onedio
Bilim Kurgu Filmlerini Andıran, Fantastik Sovyet Eserleri
Bu anıtların bir çoğu bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibiler fakat aslında bu eserlerin hepsi Sovyet Rusya'sı döneminde yapılan heykeller.  Bu garip eserler soğuk savaş döneminde bazı şehir efsanelerine sebep olmuştur. Şimdilerde anlıyoruz ki birçok turistin ilgi odağı olan bu eserler aslında sadece sanat eserleriymiş.  Ghent Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi mezunu Jan Kempenaers tarafından çekilen fotoğraflar sayesinde bu ilginç eserlere yakından bakalım.
Düşük Bütçelerle İnanılmaz Hasılatlar Yapan 16 Efsane Film
Her zaman harcanan emek ve paranın tam karşılığını alacaksınız diye bir şey yok. Çok büyük paralar harcanarak yapılan filmler bazen hüsranla sonuçlanabiliyor. Fakat bazen de iyi bir hikaye ve güzel bir pazarlama stratejisiyle çok ucuza mal edilen filmler size servet kazandırabiliyor. İşte Düşük Bütçelerle İnanılmaz Hasılatlar Yapan 16 Efsane Film...
Stresli Erkekler İçin Kilolu Kadınlar Daha Cazip
Erkekler stresli olduklarında, kilolu kadınlar onlar için daha cazip geliyor.Westminster üniversitesi bilim adamlarından Viren Swami’nin başkanlığında yürütülen ve sonuçları PLoS One’da yayımlanan araştırmada, Avrupa ülkelerinden gelen denekler iki gruba ayrıldı.Bir gruptan, stres ortamı oluşturabilmek için jüri önünde konuşma yapmaları ve matematik soruları çözmeleri istendi. Kısa bir aradan sonra deneklere zayıf ve kilolu kadınlara ait fotoğraflar gösterilerek, deneklerden ideal vücudu, ayrıca en çekici kadın fotoğrafını seçmeleri talep edildi.Kontrol grubuna ise fotoğraflar, stres ortamı olmadan gösterildi.Stres altındaki erkekler, diğer gruptan daha fazla, kilolu kadınları beğendiklerini belirtti. En çekici olarak da kiloluları seçti.Deneklerin seçiminde rol oynayabilecek yaş, kilo, açlık gibi faktörleri en aza indirgeyen bilim adamları, tercihte stres durumunun etkili olduğunu bildirdi.Bilim adamları, insanların stres altındayken güvende olma ihtiyacının arttığını, kilolu kadınlar ın yeterli gıdaya ulaşımı, sağlığı ve üremeyi sembolize ettiği için tercih edildiğini belirtti.
Sigara İçmek, Yaşam Süresini 10 Yıl Kısaltıyor
Zararları içilen miktara bağlı olarak artan sigara nedeniyle, her yıl ortalama 100 bin insan hayatını kaybediyorT24Sigara bağımlılığı, akciğer, ağız, boğaz, mide, pankreas gibi çok sayıda kanserin en önemli nedeni olarak yaşam süresini 10 yıl azaltıyor.Geçtiğimiz yüzyılda dünyada yaklaşık 100 milyon kişi sigaraya bağlı nedenlerle yaşamını yitirdi. Araştırmacıların tahmini; içme oranları böyle devam ederse bulunduğumuz yüzyılda aynı nedenden 1 milyar ölüm olacağı yönünde.Tülay Karabağ ’ın ntvmsnbc.com’da yer alan haberine göre, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü nedeniyle sigaranın zararlarına dikkat çeken İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunçalp Demir , ülkemizde ise sigara karşıtı çalışmalar hız kazanmış olsa da; yaklaşık her 3 kişiden birinin sigara içtiğini ve her yıl 100 binden fazla insanın sigaraya kurban verildiğini söylüyor.Sigaranın vücuttaki ilk etkileri damarlar üzerinde oluyor, bunden de tüm organlar etkileniyor. Etki ilk sigara içimiyle başlıyor. Prof. Demir, uzun dönemde hücrelerin genetik yapısını bozan sigaranın vücuttaki seyri hakkında şunları aktarıyor: “Başta akciğer olmak üzere, ağız, boğaz, dil, yemek borusu, mide, pankreas, mesane gibi birçok kanserin oluşumuna yol açar. Ayrıca solunum sisteminin savunma mekanizmasını bozar, enfeksiyonlara, solunum kapasitesinde azalmaya ve KOAH'a neden olur.'Cinsel fonksiyonları da bozuyorSigara içenlerde akciğer kanseri ve KOAH, içmeyenlere oranla 20 kat fazla görülüyor. Sigara hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel fonksiyonları da olumsuz etkiliyor ve kısırlığın önemli nedenleri arasında gösteriliyor.Sigaranın bağımlılık yapıcı etkisinden sorumlu olan ise nikotin. Nikotinin beyindeki nucleus accumbens bölgesindeki keyif merkezini uyararak dopamin salgılattığını kaydeden Demir, “Nikotin, alınmadığında yani sigara bırakıldığında ‘yoksunluk belirtileri’ görülür. Bunlar; şiddetli sigara içme arzusu, sinirlilik, huzursuzluk, gerginlik, mutsuz hissetme, konsantrasyonda azalma, iştah artışı şeklindedir ve sigarayı bırakmayı zorlaştıran en önemli etkenlerdir” diye konuşuyor.“Sigarayı bırakmak zordur ama imkansız değildir” diyen Demir’in bu süreçte izlenecek yol hakkındaki önerileri şöyle: “Kendi kendinize bırakmayı denediğinizde zorlanıyorsanız, bir hekime danışarak etkinliği kanıtlanmış tıbbi tedavi yöntemlerinden yararlanabilirsiniz. Bu sürece dair şüpheleriniz olabilir ancak yılmayın, aynı kararlılık ile devam edin. Her deneme, bırakmaya giden yoldaki bir adımdır. Bir sigara yakmak istediğinizde sigara bırakma nedeninizi hatırlayın, çocuklarınızı, sevdiklerinizi veya sigarasız hayatın keyifli yönlerini düşünün.”Sigarayı bırakmak için 3 önemli adım1. Doktorunuza danışın.2. Sigarayı bırakma günü belirleyin.3. Sigara bırakma tedavilerinden yararlanın: Doktorunuzun önereceği tedaviler özellikle yoksunluk belirtilerini azaltarak sigarayı bırakmanıza yardımcı olabilir ve bırakma sürecini kolaylaştırabilir. Tedavide kullanılan ilaçlar da genellikle sigara gibi beyindeki keyif merkezleri üzerinden etkilerini gösterir.Zarar, içilen miktarla doğru orantılıSigaranın bırakılmasının ardından vücuttaki etkilerinin belirli bir süre sonra ortadan kalktığına yönelik bir kanı var. Bu bağlamda; sigara bırakıldıktan sonra vücuttaki etkileri ne kadar sürede tamamen yok oluyor? Demir'in cevabı: “Zararlı etkiler içilen sigara miktarı ile doğru orantılıdır. İçilen sigara miktarı da paketin yıl ile çarpılmasıyla hesaplanır. Özetle; içilen sigara miktarı ne kadar azsa, bıraktıktan sonra zararlı etkilerinin kaybolması o kadar kısa sürede olur.”Sigaranın ömrü 10 yıl azalttığını söyleyen Prof. Demir, “Yaşamınızı uzatacak en önemli etkenin sigara içmemek, içiyorsak da bırakmak olduğunu bilmeliyiz. Sigarayı ne kadar erken bırakırsak, yaşam süremizin o kadar çok uzayacağını da unutmayalım” diyor.
Sigara Nasıl Bırakılır?
İşte sigarayı bıraktıracak çok özel püf noktaları...Dünya Sigarayı Bırakma Günü için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunçalp Demir, sigarayı 'neden bırakamıyoruz?' ve 'nasıl bırakacağız' sorularını cevapladı. “Sigara bu hastalıkların büyük kısmında önemli bir risk faktörü olduğu için bu mücadelede en önemli adımın, yaygın sigara bırakma mücadelesi olması gerekiyor yorumunda bulundu. 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’nde hem kendimize hem de sevdiklerimize bir iyilik yapalım ve sigarayı bırakalım” diyen Prof.Dr. Demir “Yaşamınızı uzatacak en önemli etkenin sigara içmemek, içiyorsak da sigarayı bırakmak olduğunu bilmeliyiz. Sigarayı ne kadar erken bırakırsak, yaşam süremizin o kadar çok uzayacağını da unutmayalım” şeklinde konuştu. 'Neden bırakamıyoruz' sorusunun sebeplerini anlatan ve 'nasıl bırakacağız'ı yöntemleriyle anlatan Prof.Dr. Demir o sorulara şöyle yanıt verdi: NEDEN BIRAKAMIYORSUNUZ? Sigaranın bağımlılık yapan bir madde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tunçalp Demir, “Sigaranın bağımlılık yapıcı etkisinden sorumlu olan nikotindir. Düzenli alımda keyif verici etkisi de olan nikotin, alınmadığında yani sigara bırakıldığında ‘yoksunluk belirtileri’ne yol açar. Bu yoksunluk belirtileri ise şiddetli sigara içme arzusu, sinirlilik, huzursuzluk, gerginlik, kendini mutsuz hissetmek, konsantrasyonda azalma, iştah artışıdır. Bunlar sigarayı bırakmayı zorlaştıran en önemli etkenlerdir”Haberin devamı için: Sigara Nasıl Bırakılır? | SAĞLIKLI YAŞAM - COSMOTURK
Reklam
Türk Bilim Adamı Yeni Böcek Türleri Tespit Etti
MSKÜ Fethiye Ali Sıtkı Mefharet Koçman Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Memiş Kesdek tarafından Muğla'da 2 yeni böcek türü tespit edildi.Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Fethiye Ali Sıtkı Mefharet Koçman Meslek Yüksekokulu Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Memiş Kesdek, Muğla'da bulunan iki yeni böcek türüne bölgenin isminden esinlenerek 'Archicarabus wiedemanni sekiensis' ve 'Procrustes coriacus muglaensis' adını verdiklerini bildirdi. Kesdek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni tespit edilen böcek türlerinden birinin Seydikemer ilçesine bağlı Seki beldesinde, diğerinin ise il merkezinde tespit edildiğini anlattı. Yaptığı çalışmayla yeni böcek türlerinin bilim dünyasına kazandırıldığını ifade eden Kesdek, böceklerin ait olduğu grubun isminin Yunanca Carabidae olan boynuzlu böcek' anlamına geldiğini, İngilizce'sinin 'Ground Beetles', Türkçe'de de 'toprak böcekleri' veya 'yer böcekleri' olarak adlandırıldığını söyledi. Kesdek, bugüne kadar yaptığı araştırmalarda Türkiye'de Carabidae familyasına ait ve daha önce tanımlanmış çok sayıda türü makale olarak yayınladıklarını belirterek, 'Bunlardan 2'si dünya için ilk defa bilim dünyasına kazandırıldı. Dünyada ilk kez tespit edilen bu 2 böcek ve özellikleri, Fransa'da bilim dergisi 'Coléoptéres' Dr. Thierry Deuve' katkılarıyla dünyaya duyuruldu. Keşfedilen böceklere bulundukları yerlerin isimleri 'Archicarabus wiedemanni sekiensis' ve 'Procrustes coriacus muglaensis' verildi' dedi. Yabancı bilim adamları ülkemizdeki türleri yurt dışına taşıyor iddiası Kesdek, Türkiye'de böcek gruplarında özellikle yerli araştırmacılar tarafından yapılan faunistik ve sistematik çalışmaların sayısının çok az olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: 'Sınırlı olan bu çalışmalar ise daha çok yabancı araştırıcılar tarafından yapılmış, çok sayıda yeni türler tanımlanmıştır. Özellikle turistik amaçla ülkemize gelen pek çok yabancı bilim adam, turistik gezintileri veya yürüyüşleri bahane ederek farklı bölgelerden veya lokalitelerinden birçok canlı türü ülkelerine götürmekte ve yeni olarak kaydetmektedir. Yeni buldukları böceklere veya hayvanlara telaffuz edemeyeceğimiz isimler vermektedirler. Hatta üzülerek belirteyim ki Doğu Anadolu'dan buldukları böceklere 'ermenicus', Karadeniz bölgesinden buldukları yeni türe ise 'ponticus' gibi isimler verdikleri görülmektedir. Bunlar bizi üzmektedir.” Yrd. Doç. Dr. Kesdek, yürütülen çalışmalarda vatandaşların da kendilerine destek vermelerini istedi.AA
Dünyanın En Eski Ayak İzleri Bulundu
İngiltere'nin doğusundaki Norfolk kıyılarında bulunan ayak izlerinin 800 bin yıl öncesine ait olduğu belirlendi. İlginç keşif bilim adamlarını heyecanlandırırken, söz konusu kalıntının Afrika haricinde dünyanın en eski ayak izleri olduğu belirtildi.Happisburgh kıyılarında bulunan ayak izleri, bilinen en eski insan varlığının Kuzey Avrupa'da olduğuna ilişkin doğrudan kanıtları oluşturuyor.Bilim dergisi Plos One'da yayımlanan keşfin gelgitin ardından denizin çekilmesi sonucu mayısta gerçekleştiği, kıyıdaki kumların arındırılması ile bir dizi oyuğun ortaya çıkarıldığı belirtiliyor. Keşif ekibinden Dr. Nick Ashton, ayak izlerini erken dönem insanlarına dair bilinen temel bilgileri yeniden yazılmasına neden olabileceğini belirtiyor.Türkiye
Reklam
"Filmi Bir Karesinden Tanırım" Diyen Film Canavarlarına Özel Test
Yıllarca eş dost arasında Atilla Dorsay gibi takılıp kah 'yönetmen, çok ekspresyonist bir tutum sergilemiş Cansu, ben daha çok Sürrealistik seviyorum...' dedin. Kah 'o filmi beğenmedim, şu filmin çekim teknikleri iyi değil, İran sinemasına ba-yı-lı-yo-rum' dedin. Her ismini duyduğun filme 'hııı, izlemiştim onu' dedin. Evet bu işte iyisin... kabul, ama artık senin de sınanma vaktin geldi! Bir filmi sadece ve sadece bir karesinden tanıyabilir misin? 'Çocuk oyuncağı' diyorsan bu test tam sana göre. Mısırları patlat başlıyoruz!
Cehenneme Açılan Kapı: 43 Yıldır Yanan İlginç Kratere Yakından Bakalım
Türkmenistan, Darweze, Karakum Çölünde bulunan bu ilginç krater tam 43 yıldır bu şekilde yanıyor. Görenleri hayrete düşüren bu manzara tam olarak bir doğa olayı sayılmaz.Bölgedeki doğalgaz  rezervi 1971 yılında Sovyet bilim adamları tarafından keşfedilmiş. Tam bu noktanın delinmesine karar verilmiş ve bu alan sondaj sırasında çökmüş. Sondaj sırasındaki kazadan sonra kocaman bir krater açılmış ve etrafa gaz sızmaya başlamış. Bilim adamları tehlikeli metan gazının etkilerini azaltmak için buranın yakılmasına karar vermişler.Onlar buranın en fazla 2-3 gün içinde söneceğini düşünmüşlerdi. Aradan tam 43 yıl geçti fakat alev hala parlaklığını koruyor. Bölge şu an turistik amaçla kullanılmaya başlanmış.İşte harika fotoğraf ve videosuyla 'Cehenneme Açılan Kapı'...
Ukiyo-e (Geleneksel Japon Resim Sanatı)
1672 yılında Hishikawa Moronobu'nun tahta kalıplar üzerine resim çizmesiyle başlayan Ukiyo-e, Meiji Restorasyonu'na (19.yy) değin sürdü. Batı dünyasının, Japonya'yı teknolojiyle tanıştırması sonucu gözden düşen Ukiyo-e, Van Gogh başta olmak üzere bir çok Batılı sanatçıya da ilham kaynağı olmuştur.
Reklam
Yaratıcılık Patlaması Çıkartmalar Paris Sokaklarında Görücüye Çıktı
Sokak sanatçısı  Charles Leval, nam-ı  Levalet tarafından yapılan çıkartmalara 'wheat paste' adı veriliyor. Bu çıkartmalar ilk önce bir kağıda çiziliyor daha sonra bu çizimler yüzeye aktarılıyor.Paris sokaklarına akıllıca yerleştirilen bu harika çizimler görenleri hayran bırakıyor.İşte yetenek ve yaratıcılığın birleştiği harika çalışmalar...
Aslında Süper Kahramanlar
Süper Kahramanlar bir anlık şeytana uyarsa. HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat Sitesi Daha Fazlası Için Tıklayınız.
Reklam
Reklam
Görmez ressam Eşref Armağan: Benim kafamda görüntü olarak hiçbir renk yok…
Özel Röportaj| Görmez ressam Eşref Armağan: Benim kafamda görüntü olarak hiçbir renk yok... Dağ Medya Görme Engelli Bir Ressam, Eşref Armağan: Bu röportajımda  sizlerle görmeyen ressam Eşref Armağan’la yaptığım bir röportajı aktarıyorum. Ben dokuz yaşındayken onun Küçükçekmece’deki atölyesine gitmiştim. Röportajda söz ettiği lastikle bir iki şey çizmeye çalışmıştım. Muhteşem bir deneyimdi benim için. Kültür-sanatla ilgili yazmak hakkında bir plan yapınca da bir şansımı deneyip kendisiyle röportaj yapmak istediğimi bildiren bir eposta yazdım. Skype üzerinde yaptığım bu röportajı sizlerle de paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Eylem Yurtsever@EylemYurtseverinfo@dagmedya.com Eylem Yurtsever: Ressamlığa nasıl başladınız? Eşref Armağan:  Ben dört yaşındayken göremediğimi idrak ettim. Altı-yedi yaşlarına gelince durumumu kabullenip uyum sağlamaya başladım. Doğallıkla yaşadığım dünyayı tanımak istedim… Nasıl tanıyacağım? Oyuncak gibi ellerime sığabilen şeylerin ne olduğunu detaylarıyla, tepeden tırnağa soruşturmaya başladım. Sonra çevremdeki arabalar, binalar, gemiler… gibi şeylere geldi sıra. Onları ellerimle kavrayamıyorum, ne yapabilirim? Bir gün kelebeği merak etmiştim. Babam “ona dokunamazsın ölür, dağılır gider,” demişti ve bir boyama kitabı almıştı. Kitaptaki şekilleri kesip tahtanın üzerine koyarak kenarlarını oydu çiviyle. İlk kelebek resmini o zaman yapmıştım. Yani o tip şeylerle, kabartma çizgilerle ya da bulduğum kabartma albüm kapakları vardı. Bakır dövmeler falan, onlardan model olarak kullanıp çizmeye çalıştım; ama aylar yıllarca, bir-iki gün değil. Devamlı çizdiklerimi görenlere göstermek zorundaydım olup olmadığını sormak için. Böyle böyle elli iki senedir çalışıyorum. Hala soruyorum. Ne kadar öğrenirsem kardır diye.Devamını okumak için:http://www.dagmedya.net/2014/01/14/ozel-roportaj-gormez-ressam-esref-armagan-benim-kafamda-goruntu-olarak-hicbir-renk-yok/
Klasik Tablolar Gerçeğe Hiç Bu Kadar Yakın Olmamıştı
Klasik tabloların yüzlerce farklı projeye alet edilerek karşımıza çıkmasına alışığız. Ama uzun zamandır, Rino Stefano Tagliafierro nun elinden çıkma muazzam iş kadar etkileyicisiyle karşılaşmamıştık. Stefano, 2.5D tekniğiyle Caravaggio dan Rubens e kadar uzanan ressamların efsanevi tablolarını neredeyse gerçekmişçesine animasyon haline getiriyor. İlk olarak GIF haline getirdiği tabloların, 10 dakikalık videoda aldığı son şekil gerçekten etkileyici. Daha Fazlası İçin
Reklam