Sylvester Stallone’nin efsaneleştirdiği film Rambo, 5. bölümüyle 6 yıllık aranın ardından yeniden! Rambo, serinin 5. filmi ile geri dönüyor. Stallone’nin hem yazıp hem oynayacağı bu yeni film ile seriyi yeniden canlandırmayı amaçladığı dile getiriliyor. 2009 yılında vizyona girmesi planlanan Rambo 5 sonradan çeşitli sebeplerden dolayı rafa kaldırılmıştı. Peşinden efsanevi filmi diziye dönüştürme çalışmalarına ağırlık verilmiş; fakat bu girişimden de net bir sonuç alınamamıştı. Film eleştirmenlerinden Stallone’nin donuk oyunculuğu nedeni ile negatif yorum alsa da, Rambo karakteri şu ana kadarki en fazla sevilen film karakterlerinden bir tanesi olmaya 1982 yılından beri devam ediyor.haber kaynağı: sanatrehberi.info/ sinema
Yaşam kaynağımız Güneşten gelen ışık ve ısı olmasaydı Dünya’da hiçbir canlı türü oluşamazdı. Dünyamız Güneş’e 150 milyon kilometre uzakta olmak yerine çok daha yakın olsaydı radyasyon ve yüksek ısı Dünyamızı kavurur denizlerin, atmosferin ve hayatın oluşmasına izin vermezdi. Peki Güneş bu hayati enerjiyi nasıl üretiyor ? Güneşimiz Dünya’mıza Güneşten ışık hızı ile 8 dakikada gelen bu enerjiyi çekirdeğinde yüksek basınç ve sıcaklıkta nükleer füzyon diye bilinen bir doğal olayla üretir. Nükleer füzyon elementlerin atom çekirdeklerinin birleşerek başka bir element ve enerji üretmeleridir. Atom çekirdeği düzeyinde birleşmenin yani nükleer füzyonun gerçekleşebilmesi için çok yüksek basınç ve ısı ortamı gerekir. Bu nedenle nükleer füzyon Dünyamızdaki normal koşullarda gerçekleşemez. Ancak Güneşimiz ve yıldızların çekirdeklerinde gerçekleşerek ısı ve ışık yanında evrendeki elementleri de oluştururlar. Güneşin çekirdeğinde ısı 15 milyon derece Celsius, basınç ise Dünya’da deniz seviyesindeki hava basıncının 340 milyar katıdır. Bu basıncı yaratan Güneş’in yerçekimi gücüdür ( gravity). Peki nükleer füzyon neden sadece yüksek basınç ve ısı ortamında gerçekleşebilir ? Bunun sebebi atomların çekirdeğinde bulunan protonların + yüklü olmaları ve elektromanyetik güç ile birbirlerini itmeleridir. Çekirdekteki protonları birbirlerini itmelerine rağmen bir arada tutan çekirdekte bulunan kuvvetli nükleer güçtür. Bu güç protonların birbirlerini itmelerine üstün gelerek onları tutkal gibi birbirine yapıştırır. Ancak farklı elementlerin atomlarını çekirdek düzeyinde birleştirmeye kalkınca da birleştirilmeye çalışılan elementlerin protonları da birbirlerini iterler. Tıpkı mıknatısların benzer kutuplarını birbirlerine yaklaştırmaya çalıştığımızda birbirlerini ittikleri gibi. Atom çekirdeklerindeki protonların bu birbirlerini itmelerini yenebilmek için çok yüksek basınç ve ısı bu nedenle gereklidir. Çekirdekte bulunan nötronlar yüksüz oldukları için bir itme yapmaz ve nükleer füzyonu etkilemezler. Çekirdek etrafında dolanan eksi yüklü elektronların da nükleer füzyon açsından bir etkileri yoktur. Güneşimiz Hidrojen ve Helyum elementlerinden oluşur. 5 milyar yıldır Güneş Hidrojen’i nükleer füzyon ile Helyum’a dönüştürmektedir. Daha spesifik olarak aşağıdaki resimde görülen Hidrojen izotopları ( izotop = proton sayısı aynı nötron sayısı farklı elementler) Deuterium ( çekirdeğinde bir proton ve bir nötron) ve Tritium ( çekirdeğinde bir proton ve iki nötron ) nükleer füzyon ile Helyum elementine dönüşür. Oluşan Helyum’da her iki proton yer alır ama şekilde görüldüğü gibi 3 nötrondan ikisi Helyum çekirdeğine girerken bir tanesi atılır. Buna ilaveten ısı enerjisi ve fotonlardan oluşan ışık enerjisi de oluşur. Peki nükleer füzyon olurken Helyum’un oluşmasını anladık ta bu enerji nasıl meydana gelir ? Nükleer füzyondan sonra oluşan Helyum atomunun çekirdeğindeki proton ve nötronları bir arada tutmak için gerekli olan kuvvetli nükleer güç miktarı nükleer füzyondan önce Hidrojen izotopları Deuterium ve Tritium’un çekirdeklerini ayrı ayrı bir arada tutmak için gerekli olan kuvvetli nükleer gücün toplamından azdır. Aradaki fazlalık, enerji olarak serbest kalır. Bunu da Dünya’nın en ünlü formülü Einstein’ın bulduğu e = mc kare izah eder. Bu formüle göre enerji ve madde birbirine dönüşebilmektedir. Nükleer füzyon maddenin bir kısmının enerjiye dönüştüğü doğal olaylara en iyi örneklerden biridir. GÜNEŞ NASIL YOK OLACAK ? Güneşimiz bize yaşam veren ve ışık hızı ile 150 milyon kilometre uzakta olan Dünyamıza 8 dakikada gönderdiği enerjiyi (ısı ve ışık) bu şekilde 5 milyar yıldır üretiyor. Ama bu hep böyle olmayacak. Bir gün Güneşin Hidrojen stoku çok azalacak nükleer füzyon yaparak Helyum ve enerji üretme gücü azalacak. 5 milyar yıldır Güneş’in yerçekimi gücü Güneş’in dış katmanlarını çekirdeğine doğru çekiyor, nükleer füzyon ise zıt yönde basınç yaratarak Güneşin çekirdeğine doğru çökmesini engelliyor. Yerçekimi gücü ile nükleer füzyon arasındaki mücadele Güneş’i 5 milyar yıldır dengede tutuyor. Ama azalan Hidrojen sebebiyle Güneşin nükleer füzyon gücü azalınca bu bilek güreşini Güneşin yerçekimi gücü kazanmaya, nükleer füzyon kaybetmeye başlayacak ve Güneşin dış katmanları Güneşin merkezine doğru çökmeye başlayacak. Bu çöküş Güneşin çekirdeğinde yarattığı sıkışıklıkla müthiş bir karşı basınç yaratacak ve bu da bir patlamaya dönüşecek. Bu nedenle Güneş hızla genişleyerek bir kırmızı deve dönüşecek. Bu kırmızı dev öyle bir genişleyecek ki en yakınındaki gezegenler Merkür, Venüs ve maalesef Dünyamızı da içine alıp kavuracak. Bu olay hem Dünyamızın hem de Güneşin hayatlarının sonu olacak. Güneş sonra tekrar çöküşe geçerek bir beyaz cüce olacak ve hayatı sona erecek.teknolojioku
Antarktika'nın sembolü haline gelen imparator penguenler, 21'inci yüzyılın sonuyla beraber yok olma noktasına gelebilir. Yeni araştırmalar, penguenlerin yaşadığı ve ürediği buzulların giderek azaldığını gösteriyor. Yeni araştırmalar, Antarktika'daki imparator penguen nüfusunun 2100 yılı itibariyle ciddi ölçüde azalacağına işaret etti. Araştırmalar, penguenlerin bu tarihe kadar yaşam alanlarının 3'te 2'sini kaybedeceklerini ve toplamda 600 bin penguenin yaşam alanından olabileceğini gösterdi.İmparator penguenler, Antarktika genelinde toplam 45 kolonide yaşıyorlar. Bilim insanları, bugüne kadar kapsamlı olarak sadece Adelie Land adı verilen, buzul kıtanın doğusundaki koloniyi inceleme şansı buldu. Diğer koloniler, penguenlerin geride bıraktığı doğal gübre sayesinde uydulardan tespit edilebildi ancak bugüne kadar ayak basılmadı. Massachusetts Woods Hole Denizbilimi Enstitüsü'nden Hal Caswell'in başını çektiği araştırma ekibi, Adelie Land'den elde edilen bilgileri kullanarak, yüzyıl içinde penguen kolonilerindeki buzulların nasıl etkileneceğine dair model geliştirdi. Deniz buzunun penguenlerin hayatta kalması için çok önemli olduğunu belirten Caswell, çok fazla buzun penguenleri genç bireyleri için uzak mesafelerde yemek bulmaya zorladığını; çok az buzun ise yetersiz yiyeceğe neden olduğunu söyledi. Penguenlerin yüzde 19'u yok olabilir Nature Climate Change dergisinde yayınlanan araştırmada, penguen kolonilerinin 2040'a kadar büyüyeceği, bu tarihten sonra hızla çekilmeye başlayacak buzulların ise büyümeyi tersine çevireceği belirtildi. Tahminlere dayalı modeller, kolonilerin 3'te 2'sinde nüfusun yarı yarıya azalacağını, toplam imparator penguen nüfusunun ise yüzde 19 oranında azalacağına işaret etti. En çok penguen kaybedecek iki koloni, Hint Okyanusu'na bakan Queen Maud Land ve Enderby Land olarak belirtildi. Caswell, 'Eğer imparator penguen kolonileri bank hesaplarından oluşsaydı, yüzyılın sonunda hepsinin getirisi sıfırın altına düşmüş olurdu' yorumunu yaptı. Bazı bilim insanları ise küresel ısınmanın penguenleri Caswell'in tahminlerinden daha yavaş etkileyeceğini savundu. ABD merkezli Penguen Bilimi programı üyesi David Ainley, 'oluşturulan modelde penguen kolonilerin izole yerler olarak düşünüldüğünü, ancak penguenlerin her zaman yek bir yerde üremek zorunda kalmayabileceğini' söyledi. Minnesota Üniversitesi'nden Michellea LaRue, Ainley'in görüşünü savunarak, penguenlerin yeni üreme alanları bulabileceğini belirtti. Uydu görüntüleri üzerinde üç yıl süren araştırmalarında altı defa penguenlerin yeni üreme alanlarına göç ettiğini tespit eden LaRue, aynı zamanda Antarktik Yarımadası'nda üreme için seçilen yeni bir koloni keşfettiğini öne sürdü. LaRue, Ecology dergisinde yayımlanacak araştırmasında penguenlerin neslini korumak adına direnç gösterebileceğini savundu. Al Jazeera
17 Nisan’da hayatını kaybeden Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez, yalnızca ortaya koyduğu yapıtlarla değil hayatı ve kişiliğiyle de dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biriydi. İşte Nobel ödüllü Márquez hakkında bilmeniz gereken on şey:Ona göre hukuk okumaktan daha önemli şeyler vardı.Bogotá’daki Colombia Üniversitesi’nde hukuk öğrenimine başlayan Márquez, mezun olmadan okuldan ayrılarak gerçek tutkusunu kovalamaya başladı.Birçok büyük Latin Amerikalı yazar gibi o da kariyerine gazeteci olarak başladı.Márquez, gazeteci olmasına rağmen ses kayıt cihazlarından nefret ediyordu. 1981’de Paris Review’a verdiği bir röportajda not alma sistemini şöyle açıkladı: “Sorun şu ki röportajın kayıt altına alındığını bildiğiniz anda tavrınız tamamen değişiyor. Kişisel olarak ben hemen savunmaya geçiyorum örneğin. Bir gazeteci olarak ses kayıt cihazlarını kullanmayı hâlâ öğrenemediğimizi düşünüyorum. Bence en iyi yöntem, gazetecinin herhangi bir not almadan yaptığı uzun sohbet. Sonrasında ise gazeteci, konuşmadan aklında kalanları hatırlayıp hissettiklerinin bir izlenimini yazabilir; kullanılan sözcükleri tam olarak hatırlaması şart değil. Bir başka kullanışlı yöntem ise not almak ve sonra bu notları, röportaj yapılan kişiye mümkün olduğunca sadık kalarak yorumlamak. Kayıt cihazlarıyla ilgili asıl sorun, röportaj yapılan kişiye sadık kalmaması, çünkü konuşma sırasında bir pislik olduğunuz zamanlarda bile kaydetmeyi sürdürür.Büyükannesinden etkilendi.1965’te ailesiyle yaptığı bir tatilden eve dönerken Gabriel García Márquez bir aydınlanma yaşadı: “Hikâyelerimi, büyükannemin kendi hikâyelerini anlattığı gibi anlatmalıyım.” Eve geldiğinde masanın başına oturdu ve tek bir gün bile sektirmeden çalışarak Yüzyıllık Yalnızlık’ı bitirdi.Kuşakdaşları tarafından her zaman sevildi.“Büyülü gerçekçilik” akımının bölgedeki en önemli savunucularından olan Márquez, aynı kuşaktan edebiyatçıların her zaman övgüsünü kazandı. Şilili şair Pablo Neruda, Time’a yaptığı açıklamada Yüzyıllık Yalnızlık’ın, “Cervantes’in Don Quijote’sinden beri İspanyolca’daki en önemli ürün” olduğunu belirtti.Márquez, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan sekiz Latin Amerikalı yazardan biri oldu.Açıkçası Nobel Edebiyat Ödülü alması onu oldukça korkuttu. Kolombiya’da yayımlanan El Tiempo’ya göre 20 Ekim 1982’de ödülü kazandığını bildiren telefonu aldığında baştan aşağı titremeye başladı ve evde yalnız kalmamak için arkadaşı Alvaro Mutis’in evine gitti. Mutis onu o durumda gördüğünde karısıyla tartıştığını düşündü. “Daha da kötü,” diye cevap verdi Márquez. “Bana Nobel ödülü verdiler.”Nobel ödüllü bir başka Latin Amerikalı yazar Mario Vargas Llosa ile büyük bir anlaşmazlık yaşadı.Perulu yazar Llosa, Mexico City’de bir sinemada Márquez’in yanına geldi ve suratına bir yumruk attı. Bir dedikoduya göre eskiden iyi arkadaş olan ikili, siyasi bir mesele sebebiyle tartıştı. Ancak olaydan sonra Márquez’in morarmış gözünün bir fotoğrafını çeken fotoğrafçı Rodrigo Moya, anlaşmazlığın nedeninin Vargas Llosa’nın karısı olduğunu söyledi.Fidel Castro’yla arkadaştı.Márquez sol eğilimli siyasal düşünceleri olan bir yazardı, Fidel Castro’nun yakın arkadaşıydı ve 1960’larda Küba hükümetinin denetimindeki Prensa Latina’da çalıştı.Onlarca yıl boyunca Amerika’ya girişi engellendi.New York Times’a göre Amerikan hükümeti Márquez’e vize vermeyi otuz yıl boyunca reddetti. Bunun büyük olasılıkla en büyük nedeni, Márquez’in Washington’a karşı olan hükümetlere verdiği destek ve Fidel Castro’yla olan arkadaşlığıydı. Eski ABD başkanı Bill Clinton, yasağı doksanların ortalarında kaldırdı.Yarım yüzyıldan uzun bir süre aynı kadınla evliydi.Gabriel García Márquez, Mercedes Barcha’yla 1958’de evlendi.İspanyolca kitap satışında yalnızca İncil’i geçemedi.Yalnızca İncil, İspanyolcada Gabriel García Márquez’in kitaplarından daha çok sattı.Kaynak: Huffington Post
1986 doğumlu fotoğrafçı Gray Malin’in gökyüzünden çektiği sahil fotoğrafları görsellikleriyle ve ilginçlikleriyle bir hayl ilgi çekici. Bir oyun ya da maketten çekilmiş hissi veren rengarenk fotoğraflar, görülmeye değer.Devamı: http://www.uplifers.com/pazar-kesifleri-gokyuzunden-sahiller/#ixzz36DENfC3K
Dünyanın en ünlü isimlerine, oyunculara, futbolculara, teknik direktörlere yöneltilmiş bu soru. Kimisi çocukken en sevdiği kitabı söylemeyi tercih etmiş, kimisi klasiklerden vermiş yanıtını. Şaşıracağız yanıtlar da var listede. Örnekse, bir futbolcunun en sevdiği kitabın İlyada olduğunu tahmin eder miydiniz? 1 Barack Obama – Song of Solomon, Toni Morrison 2 Stephen King – Sineklerin Tanrısı, William Golding 3 Kate Winslet – Therese Raquin, Emile Zola 4 Tom Clancy – Denizler Altında 20 000 Fersah, Jules Verne 5 Dermot O’leary – The Bottoms, Joe R. Lansdale 6 James Nesbitt – Çavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. Salinger 7 George Clooney – Savaş ve Barış, Tolstoy 8 Sir Micheal Caine – Hayatın Kaynağı, Ayn Rand 9 Martin Sheen – Karamazov Kardeşler, Dostoyevski 10 Steve Coogan – Tristram Shandy Beyefendi’nin Hayatı, Laurence Sterne 11 Rob Brydon – Bütün Eserleri, Dylan Thomas 12 Emma Thompson – Odysseia, Homeros 13 Alec Baldwin – Bülbülü Öldürmek, Harper Lee 14 Will Smith – Simyacı, Paulo Coelho 15 Chevy Chase – Moby Dick, Herman Melville 16 Steven Spielberg – Son Mohikan, James Fenimore Cooper 17 Anne Hathaway – Gizli Bahçe, Frances Hodgson Burnett 18 Jim Carrey- Suç ve Ceza, Dostoyevski 19 Pierce Brosnan – Gazap Üzümleri, Steinbeck 20 Mel Gibson – 1984, George Orwell 21 Sir Alex Ferguson – Hazine Adası, Robert Louis Stevenson 22 Tom Hanks – Soğukkanlılıkla, Truman Capote 23 Jose Mourinho – İncil 24 Daniel Radcliffe - Usta ile Margarita, Mihail Bulgakov 25 Owen Wilson – Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain 26 Natalie Portman – The Diary of a Young Girl, Anne Frank 27 John Travolta – Airport, Arthur Hailey 28 Robert Green – İlyada, Homeros 29 Wayne Rooney – Harry Potter ve Felsefe Taşı, J. K. Rowling 30 Matt Damon – A People’s History of the United States, Howard Zinn
Kronik kemik bozukluğuna sahip, kafatası kemiği 1,5 cm'den 5 cm'e kalınlaşmış, görme kabiliyetinin azalması ve baş ağrılarından şikayetçi 22 yaşında Hollandalı bir kadının kafatasının üst bölgesi çıkartıldı ve onun yerine 3 boyutlu yazılmış kafatası yerleştirildi. Operasyon University Medical Centre Utrecht’deki beyin cerrahlarından oluşan bir takım tarafından gerçekleştirildi. Üniversite, bu 3 boyutlu kafatasının bir hasta tarafından reddedilmeyen ilk başarılı örnek olduğunu iddia ediyor. evrimagacı.org'da yer alan habere göre 23 saat süren operasyon Dr. Bon Verweij öncülüğünde gerçekleşti. Eğer ki operasyon gerçekleştirilmeseydi, kafatasının bu derecede kalınlığı ciddi beyin hasarına veya ölüme yol açabilirdi. Dr. Bon Verweij şöyle söylüyor: “Kritik beyin fonksiyonlarının tehlikeye girmesi an meselesiydi ve bu yüzden de hasta hayatını kaybedebilirdi.” Ameliyat zorunluydu ve 3 boyutlu yazılmış implant tekniğinden önce ideal ve etkili bir tedavi yöntemi yoktu. Kafatası hastaya uyumlu ve dayanıklı plastikten yapıldı. Operasyondan bu yana, hasta görme yeteneğini tümüyle geri kazandı, hastalığının semptomlarından kurtuldu ve çalıştığı işine geri döndü. İlerleyen zamanlarda, plastik kafatasının yenisiyle değiştirilmesine gerek duyulup duyulmayacağı ise henüz bilinmiyor. Baş cerrahın, kafatasının 3 boyutlu olarak yeniden yapılması konusunda deneyimi vardı, ancak böylesine büyük bir implantın yerleştirilmesi daha önce başarılamamıştı. Dr. Verweij üniversitenin resmi açıklamasında şöyle söyledi: “Böylesine bir ameliyatı yapmak neredeyse imkansızdı.” Bu teknik diğer kemik bozukluğu olan hastalar için de yeni bir umut kaynağı oldu. Ayrıca, bu teknik tümör ya da kaza sonrası oluşan kafatası hasarlarında da kullanılabilir. Operasyon Şubat 2014'te gerçekleştirildi, ancak hastane ameliyat ile ilgili detayları yeni yayınladı. Wired.co.uk üniversite ile temasa geçti ve daha fazla detayı ilerleyen günlerde yayınlanacak.Demokrat Haber
İstanbul muhteşem güzelliği ile yerli yabancı birçok turisti büyülüyor. IstOnAir macera ve fotoğraf tutkunları için harika bir etkinliğe imza atıyor: Helikopter ile İstanbul üzerinde özel tasarlanmış fotoğraf rotaları ile bu benzersiz tecrübeyi siz de tadabilirsiniz. 13 Temmmuz'da yapılacak helikopter uçuşu için sadece Onedio'ya özel OND6A1 promosyon kodunu kullanarak istonair.com adresinden hemen bilet alın!facebook.com/istonair Instagram @istonair Detaylı Bilgi: istonair.com
Farklı bir hikayesi var grubun oyuncu olan Jared Leto tarafından kurulur.Başarıyı yakaladıktan sonra bir oyuncu tarafından kurulmanın nasıl bir şey olduğunu kliplerinde gösterdiler.Ortalama 7-8 dakika olan bu klipler bi filmden farksız değil.Bu arada kliplerde ağır sembol geçmesi ve İllumunati simgeleri dediğimiz o üçgenden çok var bilginize...
Bağımsız yapımların duyulması ve bilinmesi için ünlü bir aktörü konuk etmek müthiş seçenektir. O ünlü aktörlerin oynadığı bağımsız yapımlara bir göz atalım. İyi seyirler.
Daha önceki benzer bir galerimizde HD fotoğraflar ile Birinci Dünya Savaşının bilinmeyen yüzünü sizlere sunmuştuk. Şimdi de aynı savaşta teknolojiden ne kadar istifade edildiğine bakacağız. Önceki galeri için: http://onedio.com/haber/daha-once-hic-gormediginiz-37-fotograf-ile-1-inci-dunya-savasi-299840
Etrafımızda varolan ışığın tümünü algılamamız mümkün değildir. Işığın gözümüzün algılayabildiği yani retinal pigmentlerin duyarlı olduğu kısmına “görülebilir ışık bölgesi” adı verilir ve 400nm ile 700 nm dalga boyu arasındadır. 700 nm den daha büyük olan ışımalara infrared denir. 700 nm ile 1350 nm arasındaki bölge infrared bölgesidir. Çeşitli araçlar yardımıyla bu dalga boyları görünür hale getirildiğinde alıştığımız görüntülerin dışında, ilgi çekici görüntüler elde edebiliriz. Bu teknikle çekildiğinde çoğu zaman sıradan görüntüler olağanüstü fotoğraflar haline dönüşebilir… Bilgi: photoline