13 Maddede Sirius'un Gizemli Çocukları "Dogon" Kabilesi
Dogon kabilesi Afrika'nın Mali Cumhuriyetinde yaşar. Kabilenin nüfusu 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında en fazla araştırma yapmış ve Dogon kültürünü Batı'ya tanıtmış etnolog Marcel Griaule'dür. Totemleri bulunan ve inisiyatik bir örgütlenmesi olan bu kabile, tradisyonlarını sözlü aktarım yoluyla sürdürmüştür. Tradisyonlarındaki astronomi bilgileri, özellikle Sirius sistemi hakkındaki bilgileri tüm astronomları şaşırtmıştır.Dogonlar dünyanın yuvarlak olduğunu bilir, dünyanın Güneş etrafında döndüğünü, ayın dünya etrafında döndüğünü, Satürn’ün halkalarını, Jüpiter’in uydularını, Sirius’un aslında tek bir yıldız olmayıp Sirius A, B ve C olarak üçlü bir sistem oluşturduğunu ve bunların birbirleri etrafında 50 yılda döndüklerini bilmektedirler.Hatta Sirius yıldızının eski zamanlarda bir kızıl dev olduğunu, Sirius B yıldızının ve bu yıldızın içe çökerek evrenin en ağır maddelerinden biri olan Nötrino yıldızı olduğunu bilmektedirler. Sirius sistemiyle güneş sisteminin evlendiğini, Dogon’ların da bu evlilikten doğduğunu söylemektedirler.
Einstein'ın Çalışmaları İnternette
Einstein Papers Projesi ile toplanan 5000’den fazla doküman ücretsiz olarak internetten erişilebilir durumda.Hebrew Üniversitesi’nin sponsorluğu ve California Teknoloji Enstitüsü’nün desteği ile Princeton Üniversitesi Yayınları tarafından hazırlanan Albert Einstein arşivinin ilk 13 cildi dijital ortama aktarılarak internet üzerinden ücretsiz olarak sunuluyor.Einstein’ın hayatının ilk 44 yılına ışık tutan bu arşivde görelilik kuramı ve fotoelektrik etkisini açıkladığı ünlü makalelerinden Nobel Ödülü’nü kazandığını belirten telgrafa kadar 5000’den fazla belge yer alıyor. Çalışmanın 14000’den fazla belgeyi içermesi ve toplam 25 cilt olması planlanıyor. Her cilt basımından 18 ay sonra ücretsiz olarak internette de yerini alacak.Einstein Papers Proje yöneticisi Diana L. Kormos-Buchwald’a göre son 25 yılda dikkatle araştırılan ve açıklamalar eklenen bu belgeler, Einstein’ın 44. doğum gününe kadar olan popüler yazılarını, taslaklarını, ders notlarını, kişisel ve profesyonel yazışmalarını içeriyor. Böylece kullanıcılar genel görelilik teorisi ve kuantum teorisi gibi bilimsel makalelerin yanı sıra ilk eşine yazdığı aşk mektuplarına, çocuklarıyla ve dönemin ünlü bilim insanlarıyla olan yazışmalarına da erişebilecekler.Belgelerin Almanca orijinallerinin yanı sıra İngilizce çevirilerinin de yer aldığı sitede anahtar kelimelere göre arama yapılabiliyor. Ayrıca dipnotlar ile bir çok belge açıklanırken, ilgili bağlantılarla Einstein’ın yazılarının yüksek kaliteli resimlerine de ulaşılabiliyor. 14. cildinin Ocak 2015’ te yayınlanacağı duyurulan belgelere einsteinpapers.press.princeton.eduadresinden ulaşabilirsiniz.Einstein Papers sitesinde yer alan belgereden kimi örnekler:“Gelecek Planlarım” : Einstein’ın 17 yaşında bir lise öğrencisiyken Fransızca olarak yazdığı ve gelecek planlarını anlatan bir makale.Einstein’ın ilk iş teklifi : 1900 yılında üniversiteden mezun olan Einstein’ın 1902 yılında İsviçre Patent Ofisi’nden aldığı ilk iş teklifiGenel Görelilik Teorisi : Einstein’ın genel görelilik teorisini açıkladığı makalesiPrinceton Dersleri : Einstein’ın Mayıs 1921’de Princeton Üniversitesi’nde görelilik teorisi üzerine verdiği dört ders.İleri Bilim
'Erkekler, Kadınlardan Daha Aptal'
İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre, erkekler kadınlardan daha aptal ve gereksiz riskler almaya meyilli.Ünlü bilim insanı Charles Darwin ’ in adıyla düzenlenen ve her yıl “ahmakça girişimler sonucu ölenlerin” ruhuna verilen Darwin Ödülleri’nin 1995-2014 yıllarının sonuçları incelendi. Araştırmaya göre Darwin Ödülleri’nin neredeyse yüzde 90’ını erkekler kazandı.Hürriyet'in haberine göre, Darwin Ödülleri listesine giren bazı vakalar şöyle: Kalem şeklindeki silahının gerçek olduğunu arkadaşlarına göstermek için başına sıkarak canından olan bir erkek, çelik halatlarını çaldığı asansörle yere çakılıp ölen bir hırsız, yeterli pul olmadığı için geri gönderilen kendisinin yolladığı patlayıcı içeren kutuyu açıp ölen terörist.Darwin Ödülleri Komitesi tarafından gerçekliği doğrulanan buna benzer 332 olay incelendi. Analizde 14 çiftin ölümü sayılmadı. Aptalca hareketler sonucu yaşamını yitiren 318 kişinin 282’sinin erkek, sadece 36’sının kadın olduğu belirlendi. Araştırmacılar, erkeklerin 'toplumda saygı kazanmak ve övünmek için gereksiz riskler almaya gönüllü' olduklarını belirtti. Bununla birlikte “erkeklerin daha aptal olduğu teorisinin” araştırılması gerektiğini de ekledi.Araştırma British Medical Journal dergisinin Noel sayısında yayımlandı.Hürriyet
Greenpeace İklim Eyleminde Kaş Yaparken Göz Çıkardı...
Binlerce yıllık Nazca Çizgileri'ne izinsiz giren aktivistler, UNESCO’nun koruduğu bölgede binlerce yılda onarılamayacak derecede hasar yarattıTüm dünyada yaptığı eylemleri ile tanınan çevre örgütü Greenpeace, Peru'da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ni protesto etmek isterken yeryüzünün en önemli tarihi miraslarından birine zarar verdi. Örgüt M.Ö 700'lü yıllara dayanan Nazca Çizgileri'nin üzerine 'Değişim zamanı! Gelecek yenilenebilir' yazılarını kumaştan harflerle yerleştirdi. Ancak Birleşmiş Milletler eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından korunan arkelojik alana girilmesi ülkede büyük tepki çekti.'Suratımıza Tokat gibi'Sinekkuşu motifinin yanında yapılan eylemle ilgili konuşan Kültür Bakanı Yardımcısı Luis Jaime Castillo, 'Aktivistler tarihi alanın üzerinde ayak izlerini bırakarak bölgeye binlerce yılda ancak düzelecek bir zarar verdi. Bu olay Peruluların kutsal olarak kabul ettiği her şeyin suratına bir tokat gibidir. Eylem sırasında yasalarımıza saygı duyulmadı. Eylem gecenin çok geç bir saatinde yapıldı. Peru Devlet Başkanı bile oraya izinsiz giremez' dedi. Kültür Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise, 'Çevre koruma örgütü Greenpeace'in yasadışı ve önceden tasarlanmış eylemi, bölgeyi ciddi derecede etkilemiştir. Yaşanan olay Peruluların ve tüm insanlığın kültür mirasına bir saldırıdır' cümleleri kullanıldı.Soruşturma açılacakBakan Castillo olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve sorumluların dava açılıp cezalandırılması durumunda altı yıla kadar hapis cezası alabileceklerini söyledi. Yetkililer ayrıca Greenpeace aktivistlerine bölgede rehberlik eden bir arkeoloğun da arandığını açıkladı. Örgüt üyelerine de soruşturma tamamlanana dek ülkeden çıkma yasağı getirildi. Castillo, 'Çizgiler çok hassas. Üzerinde yürürseniz ayak iziniz yıllarca orada kalır. Örgüt üyelerinin üzerinde yürüdükleri çizgiler de bölgenin en çok ilgi çeken 'sinekkuşu' motifinin çizgileri. Peru'nun Greenpeace'e karşı bir mesajı yok. Biz de küresel ısınma konusunda endişeliyiz' dedi. Nazca Çizgileri'ni keşfeden ünlü isimlerden Alman arkeolog Maria Reiche'in adını taşıyan derneğin başkanı Ana Maria Cogorna da Greenpeace'i eleştirdi.Greenpeace özür dilediCogorna, 'Bu maddi bir şey değil. Ne kadar para verseler de yarattıkları zarar onarılamaz. Sinekkuşu motifi Nazca çizgileri arasında hiçbir yeri bozulmamış olan tek parçaydı. Mükemmel şekilde korunmuştu. Bu Peru'nun sembollerinden biri' dedi. Greenpeace de tepkiler sonucunda özür diledi. Örgüt sözcüsü, 'Greenpeace olarak yaptığımız eylem nedeniyle Peru halkından özür diliyoruz. Düşüncesizce davrandık. Gerçekten çok üzgünüz' dedi.Sözcü, eylemleri sonucunda açılan her türlü soruşturmaya hazır olduklarını ve davranışlarının sonuçlarını kabulleneceklerini söyledi. Greenpeace Başkanı Kumi Naidoo da Peru'nun başkenti Lima'ya giderek kişisel olarak özür dileyecek. Nazca Çölü'nde yer alan ve M.Ö. 700 yılında yapıldığı düşünülen çizgiler, Peru kültürünün en önemli parçalarından sayılıyor.Normalde turistlerin Greenpeace aktivistlerinin girdiği bölgeye ayak basmaları yasak. Bölgeyi ziyaret etmek isteyen bakanlar bile özel izinlerle ve giydikleri özel ayakkabılarla dolaşabiliyor. Çakıl kaplı zemine çizilen şekiller arasında genellikle hayvan figürlerine rastlanıyor. Kuş, maymun, örümcek ve köpek gibi hayvanlar dışında üçgen ve sarmal gibi şekiller de göze çarpıyor.Milliyet
Korku Filmlerinden Çok Daha Korkunç 6 Arkeolojik Keşif
Daha önce de açıkladığımız gibi, Hollywood bizlerde arkeolojiye dair yanlış bir algı oluşturdu. Arkeolojik kazılar sırasında kullanılan alet edavatlar fötr şapkalar, kırbaçlar ya da ukala sırıtışlar değil; kürek,mala, el fırçası ve şerit metre şeklinde aletlerdir.Belki bir de bolca dua etmek.  Hayalet avcılarında kullanılan silah, ve yetişkinler için büyük boy çocuk bezi. Bunlara neden mi ihtiyacınız olabilir? Çünkü bunlardan biriyle karşı karşıya gelirseniz diye...
Reklam
Amerika'nın Bilimkurgu Filmlerinden Fırlamış Lazer Silah Sistemi
Daha bilimkurgu filmlerindeki gibi civ civ vurduğu yeri uçuracak kuvette lazerler gelmedi ama Amerika Donanması'nın bu yeni oyuncağı bu konsepte en çok yaklaşan şey. Lazeri bir süre hedefin üzerinde tutarak gerçekten sağlam bir zarar veriyor. Özellikle insansız hava ve deniz araçlarına karşı çok etkili olduğu kesin. İzliyoruz...
Timsah Arena'nın Açılış Maçına Real Madrid Davet Edildi
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursa'nın dünya markası haline gelmesi için kentte yapılan tesislerin de çok özellikli olması gerektiğini söyledi.Bu çerçevede inşaatı süren stadyumun da mimarisiyle dünyaca tanınmaya başladığını anlatan Altepe, 'Nasıl Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile tarihi mirasta dünya gündemine girdiysek şimdi de Bilim Merkezi ve ardından stadyumla yavaş yavaş dünya gündemine giriyoruz. Stadyumumuz artık dünya otoriteleri tarafından izleniyor, dünyaca örnek olarak gösteriliyor ve ödüller alıyor' dedi.Altepe, bu stadyumun, İngiliz The Telegraph gazetesinde yer verilen bir araştırmada dünyanın en heyecan verici 10 stat projesinden biri gösterildiğini hatırlattı.Türkiye'de ilk kez takımının sembolüyle tasarlanan stat olan 'Timsah Arena'nın çatısının, Bursaspor'un simgesi 'timsah' formunda yapılmasının, burasının en dikkat çekici özelliği olduğunu dile getiren Altepe, söz konusu çatının da gelecek hafta montajının tamamlanacağını vurguladı.Altepe, stadın haziran ayının ilk haftasına yetiştirilmesi yönünde bir hedeflerinin bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:'Hepimiz artık gece-gündüz bu işin üzerindeyiz. Şu an önümüzde pek bir engel kalmadı. Stadyum inşaatlarında genel olarak sıkıntı yaşanabilir. Bu, dünyanın her yerinde böyledir. Bizim gibi iddialı uygulamalarla yapılan bir stadyum, işi daha da zorlaştırıyor ama artık yeteri kadar bu iş zaman aldı.Haziran ayının ilk haftasına yetişmesi için ekiplerimizle birlikte çalışmaları takip ediyoruz. Tüm ekiplerimiz burada. Bu eser bir an önce Ziraat Türkiye Kupası Finali'ne yetişmeli. Onun için iş programlarını devamlı takip ediyoruz.'Recep Altepe, yeni stadın çimlerinin de Bursaspor'un Özlüce Tesisleri'nde yetiştirilmeye başlandığını anlatarak, sonrasında sahaya yerleştirilmesinin yapılacağını bildirdi.Böyle bir stadın Bursa kentinin takımı Bursaspor için de büyük bir şans olduğunun altını çizen Altepe, yeşil-beyazlı takımın bu statta başarılı günler geçireceğine, Türkiye'de ve Avrupa'da şampiyonluklar yaşayacağına inandığını ifade etti.Açılış maçı için Real Madrid'e davetAltepe, Türkiye'nin en güzel ve en kaliteli stadını Bursa'ya inşa ettiklerini vurgulayarak, böyle bir stadın açılışının da çok özel olması gerektiğini anlattı.'Dünyanın en ilginç statları listesinin başında gelen böyle bir stadın açılışına dünya çapında bir organizasyon yakışır' diyen Altepe, sözlerini şöyle sürdürdü:'Açılış töreni için çok özel bir program hazırlamayı hedefliyoruz. Açılış maçı için de Bursa halkının, Bursasporluların gönlünde Real Madrid var. Taraftarların tezahüratlarında bile bu takımın ismi geçiyor. Bu da bizim açımızdan biraz daha anlamlı olacak. Önümüzdeki günlerde açılış törenine davet etmek için Real Madrid ile irtibata geçeceğiz. Yapabilirsek onunla yaparız. Yapamazsak artık benzer, dengi bir takımla ama biz açılış maçının Bursaspor ile Real Madrid arasında olabileceğine inanıyoruz. Çünkü böyle bir eser kazandırıldığı zaman onların da destek vereceğine, bu güzel günümüzde bizlere bu desteği esirgemeyeceklerine inanıyoruz. Biz de bunun gereğini inşallah yerine getireceğiz.'Stadın isim hakkıAltepe, stadın isim hakkı ve diğer gelirleriyle ilgili olarak çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.Kendisinin Bursaspor'u yakından takip ettiğini, maçlarını kaçırmamaya çalıştığını belirten Altepe, şunları kaydetti:'Bursaspor'un başarısı, Bursa kentinin başarısıdır. Bursaspor'un şampiyonluğu Bursa kentinin şampiyonluğudur. Bursaspor'un başarısızlığı ise Bursa kentinin başarısızlığıdır. Bu bir prestijdir. Onun için meraklıyız. Bursaspor için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Stadın isim hakkı konusunda da şimdiden sonra bunlarla genellikle Bursaspor yönetimi de ilgilenecek. Bunları artık belli bir protokolle, sözleşmeyle kulübe devretmiş olacağız. Stadın isim hakkı ve diğer gelirlerle ilgili onları da birlikte sürdüreceğiz. İsim hakkını da Bursaspor Kulübü ile birlikte değerlendireceğiz.'CNN Türk
Reklam
Rosetta: Su Kaynağımız Kuyruklu Yıldızlar Değil
67P/Churyumov–Gerasimenko kuyruklu yıldıza uzay aracı indiren Rosetta uydusunun Rosina adlı cihazından gelen veriler, yıllardır gündemde olan 'Dünyanın su kaynağı kuyruklu yıldızlar' teorisini sarstı. Bazı bilim insanları 'Muhtemelen suyun kaynağı asteroitler' derken, bazıları daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu söylüyor.Rosetta uydusunun taşıdığı Philae, geçen ay kısa adı '67P' olan kuyruklu yıldıza inmişti.Uydunun iki büyük spektrometreye sahip olan Rosina isimli cihazı, 67P'nin yüzeyindeki gaz akıntılarını 'koklayarak' önemli veriler elde etti.Verileri inceleyen bilim insanları, buzsu bir dağ kütlesi olan kuyruklu yıldızda bulunan suyun gezegenimizdeki sudan farklı, ağır su miktarının Dünya'dakinin üç katı olduğu sonucuna vardı.Veriler ise Science dergisinde yayımlandı.Dünyadaki su farklıDünyadaki su kendine has özelliklere sahip. İki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan su molekülleri içindeki hidrojen atomlarından biri nadiren bir döteryum atomu ile yer değiştiriyor.Bu oran yeryüzünde her bir 10 bin su molekülünde 3 döteryum atomu şeklinde. Döteryum atomlarının bulunduğu su da iki hidrojen ve bir oksijen atomunu içeren su ile aynı fiziksel özelliklere sahip. Ancak kütlesel olarak döteryumlu su daha ağır.Rosina'nın verilerini inceleyen bilim insanlarının başında İsviçre'deki Bern Üniversitesi'nden Profesör Kathrin Altwegg var. Altwegg, 'Ağır ve hafif su arasındaki bu oran çok karakteristiktir. Kolay kolay değişmez ve uzun süre aynı kalır' diyor ve ekliyor:'Eğer kuyruklu yıldızlar üzerindeki suyu Dünya üzerindeki su ile karşılaştırırsak, her iki suyun uyumlu olup olmadığını kesin olarak söyleyebiliriz' diyor.Son bulgular başka tür kuyruklu yıldızlardaki suyu analiz eden diğer çalışmaların bulguları ile beraber değerlendiriliyor. Daha önceki çalışmalarda Oort Bulutu adı verilen ve Güneş Sistemi'nin daha uzak bir köşesinde yer alan bir bölgeye ait olan kuyruklu yıldızlardaki suyun da dünyadakinden farklı olduğu ortaya konmuştu.
Gelecek 10 Yılı Şekillendirecek 10 Sosyal ve Teknolojik Trend
10 yıl kadar önce, 'sürücüsüz elektrikli arabalar, dijital para birimleri ve derin deniz madenciliği' gibi fikirler, insanlara birer bilim kurgu filmi senaryosu gibi gözüküyordu. Şimdi geldiğimiz nokta ise; sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimlerin ne denli hızlı geliştiğinin bir göstergesidir. Çünkü düne kadar imkansız gibi gözüken bu yaratıcı fikirlerin, tek tek gerçeğe dönüştüğüne hep birlikte şahit oluyoruz. Bitcoin'in kullanıma geçmesi ya da BM'nin bazı şirketlere derin deniz madenciliği için lisans vermesi, bunlara örnektir.     Listemizdeki trendlerin bir çoğunun gelecek 10 yıl içerisinde günlük hayatımızın birer parçası olacağına emin olabilirsiniz...
Reklam
Tokluk Hissi Yaratan Yeni Bir Madde Keşfedildi
Bilim insanları, gıdalara eklendiğinde tokluk hissi yaratacak bir kimyevi madde keşfetti.İlk deneyler yağ asidi propiyonatın midede lifleri bölerek insanların daha az yemelerini sağladığını, tokluk hissi verdiğini ve kilo alımını yavaşlattığını gösterdi.Londra Imperial College ve Glasgov Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, maddenin etkin olabilmesi için düzenli olarak alınması gerektiğini söylüyor.Madde, çözülebilir pudra şeklinde tüketiliyor. Fakat tadının çok kötü olduğunu ifade eden araştırmacılar maddeyi ekmeğe ve meyve suyu karışımlarına katmaya çalışıyor.Çalışmanın en zorlu kısmı, iştahı kontrol edecek hormon salgılaması için propiyonatı kalın bağırsağa sokmak olmuş.İnce bağırsaklarda hemen emileceği için, maddeyi tüketilen gıdaya eklemenin işe yaramayacağı anlaşılmış.Bunun üzerine araştırma ekibi çözümü, propiyonatı 'inülin' olarak bilinen ve bitkilerde görülen doğal karbonhidrata bağlamakta bulmuş.Propriyonate bağlandıktan sonra, kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından inülinden de koparılmadan sindirim sistemine güvenli bir şekilde ulaşabildi.İlk deneylerde 20 gönüllüye inülin veya tek başına IPE olarak bilinen yeni madde verildi ve gönüllülerden açık büfe yemeklerden istedikleri kadar yemeleri istendi.IPE maddesi verilenler diğerlerinden yaklaşık yüzde 14 oranında daha az yemek yedi.Araştırmanın diğer aşamasında, aşırı kilolu 49 gönüllüye IPE veya pudra halinde inülin verildi ve her gün bu maddeden yemeklerine yaklaşık bir kaşığa denk gelen 10 gram kadar koymaları istendi.Yirmi dört hafta sonra, inülin verilen 24 gönüllüden 6'sı vücut ağırlıklarının yüzde 3'ünden fazla kilo alırken, IPE maddesi verilen 25 gönüllüden yalnızca biri kilo aldı.Londra Imperial College Üniversitesi'nde görevli araştırmacı Profesör Gary Frost, 'Yetişkinlerin ağırlıklarının yılda ortalama 0.3 kg ila 0.8 kg arasında arttığını biliyoruz. Bunun önlenmesi için yeni stratejilere ihtiyaç var' dedi ve ekledi:'Propiyonate gibi moleküller, iştahi kontrol eden mide hormonlarının salınımını kamçılıyor. Ama bu kadar güçlü bir etki yaratılabilmesi için çok yüksek miktarlarda lifler tüketmeniz gerekir.'BBC Türkçe
16 Adımla Rüyalarınızı Kontrol Etmenin Yolu
etiket
Rüyalarınızı kontrol etmek sandığınızdan çok daha kolay. Daily Mail'e göre, dünyada yaşayan her sekiz kişiden biri kontrol edebildiği bir rüya görecek. Rüyalarınızı nasıl kontrol edebileceğinizi size anlatmadan önce, uykunun evrelerini bilmekte fayda var;
'Osmanlıca Kalp Krizi Geçirmiş Gibi'
Uzun yıllardır Osmanlıca öğreten yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca hâlâ hayatta olan bir dil. Öğrenmesi değil, nitelikli bir biçimde öğretilmesi mesele. Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Yazar Dursun Gürlek’e göre, Osmanlıca övünülmesi gereken bir dil. Şu anda günlük 200-250 kelime ile konuştuğumuzu hatırlatan Gürlek, Osmanlı Türkçesi bilseydik 3000 kelime ile konuşacağımızı böylece, okurken ve yazarken daha zengin hissedeceğimizi söyledi.Gürlek, Osmanlıca demenin ‘galat-ı meşhur’ yani yerleşmiş bir yanlış tanım olduğunu, doğrusunun Osmanlı Türkçesi olduğunu söyledi. ‘Zararın neresinden dönülse kârdır’ ‘fehvasınca’ Osmanlıca öğrenmeye şimdi de başlanabileceğini vurguladı. ‘Dilde taassup olmaz’ diyerek, aynı cümle içinde hem Osmanlıca hem yeni kelimelerin nasıl kullanılacağını gösterip, ‘kulak mollalığını’ anlattı.'Ayaklı Kütüphaneler', 'Maziye Bir Bakıver', 'Çınaraltı Sohbetleri' gibi kitapların yazarı İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Dursun Gürlek, Osmanlıca öğrenmenin değil, öğretmenin zorlukları olduğuna dikkat çekti çünkü ona göre, aşk olmadan meşk olmuyor.Osmanlıcanın orta öğretimde daha yaygın olması tartışmalarının yapıldığı bugünlerde Gürlek Al Jazeera’nın Osmanlıca nasıl bir dil, nasıl öğrenilir ve öğretilir gibi sorularını yanıtladı.Osmanlıca nedir? Nasıl tanımlanır?Bugün kamuoyunda maalesef yanlış olarak bilindiği veyahut algılandığı gibi Osmanlıca yabancı bir dil değil. Kendi öz dilimizdir. Türkçedir, daha doğrusu Osmanlı Türkçesidir. Bunun doğru ifadesi Osmanlı Türkçesidir. Osmanlıca eskilerin deyimiyle galat-ı meşhur yani yerleşmiş yanlıştır. Herkes tarafından kabul gördüğü için biz de öyle diyoruz ama doğrusu Osmanlı Türkçesidir.Osmanlı Türkçesi, Türkçe Arapça, Farsça kelimelerden oluşan zengin bir lisandır. Unutmayalım ki Osmanlıca imparatorluk dilidir. İngilizler İngilizce’de çok fazla kelime bulunmasından dolayı övünürler. Biz neden övünmeyelim? Osmanlıca da övünülmesi gereken bir lisandır. Şu an maalesef 200-250 kelime ile konuşuyoruz. Oysa eskiden 3000-5000 kelime ile konuşuyorduk. Siz 3000 kelime ile konuşamıyorsanız Fuzuli’yi, Baki’yi, Kâtip Çelebi’yi anlayamazsınız. Kâtip Çelebi’nin eserlerini okuyup anlayıp zevkini varabilmek için mükemmel Osmanlıca bilmek gerekiyor. Bugün Osmanlıca öğrenmenin gereğini kabir taşlarına kadar indirgediler. Dedelerin mezar taşların okuyabilmek için. Doğrudur ama sadece bundan ibaret değildir. Mezar taşlarında şiir vardır, fıkra vardır, ölüm doğum tarihleri vardır, edebi sanatlar vardır ve yazı güzelliği vardır. O başlı başına bir ilim.Kaç harf var Osmanlı alfabesinde?Osmanlıca’da 29 harf var. Latin alfabesindeki gibi ama değişen şu, Arap alfabesinde sesli harf yok. Halbuki Latin alfabesinde sekiz tane sesli harfli var. Sesli harf Arap alfabesinde yok ama elif, vav, ye harfleri ve bazı işaretler sesli harflerin fonksiyonunu, görevini yerine getiriyor. Arap alfabesinde müşterek harfler de vardır. Mesela Latin alfabesindeki bir 'k' harfine karşılık Arap alfabesinde iki 'k' vardır. Kalın sesli kaf, ince sesli kef. Osmanlıca bilmezseniz gaf yaparsınız…Ölmüş bir dil midir Osmanlıca?Bir doktor ölmüş bir kimseyi diriltemez ama kalp krizi geçirenler var, onların bazen dirildiklerini görüyoruz. Hadi diyelim öldü, diriltmeye çalışalım, ne zararı vardır? Rahmetli Bülent Ecevit Sanskritçe öğrenmişti. Adamın merakı, kınanamaz ki... Mesela ben Latince öğrenmek isterim. Çünkü istemek bir ilim merakıdır, araştırma merakıdır. Kimsenin benim merakımın önüne geçme hakkı yoktur efendim. Osmanlıca ölü değildir kaldı ki. Hâlâ Yahya Kemal’in eserlerini okuyorsak, Osmanlıca bilmek zorundayız. Bilmezseniz ‘Aziz İstanbul’un o güzel cümlelerini anlayamazsınız, anlar gibi yaparsınız. Mehmet Akif’i, Yakup Kadri’yi anlayamayız. Çok eskiye gitmeye gerek yok. 30 sene önceki eserleri sadeleştirmeye başladık. Peyami Safa’yı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı anlamakta zorlanıyoruz. Bunlar 30’lı 40’lı yıllarda yaşamış insanlar. Atilla İlhan ve nice bilim adamlarımız, edebiyatçılarımız Osmanlıca'nın lüzumlu bir ders olarak konması gerektiğini söylemişlerdi. Çok geç kalındı. Eskilerin sözü var, ‘zararın neresinden dönülse kârdır' fehvasınca, ben bunu özellikle söylüyorum, fetva müftünün verdiği cevaptır, fehva söz demektir. Ayrıca başta İstanbul olmak üzere kütüphanelerimizin ağzına kadar Osmanlıca eserlerle dolu olduğunu görüyoruz. Beyazıt Kütüphanesi'ne, Süleymaniye Kütüphanesi'ne gidin. Japon, Fransız, İngiliz, Amerikan asıllı şarkiyatçıları göreceksiniz. Madem Osmanlıca üzerine konuşuyoruz ben de şarkiyatçı diyeyim ama siz isterseniz doğu bilimci diyebilirsiniz, isterseniz oryantalist diyebilirsiniz. Ben konuşmalarımda ve yazmalarımda yeri gelince şarkiyatçı, yeri gelince doğu bilimci derim. Dilde taassup olmaz, dilde ırkçılık olmaz. Zenginlikten zarar gelmez. Sadece bizde mi? Fransa’da milli kütüphanede on binlerce yazma ve matbu Osmanlıca eserler göreceksiniz. Onlar cilt cilt kitap yazıyor ama bizim çocuklarımız sanki yabancı bir dilmiş gibi melûl mahzun o kitâbelere bakıyor. Evet, İstanbul Üniversitesi merkez binasına girerken o ana kapının üstündeki Daire-i Umûr-ı Askeriye yazısını okuyamayan profesörler var. Fetih Ayeti’ni okuyamayan akademisyenler var. Bugün olduğu gibi dün de bazı ilim adamlarımız Osmanlıca bilmeyeni aydın saymıyorlar. Doğrusunu isterseniz ben de saymıyorum. Türk aydını olmanın şartı bu lisanı bilmektir. Biz buna ideolojik açıdan baktığımız için gerekli neticeyi alamıyoruz. İlimde, sanatta, medeniyette ideoloji olmaz. Öğrenmenin kaybı olmaz. Kayıp öğrenmemektir.Osmanlıca ne zamana kadar günlük hayatta kullanılıyordu?Bana sorarsanız bugün bile kullanılıyor. 70’li yılların başında İstanbul’a geldim. Eski İstanbullular çok güzel konuşurlardı. Ben birçok şeyi dinleyerek öğrendim. Osmanlılar zamanında sadece kitaplardan değil, dinleyerek öğrenen âlim olan bir sınıf varmış, onlara kulak mollası derlermiş. Osmanlıca kelimelerin yüzde sekseni musikisi olan kelimelerdir.Bilgisayara Osmanlıca'da ne denilebilir, yani yeni sözcük türetmek mümkün mü?Elbette, illâ ki karşılığı bulanabilir. Çünkü Arapça menşeli, hadi kökenli diyelim, kelimelerin zengin kelimeler olduğunu görüyoruz. Bir kelimeden çok kelime türetebilirsiniz. Kitap, kâtip, mektup, mektep, kütüphane gibi kelimelerin hepsi ketebe fiilinden geliyor ki, ‘yazdı’ demek. Arapça menşeli olmakla birlikte Türkçeleşmiş, öz malımız olmuş. Nasıl atarsınız?Osmanlıca öğrenmesi kolay mı?Çok genel konuşmak lazımsa hiçbir ilim dalı zor değildir. Siz öğrenmenin daha doğrusu öğretmenin öğrenci de öğrenmenin yolunu, tarzını, metodunu, usûlünü bakınız hep aynı manaya geliyor, keşfederse zor diye bir şey yoktur. Şimdi Japonca, bakıyorsunuz Rusça, bu kadar girift, değişik şekiller. Ama alfabe zor olduğu için geri kalınıyorsa, Japonlar niye bu kadar ileri gitmiş? Bunun tutar tarafı yoktur. Sadece Osmanlıca değil her ders için söz konusudur bunlar. Hoca ders vermesini bilirse, kendini sevdirirse öğrenci o dersi ister istemez öğrenir.Eğer liselerde öğretilecekse yaygın bir biçimde hangi Osmanlıca öğretilmeli, bildiğim kadarıyla yüzyıla göre değişiyor?Elbette. 17. yy 19. yy, erken devir Osmanlıcası var. Şimdi bana sorarsanız, hele hele liselere konulacaksa, 19. yy, hatta 20. yy Osmanlıcasını öğrenmek gerekiyor. Halit Karay’ı Reşat Güntekin’i aslından okuyabilelim o güzel Türkçeleriyle. Şunu da söylemem gerekiyor ki, her Osmanlıca bildiğini zanneden kimse çeşme kitabelerini, mezar taşlarındaki yazıları okuyamazlar. O ayrı bir ihtisas işidir çünkü onlar süslü yazıdır, istifli yazıdır. Latin harfleri de böyle. Herkesin el yazısını okuyabiliyor musunuz? Osmanlıcayı da öyle düşünün. Matbu eserler, var yazma eserler var. Matbu eserleri okumak nispeten kolay ama, yazma eserlere gelince zorlanıyorsunuz.. Dolayısıyla son dönem Osmanlıcasını öğretmek lazım. Meraklısı çıkarsa, ileri Osmanlıcayı öğrenir.Osmanlıca öğretecek yeterlilikte ve yeter sayıda öğretmen var mı?Kesinlikle yok. Endişem de o. Çünkü Osmanlıca öğretmek tekniğini herkes iyi bilemiyor. Bana gelen şikâyetler şu, ‘hocalarımız derste, dersin bitimine kadar gramer gösteriyorlar. Bu da bize bıkkınlık veriyor’. El-Hak doğrudur. Mesela ben derslerimde gramer çok az gösteriyorum, hep metin okumaları yapıyorum. Bir de okuduğumuz metinde sırası gelmişken gramerini de anlatıyorum ama derslerin yüzde seksenini metin okumaları teşkil ediyor. İkincisi o metinleri dahi okuturken kuru kuru okutma yöntemini tercih etmiyorum; metinlerde geçenlerle, olaylarla bağlantı kurarak, o dersle ilgili, o konuyla ilgili bir şiir, bir fıkra, anekdot naklediyorum. Dolayısıyla zevkli oluyor. Böyle yapılırsa netice alınır. Benim önerim şu ki, Osmanlıca verecek hocalarımızın önce kendilerinin bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Siz altyapıyı hazırlamadan böyle bir projeyi başlatırsanız dağ fare doğurabilir. Hocanın dile hâkim olması gerekir. Konusunu iyi bilecek, öğretme tekniğini bilecek ve dersi sevdirecek. Başka türlü mümkün değil. Sevmeden olmaz. Yine bir Osmanlıca cümle kullanayım, ‘aşk olmadan meşk’ olmaz. Yapılan her iş meşktir. Sizin şu deftere yazı yazmanız meşktir, bunu aşkla yaparsanız yazınızı güzel yazarsanız. Her iş böyledir. Onun için önce sevmek lazım.Ayşe Karabat, Al Jazeera Turk
Reklam
TBMM'de Bütçe Görüşmelerinde Neler Yaşandı?
etiket
TBMM'deki bütçe konuşması sırasında CHP'yi darbecilikle suçlayan Başbakan Davutoğlu'na muhalefet sıralarından sert tepkiler yükseldi. Konuşmasına ara vermek zorunda kalan Davutoğlu, 'Mısır'daki darbecilerle el sıkıştığınız için bu sözü söyledim' diye açıklama yaptı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin eleştirilerine cevap vermek için kürsüye çıktı. Davutoğlu konuşması sırasında CHP'ye yönelik 'darbeci' sözleri Genel Kurul'da gerilimi artırdı.Davutoğlu Mısır'daki darbeden bahsettiği sırada sarf ettiği, 'Darbecilerle problemimiz var. Sizlerle olduğu gibi. Sizler de darbecisiniz' sözleri CHP sıralarında büyük tepki yarattı. CHP'liler sıra kapaklarına vurup protesto Davutoğlu'nu protesto ederken bazı muhalefet milletvekilleri de ayağa kalkarak sert sözlerle tepki gösterdi. Bazı AK Partililer de ayağa kalkarak alkışladı.Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek konuşmasına 5 dakika kadar ara vermek zorunda kalan Davutoğlu'dan CHP'lilerin talebi üzerine sözlerine açıklık getirmesini istedi.Davutoğlu, 'Darbe yapılan Mısır’a heyet gönderdiğini için size darbeci dedim. Gidip darbecilerin elini sıktığınız için darbeci dedim' diyerek açıklama yaptı.
Reklam
Nazilerin Adını Kirlettiği Bir Mutluluk Sembolü "Svastika"
Svastika; Hinduizm, Budizm ve Cainizm'e göre kutsaldır. Kökeni Mayalar, Navarrolar ve Sümerler gibi pek çok antik uygarlığa dayanır. Bilinen ilk kullanımı ise M.Ö. 12.000'li yıllara kadar gider. Vişnu'nun 108 sembolünden biridir ve kolları saat yönünde dönük olan şekliyle, başarı ve uğurun yanı sıra hayatın kaynağı olan güneş ışığını simgeler. Kolları ters yöne dönük şekli ise geceyi ve uğursuzluğu ifade eder.Svastika'nın dört kolu; dört kozmik gücü (ateş, su, hava, toprak) simgeler. Efsanelere göre, eski çağlarda bu sembol sayesinde, dört kozmik gücün etki altına alınması ve büyüler yapmak mümkünmüş...
Gaziantep'te Roma Dönemine Ait Stel Bulundu
Gaziantep yakınlarındaki Dülük Baba tepesinde yapılan arkeolojik kazıda, Roma döneminden kalma bir tapınak içinde 1.5 m. uzunluğunda bazalt bir stel bulundu.Arkeologlar, Gaziantep’te Roma İmparatorluğu dönemi yapılara sahip bir alanda bilinmeyen bir tanrıyı resmettiği düşünülen bir stel buldular. Bu alan Demir Çağ başlarından Roma İmparatorluğu’na kadar uzanan tarihsel süreçte kutsal sayılmış ve mimarisi günümüze kadar ulaşmış. Roma İmparatorluk döneminde, M.S. 2. yüzyıla tarihlendirilen tapınak, dönemin en kutsal sayılan tanrılarından biri olan Jupiter Dolichenus’a adanmış. Dülük Baba Tepesi’nde, 1.200 m. yükseklikteki tapınak zaman içinde Hristiyan manastırı olarak kullanılmış ve Erken Orta Çağ Dönemi’nde de ayakta kalabilmiş.
13 Yaşındaki Öğrenciden '10 Numara Yağ' Çözümü
Niğde Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi 13 yaşındaki Abdullah Oğul, dizel araçlarda 10 numara yağ kullanımının önüne geçmek için 'Güvenli motor' adı altında yeni bir sistem geliştirdi.Aynı zamanda Oğul'a Türkiye birinciliği getiren sistem, depoya 10 numara yağ konulmasına izin vermiyor.Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Başakşehir Belediyesi, Başakşehir İnovasyon ve Teknoloji Merkezi (Başakşehir Living Lab) ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) tarafından düzenlenen Türkiye İnovasyon Yarışması'nın ortaöğretim kategorisinde Türkiye birincisi, 'Güvenli motor' projesiyle Niğde Akşemseddin Bilim ve Sanat Merkezi 7'inci sınıf öğrencisi Abdullah Oğul oldu. Ödülünü, Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni Ertuğrul Özar ve babası polis memuru Abidin Oğul ile birlikte katıldığı İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende alan Abdullah Oğul'un projesinde araçlara ek bir küçük depo takılıyor. Araca konulan yakıt bu depodan geçiyor ve eğer yakıt normalse sistem ana deponun kapağını açıyor. Eğer sistem yaptığı analizde yakıtın 10 numara yakıt olduğunu belirlerse ana deponun kapağını açmıyor.POLİSE MESAJ GÖNDERİYORProjesi hakkında bilgi veren Abdullah Oğul, son zamanlarda yanan otobüs ve dizel araç haberleri üzerine yaptığı araştırma sonucunda 'Güvenli motor' projesini hazırladığını belirterek şunları söyledi:'Yaptığım araştırmada otobüs ve dizel araç yangınlarının '10 numara yağ' denilen kaçak mazottan kaynaklandığını öğrendim. 10 numara yağ ülkemizde ithal edilen bir sanayi yağıymış. Ama bazı kötü niyetli insanlar içine solvent, gaz yağı gibi materyaller koyup araçlarda yakılır hale getiriliyormuş. Ben de bunun önüne geçmek için bir proje hazırladım. Bu projemin amacı 10 numara ve gerçek mazotu ayırt edip buna göre bizi bilgilendirmesi. Burada iki depo bulunmakta. Biri numune deposu diğeri gerçek depomuz. Numune depomuza gerçek mazotu koyduğumuzda yeşil ışık yanıyor ve gerçek depomuzun kapağı açılıyor. Numune depomuza 10 numara yağ koyduğumuzda kırmızı ışık yanıyor, sistem gerçek depomuzun kapağını açmıyor ve şoförü sesli bir şekilde uyarıyor. Ayrıca polise, aracın plakasıyla birlikte 'Kaçak mazot var' diye bir mesaj atıyor.'DHA
Doğanın En Ünlü 10 Seri Katili ve İnanılması Güç Gerçek Hikayeleri
Büyük yırtıcıların çoğu, şayet doğru şartlar oluşursa, insanları av olarak görebilirler. Yine de gerçek  bir 'insan yiyen' olarak adlandırabileceğimiz yırtıcılar ile doğada çok nadir karşılaşırız. Çünkü onlar insan etini, diğer tüm besinlere tercih ederler. Bu da alışıla geldik bir durum değildir. Ancak listemizdeki hayvanlar için bunu söyleyemeyiz.
Reklam