onedio
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Enerji ihtiyacı ve kalkınma “makyajı” nı sildiğinizde, Yırca’daki 6 bin zeytin ağacının bir gecede katledilmesinin tek sebebi vardı:Kolin şirketinin kâr hırsı.Yırca’da “acele kamulaştırma” sürecini beklemeden ağaçları kesen şirketin, yasalar ve hukuk kurallarıyla ilişkisi daha önce de pek parlak değilmiş.Bundan yedi yıl önce Çanakkale’de işlettiği limandaki akaryakıt kaçakçılığı operasyonu sonrasında başlayan hukuk sürecinin halen devam ettiğini öğrendik.Kamuoyunun o dönem şirket sahibi Celal Koloğlu ’nun gözaltına alınıp bırakılmasıyla hatırlayabileceği bu operasyonun ardından açılan kamu davasında ağır ceza mahkemesinde yargılandığını; birden fazla suçtan mahkûm olduğunu ise pek bilen yok. Yargıtay aşamasında -çok ilginç gerekçeler-le- bozulan bu mahkûmiyetlerin ardından davanın Çanakkale’de halen sürdüğünü de.
Dünyamıza Düşen 556 Asteroidin Tümü Bu Haritada!
NASA 1994 yılından 2014 yılına kadar Dünya’nın atmosferine giren tüm asteroidleri gösteren bir harita yayınladı. 556 asteroidin neredeyse tümünün zararsız bir şekilde parçalanmasına rağmen bu harita bize en çok nerelere asteroid düştüğünü ve atmosferimizin bizi nasıl koruduğunu gösteriyor.NASA bu haritayı devlet sensorlarından aldığı bilgiyle oluşturmuş. Haritadaki en büyük noktaysa 2013 yılında Rusya’nın Chelyabinsk bölgesine düşen 10.000 tonluk göktaşı.
Mutluluk Çubuğu Artık SGK Kapsamında
Manisa CBÜ Tıp Fakültesi üroloji Anabilim Dalı Öğrenim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen ve ereksiyon bozukluğu yaşayan erkeklere yapılan operasyonla takılan penil protezin, Amerika ve Avrupa Birliği'nden sonra Türkiye'de de sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmaya başlandığını söyledi.Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, erektil disfonksiyon hastalarına uygulanan farklı tedavilerin sonuç vermemesi durumda penil protez operasyonlarının SGK tarafından ödenmeye başladığını belirtti. Prof. Gümüş; Amerika, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından karşılanan penil protezin, Türkiye'de de SGK kapsamına alınmasıyla erkekler arasında sık görülen bir sağlık sorunun çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Erektil disfonksiyon hastalığında tedavi yöntemlerinden birinin de penil protez operasyonları olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Medikal tedavilere cevap vermeyen, diabetik hastalara, pelvik cerrahi geçiren ve ereksiyon problemi yaşayan hastalara uygulanan penil protezleri SGK tarafından karşılanmaya başlandı' dedi.YAŞ SINIRI YOKPenil protez için herhangi yaş sınırı olmadığını belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, uygun endikasyonu taşıyan ve protezi kullanabilecek olan hastalara operasyonun başarıyla gerçekleştirildiğini vurguladı. Özellikle orta yaş grubu hastaların (55-65) operasyonu daha çok talep ettiğini belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Cinsel hayatının kötüleştiğini ifade eden hastaların psikolojik durumlarında da bozulmalar olmaktadır. Ereksiyon bozukluğu yaşayan hastada, gerginlik, öfkelenme, kendine güven kaybı ve depresyon sorunları sıkça rastlanmaktadır. Buna karşılık depresyonda olan hastaların ortalama yüzde 70'inde cinsel hayatlarında azalma ve çeşitli derecelerde bozulmalar meydana gelmektedir' diye konuştu.EGELİLER CİNSEL KONULARDA DAHA HASSASCinsel aktivitelerinde azalma ve bozulma olan her hastanın doğru tedavi uygulamalarından faydalanması için bir uzmandan yardım almasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, 'Türkiye'de hastalar çoğunlukla sosyal yaşam ve evlilik hayatlarındaki kötüleşmenin seviyesine göre doktora gitme ihtiyacı duyuyor. Ayrıca, ülkemizde doktora başvuru durumu sosyokültürel seviyeyle paralel orantıda ilerliyor. Bu anlamda doktora başvuru bakımdan Ege bölgesi oldukça iyi durumda. Türkiye'de cinsel sorunlarda en çok Ege Bölgesi'nde yaşayanlar doktora başvuruyor' dedi. SGK tarafından ödenen mutluluk çubuklarının 15 bin lira olduğu belirtilirken, uygulamanın iki ürolog ve bir endikronoloji uzmanının vereceği raporla 3'üncü Basamak Üniversite hastanelerinde yapıldığı belirtildi.DHA
Karbondioksit Salınımını Gösteren Şaşırtıcı Animasyon
NASA tarafından yayınlanan şaşırtıcı animasyon karbondioksit gazlarının kaynaklarından çıkarak rüzgarlar yardımıyla dünya atmosferinde nasıl dolaştığını gösteriyor. “Nature Run” isimli karmaşık bir araştırma projesinin küçük bir kısmının grafiksel gösterimi olan bu animasyon bir simülasyon yardımıyla üretilmiş ve 1 senelik süreci kapsıyor.
Reklam
'Bunlar Ecdadının Karadan Gemi Yürüttüğüne de İnanmıyorlar'
Açılış töreninde imam hatipli öğrencilere seslenen Erdoğan 'Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz özgürlüklere sımsıkı sarılın' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da 155 eğitim tesisinin toplu açılış töreninde konuştu.Başbakanlığı döneminde eğitim sisteminde yaptıkları değişikliklerden söz eden Erdoğan 'İmam hatiplerden 2002-2003 eğitim öğretim yılında 63 bin öğrenci vardı. Şu an 983 bin eğitim-öğretim alıyor. Öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı imam hatip liselerinde. Daha çok çalışacağız, hayırseverlerimiz talebi karşılamak için daha çok seferber olacaklar' dedi.Konuşmasında imam hatipli öğrencilere seslenen Erdoğan 'Başörtüsünde füruat dediklerinde, imam hatip okulları gereksiz kapatılmalı dediklerinde bile yıkılmadık. Bu büyük ihanete rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik. Sizler bugün bu modern okullarda özgürce eğitim görüyorsanız inanın bunda nice gönül erbabının emeği vardır. Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz bu okullara ve bu özgürlüklere sımsıkı sarılın. Gelecekte birileri çıkıp da yine bu okulları kapatmak isterse, bizden aldığınız emaneti ve o mesuliyetin gereklerini hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum' şeklinde konuştu.İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:Yarım milyar lira kaynakla Ankara'ya eğitim tesislerini kazandırdık. Hükümetimize, bakanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Hayırseverlere özellikle teşekkür ediyorum. Bu eğitim yuvaları hayırlı olsun.12 yıl başbakanlık görevini yaparken Merkez İmam Hatip Lisesi olan çok sayıda arkadaşımız çalıştı. Şimdi ki görevimde de buradan mezun çok yakın çalışma arkadaşlarım bulunuyor. Özel danışmanıma kadar, özel kalem müdürüme kadar bu okuldan mezun oldular. Bana buranın eski halini anlattılar. Bodrum katlarında, ışıksız nasıl eğitim gördüklerini anlattılar. Nasıl çileler çektiklerini anlattılar. Diğer imam hatip okulları gibi burası da nice genç değerler yetiştirdi.'KİLİTLERİ TEK TEK SÖKÜP ATTIK'4+4+4 kod numarası 444.. Başörtüsü yasağını kaldırdık. O zulümde artık sona ermiş olduk.İmam Hatip okullarının kapılarındaki kilitleri tek tek söktük attık.'ÖĞRENCİ SAYISI 15 KATTAN FAZLA ARTTI'İmam hatiplerden 2002-2003 eğitim öğretim yılında 63 bin öğrenci vardı. Şu an 983 bin eğitim-öğretim alıyor. Öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı imam hatip liselerinde. Daha çok çalışacağız, hayırseverlerimiz talebi karşılamak için daha çok seferber olacaklar. Başbakanlığım dönemimde milli bütçemizin yüzde 50'sini eğitime ayırdık. Kadro tahsislerinde birinci sırayı eğitime ayırdık.'BEN 75 KİŞİLİK SINIFTA OKUDUM'Bu bizim nereden nereye geldiğimiz gösteriyor. Ben 75 kişilik bir sınıfta okudum. Ama o zamanlardaki öğretmenlerimizin kalitesi çok çok fazlaydı. Bu hocalarımızın büyük kısmı üniversitelere gittiler profesör oldular. Biz bu hocalarımızdan ilmi, feyzi, bereketi aldık.Onlar bize çok şey kazandırdı. O hocalarımız da zaman kavramı yoktu. Biz cumartesi de okuyorduk. Şimdi Cuma günü bitiyor iş.Çok çalışacağız, hocalarımızın da size olan himayesi, sizlere verecekleri ilim irfan sizleri çok farklı yerlere taşıyacak. Bilgi yetmiyor, hikmete de ihtiyacımız var.'BİR KIZIMIZ ARAYIP HIÇKIRA HIÇKIRA DERDİNİ ANLATTI'Keşan'da bir kızımız bana mektup vermek istedi. Yanıma çağırdım, mektubun içeriğini sordum. 'Keşan'daki imam hatip lisesi ihtiyaca cevap vermiyor' dedi. Ertesi gün bu kızımızı aradım. Hıçkıra hıçkıra derdini anlattı. Keşan'da okulda çok büyük sıkıntı çektiklerini söyledi. 'Keşan'a 700 kişilik imam hatip yapsak yeter mi?' dedim. 'O bile yetmez' dedi. Arazi tahsis edildi, orada da inşaat başlıyor.'SÜRGÜNE GİDER GİBİ AVRUPA'YA GİTTİLER'Sürgüne gider gibi Avrupa'nın köşelerinde okuyanlardan ibret alın. Sizler eğer bugün özgürce eğitim alıyorsanız bu uzun ve sabırlı bir mücadelenin eseridir. Menderes gibi, Tevfik İleri gibi insanların bunda emeği var. Nice isimsiz kahramanın, Özal gibi Erbakan gibi isimlerin bunda payı var. Hamdolsun bugün zafere ulaştık. Dmeokratik yöntemlerden hiçbir zaman şaşmadık.Elimize taş ve sopa alanlardan olmadık. Karşımdaki bu gençlik imam hatip gençliği asla ve kat'a böyle bir örnek olmaz. Onlara demokratik mücadele nedir öğrettik.'SAHİP OLDUĞUNUZ BU HAKLARA SAHİP ÇIKIN'Başörtüsünde füruat dediklerinde, imam hatip okulları gereksiz kapatılmalı dediklerinde bile yıkılmadık. Bu büyük ihanete rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik. Sizler bugün bu modern okullarda özgürce eğitim görüyorsanız inanın bunda nice gönül erbabının emeği vardır. Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz bu okullara ve bu özgürlüklere sımsıkı sarılın. Gelecekte birileri çıkıp da yine bu okulları kapatmak isterse, bizden aldığınız emaneti ve o mesuliyetin gereklerini hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum.'TÜRKİYE'Yİ İLKLER VE REKORLARLA TANIŞTIRDIK'1994 yılında bizzat şahsım belediye başkanı oldum. İmam hatipli olarak emanetin hakkını verdik. 28 Şubat sürecinde imam hatip okulları öcü gibi gösterildi. Tehlikeli kurumlar olarak haksız ithamlara maruz bırakıldı. Küçücük çocuklara en ağır hakaretler yapıldı. Medyada, gazete manşetlerinde hatta devlet nezdinde hükümetler nezdinde imam hatip okullarının öğrencileri mezunları ikinci üçüncü sınıf insan yerine kondu. Sonuçta ne oldu? 2002'de bir imam hatip mezunu Başbakan oldu. Bir kısım arkadaşaları bakan oldu milletvekili oldu. 12 yıl boyunca bu görevin de hakkını verdik. Türkiye'yi ilkler ve rekorlarla tanıştırdık. İşte şimdi de yine bir imam hatip mezunu cumhurbaşkanı seçildi. Yine milletin hizmetindeyiz. Yine ülkenin hizmetindeyiz. Türkiye'yi daha da büyütmenin mücadelesi içindeyiz.'MUHTAR BİLE OLAMAZSIN DEDİKLERİ İNSANLAR...'Öcü dedikleri, ölü yıkayıcısı mı olacaksın diye tahkir ettikleri, muhtar bile olamazsın dedikleri insanlar işte cumhurbaşkanı oldu. Son dönemlerde gençlerimiz arasında ciddi kötü alışkanlıklar yayılıyor. Sigaradan tutunuz uyuşturucuya varıncaya kadar kötü alışkanlıklara karşı karşımdaki gençliğin ciddi mücadele vereceğine inanıyorum. Bunlar sizi gönül dünyanıza sokmamalısınız. Bu konuda gençliğe örnek olma mücadelesi veren gençler olacağınıza inanıyorum. Biz imam hatip okullarının yeniden açılmasını ne kadar savunduysak diğer meslek liselerinin de yeniden hayat bulmasını savunuyoruz. Başörtüsünü savunduğumuz kadar 77 milyonun her bir ferdinin temel hak ve özgürlüklerini aynı şekilde savunduk.Kur'an dersinin Siyer dersinin seçmeli ders olarak okutulması için çabaladığımız kadar, farklı dil ve lehçelerin diğer derslerin okutulması için de çabaladık.'BİR MÜSLÜMAN'IN BUNU YAPACAĞINA İNANMADILAR'Amerika kıtasına Kolomb'tan 300 yıl önce Müslümanların ulaştığını söyledim. Bu yeni bir iddia değil. Hatta şu anda Almanya'da yaşayan Prof. Fuat Sezgin'in eserlerinde de bu yerini almıştır. Bana ait olan bir iddia değil. Bu konuda yazan ilim erbabının diliyle orada ifade ettim. Türkiye'de ve dünyada çok sayıda saygın ilim adamı bunu iddia ediyorlar. Delillerini de ortaya koymuşlar. Bu işin uzmanlarından önce bu iddianın yurt dışındaki muhataplarından önce bizim kendi gençliğimiz araştırmadan incelemeden yapılan tartışmalara hiç bakmadan buna itiraz etmeye istihza etmeye başladılar. Koca koca adamlar da itiraz ettiler. Bazı köşe yazarları karikatüristler itiraz etmeye başladı. Çünkü bunlar bir Müslüman'ın bunu yapabileceğine hiçbir zaman inanmadılar.'KENDİ MİLLETİNE YABANCILAŞMADIR BU'Bunlar ecdadının karadan gemileri yürüterek Haliç'e indirdiğine de inanmayanlardır. Bir karanlık çağı kapatıp aydınlık çağı açan liderlere de inanmadılar. İşte bu özgüven eksikliğidir. Onun için taş üstüne taş koyamadılar. Kendi milletine tarihine yabancılaşmadır bu. Ezberlerle hareket eden, kendisine öğretileni mutlak doğru kabul eden gençlik böyle ezber bozan bir iddiayı duyduğunda din ile alay etmeyi tercih ediyorlar. Batılı kaynaklara ayet gibi inananlar sadece kendilerini kandırırlar. Biz ezber bozmaya devam edeceğiz. Bizim görevimiz bu. Tarihin muzafferler ve egemenler tarafından değil objektif bir biçimde yazılması için cesur olmaya devam edeceğiz. Bilim tarihi eğer tarafsız şekilde yazılsa İslam coğrafyasının ilime ve sanata katkılarının bilinenden çok olduğu ortaya çıkacaktır. Milletimin ezik olmasını asla kabul etmem. Egemenler tarafından yazılan tarihin bizim özgüvenimizi kırmasını kabul edemem. Mesele bilim dünyasının meselesidir. Ben bu noktada teşvik makamındayım. Her zaman da teşvik edici olmaya devam edeceğim.Biz tarihte yaptık yine yapabiliriz. Buyurun Marmaray'ı yaptık. Denizin altından geçirdik. Bunu yapabileceğimize inanmadılar. İnşallah Kanal İstanbul'u da yapacağız. Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacağız. Bunlara sorsan yapamazsınız derler. Hemen yazmaya başlamışlar. 3. Havalimanı yapılmayacak diye... Kim söyledi yapılmayacak diye? Harıl harıl herkes çalışıyor. Biz büyük medeniyetler inşa ettik. Bugün fetreti aşabiliriz.Sondakika.com
Neden Yüzleri Tanır da İsimleri Hatırlamayız?
Yüzleri ve isimleri hatırlamak için beynimizin aynı şekilde çalıştığını düşünürüz; fakat uzmanlar bu iki sürecin birbirinden tümüyle farklı işlediğini belirtiyor.“Yüzleri çok iyi hatırlarım ama isimler konusunda çok kötüyüm” cümlesini sık sık duyarız. Fakat yaygın kullanılan bu ifade ne kadar doğru? Hafıza psikolojisine ufak bir yolculuk yapıp yüzler ve isimlerle ilgili hafızanın nasıl çalıştığına bir bakalım.İnsanların yüz tanıma konusunda uzman olduğu doğrudur. Birçoğumuz binlercesini tanırız ve bu işi otomatiğe bağlanmışçasına yaparız. Nörologlar bunu zor bir işin kolaymış gibi görünmesi olarak değerlendirir. Çünkü beyinde bu görev için ayrılmış çok sayıda mekanizma vardır.Beynimizde yüz tanıma görevini yerine getiren bir bölüm vardır; kısaca FFA olarak adlandırılan bu bölüm kulaklarımızın arkasında bulunan temporal lop bölgesinde yer alır. Bu bölgede herhangi bir hasar meydana gelmesi halinde, görmenizde bir sorun olmasa bile insanları yüzlerinden değil, ancak seslerinden ve giysilerinden tanıyabilirsiniz. Beynin bu bölgesindeki zayıflığın kalıtsal olması da söz konusu. Prospagnozi adı verilen ve yüz körlüğü olarak tanımlanabilecek bu durumda tüm aile fertleri, birbirlerinin yüzleri de dahil hiçbir yüzü tanıyamaz.Fakat ne ilginçtir ki isimleri hatırlamak için benzer bir alan yoktur beynimizde. Sadece kelimeleri hatırlama göreviyle yükümlü bölgeler vardır; isimler de zaten özel kelimelerdir. Bu bölgelerde meydana gelen bir hasar sonucunda isimleri de kelimeleri de hatırlamakta zorluk çekeriz. Örneğin muzu tanır, onun lezzetini bilir, hatta muzlu pasta tarifi bile yapabilir, ama adını hatırlamayız.Yüzleri tanımak ve isimleri hatırlamak için kullanılan hafıza işlemi birbirinden farklıdır. Yani iki farklı psikolojik işlem devreye girer: Tanımak ve hatırlamak.Örneğin bir partide konukların yüzlerine bakarken biriyle göz göze geldiğinizde “Bu kişiyi tanıyor muyum?” diye kendinize sorduğunuzda buna yüz tanıma işlemi denir ve vereceğiniz cevap ya “evet, tanıyorum” ya da “hayır, tanımıyorum” olacaktır.Daha sonra bir tanıdığınızla konuşurken onu başkalarıyla tanıştırmanız gerektiğinde hafızanın isim hatırlama kısmı devreye girecek, gördüğünüz bir şeyi tanımak değil, daha önce öğrenmiş olduğunuz bir şeyi hatırlamak söz konusu olacaktır. Burada basit “evet/hayır” yanıtı işe yaramayacak, bizzat ismin ne olduğunu hatırlamanız gerekecektir.Yani şöyle de diyebiliriz: Yüzler verili bir bilgidir; baktığımızda orada görürüz; yapmamız gereken tek şey onları daha önce görmüş olup olmadığımızı bilmektir. Oysa isimler hafızada saklıdır ve onlarla ilgili daha zor bir psikolojik işlem yapmamız, arayıp bulmamız gerekir.İsimleri hatırlama konusunda iyi değilseniz uygulayabileceğiniz bazı yöntemler vardır. Hafızayla ilgili deneyler, kendinizi zorlayarak hatırlamaya çalışmanın işe yaramadığını göstermiştir. Hatırlamaya çalıştığınız şeyi tekrarlamak ve onunla ilgili bağlantılar kurmak daha yararlı olacaktır.Yani isimleri hatırlamak istiyorsanız, biriyle ilk tanıştığınızda konuşma içinde ismini sık sık tekrarlamanız gerekir. İsmini mutlaka hatırlamanız gereken biri varsa onlarla ilgili bir özelliği tespit edip isimleriyle birlikte bu özelliği zihninizde çarpıcı bir görsel imgeyle birleştirmek yararlı olacaktır. Örneğin Jennifer isimli bir kadınla tanışıp onun Alaska’dan geldiğini öğrendiyseniz ve o bölge soğukluğuyla ünlüyse onu kar içinde kürk giymiş bir halde hayalinizde canlandırabilirsiniz (kürk İngilizce ‘fur’ demektir, yani JenniFUR bağlantısı). Böylece bir daha kimsenin ismini hatırlamadığınız için utanmanız gerekmeyecektir.BBC Türkçe
Reklam
Türkiye'nin Cahiliye Devrinde Olduğunu Gösteren 10 Emare
Cahiliye devri hep kötü özellikleri ile anılagelen bir dönem. Kız çocuklarının öldürülmesi, kölelik, tefecilik, fuhuş, kumar, alkol, putlar, vs. Ancak üzerinden 1500 sene geçmiş olmasına rağmen sanki hala ara ara kendini hissettiriyor gibi geldi bize.
Bir Öpücükle '80 Milyon Bakteri Bulaşıyor'
Bilim insanları, 10 saniyelik bir öpüşmede yaklaşık 80 milyon bakterinin bulaşabildiğini iddia etti.21 çift üzerinde araştırma sürdüren Hollandalı bilim insanları, günde en az dokuz defa öpüşen çiftlerin tükürüklerindeki bakterileri birbirlerine bulaştırdığı sonucuna vardı.Araştırmanın sonuçları 'Microbiome' adlı bilim dergisinde yayımlandı.Hollanda Uygulamalı Bilimler Araştırma Merkezi'nden bir ekibin yürüttüğü çalışmada, 21 çifte ne kadar sıklıkla öpüştükleri, en son öpüştükleri tarih ve öpüşme şekilleri soruldu.Daha sonra çiftler 10 saniye süreyle öpüştürüldü.Çiftlerin öpüşmeden önce ve sonra, ağzından ve tükürüklerinden bakteri örnekleri alınarak birbiriyle karşılaştırıldı.Ardından çiftlerden bir tarafa, içinde çok sayıda bakteri bulunan probiyotik bir içecek içirildi.İkinci öpüşmenin ardından yapılan testlerde, 10 saniyelik bir öpüşmede ortalama 80 milyon bakterinin partnerlerine bulaştığı gözlemlendi.Tükürükteki bakterilerin hızla partnere bulaştığı ancak dildeki bakterilerin bulaşmadığı belirtildi.Daha önce yapılan çalışmalarda da, ağızda en az 700 farklı tür bakteri bulunduğu, ancak bu bakterilerin bazılarının, diğerlerine göre daha kolay bulaştığı öne sürülmüştü.Araştırmayı yürüten ekibin başındaki Profesör Remco Kort, 'Fransız öpücüğü, kısa sürede ne kadar çok sayıda bakteri bulaşabildiğine dair mükemmel bir örnek. İleriki araştırmalarda bakterilerin özelliklerine ve dilin bakterileri bulaştırma evresindeki rolüne eğilmeliyiz. Bu tür araştırmalar sayesinde ileride bakteri terapileri gibi tedavi yolları da mümkün kılınabilir' dedi.Araştırmayı yürüten ekibin Hollanda'nın Amsterdam kentindeki 'Micropia' adlı dünyanın ilk mikrop müzesiyle işbirliği yaptığı belirtildi.Müzede açılan son sergide, çiftler benzer bir deneye katılabiliyor. Buna göre müzede öpüşen çiftlere hızlı bir test yapılarak hangi bakterileri bulaştırdıkları ortaya konuyor.BBC Türkçe
Reklam
Facebook'un Rüzgar Enerjili Merkezi Açıldı!
Facebook'un yeni veri merkezi, beklenenden de önce hizmete açıldı. İşte de merkezden müthiş kareler!Facebook'un tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışan ilk veri merkezi, hizmet vermeye başladı. Altoona , Iowa'daki veri merkezinin 2015'te açılması bekleniyordu; dolayısıyla tesisler 1,5 ay önceden hizmete girmiş oldu.Sosyal ağın devasa veri merkezleri, onun yüz milyonlarca kişiye hizmet vermesini mümkün kılıyor. Çoğumuz bu merkezleri görmesek de sunucuların güç tüketimi, azımsanacak seviyede değil. National Resources Defense Council ise yakın zamanda yayınladığı bir raporda teknoloji firmalarının enerji tüketimini yönetmelerinin kritik öneminden bahsetti. Raporun da etkisiyle son dönemde veri merkezlerinin mümkün olduğunca sürdürülebilir enerjiyle işletmeye çalışan firmalara rastlamak olası.Chip
Geleceği Besleyeceği Düşünülen 7 Yemek Basan 3D Yazıcı
Gelecekte yeme içme alışkanlıklarımızın nasıl değişebileceğini bir çok bilim kurgu filminde görüyoruz. Peki gelecekte gerçekten bizi ne bekliyor? Filmlerdeki gibi tüm yeme içme alışkanlıklarımızı bir kenara bırakıp, küçük bir tabletle mi karnımızı doyuracağız? Yemek yemeyi seven bir ülke olarak bu seçeneğin hayatımıza girmesi pek istenen bişey olmasa gerek. Yeme içme sektöründe ki en son gelişme ise yemek basan 3D yazıcılar. Gelecekte bu teknolojiyle internette bulduğunuz tarifleri anında yapabileceksiniz ya da canınızın çektiği yemeği evde değilken 3d yazıcı ile hazırlayabileceksiniz. Gelecekte bunlar olacak ama şu an bu teknolojide neredeyiz? Ne tür makinalarla ne yapabiliyoruz? İşte size 7 adet yemek basan 3D yazıcı;
Yalnız Kalmak ve Kafa Dinlemek İçin Zaman Ayırmanızı Sağlayacak 10 Mantıklı Sebep
Bazı şeylere çok fazla alışıp onlara tamamen tepkisiz olmamız gerçekten acayip. Mesela çalışan klima ya da buzdolabı sesine öyle alışığız ki aniden durduklarında ya da ses kesildiğinde  korku ile karışık bir rahatlığa kavuşuyoruz. Aynı şekilde, artık teknolojiyle dolu hayatlarımızın vızıltısına da dikkat vermiyor gibiyiz.Akıllı telefon kullanıcıları her 6,5 dakikada bir telefonlarına bakıyorlar, bu da günde yaklaşık 150 defaya tekabül ediyor. Sessizliğin yerini ahenksiz bir ses uğultusu, yalnız kalabilme lüksümüzü ise sosyal medya ile değiştirmiş durumdayız. Sessizlik ve tenhalık gerçekten de yok olmak üzere olan kavramlar; yine de bünyelerinde çok fazla faydalı ve önemli şeyler barındırıyorlar. İşte sizin için derlediğimiz on örneği:
Reklam
Meltem Ünal Erzen Anadolu Partisi’ne Katıldı
Eski Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in eşi Meltem Ünal Erzen de ANA – PARTİ’nin kurucuları arasında yer aldı.Yrd.Doç.Dr. Meltem Ünal Erzen halen İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev alıyor.
Reklam
5 Bin Yıl Öncesine Ait Ayak İzleri
Danimarkalı arkeologlar Baltık Denizi'nde balık tutan ilk insanlara delil sunan en eski ayak izlerine ulaştı. Ayak izleri ilk insanların Kuzey Avrupa'daki günlük yaşamları hakkında yeni bulgular sundu.Bilim insanları Baltık Denizi'nin güneyinde yapılan araştırmalarda 3 bin yıl öncesine uzanan ayak izleri ve balık yakalamak için kullanılan bir düzenek ortaya çıkardı.Araştırmada yer alan arkeolog Terje Stafseth, bugüne kadar yapılan kazılarda eski insanlara ait çanak çömlek ve el araçları bulduklarını, ancak ayak izlerinin bir ilk olduğunu belirtti.Arkeologlar, Danimarka'nın Lolland Adası'nı Almanya ile birleştirecek sualtı tünelinin inşası öncesinde bölgedeki antik kalıntıları kurtarmak için zamanla yarışıyor. İnşa edilecek tünel, ayak izlerinin bulunduğu suları çekilmiş birçok fiyortla beraber muhtemelen binlerce yıldır gün yüzü görmeyen kalıntıları da ortadan kaldıracak.Livescience sitesine konuşan arkeolog Lars Ewald Jensen, kurumuş olan fiyortların tarihi eser aramak için çok ideal olduğunu, Taç Çağı'nda insanların günlük faaliyetlerini gerçekleştirmek için fiyortları sıkça kullandığını söyledi.Ağı kurtarmak için suya atladılarArkeologlar, Taş Çağı'nda yaşamış iki balıkçıya ait ayak izinin M.Ö 5000 ile 2000 yılları arasında oluştuğuna inanıyor. Söz konusu zamanda, Baltık Denizi'nin suları Arktik'te eriyen buzullar nedeniyle yükseliyordu ve insanlar fiyortları balık tutmak için kullanıyordu.Balıkçılar, ağaçlardan yonttukları kafes benzeri bir düzeneği sığ sularda balık yakalamak için kullanıyor ve gerektiğinde fiyortların kaygan yüzeyinde bu düzeneği kaydırıyorlardı. Ayak izlerinin de, yaklaşan bir fırtına öncesi av düzeneğini kaldırmak isterken geride kaldığı düşünülüyor.Arkeologlar, insanlara ait kalıntıların yanı sıra bir zamanlar suların kapladığı bölgede birçok hayvana ait kafatası ve kemik buldu. Hayvanların, 4 bin yıl öncesine uzanan dönemde bölgede yaşamış insanlar tarafından suya kurban edildiği tahmin ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Hareketi ‘Hatırlayabilen’ Yapay Kas Geliştirildi
“Aşırı güçlü yapay kaslardan” sonra yapay kas teknolojisinde bir adım daha ileriye gidildi. University of Cambridge’den bir grup araştırmacı kaygan plastikten hareketleri öğrenebilen ve hatırlayabilen kaslar yaptı. Nasıl ki insanlar karmaşık piyano vuruşlarını bir süre sonra fazladan düşünmeden yapabiliyor, bu teknoloji de doğadaki aynı taktiği kullanıyor. “Polymeric electromechanical memory” olarak adlandırılan yeni materyal hareketleri hatırlamak için uyarılmaya gerek duymuyor. Çalışmak için düşük miktarda voltaja ihtiyaç duyan yapay kaslar gelecekte insan vücudunda da kullanılabilecek. Teknolojinin biyomedikal alanda daha gerçekçi kas yapımına, robot teknolojilerine ve pek çok farklı alana yardımcı olabileceği belirtiliyor.
'El Oğlu Kuyruklu Yıldıza Uzay Aracı Gönderiyor, Biz Saray Yapıyoruz'
Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada, 'Bakın elin oğlunun ne yaptığını görüyorsunuz. Milyonlarca öteye kuyruklu yıldıza uzay aracı gönderiyor, biz ise bin odalı saray inşa ediyoruz.' dedi.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu'nun danışmanı Etyen Mahçupyan'ın 'İslami kesim yolsuzlukların farkında' yönündeki açıklamasını Eskişehir'de değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, 'O İslami kesimden hesap sormam lazım. Müslümanlık harama ortak olmak değildir. İslam yolsuzluk dini değildir. Müslümanlığı bu alana taşıdığınız zaman sizin Müslümanlığınız sorgulanır. Bakın elin oğlunun ne yaptığını görüyorsunuz. Milyonlarca öteye kuyruklu yıldıza uzay aracı gönderiyor. Bilimi, aklın zenginliğini, özgürlüğünü ortaya çıkarıyorlar. Biz ise Beyefendi'ye bin odalı saray inşa ediyoruz.' dedi.Kılıçdaroğlu, 'Geleceğe birlikte kuruyoruz' isimli bölge etkinliklerinin Eskişehir buluşmasına katıldı. Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'ndeki programa Afyonkarahisar, Kütahya, Bilecik, Bursa, Eskişehir il teşkilatlarından partililer iştirak etti.'DEMOKRASİ HALKIN VERGİSİNİN HESABINI VERMEKLE OLUR'CHP'nin halkına hesap vermek gibi bir temel felsefesinin olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, demokrasinin çıkışının halka hesap vermekle olduğunu kaydetti. 'Halkına hesap vermek nedir?' diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 'İktidar halktan topladıkları vergileri harcar. Vergileri topluyorlarsa asli unsur olan halka hesap vermek zorundalar. Halka buradan sesleniyorum; sizi 12 yıldır yönetenlerin hesap verdiğini gördünüz mü? Görmediyseniz işte şimdi görün. Demokrasi halkın vergisinin hesabını vermekle olur. 17 ve 25 Aralık yolsuzluk oylarını unutmayacağız.''BİZE KUL HAKKI YEMENİN HARAM, YİYENİN TOPLUMDAN DIŞLANMASI GEREKTİĞİNİ ANLATTILAR'Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun danışmanı Etyan Mahçupyan'ın dün yaptığı, 'İslami kesin yarısı yolsuzluğun farkında' açıklamasına da değinen Kılıçdaroğlu, 'Benim anlamadığım bir soru var. Çocukluğumdan beri kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu, kul hakkı yiyenin toplumdan dışlanması gerektiğini anlattılar hep. Bu İslami hareketten kastedilen halkımızdan şunu soruyum. Bu hakkı yiyenlere niye oy verdiniz, niye sahip çıktınız. Çıkın bunu söyleyin.' diye konuştu.CHP olarak her şeyden haberdar edeceklerini, her kuruşun hesabını vereceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, 'Yolsuzluk, haksızlık, adaletsizlik yapmayacağız. Her kuruşu halk için harcayacağız, hesabını vereceğiz. Bu memlekette hiçbir çocuk bizim dönemimizde aç yatağa girmeyecek. Kendi oyunu İslami yandan yana sayıyorsan o zaman ahlaktan, dürüstlükten yana olmalısınız. İşte onun yanında kim var? CHP var.' dedi.'ÇOCUKLARINA EN KÖTÜ MİRAS OLARAK O DOSYALARI TAKİPSİZLİK VERMEN KALACAK'Kılıçdaroğlu, Reza Zarrab ile 17 ve 25 Aralık yolsuzluk dosyasına takipsizlik kararı veren savcı ile hükümet ilişkisine de değindi. 'Bakın Reza Zarrab'ın kuryesi diyor ki, 'Ankara'ya çok para harcadık, gönderdik. Şimdi 17 ve 25 Aralık yolsuzluk dosyasını kapatan yandaş AKP savcısına soruyorum.' diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: 'Ankara'ya çok para taşıdığını söyleyen kişi, bu paraları kime, niye ve ne için taşıdı? Sen kapatsan da biz bu dosyası kapatmayacağız. Senin çocukların, senin adını anmayacak, utanacaklar. Çünkü çocukların 'babam yolsuzluğu örttü' diyecekler. Utanacaksın, çocuklarına en ağır miras olarak bunu bırakacaksın. O paralarla kimler beslendi, kime verildi?''MÜSLÜMANLIK HARAMA ORTAM OLMAK, İSLAM DİNİ DE YOLSUZLUK DİNİ DEĞİLDİR'Kılıçdaroğlu, konuşmasında Ak Parti'ye oy veren seçmenlere de seslendi. 'Davutoğlu'nun danışmanı bile 'İslami kesim yolsuzlukların farkında' diyor. Benim o İslami kesimden hesap sormam lazım. Müslümanlık harama ortak olmak değildir. İslam yolsuzluk dini değildir.' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: 'Müslümanlığı bu alana taşıdığınız zaman sizin Müslümanlığınız sorgulanır. Siyaseti ahlaklı, dürüst yapmalısınız. Yine AKP'ye oy verenlere sesleniyorum. Bakın elin oğlunun Avrupa'da, dünyada ne yaptığını görüyorsunuz. Milyonlarca öteye kuyruklu yıldıza uzay aracı gönderiyorlar. Bilimi, aklın zenginliğini, özgürlüğünü ortaya çıkarıyorlar. Biz ne yapıyoruz? Biz Beyefendi'ye bin odalı saray inşa ediyoruz. 'Kendi paranla yaptıysan israftır. Milletin parasıyla yaptıysan haramdır' diyor Ebu Zer. Bu ülkede huzur, barış içinde, ortak paydaşlarla yaşayacaksa, benimde senin de sorumluğun var. Vicdanını dinleyeceksin, adaletten ve vicdandan yana oy vereceksin.''TOPLUMU KANDIRMAK İÇİN ETNİK, İNANÇ VE YAŞAM TARZINI KULLANIYORLAR'Demokrasiyi içselleştirmeyenlerin, toplumu kandırmak, aldatmak için üç alanı kullandıklarını belirten Kılıçdaroğlu, bu konuda hükümeti sert bir dille eleştirdi. Kılıçdaroğlu, 'Bunlar etnik kimlik üzerinden, inanç üzerinden ve yaşam tarzları üzerinden siyaset yaparlar. Üçü de sağlıklı demokrasilerde yasaktır. Ama bu bizde yasak değildir. Dördüncüsü de yalan söylemektir.' şeklinde konuştu.'HALKA YALAN SÖYLEYEREK YAPILAN SİYASET SİYASET DEĞİLDİR'Kılıçdaroğlu, Beşir Atalay'ı da yalancılıkla suçladı. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 'Bakın Beşir Atalay var biliyorsunuz. Bir ara çıktı dedi ki, 'G20'yi biz oluşturduk ve girdik.' Yahu yapmayın, AKP yokken G20 oluşturuldu. Atalay oysa bir bilim insanı, bilgili olması, yalan söylememesi lazım. Halka yalan söyleyerek yapılan siyaset değildir. Yine Atalay, bu kez de Deniz Feneri davasında evleri aranacak kişileri telefonla önceden arayarak evlerinin aranacağını haber vermiştir. Biz ona 'köstebek bakan' demiştik. Beni mahkemeye verdi. Mahkemede ben haklı çıktım. Onun köstebekliği yargı kararıyla tescil edildi.''SEN ÖNCE KENDİ 3 MİLYON İŞSSİZ VATANDAŞINA İŞ BUL'SGK Bakanı'nın 2 milyon Suriyeli'ye çalışmak için belge verileceğini açıkladığını ancak Türkiye'de 3 milyon işsiz olmasına rağmen bu insanlara bir iş imkanı sağlanmadığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, 'Bakın Türkiye'de 3 milyon kardeşimiz işsiz. Ama bizim çocuklarımıza iş bulmuyorsunuz. Gidip Suriyeli'ye iş buluyorsunuz. Siz niye önce kendi çocuklarınızı iş bulmuyorsunuz? Bu nasıl bir durum? Bu Suriyeliler buraya niçin ve ne amaçla getirildi? Türkiye'nin huzura, barışa ve yeni yönetime ihtiyacı var.' ifadelerini kullandı.'BİZİM PROJELERİMİZİ ALIYORSUNUZ, BIRAKIN BU KOPYACILIĞI'Ak Parti hükümetini CHP'nin projelerini alıp hayata geçirmekle suçlayan Kılıçdaroğlu, 'Ali Babacan açıklama yaptı. 'Türkiye üretecek, ihracat yapacak, kazanacak.' 12 yıl sonra mı aklınıza geldi? Biz zaten diyoruz. Önce üreteceğiz, sonra ihraç edeceğiz. Bunlar bizim projelerimizi örnek alıyorlar, uyguluyorlar. Yahu bırakın bu kopyaları. 12 yıl bunlara yetki verdiniz.' dedi.'ONLAR SİYASETİ KENDİLERİ İÇİN YAPTI, KÖŞEYİ DÖNDÜ''Sizden bir 4 yılda CHP'ye imkan verilmesini istiyoruz. Bize sadece 4 yıl için yetki verin.' diyerek seçmenlere seslenen Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: '4 yıl sonra göreceksiniz. Demokrasiyi, birlikte yaşamayı, Ab üyeliği konusunda büyük adım atmış olduğumuz, işsizliği bitmiş, huzur içinde bir Türkiye göreceksiniz. Biz halktan yetki istiyoruz. 4 yıl sonra Türkiye'nin gelişmişliğini göreceksiniz. Biz siyaseti halk için yapıyoruz, zenginleşmek için değil. Onlar köşeyi döndü. Siyaseti kendileri için yaptı. Biz dönemimizde halkın tenceresi kaynayacak.'Haberler.com
İnsanlık Adına Büyük Bir Adım Atan Rosetta ve Philae'den 26 HD Fotoğraf
12 Kasım 2014 tarihinde, ESA'ya ait Rosetta isimli uzay aracı, Philae ismi verilen kapsülü dünya tarihinde ilk kez bir kuyruklu yıldıza indirmeyi başardı. Rosetta 2 Mart 2004 tarihinde gökyüzüne gönderilmişti. O günden bugüne, uzay aracı Güneş Sistemi içerisinde 6.4 milyar kilometre yol aldı ve 6 Ağustos 2014 tarihinde hedeflenen kuyruklu yıldızın çevresine vardı.Kapsülün gönderdiği görüntüler ve veriler bilim adamları tarafından 6 hafta boyunca incelendi ve kuyruklu yıldızın Agilkia adı verilen bir bölgesine iniş yapılma kararı alındı. Dünyaya gönderilen görüntüler, Rosetta ve Philae tarafından kuyruklu yıldıza 30-100 kilometrelik mesafelerden elde edilmiş görüntülerdi. İlk görüntülerden anlaşıldığına göre, bu kuyruklu yıldız aşınmış kaya parçalarıyla doluydu ve yüzeyinde bir takım gazlar fışkırıyordu. Bu içeriğimizde, bugüne kadar Rosetta ve kapsül Philae tarafından farklı mesafelerden alınmış görüntülerden birkaçını sizler için derledik. İşte insaoğlunun attığı bu büyük adımdan dünyaya ulaşan o inanılmaz kareler;
Reklam