Geçtiğimiz dönem dünyaca ünlü festivallerin ana sahne isimleri Shermanology, Yves V, Quintino ve Swanky Tunes’un performans sergilediği ve toplamda 10.000'den fazla katılımcıyı ağırlayan FriRave, bu dönem de İstanbul'a unutulmaz 4 gece yaşatmaya hazırlanıyor. 4 büyük DJ FriRave ile İstanbul'a geliyor! Herkesin merakla beklediği line-up açıklandı! İstanbul'un enerjisinin dünyaya kanıtı FriRave, 28 Şubat Cuma günü, DJ Mag Top 100’e adını altın harflerle yazdıran, son 6 ayda çıkardığı parçalar ile 3 kere listelerde 1.sıraya yerleşen Blasterjaxx’i konuk ediyor. Daha sonra 21 Mart, 11 Nisan ve 09 Mayıs’ta devam edecek olan etkinlik sırasıyla Michael Calfan, Danny Avila ve Makj ile İstanbul festival havasını yaşamaya devam ediyor.
1952'de Kırım'da çekilen Nazım Hikmet görüntülerinde usta şair, ilkokul ve lise öğrencileri için oluşturulan yaz kamplarından birinde çocuklarla Rusça konuşuyor. Görüntüler ilk kez Artı Bir TV ekranlarında yayınlanan ve Can Dündar'ın sunduğu Canlı Gaste programında ekranlara geldi. RUS ÇOCUKLARA TÜRKİYE'Yİ ANLATIYOR Nazım Hikmet, o yıllardaki Türkiye'yi şu sözlerle çocuklara anlatıyor: 'Bakın çocuklar, deniz orada. Denizin öbür tarafında benim ülkem Türkiye var. Orada ARTEK yok, piyoner kampı yok. Orada Türk halkının çocukları çok kötü yaşıyor. Çok küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlıyorlar. Mesela, senin yaşındaki çocuklar fabrikada çalışmaya başlıyor. Günde 12 saat. Sizin gibi kız çocukları da çalışıyor. Fabrikalarda, tarlalarda...Çoğu okuma yazma bilmiyor. Hatta, ömürlerinde defter, alfabe kitabı nedir görmemişler. Çocuklarımız, Türk çocukları açlık çekiyor. Hatta çok erken yaşlarda çeşitli hastalıklardan ölüyorlar. Doğru dürüst hastane yok. Peki neden böyle? Neden çocuklarımız bu kadar kötü yaşıyor?Çünkü bizde Amerikan emperyalizmi hüküm sürüyor. Ve onların yerli işbirlikçileri..Ama sadece Türkiye'de böyle değil. Pek çok başka ülkede de ; Afrika'da, Avrupa'da, Asya'da.. Kapitalistlerin ve Amerikan emperyalizmin hüküm sürdüğü kapitalist ülkelerde Oralarda da çocuklar çok kötü yaşıyor.' Vatan
Oscar ödüllü yönetmen Quentin Tarantino, çekmeyi planladığı son filminin senaryosu dışarı sızınca filmi çekmekten vazgeçti. Tarantino, 'The Hateful Eight' (Nefret Dolu Sekizli) isimli bir Western çekmeyi planlıyordu. Yönetmen, menajerlerin temsil ettikleri oyuncular için rol kapma amacıyla ofisini art arda aramaları üzerine senaryonun dışarı sızdığından haberdar olmuş. Sinema sitesi Deadline'a konuşan Tarantino, senaryoyu yalnızca altı kişiye verdiğini söylüyor. Tarantino, bu duruma 'canının çok sıkıldığını' da belirtiyor. Django Unchained (Zincirsiz) filmiyle en iyi senaryo dalında Oscar alan Quentin Tarantino, 'İlk senaryo taslağımı yazmıştım. Gelecek kışa kadar filmi çekmeyi planlamıyordum.' diyor. 50 yaşındaki yönetmen senaryoyu şimdi kitap olarak basmayı planlıyor.BBC Türkçe
Grup Vitamin, 90'ların başında kurulmuş bir gruptur. Dönemin çok tutan şarkılarını kullanarak gündemi eleştiriyorlardı. Ayrıca grubun ilk üyeleri arasında; Gökhan Semiz, Ufuk Yıldırım, Ercan Saatçi de vardı.Herhangi bir sıralama içermez en sevdiğim şarkılarını koydum. Bütün şarkıları güzel, bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.
Kedilerin ne matrak hayvanlar olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz. O kadar çok rahatlarına düşkünler ki alakasız yerlerde uyuyakalıp çok komik kareler ortaya koyuyorlar. İşte bunlardan bir kaçı.
Rusya'da günümüzde yükselen ırkçılık ve ayrımcılık trendine karşılık Sovyet Rusya doğası gereği eşitlik, hümanizm ve antiemperyalizm üzerine yoğun derecede propoganda yapıyordu. New York'da yaşayan Rus sanatçı Yevgeniy Fiks, New York'daki en son sergisinde Sovyet Rusya döneminden kalma propoganda afişlerini derlemiş. Özellikle Amerika'da ırkçılığın en üst seviyede olduğu zamanlarda basılan afişler oldukça ilgi çekici
Eğer gerekli algıya sahipseniz dünya, zekice tasarımlar yapmak için birçok materyal ve fikirle doludur diyor Ekvatorlu tasarımcı Javier Perez. Yaptığı ilginç tasarımları görünce ona hak vermemek elde değil. 5 yaşındaki bir çocuğun bile kolayca çizebileceği çizimler ve her gün gördüğümüz nesneleri birleştirerek sanat yapmak aslında kolay bir şey fakat gerekli algıya sahipseniz...İşte bu algıya fazlasıyla sahip Javier Perez' in mükemmel çalışmalarından 20 harika örnek...
Dijital video sanatçısı Richard Trammel, Adobe After Effects programı kullanarak, klasik Fight Club sahnesini tekrar üretmiş. Fight Club İzlemeyenler İçin Spoiler İçerir* Tyler Durden aslında yoktu.. Peki Edward Norton'ın canlandırdığı karakter dışarıdan nasıl gözüküyordu.. (Bu arada Edward Norton'un canladırdığı karakterin isminin filmde hiç geçmediğini de yeni farkettim, IMDB'de de Anlatıcı olarak geçiyor)
Selim Işık, başarılı bir müzik adamı, gitar eğitmeni ve sevilen bir ağabey. Ayrıca, internet ortamında da fazlasıyla tanınan ve sevilen biri. Selim Işık'ı bir de kısaca kendi ağzından tanıyabilir miyiz?1975, Sivas doğumluyum, ama İstanbul'da büyüdüm. Kendimi bildim bileli sanatla alakalıyım. Öncelikle resme ilgim vardı, ama rock müziği duyduktan sonra bütün hayatım müzik oldu ve hala da öyle. Uzun süredir üzerinde çalıştığınız Selim Işık Elektro Gitar Metodu kitabınızı kısa süre önce müzikseverlerle buluşturdunuz. Tabii yanında bir eğitim DVD'si de var. Böyle bir çalışma yapmaya nasıl karar verdiniz? Elbette çok uzun bir süreçti bu, yılların birikimi, binlerce öğrenci ve kendimi eğitmeye çalıştığım 20 yıldan uzun bir süre. Elektro gitar üzerine Türkçe kaynak ülkemizde oldukça kısıtlı maalesef. Hatta kendi derslerimde dahi çoğunlukla yabancı kaynaklar kullanmaktaydım. Türkçe kaynak hazırlamaya önce gitar dersi videolarıyla başladım, ardından da kitap fikri oluştu. Bu metodu yazmak ve videoları hazırlamak 2 yıldan fazla zamanımı aldı. İşin teknoloji tarafına gelelim biraz daha isterseniz. Video çekimlerinde ve çektiğiniz videoların düzenlenip montajlanmasında ne gibi ekipmanlar kullandınız? Şüphesiz yeni teknolojiler, artık birçok işin ev ortamında da yapılabilmesine imkan tanıyor.Evet, gelişen teknoloji sayesinde hemen hemen her şeyi tek başıma, ev ortamında hazırlayabildim. Videoları hazırlamak için Canon 600D makine kullandım. Metodu alanlar, aynı zamanda HD kalitesinde videolarına da sahip olabilecekler böylece. Kitabı hazırlamak için Guitar Pro, Adobe Premier ve Microsoft Word gibi programlar kullandım.
Bu fotoğraflara bakıp 'Fotoşop yeaa' diyen mutlaka çıkacaktır ama bu gördüğünüz mavi ışıltılar milyonlarca fitoplanktona ait. Tayvanlı fotoğrafçı Will Ho hayran bırakan bu kareleri Maldivlerde çekmiş. Bu ilginç oluşumlar aslında aynı ateş böceklerine benziyor. Ama üzerlerinde gezinip sevgilinizle baş harflerinizi kalp içine yerleştirme imkanı da sunuyor. Harika değil mi? Will Ho'nun bütün fotoğrafları için: http://www.flickr.com/photos/78546112@N00/
Türkiye'nin imajını olumsuz etkilediği gerekçesiyle tartışmalara konu olan 'Geceyarısı Ekspresi', beyazperdeden sonra şimdi de Broadway sahnesine çıkacak. Oyun, hikâyenin gerçek kahramanı Billy Hayes’ın performansıyla, New York’ta 22 Ocak’tan itibaren sergilenecek. ABD’deki Türk derneklerinin çatı kuruluşu Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF), dünyaca ünlü Broadway sahnesinde Türkiye’nin karalanması ihtimaline karşı alarma geçti. TADF Başkanı Ali Çınar, bu konuda topyekün tepki gösterimine hazırlandıklarını belirterek, konuyla ilgili olarak acilen toplantı düzenleyeceklerini ifade etti. TÜRKİYE'DE HAPSE DÜŞEN ABD'Lİ... 1970 yılında Türkiye’de uyuşturucuyla yakalanıp, hapse atılan Amerikalı Billy Hayes’in 1977 yılında kitaplaştırdığı hikaye, Oliver Stone tarafından sinemaya uyarlanmış ve Alan Parker’ın yönetmenliğinde, 1978 İngiliz-Amerikan ortak yapımı bir film olarak gösterime girmişti. O dönemde Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen film, 52. Akademi Ödülleri’nde aday olduğu 6 dalın 2’sinde ‘En İyi Özgün Müzik’ ve ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ödülü kazanmıştı. Aralık 2004’te filmin senaryo yazarı Oliver Stone, Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında, yazdığı şeyleri çekim aşamasında fazla dramatize ettiğini kabul ederek özür dilemişti. AA
Çoğu insan tavan aralarını kullanmadığımız atıl eşyalarımızı depoladığımız karanlık ve tozlu yerler olarak düşünür. Fakat tavan aralarına farlı gözle bakmanızı sağlayacak bir hikaye var. Bir reddit kullanıcısı dedesinin evindeki tavan arasında inanılmaz bir şey buldu.İşte hikayesi...
Chicagolu sanatçı Audrey Simper henüz 21 yaşında fakat ortaya çıkan eserler bu alanda tecrübeli sanatçılara taş çıkartacak nitelikte. Ayrıca Simper fotoğrafçılık alanında herhangi bir kursa ya da okula gitmemiş. Eğitim almaksızın kendisini bu kadar geliştirebilmesi takdire şayan bir durum.2008 yılından beri sürreal fotoğrafçılıkla uğraşan Audrey '' bana yaşamam için gerekli enerjiyi ve isteği veren yine içimdeki yaratıcılık hissidir'' diyor. İşte bahsettiğimiz harika sürreal fotoğraflar...
Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın Düğün Dernek filmi için seslendirdiği ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü, bir anda herkesin diline dolandı. Aslında beyazperdenin yeniden gündeme getirdiği ve milyonların sevdiği birçok türkü var. İşte onlardan bazıları... Şu sıralar gişe rekorları kıran Düğün Dernek filminin kendisi kadar, Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın fragmanında seslendirdikleri ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü de konuşuldu. Sadece YouTube’da yaklaşık 20 milyon kez tıklandı. Daha önceleri çok az kişinin bildiği bu Sivas türküsü, bir anda Türkiye’nin diline dolandı. Bugünlerde neredeyse herkes onu mırıldanır hale geldi. Filmin beyazperdedeki başarısına türkünün de büyük katkı sağladığını söylemeliyiz. Türkünün sevilmesinde özellikle filmin başrol oyuncuları tarafından seslendirilmiş olmasının büyük payı var. Türkülerin beyazperde ile gündeme gelmesi aslında yeni değil. Daha önce de birçok türkü, filmler vesilesiyle gündeme gelmişti. Bu eserler, hem içinde geçtikleri filmlerin sevilmesinde büyük rol oynadılar, hem de genç nesiller arasında tanınır hale geldiler. Ayrıca kendisinden sonra çekilecek filmlerin müzikleri için de ilham kaynağı oldular. İşte beyazperdede yeniden gündeme gelen türkülerden birkaçı. Vizontele- Çeşm-i Siyahım 2001 yılında Yılmaz Erdoğan ve Ömer Faruk Sorak’ın birlikte yönettiği Vizontele’de çalınan Âşık Mahzuni Şerif’in Çeşm-i Siyahım isimli türküsü ilk akla gelenlerden. Filmin baş kahramanı Deli Emin’in “Anamın en sevdiği türküdür bu. Bazen radyoda çalıyorlar. Ben de dinletmek için koşuyorum. Fakat bir türlü yetişemiyorum. Ya türkü çok kısadır. Ya mezarı çok uzağa yapmışlar.” repliği ile dinlettiği ve bizlere sevdirdiği türkü o tarihten sonra birçok sanatçı tarafından seslendirildi. Filmin müziklerine imza atan Kardeş Türküler’in filmde türkünün özgün ve farklı bir düzenlemesine yer verdiğini de unutmamak gerek. Eşkıya-Fırat Türküsü Şu Fırat’ın Suyu Akar Serindir, Fırat Türküsü ya da Fırat Ağıtı. 1987 yılında İhsan Öztürk tarafından derlenen ve Elazığ yöresine ait olan bu türküyü ilk kez İzzet Altınmeşe seslendirmişti. Ancak türkünün dillere pelesenk olmasına Yavuz Turgul’un yönettiği ve Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan Eşkıya filmi vesile oldu. 1966 yılında vizyona giren filmin müziklerini yapan Erkan Oğur tarafından yeniden düzenlenen ve yorumlanan türkü, milyonlarca kişinin diline düştü. O tarihten sonra başta İbrahim Tatlıses olmak üzere birçok isim tarafından yeniden yorumlandı. Birçok coverı yapıldı. Radyolarda ve televizyonlarda en çok istek alan parçalardan biri oldu. Günümüzde de halen birçok isim tarafından seslendirilse de Erkan Oğur’un yorumunun üzerine geçen olmadı diyebiliriz. Gönül Yarası-Etek Sarı Belki de çoğumuz ‘Etek Sarı Sen Etekten Sarısan’ isimli türküyü, ilk kez Meltem Cumbul, Şener Şen ve Timuçin Esen’in başrollerini oynadığı Gönül Yarası filmiyle duyduk. Malatya yöresine ait olan ve Hasan Durak’ın kaynak kişi olduğu türkü, önceleri sadece birkaç kez TRT sanatçıları tarafından seslendirilmişti. Filmin final sahnesinde, Meltem Cumbul’un oynadığı Dünya’nın, türkünün ‘Herkes kaderine boyun eğmeli’ kısmını söyledikten sonra vurulmasıyla hafızalara kazındı. Meltem Cumbul’un çok başarılı bir şekilde yorumladığı türkü bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu. Haliyle birçok sanatçı bu türküyü o günden sonra repertuvarına aldı. Selam-Haberin Var mı? Dünyanın dört bir tarafındaki Türk okullarında çalışan vefakâr ve fedakâr öğretmenlerin başından geçenleri anlatan Selam filminde söylenen ‘Haberin Var mı?’ türküsü de günlerce konuşuldu. Birbirlerini sevdikleri halde idealleri uğruna ayrı ülkelerde çalışan iki öğretmenin türküsü olarak dinlediğimiz bu türkü, finalde bu iki sevdalının öğrencilerinin Türkçe olimpiyatlarında birlikte söyledikleri eser olarak karşımıza çıktı. Sözü ve müziği Muharrem Özdemir’e ait türkü, filmin ardından seyircilerle birlikte birçok sanatçının da diline dolandı. Muharrem Özdemir’in kimseye vermediği bu eseri Türk halk müziği sanatçısı Hasan Yıldırım albümüne koymayı başardı. Eyyvah Eyvah 1-Bu Fasulye Başrollerini Demet Akbağ ve Ata Demirer’in paylaştığı ve gişede büyük başarı sağlayan Eyvah Eyvah filminde seslendirilen ‘Bu Fasulye’ isimli Trakya türküsü de uzun süre dillerden düşmedi. Hem Ata Demirer’in hem de Demet Akbağ’ın seslendirdiği Bu Fasulye, aynı zamanda büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Film yapımcıları eserin anonim olduğunu söyleseler de Edirneli klarnetçi Murat Kızılcıklılar ortaya çıkıp Bu Fasulye’nin Roman müziğinde ekol olan babası Deli Selim’e ait olduğunu iddia etti. Tüm bu tartışmalar bu türkünün dillerden dillere dolaşmasına daha büyük katkı sağladı desek yanılmış olmayız. Entelköy Efeköy’e Karşı-Kara Toprak Âşık Veysel’in ‘Benim Sadık Yarim Kara Topraktır’ adlı türküsü belki de ülkemizde en çok bilinen türkülerin başında gelir. Ne var ki müzik piyasasında hakim olan pop tekelinden o da olumsuz manada nasibini alıyor. Bu sebeple bu ve benzeri türküleri radyo ve televizyonlarda yeterince izleyemiyoruz. Lakin beyazperde adeta bu duvarı yırtmak istercesine uğraşıyor. Kara Toprak türküsü Yüksel Aksu’nun yönettiği Entelköy Efeköy’e Karşı adlı filmle yeniden gündeme geldi. Seyirciler bu kez Tarkan’ın yorumu ile dinlediler bu türküyü. Film vizyondaki iken bu yorum o kadar beğenildi ki Tarkan sonrasında Kara Toprak’a klip bile çekti. Av Mevsimi-Hayde Cem Yılmaz ve Şener Şen’in başrollerinde oynadığı Yavuz Turgul’un son filmi Av Mevsimi’nde seslendirilen ‘Hayde’ isimli türkü de beyazperdenin bizlere sevdirdiği türkülerden. Aslında rahmetli Kazım Koyuncu bu türküyü son albümüne isim olarak koyup dinletmişti daha önce. Ancak filmde Cem Yılmaz’ın başarılı yorumu Rize yöresine ait bu türküyü yeniden gündeme getirdi. Hem Koyuncu’yu yeniden yâd etmemize vesile oldu hem de bir daha çıkmamak üzere hafızalarımıza kazındı. ALİ PEKTAŞ - İSTANBUL