koyduğunu belirtti.Irak'ta yaşanan olayların, Suriye'de olduğu gibi Türkiye'ye yönelik sığınmacı hareketine neden olduğuna işaret eden Yılmaz, 'IŞİD saldırılarından kaçarak ülkemize sığınan Ezidilerin sayısı Eylül sonu itibariyle 22 bin 250'ye ulaştı. Ayrıca önümüzdeki süreçte Irak ordusunun terk ettiği silahların ve özellikle Avrupa ülkesinden Irak'a verilen askeri malzemelerin, bir kez daha terör örgütlerinin ele geçmesi ve bu gücün Irak Kürt bölgesel yönetimine ve Türkiye'ye tehdit oluşturma ihtimali de mevcuttur' dedi.' Uluslararası toplum kararlı bir adım atmalı'Yılmaz, Irak ve Suriye tezkeresinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde hükümet adına yaptığı konuşmada, Irak'taki gelişmelerin, bölgedeki çatışmaya ve insani trajediye daha bütüncül ve kapsamlı bir strateji geliştirme ihtiyacını ortaya koyduğunu söyledi.Uluslararası toplum kararlı bir adım atmadığı sürece bölgenin daha geniş bir çatışmaya sürükleneceğini ifade eden Yılmaz, 'Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Irak ve Suriye'nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü teyit ederken, IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi terör örgütlerinin Irak ve Suriye'deki faaliyetlerini kınayan, IŞİD'in terör faaliyetlerine karşı BM üyesi tüm ülkelere 1373 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı çerçevesinde ve uluslararası hukuka bağlı kalarak, sorumluluklarının gereği olarak terörizm ve aşırılıkla mücadele için 15 Ağustos 2014 tarihli 2170 sayılı kararı ile gerekli tüm önlemleri alma çağrısında bulunmuştur' dedi.Yılmaz, 5 Eylül tarihli NATO Galler Cephesi ile Irak ve IŞİD tehdidinin ele alındığı çok taraflı toplantılarla başlayan sürecin çeşitli uluslararası toplantılarla devam ettiğini hatırlattı. Türkiye'nin de iştirak ettiği toplantılarda uluslararası toplumla beraber hareket edileceğinin belirtildiğini hatırlatan Yılmaz, 'IŞİD'in Irak'taki varlığına karşı mücadele verilmesi, Irak'taki yeni hükümete destek olunması bu doğrultudaki uluslararası çabaların siyasi, güvenlik ve insani boyutlar ekseninde yürütülmesi hususunda mutabakata varılmıştır' diye konuştu.'Türkiye, IŞİD'in mağdur ettiği herkese ayrım gözetmeksizin yardım etmektedir'BM verilerine göre yılbaşından bu yana Irak genelinde yaklaşık 7 bin kişinin çatışmalar neticesinde hayatını kaybettiğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:'1 milyon 800 bin kişi yerlerinden edilmiştir. IŞİD ve destekçilerinin haziran ayında Musul'da başlattığı saldırılar sonrasında Irak'ta tırmanışa geçen güvenlik krizinden en olumsuz etkilenen kesimlerden biri de Türkmenler olmuştur. IŞİD'in ilerlemesiyle yerlerinden edilen onbinlerce soydaşımız Erbil, Kerkük ve Duhok'un yanı sıra Necef, Kerbela ve Bağdat gibi güney vilayetlere göç etmiştir. IŞİD Ağustos ayı başlarında Telafer'den göç etmek zorunda kalan soydaşlarımızın sığındığı Sincar'ı da ele geçirmiştir. Türkiye, IŞİD'in Irak'ta yerlerinden ederek mağdur ettiği herkese ayrım gözetmeksizin yardım etmektedir.'Irak'ta güvenlik krizinin tırmanışa geçtiği Haziran ayından itibaren AFAD koordinasyonunda TİKA ve Türk Kızılayı'nın çatışmalardan etkilenen tüm Irak halkına yönelik insani yardımda bulunduğunu aktaran Yılmaz, 29 Eylül 2014 itibariyle gıda, yatak, çadır, temizlik malzemesi ve ilaç gibi muhtelif malzemenin bulunduğu 277 TIR insani yardım malzemesinin çeşitli kentlere gönderilerek dağıtımlarının sağlandığını da söyledi. Yılmaz ayrıca Duhok'a 57 TIR barınma merkezi alt yapı malzemesinin de ulaştırıldığını bildirdi.AFAD ve Türk Kızılayı ekiplerinin Zaho ve Erbil'de çalışma yürüttüklerini de anlatan Yılmaz, çeşitli kentlere göç edenlere de insani yardım ulaştırılması konusunda ilgili kurumlar arasında koordinasyon sağlandığına işaret etti. Yılmaz, 'Irak'ta kurucu unsur olan Türkmenlerin güvenliklerinin temini ile Irak Anayasasıyla çizilen çerçevede hak ve menfaatlerinin garanti altına alınması Türkiye'nin Irak politikasının vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Türkmen kardeşlerimizin menfaatlerinin korunması ve söz konusu krizin bu ülkedeki soydaşlarımıza olumsuz etkilerinin giderilmesi bizim için son derece önemlidir. Ülkemiz her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Türkmen toplumunun en büyük destekçisi olacaktır' dedi.'Söz konusu tehditler varlığını artırarak sürdürmektedir'Suriye'deki ihtilafın dördüncü yılına girdiğini hatırlatan Yılmaz, söz konusu ihtilafın bölgesel güvenlik bakımından ortaya çıkardığı risk ve tehditlerin giderek arttığını, Suriye'deki insani duruma etkisinin yoğunlaştığını vurguladı. Bu güvenlik tehdidinin çok boyutlu olduğuna dikkati çeken Yılmaz, 'Rejimin kimyasal silah dahil her türlü saldırı aracını halka karşı kullanmakta tereddüt göstermediği ve buna yönelik kararlı bir uluslararası tepkinin henüz ortaya konulmadığı düşünüldüğünde, söz konusu tehditler varlığını artırarak sürdürmektedir' değerlendirmesinde bulundu.Rejim tarafından kimyasal silah kullanıldığının uluslararası raporlarla da ortaya konduğunu belirten Yılmaz, uluslararası hukukun ihlal edildiğinin de kayıt altına alındığını söyledi. Suriye rejiminin uluslararası topluma verilen taahhütlerin hiçbirini yerine getirilmediğinin de altını çizen Yılmaz, 'BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu'nun son raporunda rejimin 8 farklı bölgede klor gazı kullandığı kayda geçirilmiştir' dedi. Benzer raporlardan da örnekler veren Yılmaz, IŞİD'in de Irak ordusundan elde ettiği gelişmiş malzeme ve silahları Suriye'ye taşımasının etkinliğinin artmasına yol açtığını kaydetti. IŞİD'in gücünün bu şekilde artmasının bazı radikal örgütlerin de katılımı endişesini beraberinde getirdiğini aktaran Yılmaz, 'Suriye'de süregiden kaos, istikrarsızlık ve yıkımın yegane sorumlusu rejimdir. Uluslararası toplumun ataletinden yararlanan rejim, halkın meşru talep ve beklentilerini şiddet yoluyla bastırmaya devam etmektedir. Ağır bombardımanlar dahil olmak üzere katliamlar sürmekte, halka karşı kimyasal ve balistik füze kullanılmaktadır. Bu ana kadar kullanılan balistik füze sayısı 421'dir' diye konuştu.'Milletimiz kendi kapısına geleni hiçbir zaman geri çevirmedi'Suriye'de yaşanan son gelişmelerin ülkedeki insani trajediye dehşet verici bir boyut kazandırdığını ifade eden Yılmaz, rejimin ülke genelinde 250 binden fazla kişiyi gıda ve ilaçtan mahrum bırakarak, 'açlıktan öl ya da teslim ol' stratejisi izlediğini, insanlık suçu işlediğini belirtti.Yerlerinden edilen insanların sayısının 6,5 milyona, komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin sayısının ise 3 milyona ulaştığını dile getiren Yılmaz, 'Bu aziz milleti diğerlerinden farklı kılan hasletler, cömertlik, yardımseverlik ve ensar olma anlayışıdır. Bu topraklarda komşudaki yardımdan bize ne diyen olmaz. Milletimiz biliyor ki insan olmak başkasını düşünmekle başlar. Milletimiz kendi kapısına geleni hiçbir zaman geri çevirmedi. Her zaman kapısı açık oldu. Himayesi altına aldı, insana hizmeti hakka hizmet olarak gördü. Bu düşünce ile insanımız her mülteciye, her muhacire ensar oldu' diye konuştu.Türkiye'nin tarih boyunca kendine sığının kişi ve toplumlara evsahipliği yaptığını belirten Yılmaz, geçmişten buna ilişkin örnekleri sıraladı. Yılmaz, şöyle devam etti:'Şimdi de Suriye'den gelen Araplar, Türkmenler, Kürtler ve Irak'tan gelen Ezidiler aileleri için, evlatları için Türkiye'yi güvenli görerek bu topraklara sığındılar. Hali hazırda ülkemizin barınma merkezlerinde misafir edilen ve şehirlerde kendi imkanlarıyla ikamet eden 1 milyon 300 binin üzerinde Suriyeliye evsahipliği yapmaktayız. 18 Eylül 2014 tarihi itibariyle son gelişmelerle birlikte Şanlıurfa Suruç bölgesinden ülkemize ilave olarak 163 bin 208 Suriyeli sığınmacı Kürt kardeşimiz giriş yapmıştır. AFAD'ın 29 Eylül 2014 tarihli raporuna göre 220 bin 623 Suriyeli ülkemizdeki 10 ilde 22 barınma merkezinde misafir edilmektedir, geriye kalan 1 milyondan fazla kişi yurdumuzun çeşitli bölgelerinde yerleşmiştir. Bu bağlamda yaptığımız harcamalar 4 milyar dolara ulaşmıştır. İnsani vazifemizin gereği, ülkemize sığınmak durumunda kalan bölge halkı için elimizden gelen her şeyi yapmaktayız. Türkiye 2013 yılında acil ve insani yardımlarda tüm ülkeler arasında milli gelire oranla dünyada birinci, miktar olarak ABD ve İngiltere'den sonra dünya üçüncüsü olmuştur.''Din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapılmaksızın insan odaklı bir yaklaşım sergileniyor'İnsani yardım faaliyetlerinde, gelen sığınmacıların din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapılmaksızın tamamına insan odaklı bir yaklaşım sergilendiğinin altını çizen Yılmaz, 'Ancak üzülerek belirtelim ki bütün bu gayretlerimize rağmen, her şeyi istismar etmeye alışmış grupların bu yardım faaliyetlerini engellemeye, yardımı yapan kamu görevlilerine saldırmaya ve toplumun huzurunu bozmaya yönelik eylemleri de devam etmektedir. Sadece bir arkadaşımız söyledi 'Ezidilere ne yapıldı?' diye. 20 binin üzerinde Ezidi geldi. Mardin'de kamp gösterdik. 'Burada Araplar kalıyor' diye kendileri kalmak istemediler. Bizim inancımızda mazlumun kimliği sorulmazdı. Bekledik ki canını kurtarmak için Türkiye'ye gelenler kendisine gösterilen yerlerde kalırlar. Ancak bunlar Araplarla birlikte, canlarını kurtarmak için gelen Araplarla birlikte kalmayı kabul etmediklerinden, şimdi Mardin bölgesinde 20 bin kişilik ilave yerleşim yeri açıyoruz' diye konuştu.Suriye halkının desteklediği, Suriye muhalefetine destek olunmasının aşırılık yanlısı grupların çekim merkezi olmasını ve mevcut durumun istismarını da önleyeceğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:'IŞİD başta olmak üzere, aşırılık yanlısı grupların Suriye'de artan etkinlikleri ulusal güvenliğimize yönelik doğrudan ve ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Kaos ortamından ve rejimin politikalarından beslenen bu gruplar faaliyet alanlarını sürekli genişletmektedir. IŞİD halihazırda Türkiye-Suriye sınırındaki üç sınır kapısının Suriye tarafında kontrolü elinde bulundurmaktadır. IŞİD'in Türkiye-Suriye sınırına 37 kilometre mesafede bulunan Süleyman Şah Saygı Karakolu bölgesindeki mevcudiyeti ulusal güvenliğimize yönelik apaçık bir risk, apaçık bir tehdit oluşturmaktadır. Türk ana vatanının ayrılmaz bir parçası olan Süleyman Şah Saygı Karakolunu korumak devletimizin asli vazifesidir. Türkiye Cumhuriyeti bu sorumluluğunun gereğini yerine getirme konusunda hiçbir tereddüt göstermeyecektir.'Türk dış politikasının esasının hukuk, hukukun üstünlüğü, adalet ve barış olduğunu vurgulayan Yılmaz, 'Adalet zulme engel olmaktır. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür ve engellenmelidir, barış da her halükarda iyidir, hayırdır' dedi.Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:'Bu tezkerenin amacı, mümkün mertebe, sınırlarımızda yaşanmakta olan çatışmaların ülkemize olan olumsuz etkilerini azaltmaktır. Savaş yüzünden her şeyini kaybetme noktasına gelen, canını bile zor kurtarma durumuna düşen insanlara kapılarımızı açtık. Ancak sadece kapılarımızı açıp canını kurtarmak için gelenlere kucak açmakla bu meselenin çözülemeyeceği de görülmektedir. Suriye'de halkın büyük bir kısmı baskı görürken, bu baskı görenler terör örgütüyle eklemlenirken, demokratik bir Türkiye'nin uluslararası toplumla beraber mazlum ve mağdur insanların yanında yer almaması Türkiye'ye yakışmaz. Bu tezkere için sayın Meclisimiz nihai kararı verecektir, Meclisimizden tezkeremize destek bekliyoruz çünkü bu destekle birlikte, inşallah, Türkiye bu bölgede demokrasi yanlısı olanların, insan haklarına saygılı olanların, uluslara saygılı olanların yanında yer alacaktır.''Tezkere çözüm sürecini olumsuz etkilemez'Yılmaz, Irak ve Suriye Tezkeresi'nin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından, bir gazetecinin sorusu üzerine, 'Tezkere, çözüm sürecini olumsuz etkilemez' diye konuştu. 'Nasıl olumlu yansır?' sorusu üzerine Yılmaz, 'İyi olur, her yerde sulh olur, huzur olur, barış olur' dedi.Muhabir: Meltem Öztür, Seval Güler, Coşkun Ergül
Diyarbakır'da IŞİD Yanlılarından Gazetecilere Bıçaklı Saldırı
Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde Kobanê protestoları nedeniyle yapılan eylemleri takip eden ikisi kadın 4 gazeteci, bıçaklı bir grubun saldırısında yaralandı.Radikal'de yer alan habere göre, Bağlar ilçesi 5 Nisan mahallesinde yapılan Kobanê saldırıları protestolarını görüntüleyen Azadiya Welat gazetesi muhabirleri Nihat Kutlu ve Bişar Durgut ile JINHA muhabirleri Beritan Canözer , Sarya Gözüoğlu saldırıya uğradı.Saldırıların, aynı mahallede bulunan IŞİD yanlısı Hizbullah taraftarlarınca gerçekleştirildiği iddia edildi.Saldırıda bir çocuk da yaralanırken, 8 bıçak darbesiyle yaralanan Azadiya Welat muhabiri Bişar Durgut hastaneye kaldırılarak ameliyata alındı.T24
Millilerden Müthiş Geri Dönüş
İtalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası ikinci tur F Grubu’nda Türkiye, Rusya’yı 3-2 yendi.Mücadelenin ilk setine Rusya hızlı başladı ve ilk teknik molaya 8-4 önde girdi. Molanın ardından Kübra’nın etkili blok ve servisleriyle toparlanma belirtileri gösteren A Milli Takım, top karşılamada sıkıntılar yaşayınca ikinci teknik molayı da 16-9 geride kapattı. “Filenin Sultanları” setin son bölümünde hücumda etkili oyunlarla sayı kazanırken, aynı performansı savunmada göstermeyince, ilk seti 25-19 kaybetti.İkinci sete iki takımda karşılık sayılarla başladı. “Filenin Sultanları” Rusya’yı etkili savunmasıyla hataya zorlayarak ilk teknik molayı 8-7 önde tamamladı. Ay-yıldızlılar, oyunda Rusya’nın bloklarını geçemeyip, smaçlarını karşılayamayınca ikinci teknik molada Rusya 16-14 üstünlüğü yakaladı. Milli takımın iyi savunmasına hücumda Güldeniz’in kazandırdığı sayılar eklenince setin son bölümünde 21-21 eşitlik sağlandı. Son anları büyük çekişmeye sahne olan sette Rusya, Kosheleva’nın sayılarıyla sonuca gitti ve seti 27-25 kazandı.Üçüncü sete hızlı başlayarak 5-0’lık seri yakalayan milliler, ilk teknik molaya da 8-5 önde girdi. “Filenin Sultanları” ikinci teknik molaya hücumdaki etkili performansıyla farkı açarak 16-10 üstün girmeyi başardı. Molanın ardından kaptan Gözde’nin kritik anlardaki smaçlarının yardımıyla oyunun kontrolünü bırakmayan “Filenin Sultanları”, üçüncü seti 25-22 kazandı.Dördünce sette oyuna ağırlığını koyan Rusya ilk teknik molayı 8-3 önde tamamladı. Ay-yıldızlılar, hücumda istediği oyunu sergilese de savunmada top karşılaşmada sıkıntı yaşayınca ikinci teknik mola Rusya’nın 16-13 üstünlüğüyle geçildi. Kosheleva-Gözde düellosuyla geçen son bölüme takımlar 20-20 eşitlikle girdi. Son anlarda akıllı hücumları ve etkili defansıyla milli takım 4. seti de 25-22 kazandı ve maçı final setine taşıdı.İki takımın büyük çekişmesi final setine de yansıdı. Saha değişimine 8-7 Rusya üstünlüğüyle gidildi. Karşılaşmanın en skorer iki oyuncusu olan Kosheleva ile Gözde’nin düellosu şeklinde geçen son bölümde A Milli Takım Kaptanı Gözde Sonsırma’nın sayılarıyla “Filenin Sultanları” seti 15-13, maçı da 3-2 kazandı.Bu sonuçla ay-yıldızlılar 2 puanı hanesine yazdırdı.Rusya’dan Kosheleva 32, Gözde Sonsırma ise kaydettiği 31 sayıyla maçın en skorer ismi oldu.Karşılaşmayı, Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Başkanı Özkan Mutlugil ile A Milli Erkek Voleybol Takımı’nın İtalyan çalıştırıcısı Emanuel Zanini de izledi.eurosport
Dünyanın Ne Kadar Güzel Bir Yer Olduğunu Kanıtlayan Birbirinden Sevimli 26 Hayvan
Öyle zamanlar vardır ki, içimiz kararır ve geleceğe dair umudumuzu yitiririz. Çevremizde ve dünyada olup bitenler, bizleri bir tür karamsarlık haline sürükler. İşte tam da bu zamanlarda, bu minik hayvanlara bakmanızı ve dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğunu hatırlamanızı öneriyorum size. Onların gözlerindeki ışığı ve bedenlerindeki doğal güzelliği görmek, yaşam ile aramızda kurduğumuz köprüyü bir derece daha güçlendirmeye ve yaşamı daha da çok sevmemize yetiyor sanırım.
Hong Kong'da Gerilim Tırmanıyor, Çatışmalar Var
'Hong Kong'da Çin'in 2017 seçimlerinde aday olacak isimlere müdahale etmesine' tepki gösteren öğrenciler ile polis arasında çatışmaların başladığı belirtiliyor.BBC Türkçe'de yer alan habere göre, protestocular hükümet binasının önünde toplanırken, 'Hong Kong yönetimi başkanı CY Leung' un bu gece yarısına kadar istifasını' talep ediyor. Protestocular, 'CY Leung'un istifa etmemesi durumunda protesto gösterilerinin büyüyeceğini ve hükümet binalarını işgal edeceklerini' söylemişlerdi.Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi , Hong Kong'da 'yasadışı' ifadesini kullandığı gösterilere katılanları sert bir dille uyarmıştı. Washington ziyareti sırasında konuşan Wang, 'Hong Kong'da yaşananların Çin'in 'iç işleri' olduğunu' söylemiş, 'mevkidaşı John Kerry ise Hong Kong yönetimine 'itidal' çağrısında' bulunmuştu.Protesto alanından bildiren BBC muhabiri Juliana Liu, 'polis ve Çin hükümeti yetkililerinin, protestoculara uyarılarının karşılıksız kaldığını' söylüyor. Sarı kurdele takan protestocular, protesto alanına gelmeye devam ediyor.Bugün protestoların beşinci gününe girildi. Hafta başına kıyasla, protestocu sayısında bir düşüş gözlemleniyor. Protestoları örgütleyenler, 'sayıdaki azalmanın yorgunluktan kaynaklandığını' söylüyor.BBC muhabiri Liu, gerilimin tırmandığına da dikkat çekti:'Protestocular Hong Kong yönetimi başkanı CY Leung'un ofisine doğru ilerledikçe, gerilim tırmanıyor.Günün erken saatlerinde polisin bu bölgeye plastik mermi ve benzer protesto malzemeleri taşıdığı görüntülenmişti. Hükümet binalarını işgal etmek isteyen genç öğrencilere karşı polisin ne kadar şiddet kullanabileceği ise tartışmalı bir konu. Saatler gece yarısına yaklaştıkça, kalabalık artıyor. Göstericiler, öğrenci liderlerinin hükümet binalarını işgal edip etmeyeceğini görmek için toplanıyor.'Çin'in resmi gazetesi baş yazısında protestoların devam etmesi durumunda, 'tasavvur edilemeyecek sonuçlar' doğuracağı uyarısında' bulundu. Çin resmi televizyon kanalı da Hong Kong polisinin 'mümkün olan en kısa sürede toplum düzenini sağlama çabalarının desteklenmesi gerektiğini' duyurdu.AFP haber ajansı, 'gece yarısı yaklaşık 3 bin göstericinin Hong Kong lideri Leung'un bulunduğu yönetim binası dışında toplandıklarını' belirtti ve göstericilerden Thomas Choi 'nin şu sözlerini aktardı:'Hükümete ait tüm binaları kuşatmaya çalışıyoruz. CY Leung Cuma günü ofisine gelene kadar bekleyeceğiz. Onunla yüz yüze konuşmak istiyoruz.'Binlerce gösterici Hong Kong'un iş merkezi Causeway Bay ve Mong Kok'taki gösteri alanlarında kamp kurdu. Çarşamba günü Tsim Sha Tsui'deki alışveriş merkezi Canton'da da gösteriler için kamp alanı açtı.Amerikan Wall Street Journal gazetesi, Hong Kong'lu bir kaynağa dayandırdığı haberinde, 'Leung'un protestocuları uzaklaştırmak istediğini fakat Pekin'in şiddet kullanmaması yönünde talimat verdiğini' yazdı.Reuters haber ajansına konuşan Hong Kong hükümetinden bir yetkili, 'Bir hafta veya bir ay alabilir, bilmiyoruz. Çok büyük bir kargaşa olmadığı sürece polisi göndermeyeceğiz, umarım böyle bir durum yaşanmaz' dedi.BBC'ye konuşan Hong Kong yönetimi eski lideri Chris Patten de, 'Çin'in şiddet kullanımına onay vermeyeceği görüşünde olduğunu' söyledi.Polisin, Pazar günü göz yaşartıcı gaz ve biber gazı kullanması üzerine kalabalık da artmıştı.Hong Kong, 'tek ülke, iki sistem' anlayışıyla yönetiliyor. Bu yönetim şekli, Çin'in diğer bölgelerinin aksine Hong Kong'a özerklik tanıyor ve bazı özgürlükler veriyor.Pekin, geçen ay yaptığı açıklamayla Hong Kong halkına kendi liderlerini seçme hakkı tanımış, fakat adayların belirlenmesine bazı kısıtlamalar getirileceğini ve adayların ancak Pekin yanlısı bir komitece onaylandıktan sonra seçime girebileceğini duyurmuştu.
Semih Kaya, Galatasaray Taraftarının Üzerine Yürüdü
Galatasaray İstanbul'a döndü, havalimanında gergin anlar yaşandı. Sarı-kırmızılı taraftarın Semih Kaya'ya söylediği bir söz üzerine, genç futbolcu taraftarın üzerine yürüyerek, 'Gel yüzüme söyle' diye tepki gösterdi.UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu'nda dün Arsenal'e 4-1'lik skorla mağlup olan Galatasaray İstanbul'a döndü.Sarı-kırmızılı takım Arsenal ile Londra'da oynanan karşılaşmanın ardından bugün özel bir uçakla İstanbul'a geldi. Atatürk Havalimanı'na inen kafilede futbolcuların mağlubiyet nedeniyle oldukça moralsiz olmaları dikkat çekti. Futbolcular bazı taraftarlarla fotoğraf çektirirken, bir sarı-kırmızılı taraftarın Semih Kaya'ya tepki göstermesi üzerine futbolcu ile aralarında kısa süreli bir gerginlik yaşandı.Sarı-kırmızılı taraftarın genç futbolcuya söylediği bir söz üzerine, Semih Kaya taraftarın üzerine yürüyerek, 'Gel yüzüme söyle' diye tepki gösterdi. Semih ve taraftar arasındaki gerginlik güvenliğin araya girmesi ile önlendi.skorer
Reklam
'IŞİD'in Bazı BM Güvenlik Konseyi Ülkelerince Beslendiğini Herkes Görüyor'
Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez 'in 25 Eylül tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ABD'nin politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Fernandez, isim vermeden IŞİD'in ABD tarafından beslendiğini dile getirdi.Fernandez, yaptığı konuşmada Papa Francis 'in barış çağrısını doğru bulduğunu ifade ederken ABD ile ilgili olarak 'terörizm canavarını yarattılar ve bu canavar şu an kontrolden çıktı' sözleri gündeme damga vurdu.Arjantin Devlet Başkanı BM'de yaptığı konuşmada şunları söyledi; 'Geçen yıl toplandığımızda Esad rejimini terörist olarak değerlendirip ona karşı olanları devrimci görüp desteklediniz; şimdi ise dün 'devrimci' dedikleriniz radikal islamcılara karşı savaş açmış durumdasınız.. IŞİD ve El Kaide'nin elindeki silahların izini kim sürebilir? Büyük güçler çok kolay dost ve düşman kavramını değiştiriyor. Teröristler dost oluyor, dostlar ise terörist. Hizbullah'ı terörist örgütler listesine koymuştunuz ama sonradan Lübnan'da geniş bir tabanı olan saygın bir yapı olduğu anlaşıldı.1994'te Buenos Aires'te İsrail Elçiliği'ne yapılan bombalı saldırıda İran parmağı aradınız ancak öyle olmadığı kesinleşti. 11 Eylül sonrası El Kaide terörü gerekçesiyle Afganistan ve Irak'a savaş açtınız; o ülkeler şimdi dünyanın en ağır durumunu yaşıyor. Arap Baharı'nı Tunus, Libya ve Mısır'da başlatarak radikal islamcıları kendi elinizle orada iktidara getirdiniz.Bölge haklarının özgürlüklerini gasp ettiniz. Bu gün burada IŞİD'e karşı bir BM kararı çıkarmak üzere toplandık oysa IŞİD'in bazı BM Güvenlik Konseyi ülkelerinin gözetiminde dostları tarafından kurulup beslendiğini herkes görüyor.'
'Genç Olsaydım Şimdi Kobane'deydim'
Mardinli ünlü şair ve yazar Murathan Mungan, sosyal medya hesabından attığı mesajında gösterdiği cesaretiyle büyük övgü topladı.Mungan, twitter hesabından attığı 'Evdeki akrebi öldürmeyip bahçeye atabilmek için yarım saat uğraşacak kadar can kıymeti bilen biriyim. Genç olsaydım şimdi Kobane'deydim' mesajıyla gösterdiği cesaret Kandilliler'e taş çıkarttı.Ensonhaber
Reklam
Kimse Yok mu Derneği'nin Yardım Toplama Yetkisi Kaldırıldı
Bakanlar Kurulu, Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin 6 Şubat 2007 yılında verilen izin almadan yardım toplama yetkisini elinden aldı.Alınan kararla dernek bundan böyle, Kurban derisi toplamak başta olmak üzere yapacağı tüm yardım toplama işlemleri için en yakın yerdeki mülki amirden izin almak zorunda.Karar dün dernek yönetimine gönderildi. Derneğin Genel Başkanı İsmail Cingöz, kararın tebliğ edildiği belgeyi Twitter adresinden paylaştı. Kararın 22 Eylül tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında alındığı ortaya çıktı.Taraf gazetesi, bu gelişmeyi 29 Eylül’de yaptığı haberle duyurmuştu. Gazete, 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından başlatılan “muhalif kuruluşlara yönelik baskı uygulamalarının” yardım kuruluşlarına sıçradığı ileri sürmüş, ilk hedefin Kimse Yok mu derneği olduğunu yazmıştı.30 Eylül’de ise, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından söz konusu iddialara ilişkin soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu’nun bu yönde bir karar almadığını söylemişti.nediyor.com
'MÜSİAD'da Hükümete Muhalif Üyeler Var'
MÜSİAD Başkanı Nail Olpak hiçbir parti taraftarlığın MÜSİAD'a girmek için ön şart ya da engel olmadığını ifade ederek, AKP ile ilişkilerini 'Ak Parti bize hiç şaşı bakmadı' şeklinde açıkladı.Ayşegül Akyarlı Güven'in wsj.com.tr'deki röportajında konuşan Başkanı Nail Olpak, hükümetle-MÜSİAD ilişkilerini, 'Hükümet bize şaşı bakmadı' sözleriyle değerlendirdi.wsj.com.tr'de yer alan röportajdan dikkat çeken bölümler şöyle:MÜSİAD'ın üye alırken ciro kriteri nedir?Bize en sık sorulan soru bu ciro kriteridir ama MÜSİAD üyeliğinin ciro limiti yoktur. Siz bir iş insanıysanız biz sizin cironuza bakmayız. Bu ülkeye daha fazla katkı sağlayana daha çok teşekkür ederiz ama her ikisi de eşit olarak MÜSİAD üyesi olabilir. Böylesi bir üye yapısına sahipseniz siz Türkiye'nin aynasısınızdır. Bizde Muğla'dan da Van'dan da üye var. Küçük firma da üye, KOBİ de, Türkiye'nin ilk 10 şirketi arasında yer alan şirket de.. Bu aynanın içerisinde Türkiye genelinde inşaata kayma fazlaysa MÜSİAD üyeleri içinde de bu oran fazladır. Tabiat boşluk kaldırmaz. Biz iki şeyi önemseriz. Kazanırken hukuki ve meşru zeminde kazanmayı, harcarken de hukuki ve meşru zeminde harcamayı.Gerektiğinde MÜSİAD'dan üye ihraç ediyor musunuz hiç?Çıkartırız tabii.Kaç üye çıkardınız bugüne kadar?Arzu etmeyiz ama ana çerçevemize uymayan bir şey söz konusuysa üye ihracı olabilir. Birisi bize 'Ben sizin şu üyenizden şu nedenle zarar gördüm, bu da MÜSİAD değerlerine aykırıdır' diye şikayette bulunursa, bizim tahkim kurulumuz konuyu inceler. Bir şey çıkarsa oradan da ihraç edebiliriz.Hükümete muhalif üye var mı hiç MÜSİAD'da? Hükümete sempati üyelik için bir kriter midir?Biz üyelerimizin bugüne kadar siyasi görüşlerini merak etmedik. Buna göre üye almadık. Üyelerimizin herhangi bir yerine mensubiyetine göre üye almadık. 'Hangi sosyal gruba, cemaate yakınsınızdır?' diye sorup almadık. Diyoruz ki: Bu toplumun içinde benimle yan yana olmaktan rahatsız olmayan insanla ben beraber olurum. Ama bunu da bir zenginlik olarak görürüm. Bir şartla. Oradaki aidiyetini benim bu kurumumun içerisine getirip de bir dayatma olarak ortaya koymadığı sürece. Sizin hangi takım tuttuğunuz da beni çok ilgilendirmiyor. Ama tuttuğunuz takımı MÜSİAD içindeki faaliyetlerde insanları rahatsız edecek şekilde ortaya koyuyorsanız, o partiyi üyeleri rahatsız edecek şekilde gündeme getiriyorsanız, o cemaati ya da sosyal grubu o şekilde getiriyorsanız, 'pardon' deriz. 'Orada' duyalım..Peki hükümete muhalif üye var mıdır MÜSİAD'da?Var. Biliyorum çünkü geçtiğimiz dönemde yerel seçimler oldu. Yerel seçimlerde Türkiye'nin dört bir tarafında üyelerimiz var bizim. Baktık ki bizim üyelerimizden başka partilerin aday adayları var. Oradan gördük bunu. Yoksa özel olarak bir araştırma içine girmedik. 100 aday adayının 50 tanesi hükümet tarafında çıkabilir. Zaten ülkede oran öyleyse 50'si, 60'ı oradaymış. Çok da düşündürücü değil yani. Bu konuda özel bir merakım yok. Birlikte çalıştığım arkadaşlarımın parti yakınlığını da bilmem. Eğer birisi bir gün burada particilik yapmaya çalışırsa 'Bir dakika. Gel buraya. Burada bunu yapmana izin vermeyiz' derim.Yeni Türkiye diye bir kavram var şimdi. Hepimiz bu kavramı çokça konuşuyoruz. Nasıl bir yer Yeni Türkiye? Nasıl bir ekonomik ortam?Geçtiğimiz Çarşamba günü Koç Üniversitesi'nde oranın Eko-politik kulübünün davetlisiydim. Orada da Yeni Türkiye'yi anlatmaya çalıştım.Benim yaş grubumun hafızalarından çıkmayan bir Türkiye var. Şu an dolarda 2.26 TL'den 2.29 TL'ye çıkan bir hareketlilikten bahsediyoruz. O Türkiye'de doların 687 binden 1 milyon 700 bin TL'ye çıktığı bir Türkiye vardı. Yeni Türkiye'de biz bunu istemiyoruz.Eski Türkiye içerisinde bakıldığında şu anda 62'nci hükümet işbaşında. Cumhuriyetin 91'inci yılındayız. Her 1.5 yılda bir hükümetlerin değiştiği bir Türkiye vardı. Hatta Ak Parti gibi 12 yıl kalanları çıkardığında ömrü aylarla ifade edilen hükümetler vardı. Bakan değişse politikaların değiştiği bir ortamda istikrardan bahsedemezsiniz. Her 1.5 yılda bir hükümetlerin değiştiği bir istikrarsızlık ortamını ben arzu etmiyorum Yeni Türkiye'de.Bir ülke işadamından yatırım, istihdam oluştur, sosyal katkı sağla ister. Geçtiğimiz dönemde onaylamadığımız bir şey de şu: Kalkıp siyaseti dizayn etmeye çalışma. Siyaset de seni dizayn etmeye çalışmasın. Ortalama vatandaşın işadamından beklentisi budur. Bunu yaparsa saygı ve sevgi görür. İşadamı da bunları yapabilmek için huzurlu bir ortam ister. Çözüm sürecinin olmadığı dönemleri hatırlayın. O dönem Doğu'ya işadamı gitmiyordu. Niye gitsin. Siz gidip buradan bombanın patladığı bir yerde yatırım yapar mıydınız?Peki şimdi nasıl gitsin? Şimdi bir de IŞİD orada.Başka bir yere geleceğim. IŞİD'i ayrıca konuşuruz. İşadamı huzur ister, güven ister, pozitif istikrar ister. İstikrarın negatifi de var. Hep baş aşağı giden ülke de var. Geçmişte sanayi payından bahsettik az önce. Bize şu söylendi 'Yaa tarım köylü işidir. Biz artık köylü değil kentli olacağız, bırakacağız bu işleri' dendi. İnsanlar her yerden getirilip İstanbul'a plansız programsız şekilde tıkıştırıldılar. Türkiye'nin bugün tarımsal üretimi 61 milyar dolar. Hollanda'nın sadece tarım ihracatı 105 milyar dolar. İnsanları oralardan kopartıp getirirseniz, çözüm süreci besicilik ve tarım açısından da önemliydi, o zaman bir yerlerde bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. Bu eski Türkiye'de kalmalı. Yeni Türkiye'de olmamalı.Cari açık geçen sene 65 milyar dolardı. Bu yıl 48 milyar dolar olacak. Güzel. Daha da azaltmak istiyorum ama enerjiye bağımlıyım. Biraz önce tarım dedim size. 61 milyar dolar tarım üretimimi 110 milyar dolar yapsam bitti olay. Biz Yeni Türkiye'yi böyle hayal ediyoruz.Sanayiye gelince.. 'Artık üretim üçüncü dünya ülkelerinin işi, biz hizmet sektörüne gireceğiz' dediler. İspanya, Yunanistan gibi ülkeleri örnek gösterdiler. Ben bunu devlet politikası olarak getirmişim. Sadece rant yüksek diye sanayiden kaçmamışım ki.. Biz bu pompalamalarla büyüdük. 'Avrupa üretimi bizim gibilere yaptırıyor. O zaman biz de üretim yapmayalım' dediler. Yapmazsan yüzde 15'e düşer sanayi payı. 'İnşaatçı rantı gördü' değil tek mesele.. Sen de insanları psikolojik olarak, mahalle baskısıyla buna yönlendirdin. Yeni Türkiye'de biz bunları da istemiyoruz. Hukuk devleti. Hukuk size de bana da lazım. Birleri kafalarında soru işaret olmadan benim karşısına çıktığım hukuki makam hangi görüşe sahipse bunu sağlayabilmelidir. Bunun için anayasaysa anayasa, yasal değişiklikse yasal değişiklik, cesurca birilerinin yapması birilerinin de korkmadan destek vermesi lazım.Ak Parti iktidarı döneminde MÜSİAD için neler değişti? Sonuçta MÜSİAD hükümete yakın iş dünyası örgütü olarak tanınıyor.Biz bazen malımızı kaybediyoruz, sonra da bulduk diye seviniyoruz. MÜSİAD 25 yıllık geçmişe sahip. TÜSİAD da ondan 19 yıl önce kurulmuş.. En babası bunlar yani. 40 yıldan bahsediyoruz. Ondan öncesine gidince böyle bir kavram bile yok. Geçen hafta ahilik haftasıydı. Ahilik güzel bir örgütlenmeydi, vakıflar da bugün dünyada inanılmaz iyi işler yapan kurumlardır. Biz bir vakıf medeniyetiyiz. Unutmuşuz, sonra NGO'dan tercüme bire sivil toplum kuruluşu katmışız hayatımıza. Öyle olunca elbette bunun oturması zaman alıyor. İstikrarsız ortamlardan etkileniyor. Siz kalkıp darbe dönemlerini yaşarsanız, partilerle örgütler kapatılarak bir yere gidilirse bunun adı 80 darbesi de olabilir, 28 Şubat da. Her ikisi de bizim için aynıdır. Buralarda kurumlar hayatlarını bitirirler, sıfırlarlar, zikzaklı şekilde bir daha başlarlar. Son dönemi öncelikle böyle değerlendirmek lazım. En azından bakıldığında bu anlamda bariz engellemelerle karşılaşılmadığını söylemeli. Ayağımızdaki prangaların çıkartılması olabildiğince eşit şartlarda çalışılabilmesi demektir. MÜSİAD'ın bu dönemde özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde bize şaşı bakılmasını engelledi. Hükümet bize şaşı bakmadı.Daha önceki hükümetler çok mu şaşı baktı?28 Şubat'ta üyeleri geceleri çilingirlerle açılarak taciz edilmiş bir kurumun mensuplarıyız biz. 28 Şubat süreci içerisinde bu geçtiğimiz yıl konuşulan fişlemelerin kitaplaştırıldığı, İslami sermaye diye kitaplar içinde yazıldığı bir dönemin üyeleriyiz biz. Böyle bakıldığı zaman bir tek MÜSİAD üyeleri değil, kitap içinde MÜSİAD üyesi olmayan da bir dolu kişi vardı. Böyle bir süreçte bize şaşı bakılmadığını nasıl söyleyebiliriz ki? Benim kurucu Genel Başkanım o dönemde DGM'de yargılanmış. Bir işadamı örgütünün kurucu başkanının DGM'de yargılanabilmesi için vatana ihanet suçu falan olması lazım. Hükümetin bize bu dönemde yapmış olduğu şey bu şaşı bakmayı ortadan kaldırmaktır.DEİK'te yeni oluşumla ilgili hükümetin müdahaleci bir tavır takındığı konusunda belli eleştiriler var. Siz ne düşünüyorsunuz?Öncelikle basında 'DEİK Ekonomi Bakanlığına bağlandı' ifadesi kullanılıyor. Ben şu anki DEİK'in yönetim kurulu üyesiyim. Şu ankinden bir gün önceki DEİK'in de yönetim kurulu üyesiydim. Baktığınızda DEİK'in kurucu kuruluş sayısı 99'a çıktı. 24 olan yönetim kurulu üye sayısı da 35'e çıktı. Pazar günü bir yönetim kurulundaydık. 35 üyenin 35'i de iş aleminin temsilcileriydi. Bir Allah'ın kulu da bakanlık personeli değildi. Rona Bey ne kadar kamu personeli dğeilse Murat Ülker de Fetit Şahenk de Murat Ülker de o kadar değildi. TİM'i emsil edenler de odalarımızın başkanları da kamu değil. İçimizde en yarı kamu olanlar onlardı. Bunların da ağırlıklı kısmı daha önceki yönetim kurulunda vardı. Ekonomi sadece 35 kişi içinden bir kişiyi başkan olarka belirleyecek. Ama o kişi o 35 kişinin içinden olacak. Dışarıdan belirlemedi. Cumhurbaşkanımız, Ekonomi Bakanımız ve Kültür Bakanımız da katıldılar ama saat tutmadım, 15 dakika kadar kalıp çıktılar. Sonrasında Başkan Yarımcılıklarının, icra kurulu üyelerinin de tamamı orada seçildi. Böyle bir algının olmasına kimsenin izin vermemesi lazım. DEİK yine özel sektör temsilcilerinden oluşan bir yapıya sahip. İş Konseyi Başkanları'nın tamamı göreve devam edecek. Çalışmak isteyen personelle de çalışılacak. Ekonomi Bakanlığı'nın 35 kişiden bir kişiyi Başkan olarka atamasını Ekonomi Bakanlığı'na bağlamak olarka ifade etmek bence vicdansızlıktır.
Cem Yılmaz'dan "Adalete Fener Yak" Açıklaması
'Adalete Fener Yak' kampanyası kapsamında çekilen video filmde rol alan Cem Yılmaz, Galatasaraylılar ve Trabzonsporlular'ın filmi boykot edecekleri haberleriyle ilgili ilk kez konuştu.Sabah'la Günaydın Gazetesi yazarı Mevlüt Tezel'in sorusunu yanıtlayan Yılmaz, şunları söyledi:'O videoda olduğum için pişman değilim, takımımı destekledim. Boykot çağrısına üzülmedim dersem yalan olur ama eleştirmek insanların en doğal hakkı. Bu dünyada benim hiç saldırgan bir tavrım olmamıştır ki.'eurosport
Reklam
UEFA'dan Galatasaray'a Soruşturma!
UEFA Galatasaray'a soruşturma açtığını açıkladı. Sahaya atılan meşaleler nedeniyle sarı-kırmızılılara yüklü bir ceza gelebilirUEFA Galatasaray'a soruşturma açtığını resmi internet sitesi üzerinden duyurdu. Galatasaray taraftarının Arsenal maçında yaktığı meşaleler ve bunların sahaya atılması nedeniyle sarı-kırmızılı takım hakkında Disiplin Yönetmeliği'nin 16. maddesi gereğince disiplin soruşturması açıldığı ilan edildi.Ev sahibi ekibin olayda sorumluluğuyla ilgili bir açıklama yapılmadı. İngilizler, gerek görülmesi halinde ilerleyen aşamalarda Arsenal'in soruşturmaya dahil edilme ihtimali bulunduğunu bildirdi. Şampiyonlar Ligi mücadelesinin 37. dakikasında tribünde yaktıkları meşaleleri üst üste sahaya atan taraftarlar oyunun durmasına sebep olmuş, görevliler su dökerek meşaleleri söndürmüştü. Temsilciler tarafından rapor edilen olay nedeniyle Galatasaray’a ağır para cezası vereceği bildirilmişti.Onur Dinçer / Skorer Dış Haberler
Reklam
Tipografilerle Büyüklerin Dilinden Düşmeyen 8 Bayram Klişesi
Yıllardır her bayram bunları dinledik, içerledik, şakalaştık, tutulduk kaldık, cevap veremedik. Sonra öğrendik bu durumlarla başa çıkmayı. Hazır cevap olamadık belki ama içerlemelerden içerik, anılardan tasarımlar çıkaracak kadar büyüdük. ReputeUs bayram klişelerini gururla sunar. İyi bayramlar dileriz.
Reklam
Mila Kunis Anne Oldu
Hollywood'un ünlü çifti Ashton Kutcher ile Mila Kunis ilk bebeklerine kavuştu.31 yaşınaki Kunis, dün Los Angeles'taki Cedars Sinai Medical Center'da bir kız bebek dünyaya getirdi. Kunis'in 36 yaşındaki nişanlısı Kutcher'ın da doğum sırasında güzel oyuncunun yanında olduğu belirtildi. Tmz.com'un haberine göre Kutcher ile Kunis, sabah 06.00 sıralarında hastaneye birlikte gittiler. Çiftin yanında aile üyelerinden herhangi birinin ya da korumalarının olmadığı da ileri sürüldü. Yıllar önce birlikte görev aldıkları Thats 70's Show adlı TV programında tanışan çift o sıralarda sadece iş arkadaşıydı. Kutcher, Demi Moore ile yaptığı evlilikle çok konuşuldu.Gazeteport
Çin'de 6 Saat İçinde 2 Milyon iPhone 6 ve iPhone 6 Plus Rezerve Edildi
Apple, Çin için yaptığı resmi açıklamada iPhone 6 ve iPhone 6 Plus için resmi ön siparişin 10 Ekim’de, satışların ise 17 Ekim’de başlayacağını açıklamıştı ama Çin’de karaborsa söylentileri arasında başlayan rezervasyonlar ciddi bir talep görüyor.ITHome ve Sina tarafından yapılan açıklamalara bakılırsa Çin’de iPhone 6 ve iPhone 6 Plus rezervasyon taleplerinin sayısı 2 milyonu geçti. Üstelik resmi olmayan bu rakam sadece 6 saat içinde perakendeciler ve 3 büyük mobil operatörden alınan rezervasyonlardan ibaret. Ayrıca Çinliler en çok 64 GB’lık modelleri tercih ediyor.Hatırlayacağınız üzere yine hakkında çok konuşulan iPhone 6 ve iPhone 6 Plus satışları ilk hafta sonunda 10 milyonu geçerek yeni bir rekor kırmıştı. Dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı Çin ise bu rekora ciddi bir cevap verecek gibi duruyor.Webrazzi
Samsung Note 4 Bükülme Testi
Geçtiğimiz günlerde başlayan ve bir salgın gibi yayılan #bendgate akımı dur durak bilmeden devam ederken, kolayca bükülebildiği söylenen iPhone 6 Plus'lar ile ilgili bir atak da Samsung'tan geldi. iPhone 6 Plus phablet'lerin belli miktarda güç uygulandığında kolayca bükülebildiği ortaya çıkınca sosyal medyada herkesin bu konu ile ilgili içerik üretmeye baslaması ezeli rakip Samsung'un da dikkatini çekmiş olacak ki şirket oldukça enteresan bir video hazırlamış! Üç nokta odaklı bir test olarak açiklanan işlemi video haline getiren Samsung, sadece makineler ile değil insanlar tarafından da kendi phableti olan Galaxy Note 4'ün bükülemeyeceğini kanıtlıyor. İddiaya göre yüzlerce kez, 100 kilo ağırlığında bir insan tarafından üstüne oturulan Note 4 en ufak bir zarara uğramadan testten çıkmayı başarıyor. Üç nokta odaklı mekanik testte ise üç farklı bölgeden baskıya uğrayan Samsung phableti biraz eğilse de, kısa süre içerisinde eski formuna dönüyor ve çalışmaya devam ediyor. Samsung'a göre bu dayanıklılığın ardında metal çerçeve ve güçlendirilmiş iskelet sistemi bulunuyor.
Reklam