Eroğlu, “Burada orman değil elle dikilen ağaçlar var, burası şehir parkı” deyip kestirip attı. “İnsanlar depremde nerede toplanacak” sorusunu görmezden geldi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul’da, 1999 Marmara Depremi sonrasında deprem toplanma alanı ilan edilen ve bölgedeki en büyük yeşil alan olan Ataköy 7-8. kısımdaki orman yolun ağaçlarının kesilip yerine külliye, lojman yapılmak istenmesine tepki gösterenlere, “Burada orman değil elle dikilen ağaçlar var. Şehir parkı niteliğinde olup, halkın spor ve dinlenme maksatlı kullandığı bir yer” yanıtını vermekle yetindi. Eroğlu, CHP’li Umut Oran’ın “Ataköy 7-8’deki insanlar depremde nerede toplanacak?” sorusunu ise görmezden geldi.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Ataköy 7 ve 8. Kısımda yaşayan vatandaşların spor yapıp yürüyüş yolu olarak kullandığı ormanda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kararıyla ağaçların kesilerek külliye, lojman yapılmak istenmesi üzerine bölge halkının tepkisini soru önergesiyle TBMM’ye taşımıştı.“Orman değil şehir parkı” imiş!Bakan Eroğlu ise, Oran’a gönderdiği yanıtta bölge halkını üzecek şu ifadelere yer verdi:“Orman yolu olarak belirtilen yol, civarında elle dikildiği anlaşılan çeşitli tür ve büyüklükte ağaçların dikili olduğu sahadır. İlgili saha daha çok şehir parkı niteliğinde olup, halkın spor ve dinlenme maksatlı kullandığı bir sahadır. İdaremiz kayıtları incelendiğinde, ilgili sahanın bulunduğu Bakırköy İlçesinde 6831 sayılı Orman Yasası hükümlerine göre orman kadastro çalışması yapılmadığı, ayrıca arazide yapılan incelemelerde anılan taşınmazın 6831 sayılı yasa kapsamında ‘orman olarak nitelenen’ sahalardan olmadığı tespit edilmiştir.Ağaç kesim kalıntısı yokmuşVeysel Eroğlu’nun yanıtında, ağaçların sökülmeye başlanması üzerine halkın tepki gösterdiğini ve inşaat çalışmalarının durdurulduğunu belirtirken, “bu civarda ağaç kesim kalıntısı ve kesiminden geriye kalan dip kütüklere rastlanılmamıştır” demesi ise dikkat çekti.Peki halk depremde nerede toplanacak?Bakanın, önergede yer alan “Ataköy 7 ve 8. Kısımda oturan bölge halkının depremde toplanma alanı neresi olacak?” sorusunu yanıtlanmaması ise dikkat çekti.Otopark ve külliye yerine neden botanik park yapılmıyor?Önergesinde, 1999 Marmara Depremi sonrasında deprem toplanma alanı ilan edilen ve bölgedeki en büyük yeşil alan olan Ataköy 7-8. kısımdaki Orman Yolunun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2013 yılında 1/5000 Nazım İmar Planı’nda yaptığı plan tadilatı ile imara açıldığını ve daha sonra bölgede külliye yapılması için bir imar projesi hazırlandığını anımsatan Umut Oran, şu soruların yanıtlanmasını istemişti:“Projeye göre 257 ada, 51. Parsel üzerindeki Orman Yolu’nda bulunan ağaçlar neden kesiliyor? Buradaki 100 ağacın tamamı kesilecek mi? Burası neden külliye ve otopark değil de botanik parkına çevrilmiyor? İmar sonrasında 4 bin 80 metrekarelik Orman Yolu’nun çok az bir kısmının yeşil alan olarak kalacağı bilgisi doğru mudur? Tamamı imara açılacak olan alanın 2 bin 925 metrekaresi (m2) yatakhane, 311 m2’si ise lojman, otopark ve oturma alanı olacak. Ancak projede külliyenin bulunmadığı, inşaat ruhsatında ise külliye izni verildiği görülüyor. Bu durumda plan tadilatında hukuken bir aykırılık yok mudur? İskânı tamamlanmış bir bölgede plan tadilatı yapılacaksa bölge halkına danışılması gerekmiyor mu, orada oturanlara sorulmadan neden öyle bir değişiklik yapıldı?”
Davutoğlu, muhalefetin Enerji Bakanı Taner Yıldız'ı istifaya çağırmasına yanıt verdi. Davutoğlu'ndan çok önemli bir bedelli askerlik açıklaması da geldi.Enerji Bakanı Taner Yıldız, 'İstifayı değerlendirmediğimi zannetmeyin. Ben ilkeleriyle yaşamış bir insanım. Bunu Soma kazasından sonra Bakanlar Kurulu’na ilettim. Şimdi 13 muhalefet partisi milletvekilinin de tavsiyesini bir kez daha Başbakanımla paylaşacağım. Kolay olanın istifa etmek olduğunu beni tanıyanlar bilir. Makam ve paraya bir bakışım var” diye konuşmuştu.Konu Başbakan Ahmet Davutoğlu'na da soruldu. Davutoğlu, muhalefete tepki gösterdi, şu yanıtları verdi:Bakanların performansı,istifa edip etmeyecekleri muhalefetin işi değildir. Sayın Taner Yıldız'ın enerji bakanlığı döneminde neler yapmış olduğunu, şimdi başbakan, geçmişte kabine arkadaşı olarak bilen benim. Seçimlerde ard arda yenilgi yaşamaları sonrası neden kendilerinin böyle bir davranış sergilemediklerini sorgulamak lazım.Türkiye’nin enerji politikaları konusunda son yıllarda TANAP başta olmak üzere ne kadar büyük bir hamle yapmış olduğunu, bir çok uluslararası forumda Türkiye'nin enerjinin kilit oyuncusu olarak görüldüğünü herkes biliyor.Orada ihmali kimin vardır kimin yoktur, bunları bizzat ermenek'e giderek alanda takip ettim. Hem ankara'da yoğun brifingler aldım. Bunun dışında iş güvenliğiyle alakalı reform paketini açıkladık.Kimin orada ihmali olduğunu benden daha iyi takdir edecek kimse yok. Enerji bakanımızın verdiği cevap, siyasi etik içinde verilen cevaptır. Atılacak adımlarla ilgili takdir yetkisi bize aittir.Muhalefet önce kendi performansına baksın.Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bedelli askerlik konusunda dün 'Erbaş ve er sayısı 70 bin azalmıştır. Üniversiteye gidenler arttı. Kısa dönem erbaş ve er sayısı artıyor. Eğer yaş 30 olursa 400 bin, 29 olursa 450 bin, 28 olursa 530 bin. Görüşleri alarak Sayın Başbakanımıza ilettik. Talep var. Bu talebi ve Türkiye'nin çevresindeki ateş çemberini dikkate alarak Genelkurmay Başkanlığımız görüşünü bildiriyor. Sonuçta Sayın Başbakanımız karar verecek' demişti.Başbakan Ahmet Davutoğlu bugün soru üzerine 'Bedelli askerlikle ilgili değerlendirmelerimiz sürüyor' diye yanıt verdi.Milliyet
Gemlik'in AK Partili Belediye Başkanı Yılmaz, zeytinlikler nedeniyle ilçede çok sıkıştıklarını, mezar yeri dahi bulamadıklarını anlatırken, ilçede yaşayanları şoke eden bir itirafta bulundu. Yılmaz, 'Binaların çoğu deniz kumu ile yapılmış. Gemlik halkının 50 bini tabut üzerinde yaşıyor' dedi.Gemlik'te 'kentsel dönüşümün' şart olduğunu vurgulayan Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz, 3 yıl önce altyapı çalışmaları yaparken, bina zeminlerinin riskli olduğunu fark ettiklerini ve ilçeyi zeytinlik alanların bulunduğu yüksek kesimlere taşınması ile ilgili bir çalışma başlattıklarını söyledi.'İlçede sıkıştık'Zeytin Koruma Kanunu nedeniyle yaptıkları planlara zeytin alanlarını işleyemediklerini ifade eden Yılmaz, 'İlçede o kadar sıkışmış durumdayız ki ölülerimize mezar yeri yok. Mezarlığımız bitti, gömü yapamıyoruz. Gıda, tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'ne, 'zeytin ağaçlarının olduğu bir bölgeye, ağaç kesilmeden gömü yapalım' diye başvurduk. Oradan da cevap alamadık. İlçemizde ölen kişileri, Bursa'daki Hamitler Kent Mezarlığı ile Doğu Kent Mezarlığına götürmemiz isteniyor. Ancak ikisi de ilçeye uzak. Biri 45, diğeri ise 65 kilometre. Vatandaşlar bunu kabul etmediği için insanları üst üste gömüyoruz. Sağına, soluna, yanına sıkıştırmaya çalışıyoruz. Ciddi bir sosyal problem. Ölüye yer yok, hastaya hastane yeri yok. Diriye konut yok' diye konuştu.'Binaların çoğu deniz kumu ile yapılmış'İlçede hizmet veren devlet hastanesinin 2000'li yılların başında yapılmasına reğmen, artan göçle birlikte kaliteli ve yeterli sağlık hizmeti vermediğini vurgulayan Başkan Yılmaz şunları söyledi:'200 yataklı hastanenin ihalesi yapıldı. Hastane yapılacak yerde zeytin ağacı olduğundan dolayı bunu da yapamıyoruz. Gemlik bu anlamda da çok çaresiz. Burada siyasi büyüklere ve siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine sesleniyorum. Allah aşkına Gemlik'te deprem olmadan bir çare bulalım. Gemlik'te deprem olup 30-40 bin kişinin ölümünden sonra çare olmanın hiçbir faydası yok. Şimdiye kadar olduğu gibi hep ölenin arkasından ağlamayalım. Facia olmadan önce önlem alalım. Gemlik İlçesi'nde binaların yüzde 90'ı deprem riski taşıyor. Binaların çoğu 1999 depreminden önce yapılmış. Deprem yönetmeliğinde yer alan şartların hiçbirini taşımıyorlar. Çoğu deniz kumu ile yapılmış. Beton kalitesi çok kötü. Gemlik halkının 50 bini tabut üzerinde yaşıyor. Zaten zemin kötü. Yapılarında statiği kötü. Olası bir depremde, 6 şiddetindeki bir depremde bile -Allah vermesin- Gemlik yerle bir olur. Bunun acısını ben yüreğimde taşıyorum. Görevimi yaparak, sesleniyorum. Tüm siyasi partiler bize destek olsun.'DHA
Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, güvenlik birimlerinin toplumsal eylemlerde TNT içeren şok bombalarının kullanımını yasaklarken, gaz bombalarının kullanımını sınırlandırıp sıkı kurallara bağladı.Hürriyet'ten Güven Özalp'in haberine göre bu kararların alınmasında, ülkenin güneyindeki Tarn bölgesinde bulunan Sivens Ormanı’na yakın bir bölgede yapılacak barajı protesto etmek için düzenlenen eylemde bir gencin sırtına isabet eden şok bombası nedeniyle hayatını kaybetmesi etkili oldu.
Hepimiz biliyoruz ki kediler reklam dünyasının starları. Fakat bu kez karşımıza terapist olarak çıkıyorlar. Los Angeles’ta hazırlanan, dışarıdan içerisi görünen cam bir fanus içerisine stresten yakınan insanları teker teker sokuyorlar ve bakın fanus içerisine girenler ne ile karşılaşıyorlar.
Dünyadan 510 milyon kilometre uzaktaki bir kuyruklu yıldızın üzerine inmeyi başaran Philae uzay modülünün bir tepeciğin arkasında gölgede kalması nedeniyle güneş panellerinin çalışmadığı ve modülü şarj edemediği belirtildi.Her ne kadar Philae modülü Avrupa Uzay Ajansı’yla (ESA) irtibat kurup fotoğraflar ve hatta ses kayıtları gönderse de, görevin tahmin edilenden çok daha kısa soluklu olma riski var. Eğer Philae yeterli güneş ışını alamayıp kendi kendisini şarj edemezse sistemin tamamen devre dışı kalması olası.67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına modül indiren ESA’daki bilim insanları Rosetta projesinin 2015′in sonlarına kadar sürmesini ve güneş sisteminin gizemleri hakkında yeni bulguları ortaya çıkarmayı amaçlıyor.10 yıllık bir yolculuğun ardından kuyruklu yıldıza ulaşan Rosetta uzay aracı, taşıdığı Philae modülünü Çarşamba günü kuyruklu yıldızın üzerine indirmeyi başarmıştı.İlk iki denemede kuyruklu yıldızın yüzeyine tutunamayan Philae uzay aracı, iki kez geri sekmiş ve üçüncü denemede yamuk bir şekilde de olsa yüzeyde tutunmayı başarmıştı.Modülden gelen ilk fotoğraflar bir duvara benzeyen yükseltiye dayalı durduğu izlenimini veriyor. Modülden gelen veriler aracın ya yan yattığına ya da dik bir eğimde durduğuna da işaret ediyor.Philae’nin kuyruklu yıldızın üzerinde her 12 saatte bir 1,5 saatlik güneş ışığına maruz kaldığı hesaplanıyor. Ancak bu sürenin cihazı yeteri kadar şarj etme konusunda yetersiz olduğu da belirtiliyor. Eğer modül daha fazla güneş ışığı yakalayamazsa şarjı Cumartesi günü bitecek.Almanya’daki ESA faaliyetlerinin Başkanı Paolo Ferri, “Şu anki hesaplamalarımız mevcut şarjın Cuma öğleden sonra ila Cumartesi öğleden sonra arasında bitebileceğini gösteriyor” dedi. Modül ne kadar çok çalışırsa şarjının da o kadar hızlı tükenebileceği ifade ediliyor.ESA’daki bilim insanlarının şimdiki çabası ise modülün konumunu daha çok güneş alan bir noktaya taşımak yönünde.Seçeneklerden birisinin modül üzerindeki hareketli parçaları kullanarak küçük bir sıçrama yapılması olduğu ifade ediliyor. Ancak herhangi bir seçeneği planlayıp uygulamaya koymaya yetecek kadar süre olmadığından da endişe edenler var. Bu nedenle ESA şu anki önceliğini “Philae modülü çalışır haldeyken toplayabildiğimiz kadar veri toplayacağız” şeklinde özetliyor. Ancak Rosetta projesinin en önemli hedeflerinden birisi olan kuyruklu yıldızda sondaj yapma seçeneği şu an için şarj sorunu nedeniyle masadan kalkmış durumda.Modülün sondaj yaparak kuyruklu yıldızın içindeki kimyasal yapıları incelemesi hedefleniyordu. Modülün operatörlerinden Jean-Pierre Bibring, “Şu an sadece yüzeyi kokluyoruz. Ancak elbette bu bize kuyruklu yıldızın kimyasal yapısı konusunda çok net bilgiler vermiyor. Sondaj yapmamız gerek ama şu an bu sondajı yaparsak projeyi de öldürmüş oluruz” diyor. BBC Türkçe
İş kazaları ve çalışan güvenliği için Başbakan Davutoğlu’nun önceki gün açıkladığı önlem ajandası, ‘düğmeye basarak’ iyi yönetişim sağlanacağını düşünenleri heyecanlandırmış olabilir. Ancak bu ajandada iş kazalarına ‘sıfır toleransla’ yaklaşma iradesi yok.Örneğin önlem ajandasının içindeki iki madde, hukukun üstünlüğü konusundaki ahlaki çöküntüyü apaçık ortaya seriyor; birincisi, iş kazalarını önlemek için, işyerinde çalışma güvenliğine dikkat gösteren işverenlerin prim ödemelerinin azaltılması. İkincisi de işyerinde kaza olan işverenlerin ihalelere katılımının iki yıl boyunca yasaklanması.
Gezi eylemleri sırasında dört gün gözaltında tutulan Fransız öğrenci 500 TL tazminat kazandı. Couvert haksız şekilde gözaltına alındığı, dört gün gözaltında tutulduğu, özgürlük, güvenlik, toplanma ve ifade özgürlüğü ihlâl edildiği gerekçesiyle dava açmıştı.İstanbul Gezi Parkı'nda başlayıp tüm yurda yayılan Haziran Direnişi sırasında İnsan Hakları Derneği’nde staj yaptığı için Türkiye ’de bulunan ve polisin attığı biber gazından korunmak için girdiği Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) binasında gözaltına alınan Erasmus öğrencisi Fransız Elisa Marianne Couvert’in hukuk savaşı sürüyor. Cumhuriyet gazetesinden Canan Coşkun'un haberine göre Couvert, haksız şekilde gözaltına alındığı, dört gün gözaltında tutulduğu, özgürlük, güvenlik, toplanma ve ifade özgürlüğü ihlâl edildiği gerekçesiyle Maliye Bakanlığı’na açtığı tazminat davasını kazandı. Mahkeme, 50 bin lira tazminat talep eden Couvert’e haksız tutuklama tarihi olan 14 Haziran 2013’ten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 500 TL ödenmesine karar verdi. 50 BİN TL TAZMİNAT İSTEMİŞTİİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 'terör örgütü üyesi olduğu' gerekçesiyle yürütülen soruşturma sonucunda hakkında takipsizlik verilen Couvert, Maliye Bakanlığı’ndan 50 bin TL tazminat talep etmişti. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Couvert’in avukatı Gülizar Tuncer ile hazine vekili Ayşe Erdenur Baykal katıldı. Couvert’in avukatı Gülizar Tuncer tazminat talebine ilişkin mahkemeye sundukları dava dilekçesini tekrar ettiklerini belirtti. Hazine vekili Ayşe Erdenur Baykal ise davanın reddedilmesini istedi. Couvert’in manevi tazminat davasını kısmen kabul eden mahkeme heyeti, 500 TL’nin haksız tutuklama tarihi olan 14 Haziran 2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Hazine'den alınıp Elisa Marianne Couvert’e verilmesine karar verdi. Couvert hakkında son olarak İstanbul 7. İdare Mahkemesi, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldıktan sonra sınırdışı edilmek üzere Mülteciler Geri Gönderme Merkezi’nde 10 gün tutulmasına yönelik İstanbul Valiliği’nce yapılan işlemin hukuka uygun olmadığını ifade etmişti. ANKARA 'DAKİ DAVA SÜRÜYORErasmus öğrencisi olarak İstanbul Galatasaray Üniversitesi’ne gelen Couvert, “Kürtçeyi sonradan öğrenen Kürt” konulu tezini hazırlarken İHD’de staj yapmaya başlamıştı. Couvert, Gezi Parkı direnişi sırasında, 11 Haziran 2013 sabahı duyduğu şiddetli patlama sesi ile kendisini sokağa atmış, gazdan korunmak için panikle kapısını açık bulduğu ilk bina olan SDP binasına sığınmış ve gözaltına alınmıştı. 'Terör örgütüne üye olmak'la suçlanan Couvert, sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı. 8 gün Yabancılar Şube’de tutulan Couvert, işlemlerinin tamamlanmasının ardından da sınır dışı edilmişti. Yabancılar şubede tutulduğu süre içerisinde avukatı Gülizar Tuncer aracılığı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’ne başvuran Couvert, hakkındaki sınır dışı kararının iptal edilmesi istemiyle dava açmıştı. Couvert’in sınır dışı edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı hakkında açtığı davada, Ankara 1. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Couvert’in, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava devam ediyor. Cumhuriyet
CNN televizyonu Başkan Obama’nın Suriye politikasını değiştirmeye hazırlandığını iddia etti. Yetkililer Türkiye ve diğer ülkelerin ısrarıyla Esad’ın gitmesinin planın bir parçası haline gelebileceğini söyledi.ABD Başkanı Barack Obama ağustos ayında IŞİD’e karşı henüz bir stratejileri olmadığını söylemişti. Beyaz Saray daha sonra örgüte karşı mücadelede önceliklerinin Irak’ı kurtarmak olduğunu açıklamıştı. Başkan Obama’nın IŞİD’e karşı koalisyon özel temsilcisi General John Alen, daha birkaç hafta önce eğit-donat programının amacının Esad’ı devirmek olmadığını özellikle vurgulamıştı. Ancak sonunda mevcut stratejinin yetersiz kaldığı anlaşıldı.‘Uçuşa yasak bölge’Amerikan CNN televizyonuna göre Başkan Obama, “Esad devrilmeden IŞİD’in yenilemeyebileceğini anladıktan sonra” ulusal güvenlik ekibinden Suriye politikasını tekrar değerlendirmesini istedi. CNN, Türkiye sınırına uçuşa yasak bölge kurulması ve Pentagon’un eğit-donat programının hızlandırılmasının masadaki seçeneklerden bazıları olduğunu öne sürdü.Milliyet'ten Pınar Ersoy'un haberine göre CNN’in deneyimli diplomasi muhabiri Elise Labott’a konuşan üst düzey yetkililer son bir hafta içinde bu konuda dört ayrı toplantı yaptıklarını, oturumlardan birini bizzat Başkan Obama’nın yönettiğini söyledi. İsmini açıklamayan bir yetkili “Başkan Suriye ve IŞİD stratejilerimizin nasıl uyuştuğunu incelememizi istedi” dedi. Yetkili IŞİD’i gerçekten yenmek için örgütü sadece Irak’ta değil Suriye’de de yenilgiye uğratmaya ihtiyaç olduğu gerçeğinin anlaşıldığını ifade etti.Bir başka yetkili Özgür Suriye Ordusu, bir yandan Esad bir yandan El Nusra gibi Radikal gruplarla mücadele ederken “önce Irak” stratejisinin makul olmadığını söyledi. Yetkili “İdeal bir dünyada IŞİD’i önce Irak’tan çıkarıp sonra rotayı Suriye’ye çeviririz. Ancak ılımlı muhalefet ezilirse ve IŞİD hâlâ oradaysa bu pek yardımcı olmaz” dedi. Bir başka yetkili de “Esad’ın devrileceğini umarak ılımlı muhalefeti desteklemenin işe yaramayacağı bir süredir ortada” yorumunu yaptı.Türkiye etkili olduCNN’e göre Başkan Obama’nın Suriye stratejisini gözden geçirmesinde Türkiye ve diğer Körfez ülkelerinin, Washington’un Esad’dan kurtulmak konusundaki kararsızlığından rahatsız olması da etkili oldu. CNN’e konuşan üst düzey bir yetkili “Daha güçlü bir değerlendirme yapma kararında koalisyon ortaklarından Suriye stratejisine ikna olmadıklarını duymamız etkili oldu” dedi.Kerry çözüm arıyorDiplomatlar Dışişleri Bakanı John Kerry’nin son aylarda Suudi arabistan, Türkiye, Rusya ve BAE ile Esad’ı ve yakın çevresini iktidardan diplomatik yollarla uzaklaştıracak ancak rejimi ve kurumların büyük bölümünü koruyacak bir formülle ilgili görüştüğünü söyledi.Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Ben Rhodes ise günlük basın toplantısında “Suriye politikamızla ilgili resmi bir strateji değerlendirmesi yok” diyerek haberleri yalanladı. Rhodes Başkan Obama’nın Suriye’deki hedeflerle ilgili zor sorular sorulmasını istediğini ve mevcut strateji ile ilgili düzenli olarak değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi.300 bin dolarABD, IŞİD’e karşı operasyonu için saatte 300 bin dolar harcıyor. 96 gün önce başlayan operasyonun maliyeti günlük 8 milyon dolar. Toplamda 768 milyon dolara ulaşan rakam Irak ve Kürt güçlerini silahlandırma, hava saldırıları, malzeme ve asker naklini de içeriyor. 13 yıl süren Afganistan Savaşı için günde 200 bin dolar harcanmıştı.Royce: Türkiye asker gönderebilirTemsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ed Royce, CNN’de katıldığı bir programda Obama yönetiminin yeni bir stratejiyi değerlendirdiğini doğrulayarak bunu Türkiye ve Körfez ülkelerinin talep ettiğini öne sürdü. Royce Türkiye’nin ABD’ye “IŞİD’e karşı asker gönderebiliriz ama önce Esad’ı devirme planını görelim” dediğini iddia etti. Royce Türkiye’nin Esad’ın gitmesi halinde Suriye’nin tekrar birleşeceğini ve bu sayede IŞİD’in daha kolay yenileceğini hatırlattığını ifade etti. Körfez ülkelerinin de benzer mesajlar verdiğini ekledi.Pınar Ersoy | Milliyet
İstanbul’a gelişinde Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınan ve sabah saatlerinde Bakırköy Adliyesine sevk edilen gazeteci Önder Aytaç, saat 11:00 sularında serbest bırakıldı.Bir dönem Polis Akademisi'nde öğretim üyeliği yapan gazeteci-yazar Önder Aytaç, dün saat 22.40'ta İstanbul'a geldi. Pasaport kontrolünden geçmek isteyen Aytaç, hakkındaki yakalama kararından dolayı gözaltına alındı.DHA'nın verdiği bilgiye göre Aytaç hakkında, Ankara 4'ncü Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 'Devlet büyüklerini ve emniyet güçlerini aşağılamak ve tahkir' suçlamasıyla arama kararı bulunduğu ve bu karar doğrultusunda gözaltına alındığı bildirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Havalimanı Şube Müdürlüğü'nde tutulan ve işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilen Aytaç, 11:00 sularında serbest bırakıldı.Aytaç, 'Suriye tapesi' soruşturması kapsamında da gözaltına alınmış ve sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı.Ajanslar
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, kendisini istifaya davet eden muhalefet milletvekillerine yanıt vererek, “Soma kazasının ardından Bakanlar Kurulu’na istifamı sundum. Bir kez daha Başbakanımla paylaşacağım” dedi.Yıldız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2015 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında, 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma'daki Eynez ocağının geleceğine ilişkin açıklamalarda bulundu.Muhalefet milletvekillerinin, istifa etmesi yönündeki çağrılarına da yanıt veren Taner Yıldız, şöyle konuştu:'İstifaya davet etmek bir muhalefet partisi için makul bir istektir. Benim bunu değerlendirmediğimi zannetmeyin. Ben ilkeleriyle yaşamış bir insanım ve Bakanlar Kurulu'na bunu ilettim, Soma'da ilettim. Muhalefet partisinden 13 arkadaşımın tavsiyesini bir kez daha Başbakanımla paylaşacağım. Bu konuda kolay olanın istifa etmek olduğunu beni tanıyanlar bilirler. Makama, paraya bir bakış açım olduğunu herkes bilir. Bunlar konuşulmaz ancak yaşanır. O yüzden burada acıdan bahsedenlerin belki de bu acı kelimesini en son kullanacağı kişilerden birisiyim. İnsanlarla birlikte ağlaşmak, sıkıntılı insanların derdini anlamak ve onların ileriye dönük kaygılarını paylaşmak, bunların herbirisini ben yaşadım. Bunu da insani vazife olarak gördüm. Milyarlarca dolarlık yatırımın arasında muhalefet partisi için bulunmaz bir fırsat olduğunu biliyorum ve bunu çok da yadırgamıyorum.'
Sesler gerçekten komik şekillere sahipler. Elbette bunu gerçek hayatta göremiyoruz ancak su veya kum ile deneyler yapıldığında ortaya spiraller, kaleydoskoplar ve diğer çılgın görüntüler çıkabiliyor. Nigel Stanford tarafından oluşturulan bu video müziğin şeklini görmemize yardımcı oluyor.
İstanbul merkezli yasa dışı dinleme soruşturması kapsamında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 9 polis serbest bırakıldı.Hükümetin 'Paralel yapı' olarak nitelendirdiği, Gülen Cemaati'ne mensup olduğu iddia edilen polislere yönelik 'yasa dışı dinleme' operasyonunun son halkasında gözaltına alınan 17 polisin tamamı serbest kaldı. Gözaltına alınan 17 polisten 8'i savcılık tarafındandan, 9'u ise tutuklama talebiyle gönderildikleri mahkemece serbest bırakıldı.Son operasyon İstanbul merkezli olmak üzere Edirne ve Tekirdağ'da düzenlenmişti. Şüpheli polisler, aralarında milletvekili, savcı, hakim, siyasetçi, üst düzey bürokrat, emniyet personeli ve basın mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişiyi, sahte belgelerle yasa dışı örgüt üyesi oldukları gerekçeleriyle dinledikleri iddiasıyla gözaltına alınmıştı.Kaynak: AA
Amazon geçtiğimiz yılın ‘kara cuma’sı öncesinde (Amerikalıların çılgınlarca alışveriş yaptığı bir çeşit özel gün) Prime Air dağıtım servisini duyurduğunda pek çoğu bunun iyi bir şov olduğunu düşünmüştü. Fakat Amazon artık küçük ürünlerin dağıtımında kullanılacak droneları sürmesi için bir test pilotu aramaya başlayarak projede ilerleme kaydettiğini gösteriyor.Maalesef model uçağı olan herkes iş ilanına başvuramıyor zira Amazon 5 yıllık askeri veya sivil olarak en az beş yıl uçuş testi tecrübesi olan mühendisleri arıyor. Bir pozisyon Seattle’daki Amazon genel merkezinde, bir diğeri de İngiltere’de Cambridge’de açılmış bulunuyor. Aynı zamanda uçan droneları hedef olarak kullanmak isteyenlere karşı önlemler alması beklenen uçuş güvenliği yöneticisi de aranıyor.Gerçi Amazon için uçakları uçurmaktan ziyade bürokrasiyi aşıp gerekli izinleri almak ve ulusal çapta bir dağıtım ağı kurmak daha zor görünüyor.
Kobani’nin ardından bu kez Suriye’nin kuzeyinde PYD’nin ilan ettiği kantonlardan Afrin, KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın ‘Afrin düşerse süreç biter’ sözleriyle gündeme geldi. Al Jazeera Türk Afrin ve çevresindeki son gelişmeleri mercek altına aldı.Nusra Cephesi'nin, Kobani'nin batısındaki Afrin'e saldırmaya hazırlandığını söyleyen KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık, 'Kobani düşerse veya Afrin'e saldırılarsa, Türkiye'deki çözüm süreci biter' diye konuştu. Türkiye’nin Nusra Cephesi’ni durduracak nüfuzu olduğunu söyleyen Bayık, aksi halde 2013 Mart’ında başlayan ateşkesin bozulabileceğini ifade etti. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da, Salı günü partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, Nusra Cephesi’nin Afrin'e saldırı hazırlığı yaptığını dile getirerek, 'Kobani'de umduklarını bulamayanlar, direnişi bitirme muradına eremeyenler bu kez gözlerini Afrin'e dikti' dedi.Peki Afrin ve çevresindeki son haftalarda neler yaşanıyor? Bayık ve HDP’den gelen açıklamalar neyin sinyalini veriyor?PYD’nin Ocak ayında Kobani ve Cezire ile birlikte ilan ettiği üç kantondan biri olan Afrin, Suriye’nin Halep kentine bağlı, Türkiye’nin Hatay iliyle komşu olan bir sınır ilçesi.Bölgenin demografik yapısıyla ilgili net bir bilgi yok ancak farklı kaynaklar ilçede 300 bin ila 1 milyon arasında nufüs yaşadığını belirtiyor.Afrin Suriye rejiminin muhalifleri tamamen kuşatmak üzere olduğu Halep kent merkezine 60 kilometre uzaklıkta.Afrin’in güneyindeki Nübbül ve Zehra köyleri PYD ve Suriye rejimi tarafından kontrol ediliyor.Bu hatta yakın bölgede ise Nusra Cephesi, İslami Cephe, ÖSO ve bağlantılı grupların yanısıra, daha uzak mesafede olmasına rağmen doğu tarafına yakın bölgede de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) unsurları bulunuyor.Nusra sınıra yaklaştıSon haftalarda Nusra Cephesi, Cemal Maruf’un liderliğini yaptığı ılımlı muhalif gruplardan Suriye Devrimciler Cephesi’nin elinden bazı bölgeleri alarak Afrin sınırına daha da yaklaştı.Bunun üzerine PYD, Halep merkezi yakınlarındaki Kürt köyleri Şeyh Maksut ve Halidiye’den Afrin bölgesine doğru takviye göndermeye başladı.Bölgede bulunan gruplar PYD’yi Suriye rejimiyle işbirliği yapmak ve Halep kuşatmasına karşı direniş göstermemekle suçluyor.Al Jazeera’nin sahadan edindiği bilgilere göre, İslami Cephe, Nusra Cephesi, ÖSO bünyesinde olduğu iddia edilen bazı gruplar ve IŞİD, Afrin’de PYD’ye karşı bir işbirliğine gitmeye hazırlanıyor.Afrin, Kobani’nin aksine Suriye’nin kuzeyindeki öteki Kürt bölgelerine nisbeten uzak bir noktada. Kasaba Kobani’ye 180 kilometre uzaklıkta. Dolayısıyla YPG birliklerinin olası bir çatışma durumunda bölgeye yeterli desteği gönderme olasılığı çok düşük.Bayık, Türkiye’nin Nusra Cephesi üzerinde söz sahibi olduğunu ve bu sebeple olası bir saldırıyı Türkiye’nin engelleyebileceğini belirtiyor.Türkiye’nin Nusra Cephesi ile organik bir bağı yok, ancak Ankara İslami Cephe grubuyla zaman zaman temas kuruyor, Batı ülkelerinin de tanıdığı HSO ve bağlantılı muhalif grupların üzerinde ise söz sahibi.Kobani’den sonra Afrin’de de çatışmaların patlak vermesi bölgede yeni bir insani krizin ortaya çıkmasına da sebep olabilir.Şiddetli çatışmaların yaşanması yüzbinlerce sığınmacının daha Türkiye’ye akın etmesi anlamına geliyor.Bu kez sığınmacı akının, Afrin’in komşu olduğu Hatay ve Kilis kentlerine yoğunlaşması söz konusu olabilir.Böyle bir durumda sığınmacıların gideceği bölgeler, Kobani-Suruç hattındaki durumun aksine, Türkiye içinde Kürt nüfusun yoğun olmadığı sınır kasabaları olacak.Serdar Ataş ve Erman Yüksel | Al Jazeera
Beşiktaş'ın Senegalli yıldızı Demba Ba, TRTSpor'a özel açıklamalarda bulundu. Siyah Beyazlılar'ın forveti, Fenerbahçe maçında kendisine penaltı yapıldığını ancak hakemin gördüğü halde beyaz noktayı göstermediğini söyledi.Beşiktaş taraftarını 'olağanüstü' olarak niteleyen Demba Ba, 'Hala kendi stadımızda oynamıyoruz ve oynadığımız stadın zeminiyle ciddi problemler yaşadık. Kariyerimde ilk defa 34 maçı da deplasmanda oynuyorum' dedi. Demba Ba, eski hocası Jose Mourınho ile ilgili olarak ise ilginç bir itirafta bulundu.'Müslüman bir ülkede olmak hayatımı kolaylaştırıyor'TRT Spor'da yayınlanan 'Spor Akşamı' programına samimi açıklamalarda bulunan Demba Ba, 'Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması hayatımı kolaylaştırıyor' diye konuştu. Türkiye'yi ve İstanbul'u çok sevdiğini söyleyen Senagalli golcü, Beşiktaş taraftarını 'olağanüstü' olarak niteledi.İstanbul'da özellikle Sultan Ahmet'ti beğendiğini söyleyen Demba Ba, İstanbul'da camilerde az sayıda cemaat olmasını, çok sayıda cami olmasına bağladığını söyledi. Ba, yaşadığı uzun sakatlıklar döneminde, Allah'a sığınıdığını ve asla Allah'tan ümidini kesmediğini belirtti. Türkiye'ye birkaç yıldan beri gelmeyi düşündüğünü söyleyen Demba Ba, gelmeden önce başta Fenerbahçe forması giyen Moussa Sow olmak üzere birçok arkadaşından fikir aldığını ve bu görüşlerin Beşiktaş'a transferinde etkili olduğunu ifade etti. Beşiktaş'taki en yakın arkadaşları Yıldız futbolcu, Beşiktaş'taki en yakın arkadaşlarının 'Gökhan, Sivok ve Atiba' olduğunu açıkladı.'Gökhan Töre'yi çok seviyorum'Medyada son dönemde farklı konularla gündeme gelen Gökhan Töre'yi özellikle çok sevdiğini söyleyen Demba Ba, 'Benim tanıdığım Gökhan Töre gerçekten çok iyi bir insan ve sahip olduğu yetenek ve kapasitesiyle çok daha başarılı yerlere gelebilir' diye konuştu. Bilic'i övdüTeknik Direktörleri Slaven Bilic ile ilgili düşüncelerini de samimiyetle ifade eden Demba Ba, Hırvat çalıştırıcıyı oyuncularıyla iletişimde çok başarılı bulduğunu söyledi. Ba, 'Bilic'in etrafındaki ekip de çok kuvvetli, futbolu çok iyi biliyorlar' dedi.'Mourinho ile galibiyet sonrası konuşursanız daha iyi olur'Eski hocası Jose Mourınho ile ilgili de ilginç bir tespitte bulunan Demba Ba, 'Onunla bir yenilgiden sonra değil de bir galibiyet sonrası konuşmasanız daha iyi olur' açıklamasını yaptı.'Kariyerimde ilk defa 34 maçı da deplasmanda oynuyorum'Demba Ba, takım olarak çok iyi bir iş çıkardıklarını belirterek, 'Hala kendi stadımızda oynamıyoruz ve oynadığımız stadın zeminiyle ciddi problemler yaşadık. Kariyerimde ilk defa 34 maçı da deplasmanda oynuyorum. Ancak taraftarlarımız bize çok destek oluyorlar. Bu şartları göz önüne alırsak bence iyi bir iş çıkarıyoruz' ifadelerini kullandı.Hakemler ve Fenerbahçe maçındaki o pozisyon Beşiktaş'ın golcüsü söz konusu pozisyonla ilgili olarak ise 'Fenerbahçe maçındaki pozisyon kesinlikle penaltıydı ve bence hakem de gördü pozisyonu, orada hemen çizgi hakemine bakarsanız. Nerede olduğuna bakın anlarsınız. Başakşehir maçının hakemi ise bize iki kırmızı kart göstermesine rağmen bence çok iyi bir maç yönetti' dedi.'Gerçekten müthiş bir taraftara sahibiz'Beşiktaş taraftarına da övgüler yağdıran Demba Ba, 'Gerçekten müthiş bir taraftara sahibiz. Hayatımda ilk defa takım ısınmaya çıktıktan itibaren maç bitinceye kadar takımını destekleyen bir taraftar grubuyla karşılaştım. Gerçekten bunu samimiyetle söylüyorum; onların bize verdiği destek olağanüstü' dedi.'Stat bittiğinde birçok kulüp bizi imrenerek izleyecek'Senegali yıldız, yapımı süren Vodafone Arena konusunda da 'Gerçekten olağanüstü bir stat oluyor. Şuna inanıyorum, stat bittiğinde birçok kulüp bizi imrenrek izleyecek' yorumunu yaptı. Ligde en beğendiği oyuncularBa, Süper Lig'de en beğendiği oyuncuların Gökhan Töre, Wesley Sneıjder ve Moussa Sow olduğunu ifade etti.Demba Ba, 'Moussa Sow sıradışı bir oyuncu, hem iyi bir furbolcu hem de çok karakterli bir insan' dedi. Senegal Milli Takımınaa neden çağrılmadı? Golcü oyuncu, bu soruya şu yanıtı verdi: 'Senegal Federasyonu'yla aramın tozpembe olduğunu söyleyemem. Kariyerimin başından beri başarılıyım ve çok da katkı sağladım. Bunu sadece futbola bağlı sebeplerden olduğunu düşünmüyorum. Federasyonun görevi ülke futbolunu ileri taşımaktır, umarım onlar da bu şekilde karar veriyordur.''Gol atmayı seviyorum'Ba, 'Forvet olmasaydım başka bir pozisyonda oynamak istemezdim çünkü gol atmaktan çok keyif alıyorum ve futbolda başka hiçbir pozisyon forvet pozisyonu kadar bana haz veremez' diye konuştu. Özel hayatıÖzel hayatından da bahseden Senagalli Yıldız, yazın çocuklarıyla yaptığı boğaz turunu unutamadığını söyledi.Ba, 'Çocukluğum çok zor geçmedi ancak erken yaşta hayat kavgasının içine atıldım. Ailemin maddi durumu iyi değildi. Bir çift krampon alacağım zaman ya da deplasman masraflarını karşılamam gerektiği zaman oldukça zorlandığım zamanlar oldu. Ama o isteği ve kararlılığı gösterdim ve buralara geldim' dedi.Gelecek planları neler? Gelecek planlarına ilişkin soruya ise Demba Ba, 'Gelecekte teknik direktörlük yapar mıyım bilmiyorum ama genç oyuncuların eğitimine katkı yapmak daha çok ilgimi çekiyor' cevabını verdi.'Türk yemeklerini kestim'Ba, Türk yemekleri için ise, 'Türk yemeklerini kestim çünkü çok kilo aldım. Ama aldığım bütün kiloları verdim' ifadelerini kullandı.CNN Türk
H1 Unlimited denizlerin Formula 1’i gibi – tabii ondan farklı olarak daha fazla hızlı ve daha çok kazaya sahip. GoPro sayesinde saatte 320 kilometre hıza erişebilen tekneleri bu hızlarda kaza yaparken görme şansına sahibiz.
Guardian gazetesinin sanat eki G2 sayfalarında, son filmi 'Kış Uykusu' üzerinde yönetmen Nuri Bilge Ceylan'la yapılmış bir söyleşiye yer verdi.Britanya Film Enstitüsü'nde (BFI) de Kasım ve Aralık aylarında Ceylan'la ilgili özel bir program düzenleniyor.Yönetmenin tüm filmleri program kapsamında Enstitü'de gösteriliyor.G2 ekinde Guardian film eleştirmenlerinden Peter Bradshaw'un 'Kış Uykusu' üzerine yaptığı röportaj 'Büyük Uyku' adını taşıyor.Bradshaw Ceylan'la Cannes'da yaptığı röportaj ve filmle ilgili olarak öncelikle şunları yazıyor:'Kış Uykusu 196 dakika uzunluğunda ve düşüncelerle yoğun bir film. Karşılaşmamızdan önce filmi hazmederken bir ceylan yutmuş ve büyük parçayı ufaltmak için zamana ihtiyacı olan bir piton yılanı gibi hissettim.'Bradshaw övgüyle bahsettiği filmin konusunu anlattıktan sonra Ceylan'ın söylediklerini aktarıyor.Ceylan, film senaryosunu eşi Ebru Ceylan'la yazmayı tercih ettiğini çünkü eşinin ona karşı koyacağını bildiğini söylüyor.Başrol oyuncularından Haluk Bilginer'in filmle ilgili hep aklında olup olmadığına dair soruya cevaben Ceylan, 'Aklımda tek düşünce oydu. Yazmayı bitirdiğimizde kabul etmedi, çünkü yoğundu. Kendisinin bir tiyatrosu var. Haftada üç gece sahne alıyor. Başka insanları aradım. Ancak aklım hep ondaydı. Sonunda kabul etti. Onun programını kabul ettik; Serbest olduğunda çalıştık. O, her zaman tekti.'Bilginer'in canlandırdığı Aydın karakterinin sempatik olup olmadığını ve izleyici olarak filmin sonunda ona üzülünüp üzünülmeyeceğine dair soru karşısında Ceylan, 'insanın çok karmaşık olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:'Bu karmaşıklığı olduğu gibi göstermek istedim. Hepimiz karmaşığız. Bir gün, bu çok iyi bir adam diye düşünüyorsunuz. Ancak ertesi gün çok gaddar birine dönüşüyor.'Bradshaw, filmde kara komedi öğelerinin de bulunduğunu belirtip Ceylan'a hiç komedi film çekmeyi hayal edip etmediğini sormuş.'Hayır, hayır, hayır!' diye başladığı cevabını şöyle sürdürmüş Ceylan: 'Ben bu tür bir adam değilim. Komedileri sevmiyorum. Gülmeyi sevmiyorum.''Ben melankolik şeyleri daha çok seviyorum. Ama arkadaşlar arasında gülmeyi seviyorum tabii ki.'Ceylan çok beğendiği yönetmelerin Yasujiro Ozu ve Rober Bresson olduğunu söylemiş.Bradshaw 'Uzak' filminde, ana karakterdeki kişinin ve konuğunun Andrei Tarkovsky'nin 'İz Sürücü' filmini izlediğini, biri uyuyakalınca diğerinin videoya porno film koyduğu sahneyi hatırlatıyor.Bradshaw burada sinemanın ustalarına gösterilen büyük saygıya yönelik bir taşlama olup olamayacağını sormuş. Ceylan'ın buna cevaben söylediği cümlelerden bazıları şunlar: 'Türkiye'de bu sahneyi yanlış anladılar. Tarkovsky'yi diğer adam uyusun diye koyduğumu düşündüler. Ama yine bunu nedeni, kendisi ve kaybolan idealleri arasında bir ilişki inşa etmek istemesiydi. Tarkovsky izlemeyi gerçekten istemişti.''Tarkovsky ve porno arasında o kadar uzun bir yol yok. İkisi de ihtiyaçlarımızdan gelir. Bir adam kaybolan idealleriyle bağlantı kuramıyor, bu yüzden mastürbasyon yapıyor. Bazen mastürbasyon dünyayı unutmak demektir.'BBC Türkçe
Emek ve meslek örgütleri, Başbakan Davutoğlu tarafından açıklanan 'İş Güvenliği Paketi'ni değerlendirdi: Bu paketin iş cinayetlerini engellemekle uzaktan yakından ilgisi yokBaşbakan Ahmet Davutoğlu tarafından önceki gün açıklanan 'İş Güvenliği Eylem Paketi'ne ilişkin ortak açıklama yapan emek ve meslek örgütleri, bu paketin iş cinayetlerini durduramayacağına dikkat çekti.DİSK, KESK, TMMOB ve TTB paketin içeriğini yorumlamak için basın toplantısı düzenledi. DİSK Genel Merkezi'nde yapılan toplantıya DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ve İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez'in yanı sıra, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri ve DİSK üyesi sendikaların genel başkanları katıldı.'GÜNÜ GEÇİŞTİRMEKTEN İBARET'Dört örgüt adına ortak açıklamayı okuyan Mehmet Soğancı, “Bu paketin ülkemizde yaşanmakta olan iş cinayetlerini engellemekle uzaktan yakından ilgisi yoktur” dedi.Katılımcı ve demokratik bir yaklaşımla hazırlanmayan bu tür paketlerin günü geçiştirmekten öte bir amaca hizmet etmediğini belirten Soğancı, taşeronlaşma ve sendikasızlaşma durdurulmadıkça iş cinayetlerinin ve ölümlerin önüne geçilemeyeceğini ifade etti.ÖRGÜTLER DEVRE DIŞIİş kazalarının asıl nedeninin neoliberal politikalar olduğuna dikkat çeken Soğancı özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, kuralsızlaştırma ve denetimsizleştirmeye dikkat çekti.İşçi sağlığı ve güvenliğinin aynı zamanda hekimlik ve mühendislik hizmeti olduğunu belirten Soğancı, 'Eğitim ve denetimde sendikaların yanı sıra hekim ve mühendis-mimar-şehir plancılarının örgütleri de rol üstlenmelidir. Ancak hem TTB hem TMMOB, AKP iktidarı tarafından hep devre dışı bırakıldı. Sendikalar ise 12 Eylül'den miras kalan antidemokratik yasalarla, barajlarla, yasaklarla kuşatıldı ve engellendi' dedi.'PAKET, SORUMLULUKLARIN ÜZERİNİ ÖRTÜYOR'Hükümetin sorumluluğu sadece işverenlere yıkamayacağını vurgulayan Mehmet Soğancı, şu ifadeleri kullandı; '2002'den bu yana meydana gelen ölümlerde, insanların sakat kalmasında; işverenlerin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlarının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarının, madenlerdeki kazalar nedeniyle MİGEM Genel Müdürünün önemli sorumlulukları vardır. Ne yazık ki yeni açıklanan paket, bundan öncekilerde olduğu gibi; konuya bütün olarak yaklaşmaktan uzak, sorunun merkezine inen ve ona göre çözümler üreten bir yapıda değildir. Bu paket, denetim işini özelleştiren piyasacı bir pakettir. Bu paket, sadece sorumluların sorumluluklarını örtme paketidir.'Sendikalaşmanın önünü açınDİSK, KESK, TMMOB ve TTB'den yapılan açıklamada, iş cinayetlerinin önlenmesi için yapılması gerekenler şöyle sıralandı:>> Yapılacak düzenlemelerde çalışma yaşamı bir bütün olarak ele alınmalı.>> Emekçilerin sigortasız ve güvencesiz bırakılmasını önleyecek düzenlemeler yapılmalı, kayıtdışı çalışma engellenmeli. Başta çifte baraj uygulaması olmak üzere sendikalaşmanın önünde engel olan ve ILO standartlarına aykırı engeller kaldırılmalı.>> Sendikaların, meslek odalarının, üniversitelerin katılımı ile Ulusal İşçi Sağlığı Güvenliği Kurumu oluşturulmalı, bu kuruluşlar kurumun yönetiminde egemen olmalı; kurum, idari ve mali yönden bağımsız, demokratik bir işleyişe sahip olmalı.>> Ulusal İşçi Sağlığı Güvenliği Kurulu oluşturuluncaya kadar, Çalışma Bakanlığı'nın işverenlerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetleyebilecek bir altyapıya sahip bilgi işlem sistemi aracılığı ile işyerleri izlenmeli. Uzman ve hekimlerin tespit ve önerilerini bu sistem aracılığıyla bakanlığa iletmeleri sağlanmalı.>> Kölece çalıştırmaya ve sendikasızlaştırmaya yarayan taşeron ve rödovans sistemi, başta ağır ve tehlikeli işkolları olmak üzere tüm işkollarında yasaklanmalı. Özellikle madenlerde kamu işletmeciliği esas alınmalı ve tüm yaşam alanlarında kamusal denetim egemen olmalı.Birgün