Vekil Oğlu Bakanlıkta İşe Girdi
Enerji Bakanlığı, ilginç bir atamaya imza attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Sağlık ve Çalışma Komisyonu Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın 25 yaşındaki oğlunu bakanlığa danışman olarak atadı. Hurriyet.com.tr'nin ulaştığı Enerji Bakanlığı kaynakları ise Ünüvar'ın oğlu Alaattin Ünüvar'ın danışman değil bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını söyledi.Taraf Gazetesi'nin haberine göre Ermenek’te 16 madenci yer altında kurtarılmayı beklerken Enerji Bakanı Yıldız; TBMM Sağlık, Aile ve Çalışma Komisyonu Başkanı Necdet Ünüvar’ın enerji konusunda hiçbir tecrübesi olmayan oğlu Alaattin Ünüvar’ı, danışman olarak atadı. 25 yaşındaki Ünüvar’ın bugüne kadar tek tecrübesinin ise “AKP gençlik kolları üyeliği” olması dikkat çekti.ATAMA RESMî GAZETE’DEAlaattin Ünüvar’ın atama kararnamesi Resmî Gazete’nin dünkü sayısında yayımladı. Ünüvar; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın imzası ile atandı. Kararda Alaattin Ünüvar’ın Bakanlık Müşavirliği görevini yürüteceği kaydedildi. Ünüvar, kamuda üst düzey bürokratlara verilen 3600 ek gösterge üzerinden maaş alacak. Ünüvar, bu atamayla “memurluk sınavından” da muaf tutulmuş oldu.DANIŞMAN DEĞİL MÜŞAVİRHurriyet.com.tr'ye konuşan Enerji Bakanlığı yetkilileri Ünüvar'ın bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını danışman kadrosunda olmadığını söyledi.Kaynak: Taraf ve Hürriyet
İngiltere'de Tarihi Noel Reklamı Herkesin Dikkatini Çekti
İngiltere'de bir süpermarket zincirinin Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz ve Alman askerlerinin dostluğunu konu alan Noel reklamı hem büyük ilgi gördü, hem de eleştirilere neden oldu.1. Dünya Savaşı'nda İngiliz ve Alman askerleri arasında yaşanan gerçek bir hikaye. Bunun gibi hikayeler 1. Dünya Savaşı boyunca tüm cephelerde yaşandı.
Atilla Taş 10 Madde ile Erdoğan'ı Neden Sevmediğini Yazdı
Twitter'da fenomen haline gelen şarkıcı Atilla Taş, ''Erdoğan'ı sevmemem için sadece 10 sebep'' başlıklı bir yazı yazdıTaş, Orta Sayfa sitesine yazdığı yazıda, Erdoğan'ın Gezi Direnişi'nde hayatını kaybeden gençleri ve ailerini hedef gösterdiğini belirterek, ''Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz ve diğerleri gibi polis gücüyle öldürülen gencecik çocuklara merhamet elini uzatmadığı gibi onları ve ailelerini yuhalatıp, hiç bir sorumluluk almıyor.'' ifadelerine yer verdi.Atilla Taş, Erdoğan'ı neden sevmediği şu 10 madde ile açıklıyor1- Benim diyor, ben ne dersem o olur diyor. Egosu ülke menfaatlerinin çok üstünde! Tüm dünya onunla ve Türkiye’yle dalga geçerken, o hala dünya lideri havalarında!2- Çok kinci, ona karşı gelen gazeteci, şirket sahibi, muhalif, medya grubu, ülke, hakim, savcı, polis, genç, öğrenci, yüzde 50, kim varsa düşmanı oldu. Kimini vergi kimini başka şeylerle sindiriyor.3- Din, mezhep ayrımı yapmam deyip din, mezhep, ırk ayrımı yaparak, “Afedersiniz Ermeni” deyip Ermeni’ ye, “İsrail dölü” deyip Yahudi’ye, “Alevi” deyip Aleviye farkettirmeden cephe alıyor.4- Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz ve diğerleri gibi polis gücüyle öldürülen gencecik çocuklara merhamet elini uzatmadığı gibi onları ve ailelerini yuhalatıp, hiç bir sorumluluk almıyor. En azından gönül bile almıyor.5- Açık ve seçik ihaleleri yandaşlarına verip kendi medyasını ve gücünü kuruyor, dünyanın ya da halkının tepkilerine kulak tıkayıp, büyük bir kesimi pervasızca dışlıyor. Hiç bir elerştiriye tahammül etmiyor.6- Her yapılan hatayı paralel, otpor, lobi gibi umacılara bağlayıp, devlet eliyle trol timleri kurdurup, ortamı hayali düşmanlara bağlayıp, hiç bir özeleştiri yapmadığı gibi suçu muhalefet partilerine atıyor.7- iktidara geldi geleli, sporda özellikle futbolda durulmayan suları taşırıp, spora siyaset bulaştırdıktan sonra, “Futbol sahalarında siyaset var” diye veryansın ediyor.8- “Ülkeye 3 milyar fidan diktim” deyip bir o kadar ağacı kesme hakkını kendinde görüyor. İşçi ve asker ölümlerini fıtrata bağlayıp kendi oğluna kanunu bile dokundurmuyor.9- “Ben dünya lideriyim” deyip, Ortadoğu’da oyun kurucu olayım derken, bir ülkenin içişlerine karışıp, Türkiye Cumhuriyeti’ni bilinmedik maceraya sürükleyebiliyor.10- Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk iddiasını aydınlatmak yerine, bunu darbe diye adlandırıp kamu vicdanını yaraladığı ve daha bir çok şaibeli şey için ki bu liste uzar gider. Seni sevmiyorum RTE! Zaten sevmek zorunda da değilim!''Birgün
Alevi Bektaşi Federasyonu: 'Alevilik AKP'nin Can Simidi Değil'
Alevi Bektaşi Federasyonu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) hazırlıklarını sürdürdüğü Alevi açılımı paketine ilişkin açıklama yayınladı. İçeriği netleşmeyen ancak haber sitelerinde Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 23 Kasım’da Dersim’de açıklanacağı belirtilen paket hakkında Federasyon’un yorumu “Alevilik, AKP’nin başı sıkıştıkça başvuracağı can simidi değildir” şeklinde oldu.Açıklamada Alevilerin önce sıralanan taleplerinin çözülmesi istediği vurgulayan Alevi Bektaşi Federasyonu,  Alevilerin temel sorunlarının çözümü için eşit koşullarda hükümetle her düzeyde görüşmeye hazır olduğunu duyurdu.“Önceki açıklamaları unutmadık”Federasyon, Aleviliğe yönelik çıkışın “çözüm üretmek amaçlı olmadığını, AKP’nin Türkiye’nin meseleleri konusunda sıkıştığını gösterdiğini” söyledi. “Önceki Başbakanın ve dolayısıyla AKP’nin Aleviliğe nasıl baktığını; Cemevlerimiz ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan fetvalar aldıklarını unutmadık.“12 yıllık AKP Hükümeti süresince edindiğimiz tecrübeler, işlerin yolunda gitmediğini ve mevcut sorunları ötelemek için zaman kazanma politikasına başvurduğunu gösteriyor.”“Taleplerimiz ortak”Açıklamada hükümetin Aleviliği “Alevileri oyalamak ve toplumun dikkatini mevcut sorunlardan uzaklaştırmak için gündemine aldığını” ve “bu konuda herhangi çözümü olmadığı” söylendi.Alevilerin kendi aralarında görüş birliğine varmadığı iddiasını ise “gülünç” olarak nitelendi, “Görüş farklılıklarımız, taleplerimizin ortak olduğu gerçeğini değiştirmemektedir” denildi.Taleplerinin gerçekleştirilmesi karşısında anayasal düzeni değiştirmek gerektirecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını vurguladı.“Hükümet neden Dersim’i hatırlatıyor?”“Hükümet, neden Alevilerin sorunlarını gündeme getirir gibi yaparak Dersim’i hatırlatıyor?” diyen Gümüş bunu şöyle yanıtladı:“Çünkü aslında Hükümetin çözmek istiyoruz’ dediği şey, bizim taleplerimiz değil; Aleviler ile CHP ve sol arasında var olan ve pek çok tarihsel ve toplumsal arka planı bulunan güçlü bağdır. Hükümet, Alevilerin CHP’ye ve sola destek vermesini engellemek istiyor.”“Yas-ı Muharrem’de, Başbakanın Hacı Bektaş’ta yumuşak bir üslupla söylediği Aleviliğe dair sözler, kendisinden önceki Başbakan ile aynı içeriğe sahiptir.“Konuşmanın içeriğinden de anlaşıyor ki AKP, evrensel laikliğe uygun bir çözüm üretmek yerine Aleviler üzerinden CHP’yi, CHP üzerinden tek parti iktidarını ve elbette Dersim’i konuşarak, zaman kazanmak ve gündem değiştirmek istiyor.”Açıklamada Türkiye’de yaşanan işçi cinayetleri, Kürt sorunu, IŞİD’in Kobanê’ye saldırılarına karşı Türkiye’nin tutumu ve Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na değindi.“Bütün bu meseleler nedeniyle çıkmaza sürükledikleri Türkiye’nin yönetilemediği gerçeğini örtmek için gündeme getirdikleri Alevilik sorunu, AKP’nin can simidi olamaz.Bu hükümet, Aleviliğe dair çözüm üretme konusunda inandırıcılığını yitirmiştir.”“Dersim için arşivler açılmalı”Davutoğlu’nun “Dersim’i de zaman kazanma stratejisinin mezesi yapmaktan geri durmadığını” söyleyen Alevi Bektaşi Federasyonu Dersim konusunda taleplerini şöyle sıraladı:“Biz Aleviler, Dersim tertelesinin, Türkiye’nin mutlaka ‘amasız’, ‘fakatsız’ konuşup halletmesi gereken bir mesele;  Dersim’in acılarla dolu tarihinin sorumlusu devlet olduğuna inanıyoruz. Devleti o gün CHP yönetiyorduysa bugün de AKP yönetiyor. AKP, Dersim’i malzeme yapacağına o günün arşivlerini açmalı ve kimin hangi rolü üstlendiğini kamuoyu görmelidir. Bianet
İbrahim Aras Kapsülle Değil, Silahla Öldürülmüş
Adana'da, geçen 15 Haziran'da Lice olaylarını protesto eylemi sırasında can veren 15 yaşındaki İbrahim Aras'ın gaz fişeği kapsülü sonucu değil, 'yüksek kinetik enerjili harp silahı veya domdom kurşunu bulunan av tüfeğiyle' öldürülmüş olabileceği ifade edildi.İbrahim Aras’ın ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, raporda Aras’ın “ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu” ifade edildi. Aras’ın kafatasında mermi giriş çıkış yarasının tespit edilemediği, atış mesafesi yönünden bir değerlendirme yapılamadığı ve vücutta ateşli silah ürünü elde edilemediği belirtildi. Ancak raporda, “Kişinin ölümüne neden olan yüksek kinetik enerjili harp silahı veya kapsülünde domdom kurşunu bulunan av tüfeğiyle bitişik, bitişiğe yakın veya yakın atış mesafesinden meydana gelen atışla husulünün mümkün olduğu” kaydedildi. Ateş edilen silahın türünün bilenemeyeceği ifade edilerek, “Yüksek kinetik enerjik silah veya kapsülünde domdom kurşunu bulunan av tüfeğinin mi kullanıldığının mevcut verilerle ayrımının yapılamadığı” anlatıldı. Raporun sonunda, Aras’ın gaz fişeği kapsülünün çarpması, molotofkokteyli, yaralayıcı, delici, kesici alet ve kısa namlulu silahla yaralanmış olmadığı kaydedildi.Aras ailesinin avukatı Vedat Özkan, 'Önceki raporda ateşli silah olmadığı söyleniyordu, şimdi ise ateşli silah deniliyor. Failin nasıl tespit edileceğini bilemiyoruz. Öncelikli savcılığın, polisin elinde böyle bir tüfek olup olmadığını araştırması lazım. Dom dom kurşunu atan tüfek yorumu ise savcılığın bu konudaki sorusu üzerine bir ihtimal olarak verilmiş. Savcılığın titiz bir araştırma yaparak onlarca insanın gözü önünde işlenen bir cinayeti çözmesi gerekir” dedi.İsmail Saymaz | Radikal
Reklam
Hollanda'da 'Paralel' Tartışması
Hollanda'da Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher'in, Türkiye kökenli dini gruplara yönelik 'paralel toplum' incelemesi, iktidar ortağı İşçi Partisi'nde krize neden oldu. İşçi Partisi, Asscher'in planına karşı çıkan Türk kökenli milletvekilleri Tunahan Kuzu ile Selçuk Öztürk'ü partiden ihraç etti.Partide krize yol açan gelişme, partinin önde gelen isimlerinden olan Başbakan Yardımcısı Ascher'in, parlamentoya yazdığı 'paralel toplum soruşturması' konulu mektupla başladı.Asscher, mektubunda Türkiye kökenli dini gruplar ile kimi vakıf ve derneklerin, Ankara Hükümeti'nin etkisiyle Hollanda'daki Türkleri etki altına aldığını savundu. Bunun, Türkiye kökenli göçmenlerin uyumunu olumsuz etkilediğini öne sürdü. Asscher, 'Hollanda Diyanet Vakfı, Milli Görüş Teşkilatı, Süleymancılar ve Fethullah Gülen grubu' hakkında inceleme başlatılmasını ve 5 yıl boyunca yakın takibe alınmalarını istedi.Bu öneri İşçi Partisi'nde tartışmaya yol açtı. Türk kökenli milletvekilleri Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk, partilerine mensup Asscher'e tepki gösterdiler. Asscher'i, Türkiye kökenli kuruluşları 'ötekileştirmekle' suçladılar.İki milletvekilinin ortaklaşa hazırladığı yazılı metin İşçi Partisi lideri Diiderik Samsom tarafından 'rencide edici' bulundu.İşçi Partisi grubu, Perşembe günü 3 saat süren bir toplantı yaptı. Verilen bilgiye göre Öztürk ve Kuzu, Asscher'den özür dilemeleri yönündeki çağrıyı reddetti.PvdA lideri Samsom, iki milletvekiliyle ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu belirterek, Kuzu ve Öztürk ile yollarını ayırdıklarını açıkladı.Kuzu ve Öztürk'ün, milletvekilliğinden istifa ederek, sandalyelerini İşçi Partili yedek milletvekillerine bırakma önerisine olumsuz yanıt verdikleri belirtiliyor.Türk kökenli milletvekillerinin görevlerine bağımsız olarak devam etmeleri bekleniyor.Kuzu ve Öztürk, İşçi Partisi'nin ihraç kararına tepki gösterdiler. Milletvekilleri, PvdA yönetimini, kendilerini susturmaya çalışmakla suçladılar.Selçuk Öztürk, Türkiye'deki Gezi protestoları sırasında AKP hükümetinin uygulamalarını ve polisin tutumunu savunmuştu.Öztürk'ün, polisin gösterilere müdahalesinin fazla sert olmadığı yönündeki açıklaması Hollanda Parlamentosu'nda tepkilere neden olmuştu.İşçi Partisi'nde çatlağa yol açan 'paralel toplum' soruşturması nedeniyle, Türkiye kökenli bazı örgütler de Ascher'e tepki gösterdi.Fethullah Gülen grubuna yakınlığıyla bilinen Rotterdam Anakent Belediye Meclisi üyesi Turan Yazır, Ascher'in kararını 'ayrımcılık' olarak değerlendirdi.Yazır, 'Varsa bir yanlışlık hukuk üzerinden yapılması gerekmektedir. Bu meseleleri siyasi bir rant olarak kullanmak çok çirkin. Gelişmeleri kaygıyla izliyorum' dedi.Milli Görüş Teşkilatı da, Başbakan Yardımcısı'nın tutumunun, karşılıklı güven anlayışını zayıflattığını savundu.Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu ise, adı geçen kuruluşların baskı altına alınmak istendiğini belirtti.BBC Türkçe
Reklam
"Fenerbahçe'nin Hakkı Yenirse Değil Soyunma Odasını, Her Yeri Basarım"
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, düzenlediği basın toplantısında eleştirilerde bulundu. Aziz Yıldırım basın toplantısını şu sözlerle açtı: 'Rant kovalayan grup hakkında hazırladığımız bir video var önce onu seyredelim, sonra konuşmaya başlayalım.'Yıldırım'ın basın toplantısı videolu sunum ile başladı. Aziz Yıldırım'ın Alex'i alkışlaması gösterildi. Fenerbahçe'nin 2013-2014 sezonundaki şampiyonluk kutlamasında 'Alex de Souza' tezahüratı yapan taraftar grubu ile Aziz Yıldırım'ın yaşadığı diyalog anlatıldı. Fenerbahçe'nin golüne sevinmeyen taraftar grubu videoda gösterildi. Taraftar grubunun Dereağzı Tesisleri'nde oynanan Fenerbahçe - Trabzonspor altyapı maçında Trabzonsporlu oyunculara yaptıkları taciz ekranlara getirildi. Aynı grubunun voleybol maçında 'Ersun Yanal'a tezahürat yaptığı gösterildi. Ayrıca Bate Borisov maçında stat dışından atılan meşalelerin de Aziz Yıldırım'a muhalif olan taraftar grubu tarafından atıldığı belirtildi.Videolu sunumun ardından Aziz Yıldırım tekrar söz aldı. Yıldırım şunları söyledi:'TRİBÜN SORUNU TÜM KULÜPLERİN SORUNU'Tribün sorunu sadece Fenerbahçe'nin değil tüm kulüplerin sorunudur. Ama bu mücadeleyi sadece biz yapıyoruz . Biz Fenerbahçe yönetimi ve camiası olarak bunu bitimeye kararlıyız. Böyle giderse Türk takımları Avrupa kupalarına katılamayacak.'FENERBAHÇE TARAFTARI DEĞİLLER'Daha ilk dakikalarda 'adam gibi oynayın' diye bağırırsan sen taraftar filan değilsin. Hiçbirinde Fenerbahçe forması yok. Sporcularıma, antrenörüme ve takımıma hiçbir şekilde bağıramazlar. GFB adına rant grupları var. Tribünde rant var. Tribün dışında ise Fenerbahçe üzerinden rant var. GFB dedikleri grup adına üretip sattıklarıyla yılda 4-5 trilyon kar ediyorlar. Alanya'da Mustafa Kemal'in askerleriyiz diye bağırıyolar,hayatlarında hiç bağırmamışlar.Başları hapiste olmasa bağıramazlar da. Fenerbahçe, 15 sene Türkiye ligini domine etti. Bundan gurur duymalıyız. 3-5 çapulcuya şey vermem. Bana diktatör diyorlar, desinler. Tek üzüldüğüm sporculara, antrenörlere hakaret edilmesi. Sporculara etki yapacak pozisyona gelirseniz kim olursa olsun tanımam. Oyuncular Maraton tribününe küfür yedikleri için gitmek istemiyordu. Ben de tepkimi koydum, gerekeni yaptım. Önce Fenerbahçe formasını satın alsınlar, sonra maça gelsinler. Haydi hodrimeydan... Az önce videoda izlediğiniz gruptaki hiçkimseyi stada, hiçbir maça sokmayacağım. Basının muhatabı böyle çapulcular değildir. Neden muhatap oluyorsunuz bunlarla? Böyle reyting olmaz'TRİBÜNLERDE ESRAR İÇİYORLAR'Olay öyle değil. O amigolar gidip diğer grubun liderleriyle Umre'ye gidip daha sonra dönüp aynı günahlara devam ediyorlar. Tribünlerde esrar içiyorlar. Karşıya gidecek parası olmayanlar, Münih'te kendi atkılarıyla salona giriyorlar. Bu biletleri kim aldı? Araştırsınlar. Gerçek F.Bahçeliler'in mağdur olması bizi üzer. Bizim davamız onlarla değil. Geçen hafta üzdüğümüz varsa onların bu mağduriyetlerini mutlaka gideceğiz. Tribünlerde hiçbir şekilde küfür istemiyorum.'DEMİRÖREN İLE GÜMÜŞDAĞ'IN KAFASINA 15 GÜN SONRA TAŞ DÜŞTÜ HERHALDE'Aziz Yıldırım daha sonra TFF Başkanı Yıldırım'ın Demirören'in kendisi ile ilgili yaptığı açıklamalara değindi. Yıldırım şunları söyledi:'15 gün sonra başlarına taş düştü heralde, beni kınıyorlar. Hakeme koridorda 'rakip oyuncunun üstüne basıyor, sarı kartla da cesaret alıyorlar' dedim. Bundan beni kınıyorlar. Maç öncesi 'gözümüz hakemlerin üzerinde olacak' diyen başkanları niye kınamıyorsunuz... Dünkü toplantının amacı kulüplerin sorunları ve Milli Takım olmalıydı. Ben soyunma odasına gitmedim, bir tane hakem bile bunu söyleyemez. Cüneyt Çakır iyi hakemmiş. İyi hakem değil kardeşim. Şişirmekle hakem olunmaz. Fenerbahçe hakları yenerse her yeri basarım.'BREZİLYA'YA VERİLEN 3 MİLYON EURO NEREDEN VERİLDİ?'Yıldırım Demirören Ay-yıldıza baksın. Milli Takım gelenden gidenden 3 yiyorlar. Bu durumu saklayamazsınız. Sonuçta geldiler 4 attılar, 10 da olabilirdi. Beni kınadınız da sanki milliler galibiyet mi aldı? Benden önceki Kulüpler Birliği ile, benden sonraki Kulüpler Birliği kazanımları arasındaki fark nedir, söyleyin bir bakalım. Kazakistan maçında puan kaybederseniz o zaman düşünün. Ne yapıyorsunuz, ne yapacaksınız? Seyirciler gelmiyor, neden gelmiyor? Passolig mi, şike mi? Şike olayından sonra statlar full çekiyordu, ne değişti? Brezilya'ya 3 Milyon Euro vermişler. Değdi mi? Nereden verildi bu para? Serdal Adalı beyi aslanların önüne attılar, o da iyi dayanıyor. Bir iş olursa burada başkanın haberi olmadan olmaz.'BEŞİKTAŞ'IN KUPASI NEREDE?'Ben şikeye inandım, ölsem bile vazgeçmem diyorlar. Sen kimsin ulan kimsin? Beşiktaş - İBB maçında Beşiktaş yendi ve şampiyon oldu kupayı aldı. Kupa nerede? Kime iade edilecek? Şike yaptılar mı?'BİZ ATATÜRKÇÜYÜZ'Türk bayrağına en fazla sahip çıkan biziz. Biz Atatürkçüyüz.'BASIN MENSUBUNUN FUTBOLCUNUN SAKAT OLDUĞUNDAN HABERİ YOK''Basında çalışan eski antrenörlerden ricam, mesleklerinde yaşadıklarını hatırlasınlar ve yapıcı eleştiriler yapsınlar. Hangi takımdan olursa olsun, bir oyuncu hata yapmış herkes akşam ona saldırıyor. Basın biraz yol göstersin. 1 milyon üyenin neler kazandırabileceğini basında tek kişi yazdı, hiçbiriniz yazmadınız. Hep dedikodular yazıyorsunuz. Biri çıkmış diyor ki yok şu oynasın, şöyle oynasın. Ama hiçbir antrenmanı izlememiş ki, söylediği oyuncu sakat. Güiza'yı alan Aziz Yıldırım'ın bırakması lazım diyorlar. Ya sen kimsin?' Aragones, Güiza'yı şart koştuCumhuriyet
Reklam
Kate Upton'lı Oyun Tanıtım Filmi | Game Of War
Artık oyun sektörü öylesine büyük bir sektör haline geldi ki, mobil oyunlarda bile çok ciddi bütçeler görebiliyoruz. Bunun en güzel kanıtı Game of War şirketinin sahibi Machine Zone’un 40 milyon bütçe harcadığı mobil oyunu Game of War: Fire Age oyunu.Oyunun geliştirilmesi kadar reklam harcamalarına da özen gösteren şirket, yeni reklamında ünlü manken ve oyuncu Kate Upton’ı oynattı. Reklamda Athena karakteriyle gördüğümüz Kate Upton, Adweek’e yaptığı açıklamada “Athenayı oynuyor olmaktan dolayı mutluyum. Athena çok gözü pek bir karakter; orduları yönetiyor, hydra öldürüyor ve savaşın için atılıyor. Ortaya çıkan iş ne kadar eğlenceli olduğunu gösteriyor ve ben bunun bir parçası olmaktan gururluyum” açıklamasını yaptı.
E-Bilet Yok, Meşale ve Konfeti Serbest!
Fişlemeyi stadyumlara taşıdığı gerekçesiyle e-bilet uygulaması Passolig’i boykot eden taraftar grupları arasında yer alan Beleştepe ile Vamos Bien, 29 Kasım’da başlayacak Karşı Lig öncesi ‘e-biletsiz’ hazırlık maçında buluşuyor.E-bilet ve tribün yasaklarına karşı tüm sporseverler, meşale ve konfetinin serbest olacağı karşılaşmaya davetli.Futbolseverlerin, ‘Endüstriyel futbola, ırkçılığa, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe, her türlü nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı iki yıldır düzenlediği’ Karşı Lig’de yeni sezon 29 Kasım’da başlıyor.‘Karşı Lig’ de mücadele edecek takımlardan Beşiktaş taraftar grubu Beleştepe ile Fenerbahçe taraftar grubu Vamos Bien, ‘E- bilet’e ve tribün yasaklarına karşı taraftar sahada’ sloganıyla 16 Kasım’da oynanacak dostluk maçında bir araya geliyor.Beleştepe -Vamos Bien karşılaşması için hazırlanan çağrı metninde, “Eskiden topumuzu kesemeyen huysuz bakkal bu sefer sahamızı elimizden aldı. Önce sahalarımıza ucube binaları diktiler sonra kale yaptığımız ağaçları yerinden söktüler Validebağ’daki gibi ” denilirken, tribünde konfeti ve meşaleyle başlayan yasakların daha sonra deplasmanlara sıçradığı hatırlatıldı.Son olarak e-bilet uygulaması ‘ Passolig’ in tribünlerde zorunlu haline getirildiğine dikkat çekilen açıklamada, Süper Lig’in ilk dokuz haftası boyunca toplam seyirci sayısının 60 binlerde kalmasının ‘e-bilet’ e vurulan en büyük darbe olduğu savunuldu.Seyircisiz tribünleri ‘Passolig ‘i zikretmeden açıklamaya çalışmakla eleştirilen medyanın ‘Taraftar nerede?’ sorusu ise şöyle yanıtlandı:“Buradayız ; Siyah-beyaz, sarı-lacivert, sarı-kırmızı, bordo-mavi tüm renklerimizle buradayız. Faşşolig uygulamasının olmadığı her yerdeyiz. Sevdamızdan ödün vermedik. Ama uyguladığınız sisteme karşı futbola başladığımız yere; sokaklara geri dönüyoruz!”29 Kasım’da başlayacak Karşı Lig öncesi 16 Kasım’da Kadıköy Kalamış Gençlik Merkezi’nde oynanacak dostluk maçında bir araya gelecek iki takım, tüm sporseverleri meşale ve konfetinin serbest olduğu karşılaşmaya çağırdı.Diken
8 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta dram, gerilim, komedi ve animasyon türünde 5'i yerli 8 film vizyona girecek.'Gece'Nurgül Yeşilcay, Mert Fırat, Vildan Atasever, İlyas Salman, Ayça Damgacı, Hakan Yufkacıgil, Hakan Karahan ile Nur Sürer’in oynadığı 'Gece' izleyici ile buluşacak.Yönetmen Erden Kıral imzası taşıyan film, İzmir'e yerleşen 4 çocuklu bir ailenin dramına odaklanıyor.'Annemin Şarkısı'Erol Mintaş'ın yönettiği ve Feyyaz Duman, Zübeyde Ronahi, Nesrin Cavadzade ile Aziz Çapkurt'un oynadığı 'Annemin Şarkısı', haftanın bir başka yerli yapımı.Mintaş'ın ilk uzun metraj filminde; zorunlu göçten sonra Tarlabaşı kentsel dönüşüm projesiyle beraber ikinci bir göçe zorlanan, hafızalarındaki şarkının peşine düşmüş bir anne ile oğlunun hikayesi anlatılıyor.'Gizli Yüzler'Yönetmen koltuğunda Sümeya Kökten'in oturduğu ve Gülseven Yılmaz, Oğuz Galeli, Yeşim Ceren Bozoğlu ile Meriç Benlioğlu'nun oynadığı 'Gizli Yüzler', gerilim meraklılarının ilgisini çekmeye aday.Filmde, bir kadının hayatını yeniden kurmaya çalışırken bir yandan paranormal olaylar ve kabusları; öte yandan eski hayatına ait tek ve en değerli varlığı olan kızını geri almak için girdiği zorlu mücadele beyaz perdeye yansıtılıyor.'Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu'Serkan Zelzele'nin yönettiği 'Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu', haftanın yerli animasyon filmi.Seslendirmelerini Haluk Bilginer, Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in yaptığı filmin konusu özetle şöyle:'Ölümsüzlük Suyu'nun peşinde olan Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Nil nehri kıyısında aradığını bulur, ancak kötü kraliçe, onun bu mutluluğu uzun uzadıya yaşamasına izin vermez ve Evliya Çelebi uzun bir uykuya dalar. Uyandığında ise kendisini iki kıtanın kesiştiği İstanbul'da bulur. Günümüz İstanbulu'nda uyanan Evliya Çelebi'ye hikayede akıllı ve zeki on yaşındaki Can arkadaşlık eder.''Deliha'Gupse Özay'ın senaryosunu yazıp oynadığı 'Deliha' adlı komedi türündeki filmi, yönetmen Hakan Algül yönetti.Özay'ın yanı sıra Derya Alabora, Esin Eden ve Cihan Ercan'ın oynadığı filmde, biraz deli ve tez canlı bir kadının aşkı bulmaya çalışırken başından geçen komik olaylar anlatılıyor.'Kanunun Ötesinde'Liam Neeson, Matt Scudder, Danny Ortiz ile Bar Owner'ın oynadığı 'Kanunun Ötesinde' filminin yönetmenliğini Scott Frank yaptı.Konusu Lawrence Block'’un en çok satanlar listesindeki roman serisinden uyarlanan 'Kanunun Ötesinde' filminin başrolündeki Liam Neeson, yasa dışı yollardan, lisanssız şekilde özel dedektiflik yapan eski polis memurunu canlandırıyor.Daha önce 'Taken', 'Takip: İstanbul' ve 'Kimliksiz' gibi yer alan Neeson, son filminde hayat verdiği 'Matt Scudder' karakteri ile New York'un arka sokaklarında iki katili tekrar cinayet işlemeden durdurmanın mücadelesini verecek.'Dönüş'Avustralyalı yazar Tim Winton'un aynı adlı antolojik kitabından uyarlanan, her öykünün farklı bir yönetmen tarafından çekildiği 'Dönüş', haftanın merakla beklenen yapımlarındanMia Wasikowska, Warwick Thornton, Stephen Page, Robert Connolly, Tony Ayres, Claire McCarthy, Stephen Page, Simon Stone ile David Wenham'nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda; Cate Blanchett, Hugo Weaving, Miranda Otto, Rose Byrne, Richard Roxburgh, Matt Nable, Mirrah Foulkes, Callan Mulvey, Harrison Gilbertson ile Dan Wyllie yer alıyor.'Salak ile Avanak Geri Dönüyor'Bobby Farrelly ile Peter Farrelly'nin yönettiği ve Jim Carrey, Jeff Daniels, Laurie Holden ile Rob Riggle'ın oynadığı 'Salak ile Avanak Geri Dönüyor', haftanın yabancı komedi filmi.Jim Carrey ve Jeff Daniels, yeni filmlerinde artık imzaları haline gelen Lloyd Christmas ve Harry Dunne rollerini tekrarladı.İlk filmin yönetmeni olan Farrelly kardeşler; bu filmde, Lloyd ve Harry'yi, Harry’nin tanımadığı çocuğunu bulmak üzere bir yolculuğa çıkarıyor.AA
Reklam
Bizans'tan Kalma Sarnıcı Betonla Kapatmaya Çalıştılar!
Beyazıt'ta altgeçidi yenileme çalışmalarında Bizans'tan kalma bir yapı ortaya çıktı. İnşaat firması tarafından girişi betonla kapatılan sarnıç benzeri tarihi yapı, tamamıyla betona gömülecekken duyarlı bir kişinin ihbarıyla şimdilik kurtarıldı.Beyazıt’ta altgeçidi yenileme çalışmalarında Bizans’tan kalma bir yapı ortaya çıktı. İnşaat firması tarafından girişi betonla kapatılan sarnıç benzeri tarihi yapı, tamamıyla betona gömülecekken ihbarla kurtarıldı.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ağustosta Beyazıt’ta başlattığı Darülfünun Altgeçidi yenilenmesi inşaatı sırasında ağustosta aynı bölgede iki tane lahit kapağı bulundu.Burcu Purtul Uçar'ın Hürriyet'te yer alan haberine göre asfalt sökümü sırasında bulunan, Hıristiyanlık öncesi döneme ait olduğu tahmin edilen lahit kapakları kepçelerle yapılan çalışmalar sırasında büyük hasar gördü. Kapaklar Arkeloloji Müzesi’ne kaldırılırken bölgedeki çalışmaların müzeye bildirilmediği ortaya çıktı.Kısa süre sonra çalışmalar tekrar başladı. Önceki gün bir kişi müzeye ihbarda bulundu. İhbarda bulunan kişi, altgeçit çalışmalarında Bizans döneminden kalma yüzlerce metrelik sarnıcın girişinin ortaya çıktığını ve inşaatı yapan şirketin burayı kapatmaya çalıştığını bildirdi. Yola dökülen betonun sarnıcın girişinin bir kısmını kapattığını iletti.İhbar üzerine İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri inşaat alanına iki arkeolog gönderdi. Arkeologlar kapatılan bölümü sarnıç girişinde incelemelerde bulundu. İnşaat firmasının çalışmaları durdurulurken hazırlanacak rapor İstanbul 4 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na gönderilecek. İnşaatla ilgili kararı kurul verecek.Sarnıç girişinin bulunduğu alana giriş önceki gün arkeologlar geldikten sonra inşaat görevlileri tarafından metal perdelerle kapatıldı.Alt yüklenici müteahhit firma Vizyon İnşaat sahibi İnşaat Yüksek Mühendisi A. Kadir Güder, sarnıçın kapatılacağı iddialarının doğru olmadığını öne sürdü.Sarnıç ve Lahitlerin asfalta yakın bir yerden çıkmış olması ve bölgenin kaynaklarda Roma Nekropol alanı (mezarlık) olarak geçmesi, tünelin ilk yapıldığı yıllardaki inşaatlarda da benzer başka bulgulara ulaşılmış olma ihtimalini güçlendiriyor.
Köpek Severlerin Yüzünü Güldürecek 17 Sevimli Köpek Fotoğrafı
Polonyalı fotoğrafçı Alicja Zmyslowka muhtemelen bu güne kadar gördüğünüz en güzel köpek fotoğraflarına imza atmış. 2006 yılında kendine yavru bir golden retriever almasıyla köpekleri fotoğraflamaya başlayan sanatçı sadece kendi köpeklerini değil yeni bir yuva bulabilme amacıyla sokak köpeklerini de fotoğraflıyor. İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Bakteriler Artık Kasetçalar Gibi Kayıt Yapabiliyor!
E.coli bakterilerinin hafıza namına bir şey barındırmadığını düşünebilirsiniz ancak şimdi araştırmacılar bu bakterilerin DNA’ları ile oynayarak onları eski bir kasetçalar gibi çalışarak çevreleri hakkında hatıra saklayabilecek hala getirdi.New Scientist raporuna göre E. Coli’de ‘retron’ adı verilen DNA parçaları genoma yeni eklenen DNA iplerini üreten enzimlerin genetik kodlarını taşıyordu ve şimdi çevrenin özelliklerini fark etmeye yarayan DNA’ları üretecek şekilde geliştirilebildiler. Yeni DNA parçaları böylece bakterilerin etraflarında ne olup bittiğini kaydeden hafıza görevi görmeye başladı. Bilim adamları benzer bir yöntemin insanlarda da kullanılarak gelecekte vücudumuzun içinde olup bitenden haberdar olabileceğimiz bir sistemin kurulabileceğini söylüyor.
Tüm Lumia Windows 8 Telefonları Windows 10’a Güncellenecek
Microsoft aynı hataya iki kez düşmeyi istemiyor: şirket Twitter üzerinden yaptığı bir yorumda tüm Nokia Lumia Windows 8 cihazlarının çıktığında Windows 10’un mobil versiyonuna güncelleneceğine dair söz verdi. Microsoft’un yeni büyük işletim sistemini hala erken aşama geliştirme aşamasında olduğu için elbette şirket güncellemelerin ne zaman gelebileceğine dair bilgi vermedi.Yine de Lumia kullanıcıları bu açıklama ile rahat bir nefes almış durumda. Microsoft Windows Phone 7 kullanıcılarının 2012 yılında Windows Phone 8’e geçemeyeceklerini açıkladığında sayıca az fakat sadık müşteri kitlesini kızdırmıştı. Bu elbette yazılımın çekirdeğindeki büyük değişiklik yüzündendi ancak teknik açıklama yaraları kapatmamıştı. Windows 8 ile Windows 10 arasındaki teknik değişiklikler bu kadar büyük olmayacağı için telefonların geçişi mümkün gözüküyor. Yine de “tüm” Windows Phone 8 işletim sistemli Lumia’ların güncelleme alacağını bilmek güzel.
Kaçak Saray'ın Elektrik Tüketimi Yılda 10 Bin Ton Karbon Demek
Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı , ya da Ak Saray, 1 milyar 370 milyonluk maliyetinin yanı sıra, elektrik faturasıyla da “göz alıyor.”CHP Milletvekili Umut Oran ‘ın TBMM’de verdiği soru önergesinden öğrendiğimize göre, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) şıkır şıkır aydınlatmalı fotoğraflarıyla tanınan Ak Saray’ın aylık elektrik faturasını 700 bin TL olarak hesaplamış. EMO’ya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisiyle birlikte başbakanlık binasından cumhurbaşkanlığı binasına terfi eden yeni “sarayı” her ay 1 milyon 800 bin kilovat saat elektrik tüketecek.Fatura yüksek. Peki ya bu elektrik tüketimi karbon emisyonları ve elektrik israfı açısından ne anlama geliyor?Yeşil Gazete olarak Ak Saray’ın iklim değişikliğine “katkısını” sizler için hesapladık.İşte Türkiye’nin enerji üretim biçimini ve kullandığı kaynakları göz önüne alarak yaptığımız hesaplar:Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarayının 1 aylık elektrik tüketimi olan 1 milyon 800 bin kilovat saat, ayda 774 ton , yılda 10 bin tona yakın ( 9288 ton ) karbon dioksiti atmosfere salmaya neden oluyor. Bu da şu demek:Türkiye’nin yıllık kişi başı sera gazı emisyonu 2012 rakamıyla 5,9 ton , 4 kişilik bir haneninki ise 23,6 ton .Yani Ak Saray, yılda 1574 kişinin ya da 393 hanenin neden olduğu karbon dioksiti tek başına yayıyor.Erdoğan’ın yeni sarayının aylık 1 milyon 800 bin kilovat saatlik elektrik tüketimi yılda 21 milyon 600 bin kilovat saat yapıyor. Peki bu elektrikle neler yapılabilir?Karbon dioksit salımı üzerinden hesaplarsak Ak Saray’ın 1 yıllık elektrik tüketimi sonucu açığa çıkan salımlar:Ak Saray’ın elektrik tüketimi ayrıca:– Türkiye’nin en büyük hidroelektrik santralı olan Atatürk Barajı’nın ayda bir gün Ak Saray’a çalışması;– 3170 ton kömür yakılarak elde edilebilecek elektrik;– Yaklaşık 35 bin varil petrol tüketimi;– Ve 4 milyon 250 bin metreküp dogalgaz tüketimi demek.Ağaç dikmekle övünen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir de ağaç dikme hesabı verelim.Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bir yılda havaya yaydığı karbon dioksiti yutmak için 4937 hektar orman gerekiyor. Bir başka hesapla her yıl 382 bin yeni fidan dikmesi gerekiyor ki bu fidanlar ancak 10 yıl sonra sarayın saldığı yutacak hale gelebilsinler.Sonuç olarak bu Cumhurbaşkanlığı Sarayı işi, bayağı kirli bir iş gibi görünüyor. Yani iklim değişikliği ve çevre açısından demek istiyoruz.(Yeşil Gazete)
Orman Bakanı’ndan Ataköy 7-8. Kısıma Kötü Haber
Eroğlu, “Burada orman değil elle dikilen ağaçlar var, burası şehir parkı” deyip kestirip attı. “İnsanlar depremde nerede toplanacak” sorusunu görmezden geldi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul’da, 1999 Marmara Depremi sonrasında deprem toplanma alanı ilan edilen ve bölgedeki en büyük yeşil alan olan Ataköy 7-8. kısımdaki orman yolun ağaçlarının kesilip yerine külliye, lojman yapılmak istenmesine tepki gösterenlere, “Burada orman değil elle dikilen ağaçlar var. Şehir parkı niteliğinde olup, halkın spor ve dinlenme maksatlı kullandığı bir yer” yanıtını vermekle yetindi. Eroğlu, CHP’li Umut Oran’ın “Ataköy 7-8’deki insanlar depremde nerede toplanacak?” sorusunu ise görmezden geldi.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Ataköy 7 ve 8. Kısımda yaşayan vatandaşların spor yapıp yürüyüş yolu olarak kullandığı ormanda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kararıyla ağaçların kesilerek külliye, lojman yapılmak istenmesi üzerine bölge halkının tepkisini soru önergesiyle TBMM’ye taşımıştı.“Orman değil şehir parkı” imiş!Bakan Eroğlu ise, Oran’a gönderdiği yanıtta bölge halkını üzecek şu ifadelere yer verdi:“Orman yolu olarak belirtilen yol, civarında elle dikildiği anlaşılan çeşitli tür ve büyüklükte ağaçların dikili olduğu sahadır. İlgili saha daha çok şehir parkı niteliğinde olup, halkın spor ve dinlenme maksatlı kullandığı bir sahadır. İdaremiz kayıtları incelendiğinde, ilgili sahanın bulunduğu Bakırköy İlçesinde 6831 sayılı Orman Yasası hükümlerine göre orman kadastro çalışması yapılmadığı, ayrıca arazide yapılan incelemelerde anılan taşınmazın 6831 sayılı yasa kapsamında ‘orman olarak nitelenen’ sahalardan olmadığı tespit edilmiştir.Ağaç kesim kalıntısı yokmuşVeysel Eroğlu’nun yanıtında, ağaçların sökülmeye başlanması üzerine halkın tepki gösterdiğini ve inşaat çalışmalarının durdurulduğunu belirtirken, “bu civarda ağaç kesim kalıntısı ve kesiminden geriye kalan dip kütüklere rastlanılmamıştır” demesi ise dikkat çekti.Peki halk depremde nerede toplanacak?Bakanın, önergede yer alan “Ataköy 7 ve 8. Kısımda oturan bölge halkının depremde toplanma alanı neresi olacak?” sorusunu yanıtlanmaması ise dikkat çekti.Otopark ve külliye yerine neden botanik park yapılmıyor?Önergesinde, 1999 Marmara Depremi sonrasında deprem toplanma alanı ilan edilen ve bölgedeki en büyük yeşil alan olan Ataköy 7-8. kısımdaki Orman Yolunun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2013 yılında 1/5000 Nazım İmar Planı’nda yaptığı plan tadilatı ile imara açıldığını ve daha sonra bölgede külliye yapılması için bir imar projesi hazırlandığını anımsatan Umut Oran, şu soruların yanıtlanmasını istemişti:“Projeye göre 257 ada, 51. Parsel üzerindeki Orman Yolu’nda bulunan ağaçlar neden kesiliyor? Buradaki 100 ağacın tamamı kesilecek mi? Burası neden külliye ve otopark değil de botanik parkına çevrilmiyor? İmar sonrasında 4 bin 80 metrekarelik Orman Yolu’nun çok az bir kısmının yeşil alan olarak kalacağı bilgisi doğru mudur? Tamamı imara açılacak olan alanın 2 bin 925 metrekaresi (m2) yatakhane, 311 m2’si ise lojman, otopark ve oturma alanı olacak. Ancak projede külliyenin bulunmadığı, inşaat ruhsatında ise külliye izni verildiği görülüyor. Bu durumda plan tadilatında hukuken bir aykırılık yok mudur? İskânı tamamlanmış bir bölgede plan tadilatı yapılacaksa bölge halkına danışılması gerekmiyor mu, orada oturanlara sorulmadan neden öyle bir değişiklik yapıldı?”
Reklam