1672 yılında Hishikawa Moronobu'nun tahta kalıplar üzerine resim çizmesiyle başlayan Ukiyo-e, Meiji Restorasyonu'na (19.yy) değin sürdü. Batı dünyasının, Japonya'yı teknolojiyle tanıştırması sonucu gözden düşen Ukiyo-e, Van Gogh başta olmak üzere bir çok Batılı sanatçıya da ilham kaynağı olmuştur.
Sokak sanatçısı Charles Leval, nam-ı Levalet tarafından yapılan çıkartmalara 'wheat paste' adı veriliyor. Bu çıkartmalar ilk önce bir kağıda çiziliyor daha sonra bu çizimler yüzeye aktarılıyor.Paris sokaklarına akıllıca yerleştirilen bu harika çizimler görenleri hayran bırakıyor.İşte yetenek ve yaratıcılığın birleştiği harika çalışmalar...
Özel Röportaj| Görmez ressam Eşref Armağan: Benim kafamda görüntü olarak hiçbir renk yok... Dağ Medya Görme Engelli Bir Ressam, Eşref Armağan: Bu röportajımda sizlerle görmeyen ressam Eşref Armağan’la yaptığım bir röportajı aktarıyorum. Ben dokuz yaşındayken onun Küçükçekmece’deki atölyesine gitmiştim. Röportajda söz ettiği lastikle bir iki şey çizmeye çalışmıştım. Muhteşem bir deneyimdi benim için. Kültür-sanatla ilgili yazmak hakkında bir plan yapınca da bir şansımı deneyip kendisiyle röportaj yapmak istediğimi bildiren bir eposta yazdım. Skype üzerinde yaptığım bu röportajı sizlerle de paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Eylem Yurtsever@EylemYurtseverinfo@dagmedya.com Eylem Yurtsever: Ressamlığa nasıl başladınız? Eşref Armağan: Ben dört yaşındayken göremediğimi idrak ettim. Altı-yedi yaşlarına gelince durumumu kabullenip uyum sağlamaya başladım. Doğallıkla yaşadığım dünyayı tanımak istedim… Nasıl tanıyacağım? Oyuncak gibi ellerime sığabilen şeylerin ne olduğunu detaylarıyla, tepeden tırnağa soruşturmaya başladım. Sonra çevremdeki arabalar, binalar, gemiler… gibi şeylere geldi sıra. Onları ellerimle kavrayamıyorum, ne yapabilirim? Bir gün kelebeği merak etmiştim. Babam “ona dokunamazsın ölür, dağılır gider,” demişti ve bir boyama kitabı almıştı. Kitaptaki şekilleri kesip tahtanın üzerine koyarak kenarlarını oydu çiviyle. İlk kelebek resmini o zaman yapmıştım. Yani o tip şeylerle, kabartma çizgilerle ya da bulduğum kabartma albüm kapakları vardı. Bakır dövmeler falan, onlardan model olarak kullanıp çizmeye çalıştım; ama aylar yıllarca, bir-iki gün değil. Devamlı çizdiklerimi görenlere göstermek zorundaydım olup olmadığını sormak için. Böyle böyle elli iki senedir çalışıyorum. Hala soruyorum. Ne kadar öğrenirsem kardır diye.Devamını okumak için:http://www.dagmedya.net/2014/01/14/ozel-roportaj-gormez-ressam-esref-armagan-benim-kafamda-goruntu-olarak-hicbir-renk-yok/
Klasik tabloların yüzlerce farklı projeye alet edilerek karşımıza çıkmasına alışığız. Ama uzun zamandır, Rino Stefano Tagliafierro nun elinden çıkma muazzam iş kadar etkileyicisiyle karşılaşmamıştık. Stefano, 2.5D tekniğiyle Caravaggio dan Rubens e kadar uzanan ressamların efsanevi tablolarını neredeyse gerçekmişçesine animasyon haline getiriyor. İlk olarak GIF haline getirdiği tabloların, 10 dakikalık videoda aldığı son şekil gerçekten etkileyici. Daha Fazlası İçin
Kurt Arrigo tarafından çekilen su altı fotoğrafları bize mükemmel bir dünyada yaşadığımızı hatırlatır nitelikte. Arrigo balık, zarif dansçılar ve görkemli bir Black Stallion atını bu harika fotoğraf serisi için bir araya getirmiş.Bu çalışma ışık,renk ve atmosferin mükemmel bir karışımı olmuş.İşte tüm ihtişamıyla '10 Harika Fotoğrafla Su Altında Ölümsüzleştirilmiş Büyüleyici Anlar' galerisi
Paris deyince, hatta boşverin Paris’i müze deyince akıllara gelen ilk yerlerden biri olan Louvre Müzesi’nde oldukça eğlenceli ve gülünç bir proje gerçekleştirildi. Leo Caillard isimli fotoğrafçı üşenmedi, Louvre Müzesi’nin ünlü heykellerini birer hipster olarak giydirdi ve fotoğraflarını çekti.“E bizim heykellere dokunmamıza bile izin vermiyorlardı, giydirilmelerine nasıl izin verdiler?” dediğinizi duyar gibiyiz. Tabi ki gerçekten giydirmemişler. Onun yerine, Caillard, heykellerin “giyinik olmayan hallerinin” fotoğraflarını çekmiş. Ardından bir arkadaşı, heykellerin üzerinde gördüğünüz kıyafetleri giyerek, heykellerinkine benzer biçimde duruşlar sergilemiş ve Caillard onun da fotoğraflarını çekmiş. Gerisi, pek tabi Photoshop’un hünerleri.
Bir resim ne kadar gerçekçi olabilir? Fiziksel görünümünüzünü, hatta kişiliğinizi ne doğrulukta yansıtabilir? Nasıl Fotojenik Olunursunuz ? Neden bazı insanlar dış görünümlerinde başkaları kadar şanslı olmamalarına rağmen resimlerde şahane çıkarken, dünya güzeli bir veya erkek haksızlığa uğrayıp tuhaf çıkabiliyor? Evet, fotojeniklik diye Allah vergisi bir özellik var. Özellikle son yıllarda, resmim çekildiğinde dehşetle haykırıp resimleri anında silmeleri için arkadaşlarıma emirler yağdırıyorum. Sadece çakırkeyifken veya fotoğraf makinesinin farkında olmadığım zamanlar şaşırtıcı derece güzel çıkıyor resimler. Bunun tesadüf olmadığını farkettiğimde anladım ki lensin objesi olduğumda birden duruşuma kuşkuyla odaklanıp gergin bir poz içersinde donup kalıyorum. O sıkıntı, eminsizlik, ”Ben fotojenik değilim zaten” diyen yenilgen inanç… hepsi tek tek çıkıyor resimlerde. Kaderinize küsmenize gerek yok. Tabii ki kontrol edemediğimiz dış etkenler de var arka fon, ışık, resmi çekenin teknik becerisi gibi. Gel gelelim resimlerde nasıl çıktığınızı otomatikman geliştirecek birçok şey var uygulayabileceğiniz metod mevcut. Malumunuz kızlar için uygun makyaj ve erkekler için saçı başı düzeltmek dışında işte birkaç öneri Çenenizi Öne Çıkartın Fotoğrafçı Peter Hurley bu numaradan başkasını tanımıyor. Herşey çene hizasında bitiyor. Çenenizi biraz öne çıkartıp gözlerinizi çok hafif kıstığınızda, çift-çene durumundan kurtulup yüz hatlarınızı öne çıkarttığınızdan, inanılmaz bir fark göreceksiniz. Size Yakışan Renkleri Seçin Annem‘in 1987′de yayınlanıp New York Times’da En Çok Satan Kitaplar arasında yerini alan “Color me Beautiful” başlıklı muhteşem bir kitabı vardır ve bugün bile doğruluğunu kaybetmemiştir. Kitap herkesin, cilt ve saç rengine göre bir mevsimi olduğunu söyler ve hangi mevsim olduğunuzu öğrendiğinizde, bunu doğru renkleri seçmek için bir araç olarak kullanmanızı önerir. Rahatla ve Kameraya Güven Husursuz olduğunuz resimlerde orataya çıkıyor. Kendinize belirli bir poza sokamk için baskı yapmak veya erkenden kötü sonuçlar beklemek yerine, biraz gevşeyin. Duruşunuza odaklanın. Dik durun ve mutlu şeyler düşününü, en son yediğiniz harika mesela. Kulağa klişe gibi gelebilir ama oldukça etkili. Charlotte Rampling harika belgeseli “The Look”da kameraya güvenmeyi öneriyor. Her ne olursa olsun, kameranın sizi hayal kırıklığına uğratmayacağına inanmayı. Kendinize güvenin. Lensin Ötesine Odaklanın İnsan doğasıdır. Bir obje bize doğrultulduğunda direkt ona bakmak. Ama lensin tam ortasına gözlerinizi dikmek yerine, fotoğraf makinesinin az üstüne veya altına bakmayı deneyin. Jackie O poz verdiğinde her zaman bu tekniği kullanırmış. Yüzünüzü Tanıyın Çoğumuz hangi profilimizin daha iyi olduğunun, hangi açıların yüz hatlarımızı en iyi şekilde öne çıkarttığının farkında değiliz. Yüzünüzü inceleyin. Denemeler yapın. Hangi açılarınızı kamera beğeniyor, öğrenin. Eğer ilgilendiyseniz, wikihow’dan daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Ve unutmayın,”Gülümsemedikçe, giyinmiş sayılmazsınız.” Başak MİLLER / Mahmure.com
VVS'e (Vertical Video Syndrome) sahipseniz, panik yapamayın, tedavi için hala çok geç değil. Yapmanız gereken tek şey, video çekerken kamera veya telefonunuzu dik tutmamak! Dikey çekilmesi nedeniyle birçok videonun mahvolduğunu vurgulamak için, 'Peki ya klasik film sahneleri dikey çekilseydi?' sorusuna cevap aramışlar ve sonuç; hiç hoş değil.Video çekerken, lütfen telefonu dik tutmayalım, tutanları uyaralım.babylon
06 Şubat 2014 - 03:02 | deviantArt'ın ColdHeartedCupid adlı üyesinin yaptığı balık etli prenses çizimleri Change.org sitesinde başlatılan imza kampanyası Disney prenseslerinin 'mükemmel vücutlu' olmasına tepki gösteriyor Change.org'da başlatılan yeni imza kampanyası Disney prenseslerinin fiziksel özelliklerine karşı çıkıyor. Prenses olmak için zayıf olmanın bir koşul kabul edilmesine karşı çıkan imza kampanyası katılımcılardan büyük destek görüyor. Amerikalı lise öğrencisi Jewel Moore tarafından başlatılan ve 22 bini aşkın katılım sağlanan imza kampanyası ile Disney'den kilolu prenses isteniyor. 'Every body is beautiful' ( Her vücut güzeldir) başlıklı imza kampanyası hakkında Moore, 'Ben balık etli bir genç kadınım ve kilolu oldukları için özgüven sorunu yaşayan birçok genç kadın tanıyorum. Medyada kilolu insanlara dair pozitif karakterlere ihtiyacımız var. Bu, zayıf kadınların resimleri ile bombardımana uğrayan dünyanın içinde zayıf olmadıkları için çirkin olduğu hissettirilen kadınlar için büyük bir iyilik olacaktır' diye konuştu. Moore, bu projeyle aynı zamanda küçük yaşta kilolu bir prenses gören erkek çocuklarının büyüdükleri zaman birlikte oldukları kadınlardan mükemmel ve zayıf görünmelerini beklemeyeceklerini belirtti. Pocahontas'tan Külkedisi'ne, Uyuyan Güzel'den Pamuk Prenses'e bütün Disney prenseslerinin zayıf ve belli bir tipe uygun çizildiğini söyleyen kampanyaya karşı duranlar da var. 'Cesur / Brave' prensesi Merida'nın oyuncakları için balık etli çizimleri çıktığında, filmin yönetmeni Brenda Chapman'dan da destek alan imza kampanyası Disney balık etli prenses oyuncağı projesini bozguna uğratmıştı. Milliyet Sanat