onedio
Uzaylılar Hakkında Sıkıntı Yaratan 7 Konu
Yıllardır gelip gidiyorlar, uçuyorlar, insan kaçırıp çip takıyorlar, peki ne faydalarını gördük? Bir selam vermişlikleri mi var? Merhaba deyip, bir çayımızı içmişlikleri mi var? Nedir bu uzaylıların derdi, uçup uçup gidiyorlar, görünüp kayboluyorlar. Nedir sıkıntıları, nedir problemleri, ne istiyorlar? Nereden buluyor bu uzaylılar biz mutsuzken gülünecek şeyleri ?
İsviçre'de "Altın" Referandumu Yapılıyor
İsviçreliler, Merkez Bankası'nın altın rezervlerini tüm rezervlerinin yüzde 20 seviyesinde tutmasını içeren teklif, bugün referandumda oylanıyor.'İsviçre altınımızı biriktir' sloganıyla düzenlenen referandumda halk 'evet' oyu kullanırsa Merkez Bankası, rezervlerinin en az yüzde 20'sini altın olarak tutmakla yükümlü olacak.Son anketlere göre, 'evet' oyu vereceğini söyleyenler bir ay öncesine nazaran 6 puan düşerek yüzde 38'de kaldı.Ankette 'hayır' cevabı verenler yüzde 39'dan yüzde 47'ye çıktı. Teklifin kabul edilmesi için kararsızların neredeyse tamamının 'evet' demesi gerekiyor. Bu nedenle teklifin reddedilmesi bekleniyor.Teklifin referandumda kabul edilmesi durumunda Merkez Bankası, beş yıl içinde piyasadan yaklaşık bin 600 ton altın satın almak zorunda kalacak. Dünya genelinde bir senede üretilen altın miktarının yaklaşık 2 bin 700 ton olduğu düşünülürse İsviçre'nin piyasadan beş yılda bin 600 ton altın almasının altın fiyatlarında büyük artışa yol açacağı tahmin ediliyor. Merkez Bankası'nın altın rezervi şu anda yüzde 6-7 seviyelerinde bulunuyor.Halk Partisi tarafından sunulan teklife hükümet, Merkez Bankası ve birçok siyasi parti karşı çıkıyor. Maliye Bakanı Eveline Widmer-Schlumpf, Merkez Bankası'nın bin 40 tonla gereğinden fazla altını olduğunu ve teklifi destekleyenlerin istikrarsız ve riskli bir metal olan altını olduğundan daha önemli gösterdiğini söylemişti.Yarınki referandumda altın rezervleri dışında ülkeye göçün sınırlanması ve İsviçre'deki zengin yabancıların daha fazla vergi vermesine yönelik teklif de oylanacak. İsviçrelilerin bu iki teklif için de daha çok 'hayır' oyu kullanması bekleniyor.İstatistiklere göre, İsviçre'nin nüfusu 8,2 milyon ve 2 milyonu İsviçre vatandaşı değil. Yılda 80 binden fazla Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke vatandaşı İsviçre'ye göç ediyor. İsviçreli çevreciler, ülkeye göçmen girişinin yılda 16 bin kişiyle sınırlandırılmasını teklif etmişti. İsviçre halkı, teklifin kabul edilmesi halinde AB ile ilişkilerin olumsuz etkilenmesinden çekiniyor.Üçüncü teklifte ise hedefte ülkedeki zengin yabancılar var. Bu teklifle zengin yabancılara uygulanan vergi oranının artırılması isteniyor. Teklif kabul edilirse gelir ve mal varlığına göre vergilendirme yapılacak.AA
Konu Komşuya Nispet Yapmak İçin 10 Alternatif Altın Günü Yemeği
Şu an 20-30 yaş arasında olan herkes kendini bildi bileli bu topraklarda altın günü yapıldı. Mezdeke eşliğinde evde dans eden kadınlar, ortalama bir Anadolu şehrinin her yerinden duyulabilecek kahkahalar ve hanımların mutfakta ortaya koydukları şov, altın günlerinin olmazsa olmazlarıydı.Özellikle üniversite öğrencilerinin sınavda birbirinden yüksek alma çabası ya da işyerinde patronun gözüne girmek için bütün geceyi şirkette geçiren çalışan hırsı gibi kadınların da mutfakta harikalar yaratma çabası vardı. Kısırlar, sarmalar, poğaçalar havada uçuşurdu.Ancak menü neredeyse hep aynıydı. Yaratıcılığını konuşturmak isteyen ev sahibi en fazla profiterol yapardı.Ta ki bugüne kadar.Toplanın hanımlar, konu komşu kıskandıracak altın günü ikramları ve altın günü yemekleri önerilerimizden oluşan altın günü menüsü var.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde Mutlaka Görülmesi Gereken 14 Tarihi Eser
Anadolu medeniyetleri müzesin'de, Anadolu'nun her yerinden farklı zaman ve kültürlere ait eserler sergilenmektedir. Yontma Taş Devri’nden (….- M.Ö. 8000) başlayarak, Cilalı Taş (M.Ö. 8000-5500), Bakır-Taş Çağı( M.Ö. 5500-3000), Maden Çağı (M.Ö. 3000-1950), Asur Ticaret kolonileri, Hitit, Frig, Urartu ve Geç Hitit dönemine ilişkin bulgular Müze’de sergileniyor. Daha önce hazırladığım ''İstanbul'da görülmesi gereken 10 arkeolojik eser'' başlıklı galeride olduğu gibi amacım insanlarda merak duygusu uyandırmak ve müzelerimize ilgiyi arttırmaktır. Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sizler için seçtiğim eserlerden bazıları şunlardır;
Bağış ve Bayraktar'ın Dikkat Çeken Servet Artışı
Mali uzmanların yaptığı inceleme sonucu eski bakanlar Erdoğan Bayraktar ve Egemen Bağış’ın mal varlıklarında önemli bir artış olduğu saptandı. Hürriyet'in haberine göre; Erdoğan Bayraktar ile ailesine ait inşaat şirketi 3 yılda 3.3 kat büyüyerek 17.5 milyon liradan 58.2 milyon liralık aktif büyüklüğe ulaştı. Egemen Bağış ile eşi Beyhan Bağış, 8 taşınmaz ile 513 bin lira, 24 bin 300 dolar ve 192 bin liralık altın-mücevherata sahip. Ancak Bağışların şirket ortağı A.A.’nın hesabında dikkat çekici artışlar tespit edildi. Eski bakanların mal beyanları ve banka hesap hareketleri üzerinden yapılan servet analizleri şöyle:İNŞAAT ŞİRKETİ 3 YILDA TAM 3.3 KAT BÜYÜDÜBakanlık yaptığı süre zarfında; kendisi ve eşinin banka hesaplarında dikkat çekici nitelikte bir artış olmadı. Veraset yolu ile intikal edenler hariç olmak üzere toplam 2 adet taşınmaz satın aldı. 30 Nisan 2013’te kendi adına 405 bin liraya satın alınan taşınmazın, şirketine borç olarak verdiği 487 bin 547 liranın tahsili ile karşılandığı, 2011’de eşi adına 830 bin liraya satın alınan taşınmazın da 2009’da 720 bin liraya satın alınan taşınmazın 13 Nisan 2011’de 825 bin liraya satılması ile iktisap edildiği tespit edildi.AİLE ŞİRKETİKendisi, eşi ve çocuklarının ortağı olduğu Bayraktar İnşaat ve Taahhüt Ltd. Şirketi’nin aktif büyüklüğü 2010’da 17.5 milyon lira ( bakan olmadan önce) iken 2011’de 27.1 milyon lira; 2012’de 35.4 milyon lira; 2013’de ise 58.2 milyon lira oldu.BÜYÜK PAY EMİNE BAYRAKTAR’INBayraktar İnşaat ve Taahhüt Limited Şirketi’nin en büyük ortağı Emine Bayraktar. Erdoğan Bayraktar’ın eşi Emine Bayraktar’ın şirketteki payı yüzde 58. Diğer ortaklar Ahmet Hamdi Bayraktar, Rahmi Bayraktar, Abdullah Oğuz Bayraktar, Muhammed Oktay Bayraktar, Sema Mandev Bayraktar ve Erdoğan Bayraktar’ın şirkette yüzde 7’lik hisse payı bulunuyor. Bayraktar İnşaaat ve Taahhüt Ltd. Şti’nin sermayesi ise 25 milyon lira.BABA VE ÇOCUKLARA 5 KONUTErdoğan Bayraktar ve çocukları Abdullah Oğuz Bayraktar, Rahmi Bayraktar, Ahmet Hamdi Bayraktar ve Muhammed Oktay Bayraktar, 30 Nisan 2013-10 Aralık 2013 tarihleri arasında İstanbul Üsküdar ilçesinde kayıtlı ada, pafta ve parsel numaraları aynı olan 5 adet taşınmazı toplam 3 milyon 38 bin 50 TL’ye satın aldılar.KADIKÖY’DE TAŞINMAZBayraktar İnşaat ve Taahhüt Ltd. Şirketi’nin 25 Ekim 2013’te 42 milyon liraya taşınmaz satın aldı. Rahmi Bayraktar’ın 25 Ekim 2013 tarihinde ortağı olduğu Bayraktar İnşaat Şirketi’ne 11 milyon 570 bin lira, şirketin çalışanlarının ortak hesabına ise 4 milyon 830 bin lira havale yapıldı. Gelir İdaresi Başkanlığı’na periyodik olarak bankalardan gönderilen havale ve EFT bilgilerinde, taşınmazı satan kişilerden sadece 1 kişiye 4 milyon 830 bin lira para transferi yapıldı, bunun dışında bir transfere rastlanmadı.AÇIKLAMA GEREKTİREN PARA HAREKETLERİUzmanları hazırladığı analizde, şu unsurlara dikkat çekildi: 2010 ve 2011’de toplam tutarı 1 milyon 500 bin TL olan 3 adet taşınmazın finansmanı ve ödeme şekli. (nakit veya banka transferi) Egemen Bağış’ın eşinin annesinden kalan altın ve mücevheratın hangi tarihte edinildiği. 20 Mart 2013’te Z.G.A’ya ödenen 415 bin lira. Ortağı olduğu BNB Şirketi’nin 16 Temmuz 2013’te 1 milyon 526 bin TL karşılığında alınan yaklaşık 787 bin doların mahiyeti. Eşinin ortağı olduğu Dekorname Dekorasyon Şirketi’nin 28 Mayıs 2013’te Egemen Bağış’ın ortağı olduğu BNB Şirketi’ne yaptığı 500 bin lira para transferinin mahiyeti. A.A. adlı şahsın kim olduğu ve ilişkileri.TAŞINMAZA DEĞERİNİN ALTINDA BEYAN13 Ekim 2010’da Dikmen Vadisi/ Ankara adresinde kayıtlı taşınmazın tapu harç matrahı 500 bin lira. 2011 Ağustos ayında Konur Sokak Kavaklıdere/ Ankara adresinde kayıtlı taşınmazın yüzde 50 hissesini 500 bin liraya satın aldı. 29 Ekim 2011 tarihinde İstinye Mah. Sarıyer/ İstanbul’daki taşınmazı 500 bin liraya eşi adına satın aldı.8 TAŞINMAZ11 Temmuz 2011 tarihli mal bildiriminde değeri 665 bin dolar beyan edilen Ankara Teras Evleri’ndeki taşınmazı 20 Mart 2013’te tapu harç matrahı 415 bin liraya sattı. Konu ile ilgili hesabına 425 bin lira havale yapıldı. Havalenin 415 bin lirası bir gün sonra Z.G.A.’ya nakit olarak ödendi. Halihazırda kendisi ve eşi adına toplam 8 taşınmaz var. Eşi adına 2006’da iktisap edilen ve 11 Temmuz 2011 mal bildirimde, değeri 230 bin lira beyan edilen Bursa Osmangazi’deki kayıtlı taşınmaz 10 Haziran 2013’te tapu harç matrahı 65 bin liraya satıldı.ANNEDEN MİRAS6 Haziran 2010 tarihli mal bildirimlerinde altın ve mücevherat varlıkları 55 bin lira, 11 Temmuz 2011 tarihli mal bildiriminde 75 bin lira, 18 Kasım 2013 ve 24 Ocak 2014 tarihli mal bildirimlerinde ise 267 bin lira beyan edildi. 142 bin liralık artışın, eşinin annesinden kalan altın ve mücevherattan kaynaklandığını beyan etti.BAKANLIK DÖNEMİNDE ARTIŞ6 Nisan 2010 tarihli mal bildiriminde banka, hisse senedi ve fon varlığının toplam tutarının 202 bin dolar, 19 bin lira, 800 Euro olduğu, 24 Ocak 2014’e kadar banka TL hesabı 513 bin lira, banka, hisse senedi ve fon hesabı 11 bin 700 dolar, Euro hesabı 12 bin 650 Euro arttı. TL hesabındaki artışın 415 bin lirası taşınmaz satımından kaynaklandı. 6 Nisan 2010 ila 28 Kasım 2013 arasında borç ödemeleri dahil 1 milyon 25 bin lira ve 260 bin dolar para çıkışı olduğu, mevcut banka, hisse senedi ve fon varlığının 513 bin lira, 24 bin 300 dolar, altın ve mücevherat varlığının 192 bin lira arttığı tespit edildi.ŞİRKET HAREKETLERİEşi ile birlikte 30 Ocak 2009’da kurduğu BNB Hazır Giyim Tekstil Tic. Ltd. Şirketi’nin kuruluşundan beri yüzde 5 paya sahip. Eşi, şirketteki yüzde 95 hissesini 30 Ekim 2012’de A.A. adlı ortağına devretti. BNB Hazır Giyim Şirketi, 16 Temmuz 2013 tarihinde 1 milyon 526 bin 809 lira tutarında 787 bin 217 dolar satın alınma işlemi ile eşinin yüzde 99 paya sahip olduğu Dekorname Dekorasyon Şirketi’ne 27 Mayıs 2013’te 500 bin lira havale etti. Adı geçen şirketlerin diğer ortağı A.A.’nın hesaplarında 1 Ocak 2013 tarihinden sonra dikkat çekici nitelikte artışlar oldu.ALTIN ARTIŞINDAN 70 BİN LİRA3.5 yıldaki 70 bin liralık artış ise altın fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandı.Taraf
Reklam
Real Madrid ve Platini Arasında 'Altın Top' Gerginliği
UEFA Başkanı Michel Platini'nin FIFA Altın Top Ödülü'nü Alman bir futbolcunun kazanması gerektiğine ilişkin ifadelerine tepki gösterildi.FIFA Altın Top Ödülü'nü kimin kazanacağı, bu yıl da polemik konusu oldu. UEFA Başkanı Michel Platini'nin, ödülün son FIFA Dünya Şampiyonu Almanya'da forma giyen oyunculardan birisine verilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları, Real Madrid cephesinde tepkilere yol açtı.Kulüpten yapılan açıklamada, UEFA Başkanı Platini'nin futbol dünyasındaki konumu nedeniyle tarafsızlığını koruması gerektiği ve Altın Top Ödülü'nü kazanacak futbolculara ilişkin tercihini açıklamasının 'şaşırtıcı' olduğu ifade edildi.Ödülün kişisel başarıya göre verildiği vurgulanan açıklamada, 'Altın Top Ödülü'nün prestijini sürdürmesi için katılımcıların seçiminde sadece profesyonel futbolcuların bireysel başarılarını hesaba katması gerektiğine inanıyoruz' değerlendirmesinde bulunuldu.İspanyol kulübü, takımın yıldız oyuncusu Cristiano Ronaldo'nun ödülü kazanması gerektiğini öne sürerek, 'Şüphesiz Ronaldo'nun bireysel olarak en iyi sezonunu geçirdiğine inanıyoruz. Şampiyonlar Ligi'nde kupaya ulaşmasının ve Altın Ayakkabı Ödülü'nü kazanmasının yanı sıra La Liga, Şampiyonlar Ligi ve Kral Kupası'nın en golcü futbolcusu oldu. Bu sezon ise 2 gol atarak takımına Avrupa Süper Kupası'nı kazandırdı ve ayrıca La Liga'da 12 hafta içinde 20 gol attı. Çok başarılı bir dönemden geçen Ronaldo, hiç olmadığı kadar Altın Top Ödülü'ne layıktır' ifadeleri kullanıldı.'Altın Top'u' kimin kazanacağı sorusu, İspanya'da geçen yıl yine polemik konusu olmuş, ödülü alamaması halinde Cristiano Ronaldo'nun törene bile gitmeyeceği öne sürülmüştü. Barcelona'nın yıldızı Lionel Messi, Altın Top Ödülü'nü 2009 ile 2012 yılları arasında üst üste 4 kez kazanırken, Ronaldo ise 2008 ve 2013 yıllarında ödüle layık görülmüştü.Maraton
Reklam
İstanbul Modern'de 'Norveç Film Günleri'
İstanbul Modern Sinema, Norveç Büyükelçiliği işbirliğiyle, Norveç sinemasının festivallerde övgü ve ödüller toplayan son dönem filmlerini bir araya getirdi. Programda öne çıkan filmler arasında; bu yılki İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” ödülünü kazanan “Körlük”, yine bu yılın Berlinale’sinde Altın Ayı için yarışan “Buz, Kar ve İntikam” yer alıyor.
Nuri Bilge Ceylan'dan 'Bakmak' Üzerine
Altın Palmiye ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2003'ten bu yana çektiği fotoğrafları, Dirimart Galeri'de sergiliyor. 'Bakmak Üzerine' adlı sergi, fotoğraflara konu olan öznelerin izleyicilere bakışlarına odaklanıyorNişantaşı'nda bulunan Dirimart Galeri, Altın Palmiyeli yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın, küratörlüğü Heinz Peter Schwerfel tarafından üstlenilen sergisini ağırlıyor. İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger'in aynı adlı kitabına göndermeyle 'Bakmak Üzerine' adını alan sergi, ağırlıklı olarak Ceylan'ın 2003'ten bu yana çektiği fotoğraflarından oluşuyor. Büyük boyutlu dokuz fotoğrafın yer aldığı serginin önceki akşam gerçekleşen açılışında konuştuğumuz küratör Heinz Peter Schwerfel, 'Bu sergideki fotoğraflar, bakmak teması üzerine seçildi. Sergideki fotoğraflarda yer alan özneler direkt olarak, çarpıcı biçimde, izleyiciye bakıyor. Burada 'bakmak' kelimesini iki farklı şekilde kullandık, özneler izleyiciye izleyiciler de öznelere bakıyor. Bu seçkide insanlara odaklanmak ve bakmak üzerine bir oyun oynamak istedim. İlk başlarda insanların bakışından çok etkilenmiştim. Çok güçlü bir şekilde size bakıyorlar. İnsanlardaki bu duyguyu yakalamak manzara fotoğraflarına göre çok daha zor bir iş. Bir başka açıdan da bu fotoğrafların August Sander'ı bana hatırlatan bir yönü var. Sander, yüzyılın başlarında güncel insanları çekti ama bu insanlar tarih sahnelerinden fırlamış gibi görünüyordu. Nuri Bilge Ceylan'ın fotoğraflarını gördüğümde hemen aklıma bu geldi ve onun da çok hoşuna gitti bu bağlantı. Böylece seçkiyi bunun üstüne kurduk,' diyor. Küratör Schwerfel, Nuri Bilge Ceylan'ın sineması ve fotoğrafları arasındaki bağı da şöyle özetliyor: 'Hem sinemasında hem de fotoğraflarında zamansızlık hakim. Ne zaman çekildiğinin önemi yok, filmlerinde de bu zamansızlık önemli. İkincisi filmlerinde insan ruhunun farklı yönlerine farklı katmanlarına ve belirsizliğe odaklanıyor. Örneğin, 'Kış Uykusu' filminde üç saat boyunca izlediğiniz adamı aslında o kadar da anlamadığınızı anlıyorsunuz sonunda. Fotoğraflarındaki karakterleri de böyle belirsizlik içinde ve anlaşılması zor.'Nuri Bilge Ceylan için katalog metnini kaleme alan güncel sanatçı Shirin Neshat, metinde, 'İster tek bir kare fotoğrafıyla ister filmlerinden biriyle Nuri Bilge Ceylan, izleyicisini son derece yoğun bir şekilde duygulandırabilen anlatılar yaratma yeteneğine sahip bir sanatçı,' diyor. Sergi 23 Aralık'a dek Dirimart'ta görülebilir.FİSUN YALÇINKAYA | Milliyet Sanat
"Altın Top'u Arda'ya Verirdim"
Atletico Madrid kulübünün başkanı Enrique Cerezo, İspanyol Cope radyosuna yaptığı açıklamada, Arda Turan'ı övdü.Cerezo, UEFA Başkanı Michel Platini'nin 'Ben Altın Top Ödülü'nü bir Alman futbolcuya veririm' sözünün hatırlatılması üzerine 'Elimde olsa ben, Altın Top Ödülü'nü Atletico Madridli bir futbolcuya veririm. Örneğin Arda veya Godin' şeklinde konuştu.Olympiakos'un İspanyol teknik direktörü Michel'in 'Arda ve Koke'yi Olympiakos'a götürmek için her şeyi yaparım' sözlerine de karşılık veren Cerezo, 'Arda, Koke ve Godin'in bulundukları yerden memnun olduklarına inanıyorum. Atletico Madrid büyük bir takıma sahip ve gerek Kral Kupası ve La Liga gerekse Şampiyonlar Ligi'nde çok iyi bir sezon geçirmeyi umuyoruz' açıklamasında bulundu.Ligtv
Reklam
Mimarlar Odası Ankara Şubesi: 'Ak Saray'da Havuz, Spa, Hamam ve Jakuzilerin Metrekare Maliyeti 3 Bin Euro'
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ak Saray'da sinema salonu, şömine, SPA ve buhar banyolarının olduğunu belirttilerMimarlar Odası Ankara Şube yöneticileri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın 'Lüks' olduğunu söyleyerek, 'Kapitalizmin fıtratı kaçak sarayı gizleyemedi' ifadelerini kullandılar.Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın 'Lüks' olduğunu söyleyen Mimarlar, 'Cumhurbaşkanlığı konutu, sinema salonundan, şöminelerden, buhar banyoları, SPA'lar ve havuza kadar lüks bir mimari yapı' dedi.'OĞLUNUN GEMİSİ İÇİN DE GEMİCİK DENİLMİŞTİ BU DA SARAYCIK ANLAŞILAN'Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan , 'Cumhurbaşkanlığı konutun 15-20 odalı olduğunu söylüyor. Bu gerçek değil. Saraycığın toplam inşaat alanı 15 bin metrekare civarında. Oğlunun gemisi içinde gemicik denilmişti. Bu da saraycık anlaşılan. Kaçak saray konutunun metrekaresi 250 odaya denk. Metrekare açısından bırakın 15-20 odayı oldukça farklı işlevlerde mekanların bulunduğu gelen bilgiler arasında. İçinde havuz, sinema salonu, spalar, buhar odaları, hamamlar, jakuzi gibi özel banyoları bulunmakta.Yine tarafımıza iletilen bilgilere göre duvarları, tavanları varaklı süslemeli ve pirinç kaplama. Varak süsleme Osmanlı saraylarında sıkça kullanılmıştı. Kaçak saraycığın varakları altın olabilir mi? Bilemiyoruz. Odalarda şömineler olduğu söyleniyor. Halkın yoksul olduğu emeklilere ve memurlara yüzde 3 zammın yapıldığı ortamda böyle bir lüks millete ait değil. Millet böyle bir lüks içinde yaşamıyor. Bu durum dönemin yöneticilerinin lüks düşkünü olduğunun tescillenmesi, kamu kaynaklarının israf edilmesidir' ifadelerini kullandı.Candan, konutta bulunan havuzun mekanik aksamının maliyetinin 75 bin Euro civarında olduğunu söyleyerek, 'Gelen bilgiler arasında, konutta bulunan havuz birimi 400 metrekare. Yani 100 metrekarelik bir havuzdan bahsediliyor, Havuzun sadece mekanik aksamının 75 bin Euro olduğunu söyleyebiliriz. Hamam, spa ve buhar odaları ve jakuzilerin birim metrekare maliyeti 3000 Euro' dedi.Candan, 'Saraycık'ın toplam inşaat alanı yaklaşık 15 bin metrekaredir. 15-20 Odacık değil, bir saraycık var karşımızda. 15 bin metrekarenin proje maketleri ve görsellerden hesapladığınızda 2 bin metrekaresinin açık teras olduğunu görüyoruz. 2 bin metrekare terastan Atatürk Orman Çiftliği'ne ve Atatürk'ün evine yukardan bakacak konutun toplam maliyeti 1,5 trilyondur. Tamamen lüks bir israfla karşı karşıyayız. Madem milletin sarayı, o zaman açıklayın projeleri görelim lüks mü değil mi, 15 20 odamı 15 bin metrekare lüks yapımı? Bu kadar da olmaz el insaf' diye konuştu.T24
Yapım Yılı 2013 Ve Sonrası Olan 10 Harikulade Film
KONUSU: Geçim sıkıntısı çeken insanların yaşadığı bir balıkçı köyünde fabrika kurulması için için tek şart köyde yaşamayı kabul eden  bir doktordur. Aranan doktor bulunduğunda ise komedi başlayacaktır.Yapım                 :2013 - KanadaTür                       :KomediSüre:                    :115 Dak.Yönetmen           :Don McKellarOyuncular           :Taylor Kitsch ,  Brendan Gleeson ,  Liane Balaban , Gordon Pinsent ,  Michael Therriault
Dünyada Yaşamın Olmadığı Bir Yer Var mı?
Şili’nin kuzeyindeki Atakama Çölü’nde hiçbir canlı yaşam mümkün değil gibi görünüyor. Dünyanın en kuru yerlerinden biri olan bu çölün bazı bölgelerinde 50 yıl boyunca bir tek damla yağmur düşmediği oluyor.Fakat burada bile yaşam var. Endolit adı verilen mikroorganizmalar kayalardaki gözeneklerin içine yerleşip buradaki nemden yararlanarak yaşama tutunuyor. Uzmanlar, endolitlerin, artıklarından beslenen diğer organizmalara da bu şekilde yaşam olanağı sunduğunu belirtiyor.Mikroorganizmalar dört milyar yıldır varlığını sürdürüyor. En aşırı koşullara bile uyum sağlayacak kadar uzun bir zaman yani. Peki dünyada hiçbir canlı yaşamın olmadığı ortamlar var mı?122 derecede yaşamBu sorunun yanıtını ararken bakılacak ilk yer aşırı sıcak ortamlar olabilir.Hipertermofil adı verilen organizmalar sıcağa dayanıklılığıyla biliniyor. Bu organizmalar aktif yanardağların bulunduğu bölgelerdeki denizlerin derinliklerinde, sıcak su sızıntılarının olduğu hidrotermal baca ağızlarında yaşıyor ve 122 santigrat derece ısıya dayanabiliyorlar.Araştırmacılar 150 dereceyi teorik üst sınır olarak görüyor. Bu sıcaklıkta artık proteinler parçalanıyor, yaşamın devamını sağlayan kimyasal tepkimeler olanaksız hale geliyor. Yani mikroorganizmalar hidrotermal baca ağızlarının kenarlarında yaşayabiliyor ama sıcaklığın 464 dereceye ulaştığı bacaların içinde yaşamaları olanaksız. Aynı şey karadaki yanardağlar açısından da geçerli. Uzmanlar, yaşamın sürdürülmesi bakımından sıcaklığın en belirleyici parametre olduğuna inanıyor.3 km derinlikte yaşamYüksek basınç bu bakımdan daha az sorun teşkil ediyor gibi görünüyor. Yani yerin ne kadar altına kadar yaşamın inebileceği sorunu, basınçtan ziyade ısıyla ilgili bir sorun. Dünyanın merkezinin 6000 derece olduğu düşünülüyor. Bu sıcaklıkta yaşamın olması mümkün değil.Fakat basınç olarak hangi derinliğe kadar yaşamın devam edebileceği henüz bilinmiyor. Güney Afrika’da bir altın madeninde yerin 3,2 kilometre derinliklerindeDesulforudis audaxviator adı verilen bir mikroorganizmanın yaşadığı tespit edildi. Yeryüzüyle teması muhtemelen milyonlarca yıl önce kesilmiş olan bu canlılar, radyoaktif çürüme yoluyla kayalardan besinlerini emerek yaşamını sürdürüyor.-20 derecede yaşamSıcaklık bakımından diğer aşırı uçta, yani buzlu ortamlarda da bazı canlıların yaşadığı biliniyor. Psychrobacteradı verilen bakteriler Sibirya’da donmuş topraklarda ve Antarktika’daki buzul çamurlarında -10 dereceye kadar soğukta yaşayabiliyor. Kısa bir süre önce de Antarktika’daki buzulların altındaki bir gölde canlı hücrelere rastlandı.Yine aynı bölgede -20 derecede aşırı tuz içeren bir gölde de yaşam izleri görüldü. Yaşamını sürdürebilmek için bu mikroorganizmalar özel protein yapıları ve hücrelerinde donmayı önleyen moleküller geliştirerek bu ortamlara adapte olmuşlar. Uzmanlar, yeryüzünde yaşam ilk ortaya çıktığından beri dünya birçok kez buzul döneme girdiği için bu ortamlarda yaşamla karşılaşmayı sürpriz olarak görmüyor.Radyasyonlu ortamda yaşamRadyasyonlu ortamlarda da canlılara rastlamak mümkün. Örneğin Çernobil’deki nükleer santralin patlaması sonucu yayılan radyoaktif sızıntı ortamında ve radyoaktif atıkların bulunduğu konteynerlerde bile mikroorganizmalara rastlanıyor.Deinococcus radiodurans adı verilen bu canlılar 15000 gray radyasyona dayanabiliyor. 5 gray radyasyon insanda ölümle sonuçlanıyor.Bizim ölümcül kimyasal maddeler içeren ortamlar olarak gördüğümüz koşullar bazı canlılar için ideal yaşam alanları olabiliyor. Bazı organizmalar arsenik, cıva gibi ağır metallere bağlı yaşarken bazıları da siyanürü tercih ediyor. Rusya’nın Kamçatka bölgesindeki kaplıcalarda bazı mikroorganizmaların insan için zehirli olan kükürt ve karbon monoksite bağlı yaşadığı görüldü.İstisnalar var mı?Ancak bazı istisnalar da olabilir. Antarktika’daki Don Juan Gölü dünyanın en tuzlu ortamı. Tuz oranı yüzde 40’ları buluyor. Araştırmacılar burada buldukları mikrobik yaşam belirtilerinin gölde mi oluştuğunu yoksa başka yerlerden rüzgârla mı taşındığından emin değil. Yani burada aktif yaşamın varlığı henüz kanıtlanmış değil.Şimdilik canlı yaşamın kesinlikle olmadığı bilinen ortamlar, aşırı sıcak ve steril laboratuvar ortamları. Umulmadık ortamlarda yeni organizmalar keşfedilmeye, canlı yaşamın görüldüğü sınırlar genişlemeye devam ediyor. Bu sınırların nerede sona ereceği henüz bilinmiyor.Buradan şu sonuca varmak mümkün: Canlı organizmalar her ortama uyum sağlayabiliyor.Fizikist
Reklam
Film ve Dizilerin İkon Haline Gelmiş 47 Objesi
Şu sıralar IMDb'nin bir etkinliğiyle fantastik ve bilimkurgunun ikonik objeleri belirleniyor. Buradan esinlenerek ve bunu her türe yayıp genişleterek bu ikonik objeleri listeledim. Özellikle minimalist afişlerde sıkça kullanılırlar ve filmlerin/dizilerin hayranları bu objelerin takılarını ve oyuncaklarını almak için birbirleriyle yarışırlar.Yerli yapımlara çok yer verememe nedeni görsel bulma sıkıntısıydı. İlk 3 haricinde sıralamayı fazla önemsemeyelim.
Reklam
FIFA Yılın Kaleci Adaylarını Açıkladı
FIFA ile Uluslararası Profesyonel Futbolcular Birliği (FIFPro) tarafından belirlenen 'yılın 11'i' için 5 kaleciden oluşan aday liste açıklandı.FIFA'nın yaptığı açıklamada, yılın 11'ine seçilecek kaleci için beş kişiye indirilen adaylar arasında, geçen yıl ödülü kazanan Almanya'nın Bayern Münih ekibinin kalecisi Manuel Neuer, ödülü 2008-2012 yıllarında 5 yıl üst üste kazanan İspanya'nın Real Madrid takımı file bekçisi Iker Casillas ile ödülü 2006 ve 2007 yıllarında kazanan ve ödülün ilk kez verilmeye başlandığı 2005 yılından bu yana FIFA yılın 11'i aday listelerinde kendisine yer bulan İtalya'nın Juventus takımının kalesini koruyan Gianluigi Buffon da yer aldı.Yılın en iyi ilk 11'i, İsviçre'nin Zürih kentinde 12 Ocak 2015'te yapılacak FIFA Altın Top Gala Töreni'nde açıklanacak. Galada ayrıca, kadınlar ve erkeklerde yılın en iyi futbolcularının yanı sıra,FIFA Yılın En İyi 11'ine aday 5 kaleciden oluşan liste şöyleManuel Neuer - Almanya (Bayern Münih)Claudio Bravo - Şili (Barcelona)Thibaut Courtois - Belçika (Chelsea)Iker Casillas - İspanya (Real Madrid)Gianluigi Buffon - İtalya (Juventus)Şampiy10
500 Ton Siyanürlü Atık Dereye mi Karıştı?
Bergama Ovacık Altın madeninin eski Genel Müdürü Hayri Öğüt'ün şoförlüğünü ve korumalığını yapan eski maden çalışanı Ersan Var, madenin ikinci atık barajına siyanürlü çamur taşıyan borunun patlaması üzerine tonlarca siyanürlü atığın dereye boşaldığını ileri sürdü.Bergama’da yıllardır dile getirilen felaket gerçek mi oldu? Bu iddia doğru ise felaket kapıda!Özer Akdemir'in Evrensel'de yer alan haberine göre, yıllardır tüm karşı çıkışa rağmen siyanürle altın üretimi yapılan Bergama Ovacık Altın Madeninde siyanür kazası olduğu ileri sürüldü. Evrensel'i arayan madenin eski Genel Müdürü Hayri Öğüt'ün şoförlüğünü ve korumalığını yapan eski maden çalışanı Ersan Var, madenin ikinci atık barajına siyanürlü çamur taşıyan borunun patlaması üzerine tonlarca siyanürlü atığın dereye boşaldığını ileri sürdü.ŞİRKETTEN YANIT ALAMADIKİddiaya dair görüşünü almak üzere aradığımız şirket yetkililerinden konuyla ilgili açıklama alamadık.'YILLARIN İHMALİ'Kazanın Narlıca köyü yakınlarında, madenin ağır iş makinelerinin giriş çıkış yaptığı B kapısı civarında meydana geldiğini belirten Var, “Madenden bana bilgi verdi arkadaşlar. Cuma günü meydana gelmiş kaza ve cumartesi sabaha karşı bütün maden geçirilmiş. Bütün vardiyaları çağırmışlar. Öğütücü değirmeni de durdurmuşlar. 500 tonun üzerinde bir sıvı atık çamurunun dereye karışmış” diye konuştu. Madene karşı çıkanların yıllardır bu tehlikeye dikkat çektiğini kaydeden eski maden çalışanı “Hep bunları görmezden geldiler. Ama bir hata yılların ihmalini ortaya çıkarır. Bütün yetkili kurumlar harekete geçirilmeli. Ben Bergama belediye Başkanı Mehmet Gönenç'i de aradım. Kendisine bilgi verdim, kendisi hemen bir ekibi araştırma yapmak üzere görevlendireceğini söyledi. Bütün devlet kurumları harekete geçmeli” diye konuştu.BİLİM YILLARDIR UYARIYORDUÇokuluslu şirketler tarafından kurulan, 2004 yılından bu yana da Koza Altın şirketi tarafından işletilen Ovacık Altın madeni, Türkiye’nin ilk altın madeni özelliğini de taşıyor. Bergama Köylülerinin ve bilim insanlarının yıllarca karşı çıkmasına, eylemler yapmasına rağmen siyanürlü maden hükümetlerin desteği ve yasal düzenlemelerle çalışmaya devam ediyor. Ülkenin en üst yargı organı olan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 1997 yılında madene karşı açılan davalarda “siyanürle altın üretiminde kamu yararı yoktur” diyerek madenin çalışmasının önünü açan işlemleri iptal etmişti. Zamanın koalisyon hükümeti ise bu kararı aşmanın yollarını bularak madenin çalışmasına, yargı kararına rağmen devam etmesinin yolunu açmıştı.Altın madeninden olası bir siyanür sızıntısı bilim insanları tarafından yıllardır “felakete yol açabilecek bir risk” olarak ortaya konmuş ve bu risklere sahip madenin çalışmasına izin verilmemesi isteniyor.BERGAMA BELEDİYE BAŞKANI: BANA DA BİLGİ GELDİBergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ise 'Bana da böyle bir bilgi geldi. Bir saat kadar önce çevre mühendisi ve zabıtadan bir arkadaşı görevlendirdim. Fotoğraf falan da çekmelerini istedim' diye konuştu.Özer Akdemir | Evrensel
Londra'ya Giriş 1001
Londra ilginç bir şehirdir. Havası insanı depresyona sokmak için yeterlidir. Ancak yaşam konforu ve hayatın size sağladığı kolaylıklarda oldukça fazladır. Bu galeride birkaç tane temel olan faydalı bilgiler bulacaksanız.
"Öğretmenlerin Yüzde 69’u Mesleğini Bırakmayı Düşünüyor"
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın (Eğitim-İş) 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları, öğretmenlerin ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmada öğretmenlerin mutsuz ve borçlu olduğu, mesleğin itibarsızlaştırıldığı, yüzde 69’unun öğretmenliği bırakmayı düşündüğü saptandı.Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, bugün öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, Cumhuriyet döneminden bugüne geçen yıllar içinde sürekli gerilediğine dikkat çekerek, özellikle AK Parti iktidarı döneminde eğitim sisteminde yaşanan köklü değişikliklerin, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbenin, okul dönüşümlerinin, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama hevesinin, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesinin öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirdiğini kaydetti. Öğretmen yetiştirme sürecinin siyasallaştırılarak çökertildiği, öğretmenliğin saygınlığının da bundan büyük zarar gördüğünü dile getiren Veli Demir, son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanmasının, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulmasının, öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırdığını belirterek, 'Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.' dedi.'TOPLU SÖZLEŞMELER ÖĞRETMENİ OLUMSUZ ETKİLEDİ'Veli Demir, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana öğretmenlerin alım gücünde çok fazla bir düşüş olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu saptayarak, '2002 yılında mesleğe yeni başlayan bir öğretmen maaşı ile 24 çeyrek altın alırken, 2014 yılında sadece 14 çeyrek altın alabilmektedir. Bu hesaba göre 2002 yılından bu yana öğretmenlerin maaşlarındaki alım gücü yüzde 41,6 oranında düşmüştür. Yetkili ama etkisiz sendika, Memur-Sen ile Hükümet arasında 2014 yılında imzalanan ihanet sözleşmesi nedeniyle enflasyon farkının ödenmeyecek olması da öğretmenleri olumsuz etkilemektedir.' izahında bulundu.Eğitim-İş’in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle, 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri' adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 93’Ü MESLEĞİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİ YETERSİZ BULDUAraştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 42’sinin erkek, yüzde 58’inin ise kadın olduğu belirlenmiştir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77’sinin hiçbir sendikaya üye olmadığı, sadece yüzde 23’ünün herhangi bir sendikaya üye olduğu tespit edildi.Öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 91’i eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 84’ü gelirindeki yetersizliğin mesleki verimini düşürdüğünü belirtti.Öğretmenlerin yüzde 91’i verilen çocuk yardımının yetersiz olduğunu belirttiÖğretmenlerin yüzde 91’i ek ders ücretlerinin yetersiz olduğunu belirtti.Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını belirttiÖğretmenlerin yüzde 68’i kazandığım para ile çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamadığını, yüzde 22’si ise kısmen karşıladığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını belirtmiştir.Öğretmenlerin yüzde 86’sı öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemediğini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 85’i son on yılda alım gücünün düştüğünü belirtti.'EĞİTİM HER AŞAMASINDA PARASIZ OLMALI'Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir sorunun çözümü için ise yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:'Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını,Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmalı,Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmeli,Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması yönündeki söylem ve uygulamalara son verilmeli,Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmalı,Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmeli,Okullarda ‘kölelik sistemi’ veya ‘mevsimlik işçi’ olarak adlandırılan ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli,Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmeli,Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmalı. Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz.'Cihan
Reklam