onedio
İznik'te İnsan Yüzü Figürlü Mozaik Bulundu
İznik'te kanalizasyon kazısı yapılırken Doğu Roma döneminden ait insan yüzü figürlü taban mozaiği bulundu.Alınan bilgiye göre, Beyler Mahallesi Afyon Sultan Sokağı'nda kanalizasyon kazısı yapan ekipler, iki metre derinlikte bir cisme rastladı. Bunun bir tarihi eser olduğunu fark eden görevliler, İznik Müze Müdürlüğü yetkililerine haber verdi. Müze yetkilileri tarafından gerçekleştirilen incelemede, Doğu Roma döneminden kaldığı sanılan cismin, insan yüzü figürlü taban mozaiği olduğu tespit edildi. Polis ile müze ekipleri tarafından koruma altına alınan mozaiğin çevresinde genişletme çalışması yapılacağı ve böylece hem büyüklüğünün hem de bir eve mi yoksa mabede mi ait olduğunun belirleneceği öğrenildi. Muhabir: Halil Ataş | AA
21 Gerçek Dışı Fotoğrafla Işın Boyama Sanatı
Neon fırtınası ve elektrik kıvılcımlarından esinlenerek  yapılan bu çalışma Dr. Seuss ve M.C. Escher imzası taşıyor. Uzun pozlama, ışık manipülasyonu ve harika ışık boyama sanatıyla bu fotoğraflar neredeyse kusursuz görünüyorlar. Işın boyama sanatındaki püf noktalardan birisi de photoshop kullanılmamış olması.  İşte karşınızda ışın boyama sanatı...  
Tuval Yerine Pirinç, Balık Pulu: Hasan Kale ve Mikrominyatür'ün Harika Örnekleri
Minyatürleri çok çok küçük ama değerleri çok büyük... Hasan Kale, çizimlerini toplu iğne başına, balık pullarına, pirinç tanelerine, sinek ve kelebek kanatlarına yapıyor. Mikroskobik ölçüdeki minyatürleri dünyanın birçok yerinde sergileniyor. Bu sanatın adı mikro minyatür Hasan Kale, resimle beş yaşında tanışmış. Düşlerini, hayallerini kalemiyle kâğıda ve tuvale aktarmış. İlkokula başladığında ise Cin Ali yerine portreler çizmiş. Resim sanatı için 'Kendimi anlatma biçimim' diyen Kale, bugüne kadar çizgi ve boyayla olan bütün alanları deneyimlemeye çalışmış; matbaada renk ayrımı, grafik, logo çalışmaları, amblem ve kutu tasarımı hatta ayakkabı boyacılığı yapmış... Sonunda da minyatürde karar kılmış. Ancak onun minyatürleri şekilleri kadar ölçüleriyle de bildiklerimizden çok farklı. Yaptığı minyatürler, üzerlerine yapıldıkları minik objeler ve mikro birimlere varan boyutlarıyla Hasan Kale'yi dünyanın en nadir sanatçılarından biri haline getirmiş. Onun eserlerini rahatça seyredebilmek için büyüteç kullanmanız gerekiyor.
Kırşehir'de 800 Yıl Önceki Uzay Çalışmaları
Kırşehir Belediyesi, Selçuklu Devleti döneminde Kırşehir Emiri Cacabey tarafından yaptırılan rasathane ve medresenin bulunduğu alana astronomi müzesi kuracak. Kırşehir Belediyesi, Selçuklu Devleti döneminde Kırşehir Emiri Cacabey tarafından yaptırılan rasathane ve medresenin bulunduğu alana astronomi müzesi kuracak. Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cacabey Medresesi'nin kentin önemli kültür ve turizm değeri olduğunu söyledi. Bu değerin daha etkin tanıtımı için çalışma yürüttüklerini ifade eden Bahçeci, Cacabey Meydanı Düzenleme projesi ve Açık Hava Astronomi Müzesi'nin bunların başında geldiğini vurguladı. Medresenin, Türkiye'nin de önemli eserleri arasında yer aldığına dikkati çeken Bahçeci, şöyle konuştu: 'Cacabey Medresesi, Türkiye'nin en önemli eserlerinden bir tanesi. Ecdadımız, Selçuklu Devleti döneminde 1272 yılında uzayı araştırmak için astronomi üniversitesi kurmuş. Bu çok önemli bir eser. Bu eseri hem turizme kazandırmak hem de gençlerimize ecdadının neler yaptığını göstererek onların öz güvenine katkı sağlamak amacıyla burada meydan düzenlemesi yaptık. Cacabey'in etrafını sadeleştirip, biraz daha ön plana çıkaran, aynı zamanda Kırşehir'in kültürünü de yansıtabileceğimiz uygulamalarla farklı kent meydanını oluşturacağız.' Güneş saatleri, yıldız saatleri, açı ölçerler... Cami olarak hizmet veren medresenin yapım amacındaki özelliğini hala koruduğunu dile getiren Bahçeci, kuracakları müzede, o dönemde kullanılan aletlerin prototipini sergileyeceklerini kaydetti. Bahçeci, Cacabey Medresesi'nin yanına Açık Hava Astronomi Müzesi yapacaklarını ifade ederek, 'Türk İslam medeniyetine mensup bilim adamlarımızın icat ettiği ve kullandığı 20 aleti buraya koyacağız. Bu objelerin tamamı İstanbul Gülhane'deki Türk İslam Medeniyetleri Müzesi'nde mevcut. Biz de onlardan 20'sini seçtik. Prototiplerini yaptırarak bu alana yerleştireceğiz. Güneş ve yıldız saatleri, açı ölçer gibi farklı amaçla kullanılan eserleri getireceğiz. Bunların Türkçe, İngilizce ve Japonca anlatımları olacak' dedi. Yaklaşık 800 yıllık uzay çalışmalarının yaşatılacağı müzeyi bu yıl bitirmeyi hedeflediklerini belirten Bahçeci, Ahi Evran Külliyesi projesinin tamamlanmasıyla da Cacabey ile Ahi Evran-ı Veli'yi buluşturmayı planladıklarını kaydetti. Zaman içerisinde Cacabey ile ilgili farklı projeler uygulayacaklarına da değinen Bahçeci, 'Amacımız, hem Cacabey'i Kırşehir turizmine kazandırmak hem de gelecek nesillere en güzel şekilde aktarabilmek. Bunların dışında yine aynı dönemleri içeren Ahi Evran Külliyesi projemiz de devam ediyor. Zanaatkarlar çarşısı, müzesi, araştırma merkeziyle yaşayan bir külliye olacak. İki proje tamamlandığında Ahi Evran ile Cacabey'i birleştirmiş olacağız' diye konuştu. Bahçeci, Kırşehir'in, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan önemli tarihi özellikleri bulunduğuna dikkati çekerek, burasının Kapadokya turizminin giriş kapısı olarak algılanmasını istediklerini sözlerine ekledi. Cacabey Medresesi'nin özellikleri Kent merkezinde bulunan Cacabey Medresesi, Selçuklu döneminde Kılıçaslan'ın oğlu Keyhüsrev zamanında Kırşehir Emiri Nurettin Cibril Bin Cacabey tarafından 1271-1272 yıllarında gözlem evi ve medrese olarak yaptırıldı. Eser, sonradan camiye çevrildi. Kesme taştan yapılan iki eyvanlı kapalı avlulu medrese, döneminde astronomi yüksek okulu olarak hizmet verdi. Yapıdan ayrı olan tuğladan yapılmış çinili ve tek şerefeli minaresi ilk önce gözlem yeri olarak kullanıldı. Ana eyvanda yer alan karşılıklı iki sütun koni ve küre biçimlerinin üst üste bindirilmesiyle oluşturuldu. Caminin giriş kısmında güneş ve gezegen sistemlerini andıran geometrik şekiller yer alıyor. A Haber
Hayatını Labirent Çizmeye Adamış Japonun Hayret Uyandırıcı Eseri
Japon bir erkek 30 yıl önce, oldukça karmaşık, inanılmaz ve muhtemelen çözülmesi imkansız bir labirent çizdi. Geçtiğimiz günlerde çizerin kızı tarafından twitter’da paylaşılan (inanmayanlar için @Kya7y) ve tahmin edeceğiniz üzere sosyal medya kullanıcılarının yoğun ilgisini çeken labirent çiziminin arkasındaki adam kim peki? Bir profesör? Ya da matematikçi? Belki de bir sihirbaz? HAYIR! Doğru cevap: Japonyadaki bir üniversitenin temizlik işleriyle görevli çalışanı… Bilirkişiler, çalışmanın sanatsal yanına ve daha ziyade çözülmesinin imkansız oluşuna hayran kalarak, esere paha biçme işlemini henüz tamamlamamışlar… Ancak hepimizin yapması gereken çıkarım oldukça net: kimseyi mesleğine ya da hayattaki yerine göre yargılamamalıyız! İşte 87x58 cm ebatlarındaki zeka eserinden birkaç görsel…
Tek Solukta 2014 Oscar Adayı 15 Kısa Film
2014 yılı Oscar Ödül Töreni'ne az bir zaman kaldı. Ödül almaya aday 15 kısa filmi henüz internet ortamından ücretsiz olarak mümkün olmasa da filmleri vimeo üzerinden 1$ karşılığında kiralamak yada 2$ a satın alabilmek mümkün. Animasyon kategorisinde aday olan filmler; Feral Get a Horse! Mr.Hublot Possessions Room on the Broom Live Action kategorisinde aday olan filmler; That Wasn't Me Just Before Losing Everything Helium Do I Have to Take Care of Everything The Voorman Problem Belgesel Kategorisinde aday olan kısa filmler; CaveDigger Facing Fear Karama Has No Walls The Lady in Number 6: Music Saved My Life Prison Terminal: The Last Days of Private Jack Hall
Geçmişten Günümüze Ünlü Markaların Logolarındaki Değişim
Dünyaca ünlü markaların logolarını hergün defalarca kez görüyoruz. Sürekli olarak gündelik hayatımızda karşımıza çıkan ve bilinç altımıza yerleşen bu logolar markaların adeta kimliği haline geliyor. Birçok evreden geçip,farklı zamanlarda değişik düzenlemeler ile logolar son halini alıp markaları temsil etmeye başlar. İşte Apple’dan Microsoft’a birçok markanın logolarının son haline gelene kadarki geçirdiği görsel değişim…
Para Onların Elinin Kiri: İşte Varlık İçinde Yüzen 27 Sevimli Kedi
Fotoğrafların bazılarından da anlayacağınız üzere para içinde yüzen bu kedilerden bazıları mafya üyelerinin, bazıları da başka başka illegal sektörlere kendini adamış insanların kedileri. Ve şirinlikleri paralarla, silahlarla, ziynet eşyalarıyla, elmaslarla bir araya getirilince bir garip duruyorlar. Tabi ki şirinliklerinden bir şey kaybetmiyorlar fakat silahlı veyahut bir adım ötesinde pompalı tüfekle poz veren bir kedi görünce insan haliyle biraz korkuyor. :)İşte para, silah, elmas, altın vs vs içinde yüzen 27 sevimli kedi...Not: Bazılarında para miktarı az olsa da, hepsi gayet gururlu kedi bundan emin olabilirisiniz.
Instagram Keşfi: 15 Fotoğrafla Zeynep'in İçinizi Isıtacak Günlüğü
Yerli instagram kullanıcılarından ilginç hesapları sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Zeynep Albayrak'ın @zynp isimli hesabı belki de Türk instagram hesaplarından övgüyü en çok hakedenlerden birisi. Hepimizin evinde bulunan kalemler, kitapler, çiçekler ve türlü tatlı yiyeceklerle yarattığı kompozisyonlarla dikkat çekiyor. Kompozisyonları kadar günlüğüne yazdığı şaşırtıcı özlü sözlerle de fotoğrafların yarattığı derinlik hissini tamamlıyor. Her biri ayrı bir yaratıcılık eseri olan fotoğrafları, takipçilerine her gün ayrı bir mutluluk kaynağı olan sanatçıyı tebrik ediyoruz.  Hepinizin @zynp hesabını takip etmesini şiddetle öneriyoruz. İşte Zeynep Albayrak'ın günlüğünden seçmeler... Daha fazlası için: **http://instagram.com/zynp**
İlk Osmanlı Seçimleri ve Parlamentosu
Giriş Osmanlı Devleti XIX. yüzyılın sonuna doğru Batılı devletler karşısında oldukça zayıf bir durumda iken, 1856 Paris Antlaşması görüşmeleri sırasında ilan ettiği Islahat Fermanı ile azınlıklara yeni haklar vermek durumunda kalmıştır. Balkanlardaki milletler ise bağımsızlık düşüncesiyle devlete isyan ederken Batılı büyük devletlerin desteğini aramaktan da geri durmamışlardır. Osmanlı Devleti, Balkanlardaki isyanları bastırmaya çalışırken sık sık Batılı devletlerin baskısıyla karşılaşmıştır. Batlı devletler de Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki milletlere karşı tutumunu sert bulmuşlar, kendi aralarında düzenledikleri toplantılarda aldıkları kararları Osmanlı Devleti'ne bildirerek uyulmasını istemişlerdir. Bu süreçte Osmanlı Devleti içerisinde, Batılı büyük devletlerin idare şekli olan 'meşrutiyet' idaresini talep eden ideolojik bir grup ortaya çıkmıştı. 'Yeni Osmanlılar' olarak bilinen bu grup Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi gazeteci, yazar ve düşünürlerle Mustafa Fazıl Paşa ve Mithat Paşa gibi devlet adamlarının fikirleri etrafında örgütlenmişti. Bunlara Veliaht Murat Efendi (V. Murat) da katılmıştı. Yeni Osmanlılara göre; memleket Avrupa'daki gibi anayasalı ve meclisli bir idare tarafından idare edilirse işler daha iyiye gidecek, Avrupalıların baskıları sona erecek ve Osmanlı Devleti eskiden olduğu gibi güçlü bir devlet haline gelecekti. Meşrutiyet idaresini istemeyen Sultan Abdülaziz 1876 yılında taht-tan indirilerek yerine V. Murat padişah yapılmıştır. Ancak yeni sultanın akıl sağlığının bozulması sonucu saltanatta yeniden değişiklik yapma zorunluluğu ortaya çıkmış ve üç ay sonra II. Abdülhamit saltanat tahtına getirilmiştir. Bu sırada Balkanlardaki isyanları ve yapılacak ıslahatı görüşmek üzere Rusya, İngiltere ve Fransa elçilerinin öncülük ettiği İstanbul Konferansı'nın hazırlık-ları yapılmaktaydı. Mithat Paşa ve çevresindekilere göre; padişahın atayacağı kişilerle Müslüman ve Gayrimüslim halktan seçilerek meydana gelecek federal bir meclis Osmanlı için kurtarıcı olabilirdi. Toplanacak olan devletlerarası konferansa böyle bir meclis ve anayasa ile çıkmak, üç devletin diplomasisinin amacını boşa çıkarmak olacaktı. Mithat Paşa bu nedenle Kanun-i Esasi'nin bir an önce hazırlanması için acele etmekteydi (Berkes, 2005, s. 312). Yeni Padişah II. Abdülhamit de vakit geçirmeden anayasanın hazırlanması ve meşrutiyetin ilanı için çalışmaları başlatmıştır. Osmanlı Devleti'nin ilk ana-yasası olan Kanun-i Esasi'yi hazırlamak üzere Mithat Paşa'nın başkanlığında, on altı mülkiye memuru, ilmiyeden on zat, askeriyeden iki ferik ve üç Hıristiyan müsteşardan oluşan özel bir komisyon kurulmuştur. İlk toplantısını 24 Eylül 1876 tarihinde yapan komisyon bir taraftan Kanun-i Esasi'yi hazırlamaya çalışırken diğer taraftan toplanacak parlamento için de yasa taslakları hazırlamıştır (Toprak, 2001, s. 18). Seçim Yasası ile Seçim Usul ve Esaslarının Belirlenmesi Kanun-i Esasi'yi hazırlamakla görevlendirilen komisyonun üzerinde çalıştığı konulardan biri de seçimlerin yapılarak Meclis-i Umumî'nin toplanmasını sağlamak olmuştur. Komisyon, meclisi oluşturacak üyelerin atamayla mı yoksa seçimle mi belirlenmesi konusu üzerinde titizlikle durmuştur. Âyan Meclisi üyelerinin tespiti tamamen padişahın takdirine bırakılmış, Mebusan Meclisi üyelerinin seçilmesi için de alt komisyonların görüşüne müracaat edilmiştir. Bu amaçla kurulan komisyonlar, kararlarını oy pusulalarıyla birlikte Kanun-i Esasi Tetkik Komisyonu'na vermişlerdir. Oy pusulalarında 'üyelerin seçimle belirlenmesi gerektiği' yönündeki görüşün çoğunluk tarafından benimsendiği görülmüştür (BOA, YEE, No:71/42; Baykal, 1960, s. 615-616). Kanun-i Esa-si'nin hazırlanarak ilan edilmesi uzun zaman alacağından ilk önce seçimlerin yapılması yoluna gidilmiştir. Dolayısıyla, Osmanlı tarihindeki ilk siyasi seçim olan Mebusan Meclisi seçimlerinin, henüz bir seçim kanunu yokken yapılması zorunlu hale gelmiştir. Seçimlerin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi, usul ve esaslarının belirlenmesini gerektirdiğinden, bugün 'kanun hükmünde kararname' olarak adlandırabilece-ğimiz geçici bir yasa hazırlanmıştır. Anayasanın ilanından önce ve ilk seçimler için geçerli olmak üzere, 'Talimât-ı Muvakkate' adıyla hazırlanan geçici yasa teklifi hükümet kararı haline getirilerek, Sultan II. Abdülhamit'in de onayı alınmış ve 28 Ekim 1876/10 Şevval 1293 tarihinde yürürlüğe konulmuştur (Mahmud Celaleddin Paşa, 1983, s. 178-179; Baykal, 1960, s. 609-612). Ta-limât-ı Muvakkate'nin eyaletler için uygulanması kararlaştırıldığından İstanbul ve çevresi (İzmit dâhil) ayrı bir seçim bölgesi olarak belirlenmiş ve bu bölgedeki seçim usullerini tespit etmek amacıyla 1 Ocak 1877/16 Zilhicce 1293 tarihinde 'Beyannâme' ismiyle ayrı bir kanun hükmünde kararname ve seçilecek mebusların vilayetlere göre dağılımını gösteren bir 'Cetvel' çıkarılmıştır (Başgil, 1946, s. 24-25; Armağan, 1978, s. 160; Tanör, 2002, s. 152). Bu şekilde, bir taraftan komisyon Kanun-i Esasi lâyihaları üzerinde çalışır-ken, bir taraftan da seçimler yapılarak meclisin açılması sağlanacaktı. Meclisin açılmasıyla devletin yönetim biçimi değişeceğinden farklı din ve milletlere mensup Osmanlı tebaası yönetimde söz sahibi olacak ve böylece yabancıların müdahalesinin önüne geçilecek ve parçalanma engellenecekti. Seçim Usul ve Esasları ile Mebus Adaylığı İçin Gerekli Şartlar Seçimlerle ilgili kanun hükmündeki kararnameler (Talimât-ı Muvakkate, Beyannâme ve mebus sayılarını tespit eden Cetvel) hazırlanıp ilan edildikten sonra sıra seçimlerin yapılarak meclisin toplanmasına gelmişti. Kanun-i Esa-si'nin 66. ve 119. maddelerine göre mebusların seçimi; gizli oy esasına göre ve yalnız ilk defa toplanacak meclis için olmak üzere Talimât-ı Muvakkate'ye göre yapılacaktı (Kili, 1982, s. 18, 25; Kili ve Gözübüyük, 1985, s. 38, 44). Anayasanın hazırlık çalışmaları devam ettiğinden seçimlerin daha önce yapılması gerekmekteydi. Komisyonun hazırlayarak neşrettiği 4 Kasım 1876/17 Şevval 1293 tarihli Talimât-ı Muvakkate'ye göre ülke çapında 80'i Müslüman 50'si Gayrimüslim olmak üzere toplam 130 mebus (milletvekili) seçilecekti. Geçici seçim talimatnamesi, milletvekili olabilme şartlarını belirleyerek her vilayetten kaç milletvekili seçileceğini de karara bağlamıştır. Vilâyetlerin çıkaracağı mebus sayısı, vilayetin genişliğine ve önemine göre tespit edilmiştir. Talimât-ı Muvakkate'ye göre mebus olabilme şartları anahatlarıyla şu esaslar üzerine belirlenmiştir: •Osmanlı Devleti vatandaşı olmak. •Her yönüyle emin ve itimada layık olmak, bunun için de ahlakının ve gidişinin temizliği ve dürüstlüğü ile tanınmış olmak. •25 yaşından aşağı olmamak. •Devletin resmi dili olan Türkçe'yi bilmek. •Seçildiği vilayetin halkından olmak. •Adli veya siyasi bir cinayet ve suç ile mahkûm olmamak. •Memleketinde az çok emlâk sahibi olmak. •Seçilecek kişi devlet memuru ise memurluktan ayrılmış olmak. Seçilecek mebus sayıları ve şartları tespit edildikten sonra, seçimin iki dereceli olması kararlaştırılmıştır. Meclis-i Umumî'nin toplanması için gereken zaman az olduğundan İstanbul dışındaki vilâyetlerde, daha önce halk tarafından seçilmiş olan İdare Meclisi üyeleri 'ikinci seçmen' kabul edilmişlerdir. Vilâyetlerdeki mebusları, İdare Meclisi üyeleri ikinci seçmen olarak seçmişlerdir. Talimât-ı Muvakkate'nin sonuna eklenen bir cetvelde Meclis-i Mebusan için cetveldeki vilâyetlere göre mebus sayıları ekte tablo halinde gösterilmiştir (Baykal, 1960; s. 613–614; Armağan, 1978, s. 157-159). Talimât-ı Muvakkate'ye Göre Osmanlı Seçim Sistemi Talimât-ı Muvakkate toplantı senesi için hazırlanmış geçici bir hukuk metnidir. Mebus sayısı 130 olarak belirlenmiştir. Talimât-ı Muvakkate'nin sonuna eklenen cetvelden anlaşıldığına göre mebusların 80'i Müslüman 50'si Gayrimüslim ahaliden seçilecektir. Taşra için uygulanacak olan Talimât-ı Muvakkate hükümlerine göre seçim iki dereceli olacaktır. Mebuslar vilâyet, livâ ve kazâlardaki İdare Meclisleri âzaları tarafından seçilecektir. Tüm ülkede yeniden seçimlerin yapılmasına yeterli zaman olmadığından vilâyet, livâ ve kazâların İdare Meclisleri âzaları daha önce yörelerinin halkı tarafından seçildiklerinden ikinci seçmen olarak kabul edilmişlerdir. İkinci seçmenlerin belirleyeceği mebuslar dolaylı olarak halk tarafından seçilmiş kabul edileceklerdir. Talimât-ı Muvakkate, Kanun-i Esasi'den farklı olarak bazı hükümler de içermektedir: •Kanun-i Esasi her elli bin erkek nüfusun bir mebus seçeceğini belirttiği halde Talimât-ı Muzakkate tüm ülke için 130 mebus seçilmesi hükmünü getirmiştir. •Kanun-i Esasi'de seçimlerin bir veya iki dereceli olmasıyla ilgili bir hüküm bulunmazken, Talimât-ı Muvakkate iki dereceli seçim sistemini benimsemiştir. •Kanun-i Esasi'de seçilme yaşı 30 iken Talimât-ı Muvakkate'de 25 olarak tespit edilmiştir. •Kanun-i Esasi seçilebilmek için emlâk sahibi olmayı şart koşmazken Talimât-ı Muvakkate emlâk sahibi olma şartını getirmiştir (Armağan, 1978, s. 155-156). Talimât-ı Muvakkate seçim esaslarını tespit ederken 'İstanbul ve Mülhakâtı' tabirini kullanmıştır. Daha sonra neşredilen 'Beyannâme' isimli belge ile İs-tanbul ve çevresinin nerelerden ibaret olduğu belirlenmiştir. Beyannâme'nin metni Bekir Sıtkı Baykal tarafından Belleten'de yayımlanmıştır (Baykal, 1960, s. 616-623). Talimât-ı Muvakkate'ye göre İstanbul ve çevresi 20 seçim dai-resine bölünmüş olup her daireden iki kişi ikinci seçmen olarak seçilecektir. İkinci seçmenleri seçebilmek için seçmenlerde bulunması gereken vasıflar da belirlenmiştir. Bu sisteme göre ikinci seçmen olabilmek için gerekli şartlar şunlardır: •Seçim yapılan dairenin ahalisinden olmak. •Osmanlı vatandaşı olmak. •Emlak sahibi olmak. •25 yaşından büyük olmak (Armağan, 1978, s. 156). İstanbul ve civarı için çıkarılan Beyannâme de, seçimlerle ilgili bazı hükümler ihtiva etmektedir: •İstanbul için 5'i Müslüman ve 5'i Gayrimüslim olmak üzere toplam 10 mebus seçilecektir. •İstanbul ve çevresi 20 seçim dairesine ayrılmış olup bunlardan 18'i İstanbul içinde, 19. daire Kazâ-i Erbaa dâhil oldukları halde Makarrı Köyü ve Ayaste-fanos, 20. daire ise İzmit Sancağı ve civarıdır. •Seçmenler için her mahallenin muhtarı bir defter düzenleyecektir. Bu defterlere kayıt olabilmek için en az bir seneden beri İstanbul'da ikamet etmiş olmak şarttır (Armağan, 1978, s. 160). Seçimlerin Yapılması ve Parlamentonun Toplanması İlk Mebusan Meclisi seçimlerinin yapıldığı dönemde, Osmanlı Devleti'nde henüz siyasi partiler yoktur. İdeolojik bir hareket olarak düşünülebilecek Yeni Osmanlılar Cemiyeti de bir siyasi parti şeklinde teşkilatlanmamıştır. Dolayısıyla Osmanlı Tarini'nin ilk parlamento seçimlerine siyasi partiler katılmamıştır. Bu seçimlerle ilgili hukuki belgelerde partilerden bahsedilmediği gibi o tarihte mem-leketimizde faaliyette olan siyasi parti de yoktur (Armağan, 1960, s. 160-163). İstanbul ve civarındaki 20 seçim bölgesinden seçmenler toplam 40 ikinci seçmen belirleyecek, bu şekilde tayin olunan 40 kişilik ikinci seçmenler 10 kişiyi yukarıdaki esaslara göre mebus seçecektir (Aldıkaçtı, 1982, s. 61-62; Başgil, 1946, s. 25). Talimât-ı Muvakkate ve Beyannâme esaslarına göre seçimler yapılarak taşrada; İdare Meclisleri âzaları (ikinci seçmenler), Talimât-ı Muvakkate'de belirlenen seçilme şartlarını taşıyan kendi vilayetleri halkından, o vilayet için istenilen sayı kadar ismi bir kâğıda yazarak altına imza ve mühür koyduktan sonra kazada kaymakama, livâda mutasarrıfa teslim etmişlerdir. Kazâ ve livâlarda hazırlanan kapalı zarflar valilere teslim edilmiştir. Vilâyet İdare Meclisleri'nin de onayı alındıktan sonra on beş kişiden oluşan bir komisyon huzurunda zarflar açılarak oylar sayılmış ve en çok oy alanlar, o vilayetin mebusu olarak belirlenmiş ve evrakları vali tarafından Şurâ-yı Devlet'e gönderilmiştir. İstanbul için ise oy verme süresi beş gün olarak ilan edilmiştir. Türkiye'de yapılan ilk seçimlerin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir tarih ortaya koymak oldukça güçtür. Taşrada ilk Meclis-i Mebusan üyelerinin tespiti için seçim yapılmayıp, İdare Meclisleri üyeleri ikinci seçmen olarak kabul edilmişlerdir. Dolayısıyla ilk seçimler İstanbul ve çevresinde yapılmıştır. İstan-bul ve çevresindeki seçim esaslarını belirleyen Beyannâme 16 Zilhicce 1293'te çıkarılmış olup bu tarih Miladi takvimde 1 Ocak 1877'dir. Ancak o dönemde kullanılan Rumi takvime göre yılbaşı Mart'ta olduğundan seçimlerin 1876 yılı içinde yapıldığı söylenebilir (Armağan, 1978, s. 160). İstanbul ve çevresinin de seçimleri yapıldıktan sonra seçilen mebuslar İstan-bul'a gelmeye başlamışlardır. Ülke genelinde seçilerek İstanbul'a gelen mebusların sayısı 69'u Müslüman ve 46'sı Gayrimüslim olmak üzere 115'tir. İlk Osmanlı Mebusan Meclisi 19 Mart 1877 Pazartesi günü Dolmabahçe Sarayında Padişah II. Abdülhamit tarafından açılmıştır. Mebusan Meclisi'nin ilk reisi padişah tarafından atanan Ahmet Vefik Paşa'dır (Armağan, 1978). Talimât-ı Muvakkate gereği Meclis-i Umûmî'nin Rumi takvime göre 1 Mart 1293 Salı günü açılması gerekmekteydi. Ancak mebusların çoğu henüz İstanbul'a ulaşamadığından meclisin açılış töreninin 7 Mart 1293 gününe ertelendiği gazetelere ilan verilerek duyurulmuştur. İlk Osmanlı Meclisi, Ethem Paşa'nın sadrazamlığında, Rumi tarihle 7 Mart 1293 Pazartesi günü1 Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu'nda padişahın nutkuyla başlayan görkemli bir törenle açılmıştır. Resmi müzakereler ise Ayasofya Camii yakınındaki Darülfünun binasında yapılmıştır. (Ahmed Saib, 1326, s. 112-114; Ahmed Saib, 1982-1983, s. 73-76; Abdurrahman Şeref, 1985, s. 162).2 Bu bina İstanbul Adalet Sarayı olarak kullanılmakta iken 1933 yılında çıkan bir yangında yanmıştır. Tören için İran'dan gelme altın taht Topkapı Sarayı'ndan getirilerek Mua-yede Salonu'na kurulmuştu. Tahtın sağ yanında sadrazam ve vükelâ, Osmanlı Gayrimüslim milletlerinin ruhani reisleri, Şurâ-yı Devlet ve adliye erkânı, solunda şeyhülislâm, kazaskerler, ilmiye erkânı ve yüksek mahkemelerin re-isleriyle askeri erkân yer almıştı. Bu iki sıranın ön tarafında ise sağda Âyan üyeleri, solda Mebusan üyeleri yerini almıştı. Törende yabancı devlet elçileri ve temsilcileri de bulunmaktaydı. Padişah salona yanında Veliaht Reşat Efendi ve Şehzade Kemalettin Efendi olduğu halde Teşrifatçı Kamil Bey'in eşliğinde geldi. Sadrazam Ethem Paşa, Padişahın kendisine uzattığı nutku okuması için Mabeyn Başkâtibi Sait Paşa'ya verdi. Sait Paşa'nın açılış nutkunu okumayı bitirmesiyle tören sona ermiş, şehrin çeşitli yerlerinden atılan toplarla meclisin açılışı kutlanmıştı (Us, 1940, s. 4-7; BOA, YEE, No. 71/5). Padişah nutkunda, meclisi açmaktan duyduğu memnuniyeti belirttikten sonra devlet idaresinin esasının adalet olduğunu, Osmanlı tebaâsının din ve mezhep hürriyetini altı yüz seneden beri korumasının adalet sayesinde mümkün olduğunu ifade etmiştir. İmparatorluğun çöküşünü engellemek maksadıyla Avrupa medeniyetine girmek gerektiğini, bunun için ilk teşebbüsü II. Mah-mut'un gerçekleştirdiğini, Abdülmecit'in de onun izinde yürüyerek Tanzimat-ı Hayriye'yi ilan ettiğini belirtmiş ve sözlerini şu cümlelerle sürdürmüştür: Kavânîn-i memleketin ârâ-yı umûmîyeye istinâdını elzem gördüm ve Kānûn-i Esâsî'yi ilân eyledim. Kānûn-i Esâsî'yi te'sîsden maksadımız; ahâlîyi rü'yet-i mesâlih-i umûmîyede hazır olmağa davet etmekden ibâ-ret olmayup, belki memâlikimizin ıslâh-ı idâresine ve sû-i isti'mâlât ile kā'ide-i istibdâdın imhâsına bu usûlün vesile-i müstakille olacağı cezm-i yakīnindeyim. Kānûn-i Esâsî fevâid-i asliyyesinden başkaca beyne'l-ak-vâm husûl-ı ittihâd-ı uhuvvet esâsını temhîd ve halkça bir ömr-i saadet ve ireb te'sîs eylemek maksadını dahi câmi'dir (BOA, YEE, No: 71/25; Arı, 2011, s. 290; krş. Us, 1940, s. 10-11). Açılış töreninden sonra Âyan ve Mebusan Meclisleri resmi müzakerelerin yapılacağı Ayasofya civarındaki eski Darülfünun binasında çalışmaya başladılar. Bu bina İstanbul Adalet Sarayı olarak kullanılmakta iken 1933 yılında çıkan bir yangında yanmıştır. Padişah tarafından tayin edilen Âyan Meclisi'nin toplantıları gizli olarak yapılmaktaydı. Âyan Meclisi Reisliğine padişah tarafından Server Paşa atanmıştı. Halkın seçtiği Mebusan Meclisi'nin toplantıları ise açık olarak yapılmaktaydı (Us, 1940, s. 13). İlk Osmanlı Mebusan Meclisi'ne seçilen mebuslar genellikle vilayetlerin İdare Meclisleri üyeleri arasından seçildiklerinden memleketin eşrafını temsil etmekteydiler. Mahalli problemleri olduğu kadar devletin genel sorunlarını da kavramış bulunmaktaydılar. Kanun-i Esasi'ye içten inanan mebuslar, meclis-teki hal ve hareketleriyle tarihin en büyük demokratik tecrübelerinden birini gerçekleştirmişlerdir (Karal, 1995, s. 233). Meclis-i Mebusan'ın İlk Dönem İcraatları Osmanlı İmparatorluğu'nda, ilk defa üç kıtada Yanya'dan Basra'ya, Van'dan Trablusgarp'a kadar uzanan topraklar üzerinde yaşayan çeşitli ırklara, dinlere ve mezheplere bağlı insanların temsilcileri bir araya gelerek Meclis-i Mebusan'ı oluşturmuşlardı. Tarihte eşine az rastlanacak türde olacak bu meclis 'Birleşik Osmanlı Milletleri'ni temsil etmekteydi (Karal, 1995, s. 233-234). Meclis-i Umumî çalışmalarına başlamadan önce 20 Mart 1877 tarihinde Mebusan ve Âyan üyeleri şu şekilde yemin etmişlerdir: 'Zât-ı Hazret-i Padişahîye ve vatanıma sadakat ve Kanun-i Esasi ahkâmına ve uhdeme tevdi olunan vazifeye riâyetle hilafından mücanebet eyliyeceğime kasem ederim' (Us, 1940, s. 22). İlk meclisin çalışma dönemi içerisindeki toplantılarında üzerinde çalıştığı ve müzâkere ettiği konular ile görüştüğü kanun taslakları Hakkı Tarık Us'un Meclis-i Mebusan isimli eserinde topladığı zabıt ceridelerinden aşağıya çıkarıl-mıştır (Us, 1940). 21 Mart 1877 tarihli toplantıda Meclis-i Mebusan'ın ikinci reis ve kâtiple-rinin seçimi ile dâhili nizamnâme üzerinde görüşmeler yapılmıştır. 23 Mart'ta dâhili nizamnâme üzerinde görüşmeler devam etmiş, Kudüs Mebusu Yusuf Ziya Efendi ikinci reislerin seçimiyle ilgili dikkate değer bir konuşma yapmıştır. Kudüs Mebusu yaptığı konuşmayla, Tanzimat'la ortaya çıkan nesiller arası fikir çatışmasının Meclis'teki yansımasını aşağıdaki ifadelerle ortaya koymuştur: 'Bizde ihtiyarların ekserisi riyâset hizmetini îfâ edemez. Gençlerimiz mektep gördüklerinden her şeyi bilirler. Mebusu olduğum Kudüs San-cağı'nda yüz yirmi bin nüfus vardır. Görmüşüm ki ekser erbâb-ı istidâd gençlerdendir. Bunun için en müsinni (en yaşlısı) yerine dirayetlisi yazılmalı.' 24 Mart'taki oturumda meclisin tatil günlerinin Cuma ve Pazar olduğu tespit edilerek dâhili nizamnâmenin görüşülmesine devam edilmiştir. 26 Mart tarihli oturumda bazı evraklar ilgili şubelere havale edildikten sonra padişahın nutkuna verilecek teşekkür mahiyetindeki cevap okunarak, gerekli görülen yerler tashih edilmiştir. 27-28 Mart tarihli oturumlarda padişahın nutkuna verilecek teşekkür mahiyetindeki cevap üzerinde görüşmelere devam edilmiştir. 29-31 Mart 1877 tarihleri arasında gizli oturumlar yapılarak Karadağ'ın toprak istekleri görüşülmüştür. Hariciye Nazırı Saffet Paşa meclise konuyla ilgili bilgi vermiş, Karadağ'la anlaşma yoluna gidilmesini, gerekirse Bugana isimli yerin Karadağ'a terk edilmesini, aksi taktirde Rusya ile savaş tehlikesinin söz konusu olacağından bahsetmiştir. Yapılan oylama sonucunda Karadağ'ın isteklerinin reddine ve hükümetin Karadağ'la haberleşmeyi kesmesine karar verilmiştir. Oylamada yalnız on sekiz Rum ve Ermeni kökenli mebus Karadağ'ın toprak isteklerinin kabul edilmesi yönünde oy kullanmıştır (Ahmed Saib, 1982-1983, s. 79-83; Us, 1940, s. 48-49). Daha önce görüşülmeye başlanan dâhili nizamnâme üzerinde 14 ve 16 Nisan günü müzâkereler devam etmiştir. Meclis 1, 7 ve 12 Nisan tarihli toplantılarda vilayet kanunu, 31 Mart, 14, 17, 18, 24 Nisan ve 3 Mayıs tarihli toplantılarda ise vilayet nizamnâmesi üzerinde müzâkerelerde bulunarak vilayetlerle ilgili düzenlemeleri tamamlayıp Âyan Meclisi'ne göndermiştir. 16 Nisan 1877 tarihli oturumda belediye nizamnâmesi görüşülmeye başlanmıştır. 21 Nisan'daki müzâkerelerde belediye nizamnâmesi üzerindeki gö-rüşmelere devam edilirken, bir taraftan da bütçe müzakerelerine başlayabilmek için bazı konuların müzâkerelerinde acele edilmesi kararlaştırılmıştır. Aynı gün matbuat nizamnâmesi ve memurların unvan ve maaşlarının düzenlenme-siyle ilgili kanun görüşülmeye başlanmıştır. 25 Nisan 1877 tarihli oturumda matbuat nizamnâmesi üzerinde görüşmeler yapılmış, 27 Nisan'da ise belediye nizamnâmesinin görüşülmesine devam edilmiştir. 21 Nisan'daki oturumda İstanbul Mebusu Hasan Fehmi Efendi söz alarak; mebusların padişahın davetiyle Büyükdere'deki donanmayı ziyaret ettiklerini ve memnuniyetlerinden dolayı meclisin bir teşekkürnâme göndermesini teklif etmiştir. Bu isteğin meclis tarafından uygun görüldüğü zabıtlardan anlaşılmak-tadır. Mebuslar ayrıca 4 Mayıs 1877 Cuma günü Tersane-i Amire'yi ziyaret etmişlerdir. 25 Nisan 1877 tarihli oturumda, Petersburg Sefareti'nden gelen ve Rusya'nın savaş ilan ettiğini bildiren telgraf okunmuş, mebuslar Rusların savaş ilanıyla ilgili fikirlerini söylemişlerdir. O günkü oturum uzun sürmüş, mecliste bulu-nan bütün Hristiyan Rum ve Ermeni mebuslar Rusya'yı kınayarak, Rusların Hristiyanları koruma iddiasının boş olduğunu, bu iddiaların arkasında başka amaçların yattığını ve sonuna kadar Osmanlı Devleti ile beraber Rusya'ya karşı mücadele edeceklerini ifade etmişlerdir. Bazı mebuslar, Dahiliye Nazırı Cev-det Paşa ve Meclis Reisi Ahmet Vefik Paşa duyarlılıklarından dolayı Hristiyan mebuslara teşekkür etmişlerdir. Meclis 26 Nisan'da Rusya ile savaş durumunu görüşmeye devam etmiştir. Padişahın, ordu komutanlarıyla donanma komutanlarına hitaben yazdığı, Rusya'nın savaş ilan ettiğini bildiren telgrafları okunduktan sonra mebuslar 'Allah muvaffak etsin' diyerek hayır duada bulunmuşlardır. Suriye Mebusu Nakkaş Efendi, bütün Osmanlılara savaş ilan eden Rusya'nın uyanık bir düşman olduğunu, Hristiyanların oturduğu yerlerde ihtilal çıkarabileceğini belirttikten sonra dikkatli olunması gerektiğini, Rusya ile savaşabilmek için para gerektiğini ve bunun için lüzûm görülürse dış borç alınmasını tavsiye etmiştir. Nakkaş Efendi bütün vatandaşların fedakârlık göstermesini, yardım kampanyaları başlatılma-sını, vekillere varıncaya kadar bütün memurların maaşlarının yarısını almaması gerektiğini, vatandaşların iki-üç yıllık vergilerini peşin vermelerini, ancak bu şekilde Rusya ile mücadele edilebileceğini ifade etmiştir. 7 (Pazartesi), 8, 9, 10, 12 ve 14 Mayıs 1877 günlerindeki oturumlarda Mat-buat Nizamnamesi üzerindeki görüşmelere devam edip kabul edilen kanunu Âyan Meclisi'ne gönderen Mebusan Meclisi ayrıca İntihâb-ı Mebusan Nizam-namesini (Seçim Kanunu) görüşmeye başlamıştır. İntihâb-ı Mebusan Kanunu 10, 14, 15, 24, 28 Mayıs ve 2, 14, 19 Haziran 1877 tarihlerinde görüşülerek kabul edilmiş ve Âyan Meclisi'nin onayına sunulmuştur. Âyan Meclisi'nin kabul etmeyerek geri gönderdiği Seçim Kanunu, Mebusan Meclisi tarafından tekrar Âyan Meclisi'ne gönderilmiştir. Fakat bu kanun padişah tarafından tasdik edilmediği için yürürlüğe girememiştir (Armağan, 1960, s. 164). 12 Mayıs 1877 tarihli oturumda İngiltere elçisine verilecek olan mektup okunarak düzeltilmiş ve ikinci reisler tarafından İngiltere Elçiliği'ne verilmesi kararlaştırılmıştır. Aynı gün ağnam rüsumunun artırılması ve memur maaşlarının eksiltilmesiyle ilgili iki kanun teklifi görüşülmüştür. 14 Mayıs 1877 tarihli oturumda, devlet gelir ve giderleriyle ilgili neler yapıldığının maliyeden sorulması üzerine Meclis Reisi ile bazı vekiller arasında konuşmalar olmuş ve konunun görüşülmesi sonraya bırakılmıştır. 15 Mayıs tarihli toplantıda ise meclis için gelecek çalışma dönemine yetiştirilmek üzere bir hizmet binasının yapılmasına karar verilmiştir. 19 Mayıs 1877 Cumartesi günü meclis, Belediye Nizamnamesi ve İdare-i Örfiye Kanunu'nu gündemine almıştır. 21 Mayısta ise Kavâim-i Nakdiye (kâğıt para, banknot) Kanunu ile Padişah'a gazilik unvanının verilmesinin tebrikiyle ilgili bir arizayı görüşmüştür. 22 Mayısta meclis; Hersek'e yardım teklifi, Vilâyât Belediye Kanunu ve Mahmut Nedim Paşa'nın dönemindeki icraatlarıyla memleketi zarara uğrat-masıyla ilgili yarım kalan mahkemesinin bitirilmesi gibi konuları gündemine almıştır. Vilayet Belediyeleriyle İlgili Kanun meclisin 23, 28, 29, 30 ve 31 Mayıs 1877 tarihli toplantılarında görüşülmüş, 49. maddeye kadar olan kısım kabul edilmiştir. Ancak 31 Mayıs 1877 tarihli toplantının ikinci celsesinin tutanakları bulunamadığından kanunun kesinlik kazanıp kazanmadığı bilinmemektedir. Dersaadet (İstanbul) belediye kanunuyla ilgili bir değişiklik kararı 14 Haziran 1877 tarihli toplantıda alınmıştır. 23 Mayıstaki toplantıda Rusların saldırıları sonucu Ardahan'ın kaybedilmesiyle ilgili komutanlardan bilgi istenmesine karar verilmiştir. 2 Haziran 1877 tarihli oturumda muvazene-i maliye (bütçe) ve Gayrimüs-limlerin askerliği konuları görüşülmüştür. Müslüman olmayan vatandaşların askere alınıp alınmaması üzerinde bazı tartışmalar yapılmış, kesin bir karara varılamamıştır. Muvazene-i maliye kanunu 4, 6, 7, 11, 13 ve 16 Haziran 1877 tarihlerindeki toplantılarda görüşülerek kabul edilmiştir. 7 Haziran 1877 tarihli oturumda Rus Harbi dolayısıyla hükümetin iç borç isteği görüşülmüştür. Görüşmeler sırasında mebuslar, hükümeti beceriksizlikle ve işleri iyi yürütememekle suçlayarak ağır ithamlarda bulunmuşlardır. Meclis gereken kredi meselesini araştırmak için bir komisyonun kurulmasına karar vermiştir. 9, 14 ve 19 Haziran 1877 tarihlerindeki meclis oturumlarında, savaş dolayısıyla iç borçlanmanın nasıl yapılacağı konusunu görüşülerek, tüm sivil memurlar ve binbaşı rütbesinden daha üst rütbedeki subayların maaşlarının yüzde onunun mecburi borç olarak kesilmesi karara bağlanmıştır. Ayrıca Mösyö Kaistiro ismindeki avukatın, kaynağını açıklamadan hükümete yaptığı varidat teklifi de reddedilmiştir. Mösyö Kaistiro teklifinin uygulanması durumunda elde edilecek gelirden yüzde iki komisyon ücreti de talep etmiştir. 18 Hazirandaki toplantıda memurlardan da temettü vergisi alınmasına karar verilmiştir. 19 Haziran tarihindeki oturumda meclisin çalışma süresinin on gün uzatılması kararı alınmıştır. 28 Haziran 1877 tarihli oturumda Karadağ meselesi, Mekteb-i Sultani (bugünkü Galatasaray Lisesi) hukuk dersleri ve beraat ettiği halde on dokuz yıldır hapiste yatan bir adamın tahliyesi gibi konular üzerinde durulmuştur. 28 Haziran 1877'de ilk Meclis-i Mebusan son toplantısını yaparak birinci dönem çalışmalarını bitirmiş ve tatile girmiştir. Sonuç Yerine: İlk Osmanlı Parlamento Seçimleri Hakkında Genel Bir Değerlendirme Türkiye'de yapılan ilk seçimlerin yasal dayanağı olan Talimât-ı Muvakkate ve Beyannâme adlı belgelere bakıldığında ilk seçimlerin şu özellikleri taşıdığı görülmektedir: •Seçimler anayasaya ve onun çıkarılacağını belirttiği kanuna göre yapıl-mamıştır. Seçimlerin yapıldığı tarihte seçim kanununu çıkaracak olan meclis henüz oluşturulmamıştır. •Seçimler Talimât-ı Muvakkate ve Beyannâme adlı geçici belgelere dayanılarak yapılmıştır. •Seçimler genele açık değildir. Seçimlere kadınlar katılmamıştır. Seçme ve seçilme hakkı sadece erkeklere verilmiştir. •Seçimlere tüm erkek vatandaşların katılımı da sağlanmamıştır. Taşrada sadece İdare Meclisleri âzaları 'ikinci seçmen' olarak seçimlere katıl-mışlardır. İstanbul ve civarında ise 25 yaşını bitirmiş bütün vatandaşlar seçmen olarak kabul edilmemişlerdir. Seçmen olabilmek için 'emlâke mutasarrıf olmak' yani mülk sahibi olma şartı aranmıştır. Mülk sahibi olmayanlar seçimlere katılamamışlardır. •Seçimlerin tek veya çift dereceli olduğu konusu tartışmalıdır. Taşra için çıkarılan Talimât-ı Muvakkate, İdare Meclisleri âzalarını ikinci seçmen saymıştır. Oysa ikinci seçmenlerin halk tarafından seçilmesi gerekmek-teydi. İstanbul ve çevresinde ise ikinci seçmenler halk tarafından seçilerek seçim kurallarına daha çok uyulmuştur. •Seçimler basit çoğunluk esasına göre uygulanmıştır. Yani en çok oy alan adaylar kazanmıştır. Oyların eşit olması durumunda ise kur'a çekilmiştir. •Seçimlere siyasi partiler katılmamıştır. DİPNOTLAR 1 Rumî 7 Mart 1877 tarihinin Miladi karşılığı 19 Mart 1877 Pazartesi gününe tesadüf etmek-tedir. Nitekim II. Abdülhamid'in meclisi açış nutkunun sonunda yer alan Hicri 4 Rebîülevvel 1294 ve Rumi 7 Mart 1293 tarihleri de aynı günü işaret etmektedir(Bkz: BOA, YEE, No: 71/25. Karal ise Meclis'in açılış tarihini 20 Mart 1877 olarak göstermektedir (Karal, 1995, s. 232). 2 Ahmed Saib, Meclis'in açılış töreni ile ilgili geniş bilgi vermektedir. KAYNAKÇA Abdurrahman Şeref Efendi. (1985). Tarih musahabeleri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Ahmet Saib. (1326). Abdülhamid'in Evail-i Saltanatı. Mısır. Ahmet Saib. (1982-1983). Abdülhamid'in Evail-i Saltanatı. Turfan, R. (Sadeleşti-ren). İstanbul, 1982-1983. Aldıkaçtı, O. (1982). Anayasa hukukumuzun gelişimi ve 1961 anayasası. (4. bs). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları. Arı, B. (2011). Meclis-i Mebusan'ın açılış töreni ve II. Abdülhamid'in açılış nutku / The opening ceremony of Meclis-i Mebusan and the address of Abdülhamid II. II. Abdülhamid –Modernleşme sürecinde İstanbul / Istanbul during the modernization process– içinde (s. 283–296). Coşkun Yılmaz (Ed.). İstanbul: İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti. Armağan, S. (1978). Memleketimizde ilk parlamento seçimleri. Kanun-u Esasî'nin 100. Yılı Armağanı içinde, s. 147-168, Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Yıldız Esas Evrakı. No: 71/5, 25, 42. 188Sosyoloji Dergisi, 2013/1, 3. Dizi, 26. Sayı Başgil, A. F. (1946). Hukukun ana mesele ve müesseseleri. İstanbul: İsmail Akgün Matbaası. Baykal, B. S. (1960). Birinci Meşrutiyete dair belgeler. Belleten, 24 (96), 601–636. Berkes, N. (2005). Türkiye'de çağdaşlaşma. (7. bs.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Karal, E. Z. (1995). Osmanlı Tarihi, VIII. (4. bs.). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. Kaya, S. K. (1991). 1876 Kanun-i Esasi'sinin hazırlanması ve Meclis-i Mebusan'ın toplanması, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Kili, S. (1982). Türk anayasaları. İstanbul: Tekin Yayınları. Kili, S. ve Gözübüyük, Ş. (1985). Türk anayasa metinleri: Sened-i İttifaktan günü-müze. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları. Mahmud Celaleddin Paşa. (1983). Mir'ât-ı hakîkat: Tarihi gerçeklerin aynası I-III. İ. Miroğlu (Haz.). İstanbul: Berekat Yayınları. (Orijinal çalışmanın basım tarihi: 1326). Tanör, B. (2002). Osmanlı-Türk anayasal gelişmeleri, (8. bs.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Toprak, S. V. (2001). Birinci Meşrutiyetin ilanı meselesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Us, H. T. (1940). Meclis-i Mebusan: 1293/1877. İstanbul: Vakit Gazetesi Matbaası. Seydi Vakkas Toprak Yrd. Doç. Dr., Adıyaman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, seyditoprak@ gmail.com **http://www.journals.istanbul.edu.tr/** Sosyoloji Dergisi, 3. Dizi, 26. Sayı, 2013/1, 171-192
Bıçak Üstünde Bir Balerin
Javier Perez isimli bir sanatçının ilginç projesi bıçak üstündeki bir balerini anlatıyor.Amelie Segarra isimli balerin bale ayakkabılarına bağlı 2 keskin bıçak üstünde dansederek herkesi şaşkınlıpa uğratıyor. İspanyol asıllı sanatçı Javier Perez’in uçuk projesinde ise bir piyano eşliğinde danseden bir balerini görüyorsunuz.
Ormanların Gecesini Aydınlatan Ateşböceklerinin Büyüleyici Fotoğrafları
Tsuneaki Hiramatsu Japonya Okayama'da yaşayan amatör bir fotoğrafçı. Hiramatsu son birkaç yıldır ateşböceklerinin uçuş yollarını keşfedip fotoğraflayabilmek için gece olunca Okayama şehir merkezinden ıssız ormanlara ziyaretler gerçekleştirmekte. Olağanüstü görüntüler elde edebilmek için uzun pozlama tekniğiyle 8 saniyelik pozlama süreleriyle çekim yapan fotoğrafçı, daha sonra da dijital ortamda çektiği fotoğrafları tek tek birleştirip, aşağıda gördüğünüz şekilde son haline getiriyor. Ateşböcekleri gece ormanı aydınlatırken, Hiramatsu dünyanın geri kalanıyla bu durumu paylaşmak için orada bulunuyor.  Bu görüntüler, Mayıs 2012'de başlayan serinin en yeni görüntüleri ve oldukça etkileyici...
Daft Punk'ın Yıldızlarının Maskelerinin Altında ne Var? Tipleri Nasıl?
Eğer bugüne kadar görmediyseniz, muhtemelen merak ediyorsunuzdur.. Kendileri neden maske takıyorsunuz sorusuna şöyle cevap vermişler:'Biz star kavramına inanmıyoruz. İnsanların asıl ilgisinin müziğimize yönlenmesini istiyoruz. Ama illa ki bir imaj yaratmamız gerekiyorsa, yapay bir imaj yaratmak istiyoruz.  Bu hem bizim gizliliğimizi sağlıyor, hem de müzik ekosistemindeki 'star' algısına bakış açımızı yansıtıyor'
Türk Fotoğrafçıdan 24 Harika Fotoğraf Manipülasyonu
Fotoğraf manipülasyonu oldukça popüler, yabancı fotoğrafçıların çalışmalarını sizlerle paylaşmıştık çokça, bu manipülasyonlar ise bizden biri olan Bilal Arslan imzalı. Kurgular oldukça yaratıcı, bilgisayarın artık bizi kontrol ettiğini ya da kızgın bir öğretmenin halini bu şekilde görmek çok eğlenceli. Fotoğraf eşittir aşk diyen Arslan'ın oldukça fazla fotoğrafından seçebildiklerim bunlar; liste daha da uzayabilirdi bunun farkındayım fakat hepsi birbirinden güzel ve anlamlı çalışmalar içerisinden seçmek zor olsa da 24 tanesini sizlerle paylaşmak istedim. İşte Bilal Arslan imzalı 24 fotoğraf manipülasyonu...
56. Grammy'den Çarpıcı Kareler ve Performanslar
Grammy Ödülleri, dün gece sahiplerini buldu. Daft Punk, beş ödülle gecenin şampiyonu olurken 17 yaşında Grammy ödülü alan Lorde geceye damga vuran bir diğer isim oldu. İşte 56. Grammy Ödülleri'nden çarpıcı kareler ve performanslar...Ödüllerin tam listesi için: 56. Grammy Ödülleri Sahiplerini Buldu