onedio
Uzaylılar İle Karşılaşma Çok Yakında Olabilir
NASA, 20 yıl içinde uazylılarla karşılaşacağımızı açıklayarak herkesi fena halde şaşırttı!NASA'nın en üst konumlardaki bilim adamları ile yapılan bir görüşmede, güneş sistemimiz dışında yaşayan canlılar ile önümüzdeki 20 yıl içerisinde karşılaşmamızın beklendiği söylendi. Bilim adamlarının bu güveni ise, Kepler uzay teleskopunun gücünden kaynaklanıyor. Kepler uzay teleskopu sayesinde, sadece 2014 içerisinde daha önce bilmediğimiz 700 adet gezegen bulunmuş durumda.NASA, ayrıca, ' Transiting Exoplanet Survey Satellite ' adlı, Kepler'in geliştirilmiş bir sürümünü de 2017 yılında çalışmaya başlatmayı planladığını duyurdu. NASA'dan Jeff Grunsfeld, diğer gezegenleri incelemek için kullandıkları teknolojinin son derecede gerçek olduğunu ve James Webb uzay teleskobu ve diğer gelişimlerin her an ilerlemekte olduğunu söylüyor. NASA astronomu Kevin Hand de ' önümüzdeki 20 yıl içerisinde, evrende yalnız olmadığımızı bulacağımıza' inandığını söylüyor.İlginç olan durum ise, NASA'nın genellikle bu şekilde cesur açıklamalar yapmıyor olması. Başka bir deyiş ile, bu açıklamaların arkasında, bizlerin halen bilmediği bir keşif yatıyor olabilir. Önümüzdeki on yıllar içerisinde uzaylılarla karşılaşmamız sonucunda ise, ümit edebileceğimiz tek şey, pek çok uzaylı filminin içeriğinin, senaryo olarak kalması ve barışçıl bir karşılaşma yaşamamız...
”Fight Club”ın Devamı Çizgi Roman Olarak Geliyor
Chuck Palahniuk’un Fight Club romanının yayınlanmasının ardından 18 yıl geçti. Şimdi ünlü yazar, kült romanının devamını ilginç bir şekilde hazırlıyor. Fight Club ‘ın devamı, 10 kitaptan oluşan bir çizgi roman serisi olarak Dark Horse’tan çıkacak. Palahniuk’a bu seride çizer olarak Cameron Stewart eşlik edecek. USA Today ‘e konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Palahniuk, çizgi roman serisinin, kitabın 1999′da gerçekleşen finalinin on yıl sonrasından başlayacağını belirtti. Bu noktada kitabın, Fight Club ‘ın film uyarlamasından biraz daha farklı bir sonu olduğunu da belirtmek gerekiyor. Yeni Fight Club serisinde, anlatıcının dokuz yaşına gelmiş olan oğluyla ilişkisi ön planda olacak. Yine de Tyler Durden’ın yeniden belirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu cumartesi San Diego’daki Comic Con’da gerçekleşecek Fight Club paneline hem Palahniuk hem de filmin yönetmeni David Fincher katılacak. Muhtemelen çizgi roman serisiyle ilgili daha fazla detay söz konusu panelde açıklanacak. Dark Horse, Fight Club çizgi romanlarının ilkinin 8 Ağustos 2015′te yayınlanacağını duyurdu. Bantmag
İnsanı İyi Hissettiren Müzikler
Kimi zaman mutlu olursun bir şarkı patlatırsın. Kimi zaman oynamak istersin bir şarkı açarsın dilediğince dans edersin...  Bazen bir yakınını kaybedersin, sevgilinden ayrılırsın, işini kaybedersin, derslerden sıkılırsın, Etrafından sıkılırsın hemen şarkılara sarılırsın. Şarkılar senin bir anlık kurtarıcın olurlar, onlarla yatarsın, onlarla kalkarsın. Kendini dış ortamdan soyutlarsın kendi boyutuna başka alemlere geçersin yani kısacası şarkılar senin duygunu ifade eden seni kurtaran bir şey olur.
Türk Bilim Adamından Kansere Karşı ''DNA Onarımı'' Buluşu
Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Sancar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanser konusunda önemli çalışmalar yapıldığını belirtirken, kanser mekanizmasının 10 yıl içinde çözüleceğine inandığını söyledi. Ancak kanserin nasıl olduğunu çözümlemenin onu tedavi etmek anlamına gelmediğine işaret eden Sancar, tedavi konusunda bir şey söylemek için erken olduğunu belirtti. Her kanser çeşidinde farklı mutasyonların tespit edildiğini, dokudaki bazı kanserli hücreler öldürülse dahi başka mutasyonları kontrol etmenin zor olduğunu anlatan Sancar, ''Kanser demek bir tek hücre tipi değildir, kanserde çok hücre tipi vardır, bütün bu hücrelere göre tedaviyi yöneltmek gerekiyor'' dedi. Kanserle ilgili olarak ''DNA onarımı'' konusunda çalışma yaptığını bildiren Sancar, şunları kaydetti: ''Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA'yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu 'inhibe' edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak.'' DNA onarımının en az olduğu saatler tespit edilerek, kanserle savaşılacak Sirkadiyen saat (günlük ritm) konusunda önemli bir buluş yaptıklarını bildiren Sancar, sirkadiyen saatin DNA onarımını kontrol ettiğini ifade etti. Sancar, DNA onarımının günün belli saatlerinde arttığını, belli saatlerde de minimum seviyeye indiğini söyledi. Amaçlarının vücuttaki DNA onarımının minimum olduğu zamanı tespit edip, kanser hücrelerine ilaç verip, bu hücrelerin ölmesini sağlamak olduğunu belirten Sancar, ''HedefimizDNA onarımının ne zaman minimum ne zaman maksimum olduğunu belirleyerek, DNA onarımı potansiyelinin en az olduğu zaman ilaç tedavisi uygulayarak, hem ilacın etkisini çoğaltmak, hem de yan etkileri azaltmak'' şeklinde konuştu. Bu kapsamda çalışmayı öncelikle kalın bağırsak kanseri üzerinden başlatacaklarını anlatan Sancar, ''Kalın bağırsağın biyolojisi ve DNA onarımı saatleri konusunda daha çok bilgi sahibi olmamız nedeniyle bu kanser çeşidinden çalışmalarımızı başlatacağız. Araştırma çalışmalarına 2-3 ay içinde başlıyoruz'' dedi. Deri kanserinin önüne geçilebilecek Sirkadiyen saat konusundaki çalışmalarının deri kanserini önleme noktasında da faydalı olacağına dikkati çeken Sancar, bu şekilde hangi saatlerde güneşlenildiğinde kanser riskinin arttığının, hangi zamanlarda azaldığının tespit edilebileceğini ifade etti. Fareler üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarda, UV ışınlarına maruz kalan farelerde kanser riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu tespit ettiklerini belirten Sancar, şöyle devam etti: ''Fareler üzerinde yaptığımız araştırmalarda sabah saatlerindeki UV maruziyeti sonucu kanser riskinin akşamüstü saat 4'teki tespit ettiğimiz oranlara göre 5 misli daha yüksek olduğunu gördük. Yani farelerde deri kanseri riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu belirledik. Farelerde ortaya çıkan sonuçlar insanlarda tam tersidir. Buna dayanarak, insanlar için sabah saatlerinin deri kanseri riski açısından daha düşük olacağını söyleyebiliriz. Yani sabah saatlerinde güneşlenmek, öğlen ve akşamüstüne göre daha az risk taşıyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek için öncelikle insanlar üzerinde deney yapmamız lazım'' Bu konuda çalışmalara başladıklarını ve Amerikan Sağlık Bakanlığından izin aldıklarını anlatan Sancar, ilk etapta gönüllüler topladıklarını ve gönüllülerin derilerindeki DNA onarımlarını gün boyu nasıl olduğunu ölçmek için çalışma yapacaklarını söyledi. Sancar, ''Yani DNA onarımı konusunda kalın bağırsakta yapacağımız çalışma kanserin tedavisini, cilt üzerinde yapacağız çalışma da kanseri önlemeyi amaçlıyor'' ifadelerine yer verdi. AA
Reklam
Reklam
En İyi 13 Shah Rukh Khan Filmi
etiket
Raj (Shah Rukh Khan) İngiltere’de yaşayan zengin, sorumsuz ve kaygısız bir Hindistanlıdır. Simran (Kajol) ise İngiltere’de yaşamasına rağmen Hint geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan bir ailenin kızıdır. İkisi, bir aylık Avrupa gezisi sırasında karşılaşırlar; didişme ve şakalarla başlayan arkadaşlıkları gezinin sonunda aşka dönüşür. Fakat birbirlerine aşık olduklarını anladıklarında artık çok geç olmuştur. Simran babasının Hindistan’daki arkadaşının oğlu ile evlenmek için yola çıkmıştır bile…Film 800 hafta gösterimde kalma gibi bir rekora sahip, ayrıca ölmeden önce görmeniz gereken 1001film listesinde de yer alıyor.IMDb: 8.4
Akdeniz Şivesine Giriş (AKD 101) İçin 24 Kelime
etiket
Elbette her yörenin kendine has bir tarzı var ve birkaç kelimeyi yalnızca tek bir bölgeye aitmiş gibi lanse etmek doğru değil. Fakat bazı kelimeler var ki bir bölgede ya daha yoğun olarak kullanılır ya da onları gerçekten 'oralı'lar dışındakiler pek bilmez. Bazıları ise kökten farklıdır tamamen. Bunların en karakteristik örneklerinden birini de Akdeniz'de, daha da özelleştirecek olursak 'Pamfilya' Bölgesi'nde, özellikle Manavgat - Alanya civârında görürsünüz. İşte sizlere 'şive komik'li bir galeri.
Reklam
Gelmiş Geçmiş En İyi Kara Mizah Filmler
Kara mizah ilgili sinemaseverler için ayrı bir tutkudur ve ayrı bir zevktir. Sıradan komedi filmlerinden farklı olarak burada; cinayet, ölüm, savaş, akıl sağlığı veya hastalık gibi çeşitli ciddi durumlar anlatılırken aynı zamanda ince bir mizah sergilenir. Ciddi olunması gereken konularda bu başarıyı gösteremeyen, ancak gülünç etki yaratma konusunda son derece başarılı olan kara mizah film örnekleri arasından bugüne kadar verilen en başarılı örnekleri sizler için sıraladık. Sizler de henüz kara mizah ile tanışmadıysanız, listemizdeki filmlerden birini seçip izlemeye başlayabilirsiniz.The Big LebowskiBeing John MalkowichFargoLast SupperThe Truman ShowIn BrugesHeathersShaun Of The DeadEdward ScissorhandsPulp FictionShallow GraveKiss Kiss Bang BangA Finish Called WandaVery Bad ThingsBeetlejuiceDeath At A FuneralThank You For SmokingHead Above WaterA Serious ManTeaching Mrs. Tingle
Hitler'in Kabusu Dev Makineler!
Yerin kat kat altında bulunan, Hitler'in tüm hayallerini yıkan bu dev makineler, göreni şaşırtıyor!A.B.D.'nin New York şehrinde bulunan ' Grand Central Terminal 'in 10 kat altında , neredeyse terminalin kendi kadar büyük bir gizli yer altı odası bulunuyor. Bu odanın içerisinde ise, Nazilerin İkinci Dünya Savaşı'nda yok etmek istedikleri iddia edilen dev makineler var.Odada 9 adet bulunan bu makinelerden her biri 15 ton ağırlığındaki devir hareketli çeviriciler. Bu makineler, 11.000 volt alternatif akımı, doğru akıma çevirerek üzerlerinde bulunan tüm tren hattı için gerekli enerjiyi elde etmektelerdi. Science Channel'ın açıklamasına göre, bu makineler bir dönem, bütün kuzey doğu A.B.D.'nin tren ve metro hattının kalbi konumundalardı.A.B.D. İkinci Dünya Savaşı'na katılma kararı aldığında, Hitler, gizli tutulan bu odayı öğrendi ve önemini fark ederek, odayı yok etmeleri görevi ile Nazi askerlerini oraya gönderdi. Askerlerin bütün yapması gereken, makinelerin üzerlerine kum atmaktı ve böylelikle kuzey doğu A.B.D.'deki asker ve mühimmat aktarımının %80'i duracaktı. Bu durum karşısında da A.B.D. savaşa katılamayacak veya katılması ertelenecekti. Ancak, bu Nazi askerleri görevlerini yerine getirmeyi başaramadılar.Kim bilir, belki de bu askerler başarılı olsa idi, şu anda çok daha farklı bir dünyada yaşıyor olabilirdik.
Reklam
Bir Kağıdı 103 Kez Katlarsanız Evrenin Genişliğine Ulaşabilir mi?
Peki bir kağıdı 103 kez katlayabilsek evrenin tümünden daha büyük olabilir mi? İşte youtube’ de bir dahi bunu hesapladı. Eğer bir kağıdı 103 kez katlayabilseydik gözlenebilir evrenin sınırının dışına çıkabilirdik. Hipotez olarak hesaplandığından üstel(eksponansiyel) hesaplama gereği 93 milyar ışık yılı uzunluğa ulaşılıyor. Aslında bu inanılmaz bir hesap cidden. Bir sayfa kağıdın kalınlığı normalde 0,009906 cm civarında tutuyor. İşte bu sayfayı ikiye katlarsanız kalınlığı iki katına çıkar. Bir sayfayı üç kez katlarsanız bir tırnak kalınlığına, yedi kez katlarsanız 128 sayfalık bir kitabın kalınlığına ulaşır. 10 kez katlarsanız bir el kadar kalın olur. 23 kez katlarsanız 1 km(1000m) kalınlığa ulaşır. 30 kez katlarsanız uzaya ulaşırsınız yani 100 km kalınlığa, 42 katlama Ay’a 51 katlama Güneş’e ulaştırır.81 katlama 127,786 ışık yılı uzaklığa yani, Andromeda Galaksisi’nin genişliğine denktir. 90 katlama ise 130,8 milyon ışık yılı genişliğinde yani Virgo (Başak ) takım yıldızından yani 110 milyon ışık yılı genişlikten daha fazlaya gelir. Başak kümesi Andromeda ve Samanyolu gibi 100 civarı galaksiyi kapsar. İşte 103. katlamadan  sonra gözlenebilir Evren’in dışına yani 93 milyar ışık yılı çapına ulaşırsınız. İşte matematiğin gizemlerinden biridir üstel fonksiyonlar. Çarpıldıkça büyürler, aynı bakterilerin hızla virüslerin hızla üremesi gibi… Daha öncesinde Mythbusters programında futbol sahası büyüklüğünde bir kağıdı 11 kez katladı. Bu arada dünya kağıt katlama rekoru 12 kezdir . (Britney Gallivan)
Aamir Khan Filmlerinden En Güzel 11 Klip
etiket
Aamir Khan'ın Osmanlı işi bıyıkları ile cevval bir polis memurunu canlandırdığı Talaash filmi mutlaka izlemeniz gerekenler arasında. Her sahnesini 'hadi canım, yok artık!' şeklinde izliyorsunuz ve harcadığınız vakte değiyor.
Reklam
Çin'in En Pahalı Filminine Türk Oyuncu
Çin'in en pahalı filmi 'Dragon Blade'de Türk oyuncu sürprizi. Jackie Chan, John Cusack ve Adrien Brody'nin başrolü paylaştığı filmde 'Kroraina' karakterini Emrah Yılmaz canlandırıyor.1200 KİŞİ ARASINDAN SEÇİLDİ Shanghai Tiyatro Akademisi'nden mezun olan Emrah Yılmaz, role 1200 şahıs arasından seçildi. Yılmaz, film için şunları dedi: 'Bağlı olduğum menajerlik şirketi, rol için Daniel Lee'yle irtibata geçti. Ardından görüşmeye gittim. Günlerce cenk, kostüm ve oyunculuk provaları yapıldı. Daniel Lee ve Jackie Chan, bu provaların hepsini devasa titizlikle takip etti. Sonunda rolü aldım. Daniel Lee bir sonraki projesinde gene benimle çalışmak istediğini dedi. Jackie Chan de Hong Kong'daki okulunda kendisi tarafından verilen ileri oyunculuk derslerine ücretsiz olarak katılmamı öneri etti. Filmden sonra bu eğitimi alacağım.' Romalı askerlerin M.Ö. 48 yılında Çin'e girişini konu alan ve çekimleri yaklaşık 6 aydır Çin'de devam eden filmin 19 Şubat 2015'te vizyona girmesi planlanıyor. Filmde Türkçe ve Çince konuşan Emrah Yılmaz, cenk sahnelerinde zorlandığını dedi: 'Sahneler o kadar gerçek çekiliyor ki, vücudumda fazla sayıda morluk mevcut. Birçok kaza atlattım. Ama muhteşem bir ekip mevcut ve herkes güler yüzlü. Bunlar adamı motive ediyor.' 'Piyanist'teki performansıyla Oscar kazanan Adrien Brody, aksiyon filmlerinin meşhur aktörü Jackie Chan ve '2012' ile dünya çapında ün yapan John Cusack, filmde başrolde. aktifmedya
Göbeklitepe'den Acı Haber
Mısır’daki piramitlerden sonra uygarlık tarihi açısından en önemli arkeolojik bulgu kabul edilen Göbeklitepe’den acı haber geldi. 1995 yılından beri antik çağın yeni harikası olarak anılan Göbeklitepe kazılarının başkanlığını yürüten dünyaca ünlü Alman Arkeolog Prof. Klaus Schmidt, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Şanlıurfa sınırları içerisinde yer alan Göbekli Tepe, genel olarak dünya çapında sürdürülen kazıların arasında en heyecan verici ve tarihi olarak en önemli arkeolojik kazı olarak kabul ediliyor. Milattan 9 bin yıl önce inşa edildiğine dikkat çekilen Göbeklitepe için; “Stonehenge veya Piramitlerden iki kattan fazla eski ve metallerin, seramiğin ve tekerleğin bile keşfinden önce kalma” açıklamasını yapan ve yıllarını bu inanılmaz arkeolojik buluşa veren Prof. Schmidt, 61 kalp krizinden dolayı hayatını kaybetti. Klaus Schmidt kimdir? 1953 yılında Almanya‘ da Feuchtwangen şehrinde doğan Klaus Schmidt, Friedrich-Alexander Erlangen-Nürnberg ve Ruprecht-Karls-Heidelberg Üniversiteleri' nde prehistorya, klasik arkeoloji ve jeoloji-paleontoloji eğitimi aldı. 1983 yılında Heidelberg Üniversite’sinde Prof.Dr. Harald Hauptmann danışmanlığında yaptığı ‚'Die lithischen Kleinfunde vom Norşuntepe' başlıklı doktora tezini bitirdi. 1984-1986 yıllarında Alman Arkeoloji Enstitüsü(DAI) seyahat bursunu kazandı. 1986 -1995 yılları arasında Alman Araştırma Vakfı(DFG) araştırma bursunu kazandı ve Heidelberg Üniversitesi‘ nde Prehistorya anabilimdalında araştırmacı olarak çalıştı. 1996-1998 yıllarında Alman Araştırma Vakfı(DFG) doçentlik bursunu kazandı. 1999 yılında ‚ ‚Funktionsanalyse der frühneolithischen Siedlung von Nevalı Çori‘ konulu doçentlik tezini Erlangen-Nürnberg Üniversitesi‘ nde bitirdi ve 2007 yılında aynı Üniversite‘ de Profesor ünvanını aldı. 1998 ve 1999 yıllarında Prof.Dr.Wolfram Schier adına Bamberg Üniversitesi Arkeoloji Bölüm başkanlığı temsilciliği yaptı. 2001 ve 2002 yıllarında Prof.Dr. Hans J. Nissen adına FU Berlin Üniversitesi Arkeoloji Bölüm başkanlığı temsilciliği yaptı. Klaus Schmidt 2001 yılından beri Alman Arkeoloji Enstitüsü‘ nün Berlin‘ de bulunan merkezinde Orient Bölümünde araştırmacı ve Erlangen-Nürnberg Üniversite‘ sinde öğretim görevlisi olarak çalışmaktaydı. Öğrencilik yıllarından itibaren Almanya, Yunanistan, Mısır, Suudi arabistan ve Ürdün‘ de çeşitli arkeoloji projelerinde yer alan Klaus Schmidt, Türkiye‘ deki çalışmalarına 1978 ve 1979 yılında Elazığ Müzesi‘ nde Norşuntepe kazısı malzemesi üzerinde yaptığı ve daha sonra doktora tezi olarak yayınladığı buluntu çalışmaları ile başlamıştı. 1980 yılında Lidar Höyük kazısına, 1983-1991 yılları arasında Nevalı Cori kazısına katılmış, 1992-1994 yıllarında Nevalı Cori buluntuları üzerine çalışmalarını Urfa‘ da gerçekleştirmişti. Klaus Schmidt, 1995 yılında Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü ortak projesi olarak başlayan ve 2007 yılından beri Bakanlar Kurulu Kararlı kazı statüsünde gerçekleştirilen Göbekli Tepe kazı ve araştırma projesinin başkanlığını sürdürmekteydi. Schmidt ayrıca, Ürdün‘ de bulunan Aqaba projesinde Ricardo Eichmann ve Lutfi Halil ile birlikte proje başkanlığını yürütüyordu. Tamar Melike Tegün / Milliyet.com.tr
HIV/AIDS Tedavisinde Kötü Haber
ABD'de maymunlar üzerinde yapılan yeni bir bir araştırma, erken teşhisin HIV virüsü taşıyan hastaların tedavisinde olumlu sonuç verebileceğine dair umutları azalttı. Araştırmaya göre, bağışıklık sistemini etkileyen bir virüs olarak AIDS hastalığına yol açan HIV vücutta hızla 'düşürülemez kaleler' oluşturabiliyor. Bu bulgu virüsün erken tedavi ile altedilebileceği yönündeki umutlara darbe vurdu. Maymunlar üzerinde yapılan ve sonuçları Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, HIV kanda tespit edilmeden önce bile dokunulmaz 'viral rezervuarlar' oluşturmakta. Uzmanlar bunu 'zihin açıcı' ve 'çarpıcı' bir bulgu olarak nitelendirdi. Bağırsak ve beyin dokusundaki HIV rezervuarları tedavi önündeki en büyük engeller. Antiretroviral ilaçların geliştirilmesinde sağlanan kayda değer ilerlemeler sayesinde, kan dolaşımındaki HIV kontrol edilebiliyor. Bu da hastanın normale yakın bir yaşam beklentisinin olması demek. Ama ilaçlar durdurulursa virüs yeniden ortaya çıkıyor. Son araştırmada ise hedef virüsü rezervuarların dışına çıkarmaktı. Erken tedavinin de, rezervuarların en başta oluşmasını önleyebileceği umuluyordu. Maymunlara, HIV'in eşdeğeri olan SIV yani Simian bağışıklık sistemi bozucu virüs, enjekte edildi. Maymunlara, daha sonra üç günden iki haftaya kadar değişen sürelerde antiretroviral ilaçlar verildi. Tedavi altı ay sonra durduruldu. Ancak virüs, antiretroviral tedaviye rağmen hızlı bir şekilde yeniden ortaya çıktı. Viral rezervuarların enfeksiyonun çok erken bir aşamasında meydana geldiği belirlendi. HIV ile doğan bir bebeğin de çok erken teşhis sonrası tedavi olduğuna inanılıyordu. 'Mississippi bebeğine' ilk 18 ay boyunca HIV ilaçları verildi ama sonra ilaçlar durduruldu. Başlangıçta tedavinin etkili olduğu umudu doğdu. Ama geçen hafta, şimdi dört yaşında olan kızda, ilaçların kesilmesinden yaklaşık iki yıl sonra yeniden virüsün görüldüğü açıklandı.BBC Türkçe
Dünyanın İlk Aile Robotu Jibo
Jibo, sosyal bir robot ve ailenizin yeni üyesi olmaya aday. Yapımcısı MIT Media Laboratuvarı Kişisel Robot Grubu Direktörü Dr. Cynthia Breazeal, onu arkadaş canlısı, yardım sever ve zeki diye nitelemiş. Öyle de görünüyor. Yapımcısı Jibo’yu Yıldız Savaşları ve NASA’nın Mars’taki robotlarından esinlenmiş. Ancak bize sorarsanız Jibo, Pixar’ın animasyon lambası ve fenomen robotu Wall-E’nin melez hali ve biraz da IQ’su yüksek bir Siri’nin “ete kemiğe bürünmüş” versiyonu olabilir. Zira Jibo, etrafından öğrenebilme, farklı sesleri tanıyabilme ve farklı yüzleri birbirinden ayırt edebilme iddiasında. Jibo’nun sosyal bir robot olarak tanımlanmasının nedeni, insanlarla etkileşime geçebilmesi. Birçok akıllı asistan gibi Jibo proaktif olarak size hatırlatmalar yapabiliyor, e-posta’nızı gönderiyor, sesli mesajlarınızı bildiriyor, fotoğraf çekebiliyor ve çocuklarınız için interaktif hikayeler anlatabiliyor.Jibo’nun bu özellikleri ve başarılı tanıtımı birçok insanı etkilemiş gibi görünüyor. 100 bin dolar fon hedefiyle bir Indiegogo kampanyası olarak başlayan Jibo projesi, hedefinden 26 gün önce yaklaşık 883 bin dolar toplamayı başardı. Jibo, ev versiyonu için Indiegogo üzerinden 499 dolara ön siparişleri şimdiden alıyor. Girişimin bir hedefi de Jibo’yu Nest termostatı gibi evdeki bağlantılı cihazlarla eşleştirmek. Burada amaç, termostatınız her zamanki gibi çalışmasına devam ederken, sizin telefonunuz yerine, kontrolü Jibo’ya bırakmanız. Jibo ile çalışmak isteyecek geliştiriciler için geliştirici versiyonu 599 dolardan, Indiegogo üzerinden ön siparişe sunulmuş. Girişim Jibo’nun sevkiyatına 2015 yılında başlamayı planlıyor. Jibo’yu incelemek isterseniz burada.Webrazzi
Reklam