onedio
Analiz - Açık-Kaynaklı İstihbaratın Yükselişi
İSTANBUL (AA) -CAN KASAPOĞLU- “En güzel zamanlardı, en kötü zamanlardı, bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı, inanç çağıydı, kuşku çağıydı, Işık mevsimiydi, Karanlığın mevsimiydi, umudun baharıydı, umutsuzluk kışıydı, önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu...”Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi klasiğinin bu açılış cümleleri, Fransa’nın Fransız Devrimi’ne koşar adım ilerlediği bir sırada, Avrupa’nın kalbinde, yani Londra ve Paris’te hâkim olan “zamanın ruhunu” (zeitgeist) ustaca tasvir ediyor. Gerçekten de enformasyonel, siyasi ve ekonomik açılardan çok uzun süren statükolardaki büyük değişiklik dönemleri en iyi ve en kötü zamanlardır.Bu tespitimiz özellikle iki nedenden kaynaklanıyor: Birincisi, statükoda değişim ihtimali, kazananları tehdit eden ve mevcut stratejik ortamın kaybedenlerine umut veren esas unsurdur. İkincisi, değişim trendleri kazananları ve kaybedenleri belirlerken bunu bir tarafı diğerine tercih ederek değil, ana parametreleri ve hatta güç oyununun kurallarını değiştirerek yapar. Dolayısıyla uyum sağlayabilme yetenekleri zemininde gelişen doğal seçilim, yeni ortamları ve yeni kazananları, yeni bir statükoyu ortaya çıkarır.Halihazırda istihbarat çalışmaları, bilgi çağının karşısında hem en iyi hem de en kötü zamanlarını yaşıyor. Daha açık bir ifadeyle, istihbarat dünyasının statükosu hem bir entelektüel disiplin hem de kamu fonksiyonu çerçevesinde, değişim rüzgarlarıyla karşı karşıya.İstihbaratın “Cesur Yeni Dünya’sı”Dijital çağın giderek daha baskın hale gelmesiyle, istihbarat dünyası da köklü bir değişim geçiriyor. Teknoloji ve giderek artan karşılıklı bağlantılılık hali, bu değişimin merkez üssünde yer almaya devam ediyor. Oyun ve kuralları büyük olasılıkla bir daha asla aynı olmayacak.Yeni döneme uyum sağlayabilmek için kavranması gereken ilk husus internetin, sosyal medyanın ve benzer platformların savaş alanlarından ham bilgi toplamadaki rolleri... Halihazırda her bir silahlı çatışmanın bir “internet cephesi”, bir de bilgi jeopolitiği boyutu, yani “infosferi” var. Söz konusu cepheler, aynı zamanda veri toplamak, bilgileri analiz etmek ve düşmanı manipüle etmek için de kullanılan birer istihbarat alanıdır.Akıllı telefonların ve sosyal medyanın savaş bölgelerine girmesi, biz analistler için açık-kaynaklı istihbarat (OSINT) toplamanın altın çağını da müjdeledi. Birkaç yıl önce, Ukrayna’nın doğusundaki Rus hibrit harekâtında yer alan askeri personel ve özel askeri şirketlere bağlı paramiliter unsurlar, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarla, istemeden de olsa coğrafi konumları, muharip görevlerinin nitelikleri ve silah sevkiyatının mahiyeti hakkında birçok ipucu sağladılar.Benzer şekilde Suriye Arap Silahlı Kuvvetleri personelinin sosyal medya paylaşımları, Esed güçlerinin harekâtları sırasında kullandıkları silahları, askeri birliklerinin durumlarını ve en önemli komutanlarını tespit ve teşhis etmemize uzun zamandır yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu tür trendler artık dünyanın her köşesindeki hemen her çatışma için geçerlilik arz ediyor.Devletin enformasyon güvenliğini yeniden tanımlamak“Şeytan ayrıntıda gizlidir” denir. Modern açık-kaynaklı istihbarat çabalarının niteliklerini en isabetli şekilde anlatan ifade de bu olsa gerek...Çatışma alanında [1] terk edilmiş bir keskin nişancı tüfeği veya Suriye’de Baas rejiminin Rus destekli generallerinden [2] birine eşlik eden bir güvenlik personeli, çatışmaların izlenmesine ilişkin çok ciddi fikirler verebilir. Burada bahsettiğimiz şey varsayımlara dayalı senaryolar ya da fütüristik çalışmalar değil; bunlar, siz bu makaleyi okuduğunuz sırada, dünyadaki birçok düşünce kuruluşu (think-tank) ve özel istihbarat kuruluşunun gerçekleştirmekte olduğu sıradan faaliyetler.Asıl mesele ise silahlı kuvvetlerin, diplomatik ve istihbari teşkilatların akıntıya karşı yüzmeyi becerip beceremeyeceği noktasında kilitleniyor. Bu istikamette çaba gösterdikleri muhakkak. Örneğin son yıllarda Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri özçekimleri (selfie), sosyal medya kullanımını ve internete görsel malzemelerin yüklenmesini yasaklayan yeni emirler yayımladı. Ancak yüzleşmeleri gereken temel bir sorun var: Dünyanın dört bir yanındaki askeri güçler, sırlarını saklamak için büyük gayret gösterirken –ve bu arada da savaşırken– önlerinde büyüyen enformasyon dağlarını görmüyorlar. Özçekim yasakları gibi uygulamalar ve kurallar, elit birlikler ve bunların yüksek eğitimli, iyi disiplinli unsurlarında işe yarayabilir. Ama hibrit savaş konsepti, çok sayıda vekil gücü, özel askeri şirketleri ve paramiliter unsurları bünyesinde barındırıyor. Bu oluşumlara dijital bir disiplin dikte etmek kolay olmayacaktır. Hatta aynı kuralları konvansiyonel birliklerde harfiyen tatbik etmek dahi epey baş ağrıtacak bir mesele olacaktır.İkincisi, savaşan taraflardan yalnızca birine getirilen bir özçekim yasağı korunmaya kâfi gelmeyecektir. Örneğin Ukrayna’nın terörle mücadele operasyonlarında bu kurallar aynı şekilde tatbik edilmedikçe, ülkedeki gizli Rus harekâtı da sürekli ifşa edilme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.Enformasyon teknolojileri sınırları yeniden tanımlarkenDahası, açık-kaynaklı istihbaratın sınırlarını henüz bilmiyoruz ve açıkçası icra ederken öğrenmeye devam ediyoruz. Örneğin, kümülatif olarak değerlendirildiğinde, sosyal medya ve dijital iletişim materyalleri açık-kaynaklı istihbarat analistlerine bir dönem hayal bile edemeyeceğimiz bilgilere erişme imkânı sağlayabilir. Örneğin Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nin (EDAM) Karabağ Savaşı ile ilgili son çalışmasında [3] meslektaşım Barış Kırdemir, Twitter ve Telegram gibi çeşitli kaynaklar arasında mekik dokuyarak, platformlar arası ortamlarda gerçekleşen Ermeni enformasyon operasyonlarını inceledi. Rapor çok büyük veri kümeleri kullanarak, Ermeni tarafının enformasyon kampanyası stratejisinin ve tekniklerinin haritasını bütünüyle çıkarmayı başardı. Özetle, tek bir tweet bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak geniş veri setleri, kaynak çaprazlamaları ile birlikte değerlendirilir ise ortaya çok farklı sonuçların çıkması mümkün.Bu noktada, insansız hava sistemlerinin yayılmasındaki trendler ve bunların sosyal medya üzerindeki etkileri de dikkatle izlenmeli. Karabağ Savaşı sırasında ve Türkiye’nin PKK ve DEAŞ terörüyle mücadele bağlamında gerçekleştirdiği Suriye harekatları sırasında gözlemlendiği gibi, sosyal medyadan paylaşılan görüntülerin genellikle hâkim unsuru insansız hava araçlarından elde edilen görüntüler oldu.Açık-kaynaklı istihbarat alanındaki bir başka devrim niteliğindeki değişiklik ise ticari uydular aracılığıyla gelişen “görüntü istihbaratı” (imagery intelligence) alanında karşımıza çıktı. Bugün düşünce kuruluşları, özel istihbarat firmaları ve hatta gazetecilik sektörü, Golan tepeleri civarındaki İran kontrolündeki militanlar [4] ya da Kuzey Kore balistik füze tesisleri gibi çok hassas jeopolitik sorunları değerlendirirken uydu görüntülerinden yararlanmaktalar.Yelken açılacak ya da batıp kaybolunacak yeni bir okyanusOrtaya çıkmakta olan güç oyununun doğasını anlamak için, sahanın temel itici güçlerine ve en mühim aktörlere şöyle hızlıca bir bakmak gerekiyor. Çağdaş açık-kaynaklı istihbarat trendleri hükümetler tarafından değil, özel istihbarat şirketleri, düşünce kuruluşları ve araştırma kurumları tarafından yönlendiriliyor. Bunun iki anlamı var.Her şeyden önce, bilgi toplama ve analiz okyanusunda sadece yeni dalgalarla değil, aynı zamanda yeni sörfçülerle de karşılaşmak durumundayız. Bir ülkenin istihbarat topluluğunu ve strateji topluluğunu tanımlarken, artık onun kamu dışı bileşenlerini de hesaba katmak gerekiyor. Ve bu yolda gerilerde kalan aktörler de er ya da geç, “baruta karşı yay ve okla” savaşmak zorunda kalacak gibi görünüyor. Dahası, yeni bir oyuncu nesli oyuna yeni etkileşimler de getiriyor. Bazı ülkelerin istihbarat, dış politika ve güvenlik politikası kurumları, araştırma faaliyetlerinden bazılarını, çoktan, yeni ortaya çıkan açık-kaynaklı istihbarat sağlayıcılarına ve analistlerine ihale etmeye başladı.İkincisi ve meselenin esası, okyanusta artık yeni dalgalar var ve hatta yeni tabiat kurallarına tabiyiz. Bir saniyeliğine düşünün; bundan 30-40 yıl önce, Suriye’deki olası bir İran füze tesisi, NATO kuvvetlerinin burnunun dibine girmiş bir Rus karadan havaya füze (SAM) konfigürasyonu, bir balistik füzenin teknik özellikleri ve dizaynına ilişkin bilgiler ya da bir ülkenin ana muharebe tankı envanterinin durumu, kalın bir sis perdesinin arkasında idi. Sözü edilen sis perdesi de ancak “çok gizli” espiyonaj faaliyeti ile aralanabilirdi. Artık bu tarz istihbarat girdilerinin herhangi bir mahremiyeti kalmış durumda mı? Bu sorunun yanıtını, bir ticari uydu görüntüleme firmasının hizmetlerine abone olarak, birkaç yüz avro veya dolara satın alabileceğiniz askeri bir veri tabanı üyeliği ya da bir düşünce kuruluşunun Rus hava savunma sistemlerine ilişkin özel bir çalışmasını indirerek kendiniz verebilirsiniz.Sonuç olarak, gizliliğin niteliği değişebilir ve değişiyor. Edward Lucas Foreign Policy’de 2019’da yayımlanan makalesinde, [5] dijital çağın egemen olduğu dünyadaki istihbarat operasyonlarının iş, finans ve hatta sporun ayrılmaz bir parçası olması sonucu, istihbaratçılığın “daha az ezoterik” bir hale geldiğini savunuyordu. Lucas bu sözlerine şu çarpıcı tespiti de ekliyordu: “Aşırı tasnif ve aşırı gizlilik, ülkeleri düşmanlarından korumaz. Bu tür yöntemler olsa olsa bürokratları kovuşturmadan korur”.Elbette bu, istihbaratın büsbütün şeffaflaştığı ya da şeffaflaşacağı anlamına gelmiyor. Profesyonel insan istihbaratı (HUMINT) verileri, terör hücrelerinin izlenmesi, bir devletin istihbarat servisinin yabancı bir ülkede faaliyet gösteren ya da uykuda olan unsurları gibi kritik fonksiyonlar, yüksek gizliliğe tabi olmaya devam edecektir. Ulus devletlere dayalı mevcut dünya düzeninde köklü bir değişiklik yaşanmadıkça, açık-kaynaklı istihbarat oyuncuları bu alanlara hâkim olamayacaktır. Ve şimdilik böyle bir değişiklik de pek muhtemel değil.Bununla birlikte, gizliliğin başladığı sınırlar, işleri gizli tutabilmenin sınırlarıyla birlikte çoktan değişmeye başladı. Suriye Arap Hava Kuvvetleri kimyasal saldırılarından ve savaş suçlarından sıyrılamayacağı gibi, Wagner gibi şirketlerin NATO’nun güney kanadındaki varlığı ya da bir yolcu uçağının Ukrayna üzerinde bir Rus SAM sistemi tarafından düşürülmesi de artık gölgede kalamaz. İstihbarat topluluklarının yeni oyuncuları, bu faaliyetler hakkındaki bulguları hükümet yardımı olmadan tespit edebilir, değerlendirebilir ve yayabilir.Dijital çağ sırların sonu değil; sırların, teşekkül süreci hâlâ devam etmekte olan bir ortama dönüşmesidir. Açık-kaynaklı istihbarat artık yeni bir stratejik ortama ve onun infosferine uyum sağlama yetenekleriyle ilgilidir.[Dr. Can Kasapoğlu EDAM’da Güvenlik ve Savunma Araştırmaları Programı’nın direktörüdür]​​​​​​​Mütercim: Ömer Çolakoğlu[1] https://edam.org.tr/en/fifty-shades-of-russia-over-the-armenian-military-the-untold-story-of-a-sniper-rifle/[2] https://edam.org.tr/en/syrias-shogun-in-the-making-russian-backed-general-suheil-al-hassan-and-future-of-the-syrian-arab-armed-forces/[3] https://edam.org.tr/wp-content/uploads/2021/01/202101_CHREST-FINAL.pdf[4] https://www.frstrategie.org/en/publications/recherches-et-documents/irans-rising-strategic-foothold-syria-2018[5] https://foreignpolicy.com/2019/04/27/the-spycraft-revolution-espionage-technology/
Bitcoin'de Tesla Etkisi! Tesla'nın Açıklaması Bitcoin'i Uçurdu...
Gün geçtikçe kripto paraya ilgi artarken son zamanlarda kripto para birimlerinde de beklenmedik çıkışlar ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz günler Elon Musk'ın Dogecoin tweetiyle Dogecoin zirve yapmıştı. Şimdide Tesla'nın Amerikan sermaye piyasaları regülatörüne yaptığı açıklamada, 1,5 milyar dolarlık Bitcoin aldığını bildirmesiyle Bitcoin tarihi zirveye ulaştı. İşte Tesla'nın Bitcoin açıklaması ve detayları haberimizde sizler için derledik...
Vodafone Ceo Club Toplantısı
İSTANBUL (AA) - Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Cenk Alper, holdingin kompozit alanında faaliyet gösteren şirketi Kordsa'nın 2021 planlarına ilişkin, 'Amerika'da son 3 yılda 4 satın alma yapmıştık uzay ve havacılık sanayisinde. Bugün SpaceX'te bile Kordsa malzemeleri var. Şimdi bunu Avrupa'ya taşımak istiyoruz. Bu işi havacılığın ötesine taşımak, genişletmek istiyoruz. Bizim için çok önemli.' dedi.Alper, Capital ve Ekonomist dergileri öncülüğünde, Vodafone Business sponsorluğunda gerçekleştirilen CEO Club Online Summit'te yaptığı konuşmada, Sabancı Holding'in son 5 yıl içinde yaptığı dijital yatırımların, grubu Kovid-19 salgınının etkilerine karşı koruduğunu söyledi.Sabancı Holding'in 60 binden fazla çalışanıyla 14 ülkede 40 milyondan fazla müşteriye hizmet ettiğini bildiren Alper, salgının gölgesinde geçen 2020'de şirketler için en önemli göstergenin nakit yönetimi olduğunu, burada da iyi bir performans sergilediklerini kaydetti.Faizlerin düştüğü bir dönemde tüm şirketlerinin borçlarını yeniden yapılandırdığını aktaran Alper, '2020'nin 9 aylık sonuçlarına baktığımızda, ciroda büyüme, net karımızda da yüzde 37'lik büyüme sağladık.' dedi.Enerji ve diğer sektörlerde yaptıkları yatırımlarla çalışmalarını 2020 boyunca sürdürdüklerini ifade eden Alper, holding şirketlerinin tamamında dijitale yaptıkları yatırımların karşılığını aldıklarını söyledi.Topluluk olarak 2020'de hiç frene basmadıklarını belirten Alper, 'Geçen sene bütün sektörlerimizde 3,5 milyar TL'lik bir yatırımı gerçekleştirdik.' dedi. 'Sürdürülebilirlik, tüm ana iş kollarında odağımız olacak'Cenk Alper, bu sene 5 yıllık planları yaparken topluluk vaadini yeniden tanımladıklarını ifade ederek, 'Yeni topluluk vaadimiz 'sürdürülebilir bir yaşam için öncü girişimlerle Türkiye ile dünyayı birleştiririz' oldu. 2021 yılında sürdürülebilirlik, tüm ana iş kollarında odağımız olacak. Bunun yanında Türkiye'den yurt dışına ama yurt dışından da yeni teknolojileri Türkiye'ye getirmek gibi bir misyonu üstleniyoruz.' diye konuştu.Sabancı Holding'in faaliyet gösterdiği sektörlerde ilk 3'te yer almak istediğini, bunu yapmak için tüm şirketlere yatırımların ne alanlara yapılacağını gösteren stratejik bir yön verdiklerini ifade eden Alper, şöyle devam etti: '5 tane stratejik yönlenmemiz var. Bir tanesi, müşterilerimize kapsamlı müşteri deneyimi sunmak, özellikle dijitalin etkisiyle bunu geliştirebilmek. İkincisi çevik, küresel bir ayak izi... Daha hızlı, daha küçük ama daha aktif fabrikalarımızın, iş modellerimizin olması lazım. Sürdürülebilirliğe öncülük etmek, dijital ve malzeme teknolojilerine yatırım yapmak... Çünkü arkamızda özellikle mühendislik alanında çok sağlam bir üniversitemiz var. Bunun Kordsa'yla örneğini biliyoruz, Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi... Son olarak da çok kapsamlı bir 'insan ve işin geleceği' çalışması yapıyoruz. İşin geleceğine uyum da yeni yatırım alanlarımızdan bir tanesi olacak. Bu yönlenmeyle her iş kolumuzda öncelikle ana işimizi geliştirme, sonrasında da komşuluk alanlarında büyümeyi hedefliyoruz.''Türkiye'nin şarj altyapısı konusunda önemli bir rol almak istiyoruz'Sabancı Holding CEO'su Alper, enerji sektöründe rüzgar ve güneş enerjisi gibi sürdürülebilir üretim tesislerine ağırlık vereceklerini belirterek, 'Önümüzde 560 megavatlık yeni bir lisans var. Bu lisansı hayata geçirmenin adımlarını atıyor olacağız. Dağıtım kısmında akıllı şebekeler, dağıtık üretim tesisleri gibi işlere odaklanacağız. Özellikle yaptığımız startup yatırımıyla Türkiye'nin şarj altyapısı konusunda önemli bir rol almak istiyoruz.' diye konuştu.Holdingin çimento sektöründe faaliyet gösteren Çimsa'sı için İspanya'dan bir satın alma yaptıklarını hatırlatan Alper, Texas'ta da bir üretim tesisini devreye aldıklarını söyledi. Alper, 'Beyaz çimentoda globalleşerek tüm dünyaya liderlik yapabileceğimiz bir alana evrilmek istiyoruz.' dedi.'Topluluğumuzu 2 kat daha büyütmüş olacağız'Cenk Alper, Kordsa'nın kompozit alanında havacılık-otomotiv ile lastik alanında otomotive bağlı faaliyet gösterdiğini, bu sektörlerde dünyada yaşanan yavaşlamayı iş ve bölgesel pazar çeşitlemesiyle aşmayı başardıklarını söyledi. Alper, Kordsa'nın 2021 planlarına ilişkin, 'Kompozit malzemeleri işinde Amerika'da son 3 yılda 4 satın alma yapmıştık uzay ve havacılık sanayisinde. Bugün SpaceX'te bile Kordsa malzemeleri var. Şimdi bunu Avrupa'ya taşımak istiyoruz. Bu işi havacılığın ötesine taşımak, genişletmek istiyoruz. Bizim için çok önemli.' ifadelerini kullandı.Finans sektöründe ise dijitalleşme çözümlerini artırarak müşteri memnuniyetini perçinlemek istediklerini dile getiren Alper, 'Olabildiğince fazla sürecimizi dijitale doğru döndürmek için çabalayacağız. Hem Akbank hem sigorta şirketlerimiz, süreçlerini dijitale taşımak için çok ciddi yatırımlar yapıyor olacak.' dedi. Alper, 2021'in, 5 yıllık planlarının iz düşümü olacağını belirterek, 'Biz ilk defa yatırımcılarımıza 5 yıllık hedeflerimizi verdik. Önümüzdeki 5 yılda da topluluğumuzu 2 kat daha büyütmüş olacağız. İlk yıl da bunun pandemi içerisindeki test yılı olacak diyebilirim.' diye konuştu.'2020'nin ikinci yarısı, bizim için bir toparlanma dönemi oldu'Anadolu Grubu CEO'su Hurşit Zorlu da 2020'nin ilk çeyreğinin oldukça iyi başladığını, ikinci çeyreğin Kovid-19 salgınının etkisiyle çok sancılı geçtiğini, üçüncü çeyrekten başlayarak bir toparlanma yaşandığını ifade ederek, 'Grup olarak 2020 yılını tüm olumsuzluklara rağmen beklentilerimiz dahilinde bir büyümeyle kapattık.' dedi.Grubun faaliyet gösterdiği tüm segmentlerde iş sürekliliği için gerekli önlemlerin alındığını belirten Zorlu, son yıllarda yerel para ile borçlanma ve hedge konusuna verdikleri önemin karşılığını almaya başladıklarını söyledi.Zorlu, '2019 yılını 52 milyar liralık bir ciroyla kapatmıştık, 2020 yılının ilk 9 ayında konsolide holding ciromuz yüzde 19'luk artışla 46 milyara geldi. FAVÖK rakamımız yüzde 14'lük artışla 6 milyar seviyesine geldi. Özellikle yılın ikinci yarısı, faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde ve sektörlerde dengeli bir performans göstermemiz sonucu bizim için bir toparlanma dönemi oldu.' dedi.'Coca-Cola tarafında yeni bir ülke üzerinde çalışmalarımız devam ediyor'Hurşit Zorlu, 2021'in ilk yarısında salgın kaynaklı belirsizliklerin yaşanmasını beklediklerini, temkinli bir yıl yaşanacağını ifade etti.Grup olarak 2021 yılında temkinli olmayı sürdüreceklerini aktaran Zorlu, şunları kaydetti:'Zorunlu olmayan yatırımları daha uzun zamana yayan bir yaklaşım ile ilerlemeyi planlıyoruz. Tabii toplum açısından kritik olan başta sağlık, perakende, özellikle tarım, içecek gibi hizmet alanlarımızda bu kritik süreçte müşterilerimize kesintisiz olarak en iyi hizmeti sunmak için gerekli altyapı çalışmaları ve yatırımlarımızı da yapıyoruz. Bunlardan imtina etmiyoruz. Hatta bu süreçte kritik operasyonlarımız için ekstra işe alım da yapıyoruz. 2019 istihdamımızla 2020 istihdamımızda, 2020 daha yüksek. Özellikle Migros tarafında önemli istihdam artışları sağladık.Uzun vadede ağırlıklı olarak tüketici ürünleri sektöründe yurt içi ve dışında güçlü büyüme potansiyeli gördüğümüz yeni yatırım fırsatlarını da her zaman olduğu gibi değerlendirmeye devam ediyoruz. Bu tip ortamlar yeni fırsatlar yaratabiliyor. Özellikle Coca-Cola tarafında yeni bir ülke üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Bu açıdan bir ayağımız frende, bir ayağımız gazda giden bir 2021 olacak diyebilirim.'
Vodafone Ceo Club Toplantısı
İSTANBUL (AA) - Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Cenk Alper, holdingin kompozit alanında faaliyet gösteren şirketi Kordsa'nın 2021 planlarına ilişkin, 'Amerika'da son 3 yılda 4 satın alma yapmıştık uzay ve havacılık sanayisinde. Bugün SpaceX'te bile Kordsa malzemeleri var. Şimdi bunu Avrupa'ya taşımak istiyoruz. Bu işi havacılığın ötesine taşımak, genişletmek istiyoruz. Bizim için çok önemli.' dedi.Alper, Capital ve Ekonomist dergileri öncülüğünde, Vodafone Business sponsorluğunda gerçekleştirilen CEO Club Online Summit'te yaptığı konuşmada, Sabancı Holding'in son 5 yıl içinde yaptığı dijital yatırımların, grubu Kovid-19 salgınının etkilerine karşı koruduğunu söyledi.Sabancı Holding'in 60 binden fazla çalışanıyla 14 ülkede 40 milyondan fazla müşteriye hizmet ettiğini bildiren Alper, salgının gölgesinde geçen 2020'de şirketler için en önemli göstergenin nakit yönetimi olduğunu, burada da iyi bir performans sergilediklerini kaydetti.Faizlerin düştüğü bir dönemde tüm şirketlerinin borçlarını yeniden yapılandırdığını aktaran Alper, '2020'nin 9 aylık sonuçlarına baktığımızda, ciroda büyüme, net karımızda da yüzde 37'lik büyüme sağladık.' dedi.Enerji ve diğer sektörlerde yaptıkları yatırımlarla çalışmalarını 2020 boyunca sürdürdüklerini ifade eden Alper, holding şirketlerinin tamamında dijitale yaptıkları yatırımların karşılığını aldıklarını söyledi.Topluluk olarak 2020'de hiç frene basmadıklarını belirten Alper, 'Geçen sene bütün sektörlerimizde 3,5 milyar TL'lik bir yatırımı gerçekleştirdik.' dedi. 'Sürdürülebilirlik, tüm ana iş kollarında odağımız olacak'Cenk Alper, bu sene 5 yıllık planları yaparken topluluk vaadini yeniden tanımladıklarını ifade ederek, 'Yeni topluluk vaadimiz 'sürdürülebilir bir yaşam için öncü girişimlerle Türkiye ile dünyayı birleştiririz' oldu. 2021 yılında sürdürülebilirlik, tüm ana iş kollarında odağımız olacak. Bunun yanında Türkiye'den yurt dışına ama yurt dışından da yeni teknolojileri Türkiye'ye getirmek gibi bir misyonu üstleniyoruz.' diye konuştu.Sabancı Holding'in faaliyet gösterdiği sektörlerde ilk 3'te yer almak istediğini, bunu yapmak için tüm şirketlere yatırımların ne alanlara yapılacağını gösteren stratejik bir yön verdiklerini ifade eden Alper, şöyle devam etti: '5 tane stratejik yönlenmemiz var. Bir tanesi, müşterilerimize kapsamlı müşteri deneyimi sunmak, özellikle dijitalin etkisiyle bunu geliştirebilmek. İkincisi çevik, küresel bir ayak izi... Daha hızlı, daha küçük ama daha aktif fabrikalarımızın, iş modellerimizin olması lazım. Sürdürülebilirliğe öncülük etmek, dijital ve malzeme teknolojilerine yatırım yapmak... Çünkü arkamızda özellikle mühendislik alanında çok sağlam bir üniversitemiz var. Bunun Kordsa'yla örneğini biliyoruz, Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi... Son olarak da çok kapsamlı bir 'insan ve işin geleceği' çalışması yapıyoruz. İşin geleceğine uyum da yeni yatırım alanlarımızdan bir tanesi olacak. Bu yönlenmeyle her iş kolumuzda öncelikle ana işimizi geliştirme, sonrasında da komşuluk alanlarında büyümeyi hedefliyoruz.''Türkiye'nin şarj altyapısı konusunda önemli bir rol almak istiyoruz'Sabancı Holding CEO'su Alper, enerji sektöründe rüzgar ve güneş enerjisi gibi sürdürülebilir üretim tesislerine ağırlık vereceklerini belirterek, 'Önümüzde 560 megavatlık yeni bir lisans var. Bu lisansı hayata geçirmenin adımlarını atıyor olacağız. Dağıtım kısmında akıllı şebekeler, dağıtık üretim tesisleri gibi işlere odaklanacağız. Özellikle yaptığımız startup yatırımıyla Türkiye'nin şarj altyapısı konusunda önemli bir rol almak istiyoruz.' diye konuştu.Holdingin çimento sektöründe faaliyet gösteren Çimsa'sı için İspanya'dan bir satın alma yaptıklarını hatırlatan Alper, Texas'ta da bir üretim tesisini devreye aldıklarını söyledi. Alper, 'Beyaz çimentoda globalleşerek tüm dünyaya liderlik yapabileceğimiz bir alana evrilmek istiyoruz.' dedi.'Topluluğumuzu 2 kat daha büyütmüş olacağız'Cenk Alper, Kordsa'nın kompozit alanında havacılık-otomotiv ile lastik alanında otomotive bağlı faaliyet gösterdiğini, bu sektörlerde dünyada yaşanan yavaşlamayı iş ve bölgesel pazar çeşitlemesiyle aşmayı başardıklarını söyledi. Alper, Kordsa'nın 2021 planlarına ilişkin, 'Kompozit malzemeleri işinde Amerika'da son 3 yılda 4 satın alma yapmıştık uzay ve havacılık sanayisinde. Bugün SpaceX'te bile Kordsa malzemeleri var. Şimdi bunu Avrupa'ya taşımak istiyoruz. Bu işi havacılığın ötesine taşımak, genişletmek istiyoruz. Bizim için çok önemli.' ifadelerini kullandı.Finans sektöründe ise dijitalleşme çözümlerini artırarak müşteri memnuniyetini perçinlemek istediklerini dile getiren Alper, 'Olabildiğince fazla sürecimizi dijitale doğru döndürmek için çabalayacağız. Hem Akbank hem sigorta şirketlerimiz, süreçlerini dijitale taşımak için çok ciddi yatırımlar yapıyor olacak.' dedi. Alper, 2021'in, 5 yıllık planlarının iz düşümü olacağını belirterek, 'Biz ilk defa yatırımcılarımıza 5 yıllık hedeflerimizi verdik. Önümüzdeki 5 yılda da topluluğumuzu 2 kat daha büyütmüş olacağız. İlk yıl da bunun pandemi içerisindeki test yılı olacak diyebilirim.' diye konuştu.'2020'nin ikinci yarısı, bizim için bir toparlanma dönemi oldu'Anadolu Grubu CEO'su Hurşit Zorlu da 2020'nin ilk çeyreğinin oldukça iyi başladığını, ikinci çeyreğin Kovid-19 salgınının etkisiyle çok sancılı geçtiğini, üçüncü çeyrekten başlayarak bir toparlanma yaşandığını ifade ederek, 'Grup olarak 2020 yılını tüm olumsuzluklara rağmen beklentilerimiz dahilinde bir büyümeyle kapattık.' dedi.Grubun faaliyet gösterdiği tüm segmentlerde iş sürekliliği için gerekli önlemlerin alındığını belirten Zorlu, son yıllarda yerel para ile borçlanma ve hedge konusuna verdikleri önemin karşılığını almaya başladıklarını söyledi.Zorlu, '2019 yılını 52 milyar liralık bir ciroyla kapatmıştık, 2020 yılının ilk 9 ayında konsolide holding ciromuz yüzde 19'luk artışla 46 milyara geldi. FAVÖK rakamımız yüzde 14'lük artışla 6 milyar seviyesine geldi. Özellikle yılın ikinci yarısı, faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde ve sektörlerde dengeli bir performans göstermemiz sonucu bizim için bir toparlanma dönemi oldu.' dedi.'Coca-Cola tarafında yeni bir ülke üzerinde çalışmalarımız devam ediyor'Hurşit Zorlu, 2021'in ilk yarısında salgın kaynaklı belirsizliklerin yaşanmasını beklediklerini, temkinli bir yıl yaşanacağını ifade etti.Grup olarak 2021 yılında temkinli olmayı sürdüreceklerini aktaran Zorlu, şunları kaydetti:'Zorunlu olmayan yatırımları daha uzun zamana yayan bir yaklaşım ile ilerlemeyi planlıyoruz. Tabii toplum açısından kritik olan başta sağlık, perakende, özellikle tarım, içecek gibi hizmet alanlarımızda bu kritik süreçte müşterilerimize kesintisiz olarak en iyi hizmeti sunmak için gerekli altyapı çalışmaları ve yatırımlarımızı da yapıyoruz. Bunlardan imtina etmiyoruz. Hatta bu süreçte kritik operasyonlarımız için ekstra işe alım da yapıyoruz. 2019 istihdamımızla 2020 istihdamımızda, 2020 daha yüksek. Özellikle Migros tarafında önemli istihdam artışları sağladık.Uzun vadede ağırlıklı olarak tüketici ürünleri sektöründe yurt içi ve dışında güçlü büyüme potansiyeli gördüğümüz yeni yatırım fırsatlarını da her zaman olduğu gibi değerlendirmeye devam ediyoruz. Bu tip ortamlar yeni fırsatlar yaratabiliyor. Özellikle Coca-Cola tarafında yeni bir ülke üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Bu açıdan bir ayağımız frende, bir ayağımız gazda giden bir 2021 olacak diyebilirim.'
Türk Ve Macar İş Dünyasına Üçüncü Ülkelerdeki Ortak Yatırımlar İçin Destek Sağlanacak
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, 'Türk Eximbank ile Macaristan ihracat kredi sigorta kuruluşu arasında iş birliği anlaşması imzaladık. Bu anlaşma, iki ülke iş dünyasının üçüncü ülkelerde yapacağı projelerde finansman ihtiyacını karşılamaya yönelik olacak.' dedi. Pekcan ile Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto başkanlığındaki iki ülke heyeti Ticaret Bakanlığı'nda bir araya geldi.Görüşmenin ardından iki bakanın şahitliğinde Türk Eximbank ile Macaristan'ın resmi ihracat destek kuruluşu MEHIB arasında reasürans iş birliği anlaşması imzalandı.Bakan Pekcan, imza töreni sonrası basın mensuplarına görüşmeye ilişkin değerlendirmede bulundu.Szijjarto ile yeni tip koronavirüs salgını döneminde sık sık görüştüklerini belirten Pekcan, Macaristan ile dostane ilişkilerden son derece memnun olduklarını söyledi.Pekcan, bu ilişkileri ticari ve ekonomik alanda da artırmak üzere el birliğiyle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, 'Şu anda karşılıklı ticaretimiz 2,7 milyar dolara ulaştı. Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve Sayın Macaristan Başbakanı'nın hedefledikleri üzere 6 milyar dolara ulaşmak için çalışmalarımız devem ediyor.' diye konuştu.İş insanlarını Macaristan ve Türkiye'de ortak yatırım ve iş birlikleri için cesaretlendirdiklerini vurgulayan Pekcan, şöyle devam etti:'Sayın Szijjarto'ya bu konuda öncü rol oynadığı için Macar firmalarını Türkiye'de yatırım yapmaya teşvik ettikleri için teşekkür ediyoruz. Bugün çok güzel bir anlaşma imzaladık. Türk Eximbank ile Macaristan ihracat kredi sigorta kuruluşu arasında iş birliği anlaşması imzaladık. Bu anlaşma iki ülke iş dünyasının üçüncü ülkelerde yapacağı projelerde finansman ihtiyacını karşılamaya yönelik olacak ve onlara daha projeler alırken destek sağlayacak. Bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Daha önce Afrika ile ilgili 2 çalıştay yapmıştık ve pandemi sonrasında Sayın Bakan ile tekrar Afrika çalıştayını Budapeşte'de gerçekleştirmek üzere mutabık kaldık.'Pekcan, Szijjarto'nun eş başkan olduğu Türkiye-Macaristan Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı'nda geçiş kotalarının 74 bin artırıldığına işaret ederek, 'Hala Romanya-Macaristan sınırında bekleyen tırlarımızda bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Elektronik kayıt sistemiyle ilgili bazı sıkıntıları var nakliyecilerimizin, bunları da kendileriyle paylaştık.' ifadelerini kullandı.Türk iş dünyasına uzun dönem vize talebiBakan Pekcan, Türk iş insanları ve Macaristan'da çalışan personelin 'D' tipi (uzun dönem) vize alması konusunda Szijjarto'nun desteğini istediklerini ve kendilerinin bu konuda talimat verdiğini dile getirdi.Avrupa Birliği (AB) ile ilgili konuların da gündeme geldiği bilgisini veren Pekcan, 'Karşılıklı olarak başta Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve tam üyelik müzakereleri olmak üzere demir-çelik ürünlerinde alınan önlemleri, ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı konusunda Türkiye'nin de eşit finans imkanlarından yararlanması koşullarını kendilerine dile getirdik.' dedi.İmzalanan anlaşmanın iki ülke iş dünyasının üçüncü ülkelerde beraber atacakları adımları güçlendireceğine ve artıracağına inandığını belirten Pekcan, başta Macaristan olmak üzere AB ülkeleriyle ticaret ve ekonomi alanlarında görüşmeleri sıklıkla sürdüreceklerini ifade etti. Pekcan, Türk şirketlerinin Macaristan'da katıldıkları ihalelere ilişkin de bilgi vererek, 'Hızlı tren ve elektrikli otobüs ihaleleri var. Sayın Bakan ile Türk firmalarının şansının yüksek olduğunu değerlendirdik ' diye konuştu. Anlaşmanın kapsamıİki ülke arasındaki iş birliği anlaşmasına Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney ve MEHIB Genel Müdürü Jakli Gergelyand imza attı.Anlaşmayla Türk ve Macar firmalarının üçüncü ülkelerde gerçekleştireceği projelerde sigorta desteği sağlanmasına imkan tanınacak.Türk ve Macar firmalarının üçüncü ülkelerde birlikte gerçekleştirecekleri projeler kapsamında kendi ülkelerinden yapacakları mal ve hizmet ihracatının tek dokümantasyon ve ortak finansal koşullar ile daha hızlı ve etkin bir kredi tahsis süreciyle desteklemesine yönelik mekanizma, sektörden gelecek talepleri karşılamak üzere hazır hale getirildi.Türk Eximbank'ın Macaristan'ın yanı sıra ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Danimarka ve yakın zamanda Avusturya'nın ihracat kredi kuruluşuyla imzaladığı reasürans anlaşmaları bulunuyor. Söz konusu anlaşmalar kapsamında ilk somut işlem Irak'taki bir enerji projesine yönelik olarak Temmuz 2020'de gerçekleştirilmişti.
Şırnak'ta Uyuşturucu Ve Kaçakçılık Operasyonlarında 49 Kişi Gözaltına Alındı
ŞIRNAK (AA) - Şırnak'ta bir haftada düzenlenen uyuşturucu ve kaçakçılık operasyonlarında 49 şüpheli yakalandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ve Habur Kara Hudut Kapısı Şube Müdürlüğünce terörün finans kaynaklarından kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında çalışmalar gerçekleştirildi.Bir haftada düzenlenen operasyonlarda 49 zanlı gözaltına alındı.Operasyonlar kapsamındaki aramada, tabanca, şarjör, 6 fişek, 5,7 gram esrar, 83,40 gram eroin, 21,55 gram metamfetamin, uyuşturucu aparatı ile kaçak 295 paket sigara, 300 paket elektronik sigara, 52 kilogram tütün, 55 cep telefonu ve 40 cep telefonu aksesuarı ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerin ardından adli mercilere sevk edilen şüpheliler, adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Ssb Başkanı Demir, Antalya Diplomasi Forumu'nda Türkiye'nin Savunma Sanayisi Vizyonunu Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı İsmail Demir, Türk savunma sanayisi ihracatının son yıllarda gelişmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yalnızca ticari operasyon ve ürün satışına yönelik değil, dost ülkeler ve müttefiklerle iş birliğine dayalı bir ihracat yaklaşımına önem verdiklerini ve Türk savunma sanayii vizyonunun kendi kendine yeterlilik ve bağımsızlığa dayandığını ifade etti. Demir, Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF) uzman kişilerin kamuoyunu yakından ilgilendiren konulardaki görüşlerini dile getirdiği ADFVistorsCorner (Ziyaretçi Köşesi) uygulamasına katılarak, Türk savunma sanayisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Türk savunma sanayisi ihracatının son yıllarda sürekli artmasının çok güzel bir haber olduğunu ve bu eğilimi daha da artırmak istediklerini belirten Demir, 'Elbette bu durum dünyadaki gelişmelere de bağlı. Ancak coğrafi olarak Türkiye'nin çatışma bölgelerinin ortasında olduğu ve milli çıkarlarımızın korunmasının ulusal politikalarımızın en önemli önceliklerinden olduğu çok açık. Dolayısıyla dünyada stratejimiz, yalnızca ticari bir operasyon ve ürün satışı değil, dost uluslar ve müttefiklerimizle iş birliğine dayalı bir ihracat yaklaşımına sahip olmaktır.' diye konuştu.Demir, birçok projede ortak olmak ve mümkünse yerel yetenekleri geliştirmek istediklerini kaydederek, 'Teknolojik gelişmeleri takip etmek de başka bir yaklaşım. Yani ihracat sadece ticaret değil, aynı zamanda iş birliği ve uluslararası dostluk ve ilişkileri artırmanın bir yöntemi.' dedi.Bu yaklaşıma birçok ülkenin henüz alışamadığını, ancak bu yaklaşımın fark yaratacağına olan inancı dile getiren Demir, 'Biz bu yaklaşımı kullanıyoruz ve ihracat potansiyelimizin elbette artacağına inanıyoruz. Kalite ve maliyet açısından Türk ürünlerinin diğerlerinden gerçekten üstün olacağına inanıyoruz. Ve zamanla daha fazla teknoloji ekleyeceğiz. Böylece ürünlerimiz diğer taraflara çekici gelecektir.' ifadesini kullandı.Demir, bu eğilimi korumak için daha fazla teknoloji, diğer uluslarla iş birliği için daha fazla imkan yaratacaklarını belirterek, 'Elbette hedef pazarımız öncelikle dost uluslar ve müttefiklerimizdir. Tabii ki çatışmaları alevlendirmek ve artırmak istemiyoruz. Dünyada barışa ihtiyaç var. Girişimimizin her zaman uzun vadede barış yaratma yönünde olması gerektiğine inanıyoruz.' diye konuştu. 'Türk savunma sanayisi vizyonu kendi kendine yeterlilik ve bağımsızlığa dayanmaktadır'Türkiye'nin savunma sanayisi vizyonuna ve bu alanın Türk dış politikası açısından önemine ilişkin Demir, 'Türk savunma sanayii vizyonu kendi kendine yeterlilik ve bağımsızlığa dayanmaktadır. Bunun milletimizin menfaatini korumanın ve politikalarımızı milletin menfaatine uygulamaya koymanın anahtarı olduğuna inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Demir, uzun yıllardır özellikle Orta Doğu'da ve Türkiye'nin bulunduğu bölgede dış müdahaleler sonucu kan döküldüğünü işaret ederek, şöyle devam etti:'Ne yazık ki birçok ülke kendi milli çıkarları doğrultusunda hareket edemedi ve kan dökülmesini önleyemedi. Kendi kendine yeterlilik ve savunma gücü, dış baskı ve müdahale görmemek açısından kilit önem taşıyor. Dolayısıyla, politikanızı milli çıkarınızı korumak için uygulamak istiyorsanız, savunma sanayii ve teknolojisinde güçlü olmak zorundasınız ve gerektiğinde sahada da bunu gerçekten ortaya koymalısınız. Yumuşak güç elbette önemli ancak birçok durumda, yumuşak gücünüzü destekleyen sert bir güce sahip değilseniz barış ve barışçıl yaklaşımı yaratamayacağınızı gördük.''Dostlarımızla ve müttefiklerimizle ortak projeler yapmak adına kapılarımızı açıyoruz'Demir, farklı proje ve ürünleri desteklemek konusunda diğer ülkelerle ilişkilere önem verdiklerini belirterek, 'Savunma sanayimizde fazla kaynak gerektiren pek çok proje olduğu çok açık. Bunun farkındayız. Bunu başarmak için dostlarımızla ve müttefiklerimizle ortak projeler yapmak adına kapılarımızı açıyoruz. Zira savunma pazarında giderek daha pahalı projeler ve ürünler ortaya çıkıyor.' dedi.Bu alanda devam ederken sadece kendi kaynaklarına güvenmenin, birçok ulus için kısıtlanma anlamına geleceğini söyleyen Demir, 'Daha iyi sonuçlar elde etmek için finans, insan kaynakları ve teknoloji alanlarında güçleri bir araya getirmek daha iyi olacaktır. Bu durum, bir tür karşılıklı bağlılık ortaya çıkararak ortak bir yaklaşım oluşmasını sağlayacak ve uzun vadede dünya genelinde barışı korumaya hizmet edecektir.' diye konuştu.Antalya Diplomasi Forumu Ziyaretçi Köşesi uygulamasıLiderlerin, siyasetçilerin, önde gelen akademisyenlerin, düşünürlerin, kanaat önderlerinin, diplomatların ve iş insanlarının her yıl bir araya gelerek, küresel ve bölgesel meseleleri vizyoner bir bakış açısıyla ele almaları ve sorunlara çözüm önerileri getirmeleri için bir diyalog platformu oluşturmayı hedefleyen ADF çevrim içi etkinliklerini sürdürüyor. Forum, konusunda uzman kişilerin kamuoyunu yakından ilgilendiren konulardaki görüşlerini daha ayrıntılı biçimde irdeleyen ADFVistorsCorner (Ziyaretçi Köşesi) uygulamasını da hayata geçirdi. Köşenin ilk konuğu, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof.Dr. İsmail Demir oldu. Bugüne kadar ADFTalks (Konuşuyor), ADFOpinion (Görüş), ADFData (Veri) ve ADF120Sec (120Saniye) gibi çevrim içi faaliyetlerle adını kısa sürede güçlü biçimde duyuran ve sosyal medyada takipçi sayısı giderek artan ADF'nin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının seyrine de bağlı olarak bu yıl haziran ayı içinde Antalya'da düzenlenmesi planlanıyor.ADF'nin internet semineri, makale ve kısa video formatındaki etkinliklerine bugüne kadar birçok ülkeden bakan, uluslararası ve bölgesel kuruluş temsilcisi ile akademisyen katıldı.
İslam Ülkelerinden Akademisyenler "Adil İktisadi Düzene Doğru" Sempozyumunda Para Sistemlerini Değerlendirdi
İSTANBUL (AA) - Avrupa İslam Ekonomisi ve Finansı Araştırma Merkezinin (EAIFE) bu yıl 3'üncüsünü düzenlediği uluslararası sempozyum, 'Adil İktisadi Düzene Doğru' temasıyla başladı.Yerel ve uluslararası para sistemlerini değerlendirmek, yerel ve küresel düzeyde adil bir para sistemi oluşturmak için pratik mekanizmalar geliştirmeyi hedefleyen sempozyumun 2 gün süreceği belirtildi.Çevrim içi düzenlenen sempozyuma, aralarında Lübnan'daki Cinan Üniversitesi, Tunus Zeytune Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi ve Malezya İSRA Araştırma Merkezinin de bulunduğu çok sayıda kurumdan akademisyenler katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan EAIFE Başkanı Mısırlı ekonomist Eşref Devabe, dünyanın bugün yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ışığında yeniden şekillendiğini ve bunun da yeni oluşumların ortaya çıkışına zemin hazırlayacağını ifade etti. Devabe, realitenin, her ülkenin çıkarlarını dengeli bir şekilde yansıtacak, herkes için kalkınmayı tesis edecek yerel ve küresel düzeyde adil ve insani bir para sistemi oluşturulmasını zorunlu kıldığını kaydetti.Tunus Zeytune Üniversitesi Rektörü Abdullatif Ebu Azize ise konuşmasında, uzun yıllardır İslam ekonomisinin hayata geçirilmesi hayalinin kurulduğunu söyledi.Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Muhyiddin el-Karadaği de İslam dünyasını, 'dünyaya para ve para yönetimi konusunda kapsamlı bir politika sunmak için uzman komiteler oluşturmaya' çağırdı.İslami finans ve ekonomi alanında sürekli eğitim, yatırım ve araştırma hizmeti vermek için kurulan EAIFE, 1'inci sempozyumunu 'Kurucuların düşüncesi ile uygulamanın realitesi arasında İslami bankalar', 2'nci sempozyumunu da 'Realite ve uygulama arasında İslami finans piyasaları' temasıyla İstanbul'da düzenlemişti.
TEB, 2020'De 1 Milyar 177 Milyon Tl Net Kar Elde Etti
İSTANBUL (AA) - Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2020 yılı finansal sonuçlarına göre, TEB’in toplam TL kredilerindeki artış oranı yüzde 26 olurken, ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri, toplam aktiflerinin yüzde 59’unu oluşturdu.Türk Ekonomi Bankası'ndan (TEB), yapılan açıklamaya göre, banka Türkiye'de salgın koşullarının etkisini gösterdiği ilk günden itibaren çalışanlarının ve müşterilerinin sağlığını korumaya öncelik verirken, yıl boyunca faaliyetleriyle ekonomiye katkı sağlamaya ve topluma destek olmaya devam etti. 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı yılın başından itibaren yüzde 30 artarak 140 milyar TL’ye ulaşırken, net kârı 1.177 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri ise toplam aktiflerinin yüzde 59’unu oluşturdu.Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in yılın son çeyreğinde toplam kredileri 82,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, aynı dönemde toplam mevduatı ise yüzde 30 oranında artarak 93,8 milyar TL oldu. 2020 yılının son çeyreğinde de istikrarlı büyümesini güçlü sermaye yapısıyla birlikte sürdüren ve karlılığını sürdürülebilir şekilde artıran TEB’in özkaynakları 11,4 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin oldukça üstünde, yüzde 18,51 oranında gerçekleşti.TEB, 2020 yılında da bireysel kredi alanına odaklanmayı ve bu alanda büyümeyi sürdürdü. Bu dönemde ihtiyaç kredisi bakiyesini erteleyerek nakit akışı bozulan müşterilerinin yanında olan TEB, süreç boyunca önceliğini müşterilerinin dijital kanallar üzerinden yaptığı işlemlere yoğunlaştırdı. Yıl boyunca dijital kanallar ve çağrı merkezinde yapılan geliştirmelerin yanı sıra müşteri özelinde farklılaşan kampanyalarla TEB’in dijital kanallardan kredi üretim oranı yüzde 44’e yükseldi. TEB, Aile Akademisi ile tasarruf alışkanlığının toplum genelinde yaygınlaşmasına ve finansal okuryazar bir nesil yetiştirilmesine katkı sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürdü. Bununla birlikte TEB, müşterilerini tasarrufa teşvik etmek ve birikim yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ürün ve hizmetler sunmaya da devam ediyor. Yatırım alışkanlığı az olan, nakit akışını düzenleyerek birikim yapmak isteyen müşterileri için sunduğu Marifetli Hesap ile birikim yapmayı kolaylaştırıyor.2020 yılında, finans sektöründe öngörülen fakat daha uzun sürede gerçekleşmesi beklenen pek çok dijital gelişme salgın koşullarının da etkisiyle çok daha kısa sürede hayata geçti.Yılın son çeyreğinde mobil bankacılık kanalını kullanan müşteri sayısı 1,9 milyona yaklaştıDijitalleşmeye ve teknolojiye uzun yıllardır yatırım yapan TEB, salgın döneminde yükselen dijital talepleri güçlü altyapısı ve yenilikçi uygulamalarıyla karşılayarak müşterilerinin yanında oldu. Bu süreçte müşterilerini başta CEPTETEB ve CEPTETEB İŞTE olmak üzere dijital kanallara yönlendiren TEB, bankacılık işlemlerinin hızlı ve kesintisiz bir şekilde yapılmasını sağladı. Yılın son çeyreğinde mobil bankacılık kanalını kullanan müşteri sayısı 1,9 milyona yaklaştı. Teknolojilerini geliştirmenin ve yenilemenin yanı sıra, müşterilerine değer katabilecek yeni teknolojilere de odaklanan TEB, FX platformunun hizmet verme saatlerini de 5/24 olarak artırdı. “Kolay Adres” tanımı ile müşterilerinin IBAN yerine cep telefonu numaralarını ve kimlik bilgilerini para transferlerinde kullanabilmelerini sağlamak üzere çalışmalarını tamamladı. TEB, müşteri odaklı ve yenilikçi bakış açısıyla dijital kanallara yatırım yapmayı önümüzdeki dönemde de sürdürecek.Salgın süreciyle birlikte hızlanan otomasyon ve dijital dönüşüm, bankacılık sektörünün hizmet modeli ile müşteri talep ve beklentilerini şekillendirirken, müşteri etkileşiminde dijital kanallar daha fazla öne çıktı. TEB, KOBİ müşterilerine uzman müşteri temsilcileri ve 'Danışman Banka' anlayışıyla hizmet sunmaya ve finansal çözümler üretmeye devam etti. KOBI servis modelini modern bankacılık uygulamaları ve dijital süreçlerle bütünleştirdi. TEB KOBİ Bankacılığı Grubu’ndaki disiplinli duruşu ile 2020 yılını sağlıklı geçirirken, sektör uzmanlığı gerektiren Altın Bankacılığı, Belediye Bankacılığı, Teknoloji Bankacılığı ve Tarım Bankacılığı alanlarında geçmişte olduğu gibi gelecekte de müşterisini iyi anlayan ve en çok tercih edilen banka olmak için çalıştı.Şubeye gitmeden işlemTEB Belediye Bankacılığı, 2020 yılında da yerel yönetimlerin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirdiği özel ürün ve hizmetleriyle bu alanda en önemli oyunculardan biri olmaya devam etti. Belediye Bankacılığı özel iş modeli ile yerel yönetimlerin nitelikli finansman sağlamalarına olanak sağladı, alt ve üst yapı yatırımlarının daha hızlı hayata geçirilmesine katkıda bulundu. TEB, salgın döneminde çiftçilerin işletme sermayesi ihtiyacına destek olmak amacıyla şubeye gitmeden işlemlerini tamamlayabilmeleri için süreçlerini yeniden kurguladı. Bu sayede, TEB Harman Kart sahibi olmayan üreticilerin, acil nakit ihtiyaçlarını dakikalar içinde karşılayabilmesini sağladı.TEB’in 2020 yılı başında hayata geçirdiği ve özellikle işletme ve küçük ölçekli KOBİ müşterileri için temel hizmet kanalı olarak konumlandırdığı dijital platformu CEPTETEB İŞTE, yeni özellikleriyle büyümeyi sürdürdü. Uygulamaya, anında kredi kullanımı, POS talebi, müşteri başvurusu, kredi öteleme, vadeli hesap işlemleri ile beraber kullanıcı deneyimini kolaylaştıran 30’a yakın yeni özellik eklendi.TEB, Türkiye’de reel sektörün geleceği olan başta teknoloji girişimcileri olmak üzere tüm girişimci müşterilerini finansal olmayan alanlarda da desteklemeye devam etti. Bu kapsamda “Girişimciden Kurumsala” programları ile 100’e yakın teknoloji girişimcisinin çok sayıda kurumsal şirket yöneticisiyle bir araya gelmesi sağlandı.2020 yılında özellikle iş yapma biçimleri ve müşteriyle iletişimde yaşanan değişimler çerçevesinde TEB, Kurumsal Bankacılık alanında da gerekli aksiyonları alarak müşterilerine daha iyi ve daha hızlı hizmet sunma hedefiyle iş süreçlerinde önemli adımlar attı. Bu dönemde Kurumsal Bankacılık tarafından sağlanan toplam kredilerin içinde TL kredilerin payında önemli bir artış gerçekleşirken, ihracata yönelik kullandırılan kredilerin hacmi de büyüdü. TEB Kurumsal Bankacılık, değişen çalışma düzenine hızlıca uyum sağlayarak, güçlü teknolojik altyapı desteğiyle müşterilerin ihtiyaçlarına dijital çözümlerle cevap vermeye devam etti. Nakit yönetimi ürünlerinin ön plana çıktığı bu dönemde, özellikle internet bankacılığı ve mobil bankacılık uygulamaları başta olmak üzere, bankacılık talimatları için hizmet veren talimat yönetimi platformu Mobil-İnk ve E-imza gibi ürünleri müşterilerine sundu. Kurumsal müşterilerin kur riski ve faiz riskine karşı kendilerini korumayı sağlayan hazine ürünlerini de sunmaya devam etti.TEB, İstanbul, Bursa ve İzmir’deki Dış Ticaret Merkezleri’nde (Trade Center) ICC Sertifikalı dış ticaret uzmanları ile müşterilerinin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri geliştirmeyi 2020 yılında da sürdürdü. Bu dönemde TEB, Türkiye ekonomisine de katkı sağlama hedefiyle uluslararası ticarete odaklanarak, ihracatçı firmalara, banka kaynaklı döviz ve TL kredilerine ek olarak, yapılandırılmış ticaret finansmanı CMA, SMA, TARES, ELÜS gibi özel kurgulanmış emtia finansmanı işlemlerinde de öncü banka konumunu korumayı başardı. Bunun yanı sıra, uzun vadeli ithalat akreditif yatırımlarını desteklemeye de devam etti. Bu yıl İhracatçı Birlikleri, Ticaret ve Sanayi Odaları ve benzeri STK’larla güçlü iş birliğini sürdüren TEB, Türkiye’deki firmaların dış ticaret konusundaki ihtiyaçlarına yönelik özel ve online olarak çok sayıda dış ticaret eğitimi ve semineri düzenlenmesini, dış ticaret uzmanları tarafından firmalara bilgi desteği sunulmasını sağladı.TEB, 2020 yılında da çok sayıda ödüle layık görüldüAçıklamaya göre ayrıca, TEB’in dijital bankacılık platformu CEPTETEB, Global Finance dergisinin En İyi Dijital Banka 2020 yarışmasında Batı Avrupa’da faaliyet gösteren bankalar arasında 'En İyi Bireysel Bankacılık Dijital Platformu' ödülüne layık görüldü.TEB’in KOBİ’lerin ve işletmelerin günlük iş hayatını kolaylaştıran mobil uygulaması CEPTETEB İŞTE, The Asian Banker’ın düzenlediği Finansal Teknolojilerde İnovasyon Ödülleri kapsamında 'En İyi Mobil Bankacılık Uygulaması Ödülü'ne, Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) düzenlediği Global SME Finance Yarışması’nda Yılın Yenilikçi Ürünü dalında 'Mansiyon Ödülü'ne, Global Business Excellence Awards tarafından 'En İyi Uygulama Ödülü'ne, Global Finance Innovators 2020 ve Best Business Awards tarafından 'En İyi İnovasyon’' ödüllerine, The Banker tarafından Dijital Bankacılıkta İnovasyon Ödülleri kapsamında Mobil kategorisinde ödüle layık görüldü.TEB Özel Bankacılık, World Finance dergisinin en başarılı bankacılık hizmetlerini ödüllendirdiği World Finance Bankacılık Ödülleri 2020’de 'Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık', International Finance dergisinin düzenlediği International Finance Awards 2020 kapsamında 'En Yenilikçi Özel Bankacılık' ve Euromoney dergisi tarafından gerçekleştirilen Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi Araştırması’nda 'En İyi Özel Bankacılık' ödüllerine layık görüldü.TEB Nakit Yönetimi, KOBİ ve kurumsal firmalara yönelik inovatif nakit yönetimi çözümleri ve bu alanda yaptığı çalışmalarla Asian Banking and Finance tarafından bir kez daha 'Türkiye’de Yılın En İyi Nakit Yönetimi Bankası' seçildi.TEB Çağrı Merkezi, iletişim merkezi ve müşteri bağlılığı uygulamaları alanında 205 bin üyesiyle küresel bir birlik olan Contact Center World tarafından düzenlenen 'Contact Center World 2020' yarışmasında, EMEA (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) Bölge Finallerinde 'En İyi Müşteri Hizmetleri', 'En iyi Satış Kampanyası ve Yapısı' ve 'En iyi Satış Temsilcisi' olmak üzere 3 farklı kategoride 'Altın Ödül'e layık görüldü.TEB Müşteri Deneyimi Platformu projesi, International Data Corporation (IDC) tarafından düzenlenen Dijital Dönüşüm Ödül Töreni’nde, Dijital Öncü kategorisinde ödüle layık görüldü.
Bakan Pekcan, Eximbank'ın 2020 Faaliyetlerini Ve 2021 Hedeflerini Paylaştı: (2)
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türk Eximbank'ın ihracatçılara desteğinin süreceğini belirterek, 'Hedefimiz, 2021 yılında toplam ihracat desteğimizi geçen yıla göre yüzde 11 artırarak 50 milyar doların üzerine, ihracat destek oranını da yüzde 27,7'ye yükseltmektir.' dedi. Pekcan, Ticaret Bakanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türk Eximbank'ın 2020 yılı faaliyet sonuçlarını değerlendirerek, 2021 yılı hedef ve stratejilerini paylaştı. Eximbank'ın dijitalleşme stratejisi doğrultusunda, şubeye ihtiyaç duyulmadan daha fazla ihracatçıya ulaşarak hızlı bir şekilde destek vermeyi hedeflediklerini ifade eden Pekcan, Kredi Online ve Yeni Sigorta Projesi'ni 2020 yılında uygulamaya aldıklarını, geçen ay tamamlanan Kredi Mobil Projesi ile artık Türk Eximbank kredi uygulamalarının cep telefonlarından da ulaşılabilir hale geldiğini söyledi. Pekcan, Türkiye'nin her yerinde Türk Eximbank'ın dijital şubesinin açıldığına işaret ederek, erişim ve işlemlerin büyük kısmının artık şube bağımlılığı olmadan dijital kanallardan yapılabildiğini kaydetti.Böylelikle ihracatçıların şubeye gitmeden çevrim içi olarak kredi başvurusu, firma bilgisi görüntüleme ve kredi talep ve süreç izleme gibi birçok işlemi gerçekleştirebileceklerini vurgulayan Pekcan, 'Ayrıca, bankacılık hizmetlerinin üst seviyede izlenmesi ve banka genelinde etkin raporlanması adına iş zekası çözümlerine yönelik çalışmalara başladık.' diye konuştu. Pekcan, 3 yeni ürünle ihracatçıların ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettiklerine dikkati çekerek şöyle konuştu:'İlk defa katılım finans sistemi prensipleriyle çalışmak isteyen ihracatçılarımıza yönelik 10 yıla kadar vadeli Katılım Finans Yatırım Kredisi'ni hizmete sunduk. Sigortalı Alacağın Teminatına Dayalı Kredi ile ihracatçılarımızın, Türk Eximbank sigorta poliçesiyle garanti altına alınmış tüm kısa vadeli alacaklarını bir havuz teminat niteliğinde kabul ederek 1 yıla varan finansman sağlıyoruz. Bu program, teminat oluşturma sıkıntısı yaşayan ihracatçılarımızın ve KOBİ'lerimizin kısa vadeli alacaklarıyla uzun vadeli finansman sağlayacakları bir programdır. Yurt dışı teminat mektubuyla müteahhitlik firmalarının, gemi inşa firmalarının, yatırım malı üretimi yapan firmaların, geçici teminat mektubu, kesin teminat mektubu ve avans teminat mektubu ihtiyaçlarını karşılamaya başladık.'Eximbank uluslararası piyasalardan 2,8 milyar dolar fon temin ettiBakan Pekcan, Eximbank'ın uluslararası piyasalardan sağladığı finansmana ilişkin de şu bilgileri verdi:'Türk Eximbank, pandeminin finansal piyasalardaki olumsuz etkilerine rağmen bu yıl uluslararası piyasalardan gerçekleştirdiği yaklaşık 2,8 milyar dolar fon teminiyle Türkiye'ye uygun maliyetli kaynak girişi sağlayarak ihracatçılarımızı desteklemeye devam etmiştir. Yapısı itibarıyla Türkiye'de ilk, dünyada ise ikinci işlem olan Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasının (IBRD) yüzde 50 garantisinde 380 milyon avro ile yine bir ilke imza atarak, katılım finans yöntemiyle kullandırılmak üzere İslam Kalkınma Bankasından (IDB) 100 milyon dolar tutarında kaynak temin ettik. Yeni sigorta projemizin hayata geçmesiyle müşteri yönetimi, enformasyon, limit işlemleri, prim, tazminat, tahsilat, reasürans ve raporlama gibi işlemlerde hız kazandık. Bunun sayesinde ihracatçılarımıza sigorta işlemlerinde çok daha etkin ve hızlı bir hizmet sağlayacağız. Türk Eximbank, salgın döneminde ihracatçılarımızın orta ve uzun vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamaya özel önem vermiştir. Bunun sonucunda uzun vadeli kredi desteği bir önceki yıla göre 3 kat artmıştır.'Ülke ihracat destek kuruluşlarıyla iş birlikleriPekcan, halihazırda 'İhracata Yönelik İşletme Sermayesi Kredisi'ni azami 5 yıl vadeyle 'İhracata Yönelik Yatırım Kredisi'ni ise 2 yılı geri ödemesiz toplam 10 yıla varan vadelerle ihracatçılara sunmaya devam ettiklerini dile getirdi. Amerika, Fransa, İngiltere, Danimarka ve Avusturya ihracat destek kuruluşlarıyla Türk Eximbank arasında reasürans işlemlerine yönelik iş birliği anlaşmaları imzalandığını belirten Pekcan, şunları kaydetti:'Bu anlaşmalar kapsamında İngiltere ihracat destek kuruluşuyla ilk ortak projemizi bu yıl Irak’ta gerçekleştirdik. Macaristan ile anlaşmamızı ise önümüzdeki hafta imzalayacağız. İsveç, Finlandiya, Hollanda ve Japonya gibi ülkelerin kuruluşlarıyla benzer anlaşmaların imzalanmasına yönelik görüşmelerimizi sürdürmekteyiz. Afrika'daki bölgesel kalkınma kuruluşlarından African Trade Insurance Agency (ATI) ile 2019'da imzaladığımız çerçeve iş birliği anlaşmasına benzer bir anlaşmayı Eastern and Southern African Trade and Development Bank ile (TDB) de imzaladık.'Türk Eximbank'ın kredi programlarında ve teminat yöntemlerinde çeşitlilik sağlarken, kredi vadesi, ihracat taahhüt süresi ve alıcı limit vadelerinde uzatım imkanı getirerek, bu zorlu dönemde ihracatçının yanında olduklarını ifade eden Pekcan, '2020 yılında 4,4 milyar dolar tutarındaki 5 bin 526 kredinin vadesi uzatılmıştır. Döviz reeskont kredilerinde maksimum vade 360 günden 720 güne çıkartıldı. Bu şekilde uzun vadeli 4 milyar dolar döviz reeskont kredisi kullandırılmıştır. Salgının ekonomiye etkilerini hafifletmek amacıyla ihracatçılarımıza sunulan TL Reeskont Kredisi Programı ile 7,9 milyar lira kullandırım gerçekleştirdik.' dedi. Ayrıca, TL Reeskont Kredisi ve Stok Finansman Kredisi programlarını KGF teminatıyla da kullandırarak bu zor dönemde ihracatçılara teminat çeşitliliği sağladıklarına dikkati çeken Pekcan, ihracat taahhüt sürelerini 12 ay uzattıklarını bildirdi. 'Banka 2021'de 50 milyar doların üzerinde ihracat desteği sağlayacak'Bakan Pekcan, Türk Eximbank’ın 2021 hedeflerine değinirken de '2021 yılı ihracatçılarımızın finansman ihtiyaçlarının karşılanmaya devam edileceği bir yıl olacaktır.' diye konuştu. Eximbank'ın 2021 yılında ihracatçılara sağladığı nakdi kredi ve sigorta desteğini artırarak sürdüreceklerini vurgulayan Pekcan, 'Hedefimiz, 2021 yılında toplam ihracat desteğimizi geçen yıla göre yüzde 11 artırarak 50 milyar doların üzerine, ihracat destek oranını da yüzde 27,7'ye yükseltmektir.' dedi. Öte yandan, bu yıl sigorta programları tanıtım faaliyetleriyle Türk Eximbank sigorta koruması altına alınan ihracatçı sayısını artıracaklarını dile getiren Pekcan, 'Hizmet ihracatını da alacak sigortası kapsamına alıyoruz.' ifadesini kullandı.Pekcan, uygulamaya aldıkları 3 yeni programın kullanımını yaygınlaştıracaklarına işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:'Kadın ve genç girişimcilerimize desteğimiz hız kesmeden devam edecek olup, bu çerçevede 2021 yılında da bankalar aracılığıyla kullandırdığımız yabancı para kredilerinde 25 baz puan indirim uygulamaya devam edeceğiz. Paydaşlarla çalışmalarımızı yoğunlaştıracak, teminat yapısının çeşitlendirilmesi çalışmalarını önceliklendirerek sürdüreceğiz. Kasım ayında başlattığımız 81 İlde İhracata İlk Adım Projemizin çıktılarını bu yıl göreceğiz. Bu kapsamda potansiyel ihracatçı KOBİ'lere desteklerimizi sunarak, KOBİ ihracatçı firma sayısının ve toplam ihracatımızın artışına daha da fazla katkı sağlayacağız.''Türk Eximbank ihracatçılarımızın her daima yanında olacak'Öncelikli sektörlerde ihracat potansiyeli ve rekabet avantajı yüksek coğrafyalarda ihracatı artıracak çalışmalar yaparak sürdürülebilir ihracata katkı sağlayacaklarını belirten Pekcan, 'Önümüzdeki aylarda gemi inşa sektörünün yapacağı ihracatlara yönelik Finlandiya ihracat destek kuruluşu Finnvera ile ortak bir destek paketi açıklayacağız.' bilgisini verdi.Pekcan, savunma sanayisi ve yatırım malı ihracatçılarının gerçekleştirdiği ihracatlarla, gemi inşa firmaları ve müteahhitlerin yurt dışında gerçekleştirdiği projelere ilişkin mevcut ve yeni pazarlarda rekabet gücü sağlamaları amacıyla alıcı kredilerini artıracaklarını ifade ederek, 'İhracata Yönelik İşletme Sermayesi Kredi Programı'nı azami 5 yıl vadeyle, İhracata Yönelik Yatırım Kredi Programı'nı ise 2 yılı geri ödemesiz toplam 10 yıla varan vadelerle ihracatçılarımıza sunmaya devam edeceğiz.' dedi. Bakan Pekcan, 2021'de de ihracatçıyı güçlendirmek ve dış ticareti dengeli bir yapıya kavuşturarak ekonomiyi kalkındırmak için tüm paydaşlarla birlikte azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini, Türk Eximbank'ın ihracatçıların her daim yanında olacağını kaydetti. (Bitti)
Libya, Mülteci Kampları Ve Madenlerdeki Zorlu Şartlardan Bıkan Sudanlı Paralı Savaşçılar İçin Finans Kaynağı Oldu
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) - BETÜL YÜRÜK - Libya, ülkenin doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter'in yanında savaşan Sudanlı paralı savaşçılar için finans kaynağı haline geldi. Mülteci kamplarında ve altın madenlerindeki zorlu şartlardan bıkan Sudanlılar, para ve silah için Libya'da savaşıyor. AA muhabirinin incelediği Birleşmiş Milletler uzmanlar panelinin Sudan raporuna göre, Güney Sudan'dan artık çok fazla destek alamayan Sudanlı silahlı muhalif gruplar, para ve silah ihtiyaçlarını Libya'da karşılamaya başladı. Libya, Sudanlı silahlı gruplarının ana finansman kaynağı oldu. Hafter destekli Sudanlı silahlı gruplar, Libya'da yeni ekipman ve çok sayıda savaşçı toplayarak askeri kapasitesini büyük ölçüde artırdı.Libya'da 1000'den fazla savaşçısı bulunan en büyük Sudanlı silahlı grup Sudan Kurtuluş Hareketi (SLA/MM) ve SLA/AW, JEM, SLA/TC, GSLF gibi silahlı gruplar, Hafter saflarında savaşıyor. Sudanlı savaşçılar, Libya'daki iç savaşı gelir kapısı olarak görüyor Libya'daki siyasi durumdan çıkar sağlayan Sudanlı savaşçılar, iç savaştan gelir elde ediyor. Sudanlı savaşçılar arasında Çad'daki Darfurlu mülteciler de yer alıyor, savaşçıların çoğunluğu ise altın madenlerinde zorlu şartlar altında çalışmaktan bıkan madencilerden oluşuyor.Zaman zaman para ve silah için taraf da değiştiren ama çoğunluğu Hafter güçlerince desteklenen Sudanlı paralı savaşçılara 10'ar kişilik gruplar halinde birer araç ve silahlar sağlanıyor. Sudanlı savaşçılara 1500 Libya dinarı maaş Saldırılarda ele geçirdikleri silah, araç ve ekipmanların kendilerinde kalmasına izin verilen savaşçılara Hafter kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu aylık 1500 Libya dinarı maaş ödüyor. Her yeni savaşçı içinse komisyoncular 3 bin dolar ödeme yapıyor. Libya'daki en büyük Sudanlı silahlı grup SLM/MM, BAE ile bağlantı kurduLibya'da 1000'den fazla savaşçısı bulunan en büyük Sudanlı silahlı grup SLM/MM, Hafter'e destek veren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile iyi ilişkiler kurdu. SLM/MM, Sudan'da savaştığı hükümetle barış görüşmelerinin, yakınlaştığı BAE'nin başkenti Abu Dabi'de yapılmasını destekledi. Libya'da, 2011'de devrik lider Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinden bu yana devam eden iç savaş nedeniyle uluslararası tanınırlığa sahip Libya hükümeti ile Hafter'e bağlı güçler arasında meşruiyet krizi yaşanıyor.
Dogecoin Nedir ve Nasıl Alınır? Dogecoin (DOGE) Neden Yükseliyor?
Eskiden yatırım için altın ve dolar tercih edilirken, günümüzde dijitalleşen dünya ile beraber adından çokça söz edilen kripto para birimleri tercih ediliyor. Bitcoin ile hayatımıza giren kripto para biriminde son zamanlarda en çok konuşulan dogecoin oldu. Elon Musk'ın kripto paralar ile ilgili yaptığı paylaşımların ardından dogecoinin yükselişi piyasayı takip edenler tarafından oldukça dikkat çekti. Peki Dogecoin nedir? Dogecoin nasıl alınır ve neden yükseliyor? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Grafikli - Terör Örgütü Deaş'a 2021 Yılının İlk Ayında Büyük Darbe
GAZİANTEP (AA) - MEHMET AKİF PARLAK - Terör örgütü DEAŞ'a karşı etkin ve kararlı mücadelesini sürdüren Türkiye, 2021 yılının ilk ayında yurt genelindeki operasyonlarla örgüte büyük darbe vurdu, teröristlerin planladığı eylemler güvenlik güçlerinin başarılı çalışmalarıyla engellendi.DEAŞ'a yönelik başarılı operasyonlarıyla adından söz ettiren Türkiye, örgüte karşı çok yönlü mücadele örneği sergilemeye devam ediyor.Güvenlik güçleri, düzenledikleri başarılı operasyonlarla başta İstanbul, Ankara, Kilis ve Şanlıurfa olmak üzere çok sayıda kentte kanlı eylem planlayan teröristlerin oyununu bozdu.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, ocak ayında polis, jandarma ve hudut birliklerinin yürüttüğü çalışmalarda aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu 361 zanlı gözaltına alındı, örgüte ait çok sayıda doküman, silah ve mühimmat ele geçirildi.Gözaltına alınan şüphelilerden 50'si tutuklandı. Zanlılardan bazıları sınır dışı edildi, bazılarının ise adli işlemleri sürüyor.Ocak ayındaki bazı operasyonlarİstanbul'da farklı tarihlerde terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlarda aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu 25 şüpheli gözaltına alındı.Başkentte Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Ankara Bölge Başkanlığı ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, DEAŞ'a yönelik operasyonlar kapsamında, Suriye'nin Deyrizor bölgesinde örgüt saflarında sivillere yönelik silahlı eylemler gerçekleştirdikleri tespit edilen ve Ankara'da eylem hazırlığı içerisinde olduğu belirlenen 2 şüpheliyi yakaladı.Sultanahmet ve Suruç saldırılarında kullanılan patlayıcıları temin eden terörist tutuklandıŞanlıurfa'da emniyet ve MİT'in operasyonuyla yakalanan, Sultanahmet ve Suruç saldırılarında kullanılan patlayıcıları temin eden DEAŞ'lı terörist Azzo Halaf Süleyman El Aggal tutuklandı.Terörist El Aggal'ın, DEAŞ'ın Suruç ve Sultanahmet'teki terör saldırıları gibi birçok canlı bombalı eylemin planlayıcısı 'Abu Bera' kod adlı Mahir El Aggal ile faaliyet gösterdiği belirlendi.Süleyman El Aggal'ın, Mahir El Aggal'ın planlayıcıları arasında olduğu 12 Ocak 2016'da 10 Alman vatandaşının hayatını kaybettiği ve 14'ü yabancı uyruklu 16 kişinin yaralandığı İstanbul Sultanahmet Meydanı'ndaki canlı bomba saldırısı ile 20 Temmuz 2015'te 33 kişinin öldüğü, 86 kişinin yaralandığı Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde düzenlenen canlı bomba saldırısında kullanılan malzemeleri temin ettiği saptandı.Ankara'da istihbarat ve terör birimlerinin ortak operasyonuyla Irak'taki çatışma bölgelerinde bulunan ve bombalı araç hazırlığı gibi eylemlere yardım ettiği belirlenen terör örgütü DEAŞ üyesi terörist, saklandığı evde yakalandı.İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'e üye olmaktan işlem görürken geri gönderme merkezinden kaçarak, sahte pasaportla yurt dışına gitmeye çalışan Kırgızistan uyruklu Bunyod M, İstanbul Havalimanında gözaltına alındı.Balıkesir merkezli 58 ilde terör örgütü DEAŞ ile irtibatlı oldukları ve örgüte finans sağladıkları iddia edilen 126 şüpheli yakalandı.Gaziantep merkezli 15 ilde terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda, haklarında yakalama kararı verilen 37 şüpheli gözaltına alındı. Ankara, Kırşehir, Van, Kayseri, Gaziantep, Sakarya, Mersin'de terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlarda, aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu 168 şüpheli yakalandı. Kilis'teki Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Alsancak Hudut Karakolu sorumluluk sahasında, Suriye'den Türkiye'ye girmeye çalışan DEAŞ üyesi A.R.S. gözaltına alındı. Kırmızı bültenle aranan Özbekistan uyruklu DEAŞ'lı terörist tutuklandı.PKK-DEAŞ iş birliği gün yüzüne çıktıYunanistan sınırını lastik botla geçmeye çalışırken yakalanan 3 kişiden aralarında eski Ergani DBP ilçe başkanının da bulunduğu 2'sinin PKK, birinin ise DEAŞ üyesi olduğu tespit edildi. Şüphelilerden 2'si tutuklandı, diğeri ise yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Yetkililer, söz konusu operasyonla geçmişte PKK elebaşlarından 'Cemal' kod adlı Murat Karayılan'ın 'DEAŞ ile iş birliği yapılması' yönünde örgüt mensuplarına verdiği talimatın Edirne'de düzenlenen operasyonla gün yüzüne çıktığını vurguladı.Yargılama süreçleriOcak ayı içerisinde gözaltına alınan 361 DEAŞ zanlısından 50'si tutuklandı.Adana'da, terör örgütü DEAŞ soruşturması kapsamında Suriye uyruklu şüpheli hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.Ankara'da bombalı eylem hazırlığında olan DEAŞ'lılar hakkındaki soruşturma tamamlandı. 3'ü Irak, biri Mısır vatandaşı DEAŞ mensubu 4 kişinin 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.Kırşehir'de, terör örgütü DEAŞ üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan Irak uyruklu 5 sanığa, 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi. Bursa'nın İnegöl ilçesinde bombalı eylem hazırlığındayken yakalanan ve polise yönelik saldırı planladığını itiraf eden DEAŞ'lı terörist hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 43 yıla kadar hapis cezası istendi.
Senegalliler, Kovid-19 Aşısının Dağıtımında Afrika'nın İkinci Plana Atıldığını Düşünüyor
DAKAR (AA) - FATMA ESMA ARSLAN - Batılı ülkeler yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede kitlesel aşı kampanyasına başlarken, Senegal'de halk, aşılara ulaşma konusunda Afrika kıtasının ayırımcılığa uğradığını ve ikinci plana atıldığını söylüyor.Milyonlarca doz Kovid-19 aşısı alan ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde kitlesel aşılama kampanyaları ocak ayı itibarıyla başlasa da vaka sayısı 3 milyonu geçen Afrika'da yalnızca Şeyseller ve Morityus kitlesel aşılama için adım atabildi.Salgının başından bu yana 641 kişinin öldüğü Senegal'de ise halk aşıların dağıtımı konusunda adaletsizlik yaşandığını, fakir ülkelerin kaderine terk edildiğini düşünüyor. AA muhabiri, başkent Dakar'da çeşitli meslek gruplarından Senegallilere, Kovid-19 aşısı ve kitlesel aşı kampanyaları hakkında görüşlerini sordu.Emlakçılık yapan 49 yaşında Muhammed Gning, Kovid-19 aşısının Senegal'e gelmesi durumunda hiç düşünmeden aşı olacağını söyledi.Gning, Avrupa ülkelerinde aşı kampanyalarının çoktan başladığına dikkati çekerek 'Aşıların dağıtımı konusundaki adaletsizlik gerçekten utanç verici. Avrupa ülkelerinde kitlesel aşılamaya başlanırken salgına karşı daha savunmasız olan Afrika ülkelerinin elinde hiçbir şey yok. Bu bile hala geleceğimizin sömürgeci güçlerin insafında olduğunu gösteriyor.' dedi.'İnsanlığın geri kalanı umurlarında bile değil'Finans sektöründe çalışan iş adamı 55 yaşındaki Roger İbrahim Gueye de aşı dağıtımında yaşanan adaletsizliğe şaşırmadığını dile getirdi.Gueye, 'Zenginler kendi dediklerini yaptırıyor. İnsanlığın geri kalanı umurlarında bile değil. Bu her zaman böyle oldu. AIDS salgınında da aynısını yaşadık. Üstelik orada durum daha da kötüydü. Tüm dünya tedaviye ulaşırken biz 15 yıl bekledik. Dolayısıyla zenginlerin diktası hep böyleydi.' değerlendirmesinde bulundu. Kameraman Desire Mane de 'Avrupalı, Amerikalı fark etmez hepimiz bu salgında aynı gemideyiz. Zengin ülkeler aşı alabiliyor ama Afrika ülkeleri ne yapsın? Afrika ülkelerinin aşı almaya gücü yetmiyor. Buna çözüm bulunmalı.' diye konuştu. Bakkal işleten Mamadou Aliou Diallo da Afrikalıların bu tarz durumlarda daima haksızlığa uğradığına dikkati çekerek 'Salgında ya da başka hastalıklarda durum hep böyleydi. Afrika daima ikinci sırada yer aldı. Batılılar kendi halklarını aşılarken biz Afrikalıların böyle ortada kalması gerçekten üzücü.' ifadesini kullandı. 'Aşının bulunduğunu duyunca sevinmiştim ama yanılmışım'Sokak satıcısı 56 yaşındaki Maman Oulimata Ndiaye de Kovid-19 vakalarının Afrika'ya Avrupalılar tarafından getirildiğini söyleyerek Senegal'de virüse ilk kez bir Fransız vatandaşında rastlandığını anımsattı.Ndiaye, 'Bu salgınla mücadele edecek imkanımız yok. Aşı bulunmuş ama şu an sadece zengin ülkeler yararlanıyor. Burada ne ilaç ne aşı var. Bu normal mi?' diye sordu. Geçimini balık satarak sağlayan 53 yaşındaki Seynabou Ndiaye de salgının getirdiği ekonomik yüklerden bıktıklarının altını çizerek 'Aşının bulunduğunu duyunca sevinmiştim ama yanılmışım. Sadece zengin ve güçlü ülkeler halklarını aşılayabilir. Peki biz ne olacağız? Bizi düşünen yok.' dedi. Yaklaşık 15 milyon nüfuslu ülkede salgının başından bu yana 27 bin kişi virüse yakalandı. Aralık 2020 itibarıyla artan vakalar nedeniyle 5 Ocak'tan 20 Şubat'a kadar başkentin de içinde bulunduğu Dakar ve Thies bölgelerinde 21.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı.Senegal'de 28 Ocak'ta da Kovid-19'un İngiltere'de görülen türüne rastlanmıştı.
Vakıfbank'ın Katar Şubesinin Faaliyete Geçişine İzin
İSTANBUL (AA) - VakıfBank'ın Katar şubesinin faaliyete geçmesine Katar Finans Merkezi Düzenleyici Otoritesi (QFCRA) tarafından izin verildiği bildirildi.VakıfBank'ın Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yer alan açıklamasında, VakıfBank'ın Katar şubesi için bankacılık lisansı alındığının bildirildiği hatırlatıldı. Açıklamada, QFCRA tarafından şubenin faaliyete geçmesine dün itibarıyla izin verildiği belirtildi.
Garanti Bbva, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Türkiye Ortalamasının Üzerinde Skor Elde Etti
İSTANBUL (AA) - Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yürüttüğü şirket içi politikalar, müşterilerine ve topluma sağladığı katkılar ve çalışmalarla 5'inci kez Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi'ne giren Garanti BBVA, Türkiye ortalamasının üzerinde skor elde etti.Bankadan yapılan açıklamaya göre, Garanti BBVA, kadınların sosyal ve ekonomik anlamda güçlenmeleri, karar alma mekanizmalarındaki rolünün artması, hem profesyonel hayatta hem de toplum içinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması için hayata geçirdiği uygulamalarıyla 2017 yılından beri endekste yer alıyor. Aynı zamanda bu endekse Türkiye'den girmeye hak kazanan ilk şirket olan Garanti BBVA, sürdürdüğü başarısıyla da finans sektöründe öncü rol üstleniyor.Endekste değerlendirilen kriterler arasında liderlik ve yetenek konularında kadına özel uygulamalar, ücrette cinsiyete dayalı eşitlik, çocuk sahibi çalışanlar için hayata geçirilen uygulamalar, kadın girişimcilere yönelik çalışmalar, ayrımcılık politikası ve şiddeti önleme çalışmaları bulunuyor. 2016 yılında finans sektörüyle başlayan Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi'nde bu yıl 11 sektörden 380 şirket yer alırken, Garanti BBVA'nın bünyesinde bulunduğu BBVA da toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çalışmalarıyla geçen yıla göre skorunu artırdı.'Ortalamanın çok üstünde bir skorla 5'inci kez yer almanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz'Açıklamada konuya ilişkin görüşlerine yer verilen Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, 'Garanti BBVA olarak, toplumsal kalkınma ve toplumsal cinsiyet eşitliği için iş dünyasına örnek teşkil eden prestijli bir platformda üst üste ve de ortalamanın çok üstünde bir skorla 5'inci kez yer almanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl ülkemizden sadece 5 şirket endekse girebilirken Garanti BBVA, Türkiye ortalamasının üzerinde bir skor elde etti. Bu durum bizi daha da motive ediyor.' ifadelerini kullandı.Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık oluşturmak ve bunu pozitif bir sosyal etkiye dönüştürmek hedefiyle uzun yıllardır çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini bildiren Baştuğ, şunları kaydetti:'Kadınların iş yaşamında aktif yer alması ve gerek üretici gerekse profesyonel çalışan kimlikleriyle ülke ekonomisindeki rollerinin artması için ortaya koyduğumuz çabaların bu düzeye gelmiş olması bizi yüreklendiriyor. Kadın ve erkek çalışanlarımızı her türlü insan kaynakları sürecinde cinsiyet ayrımı yapmaksızın değerlendiriyor ve tamamen performansa dayalı bir terfi ve ücretlendirme politikası uyguluyoruz. Bu kapsamda son bir yılda üst yönetimdeki görev değişiklikleriyle kadın yönetici oranımızı yüzde 20'den yüzde 40'a çıkardık. İnsan haklarına tam saygılı bir çalışma ortamı yaratmak hedefiyle kadınlara yönelik ayrımcılığın her türlüsünü kesin olarak yasaklıyoruz. Bu konudaki yaklaşımımızı 'Etik İlkelerimiz ve İnsan Hakları' beyanımızda yayınlıyoruz. Ayrıca 'Cinsel Taciz ve Ayrımcılığı Önleme Politikamız' ile ayrımcılığın ve tacizin herhangi bir türüne kesinlikle tolerans göstermediğimizi her vesileyle vurguluyoruz. Bu kapsamda, kadın-erkek maaş oranları, doğum izni sonrasında işten ayrılma sayısı, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında düzenli olarak takip ettiğimiz ve tüm paydaşlarımızla, halka açık bir şekilde raporladığımız pek çok konu var. Bu uygulamalarla Bankamız bünyesinde çalışan kadınların oranı yüzde 56'ya ulaştı.'Baştuğ , 2021'de çeşitlilik çalışmaları kapsamında çalışanların yöneteceği gruplar kuracaklarını belirterek, 'Bu gruplar bünyesinde annelik, babalık gibi farklı alanlarda hem ihtiyaçları daha net anlamamız kolaylaşacak hem de çalışanlarımızı alacağımız karar süreçlerine dahil edeceğiz. Kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitlik adına yaptığımız çalışmalarla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizdeki ve dünyadaki kurumlara örnek olmayı amaçlıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Ataşehir'de İnşaat İşçileri Arasında Meydan Kavgası
İstanbul Ataşehir İstanbul Finans Merkezi şantiyesinde çalışan işçiler arasında anlaşmazlıktan dolayı çıkan kavgada, yumruklar konuştu. Kavgada 5 inşaat işçisi yaralandı. İnşaatta çalışan çok sayıda kişinin işine son verilirken, polis olayla ilgili soruşturma başlattı.