onedio
Engelli Yolundan Desen Yaptılar...
3 Aralık Dünya Engelliler Günü öncesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi bir skandalla gündeme geldi. Belediye ekipleri görme engelli vatandaşlar için kaldırımlara konulan sarı kabartmalı şeritlerden desen yaptı...Ankara'nın Çankaya İlçesi'nde Şehit Mustafa Doğan Caddesi'nde başlatılan kaldırım bakım onarım çalışmasında görme engellilerin ulaşımlarını sağlayabilmeleri için hazırlanan şeritlerden kullanıldı. Ancak şeritlerin görme engelli vatandaşları bir yere ulaştırmadığı, aksine desen olarak kullanıldığı ortaya çıktı. Kaldırımdaki paralel şeritler Ankaralıların tepkisini toplarken, Belediye'ye ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e tepki yağdı.Cumhuriyet
Alev Alatlı'dan Erdoğan'a: George Orwell Sizi Ayakta Alkışlardı!
Alev Alatlı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, töreninde konuştu: 'Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı. O yetmez Daniel Defoe de kalkar o da alkışlardı...'Edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü alan Alev Alatlı yaptığı konuşmada Gezi eylemlerine katılan  gençleri sokağa dökmek için bazı yazarların provokasyon yaptıklarını iddia etti ve   'Bir kalem darbesi ile atar ergenleri sokağa döken yazarın yaptığı helal değildir' dedi.'ORWELL SİZİ AYAKTA ALKIŞLARDI'Alatlı konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: 'Dünya 5'ten büyüktür. Beynelmilel medya kartellerinin, muhtelif strateji uzmanlarının nadan dünyalarından büyüktür. Sayın Cumhurbaşkanım siz ve ekibiniz dünyadaki  bugün 1.5 milyon Suriyeli'ye kapılarını açtığınız için tarih sizi ayrı bir yere yazacak. Dünya 5'ten büyüktür dediniz ve tüm oligarkları boşa çıkardınız. Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı. O yetmez Daniel Defoe de kalkar o da alkışlardı. Sizin sahici dostlarınız sanatçılar ve edebiyatçılar arasındandır. Yükselen trendlerle beraber yükselmekten imtina eden ve çoğu kez onlara rağmen yükselen bağımsız yazar arkadaşlarım, sanatın, edebiyatın muhasebeleştirelemeyeceği bir düzeni özleyen edebiyatçılar ve tabi başta bu ödülü bana layık gören zat-ı aliniz ve ekibinize teşekkür ediyor ve bu çatı altına olmaktan çok multu olduğumu söylemek isterim.'İleri Haber
'Gülsüm Anne Başta Olmak Üzere Berkin'in Tüm Ailesinden Özür Dilerim'
Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan ile yaptığı söyleşide yer alan ifadeleri nedeniyle tepkilerin odağına yerleşen Yavuz Bingöl Twitter'dan açıklama yaptı. Açıklamasında 'Ahmet Hakan sözlerimi olduğu gibi yayımlayıp; beni sizlere doğru taşısaydı bir daha asla bu sütunlarda olmayacaktım' diye yazan Bingöl ayrıca Twitter'da başta Gülsüm Elvan olmak üzere Berkin Elvan'ın tüm ailesinden özür diledi. Yavuz Bingöl 'Benim demek istediğin bu değildi ki. Böyle anlaşılması beni de üzdü' ifadelerini kullandı. 
Şifrelerin Sırrı Çözüldü!
Teknoloji dünyasında korsanlık ve kimlik hırsızlığına karşı sanal hesap şifrelerimizi sık sık değiştirmemiz isteniyor. Çoğumuz için bir yeni kelimeyi daha hatırlamak güçleşiyor. Gizlilik için üretilen şifreler üzerine çalışma yapan kurumlardan Kanada Ontario Üniversitesi araştırmacıları 32 milyon şifreyi inceleyerek kullanıcıların tercihlerini sıraladılar.Bir kullanıcının hatırlaması gereken şifre sayısı ortalama 24 adet. Kullanıcıların yüzde 43’ü birden fazla hesaba giriş yapmak için aynı şifreyi kullanıyor. Kullanıcıların yüzde 34’ü ise hatırlanması kolay şifreler seçiyor. Yüzde 66’lık bir dilim bilgisayarlar tarafından önerilen karışık algoritmaları tercih ediyor. Aslında çoğu şifre çözülmesi kolay bir yapıya sahip.Korsanların sevdiği şifrelerin yüzde 17’si doğum günleri, yüzde 10’luk bir dilimi ise soy isimlerinden oluşuyor. Kullanıcıların yüzde dokuzu evcil hayvanlarının isimlerini şifre olarak kullanmayı tercih ediyor.Peki ama şifremizi hatırlayamadığımız zamanlarda ne oluyor? Araştırma sonuçlarına göre her birimizin kendimize has hatırlama metotları bulunuyor. Kullanıcıların yüzde 71’i şifresini gönülden ezberlerken, yüzde 12’si bilgisayarına ya da telefonuna not alıyor, yüzde 10’u ise bir deftere kaydediyor. Yüzde 7’lik dilimde yer alan titiz kullanıcılar ise özel bir programda şifrelerini muhafaza ediyor. Dünyanın en çok tercih edilen şifreleri ise, ‘123456’, ‘abc123’, ‘111111’, ‘Master’ ve ‘Jesus’.Kaynak: Yazete
Beyin Yakan Animasyon: Kader
Animasyon olarak izleyeceğimiz kısa filmde insanların kaderlerini/geleceklerini değiştirip değiştiremeyeceği anlatılıyor. İzliyoruz...
Reklam
Bedelli Askerlik İçin 18 Bin TL Verilir mi?
Bedelli Askerlik deyip durduğumuz şu mübarek 2014 yılında nihayet müjdeli haberi Başbakan Davutoğlu verdi. Davutoğlu dün yaptığı açıklamayla Bedelli'ye giden yolu tarif etti.'Yaş 25 Bedel 15' sloganıyla çıktığımız bu zorlu maratonda Başbakanımız Sn. Davutoğlu 'Yaş 28 Bedel 18' diyerek son noktayı koydu.  7'den 70'e herkesin beklediği bedelli askerlikte(askerliği yapacak kişinin eşi dostu, akrabası, çoluğu çocuğu...) aldığımız bu kutlu haberle hesap kitap yapmaya başladık.Başbakanımızın verdiği bilgiye göre 1 Ocak 1988 tarihinden önce doğmuş her Türk vatandaşı bedelli askerlikten faydalanabilecek. (1988'liler çok üzüldü...)  Bundan önceki bedelli askerlik tutarı 30 bin TL idi. Bu sefer hükümetimiz sürümden kazanmak için 18 bin TL gibi bir fiyat belirlemiş gibi duruyor. Şimdiden hesap kitap yapmaya başlayan 27 yaşını doldurmuş ve 28'den gün almış vatandaşlarımızın kafası bir hayli karışık. Kafaları karışık çünkü aşağıdaki soruya cevap bulmakta zorlanıyorlar.''Bedelli askerlik için 18 bin TL verilir mi? '' Sizi kırmadık ve bu sorunun yanıtını aramak için askerlik yapan vatandaşlarımız ile görüştük. Bu hesabı ortalama 2000TL maaş alan ve askerliğini kısa dönem yapmayı düşünen bir vatandaşımıza göre yaptığımızı belirtmekte fayda var...canlı haber
Hayrünnisa Gül Boğaziçili Oldu!
Boğaziçi Üniversitesi BÜYEM, İkinci Bahar programının bu sene önemli bir öğrencisi var!Türbanı nedeniyle üniversite kazandığı halde üniversite okuyamayan ve AİHM’e götürdüğü hukuk mücadelesinden eşi Başbakanlık’tan ayrıldıktan sonra vazgeçen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül, İkinci Bahar programında “Güzel Sanatların Gelişimi” ve “Psikoloji” modüllerine kayıt oldu.  Gül, Hürriyet’e “İnsan dünyaya sürekli öğrenmek ve kendini geliştirmek için gelir. Öğrenmenin yaşı yoktur” açıklamasını yaptı.  Harvard Sertifikası da AlacakBoğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi,İkinci Bahar Programı kapsamında Harvard Üniversitesi Değişim programına da katılacak olan Hayrünnisa Gül, programı bitirdiğinde hem Boğaziçi Üniversitesi’nden hem de küçük oğlu Mehmet Emre Gül’ün mezun olduğu Harvard Üniversitesi’nden sertifika alacak. İkinci Bahar Eğitim Programı HakkındaÜniversite hayatını yeniden tattırmayı ve onlara ders seçenekleri ile nostaljik bir eğitim-öğretim dönemi yaşatmayı amaçlayan İkinci Bahar programında sosyal bilimlerden, güzel sanatlara kadar birçok alanda modüller bulunmakta. İkinci Bahar’ı Facebook’tan takip edin güncel programları kaçırmayın! http://on.fb.me/1xgqFY8
Reklam
Bill Cosby Hakkında Yeni Cinsel Taciz Davası
ABD'de bir kadın, 15 yaşındayken kendisine cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla komedyen Bill Cosby hakkında dava açtı.Judy Huth olayın 1974'te, Los Angeles'ta meydana geldiğini söyledi.Cosby'nin avukatı suçlamayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.77 yaşındaki Cosby, bazı kadınlara cinsel tacizde bulunduğu ve ilaçla uyuşturduğuna dair bir dizi suçlamayla karşı karşıya.Cosby henüz hiçbir suçlama nedeniyle ceza almadı.Huth tarafından açılan davada, Huth ve 16 yaşındaki arkadaşının Cosby'yle bir film setinde buluştukları, daha sonra bir tenis kulübüne davet edildikleri, burada kendilerine alkollü içki verildiğini ardından da Playboy dergisi kurucusu Hugh Henfer'ın malikanesine götürüldükleri iddia ediliyor.Huth burada Cosby'nin kendisini cinsel ilişkiye zorladığını söyledi.Huth ayrıca kendilerine yaşlarının sorulması durumunda 19 olduğunun söylenmesinin istendiğini de belirtti.Amerikan NBC televizyonu, Bill Cosby hakkındaki kadınlara cinsel tacizde bulunduğu iddialarının yeniden ortaya çıkması üzerine ünlü komedyenin yapması planlanan programı iptal etmişti.BBC Türkçe
Reklam
Beşiktaş'ta 4 Futbolcu ile Görüşmeler Başladı
Beşiktaş'ta Yönetim, sezon sonunda mukaveleleri sona erecek olan Cenk Gönen, Ersan Gülüm, Veli Kavlak ve Mustafa Pektemek ile masaya oturdu.Futbolcuların menajerleri ile yapılan ilk görüşmede Cenk, Mustafa, Veli ve Ersan için 3+1 yıllık yeni sözleşme teklif edildi. Oyunculara verilmesi düşünülen yıllık ücretlerin de menajerlere aktarıldığı görüşmelerin olumlu geçtiği öğrenildi. Yönetim kısa bir süre içinde Cenk, Mustafa, Ersan ve Veli ile yeniden görüşüp, devre arası transfer dönemi öncesi resmi imzaları atmayı planlıyor.Mukavelesi sona erecek olan Atiba Hutchinson ile de görüşen yönetim, Kanadalı oyuncu ile yeniden anlaşmak istiyor. Atiba ile bir araya gelen futbol komitesi, önünüzdeki günlerde tecrübeli futbolcunun menajeri ile görüşüp yeni mukavelenin şartlarını belirlemeye çalışacak. 31 yaşındaki futbolcuya 1+1 yıllık sözleşme önerilirken; mali konularda anlaşılması halinde Atiba'ya da devre arası transfer dönemide imza attırılması amaçlanıyor. ntvspor
2015 Yılında Çıkacak, Merakla Beklenen 10 Oyun
Dying Light açık dünya zombi oyunu yüksek grafiklerde arkadaşlarınızla şehirde hayatta kalmaya çalışıyorsunuz bol bol zombi öldürüp hayatta kalmak için cephane ve yemek arayacaksınız.Oyunun öne çıkan özelliklerinden biri ise diğer zombi oyunlarından da farkı aynı zaman gece gündüz döngüsü gündüzleri zombiler fazla aktif değiller ve o sırada siz geceyi güvende geçirmek için cephane ve yiyecek toplamaya çalışacaksınız gece olduğunda ise zombiler çok daha aktif olmaya başlayacak ve zombilerle savaşmak çok daha zorlaşacak.Tanıtım Videosunu İzlemek İçin Tıklayınız.
Reklam
Android 5.0.1 İndirmeye Sunuldu
Google , yeni nesil işletim sisteminin 5.0.1 sürümünü bugün itibarıyla Android Açık Kaynak Platformu (AOSP) için yayınladı . Yeni sürüm, geniş çaplı bir güncelleme olmaktan ziyade, Android 5.0′ın bug’larını temizlemek için indirmeye sunulmuş durumda.Yeni sürümün şimdilik Nexus 7 ve Nexus 9′un WiFi sürümleri ile Nexus 10 için kullanımda olduğunu belirtelim. Google konu hakkında henüz açıklama yapmış değil ancak 5.0.1 güncellemesini alan bazı kullanıcılar, deneyimlerini paylaşmış durumda. Kullanıcılardan gelen bilgilere göre yeni sürüm, ilk olarak kilit ekranıyla ilgili yaşanan sorunu çözmüşe benziyor. Kısaca bahsetmek gerekirse; Android 5.0 güncellemesinden sonra bazı cihazlarda, kilit ekranını açmaya çalışırken tüm verilerin silinmesine neden olan bir bug’la karşılaşılmıştı.Android 5.0.1 güncellemesinin başka ne gibi yenilikler veya “yamalar” sağladığını ve diğer cihazlara ne zaman geleceğini önümüzdeki günlerde hep birlikte öğreneceğiz.LOG
Reklam
Bu Kitabın Kapağı Tanıdık Gelebilir
'Kasımpaşalı: Ben Bu Oyunu Bozarım'ın kapağında Tatar Ramazan' dizisinin afişinde yer alan fotoğrafın aynen kullanıldığı kapakta Bülent İnal'ın bedenine Erdoğan'ın kafası yerleştirildiği ortaya çıktı.Özellikle klip, karikatür ve kitap kapaklarında sıkça karşılaştığımız intihal vakalarına bir yenisi daha eklendi. Fehmi Demirağ’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın gençlik yıllarında yaşadığı olayları anlattığı ‘Kasımpaşalı: Ben Bu Oyunu Bozarım’ romanının kapağında iki yıl önce atv’de ekrana gelen ‘Tatar Ramazan’ dizisinin 1. sezon afişinde yer alan fotoğraf kullanıldı.  Tatar Ramazan’ı canlandıran Bülent İnal’ın bedenine Erdoğan’ın kafası yerleştirilerek aynen kitaba kapak yapıldı. İşin daha da ironik yanı ise kitabın tanıtımı için hazırlanan afiş benzeri materyallerde ‘orijinal tasarım Özcan Orhan’ ibaresine yer verilmiş!Radikal'in haberine göre, Efor Yayınları’ndan çıkan ‘Kasımpaşalı’ romanı, “O tarih yazdı, biz de O’nu yazdık” ve “Reis’in romanı ilk kez yazıldı” sloganlarıyla tanıtılıyor. Fehmi Demirağ, daha önce kitaba ilişkin yaptığı açıklamada, “Çocuklarımızı batının sanal kültür kanallarıyla tek yanlı olarak büyütmeyelim. Türkiye Gezi olaylarına tanık oldu. Geziciler bu olaylarla ilgili yaklaşık 60 kitap kaleme aldı. 15 yıldır Türkiye’ye ve dünya siyasetine damga vurmuş bir liderle ilgili herhangi bir çalışma yapılmadı. Tayyip Erdoğan'ın kişisel özelliklerini gençlerimize rol model oluşturması için yazdım. Kasımpaşa özümüze dönüşün de bir simgesi. Kasımpaşa'da kabadayılık, karşı tavır söz konusuydu. Erdoğan'ın Kasımpaşalı tavrıyla biz dünyaya itiraz ediyoruz” demişti.Muhalif Gazete
'Nobel ve BMGK Objektif mi? Asla!'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili eleştirilere yanıt verdi: 'Acaba şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti nerden yönetiliyor?’ sorusuna cevabı bu saray verecektir.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'ni sahiplerine verdi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki törende konuşan Erdoğan, Türkiye'ye özgüven aşılamaya çalıştıklarını söyledi. 'Ekonomimizle, nüfusumuzla, ileri standarttaki demokrasimizle olduğu kadar; sanatçılarımız, ilim adamlarımız ve alimlerimizle büyük bir ülkeyiz' diyen Erdoğan, yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı hakkında da konuştu:'İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’mız, Topkapı Sarayı’mız var, hâlâ onunla övünürüz. ‘Acaba şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti nerden yönetiliyor’ sorusuna cevap vermek gerektiğinde, bu cevabı bu saray verecektir. Bu saray, Türk milletinin kendi imkânlarıyla inşa edilmiş bir saraydır. Burası Tayyip Erdoğan’ın sarayı değil. Burası Türk milletinin sarayıdır. Millet burada ağırlanacaktır. Biz burada bu salonda sizlerle bir araya gelebiliyoruz. Önceden böyle bir imkan yoktu. Devlet Başkanlarını ağırlamaya başladık. Tabii onlar da çok farklı değerlendirmeler yapıyorlar.''Nobel ve BMGK objektif mi?'Erdoğan, bazı iddiaların aksine Türkiye'de de sanatçı ve ilim insanı yetiştiğini söyledi. 'Bu ilime ve sanata hangi zaviyeden baktığınızla ilgili bir meseledir. Uluslararası kurumları masaya yatırdığımızda, özellikle ideolojinin, siyasetin ve kendi inançlarının rol oynadığını görüyoruz. Nobel kararları objektif mi? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını objektif mi veriyor? Asla! Bir daha söylüyorum dünya beşten büyüktür. Bu (BM Güvenlik Konseyi’ndeki) beş ülke Hıristiyanlardan oluşuyor' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli sığınmacılar konusunda Türkiye'ye destek verilmediğini de belirtti:'Suriye’de 300-400 bin kişi ölmüş, umurlarında mı? Türkiye 1 milyon 600 bin insana ev sahipliği yapıyor. Umurlarında mı? Bütün bu yükü almış Türkiye’ye ne kadar destek verdin? Afrika diyorlar, sadece petrollerini, elmaslarını, altınlarını araştırıyorlar'Kaynak: Al Jazeera
Ara Güler: 'Bütün Patronları Dövmek Lazım!'
Nezih Tavlaş'ın büyük emekle hazırladığı, “Foto Muhabiri Ara Güler'in Hayat Hikâyesi” adlı kitap raflarda. Türkiye'nin ve dünyanın seksen yıllık tarihine tanıklık niteliği de taşıyan kitapta Tavlaş, okurları savaşlar, darbeler, medeniyetler ve faciaların ensesinden düşmemiş Ara Güler'le bir yolculuğa çıkarıyor. Ülkelerinin ve dünyanın kaderine pek çok alanda damga vuran insanları konuşturan ve fotoğraflayan Güler'in karşılaştığı inanılmaz öyküleri de akıcı bir üslupla sunuyor. Ustanın tanık olduğu olayları kronolojik bir sırayla anlatan kitabın sonunda Güler'le yapılan bir söyleşi ve aile albümünden fotoğraflar da yer alıyor. Nezih Tavlaş yıllara yayılan çalışması yetkin bir yol hikâyesi niteliği de taşıyor değil mi?Evet ve benim hayatımı anlatmak kolay iş değil. Nezih Tavlaş, çok iyi çalışan, dokümantasyon toplamasını iyi bilen ve onu derleyip gelecek asrın dokümantasyonu olarak bırakabilen ender yazarlardan biri. Yirmi sekiz defa röportaj yaptı benimle. Sonra arşivlerde helâk oldu. Neden? Benim bütün hayatımı toplamak için. İşin ciddiyetini gayet iyi anlamış. Bu, bir yakın tarih kitabı aynı zamanda. Bir tane daha çıkacak, asistanım hazırlıyor. O daha derinlere, başka ayrıntılara gidecek. Bu, ana çalışma oldu.Ağzında gümüş kaşıkla doğmuş, köklü ailelere sahip, hali vakti gayet yerinde bir anne babanın oğlusunuz. Şımarık ya da züppe olmadınız. Emekçi yaşam sürdünüz.Olmadım tabii. Ne olacağım. İllet olurum züppelere.“HAYATIM OKUMAKLA GEÇTİ”Oysa çok kolay bunun tam tersi de olabilirdi, öyle olanaklara sahiptiniz.Tabii, şimdi Büyükada'da oturuyorsun, Suadiye'de oturuyorsun görüyorsun hepsi zengin piçleri. Derinlikleri olmayan tipler. Acayip, manâsız bir dünya. Adam yerine bile koymadım hiçbirini. Bir de solcu takımdandım ben. Sonra hayatım okumakla geçti.Tam bir tutku olmuş okumak.Tabii ya, kaç kamyon kitap okudum. Klasikleri ezbere bilirdim ve lisede talebeydim daha. O zaman Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel dünya klasiklerini tercüme ettirmişti. Çoğunu okudum. Doğu edebiyatından birtakım kitapları okumamışımdır. Ama sadece batı edebiyatını değil felsefesini de okudum. Ben çok roman okumam. Ben bana bir şey öğretecek kitabı okurum.Öyküler yazmaya yine çok genç yaşlarda başlamışsınız ama.1946'da Mahkûm'u yazdım, haber Akşam Postası'nda, yayımladılar. İçinde olmadığım bir dünyayı yazmak istedim. Öyle başladım. Millet o yaşlarda sevgilisini yazar ben dünyaya bakardım.“DOKUZ PİYES YAZDIM, BİRİ HARİÇ HEPSİNİ ATTIM”Yirmi yaşındayken Bir Garip Yılbaşı Gecesi adlı tek perdelik bir oyun yazıyorsunuz.Dokuz taneden kalandır o. Öbürleri bir şeye benzemiyordu, çok amatördü, attım gitti. Amatör hislerini profesyonel gibi ortaya atmayacaksın. Ayıp olur sanata. 1950'de “Dünya Edebiyatı” yarışması oldu. Bunu Yeni İstanbul gazetesi ile New York Herald Tribune gazetesi düzenledi. Oraya yolladım hikâyemi ve üçüncü oldum. Türkiye'den Samim Kocagöz birinci, Necdet Öktem ikinci oldu, üçüncü de ben oldum.Takma bir isimle (Ali İhsan Akgün) katıldınız yarışmaya.Ermeniyim diye yaptım onu. Kazandıktan sonra açıkladım adımı.Öykülere devam ettiniz sonrasında da: “Karganın Dönüşü”, “Levrekler”, “Tepeden İnen Adam”, “Köpükteki Sinekler”, “Bir Tuhaf Vuruşlar”...San ve Surp Pırgiç dergilerine yolladım. Ermenice de yazdım, Carakayt'da yayımlandı. Gene yazıyorum. Yazmaktan vazgeçemem.“SAHNENİN ARKASI DOĞRUSUDUR TİYATRODA”Oyun yazmakla kalmıyor sahneliyorsunuz da.Sanat birbirinin içinde. Mesela bir müzik edebiyattan ayrı olamaz. Hepsi sanat, bütün. O zamanlar benim mektebin, Pangaltı Lisesi'nden Yetişenler Derneği'nin profesyonel tiyatro büyüklüğünde bir tiyatrosu vardı. Eugene O'Neill'ın bazı piyeslerini sahneye koydum orada, rejisörlüğünü yaptım. Babamın da arkadaşı olan Muhsin Ertuğrul tiyatro kursları açmıştı, oraya gittim. Mücap Ofluoğlu ve Gülriz Sururi'yle okuduk. O zaman dünyadan çok güzel piyesler oynardı, umumiyetle de Shakespeare piyesleri. Hepsini izledim. Ama sahnenin arkasından izledim. Çünkü sahnenin arkası doğrusudur tiyatroda.Amacınız aktör olmak falan değil.Değil, rejisör olmak. Kaldı ki tiyatroda yer göstericilik de yaptım, her yerinde çalıştım. Tennessee Williams gelmişti, röportaj yaptım, “Nasıl başladın tiyatroya?” diye sordum. Dedi ki “Tiyatroya başlanmaz, tiyatrocu olunur.” Bu benim kulağımdan hiç gitmedi. O zaman sadece tiyatro vardı benim hayatımda. Rejisör olmak vardı.O dünyayı hazırlayan olmakla ilgili olduğunuzu ifade ediyorsunuz kitapta da.Evet. Fotoğrafta da öyle hareket ederim. O heyecanı duymam lazım. O atmosferi anlamam, tanımam lazım.“İLK ÇEKTİĞİM FOTOĞRAF ATATÜRK HEYKELİNİ KIRAN TİCANİLERDİ”Röportaj yaptığınız isimlerle görüşmek çok az foto muhabirine nasip olmuştur.Görüşmek ne, 100 metre yanına yaklaşamazsın heriflere. Acayiptir yani. Referanslarım çok iyiydi, birbirinden meşhur fotoğraflar çekmiştim. O sayede görüşebildim. Bir de vazgeçmem, uğraşırım.Basında ilk çektiğiniz fotoğraflar hangisiydi?Ticaniler vardı, bir tarikat. Atatürk'ün Gümüşsuyu'ndaki heykelini kırmışlardı. Onu çektim. İlk odur.Yeni İstanbul Gazetesi'nde muhabirken gitmediğiniz iş yok.Yazıişleri ne varsa yollardı beni. Sergilere gittim, maçlara gittim. Adam kesmişler gittim. Protestolara gittim. Hareket ve hız vardı.Üstesinden de gayet iyi geliyordunuz.Geliyordum çünkü acemilik denen şey bende hiç olmadı. Çünkü o güne kadar hep yazmıştım. Ama durmuyordum yine okuyordum. Camera ve Leica Photography dergilerini hiç kaçırmazdım.'EFSANELERLE ÇALIŞTIM'Bir de “Ne kadar enayi röportaj varsa yapmışımdır” ifadeniz var.Enayi tabii. Ne röportajlar yaptırdılar bana. Yok bilmem ne “Mutlu Evlilikler”, efendim “Futbolcu Metin'in Hayatı” falan. Bana ne ulan. En evvela geldim Yeni İstanbul, sonra yedeksubaylık sonra kısa süre Hürriyet ve sonra da Hayat mecmuasına girdim. Sonra Hayat mecmuasındaki Hilmi Şahin beyefendi patronu dövdü, kafasına rolleiflex fırlattı. İyi de etti! Türkiye'deki bütün patronları dövmek lazım! (gülüyoruz) Ben de Şevket Rado'yu dövdüm ta Vilayet'e kadar evire çevire. Kimse de tutmuyor, o kadar sevmiyorlar herifi, milletin de canına minnetti yani. Kitapta vardır. Çok sonradan barıştık ama kerhen işte. Ben çıktım Hayat'tan. Ama ben zaten o ara Paris Match'ın muhabiriyim. Stern, Time Life, Sunday Times'a da çekiyorum. Dünyanın en büyük gazetelerine, efsanelerine çalışıyorum. Hayat mecmuası ya da Hürriyet olsa kaç yazar yani. Gerçi onlara sorsan kendilerini dünyanın hâkimi sanırlardı.“RÖPORTAJLARIMDA ARKADAŞ OLMAMIŞSAK ÇEKMEM”Fotoğraflarınızın başarısında çektiğiniz kişileri ve yerleri iyi tanımanızın etkisi büyük kuşkusuz.Öyle, röportajlarımda arkadaş olamamışsam çekmem. Picasso'nun resmini çekmişsem Picasso arkadaşım oldu da ondan çektim. Bir sevgi, bir bağ, bir ışık lazım bana. Huyunu, dünyasını, ruhunu bileceğim. Atmosferini adamakıllı bileceğim.Sabahattin Eyüboğlu sizi yetiştirenlerden biri.Öyle. Klasik tabloların kitaplardan röprodüksiyonlarını yaptım ona, derslerinde kullandı. Büyük adamlardır bunlar. Türk hükumeti Sabahattin Eyüboğlu'nu öyle gücendirdi ki öldü adam. Kahrından gitti. Çok yazıktır. Bu adamlar bir daha gelmez, kendileri gibi hıyarlar gelir fakat onlar gelmez, anladın mı?Fotoğrafını çektiğiniz herkese de bayılmıyorsunuz öte yandan.Yok be, ne bayılması... (gülüyoruz)“DÖRT KERE HARBE GİTTİM, BOMBALAR DİBİMDE PATLADI!”“Foto muhabiri dünyanın görsel kaydını tutan insandır” diyorsunuz. Hazır yakalamışız sizi soralım, ya başka?Bir kere foto muhabirliği denen halt benimle başladı. Eskiden foto muhabiri yoktu ki fotoğrafçı vardı. Fotoğraf çekmek başka bir şey, foto muhabiri olmak başka. Fotoğraf çekmek demek bir manzarayı, bir şeyi çekmek, varsa içinden bir şey çıkarmak falan filandır. Halbuki foto muhabirliği olayın kendisini çeken şeydir ve bunlar sonradan tarihe mal olur. Muhakkak tarihe geçer. Biz yirminci asrın foto muhabirleri, kameramanları görsel tarihi yazarız. Yazarların yazdığı tarih gibi uydurma değil. Gerçeği görür, yazar ve belgeleriz.Kamplara girdiniz, cephelerde de fotoğrafla savaştınız bir yerde. Hikâyenin kendisi olmuşsunuz.Ne diyorsun, dört kere harbe gittim, dört... Filistin, Filipinler, Etiyopya, Sudan. Gerillalarla konuştum, yazdım, çektim. Bombalar dibimde patladı!“BAZI ENAYİLER SAVAŞI KAHRAMANLIK SANIYOR”Korktunuz ama kaçmadınız.Nasıl korkmam? Kaçmadım ama zaten istesen de kaçamazsın ki. Nereye kaçacaksın, neyle kaçacaksın?Her taraf kurşun, bomba, duman havadan karadan. Ben vazgeçtim döneceğim de bakalım. O anda vururlar seni. Hadi oradan kaçabildim diyelim, cepheden dönmem için 900 kilometre yol almam lazım. Sudan mesela, çöl yolu. Yürüyemezsin, susuzluğa, açlığa nasıl dayanacaksın? Vasıta yok. Tek vasıta askerlerin mal veya cephane taşıyan kamyonları. Tayyareler de onları bombalayıp duruyor. Binersen de sağ kalamazsın yani. Her şey tehlikedir, gittin mi bunu bileceksin. Dünyada harp kadar iğrenç bir şey yok. Dünyanın her yerinde kendini kahraman zanneden enayiler var. Savaşı bir halt, kahramanlık sanırlar. Savaş dünyanın en aşağılık şeyi.İşimin eriyim, askeriyim diyorsunuz kitapta da.Öyle tabii. Yoksa Ara Güler yoktu yahu. Yaptığım her işi ciddiye aldım. Gece gündüz çalıştım. Süründüğüm de çok oldu ama değdi. Başka türlüsünü yapamazdım.“PAMUK TARLALARINDA IRGATLIK YAPTIM, GAZETECİLİK BUDUR!”Cumhuriyet'te yazı dizisi olarak yayımlanan “Can Pazarı” röportajı film gibi.Fikret Otyam yaptı röportajı, fotoğrafları da ben çekeceğim ama başıma gelmeyen kalmadı. Pişmiş tavuk daha mutlu yani. Pamuk tarlalarında ırgatlık yaptım. Geliyorlar böyle adamları seçip topluyorlar, bindiriyorlar kamyonlara, yallah! Fikret bir kamyona ben başka bir kamyona düştüm. O Çukurova'nın bir yerine gitti, ben başka bir yerine. Birbirini ara ki bulasın. Herkesin döşeği falan var bende eski püskü bir kıyafet hariç bir şey yok. Nerede yatacaksın? Akrebi var, yılanı var berbat. Oradaki çalışmayı çektim bol bol. İşçi oldum, pamuk topladım bir hafta. Yevmiyemi aldım, ben gidiyorum dedim. Asfalt yolda iki buçuk saat yürüdüm. O kılıktaki adamı kimse de almıyor arabasına. Nihayet birisi aldı da gittim. Fikret'le buluştuktan sonra orada başka bir yer bulduk. Bir de baktık ki bir yüzbaşı doğudan elli kişiyi aileleriyle getirmiş pamuk toplamaya. Pamuk açmamış, o yüzden orada bekletiyor onları. Çoluk çocuk aç, parasız. Sonra da toz olmuş yüzbaşı. Fikret'le iki tane araba aldık, ekmek, peynir falan doldurduk. Götürüp ailelere verdik. Ama o kadar açlardı ki harp çıktı. Böyle sahneler de gördük. Hepsini çektim. Gazetecilik budur, dünyaya şahit olmaktır! Biz dünyayı yazıyoruz. Biz patronlar gibi Allah'ın cezası herifler değiliz.Çetin Altan ile dayak da yediniz.Akşam Gazetesine “Al İşte İstanbul” adlı bir yazı dizisi hazırlayacağız. Üç hafta gecekondu mahallelerini gezdik, çektik. Bir yerde kadınlar vay nasıl çekersiniz falan diye kızdı anladın mı? İkna edemedik. Kocalarıyla birlikte saldırdılar. Zor kaçtık ama iyi dayak yedik.Orhan Kemal'le Harbiye'ye kadar yürümüştük. Sonra Taksim Sineması'nın karşısında Eftalupos kahvesini yıkmaya başladılar. Orada da Mehmet Cemal'le gördük olanları. Babamın eczanesi de orada, bir şey olmadı ona. Ama bir baktım elini kesen babamın dükkanına gelip tedavi oluyor. Dacat Güler Ecza Deposu'ydu adı. Anlamamışlar bizim Ermeni olduğumuzu.Nâzım Hikmet fotoğraflarınızı neden yaktınız?Kitabını bulundurmak bile tehlikeliydi. Mecbur kaldım. İçim de yandı.“ROMANTİK REALİZMİN BAŞLANGICIYIM”Yakın dostunuz Henri Cartier Bresson denilince ilk aklınıza gelen?Realist fotoğrafın başlangıcı. Ben de romantik realizmin başlangıcıyım.Hangi ışığı daha çok seversiniz?Bütün ışıkları ama pek fazla puslu resim çekmedim mesela.Obje ve doğa çekmiyorsunuz.Yaşamı çekerim. Ben insanın derdiyle uğraşan adamım. İnsanın hayatını ve dertlerini çekerim.Doğu'yu çekmeyi seviyorsunuz.Doğu'da daha çok iş var çünkü. Pozisyon var, yaşam var, dert var. Batı'da ne var, keyifleri yerinde evi var, arabası var, parası var. Neyini çekeceğim?Afrodisias'ın Keşfi olayı... Sayenizde farkına varılan büyük işlerinizden biri.Beni Kemer Barajı'na gönderdiler. Yolu kaybetti dangalak şoför. (gülüyoruz) Gece kaldık bir yerde. Bir baktık, yerde sütun başları falan. Ertesi gün de orada kaldım, fotoğraflar çektim. Sonra anladı millet Afrodisias ne müthiş bir şeymiş. Nuh'un Gemisi ve Nemrut Dağı çalışmalarım da böyle ses getirmiştir.“ŞARLO VE SARTRE'I ÇEKEMEDİM, İÇİMDE UKDE”Kimi çekememek içinizde ukde kaldı?Şarlo (Charlie Chaplin) ve Sartre (Jean Paul). Chaplin'e mektup yazdım, yanıt gelmedi. Evine gittim, karısıyla konuştum. Herif yukarıda ama inmedi aşağıya. Felçti, öyle resmi çekilsin istemedi adam. Einstein (Albert) ölmüştü zaten. Ama şükür ki Picasso'yu (Pablo) çektim hatta Picasso resmimi bile yaptı. Chagall'ı (Marc), Aragon'u (Louis), Dali'yi (Salvador) çektim. Dali canıma okudu yahu! Tartakladı herif beni. Herkesi tartaklardı zaten. Ama ben vazgeçmedim, vazgeçmem! Foto muhabiri vazgeçmeyen adamdır.Leica, alamet-i farikanız gibi elbet ama sahip olduğunuz ilk makine hangisiydi?İlki Rolleicord II'ydi. Babam, ayrıca çocukken 35 mm'lik Ernemann Kinox III almıştı bana. Okulda, evde film gösterimleri yaptım onunla.Gamze Akdemir / Cumhuriyet Kitap Eki
Reklam