onedio
'Atatürk' Filminin Kadrosu Belli Oldu
İngiltere’de yaşayan Türk yapımcı Faud Kavur’ un İngiliz – Macar ortak yapımı “Atatürk” filminin kadrosu belli oldu. Mustafa Kemal Atatürk ’ü Jack Fox ’un canlandıracağı filmde Latife Hanım ’ı Daisy Bevan oynarken İsmet İnönü ’yü Julian Rhind Tutt oynayacak. Hürriyet’te yer alan habere göre, Faud Kavur’un senaryosunu 5 yılda tamamladığı, çekimlerine Eylül ayında başlanacak “Atatürk” filminin kadrosunda yer alacak oyuncuları Moon Life dergisi açıkladı. Başrolü İngiliz sinemasının genç yeteneklerinden Jack Fox’un üstlendiği filmde Latife Hanım’ı bir bölümü Türkiye’de çekilen “Ocak Ayının İki Yüzü” filminde de rol alan İngiliz oyuncu Daisy Bevan oynayacak. Merakla beklenen “Atatürk” projesinde ilginç bir tesadüf de var. Jack Fox, Ayşegül Ekinci ’ye verdiği röportajda anneannesinin Atatürk’ün öğretmeni olduğunu söyledi. Fox “Atatürk’ün kaderimde olduğuna inanıyorum. Anneannemin Atatürk’ün evinde kaldığını ve ona İngilizce öğrettiğini bizzat annemden duydum. Bu kader değil de ne?” şeklinde konuştu.T24
Zengin İnsanların Günlük Hayatlarında "Farklı" Yaptıkları 9 Şey
Araştırmacı yazar Thomas Corley, 'Rich Habits: The Daily Success Habits Of Wealthy Individuals' (Zengin Alışkanlıkları : Varlıklı Bireylerin Başarı Getiren Rutin Davranışları) adlı kitabı için, yıllık geliri $160,000 ve fazlası olan 'zengin'lerle, $35,000 aşağısı olan 'fakir'leri araştırdı. Corley'e göre Aslında gündelik hareketleriniz, yaşam standartlarınızı öyle bir ele veriyor ki... 'Zengin' , 'fakir'kavramları işin şakası tabii. İşte başlı başına 'varlıklı' ve 'yoksul'  insanların gündelik hareketlerine yansıyan davranışları.Kaynak
IBM Beyni Taklit Eden İşlemci Üretti
IBM, insan beyninin mimarisini taklit eden bilgisayar işlemcisi geliştirdi. 1 milyon elektronik sinir içeren TrueNorth adındaki çip, beyin gibi algılayabilen işlemcilerin geliştirilmesi adına çok önemli bir adım olarak görülüyor. IBM'in dünya genelindeki 12 laboratuvarından oluşan Ar-Ge birimi IBM Research, insan beynine en çok benzeyen bilgisayar işlemcisini üretmeyi başardı. TrueNorth adı verilen çip, 1 milyon programlanabilir sinir, 4 bin 96 bireysel nörosinaptik çekirdek ve 5.4 milyon transistör içeriyor. İnsan beynini taklit etmesi için geliştirilen işlemci, sahip olduğu milyonlarca transistöre rağmen sadece 72 miliwatt gücünde enerji harcıyor. Science dergisinde yayımlanan araştırmayla duyurulan TrueNorth, birbirine bağlı transistör ağıyla insan beyninin karmaşık sinir ağını model alıyor. Çip, bu sayede beyin gibi algılama özelliği kazanıyor. New York Times'ın haberine göre, TrueNorth'un sahip olduğu elektronik sinirler, ışık gibi verileri belli bir eşik değerini geçtikleri zaman fark etme ve birbirlerinden ayırt etme özelliğine sahip. Programlanabilir sinirler, veriyi desenlere içinde organize ederek ışığın parlaklığının artması, renginin veya şeklinin değişmesi gibi değişimleri fark edebiliyor. Bu özelliği, işlemcinin bir videoda yer alan insan hareketlerini algılayabilmesini sağlıyor. Örneğin, bir kadınının cüzdanını çıkartması hareketini insan beyni bilinçli düşünce olmaksının algılayabilirken, günümüzde robotlar ve bilgisayarlar bu hareketleri yorumlayamıyor. TrueNorth, taklit ettiği yapısıyla, beyin gibi yorum yapabilen ilk işlemci olabilir. Tartışmaları beraberinde getirdi ExtremeTech sitesinin verdiği bilgiye göre, Samsung'un 28 nanometre yongaları kullanılarak üretilen TrueNorth, watt başına saniyede 400 milyar sinaptik işlem yapabiliyor. Bu miktar, TrueNorth'a kadar geliştirilen beyin mimarisi taşıyan modern işlemcilerden 176 bin kat daha etkin. Modern bir silikon işlemci, evrendeki en gelişmiş bilgisayar olarak kabul edilen ve toplam enerji tüketimi 20 watt olan insan beynine kıyasla milyonlarca kat daha fazla enerji harcıyor. IBM'in, TrueNorth ile insan beyni gibi çalışan ilk bilgisayar işlemcisine giden yolda önemli bir adım attığı kabul ediliyor. New York Times'a konuşan Facebook yapay zeka araştırmaları direktörü Yann LeCun ise IBM'in günümüzün en hızlı işlemcilerini geçebileceği konusunda şüpheli olduğunu belirtti. LeCun, 'TrueNorth'un birçok açıdan limitli olduğunu ve performansının görüldüğü kadar yüksek olduğunu sanmadığını' belirtti. LeCun, makine öğrenimi alanında TrueNorth'un etki yapabileceğini düşünmediğini ifade etti. Salk Enstitüsü Bilgisayımsal Sinirbilim Laboratuvarı'ndan Terrence T. Sejnowski ise TrueNorth'un uzun bir gelişim süreci geçireceğini ancak bir gün akıllı telefonlara eklenebilecek bir teknoloji haline geleceğini savundu. İki amaca hizmet edecek TrueNorth, Pentagon'un Ar-Ge kurumu DARPA tarafından desteklenen SyNAPSE programı kapsamında geliştirildi. Programın direktörü Gill PRatt, DARPA'nın makine öğrenimi çalışmalarıyla iki amacı olduğunu belirtti. İlk olarak askeri drone'ları otomatik hale getirmek istediklerini söyleyen Pratt, böylece kontrol etmesi için yeterli insan bulunmayan verilerle baş edebileceklerini belirtti. İkinci amaç ise beynin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için bilim insanlarının laboratuvarlarda kullanabileceği yeni bir teknoloji geliştirmek olarak açıklandı. IBM'in ilk başarısı değil IBM, insan beyni gibi çalışan işlemci konusunda yaptığı çalışmalarda ilk önemli başarıyı Kasım 2012'de göstermiş ve en büyük beyin simülasyonunun oluşturulduğunu açıklamıştı. DARPA'nın desteklediği projede, 10 milyar sinir hücresi ve 100 trilyon sinaps kullanılarak bilinen en büyük beyin simülasyonu hazırlamıştı. IBM, Mart 2013'te ise silikon çiplerden çok daha etkin olacak yeni nesil transistör geliştirildiğini açıklamıştı. Al Jazeera
Reklam
50 Yıl İçinde Başımıza Gelecek 10 Şey
Teknolojik gelişmelerin hızıkatlanarak artıyor; önümüzdeki 50 yıl ise aklımızıbaşımızdan alacak. Nesneler akıllanacak, insan beyni kontroledilecek, sağlık alanında devrim niteliğinde gelişmeleryaşanacak. Bir de uzaylılarla tanışacağız. “Yok daha neler!”diyorsanız; buyrun, buradan bakalım:
32 Paylaşılası Alıntıyla: Charles Bukowski
Amerikalı yazar ve şair Charles Bukowski, yaşamı boyunca unutulmaz eserlere yer vermiş ve birçok insana ışık olmuştur. Ünlü şairin birçok sözü ise hala akıllarda ders niteliğinde yer almaktadır. Biz de Onedio olarak bu eşsiz şairin en güzel sözlerini sizler için listeledik.
Reklam
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Operet Sahnesi'ni Sanata Kapattı
Ankara’nın bu önemli kültür ve sanat merkezlerinden olan Operet Sahnesi, Bakanlığın aldığı kararla artık bu sanatsal çalışmalara perdesini kapattı. Bakanlık gerçekçesini “Tarihi mekâna daha fazla zarar vermemek” olarak açıkladı Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihi dokusuyla Ankara’nın en seçkin mekânlarından olan Operet Sahnesi’ni, Devlet Opera ve Balesi, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün temsilleri başta olmak üzere sanatsal organizasyonlara kapattı. Umut Erdem’in haberine göre sahne, artık sadece Bakanlıkça düzenlenecek özel törenlerin kullanımına açılacak. Bakanlık, kararın gerekçesini “Tarihi mekâna daha fazla zarar vermemek” olarak açıkladı. Operet Sahnesi, ‘Tarihi Türk Ocağı Binası’ olarak bilinen Resim ve Heykel Müzesi’nin bünyesinde yer alıyor. 1930 yılında Yüksek Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından Namazgah Tepesi’nde inşa edilen bina, I. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin de en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. 1979 yılında Resim ve Heykel Müzesi’ne dönüştürülen binanın en önemli özelliklerinden birisi de içerisindeki görkemli Operet Sahnesi’nde düzenlenen sanatsal etkinlikler. Operet Sahnesi’nde, Ankara Devlet Opera ve Balesi haftada bir olmak üzere temsiller veriyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı korolar ve sanat toplulukları da burada sık sık seyirciyle buluşuyordu. Sahne, bu etkinliklerin yanı sıra önemli sanatsal organizasyonlara da ev sahipliği yapıyordu. OPERET SAHNESİ ARTIK TÖRENLERE MEKANI Başkentin bu önemli kültür ve sanat merkezi, Bakanlığın aldığı kararla artık bu sanatsal çalışmalara perdesini kapattı. Sahne, artık sadece Bakanlıkça düzenlenecek özel törenler için kullanılacak. Kültür Sanat Sen’in sahne ile ilgili bilgi talep ettiği yazısına yanıt veren Güzel Sanatlar Genel Müdürü Salim Tokaç şunları söyledi. “Sanatsal anlamda Ankara’nın tarihi dokusuyla en seçkin salonlarından biri olan Operet Sahnesi bugüne kadar Bakanlığımızın sanata verdiği destek kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere tahsis edilmekteydi. Ancak, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin tarihi dokusu da göz önüne alınarak bu tarihi mekâna daha fazla zarar vermemek adına Bakanlığımıza bağlı Koro ve Topluluklar dahil 2014-2015 sanat sezonunda kültürel, bilimsel ve sanatsal etkinliklere sınırlamalar getirilerek sadece Bakanlığımızca düzenlenecek özel törenler İçin kullanılması kabul edilmiştir.”Birgün
Nietzsche'den İyi Yazmanın 10 Kuralı
8 Ağustos 1882 ile 24 Ağustos 1882 tarihleri arasında Nietzsche; Lou Andreas-Salomé'ye yazdığı mektuplarda iyi bir yazar olmak için sahip olunması gereken on altın kuralını açıklar.
Kahkaha Atmanın Faydaları Nelerdir?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Kadın herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak.” sözlerine tepkiler çığ gibi büyürken, akıllara kahkaha atmanın insan sağlığına etkileri nelerdir? Sorusunu da beraberinde getirdi ve araştırmalara göre, kahkaha atmanın insan sağlığı üzerinde bir çok olumlu etkisi bulunuyor. Uzmanlara göre, kahkaha atmanın psikolojik etkilerinin yanı sıra fizyolojik etkileri de söz konusudur. Bilimsel olarak gösterilmiştir ki gülme esnasında vücuttaki birçok kas uyarılmakta, ağrı ve acıya tolerans artmakta olup, otonom sinir sistemine etki yapılarak stres hormonlarının salınımı olumlu yönde değiştirilmektedir. Kahkaha esnasında özellikle karın kasları gerilmekte ve bu gerilme karın bölgesinin düzleşmesinde ciddi bir etki göstermektedir. Kahkaha atmanın formda kalmak yönünde fizyolojik etkisi ile birlikte, psikolojik etkisi de söz konusudur. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki; mutlu insanlar, mutsuz insanlardan daha zayıf ve daha formdadır. Bunun ana nedeni gülme eyleminin yemeğe olan düşkünlüğü azaltmasıdır. Mutsuz ve depresif insanlar yeme eğilimlerini artırmakta, zaman zaman bu eğilim kontrolsüz hale gelebilmektedir. Kahkaha atmanın insan sağlığı üzerinde bilinen en olumlu etkisi, Oxfordlu bilim adamlarının yürüttüğü deneyin sonuçlarına göre kahkaha atmanın acıyı azalttığı kaydedildi. kendinigelistir
Reklam
Yüzüklerin Efendisi'ndeki Kartallar ve Gandalf Üzerine 1 İlginç Teori
Bir çok insan Yüzüklerin Efendisi'ni izlerken 'neden kartallarla Mordor'a gidip yüzüğü atmıyorlar ki' diye düşünmüştür.  Peki neden zor yolu seçtiler, Gandalf bunu düşünecek kadar bilge birisi değil miydi? Bu teori Gandalf'ın bu planı düşündüğü üzerine. Kronolojik olarak gidelim:
Türkiye'den Mars'a Gitmek İçin Bin Kişi Müracaat Etti
Mars-One Projesi Kurucu Ortağı Lansdorp 'Türkiye'den bin kişi olmak üzere dünyanın çeşitli ükelerinden 200 binden fazla insan Mars'a gitmek için web sitemizden başvuru yaptı' dedi. Webit Kongresi'nin ikinci gününde, 'Teknolojiler, Engeller ve Yenilikler' paneliyle yeni ürün ve hizmetler ele alındı. Panelde, 2023 yılında Mars'a insan göndermeyi amaçlayan Mars-One Projesi'nin Kurucu Ortağı Hollandalı girişimci Bas Lansdorp da bir sunum gerçekleştirdi. 200 BİN KİŞİ BAŞVURU YAPTI Mars'a gitmenin teknolojik imkanlara sahip olunması durumunda mümkün olabileceğini ifade eden Lansdorp, bini Türkiye'den olmak üzere yaklaşık 200 bin kişinin Mars'a gitmek için web siteleri üzerinden başvuru yaptığını kaydetti. Mars'a gittikten sonra dönüş imkanı olmadığını ve gidenlerin orada kalmak zorunda olduğunu kaydeden Lansdorp, bu yolculuk için bazı önemli aşamalardan geçilmesi gerektiğini söyledi. Mars'a yolculuğun zaman çizelgesine ilişkin bilgi veren Lansdorp, 'İlk grup dünyayı 2022 yılında terkederek 2023 yılında kırmızı gezegene varacak. Bunun öncesinde Mars-One insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli malzemeleri gönderecek. Ardından ikinci grup 2024’te Mars'a ayak basacak' dedi. Projeyi 'en tutkulu' projelerden biri olarak nitelendiren Lansdorp, projenin başarılı olması için yatırımcıları da projeye katkı yapmaya davet etti. Projeyle ilgili http://www.mars-one.com/en/ adresinden bilgi alınabiliyor. Panelde 'Sanal Ortam ve Gerçek Dünya Problemleri İçin Çözümler' konulu sunum yapan Yandex Ürün Pazarlama Direktörü Andrey Sebrant ise bağlantı özelliğine sahip cihazların neredeyse yaşamlarının tamamında insanlara eşlik ettiğini, mobil uygulamaların internet tarayıcılarının yerini alması gerektiğini, dünyanın değiştiğini ve kişiselleştimenin önem kazandığını kaydetti. Volkswagen Dijital Pazarlama Yöneticisi Ertuğrul Malatyalı da sosyal medyanın, özellikle Twitter ve Facebook'un kötü müşteri deneyimlerini öğrenmek için en iyi yollardan biri olduğunu, müşteri hizmetlerinin geliştirilerek sosyal medyaya uyumlu hale getirilmesi gerektiğini anlattı. Kaynak : Türkiye’den bin kişi Mars’a gitmek için başvuru yaptı
Reklam
Bu Hafta 5 Film Vizyonda
LİSELİ POLİSLER 2 Phil Lord ile Christopher Miller'ın yönettiği ve Channing Tatum, Jonah Hill, Peter Stormare ile Ice Cube'un oynadığı 'Liseli Polisler 2', aksiyon ve komedi meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. İlk filmde lisede görev alan polislerin bu seferki görevleri üniversitede. Çıraklık dönemlerini lisede uyuşturucu satıcılarını yakalayarak atlatan Schmidt ve Jenko, serinin ikinci filminde, bu kez bir üniversiteye kayıt olup, yeni tür bir uyuşturucu dağıtımını engellemek ve bunun sorumlularını bulup, adalete teslim etmek için kamera karşısına geçti.
Dev Gitarla Cover | Walk off the Earth - Rude
Reggae tarzında müzik yapan Magic tarafından seslendirilen ve büyük ilgi toplayan 'Rude' parçasını daha önce bir çok şarkıyı caoverlamış olan Walk off the Earth grubu kocaman bir gitar eşliğinde coverladı.
Reklam
Tekfur Sarayı'nda ‘Restorasyon Felaketi’
Restorasyona alınan 1000 yıllık Tekfur Sarayı’na ahşap pencere, alüminyum korkuluklar eklendi. Klima, merdiven ve çatı yapılarak kapalı bir mekâna dönüştürüldü. Uzmanlar Ortaçağ’dan kalan bir yapıya yapılan müdahaleleri “felaket” olarak nitelendirdi Bizans İmparatoru Porfirogenetos’un emri ile bin yıl önce yaptırıldığı tahmin edilen Tekfur Sarayı, 12.yüzyıldan İstanbul’un fethine kadar Bizans’ın yönetildiği Blakernai Saray Kompleksi’nin içindeydi. Dünyaca ünlü Kaşıkçı Elması’nın çöplüğünden çıktığı rivayet edilen Tekfur Sarayı, İstanbul’un fethinden sonra çeşitli amaçlarla kullanıldı. 18. yüzyılda çini, 19. yüzyılda cam imalathanesi olarak kullanılan ve 1864 yangınında büyük zarar gören saray, uzun yıllar harabe halinde kaldıktan sonra 2002’de restorasyona alındı. İhaleyi Alpek Müteahhitlik firması kazandı, mimarlığını ise Şirin Akıncı üstlendi. 10 yıllık restorasyon çalışmalarında sona gelinirken, bin yıllık maziye sahip saraya monte edilen ahşap camlar ile teras kısmına konulan alüminyum korkuluklar görenleri şaşırttı.  Mert İnan'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, orjinal yapıya monte edilen bu eklentileri eleştiren sanat tarihi uzmanları, yapıya ayrıca merdiven eklenmesini ve çatı yapılarak kapalı bir mekâna dönüştürülmesini büyük bir hata olarak değerlendirdi. Restorasyona yönelik eleştiriler ve yanıtları şöyle; ‘Temalı tatil köyünü andırıyor’ Mimarlık Tarihçisi Prof. Dr. Uğur Tanyeli; “Restore edilen eser adeta yeni bir bina haline getirilmiş. Tarihsel nitelik kaybedilmiş, yeni bir Bizans eseri ortaya çıkmış. Sarayın restore edilmiş haline baktığımda Antalya’daki temalı tatil köylerinden farksız görüyorum. Ahşap camlar da neyin nesi! Bizans yapısında ahşap pencere mi olur? Merdivenlerin nereden çıktığı tam olarak bilinmiyordu. Restorasyonda merdivenler eklenmiş. Soğuk demirciye yaptırılan parlak korkuluklar gülünç olmuş. Bu kadar kolay hoyratlık olmaz. Ortaçağ’dan kalan bir yapıyı adeta yeniden inşa etmişler.” ‘Restorasyon felaketi’ İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Akyürek; “Bizans saray mimarisi konusunda önemli bir bilgi kaynağı olan yapının başına ne yazık ki ‘restorasyon felaketi’ geldi. İnşaat alanına konulan tabeladaki başlık, ‘Tekfur Sarayı Tamamlama İnşaatı’. Sadece dört beden duvarı kalmış olan yapı, mevcut haliyle konsolide edilip korunmak yerine tamamlanıyorsa, özgün niteliği yok olacak demektir. Bütün pencereler orijinal biçimleri bilinmemesine karşın, çift camlı pencere kanatları takıldı. Üçüncü Şapel dışarıdan algılanmayacak biçimde tamamlandı. Şapelin harika mimarisi dışarıdan bakıldığında kolayca algılanıyorken, artık bu görüntü fotoğraflarda kaldı. Şimdi şapel bina duvarına asılmış bir kutu gibi duruyor. Yapıya son darbeyi de vurmak üzere getirilen çok sayıda büyük boy klima cihazı, yapının tasarlanan işlevi konusunda fikir veriyor. Bu yapı, artık 12. yüzyıl Bizans sarayı kalıntısı olmaktan çıkmış, mimari bütünlüğü ve özgünlüğü bozulmuştur. Ne yazık ki çok değerli tarih yok olmuştur. Bütün bunlar da bir ‘bilim heyeti’nin öneri ve onayı ile yapılmıştır.” ‘İnfial uyandırdı’ Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr.Zeynep Ahunbay: “Mimar Sinan Üniversitesi 1990’ların sonuna doğru sarayı bir kalıntı olarak korumayı öngörürken, şu anda uygulanan proje sıradan bir yapı gibi yeniden yapıma yöneldi. Önceki proje Sadettin Tantan’ın Fatih Belediye başkanlığı döneminde ortaya çıkmış; sarayın görkemli cephesini bir fon olarak kullanarak, avluda konser ve kültürel etkinlikler yapmak üzere geliştirilmişti. Son projede ise üst seviyelerine ulaşılan bir kapalı mekan yaratılma yoluna gidildi. Bu kadar önemli bir eserin ikinci derece tarihi eser muamelesi görmesi üzücüdür. Bu eserin cahil cesaretiyle, özgürce bütünlenmesi Bizans uzmanları, arkeologlar ve mimarlar arasında infial uyandırmıştır.” ‘Çalışmanın her aşaması belgelendi’ Tekfur Sarayı’nın restorasyonunu yürüten mimar Şirin Akıncı sözleşme gereği açıklama yapamayacağını belirtti. İBB ise eleştirilere şöyle yanıt verdi; “Sarayın 3 boyutlu tarama ve belgeleme çalışmaları yapıldı. Zemin kotlarının tespit edilebilmesi için Koruma Kurulu’ndan gerekli izinler alınarak İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından kazı çalışması hayata geçirildi. Kazıda çıkan buluntular belgelendikten sonra Koruma Kurulu’na verildi. Bizans ve koruma konusunda uzman kişilerden bir bilim heyeti oluşturuldu. Çalışmalar bu bilim heyetinin görüşleri doğrultusunda ilerlemektedir ve her aşaması belgelenerek, imalat detayları bu doğrultuda hazırlandı.” Mert İnan | Milliyet
Gerçek Hayattan Uyarlanmış 10 Korku Filmi
Korkarak izlediğiniz filmlerin gerçek olabilme olanağını düşündünüz mü hiç?Birçoğumuzun izlediği filmler gerçek hayattan ilham alınarak yapılmış.Bakalım hangileriymiş.
Gerçek Bir Gülüşle Sahte Gülüş Arasındaki Farkı Bulabilecek misin?
etiket
California Üniverisitesi Psikoloji profesörlerinden Paul Ekman'ın yaptığı bu test, insanın gülüşleri hakkında bir fikir veriyor. Peki sen, ne kadar insan sarrafısın? Gerçek bir gülüşle, sahte bir gülüş arasındaki farkı bulabilecek misin? Bu çok eğlenceli, bir o kadar bilimsel testi çöz, öğren!
En Yaratıcı 11 Kurgu Dünya
Yazarların hayal gücü ile yönetmenin görselliği bir araya gelince ortaya çıkan, yaşamak isteyeceğiniz birbirinden çekici 11 kurgu dünya.
Reklam