onedio
Twitter'ın Yöneticisi Twitter'dan Yanlışlıkla Şirket Sırrını İfşa Etti!
Twitter'ın finans departmanının bir numaralı ismi, şirket CFO'su Anthony Noto'nun attığı tweet ortalığı karıştırdı.Bloomberg'in haberine göre Temmuz ayında Twitter'da göreve başlayan eski bankacı Noto Twitter'ın şirket almak istediğini yanlışlıkla Twitter'dan kamuoyuna açık bir şekilde paylaştı. Twitter hesabından 'Hala onları satın almamız gerektiğini düşünüyorum. 15-16 Aralık'ta toplantı var. Bir planım var ve onlara bu planı satmalıyız' diye yazdı.Başlangıçta kimsenin anlam veremediği bu tweetlerin aslında DM (direct message-Twitter'ın kişisel mesaj hizmeti) olarak atılmak istediği ortaya çıktı. Böylece Noto istemeden Twitter'ın Aralık ayında bir şirket satın almak istediğini ortaya koymuş oldu. Şirketin ismi ise tweetlerde yer almadı.'Twitter yöneticileri Twitter'ı kullanmayı bilmiyor'Twitter'ın sözcüsü Jim Prosser ise Noto'nun mesajı özel mesajlaşma özelliği olan DM'den yazmak isterken yanlışlıkla tweet attığını doğruladı. Prosser daha fazla detay vermedi.Noto'nun attığı bu tweetler 'Daha üst düzey Twitter yöneticileri bile Twitter'ı kullanmayı bilmiyor' yorumlarına yol açtı.Anthony Noto Twitter'dan önce Goldman Sachs'ta bankacı olarak çalışıyordu. Noto bunun öncesinde de Amerikan Futbol Ligi NFL'in finans direktörlüğü görevini yürütüyordu.Noto Eylül ayında Twitter'ın 1.8 milyar dolarlık borç alma operasyonuna liderlik etmişti. Bulunan bu fonla Twitter'ın yeni şirketleri bünyesine katması bekleniyordu.CNN Türk
Emekli Olana Kadar Mutlaka Karşınıza Çıkacak 10 'Menicır' Tipi
Egosu tavan yapmış yönetici modelidir ve çalışılması oldukça zordur. Utanmasa döviz kuruna bile kendisinin ayar verdiğini; hatta pazardaki tüketimi arttırdığını bile iddia edebilir. Şirketlerin  onlar sayesinden krizleri atlattığına inanırlar. Böyle bir yöneticiniz varken sakın terfi falan etmeyin; çünkü hayat boyu’’ benim sayende terfi ettin’’ diye bıkbıklayan bir insanla uğraşırsınız. Bu model yöneticilerin hangi pozisyonda ; ne sorumlulukta olduğu önemli değildir. Örneğin finans departmanında çalışıyorken;bütçesini onayladığı bir reklam filmini ben çektim diyebilir. Şener Şen’in Badi Ekrem tiplemesini andırırlar. Genel müdürle asansördeki 8 saniyelik selamlaşmalarını; ‘’yine bir gün genel müdüre akıl veriyorum’’ diye başlayan cümlelerle gayet ciddi anlatabilirler.
Dünyanın Dört Bir Tarafından, Kokteylleriyle Ün Salmış En iyi 25 Bar
Bazı barlar vardır büyük kalabalıklara yüzlerce bardak bira tedarik ederler, fakat öyle barlar da vardır ki, onlar kokteyl yapma işini bir sanata dönüştürürler ve özenle hazırlanan içkileri yalnızca belli bir kesim ile paylaşırlar.Bu içeriğimizde, Dünyanın En İyi 50 Barı Listesi'nden de destek alarak, dünyanın dört bir yanında nam salmış mükemmel barları sizlerle buluşturuyoruz. İşte o barlardan mutlaka ziyaret edilmesi gereken 25 tanesi;
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Kendisini tarihe nakşetmenin başka başka yollarını düşünüyorsa da Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduğu dönemde yaşanan Soma katliamının ardından madenciliğin fıtratına dair yaptığı konuşmayla planladıklarının birçoğundan daha uzun hatırlanacak. Yıllarca birikmesine açıkça izin verilmiş suda mahsur kalan madencilerden hâlâ ulaşamadığımız varken, Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önraporu kolektif bir ihmali işaret ediyorken, inatla hükümetin mesuliyetini üstlenmesini isteyenler o suda boşa mı kürek çekiyor acaba?Muhtelif açıdan hükümeti temsiliyetini tartışamayacağımız Burhan Kuzu geçen hafta, kimi zaman başkaları adına açılmış bir parodi hesabını andıran ama gayet şahsi Twitter hesabından şöyle yazdı: 'İş kazalarında Avrupa'da birinci, dünyada altıncı sıradaymışız. Diyelim ki doğru; bu vahim tablodan sadece Hükümeti sorumlu tutmak adil olurmu?' Diyelim ki doğru... Görünen o ki istatistiklere ikna etmek için dahi gayret gerekiyor.
19 Markanın Dünden Bugüne İsim Hikayeleri
Günlük hayatımızın birçok yerinde olan, kullanmasak da adını duyduğumuz markaların isimlerinin nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? İsim bir marka yaratmak için en önemli aşamalardan birisidir. Güvenilir olması, merak uyandırması önemlidir. Örneğin Nike orijinalde (Blue Ribbon Sports) iken nasıl Nike halini aldı? Çünkü Nike, adını zaferi temsil eden Yunan tanrıçasından alıyor. Sanırım kulağa daha mantıklı geldi?
E-Posta Inbox ile Akıllanıyor
Televizyon, saat ve telefon derken e-postalar da akıllandı. Google'ın yeni servisi Inbox, kullanıcının yerine düşünüyor, gelen mesajları grupluyor ve önerilerde bulunuyor. İşte Gmail'in yerine gelecek olan yeni e-posta deneyimi Inbox.Google'ın artık arayüzü eskiyen ve özellikleri demode kalmaya başlayan Gmail e-posta servisinin yerine geçecek olan Inbox bir süre önce duyuruldu. Firmanın 'sizin için çalışan gelen kutusu' mottosu ile duyurduğu servis gerçekten de bizim için çalışıyor. Henüz emekleme döneminde olsa da Inbox ilerde yapabilecekleri konusunda ipuçları da veriyor.Sosyal ağları günlük hayatla entegre eden, yapay zekası ile kullanıcıya akıl veren ve yeni bir boyuta taşıma iddiasında olan Inbox temelde bir e-posta servisi. Yeni servis aynı anda hem mobil uygulama hem de tarayıcı üzerinden kullanılabiliyor. Bazı özellikleri Türkiye'de kullanılamıyor olsa da Inbox ilk bakışta vaad ettiklerini yerine getiriyor. Yine de alması gereken çok yol var. Servisin hem mobil hem de tarayıcı bazlı kullanımı birbirine çok benziyor. Hatta neredeyse her iki arayüz de aynı şekilde tasarlanmış ve aynı deneyimi sunuyor diyebiliriz. Yeni servisi birkaç gün kullanıp belli başlı özelliklerini sizler için araştırdık.Sadece davetiye ile kullanılabiliyorInbox şimdilik sadece davetiye mantığı ile kullanılabiliyor. Gmail adresi olanlar Google'a e-posta gönderip sıraya giriyorlar. Yeni servisi kullanmak için inbox@google.com adresine (yine bir Gmail adresi kullanarak) boş bir e-posta göndermek gerekiyor. Ardından Google'ın davetiye göndermesi için beklemek gerekiyor. Inbox'ı kullanmanın bir diğer yolu ise davetiye almış birinden davetiye talep etmek. Google, yeni servisi kullanan kişilere üç adet davetiye hakkı veriyor. Böyle birini bulabilirseniz Inbox'ı kullanmaya anında başlayabiliyorsunuz.Sadece yeni bir arayüz değilInbox'a sadece Gmail'in yeni arayüzü olarak bakmamak gerekiyor. Bir kere Inbox etiket mantığını bir üst seviyeye taşıyor. Gmail'de de var olan bu mantık yapay zeka ile işbirliği içinde çalışıyordu. Bu etiket mantığı Inbox'ta bir adım öteye taşınmış. Hazır gelen bu etiketler arasında Travel, Finans ve Social gibi seçenekler bulunuyor.Etiket mantığı gelen e-postaları otomatik olarak içeriğiyle ilgili kelimenin etiketiyle eşleştirme sistemiyle çalışıyor. Genelde başarılı olan bu sistem Inbox'ta daha da iyi çalışıyor. Etiketleri Ayarlar bölümünden istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz. Yeniden tanımlamak ya da tanımlanmış etiketleri değiştirmek kullanıcının elinde.İşaretleme mantığıNormalde Gmail'de bulunmayan işaretleme (Pin) mantığı Inbox'ta önemli bir yer tutuyor. Üst menüde bulunan bu özellik yardımı ile bir hatırlatıcı tanımlayarak bunu işaretleyebiliyorsunuz. İsterseniz sadece işaretlerinizi görecek şekilde gösterim de ayarlayabiliyorsunuz. Bu hatırlatıcı 'Ahmet'i ara' ya da 'Ayşe ile görüş' gibi bir metin olabiliyor.Yeni e-posta gönderme tuşuEkranın sağ altında bulunan kırmızı + işaretine tıklayarak e-posta oluşturabiliyorsunuz. Yine buradan Hatırlatıcı da ekleyebiliyorsunuz. Burada sıklıkla e-posta gönderdiğiniz kişiler otomatik olarak çıkıyor.TemizlemeInbox'ta ister tek tek isterseniz bütün mesajları temizleyebiliyorsunuz. Sweep adı verilen bu işlem anasayfanın üst kısmında bulunan bir işarete tıklayarak yapılıyor. Ayrıca tek tek gelen e-postaları da anasayfada görünmeyecek şekilde temizlemek mümkün oluyor.ErtelemeInbox'ın bir diğer ilginç özelliği ise 'Erteleme' fonksiyonu. Kullanıcı isterse bir e-postayı belli bir tarihe ve saate kadar erteleyebiliyor. Bu sayede o an uygun değilseniz daha sonra hatırlatma sağlayabiliyorsunuz.Aslında Inbox'ın kabiliyetleri bu kadarla sınırlı değil. Ancak Inbox ile entegre çalışan Google Now uygulaması resmi olarak Türkiye'de desteklenmediği için tavsiyelerde bulunmak, en yakın restoranı önermek ya da uçak bileti için alternatif siteleri getirmek gibi işlemler şimdilik yapılamıyor.Bazı eksiklikler varInbox her ne kadar Gmail'e göre daha modern bir arayüze sahip olsa da birçok anlamda ondan eksik yanları var. Örneğin e-postalardaki ekli dosyalar toplu olarak indirilemiyor. Ayrıca yeni e-posta tanımlama, filtreleme ve benzeri özellikler, Inbox üzerinden kullanılamıyor.Yapay zekanın kullanıcı yerine karar veriyor olması ve e-postaları otomatik olarak etiketlemesi bazı kullanıcıların hoşuna gitmeyebilir. Her ne kadar bu düzenlemeleri yaparken kullanıcı algoritmayı yönlendirebiliyor olsa da bu yönlendirmenin işe yaramadığı durumlar can sıkabilir.Neden Inbox?Uzun vadede Gmail'in yerini almasına kesin gözle bakılan Inbox'un geliştirme amaçlarından biri Google'ın diğer servislerine entegrasyonu sağlamak. Mevcut Gmail ile bunu yapmak çok kolay olmadığı gibi eski tasarım ve anlayışla da yapmak mümkün görünmüyor. Ayrıca her firma gibi gelirlerini artırmak isteyen Google, Inbox ile yeni gelir kapıları açmayı hedefliyor. Bunlar arasında sunulacak tavsiyelere reklam almak ya da reklam alınan şirketlere yönlendirmek gibi seçenekler de bulunabilir.Şimdilik kısıtlı bir kitle tarafından dünya çapında (içinde Türkiye de var) kullanılan Inbox, toplanan geri bildirimlerle önümüzdeki yıllarda gelişimini tamamlayıp Gmail'in yerini alarak farklı bir e-posta deneyimi sunmaya çalışacak.Kaynak: Al Jazeera
İşçi Ölümlerinde Dünya 3.sü Olan Türkiye'de 9 Ayda 1414 İşçi Öldü
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, Türkiye El Salvador ve Cezayir'in ardından işçi ölümlerinde üçüncü sırada!Türkiye'de bu yılın ilk 9 ayında hayatını kaybeden işçi sayısı 1414 olarak belirlendi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, El Salvador ve Cezayir’in ardından işçi ölümlerinde üçüncü sırada olan Türkiye’de her yıl ölen işçi sayısı bin kişinin üzerinde.2014’ün ilk 9 ayında 1414 işçi iş kazalarına bağlı olarak yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin meslek örgütleri, gazeteler, televizyonlar, bağımsız kuruluş raporları ve işçi ailelerinden gelen bilgilere göre derlediği rapor, Türkiye’de 9 ayda ortalama 157 işçinin öldüğü sonucunu ortaya çıktı.Son beş yılda iş kazalarına bağlı olarak hayatını kaybeden işçi sayısı, küçük ölçekli bir ilçenin nüfusu olan 6 bin 580’e ulaşmış durumda.2014’ün Eylül ayında 143 işçi hayatını kaybederken, en çok ölümlü kaza inşaat ve yol iş kollarında meydana geldi. 22 ölümle en çok işçi ölümü İstanbul’da meydana gelirken, onu 6 işçiyle İzmir ve 5’er işçiyle Ankara, Antalya, Aydın, Kocaeli, Konya, Manisa ve Mersin izledi.Eylül ayında inşaat ve yol işkolunda 49, tarım, orman işkolunda 28, madencilik işkolunda 10, taşımacılık işkolunda 10, ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda, metal işkolunda 9, enerji işkolunda 6, belediye, genel işler işkolunda 6, savunma, güvenlik işkolunda 4, gıda, şeker işkolunda 3, tekstil, deri, çimento, toprak, cam sağlık, sosyal hizmetler işkollarında 2’şer, ağaç, kağıt, banka, finans, sigorta iş kollarında ise 1’er işçi hayatını kaybetti. Üç işçinin ise çalıştığı iş kolu tespit edilemedi.Verilere göre işçiler en çok düşme, ezilme/göçük ve trafik/servis kazaları nedeniyle can verdi. Düşme nedeniyle 40 işçi ölürken, ezilme ve göçük nedeniyle 29, trafik, servis kazası nedeniyle 28, elektrik çarpması nedeniyle 17 işçi aramızdan ayrıldı. Ölen işçilerin 132’si erkek olarak kaydedilirken, 11’i de kadın oldu. Eylül ayında hayatını kaybeden işçilerden 5’i 14-17 yaş arasındaydı. Ülkemizde bulunan 4 göçmen işçi de hayatını kaybetti.Türkiye'de yılda yaklaşık bin 100 işçinin hayatını kaybederken, son 10 yılda iş kazaları sonucu 11 bin işçi hayatını kaybetti.Sadece 2000-2012 yılları arasında Türkiye'de toplamda 12 bin 686 işçi kazalarda yaşamını yitirdi.T24
Tango Festivaline Zina Karalaması
Adana’da bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Tango Festivali, “Uslu Adana Platformu” tarafından “zina festivali” ilan edildi.Sosyal medya üzerinde örgütlenen ve kimlerden oluştuğu bilinmeyen platform, en son yayımladığı hakaret dolu bildiride festivalin halka açık yapılmasının engellenmesini istedi.Festivale destek veren Adana Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ’ye de “desteğinizi geri çekin” çağrısı yapıldı.Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’teki haberine göre; Adana’da 23 Ekim’de başlayan ve bugün sona erecek Uluslararası Tango Festivali’ne karşı çıkan “Uslu Adana Platformu” tarafından bir bildiri yayımlandı.“Allah’tan (c.c) korkun! Açık günaha, zinaya izin vermeyin” diye başlayan bildiride, “Müzik eşliğinde kadın - erkek arasında bedensel yakınlaşma/yapışma sağlanarak sahnede zinanın sergileneceği bir festivalin ne dinimizde ne de milli kültürümüzde yeri yoktur, olamaz. Bu yıl ‘uluslararası’ boyut kazandırılması amaçlanan ‘Tango Festivali’ iptal edilmelidir. Bu festival günahın, haramın, zinanın açıkça işlenmesine sahne olacaktır. ‘Zinanın ayakta müzikle yapılan şekli’ olan, insanları günaha davet eden bu tür erotik dansın meraklısı olabilir ama bu tür çirkinlikler toplum içinde olmamalıdır” denildi.Finans Gündem
'IŞİD Petrolü Çok Düşük Fiyatlarla Türkiye'den Kişilere Satıyor'
ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı David Cohen, IŞİD'in günlük petrol gelirinin 1 milyon doları bulduğunu söyledi.Merkezi Washington'da bulunan Carnegie Endowment for International Peace adlı düşünce kuruluşunda IŞİD’e para akışı konusunda konuşan ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı David Cohen , terör örgütünün Suriye ve Irak’taki rafinerilerden sağlanan petrolün satışından milyonlarca dolar gelir elde ettiğini ifade etti.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, IŞİD’in köklü karaborsa bağlantıları olduğuna işaret eden Cohen, örgütün gelirlerini tam olarak tahmin etmenin zor olduğunu dile getirerek, “Ancak, biz IŞİD’in petrol satışlarından haziran ortasından başlayarak günde yaklaşık 1 milyon dolar kazandığını tahmin ediyoruz” dedi.Cohen, aynı zamanda çeşitli boyut ve kapasitelerdeki petrol rafinelerinin kontrolünü elinde tutan IŞİD’in böylece işlenmiş petrol ürünleri satışından da gelir sağladığını bildirdi.'IŞİD petrolü Irak'taki Kürtlere ve Türkiye'ye satılıyor'Cohen, IŞİD tarafından satılan petrol ve petrol ürünlerini kimlerin aldığı konusunda ise şunları kaydetti: “Bize gelen bilgilere göre, IŞİD geçen ay itibariyle petrolü çok düşük fiyatlarla aralarında Türkiye’den de kişilerin bulunduğu çeşitli aracılara satıyor, bunlar da petrolü yeniden satılmak üzere naklediyordu. Ayrıca, öyle görünüyor ki, IŞİD’in kontrolünde olan bölgelerden çıkarılan petrolün bir kısmı önce Irak’taki Kürtlere, sonra da Türkiye’ye satıldı. Esad rejiminin de ahlaksızlıklarının bir başka göstergesi olarak IŞİD’le petrol alımına yönelik anlaşma yaptığı sanılıyor”Cohen, öte yandan son dönemde yapılan askeri girişimlerin IŞİD’in petrol kaçakçılığından elde ettiği gelirleri azalttığını vurguladı. IŞİD tarafından kontrol edilen petrol rafinerilerine yapılan hava saldırılarının örgütün bağlantılarını tehdit ettiğini belirten Cohen, Türkiye ve Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin (IKBY) IŞİD kaynaklı petrolün kendi sınırlarına geçmemesi konusunda kararlı olduğunun da altını çizdi.'IŞİD'in fidye geliri 20 milyon dolar'Cohen, terör örgütünün bir başka gelir kaynağının masum insanların kaçırılmasıyla elde edilen fidyeler olduğunu belirterek, IŞİD’e yakaladığı gazeteciler ve Avrupalı rehineler için milyonlarca dolarlık ödemeler yapıldığının bilgisini verdi.“Sonuçta, IŞİD bu yıl fidyelerden en az 20 milyon dolar aldı” diyen Cohen, ABD’nin fidye ödememek konusundaki kesin kararının “katı yüreklilikten” değil, Amerikalıların rehin alınmasını önlemek için alındığını savundu.Cohen, hangi ülkelerin IŞİD’e fidye ödediği sorusuna yanıt vermezken, tüm ülkelerin bu konuda kararlılık göstererek, terör örgütlerinin en önemli finans kaynaklarından birinin yolunu kesmek için fidye ödememe politikasını benimsemeleri çağrısında bulundu.IŞİD’in yağmalama, soygun ve benzeri suç eylemlerine başvurarak kayda değer ölçüde gelir elde ettiğini anlatan Cohen, buna karşın örgütün geleneksel bağış yöntemlerini çok fazla kullanmadığını söyledi.T24
Japonya'da Devlete Fatura Edilen 'Seks Kulübü Gideri'
Japonya'nın yeni ticaret bakanı kendi destek grubunun bir seks kulübünde yaptıkları harcamayı devlete fatura etmeleri üzerine, kendini savunmak zorunda kaldı.Bakan Yoichi Miyazawa, personelinin Hiroşima'daki bir sadomazoşist barı ziyaret ettikten sonra masraflarını devlete fatura ettiğini itiraf etti. Ancak bakan kendisinin söz konusu barı ziyaret etmediğini de vurguladı.Bu kabul, Başbakan Shinzo Abe açısından zor bir zamana denk geliyor. İki bakan Pazartesi günü istifa etmek zorunda kalmıştı.Miyazawa, bir finans skandalı üzerine istifa eden Yuko Obuchi'nin yerini almıştı.Bakanın fonlarını yöneten siyasi destek grubunun üyeleri 2010'un Eylül ayında kulüpte 18.230 yen (170 dolar) harcamış.Harcama o yıl için grubun siyasi fon raporunda 'eğlence giderleri' olarak yer aldı.Miyazawa, ofisinden bir kişinin 'yanlışlıkla parayı devlete fatura ettiğini' ve bu yanlışı düzelteceğini söyledi.Japon medyası barda, sadece iç çamaşırı giymiş kadınların halatlar ile bağladığını ve kırbaçlandığını bildirdi.Miyazawa, mevcut dışişleri bakanı Fumio Kişida'nın kuzeni ve eski başbakan Kiichi Miyazawa'nın yeğeni. Başbakan Abe kendisini Salı günü yeni ekonomi, ticaret ve sanayi bakanı olarak atamıştı.Miyazawa'nın selefi Obuchi, personelinin kampanya fonlarından binlerce doları kötüye kullandığı iddiası nedeniyle Pazartesi günü istifa etti.Adalet Bakanı Midori Matsushima da aynı gün istifa etti.İstafa nedeni, bakanların seçim yasalarını ve siyasi fonların kullanımına ilişkin kuralları ihlal ettiği eleştirileri oldu.BBC Türkçe
Yargıtay: Kayıp-Kaçak Bedeli Hukuka Uygun Değil
YARGITAY, elektrik dağıtım şirketlerinin vatandaşlara ve şirketlere gönderdikleri faturalara 'kayıp-kaçak bedeli ve sayaç okuma bedelinin yansıtmasının' hukuka uygun olmadığına karar verdi.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kendisine gelen faturada yer alan kayıp kaçak bedeline itiraz eden bir şirketin açtığı davada, 'Elektrik enerjisinin nakil esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek, hukuk devleti ve adalet düşünceleriyle bağdaşmamaktadır' değerlendirmesi yaptı. Sivas'ta iş yapan bir özel firma, ÇEDAŞ'ın kendisine gönderdiği elektrik faturalarına yansıtılan haksız ve hukuka aykırı olarak yer alan 'kayıp- kaçak bedeli' ve 'sayaç okuma' bedelinin iptali için Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtı. Yerel mahkeme, faturalara yansıtılan bedelin yasal düzenlenmelere aykırı bir yönü bulunmadığına işaret ederek, açılan davayı reddetti.DÜRÜST TÜKETİCİFirma avukatı Onur Tatar, yerel mahkeme kararına itiraz etti. Avukat Tatar, itiraz dilekçesinde, müvekkili olan firmanın dürüst bir tüketici olduğuna dikkat çekerek, 'Elektrik faturaları incelendiğinde, fatura içeriklerinde kayıp kaçak bedeli ve sayaç okuma bedeli adı altında iki kalem haksız tahsilat yapıldığı görülmektedir. Dağıtıcı firmanın, bölgede yaşayan kaçak oranlarını ve elektrik hatlarında elektriğin iletiminde doğan kayıpları dürüst bir tüketici olan, ülkesine vergisini veren, istihdam yaratan müvekkil şirkete yansıtması kabul edilemez. Her fatura tutarına göre değişen, dürüst tüketiciyi adeta dürüst olmayan tüketicinin finans kaynağı gibi gören bu kalemlerin iptali istemek gerekmiştir' dedi.ÇARPICI KARARDavanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kayıp kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedel olduğuna işaret etti. Daire, yerel mahkemenin kararını bozarak, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Davacı kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak, enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı aboneler yansıtılmaktadır. Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davalı kurumun çağın teknik gelişmesine ayak uydurmasına engel olur, yani davalı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacını duymayacağı gibi, elektrik hırsızlanmak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki elektrik kaybının önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davalıya aittir. Hal böyle olunca davalının kayıp -kaçak okuma bedeli tahakkuku uygulanmasının yerinde olmadığı, nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.'Vatandaş parasını nasıl alabilir?DAVAYI kazanan şirketin avukatı Onur Tatar, Yargıtay'ın verdiği karara yerel mahkemenin uyacağını düşündüklerini belirterek, şunları söyledi: 'Bu karar elektrik faturalarında tahsil edilen kayıp kaçak bedellerinin hem şahıslar hem şirketler yönünden hukuka aykırı olduğunu bir kez daha tescil etmiştir. Hem şahıslar hem şirketler Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararını emsal göstererek, dava açabilirler. Kendileri de tahsil kayıp kaçak bedelinin iadesini isteyebilir. Haksız olarak tahsil edilen bu bedelleri tahsil edilebilir. Mahkemenin Yargıtay'ın kararına uyacağını düşünüyoruz.'2.7 milyar lirayı dürüstler ödüyorKAYIP-kaçak oranları şu anda Türkiye'de yüzde 14-15'ler civarında. Ancak bölgelere göre oranlar değişiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüzde 70'lere kadar çıkıyor. Kayıp-kaçağın Türkiye faturasının yıllık 2.7 milyar lira civarında olduğu tahmin ediliyor.Mesut Hasan BENLİ | Hürriyet
Twitpic Bir Kez Daha Kapanıyor
Twitter'la yaşanan anlaşmazlık nedeniyle Eylül ayında kapanacağını duyuran, ardından bu kararından vazgeçen Twitpic, en son açıklamasında yeniden kapanma kararı aldıklarını belirtti. Twitpic, 25 Ekim'de faaliyetlerine son verecek.Twitter için hazırlanan en popüler üçüncü parti fotoğraf paylaşım uygulamalarından biri olan Twitpic, ikinci kez kapanma kararı aldı. Twitpic, eylül başında Twitter ile yaşanan marka adı anlaşmazlığı nedeniyle kapanma kararı almış, sebep olarak Twitter ile yasal mücadele verecek finans gücüne sahip olmamalarını göstermişti. Alınan karardan iki hafta sonra bir yatırımcıyla anlaştığını duyuran Twitpic, dijital hayatına devam edeceğini duyurmuştu. Twitpic, en son açıklamasında, kendilerini kapanmaktan kurtaracağını ümit ettikleri yatırımcıyla anlaşamadıklarını belirtti. Şirket, 25 Ekim'de dijital hayatına son vereceğini açıkladı.Blog sayfasından açıklama yapan Twitpic, kullanıcıların bu tarihe kadar tüm fotoğraf ve uygulamalarını indirebileceklerini belirtti. Kullanıcılar indirme aracına http://twitpic.com/account/settings adresinden erişebilir.Twitter'a suçlamaYaşanan durumun saçma ve üzücü olduğunu ifade eden Twitpic, Eylül ayında olduğu gibi Twitter'ın tavrına anlam veremediklerini bir kez daha yineledi. Twitter, marka adı başvurularını sona erdirmediği takdirde, Twitpic'in API (uygulama programlama arayüzü) erişimini keseceğini belirtmişti.Twitpic, Şubat 2008'de hayata geçtikten sonra ilk olarak 2009'da ABD Patent ve Marka Ofisi'nde marka başvurusu yaptıklarını, birçok zorluğa rağmen marka adlarını tescil ettirdiklerini belirtti. Twitter'ın baskısıyla marka adı başvurusunu çekmek zorunda kalacak Twitpic'in kurucusu Noah Everett, altı yıl boyunca tecrübelerine ortak olan tüm kullanıcılara teşekkür etti.Kaynak: Al Jazeera
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Hep kimsenin duymaktan hoşlanmadığı şeyleri söylemek zorunda kalıyorum. Çünkü istenmedik şeylerin olmaması için öncelikle hoşlanmadığımız gerçeklere katlanmamız gerektiğini düşünüyorum.İstersek, biraz kafayı çalıştırarak kendimizi de başkalarını da sürekli kandırmaya devam edebiliriz, ama böylesi hiçbir derde derman olmaz. Geçtiğimiz hafta içine girdiğimiz karanlık tünelden çıkış yolu bulmanın yolu, önce ne olduğunu iyi kavramak veya kavramaya çalışmak.Bal demekle ağız tatlanmadığı gibi, barış demekle barış gelmeyeceği belliydi. ‘Savaşmanın kolay, barışmanın zor olduğu’ nu herkes söyleyip duruyor, ama zorluğa katlanmak işimize gelmiyor.
'G.Saray Seneye Avrupa'da Oynayamaz'
Galatasaray'ın eski ikinci başkanı Prof Dr Mehmet Helvacı, başkan adaylığıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Radyospor'a konuşan Helvacı, 'Ünal Aysal'ın devam etmesi en doğru yoldur. Sezon sonuna kadar devam etmeli; ancak etmiyorsa bir adaylık çalışması içerisindeyim. Galatasaray bu sezon 40 milyon dolarlık proje üretmezse gelecek sezon Avrupa'da oynayamayacak. Ben ancak bu projeyi üretirsem aday olurum. Yoksa getirip anahtarları bana verseniz, al sen yap deseniz yapmam. Bu vebalin altına girmem. Mecbur kalırsam açıklarım' dedi.Ünal Aysal'ın aday olması halinde onu destekleyeceğini belirten Helvacı, 'Projelerim zaten hazırdı; güncelledim. Galatasaray'ın önünde ciddi mali sorun var. Bu mali sorunun aşılabilmesi için gelecek olan başkan adayının bu konuda çalışma yapmış olması gerekir. Ben bu çalışmayı yapıyorum; ama süre kısıtlı. Ben önce kazanayım; sonra hazırlık yaparım demem. Önce hazırlıklarımı tamamlarım. Galatasaray takımlarının başarısız kılma riskini almam. Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu finans çalışması içerisindeyim. Bugün yarın tamamlayacağım. Bunu tamamladıktan sonra benim için durum netleşmiş olacak. Ünal bey devam kararı alırsa, ben tereddütsüz Ünal bey lehine oy kullanırım' şeklinde konuştu.SEÇİM SEZON SONUNDA YAPILMALI DOĞRU OLAN BUDURÜnal Aysal'ın aday olacağına ihtimal vermediğini belirten Helvacı, 'İhtimal vermiyorum; ama gönlüm bunu istiyor. En büyük olasılık, en büyük şans bu durumda var. Diğer her olasılıkta, yeni gelen ismin sistemi adapte olması Galatasaray'ın başarısını etkileyecektir. Biz bu seçimi Mayıs'ta, Haziran'da yapabiliriz. Kendimi kurtarıp, Galatasaray'ın başarısız olmasını göze alamam. Ben kendimi kurtarma kaygısı taşımam; ama Galatasaray başarılı olmalı. Benim prensibim tamamen Galatasaray'dır' dedi.40 MİLYON DOLARLIK KAYNAK ÜRETİLMEZSE, GALATASARAY GELECEK SEZON AVRUPA'DA OYNAYAMAYACAKSportif AŞ'nin iki yıllık genel kurulunda yer aldığını ve Galatasaray'ın mali tablosuyla ilgili bilgiyi aldığını belirten Prof.Dr. Mehmet Helvacı, 'Galatasaray şu anda UEFA'nın mali kriterleri çerçevesinde 40 milyon dolar bir bilanço eksisindedir. Yeni başkan gelip 40 milyon doları cebinden çıkarıp kasaya koysa, bu iş düzelmez; tam tersi olur. UEFA nezninde Galatasaray 80 milyon dolar eksi bilançoda olur. Mesele benim para bulmam değil. Biz bunu bulabiliriz, ama bu meseleyi çözmüyor. Gelecek kişinin cebinde olan para meseleyi düzeltmiyor, ikiye katlanıyor. Yapılması gereken Galatasaray için para üretmektir. Henüz satımı gerçekleşmeyen Galatasaray forma reklamını 1 yıllığına 10 milyon dolara, sırttaki reklamı da 5 milyon dolara satabilirse, 1 yıllığına 15 milyon doları kasamıza koymuş oluruz. Biz bunu 10 yıllığına da satsak UEFA bunun 1 yıl olanına bakar. Biz bununla birlikte 25 milyon dolar daha Galatasaray için ek gelin yaratmak durumundayız. Galatasaray adına yaratmak mecburiyetindeyiz. Biz bunu yapmazsak Galatasaray bu sezon şampiyon olsa bile önümüzdeki sezon Avrupa'da top koşturamayacak. Cezalı olacak. Durum bu, herkesin bunu bilmesi, buna göre davranması gerekiyor. Bir takım laf kalabalıkları içerisinde bunlar örtülüyor. İnsanlara yanlış bilgi veriliyor. Zengin başkan sorunu çözmez. Zengin başkan sorunu büyütür. Galatasaray'ın Avrupa'dan uzaklaşmasına neden olur. Önemli olan zenginlik değildir, Galatasaray başkanının bilgi ve becerisinin olmasıdır. Kulüp adına ne kadar para üretecekleridir. Başkan adayları bu çalışmayı yapmadan gelirlerse şu pozisyonda Galatasaray 2016'da Avrupa'da oynayamayacaktır. Arkadaşlarımız böyle bir projeyle gelmedikleri taktirde 2016, 2017 ve 2018'de de oynayamayacak hale gelecektir. Galatasaray için proje üreterek durumu düzeltebiliriz' ifadelerini kullandı.40 MİLYON DOLARLIK KAYNAK BULURSAM ADAYIMGalatasaray için 15 milyon dolarlı proje ürettiğini belirten Helvacı, 'Geri kalan 25 milyon dolar hâla askıdadır. Şu anda da bunun görüşmelerini yapıyorum. Bugün netleşecek. Galatasaray adına 40 milyon dolar getirecek projeyi üretebilmişsem o zaman ben de bu seçim yarışına girebilirim. Diğer arkadaşlarımın girdiklerine göre ürttiklerini var sayırım. Öyle olması gerekir. Galatasaray'ın başarısı benim için her şeyden önemlidir. Benim başkanlığımdan da önemlidir.'POLAT'IN ARSENAL MAÇI ÖNCESİ BUNLARI SÖYLEMİŞ OLABİLECEĞİNE İHTİMAL VERMİYORUM'Galatasaray eski başkan Adnan Polat'ın açıklamalarını dinlemedim; ama Arsenal maçı öncesi buna benzer açıklamalar yapmış olmasına ihtimal vermem. Sözlerinin arasından bazı şeyler cımbızlanarak çekilmiş olabilir. Bilmiyorum, ama zamanlaması açısından doğru değil. Arsenal maçını beklesek ve sonrasında eleştiri yapsak daha iyi olabilir. Ben da eleştiriyorum. Ben de Ünal Aysal'la ilgili Adnan beyin fikirlerinden başka fikirler paylaşmıyorum. Tam tersine ben de kendisinin fikirlerini benimseyebilirim; ancak Arsenal maçından önce eleştiri yerine destek vermeliyiz. Eleştiri maçtan sonra yapılabilirdi. Benim eleştirilerimi bugün ifade etmem yakışık almaz. Eleştirilerimi maçtan sonraki günlerde yapmayı uygun buluyorum.'GALATASARAY BAŞKAN'I KİMSEYİ İŞARET ETMEMELİÜnal Aysal'ın başkanlık için Cemal Özgörkey'i destekleyeceğini açıklamasıyla ilgili olarak ise Helvacı, 'Galatasaray Başkanı'nın kendinden sonra birilerini işaret etmesi, camiada çok görülmüş bir durum değildir. Herkese eşit mesafede olmak zorundadır. Galatasaray Başkanı'nın kızdığı Galatasaraylılar olabilir; ama kucaklayıcı olmak durumundadır. Bir kişiyi tercih etmesini bekleyemeyiz. Herkesi eşit mesafede olması gerekir. Birini işaret etmiş olması da bir avantaj sağlamaz. Eğer Cemal Özgörkey aday oluyorsa bu çok doğal ve normaldir. Ne kadar çok başkan adayı olursa Galatasaray bundan yararlanır.'Şampiy10
Yaşamdan Kitaplara, Kitaplardan Sinemaya Aktarılmış 59 Seçmece Film
Jackass'e yaptığı katkılar ve unutulmaz video klipleri (Beastie Boys/Sabotage) yetmiyormuş gibi John Malkovich Olmak ile zekanın, tuhaf olan ile hayli ilgi çekici bir kesişmesini sunan yönetmen, ilk uzun metrajından pek de farklı olmayan bir filmle geri dönüyor. Üstelik senarist yine John Malkovich, filminin mucize adamı ise Charlie Kaufman.Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean'ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır.Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini bir araya getiriyor. Charlie Kaufman bu filmin senaristidir.
Hong Kong'da Neler Oluyor?
27 Eylül’de Hong Kong’da başlayan Occupy Central eylemleri birdenbire ortaya çıkmadı. 16 Ağustos 2013′te Benny Tai Yiu-ting isimli bir hukuk profesörü, akademik bir dergide yayınlanan makalesinde insanları şehrin iş ve finans merkezinde düzenlenecek bir sivil itaatsizlik eylemine çağırdı. Benny Tai’nin planladığı bu eylemin amacı 2017 devlet başkanlığı seçimlerinde daha demokratik bir seçim ortamının yaratılmasıydı.Hong Kong devlet başkanının seçileceği 2017 seçimlerinde, son düzenlemelere göre halk sadece Beijing tarafından gösterilen adayları oylayabilecek. Beijing’in seçtiği isimler de büyük ihtimalle komünist ve anti-demokratik partiler olacak. Kendi adaylarını kendi seçmek isteyen ve bu seçim sisteminin uluslararası demokratik standartlara uymadığını düşünen Hong Konglular bu durumdan rahatsız.Bu eylem fikrinin geliştirilmesi için halka açık tartışma ortamları yaratıldı. 22 Haziran 2014′te resmi olmayan, katılımcılara seçim sistemini daha demokratik kılacak üç reform planından birini seçme imkanı veren bir referandum yapıldı. Bu referanduma 100 bin kişinin katılması hedeflenirken sayı 780 bine ulaştı. Son olarak planlanan ‘ Occupy Central with Love and Peace ‘ ismindeki şiddet yanlısı olmayan bir sivil itaatsizlik hareketi 27 Eylül’de başlatıldı. Polisin protestoculara göz yaşartıcı gaz kullanmasıyla birlikte tepkiler çoğaldı ve protestolar şehrin diğer kısımlarına da yayıldı.Dipnot Tv
ABD, Biri Türk 11 Kişiyi Kara Listeye Aldı
ABD Yönetimi, Suriye’ye giden yabancı savaşçılara karşı yoğun bir mücadele içine girdi. Washington, dünya genelinde yabancı savaşçı trafiğini sağlayan 11 kişiyi kara listeye aldı.Dördü Türkiye bağlantılı kişilerin adlarının açıklanmasının ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yabancı savaşçıları önlemeyen ülkelere yaptırım öngören, ABD’nin hazırladığı bir karar tasarısını oybirliği ile kabul etti. Obama, Suriye’ye 80 ülkeden 15.000 yabancı savaşçının gittiğini açıkladı.Hürriyet’ten Tolga Tanış’ın haberine göre, ABD Başkanı Barack Obama’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye’ye giden yabancı savaşçılar konusunda başkanlık ettiği oturumdan önce, Washington Yönetimi, aralarında Türkiye’den de bir kişinin olduğu 11 kişiyi ve bir organizasyonu terör örgütlerine finans ve militan sağladıkları gerekçesiyle karalisteye aldı.Karalisteye Türkiye’den alınan tek kişinin Malatya Pütürge doğumlu 25 yaşındaki Fatih Hasar olduğu açıklandı. Amerikan Yönetimi, “Ubayd at-Turki” olarak da bilinen Hasar’ın El Kaide’ye finansal ve lojistik destek sağladığını belirtti. Afganistan ve Pakistan’daki aşırılara para yolladığı ve El Kaide üyelerine yüz binlerce dolar transfer edilmesini koordine ettiği belirtilen Hasar’ın Suriye’deki El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi’ne de finansal açıdan destek olduğu açıklandı. Hasar’ın aşırılar ve El Nusra’ya katılmaya çalışan bir El Kaide mutemedinin seyahatlerine de yardım ettiği belirtildi.Washington Yönetimi’nin Hasar dışında karalisteye aldığı yabancı uyruklu kişiklerden üçünün de yine Türkiye üzerinden Suriye’deki terör örgütlerine yabancı savaşçı gönderdikleri açıklandı. Bu kişilerin de IŞİD için çalışan 32 yaşındaki Tunuslu Awni Al-Harzi, El Nusra için çalışan 25 yaşındaki Ürdünlü ‘Uthman ‘Abd al-Salam ve Güneydoğu Asya’dan Suriye’deki muhalif gruplara savaşçı yollayan 39 yaşındaki Endonezyalı Wiji Joko Santoso olduğu açıklandı.Amerikan Yönetimi’nin karaliste kararlarının hemen ardından ise 15 üyeyle toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yabancı savaşçıların engellenmesine ilişkin karar tasarısını oybirliğiyle kabul etti. Obama’nın, 2009’da Beyaz Saray’da göreve geldiğinden beri ikinci kez başkanlık ettiği konsey oturumuyla geçen tasarı, yabancı savaşçıları önlemeyen ülkelere yaptırım uygulanmasını karara bağladı. Obama, oturumda yaptığı konuşmada, “Bu toplantıyı istedim, çünkü yabancı terörist savaşçıların büyüyen gerçek tehdidine karşı devletler ve uluslararası topluluk olarak bir araya gelmek zorundayız. Bu tarihi tasarı da bu soruna karşı koyma kararlılığımızı simgeliyor“ dedi. Amerikan Başkanı, konuşmasında son yıllarda 80’den fazla ülkeden 15.000 yabancı savaşçının Suriye’ye gittiği bilgisini verdi. Ve Suriye’de IŞİD gibi radikal örgütlere katılan bu kişilerin ülkelerine döndüklerinde yaratacakları güvenlik tehlikesine işaret etti.Ülkelere yabancı savaşçılar konusunda Interpol ile istihbarat paylaşımına gitme zorunluluğu da getiren tasarının ardından ise harekatın üçüncü ayağında, Interpol’ün aralarında Türkiye’nin bulunduğu bir dizi ülkeyle yabancı savaşçılar konusunda bir çalışma grubu oluşturduğu açıklandı. Belirlenen kişilerle ilgili geniş kapsamlı bir veritabanı kurulmasını öngören çalışmaya, Türkiye dışında Avustralya, Belçika, Kanada, Fransa, Yeni Zelanda, İspanya, İsviçre, Hollanda, İngiltere ve ABD’nin katılacağı belirtildi.Zete