onedio
Dan Brown'un 'Cehennem'i Sinemaya Uyarlanacak
ABD'li yazar Dan Brown'ın son kitabı 'Cehennem' de sinemaya uyarlanacak. Altın Kitaplar'dan yapılan açıklamaya göre, yapımcılığını SonyPictures ve Imagine Entertainment üstlendiği filmde, 'Da Vinci'nin Şifresi' ile başlayan ve 'Melekler ve Şeytanlar' ile süren seride macera, 'Cehennem' ile kaldığı yerden devam edecek. Filmin yönetmenliğini ilk iki filmde olduğu gibi Ron Howard üstlenirken, yapımcılığını Brian Grazer yapacak. 'Simge bilim Profesörü Robert Langdon' karakterini yine Tom Hanks'in canlandıracağı filmin çekimlerine 2015 yılı nisan ayında Floransa'da başlanacak. Filmin İstanbul'da geçen sahnelerinin ne zaman çekileceği ise henüz açıklanmadı. CNN Türk
Kötü Anılar İyiye Çevrildi
Fareler üzerinde yapılan testler, mekanlarla ilgili olumsuz anıların olumluya çevrilebileceğini gösterdi. Araştırma, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve depresyon hastaları için umut vadediyor Bilim adamları, kötü anıları güzel anılara çevirmeyi başardı. 'Nature' dergisinde yayımlanan araştırmada, laboratuvar ortamında fareler üzerinde yapılan testlerde beyindeki devrelerin suni olarak harekete geçirilmesiyle olumsuz anılar olumlu anılara dönüştürüldü.Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Nöral Devre Genetiği Merkezi araştırmacıları, farelerin önce bir mekanla ilgili kötü anılar edinmesini sağladı. Daha sonra bellekte mekanla ilgili bilgileri kaydeden nöronlar farklı bir duygusal durumda yeniden uyarıldı. Böylece farelerin mekanla ilgili anıları, olumsuzdan olumluya çevrildi. Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Susumu Tonegawa, 'Duygular, anılarımızla yakından ilişkilidir. Araştırmamız, anıların duygusal değerinin değiştirilebileceğini gösteriyor. Diyelim ki sokak ortasında saldırıya uğradınız ve çantanız çalındı. Olumsuz anılarınız yüzünden yeniden o sokağa gitmekten korkarsınız. Oysa şimdi bu tür travmalarla ilgili anıları değiştirebiliyoruz. Hatta bunun için söz konusu mekana bile gitmenize gerek yok. Her şey beynin içinde olup bitiyor' dedi. Prof. Dr. Susumu, sözlerine şöyle devam etti: 'Önce farenin beyninde mekan anılarının kaydedildiği nöronları belirledik. Daha sonra fareye ufak elektrik şokları verirken optik bir kablo ile bu nöronları uyardık. Böylece farenin, söz konusu mekandan korkmasını sağladık. Şimdi de farenin mekanla ilgili olumsuz anılarını olumlu anılara çevirmeyi başardık. Bunun için de belirli bir yerde elektrik şoku verilen farelerin mekanla ilgili olumsuz anılarını yine optik kablolar aracılığı ile nöronları uyararak ve bu kez ödül vererek olumluya çevirdik.' Anıların değiştirilmesi, mekanlarla ilgili bilgilerin depolandığı hipokampus bölgesi ile duygusal tepkileri düzenleyen amigdala bölgesi arasındaki bağlantıların suni yöntemlerle uyarılması yoluyla sağlanıyor. Araştırma, özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyon tedavisi için büyük önem taşıyor. AA
Analog Makinelerden Vazgeçemeyen 14 Türk Fotoğrafçı
Sabır, ışığı kullanma becerisi ve zamanlama yeteneği.. Bunlar size neyi hatırlatıyor? Tabii ki analog fotoğraf çekimi! Her ne kadar dehşet verici özelliklere sahip, son teknoloji fotoğraf makineleri çıksa da biz nostaljiden yanayız diyorsanız, buyrun sizi günümüzün en iyi Türk analog fotoğrafçılarıyla tanıştıralım.
Güzelliğin 6 kuralı
Kuru saçlara muzSaçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.Salatalık sürün canlanınSalatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.İyi bir uyku çekinCildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgara karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar.Kırışıklıklara meyve Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık,  erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.Dudaklar balla parlasınBal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.Kuru cildin ilacı gülYağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
Çarpışan Galaksilerin En Net Görüntüsü
Gökbilimciler, uluslararası alanda yürütülen çalışmada iki galaksinin çarpışmasına ait bugüne kadar elde edilen en net fotoğrafı yakalamayı başardı. Gökbilimciler, yörünge ve yerdeki uyduları kullanarak iki uzak galaksinin çarpışmasına ait en detaylı fotoğrafı elde etmeyi başardı. 7 milyar yıl önce yaşanan çarpışmanın görüntüsü, Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Keck Gözlemevi ve NASA'nın ortak çalışmasıyla elde edildi. Gözlem, bir galaksi boyutunda, büyüteç görevi yapan kozmik bir cismin yardımıyla gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan Şili Concepcion Üniversitesi'nden Hugo Messias, 'Gökbilimciler genelde teleskoplarının gücü kadar görebilse de, evrenin yarattığı doğal lensler sayesinde görüş gücümüz ciddi olarak artıyor' dedi. Yerçekimsel mercekleme adı verilen yöntemde, çok uzaklardaki ışığı büken, hatta büyüten galaksi veya galaksi kümesinden yararlanılıyor. Dünya'dan başka türlü görünmesi mümkün olmayan kozmik cisimleri ortaya çıkaran yöntem, yerel ve uzak galaksileri çok daha genç oldukları zamanlarda karşılaştırma imkanı veriyor. En son gözlemde, Herschel Terahertz Geniş Alan Astrofizik Taraması (H-ATLAS) ile keşfedilen H-ATLAS J142935.3-002836 galaksisi kullanıldı. Görünür ışıkta aslında son derece sönük olan galaksi, çok uzak mesafelerdeki kızılötesi bölgede kütleçekimsel mercekleme yöntemiyle ortaya çıkarılan en parlak nesnelerden biri olma özelliğini taşıyor. Yıldız oluşumu daha iyi anlaşılacak Keck Gözlemevi ve Hubble Teleskobu ile elde edilen görüntülerde, ön tarafta yer alan gökada etrafında bir ışık halkası tespit edildi. Mercekleme görevi yapan gökadanın yandan görülen bir disk galaksisi olduğu tespit edilirken, sakladığı büyük toz bulutları nedeniyle arkasından gelen ışığı örttüğü belirtildi. Çarpışan iki galaksinin, geçmişte Samanyolu benzeri disk şekline sahip olduğu düşünülüyor. Gökbilimciler, çarpışan galaksilerin, her yıl Güneş'ten onlarca kat büyük yıldızlar meydana getiren Anten Gökadalarına benzediğini belirtti. H-ATLAS J142935.3-002836'nın, her yıl Güneş'in 400 katı büyüklüğündeki gaz kütlesini yeni yıldızlara çevirdiği belirtildi. Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan araştırma yer alan ESO Bilim Direktörü Rob Ivison, 'gözlem sayesinde galaksiler içindeki gazların hızı hakkında bilgi edindiklerini ve yıldız oluşumunu tetikleyen galaksi çarpışmalarını daha iyi anlayacaklarını' söyledi. Kaynak: Al Jazeera
Yanlışlıkla Çıkan 7 İcat
Tarih tekerrürden, bilim tesadüften ibarettir. Peki hiç yanlışlıkla ortaya çıkan icatları merak ettiniz mi ? Bilim, hayatımızın kolaylaşması açısından olmazsa olmazlardan bir tanesidir. İnsanlığa yapılan katkılar ve sorunlar karşısında sunulan çözümler hep daha iyi ve güzel bir yaşam amaçlanarak tasarlanmaya çalışılmaktadır. Ama kimi zaman bilim insanlığın yararına değil zararına da çalışabiliyor. PENİSİLİN İCADI Bir bilim adamı olan Sir Alexander Fleming , aslında penisilini bulduğu sırada ironik bir şekilde hastalıkları iyileştirecek mucizevi bir ilaç arıyordu. İşin garip tarafı ise Fleming’in bu ilacı deneylerini bir kenara attıktan sonra ortaya çıkmış olması. 1928 yılında Fleming bir gün attığı kirli bir Petri kabının içerisinde etrafındaki tüm bakterileri çözebilen bir küfün oluştuğunu görür. Bu küfü kendisi üretmeye kalktığında da Fleming küfün içerisinde frengiden bademcik iltihabına kadar pek çok hastalığı yok eden antibiyotik olan penisilini keşfeder. COCA COLA İCADI 1880 yılında Atlanta’da yaşayan eczacı John Pemberton, o zamanlarda “ Pemberton’ın Fransız Şarap Kokası ” adını verdiği ve şaraptan yapılma bir şurup ile koka özünün karışımından oluşan ilacı satıyordu. Bu ilaç baş ağrıları ve sinirsel hastalıklar karşısında oldukça etkiliydi. 1885 yılında ise Atlanta’da alkol satışı yasaklandı ve Pemberton’da tamamen koka tabanlı bir şurup hazırlayarak bunu karbonatlı su ile karıştırıp gazoz niyetine içmeye başlar. Sonuç ise her güne ve koşula ayak uydurabilen Coca Cola ortaya çıkar. Fakat günümüzdeki Coca Cola ‘nın o zamanlar ile arasında büyük dağlar var. PARÇA ÇİKOLATALI KURABİYE İCADI Tool House Inn’in sahibi Ruth Wakefield ‘in tek amacı sadece daha fazla çikolatalı kurabiye üretmekti. 1930 yılında Wakefield birkaç kurabiyeyi birleştirirken bir baktı ki düzenli olarak kullandığı çikolatadan kalmaz. O da bakkallardan satılan sıradan bir çikolatayı küçük parçalara ayırdı ve kurabiye hamurunun içine attı. Beklentisi çikolatanın eriyip hamura karışayacağı yönündeydi ama ortaya çok daha güzel bir sonuç çıkarak parça çikolatalı kurabiye meydana geldi. X IŞINLARI İCADI Her ne kadar X ışınları oluşturulamayan bir madde olsa da 1895 yılında Alman fizikçi Wilheim Roentgen , yaptığı bir deney sonucunda bu madde ile tanışır. Katot ışınları ile yaptığı rutin bir deney sırasında floresan özellikli bir kartın odanın diğer ucunda parladığını farkeder. Katot yayıcı ile radyasyonlu kartın arasında kalın bir ekran yerleştiren Roentgen, ışık partiküllerinin katı cisimlerin içinden geçebildiğini fark eder. Bunun sonucunda ise doğan röntgen cihazı da ilk olarak karısının elini çeken fizikçi cihaza kendi soyadını verir. KALP PİLİ İCADI John Hopps bir elektrik mühendisi olarak çalışırken, hipotermi yani vücut ısısının düşmesi sorununa karşılık bir araştırma içerisindeydi. Araştırmalarda vücut ısısını geri kazanabilmek için radyo dalgalarının ışınları kullanılıyordu. Deneyler esnasında kalbin sıcaklık düşüşü nedeni ile durması halinde onu yapay bir uyarı ile tekrardan çalıştırılabileceğini fark etti. Böylece 1951 yılında kalp pili icat edilmiş oldu. ANESTEZİ İCADI Anestezinin tam olarak kim tarafından bulunduğu henüz bilinmiyor fakat illa ki birilerine teşekkür etmek gerekiliyorsa o zaman o isimler Crawford Long , Wiliam Morton, Charles Jackson ve Horace Wells olacaktır. 1800′lü yıllarda ether ya da nitröz oksit karıştırılmış maddeler eğlence ve rahatlama amacı ile düzenlenen partilerde kullanılmaktaydı. 1884 yılında Horace Wells’in de katıldığı bir partide adamın birisi gülme gazının etkisindeyken bacağının kesildiğini fark eder. Lakin adam o sırada hiçbir acı hissetmezken, bu farkındalıktan sonra Wells bileşimi dişini çekerken kullanır. İşte o andan sonra anestezi Wells, Morton ve Jackson tarafından dişçilik işlerinde kullanılmaya başlanır. Crawford Long ise bu maddeyi ufak ameliyatlarda kullanmaya başlarken patlar gider. DONDURMA KÜLAHI İCADI Yıllar boyu tabaklarda sunulan dondurmalar 1904 yılında Dünya Fuarı’nda külahlara geçiş yapıldı. Fuarındaki bir dondurmacı oldukça yoğun iş yaparken yanındaki Waffle satıcısı sinek avlıyordu. Dondurmacının yoğun işi yüzünden bir süre sonra tabaklar tükendi. Bunun üzerine iki satıcı bir araya gelerek dondurmaları huni şekilde getirip, Waffle’ın üzerine koyarak satmaya başlar. Ardından dondurma külahı olarak tarihe geçmiş olur.
Reklam
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Sibirya Üzerinde Esrarengiz Çizgiler
Sibirya'da ortaya çıkan dev çukurların ardından, şimdi de nasıl ortaya çıktığı bilinmeyen dev çizgiler keşfedildi. NASA, çizgilerin Sibirya'ya özgü jeolojik yapıdan kaynaklandığını düşünüyor. 'Dünyanın sonu' anlamına gelen Yamal bölgesinde keşfedilen esrarengiz çukurların ardından, yine Sibirya'da yer alan yüzlerce kilometre uzunluğundaki çizgilere açıklama getirildi. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) görülebilen çizikler, Sibirya'nın Kulunda steplerinde yer alıyor. Kuzey Yarımküre'de 52'nci paralelde yer alan çizik şeklindeki yapılar, NASA Dünya Gözlemevi'ne fotoğraf gönderen uydular tarafından görüntülendi. Haziran 2014'te çekilen fotoğrafta, karenin başından sonuna uzayan çizgilerin 300 km'lik bir alanı kapladığı belirtildi. NASA'nın Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'ndeki bilim insanları, çiziklerin Sibirya'nın jeolojisinden kaynaklandığını düşünüyor. Bilim insanları, tektonik kuvvetlerin etkisiyle toprakta daha derinlere gömülen kayaların, az ağaçlı arazide uzunlamasına vadiler oluşturduğunu belirtti. Kayalar, arazi seviyesinden daha derine gömüldüğü için kuş bakışı açıdan çizik benzeri bir görünüm oluşturuyor. Çizgilerin 2003 kışında UUİ astronotları tarafından çekilen fotoğrafında, vadide yer alan bitki örtüsü daha belirgin olarak görülüyor. Fotoğrafın sol kısmında, Kulunda’da noktalar halinde yayılmış tuz göllerinden biri olan Gorkoye'de koyu yeşil renkli bitki örtüsüyle çevreleniyor. Rusya'nın buğday merkezi Livescience internet sitesinin haberine göre, Ruslar gölleri çamurlu sularında tedavi olma ümidiyle ziyaret ediyor. Ancak önemli bir buğday kaynağı olan Kulunda bölgesi, tarım potansiyeliyle Almanya'nın da ilgisini çekmiş durumda. Almanya Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, 2013 yılında bölgede araştırma yapılması için 4.2 milyon bütçe ayırdı. 20'inci yüzyılda fazlasıyla erozyona uğrayan bölgede tarım için önemli yatırım yapılması gerekiyor. Martin Luther Halle-Wittenberg Üniversitesi'nden Profesör Manfred Frühauf'a göre, Kulunda steplerindeki çiftçilerin çoğu etnik Almanlardan oluşuyor. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Omurga Cerrahisinde Dünyanın İlk 3D Baskılı Omurgası Kullanıldı
İlk defa Çin’de cerrahlar, genç bir hastaya kanserde kaybetti kemiğinin yerine yapay, 3D-baskılı omur nakli yaptı.Son beş saatlik bir operasyon boyunca, Pekin’de ki Peking Üniversitesi Hastanesinde cerrahlar Minghao adında 12 yaşındaki kanser hastası çocuğun ikinci omurunda bulunan tümörü çıkardı ve 3D-baskı ile oluşturulmuş omur ile değiştirmeyi başardı.Bilim ve teknoloji adına sevindirici olan bu haber, gelecek yıllarda 3D Baskı cihazlarının hayatımızda bir hayli yer alacağını kanıtlar nitelikte.
Güneş Enerjisiyle Çalışan Elektrik Santralleri Açılıyor
EKİNÖZÜ'NDE GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN ELEKTRİK SANTRALİ AÇILDI KAHRAMANMARAŞ'ın Ekinözü İlçesi'nde, 1 milyon Euro'ya mal edilen güneş enerjisiyle çalışan elektrik santrali düzenlenen törenle açıldı ve üretime başladı. Özel bir şirket tarafından ilçenin Heyik mevkiindeki 20 dekarlık alan kurulan ve 1 milyon Euro'ya mal edilen elektrik santrali için açılış töreni düzenlendi. İlçenin elektrik ihtiyacının 4'te birini karşılayacak santralin açılış törenine Ekinözü Kaymakamı Fatih Gül, Ekinözü Belediye Başkanı Nursi Çeleğen ve vatandaşlar katıldı. Açılışta konuşan Ekinözü Kaymakamı Fatih Gül, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacının karşılanmasında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttığını belirterek, 'Başta teknolojik gelişmeler olmak üzere enerji ihtiyacımızın her geçen gün arttığı günümüzde, değişik enerji kaynaklarının zararları da tartışılıyor. Böyle bir ortamda böylesine zararsız bir şekilde doğanın ve güneşin kullanılması ile elde edileceği bu tesisin başta ilçemize ülkemize hayırlı olmasını diliyorum' dedi. Akdemir Kömür Madencilik ve Enerji Ticaret ve Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Murtaza Temirci ise doğduğu ilçeye yatırım yapmaktan mutlu olduğunu söyledi. Konuşmaların ardından santralin açılışı yapıldı.MELİKGAZİ BELEDİYESİ'NDEN GÜNEŞ ENERJİSİ ATAĞI KAYSERİ'de merkez Melikgazi Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, belediye olarak doğa ve çevreye büyük önem verdiklerini özellikle enerji konusunda büyük hassasiyet gösterdiklerini bu amaç ile rüzgar ve güneş enerjisi hakkında araştırma yaptıklarını söyledi. Başkan Büyükkılıç, güneş enerjisi ile ısıtılan su ile abdest alma yerleri oluşturduklarını ve bunun örneklerini şehrin muhtelif camilerin abdest alma merkezlerinde görülebileceğini hatırlattı. Başkan Büyükkılıç, Melikgazi Belediyesi bünyesinde oluşturulan Enerji Tasarruf ve Verimliliği Komisyonunca güneş enerjisinden elektrik enerjisi üreten tesisleri gezerek çalışmalar hakkında bilgiler aldı ve örnekleri inceledi. Melikgazi Belediyesi sosyal ve spor tesisleri, zabıta birimleri, temizlik ve fen işleri atölyeleri, fidanlık ve sera tesislerinde güneş enerjisinden elektrik üretip bu tesislerde kullanmak istediklerini belirten Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, şunları söyledi: 'İlklerin belediyesi ve referans belediye olarak doğa ve çevre dostu bir belediye olduğumuzu her zaman kanıtlıyoruz. Elektrik enerjisi ile çalışan hizmet otosu, güneş enerjisi ile ısıtmalı abdesthaneler bu konuya verdiğimiz önemin bir ifadesidir. Çöp toplama araçlarının elektrikli olması için çalışma başlattık. Yeni alınacak çöp toplama araçları mutlaka elektrik motorlu olacaktır. Belediyemizin sosyal ve spor tesisleri ile diğer tesislerin tamamının güneş enerjisinden elektrik üretim bu tesislerde kullanarak enerji harcamalarını büyük oranda azaltarak daha çok park ve yeşil alan inşa edeceğiz. Anadolu güneşi bundan böyle enerjiye dönüştürerek Anadolu’yu aydınlatacaktır. Belediye olarak bu çalışmayı mutlaka yerine getireceğiz.' Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, güneşten elektrik enerjisi elde ederek belediye tesislerinde kullanarak ekonomiye büyük katkı sağlayacaklarını ekledi. GÖLBAŞI'NA GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN SANTRAL KURULDU ADIYAMAN'ın Gölbaşı İlçesi'nde, işadamı Ahmet Dağılmış tarafından güneş enerjisiyle elektrik üreten santral kuruldu. Güneş panellerinin bulunduğu santralde yılda 1 milyon 600 bin kilovat elektrik üretilmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisinden elektrik üreten sistem, Adıyaman'da ilk kez işadamı Ahmet Dağılmış tarafından ilçeye bağlı Yarbaşı Köyü'nde kuruldu. Yaklaşık 3 ay önce 1 milyon 300 bin Euro'ya mal edilen santralde yılda 1 milyon 600 bin kilovat elektrik üretilmesi planlanıyor. Santralin sahibi işadamı Ahmet Dağılmış, kendisine ait arazide kurduğu santralde 3 aydır elektrik üretimi yapıldığını belirterek, 'Türkiye’de 1 megavatlık bir üretim yapan tesis sadece bizim santralde bulunuyor. Buradan kazandığımız parayla ilçemize yatırım yaptık ve bu tesisi kurduk. Bu tesisin kurulumu yaklaşık 1 milyon 300 bin Euro'ya mal oldu ve 3 aydır elektrik üretiyoruz. Yıllık üretim şu anda ortalama 1 milyon 600 bin kilovat saat düzeyinde. Devlet 10 yıl alım garantisi verdi ve şu anda ürettiğimiz elektriği devlete satıyoruz. Santralde ürettiğimiz elektrik şu anda Besni ilçesi elektrik hattına bağlantı yapılarak bu ilçeye veriliyor' dedi. DHA
Çin Sesten Hızlı Denizaltı Geliştirebilir
Çinli bilim insanları, denizaltıların sualtında sesten hızlı ilerlemesini sağlayacak teknolojiyi geliştirmeye çok yakın olduklarını açıkladı. Başarılı olması halinde, süpersonik denizaltı Şanghay ile San Francisco arasındaki mesafeyi 100 dakikada kat edebilecek. Çin'in Harbin Teknoloji Enstitüsü'nde görevli bilim insanlarının, denizaltı veya torpidoların sualtında sesten hızlı ilerlemesini sağlayacak bir teknoloji geliştirdiği belirtildi. South China Morning Post gazetesinde duyurulan habere göre, Karmaşık Akış ve Isı Transferi Laboratuvarı'nda Profesör Li Fengchen'in başında yer aldığı ekip, süper hızlı sualtı yolculuğu için karmaşık bir 'hava balonu' yaptı. Li,'yaptıkları çalışmanın potansiyelinin heyecan verici olduğunu' söyledi. Çinlileri geliştirdiği teknolojinin, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler tarafından geliştirilen 'Supercavitation' teknolojisine benzetiliyor. VA-111 Shkval adlı torpido için geliştirilen teknoloji, suyun neden olduğu engeli aşmak için sualtı aracının bir balon içinde ilerlemesini öngörüyor. Sovyetlerin, söz konusu teknolojiyle Shkval torpidosunu 370 km hıza ulaştırdığı biliniyor. Birçok alanda kullanılabilir Li, balonun suyla direkt temasını önlemek için içine tekerlek sistemi yerleştirdiklerini belirtti. Supercavitation ile su altına dalacak olan araçların düzenli olarak yüzeylerine su püskürterek nemli kalacağı bilgisi verildi. ‘Sıvı-zar’ yüzeyi sayesinde su ile sürtünmesi azalacak olan denizaltı, 75 kilometre hıza ulaştığında supercavitation moduna geçecek ve sürtünme kuvvetleri kontrol altında tutularak sesten hızlı ilerlemeye başlayacak. Li, supercavitation yönteminin motorlarla sağlanan itme gücünden farklı olduğunu belirterek, sıvı-zar yöntemiyle sualtında çok yüksek hızlara erişebileceklerini ifade etti. Li, South China Morning Post'a yaptığı açıklamada teknolojinin başarılı olması halinde birçok alanda kullanılabileceğini, sualtı taşımacılığının yanı sıra yeni nesil dalış kıyafetleri üretilebileceğini söyledi. Al Jazeera
Reklam
En Farklı 10 Yatak Modeli
Bu yatak gerçekten oldukça garip. Çünkü sadece tek bir pozisyonda uyumak için dizayn edilmiş. Cenin pozisyonunda yatmak için mükemmel tasarlanmış ancak kim bütün bir gece hiç kımıldanmadan cenin pozisyonunda uyuyabilir ki? Bu tasarım iyi bir uyku için kesinlikle en doğru tercih değil.
Ölümünün 114. yılında F. W. Nietzsche ve Tarihe Damga Vuran Sözleri
Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazan Nietzsche 15 Ekim’de, Lützen yakınlarındaki Röcken’de doğdu. Babası Karl Ludwig papaz annesi Fransizka ise papaz ailesinden gelmektedir. Nietzsche henüz beş yaşındayken babasını kaybeder. Bir yıl sonra ise erkek kardeşinin ölümü üzerine, annesi ve kızkardeşiyle birlikte Naumbourg’daki büyük annesinin yanına taşınır. İlk kompozisyonu 10 yaşında kaleme aldı 1851 yılında Weber Enstitüsü’nde, eğitimine başlar. Annesinin ona piyano hediye etmesiyle ilk müzik derslerini alır. 10 yaşında ilk kompozisyon denemelerine başlar. Ortaöğrenimi sürecinde birkaç deneme çok sayıda şiir ve kompozisyon kaleme alır. 1864 yılında Bonn Üniversitesi’nde ilahiyat eğitimine başlar. Ancak bir yıl sonra kararını filoloji eğitimi yönünde değiştirir. Felsefeye ilk adımı Schopenhauer ile attı 1866 yılında Schopenhauer okumalarına başlar bir yandan da Yunan filolojisi üzerine denemeler kaleme alır. Felsefeye olan ilgisinin giderek arttığı bir dönemde Richard Wagner’le tanışır. 1869 yılında henüz 24 yaşında ve doktorasını dahi tamamlamamışken Ritschl’nin kendisini tavsiyesi üzerine Basel Üniversitesi’nde klasik filoloji profesörü seçilir. 1870 yılında Fransa ve Almanya arasındaki savaşa hastabakıcı olarak katılır. Bu esnada yaralanır ve hastalanır. Bale’aya geri döndüğünde tragedyanın doğuşu’ nun ana temalarını yerli yerine oturtmaya çalışır. 1872’de Müziğin Ruhundan Tragedyanın doğuşu adlı eseri yayınlanır. Bu sırada derslerine devam etmektedir. Yunan felsefe ve tragedyası üzerine dersler verir. İlk baş ağrıları başladı 1873 yılında Zamana Aykırı Düşünceler’in birincisi yayınlanır. Aynı yıl Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe’yi kaleme alır. Bu dönemde Nietzsche’nin şiddetli migren krizleri baş gösterir. Görme bozukluğu nedeniyle düşüncelerini yazdırmak zorunda kalır. Bu süreçte başağrıları mide ağrıları giderek artar ve iki yada üç haftada bir yatağa düşmesine sebep olur. 1874’de Zamana Aykırı Düşünceler’in ikincisi yayınlanır. 1876’da artan sağlık problemleri nedeniyle bazı derslerinden muaf tutulur. 1876 yılında Zamana Aykırı Düşünceler’in sonuncusu olan ‘Richard Wagner Bayreuth’ta’yı yayınlar. Sonbaharda Paul Ree ile İtalya’ya yolculuk yapar. Sorrente’de bulunan Wagner’lerle son kez burada görüşür. İşte, Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin tarihe damga vuran sözlerinden bazıları:
Reklam
Cumhurbaşkanı Gül'den Veda Mesajı: 'Tarafsızlığımı Titizlikle Korudum'
Görev süresi 28 Ağustos’ta dolacak olan Cumhurbaşkanı Gül, halka hitaben yayımladığı veda mesajında, “Millî iradenin temsilcisi, yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçildiğim Cumhurbaşkanlığı görevimde, öncelikle, Çankaya’nın kapılarını halkımıza açtım. Devleti ve Milleti kucaklaştırdım, kaynaştırdım. Anayasa’yı uygulama ve devlet kurumları arasında uyumu sağlama görevimi, en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım” dedi. Görev süresi 28 Ağustos’ta dolacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, halka hitaben bir veda mesajı yayımladı. Cumhurbaşkanı Gül, mesajında şunları söyledi: “Aziz Vatandaşlarım, Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı olarak görev süremin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bugün sizlere veda ederken, geçen yedi yılın samimi bir muhasebesini, değerlendirmesini de yapmak istiyorum. Millî iradenin temsilcisi, yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçildiğim Cumhurbaşkanlığı görevimde, öncelikle, Çankaya’nın kapılarını sizlere, halkımıza, açtım. Devleti ve Milleti kucaklaştırdım, kaynaştırdım. Anayasa’yı uygulama ve devlet kurumları arasında uyumu sağlama görevimi, en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Yasama, yürütme ve yargı organlarının başkanlarını her yıl düzenli olarak burada bir araya getirerek, diyalog ve uyumlarına katkıda bulundum. Siyasi kimliğime rağmen, tarafsızlığımı titizlikle korudum. Siyasi partilerimiz ile gündemdeki konularda düzenli temas ve istişare ettim. Hükümetlerimizle yakın işbirliği ve uyum içinde çalışmamın yarattığı sinerjinin, ülke refahına ve istikrarına önemli katkısı oldu. Yurt dışında da, devletimizi ve milletimizi, gücüne ve itibarına yakışır biçimde temsil ettiğime inanıyorum. Devlet organlarına ve toplumumuza verdiğim mesajlarda, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olmanın gereklerine hepimizin azami özen göstermesini istedim. Millî birlik ve bütünlüğümüzün ancak böyle bir temel üzerinde daha iyi korunacağına güvendim. Aynı şekilde, insan haklarına saygının, eğitimde fırsat eşitliğinin, iyi yönetişimin, kadın-erkek eşitliğinin kalkınma ve demokrasinin gereği olduğu anlayışına öncülük yapmaya gayret ettim. Böyle bir anlayışın bölgemizde ve dünyada etkili olması için de telkinlerde bulundum. Siyasi hayatımın başından itibaren, Türkiye’mizin, Müslüman kimliğine sahip bir ülke olarak, demokrasiyi tüm unsurlarıyla en güzel biçimde hayata geçirmeyi başarmasının hem İslam âlemi, hem de dünya barışı için büyük bir kazanç teşkil edeceğine kuvvetle inandım. Dolayısıyla, Avrupa Birliği’ne katılım sürecimizi çok önemsedim. Sevgili Vatandaşlarım, Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak, evvelce görev yaptığım dönemlerde bizzat öncülük ettiğim ve uyguladığım siyasi ve ekonomik reformların devamına, Cumhurbaşkanı olarak da kuvvetli destek verdim. Bu çizginin sapmadan sürmesi için, 21. yüzyıla yakışan yeni bir Anayasanın en geniş katılımla hazırlanması ve mümkünse oydaşmayla benimsenmesi için birçok kere çağrılar yaptım. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin, denge-fren sisteminin demokrasimiz için önemini sık sık vurguladım. Seçim sandığının kutsal, halkın iradesinin demokrasinin temeli olduğunu söyledim. Ayrıca, demokrasinin diğer ilke ve değerlerinin önemini de hep hatırlattım. Demokrasimizin temeli olan kurumların zaafa uğratılmamalarının, aksine, güçlendirilmelerinin önemine hep işaret ettim. Hukukun üstünlüğü ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerinin, hiçbir şekilde zedelenmemesi için çalıştım. Aynı şekilde, fikir, din, inanç ve vicdan özgürlüğü, her zaman en üstte tuttuğum değerler oldu. Basının ve sosyal medyanın özgürlüğünü titizlikle gözettim; bunun ancak istisnai ve meşru hallerde sınırlanabileceği uyarısında bulundum. Siyasette ve medyada kimi zaman ölçüsüz biçimde sert ve kırıcı üslup kullanıldığında uyarılarda bulunmak zorunda kaldım. Bu nedenle, ülkemizin ulaştığı düzeye ve geleneksel ahlak ve adabımıza yakışan yeni bir siyaset üslubuna olan ihtiyacı sık sık dile getirdim. Ülkemizde uzlaşı kültürünün yerleşmesini çok arzu ettiğimi ve bu yönde gayret gösterdiğimi, eminim ki, takip ettiniz. Zor günlerde, sizlere güven ve sükûnet aşılamaya gayret ettim. Kutuplaşma ve rövanşizm, intikamcılık eğilimleri tespit ettiğim zamanlarda, bunlardan kaçınılmasını hep arzu ve telkin ettim. Zira vatandaşlarımızın benimsemiş olduğu, istisnasız bütün din, mezhep, inanç, düşünce ve kimliklerin çeşitliliğimizi, zenginliğimizi, ortak gücümüzü teşkil ettiğine samimiyetle inandım. Toplumumuzun bütün kesimleriyle bu doğrultuda diyaloglar, köprüler kurdum. Din ve ibadet özgürlüğünün temel hak ve özgürlüklerin ayrılmaz bir parçası olduğuna olan inancımla, laikliğin yanlış uygulanmasına son verilmesini her zaman savundum ve destekledim. Başörtüsü meselesinin ülkemizi bölmesine devletimizin en üst düzeyinde son verdiğimi gördünüz. İlk Cemevi ziyaretini yaptım, Alevi iftarlarına katıldım. Gayrimüslim vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilendim, dini bayramlarını kutlamayı ihmal etmedim. Aziz Vatandaşlarım, Hatırlarsanız, yedi yıl önce ilk yurt içi seyahatimi bazı Doğu illerimize yapmıştım. Bu seyahatte halkımızın, şahsımda devletimize gösterdiği coşkulu muhabbet ve saygı beni derinden etkiledi. Kürt asıllı vatandaşlarımın tarihten kaynaklanan kültürel, insani, siyasi ve ekonomik sorunlarının çözümü için yapılan çalışmalara ilham ve destek verdim. Askerî vesayet ve darbe tartışmalarına son verilmesini sağlayan düzenlemeleri onayladım. Başkomutan sıfatımla, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları ve mensuplarının sorunlarıyla çok yakından ilgilendim. Ordumuzun modernleşmesine ve güçlenmesine büyük emek verdim. Savunma Reformu hazırlıklarına öncülük ettim. Şehit ve gazilerimize her zaman özel ilgi ve ihtimam gösterdim. Genel olarak uzun tutukluluk sürelerinden ve milletvekili, Genelkurmay Başkanı ve gazetecilerin tutuklanmalarından dolayı, yeri geldiğinde endişelerimi ve uyarılarımı kamuoyu ile açıkça paylaştım. Kamu yönetiminde devlete sadakatin, liyakat ve ehliyetin esas olması gerektiğini hatırlattım. Devlet sistemi içinde, Anayasa ve kanunlardan kaynaklanmayan herhangi bir dayanışma ve yapılanmaya müsaade edilemeyeceğini her zaman vurguladım. Aziz Vatandaşlarım, Cumhurbaşkanı olarak, ülke yönetiminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin egemen olmasını arzu ettim. Bunun, demokratik yönetimin ve refahın temeli olduğuna dikkat çektim. Bu doğrultuda, Sayıştay’ın denetim yetkilerinin korunması konusunda titiz davrandım. Ayrıca, Devlet Denetleme Kurulu’nu, kamu vicdanı ve çıkarları doğrultusunda görevini yapması için, tarihinde ilk kez, bu derece aktif duruma getirdim. Ekonomide ise, siyasi istikrar-ekonomik büyüme ilişkisine verdiğim önemi hep vurguladım. Sürdürülebilir büyümenin gerekleri konusunda tavsiyelerde bulundum. Bu çerçevede, eğitimde kalitenin, bilimsel-teknolojik gelişmenin, girişimciliğin teşvikinin önemine sık sık dikkat çektim. Artık bilgi toplumuna dönüşmemizin gerektiğini söyledim. Önümüzdeki esas sınamanın ve kritik eşiğin, orta gelir tuzağına düşmemek olduğu konusuna dikkat çektim. Bu yönde ekonomik ve hukuki reformlar yapılmasında ısrar ettim. Ekonomik-sosyal hayatımızın temeli olarak gördüğüm işadamı, sanayici ve tüccarlarımız, işçi ve memur sendikaları, çiftçi, esnaf ve meslek kuruluşları, en sık temas ettiğim kesimler arasında yer aldı. 81 ilimize yaptığım ziyaretlerimde belediyeleri parti ayrımı yapmaksızın ziyaret ettim. Bu ziyaretlerimde halkımızın kardeşlik ve beraber yaşama duygularını hep teşvik ettim. Eşimle birlikte birçok sosyal sorumluluk projesine himaye verdik. Zengin kültür mirasımızın korunmasında da öncülük etmeye çalıştım. Her vesileyle çevrenin ve doğal hayatın korunmasında duyarlılık yaratmaya gayret ettim. Din âlimlerimiz ile sanatçılarımızı, fikir, bilim ve kültür insanlarımızı, üniversitelerimizi entelektüel ve manevi zenginliğimizin saygın temsilcileri olarak gördüm. Onlarla ve ayrıca gençlerimizle yakın diyalog içinde oldum, görüşlerinden faydalandım. Sevgili Vatandaşlarım, Devletimizi ve milletimizi yurt dışında da eşimle birlikte en büyük özeni göstererek temsil ettik. Ülkemizin dış politika hedefleri ve stratejik çıkarları doğrultusunda yoğun bir diplomatik faaliyet içinde oldum. Türkiye’nin diplomaside erdemli gücü temsil etmesi gerektiği inancıyla, bölge ve dünya barışına samimi katkıda bulunmayı amaçladım. Diğer yandan bu faaliyetlerimin ekonomi ve ticaretimizin, iş dünyamızın ihtiyaçlarına, ulaştırma ve enerji gibi stratejik alanlardaki çıkarlarımıza cevap vermesini sağladım. Yurt dışı seyahatlerimi iş adamı, tüccar ve müteşebbislerimizin projelerini, ihracatlarını, yatırımlarını değerlendirdikleri büyük seferlere dönüştürdük. Birçok ülkeye Türkiye’den yapılan ilk ziyareti gerçekleştirdim. Birçok ülkeden ilk kez devlet başkanı ağırladım. Dost ve müttefikimiz olan ülkelerin liderleriyle ilişkilerimizi en üst düzeyde pekiştirdim. 40 yıl aradan sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine büyük bir başarıyla seçilmemizin sevincini yaşadım. Konsey’e bizzat başkanlık ettim. Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecimizin aksamadan ilerlemesinde titizlik gösterdim. Komşu, dost, akraba ve soydaş ülkelerle sıcak ilişkilerimizi güçlendirerek korudum. Türk Dünyasıyla ve İslam Âlemiyle ilişkilerimizin en üst düzeye ulaşmasına katkıda bulundum. Kıbrıs davamıza desteğimi, ilk ve son ziyaretlerimi Yavru Vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yaparak, kuvvetli biçimde ifade ettim. Dünyanın dört bir yanındaki Türk vatandaşlarıyla, gurbetçilerimizle, soydaşlarımızla her vesileyle yakından ilgilendim. Asya’daki büyük ekonomiler ve yükselen ülkelerle yeni ilişkiler geliştirdim. Afrika ve Latin Amerika gibi uzak bölgelere ulaştım. Başta Filistin ve Dağlık Karabağ olmak üzere bölgemizin kronik dış politika ihtilaflarında sorun-çözücü yaklaşımlar geliştirdim. Filistin davasına her zaman sahip çıktım. Bazı bölgesel iş birliği girişimlerine ve uzlaşı mekanizmalarına öncülük ve ev sahipliği ettim. Uluslararası forumlarda yaptığım çağrılarda, yoksulluk, uyuşturucu madde sorunu, kitle imha silahlarının yayılmasından, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, mezhepçilik, fanatizm, İslamofobi ve antisemitizme kadar küresel sorunlara ve tehditlere karşı insanlığın ortak mücadele vermesini teşvik ettim. Aziz Vatandaşlarım, Yedi yıl boyunca, her düşünceden, siyasi partiden, inançtan ve kimlikten, kadın-erkek, genç yaşlı vatandaşlarımın bana olan sıcak muhabbetini ve güvenini yakından hissettim. Gösterdiğiniz samimi muhabbet ve güven, Cumhurbaşkanlığı dönemimin bende kalan en aziz hatırası olacaktır. Yüce Meclise, Hükümetimize ve yargı oranları ile sivil toplumumuza benimle yaptıkları değerli iş birliği için içtenlikle teşekkür ediyorum. Ecdadımızın, devletimizin kurucularının, şehitlerimizin, kahramanlarımızın aziz hatıralarını bu vesileyle bir kez daha yâd ediyor, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Görevimden ayrılırken, Aziz Türk milletinin ve ülkemizin geleceğine olan inancımın tam olduğunu ifade etmek isterim. Şahsım ve ailem adına, hepinize Cenab-ı Allah’tan sıhhat ve selamet diliyorum. Gençlerimizin, çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.”
'Sayın Genel Başkan Şerefli İkinciliğe Razı, Ben İktidar Diyorum'
CHP 18. Olağanüstü Kurultayı'nda genel başkanlığa aday olacağını açıklayan Yalova Milletvekili Muharrem İnce, kurultayda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceğini açıklayan CHP İzmir İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. İl Başkanı Ali Engin'in olmadığı ziyarette İnce'yi, Örgütlenmeden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Barış Erel ve İl Sekreteri Sevda Erdan Kılıç ile partililer karşıladı. İnce, düzenlediği basın toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiyi iktidar yapamayacağını kaydederek, 'O şerefli ikinciliğe razı. Ben ise değilim. Ben iktidar diyorum, Sayın Genel Başkan 'anlamlı bir kayıp olmazsa kalırım' diyor. Yani şerefli 2.'liğe razı. Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın, Trabzonspor'un teknik direktörü dese ki 'ben ikinciliğe razıyım' kulüp başkanı onu orada tutar mı? Ben şerefli ikinciliğe razı değilim. Sokaklarda, meydanlarda ben varım' diye konuştu. Neden aday olduğuyla ilgili cevabının bugün bir gazetede yer aldığını belirten İnce, şunları söyledi: 'Sayın Genel Başkan diyor ki 'anlamlı bir oy kaybı olursa bırakırım'. Sayın Genel Başkan Haziran 2011'de de 'Anlamlı bir oy artışı yüzde 40'ı bulamazsam bırakırım diyordu'. O zaman 'artışı sağlayamazsam bırakırım' diyor, aradan 3 yıl geçmiş 'çok fazla kaybetmezsem bırakmam, çok kaybedersem bırakırım' diyor. Ben kayıp falan bunları söylemiyorum. Ben iktidar vaat ediyorum, aramızdaki fark bu.' 'Türkiye'de solun oyunun yüzde 30, CHP yüzde 25 alıyor, bununla idare et' yaklaşımını doğru bulmadığını ifade eden Muharrem İnce, Bülent Ecevit'in aldığı yüzde 42'lik orana talip olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu'nun iddiasının bulunmadığını, kendisinin ise iddialı olduğunu savunan İnce, 'Aramızdaki bir fark; o seçmenleri tıpış tıpış sandığa götürmek istiyor, ben seçmeni koşa koşa sandığa götürmek istiyorum. Partinin mekanizmalarını çalıştırarak bunu yapmak istiyorum. Türkiye'de her şey değişti ama bir tek muhalefet değişmiyor. Bakın insanlar borç batağında, tarım çökmüş. Her türlü sorun var. Bütün şartlar oluşmasına rağmen CHP umut olamıyor. Koşullar uygun ama CHP'nin el fireni çekilmiş hareket edemiyor' diye konuştu. Göreve getirilmesi halinde yapacaklarını anlatan İnce, partinin büyük bir dönüşüm yaşayacağını, bütün adayların ön seçimle belirleneceğini, koltukta oturmak için çeşitli oyunlara girmeyeceğini, genel merkezin milletvekili seçimlerindeki kontenjanını yüzde 5'e düşüreceğini bildirdi. Seçilmesi durumunda Diyarbakır'da farklı İzmir'de farklı konuşmayacağını, insanlara yalan söylemeyip kandırmayacağını belirten İnce, Türkiye'de demokrasi iddiasında bulunabilmek için önce partilerinde demokrasiyi işleteceklerini dile getirdi. Başbakan olma iddiasıyla yola çıktığını belirten İnce, şöyle devam etti: 'Bana teyzem 'ne olacaksın' dediğinde 'milletvekili' demiştim. Anılarımda böyle yazmıştım. Şimdi doğrusunu söylüyorum. Aslında o zaman 'başbakan' olacağım demiştim. Bana o zaman 'niye 10 yıldır milletvekili dedin' diyebilirsiniz. Bilim insanları doğruyu bulduğunda, siyasetçiler ise zamanı geldiğinde söyler. Artık zamanı gelmiştir. 11 yaşında söylediğimi, bugün hep birlikte yapacağız.' İnce, Ali İsmail, Berkin Elvan Kadar, Abdullah Cömert kadar cesur olacaklarını, 'hak arayanları, gençleri sopa ile döverek öldürenlerden hesabını soracaklarını' ifade etti. Genel başkan adaylığını açıkladıktan sonra Anadolu'nun dört bir tarafından umut yükseldiğini, bunu hissettiğini söyleyen Muharrem İnce, 'Üyelerle bir genel başkanlık seçimi yapılsa yüzde 85-90 oy alırım. İzmirimizin kurultay delegelerine sesleniyorum. Eşinize, çocuğunuza, komşunuza sorun onlar size kimi öneriyorsa vicdanınızla birlikte karar verin. Eminim sokakta, milletin yüreğinde, cumhuriyetçilerin, aydınlık insanların yüreğinde ben varım' diye konuştu. Aleviler'in haklarını Rize'de, Trabzon'da anlatacağını, sadece alkış almak için Tunceli'de Aleviler'in sorunlarını dile getirmeyeceğini belirten İnce, 'Türkiye'nin birikmiş sorunlarını, Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz?' sorusunu, 'Gezi'de, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Fenerbahçeli, Galatasaylı, Beşiktaşlı, BDP'li, CHP'li, TGB'li hep birlikte oldu mu? Oldu... İşte ben bunu başaracağım' diye yanıtladı. Genel Başkanlığa daha önce aday olmamasının sebebi sorulan İnce, 'Eğer 2015'te CHP yüzde 30 altında oy alırsa, AK Parti yine yüzde 45'i aşarsa, başkanlık sistemi gelirse o zaman yandık. Bir daha CHP umut da olmaz. Yani bu seçimde gerileteceksin, öbür seçimde indireceksin. Genel başkan bu ruhu gösteremez' yanıtını verdi. İnce kurultayda başarısızlık yaşaması durumunda istifa etmeyeceğini belirterek, 'Burası benim yuvam. Bir yere gitmem' dedi. İl Başkan Yardımcısı Barış Erel de, CHP'nin girdiği her kurultaydan güçlenerek çıktığını, demokratik yarışın koşullarını sağlamanın her kademedeki partilinin görevi olduğunu söyledi. İnce'yi karşılayanlar arasında CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklayan Şahmar Dalmış da bulundu. Dalmış, İnce'ye İl Başkanlığı önünde çiçek verdi. Muhabir: Ali Rıza Karasu | AA
Reklam
Laboratuvarda İlk Kez İşlevsel Bir Organ Üretildi
İngiliz bilim adamları, laboratuvar ortamında ilk kez bütün işlevlerini yerine getiren organ üretti. 'Nature Cell Biology' dergisinde yayımlanan araştırmada, laboratuvarda üretilen ve yeniden programlanan hücreler ilk kez yaşayan bir hayvanda işlevini tamamen yerine getiren bir organ oluşturmak için kullanıldı. İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi Rejeneratif Tıp Merkezi Araştırma Konseyi'nde fareler üzerinde yapılan araştırmalarda söz konusu hücreler kullanılarak bağışıklık sisteminin çok önemli bir parçası olan timus bezi oluşturuldu. Laboratuvar ortamında üretilen hücrelerden elde edilen timus bezinin, işlevlerini yerine getirerek enfeksiyonlara karşı savaşmak için T hücresi ürettiği gözlendi. Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Clare Blackburn, 'inanılmayacak kadar heyecan verici' olarak nitelediği araştırmada ' Laboratuvar ortamında hücreleri yeniden programlayarak vücuda nakledildiğinde işlevlerini tam olarak yerine getiren bir organ oluşturan suni bir hücre türü elde ettik. Şimdiye kadarlaboratuvar ortamında elde edilen organlar, büyüklük ve işlevsellik açısından sınırlıydı. Araştırmamız, laboratuvar ortamında klinik olarak kullanılabilir, suni bir timus elde edilmesi açısından çok önemli bir adım' dedi. Laboratuvar ortamında elde edilen organların yeni ilaçların geliştirilmesine de büyük katkı sağlayacağına dikkati çeken Blackburn, organın doğuştan timusu olmayan çocukların tedavisinde kullanılabileceğine işaret etti. Araştırmanın, gelecekte organ nakline alternatif oluşturacak yapan organ üretiminde de çığır açması bekleniyor. Geçen yıl da Avusturya Bilimler Akademisi Moleküler Biyoloji Enstitüsü, laboratuvar ortamında 9 haftalık bir fetüsünkine benzer gelişim gösteren bezelye büyüklüğünde beyin üretmeyi başarmıştı. Muhabir: Gökhan Kurtaran | AA
Hepimiz Afrikalıyız! Modern İnsan Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Şey
Perseus Medusa'yı, Herkül Hydra'yı öldürmüş, Tuğrul ve Çağrı beyler Dandanakan Savaşı'nda Gazneli Mahmut'un ordularını silip süpürmüş olabilir. Bütün bunlar Plesiadapis'in başarısı yanında minik bir ayrıntı sayılır. Sadece 2,1 kiloluk bu küçücük canlı, döneminin bütün memelilerinden daha zekiydi. Çok zor şartlar altında, inanılmaz işler yaparak bütün primatların atası oldu. Ataları 65 milyon yıl önce dinozorların ve dünyadaki bütün türlerin yüzde 75'ini yok eden büyük bir kozmik soykırımdan sağ çıkmayı başarmıştı. Kendisi bu soykırımdan 10 milyon yıl kadar sonra, yani 55 milyon yıl önce Kuzey Amerika'da dünyaya geldi. Talihsizlik, onun da başından bela eksik olmadı. Paleosen dönemde hiç suçu olmadığı halde küresel ısınmayla uğraşıyor, denizler taşıp kıtaları su altında bırakırken hayatını idame ettirmeye çalışıyordu. Başarılı oldu. Çocukları Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya sonra Afrika'ya geçiş yaptılar. Büyüdüler, serpildiler, küresel ısınma nedeniyle oluşan tropik atmosferde ortalığı saran ağaçların birinden birine atlayıp günlerini gün ettiler. Yavruları arasından primatlar, onların arasından da Homo sülalesine mensup Homo Sapiens'ler çıkacak, akıllı telefonu, dijital kol saatlerini ve zamanlarını bir masanın önünde oturarak geçirmeyi öğrenecek, görünürde canlıların soyunu tüketecek kozmik bir olay olmadığı için de can sıkıntısından küresel ısınma çıkartıp, bunun hakkında pek düşünmeden hayatlarına devam edecek, Dandandakan savaşının tarihini ezberlemelerini isteyen tarih hocalarının kötü hatırasını unutmaya çalışacaklardı. Pek başarılı olamadılar. (1040)
Daha Uzun Yaşamanızı Sağlayacak 17 Öneri
Bilim insanları, insan ömrünü uzatabilmek için çok sayıda araştırma yürütmektedir.  Google bile 'Calico' adını verdiği bir program ile yaşlanmayı önlemenin yolları üzerinde durmaktadır. Calico'nun faydalarını görmeye başlamamıza daha uzun yıllar var gibi görünmektedir, bu sebeple sizler için bugünden sağlığınızı daha iyi bir hale getirmenizi ve hatta ölümü biraz daha ötelemenizi sağlayacak bazı aktiviteleri derledik.
Uçaklar İçin Akıllı Deri Üretilecek
İngiliz BAE Systems şirketi, uçakların yüzeyini kaplayacak binlerce mikro alıcıdan oluşan 'akıllı deri' üzerinde çalışıyor. Uçaklara hissetme özelliği kazandıracak teknoloji performans ve güvenlik alanında önemli gelişmeler sunacak. Uçakların dış yüzeyini örtecek alıcılarla kaplı bir örtü geliştirmeye çalışan bilim insanları, gelecekte hava araçlarının hissetmesini sağlayabilir. Dünyanın en büyük uzay-havacılık ve elektronik şirketlerinden olan BAE Systems İleri Teknolohi Merkezi'nde yapılan çalışmada, uçakların binlerce mikro-alıcı içeren deri benzeri bir örtüyle kaplamayı planlıyor. Başarılı olması halinde, akıllı deri yerdeki standart bakımı gereksiz kılacak, uçakların daha uzun sürede havada kalmasını sağlayacak ve güvenliği artıracak. Akıllı deri fikrini evindeki kurutma makinesinden aldığını belirten Lydia Hyde, 'Aşırı ısınmayı önlemek için tek bir sinyalin yeterli olması, mevcut alıcıları çok daha küçük ve çok fonksiyonlu versiyonlarıyla değiştirme fikri doğurdu' dedi. İlk başta uçaklar için düşünülen akıllı derinin ileride otomobiller ve gemiler için de kullanılabileceğini belirten Hyde, bu sayede araçların çevrelerini algılayarak ısı değişimi, hasar oluşumu gibi etkenleri fark edebileceklerini söyledi. Motes olarak bilinen ve boyutları 0.05 milimetrekare olan son derece küçük alıcıların, sprey boya gibi uçakların üzerine püskürtülmesi amaçlanıyor. Bu sayede, teknoloji kullanımdaki uçaklara da uygulanabilecek. Independent'a konuşan Hyde, başarılı olursa akıllı deri teknolojisinin havacılıkta ''oyun kurallarını değiştirebileceğini' söyledi. Kaynak: Al Jazeera
Reklam