onedio
'Süleymaniye'de Restorasyonu Yapan Şirket Feshane'ye de Kaçak Kafe Yaptı'
Süleymaniye Camii'nde cuma namazları için VIP bölüm oluşturulduğuna yönelik iddiaları, restorasyonu yapan inşaat şirketi yetkilileri yalanladı.Medyada yer alan Süleymaniye Camii’nde VIP cuma namazı kılındığı ve cami bahçesinde kafeterya bölümü olduğuna ilişkin haberlere, restorasyonu yapan Gürsoy İnşaat caminin halka açık olduğunu ve fotoğraflarda görülen bölümlerin geçici konulduğunu açıkladı.Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan ise, restorasyonu yapan şirketin Feshane restorasyonunu da üstlendiğini ve oraya da kaçak kafe yapıp, dostlarını ağırladığını ileri sürdü.Süleymaniye Camii’nin restorasyonunu yapan Gürsoy İnşaat yetkilileri, son dönemde gündeme gelen cami bahçesinde kafeterya ve Cuma namazında VIP bölümü gibi iddialarla ilgili T24’e konuştu.Camii de restorasyon işlerinin 20 güne kadar tamamlanacağını belirten yetkililer, Cuma namazında VİP bölüm oluşturulduğu iddialarına ilişkin “Bunların hiçbiri doğru değil. Bunlar cevap vermeye değecek konular değil. Her Cuma günü Süleymaniye Camii açık, halka da açık, her bölümü açık, tamamen açık. Ne diyebilir ki yani. Cevap verme ihtiyacı dahi duymadık” dedi.'Bize gelip soran yok'Cami içerisinde kafeterya kurulduğu iddiaları ile ilgili ise şu şekilde açıklandı: “Fotoğraflara bakmayın o geçici bir şeydi. Bu kısımlar restorasyon ile birlikte kaldırılacak. Orada şantiye konteynırı var. Şantiye konteynırının yanında naylonla kapatılmış bir alanımız var. İşçi arkadaşlarımız, görevli arkadaşlarımız yemek yemek için kurulmuştu orası ve restorasyon tamamlanmak üzere, 15-20 güne kadar tamamlanıp 2 aya kadar teslim edilecek. O bitince onların tamamı kaldırılıp çıkılacak. Bizim için çok önemli bir mesele değil ama magazin haberlerine konu olması rahatsız edici. Bize gelip müracaat eden, soran da yok. Biz bunlara cevap vermeye değen bir şey de bulmadık. Çünkü böyle bir şey yok ki neye cevap verelim olan bir şeye cevap verilir.”'Hadi Kanuni’ye saygınız yok, Sinan’a sevgisizsiniz falan'Öte yandan Yeni Şafak gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan, Süleymaniye Camii'nde VIP cuma namazına ilişkin 'Vay arkadaş. Vay arkadaş. Vay arkadaş' başlıklı yazısında, restore işini üstlenen firmanın Feshane restorasyonu sırasında da bir kaçak kafe yaptığını ve dostlarını bu kafede ağırladığını yazdı.İsmail Kılıçarslan'ın Yeni Şafak'ta bugün yayımlanın yazısı şöyle;Vay arkadaş. Vay arkadaş. Vay arkadaş.İş adamı ya da yüksek bürokrat falansanız Cuma namazlarınızı hünkar mahfilinde kılabiliyor, namaz sonrası o bahçede ne işi olduğunu kimsenin izah edemediği o zevksiz mavimsi lacivertimsi ‘çadır kafe’de karnınızı doyurup, kahvenizi yudumlayıp, nargilenizi çekiştirebiliyorsunuz.Hem de hangi camide? Kanuni armağanı, Mimar Sinan emaneti mübarek mabedimiz Süleymaniye’de...Kim yapıyor bunu? Caminin ve türbelerin restorasyon işini üstlenen firmanın sahibi.Hadi Kanuni’ye saygınız yok, Sinan’a sevgisizsiniz falan. Anladık. Itri’nin bestelediği tekbire; Yahya Kemal’in yazdığı şiire nasıl kıydınız be? Bu nasıl bir edepsizlik biçimi, bu ne aymaz bir ahmaklıktır?Önce hikâyenin gelişimini anlatayım. Sosyal medyada gezinirken ‘Süleymaniye Camii bahçesinde bir bölgenin sadece iş adamı, siyasetçi ve bürokratlara ayrıldığını biliyor muydunuz?’ cümlesiyle karşılaştım. Cümlenin altında da, Süleymaniye Camii’nin bahçesinde hazırlanmış beyaz masaların yer aldığı bir fotoğraf vardı. Ben, derhal birkaç kaynağa ulaşıp fotoğrafın aslını sordum. Aldığım cevap ‘bahçedeki bir iftar programının hazırlığı’ oldu. Bir camii bahçesinde iftar etmekten daha doğal ne olabilirdi?Bu bilgi üzerine ben de o sosyal medya mesajını, yani Süleymaniye Camii’nin bahçesinin bir kısmının özel bir takım insanlara ayrıldığı iddiasını, aynen paylaşıp şöyle yazdım: ‘Şuna inanacak zekâda birileriyle aynı havayı soluyoruz. Eh, ceza olarak bize yeter.’Bu mesajı atmamdan on dakika sonra peş peşe iki telefon konuşması gerçekleştirdim. İki dostumla görüştüm. İlki şöyle dedi: ‘Haklısın, o fotoğraf bir iftar ya da toplu yemek hazırlığına ait. Ancak, Süleymaniye Camii’nde mesele başka... Caminin hünkâr mahfili, Cuma namazını ‘VIP’ kılmak isteyen isimlere ayrılmış durumda. Oraya, güvenlik görevlileri marifetiyle, bu isimlerden başkası alınmıyor. Bunu da, Süleymaniye’nin restorasyonunu alan firma yapıyor.’İkinci dostumun anlattıkları ise daha vahimdi: ‘Caminin bahçesinin Haliç’e bakan kısmında, niçin çevrili olduğunu kimsenin bilmediği bir alanda 2010 yılından beri kaçak bir çadır kafe var. Özellikle Cuma namazlarından sonra iş dünyasından ve bürokrasiden bir takım ekâbir buraya alınıyor, yemeklerini yiyip çaylarını içiyorlar. Nargilenin gözüne vurmayı da ihmal etmiyorlar.’Son can alıcı bilgi ise bir ‘ağabeyim’den geldi. Dedi ki ‘İsmail, o Süleymaniye’nin restore işini üstlenen firmanın sahibi böyle işler yapmayı pek sever. Feshane restorasyonu sırasında da oraya bir kaçak kafe yapmıştı. Dostlarını ağırlıyordu. Camii bahçesi olmadığından okey falan da oynanıyordu.’Ol hikayât bundan ibaret.İmdi, gelelim iki önemli meseleye.Birincisi, İstanbul İl Müftülüğü, İstanbul İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi Süleymaniye Camii’ndeki bu ‘VIP namaz’ ve ‘çadır kafe’ olayından haberdar mıdırlar? Haberdarlarsa gerekeni yapma konusunda bir inisiyatif almışlar mıdır? Haberdar değiller idiyseler, şimdiden sonra bu konuda gerekeni yapacaklar mıdır?İkincisi ve daha da önemlisi şu...Efendiler! Bizler. Yani siz ‘medeniyet tasavvuru’ dediğinizde heyecanlanan, ‘yeni Türkiye’ dediğinizde destekleyen, ‘paralel çeteyle mücadele’ dediğinizde ‘hay hay’ diyen bizler... Cumalarını VIP kılmayı hayal etmeyen, cami bahçesinde nargile çekiştirmeyen bizler. Bizler, kendini bir şey yapıyorum zanneden müteahhitlerin, ‘yahu şu kadarcık şeyden ne olur’ diyen bürokratların, yiyeceği üç kap sulu yemek için ‘ooo, Hasan bey güzel mekan yapmışsın’ diyerek yılışan siyasilerin hatalarını savunmak zorunda değiliz. Onların bu güzelim memleketi zor durumda bırakan her eylemini ‘kol kırılır yen içinde kalır’ diyerek sineye çekmek zorunda değiliz. Doğrunuzda da yanlışınızda da sizinle birlikteyiz. Bunu biliyor olmalısınız. Ancak şunu da bilin lütfen: Sizinle ettiğimiz kader birliği ne doğrunuzu alkışlamamızı engeller, ne yanlışınızı yüzünüze vurmamızı...Ne diyordu Shelley: ‘Bizim memleketteki katedralin yanına da bir yoga salonu açsak mı yeğenim? Hiç değilse Hıristiyan olmayanı da mekana çekeriz.’T24
Faturaları Dillere Pelesenk Olmayan 6 Mimari Yapı
Mimaride yükselen değer yeşil yapılar. Yani ister ev, ister iş yeri, ister köprü, ister saray olsun her yapı çevre dostu olabilir, sudan ve elektrikten tasarruf edebilir. İşte dünyanın dört bir yanından sizin için derlediğimiz, mimarinin yüz akları.
İçinde Yaşadığımız Dünyaya Dair İlginç Bilgiler Veren 20 Bilimsel GIF
Bazen herkes, bir şeyleri anlamak için görsel desteğe ihtiyaç duyar. Özellikle bize yardımcı olacak görseller hareket içeriyorsa ve bir şeyin işleme mekanizmasını net bir şekilde gösteriyorsa, işte o zaman işimiz çok daha kolay. Bu içeriğimizde, içinde yaşadığımız dünyaya dair ilginç bilgiler sunan GIF'leri sizler için bir araya getirdik. İşte o ilginç bilgiler;
'Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın Ağaçları Almanya'dan Getirtildi'
Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı için Almanya’dan 280 TIR ıhlamur, gürgen ve çınar ağacının getirtildiği ortaya çıktı.Ak Saray’ın bahçe peyzajı için gerekli ağaçların önemli bir kısmı, Almanya’nın Nettetal kasabası yakınlarındaki Kaldenkirchen’den getirtildi.Hollanda sınırında 550 hektarlık alanda ağaç ve bitki yetiştiren peyzaj şirketinin sahibi Dieter Lappen Funkhaus Europa Köln Radyosu’na verdiği demeçte, kamuoyunda ‘Ak Saray’ olarak bilinen yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı için 280 TIR ıhlamur, gürgen ve çınar ağacı yolladıklarını belirtti.Sipariş vermeden önce konutun mimarının Kaldenkirchen’e gelip bahçe peyzajına uygun ağaçları seçtiğini anlatan Lappen, 10 yıldır Türkiye ile iş yaptıklarını da sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı hakkında Alman medyasında da genişçe yer verilen tartışmalarla ilgili olarak da Lappen “Siyaseti başkaları yapıyor, biz hizmet sektörüyüz. Bitki kimseyi incitmez öldürmez, bitkilerle savaş yapmıyoruz” Şeklinde konuştu. Lappen’in şirketi Soçi’de düzenlenen kış olimpiyatlarına ise sadece 100 TIR ağaç ve bitki ihraç etmişti.T24
Özür Krizi Sonrası Erdoğan ile Biden İlk Kez Bir Arada
Erdoğan ile Biden'ın isimleri kısa süre önce yaşanan polemikle gündeme gelmişti.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Beylerbeyi Sarayı'nda ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile özür krizi sonrasında ilk kez başbaşa görüştü.Erdoğan ile Biden'ın isimleri kısa süre önce yaşanan polemikle gündeme gelmişti.ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Harvard'ta yaptığı bir konuşmada aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bölgedeki ABD müttefiklerinin IŞİD'e yardım yaptığını söylemiş, Erdoğan'ın Suriye'ye ilişkin olarak kendisine 'Siz haklıydınız' dediğini ifade etmişti. Erdoğan, 'Bu konuda eğer Biden, bu tür ifadeler kullandıysa, Biden benim için tarih olmuştur' demişti.Daha sonra Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada Biden'ın Erdoğan'ı arayarak özür dilediği söylenmişti. Ancak Biden geçtiğimiz günlerde yaptığı başka bir açıklamada, Erdoğan'ndan özür dilemediğini ifade etmişti.T24
Reklam
ABD Başkanı Obama'nın Tercihi Halâ BlackBerry
ABD Başkanı Barack Obama, 2008’deki seçim kampanyası döneminde kendisini ”BlackBerry’li Başkan” olarak lanse etmişti. Aradan geçen 6 yıla ve kaydedilen önemli teknolojik gelişmelere rağmen Barack Obama, bu etiketten vazgeçmişe benzemiyor.Marine One helikopterine binerken elindeki BlackBerry’yi gazetecilere gösteren Obama, gazetecilere dönüp ”BlackBerry’mi unutmuşum” diye seslendi. ABD Başkanı böylelikle telefonuna olan sadakatini bir kez daha ortaya koymuş oldu. Obama daha önce yaptığı bir açıklamada BlackBerry tercihinin en önemli nedeninin güvenlik olduğunu belirtse de, günlük çalışmalarında iPad kullandığı da biliniyor.Teknoblog
Ermenek'te Son Durum: Madencilere 343 Metre Kaldı
Karaman'ın Ermenek İlçesi'nde meydana gelen faciada kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden 10'unun cesetlerinin çıkartılmasının ardından, kalan 8 işçinin kurtarılması için çalışmalar sürüyor. Facianın 26'ncı gününde 1939 metre olan maden ocağının yüzde 80'inin tarandığını belirtildi.Ermenek İlçesi'ne bağlı Pamuklu Köyü Cenne Mevkii'nde Has Şekerler Madencilik Şirketi'ne ait linyit ocağında 28 Ekim Salı günü saat eski kullanılmayan ocakta biriken su bastı. Baskın sonucu 18 işçi mahsur kaldı. İşçilerden 2'sinin cesedi 6 Kasım, 2'sinin 17 Kasım ve 6'sının da 18 Kasım tarihlerinde ocaktan cesetleri çıkartıldı.Facianın 26'ncı gününde şef Recep Çiloğlu ile birlikte işçiler Ali Haznedar, Kamil Yaman, Hüseyin Gültekin, Mehmet Baha, Mehmet Özcan, Hasan Tuncer ve Ömer Cansu'nun kurtarılması için çalışmalar sürdürüyor. AFAD, 1939 metre olan maden ocağının yüzde 80'inin tarandığını belirtti.AFAD: 343 METRE KALDIMahsur kalan 18 işçiden 10 işçinin cansız bedeninin çıkartılmasının ardından 8 işçinin kurtarılması için çalışmalar sürüyor. AFAD, çalışmaların 313'ü arama- kurtarma ekibi olmak üzere 603 kişilik ekiple birlikte gerçekleştiğini ve desandre bölümünde son 24 saatte 34 metre ilerleme kat edildiğini, 1939 metre olan madende geriye kalan 343 metrelik alanda çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti. DHA
Reklam
Arda Turan Korkuttu
İspanya La Liga 'nın 12. hafta mücadelesinde Malaga ile karşı karşıya gelen Atletico Madrid 'de, milli oyuncumuz Arda Turan korkutan bir sakatlık yaşadı.Mücadelenin 19. dakikasında yerde seken topa kafa ile müdahale etmeye çalışan Arda , Malaga'dan Antunes 'ın tekmesi ile yerde kaldı. Sert müdahalenin ardından bir süre baygınlık geçiren ve burnu kanayan yıldız oyuncu , sağlık ekibinin müdahalesi ile kendine gelebildi.Bu pozisyonda maçın hakemi Fernando Teixeira 'nın devam kararı vermesi büyük tepki toplarken, Atletico Madridli oyuncular da, Malagalı futbolculara daha sakin olmaları yönünde telkinlerde bulundu.Karşılaşmanın ilk dakikasından itibaren agresif bir görüntüde olan Malaga'da oyuncuların müdahaleleri ile, birçok kez Atletico Madrid'li oyuncular yerde kaldı.Sporx
Çanakkale'de Yapılaşma Bulunmayan Koylara 11 Yeni Termik Santral Projesi
Manisa'ya bağlı Soma İlçesi'nin Yırca Mahallesi'nde yapılması planlanan termik santral için 6 bin zeytin ağacının kesilmesi ülke gündemini meşgul ederken Çanakkale'de faaliyet gösteren 4 termik santrale ek olarak, büyük bölümü yapılaşmanın bulunmadığı doğal koylarda inşa edilmek üzere 11 termik santral başvurusunun yapılması bölge halkında endişeye yol açtı.DHA’da yer alan habere göre, biri Çan'da TEİAŞ'a, 3'ü ise Biga'da İçdaş Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş.'ye ait toplam 4 termik santralin faaliyet gösterdiği Çanakkale'de yakın zamanda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne,11 yeni termik santral başvurusu yapılması çevrecilerin yoğun tepkisine ve mücadelesine neden oluyor.Greenpeace tepki göstermiştiDünyaca ünlü çevre örgütü Greenpeace'in 'Rainbow Warrior' adlı gemisi geçtiğimiz aylarda Biga İlçesi'ne bağlı Karabiga Beldesi'ne gelerek, inşaatı süren Cenal Enerji Santrali'nin açığına demir atarak, faaliyette olan ve yapılması planlanan termik santrallere karşı bir eylem gerçekleştirip, bölgedeki çevrecilere destek vermişti.Karabiga'nın dibine yapılıyorCengiz İnşaat ve Alarko ortaklığıyla Karabiga'da yapımı süren Cenal Enerji Santrali'ne karşı çevrecilerin mücadelesi inatla sürüyor. Firma, alınan ÇED olumlu kararlarının çevreciler tarafından iptal ettirilmesine karşın, projeyi 4'e bölerek her biri için ayrı ÇED olumlu raporu alıp inatla inşaatı sürdürüyor. Ancak çevreciler alınan her ÇED olumlu raporu için de tek tek yürütmeyi durdurma kararı çıkarttırıyor. Cengiz İnşaat ve Alarko Grubu'nun ortaklığında devam eden Cenal Enerji Santrali için firma ve çevreciler arasında adeta düello sürüyor.Çanakkale için her zaman riskÇanakkale Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan, planlanan termik santrallerin özellikle Karabiga Bölgesi'nin korkulu rüyası olduğunu söyledi. Bu yatırımların çevre açısından risk taşıdığını belirten Başkan Gökhan, şöyle dedi:'Sonuç itibariyle bugüne kadar izin verilmiş termik santraller var. Fakat karbon salınımının bir kapasitesi var. Mevcut santrallerin de bu kapasiteyi doldurduğunu biliyoruz. Bu kadar dar bir bölgeye, bu kadar kapasite büyük risk ve tehlike. Artık yeter. Zaten bir tanesine bile karşı çıkıyoruz. Kentimiz, poyraz rüzgarlarının hakimiyetinin üstünde kurulu. Aynı zamanda Kazdağları'na yönelik tehditler var. Termik santraller bu bakımdan çevresel anlamda sıkıntılı yatırımlar. Yenilerine nasıl izin verilecek bilmiyorum. Santral sayısının artmaması gerekir. Hatta mevcutlarının iyi kontrol edilmesi ve ithal kömürle üretimin de yasaklanması gerekir. Bunun sonucunda uzun yıllar sonra bu santrallerin doğaya ne kadar zarar vereceğini kestirmemiz güç. Nitekim bu yıl Kazdağları'nda kestane ağaçlarının kuruduğunu biliyoruz. Çan'daki termik santralin, ya da diğerlerinin buna etkisi olup olmadığının araştırılması gerekir. Ormanların sadece kesilmesi değil, süreç içerisinde oradaki kirlilikten etkilenmesi de söz konusu olabilir. Buna dikkat edilmeli.'Çanakkale'ye kül ve gazları kalacakÇanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Türker Savaş ise, Çanakkale ve Balıkesir için hazırlanan 1/100'lik Çevre Düzeni Planı'nda Karabiga'dan Lapseki'ye kadar olan 75 kilometrelik sahil bölümünün sanayi ve enerji sektörü için ayrıldığına dikkat çekti. Bunun o ekosisteme yük getireceğini anlatan Savaş, şöyle dedi:'Küresel ısınma bir gerçek. Bunu görüyoruz. Bu küresel ısınmanın belli sınırlar içinde kalabilmesi için örneğin 2050 yılına kadar dünya yüzey yakıtlarının 2 dereceyi aşmaması lazım. Bunun aşmaması için de karbondioksit emisyonlarını azaltmamız lazım. 2050'ye kadar enerji öngörünüzü yarı yarıya azaltmanız gerekiyor. Bunun için de nükleerden tamamen vazgeçip termik santralleri sınırlandırmamız gerekiyor. Yani göz göre göre felakete gidiyoruz. Herhalde İzmit Körfezi'ni bitirdik, İstanbul'u komple bitirdik. Oradan Çerkezköy'e gittik. Ergene Nehri'nde artık su değil kimyasal akıyor. Şimdi sıra geldi Çanakkale'ye. Dünyanın en güzel coğrafyalarından birisi burası. Tarım alanları üzerine kuruyorlar ve ne yazık ki biz termik santralleri yiyemeyeceğiz. Tarım topraklarının üzerine eğer sanayiyi ve termik santralleri kurarsak yarın bir gün aç da kalabiliriz. Karabiga'dan Lapseki'ye kadar olan sahil komple termik santraller için öngörülmüş. İstanbul'a yakın olduğu için ve Batı'nın enerji talebi daha yüksek olduğu için olsa gerek bu bölge termik santraller için seçilmiş. Ama bir sorun daha var. Bölgede bu kadar termik santrali işletecek kadar kömür yok. Dolayısıyla dışarıdan kömür getirilecek, termik santralde kullanılacak ve bunun hem gazları, hem de külü Çanakkale'ye kalacak.'Çanakkale'de yakın zamanda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne, 11 yeni termik santral başvurusu daha yapıldı. Buna göre; Cenal Elektrik Üretim A.Ş. ile Sarıkaya Elektrik Üretim A.Ş., Biga İlçesi'ne bağlı Karabiga Beldesi'nde, Kaptan Demir Çelik Endüstri Ticaret A.Ş., Lapseki İlçesi'ne bağlı Adatepe Köyü'nde, BEC Danışmanlık Limidet Şirketi, Lapseki ve Biga İlçesi sınırında, Nurol Enerji Üretim A.Ş., Ayvacık İlçesi Babadere Köyü'nde, Çan Kömür İnşaat A.Ş., Çan İlçesi'ne bağlı Yayaköy'de, Odaş Enerji, Çan İlçesi'nde, Taşzemin İnşaat Madencilik ve Sanayi Ticaret A.Ş., Yenice İlçesi'ne bağlı Çırpılar Köyü'nde, DD Elektrik Üretim ve Enerji Yatırımları A.Ş. Biga İlçesi'nde ve Filiz Enerji Elektrik Üretim A.Ş. ise Lapseki'de iki termik santral kurmak için başvuru yaptı. Başvuran firmaların bazıları ÇED olumlu raporu aldı. Bazıların ÇED süreci ise halen sürüyor.T24
Kılıçdaroğlu Erzurum'da Seçmene Sordu: 'Neden AKP'ye Oy Veriyorsunuz?'
Erzurum'da bir çay ocağına girip vatandaşlarla sohbet eden ve Erzurum'daki işsizlik oranının yüksek olduğunu vurgu yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Benim merak ettiğim bir şey var. Fabrika yok, işsizlik var, tarım da bitiyor. Bütün bu olumsuzluklar varken neden iktidar partisine oy veriliyor?' dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erzurum'da Cumhuriyet Gençlik Merkezi'nin açılışını yapıp, partisinin Palandöken'de yaptığı bölge toplantısına katıldı. Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Erzurum sokaklarında dolaşıp vatandaşlarla sohbet eden CHP lideri iki çay ocağında çay içti. Burada Erzurumluların 6 milletvekili olmasına karşın sorunlarının TBMM'de yeterince dile getirilmediğinden yakındığını anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: 'Şikayet ediyorsan Kemal Kılıçdaroğlu'na yetki vereceksin. Şikayet hakkın yok. Yetki verdiğin zaman, geleceğiz ve o zaman sorununu çözmezsem, 'Neden sorunumu çözmedin?' diye bana soracaksın. Yetki ver gör bakalım. Bu ülkede sorunlar nasıl çözülürmüş. Diyorlar ki; Doğu'da ve Güneydoğu'da neler oluyor? Batıdakinden farklı bir şey yok. İşsizlik, yoksulluk, sefalet, taşeron işçilik var. Emekli geçinemiyor. Bunların hepsinin çözümünü biliyorum. Etnik kimliğin üzerinden kim siyaset yapıyorsa bil ki sana ihanet ediyordur. Senin inancın üzerinden kim siyaset yapıyorsa ihanet ediyordur. CHP Genel Başkanı olarak söz veriyorum. Senin kimliğinle, inancınla, yaşam tarzınla sorunumuz yok. Bizim sorunumuz neden işsizlik var, neden çocuğuna iş bulamıyoruz.'Seçimlerde Erzurum'dan CHP'nin bir milletvekili çıkarmasını isteyen Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan 4 yıl süreyle yetki verilmesini talep etti. Erzurumlular'ın kendisine şans vermesini isteyen Kılıçdaroğlu, belediyede çalışan bir işçinin 'taşeron işçilere kadro var mı?' sorusunu yanıtladı. Kılıçdaroğlu taşeron işçilerin sendikalaşması halinde işten ayrılması durumunda 16 maaş tazminat alma hakkının Anayasa Mahkemesi'nden çıkacağını söyledi. Erzurum'da işsizlik oranının nasıl olduğunu soran Kılıçdaroğlu, 'Benim merak ettiğim birşey var. Fabrika yok, işsizlik var, tarım da bitiyor. Bütün bu olumsuzluklar varken neden iktidar partisine oy veriliyor? Erzurumlu'nun oturup düşünmesi lazım. Benim çocuğum işsiz. Hadi 5 yıl izin verdim geldin yönettin, tamam hadi bir 5 yıl daha verdin. O da tamam. Benim çocuğum büyüdü yine işsiz. 1970'lerden beri Erzurum'u tanıyorum. O zaman denilirdi ki Erzurum Doğu'nun Paris'i. Eee buyurun şimdi ne Paris'i' diye konuştu.‘Faizler artacak korkusu ile oy veriyorum’Kılıçdaroğlu'nun sorusu üzerine çiftçilik yapan Süreyya Tekman neden AK Parti'ye oy verdiğini anlattı. Çiftçi Tekman, 'Başkanım ben söyleyeyim niye oy verdiğimi. Ben çiftçilik yapıyorum. Devlet beni borçlandırmış. Herkes borçlu . Yani biraz ağır olacak ama Rusya'nın komünizm rejimi gibi. Millet korkusundan oy veriyor. Ben AK Partiyi sevmiyorum, bir dönem oy verdim. Çiftçi zor durumda, borçlu korkusundan oy veriyor. 70-80 bin lira borcum var. Faizler artar diye korkuyorum, ondan oy veriyorum. Köylü arkadaşların tümü öyle. Bir kısmı da makarna, un, kömür alıyor. O yüzden oy veriyor' dedi.‘Doğu ve Güneydoğu'da devlet yok’Bir başka vatandaşın 'Açılım nedeni ile Güneydoğu'yu fiilen teslim etmişiz. Siz açılımı destekliyor musunuz? Polis yerinden canlanamıyor, asker kışladan çıkamıyor. Erzurum'un Tekman ilçesinin girişinde 'Kürdistan'a hoş geldiniz yazıyormuş' sorusuna Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi: 'Bilmiyoruz ki destekleyelim. Bilmediğin şeyi nasıl destekleyeceksin. Ne olduğunu bilmiyoruz ki. Benim bildiğim Doğu'da, Güneydoğu'da devlet diye bir şey yok. Devletin mahkemesi, vergi dairesi çalışmıyor. PKK orada mahkeme kurmuş. Erzurumlular oturup düşünecek.'‘Kaçak sigara satmaya devam'İkinci gittiği çay ocağında bu kez alkışlarla karşılanan Kemal Kılıçdaroğlu'na halka tatlı ikram edildi. Tatlıyı elinde tutan Kılıçdaroğlu, 'Bunu da duyarlarsa, bunu da onun elinden alalım derler' diye espri yaptı. Bir vatandaş 'Yaşa Kılıçdaroğlu, bizi kurtar bu Tayyip Erdoğan'dan ülke gitti' diye bağırdı. Geçimini kaçak sigara satarak yapan başka bir vatandaş ise 42 dosyası olduğunu, 6 kez cezaevine girip çıktığını halen daha kendisine kaçak sigaradan işlem yapıldığını söyledi. Suçlu olduğunu ancak iş göremez raporu olduğu için bu işi yaptığını belirten vatandaşa Kılıçdaroğlu, 'Senin sattığın sigara dolayısıyla kazandığın para helal. Çünkü sen hırsızlık, yolsuzluk yapmıyorsun, kul hakkı yemiyorsun. Diyorsun ki ben sigarayı satıp evime ekmek götürüyorum, yoksa aç kalacaksın. Eskiden yerli sigaramız, tütünümüz vardı. Bu Dadaşların hırsıza yolsuza pabuç bırakmaması lazım' dedi.T24
Reklam
Yerli Cep Telefonu Sayısında Büyük Artış
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, Türkiye'de kayıt altına alınan yerli cep telefonu sayısının bu yılın 6 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre 8 kat arttığını söyledi.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye'de kayıt altına alınan yerli cep telefonu sayısının bu yılın 6 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre 8 kat arttığını belirterek, 'Türkiye, genç ve dinamik nüfusa sahip olduğu için insanlarımız teknolojik yenilikleri yakından takip ediyor' dedi.Bakan Elvan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de üretilen cep telefonu sayısındaki artışın sevindirici olduğunu ancak ithal edilen telefon sayısına göre bu rakamların yetersiz kaldığını ifade etti.Yerli üretimin daha hızlı artış göstermesini beklediklerini belirten Elvan, şunları kaydetti:'Türkiye'de kayıt altına alınan yerli cep telefonu sayısı, 2014'ün 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre 8 kat artarak, 600 bin 445'e ulaştı. Türkiye, genç ve dinamik nüfusa sahip bir ülke olduğu için insanlarımız teknolojik yenilikleri yakından takip ediyor. Özellikle akıllı telefonlara karşı büyük bir ilgi olduğunu görüyoruz. Bu nedenle cep telefonu cihazlarında yerli üretimin artması, teknolojiye dayalı üretim kapasitemizin gelişmesi ve ekonomik kalkınmamız açısından büyük önem taşıyor.'Yılda ortalama 15 milyon cep telefonu ithal edildiğini bildiren Elvan, bu yılın ilk yarısında 6 milyon 231 bin telefon ithal edildiği bilgisini verdi.Bakan Elvan, aynı dönemde, yurt dışından yolcu beraberinde getirilen cep telefonu sayısının 287 bin olduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bu rakamları bir önceki yılın aynı döneminde ithal edilen cep telefonu sayılarıyla karşılaştırdığımızda, firmalar tarafından ithal edilen cep telefonu sayısında yüzde 1,8 artış olduğunu görüyoruz. Geçen yılın ilk altı ayında 661 bin telefon getirilmesine karşılık bu yılın aynı döneminde 287 bin telefon getirilmiş. Yolcu beraberinde getirilen telefon sayısında yüzde 56'lık bir düşüş söz konusu.'AA
Reklam
10 Madde ile Pis Değil, Sadece Dağınık ve Normal Olduğunuzun Kanıtı
Yıllardır bana hep dağınık olduğum söylendi durdu. Bu konuyu tartışmayacağım. Evet, dağınığım. Bir yere yetişmem gerektiğinde, uyanıp kahvaltı yapmadan önce üzerime bir tişort geçirip hazırlanmam 3 ya da 4 dakikamı alır. Hatta çoğu zaman kahvaltı bile yapmam, direkt çıkarım evden.Benim sıkıntım, bana 'pis' gibi şeyler söylenmesinde. Bu biraz daha farklı bir durum. Kimse alınmasın ama bunu diyen kişi, bir boktan anlamıyor demektir.Bu nedenle ben 'dağınık' kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü, hem kulağa daha hoş geliyor hem de ben zaten günlük temel işlerimi gayet düzgün bir şekilde yerine getirebiliyorum fakat sadece biraz 'pasaklıyım'.Her neyse. Eğer tüm işlerinizi ayarlayabiliyorsanız ve 'o dağınıklığın' içinde bile bir düzeniniz varsa bence dağınık olmakta bir sıkıntı yok. Fakat etrafta bunu anlamayan bir sürü insan var.Steve Jobs, Mark Twain ve Albert Einstein'ın çalışma masaları dağınık değil tam anlamıyla bir felaketti fakat görüyoruz ki bu çok da kötü bir şekilde sonuçlanmadı, değil mi?Yaptıklarınızı, şimdi bahsedeceğim 10 madde ile ilişkilendirebiliyorsanız, bu demek oluyor ki 'pis' değil sadece dağınıksınız, ki yukarıdaki örneklere baktığımızda bu da o kadar kötü bir şey değil sanırım.
Reklam
Türkiye Tüketiminin 4'te 1'i İstanbul'da Yapılıyor
Türkiye İstatistik Kurumu 'Bölgesel Hanehalkı Tüketim Harcaması' verilerini açıkladıTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 'Bölgesel Hanehalkı Tüketim Harcaması' verilerinin 2013 yılıyla ilgili sonuçlarını dün açıkladı. Buna göre, Hanehalkının toplam tüketim harcamalarının en yüksek olduğu bölge yüzde 23,5 ile İstanbul olurken, en az tüketim yüzde 1,8 ile Kuzeydoğu Anadolu yapıldı.Bu araştırmanın 2011-2012-2013 yıllarına ait verilerinin birleştirilmiş sonuçlarına göre toplam tüketim harcamasının yüzde 23,5’i İstanbul’da oturan hanehalkları tarafından yapıldı.Ege 8 puan gerideBugün gazetesinde yer alan habere göre, Ege yüzde 15’lik oranla ikinci sırada yer aldı, onu yüzde 11,9 oranı ile Akdeniz izledi. Harcamaların sadece yüzde 1,8’i Kuzeydoğu Anadolu'daki hanehalkları tarafından gerçekleştirildi. Harcama gruplarının bölge içindeki dağılımına bakıldığında hanehalklarının harcamalar içinde gıda ve alkolsüz içecek harcaması payının en yüksek olduğu bölge yüzde 27 ile Güneydoğu Anadolu. En düşük bölge yüzde 16,3'le İstanbul.Anadolu’da kiralar düşükKonut ve kira harcamalarına en yüksek payı ayıran bölge, yüzde 29,3 ile İstanbul oldu. Oran, Kuzeydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu'da yüzde 22,6’da kaldı.T24
Reklam