onedio
Magnum Fotoğrafları İstanbul Modern'de
Alman fotoğrafçı Thomas Hoepker'in 11 Eylül 2001 tarihinde New York'ta çektiği ve beş yıl boyunca yayınlamadığı bu tartışmalı fotoğraf, İstanbul Modern'de sergilenecek işler arasında.
Mr. Spock Hayatını Kaybetti
Uzay Yolu film serisinde oynadığı Mr. Spock rolüyle tanınan ABD'li oyuncu Leonard Nimoy, 83 yaşında hayatını kaybetti.Aktörün oğlu Adam Nimow yaptığı açıklamada babasının Los Angeles'ta kronik akciğer hastalığından vefat ettiğini açıkladı.Nimoy uzun yıllar aktör ve yönetmen olarak çalışmıştı.Ancak kendisini üne kavuşturan rolü, kültürel bir fenomen haline gelen Uzay Yolu filmindeki Mr. Spock rolüydü.Bilim kurgu film serisi Uzay Yolu'nda yer alan Nimoy, uzay gemisi Atılgan'ın ikinci kaptanı rolüyle sinema tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri olmuştu.BBC Türkçe
Savcı: 'Ergenekon Terör Örgütü' Diye Bir Örgüt Yok
Savcı, bu tespiti 5’i Profesör ünvanlı 8 sanığın, “Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne üye olmadan yardım etme” suçlamasıyla yargılandığı davada yaptı. Ortada mahkeme kararıyla tespit edilmiş silahlı terör örgütü olmayınca, ona yardım etmenin de mümkün olamayacağını belirten savcı 15’er yıl hapis istemiyle yargılanan sanıkların tamamının beraat etmesini istedi.CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın “Ergenekon” davası kapsamında tutuklu bulunduğu sırada İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde tedavi görürken taburcu edilmesine yönelik hazırlanan heyet raporunun işleme konulmayarak gizlendiği iddiasıyla, 5’i profesör toplam 8 enstitü çalışanı hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım etme” suçundan açılan davada, savcı mütalaasını verdi, tüm sanıklar için beraat kararı verilmesini istedi.PROFESÖR ÜNVANLI SANIKLAR DURUŞMADA EKSİKSİZ HAZIR BULUNDUİstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuksuz sanıklar, Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Erhan Kansız ve Prof. Dr. Nuh Nazmi Gültekin ve Muhammet Lütfullah Hüsrev ile avukatları hazır bulundu. Diğer sanıklar Şengül Ari, Hatice Sezer Karcıer ile Erkan Özhun ise katılmadı.SAVCI İDDİALARI HATIRLATTIDuruşma Savcısı Sait Kunt, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Savcılık mütalaasında, Mehmet Haberal’ın “Ergenekon” soruşturması kapsamında 17 Nisan 2009 tarihinde tutuklandığını, cezaevine sevk edildiğini ve aynı gün rahatsızlanarak önce Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne ardından da İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’ne nakledilerek tedavisinin başlatıldığı hatırlatıldı. Mütalaada, “Daha sonra yapılan araştırmada bu kişinin bir süre sonra taburcu edilmesine yönelik heyet raporu düzenlendiği halde bu rapor işleme konulmayarak saklandığı ve daha sonra farklı tarihlerle yatarak tedavisinin hayati öneme haiz olduğunu gösterir raporlar düzenlendiği” belirtildi. Mütalaada,Haberal’ın sağlık durumuna ilişkin düzenlenen raporun, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden ve Adli Tıp Kurumu’ndan gizleyen yetkililer hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Kardiyoloji Enstitüsü görevlileri hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Heyetin, raporun kamuoyunda duyulmasının ardından, Haberal ile ilgili yeni raporlar düzenleyerek Adli Tıp Kurumu’na sevkini önlemeye yönelik yeni raporlar hazırladıkları ancak Adli Tıp heyetince yapılan incelemeler sonucu Haberal’ın Kardiyoloji Enstitüsü’nden taburcu edilerek cezaevine konulduğu anlatıldı. Mütalaada, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde sağlık durumu ile ilgili kanaat bildirme ve karar vermeye yetkili kişilerden ana bilim dalı başkanı Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erhan Kansız, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcıer, servis doktoru Nuh Nazmi Gültekin ile Mehmet Haberal’ın refakatçisi olduğu belirtilen Muhammet Lütfullah Hüsrev ile hareket ettiği belirtilen Erkan Özkum ve bu kişilerle ilgili işbirliği halinde olduğu belirtilen servis hemşiresi Şengül Ari’nin terör örgütüne üye olmaksızın bilerek yardım ettikleri iddiasıyla cezalandırılmalarının talep edildiği belirtildi.SAVCI: ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI MAHKEME KARARIYLA TESPİT EDİLMEDİYaşanan sürecin anlatıldığı mütalaanın sonuç kısmında, “Ergenekon silahlı terör örgütünün varlığının herhangi bir mahkeme kararıyla sabit olmadığı ve bugün itibariyle de kapatılan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının temyiz aşamasında bulunduğu, herhangi bir idari kararla bir yapının silahlı terör örgütü olarak adlandırılmasının mümkün olmadığı ve bu örgütün ilk kez belirtilen dosyada örgüt olarak adlandırıldığı” belirtildi.“OLMAYAN ÖRGÜTE YARDIM DA EDİLEMEZ”Bu itibar ile suç tarihinde mahkeme kararı ile sabit olan bir örgüt yapısından bahsedilemeyeceğinin vurgulandığı mütalaada, sanıkların örgüte yardım etmelerinin fiilen mümkün olmadığı, öğretim üyesi ve kamu görevlisi olan şüphelinin eylemlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunması halinde bu eylemlerinin görevin kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği belirtildi.“SANIKLAR BERAAT ETSİN”Dosyada öğretim görevlisi ve kamu görevlisi olan kişiler ile ilgili olarak görevi kötüye kullanmak açısından da herhangi bir ön soruşturma sonucu davanın açılmadığına dikkat çekilerek, “Tüm sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım etme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verimesine kamu adına talep olunur” denildi.Mütalaanın okunmasının ardından savunma yapan sanıklar ve avukatları mütalaa doğrultusunda beraatlerini talep etti. Mahkeme heyeti oy birliği ile dosyanın incelenmesi üzere duruşmayı erteledi.İddianamede, şüpheliler Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Prof. Dr. Cengiz Çeliker, Prof. Dr.Erhan Kansız, Prof. Dr. Hatice Sezer Karcıer, Prof. Dr. Nazmi Gültekin, Erkan Özhun, Songul Arı ve Muhammet Hüsrev’in “silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi isteniyor. DHA
Reklam
Narmanlı Han'ın Akıbeti Ne Olacak?
'Otel mi, AVM mi' olacak diye merak edilen Narmanlı Han'ın restorasyonunu yapacak mimar Genim, handa yedi dükkan, iki lokanta olacağını, otel ya da AVM yapılmasının mekanın küçüklüğü nedeniyle mümkün olmadığını belirtti.'Otel mi, AVM mi' olacak diye merak edilen tarihi Narmanlı Han projesinin detaylarını mimarı Sinan Genim bianet'ten Nilay Vardar'a anlattı.İstiklal Caddesi'nde 1831 yılında inşa edilen bina Beyoğlu'nun en güzel mekanlarından biri.Ahmet Tanpınar gibi sanatçıların da yaşadığı bina Narmanlı ailesi tarafından 57 milyon dolara Mehmet Erkul ve Tekin Esen’e satıldı.Satışın ardından binanın ne olarak kullanılacağı merak konusuydu. Otel ya da AVM yapılacağı söylentileri çıkmıştı.Projenin restorasyonunu yapacak mimar Sinan Genim, röleve/restitusyon projesinin koruma kurulunda onaylandığını restorasyon projesinin ise hazırlanma aşamasında olduğunu söyledi.
Reklam
Mısır'da Duvar Resimleri Nasıl Gelenek Oldu?
Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Kahire sokakları Mısır devrimini hatırlatan duvar resimleriyle dolu.Gösterilerin merkezi olan Tahrir Meydanı’nın bir kenarında, bir zamanlar Mübarek’in Ulusal Demokratik Partisinin merkezi olan yüksek bina isten kararmış boş bir halde duruyor.Başka bir binanın duvarları ise ona tezat oluşturur gibi rengârenk boyalarıyla parıldıyor. Bu duvar resimleri, Mübarek karşıtı protestolar başladığından bu yana canlanan duvar resimleri hareketinin en iyi örneklerinden.2001’den bu yana Kahire’de yaşayan ve Devrim Yazıları: Yeni Mısır’da Duvar Resimleri adlı kitabı yazan Mia Gröndahl “Daha önce Mısır’da duvar resimleri yoktu” diyor. “Sayıları o kadar azdı ki insanlar farkında bile değildi onların. Ama ortaya çıkmayı ve kendilerini dürüstçe ve siyasi olarak ifade etmeyi bekleyen çok sayıda ressam varmış belli ki.”2011 başlarında gösterilerin başladığı ilk günlerde yüzlerce kişi ölmüştü. Gelişmekte olan olayların sıcağıyla bazıları öfkeyle taş savururken bazıları da fırçalarını ve sprey boyalarını alıp duvar yazıları ve duvar resimleriyle, Gröndahl’ın deyimiyle “sanat saldırısına” geçmişti.Üç yıl önce “duvar yazıları haftası” düzenlendiğinde akıllarda kalan duvar resimlerinden biri, büyük bir tankın bisiklete binmiş ve başında simit tablası taşıyan bir çocuğu hedef alışını resmediyordu. Zaman içinde, farklı gelişmeler doğrultusunda bu resme eklemeler yapıldı, yeniden boyandı, hasara uğradı, vb.Bu duvar resmindeki karakterlerden biri de üzgün bir pandaydı. Bir süre sonra üstü boyanan Üzgün Panda bir sembol haline geldi ve Kahire’nin farklı duvarlarında boy göstermeye başlayarak ülkenin sokak sanatına yeni bir olgu olarak girdi.Gröndahl’a göre, “Mısırlılar duvar resimlerini çok seviyor. Bu ülkede insanların kendilerini resimle ifade etmesi eski bir gelenek. Şimdi de özgürlük mücadelesinin bir parçası haline geldi. Duvar resimleri devrimin henüz bitmediğini hatırlatıyor insanlara.”Kitapta toplanan resimler, duvar resimleriyle ünlü İngiliz ressam Banksy’yi sönük bırakıyor. Duvar resimleri tanım itibariyle halk için, halk tarafından yapılan eserleri ifade ediyor aslında. Mısır’da bu sanat protestonun önemli bir aracı olduğunu kanıtladı.Yeni kuşak Mısırlı duvar resimleri sanatçıları arasında uluslararası ün yapmış isimlerden biri Alaa Awad. El Uksur’da resim öğretmenliği yapıyor. Eski Mısır uygarlığından motiflere yer veren Awad’ın resimlerinin mesajı diğer çağdaşlarınınki kadar hemen göze batmıyor. Ünlü resimlerinden biri de ölen yakınları için yas tutan kadınları tasvir ediyor. Bu resim dönemini anlatıyor ama motif eski mezarlardan ödünç alınmış.Awad Mısır uygarlığıyla gurur duyduğunu ifade ediyor. Halkın da bu kültürü hatırlaması ve tarihiyle gurur duyması için çalıştığını söylüyor. “Geçmişimizi unutursak geleceğimizi bilemeyiz,” diyor.Gröndahl, Awad’ın duvar resimlerinin herkesin zevkine hitap etmeyebileceğini, onun mesajını hemen anlamanın kolay olmadığını söylüyor. “Oysa duvar resimlerinde ne anlatılmak istendiğini insanların hemen anlaması gerekir. Ama bir ressam olarak onun eserlerini çok ilgi çekici, etkileyici ve renkli buluyorum.”BBC Türkçe
Reklam
Görme Engellilerin Gördüğü Tamamen Karanlık Mıdır?
Genelde görme engellilerin tam bir karanlık deneyimledikleri varsayılır. Ama benim kişisel deneyimim bu varsayımdan oldukça uzak.Görme engelli birinin şimdi kuracağım cümleyi kurması garip gelecek bunu biliyorum. Ama insanlar bana en çok neyi görmeyi özlediğimi sorduklarında, cevabım 'karanlığı' oluyor.Açıklamama izin verin. Ben görme yeteneğini tamamıyle yitirmiş az sayıda insandan biriyim. Tamamen körüm. Tamamen.Görme yetimi 31 sene önce, yanlış yapılmış bir ameliyat neticesinde kaybettim ve görme engelli olduğumu belgeleyen kağıtta hiç bir şekilde ışığı algılayamaz yazıyor.Işığın ortadan kalktığı bir durumda yapılacak olan mantıksal varsayım, kişinin tamamen karanlıkta kalacağıdır. Eğer yorganın altına girerseniz, hiçbirşey göremezsiniz. Gözlerinizi kaparsanız herşey siyaha döner. O zaman kör, eşittir siyah? Mantıklı geliyor değil mi? Değil.Her ne kadar gözlerimle beynimin bağlantısı kesilmiş de olsa, dünyam siyaha dönüşmüş gibi değil.Körlük ve karanlıkla ilgili tüm metaforlar, benzerlikler ve edebiyatın bitmesi gerek aslında. Gördüğüm şey karanlık değil çünkü. Hatta tam tersi.Peki, 3 boyutlu teknikolor görüş kaybolduğunda yerine ne gelir? Cevap, en azından benim durumumda, ışık. Çok fazla ışık. Parlak, rengarenk, sürekli değişen ve sıklıkla dikkat dağıtan, ışık.Nasıl anlatsam. Denemeye çalışayım. Şu anda koyu kahverengi bir zemin üzerine, önde ve merkezde turkuaz ışıldamalar var. Hatta şu anda yeşile dönüştü. Şu anda üzerinde sarı benekler olan parlak maviye ve tüm manzarayı kaplama tehlikesi gösteren turuncu da var.Görüşümün geri kalan kısmında ezilmiş geometrik şekiller, karalamalar ve bulutlar ve ben tarif edemeden değişiyorlar. Bir saat sonra gelin, bambaşka olacaklar.Tüm bu dağınıklıktan kaçmak için gözlerimi kapatsam, birşey değişmiyor. Hiç gitmiyorlar.Karanlığa yakın olan o zamanları özlüyorum. Gece dışarıda yürümek ve sokak lambalarına bakmak, ateş yanan bir odadaki gölgeler, ya da gece vakti babamın arabasının arka koltuğunda eve giderken karanlık sokaklardaki kedilerin gözlerini yakalamak.Kafamın içine yerleşmiş olan havai fişek gösterisi hiç bitmediği için, bu yaşadıklarıma bir tür görsel kulak çınlaması diyorum.Kör olduğumda gözlerimin önündeki bu parlak renk cümbüşünün gözlerimin tekrar görmeye başlama çabası olduğunu düşünmüştüm. Bu bana umut vermişti ve bu duruma hayran oluyordum. Oturup izliyordum onları. Şimdi ise biliyorum ki beynim, kendisine iletilen herhangi bir resim olmadığı için kendisi resimler üretiyor.Görmeyen diğer insanların da benimkine benzer şeyler görüp görmediğini merak ediyorum.BBC Türkçe
Türk Sineması Hollywood'a Geçit Vermiyor
Geçen yıl yüksek bütçeli Hollywood yapımlarıyla kıyasıya rekabet eden ve gişede başarılı bir yılı geride bırakan Türk sineması, 2015'te de çok sayıda yapımla milyonlarca seyirciyi salonlara çekiyor.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, gişedeki başarılarıyla ilk sıralara yerleşen yerli yapımlardan en fazla ilgiyi komedi ve dram filmleri görüyor.Yerli film yapımcılarının beyaz perdeyle buluşturduğu eserler bu yıl ağırlıkla komedi ve romantik-dram türünde oldu. Şu ana kadar vizyona giren tüm filmleri yaklaşık 15 milyon kişi izledi. Gişeden elde edilen hasılat da 165 milyona ulaştı. Mahsun Kırmızıgül ilk sıradaMahsun Kırmızıgül'ün yönetmenliğini yaptığı ve başrolde yer aldığı dram türündeki 'Mucize', seyirciyle biraraya geldiği yaklaşık 8 haftanın sonunda 3 milyon 700 bin seyirciye ve 40 milyon liraya yakın hasılata ulaştı.Komedi romantik türdeki 'Bana Masal Anlatma' da en fazla izlenen filmler arasında ikinci sırada yer alıyor. Yeni yılın ilk günlerinde beyaz perdede gösterilmeye başlanan film, yaklaşık 1 milyon 600 bin seyirciyle buluştu. Burak Aksak'ın senaryosunu ve yönetmenliğini üstlendiği film, yapımcısına 17 milyon liraya yakın hasılat getirdi.Seyirci hem komedi hem romantik-dram seviyor'Aşk Sana Benzer' ise seyirciyle buluştuğu günden bu yana 1 milyon 400 bin kişi tarafından izlenerek üçüncü sıraya yerleşti. Filmin toplam hasılatı 15 milyon liraya yaklaştı.Dördüncü sırada yer alan film, komedi türündeki 'Yapışık Kardeşler' oldu.  Film, seyircinin beğenisine sunulduğu 30 Ocaktan beri yaklaşık 1 milyon izleyici tarafından izlendi ve 10 milyon liraya yakın da hasılat getirdi.Romantik komedi türdeki 'Sevimli Tehlikeli' ise bu filmlerin hemen ardından geliyor. 6 Şubatta beyaz perdeye gelen yapımın yönetmen ve senaristliğini Özcan Deniz üstleniyor. Yapım 650 bine yakın seyirci tarafından görülürken, yatırımcılarına da 6,5 milyon liraya yakın hasılat bıraktı.Bu arada, Şahan Gökbakar'ın yönetmenliğini üstlendiği 'Recep İvedik 4' geçen yıl gişede ilk sırada yer almış, onu sırasıyla komedi türündeki Ata Demirer ile Demet Akbağ'ın başrollerini paylaştığı 'Eyvah Eyvah 3', 'Düğün Dernek' ve Cem Yılmaz imzalı 'Pek Yakında' filmi takip etmişti.Şenay Ünal, AA
Reklam
Chris Maynard'tan Buram Buram Yetenek, Hayal Gücü ve Yaratıcılık Kokan 20 Muhteşem Eser
'Dünyada kuş tüyüne bir kuştan fazla kimin ihtiyacı olabilir?' diye soranların, Chris Maynard'ı ve onun olağanüstü güzellikteki çalışmalarını görmediklerine, emin olabilirsiniz. Hem Sanatçı hem de bir biyolog olan Maynard, kuşların şekil ve siluetleriyle oluşturduğu muhteşem eserlerini; yine onların tüyleri üzerinde yaptığı hassas ve ustalık gerektiren çalışmalarla ortaya çıkarıyor. Maynard'a göre, kuşlar tarafından atılan her tüy aslında o kuşlara ait özellikleri de içinde saklamakta. Maynard, çalışmalarıyla insanlara; sadece tüylerin güzelliğini göstermeyi değil, onların sahibi olan kuşların hayat hikayelerini de anlatmaya çalışmış. Sanatçı ve eserleri hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.
Festival Kültürüne Sahip Olan Bir Şehirde Yaşamanın Gerçek Bir Ayrıcalık Olduğunu Kanıtlayan 14 Fotoğraf
17. yüzyılda Fransa'yı kasıp kavuran veba salgınında, Lyon kenti sakinleri, içine düştükleri korkunç durumdan kurtulmak adına; Meryem Ana'ya sığınır ve evlerinin önünde birer mum yakma adağında bulunurlar. Veba salgınından kurtulunca da şehrin her köşesini mum ışıklarıyla aydınlatırlar. O gün bu gündür gelenekselleşen bu ‘ayin’, zamanla bir festivale dönüşür ve dünyaya ‘ışık festivali’ kavramını kazandırır.Her yıl Aralık ayında başlayıp Ocak ayı ortasına kadar devam eden  Amsterdam Işık Festivali; kenti  yerel ve uluslararası sanatçıların ışıklı heykelleri, projeksiyonları ve enstalasyonları ile bambaşka bir görünüme sokuyor. Geçtiğimiz Festivalin en dikkat çeken çalışması ise birçok edebiyat eserine ve filmlere konu olan meşhur Uçan Hollandalı gemisiydi. Beğeneceğinizi umuyoruz.
Reklam
Kıbrıs'ı Halatla Türkiye'ye Çeksek Ne Olurdu?
Gün geçmiyor ki coğrafyamızda yeni bir çılgın proje ortaya atılmasın.. Kamuoyunda çok ilgi çeken Türkiye'nin saat yönünde 90 derece döndürülmesi projesinin ardından, şimdi de yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için bir öneri ortaya atıldı! Ekşi Sözlük'te sirmuzzy, Kıbrıs'ı Halatlarla Türkiye'ye Çekelim kampanyasını başlatan isim. Kendisi şöyle belirtiyor;Şimdi biliyorsunuz bu kıbrıs 1000 yıllık sorunumuz. Çok da tehlikeli bir yerde. korumak zor oluyo.En iyisi üst tarafından demir halatlarla bağlayıp Mersin'e doğru çekelim. Tam yolun yarısına kadar çekmişken de güneydekileri bilgilendiririz.*antalya'ya çekmeyelim çünkü orası turist bölgesi.Düzeltme: Bazıları Rumlar bu planı kabul etmez diyo. Merak etmeyin. Biz nota yayınlayınca, onlar tabii ki sabrımızı test etmek istemeyeceklerinden seslerini çıkarmayacaklardır.Projenin geçerliliği nedir, ne kadar bütçe ayrılması gerekiyor? İşte eleştiriler ve görüşler ile Kıbrıs planı!
'Dünyanın Kemanları Festivali' 1 Mart'ta Başlıyor
İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Cihat Aşkın koordinatörlüğünde ‘Dünyanın Kemanları Festivali’ni düzenliyor.İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını sürdüren Cemal Reşit Rey Konser Salonu önemli bir festivale imza atıyor. Cihat Aşkın koordinatörlüğünde düzenlenecek olan “Dünyanın Kemanları Festivali”, 1 ve 2 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek. Festivale; Ara Malikian, Ayla Erduran, Ani Schnarch ve Yarub Smarait gibi birbirinden değerli keman virtüözleri, müzisyenler, dünyaca ünlü keman yapım üstatları ile Grammy ödüllü Parker Quartet yaylı çalgılar dörtlüsü katılacak.Festivalin ilk günü, birçok prestijli ödülün sahibi Ani Schnarch’ın vereceği ustalık sınıfı eğitimi ile 10.00’da başlayacak. Program aynı gün moderatörlüğünü Cihat Aşkın’ın yapacağı “Dünyanın Kemanları” başlıklı söyleşi ile devam edecek. Söyleşiye; Emre Aracı, Ertuğ Korkmaz, Ani Schnarch, Amnon Weinstein, Ara Malikian, Yarub Smarait ve Mehmet Emin Bitmez katılacak.Uluslararası bir üne sahip olan keman yapım üstadı ve restoratörü Amnon Weinstein ile kendi gibi keman yapımcısı oğlu Avshalom Weinstein’in eserlerinin yer alacağı “Kemençe’den Kemana Akdeniz’de Bir Yolculuk” başlıklı  sergi 15.00’te İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu fuaye alanında açılacak. Sergi festival boyunca ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. “Dünyanın Kemanları Festivali”nin ilk konseri “Akdenizden Tatlar” başlığıyla 16.00’da gerçekleşecek. Daha sonra 18.00’de besteci ve orkestra şefi Emre Aracı, ulusal ve uluslararası Oda Müziği topluluklarında solistlik yapmış Roberto Issoglio ile Cihat Aşkın birlikte 19. yüzyılın en önemli keman virtüözlerinden biri olan Henri Vieuxtemps’ın İstanbul seyahatinin müzikli anlatımını sunacak.
Puslu Kıtalar Atlası'nın Çizgi Romanı 13 Mart'ta Raflarda
Yayımlanır yayımlanmaz bir fenomene dönüşen, yıllar içinde etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen Puslu Kıtalar Atlası'nın çizgi romanı 13 Mart'ta çıkıyor. İhsan Oktay Anar'ın kaleme aldığı kitabın çizgi roman versiyonunu hazırlayan isim ise İlban Ertem.
Reklam