Bir Kadının Gözünde "15 Kusursuz Erkek Hareketi"
Geçen hafta erkeklerin gözünden “harika kız hareketleri”ni incelemiştik, bu hafta kameralarımızı erkeklere çeviriyor ve “kusursuz erkek” olmanın 15 altın kuralını sizlerle paylaşıyoruz. Kusursuz erkek ne yapar, buyurun size tüyolar.
5 Adımda İş Planı Hazırlamak
İş planı her girişim ve girişimcinin ihtiyacı olan, kritik bir araçtır. Fakat her girişimci, işletme okumadığı ve MBA yapmadığı için, iş planının ne olduğunu, profesyonel bir girişimde bulunana kadar bilmiyor olabilir. Veya eğer ilk defa bir iş planı hazırlayacaksa, “ yahu bununla kim uğraşacak, daha yapılacak tonla işimiz var ” şeklinde geçiştirme yolun gidebilir - kendimden biliyorum- , veya iş yükünden gözü korkabilir. Fakat her ne kadar birçok şirket sahibi ve girişimci iş planının uzun olması gerektiğini düşünse de, genelde taze bir girişim (startup) için tek sayfalık bir iş planı, başlangıçta duyacağınız tüm ihtiyaçları kapsar ve işe koyulmak için yeterince organize olmanızı sağlar. Planı tek sayfalık yazıyorsunuz diye, bu, öğrendikçe ve koşullar değiştikçe onu modifiye edemeyeceğiniz ya da ekleme yapamayacağınız anlamına gelmiyor elbette. Hatta eklemenizi tavsiye edebilirim. Örneğin girişiminiz büyüyorsa ve daha fazla sermayeye ihtiyaç duymaya başladıysa, bunu mutlaka planınıza eklemelisiniz. Bu gibi örneklerle de “kervanı yolda düzmeye” devam edebilirsiniz. Unutmayın ki, en kötü iş planı, hiç yazmadığınızdır. “Onu da araştırayım, bunu da test edeyim” diyerek yapacağınız başlangıcı geciktirmeyin. Tek sayfalık iş planınızı oluşturmak için 5 kolay adımı aşağıda sıraladık, umarız işinize yarar : 1. İşe vizyon ile başlayın. Planı, sonunu düşünerek başlatın. Projenizin nereye gitmesini istediğinizi düşünün ve öncelikli olarak bu öngörülere odaklanın. Bu, planınızın genel havasını oluşturacaktır. Projenizi büyütmek ve sonunda onu satmak mı istiyorsunuz? Ya da şirketinizin mirasınız olmasını ve ömrünüzün sonuna kadar adınızla anılmasını mı istiyorsunuz? Nihai hedefiniz için vizyonunuz nedir? Aklınızda sonunda ne olacağı sorusuyla başlamak önemlidir. Vizyonunuz bu nihai hedefi iyi özetlemeli ve tanımlamalıdır. Bakmayın siz o , “sonunu düşünen kahraman olamaz” diyenlere! 2. Hedef tanımı oluşturun. Vizyonunuzun ne olduğunu siz elbette biliyorsunuz. Fakat o vizyonu gerçekleştirmek için neler yapacağınızı, başkaları için de tanımlamanız gerekiyor. Ve bunların ulaşılabilir, özet tanımlamalar olması gerekiyor. Bu tanımlar yapacaklarınızı o kadar belirgin ifade etmeli ki, iş modelinizi değiştirmedikçe, burada söylenenlerden başka birşey yapmıyor olmasınız – tabi ki kendinizle çelişmemek adına. Çünkü bu tanımlar, ekibinizin ve hatta varsa çalışanlarınızın göreceği ve inanacağı bir manifesto olmalı. 1 hafta sonra “aslında şunu da yapmak için buradayız arkadaşlar” derseniz, hem inandırıcılığınızı kaybedersiniz, hem de uygulamada sorun yaşarsınız. 3. Hedef listesi yapın. Hedeflerinizi maddeler halinde sıralanmış, ulaşılması gereken proje çıktıları olarak değerlendirin. Bir satış hedefiniz mi var? “Kendi pazarımın en az %10′una hakim olacağım”. Ya da belki ücretli abone edinme hedefi olabilir : “2. çeyrekte abone sayısını %30 arttıracağım” Bu hedeflerin hepsinde deadline (mühlet) olmasına dikkat edin. Çünkü bunlar, projenin büyümesi için belirli bir zaman içinde gerçekleştirilmesi gereken küçük hedeflerdir. Ama merak etmeyin, dip toplamda yekün tutar! 4. Stratejilerinizi belirleyin. Stratejileriniz, hedeflerinizi nasıl gerçekleştireceğinizi belirler. Pazarlama planınız var mı? Pazarınızda müşteriler kim? Rakipler? Peki ya satış stratejiniz? Zamanınızın çoğunu araştırma geliştirmeye mi harcayacaksınız? Tüm bu soruları kapsayan, genel bir duruş fikriniz var mı? İşte tüm bunları üstünkörü de olsa belirlemeniz gerekiyor. Özellikle, pazarın durumunu çok iyi bilmeniz ve müşterinizi ÇOK İYİ tanıyor olmanız gerekiyor. 5. Hareket planı oluşturun. Bir hedefiniz var, ve izleyeceğiniz stratejide karar kıldınız, peki kağıda yazdığınız tüm bu havalı şeylerden sonra, elinizde somut birşey var mı? Cevap tabi ki hayır. Bu aşamada ihtiyacınız olan, uygulanabilir ve somut adımları belirlemektir. Kısa süreli veya günlük olması gereken bu adımlar, nihai hedefinize hizmet etmeli ve vizyonunuza uygun olmalıdır. Örneğin, yıl sonuna kadar projenizin abone sayısını 5000′e artırmak istiyorsunuz. Stratejiniz de cold calling (rehberden rastgele telefon numaralarını arayarak yapılan satış) yapmak olsun. Bu durumda günlük uygulanabilir hareket planınız, günde 10 arama yapmak olabilir. Hatta zaten 10 arama yapıyorsanız, hedefinize daha layık olduğunu düşünüp 10+2 arama yapabilirsiniz. Küçük bir hesap yapalım Haftasonları çalışmadığınız takdirde her gün fazladan 2 arama, haftada 10, senede yaklaşık 500 fazladan arama anlamına gelir. Müşteri edinme (conversion) oranınız %50 olsa, nihayetinde fazladan 250 abone anlamına gelir servisiniz için. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir ama unutmayın, dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, her bir plan ve stratejinizin, nihai hedefinize ve vizyonunuza hizmet etmesini sağlamaktır. İş planı hazırlamak, zaman zaman biraz meşakkatli bir iş olabilir, yine de haddinden fazla karmaşık olması gerekmiyor. Süreci yukarıda belirttiğimiz maddelerle basitleştirebilir ve hemen şu anda iş planınızı yazmaya başlayabilirsiniz. Ya da illa, ben daha detaylı şeylerden bahsedeceğim, yok mu bunun daha iyisi diyorsanız, aşağıdaki Washington State University’nin hazırladığı infografikten de faydalanabilirsiniz : Hala; “zor iş, hazırlayamam ben” diyorsanız, sizi şöyle alalım :
The Sopranos Hakkında Bilmeniz Gereken 20 Gerçek
Öncelikle bilmeniz gereken şey, şimdiye kadar yapılmış en iyi televizyon dizisi olduğu gerçeğidir. Breaking Bad, OZ, sadece peygamberlerdir. Ama Sopranos tanrıdır. Sopranos'un yeryüzüne gönderdiği kutsal metinlerde ''bir dizi gerçek yaşantınızın içerisine nasıl girebilir?, onu en iyi yapan şey nedir? David Decesare bu kadar güzel dizi yapmayı nereden öğrendi '' gibi soruların cevabı rahatlıkla bulunabilir.  En kaba haliyle Sopranos, İtalyan asıllı Amerikalı bir sülalenin New Jersey'deki yaşantısını, suç, drama, insan ilişkileri, aile gibi kavramlarla mükemmel harmanlayan, pul biber Scorsese'den karabiber Godfather'dan inceler taşıyan nefis bir italyan mantısıdır. Zamanın milenyumunun en iyi hediyesi. Dizilerin kültürel fenomenidir. Şimdi. Biraz daha yakından bakalım.
Fondaki Detay Tartışma Yarattı
17 Aralık operasyonunda bakan çocukları kadar Ebru Gündeş'in eşi Reza Zarrab da çok konuşulmuştu. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, AB Bakanı Egemen Bağış ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile kurduğu iş ilişkileri ve rüşvet iddiaları yolsuzluk ve rüşvet soruşturması iddianamesine girmişti. Önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veren Zarrab ardından hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber ekranlarına çıktı. Yapılan görüşme için hazırlanan çekim alanındaki ayrıntı dikkat çekti. Zarrab'ın arkasında yer alan Türk Bayrağı sosyal medyada tartışma konusu oldu. #RezaCumhurbaşkanıOlsun başlığıyla çok sayıda tepki mesajı geldi. Reza Zarrab'ın programda yaptığı açıklamalarının satır başları: Ben bu sezon Trabzonspor'un resmi sponsoruyum. Sponsor olarak Trabzon'daki fotoda nerde oturmalıydım? Altın ihracatıyla ekonomiye, çok önemli katkım oldu. Ben engellendim. İran'da tutuklanan Zencani'yi tanımıyorum, yapılanlar tamamen algı operasyonudur. Kara para aklamadım! Altın ticaretimin hepsinin belgesi var. Uçaktaki altınları satmamı istediler. haberartibir.com.tr
Eski Sevgiliden Gelmiş / Er Geç Gelecek 17 Leş Mesaj
O leş mesaj illa ki eski sevgiliden gelmiş ya da gelecektir. Tabii eğer onun küçük dünyasında yarım kalmış bir şeyler varsa.. Hoş, her eski sevgiliden gelen mesaj rahatsız etmez, ama o bir tane 'zırtoların zırtosu' vardır ya... O ne yazsa batacaktır. Cevap atsanız dert,atmasanız da 'bana hala sinirli, demek hala hisleri var bana karşı,beni hala takıyoo loloolooo' diye tribe girebilir.
Reklam
Türkiye'nin En Prestijli Teknolojik İş Fikri Yarışması Yeni Fikirler Yeni İşler 1.5 Milyon TL Ödül Veriyor!
ODTÜ ve ODTÜ Teknokent tarafından bu yıl 10’uncusu organize edilen, lider girişimcilik yarışmasıYeni Fikirler Yeni İşler’in 2014 dönemi kayıtları başladı. Genç nesillere girişimciliği ve inovasyonu aşılamayı hedefleyen Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin “İş Bulan Değil, İş Kuran Mezun” yaklaşımı benimsenerek organize ediliyor. Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması, yenilikçi ve teknoloji tabanlı iş fikri olan öğrencilerin ve mezunların fikirlerini hayata geçirmeleri için uygun ortamı sağlıyor, başarılı iş adamları olmaları yolunda destekler veriyor. Yarışmaya tüm üniversitelerin tüm bölümlerinde lisans/yüksek lisans/doktora öğrencisi veya mezunu(mezuniyetin üzerinden 5 yılı geçmemiş olması kaydıyla) olan herkes katılabiliyor. Yarışmaya katılanlar derecelerine göre aşağıdaki maddi ödüllere sahip olacaklar… ELGİNKAN Vakfı Büyük Ödülü   100.000 TLSAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARLIĞI  Büyük Ödülü 100.000 TL BİLİŞİM KATEGORİSİ Büyük Ödülü 100.000 TLOSTİM Özel Ödülü  25.000 TLTEB Özel Ödülü 25.000 TLASELSAN Özel Ödülü 25.000 TL Doğrudan maddi ödüllerin dışında yarışmacılar için birçok farklı destek sunuluyor… Kuluçkalık Amerika Kampı Fikri Mülkiyet Hakları Koruması İş Planı ve Girişimcilik Eğitimleri Mentorluklar Hukuki ve Teknolojik Danışmanlıklar Yatırımcı Buluşmaları Tüm bu hizmetler ile birlikte Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması’nda maddi değeri toplam 1,5 Milyon TLbüyüklüğüne ulaşan destekler sunuluyor. Yarışma hakkında daha detaylı bilgi için www.yfyi.com adresini ziyaret edebilir, başvurularınızı 28 Nisan 2014 tarihine kadar başvuru sayfasından yapabilirsiniz.
Mustang, New York'un Tepesine Çıktı
Özellikle erkeklerin rüyası olan Ford Mustang , Ford Falcon modelinden esinlenerek ilk kez bundan tam 50 yıl önce hayatımıza giriş yapmıştı. yılındaki New York Fuarında görücüye çıkan bu otomobil 1964 yılında başrolünde Sean Connery'in oynadığı James Bond Goldfinger (Altın Parmak) filminde boy göstererek ün kazanmıştı. Şimdi ise bu otomobilin 50. yıldönümü . İşte Ford da bu efsane otomobilin 50. yıldönümü için oldukça özel bir organizasyon hazırladı. ABD'li otomobil devi Ford, 1965 model Mustang markasının yeni modelini New York'taki Empire State binasında sergilemeye başladı. Tam olarak altı parçaya ayrılan araç, asansörle Empire State'in 86. katına çıkartıldı ve burada tekrar montajlandı. Zaten turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden birisi olan Empire State binası, bu organizasyon ile birlikte ziyaretçi akınına uğradı. Mustang'ın 50 yıl önceki modeli ile şu anki hali arasında büyük farklılıklar bulunuyor. Sadece model değil otomobilin fiyatı ve New York'un şu anki manzarası da 50 yıl öncesine göre oldukça değişmiş durumda.Teknokulis
Reklam
Efsane Dizi Bizimkiler'in Oyuncuları Şimdi Ne Yapıyor
Bizimkiler, Türk televizyon tarihinin 1989-2002 yılları arasında 13 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan tek yerli dizisidir. Biz 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olanlar bu diziyi çok iyi biliriz. Özellikle pazar akşamlarını çekilir hale getiren en nadir programdı Bizimkiler, hemen arkasından Parliament Cinema Club'unun mükemmel filmleri gelirdi annelerin ütü yapma zamanıydı tam o sırada aile saadeti güzel bir çay partisi yanına kurabiye, poğaça gibi el işleri ile taçlandırılırdı. Dizide herkes kendinden bir şey bulurdu. Tüm karakterler rolüne cuk otururdu ve bu samimiyet bizi 13 yıl ekrana bağlayacak kadar güçlüydü. İşte o efsane dizinin çoğunun aramızdan ayrıldığı efsane oyuncuları.
World Of Tanks Xbox 360 Edition
Bu yazı daha önce Oyungezer Dergisi'nde yayınlanmıştır.**Son 20 senedir FPS’ler en popüler oyun türü. Call of Duty ’ler, Battlefield ’lar, Counter-Strike ’lar oyuncuların gönlünü ve vaktini çalmak konusunda hep başarılı oldular. Ama görünen o ki artık oyuncular zavallı birer piyade olarak savaşmaktan sıkıldı. Elbette geleceğin teknolojisi silahlar veya atlayıp gidebildiğimiz araçlarla zaman zaman güçlendik. Ama bütün bunlar eninde sonunda elinde eften püften bir tüfekle ortalıkta koşan şaşkınlar olduğumuz gerçeğini değiştirmedi. Kulağınıza saçma gelebilir, benimkine de çok akıllı bir önerme gibi gelmiyor ama World of Tanks ’ın başarısının arkasındaki en önemli sebeplerden biri bu bence. Yüz kiloluk bir askeri bırakıp yüz tonluk bir çelik canavara dönüştüğünüzde, Kalashnikov yerine 88mm bir topu ateşlediğinizde oyunun kuralları, hissiyatı ve size verdiği tatmin çok değişiyor.Elbette oyunun ücretsiz olması, parayla satın aldıklarınızın oyunda adaleti bozmaması, tank ve harita zenginliği (hem kalite hem sayı olarak), oynaması kolay uzmanlaşması zor yapısı gibi pek çok sebep var World of Tanks ’ın başarısının ardında. Sonuçta bunlar başarılı bir online oyunun anahtarı. Ama başarılı olmak ve fenomen olmak arasında hayli kalın bir çizgi var ve bence bunun ismi de 'oyunun büyüsü'. WoT için bu büyü, çeliğin farkından geliyor.Simülasyonun inceliği, çatışmanın hızıWorld of Tanks ’ın türü de ayrı bir tartışma konusu. Tanklarla giriştiğimiz bu ölüm kalım savaşının büyük kısmında tankımızı dışarıdan görüyoruz, ancak nişan alıp düşmanı vurmak için veya uzak noktaları taramak için kullanıyoruz iç görümü. Bunun sebebi tankın namlusunu kafamızı çevirir gibi hızla çeviremeyişimiz. Bu yüzden oyun sadece iç görümle oynansa, hareket etmekte ve çevremize hâkim olmakta çok zorlanacaktık. Ancak oyunda ölüm kalım savaşının düşmanı neresinden vurduğunuza bağlı olduğunu, on santim aşağı vuran bir merminin sekmek yerine düşman tankını paramparça ettiğini düşününce iç görümün oyundaki anahtar nokta olduğunu anlıyorsunuz. Oyunun bir tank simülasyonu ile hızlı bir çatışma oyunu arasında gidip geldiği yer de burası. Bu yüzden WoT ’un kendine has bir formülü olduğunu ve niş bir oyun türünü sahiplendiğini söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar Hawken ve Titanfall gibi oyunlarla birlikte yüksek tonajlı oyun sayımız artsa da WoT kendisinden birebir kopyalanmış klonlarını bir kenara koyduğunuzda halen kendine has bir oyun.(Terimlerin zorlama Türkçeleştirmeleri beni de rahatsız ediyor ama üstteki paragraftaki şu Türkçe terimler sizi rahatsız etti mi: Ölüm kalım savaşı (Deathmatch), iç görüm (First Person), çatışma (Shooter). Beni etmedi öyle devam edelim)WoT mu büyüktür, Xbox mı?World of Tanks ’ın kendine has formülü ve çeliğin büyüsü bugüne dek 80 milyon bilgisayar oyuncusunu kendine çekti. Ancak Wargaming’in tank istilasının bununla yetinmeyeceği ortada, çünkü şimdi de Xbox 360’a çıkarma yapıyorlar. Bu Wargaming için olduğu kadar oyun dünyası için de büyük bir adım. Çünkü PC tarafında son beş senedir inanılmaz bir hızla yükselen free2play oyunlar bugüne dek konsol tarafına pek dokunamamıştı. Konsollara çıkan free2play oyunlar kutulu oyunların çok gerisinde kalmıştı. Ama bu oyunların hiçbiri bir World of Tanks değildi, onun oyuncu sayısının onda birini dahi görmemişlerdi, böylesine popüler bir online oyun konsolları hiç denememişti.Abartıyor muyum? World of Tanks ’ın kayıtlı kullanıcı sayısının Xbox 360’ın ömrü hayatındaki satış sayısından fazla olduğunu düşünürsek, hayır. Muhtemelen siz bunları okurken dünya üzerinde WoT oynayan insan sayısı Xbox 360 oynayanlardan fazla. Zaten oyunun daha yeni çıkmış Xbox One yerine satacağını satmış Xbox 360’a çıkmasının sebebi de bu. Bu yüzden WoT ’un konsollarda free2play devrini başlatacak potansiyeli olduğu ortada. Ve eğer WoT çok başarılı olursa bütün free2play üreticileri (aynı bağımsız oyunlarda olduğu gibi), bir şekilde konsola da çıkmanın yolunu arayacak ve dalga dalga Xbox Live’a, PS Store’a akacaklar. Eğer başarısız olursa konsollardan soğuyup uzaklaşacaklar. Kısacası World of Tanks Xbox 360 Edition , öyle ya da böyle oyun sektörünün bu konudaki gidişatına yön verecek.Gamepad’in ucundaki tonlarca çelikPeki, oyunun Xbox 360 sürümü bu baskıyı, bu yükü kaldıracak güçte mi? Bilgisayar versiyonunu kadar iyi mi? Öncelikle şunu söyleyelim ki bu bilgisayar sürümünün Xbox’a aynen taşınmış hali değil. Wargaming’in geçen sene başında satın aldığı ve Xbox oyunları konusunda deneyimli WG Chicago stüdyosu tarafından sıfırdan hazırlanmış. Öyle ki kullandığı grafik motoru bile farklı. Ancak oyunun grafikleri, tankları, haritaları, kuralları birebir aynı. Chicago ekibi orijinal oyuna her şeyiyle sadık kalmış. Benim gördüğüm kadarıyla oyunun iki sürümü arasındaki asıl fark arayüz ve kontrollerde. Oyunu bilgisayarda yüzlerce saat oynamış biri olarak Xbox kontrolünü elime ilk aldığımda hayli afalladım. Zaten konsoldaki hiçbir iç görümlü oyunda iyi değilimdir. Ancak oyunun kontrolleri gamepad’e çok iyi geçirilmiş ve tanklara çok ani hareketler yaptıramadığınız, stratejik oynamanız gereken bir oyun olduğundan gamepad ile oynanması daha az zorluyor. Diğer çatışma oyunlarının aksine gamepad ile oynayan birinin, klavye - fare ikilisini kullanan bir oyuncuya karşı çok büyük bir dezavantaj taşımadığını bile söyleyebilirim.Oyunun bilgisayar versiyonuna göre en zayıf olduğu nokta arayüz. Hem çatışma sırasında hem de menülerde bilgisayardaki detaylı, bol bilgili ve ince arayüzün bir konsolda kullanılamayacağı ortada. Oyunun lansman etkinliğinde sohbet ettiğim baş tasarımcısı Jeff Gregg de en çok zorlandıkları ve üzerinde en çok çalıştıkları konunun arayüz olduğunu söylüyor. Bu yüzden konsolda hayatınızı kolaylaştıracak daha basit ve kullanışlı bir arayüz kullanmışlar. Bunu yaparken teknoloji ağacı da biraz daha sadeleşmiş; tankınıza tek tek parçalar takmak yerine bu parçaların gruplandığı paketleri açarak ilerliyorsunuz. Bu sayede konsol oyuncularının kolay alışıp kullanabileceği bir arayüz geliştirilmiş. Ama yine de bilgisayardaki çalışma hızından ve o detay seviyesinden çok uzak.Altınla zafer olmazWoT ’u Xbox 360’da oynamak için Live Gold üyeliğine ihtiyacınız var. Zaten aksi olsa şaşardık, Live Gold olmadan online hiçbir şey yaptırmıyor Microsoft size. Ama bunun dışında oyunun ekonomisi birebir aynı. Premium üyelik çatışmalardan daha fazla para ve deneyim kazanmanızı sağlıyor, altın ile aldığınız her şeyi oyun içi parayla da alabiliyorsunuz. Bunun tek istisnası az sayıdaki premium tanklar ama bilgisayarda olduğu gibi bunlar oyundaki en güçlü tanklar olmaktan çok uzak (cidden Löwe’ye kim para verir yahu?).Xbox 360 Edition bu ay piyasaya çıktı ve aynı bilgisayarda olduğu gibi sürekli olarak yeni güncelleştirmelerle içeriği gelişecek. Zaten şu an oyunda sadece Amerikan, Alman ve İngiliz tankları var. Aslına bakarsanız oyunun mevcut içeriğini bilgisayara çıktığı ilk günlerle kıyaslayabiliriz. Yani Xbox 360 sürümü orijinal oyunu birkaç sene geriden takip ediyor. Hızlı bir tempoyla aradaki bu farkı kapatacak mı, yoksa hep birkaç yıl geride mi kalacak bunu zaman gösterecek.Toparlarsak; World of Tanks bilgisayardaki rahatlığında ve zenginliğinde olmasa da Xbox 360’a gayet güzel uymuş. Bana şurasını da şöyle yapsalarmış dedirten bir şey olmadı (ki nadiren olur bu). Zaten bilgisayarda oynuyorsanız daha kısıtlı ve yavaş çalışan bir WoT ’un kimseye çekici gelmeyeceği ortada. Sonuçta Xbox 360 sürümünün, ayaklarınızı uzatabilmekten başka getirdiği fazla bir yenilik yok. Ama bilgisayarda oyun oynamayan Xbox 360 sahipleri için World of Tanks yepyeni bir çatışma deneyimi sunuyor ve yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyor. Xbox’ta böylesine bağımlılık yapacak bir shooter bilmiyorum ben. Halen Halo ve CoD mu oynuyordunuz? O diskleri rafa kaldırmanın vakti geldi.WOT360 KünyeTür : SavaşYapım : Wargaming ChicagoDağıtım : WargamingDahası için worldoftanksxbox360edition.com+Orijinal oyunun dinamikleri değişmemişKonsola adaptasyonu için çok uğraşılmış-PC sürümüne göre içeriği şu an çok zayıfMenüler PC’deki kadar akıcı çalışmıyorNotu : 8+Son Karar WoT bilgisayarda olduğu kadar popüler olur mu Xbox’da bunu herkes çok merak ediyor. Kesin olan Xbox’da bulabileceğiniz en iyi oyunlardan biri olduğu.
Gıda Terörü: Bu Yiyecekler Zehir Saçıyor...
Türkiye Ziraatçiler Derneği’nin araştırması ‘gıda terörü’nü açığa çıkardı. Araştırmaya göre, küflenen peynirden krem peynir, iç yağdan kıyma, soyadan sucuk, sakatattan tavuk döner yapılıyor, kaçak çay ise domuz kanıyla renklendiriliyorFehim Genç'in Milliyet'te yer alan haberine göre, Türkiye’de son dönemde gıda maddelerinde yapılan sahteciliklerde büyük bir artış görüldüğünü belirten Türkiye Ziraatçiler Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin, “Derneğimizin yaptığı araştırmanın sonuçları, Türkiye’de bir gıda terörü olduğunu gösteriyor” dedi. Gıdadaki sahteciliğin önüne geçmek için denetimin şart olduğunu vurgulayan Yetkin, şunları söyledi:“Maalesef Türkiye’de yeterli bir denetim uygulandığını söyleyebilmek mümkün değil. Türkiye’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kayıt sistemine kayıtlı yaklaşık 40 bin gıda üreten işletme bulunmaktadır. Bunu gıda ürünlerini üreten, dağıtan ve satan kayıtlı ve kayıtdışı olarak ele aldığımız zaman bu rakam yaklaşık 500 bin işyeri olmaktadır. Buna rağmen bugün itibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde 4 bin 600 gıda denetçisi, 1100 gıda mühendisi çalışmaktadır. Toplam 5 bin 700 denetim unsuru ile 500 bin işyerinin sağlıklı bir biçimde denetlenemeyeceği ve bu sayının acil olarak artırılması gerektiği açıktır.” ‘Vatandaş uyanık olsun’ Hileli gıdaların yaygın bir şekilde piyasada bulunması nedeniyle vatandaşın alışveriş yaparken bilinçli davranmasının daha büyük önem kazandığını kaydeden Yetkin, tüketicilere şu önerilerde bulundu: “Açık ortamlarda satılan ürünler satın alınmamalı. Paketlenmiş ürünlerde bilinen markalara ağırlık verilmeli. Rastgele yerler yerine, güvenilir satış noktalarından alışveriş yapılmalı. Satın alınan ürünlerin ambalajında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın üretim izninin bulunup bulunmadığına dikkat edilmeli. Ürünlerin son kullanım tarihlerine özellikle dikkat edilmeli.” Tüketici sahipsiz değil Tüketicilerin alışveriş yaparken bu hususlara dikkat etmelerinin hem kendilerinin, hem de ailelerinin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Yetkin, şunları söyledi: “Tüketiciler, şüphelendikleri konularda bilgi almak, şikayet etmek ya da ihbarda bulunmak için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kurduğu ‘174 Alo Gıda’ hattını Türkiye’nin her yerinden telefonla arayabilirler. Ayrıca alo174@tarim.gov.tr adresine e-mail gönderebilirler. Öte yandan Türkiye Ziraatçiler Derneği’ne başvurmaları halinde biz de kendilerine, yasal yollardan haklarını aramaları için yardımcı oluyoruz.”Fehim Genç | Milliyet
Reklam
Dünyaca Ünlü Keman Virtüözü İstanbul'a Geliyor!
Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği konser için tekrar Türkiye’ye geliyor. Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşarak konser biletleri aylar öncesinden tükenen, “Schindler'in Listesi” filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul’da müthiş bir konsere imza atan Itzhak Perlman’ın konser biletleri, Biletix.com üzerinden satılıyor. 20 milyon dolarlık Soil Stradivarius geri geliyor! Geçtiğimiz aylarda da Yapı Kredi sponsorluğunda İstanbul’da konser veren Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman konsere, geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yılı yapım tarihli, 300 yıllık Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman’ın kullandığı enstrümanın değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 5 ayrı dalda Grammy sahibi... En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan Perlman’ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerindefahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Schindler’in Listesi filminden de tanınan Perlman, 1945 yılında Birleşik Krallık Filistin Mandası altında bulunan Tel Aviv’de doğdu. Çocukluk yıllarında radyodan dinlediği klasik müziklerle kemana olan ilgisi başladı. İlk eğitimini Shulamit Konservatuarı’ndaveTel-Aviv MüzikAkademisi’ndeRivka Goldgart’tan aldı. Sonrasında Juilliard Okulu’nda büyük keman eğitmeni Ivan Galamian ve onun asistanı Deraothy DeLay ile çalışmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Perlman dört yaşında çocuk felci geçirmiştir.Zaman içinde iyileşerek koltuk değnekleri ileyürümeyi öğrenen Pearlman, hızlı hareket edebilmek ve otururken keman çalmak için elektrikli amigo scooter kullanıyor. 20- ve 21. yüzyılın en üstün kemancılarından biri olarak görülen Perlman, halen eşiyle birlikte New York’ta yaşıyor. 2009 yılındaki Barack Obama’nın göreve başlama merasiminde, John Williams’ın Air and Simple Gifts adlı eserinde Yo-Yo Ma (çello), Gabriela Montero (piyano) ve Anthony McGill (klarnet) ile birlikte sahne aldı. Son yıllarda, orkestra yönetmeye başlayan Perlman, Detroit Senfoni Orkestrası’nın başmisafir orkestra şefliği görevini de yürütüyor. 2002-2004 yılları arasında Saint Louis Senfoni Orkestrası’nda müzik danışmanı olarak hizmet verdikten sonra, Kasım 2007’de Westchester Senfoni Orkestrası Perlman’ın sanat yönetmenliğine ve baş orkestra şefliğine atandığını duyurdu. Bu çerçevede 11 Ekim 2008 tarihinde, Beethoven’ın 5.Piyano Konçertosu’nun çalındığı, Leon Fleisher’ın da yer aldığı Beethoven programında ilk konserini verdi. Leventritt Yarışması – Galibiyet En İyi Oda Müziği Performansı En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra ile) En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra olmadan) En İyi Klasik AlbümEn İyi Tasarlanmış Albüm, Klasik Newsweek Magazine, Perlman’ı baş makalede yayınladı A.B.D Başkanı Ronald Reagan tarafından “özgürlük madalyası” (Medal of Liberty) ile ödüllendirildi. A.B.D Başkanı Bill Clinton tarafından “sanatlar ulusal madalyası” (National Medal of Arts) ile ödüllendirildi Kennedy Merkezi Ödülleri (2003) Fahri / Onursal derecelerde Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva and Hebrew üniversiteleri tarafından ödüllendirildi. milliyet
'Pulitzer' Ödülleri Açıklandı
ABD'nin en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen ve bu yıl 98.'si verilen 'Pulitzer' ödülleri sahiplerini buldu. 'Pulitzer Gazetecilik, Edebiyat, Drama ve Müzik' ödülleri, New York'da Columbia Üniversitesi'nin Gazetecilik Okulu'nda yapılan basın toplantısında, Pulitzer ödüllerinin yöneticisi Sig Gissler tarafından açıklandı. Pulitzer'in en önemli ödülü olarak kabul edilen 'Kamu Hizmeti' dalındaki ödülü, Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) eski çalışanı Edward Snowden'in basına sızdırdığı gizli belgeleri yayımlayan Guardian US ve The Washington Post aldı. Sıcak Gelişme Haberciliği katagorisinde ise geçtiğimiz yıl Boston Maratonu'nda meydana gelen patlamayı takip eden Boston Globe çalışanları aldı. Bu yıl 4. kez 'Kamu Hizmeti' ödülü 2 gazete arasında paylaşılmış oldu. ‘Makale’ katagorisinde ise ödül verilmedi. Snowden'in sızdırdığı belgelerde ABD'nin birçok devlet başkanını dinlediği ve milyonlarca insanın e-mail bilgilerine ulaştığı ortaya çıkmıştı. Önce Guardian gazetesinde yayınlanan belgeler daha sonra Washington Post, New York Times ve Wall Street Journal'da da yayınlanmıştı. ABD hükümeti Snowden hakkında casusluk davası açmıştı. 1917 yılından bu yana verilen 'Pulitzer' ödülleri, ABD'de gazeteciliğin en seçkin ödülü olarak kabul ediliyor. Bu ödülü kazananlar, ayrıca 10 bin dolarlık para ödülünün de sahibi oluyor. Sadece gazetecilikte kamu hizmeti dalında ödül alan gazeteye altın madalya veriliyor. Gazetecilik dalında verilen ödüller şöyle: Kamu Hizmeti: Guardian US ve The Washington Post Sıcak Gelişme Haberciliği: The Boston Globe çalışanları Araştırmacı Gazetecilik: Chris Hamby of The Center for Public Integrity, Washington DC Aydınlatıcı (Açıklayıcı) Gazetecilik: EliSaslow (Washington Post) Yerel Habercilik: Will Hobson and Michael LaForgia of the Tampa Bay Times (Florida) Ulusal Habercilik: David Philipps of The Gazette, Colorado Uluslararası Habercilik: Jason Szep and Andrew R.C Marshall (Reuters) Yorum: Stephen Henderson (Detroit Free Press) Eleştiri: Inga Saffron, Philadelphia Inquirer Editöryal yazı: The Oregonian Editöryal çalışanları (Portland) Karikatür: The Charlotte Observer gazetesinden, Kevin Siers Flaş Haber Fotoğrafı: Tyler Hicks The New York Times Haber Fotoğrafı: Josh Hanner, The New York Times cihan.com.tr ORHAN AKKURT
Türk Erkeği Ve Diğer Mucizeler
Gazeteci Murat Toklucu 'nun 'Türk Erkeği ve Diğer Mucizeler, Zihinler Altında 20.000 Fersah' kitabı çıktı. Kitap, Toklucu'nun, zevk ve meraktan başladığı on yıllar öncesinin gazete kupürlerini inceleme ve toplama işini sistematiğe dökmesiyle ortaya çıkmış. İletişim Yayınlarından çıkan serinin ilk kitabı, yazarın deyişiyle 'nev-i şahsına münhasır memleket hallerini birbirine bağlayan bir zihniyet haritası' çıkarıyor ortaya. Ediştörlüğünü Tanıl Bora'nın ve oldukça güzel tasarımını Suat Aysu'nun yaptığı kitapta yer alan konu başlıkları şöyle: 'Türk erkeği efsanesi, Atatürk filmi nasıl çekilemedi?, Striptiz millî bünyeye zararlı mı?, Yeşil Yol: Yeşilay ve içki yasağı mücadelesi, Bir iletişim aracı: Belediye hoparlörü, Veliefendi hipodrom isyanları, Bir dernek macerası, 1959 il olmak isteyen ilçeler savaşı, Gerçek bir sanatçı, büyük bir dolandırıcı, İlk Türk gangsterleri, Türkiye vampirini arıyor, Türk futbol tarihinin ilk şikeli maçı, Bitli bitnikler, Altın Makas polis karakolu, İmamın karısı vakası, İstanbul'a metro müjdesi, Temel atma rekortmeni Necmettin Erbakan, Âlemlerin kralı Cüneyt Arkın, Bagajında odun taşıyan 'Türk Elvis'i, Bir milletin homofobiyle imtihanı 1: AİDS, Bir milletin homoiobiyle imtihanı 2: Bülent Ersoy, Ne acayip mafyamızdın sen İnci Baba, Futbolcuların seks hayatı bizi neden ilgilendiriyor?' Kitapta kupürlerden oluşan yazılar öyle 'ciddi' meselelere değil, daha duyulmamış küçük vakalara dair. Yazar, önsözünde gazete arşivlerinde dikkatinizi çe­kecek ilk şeylerden birinin bazı şeylerin hiç değişmemesi, yıllardır aynı konular üzerinde bıkıp usanmadan konuşulması olduğunu söyleyerek buna birkaç örnek veriyor. 'Spor sayfalarına göz atıp 1940'ların başından beri en az elli kez stadlarda yaşanan olayları önlemek için yeni kararlar açıklandığını, 60 yıl arayla açıklanan bazı karar­ların neredeyse kelimesi kelimesine aynı olduğunu ve bu kadar gürültüye rağmen bir arpa boyu yol alınamadığını görebilirsiniz. 'Ya da sözgelimi 30'lu yıllardan bugüne dek gazetelerde çıkan düğünde kaza kurşunuyla ölen in­san haberi sayısının çokluğunu görüp, bir ülke insanı­nın bu kadar zamanda düğünde havaya ateş etmemeyi öğrenememesine hayret edersiniz. '1969 yılında dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in 'Gerekirse sokağa solculardan daha fazla adam dökeriz. Onların beş bin kişi topladığı yerde biz iki yüz bin kişi toplarız' cümlesini arşivlerde okumuşsanız, 44 yıl son­ra Tayyip Erdoğan'ın sadece rakamları değiştirerek aynı cümleyi kurmasına belki şaşırmaz ama sağ iktidarların değişmeyen zihin yapısına dair ilginç bir örnek görmüş olursunuz.' Toklucu, zaman içinde bazı ilginç zihniyet değişikliklerine de dikkat çekiyor: 'Örneğin 1946'da Yeşilay yönetimi 'İçki içeceğinize mey­ve yiyin' önerisi yaptığında pek ciddiye alınmamış, sa­dece bazı köşe yazarları açıklamayla alay eden yazılar yazmıştır. Bugün ise başbakan 'Şarap içeceğinize üzüm yiyin' diyebiliyor, 70 yıl önce gülünüp geçilmiş bir söz ülkenin en önemli gündem maddesi haline gelebiliyor ve bir köşe yazarı televizyonda başbakanı 'Üzüm yeme­yin şarap için mi deseydi?' diye coşkuyla savunabiliyor. Özetle, zaman değişiyor ve dün marjinal olan bugün son derece normal hale gelebiliyor.' (NV) Murat Toklucu, 'Türk Erkeği ve Diğer Mucizeler, Zihinler Altında 20.000 Fersah', İletişim Yayınları, 242 sayfa.Bianet
Reklam
Avrasya Tüneli'nden Geçiş 4 Dolar
Ulaştırma Bakanı Elvan, Avrasya Tüp Tüneli Projesi’nde tünel açma makinasının montajının tamamlandığını ve yakında çalışmaya başlayacağını söyledi. Elvan’ın verdiğiye bilgiye göre, Haydarpaşa’dan Cankurtaran’a 3,4 km tünel açılacak, geçiş ücreti 4 dolar olacak. Avrasya Tüp Tünel Geçişi, önümüzdeki yıl devreye girmesi bekleniyor. 14.6 kilometrelik dünyanın 6’ncı büyük tüneli sayesinde Kazlıçeşme’den Göztepe’ye 15 dakikada geçilebilecek. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Marmaray Projesi’nin kardeşi olarak nitelendirilen Avrasya Tüp Tünel Projesi’nde 14 metre yüksekliğe sahip dev köstebeğin montajını tamamlandıklarını belirtti. Bakan Elvan, “Çok yakında İstanbul Boğazı’nın altını delmeye başlıyoruz” dedi. Bakan Elvan, Avrasya Tüp Tünel Projesi’nin Marmaray’ın kardeşi olacağını ancak sadece karayolu araçları için yapılacağını belirterek, “Günde 90 bin araca hizmet verecek tünel biri gidiş biri dönüş olmak üzere 2 katlı olacak” diye konuştu. Elvan, 2 milyar liranın üzerinde maliyeti bulunan projenin kazı çalışmalarında önemli ilerleme sağladıklarını belirterek, doğu yönünde kazı çalışmalarında ilerlemenin yüzde 70’in üzerinde olduğunu kaydetti. Kazlıçeşme-Göztepe arasını 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek projede, Boğaz’ın altından geçecek tünelin delme işlemlerinin başlamak üzere olduğunu belirtti. Dev köstebek Haydarpaşa Limanı’ndan Cankurtaran’a kadar olan 3.4 kilometreyi Boğaz’ın 106 metre altından kazacak. 1.500 ton ağırlığında olan ve 130 metre uzunluğundaki bu makineyi 40 metre derinlikte monte edildi, 1.5 yıldan kısa sürede kazı işlemlerini tamamlanması planlanıyor. Elvan geçişlerde alınacak ücretin KDV dahil 4 dolar olacağını açıkladı. IMC
Bahar İçin En Güzel Sarı Saç Tonları!
Güneş kendini göstermeye başladığında artık saçlarımızı yenileme vaktimiz geldiğini hissediyoruz. Yeni bir saç rengi denemek için bahar en ideal mevsim. Artık abartılı renkler, röfleler yerine saçlarda doğal görünüm tercih ediliyor. Uçlarda yapılan açık tonlamalar sanki güneşte kendiliğinden açılmış gibi hafif. İşte baharın hafifliğine uygun en güzel sarı saç tonları!
Reklam
Kaliteli Demokrasi, Güçlü Hukuk Devleti Olmayınca, Ekonomi De Küme Düştü
IMF’YE GÖRE TÜRKİYE 17. SIRADAN 19. SIRAYA İNECEKCHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, kaliteli demokrasi, güçlü bir hukuk devleti olmayınca ekonominin de güçlü olmadığını, refah ve gerçek bir büyüme yaratılamadığına işaret ederek, 'Türkiye Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyada ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsa demokrasi kalitesini arttırmamız ve tam manasıyla bir hukuk devleti olmamız lazım.Bu zihniyetle devam edersek değil en büyük 10 ekonomiden biri olmayı, G20’nin bile dışında kalmakla karşı karşıya kalacağız' dedi.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yaparak şunları kaydetti:Kaliteli demokrasi, güçlü bir hukuk devleti olmayınca ekonomi de güçlü olmuyor, refah ve gerçek bir büyüme yaratmıyor.Türkiye Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyada ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsa demokrasi kalitesini arttırmamız ve tam manasıyla bir hukuk devleti olmamız lazım.Bu zihniyetle devam edersek değil en büyük 10 ekonomiden biri olmayı, G20’nin bile dışında kalmakla karşı karşıya kalacağız.IMF’ye göre Türkiye, 2013 yılında GSYH büyüklüğüne göre ülke sıralamasında 17’nciliğini korurken, bu yıl Hollanda ve Suudi Arabistan’a da geçilerek 19’unculuğa düşecek.Türkiye 2014’te, dünyanın önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerini kapsayan  G20 ’de en alt sınıra doğru iniyor.  Büyük ekonomi sıralaması GSYH büyüklüğüne göre yapılırken, bir ülkenin asıl kalkınmışlığı ve refah seviyesini kişi başına GSYH’si gösteriyor.Kişi başına GSYH’ye göre yapılan sıralamada ise 2013’te bir basamak düşerek 65’inci olan Türkiye’nin bu yıl 2 basamak daha düşerek 67’nciliğe ineceği tahmin ediliyor.Türkiye, kişi başına GSYH’a göre sıralamada 2000 yılında dünya ülkeleri içinde dünyada 63’üncü sıradaydı. 2002 sonundan bu yana işbaşında olan AKP döneminde anlatılan “hızlı büyüme” masallarına rağmen Türkiye, 2000 yılındaki sırasının hala çok altında.Türkiye’nin kişi başına milli gelirde ise çok altlardaki sırasının giderek daha da aşağılara inmesi dünya ile karşılaştırmada kalkınmışlık ve refah düzeyinin giderek gerilediğini gösteriyor.2014’te öngörülen kişi başına GSYH’ye göre Türkiye, sadece Lüksemburg, Norveç, İsviçre, İsveç, Danimarka, Almanya, Fransa, ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin değil; İsrail, Umman, Bahreyn, Lübnan gibi Ortadoğu, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Estonya, Litvanya, Macaristan, Hırvatistan gibi eski Doğu Bloku ülkelerinin de altında kalıyor. Uruguay, Şili gibi Orta Amerika ülkeleri ve eski Sovyet ülkesi Kazakistan’ın kişi başına milli geliri Türkiye’den daha yüksek. Gabon, Panama, Venezuela, Palau, Barbados ve Şeyseller bile kişi başına gelirde Türkiye’nin önünde…IMF’ye göre Türkiye 2014 yılında 19’uncu sıraya düşecekBüyük ülke, itibarlı ülke, güçlü ülke olmanın yolu kaliteli demokrasiden geçiyor. Türkiye bugün Türkiye insani gelişmişlik sıralamasında 187 ülke arasında 90’ıncı sırada, basın özgürlüğü sıralamasında 179 ülke arasında 154’üncü, cinsiyet eşitliği bakımından 134 ülke arasında 120’inci sırada yer alıyor. Türkiye dünyada “hibrid rejim” ya da “yarı demokrasi” olarak geçiyor.Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmazsa, güçlü bir ülke ve kaliteli bir demokrasi de olmuyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından son açıklanan verilere göre 2002 yılında cumhuriyet savcılarının soruşturma evresinde bir dosyayı görme süresi 212 günken, bugün bu süre 363 gün.  2002 yılında Cumhuriyet Savcıları 2.953.000 dosyayı soruştururken, 2012 yılında 6.285.000 dosyayı soruşturmuş, soruşturulan her 2 dosyanın sadece 1’inde kamu davası açılmasına karar verilmiş. 2002 yılında Ceza Mahkemelerinde bir dava ortalama 232 gün sürerken bu süre 2011 yılında 291 güne çıkmış, 2012 yılında 229 güne inmiş. Yani 10 yılda 4 gün ilerleme sağlanmış. Hukuk mahkemelerinde de aynı trend devam ediyor. 2002 yılında bir dosya 174 günde görülürken 2012 yılında 232 günde görülmüş. 2002 yılında Yargıtay Ceza Daireleri ve Genel Kurulu’nda 244.000 dosya varken bu sayı 2012 yılında 770.000’e çıkmış. Bir dosyanın ortalama görülme süresi 2 kattan fazla artmış. 2002 yılında bir dosya 138 günde görülürken, 2012 yılında 306 günde görülüyor. Bu veriler de gösteriyor ki, Türkiye’de hukuk işlemiyor, yargı hızlı, adil ve bağımsız karar alamıyor.Türkiye Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyada ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsa, demokrasi kalitesini arttırmamız ve tam manasıyla bir hukuk devleti olmamız lazım. Eğer bir ülkede hukukun üstünlüğü olmazsa, yargı bağımsızlığı olmazsa, kuvvetler ayrılığı çalışmazsa, kaliteli ve gerçek demokrasi olmuyor. Kaliteli demokrasi, güçlü bir hukuk devleti olmayınca ekonomi de güçlü olmuyor, refah ve gerçek bir büyüme yaratmıyor.Gelir dağılımı adaletli olmayınca, kişi başına düşen gelir artmayınca, refah ve kalkınma bireye yayılmazsa da gerçek manada büyüme olmuyor İnsan hakları standartı yüksek olmayınca, ekonomi de güçlü olmuyor. Hukuk yoksa, demokrasi yoksa, güçlü ekonomi yoksa, o ülke itibarlı ve güçlü ülke de olmuyor. Bu nedenle de Türkiye sıralamalardaki yerini kaybediyor. Bu zihniyetle devam edersek, değil en büyük 10 ekonomiden biri olmayı G20’nin bile dışında kalmakla karşı karşıya kalacağız.IMF’ye göre Türkiye, 2013 yılında GSYH büyüklüğüne göre ülke sıralamasında 17’nciliğini korurken, bu yıl Hollanda ve Suudi Arabistan’a da geçilerek 19’unculuğa düşecek . Kişi başına GSYH’ye göre yapılan sıralamada ise geçen yıl bir basamak düşerek 65’inci olan Türkiye’nin bu yıl 2 basamak daha düşerek 67’nciliğe ineceği tahmin ediliyor.2000 yılında Türkiye dünyanın en büyük 18’inci ekonomisiydi.Cari fiyatlarla dolar cinsinden GSYH tutarına göre yapılan değerlendirmeye göre 2000 yılında Türkiye dünyanın 18’inci büyük ekonomisi konumunda bulunuyordu. Bülent Ecevit hükümetinin ABD’nin Irak operasyonuna destek vermemesi üzerine, yapılan manipülasyonla ani sıcak para çıkışı yoluyla ağır bir ekonomik kriz yaşatılan 2001 yılındaki hızlı küçülmeyle Türkiye büyük ekonomi sıralamasında 22’nciliğe düştü. İzleyen yıllarda yeniden büyümeye geçen Türkiye 2002’de 21’inci, 2003’te 18’inci, 2004’te 17’nciliğe yükseldi ve izleyen altı yılda bu sırayı korudu. Türkiye, 2011’de ise Endonezya’nın yükselişi sonucu 18’inciliğe indikten sonra 2012’de ise Hollanda’nın bir basamak düşmesi ile tekrar 17’nci oldu. 2013’te de bu sırayı koruyan Türkiye’nin bu yıl ise 2 basamak birden düşerek 19’unculuğa ineceği tahmin ediliyor.Üstelik IMF, Türkiye’nin 2013 yılı GSYH’sını 827.2 milyar dolar olarak öngörürken, TÜİK’in geçtiğimiz günlerde açıkladığı tutar 820 milyar dolarla bunun da altında kaldı. 2014 yılı için de hükümetin açıkladığı OVP’de yer alan 867 milyar dolarlık hedefe karşılık IMF tahmini bu yıl için 767.1 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.2013’te sıralama fazla değişmedi…IMF’nin 8 Nisan itibariyle güncellediği veri tabanına göre 2013 yılında milli gelirde ilk 7 ülkenin sırası değişmedi. ABD 16 trilyon 780 milyar dolarla birinciliğini korurken, Çin 9 trilyon 181 milyar dolarla ikinci,  Japonya 4 trilyon 902 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri 3 trilyon 636 milyar dolarla Almanya, 2 trilyon 737 milyar dolarla Fransa, 2 trilyon 536 milyar dolarla İngiltere, 2 trilyon 243 milyar dolarla Brezilya izledi. Rusya 2 trilyon 118 milyarla bir basamak yükselip 8’inci olurken, İtalya 2 trilyon 71 milyar dolarla 9’unculuğa düştü. 1 trilyon 871 milyar dolarlık milli gelire sahip Hindistan’ın 10’uncu sıradaki yeri değişmedi.Sırasıyla Kanada, Avustralya, İspanya, Meksika, Güney Kore, Endonezya, Türkiye, Hollanda ve Suudi Arabistan dolar cinsinden GSYH’ye göre ilk 20 ülke arasında yer aldı.Suudi Arabistan ve Hollanda 2014’te Türkiye’yi solluyor…Tahminlere göre 2014 yılında, 17 trilyon 528 milyar dolarla ABD en büyük ekonomi olmaya devam ederken, ikinci sıradaki Çin’in GSYH’si 10 trilyon doları aşacak, üçüncü sıradaki Japonya’nın milli geliri de 4 trilyon 846 milyar dolara yükselecek.IMF projeksiyonlarına göre 2014 yılında da ilk 20 ülkenin sıralaması çok fazla değişmezken, en dramatik değişimi Türkiye yaşayacak. 18’inci sıradaki Hollanda ile 19’uncu sıradaki Suudi Arabistan’ın birer basamak yükselmesi sonucu Türkiye 2 basamak birden düşerek 19’unculuğa inecek.G20 dışında kalma riski var…AKP döneminde Türkiye’nin ekonomik büyümesi, cari açığı patlatma pahasına, “sıcak para” ile finanse edildi, sözü edilen “hızlı” büyüme masalının aksine, “el parası” ile kağıt üzerinde sahte bir büyüme sağlandı. Ancak bunun ülkeye ve topluma bir hayrı dokunmadı. Türkiye 2014’te, dünyanın önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerini kapsayan  G20’de en alt sınıra doğru iniyor .Ekonomik hacim mi halkın refah düzeyi mi?Büyük ekonomi sıralaması GSYH tutarına göre yapılırken, bir ülkenin GSYH büyüklüğünün nüfusu ile de orantısı bulunuyor. Çin, Hindistan gibi kalabalık nüfuslu ülkelerin ilk 20 ekonomi arasına girmesine, bu ülkelerin kalkınmışlığının yanı sıra, hatta ondan daha fazla nüfus faktörü etki ediyor. Bir ülkenin kalkınmışlığı ve refah seviyesini ise asıl kişi başına GSYH’si gösteriyor. Asıl bakılması gereken, kişi başına milli gelir sıralamasında Türkiye’nin nerede olduğu ve AKP döneminde nereden nereye geldiği…İlk 20 ekonomi arasında yer alan Türkiye’nin kişi başına milli gelirde ise çok alt sıralarda bulunması ve sıralamadaki yerinin giderek aşağılara inmesi ülkenin kalkınmışlık ve refah düzeyinin dünya ile karşılaştırmada göreli olarak gerilediğini gösteriyor.Türkiye, kişi başına gelirde 67’nciliğe düşüyor…Türkiye, 2013 yılında GSYH büyüklüğüne göre ülke sıralamasında 17’nciliğini korurken, kişi başına milli gelire göre ülkeler sıralamada ise bir basamak düşerek 65’inci oldu. 2014’te ise Türkiye’nin 2 basamak birden düşerek 67’nciliğe ineceği öngörülüyor.2012’de Türkiye,  TÜİK’e göre 10 bin 497 dolar, IMF’ye göre 10 bin 523 dolar olan kişi başına milli geliri ile 64’üncü sırada yer alıyordu. 2013’te ise Türkiye IMF’ye göre 10 bin 815 dolar olan ancak TÜİK’in 10 bin 782 dolarla daha da düşük açıkladığı kişi başına GSYH ile 65’inciliğe geriledi. 2014’te ise OVP’deki 11 bin 277 dolarlık hedefe karşılık IMF,  9 bin 920 dolarlık kişi başına milli gelir öngörüyor. Bu da Türkiye’nin 2 basamak daha düşerek 67’nciliğe inmesi anlamına geliyor. Bu da AKP’nin 11 yılı aşan iktidarında “hızlı büyüme” masallarına rağmen halkın refah düzeyini dünyanın gerisinde bıraktığının; dünya ile karşılaştırmada göreli olarak halkı yoksullaştırdığının kanıtı…Kişi başına gelirde Gabon’un bile gerisindeyiz…IMF projeksiyonlarına göre kişi başına milli gelirde Lüksemburg bu yıl 116 bin 134 dolarla açık ara birinciliğini koruyacak. Lüksemburg’u 99 bin 574 dolarla Norveç,  96 bin 635 dolarla Katar, 86 bin 145 dolarla İsviçre, 61 bin 889 dolarla Danimarka izleyecek.2014’te öngörülen kişi başına GSYH’ye göre Türkiye, sadece Lüksemburg, Norveç, İsviçre, İsveç, Danimarka, Almanya, Fransa, ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin değil; İsrail, Umman, Bahreyn, Lübnan gibi Ortadoğu, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Estonya, Litvanya, Macaristan, Hırvatistan gibi eski Doğu Bloku ülkelerinin de altında kalıyor. Uruguay, Şili gibi Orta Amerika ülkeleri ve eski Sovyet ülkesi Kazakistan’ın kişi başına milli geliri Türkiye’den daha yüksek. Gabon, Panama, Venezuela, Palau, Barbados, Şeyseller bile kişi başına gelirde Türkiye’nin önünde…Ekonomisi “iflas” etti denilen Yunanistan’ın kişi başına milli gelirinin 2014’te 22.6 bin dolar, Kuzey Kıbrıs’ın ise 24.2 bin dolarla Türkiye’yi ikiye katlıyor.
Hangi Yüzüklerin Efendisi Karakterisin?
etiket
J. R. R. Tolkien'in başarısı hemen hemen tüm insanlığı kapsayabilen tipleştirmelerinden gelir. Bu karakterlerin zaafları ve güçleri herkes için geçerlidir kuşkusuz. Peki, siz bu karakterlerden hangisisiniz?  Bu testi yapmadan geçemezsin!..
Lenovo'dan 130$'a 13MP Kamera ve 8 Çekirdekli Telefon
Motorola'nın mobil bölümünü satın olarak bu kategoride daha iddialı olacağını açıkça ortaya koyan Lenovo, yakın zamanda mobil dünyasına oldukça iddialı bir telefon sunacak. Golden Warrior S8 (Altın Savaşçı) olarak isimlendirilen telefonu iddialı yapan özelliği ise fiyatı. Şu an için sadece Çin'de bazı görsellerde ortaya çıkan Golden Warrior S8 sahip olduğu teknik özellikler orta sınıfta, fiyatı itibariyle ise giriş seviyesinin de altında konumlandırılacak. Golden Warrior S8'in fiyatı sadece 130 dolar olacak. İnanılmaz bir fiyata sahip akıllı telefonun dünya genelinde satışa sunulup sunulmayacağı henüz bilinmiyor, ancak satıldığı takdirde akıllı telefon kategorisinde dengeleri değiştirebilir. 5.3-inç büyüklüğünde Gorilla Glass 3 ile güçlendirilen HD çözünürlüklü LCD ekranla donatılan modelin güç birimini MediaTek cephesinden 1.4GHz'de çalışan 8 çekirdekli MTK6592 işlemcisi oluşturuyor. Bellek tarafına baktığımızda 2GB RAM, 16GB depolama ve microSD kart desteği karşımıza çıkıyor. Golden Warrior S8'in bunun dışında Android 4.2.2 Jelly Bean, 13MP arka kamera, 5MP ön kamera, 2.000mAh kapasiteli pil, altın sarısı rengi ve çift SIM kart desteği gibi dikkat çeken özelliklere sahip. Lenovo düşük maliyetli akıllı telefonlarını Çin dışında satışa sunmuyor. Dünya devi üretici ürünlerini genel olarak Asya ve diğer Güney Doğu Asya ülkelerinde kullanıcılarla buluşturuyor. Motorola'yı satın olarak dünya geneline açılma noktasında önemli bir eşik atlayan Lenovo dileriz fiyatı ve teknik özellikleriyle dikkat çeken Golden Warrior S8'i birçok ülkede satışa sunar.teknolojioku
Göz Hastanesi Açmak
Son yıllarda hızla artan diğer bir sektör de göz hastaneleri oldu. Son bir yılda açılan göz hastanesi sayısı 50 adeti geçti.Göz hastanelerinin hedef kitlesi şehir merkezinden uzak alanlar olarak belirleniyor. Bu ince ayrıntı göz önünde bulundurularak Anadolu’da göz hastanesi yatırımı yapmak mantıklı bir girişim adımı olarak ele alınabilir.Sadece göz alanında faaliyet veren bu sağlık merkezlerinin girişim maliyeti biraz bütçeleri zorlasa da devlet ve diğer yatırımcılar tarafından desteklenen bir alandır.Göz hastanesi kurulumu bitirildikten sonra faaliyet start verilmesi ile birlikte yatırımcılar kar aşamasına geçmektedir.Yazının devamı içinhttp://isfikri.org/goz-hastanesi-acmak.html
Reklam