21 Yaşındaki Fotoğrafçıdan 12 Harika  Sürreal Çalışma
Chicagolu sanatçı Audrey Simper henüz 21 yaşında fakat ortaya çıkan eserler bu alanda tecrübeli sanatçılara taş çıkartacak nitelikte. Ayrıca Simper fotoğrafçılık alanında herhangi bir kursa ya da okula gitmemiş. Eğitim almaksızın kendisini bu kadar geliştirebilmesi takdire şayan bir durum.2008 yılından beri sürreal fotoğrafçılıkla uğraşan Audrey '' bana yaşamam için gerekli enerjiyi ve isteği veren yine içimdeki yaratıcılık hissidir'' diyor. İşte bahsettiğimiz harika sürreal fotoğraflar...
Nadir Bilinen En Yararlı Meyve ve Gıdalar
Günümüzde çok fazla tüketilmeyen ancak sağlığımız için olmazsa olmaz vitamin ve mineraller bakımından en yüksek değerlere sahip olan bu nadir meyveleri sizin için derledim.Gelin bu özel meyvelere bir göz atalım;
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
Reklam
Buz Çağına mı Giriyoruz?
Bilimadamları hepimizi ilgilendiren korkutucu bir tahminde bulundu. Güneş yüzeyindeki aktivitelerin son 100 yılın en alt seviyesinde olduğunu belirten uzmanlar bu seviyelerin en son 1645 senesinde gerçekleştiğini ve yaşanan ‘mini buz çağında’ (Maunder Minimum) Londra’da Thames nehrinin bile donduğunu anımsatıyor. Veriler göz önüne alındığında dünyanın ikliminin büyük bir değişiklik yaşaması olası. İngiltere’de bulunan Rutherford Appleton Laboratuvarı’ndan...
Biz Bu Türküleri Filmlerle Sevdik
Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın Düğün Dernek filmi için seslendirdiği ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü, bir anda herkesin diline dolandı. Aslında beyazperdenin yeniden gündeme getirdiği ve milyonların sevdiği birçok türkü var. İşte onlardan bazıları... Şu sıralar gişe rekorları kıran Düğün Dernek filminin kendisi kadar, Murat Cemcir ve Ahmet Kural’ın fragmanında seslendirdikleri ‘Entarisi Dım Dım Yar’ türküsü de konuşuldu. Sadece YouTube’da yaklaşık 20 milyon kez tıklandı. Daha önceleri çok az kişinin bildiği bu Sivas türküsü, bir anda Türkiye’nin diline dolandı. Bugünlerde neredeyse herkes onu mırıldanır hale geldi. Filmin beyazperdedeki başarısına türkünün de büyük katkı sağladığını söylemeliyiz. Türkünün sevilmesinde özellikle filmin başrol oyuncuları tarafından seslendirilmiş olmasının büyük payı var. Türkülerin beyazperde ile gündeme gelmesi aslında yeni değil. Daha önce de birçok türkü, filmler vesilesiyle gündeme gelmişti. Bu eserler, hem içinde geçtikleri filmlerin sevilmesinde büyük rol oynadılar, hem de genç nesiller arasında tanınır hale geldiler. Ayrıca kendisinden sonra çekilecek filmlerin müzikleri için de ilham kaynağı oldular. İşte beyazperdede yeniden gündeme gelen türkülerden birkaçı. Vizontele- Çeşm-i Siyahım 2001 yılında Yılmaz Erdoğan ve Ömer Faruk Sorak’ın birlikte yönettiği Vizontele’de çalınan Âşık Mahzuni Şerif’in Çeşm-i Siyahım isimli türküsü ilk akla gelenlerden. Filmin baş kahramanı Deli Emin’in “Anamın en sevdiği türküdür bu. Bazen radyoda çalıyorlar. Ben de dinletmek için koşuyorum. Fakat bir türlü yetişemiyorum. Ya türkü çok kısadır. Ya mezarı çok uzağa yapmışlar.” repliği ile dinlettiği ve bizlere sevdirdiği türkü o tarihten sonra birçok sanatçı tarafından seslendirildi. Filmin müziklerine imza atan Kardeş Türküler’in filmde türkünün özgün ve farklı bir düzenlemesine yer verdiğini de unutmamak gerek. Eşkıya-Fırat Türküsü Şu Fırat’ın Suyu Akar Serindir, Fırat Türküsü ya da Fırat Ağıtı. 1987 yılında İhsan Öztürk tarafından derlenen ve Elazığ yöresine ait olan bu türküyü ilk kez İzzet Altınmeşe seslendirmişti. Ancak türkünün dillere pelesenk olmasına Yavuz Turgul’un yönettiği ve Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan Eşkıya filmi vesile oldu. 1966 yılında vizyona giren filmin müziklerini yapan Erkan Oğur tarafından yeniden düzenlenen ve yorumlanan türkü, milyonlarca kişinin diline düştü. O tarihten sonra başta İbrahim Tatlıses olmak üzere birçok isim tarafından yeniden yorumlandı. Birçok coverı yapıldı. Radyolarda ve televizyonlarda en çok istek alan parçalardan biri oldu. Günümüzde de halen birçok isim tarafından seslendirilse de Erkan Oğur’un yorumunun üzerine geçen olmadı diyebiliriz. Gönül Yarası-Etek Sarı Belki de çoğumuz ‘Etek Sarı Sen Etekten Sarısan’ isimli türküyü, ilk kez Meltem Cumbul, Şener Şen ve Timuçin Esen’in başrollerini oynadığı Gönül Yarası filmiyle duyduk. Malatya yöresine ait olan ve Hasan Durak’ın kaynak kişi olduğu türkü, önceleri sadece birkaç kez TRT sanatçıları tarafından seslendirilmişti. Filmin final sahnesinde, Meltem Cumbul’un oynadığı Dünya’nın, türkünün ‘Herkes kaderine boyun eğmeli’ kısmını söyledikten sonra vurulmasıyla hafızalara kazındı. Meltem Cumbul’un çok başarılı bir şekilde yorumladığı türkü bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu. Haliyle birçok sanatçı bu türküyü o günden sonra repertuvarına aldı. Selam-Haberin Var mı? Dünyanın dört bir tarafındaki Türk okullarında çalışan vefakâr ve fedakâr öğretmenlerin başından geçenleri anlatan Selam filminde söylenen ‘Haberin Var mı?’ türküsü de günlerce konuşuldu. Birbirlerini sevdikleri halde idealleri uğruna ayrı ülkelerde çalışan iki öğretmenin türküsü olarak dinlediğimiz bu türkü, finalde bu iki sevdalının öğrencilerinin Türkçe olimpiyatlarında birlikte söyledikleri eser olarak karşımıza çıktı. Sözü ve müziği Muharrem Özdemir’e ait türkü, filmin ardından seyircilerle birlikte birçok sanatçının da diline dolandı. Muharrem Özdemir’in kimseye vermediği bu eseri Türk halk müziği sanatçısı Hasan Yıldırım albümüne koymayı başardı. Eyyvah Eyvah 1-Bu Fasulye Başrollerini Demet Akbağ ve Ata Demirer’in paylaştığı ve gişede büyük başarı sağlayan Eyvah Eyvah filminde seslendirilen ‘Bu Fasulye’ isimli Trakya türküsü de uzun süre dillerden düşmedi. Hem Ata Demirer’in hem de Demet Akbağ’ın seslendirdiği Bu Fasulye, aynı zamanda büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Film yapımcıları eserin anonim olduğunu söyleseler de Edirneli klarnetçi Murat Kızılcıklılar ortaya çıkıp Bu Fasulye’nin Roman müziğinde ekol olan babası Deli Selim’e ait olduğunu iddia etti. Tüm bu tartışmalar bu türkünün dillerden dillere dolaşmasına daha büyük katkı sağladı desek yanılmış olmayız. Entelköy Efeköy’e Karşı-Kara Toprak Âşık Veysel’in ‘Benim Sadık Yarim Kara Topraktır’ adlı türküsü belki de ülkemizde en çok bilinen türkülerin başında gelir. Ne var ki müzik piyasasında hakim olan pop tekelinden o da olumsuz manada nasibini alıyor. Bu sebeple bu ve benzeri türküleri radyo ve televizyonlarda yeterince izleyemiyoruz. Lakin beyazperde adeta bu duvarı yırtmak istercesine uğraşıyor. Kara Toprak türküsü Yüksel Aksu’nun yönettiği Entelköy Efeköy’e Karşı adlı filmle yeniden gündeme geldi. Seyirciler bu kez Tarkan’ın yorumu ile dinlediler bu türküyü. Film vizyondaki iken bu yorum o kadar beğenildi ki Tarkan sonrasında Kara Toprak’a klip bile çekti. Av Mevsimi-Hayde Cem Yılmaz ve Şener Şen’in başrollerinde oynadığı Yavuz Turgul’un son filmi Av Mevsimi’nde seslendirilen ‘Hayde’ isimli türkü de beyazperdenin bizlere sevdirdiği türkülerden. Aslında rahmetli Kazım Koyuncu bu türküyü son albümüne isim olarak koyup dinletmişti daha önce. Ancak filmde Cem Yılmaz’ın başarılı yorumu Rize yöresine ait bu türküyü yeniden gündeme getirdi. Hem Koyuncu’yu yeniden yâd etmemize vesile oldu hem de bir daha çıkmamak üzere hafızalarımıza kazındı. ALİ PEKTAŞ - İSTANBUL
Reklam
Ahududu Ödülleri'ne Adam Sandler Damgası
Adam Sandler'in Türkiye'de 'Büyükler' adıyla gösterime giren 'Grown Ups' serisinin ikinci filmi, Amerikan sinemasının 'en kötülerine' verilen 'Ahududu Ödülleri'ne (Razzie Awards) damgasını vurdu. Çocukluk arkadaşlarının tekrar bir araya gelmesini konu alan ve 247 milyon dolar gişe hasılatı elde eden komedi filmi, en kötü film, en kötü yönetmen ve en kötü senaryo dahil 8 dalda Razzie ödüllerine aday gösterildi. 2010'da gösterime giren ilk filmin devamı niteliğinde olan 'Grown Ups 2'nun senaryosunu yazan, Chris Rock, Rob Schneider ve David Spade ile başrolünü paylaşan Sandler, bir kez daha en kötü erkek oyuncu dalında aday oldu. Sandler, 2012'de 'Jack and Jill' filmi ile 'Ahududu Ödülleri'nin hepsini kazanarak kırılması güç bir rekora imza atmıştı. Filmde hem aile babası Jack'i hem de Jack'in belalı ikiz kızkardeşi Jill'i canlandıran Sandler, en kötü erkek ve en kötü kadın oyuncu ödüllerinin yanı sıra en kötü çift ve en kötü senaryo yazarı ödüllerine de layık görülmüştü. 74 milyon gişe geliri getiren film, Razzie'nin 32 yıllık tarihinde bütün ödülleri toplayan tek film olmuştu. 47 yaşındaki Sandler, geçen yıl da 'That's My Boy' filmi ile en kötü erkek oyuncu ödülünü kimselere bırakmamıştı. Will Smith'in oğlu Jaden ile oynadığı 'After Earth' ise 6 dalda aday gösterildi. Razzie ödülleri, 1980'den bu yana Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Oscar ödüllerine alternatif olarak yılın en kötü filmlerine veriliyor. Oscar ödül töreninden bir gün önce 1 Mart'ta sahiplerini bulacak Ahududu Ödülleri adayları şöyle: En Kötü Devam ve Yeniden Çekilen Film 'A Good Day to Die', 'Hard Battle of the Year', 'G.I. Joe: Retaliation', 'Grown Ups 2', 'Grudge Match' , 'The Hangover Part III', 'Machete Kills', 'Scary Movie 5', 'Texas Chainsaw 3D', 'The Lone Ranger', 'The Secret Life of Walter Mitty', 'The Smurfs 2' En Kötü Senaryo 'A Madea Christmas', 'After Earth', 'Escape Plan', 'Grown Ups 2', 'Homefront', 'Inappropriate Comedy', 'Machete Kills', 'Movie 43', 'Paranoia', 'Scary Movie 5', 'The Big Wedding Day', 'The Call', 'The Host', 'The Lone Ranger', 'The Secret Life of Walter Mitty' En Kötü Yönetmen Carl Rinsch - 47 Ronin, John Moore - A Good Day to Die Hard, M. Night Shyamalan - After Earth, Courtney Solomon - Getaway, Dennis Dugan - Grown Ups 2, Vince Offer - Inappropriate Comedy, Movie 43'ü yöneten 13 kişi, Robert Luketic - Paranoia, Malcolm D. Lee ve David Zucker - Scary Movie 5, Tyler Perry - Temptation ve A Madea Christmas, Justin Zackham - The Big Wedding, Andrew Niccol - The Host, Gore Verbinski - The Lone Ranger', Ben Stiller 'The Secret Life of Walter Mitty' En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu Salma Hayak, Winona Ryder, Kate Bosworth, Lady Gaga, Sofia Vergara, Kate Winslet, Lindsay Lohan, Kim Kardashian, Katherine Heigl, Diane Keaton, Susan Sarandon, Abigail Breslin, Helena Bonham Carter, Shirley MacLaine En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu Larry the Cable Guy, Will Smith, Chris Brown, Taylor Lautner, David Spade, Nick Swardson, James Franco, Rob Schneider, Mel Gibson, Charlie Sheen, Harrison Ford, Ben Affleck, William Fichtner, Tom Wilkinson, Armie Hammer En Kötü Kadın Oyuncu Tyler Perry, Noomi Rapace, Selena Gomez, Lindsay Lohan, Naomi Watts, Halle Berry, Jennifer Lopez, Gemma Arterton, Jurnee Smollett-Bell , Michelle Pfeifer, Saoirse Ronan, Jennifer Hudson En Kötü Erkek Oyuncu Keanu Reeves, Jaden Smith, Arnold Schwarzenegger, Adam Sandler, Sylvester Stallone, Robert DeNiro, Jason Statham, Adrien Brody, Ashton Kutcher, Liam Hemsworth, Vince Vaughn, Owen Wilson, Johnny Depp, Ben Stiller
Reklam
Yaratıcılık Patlaması: 15 Harika Fotoğrafla 3 Boyutlu Kitap Projesi
Japon mimar ve sanatçı Yusuke Oono, bir sahneyi fotoğrafla ya da yazıyla anlatmak yerine kitabı üç boyutlu hale getirmeyi tercih etmiş. Figürleri sayfaları biçerek ortaya çıkaran sanatçı, 40 sayfalık defterlerin her bir sayfasında ayrı bir sahneyi canlandırmak suretiyle '360 derece kitap' projesini hayata geçirmiş. Sayfalar lazer kesici ile kesilmiş. Eğer kitabı tamamen açarsanız tüm sahneler net bir şekilde görünebiliyor ve sayfaları tek tek çevirerek hikayeye vakıf olabiliyorsunuz.  İşte bahsettiğimiz üç boyutlu kitaplar...
Reklam
Reklam
Sanatçılar, Ünlü Ressamların Tablolarını Canlandırdı
Türkiye’den 56 sanatçının 42 ünlü ressamın eserini canlandırdığı ‘Sanat Objesi Olarak Sanatçı’ sergisi, 17 Ocak Cuma günü CKM Sanat Galerisi’nde ziyarete açılıyor. Katılımcılar, Türk Eğitim Vakfı’na (TEV) bağış yaparak sergide yer alan fotoğraflara sahip olabilecekler. Türkiye’den 56 sanatçının gönüllü olarak yer aldığı ‘Sanat Objesi Olarak Sanatçı’ sergisi, bugün Pera Palas’ta yapılacak açılışın ardından, 17 Ocak Cuma günü Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) Sanat Galerisi’nde ziyarete açılacak. Sergide ünlü sanatçıların 42 ünlü ressamın eserini canlandırdığı pozları yer alıyor. Küratör Nilgün Yüksel ve fotoğraf sanatçısı Niko Guido’nun, Yapı Kredi Private Banking sponsorluğunda hazırladıkları proje, sanat dalında öğrencilerin eğitim almasına aracı olacak. Katılımcılar, Türk Eğitim Vakfı’na (TEV) bağış yaparak sergide yer alan fotoğraflara sahip olabilecek. Hürriyet
Dünya Avrupada'ki Türkün Bu İcadını Konuşacak
Avrupa’da yaşayan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir Türk Vatandaşı « Yakıt olmadan çalışan araç icat etti » Evet yanlış duymadınız icat ettiği araçta hiç bir yakıt kullanılmıyor. Ne benzin, ne motorin nede farklı bir yakıt. Şimdi sıkı durun araç tekerlek kullanmadan gidiyor. İşte araç hakkındaki inanılmaz detaylar. Bilim kurgu filmlerinde şahit olduğunuz araçlardan birini bir türk icat etti ve bunu yıllarca sır gibi sakladı, taki bugüne kadar kendisi ile röportaj yapma imkanı bulan Post Gazetesi Yazarına öyle açıklamalarda bulunuyor ki duyduklarınıza inanamayacaksınız. Merhaba, öncelikle bu görüşmeyi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum, bana biraz bahseder misiniz nedir bu « Yakıtsız Araç » projesi? Aslında bu proje yaklaşık olarak 6 yıl önce hazırlanmıştı, ancak o zamanlar tecrübesiz ve yetersizdim bunları konuşmak ve paylaşmak için yeterince cesaretim yoktu, geçen zaman içerisinde teknolojiyi takip ederek projeyi daha da ileri seviyelere ulaştırmayı ve geliştirmeyi düşündüm. Belli bir noktaya ulaştığında ise neler yapılabileceği konusunda çeşitli endişelere kapıldım, bu nedenle projeden kimseye bahsetmedim. Ülkemizde insanları korumak oldukça zor, size kim bu konuda güvence verebilir ki? Size bir şey olmayacağına dair kim koruma sağlayabilir? Yaşanan bir çok şeyi görüyor, izliyor ve bu durumlardan endişe duyuyoruz. Ancak tanıdığım ilk andan bu yana güvendiğim bir kişi var ki ; o kişi şu anda ülkemi yönetiyor. Yanlız ona güvenebilir ve bu konuyu yanlız onunla konuşabilirim diye düşünerek bu röportaj sonrasında kendisine ulaşabileceğime inanarak yayına alınmasını istedim. Tahmin ettiğimiz kişiden mi bahsediyorsunuz, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan doğru mu anladım? Evet, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsediyorum. Türkiye’de güvendiğim en değerli şahsiyet kendisidir. Ne kurmayları nede çevresinde bulunan hiç kimse bu sözüme alınmasın, asla ama asla kendilerine güvenmediğimi ya da kendilerinin bu bilgiyi taşıyabileceklerini düşünmediğim için değil sadece Başbakanımız Recep tayyip Erdoğan’a herkes den daha fazla güvendiğim için bu projeyi yalnızca Başbakanımız’a kendi ellerimle teslim edeceğim. Peki inanılması güç bir şeyden bahsediyorsunuz, bize biraz bahseder misiniz araç nasıl çalışıyor, ne şekilde hareket ediyor ya da yakıt ihtiyacını nasıl karşılıyor. Aslında bu konuları detaylı şekilde açıklamam mümkün değil, dediğim gibi bu konuları yanlızca Başbakanımız bulunduğum şehre geldiğinde ve benimle görüştüğünde kendisine açıklayabileceğim konular. Ancak size bazı detaylar verebilirim. 1. Aşamada : Araçta herhangi bir yakıt bulunmuyor, motor tamamen akümülatörden aldığı elektrik vasıtası ile çalışıyor ancak motorun amacı kesinlikle aracın tekerleklerini çalıştırmak değil. Amacı çok farklı. Bu arada elektrik üretimine yardımcı olması için dinamo ve bazı yükseltme gücüne sahip prensipleri de harekete geçiriyor özel bir yakıt hücresi gibi de düşünebiliriz ancak kesinlikle içerisinde benzin, motorin yada farklı bir yaıt bulunmuyor. 2. Aşamada : Araç yerde değil kendine ait daha önceden hazırlanmış olan bir yolda ilerliyor bu yolun bazı özellikleri bulunuyor. Bunun yanı sıra araç yerden 1,618 cm yüksekte gidiyor yani havada. Ve herhangi bir dayanağı ya da tutacağı bulunmuyor. 3. Aşamada : Aracın iç yapısı tamamen bilgisayar sistemlerine sahip ve yeni teknolojiler ile donatılmş şekilde hareket ediyor, ancak bilgisayar donanımı kesinlikle aracın otomatik kullanılması gibi bir noktaya bağlı değil. Yani dışardan bir müdahale olsa dahi araç el ile kumanda ediliyor, herhangi bir şekilde donanımına ya da iç aksamlarından herhangi bir noktaya müdahale söz konusu değil. 4. Aşamada : İşlem hacmi ve hızı aracın tepkileri önceden sezebilme özelliği bulunuyor bu aracın sizin yapmış olduğunuz manevraları hafızasına alarak tekrarlayan süreç içerisinde hangi manevraları yapacağınızı önceden tahmin ediyor. Anlık hareketlerinizi öğrenme yeteneğine sahip. Tıpkı bir işlemcinin klavye dokunuşu sırasında gösterdiği hız gibi tepkilere yanıt verebiliyor. 5. Aşamada : Güvenlik kısmında ise, aracın kesinlikle bir diğer araca çarpması söz konusu değil, araç güzergah dışına çıkamıyor aynı zamanda kontrol mekanizması karşısında giden bir araca çarpmasına engel olacak şekilde tasarlanmış durumda. Herhangi bir şekilde uyudunuz ya da kalp krizi geçirdiniz. Direksiyon da bulunan nabız ölçer ile ani değişiklikleri acil servise bildirerek yol güzergahı üzerindeki « Sağlık Kontrol » merkezlerine kilitlenerek aracı sizin yerinize oraya götürüyor. Nabız değişikliklerinden kalp ritmizine, ses tonunuza kadar bir çok şeyi algılama ve anlama yeteneğine sahip şekilde geliştirilecek bu aracın ciddi bir donanımı bulunuyor. 6. Aşamada : Otokontrol , araçta daha önceden belirlenmiş olan güzergaha otomatik kontrol sistemi ile gidebiliyorsunuz. Bu, adresi veri tabanına daha önceden girilmiş mekanlar aracın ön camında size sunuluyor, direksiyonda bulunan hareket kabiliyeti olan bir modül ile gideceğiniz yer, gazetelerinizi, internet aramalarınızı, telefonunuzu, görüntülü görüşmelerinizi ve bir bilgisayarda yapılabilecek herşeyi yapabiliyorsunuz. Peki bu aracın bir videosu yada bir fotoğrafını görebilir miyiz ? Neyazıkki hayır, bilgiler çok güvenli şekilde korunuyor, nedeni ise günümüzde öyle teknolojler var ki bu aracın kopyası bir kaç saat içerisinde yapılabilir durumda. 3 boyutlu lazer yazıcılar vasıtası ile elde edeceğiniz bir veriyi çıkarmanız sadece saatler alır, şu anda günümüzde çok çeşitli amaçlar için kullanılan bu yazıcılar araç prototiplerini yüksek maliyet gerektirmeden çıkarılmasına kadar bir çok konuda kullanılıyor. Henüz patenti alınmamış bir çok aksamı bulunuyor bu nedenle önce patentlerin alınması gerekiyor. Sonrasında bu projenin tüm detayları paylaşılacak. Elinizde başka projeler var mı ? Bu güne dek sadece bu proje üzerinde mi çalıştınız ? Elbette va, elimde bir çok proje bulunuyor ülkemin geleceği için çalıştım ve kendi imkanlarımı projeleri en iyi seviyeye ulaştırmak için sarf ettim. Benim arkamda hiç bir insan gücü bulunmuyor, elimde ve kalbimde bulunan inancım Allah’ın varlığı, benim için en büyük güç kaynağı. Allah bu gibi projeleri her kula nasip etmez, Allah kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez ve istediğine verir, sanırım bu bağlamda Allah’ın bu bilgiyi verdiği kul olmak bile büyük bir lütuf. Bu sebepten ötürü hem projeme olan inancım hem de Allah’a olan inancım sizin gibi değerli insanları vesile kılarak ülkeme bu gün bunu açıklamama yardımcı oldu. Bunun için çok teşekkür ediyorum. İsmimi neden vermek istemediğimi sanrım bu durumda açıklamam gerekiyor. Bir çok petrol şirketini, hatta petrolün değerini bile düşürebilecek uzun vadeli bir çalışma ancak can güvenliği olmayan bir çalışma bu ve ne olursa olsun kimse tarafından korunamazsınız. Bizler sadece basit insanlarız, dünyanın insafına kalmış kum taneleriyiz. Bu nedenle endişelerim bulunduğu için ismimin açıklanmasını kesinlikle istemiyorum. Ancak devletimiz böyle bir sorumluluğu alabilir ve korkmadan bu başarıyı göğüsleyebilir. Tek başıma bunu yapmam mümkün değil . Son olarak okurlarımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı ? Evet, her türk vatandaşının potansiyel bir mucit olduğunu hepimiz biliyoruz, eline imkan verilmesi halinde bir tenekeden bile bir çok şey icat edebilir. Ülkemiz içerisinde tüm kurum ve kuruluşların yatırımlarını doğru şekilde yapmak için guruplar kurduğunu, bazı devlet kurumları oluşturduğunu görüyorum. Ancak üzülerek söylemem gerekiyor ki ; herşey de olduğu gibi bunda da ciddi çıkar oluşumları söz konusu. Ülkemizde atılan her adımda bir yerlerde tanıdığınız ve bir yerlerde yüksek mevkide dostlarınız olması gerekiyor. Kimse bu işi doğru yapmak için ve tarafsız yapmak için orda olduğunu bilmiyor ya da projelere bu şekilde bakmıyor. Bu senin işin, bu işi ömür boyu sana vermediler, bu koltuğu bu görevi ömür boyu sen idare etmeyceksin. Olabildiğince menfaat ve çıkar sağla diye orada oturmuyorsun demiyor kimse, bunu söyleme cesareti bile yok kimsenin. Bir vergi dairesinde bulunan veznedarın görevi gelen faturayı alıp ödemeyi kabul etmek ise, aynı yerdeki Müdür’ün görevi bu işleri doğru idare etmektir. Lakin ülkemizde bu sistem de bir yanlışlık var. Ciddi bir disiplin eksikliği ve çıkar ilişkisi var. Bunun kat-i suretle düzelmesi gerekiyor. Bir personelin disiplinsiz hareketi ona verilen rahatlık ile alakalıdır. Ülkemiz içerisinde çok ciddi oyunlar oynanıyor, gelişmekte olduğumuzu gören ülkeler içeride ve dışarıda bizi bir şekilde yıpratmak istiyorlar. Ülkemiz hiç olmadığı kadar güçlü ve hiç olmadığı kadar istikrarlı bir şekilde ilerleme kaydediyor. Ancak idarenin her bir mekanizmasına işlemiş kişi, kurum ve kuruluşlar’ın teker teker tespit edilip temizlenmesi şart. Ülkemiz içerisinde gerçekten güzel çalışmalar mevcut ancak ne yazıkki bu çalışmalar gün ışığına çıkamıyor. İdare mekanizmasındaki bazı odaklar nedeni ile girişimcilerin ve gelişimin önü kesiliyor. Bunu birebir yaşıyan biri olarak konuşuyorum. Röportaj için teşekkür ediyorum ve buradan her Türk Vatandaşına bir şey söylemek istiyorum. Her ne pahasına olursa olsun, para, pul, mal, mülk ne olursa olsun açlıktan öleceğini bilsen dahi ülkenin içerisinde karışıklığa izin verme, ülkeni satma, ülkenin insanını rencide etme, insanı insana kırdırmak yalnızca şeytanın işidir. Bu oyuna gelmeyelim. Ülkemizin hiç olmadığı kadar bizlere ihtiyacı var, dış güçlere ve odaklara köle olmayın onları aranızdan uzaklaştırın. Genç ve tecrübesiz olmanızdan faydalanmalarına izin vermeyin. Nasıl görmek istiyorsanız o şekilde bir ülke bırakın. Unutmayın « Başka Türkiye Yok ».
Hayvanlı selfie fotoğraf dönemi: #Felfies
Son günlerde bir selfie fotoğraf çılgınlığıdır gidiyor. Telefonlarının ön kameralarını kullanmayı seven milyonlarca kişi, her gün selfie fotoğraflar çekiyor ve bunları Facebook, Twitter, Instagram gibi mecralar başta olmak üzere birçok farklı platformda paylaşıyor. Bu akım, telefon ve tablet üreticilerini de cihazlara yerleştirilen ön kameraların daha iyi olması konusunda teşvik ediyor. Peki selfie akımına ne gibi farklılıklar getirilebilir? Mashable'da bazı örnekler mevcut.Mesela sevimli hayvanlarla birlikte fotoğraf çekilerek ortaya ilginç, ama sevimli görüntüler çıkabiliyor. #Felfies denen bu yeni fotoğraf akımıyla ilgili birkaç örneği sizlere sunmamız gerekirse...
Reklam