Dünya Dışında Üretilen İlk Nesne
Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) yerleştirilen 3D yazıcı, ilk ürününü verdi. Başarıyla sonuçlanan deneme, Dünya dışında gerçekleştirilecek üretim adına dönüm noktası olarak kabul ediliyor.UUİ'ye test edilmek için gönderilen ilk 3D yazıcı, bir saat süren ilk denemede başarılı oldu. Uzay şartlarında 3D yazıcıların nasıl çalışacağını kontrol etmeyi amaçlayan ilk üretimde, yazıcının üzerinde bulunan bir plakanın aynısı üretildi. NASA, elde edilen başarının Dünya dışındaki parça üretiminin geleceği adına kırılma noktasını temsil ettiğini belirtti.3D yazıcıyı üreten Made in Space firmasının CEO'su Aaron Kemmer, 'Dünya dışında üretilen ilk nesneyi elde ettik... Bu sadece firmamız veya NASA için değil, tüm insanlık adına çok büyük bir gelişme' ifadesini kullandı.Dünya dışında üretilen ilk nesneyi temsil eden plaka, 7.6 x 3.8 cm ölçülerindeki, Made in Space ve NASA yazısı taşıyan bir plaka. Kemmer, 3D yazıcının elektronik kartı ve kablolarını taşıyan plakanın kopyasını temsil eden plakanın sembolik bir önem taşıdığını belirtti.Uzay keşfi için katkıları çok büyükUUİ'de bulunan 42'inci Keşif Görevi ekibi, test süreci boyunca 3D yazıcının yerçekimsiz ortamda nasıl bir performans gösterdiğini gözlemleyecek. Üretilen ilk parça dahil gelecekteki denemelerde elde edilecek nesneler, Dünya'ya gönderilecek ve gerçekleriyle karşılaştırılacak.3D yazıcı beklenen performansı sunduğu takdirde, uzay istasyonunda kullanılacak küçük boyutlu eşya ve parçaların üretimi uzayda yapılacak. Bu sayede Dünya'dan taşınması gereken malzeme miktarı önemli ölçüde azalacağı gibi maliyetlerde de düşüş yaşanacak.NASA'nın 3D Yazıcı programının direktörü Niki Werkheiser, 'uzayda ihtiyaç olunan parçaları yerinde üretebilmenin tarihi bir gelişme olduğunu' ifade ederek, 'Kulağa bilim-kurgu gibi gelse de, uzaya göndermek istediğimiz parçaları ateşlemek yerine e-posta ile atabileceğiz' dedi.Made in Space, 2015 veya 2016 içinde uzay istasyonuna ikinci 3D yazıcının gönderilebileceğini belirtti. Yıllar içinde elde edilecek tecrübe, 3D yazıcıları Ay ve Mars görevlerinde ön plana çıkaracak.Al Jazeera
Jurassic World Filminin Heyecandan Titreten Fragmanı
Jurassic World filminin beklenen fragmanı söz verilen tarihten iki gün önce yayınlandı. En sonunda parkın halka açıldığını görmüş olduk. Parkı yöneten bilim insanları genetiği oynanmış, epey akıllı, hibrit bir dinozor yaratarak büyük bir kumar oynuyor. Bu dinozor hareket eden herhangi bir şeyi öldürüyor. Bu gerilim dolu film 12 Haziran 2015 tarihinde dünya ile aynı anda Türkiye’de de vizyona girecek.Teknoblog
MHP'den 'Üniversitelerde Askerlik' Teklifi
MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, akademisyenlerin askerliklerini üniversitelerde yapabilmeleri için kanun teklifi verdi.Bulut'un TBMM Başkanlığına sunduğu 'Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin gerekçesinde, üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin vatani görevlerini 6 ay süreyle kısa dönem veya 1 yıl süreyle uzun dönem olarak yaptıkları hatırlatılarak, bu süre içinde bilim, sanayi ve üretimden uzak kaldıkları belirtildi.Türkiye'deki üniversite sayısının 183'e çıktığı belirtilen kanun teklifinin gerekçesinde, akademisyen açığının hissedilir oranda arttığı ifade edilerek, yaklaşık 50 bin öğretim üyesine ihtiyaç olduğu vurgulandı.Akademik personelin bilim ve eğitimden koparılmadan vatani görevlerini yerine getirebilmeleri gerektiği kaydedilen gerekçede, doktorasını yapmış akademisyenler 2015 yılının Ağustos ayında 1 ay silah eğitimi alarak, 1 Eylül 2015 tarihi itibariyle Yükseköğretim Kurumu'nun (YÖK) onay vereceği üniversitelerde bütün özlük hakları aynı kalarak vatani görevlerini yerine getirecek.Doktorasını yapmamış (okutman, uzman ve öğretim görevlileri) akademisyenler ise yine YÖK'ün uygun gördüğü üniversitelerde 6 ay süreyle görev yaparak askerlik görevlerini yerine getirmiş olacak.Akademisyenler askerlik görevleri süresince memuriyetleri itibariyle hak ettikleri ücretleri almaya devam edecek ve maaşları YÖK tarafından ödenecek.AA
Yedikule İmar Planı Kadir Topbaş'tan Geri Döndü
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Meclisi’nde görüşülerek kabul edilen, Fatih İlçesi Yedikule Mahallesi ile ilgili “Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Tadilatını” yeniden değerlendirilmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne iade etti.Topbaş yazılı yaptığı açıklamada, iade kararına ilişkin şunları söyledi: “Yedikule Mahallesi’ndeki söz konusu alanın asli niteliğinin korunması ve geleceğe taşınması için daha kapsamlı bir çalışmaya imkan sağlamak amacıyla ilgili plan tadilatı kararı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne iade edilmiştir. Yapılacak çalışmalara ışık tutması için tarihçiler, bilim adamları, mahalle sakinleri ve ilgililerin katılacağı bir çalıştay düzenlenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Söz konusu plan tadilatı, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne iade edilmekle birlikte, bu plan tadilatına gerekçe oluşturan Yedikule Mahallesi sakinlerinin talepleri (Güvenlik-Aydınlatma-Çevre Temizliği eksikliği) hızla ele alınıp çözüme kavuşturulacaktır”.Ezgi Çapa | DHA
Antarktika Buzulu Sanılandan Daha Kalın
Bilim dünyasında ilk kez yapılan araştırmada, robotik denizaltıyla Antarktika'nın buzullarını analiz edildi. Buzulların tahmin edilenden daha kalın olduğu anlaşıldı.Robotik denizaltı kullanarak Antarktika'nın bugüne kadar erişelemeyen noktalarına ulaşmayı başaran bilim insanları, buzul kıtanın düşünülenden daha kalın bir tabakaya sahip olduğunu ortaya çıkardı.ABD, İngiltere ve Avustralyalı araştırmacılaran oluşan keşif ekibi, SeaBed adı verilen denizaltıyı kullanarak 500 metrekarelik bir alanın 3D haritasını çıkarmayı başardı. Elde edilen sonuçlar, Antarktika'nın altında yatan buzul tabakanın ortalama 1.4 ile 5.5 metre kalınlığa sahip olduğunu gösterdi. Buzulun kalınlığı maksimum 16 metre olarak ölçüldü.Araştırmada, taranan bölgedeki buzun yüzde 76'sının bozulduğu, yani buz tabakalarının birbirleriyle çarpışarak daha büyük parçalar oluşturdukları ifade edildi.Nature Geoscience dergisinde yayımlanan araştırmanın, buzul kıtanın jeolojik özelliklerini daha iyi anlamanın yanı sıra buz kalınlığı ve yüzey genişliğinin nasıl değiştiğine dair de yeni bilgiler sunacağı belirtildi.Geçmişte yapılan araştırmalar teknolojik imkanların kısıtlı olması nedeniyle yeterince bilgi sunamamış ve buz kıran gemiler ancak 5.5 metre derinliğe inen analizler yapabilmişti.Harita iki yılda hazırlandıSeaBed, Antarktika'nın tabanında yatan buzulları incelemek için 20-30 metre derinliklere dalarak gözlemler yaptı. Otonom sualtı aracı (AUV) olarak da adlandırılan iki metre uzunluğundaki denizaltı, sonar taramasıyla buz tabakalarının haritasını çıkardı.Antarktika'nın kıyı bölgelerini temsil eden Weddell, Bellingshausen ve Wilkes Land'de yapılan çalışmanın, iklim değişikliği hakkında da ipuçları sunacağı ifade edildi.Araştırmada yer alan Avustralya Deniz ve Antarktik Çalışmaları Enstitüsü'nden (IMAS) Dr. Guy Williams, 'yeni verilerin güney kutbundaki iklimi anlamak için kendilerine yardım edeceğini, uydu verilerini de birleştirerek bölgenin X-ray'ini çekmeyi başardıklarını' söyledi. Williams, henüz çok küçük bir alanı inceleyebildiklerini, analizlere devam ederek Antarktika'daki buzul değişimi gözlemleyeceklerini söyledi.SeaBed ile gemi ve büyük donanımlara kıyasla çok daha iyi araştırma yapabildiklerini söyleyen Williams, gelecekteki gözlemlerin daha uzun süreli olacağını ifade etti.Al Jazeera Turk
Dünya Dışı Yaşamın Sırrı Karideste Olabilir
NASA, Karayiplerde deniz tabanındaki sıcak su kaynaklarında yaşayan bir karides türünün dünya dışı yaşam hakkında önemli bilgiler saklayabiliyor olabileceğini belirtti.Karayiplerin 2300 metre derinliğindeki hidrotermal bacaların etrafında yaşayan Rimicaris hybisae karidesinin, dünya dışı yaşamın gezegenimizdeki örneğini temsil ediyor olabileceği belirtildi.NASA, neredeyse hiç ışık almayan derinlikte ve 400 derece sıcaklıkta yaşayan karidesin, bulunduğu ortama harika uyum sağladığına dikkat çekti. Sıcak su kaynaklarında yaşayan bakterilerin ürettiği karbondioksit ile beslenen Rimicaris hybisae, hayatta kalmaya başardığı olağanüstü durumlar sayesinde Dünya dışındaki canlıların nasıl yaşadığına da ışık tutabilir. Karidesin akla getirdiği ilk yer ise buzul yüzeyi altında dev okyanuslar saklayan Jüpiter'in uydusu Europa.NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'nda (JPL) araştırmalar yapan Max Coleman, 'Dünya'nın var olduğu zamanın üçte ikisinde gezegenimize sadece bakteriler sahip oldu... Europa'da da bulacağımız yaşam muhtemelen bakteriler olacak' dedi.Bakteriler ne yiyor?JPL'de gizemli karides üzerinde teoriler geliştiren bir diğer isim Emma Versteegh, 'Europa'da bir hayvanın yaşama şansının tamamen hidrotermal bacalardan salınan enerjiye bağlı olduğunu' belirtti.Çekirdeğindeki faaliyetler sayesinde dışı buz tutmuş olsa da okyanuslarının derinliklerinde ısı olduğu düşünüşen Europa'da bakterilerin yaşam bulabilmesi ise kimyasal reaksiyonlara dayanıyor. Europa'daki kaynaklar yeterince hidrojen sülfür sunabilirse, bakteriler de organik madde üretebilir.Europa'nın okyanuslarında yaşam olduğu ihitmali, Europa Report filminde konu edilmişti.Al Jazeera
Reklam
Nargile Dumanı En Tehlikelilerin Arasında
ABD’deki San-Diego Üniversitesi’nin bilim adamları, nargile dumanının, lökoz dahil birkaç kanser türünün oluşumu ve gelişiminden sorumlu kanserojen benzen kimyasalının organizma üzerindeki negatif etkiyi ikiye katladığını tespit etti.Rusya'nın Sesi Radyosu'nun Medical News Today'den aktardığı habere göre benzen, zehirli maddelerin en tehlikelilerinin bulunduğu birinci grupta yer alıyor. En büyük konsantrasyonuna tütün ve kömürde rastlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu zehirli maddenin zararsız düzeyinin bulunmadığını iddia ediyor.Amerikan Kanser Araştırmaları Topluluğu'nun yayımladığı dergide yer alan araştırma kapsamında 105 nargile tüketicisi ile nargile kullanmayan 103 kişiden alınan idrar örnekleri incelendi. İdrar örnekleri, deneklerden sabah ve nargilenin tüketilmesinin ardından olmak üzere iki kez alındı. İncelemenin sonuçlarında, nargile kullanan deneklerden alınan idrar örneklerindeki başta SPMA-asidi (benzen metabolidi) olmak üzere kanserojen kimyasal oranının 4,2 kat arttığı, diğerlerinde bu artışın 2,6 olarak gerçekleştiği kaydedildi.San-Diego Üniversitesi Davranış Epidemiyolojisi ve Halk Sağlığı Merkezi Müdür Yardımcısı Nada Kassem, “Nargile içenlerle iletişim içinde bulunan içmeyen kişiler de yanan kömürün ürettiği yüksek miktarda zehirli madde ve kanserojen emisyon soluyor. Bu yüzden nargile, onu doğrudan kullanmayan kişiler için bile çok tehlikeli” diye açıkladı.Odatv.com
İnce: 'Dersimli'yi Genel Başkan Yapmışız, Daha Büyük Özür mü Var'
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Türkiye Gençlik ve Spor Konfederasyonu İzmir Eğitim’ başlıklı konferansında yaptığı konuşmada, 'Türkiye’nin şu anda gündemi kaçak saraydır. Diğer tüm gündemler sahtedir. Dersim şu an gündem olmamalıdır. Ayrıca ne özrü? Biz bir Dersimli’yi genel başkan yapmışız, daha büyük özür mü var?' dedi.Türkiye Gençlik ve Spor Konfederasyonu İzmir İl Başkanlığı’nın 24 Kasım Öğretmenler Günü için düzenlediği ’Atatürk’ten Günümüze Eğitim’ başlıklı konferansa konuşmacı olarak katılan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce gündeme dair açıklamalarda bulundu.'BUGÜN EĞİTİM ARTIK MİLLİ DEĞİLDİR, AKP POLİTİKASIDIR'Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar olan sürede eğitim alanındaki gelişmeleri değerlendiren İnce, şöyle konuştu:'Eğitimde neden başarısızız? Okullarımız yetersiz, öğretmenlerimiz yetersiz. Bunlar doğru mudur, bir bakıma doğru olabilir ama değişimi yönetemezseniz eğitimi yönetemezseniz. İdealiniz olacak. Cumhuriyeti kuranlar ’İyi yurttaş yetiştireceğiz’ diyordu. Şimdi eğitim, dönem adamı olmayı öğretiyor. Atatürk eğitimle ilgili konuları nerede konuşmuş dedim. Araştırttım. Çünkü Atatürk eğitim konularını ayaküstü konuşmaz dedim. 16 kez mecliste yani en üst organda konuşmuş. 9 kez öğretmen kongrelerinde ve diğer yerlerde konuşmuş. Şimdi cumhurbaşkanı uçakta seyahat ederken konuşuyor. Ayrıca bugün eğitim artık milli değildir. Bir parti politikasıdır. AKP politikasıdır. Her zaman söylüyorum; çocuklarınızı milli eğitimden koruyun. Amacı değişmiştir. Artık eğitimin amacı, sorgulayan bireyler yetiştirmek değil, Cumhuriyetten intikam almaktır. Her gelen reform yaptı. Sınav sayısını değiştiriyorlar. Müfredatlar değişti. Müfredat anayasa kadar önemlidir. Uzlaşmayla olması lazım. Bunlar kimseye sormadan değiştirdi. Lisede okuyan öğrenci oy kullanabiliyor ama siyaset yapamıyor. Bunların bu kadar beyni var bunların. Okullar arası ayrım yapıyor. Bir yönetici fen lisesini de öne çıkaramaz, klasik liseyi de, imam hatip lisesini de öne çıkaramaz. AKP iktidarına kadar sınavların adaletli olduğuna herkesin güveni tamdı ama şimdi soruları çalınmayan sınav kalmadı. Hakim ve savcılar sınavının bile soruları çalındı. Bu adamlardan hakim ve savcı olur mu? Önceleri kapıcının oğlu hukuk fakültesini kazanıyorken valinin oğlu kazanamıyordu. İnsanlar her şeye şüpheyle baksa bile sınavların adil olduğuna inanıyordu. Ama şimdi değişti. Cumhuriyeti kuranlar da işe eğitimden başladı, cumhuriyet düşmanları da. Herkes geleceğe yatırım yapmak istiyor. Eğitim gücü elinde bulunduranların siyaset alanı olmamalı.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bakarak eğitimin geldiği durumu değerlendirmenin mümkün olduğunu ifade eden İnce, 'Eğitimin geldiği durumu Tayyip Erdoğan’a bak anlarsın. Tarih bilgisine bakın. ’Malazgirt’te Romen Diyojen gülle gülle, Alparslan Allah Allah diye savaştı’ diyor, o dönem top yoktu zaten. Böyle sıkıntılı durumda. Tarih cahili bir durumda. Ama ne yazık ki devletin tepesinde oturuyor. Şimdi de kalkmış, ’Amerika’yı Müslümanlar keşfetti’ diyor. Ne olacak öyle olduysa? Müslümanların nasıl yaşadığına bakacaksın. Tamam gurur duyarız Müslümanlığımızla ama bilime böyle bakılmaz. Dünyaya gök taşı düşüyor desek nereye inanırız, NASA’ya değil mi? İşte büyük devlet bunu yapar. Edison ampulü bulduysa Hıristiyan Edison mu buldu diyeceğiz? Biz onun insanlığa yaptığı katkıya bakarız. Din ile bilim bu şekilde karıştırılamaz' diye konuştu.'DERSİM ŞU AN GÜNDEM OLMAMALIDIR'Söyleşi sonunda soruları cevaplayan İnce, Dersim ve özür meselesi hakkında 'Türkiye’nin şu anda gündemi kaçak saraydır. Diğer tüm gündemler sahtedir. Dersim şu an gündem olmamalıdır. Ayrıca ne özrü? Biz bir Dersimli’yi genel başkan yapmışız, daha büyük özür mü var?' dedi. Türkiye’de muhalefet sorunu bulunmadığını söyleyen İnce, 'Bir ülkede muhalefet sorunu olabilir. İngiltere’de de olabilir, Fransa’da da olabilir. Ama onlarda yargı vardır. Bizim ülkemizde muhalefet sorunundan çok yargı sorunu var' dedi.DHA
Reklam
Devlet Bahçeli: 'Öğretmenlerimiz Yoksulluk Sınırının Altındadır'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Öğretmenler Günü programında konuştu.Bahçeli, 'Öğretmenlerimiz yoksulluk sınırının altındadır. Öğretmenlerimiz dardadır, zor durumdadır. Ek ders ücretleri yetersiz, sosyal imkanlar zayıftır. Öğretmenlerimiz siyasi baskı ve tasallut altındadır. Öğretmen fakirleşirken havuzcular büyümekte, haramiler zenginleşmektedir. Öğretmene komik zamlar yapan Hükümet, konu saray, uçak, otomobil olunca müsrifliğin zirvesine tırmanmaktadır' diye konuştu. 'ÖĞRETMENİ MUTSUZ OLAN BİR MİLLETİN YARINLARI UMUTSUZDUR'Bahçeli, 'Öğretmen şuur ve idrak kilidinin açılmasına önayak olan ilim ve irfan anahtarıdır. Hepimizin içinden geçtiği bir tedrisat sistemi, feyizlendiği öğretmenleri vardır. Bu itibarla öğretmenlerimiz ömür boyunca hürmetle hatırlanmalıdır. Öğretmenlerimizin meseleleri 365 günün tamamında konuşulmalı, eksik ve ihtiyaçları herkes tarafından dile getirilmeli, netice olarak çözüme kavuşturulmalıdır. Şunu bir defa önemle ifade etmeliyim ki, öğretmeni mutsuz olan bir milletin yarınları umutsuz, belirsiz ve risklidir. Öğretmeni bitkin ve yılgın olan bir milletin heyecan pınarları kurumaya, hayat damarları tıkanmaya yüz tutmuştur' dedi. 'ÖĞRETMENLERDEKİ BUNALIMLAR SOSYAL, EKONOMİK VE SİYASAL ZEMİNDE GECİKMEKSİZİN YANKI BULACAKTIR'Bahçeli, 'Öğretmenin huzur içinde görevini yaptığı, öğrenmeyle öğretim arasındaki ilişkinin doğru yorumlandığı bir ortamda taassup zincire vurulacak, önyargıların kökü koparılacaktır. İstismara dayalı sözler, yalana bezenmiş teklifler ayakta kalamayacaktır.Öğretmenin yaydığı ilim ve irfan ışığında sahtelikler yeşeremeyecek, gaflet ve zillet belini doğrultamayacaktır. Öğretmen-öğrenci-okul-veli arasında sağlıklı, istikrarlı, gelişmeye açık bir ilişki ve irtibat bulunduğu müddetçe toplumsal denge, milli birlik ve kardeşlik her daim korunacaktır. Eğitimdeki aksamalar, öğretmenlerdeki bunalımlar sosyal, ekonomik ve siyasal zeminde gecikmeksizin yankı bulacaktır.Esasen bugün yaşadığımız travmaların, kriz ve kargaşanın geri planında eğitim ve öğretimdeki açmazlar ziyadesiyle belirleyicidir.Öteden beri milli eğitim sistemine muhalif bakan gayri milli ve gayri ahlaki siyaset zihniyetin var olan tedrisattan sivrilerek bugünkü durumlarına nasıl geldikleri teferruatlı şekilde sorgulanmalıdır. Demek ki eğitim sistemindeki zafiyetler öyle noktaya gelmiştir ki, hainler arka arkaya üremiş, milli ve manevi değerleri istismar eden defolu yüzler anormal ölçüde çoğalmıştır. Müşterek doğrularımızı reddeden, milli kimliğimizi tahrip eden, tarihi ve kültürel kazanımlarımızı hazmetme zorlukları çeken güruh yıllar içinde kinlerini büyüte büyüte, öfkelerini bileye bileye bu noktaya gelmiştir. Bir yanda 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözünden gurur duyan bizler, diğer yanda bundan ürken ve rahatsız olan iktidardaki bozuk kafalar aynı eğitim sistemden süzülerek çıkmıştır. Bir yanda Türk'e ve Türk'üm seslenişine düşman, milleti 36'ya ayıran, Cumhuriyetle ve kurucu kahramanlarla ters düşmüş bir siyaset ve zihniyet akımı vardır.Diğer yanda Türk olmaktan iftihar eden, Türk milletine aidiyetlikten onur duyan, ecdat yadigarı emanetleri şeref gibi gören bizler samimiyetle ortadayız, meydandayız' diye konuştu. 'PKK SALDIRILARINDA HAYATINI KAYBEDEN YÜZLERCE ÖĞRETMENİMİZ HALA KALBİMİZDE'Bahçeli, 'Ne talihsizliktir ki, malum çevrelerle aynı eğitim ve öğretim süreçlerinde yollarımız kesişse de, onlar ıslah olmadan, vicdanen aklanmadan, kulaklarına üfürülen dedikodularla yönlerini tayin etmişler, taraflarını belirlemişler, milletten kopmuşlardır. Aslına bakarsınız, milli eğitim sisteminin böylesi çelişkilere bulanması bir bakıma herkesin ayıbı, herkesin kusurudur. Buna çoğulculuk diyenlere şu hususu hatırlatırım ki, asgari ortak değerlerdeki karmaşa ve inkarcılığı çoğulculuk diyerek örtbas etme kurnazlığının asal gayesi çözülme ve bölünmedir. Bu itibarla, Türkiye'nin aleyhine kurulan ittifaklara çok dikkat etmek lazımdır. Türk milleti ve Türk devleti ancak bu uyanıklık ve kavrayış çerçevesinde varlığını idame ettirecektir. Şüphesiz ki, öğretmenlerimize şükran duyduğumuz, çok şey borçlu olduğumuz su götürmez bir gerçektir. Öğretmenlerimiz fedakarca, samimiyetle çalışmaktadır. Dünden bugüne, hiçbir tehdit, hiçbir tehlike sınıflardan parlayan eğitim ve öğretim aydınlığını engelleyememiştir. Öğretmenlerimiz zulüm görmüş, çile çekmiş, parasız kalmış, mağdur olmuş, teröristlerin saldırısına uğramış; ne var ki sahip oldukları saygınlıklarından ödün vermemişlerdir.Bugüne kadar, PKK'nın hunhar saldırılarında meydana gelen kayıplarımız sadece güvenlik güçlerinden oluşmamaktadır. Zor şartlar altında öğrencilerine bir kelime öğretebilmek için çırpınırken PKK saldırılarında hayatını kaybeden yüzlerce öğretmenimiz hala kalbimizde, hala aklımızdadır' dedi. 'ÖĞRETMENLERİMİZ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDADIR'Bahçeli, 'Öğretmenlerimiz yoksulluk sınırının altındadır. Öğretmenlerimiz dardadır, zor durumdadır. Ek ders ücretleri yetersiz, sosyal imkanlar zayıftır. Öğretmenlerimiz siyasi baskı ve tasallut altındadır. Öğretmen fakirleşirken havuzcular büyümekte, haramiler zenginleşmektedir. Öğretmene komik zamlar yapan Hükümet, konu saray, uçak, otomobil olunca müsrifliğin zirvesine tırmanmaktadır. Öğretmene ve öğretmen emeklisine çok görülen hazine ve bütçe kaynakları 17-25 Erdoğan'a oluk oluk akıtılmaktadır. 2013 yılı Ağustos ayında imzalanan toplu sözleşme sonucunda 2014 yılı için sadece 123 lira zam alan kamu çalışanları enflasyona ezdirilmiştir. Bu şartlar altında yüzde 12'lik ek zam talebinin çok haklı, çok gerekli olduğunu düşünüyor, bu yürekli çıkışı yapanları desteklediğimizi de söylemek istiyorum' dedi. 'ÖĞRETMENLERİMİZİN GÖSTERDİKLERİ FEDAKÂRLIKLAR HER TÜRLÜ TAKDİRİN ÜZERİNDEDİR' Bahçeli, 'Toplumun her kesimini sarmış ekonomik, kültürel ve ahlaki sorunlara takılmadan görevlerini sürdürmeye çalışan öğretmenlerimizin, yaşadıkları zorluklara rağmen evlatlarımızı yetiştirmek için gösterdikleri fedakârlıklar her türlü takdirin üzerindedir. Taviz ve teslimiyetin yaygınlaştığı; bilim ve teknoloji üretemeyen, bilgi toplumunun gereklerini yerine getiremeyen ülkemizde, karamsarlığın dağıtılması için en önemli görev her şeye rağmen yine öğretmenlerimize düşmektedir. Milletimizin binlerce yıldır yüreklerinde taşıdığı insan sevgisi, barış ve yardımlaşma, üstün ahlak ve fazilet gibi değerleri yeni nesillere kazandıracak olanlar da öğretmenlerdir' diye konuştu.'TÜRK MİLLETİNİ YÜCELTECEK OLANLAR YİNE SAYGIDEĞER ÖĞRETMENLERİMİZDİR'Bahçeli, 'Dünyanın en değerli varlığını, yani insanı yine insanın mutluluğu ve huzuru için yetiştirerek, hem insanlığı, hem büyük Türk milletini yüceltecek olanlar yine saygıdeğer öğretmenlerimizdir. Öğretmenler, bir yandan bilgi ve bilim üretebilecek dinamik beyinler yetiştirirken, onların şerefli geçmişimizden ilham almalarını, tarihimiz ve büyük Türk kültürü ile köprü kurmalarını temin etmelidir. Devletimizin, milletimizin, bağımsızlığımızın, demokrasimizin, milli kültürümüzün bekasını ilgilendiren öfikri hür, vicdanı hür, irfanı hürö nesillerin yetişmesi de yine siz değerli öğretmenler eliyle mümkün olacaktır. Memleketimizin her yöresinde kutsal bir görevi fedakârca yürüten eğitim camiasının tüm değerli mensuplarının, heyecanlarını asla söndürmeden millete hizmeti sürdürmeleri en samimi dileğimizdir. Hedefimiz ise şahsi ve mesleki sorunları çözülmüş, her türlü sıkıntıları ortadan kalkmış bir meslek grubu olarak öğretmenlerimizin enerjilerini yalnızca nesillerin yetişmesine harcamalarını sağlamak olmalıdır' dedi.ANKARA (DHA)
Çocuklarınıza Arkeoloji, Tarih ve Mitolojiyi Sevdirecek 5 Başucu Kitabı
Kitabın yazarı: Gülay SertResimleyen: Cemal EkerKitabın yayınevi: Doğan Egmont Yayıncılık 2010Doğan Egmont’un Tarihte yolculuk dizisinden ‘’Taş Çağı Öyküleri’’ i insanlığın Afrika kıtasından başlayan serüveninden itibaren günümüzden 7500 yıl öncesine, yani Kalkolitik Çağ’a kadar yaşadığı gelişmeleri anlatıyor. Buzul Çağlarında yaşam koşulları, ilk icatları ve atalarımızın kendilerini geliştirme çabaları Arkeolog Gülay Sert’in sade anlatımı ve Cemal Eker’in neşeli çizimleri eşliğinde hayat bulmuş.  Arka sayfada yer alan sözlük küçük okuyucuların kavramları öğrenmeleri için önemli bir detay oluşturuyor. Altı yaş ve üstü için önerilen bu kitap her yaş için ‘’Taş Çağlarda’’ yapılacak bir yolculuk olabilir.
İnsanı İçe Dönük ya da Dışa Dönük Kılan Nedir?
Neden bazı insanlar yanlarında başkalarını ister, macerayı severken bazıları da yalnız kalmaktan hoşlanır? Her şey beynimizin ödül algısıyla ilgili.Cumartesi gecesini kalabalık bir barda mı yoksa evinizde battaniyeye sarılmış, iyi bir kitaba gömülmüş olarak mı geçirmek istersiniz? Büyük bir arkadaş grubuyla maceralı bir spor tatilinden mi, yoksa bir-iki arkadaşınızla sakin bir tatilden mi zevk alırsınız? Bu sorulara yanıtınız çok net olabilir ya da iki ucu değil de ortalarda bir yeri tercih ediyor olabilirsiniz. İşte bu duygularımızın kaynağı, beynimizin ödüllere verdiği tepkilerle ilgili.Hepimiz dışa dönüklük ve içe dönüklük arasındaki spektrumda bir yerdeyiz; farklı koşullarda birine ya da diğerine daha yakın olabiliriz. 20. yüzyıl başlarında psikolog Carl Jung’un popüler hale getirdiği bir terim olan dışa dönüklük ya gerçekten daha yaygın olduğu için ya da daha çok ses çıkardıkları için dünyada hakim olan taraf gibi görünüyor.Peki insanı dışa dönük yapan nedir? Bugün beynin derinliklerindeki aktiviteyi görmeyi mümkün kılan beyin taramaları ve beynimizin kullandığı kimyasal sinyal sisteminin ardındaki genetik kodlamaların çözülmesi sayesinde bu soruya yanıt vermek daha olanaklı hale geldi.1960’larda psikolog Hans Eysenck’in getirdiği açıklama etkili olmuştu. Buna göre, dışa dönükler daha düşük uyarılma seviyesine sahip kişiler olarak tanımlanıyordu. Psikolojik anlamıyla uyarılma seviyesi, vücudumuzun ve zihnimizin herhangi bir uyarana karşı uyanık ve hazır olma durumunu ifade eder. Bu her birimiz açısından gün içinde farklı zamanlarda ve farklı durumlarda değişkenlik gösterir; örneğin uyku hali ile uyanıklık hali ya da trafiğin yoğun olduğu saatlerde bisiklet sürme ile sıcak bir sınıfta ders dinleme hali farklı uyarılma seviyelerine geçişi içerir.Eysenck’e göre, dışa dönüklerin uyarılma seviyesi normalden biraz daha düşüktür. Bu nedenle diğerleri için normal olan seviyeye çıkmak için biraz daha fazla çaba göstermeleri gerekir. Yeni tecrübe ve risk arayışı, yanlarında başkalarını isteme durumu bu nedenledir. Tersine, içe dönükler ise başkaları için hoş, heyecan verici ya da ilgi çekici bir durumu fazla uyarılma nedeni olarak görür ve hoş karşılamazlar. Bu nedenle önemli konular hakkında daha sakin sohbetleri, sakin ortamları, yalnızlığı tercih ederler.Yakın dönemlerde ise dışa dönüklük ile dopaminin işlevi arasında bir bağlantı kurularak bu teori daha rafine bir hale getirilmiştir. Dopamin , beyinde salgılanan ve beynin ödül, öğrenme ve yeniliklere tepkiyi kontrol eden donanımında özel işlevi olan bir hormondur. Dışa dönüklerin dopamin sistemi diğer insanlara göre farklı mıdır sorusunun yanıtı aranmıştır.Amsterdam Üniversitesi’nden Michael Cohen ve ekibinin 2005’te yayımladığı araştırma tam da bu soruyu ele almış. Deneklerden, beyin taramaları yapıldığı sırada bazı kumar aktivitelerine katılmaları istenmiş. Deneye başlamadan önce her katılımcı kişilik anketine tabi tutulmuş, genetik test içinse ağız sıvılarından örnek alınmış. Beyin taramasının sonuçları, dışa dönük ve içe dönük deneklerin beyin aktivitesi arasındaki farkı ortaya koymuş.Kumarda kazandıklarında dışa dönüklerin beyninde, duygusal tepkilerin oluşmasından sorumlu bölgesinde ve beynin ödül merkezinde daha güçlü bir tepki görülmüş. Bu bulgular dışa dönüklerin beklenmedik ödülleri farklı bir süreçten geçirdiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.Deneklerin genetik profillerine bakıldığında da ödülle ilgili beyin aktivitesinde farklılık görülmüş. Dopaminin etkisini artırdığı düşünülen gene sahip olanların, kumarda kazandıklarında beyin aktivitesinde aynı şekilde artış kaydedilmiş.Kumarda kazandıklarında dış adönüklerin beyninin çok daha güçlü tepki vermesi sözkonusu. Aynı şekilde, heyecanlı sporlardan ya da yeni insanlarla tanışma gibi sosyal maceralardan da daha fazla zevk alırlar. Bu farklılığın altında yatan genetik nedenler de var; yani genlerimiz beyinlerimizin gelişimini ve şekillenişini etkiliyor. Dopamin hormonu da bu konuda önemli bir rol oynuyor. Yani dopamin fonksiyonunu kontrol eden genler, kişilik farklılıklarını da belirliyor. Ayrıca dışa dönüklerin farklı şekilde öğrendiğine dair veriler de bulunuyor.Tercihlerimizi, beynimizin dış dünyaya verdiği tepkiler şekillendiriyor. Bu kadarcık bir biyolojik psikoloji bilgisinin, ister içe ister dışa dönük olalım, diğer insanların bizden farklı şeylerden hoşlanmasını anlamamıza belki faydası olacaktır.Tom Stafford__BBC Future
Reklam
41 Kişinin Öldüğü Hızlandırılmış Tren Kazasında Birinci Makiniste 3 Yıl Hapis
Sakarya'nın Pamukova ilçesinin Mekece köyü yakınlarında, 2004 yılında 41 kişinin öldüğü hızlandırılmış tren kazasıyla ilgili görülen dava dördüncü kez karara çıktı. Yargıtay’ın zaman aşımının kaldırılmasına yönelik kararına uyan mahkeme heyeti, birinci makinist Fikret Karabulut'u 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve bin 500 lira para cezası, ikinci makinist Recep Sönmez'i ise 1 yıl 15 gün hapis ile 150 lira para cezasına çarptırdı. Recep Sönmez’in cezası ertelendi. Aynı davanın sanığı olan tren şefi Köksal Coşkun'un beraat kararı daha önce yüksek mahkemece onanmıştı.CİHAN
Osmanlılar Hakkında Az Bilinen 7 Şey
etiket
Osmanlı'nın kuruluş tarihi 1299 olarak kabul edilmektedir. Ancak ortaya çıkan yeni bulgular bunun böyle olmadığını gösteriyor. Tarihçilerin kutbu Halil İnalcık yaptığı çalışmalardan sonra şöyle izah ediyor:''Osmanlı, Karacahisar'da payitahtını kurduğu zaman, çoğu Müslüman olan halk, kadı tayin edilmesini ve hutbe okutulmasını istemişti. Bunun üzerine camilerde hutbe okutulup kadı tayin edildi. Bunun olduğu tarihi tarihçiler iki asır sonra 1299 olarak kabul etmişlerdir ve öyle süregelmiştir. Bu zamanlarda sikke basımı da söz konusu değildir. Bunların çoğu hurafeden ibarettir.Türk ananelerinde hakanlığa namzet olanlardan birisinin zafer kazanması gerekiyor. Bu, Tanrının ona bir kut vermesi şeklinde tasvir edilir. O halde araştırmalarımızda bu konuları ön plana çıkaracağız. Osman Gazi, sınırda kendi dönemindeki alplerle mücadele ediyor. Burada tarihçi hangi eseriyle öteki alpleri gölgede bıraktığına bakmalı. İşte bu hadise Bafeus Savaşı'yla gerçekleşmiştir. Yani kendisinden sonra oğlunun hiç itirazsız beylik tahtına oturması yani hanedanın kurulmuş olması tarihçinin tespit edeceği en önemli şeydir. Orta Çağ'da hanedan demek devlet demektir. İşte bunu temin eden, (Osmanlı'nın 1302 yılında Yalova'da Bizans'a karşı kazandığı) büyük Bafeus Zaferi'dir.Bu savaşın neticesinde Osman'ın şöhreti yayılmıştır. Her taraftan onun emri altına Türkler gelmeye başladı. Demek ki bir ordu sahibidir. Demek ki bu zafer Türk ananesine göre kut sahibi olduğu zaferdir. Kendisinden sonra Orhan hiç itirazsız tahta geçmiştir. İşte bu sebeple bu tarihte bir hanedan olarak kurulduğunu söylüyorum' (Kaynak: Halil İnalcık)
500 Ton Siyanürlü Atık Dereye mi Karıştı?
Bergama Ovacık Altın madeninin eski Genel Müdürü Hayri Öğüt'ün şoförlüğünü ve korumalığını yapan eski maden çalışanı Ersan Var, madenin ikinci atık barajına siyanürlü çamur taşıyan borunun patlaması üzerine tonlarca siyanürlü atığın dereye boşaldığını ileri sürdü.Bergama’da yıllardır dile getirilen felaket gerçek mi oldu? Bu iddia doğru ise felaket kapıda!Özer Akdemir'in Evrensel'de yer alan haberine göre, yıllardır tüm karşı çıkışa rağmen siyanürle altın üretimi yapılan Bergama Ovacık Altın Madeninde siyanür kazası olduğu ileri sürüldü. Evrensel'i arayan madenin eski Genel Müdürü Hayri Öğüt'ün şoförlüğünü ve korumalığını yapan eski maden çalışanı Ersan Var, madenin ikinci atık barajına siyanürlü çamur taşıyan borunun patlaması üzerine tonlarca siyanürlü atığın dereye boşaldığını ileri sürdü.ŞİRKETTEN YANIT ALAMADIKİddiaya dair görüşünü almak üzere aradığımız şirket yetkililerinden konuyla ilgili açıklama alamadık.'YILLARIN İHMALİ'Kazanın Narlıca köyü yakınlarında, madenin ağır iş makinelerinin giriş çıkış yaptığı B kapısı civarında meydana geldiğini belirten Var, “Madenden bana bilgi verdi arkadaşlar. Cuma günü meydana gelmiş kaza ve cumartesi sabaha karşı bütün maden geçirilmiş. Bütün vardiyaları çağırmışlar. Öğütücü değirmeni de durdurmuşlar. 500 tonun üzerinde bir sıvı atık çamurunun dereye karışmış” diye konuştu. Madene karşı çıkanların yıllardır bu tehlikeye dikkat çektiğini kaydeden eski maden çalışanı “Hep bunları görmezden geldiler. Ama bir hata yılların ihmalini ortaya çıkarır. Bütün yetkili kurumlar harekete geçirilmeli. Ben Bergama belediye Başkanı Mehmet Gönenç'i de aradım. Kendisine bilgi verdim, kendisi hemen bir ekibi araştırma yapmak üzere görevlendireceğini söyledi. Bütün devlet kurumları harekete geçmeli” diye konuştu.BİLİM YILLARDIR UYARIYORDUÇokuluslu şirketler tarafından kurulan, 2004 yılından bu yana da Koza Altın şirketi tarafından işletilen Ovacık Altın madeni, Türkiye’nin ilk altın madeni özelliğini de taşıyor. Bergama Köylülerinin ve bilim insanlarının yıllarca karşı çıkmasına, eylemler yapmasına rağmen siyanürlü maden hükümetlerin desteği ve yasal düzenlemelerle çalışmaya devam ediyor. Ülkenin en üst yargı organı olan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 1997 yılında madene karşı açılan davalarda “siyanürle altın üretiminde kamu yararı yoktur” diyerek madenin çalışmasının önünü açan işlemleri iptal etmişti. Zamanın koalisyon hükümeti ise bu kararı aşmanın yollarını bularak madenin çalışmasına, yargı kararına rağmen devam etmesinin yolunu açmıştı.Altın madeninden olası bir siyanür sızıntısı bilim insanları tarafından yıllardır “felakete yol açabilecek bir risk” olarak ortaya konmuş ve bu risklere sahip madenin çalışmasına izin verilmemesi isteniyor.BERGAMA BELEDİYE BAŞKANI: BANA DA BİLGİ GELDİBergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ise 'Bana da böyle bir bilgi geldi. Bir saat kadar önce çevre mühendisi ve zabıtadan bir arkadaşı görevlendirdim. Fotoğraf falan da çekmelerini istedim' diye konuştu.Özer Akdemir | Evrensel
Reklam
F-22 ve F-35’lerden Etkileyici Fotoğraflar
F-22 ve F-35 uçakları tarihte ilk defa birlikte uçtu. Dünyanın en gelişmiş savaş uçakları Lt. Col. Matt Renbarger’e göre birlikte oldukça uyumlu ve bu özellikleri kullanılarak savaş stratejileri geliştirilebilir.
Reklam
Dudak Uçuklatan Savaş Uçağı Videosu!
Oldukça nadir bulunan F-15E kokpit videolarına bir tane daha eklendi. Düşük irtifada zorlu bir güzergahta uçan uçağın videosu ABD ordusu tarafından çekilmiş. Üstelik HD!
"Öğretmenlerin Yüzde 69’u Mesleğini Bırakmayı Düşünüyor"
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın (Eğitim-İş) 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları, öğretmenlerin ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmada öğretmenlerin mutsuz ve borçlu olduğu, mesleğin itibarsızlaştırıldığı, yüzde 69’unun öğretmenliği bırakmayı düşündüğü saptandı.Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, bugün öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, Cumhuriyet döneminden bugüne geçen yıllar içinde sürekli gerilediğine dikkat çekerek, özellikle AK Parti iktidarı döneminde eğitim sisteminde yaşanan köklü değişikliklerin, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbenin, okul dönüşümlerinin, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama hevesinin, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesinin öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirdiğini kaydetti. Öğretmen yetiştirme sürecinin siyasallaştırılarak çökertildiği, öğretmenliğin saygınlığının da bundan büyük zarar gördüğünü dile getiren Veli Demir, son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanmasının, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulmasının, öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırdığını belirterek, 'Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.' dedi.'TOPLU SÖZLEŞMELER ÖĞRETMENİ OLUMSUZ ETKİLEDİ'Veli Demir, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana öğretmenlerin alım gücünde çok fazla bir düşüş olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu saptayarak, '2002 yılında mesleğe yeni başlayan bir öğretmen maaşı ile 24 çeyrek altın alırken, 2014 yılında sadece 14 çeyrek altın alabilmektedir. Bu hesaba göre 2002 yılından bu yana öğretmenlerin maaşlarındaki alım gücü yüzde 41,6 oranında düşmüştür. Yetkili ama etkisiz sendika, Memur-Sen ile Hükümet arasında 2014 yılında imzalanan ihanet sözleşmesi nedeniyle enflasyon farkının ödenmeyecek olması da öğretmenleri olumsuz etkilemektedir.' izahında bulundu.Eğitim-İş’in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle, 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri' adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 93’Ü MESLEĞİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİ YETERSİZ BULDUAraştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 42’sinin erkek, yüzde 58’inin ise kadın olduğu belirlenmiştir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77’sinin hiçbir sendikaya üye olmadığı, sadece yüzde 23’ünün herhangi bir sendikaya üye olduğu tespit edildi.Öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 91’i eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 84’ü gelirindeki yetersizliğin mesleki verimini düşürdüğünü belirtti.Öğretmenlerin yüzde 91’i verilen çocuk yardımının yetersiz olduğunu belirttiÖğretmenlerin yüzde 91’i ek ders ücretlerinin yetersiz olduğunu belirtti.Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını belirttiÖğretmenlerin yüzde 68’i kazandığım para ile çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamadığını, yüzde 22’si ise kısmen karşıladığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını belirtmiştir.Öğretmenlerin yüzde 86’sı öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemediğini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 85’i son on yılda alım gücünün düştüğünü belirtti.'EĞİTİM HER AŞAMASINDA PARASIZ OLMALI'Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir sorunun çözümü için ise yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:'Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını,Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmalı,Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmeli,Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması yönündeki söylem ve uygulamalara son verilmeli,Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmalı,Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmeli,Okullarda ‘kölelik sistemi’ veya ‘mevsimlik işçi’ olarak adlandırılan ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli,Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmeli,Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmalı. Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz.'Cihan
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Doctor Who İzlemenizi Gerektiren 10 Neden
etiket
Keslnlikle şu ana kadar ki en iyi bilim kurgu dizisi diyebiliriz. Hatta filmlerin bile önüne geçer. Bilim kurgu adına çekilmiş en iyi 'şey'i izlememiz için 10 neden sayacağım.
Reklam