onedio
Converse Gri Bir Dünya Hayır
Chuck Taylor All Star serisinin cesur ve renkli ruhundan ilham alan “SNEAKERS CLASH” projeleri,Amsterdam’daki lansmanın ardından İstanbul’da gerçekleşti. Türkiye’nin önde gelen grafik, illüstrasyon ve graffiti sanatçıları Leo Lunatic, Burak Şentürk, Cins ve Tayfun Pakdemir ‘le birlikte yürütülen projeler büyük ses getirdi. Converse All Star 2014 İlkbahar sneaker koleksiyonunun sezon açılışına denk gelecek şekilde belirlenen “SNEAKERS CLASH” projeleri, “Clash Wall” ve “Photo Clash” olmak üzere iki ilgi çekici interaktif deneyimle hayata geçirildi. İlk olarak Galata ki Lomografi’de gerçekleşen Photo Clash projesinde Burak Şentürk, Cins ve Tayfun Pakdemir, Twitter üzerinden gelen ve organizasyonda çekilen siyah beyaz fotoğrafları kendi tarzlarında yeniden yorumladılar. İllüstre edilen fotoğraflar, katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü ve yine Converse’in Twitter sayfası üzerinden paylaşıldı. Leo Lunatic ise Galata’da gerçekleşen Clash Wall projesinde ünlü panda figüründen yola çıkarak duvarı adeta sanat eserine çevirdi. Converse severlerin sosyal medyadan ilettikler talepler üzerinden şekillenen proje Galata Kulesi’nin tam karşısındaki duvarda 1 ay süreyle sergilenecek. Converse All Star’ın Pazarlama Başkan Yardımcısı Rodney Rambo, “Converse “SNEAKERS CLASH” projelerini EMEA ülkelerinde gerçekleştirmekten büyük heyecan duyuyoruz. Chuck Taylor, her zaman yaratıcılığın ifade edilebildiği mükemmel bir tuval olmuştur ve nerede olursa olsun bir renk patlaması yaratmak için insanlara ilham kaynağı olmaya devam edeceğini umuyorum,” diye konuştu. Converse’in EMEA Bölgesi Marka Direktörü Martina Luger, “EMEA Bölgesindeki yaratıcılığın çeşitliliği bize inanılmaz ilham veriyor. Sanatçılar “SNEAKERS CLASH” etkinliği sayesinde yeteneklerini daha geniş bir kitleye sunma şansı bulacak ve uluslararası ölçekte özgün bir görsel etki yaratacak,” dedi. SNEAKERS CLASH, dinamik renk patlamalarının yanı sıra topuklu formları da içeren Converse All Star İlkbahar 2014 sneaker koleksiyonundan ilham alıyor ve gençlik enerjisinin kişisel bir ifadesi olarak ortaya çıkıyor. Canlı batik boyamalar, cesur renk blokları ve çarpıcı baskılarıyla yaratılan şık görünümler, bahar sezonunu canlandırmak için ideal. Gri bir dünyaya karşı durmak için tasarlanan dünyanın en sevilen sneaker’ı, dayanıklı kanvas seçenekleri ve lüks detaylarıyla kalabalıkların içinde şüphesiz dikkat çekecek.
David Guetta'dan Mesaj Var
Dünya çapında on beş milyon albüm satışıyla milyonlarca müzikseverin kalbini fetheden DAVID GUETTA, Türk hayranlarına bir sürpriz yaptı ve videolu mesaj gönderdi. Bu güne kadar röportaj taleplerini bile geri çeviren Guetta’nın dünyanın dört bir yanında milyonlarca hayranı olmasına rağmen, Türk müzikseverlere özel çektirdiği video sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Dünyanın en önemli DJ ve prodüktörlerinden, Grammy ödüllü DAVID GUETTA, ‘’Çok yakında, 27 Haziran akşamı beraber olacağız. Partilemek için Hazır ol İstanbul’’ diyerek İstanbul konserini iple çektiğini gösterdi. 2014 yazının unutulmayacak gecelerinden birine imza atacak olan ünlü DJ, AXE’ın katkılarıyla 27 Haziran Cuma İstanbul’a geliyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında İstanbul’da 17 bin kişiye muhteşem bir gece yaşatan GUETTA, Unilife organizasyonu ile bir kez daha İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. 27 Haziran akşamı KüçükÇiftlik Park’ta yapılacak konserde GUETTA’dan önce Mert Hakan, Suat Ateşdağlı ve Qubicon (Emrah İş & Faruk Sabancı) DJ kabininde olacak. AXE’ın ana sponsorluğunda, First, Tadelle, A Plus AVM, Durex, Redbull, Number1 FM ve DreamTV’nin destekleri ile düzenlenecek olan konser uzun süre hafızalardan silinmeyecek. Bugüne kadar Chris Willis, Fergie ve LMFAO ile “Gettin' Over You”, Nicki Minaj ile “Turn Me On”, Usher ile “Without You”, Neyo & Akon ile “Play Hard”, Sia ile gerçekleştirdiği “Titanium” ve “She Wolf”, son dönemde Skylar Grey ile “Shut Me Down” gibi hitleriyle Amerika ve İngiltere müzik listelerinde 1 numaraya yükselen Fransız DJ ve prodüktör DAVID GUETTA’nın indirim dönem biletleri satışta… Milliyet
Neslişah Abdülkadir Osmanoğlu Sultan 89 Yaşında Vefat Etti
IHA Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın torunu Neslişah Abdülkadir Osmanoğlu, vefat etti. Merhume Sultan, hayattaki 13 şehzade kızından en yaşlısı ve tek ikinci kuşak padişah torunu idi.Dolaşım bozukluğu ve damar tıkanıklığı şikayetleriyle bir müddet önce Marmara Üniversitesi Pendik eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yatırılan 89 yaşındaki Neslişah Sultan, bugün öğleden sonra saat 16.00’da vefat etti. İki sene önce vefat eden Fatma Neslişah Sultan’dan ayırdetmek için “Küçük” Neslişah Sultan olarak anılan Neslişah Abdülkadir Osmanoğlu, Osmanlı hanedan üyelerinin yurt dışına gönderilmesinden 10 ay kadar sonra 25 Aralık 1925 tarihinde Budapeşte’de doğdu. Babası, Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın oğullarından Şehzade Mehmed Abdülkadir Efendi idi. Salih ve Ömer adında iki oğlu ile Meziyet Dilara ve Neslişah adında iki torunu bulunan Osmanoğlu, 1 Haziran 2014 Pazar günü Fatih Camii’nde öğle namazını müteakiben kılınacak cenaze namazından sonra Karacaahmet Kabristanı’nda annesi Fatma Meziyet Hanımefendi’nin yanına defnedilecek.
Breaking Bad Film mi Oluyor?
Yokluğu hala boğazımızda bir düğüm olan Breaking Bad’in en yetkilisi ağabeysi Bryan Cranston, dizinin film olma olasılığı üzerine konuştu. Walter White a.k.a. Heisenberg a.k.a. Bryan Cranston, CNN’e verdiği röportajda “Hiçbir zaman büyük konuşmamak gerek. Büyük lokma ye ama büyük söz konuşma.” dedi. “Ama Walter White öldü? O zaman nasıl Breaking Bad film olacak?” diye sorulması üzerine Bryan Cranston, “Sonuçta kimse Walter White’ın cenazesini görmedi. O yüzden kesin konuşulmasını istemem, zaman gösterecek.” dedi. Breaking Bad’de adaletin temsilcisi olarak gönlümüzü kazanan Saul Goodman’ın hayatından uyarlanacak dizi Better Call Saul’a konuk oyuncu olarak katılmayı çok istediğini söyleyen Cranston, böylece bir Emmy ödülünü daha garantilemiş oldu.Play Tuşu
Sezen Aksu: 'Hepimiz Ahmet Kaya'ya Karşı Suçluyuz'
Almanya’nın Bochum kentinde Kardeş Türküler ile aynı sahneyi paylaşan Sezen Aksu, “Biz hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz” dedi. 21′inci yılını kutlayan Kardeş Türküler, Sezen Aksu ve Ermeni müzisyen ve besteci Ara Dinkjian ile Avrupa Turnesi kapsamında Almanya’nın Bochum kentinde bir araya geldi. Irkçılığa karşı, şarkılarla barış ve kardeşlik mesajlarının verildiği konserde Sezen Aksu, “Biz hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz” dedi. Kardeş Türküler’in Avrupa Turnesi önceki gün 28 Mayıs günü Mannheim’de başladı. Perşembe günü de Bochum ile devam eden konserler dizisi, 15 Haziran’da Berlin ile son bulacak. Fırat Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Bochum Ruhr Kongress salonunda verilen konseri binlerce kişi izledi. Konserde, Kardeş Türküler, Sezen Aksu ve Ara Dinkjian birlikte sahne aldı. Türkçe, Kürtçe , Arapça, Ermenice, Romence, Çerkezce ve Makedonca şarkılarının seslendirildiği konserde barış mesajları verildi. “Barış, kardeşlik için müzik yapıyoruz” Grubun solistlerinden Vedat Yıldırım, Kürtçe yaptığı konuşmada 21 yıldır kurulduklarını belirterek, “Barış, kardeşlik için müzik yapıyoruz. Tekçi ve milletçilik bir hastalıktır. Çekilmez bir bir yaşam biçimidir. Çoğulcu ve eşitlikçi yaşam için mücadele etmeliyiz” dedi. Soma’da yaşamını yitiren madencilerin de anıldığı konserde, “Gezi Direnişi”nin yıl dönümü olmasından dolayı, dayanışma mesajları verildi. İki bölümde oluşan konserde, ilk bölümde Kardeş Türküler sahnede kaldı. Eski ve yeni repertuarından şarkılar seslendiren grup üyeleri, sık sık kadına yapılan şiddete karşı parçalan söyledi. “Hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz” Konserin ikinci bölümünde ise Kardeş Türküler’e Sezen Aksu ve Ara Dinkjian eşlik etti. Konserde Kürtçe bir parça seslendiren Sezen Aksu, sürgünde yaşamını yitiren Ahmet Kaya’yı da andı. Kaya’nın anısına sanatçının bir parçasını seslendiren Aksu, Kardeş Türküler ile aynı sahneyi paylaşmasından dolayı memnuniyetini dile getirerek “ Biz şimdiye kadar ayrı ayrı sahnelerdeydik ama hayata aynı vicdan sesiyle bakıyoruz. Çünkü hepimizi Allah yarattı. Nedir bu öfke ve cahillik” diyerek, tepki gösterdi. Sezen Aksu, Ahmet Kaya’ya yönelik linç girişimini de hatırlatarak şöyle dedi: “Kimse kendini farklı göstermesin. Hepimiz Ahmet Kaya’ya karşı suçluyuz.” IMC
30 Mayıs: Bu Hafta Vizyona Giren Filmler!
Vizyon Tarihi:30 Mayıs 2014 Yapımı:2014 - ABD Tür:Aksiyon ,  Dram ,  Macera Süre:97 Dak. Yönetmen:Robert Stromberg Oyuncular:Angelina Jolie ,  Elle Fanning ,  Juno Temple ,  Sharlto Copley ,  Imelda Staunton Senaryo:Paul Dini ,  Linda Woolverton Yapımcı:Walt Disney Pictures Diğer Adı:Maléfique
Bu Hafta 8 Film Vizyona Girdi
Ömer Can’ın yönettiği ve Şerif Sezer ile Nail Kırmızıgül'ün rol aldığı 'Toprağa Uzanan Eller' ile 1954'te Düzce'de geçen bir hikayeyi beyazperdeye taşıyan 'Azem: Cin Karası' seyirciyle buluşacak.Türkiye sinemalarında bu hafta 2'si yerli 8 film vizyona girecek. 'Toprağa Uzanan Eller'Ömer Can'ın yönettiği ve Şerif Sezer, Nail Kırmızıgül, Melih Selçuk ile Medya İzgi'nin oynadığı 'Toprağa Uzanan Eller' izleyiciyle buluşacak. Senaryosunu Eda Tezcan ve Ramazan Demirli'nin kaleme aldığı film, Şanlıurfa'dan Çukurova'ya mevsimlik işçi olarak giden bir ailenin hikayesini beyazperdeye taşıyor. 'Azem: Cin Karası' Haftanın bir diğer yerli yapımı 'Azem: Cin Karası' adlı filmin yönetmen koltuğunda Volkan Akbaş oturuyor. Başrollerinde Zeki Şen ile Eylül Öztürk'ün yer aldığı filmin konusu, 1954'te Düzce'de geçen bir hikayeye dayanıyor. Savunucu anlamındaki 'Azem' büyüsünün ismini verdiği gerilim türündeki film olayın yaşandığı yerde, Düzce'nin bir köyünde geçiyor. 'Malefiz' 'Uyuyan Güzel' hikayesinin kötü karakterinin anlatılmamış hikayesi 'Malefiz' adlı filmi, animasyon ve görsel efekt süpervizörü Robert Stromberg yönetti. Stromberg'in ilk yönetmenlik denemesinde 'Malefiz' rolünde Angelina Jolie kamera önüne geçerken, filmde, Sharlto Copley, Elle Fanning ile Sam Riley rol aldı. Fantastik ve aksiyon türündeki 3 boyutlu filmin konusu şöyle: 'Siyah kanatlara sahip güzel bir kadın olan Malefiz, barışçıl bir orman krallığında büyüdüğü için insanlardan oluşan istilacı bir ordu gelip, topraklarının düzeni tehdit edene kadar huzurlu bir hayata sahiptir. İntikam hırsıyla dolan Malefiz, insanların kralıyla bir savaş verir ve kralın yeni doğan çocuğu Aurora'yı lanetler. Çocuk büyüdükçe Malefiz, Aurora'nın krallığa başarı getirecek ve Malefiz'in gerçek mutluluğunu sağlayacak anahtar olduğunu fark eder.' 'Başkanların Hizmetkarı' Oscar ödüllü yönetmen Lee Daniels'in yönettiği ABD yapımı 'Başkanların Hizmetkarı' vizyona girecek. Forest Whitaker, Robin Williams, Liev Schreiber, James Marsden ve Oprah Winfrey'in rol aldığı Film, 1952'den 1986'ya kadar Beyaz Saray'da uşaklık (kahyalık) yapan Cecil Gains'ın yaşamını anlatıyor. 'Kan Bağları' Fransız aktör ve yönetmen Guillaume Canet'in yönettiği ve Clive Owen, Billy Crudup, Marion Cottilard ile Mila Kunis'in oynadığı 'Kan Bağları', gerilim severleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Film, Fransız yönetmen Jacques Maillot'un 2008 yapımı 'Rivals' adlı yapımından uyarlandı. New York'ta 1974 yılında geçen filmde, polis memuru Frank ile hapisten yeni çıkan kardeşi Chris arasında yaşanan aksiyon dolu yaşam öyküsü beyazperdeye aktırıldı. 'Asabi Adam' Phil Alden Robinson'un yönettiği ve Robin Williams, Mila Kunis, Peter Dinklage ile Melissa Leo'nun oynadığı 'Asabi Adam' komedi ve dramı içinde barındıran bir film. Filmde Robin Williams tarafından canlandırılan Henry Altmann, bir trafik kazasından sonra gittiği hastanede Mila Kunis'in oynadığı doktor Sharon Gill'in teşhisiyle sadece 90 dakikalık ömrü kaldığını öğrenir. Ardından bugüne dek yaptığı hatalar için insanlardan af dilemek üzere New York'un altını üstüne getirecek bir maceraya atılır. 'Son Şans' Polonyalı yazar Stanislaw Lem'in 'Gelecek Bilim Kongresi' isimli kitabından uyarlanan bilim-kurgu, çizgi ve dram içerikli 'Son Şans' adlı filmin yönetmenliğini Ari Folman yaptı. ABD, Almanya, İsrail, Polonya, Lüksemburg, Belçika ve Fransa ortak yapımı olan filmin oyuncu kadrosunda Robin Wright, Harvey Keitel, Jon Hamm ile Paul Giamatti yer aldı. Yaşlı ve işsiz bir aktrise gelen son bir iş teklifi üzerinden yola çıkan film, kadının bu işi kabul ederken verdiği kararın nelere sebep olduğuna ve başına gelen olaylara odaklanıyor. 'Balık ile Kraker'in Maceraları' Dan Krech'in yönetmenliğini yaptığı haftanın bir diğer çizgi filmi 'Balık ile Kraker'in Maceraları'nda ise Fish adında bir balık ve Chips adında bir kedinin, hayallerini süsleyen sihirli kemiği almak için birbirlerine karşı verdikleri mücadele izlenebilecek.AA
Polanski Hâlâ Tate'i Unutamamış
Henüz 26 yaşındayken evinde öldürülen oyuncu ve aynı zamanda Roman Polanski’nin eşi Sharon Tate’in hayatı, Collection adlı kitapla ölümsüzleştirildi. Oscarlı yönetmen Polanski, kitabın önsözünü yazdı. Tate’in kardeşi Debra Tate tarafından hazırlanan kitapta, Jane Fonda ve Joan Colling gibi isimler oyuncuyla anılarını paylaşıyor. Polanski kitabın önsözünde şu ifadeleri kulla,ndı: Aradan geçen 40 yıla rağmen, Sharon hakkında bir şeyler yazmak hâlâ zor geliyor. Sharon yaşasaydı hayatımızın nasıl şekilleneceğini öngörmek tabii ki mümkün değil. Ne ki, bu kitap onu hatırlamamıza bir vesile olabilir. Jane Fonda da “Onu son gördüğümde hamileliğinin son haftalarındaydı ve elden ele geçirdiğimiz esrarı reddetmişti” yazdı. CHARLES MANSON’IN MÜRİTLERİ Sharon Tate, 1969’da sekiz buçuk aylık hamileyken evinde katledilmişti. Charles Manson’ın müritleri tarafından öldürülen Tate, eleştirmenlere göre, yaşasaydı döneminin en büyük yıldızlarından biri olabilirdi. Taraf
6 Yazardan 'En Güzel Aşk Romanları' Seçkisi
Aşk, bizim edebiyatımızda çokça işlenmiş bir konu değildir. Aşk-ı Memnu ya da Eylül ile başlayan çağdaş roman sanatımız, neden sonra toplumsal sorunlara büyük bir yakınlık gösterirken bireysel dünyalara ve aşka uzun süre uzak kalmıştır. Oysa roman sanatı için az bulunur bir konu, zengin bir dünyadır aşk. Yazarlarımıza, en beğendikleri aşk romanlarını sorduk. Gerekçeleriyle anlattılar. Ahmet Ümit Okuduğum en güzel aşk romanlarının başında Anna Karenina gelir. Tolstoy bu romanında sadece aşkın doğasını değil, aşktan yola çıkarak insanın doğasını konu alır, asıl anlatmak istediği aşkın insan ruhu üzerindeki etkisidir. Hiçbir roman aşkı övmek ya da yermek için yazılmaz. Aşkın, insan yazgısı üzerindeki etkisini tartışmak için yazılır. O nedenle Tolstoy yaşanılan dönemin görkemli bir tablosunu sunar bize. Çünkü aşklar da yaşanılar çağdan bağımsız değildir. Yine de aşkın bağımsız yapısını unutmamak gerekir. Bu bağlamda Stefan Zweig’ın Amok Koşucu ‘sunu da anmak isterim. Ruhumuzun o delici coşkuya neden ihtiyaç duyduğunu gözler önüne serer yazar. Elbette bunu açıklayamaz. Belki de aşkı romancılar için ilginç kılan yan da bu açıklanamaz olmasıdır. Yine bu çerçevede Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonnası ‘nı da anmakta yarar var. Yarıda kalmış bir aşkın bir adamın hayatını nasıl değiştiğini en çarpıcı şekilde anlatan metinlerden biridir bu roman. Son olarak aşka naif bir bakış atan Boris Vian’ın Günlerin Köpüğünü de analım. Sevdanın hafifleştirdiği yaşamla, gerçekliğin parçaladığı romantizm çelişkisi üzerine korulmuş bu metin de aşk üzerine yazılmış en iyi romanlardan biridir kanımca… Atilla Birkiye Aşk-ı Memnu , Halid Ziya Uşaklıgil Aşkı, –önce– kocasında bulamamış genç bir kadının ne pahasına olursa olsun yaşaması! Değer yargılarına karşın bir aşk vardır Boğaz’ın kıyısında ve modern romanımızın kapısı da bu “aşk” ile açılır. Birbirini seven iki genç insanın, yerleşik ahlaki değerlerden dolayı içine düştükleri çaresizliğine ve çektikleri aşk acılarına tanık oluruz; birleşme ancak alevlerin içinde olacaktır. Kürk Mantolu Madonna , Sabahattin Ali “Katıksız bir aşk öyküsü”; ve sıradan, silik bir adamın ömrünün sonuna kadar sakladığı, kederini kendi içinde yaşadığı aşkı. Kırmızı ve Siyah , Stendhal Tutkuyla yoğrulmuş bir aşk. Hattâ bir aşk üçgeni; genç bir adamın etrafındaki delice seven iki kadın ve idam sehpasına kadar gidecek olan, aşk acısının şiddetli bir kıskançlığa dönüşmesi. Ve Durgun Akardı Don , Şolohov Aslında bir yasak aşk öyküsüdür, katı geleneğin karşına dikilen. Ama aşk o kadar güçlüdür ki ne gelenek dinler ne de o kanlı iç savaş yıllarını: aşk kanlı bir toprağın beyaz gülüdür. Gaye Boralıoğlu Lolita ,Vladimir Nabokov… Tüm zamanların en sıradışı aşk hikâayesini muhteşem bir edebi dille anlattığı için. Kolera Günlerinde Aşk , Gabriel Garcia Márquez… Bir ömre yayılan bir aşk hikâyesini aşka çok yakışan büyülü bir üslupla anlattığı için. Bir Garip Aşk Öyküsü , Carl-Johan Vallgren…Genelevde doğan bir hilkat garibesi ile aynı gün genelevde doğan Henriette Vogel’in aşkından çağdaş bir masal yarattığı için. Behçet ÇelikKürk Mantolu Madonna , Sabahattin Ali (Raif’in Raif Efendi’ye dönüşümünde aşka dair, aşkın insanın hayatındaki etkisi üzerine dair çok şey var gibi gelir bana. Ayrıca Maria Puder’in aşka yaklaşımı, söz ve tutumları pek çok açıdan öncü niteliktedir.) Kolera Günlerinde Aşk , Gabriel Garcia Marquez (Aşkın zamana karşı direncini anlatan etkileyici bir romandır.) Bir Kadının Penceresinden , Oktay Rifat (Aşkın, aşk romanlarında çok zaman ihmal edilen iki halle, yalınlık ve sahicilikle bağı üzerine yazılmış incelikli romanlardan biridir.) Müge İplikçi Anna Karenina , Lev Tolstoy Anna Karenina’nın araftaki duygularını kusursuz anlatmıştır Tolstoy Faruk DumanLady Chatterley’in Sevgilisi : Romanın ana karakterleri çok güçlü, Lawrence aşkın ne çok olguyla iç içe olduğunu (örneğin suçla, vicdan dediğimiz şeyin sahteliğiyle, sınıf bilinciyle) güçlü biçimde anlatıyor. İnce Memed : İlk ciltte, Hatice’nin kaçırılması olayı, pek çok açıdan yorumlanabilecek bir romanı bir de aşk romanı yapıyor. Beyaz Geceler : Bu öykünün kahramanları kendi açılarından öyle eşsiz çizilmiş ki, ortada büyük bir hayal kırıklığı, bir skandal var, ama biz okurlar kahramanların ikisine de hak verebiliyoruz. Kaynak: Notosoloji
İnsanoğlunun 'İlk Takma Dişi Bulundu'
Arkeologlar Batı Avrupa'da insanoğlunun 'ilk takma dişine ait' olduğu düşünülen kalıntılara ulaştı.Diş implantı, Fransa'nın kuzeyindeki La Chêne'de yürütülen arkeolojik kazılarda, keresteden yapılan bir mezarın içinde gömülü halde bulunan Demir Çağ'a ait bir kadın iskeletinden çıktı.Öldüğünde 20-30 yaş aralığında olduğu tespit edilen kadının üst kesici dişinin yerinde demir bir çivi bulundu.Çivinin ahşap veya kemikten yapılan bir takma dişi tutmak için kullanılmış olabileceği ve zamanla çürüyüp yok olan dişin yerinde kaldığı belirtiliyor. Bulgular Antiquity dergisinde yayımlandı.Fransa'nın Champagne-Ardenne bölgesinde bir konut projesi inşası sırasında yapılan kazılarda bulunan ve aynı kapalı bölgeye gömülen dört yetişkin kadından birine ait olan gömünün MÖ 3'üncü yüzyıla ait olduğu ifade edildi.Mezar içinde bulunan malzemeler, Orta ve Batı Avrupa'da gelişen La Tene kültürüne ait özellikler taşıyor.Genç kadının iskeletinin bulunduğu 2009 yılındaki kazılara katılan Guillaume Seguin, BBC'ye yaptığı açıklamada 'İskelet çok kötü muhafaza edilmiş' dedi.Seguin şöyle devam etti: 'Fakat dişler anatomiye uygun dizilmişti. Azıdişleri, küçük azıdişleri, köpekdişleri ve kesici dişler… Bir de orada metalden bir parça vardı. İlk tepkim, 'Bu da ne?' oldu.'Dişler bir torbaya kondu ve incelemeye alındı. Seguin daha sonra kadının iskeletinde 31 yerine 32 diş olduğunu fark etti, kazı alanında çekilen fotoğraflarda da demir çivinin kayıp bir diş yerinde durduğu görüldü.Bordeaux merkezli arkeoloji kurumu Archeosphere'de çalışan Seguin, 'Dişlerle aynı boyutlarda ve aynı şekilde olmasından yola çıkarak varılan en iyi varsayım, bunun bir diş protezi olduğu veya en azından diş protezi yaratma girişimi olduğudur' diye konuştu.Seguin, bu girişimin başarısıyla ilgili şüphe duymak için geçerli nedenler olduğuna dikkat çekiyor.Birincisi, vücut içinde paslanıp aşınma eğiliminde olmasından dolayı demirin, diş implantı olarak kullanılması uygun değil. Diş implantı için modern hekimlikte titanyum malzemesinin kullanılması tercih ediliyor.İkincisi, o dönemde steril hijyen koşullarının yoksunluğu nedeniyle, apselerin oluşuyordu ve bu apseler de ilerleyen yaşlarda bireyin ölümüne neden olabiliyordu.Kalıntıların kötü muhafaza edilmesinden dolayı, iskeletine ulaşılan kadının ölümünde diş implantının herhangi bir etkisi olup olmadığı tespit edilemiyor.Fransa'da bulunan diş implantının Batı Avrupa'da görülen ilk takma diş olabileceği düşünülüyor fakat ilk protez diş olarak kabul edilen bulgular 5 bin 500 yıl önce Mısır ve Yakın Doğu'da elde edilmişti.Fakat çoğunun, ölü bedenin bütünlüğünü korumak için sonradan yerleştirilmiş olduğuna inanılıyor.Araştırmacılar Fransa'da bulunan diş implantının cesede sonradan yerleştirilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyor ama implantın yaşam boyu kullandığına dair de kanıtlar olduğuna dikkat çekiyor.Demir çivinin kemik veya ahşaptan yapılma dişi sabitlemek için kullanıldığına dair kesin bir kanıya da varılamıyor çünkü her iki malzeme de asitli toprakta erime özelliğine sahip.Bordeaux Üniveresitesi'nde görevli Seguin ve diğer araştırmacılar gömülerin 'dış görünümüne önem veren, dönemin elit tabakasına mensup kişilere' ait olduğunu yazıyor.Bilim insanları ayrıca, elde edilen bulguların Galyaların İtalya'nın kuzeyindeki Etrüsk medeniyetiyle iletişim halinde olduğu bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor.Etrüskler, var olan dişlerin üzerlerine altın şeritler yerleştirerek Galyalılardan farklı bir düzenlemeye gitseler de, diş konusundaki ustalıklarıyla biliniyorlar.
15 Hayranlık Uyandırıcı, Hiper Gerçekçi Sokak Sanatı Örneği
MTO, Fransa'da doğup büyüyen, 2006-2013 yılları arasında Berlin'de yaşayan ve şu an nerede olduğu bilinmeyen bir sokak sanatçısı. Hiperrealist resimleri dev boyutlarda icra etmesiyle tanınıyor. İşte sanatının en güzel örnekleriInstagram hesabı: http://instagram.com/mtografffacebook hesabı: https://www.facebook.com/mto.pageflickr hesabı: https://www.flickr.com/photos/mto-graff/vimeo hesabı: https://vimeo.com/mto