Güvenli Bölge Tartışması Ne Anlama Geliyor?
Amerikan basınında hafta sonunda çıkan 'Suriye'de uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge kuruluyor' haberleri, gözleri bir kez daha Obama yönetimine çevirerek Suriye ve Esad yönetimi politikalarında önemli bir değişikliğe gidip, gitmeyecekleri tartışmasını alevlendirdi.Bu konuda ilk haberlerden biri WSJ'de çıkmış, gazete Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Suriye sınırında dar bir güvenli bölge konusunu görüşmeye başladığını yazmıştı.Washington Post ise tartışmalara bir gün geç katılarak, Suriye içinde uçuşa yasak bölgenin en azından Amerikan bürokrasisinde ciddi bir şekilde tartışıldığını doğruladı.Planlama aşamasındaBütün bu haberlerin ortak noktası, çalışmaların planlama aşamasında olduğunun ve henüz Başkan Barack Obama tarafından onaylanmadığının altını çizmesi.Washington Post ayrıca Suriye topraklarında güvenli bölge kurulması ile 'Türk özel kuvvetlerinin Suriye'ye girecek olmasının, Özgür Suriye Ordusu'na yeni bir soluk kazandıracağına' değindi.Yine aynı haberlerdeki iddialara göre, Suriye içinde güvenli bölge kurulmasına karşılık olarak ise, ABD başta olmak üzere Koalisyon güçleri, Suriye'ye çok daha yakın olan ve lojistik olarak büyük bir yardımı olacak İncirlik hava üssünden, Suriye'deki IŞİD güçlerine saldırılar düzenleyebilecek.Washington'daki Demokrasileri Savunma Vakfı (Foundation for Defense of Democracies) adlı düşünce kuruluşunda, özellikle Lübnan, Hizbullah ve Suriye konularında uzmanlığıyla tanınan Tony Badran, Amerikan medyasında çıkan haberlere şüpheli yaklaşanlardan.Badran 'Bir uçuşa yasak bölgenin kurulacağını düşünmüyorum. Ama eğer Amerikan basınında çıkan haberler doğru ise ve gösterilen güvenli bölgeyi Türkiye kabul ediyorsa, bu Türkiye'nin daha önceki taleplerinin boyutunu küçülttüğünü gösteriyor bize.'' diyor.Güvenli bölge IŞİD'e karşı, Esad'a değilBir süredir Ankara, ABD'yi öncelikle Esad'a karşı mücadeleye ikna etmeye çalışırken, Washington ise Türkiye'yi öncelikle IŞİD'e karşı mücadeleye çağırıyor.Son iki gündür Amerikan basınına yansıyan güvenli bölge haberleri ile ilgili olarak, Washington Post'da ayrıca bir de harita yayınlandı.Bu haritaya göre, Amerikalıların kabul etme ihtimali olan güvenli bölge, IŞİD'in sahibi olduğu Halep'in doğusundan Kobani'ye doğru yer alan bölgede, dar bir alan için öneriliyor.Bu bölgede ise Esad güçleri yok. IŞİD'den alınacak bu bölgenin 'Türk özel kuvvetleriyle korunması ve havadan da Amerikan jetlerinin yardımı' öngörülüyor.Bu haritadan yola çıkılırsa, Badran'a göre, güvenli bölge önerileri, ''IŞİD'e karşı bir mücadelenin işaretini veriyor, Esad güçlerine karşı değil.''Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde Suriye uzmanı olan Andrew Tabler'e göre ise, gazetelere yansıyan haberler son yıllarda süregiden dinamiğin bir benzeri. Tony Badran: ''Güvenli bölge IŞİD'e karşı mücadelenin işaretini veriyor, Esad güçlerine karşı değil.''Yani ''ABD bürokrasisi veya müttefikler planlar hazırlayarak geliyorlar ve bu, Beyaz Saray tarafından veto ediliyor.''Esad hakkında Şam'da yaşadığı yıllar içinde yazdığı 'Lion's Den' adlı kitapla da tanınan Tabler, Obama'nın bu planları kabul edeceğinden emin değil.Bir uçuşa yasak bölgenin maliyetinin ''ABD tarafından taşınması gerekir ve Obama'nın şimdiye kadar böyle bir gayrete gireceğine dair işarete sahip değiliz.'' diyor.Tabler, Obama'nın şimdiye kadar olduğu gibi şimdiden sonra da, Suriye politikalarının 'minimalist' olmasını beklediğini söylüyor.Türkiye'den konuştuğumuz bazı diplomatik kaynaklar ise, Amerikan yönetimi içinde yeniden bir güvenli bölge konusunun değerlendirmeye açıldığına inansa da, bu konuda Obama'nın ne yönde karar vereceğinden emin değil.Bu hafta, Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler'in rutin bir ziyaret için Washington'da olduğu, ama görüşmelerinde yoğun bir şekilde Suriye, IŞİD ve güvenli bölge konularının tartışıldığı öğrenildi.Suriye Koalisyonu'nun stratejik iletişim danışmanlığını yapan Washington merkezli Oubai Shahbandar'a göre ise, ''Esad rejiminin savaş uçaklarının günlük saldırılarına karşı korunmasız toplumlara kalkan olmak üzere, Suriye'nin kuzeyinde ABD ve müttefik ülkelerin aktif adımlar atarak bir güvenli bölge kurması şart -ki bu Özgür Suriye Ordusu'na da yardımcı olarak IŞİD'e ve diğer aşırı elementlere karşı savaşma kabiliiyetini artıracak.''Shahbandar, gazetelere yansıyandan çok daha geniş bir tampon bölgeyi savunuyor.
Barça Tarihinde İlk
Barcelona, 2015-16 sezonunda ilk kez yatay formalara geçerek bir ilki gerçekleştirecek.Tarihi boyunca dikey çizgili formalar kullanan FC Barcelona, 2015-16 sezonunda ilk kez yatay formalara geçerek bir ilki gerçekleştirecek. Kulübün 115 yıllık tarihi boyunca ilk kez böyle bir forma tasarımı kullanacak olması da İspanya basınında günün en önemli konularından biri oldu. Ön tarafta klasik FC Barcelona renkleri olan bordo laciverte sırt tarafında ise Katalan Bayrağı’nı tamamlayan sarı kırmızı renkler eşlik edecek. Şortlarda ise tamamen lacivert renk kullanılacak.1998 yılından bu yana iki renkli ve dikey çizgili formalar kullanan FC Barcelona’nın bu devrim niteliğindeki kararı şimdiden büyük yankı uyandırdı.Açık Mert Korkusuz
Hükümetin Teklifi: Asgari Ücrete 1 Lira Zam
Milyonlarca işçinin geçinmeye çalıştığı asgari ücrete yapılacak zammı belirlemek üzere taraflar yarın bir araya gelecek. Ancak adı “pazarlık masası” olsa da her seferinde işçi kesiminin tekliflerine daha ilk günden kapıyı kapatan hükümetin yapacağı zam teklifi şimdiden belli.Cumhurbaşkanlığı Sarayı için 1 milyar 370 milyon liranın harcandığı Türkiye’de hükümet yaklaşık 8 milyon işçinin bir ay geçinmeye çalıştığı 891 liralık asgari ücrete günlük 1, aylık 31 lira zam önerisiyle masaya oturacak. Günlük bir simit parasına denk gelen zammı reddeden Türk-İş, aile bireyleri dikkate alınmadan sadece tek bir çalışanın yaşama maliyetinin bin 447,67 lira olduğuna vurgu yaptı. DİSK ise asgari ücretin net bin 800 lira olmasını istedi.Mustafa Çakır'ın Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, Türkiye’deki yaklaşık 8 milyon işçi asgari ücret ile geçinmeye çalışıyor. Yani işçilerin yüzde 70’e yakını halen 891 lira olan asgari ücretle ayın sonunu getiriyor. Aileleri ile birlikte düşünüldüğünde ise asgari ücret yaklaşık 20 milyon insanı doğrudan etkiliyor. Brüt bin 134 lira olan asgari ücretten sosyal güvenlik pirimi, gelir vergisi, damga vergisi, işsizlik sigortası için yüzde 21.4 oranında kesinti yapılıyor. Bu da asgari ücretin 242,97 lirasının kesintilere gitmesi anlamına geliyor. Kesintilerin ardından bekar bir işçinin eline 891,3 lira geçiyor. Asgari ücretli bir çalışan 2014 yılında bordrodan yapılan kesintiyle toplam 823,32 lira vergi (gelir ve damga vergisi toplamı) ödüyor. Asgari ücretli işçi sosyal güvenlik ile işsizlik sigortası pirimi olarak da yılda toplam bin 984,50 lira ödemek zorunda kalıyor. Günlük 29,70 liraya denk gelen asgari ücretle işçi, 1 kg et bile alamıyor.2015 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere ilk toplantı yarın yapılacak. Hükümet yüzde 3+3 zam teklifiyle masaya oturacak. Bu da net asgari ücrete aylık 31,60 lira zam anlamına geliyor. Bu durumda asgari ücret günlük bir simit parası yani 1 lira artmış olacak. Asgari ücretlinin eline geçecek saat ücreti de 14 kuruş artacak. Bu artışın bir yumurta parası bile olmadığına çeken Türk-İş’in Kasım 2014 açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre, aile bireyleri dikkate alınmadan sadece tek bir çalışanın yaşama maliyeti bin 447,67 lira. Türk-İş asgari ücretin de en az bu kadar olmasını istiyor. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarının bir önceki yıla göre 160 TL ve yaşam maliyetinin de 519 TL arttığına işaret eden Türk-İş, devletin resmi verilerine göre de ülke genelinde ortalama kira tutarının ayda 615 lira olduğuna dikkat çekti. Türk-İş, “İşveren ve hükümet temsilcileri tarafından işçi kesimi temsilcilerinin muhalefetiyle belirlenen asgari ücret günümüzde sadece 891,03 TL’dir. Ve özel kesimde bu ücret düzeyinde çalışmak durumunda/zorunda olan milyonlarca işçi bulunmaktadır. Yapılacak düzenlemeyle bu milyonlara yüzbinlerce göçmen ve sığınmacı çalışan da eklenecektir. Bu ücret politikasıyla, insanların çaresizliği istismar edilmektedir” vurgusunu yaptı.DİSK: Net 1800 lira olsunDİSK ise net asgari ücretin bin 800 lira olmasını istedi. Milyonlarca işçinin yaşamını ve geleceğini belirleyen asgari ücretin bu yıl da bir ortaoyunu ile belirlenmek istendiğine işaret eden DİSK, hükümet programında yüzde 3+3 olacağı önceden duyurulan asgari ücret için tespit komisyonunun toplanacağını, toplantılar yapılacağını belirtti. DİSK, “Böylesi bir orta oyunundan çıkacak olan bir kez daha açlık sınırının altında bir asgari ücrettir. Ekonomi büyürken, bu büyüme uğruna işçiler ölürken, ekmeğimizin değil sarayların büyümesine seyirci kalamayız. İşçinin dört kişilik hanesine bir kişilik ‘kişi başına milli gelir’ bile düşmemesi kader/fıtrat değildir. Açlık sınırının altında asgari ücret cinayettir” değerlendirmesini yaptı.Mustafa Çakır | Cumhuriyet
Bedelli Askerlik Bekleyenlerin Hayatındaki 12 Gerçek
Bedelli askerlik mevzusu adeta bir sakız.  Uzadıkça uzuyor, uzadıkça uzuyor değil mi sayın okur. Sürekli bir gündem.  E böyle olunca da bu insanlar ve sevenleri daima beklenti içerisinde oluyor. Ben hayatlarındaki gerçeklerin bir kısmını yazdım, bedelli bekleyen arkadaşlar da yorumlara neler yaşadıklarını yazarlarsa çok memnun olurum.
Bedelli Askerlik ile İlgili Sosyal Medyadan Seçmece Tepkiler
Yıllardır herkesin beklediği 'bedelli askerlik' meselesi sonunda karara bağlandı. Sosyal medya ve siyasiler arasında aylardır polemik konusu olan bedelli askerlik, bugün Başbakan Davutoğlu'nun partisinin grup toplantısında; '1 Ocak 2015 tarihinden itibaren 28 yaşından gün almış kişilerin 18 bin TL karşılığında yapabilecek' açıklaması ile son noktayı koydu.Kararın açıklanmasının ardından sosyal medyadan tepkiler ve sevinç çığlıkları yükseldi.Bizde sizler için Twitter'dan seçmece tepkileri derledik...Bu arada 'hala bana vurdu mu acaba?' diyenler için kısaca bedelli askerlik 1987'lileri kapsıyor...
"Drogba Sahadayken Küsmüyordum"
Galatasaraylı futbolcu Umut Bulut, 'Kendi açımdan, Drogba sahadayken, 'o neden oynuyor, ben neden oynamıyorum?' demedim. Küsme gibi bir derdiniz olmuyor' dedi.Galatasaraylı futbolcu Umut Bulut, takıma yararlı olabilmek için çaba sarf ettiğini söyledi.Galatasaray Dergisi'nin aralık ayı sayısında röportajı yayımlanan Umut Bulut, sürekli ilk 11'de sahaya çıkamadığını, geniş kadrolu büyük takımlarda bunun olabileceğini belirtti.Sarı-kırmızılı formayla en fazla maçta sahaya çıkan isimlerden biri olmasına karşın, süre aldığı 13 müsabakanın yalnızca 1'inde ilk 11'de şans bulmasını değerlendiren Umut, 'Daha önce oynadığım takımlarda istikrarlı bir şekilde ilk 11'de forma giydim. Şunu kabul etmek lazım, kenardan oyuna dahil olup maçı etkilemek çok kolay iş değil. Rakip sıcak, zemine alışmış. Sonradan girmek bu anlamda zor. Büyük takımların maç sayıları fazla ve buna göre kadro genişliği var. Ben elimden geleni yapmaya çalışan bir oyuncuyum. Konsantrasyonum, takıma yararlı olabilmek adına. O yüzden ilk 11 olsun ya da yedekten gelip oyuna dahil olmak olsun, her seferinde takıma yararlı olabilmek için çalışıyorum' ifadelerini kullandı.Ligdeki Kasımpaşa ve Kardemir Karabükspor maçlarında oyuna sonradan dahil olduktan sonra attığı gollere değinen Umut, 'Kasımpaşa maçında attığım gol, benim her zaman aradığım bir pozisyonda geldi. Kardemir Karabükspor maçında ise biraz şans oldu. Yani topun arka direğe kadar gelmesi şanstı. Bu tip bir fırsat geldiğinde, son vuruşu yapıyorum' değerlendirmesinde bulundu.'Drogba ile oynamak gurur vericiydi'Umut Bulut, Galatasaray'da 1,5 sezon forma giyen Fildişi Sahilli yıldız oyuncu Didier Drogba ile birlikte oynamanın kendisi için gurur verici olduğunu dile getirdi. Drogba'nın çok önemli bir futbolcu olduğuna değinen Umut, ' Şampiyonlar Ligi'ni kazanma başarısı göstermiş, büyük başarılar yakalamış bir isim. Onunla birlikte oynamak gurur vericiydi. Şu bir gerçek ki futbolcu önünde Ronaldo da oynasa, Messi de oynasa, Drogba da oynasa sahada bulunmak ister. Kendi açımdan, Drogba sahadayken, 'o neden oynuyor, ben neden oynamıyorum?' demedim. Küsme gibi bir derdiniz olmuyor' şeklinde görüş belirtti.Umut, takım olarak kendilerine inandıklarını da aktararak, 'Biz birbirimizi seven ve kaliteli oyunculardan oluşan bir oyuncu grubuyuz. Bazı sıkıntılarımız oldu ve bu her takımda olabilir. Önemli olan istikrarı yakalamak. İstikrarı yakaladığımız an büyük başarılar yakalayacağımıza inanıyorum' görüşlerini de paylaştı.Skorer
Reklam
Sokak Röportajları: Kadınlar Ne İster?
Kadınları mutlu etmek gerçekten çok mu zor? Sadece sevgi, saygı ve huzur yeterli mi yüzlerinin gülmesi için yoksa biraz para, bol alışveriş ve belki de zengin bir kocanın da hatırı sayılır bir etkisi var mıdır?SokakRoportajlari.com iftiharla sunar; 'Kadınlar ne ister?'
Reklam
Reklam
Dünyanın En Eski ‘Bilgisayarının’ Yaşı Değişti
Dünyanın en eski bilgisayarı (elbette analog olarak çalışan) araştırmacıların tahmin ettiğinden de eski olabilir. Yapılan yeni araştırmalar Antikythera Mechanism’in tarihinin önceki bulgulardan daha eski olduğunu ve milattan önce 205 yılına dayandığını ortaya koydu. Yeni tarih antik Yunanların güneş tutulmalarını ve gezegen konumlarını nasıl hesapladığına dair ışık tutuyor. Bilim adamları önceden sistemin trigonometri tabanlı olduğunu düşünüyorlardı ancak o tarihlerde trigonometri keşfedilmediği için şimdi sistemin Babil aritmetiğine dayandığı düşünülüyor. Antikythera Mechanism’in diğer parçaları için arama çalışmaları ise sürüyor.
Rusya'dan Yeni Boru Hattı
Rusya ve Türkiye doğalgaz için yeni boru hattı inşa edecek. Gazprom Üstyöneticisi Aleksey Miller, Güney Akım projesinin sona erdiğini yeni hattın 63 milyar metreküp kapasiteli olacağını söyledi.Rus Enerji şirketi Gazprom Üstyöneticisi (CEO) Aleksey Miller, Türkiye'de 63 milyar metreküp kapasiteli yeni bir boru hattı inşa edileceğini bildirdi.Miller, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Güney Akım projesinden vazgeçildiğini belirtmesinin ardından, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de yeni bir doğalgaz boru hattı inşa edileceğini kaydetti.Yeni doğalgaz boru hattının 63 milyar metreküp kapasitesinde olacağını bildiren Miller, 14 milyar metreküpünün Ukrayna'dan gelen transit gazı ikame edeceği ifade etti.Yunan sınırında dağıtım merkeziMiller, Türkiye'ye gelecek yeni boru hattının Yunanistan sınırında oluşturulacak dağıtım merkezine (hub) yaklaşık 50 milyar metreküp doğalgaz getirilmesine olanak sağlayacağını belirtti.Yeni doğalgaz boru hattının başlangıç noktasının daha önce Güney Akım için planlanan Russkaya kompresör istasyonu olacağını aktaran Miller, Gazprom'un, Türkiye'ye yönelik boru hattının inşası için Rusya'da yeni bir hukuki teşekkül oluşturacağını bildirdi.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortak basın toplantısında, Yunanistan sınırında enerji merkezi kurmak için Türkiye ile bir ön mutabakat imzaladıklarını açıklamıştı.Al Jazeera
Reklam
Son 11 Yılın En İyi Beşiktaş'ı
Spor Toto Süper Lig'de liderliğini sürdüren Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic, takımına son 11 sezonun en iyi 11 haftalık performansını yaşattı.Ligde 11. haftada Kardemir Karabükspor'u Demba Ba'nın golleriyle 2-1 mağlup eden ve puanını 23'e çıkaran siyah-beyazlı takım, ilk 11 hafta itibariyle geride kalan 10 sezona göre daha yüksek puana ulaştı.Teknik direktör Slaven Bilic yönetimindeki 'Kara Kartallar'; ilk 11 haftada 7 galibiyet ve 2 beraberlik alıp, 2 karşılaşmadan da mağlup ayrıldı.Beşiktaş, son 11 yılda 11. haftalar itibarıyla en iyi sıralamaya sahip olduğu dönemi bu sezon yaşadı.Lucescu'nun Beşiktaş'ı 29 puan almıştıSiyah-beyazılar, şampiyon olarak girdiği 2003-2004 sezonuna iyi bir başlangıç yapmıştı. Teknik direktör Mircea Lucescu'yla ilk 11 haftada 9 galibiyet, 2 beraberlik alan ve mağlubiyet yaşamayan Beşiktaş, 29 puan topladı. Bu iyi başlangıca rağmen siyah-beyazlılar, daha sonra ligin ikinci yarısında yaşadığı düşüşle şampiyonluğu Fenerbahçe'ye kaptırmış ve ligi 3. sırada tamamlamıştı.Sonraki sezonlarda 11. haftalarda liderliğe hasret kalan Beşiktaş, bu sezon aldığı başarılı sonuçlarla liderlik koltuğuna oturdu.Skorer
Reklam
Nintendo'nun İnadı Ne Zaman Bitecek? iPhone'da Pokémon Oynamak Mümkün Olacak mı?
Nintendo, dünyanın en başarılı video oyun serilerinden biri olarak kabul edilen Pokémon’un el konsolları GameBoy versiyonlarını paylaşma konusunda oldukça cimri davranıyor.Nintendo, konsol pazarında bugüne dek rakipleri Xbox ya da PlayStation’ın yanında farklı bir segmente yönelerek daha çok aileleri bir araya getiren ve ailelere hitap eden Wii gibi konsollar üretmeye gitmişti. Lideri olduğu el konsolları pazarında her ne kadar büyük saygı ile anılıyor olsa da akıllı telefonların ve akıllı telefonlardaki oyunların gelişimi, Nintendo’yu bu alanda ciddi biçimde etkiledi.Pokémon Omega Ruby ve Pokémon Alpha Sapphire gibi oyunların prodüktörü olarka görev yapan Junichi Masuda, The Telegraph’a verdiği bir röportajda, Pokemon oyunlarının iPhone’a gelmesi ihtimalinden bahsetti.Neredeyse 20 yıllık bir mazisi bulunan Pokemon serisinin, milyonlarca kopya sattığını ve şu anda akıllı telefonları bulunan büyük bir kitlenin de aslında hedef kitlede yer alacağını düşünürsek, Nintendo için ciddi bir çıkış kapısı olabilir.Zaman zaman tartışma konusu olan ve Nintendo oyunlarının iPhone ya da Android versiyonlarının çıkması gibi konular sık gündeme geliyor olsa da, bunun Nintendo’nun rızası ile mi olacağı yoksa bazı emülasyon uygulamaları aracılığıyla mı olacağı konusu meçhul. Ancak artan talepler doğrultusunda bu alanda yakın gelecekte farklı adımlar atılacağına ve Nintendo’nun zincirlerini kıracağına, daha doğrusu biraz da bunu yapmak zorunda olduğuna şahit olabiliriz.Webrazzi
'Kalıcı Bir Barış Olacaksa Öcalan'ın Dışarı Çıkması da Dahil Toplum Buna Hazır'
CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge'nin dün akşamki tartışma konusu çözüm süreci ve Öcalan'ın son mesajıydı. Vatan gazetesi yazarı Hüseyin Yayman'ın 'Bu eğer kalıcı bir barış olacaksa Öcalan'ın hapisten çıkması da dahil olmak üzere toplum buna hazır' açıklaması programın öne çıkan ve sosyal medyada çok konuşulan açıklaması oldu.
'Duruşunu Tarif Etme, Dur Emre'
Ligde geride kalan haftayı değerlendiren Uğur Meleke'ye göre, Emre Belözoğlu her olaydan sonra duruşunu tarif etmeye çalışmaktan ve kendisi hariç herkeste sorun aramaktan vazgeçmeli.Mehmet Topal var olduğunda değil, yok olduğunda hissedilen bir adam. Fenerbahçe-Eskişehir maçının ilk yarısında sahada olmadığı halde en çok hissedilen Mehmet'ti garip bir şekilde. Maçın kaderine direkt tesir eden Emre'nin atılması ise, bence gördüğü sarı kartla değil, 46'da Mehmet Topal'ın girişiyle başladı. Çünkü Mehmet girerken çıkan Meireles değil, Emre olmalıydı...Eskişehir'in sezon başından beri aradığı hücum organizasyonunu bulduğu maçtı sanırım Kadıköy'deki. Erman Kılıç, Serdar Özkan, Mirkan, Mori, Sissoko, Ömer'in hepsi denendi, ama hiçbiri tam olarak oturmadı Erkan Zengin'in etrafına. Nihayet Kadıköy'de hücumda Ömer-Mori ikilisinin uyumu ve sağda Sissoko'nun kuvveti, ideale yakın bir görüntü sergiledi.“Emre bir kez daha meşhur Temel fıkrasında olduğu gibi otobanda herkesin ters yönden geldiğini iddia ediyor, oysa belki de tek ters yönde olan kendisi! Kendisi dışında herkeste sorun arıyor, bütün dünyanın kendisinin karşısında olduğunu iddia ediyor, oysa açıkça, bariz bir biçimde o bütün dünyanın karşısında maalesef...”50'de Ömer çıkana kadar, Eskişehir savunması sık sık uzun oynadı ve bu atılan uzun toplara birlikte yükselen Mori-Ömer ikilisi ciddi üstünlük kurdular rakiplerine. Ertuğrul Sağlam takımlarının savunmadan uzun çıkışlarına alışık değilizdir ama görünen o ki bu oyuncu kadrosuyla bu santrforlarla zaman zaman uzun topu da denemeliler.Tabii ilk yarıda Eskişehir'e net pozisyonları getiren tek unsur uzun toplar değildi, orta sahayı da adeta yürüyerek geçti Kırmızı siyahlılar. Bu noktada da Fenerbahçe'de Mehmet Topal'ın eksikliği bariz biçimde hissedildi. İsmail Kartal orta sahayı üçlü kurmuş, Mehmet'in görevini Emre'ye vermişti Kadıköy'de. Ama 34'lük Emre, ilk yarıda Mehmet'in atletik performansından çok uzak kaldı. Hücumları karşılamakta yetersizdi, zaten bu yüzden de sinirlendi, agresifleşti...Zaten bence Fenerbahçe'nin Emre krizi de bu noktada başladı. İsmail Kartal'ın devre arasında Mehmet'i sokması doğruydu ama bence çıkan isim son haftaların en formda adamı Meireles değil, Emre olmalıydı. İkinci devrede 4-4-2'ye dönüş, Eskişehir orta sahasında Lawal ve Sissoko'nun çok kuvvetli adamlar olması Emre'yi iyice yıprattı ve sonra malum kartlar geldi zaten.Tabii ki Emre'nin gördüğü kartların sebebi asla sportif sebepler değil. Sakın yanlış anlaşılmasın. Emre bir kez daha meşhur Temel fıkrasında olduğu gibi otobanda herkesin ters yönden geldiğini iddia ediyor, oysa belki de tek ters yönde olan kendisi! Kendisi dışında herkeste sorun arıyor, bütün dünyanın kendisinin karşısında olduğunu iddia ediyor, oysa açıkça, bariz bir biçimde o bütün dünyanın karşısında maalesef...Ve ne acı ki, her yanlışından sonra çıkıp yine aynı şeyleri anlatıyor, kendisine karşı bir algı manipülasyonu olduğunu iddia ediyor. Hareketlerini açıklamaya, duruşunu tarif etmeye çalışıyor... Oysa Emre'nin –tabii ki psikolojik destek almak dışında- yapması gereken tek şey var: Duruşunu tarif edip durma Emre, sadece dur... Sen düzgün durursan, zaten hiçbir zaman duruşunu tarif etmek zorunda kalmayacaksın...Özkalfa, büyük maç yönetecek sakinlikte değil...Tolga Özkalfa, Süper Lig'in yeni hakemlerinden biri değil. Çok uzun süredir hayatımızda olan, 37 yaşını doldurmuş tecrübeli bir hakemimiz. Kural bilgisi ile adaletiyle ilgili söylenebilecek bir şey yok. Lakin en önemli sorunu, müsabaka tansiyonu yükseldiğinde sakin kalamaması. Ki bu özellik, büyük maç yönetmek için olmazsa olmaz bir özellik.Birer birer kararlarını irdelemeyeceğim, zaten bunun kimseye bir faydası yok. Ama Tolga Özkalfa'nın hâlâ büyük maçlarda görevlendirilmesinin nedenine değinmek lazım: Zira o bir FIFA hakemi. Üstelik de geçtiğimiz hafta taktı kokartı koluna.Bir hakemin 37 yaşında FIFA kokartı takması zaten başlı başına absürt... Hakemliğinin bitmesine sekiz yıl kalmış, bu hakem ne zaman üç kategoriyi atlayacak da elit olacak da büyük maç yönetecek, imkan ihtimal dışı! Almanlar İngilizler ilk kokart takma yaşını 30'un altına çekmeye çalışırken, bizim 37 yaşında bir hakeme kokart takmamız gerçekten çok acı.Üstelik Özkalfa'nın kokart takmış olmasının nedeni de süper yetenekleri, süper fizik kalitesi filan değil... Sadece iyi İngilizce bilmesi! Ne yazık ki bu çağda hâlâ FIFA listesine yazacak yedi tane İngilizce bilen hakem bulamıyoruz.Hakemlikle ilgili esas problemimiz de bu zaten. Verdikleri yanlış kararlar filan değil. Alttan iyi hakem de yetiştiremiyor oluşumuz...“Biliç, dünyanın en iyi teknik adamı değil. Dünyanın en iyi taktisyeni, ya da dünyanın en yeteneklisi de sayılmaz asla. Belki maçların sonunu getirmekte de büyük güçlük çekiyor... Ama Biliç, Beşiktaş için en doğru teknik adam. Çünkü kulüple hoca arasında bir hedef birliği, bir kariyer birliği, bir seviye birliği sağlanmış.”Tebrikler Okan Hoca'ya...Haftanın dikkat çekici bir diğer performansı da bir zamanlar Emre'nin süper bücür ekürisi olarak anılan Okan Buruk'tan geldi...Geçtiğimiz sezon son anda kümede kalmış, teknik direktörü Sergen Yalçın'ı kaybetmiş, 15 oyuncu göndermiş, 15 oyuncu almış; eklektik bir futbolcu grubuyla, takım görüntüsünden çok uzak bir Gaziantepspor teslim aldı Okan Hoca... Ama gerek takımda adalet duygusunu çabuk tesis etmeyi başarması, gerek gençlere güveniyle çok iyi bir performans sergiledi ilk 11 haftada...84'lü İbrahim Akın kenarda otururken, 94'lü Emre Nefiz'le başlayabiliyor Galatasaray önünde. Sezona üç santrforla giriyor, biri 92'li Muhammet, biri 95'li Serhan, biri de 96'lı Oğulcan. Gençlere bu denli güven verince, takımda deneyimli olanın değil sadece iyi olanın formayı alacağına inandırınca, bireysel performanslar da yükseliyor zaten. Galatasaray önünde de iyi futbollarını sürdürdüler, büyük rakiplerinden daha fazla topa sahip oldular ama Muhammet'in sakatlığında santrforsuz oynayınca sonuca gidemediler.Galatasaray'daysa galibiyete rağmen sıradanlığın değiştiğini söylemek zor. Belli ki Hamzaoğlu'nun bu sıradanlığı tamir etmek için çok çalışması gerekecek.Biliç, transferde de kalpleri kazandıBiliç, dünyanın en iyi teknik adamı değil. Dünyanın en iyi taktisyeni, ya da dünyanın en yeteneklisi de sayılmaz asla. Belki maçların sonunu getirmekte de büyük güçlük çekiyor... Ama Biliç, Beşiktaş için en doğru teknik adam. Çünkü kulüple hoca arasında bir hedef birliği, bir kariyer birliği, bir seviye birliği sağlanmış. Kulüple hocanın nabzı aynı, tansiyonu aynı, heyecanı aynı. Üstelik Biliç, sadece camiayla sağladığı gönül birlikteliği ve karizmasıyla değil, transferdeki başarısıyla da takdiri hak ediyor bugünlerde...İtiraf edeyim, Atiba transfer edildiğinde meseleye çok şüpheci bakmıştım... Hırvat basını geçmişte Biliç'i kendi çalıştığı menejerlik şirketinden oyuncuları milli takıma çağırmakla suçlamıştı; herhalde o önyargının da etkisiyle Hilbert'in gidişinin hemen ardından Atiba'nın gelişine hiç olumlu bakmamıştım. Fena halde yanıldım ve ben de şu sıralar Atiba'nın hayranlarından biriyim itiraf etmek gerekirse.Transfer başarısını Demba Ba tercihinde de, Sosa tercihinde de gösterdi Biliç Hoca. Doğrusu Türkiye'ye bir Kanadalı, bir Senegalli, bir de Arjantinli getirip hepsinden yüzde yüz verim almak çok önemli bir transfer başarısı. Şimdi doğrusu Beşiktaş'ın hangi sağ beki alacağını da merakla bekliyorum; hem Serdar yine Serdarlığını yapmaya başladığı için, hem de artık Biliç'in doğru tercih yapacağına ben de bütün kalbimle inandığım için...Trabzon bildiğiniz gibiTrabzon Yanal'la başlattığı harika serisini Gençlerbirliği önünde de rahatlıkla sürdürdü. Evet Ersun Yanal gerçekten de iyi bir teknik adam ama son derece talihli olduğunu da eklemek gerek başarısına.Çünkü Fenerbahçe'nin başına geçtiğinde de Aykut Kocaman'dan hazır bir takım devralmış, üstünde pek fazla oynama yapmadan, tempo artırarak daha arzulu bir ekip üretmişti sadece. Şimdi Trabzon'da da Halilhodzic'ten bence hazır bir takım teslim aldı. Transferler doğru yapılmış. Oyuncu kalitesi çok iyi. Kondisyon yerinde. Kadro genişliği, bolca rotasyonla sağlanmış. 18-20 hazır kıta adam var. Halilhodzic sadece bir iskelet takım ortaya koymakta, bir 11 netleştirmekte çok geç kalmıştı, onu da Konya önünde Bonnevay yaptı!Tebrikler Yanal. Hazır takıma daha da fazla enerji kattığı için. İskelet 11'i Bonnevay'den teslim alıp hiç oynamadan sürdürdüğü için. Amerika'yı yeniden keşfetme hatasına düşmediği için. Artık şampiyonluğun en güçlü iki-üç adayından biriler kesinlikle.Uğur Meleke, Milliyet GazetesiKaynak: Al Jazeera
Bahçeli: 'Davutoğlu Doğan Görünümlü Şahin'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Başbakan Davutoğlu için 'doğan görünümlü şahin' benzetmesinde bulundu.İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:Bir insanın doğuştan ya da sonrada bedensel ruhsal yetenekleri kaybetmesi bir engele maruz kaldığının işaretidir. Engelli olmak yetersizlik olarak değerlendirilmemelidir. Kaldı ki engelli hakları engelli kardeşlerimizin engelsiz fertler gibi eşit haklara sahip olması için vardı. Bu pozitif ayrımcılık herkes tarafından kabul edilmelidir. 3 Aralık Dünya Engelliler günü hepimize fırsat verecektir. Vicdan muhasebesi yapmak için 3 Aralık dönüm noktasıdır. Engelli olmanın kayıp ve kusur olmadığını bıkmadan anlatmalıyız. Engelli vatandaşlarımızı hatırlamak için 3 Aralık’ı beklemek hakkaniyetli bir tutum değildir. Engelli olmayı dışlanmak ve ayrı tutulmak için bir bahane olarak görmek insanı olmayacağı gibi ahlakla da bağdaşmayacaktır.MHP Grup Başkanı Oktay Vural, eşi Tuba Vural’ın vefatının ardından ilk kez partisinin grup toplantısını yönetti.Engelli kardeşlerimizin yaşadıkları sorunlarının ailelerini yakınlarını etki altına alan geniş bir etki alanı olduğu bilinmektedir. Unutmayalım ki engelli olmak bir tercih ya da talep edilen bir durum değildir. Her insan bir yönüyle engelli adayıdır. Engelli arkadaşlarımıza verilen destek herkesin geleceğini de güvence altına almak demektir. Zihin yerine zihniyette engel yoksa ümitsizlik doğru olmayacaktır. Her çağda farklı tema ve tonlarda ortaya çıkan yoksulluk, eşitsizlik ve şiddet insanlığı meşgul etmiştir. Adaletin toplumsal kurumların ilk erdemi olduğu fikri ulaşmaya dayanmaktadır. Milliyetçiliğimizin ana sütunlarından birisi adalet, eşitlik ve millet sevgisiyle bir diğeri ise demokrasi ve insan haysiyetine duyduğumuz saygıdır.KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİKadın-erkek arasındaki eşitliğin asırlar önce Türk milletinde imrenecek seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bugün hasretini çektiğimiz ne varsa geçmişimize damga vurmuştur. Milletimiz Avrupa’da kadınların cadı avına tabi tutulup diri diri yakıldığı dönemlerde insan olmanın şerefini yaşıyordu. Türk kadını devlet yönetiyor, cephelerde mücadele veriyordu. Gerek dinimizin buyrukları, gerekse kültür mirasımız kadına saygı konusunda nasıl bir maziden geldiğimizi kanıtlamaktadır.Bugün gelişmiş ülke kategorisinde olan ülkelerin 1930’larda Cumhuriyet’in kadınlara verdiği seçme seçilme hakkını kadınlara çok gördüğü unutulmamalı. İşgal yıllarının en ızdıraplı günlerinden birinde İstanbul’da yapılan bir toplantıda ''Kim demiş bir kadın küçük şeydir, bir kadın belki de en yüksek şeydir'' sözleri bir kadına aittir.ERDOĞAN KADIN-ERKEK EŞİT DEĞİL DEDİ, HANIMEFENDİLER ALKIŞLADICumhurbaşkanı Erdoğan 24 Kasım günü hem de kadınların yüzüne baka baka ''Kadınla erkeği eşit duruma getiremezsiniz'' demiştir. Bizi üzen ise bu sözlerin sarf edildiği salonda bulunan hanımefendilerin Erdoğan’ın sözlerini alkışlamalarıdır.YA FITRATA, YA PARALELE ARACISIZ BAĞLANMAKTADIRBu anlayışa hanımefendilerin destek vermesi yürek yaralayan bir durumdur. Değer nedir bilmeyen, değerli olmayı tanımayan birisinin eş değerden ne anladığı muammadır. Devletin en tepesinde cinsiyetçi körlüğe sahip birinin bulunmasını talihsizliktir. Erdoğan 17-25 soygununu fıtratına uygun bulmuştur. Soma’da 301 madencinin kaybı işin fıtratıdır. Erdoğan sıkıştıkça ya fıtrata ya paralele ya başörtüsüne aracısız bağlanmaktadır. Nasılsa inanan çoktur. PKK ile pazarlık yapmak fıtrata ters değildir. Kaçak saray yaptırmak, bu sarayı millete yaptırıyorum derken komandolara teslim etmek fıtrata uygundur. Biz böyle fıtratı tanımayız, böyle bir fıtratın fitne olduğunu söylemekten de hicap duymayız.Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 80. yılında tüm kadınlarımıza sağlık, mutluluk içinde geçecek bir ömür diliyorum. 2014’ün bitişine sayılı günler kalmıştır. Siyasi ve ekonomik belirsizliklerle karamsar ve kayıp bir yıl olmuştur. Yapıcı çabalarımıza rağmen siyaset tıkanmış çözüm üretme kabiliyetinden uzaklaşmıştır. Bu yıl içinde 2 seçim yapılmasına rağmen siyasi ve toplumsal tansiyon normalleşememiştir. Toplumsal hoşgörü zehirlenmiştir. Adalete darbe vurulmuş rüşvet ve rüşvetçilere kol kanat gerilmiştir. Bunların yanında ekonomik tablo ise yıkımı işaret etmektedir. Villada para eritemeyen, gemi yüzdüren milyar dolarlar içinde yüzen evlatlar talihlidir de milletimizin milyonlarca gencinin cebinde 5 para yoktur.DOĞAN GÖRÜNÜMLÜ ŞAHİN...Türk milletinin geleneğinde emanete ihanet yoktur. Hediye almak sünnettir ancak rüşvet almanın cezası bellidir. Tuhafımıza giden başka bir konu ise eski bakanlarla ilgili yayın yasağı konulmasıdır. Başbakan'ın 'Bu gelişmelerden haberim yok' demesi kendisi ve üslubu kadar kara mizahtır. Başbakan Davutoğlu her fırsat ve zeminde doğan görünümlü şahin otomobil gibi ses çıkarmaktadır. Kendisi ses konu ve vücut dile kopyadır. Ezberlediği ifadeleri milletimize yedirmeye çalışmaktadır.PUTİN'İN TÜRKİYE ZİYARETİDün ülkemize gelen Putin’in doğalgazın satış fiyatında indirime gideceklerini açıklaması iyimser bir gelişme olsa da bunun neyin karşılığı olduğu ilerleyen günlerde görülecektir. Rusya’nın Türkiye’ye sattığı doğalgazda indirime gitmesi siyaset ve bölgesel gelişmelere endekslidir.Erdoğan hala Galaport ile uğraşmakta yargıyı suçlamakta Oferler'in eline bakmaktadır. Ya Galaport ihalesinde yüklü bir komisyon alınmış ya da Erdoğan bu ihale ile ilgili kişisel ya da ailesi için bir söz almıştır. Zira konuyla ilgili ses tonu başka türlü açıklanamaz.ÜLKEMİZ SICAK KARA PARANIN MAHKUMUYolsuzlukları kestik diyenler çalarken yakalanmış, hortumları kapattık diyenler hortum döşerken yakalanmıştır. Ülkemiz sıcak kara paranın mahkumu olmuştur. Erdoğan’ın hayırsever diye övdüğü sima kara paranın simgesi olmuştur.YENİ SARAYININ AÇILIŞINI PAPA İLE BİRLİKTE YAPTIİtibar için yapıldığı söylenen ve vatandaşlarımızın cebinden çıkan kaçak sarayı ve uçağı unutmayacaktır. Kimse Suriyeli mültecilere para harcayıp öğretmene çok gören vicdansızları unutmayacaktır. Katolik dünyasının Ruhani Lideri Papa’nın ziyareti değerlendirilmelidir. Yeni sarayının açılışını Papa ile birlikte yapan Erdoğan’ın günah çıkarmak için acele etmesinin göstergesidir. Kuşku yok ki sözde Ermeni soykırımı ile ilgili uydurmaların zirveye çıkacağının habercisidir. Papa adete bunun sinyalini vermiştir.Fener Rum Patriği’nin ekümenik sıfatını kullanması Lozan’a aykırıdır. Anadolu coğrafyası Türk milletinin son vatanıdır. Kilisede ayin yapmak isteyen varsa buyursun yapsın buna saygı duyarız. Fakat ezanı susturmayı aklından geçiren varsa yeni Kılıçarslanların nöbet beklediğini tarihi bir görev sayarım.haberler.com
Reklam