Yaza Hazır Olmanız İçin 10 Altın Öneri
Kış boyunca kıyafetlerimizin altına saklanan fazla kilolardan kurtulmak için henüz geç değil. Herbalife Türkiye Danışman Diyetisyeni Canan Aksoy, yaza hazır olmak ve daha sağlıklı bir görüntüye kavuşmak isteyenler için şu tavsiyelerde bulunuyor. İçeceklerden gelen kalorilere dikkat edin “Çayıma sadece 1 tane küp şeker atıyorum” diye düşünmeyin. Günde 4 tane küp şeker tüketiyorsanız yaklaşık 60 kalori alıyorsunuz demektir. Krema, yağla neredeyse eşit enerji taşır, bu nedenle kremalı kahvelerden kaçının. Ayrıca kahvelerin içine konan şurupların da şeker içerdiğini unutmayın. Meyve suları yüksek enerji içerirler ve glisemik indeksleri de yüksektir. Bu durumda ne içeceğiz sorusunun en doğru cevabı her zaman sudur. Sıcak veya soğuk bitki çayları ve tansiyon probleminiz yoksa maden suyu da önerilen içeceklerdir. Kahvaltı ve ikindi öğününe dikkat Kahvaltı metabolizmanın çalışmaya başlamasını sağlayan öğündür. Uyandıktan sonra en kısa zamanda kahvaltı yapmanız önemlidir. Kahvaltı için vaktiniz yoksa öğün yerine geçen shakeler alternatifiniz olabilir. İkindi öğününde doğru beslenmek ise, akşam yemeğinde porsiyonlarınızı rahatça kontrol etmenizi sağlar ve yemekten sonra atıştırma yapmanızı önler. Yağdan ve tuzdan kaçının 1 gram yağ yaklaşık 9 kaloridir. Yemeklerinizi mümkün olduğunca az yağla pişirin ve kızartmalardan kaçının. Salatanıza koyduğunuz zeytinyağını mutlaka ölçerek koyun. Dışarda yemek yediğinizde gerekenden çok daha fazla tuz aldığınızı unutmayın. Fazla tuz kilonuzu olduğundan yüksek gösterir. Tuzu vücuttan atmanın en kolay yolu da su içmektir. Günde 1,5 litre civarında su içmeye dikkat edin. İkramlardan ve ısrarlardan kaçının Ofiste veya ziyaretlerinizde size ikram edilen her yemeği yemek zorunda değilsiniz. Özellikle ara öğünleriniz için ise ikramlardan uzak durun ve yanınızda sağlıklı ara öğün alternatifleri bulundurun. Örneğin protein barlar bu konuda size destek olabilecek lezzetli alternatiflerdir. Öğünlerinizde salata ve çorbaya yer verin Yemek yemeye başlamamızdan yaklaşık 20 dakikadan sonra vücudumuz tokluk hissini algılamaya başlar. Bu sebeple yemeklerde çorba ve salata yemek yeme hızınızı düşürür ve midenizi doldurarak doygunluk hissi sağlar. Yemeklerinizde yoğurt ve süt ürünlerine yer verin Süt ürünlerinin içinde bulunan kalsiyum yağa bağlanarak, yağın sindirilmeden atılmasını sağlar. Yağsız süt ürünleri doğal zayıflatıcılardır, ana ve ara öğünlerinizde yağsız süt-yoğurt-ayran-kefir gibi ürünlere yer verirseniz, bir miktar kalorinin vücudunuz tarafından kullanılmadan atılmasını sağlamış olursunuz. Günde 5–7 porsiyon sebze-meyve ve salata tüketmeye özen gösterin Posa oranı yüksek bir diyetle sindirim sisteminiz daha rahat çalışacaktır. Sebzelerin enerjisi düşüktür ve salata doygunluk hissi sağlar; meyveler ise metabolizmamızın düzgün çalışması için gereken vitaminleri içerirler. Kafein tüketiminize dikkat edin Günlük güvenilir kafein alımı 300 mg/gün’dür. Bu miktarın üzerinde kafein almak kalp hastalıkları riskini etkileyeceği gibi, sinir sisteminizi de olumsuz etkiler ve dolaşım sistemini etkilediği için selülit problemlerine yol açar. Bir kupa çayda 60 mg, bir kupa kahvede 80 mg kafein bulunduğunu unutmayın. Günlük kafein alımınızı bu çerçevede düzenlemeniz, selülitlerinizin azalmasına da yardımcı olur.
Dünya Ülkeleri Para Birimleri
Dünya üzerinde günümüzde kullanılan 200′den fazla resmi para birimi olduğu bilinmektedir. Para kelimesi Türkçeye, Farsça “pare” kelimesinden geçmiştir. Bilindiği gibi parayı icat edenler Lidyalılardır. O zamanlar sikke olarak adlandırılan para, altın, gümüş, bakır, nikel, tunç ve alüminyum gibi metal alaşımlarından üretilmekteydi. İlkel çağlarda ticarette takas yöntemi yerine kullanılan ve daha kullanışlı olduğu için bu konuda yapılan arayışlara da son vermiştir. İlk kağıt para ile 910 yılında Çin’de geliştirilmiştir.Dünya Ülkelerinin Para Birimleri Hakkında Detaylı Bilgi için Burayı Tıklayın.
Blog Yazarak Para Kazanmak! Hayal mi? Gerçek Olabilir mi?
Belki de internetin icadından sonra (neydi ne oldu) sadece ülkemizde değil tüm dünyada en çok tartışılan konulardan bir tanesidir blog yazarak para kazanılıp kazanılamayacağı konusu. Bu tartışma yıllardır web üzerinde devam etmektedir. Google’ye “blog yazarak para kazanmak” yazın ve çıkan siteleri biraz karıştırın, göz gezdirin. Konunun ne denli karmaşık ve yazarlar tarafından bile bilinmez olduğunu kısa sürede sizde anlayacaksınız. Sorunun ortaya atılmasından yıllarca sene geçmesine rağmen, hala kişiler düzenli olarak tartışmaya devam etmektedir bu soruyu!Bu Sorunun Neden Cevabı Yok? Şimdi gelelim bu sorunun neden bu kadar tartışıldığına… Veya neden bu sorunun da diğer sorular gibi “evet” veya “hayır” gibi bir cevabı olmadığına… Öncelikle eğer bir soru sürekli tartışılıyor ve hiçbir zaman cevap bulunamıyorsa; o konu da henüz bilinmeyen, ortaya çıkmayan birçok şey vardır. Bu durumu en iyi şöyle tarif edebilirim. Borsa’dan çok para kazanan, zengin olan binlerce kişi vardır. Ancak borsadan para kazanmak mümkün mü diye bir konu açsak günlerce aylarca tartışılır. Yarısı uzak durun batarsınız der, yarısı evet zengin olunur ama önce borsayı öğrenmek gerek der. Örneğin zamanında r10 sitesinde bu konuyla ilgili şu tartışmayı bir inceleyin, demek istediğimi daha net anlayacaksınız.İşte blog yazarak para kazanma konusu da aynı bunun gibidir. Çünkü bir kesim ciddi anlamda para kazanmakta iken, bir kesim ne yaparsa yapsın para kazanmamaktadır. O zaman bu sorunun cevabı aslında bu işi yapmak isteyen kişidedir.DEVAMI: http://altaybilgin.blogspot.com.tr/2014/05/blog-yazarak-para-kazanmak-hayal-mi.html
Banksy'nin İlk Eserleri Açık Artırmaya Sunuldu
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy ‘nin ilk eserleri eski menajeri tarafından ‘ Banksy: The Unauthorised Retrospective ‘ adlı sergiyle açık artırmaya sunuldu. Londra’da 11-25 Haziran tarihleri arasında ünlü Sotheby’da düzenlenen ‘ İzinsiz Retrospektif ‘ sergi, sanatçının 10 yıl beraber çalıştığı menajeri Steve Lazarides tarafından düzenleniyor. Sergideki eserlerin birçoğunun şu ana kadar kimse tarafından görülmediğini vurgulayan Lazarides’in açık artırmadan yaklaşık 1 milyon sterlin (yaklaşık 3 milyon 500 bin lira) kazanacağı öğrenildi. Her fırsatta sokak sanatının ‘ para ‘ için yapılmaması gerektiğini vurgulayan ve eserleri üzerinden izinsiz kazanç sağlayanları sert bir dille eleştiren Banksy’nin bu sergiyi de onaylamayacağını söyleyen Lazarides, “Kesinlikle nefret ederdi. Hiçbir zaman bu şekildeki sergileri desteklemedi. Benim galerimde bir sergi fikrine de hiçbir zaman ikna olmamıştı” dedi. Bristol’da yaptığı ‘Mobil Aşıklar‘ eserini duvardan sökerek kulüplerine koyan ve bu sayede bağış toplayan Broad Plains Boys Club’a geçen ay bir mektup gönderen Banksy , ilk defa bir eseri üzerinden para kazanılmasına razı olmuştu. Sokak sanatçısı mektupta gençlik kulübünün ihtiyacı olan parayı, ‘hayır işi’ olması nedeniyle bu eserle sağlamasını onayladığını yazmıştı. Diken
Temple Run 1 Milyar Kez İndirildi
Sonsuz koşu türündeki Temple Run oyunu, yaratıcısı Imangi Studios’un yayınladığı infografiğe göre bugüne kadar 1 milyar kez indirildi.Imangi Studios’un geliştirdiği ve sonsuz koşu türünde bir oyun olan Temple Run, büyük bir başarıya imza attı. 2011 yılının ağustos ayında ilk olarak iOS için indirilmeye sunulan oyunda şeytani maymunlardan kaçan bir kâşif kontrol ediliyor. Daha sonra Android ve Windows Phone platformları için de geliştirilen oyun, açıklanan verilere göre şimdiye kadar dünya çapında 1 milyar kez indirildi. Bu sayının yüzde 60′ını kadınlar, yüzde 40′ını ise erkekler oluşturuyor.Imangi Studios’ın paylaştığı infografiğe göre, Temple Run’da toplamda 50 trilyon metre koşuldu, 32 milyar defa ölündü, 148 trilyon altın toplandı ve 216.018 yıl geçirildi. Oyunu en çok indiren ülkeler arasında ise yüzde 36 ile Çin, yüzde 21 ile ABD, yüzde 4 ile Hindistan, yüzde 4 ile İngiltere ve yüzde 3 ile Almanya yer alıyor.Stuff
Reklam
Bu Hafta 9 Film Vizyonda
Tom Cruise'un oynadığı ''Yarının Sınırında'', yapımcılığını Leonardo DiCaprio'nun üstlendiği ''Kardeşim İçin'' ile Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'ın kaleminden uyarlanan ''Yüksek Risk'' izleyici ile buluşacak.Türkiye sinemalarında bu hafta 1'i yerli 9 film vizyona girecek.  'Yarının Sınırında'Tom Cruise, Emily Blunt, Bill Paxton ile Brendan Gleeson'un oynadığı 'Yarının Sınırında' izleyici ile buluşacak. Senaryosunu Dante Harper'ın kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda Doug Liman var. Bilim-Kurgu ve aksiyon türündeki film, dünyaya saldıran uzaylılar ile savaşı konu alıyor. 'Kardeşim İçin' Scott Cooper'ın yönettiği ve Christian Bale, Zoe Saldana, Woody Harrelson, Forest Whitaker ve Willem Dafoe'un rol aldığı 'Kardeşim İçin' gerilim severleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosu Scott Cooper ve Brad Ingelsby'e ait olan filmin yapımcılığını Leonardo DiCaprio üstlendi. ABD ve İngiltere ortak yapımı film, küçük bir kasabada yaşayan iki kardeş Russell ve Rodney'in zorluklarla dolu yaşamını beyazperdeye taşıyor. 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' Seth MacFarlane'nin yönettiği, kendisiyle beraber Charlize Theron, Neil Patrick Harris, Amanda Seyfried ve Liam Neeson'un rol aldığı 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' izleyici ile buluşacak. Komedi türündeki ABD yapımı filmin konusu özetle şöyle: 'Ürkek bir çiftçi olan Albert, kasabaya yeni taşınan gizemli kadına aşık olunca silahlı çatışmalardaki ürkek ve beceriksiz hali gider, yerine cesur bir adam gelir. Fakat kadının belalı kocası kasabaya doğru yola çıkmıştır ve çiftten intikam almayı planlıyordur.' 'Suç Şehri' Orlando Bloom, Forest Whitaker, Tanya Van Graan, Adrian Galley, Conrad Kemp'in oynadığı 'Suç Şehri'nin yönetmenliğini Jerome Salle yaptı. Dram ve gerilim türündeki film, Güney Afrika'ya illegal bir maddenin girişiyle beraber oluşan ırkçı bir katliam ile ilgili soruşturmada görevlendirilen polisler Ali Sokhela ve Brian Epkeen'in başından geçenleri anlatıyor. 'Aşkta Yanlış Yoktur' Jeremiah S. Chechik'in yönettiği ve Ryan Kwanten, Sara Canning, Ryan McPartlin ile Kristen Hager'in oynadığı 'Aşkta Yanlış Yoktur' romantik komedi severlerin ilgisini çekmeye aday. Filmde bir düğün gününde geline aşık olan bulaşıkçı Leo'nun giriştiği maceralar izlenebilecek. 'Paris'te Bir Hafta Sonu' Haftanın bir diğer komedi filmi Roger Michell'in yönettiği 'Paris'te Bir Hafta Sonu' adlı yapım. Parçalanan bir evliliği anlatan dokunaklı komedide, Oscar, Bafta, Emmy ve Altın Küre ödülleri sahibi Jim Broadbent ve Olivier ödüllü Lindsay Duncan rol alıyor. Film, kadın-erkek ilişkileri ve evliliğe dair söylediği sözlerle Paris sokaklarında yaramazlık peşinde koşan iki genç ihtiyarın yıl dönümlerindeki çıkmazları anlatıyor. 'Yüksek Risk' Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'in kaleminden beyazperdeye uyarlanan 'Yüksek Risk', 'A Prophet/Yeraltı Peygamberi' filminden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak nitelendiriliyor. David Mackenzie'nin yönettiği filmde, Rupert Friend, Ben Mendelsohn, Jack O'Connell, Sam Spruell ve David Ajala gibi isimler kamera karşısına geçti. Sarsıcı ve beklenmedik olayların ardı ardına geliştiği ve genç mahkum Eric'in öyküsünün anlatıldığı filmin konusu özetle şöyle: ''Eric genç olmasına rağmen, aşırı şiddete eğiliminden dolayı, yetişkin hükümlülerin kaldığı bir hapishaneye nakledilir. Aynı zamanda babasının da gün doldurduğu bu hapishanede kendini gardiyanlardan koruması, diğer tutuklularla işbirliği yapması ve hatta babasıyla yüzleşmesi gerekecektir.'' 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' Daniel St. Pierre ile Will Finn'in yönettiği ve Dennis Quaid, Zac Efron, Alan Bates ile Kim Dickens'in oynadığı 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' haftanın tek animasyon filmi. Film, Kansas'a dönen ve büyük bir kasırga sonrası kenti darmadağın halde olduğunu gören Dorothy'nin, aniden Oz'a geri gönderilişini anlatıyor. 'Tamaya İfrit' Serkant Yaşar Kutlubay'ın yönettiği ve Su Bilgiç, Derya Aksu, La Milla ile Nicole Kuntzman'ın oynadığı 'Tamaya İfrit' vizyona giriyor. Türk yapımı korku filmi olan 'Tamaya İfrit'in konusu özetle şöyle: '1200 yıl önce etkisiz hale getirilmiş ifrit olan Tamaya, bir kolyenin içine hapsedilmiştir. Bu kolye bir polis baskını sonucu ortaya çıkar ve komiser Buket, kolyeyi ele geçirir. Filmde korku dolu dakikalar, bu andan sonra başlar ve ifrit serbest kalır.'AA
F35 Savaş Uçaklarının Motor Parçaları Artık Türkiye'de Üretilecek
Kale Grubu şirketlerinden Kale Havacılık ile ABD'li Pratt & Whitney ortaklığıyla İzmir'de kurulan F35 uçak motoru fabrikası bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açılışını yaptığı fabrika, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan F35'lerin kritik motor parçalarını üretecek. Dünyanın en büyük uçak motoru üreticilerinden Amerikalı Pratt & Whitney ile yüzde 51-49 ortaklıkla, temeli üç yıl önce yine Gül tarafından atılan fabrikanın, yaklaşık 75 milyon dolara mal olan 1. etap yatırımı tamamlandı. Ege Serbest Bölgesi'nde 2. ve 3. etap yatırımlarla büyüyecek olan Kale Pratt&Whitney Fabrikası'nda 700-750 kişinin istihdam edilmesi bekleniyor. Yatırımın devreye girmesiyle İzmir ve başka ülkelerde üretilen F35 parçaları, ABD'de montajla motor haline gelecek.teknolojioku
Reklam
Angelina Jolie'nin Giydiği En Etkileyici 10 Siyah Tasarım
Son günlerde Malefiz (Maleficent) filmiyle gündemden düşmeyen Angelina Jolie, bu kez de doğum günü sebebiyle merceğim altına girdi. Kusursuz güzelliği, mükemmel vücudu ve 6 çocuğu ile 39. yaşını deviren Angelina Jolie‘ye mutlu yaşlar diliyorum. Amerikalı güzel oyuncu, oyunculuktaki başarısını 3 Altın Küre, 2 Sinema Oyuncuları Derneği Ödülü ve 1 Oscar ile taçlandırmış durumda. Son filmi Malefiz (Maleficent) deki performansıyla çok ses getiren Angelina Jolie, daha şimdiden dünyada büyük bir gişe hasılatı yakalamış bile. Uyuyan Güzel masalının kötü cadısı Malefiz‘i canlandıran güzel oyuncu, kariyerinde yakaladığı en büyük gişe hasılatına bu filmle birlikte ulaşmış oldu. Dünyanın en çok kazanan oyuncuları arasında gösterilenAngelina Jolie‘nin bu başarısı, bundan sonraki projelerindeki beklentiyi de arttıracaktır.Filmden sonra sıra geldi Angelina Jolie‘nin kıyafet tercihlerine. Malefiz‘in Gala Gecesi de dahil olmak üzere, her yerde çok fazla siyah tasarımlarla gördüğümüz güzel oyuncunun, son yıllarda giydiği etkileyici 10 siyah kıyafeti bir araya getirdim. Bu kıyafetler içersinde Angelina Jolie’ye baktığımda dikkat çeken detaylar, ona zerafet katan ölçülü dekolteler ve doğal saç ile makyaj. Tercihlerinin çoğundaVersace imzası bulunması da diğer bir detay.Kıyafetleri incelerken son 5 yıl içersindeki değişimine de dikkat edin derim. Geçen yıllar ona yaramış ve daha bir güzelleşmiş sanki. Siz ne düşünüyorsunuz?
Çebi'den Bomba Açıklamalar
Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, TRT Spor'da katıldığı Birebir programında gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu.Transfer politikasından başkan adaylığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yapan Çebi, geçmiş yönetimle ilgili de önemli konulara değindi.Serdal Adalı ile yaşadığı sıkıntıların yanlış anlaşıldığını belirten Çebi, Yıldırım Demirören’in kulübe başkan olduğu dönemde verdiği 100 milyon euro’yu bağışlayıp bağışlamayacağını açıklaması gerektiğini söyledi. İşte Ahmet Nur Çebi’nin çarpıcı sözleri; “Galata’da ve Kartalspor’da yöneticilik yaptım ama Beşiktaş’ta yöneticilik yapmak kadar zor değildi. Sırtıma ağır yük almak alışkanlığımdır. Bırakıp gitmek benim lugatımda yoktur. Ama çok yoruldum. Geldiğimizden bu yana geçirdiğimiz zor zamanlar ortada. Mali anlamda tam 140 dosyayla uğraştık. Geldiğimiz zaman ertesi gün ödenmesi gereken borçlarla karşılaştık. Elimizi cebimize de attık. Beşiktaş’la para ilişkim bende saklıdır. Verdiklerimiz oldu geri kalanları taksitlendirdik. Alacaklı olanlarla anlaşma yoluna gittik. Güleryüz gözterdik biz buradayız dedik. Alacaklıyı kırmayınca bize yardımcı oldular.” “BORÇLAR KONTROL EDİLEBİLİR HALDE” “Şu anda borçlar daha kontrol edilebilir hale geldi. Kaynaklarımızı daha rahat bulabiliyoruz. Günü gelince borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Bu bir yoldur zaten her ticaret adamı bu yola başvurur.” “Stadın ihale komisyonu başkanlığını yapıyorum. Basket AŞ’nin başkanlığını yapıyorum. İcra Kurulu Başkanlığı yapıyorum. NErde yangın var oraya koşuyorum. Onlar beni çağırdıkları zaman koşuyorum. Stadı en iyi biçimde yapmak isteğimiz var. Başkan estetiğe önem veriyor. Çatı çelik halatlarla gerilecek bir çatı. Zor bir yapımı var. Ocak sonu Şubat başına kadar imalatının süreceği bilgileri var. Başkan ve ben firmayla iletişim içerisindeyiz. Bakalım neler olacak. Aralık olur ama bir şekilde bitecek. Çatı yapıldıktan sonra zemini yapma süresi var. Önümüzdeki sezon yeni statta oynayamama ihtimalimiz var. Ama pes etmeyeceğiz çaşlışacağız.” “UÇAĞIN BURNUNU HAVAYA KALDIRDIK” “2-3 yıl içerisinde şampiyon oluruz derken bu seneyi de içine kattım. Sürekliliği arzu eden bir yapım var ve bu ifadeyi kullanırken bu durumu kastettim. Başarıda süreklilik önemlidir.” “Beşiktaş’ın forması assan 3. olur diyen eski yöneticiye cevabım onların yıldızlarla doldurduğu sezon ligi 4. bitirdik. Bunu unutmasınlar. Ben taraftardan daha çok başarıyı istiyorum. Geldiğimizde arabayı şarampolde gider halde aldık. Şimdi araba bazen yavaşlıyor bazen hızlanıyor. Şİmdi uçağın burnunu havaya kaldırdık. Yavaş yavaş havalanacağız.” “GELDİĞİMİZ GÜNDEN BU YANA” “Beni tek rahatlatan ve bunaldığımda enerji veren topluluk Beşiktaş taraftarı oldu. Geldiğimiz günden bu yana koşan bi insan oldum. Biri benden yardım isteyince hemen koşuyorum. ” “Önümüzdeki hafta yönetim kurulumuzla çalışmamız var. Seneye nerede ne şekilde oynayacağımıza, kombineleri nasıl ve ne fiyata satacağımızı, yeni statta kombine fiyatları gibi konuları açıklığa kavuşturacağız.” “Transfer komitemizin görevleri var. Ben pek karışmadım transfere. Bu güne kadar Tolga transferi hariç hiçbir transfere katılmadım. Tolga’da hatır gönül olayı vardı. Şu anda transferin bi yerinde yokum. Bana yönetim transferle ilgili görevler verirse uğraşırım ama görüş biildirmem. Ne isterlerse gider yaparım. Pazarlıklarda ben devreye girerim arada. Kontolsüz harcamalardan hoşlanmam. Beşiktaş’ta geçen sene kadroyu fazla şişirdik. Kendi özeleştirimizi yapalım. Keşke 13 adam yerine 4-5 futbolcuyu alabilseydik. Bunları görebilmek de şans.”' “OLCAN İÇİN BAŞKANI ARADIM…” “Ben İbrahim Hacıosmanoğlu’nu aradım, başkan Olcan’ı satmayacağını söyledi. Bunun üzerine benim talepte bulunmam yakışık almaz. Böyle bir şey olursa önceliği önceik hakkınız her zaman bizde var dedi sayın başkan. satacak mı satmayacak mı bilmiyorum. Sattığında bize döner mi bilmiyorum söz verildi.” “Çok daha iyi şartlar olması halinde Gökhan Beşiktaşlı olabilir. Ama kulübünün böyle bir niyeti yok. Satmaya niyeti var. Gökhan burada geçen sene başarılı oldu ve kulüp bunu değerlendirmek isteyecektir” “GELİN ATA BİNMİŞ, YA NASİP DEMİŞ” “Ezeli rakiplere gitse üzülürüm ama o çocuğumuz da profesyonel bir futbolcu. Gelin ata binmiş, ya nasip demiş. Biraz beklemek lazım.” “Diego’yu öğrendiğimi sonradan öğrendim. Bu da bir politikadır. Biz de popülist davranabiliriz imza atabiliriz.” “Quaresma’nın 7 buçuk milyonluk bonservisini hala biz ödüyoruz. Ferrari’nin parasını hala biz ödüyoruz. Her ay 2-3 milyon euro geçmişten borç ödüyoruz.” “FERNANDES’İ BİLİC YOLLAMADI” “Bu sezonun başında bu tarihlerde Fernandes’i almak için bir Rus takımı talip oldu. Önder Özen bey başkana, Bilic’in Fernandes’in bırakılması taraftarı olmadığını söyledi. Buna ihityacımız var dendi. Eksik kalırız dendi. Başkan da teknik kadrosunun talebi doğrultusunda satılmayacağını söyledi.” “Ben pişmanlık duyuyorum keşke başkana baskı yapabilseydim. Belki ikna edebilirdim. Çok iyi değiller ama seneye çok iyi olacaklarını tahmin ediyorum Bilic’in enterasan bir Galatasaray ve Fenerbahçe’nin sadece derbilerde kaybedeceğini söylemiş. Ama onların Anadolu’da maç kaybettiğini görünce şaşkınlığını gizleyememiş. Bilic şimdi ligi tanıdı. Seneye daha iyi olacak. Arkalarında durmazsak başarı gelmez.” RONALDINHO GERÇEKLERİ “İçinde bulunduğum toplantılarda 3 yabancı 2 de yerli alarak kadromuzu güçlendireceğimiz konuşuldu. 4 yabancı 1 yerli de olabilir. Bilic ve Fikret Orman bu konuda temas halindeler. 11 milyon euro ile yola çıktık. 3-5 milyon euro daha yukarı çıkmak zorunda kalabiliriz. Umarım iyi oyuncular transfer edilir de pişman olmayız.” “Ronaldinho konusunu kapatmak istiyorum beni çok yıpratıyor. Benim başarısızlığımmış gibi yansıtılıyor. Kendisi bizde top oynamak istediğini söyledi. Biz de görüşelim dedik. İnanamazsınız yıllık 9 milyon euro ile geldiler. Ben 3 milyon euro civarı olabileceğini söyledim. Buna rağmen görüşmek istediklerini söylediler. Daha sonra bu sezonla ilgili geldiklerinde 5 buçuk milyon euro dediler biz de 4 buçuk milyon euro dedik. 2 buçuk milyonu sponsor tarafından karşılanacaktı. Biz bu teklifi yapınca cevap vermediler. Brezilya Milli Takımı hocasının ordaki takımda kalması için biraz torpil yaptığını söylediler özür dilediler. Basının inanılmaz derecede üzerimize çok geldiler.” DEMBA BA, ETO’O, DANY… “Dany’de bizim çalışanlarımız hata yaptı, biz de üzerimize almak zorundayız. Dany hiçbir şekilde Beşiktaş’a alınmamalıydı.” “Demba Ba’yı gazetelerde okuyorum. Eto’o'yu da gazetede okudum. Gazetede okuduğum geçmediği anlamına gelmez. ” “Serdal Adalı ile hiçbir sorunum yok. Serdal Adalı ile polemiğe girmek istemiyorum. Belki ona yardımcı olacağımız çalışmalar olacaktır. Bu ifadeleri sonradan öğrendim. Yıldız futbolcuların neden oynatılamadığı konusunda bir ifadede bulunmak istedim. Yanlış anlaşıldı. Bir yönetici ile bir futbolcunun arası profesyonel ilişkiden başka bir şey olamaz. Kontratta yazılı olan parayı ödemezsen futbolcunun seninle ilişkisi profesyonel. Hatır yok. Yöneticiler futbolcularla geziyorlar. Dışarıda disiplinli olan topçu buraya gelince 3-5 ay sonra top oynamıyorlar. Yönetici ile futbolcu arasında profesyonel bir ilişki olmak zorunda. Benim söylediğime karşılık verilecek cevaplar bunlar değil. O yanlış anladığı için üzüldüm. 4 buçuk milyon euro’ya 5 dakika top oynamış adam getirmedim ben.” “DEMİRÖREN ARTIK AÇIKLAMALI” “3-4 sene önce muhalefet yapan adamlara başkanlık koltuğu altın tepside sunuldu. Şimdi müsaade edin destek olun bize. Şimdi düzlüğe çıkınca mı böyle oldu. Her Beşiktaşlı Beşiktaş’a başkan olmak ister. Ben bunu dediğimden beri yapılan saldırıların haddi hesabı yok. ” “Bizi ona layık görmeyenler var. Ben kendimi layık görüyorum. Gerekiyorsa gerektiğinde başkan adayı da olurum. Seçilirim veya seçilmem.” “Yıldırım Demirören’in ailesi yıllardır Beşiktaş’a katkıda bulundu. Herkes sadece Yıldırım Demirören suçluymuş gibi ifadelerde bulunuyor. Yıldırım bey yalnız değildi. Yöneticiler de vardı. Varsa bir sıkıntı herkesin ismi zikredilmeli. Burada bir kusur var. 100 milyon TL’yi kulübe ödemiş bir Beşiktaş eski başkanından bahsediyoruz. Onun bağışı gündeme geliyor. Ben kesinlikle Yıldırım bey bağış yapmalı demem. Bence Yıldırım bey bu bağışı yapıp yapmayacağını açıklaması gerek. Bağışlarsa kulüp kendi imkanları düzeldiğinde bu parayı ödemekle mükelleftir.” “E-BİLET OLAYINA TARAFTARIM…” “Hep paralı yöneticiler dönemi ne kadar devam edecek bu futbol dünyasında. Bunların faturasını hep bu kulüpler mi yönetecek? Ben sabahın 9′unda gelip çalışıyorum. Ben paramla anılmak istemiyorum. Parası olmayan ama vizyonu olan kongre üyelerini buradan uzak tutuyorsunuz.” “E-Bilet olayına benim taraftarım sıcak bakmıyor. Ama onlar olmadan Beşiktaş hiçbir şey olmuyor. Bu yasalara karşı bir direnç gösteremeyiz.” “Bilet işiyle ilgili yasayı okuduğunuz zaman her kişinin PassoLig almak zorunda. Onlar gibi düşünebiliriz ama davranamayız. Onlardan rica ediyorum. Önümüzdeki günlerde yeni statla ilgili kombine bilet satışına çıkacağız. Lütfen gelsinler. Bu stat sizin. Lütfen gelsinler Beşiktaş’ın stadının yapımı için kombinelerini alsınlar. Taraftarımız bizden uzak kaldı. Seneye Olimpiyat’ta oynayabiliriz. Bir yıl sonra bittiği zaman geçerli olmak üzere yeni yapılan stadın kombinelerini satacağız. ” “Biz artık kimsenin kapısını çalmayız. Ben yönetici olarak kapılarını çalmam. Acı çekeceğiz. Yeni yuvamızı bekleyeceğiz. Acı ama gerçek. Kasımpaşa Stadı olma ihtimalini sıfır görüyorum. Gereken saygınlığı bazı yöneticilerden görmedik. ”AMK Spor
Reklam
Dosya: 15 Soruda Mali Af Yasa Tasarısı
En büyük af yasasını üç yıl önce çıkaran AKP Hükümeti, “bir kez daha af yok” sözüne rağmen Köşk seçimleri öncesinde, yeni bir af düzenlemesini Meclis’e sundu. Vergi ve prim alacaklarını kapsayan düzenleme, “patronlara” bilançolarını düzeltme, kayıtdışı varlıklarını kayıt içine alma, kapanmayan kasaları kapatma imkanı da getiriyor. Böylece Teklif, cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yeniden yapılandırma düzenlemesi olma özelliğini taşıyor.
Dünya Haritasında Ancak Mercekle Bulabileceğiniz 5 Ülke
Lesotho Krallığı, Afrika kıtasının güneyinde yer alan bir ülkedir. Ülke topraklarının tamamı Güney Afrika Cumhuriyeti toprakları ile çevrilidir.1868 yılından Birleşik Krallık'tan bağımsızlığın kazanmışlardırParlamenter monarşi ile yönetilen ülkenin başkenti Maseru'dur.Yüz ölçümü 30.355 km²
Game of Thrones Hanelerinin Sembolleri ve Sözleri
etiket
Stark Hanesi 9 büyük haneden biridir.Kuzey denilen geniş bölgeyi yönetmektedirler.Çok köklü bir tarihi vardır.Stark Hanesi'nin sembolü buz beyazı zemini üzerine ulukurttur.Hanenin sloganı ''Winter is Coming''(Kış yaklaşıyor)dur.
Reklam
Satılık Pasaport: Hangi Ülke Kaça Vatandaşlık Veriyor?
Bond'dan Bourne'a çantasında bir sürü para ve pasaportla dolaşan ajan görüntüsü biraz klişe gibi görünebilir ama ikinci pasaport peşinde olanlar sadece casuslar değil. Giderek artan sayıda 'ekonomik vatandaş' da yeni pasaportlar alıyor. Vatandaşlık işlemleri konusunda danışmanlık yapan 'Henley and Partners' şirketinden Christian Kalin, dünya genelinde her yıl binlerce kişinin, ikinci hatta üçüncü bir pasaport aldığını, bunun için harcanan paranın 2 milyar dolar civarında olduğunun tahmin edildiğini söylüyor. 'İnsanlar yatırım portföyleri gibi pasaport portföylerini de çeşitlendiriyorlar' diyen Kalin'e göre, en çok pasaport alanlar, Çinliler, Ruslar ve Orta Doğu vatandaşları. Bu pazarda, ekonomik sıkıntı içindeki ülkeler dikkat çekiyor. Sadece geçen yıl içinde Antigua ve Barbuda, Grenada, Malta, Hollanda ve İspanya, zenginler için yatırım yoluyla doğrudan ya da dolaylı vatandaşlık veren programlar açıkladı. Ancak vatandaşlık sürecindeki şeffaflık konusunda kaygılar dile getiriliyor. Ocak ayında Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Vivienne Reding, 'Vatandaşlık satılık olmamalı' dedi. Ancak halihazırda, en az altı ülke ikamet şartı aramadan yatırım yapanlara doğrudan vatandaşlık veriyor. Yani vatandaşlık doğrudan satılıyor. En ucuz vatandaşlık Karayipler'de minik bir ada ülkesi olan Dominika'da. Bu ülkenin vatandaşlığı 100 bin dolara alnbabiliyor. Pasaport işlemleri beş ila 14 hafta alıyor. Dominika, Uluslar Topluluğu'nun üyesi olduğu için İngiltere'de ayrıcalıklı bir statüye sahip ve bu ülkenin vatandaşları, aralarında İsviçre'nin de bulunduğu 50 ülkeye vizesiz gidebiliyor. 1983'te İngiltere'den bağımsızlığını ilan eden St Kitts ve Nevis'te vatandaşlık farklı yollarla edilebiliyor. 1984'ten beri uygulanan bir yöntemle, St Kitts ve Nevis Şeker Endüstrisi Çeşitlendirme Vakfı'na 250 bin dolar bağışta bulunanlara vatandaşlık veriliyor. Bu vakfın amacı, hükümetin ana endüstri dalı olan şeker dışındaki sektörlere yönelmesine yardım etmek. İkinci seçenek ise ülkede en az 400,000 dolarında bir taşınmaz almak. Amerikan Hazine Bakanlığı, İranlıların bu ülkenin vatandaşlığını alarak ABD'de yatırım yapmasının yaptırımları delebileceği uyarısında bulunduğu için 2011'den bu yana İranlılar vatandaş olamıyor. Antigua ve Barbuda'da 2013'ten beri uygulanan bir programla 400 bin dolarlık emlak ve ya da 200 bin dolarlık bağış karşılığında vatandaş olunabiliyor. Başbakan Baldwin Spencer programın ekonomik yavaşlama ve yeni kaynak bulma arayışı kapsamında başlatıldığını açıkladı ve St. Kitts ve ABD'deki programları örnek verdi. ABD'deki EB-5 vize programıyla belirli bir alanda 500 bin dolar yatırım yapan ve 10 kişiye istihdam sağlayanlara Yeşil Kart veriliyor. (1990'dan beri 6,8 milyar dolar yatırım karşılığında 29 bin kişiye vize verildi. Vize yılda 10 bin kişiyle sınırlı.) Malta, ikamet şartı olmadan 650 bin Euro yatırımla yabancılara vatandaşlık verme planlarını açıklayınca AB'nin tepkisini çekti. Bu planla Malta, en ucuz AB vatandaşlığı alınan ülke olacaktı. Malta tepkiler üzerine bir yıl ikamet şartı getirdi ve yatırım miktarını 1 milyon 150 bin Euro'ya çıkardı. Kıbrıs da yatırım yoluyla doğrudan vatandaşlık veren başka bir AB ülkesi. Mart'ta, ekonomik kriz nedeniyle para kaybeden Rus yatırımcıları yatıştırmak için vatandaşlık bedeli 5 milyon Euro'dan 2 milyon Euro'ya düşürüldü. Bazı ülkeler, zenginlere doğrudan vatandaşlık yerine ikamet izni veriyor. İkamet izni, vatandaşlığa kapı aralıyor ve bazen Portekiz'deki gibi 'Altın vize' olarak anılıyor. Zenginlere ikamet izni veren ülkeler arasında Avustralya, Belçika, Portekiz, İngiltere, ABD, Singapur ve İspanya da var.BBC Türkçe
Erdoğan: 'Belli ki CHP de Artık Haşhaş Almaya Başladı'
Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun Genel Kurul'unda 'Bazı müjdeleri burada açıklamanın daha uygun olacağına karar verdim' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ardından AK Parti'nin grup toplantısında konuştu.İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:BURADAN MÜJDELERİ VERİYORUMDün sabah Afganistan’da bir bombalı saldırı neticesinde hayatını kaybeden üç vatandaşımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarımızın milletimizin başı sağ olsun diyorum. yaralanan vatandaşımıza da acil şifalar diliyorum. Gerek şirketlerimiz gerek çalışanlarımız askerlerimiz Afganistan’da sadece ama sadece barışı tesis etmek için orada bulunuyorlar. Yapılan saldırının ciddiyetle soruşturulmasının ve önlemlerinin alınmasının takipçisi olacağız.Pazar günü yani 1 Haziran’da 14 yerleşim biriminde seçimler gerçekleştirildi. Bu 14 birimden 13’nde seçimler yenilendi. Bir tanesinde de ilk kez seçim yapıldı. Kuşkusuz bu 14 yerleşim birimi içerisinde önemli merkezler Ağrı ve Yalova illerimizdi. Ağrı’da daha önce BDP’nin kazandığı görülüyordu, seçimin yenilenmesi kararı alındı. Pazar günkü seçimde BDP adayı kazandı. Yalova’da ise bizim AK Parti olarak itirazımız vardı. Tabi yapılan ittifak neticesinde Yalova’da da seçimi CHP adayı az bir farkla kazandı. 14 yerleşim birimi üzerinden bakıldığında 5 merkezde AK Parti, CHP 3 merkezde, MHP 3, BDP 2, Saadet Partisi bir yerde kazandı.'MHP VARLIĞINI İNKAR ETTİ'AK Parti yüzde 43,5 oy almıştı, 1 Haziran itibariyle de yüzde 45,5 oldu. Yani 30 Mart seçimlerine göre 13 yerleşim biriminde oy oranımız 2,5 puan artış gösterdi. CHP’nin oyu bir puan, BDP’nin 2,3 puan arttı. MHP’nin oyları 1,9 puan düştü. Oy oranlarındaki değişime baktığımızda, Yalova ve Ağrı’da AK Parti’ye karşı ittifakların yapıldığı net olarak görülüyor. Bunlara rağmen oy oranının AK Parti’ye yetişemediğini görüyoruz. 30 Mart’ta CHP ve MHP’nin toplam oy oranı yüzde 43 olmuştu, AK Parti’nin ise yüzde 45,5 olarak gerçekleşmişti. 30 Mart’ta bu 13 merkezde, CHP ve MHP’nin toplam oy oranı yüzde 33, AK Parti’nin yüzde 43’tü.Biz Ağrı ve Yalova’daki sonucu analiz ettik ediyoruz. Ancak bu mikro düzeydeki seçimin hem CHP hem MHP için çok önemli yeni dersler verdiğini ama her iki partinin de ibretlik dersler almasını özellikle tavsiye ederiz, bunu fark etmediklerini de görüyoruz. MHP bir kez daha varlığını siyasetini inkar etti. 1 Haziran seçimlerinde MHP’nin esamesi okunmadı. MHP 1 Haziran’da vazifesini benimsemiş halde kimliğini CHP’ye teslim etmiş oldu. CHP sadece Yalova üzerinden kendisi için başarı tablosu çıkartmaya çalışırken bugün de genel manzarayı görmekten kaçınıyor.Doğu’da BDP karşısında AK Parti’den başka parti var mı? Yok. AK Parti’nin karşısında da BDP’den başka parti yok. CHP siyaseti 780 bin kilometrekarede yapmıyor, MHP de yapmıyor. Kendileri için uygun vilayetler, uygun ilçeler aramak suretiyle siyaseti böyle sürdürmek istiyorlar. Bunun adı demokratik bir mücadeleyi ülkeye yaymak değildir, ya ben burada yapabilirim, başka yerde buna gücüm yetiyor, vaka budur.Türkiye’nin her tarafında AK Parti var. buna karşılık MHP ve CHP’nin toplam oyları bile AK Parti’ye yetişemiyor. 1 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir sonuç olacaksa, ortaya çıkan sonuç çatının bir kez daha uçtuğudur çöktüğüdür.Bakınız 30 Mart seçimleri de 1 Haziran seçimleri de MHP tabanında, etraflı şekilde bir değerlendirmeye tabii tutulmalı. MHP artık kendi varlığını kendi kimliğini inkar eden bir partiye dönüştürülmüştür. MHP’yi adeta bir vagon partiye dönüştürmüştür. 2012 halk oylamasında, terör örgütleriyle aynı safta yer almayı seçmiştir. 2011 seçimlerinde ağır bir hezimet daha yaşamıştır. MHP pensilvanya’nın kuklası haline getirilmiştir. Bu yapılanı MHP seçmenine ben haksızlık olarak görüyorum. MHP seçmeni gönül verdikleri partinin kimlerin yedeği haline getirildiğini görmelidir diye düşünüyorum. MHP’ye gönül vermiş kardeşlerime hatırlatmak isterim, CHP içinde sadece bir kanat yok, Suriye’nin eli kanlı rejimine destek veren bir CHP var, mezhep farklılıklarını körüklemek için tahriki yapan CHP var. öbür tarafta kalkıp şöyle Suriye’nin batısına doğru gittikçe Türkmen kardeşlerimiz var. bunların yanında yer alan AK Parti iktidarı var, onların karşısında yer alan CHP anlayışı var. Ey MHP sen de mi yoksa Türkmen kardeşlerimin yanında yer alıyorsun?Gezi olaylarında başı çeken polis asker katilinin sırtını sıvazlayan bir CHP var. Hakkari’de türk bayraklarını sallayamayan, Ankara’da bozkurt işareti yapan her türlü renge bürünebilen bir CHP var. Bir MHP’li nasıl olur da İstanbul’da duvarlara “Zülüm 1453’te başladı” diyen bir zihniyetin yanında yer alabilir? Ankara’da Türk bayrağını yakan bir zihniyetin yanında durabilir?'GEZİ'NİN YIL DÖNÜMÜNDE YİNE CHP VARDI'Gezi olaylarının yıl dönümünde yine CHP vardı, milletvekilleri vardı, ellerinden gelen her türlü oyunu oynadılar. CHP il ilçe başkanlıkları cumartesi günü, çeşitli illerde lojistik merkez görevi yaptılar. Gençleri sokağa çıkartmak için, sokakta polisle çatışmaya girmek için çağrı yaptılar. CHP ve o marjinal terör örgütlerinin çağrısına rağmen karanlık senaryo devreye sokulamadı. Polisimizin dik duruşu sayesinde geldikleri gibi gittiler. Bundan önceki gezi’de onlara destek veren sermaye vardı. Onlardan da destek gelmeyince şimdi çırılçıplak ortada kaldılar. İstanbul’un lüks kafelerinde isyan çağrısı yapanlar cumartesi günü avuçlarını yaladılar.Bir tane o CNN’nin dalvakuğu oralarda bir şeyler yapmaya çalışıyor. CNN International yerlisi, geçen yıl 8 saat aralıksız yayın yaptı. Niye? Ülkemi karıştırmak için. Şimdi de suçüstü yakalandı. Bunların böyle hani özgür tarafsız bağımsız basın diye bir şeyleri yok. Bunlar görevli görevli, bunlar adeta ajan görevi icra ediyorlar.CNN INTERNATIONAL MUHABİRİ GÖZALTINA ALINDI“AVUÇLARINI YALADILAR”Pensilvanya’dan kaos çıkması için avuçlarını ovuşturanlar gazetelerini TV’lerini Twitter’daki maskeli korkaklarını görevlendirenler de onlar da avuçlarını yaladılar. Gezi olaylarının yıl dönümünde, nefret dilini faşizmin İslamafobinin dilini kullananlar avucunu yaladılar. Biz bunları konuşunda, bu başbakan çok gerilimci. Sokakta polisime kurşun sıkacak, polisimi yakacak. Bir tanesi hayati tehlike içinde. Bunu konuşmayacaklar ama farklı bir şey olduğu zaman polis şamar oğlanı, öldür vur yarala. Bunun için her yol meşru. Polisin savunma hakkı bile yok. Böyle bir şey olabilir mi?“BİR GRUP TOPLANTIMIZDA BUNLARI YAYINLAMAK İSTİYORUM”Geçenlerde bu ne sabırdır dedim diye, beyefendiler rahatsız olmuş. Niye rahatsız oluyorsun? Sen bunu git de ABD’de yap bakalım. Git İngiltere’de İspanya’da yap bakalım. Sizlere de şöyle özellikle bazı çekimleri göstermek istiyorum. Bunları bir göreceksiniz nerede ne nasıl yapılıyor görmek lazım. Sürekli olarak bizim güvenlik güçlerimizi bu işlerde tahrik unsuru olarak hedef haline getirenler dünyada neyin nasıl yapıldığını görmeleri lazım. Onun için herhalde bir grup toplantımızda da buradan bunları özellikle yayınlamak istiyorum.“HEDEFİN NE OLDUĞUNU BİZLER DE AZİZ MİLLETİMİZ DE GÖRDÜK”Cumartesi günü beklenenin gerçekleşmeyeceği, isyan ve çatışma çağrılarının karşılık bulamayacağı zaten çok net biçimde görülüyordu. Bir yıl önce Ak Parti’ye, milletin iktidarına karşı o malum çevreler ellerindeki imkanları seferber etmişlerdi. Hatırlayın her yerden taarruz ettiler medya sosyal medya yazarlar, sözüm ona aydınlar, sözüm ona sanatçılar taarruz ettiler. Bu taarruzun içerisinde hepsi yer aldılar. İş dünyası, iş veren örgütleri yer aldılar. Başta CHP olmak üzere, milletten umudunu kesmiş siyasi partiler bu taarruzun içinde yer aldılar. Bu şiddet ve Vandalizm gösterileri dünyaya çevre protestosu gibi sunuluyordu. Hedefin ne olduğunu bizler de aziz milletimiz de gördük.Bir tane sanatçı müsveddesi şunu söylüyordu “hala bunun ağaç meselesi olmadığını anlamadınız mı”“DUVARLARA YAZDIKLARI YAZILAR UNUTULAMAZ”Camiye girerek orada her türlü, bizim cami adabımızın aksine, orada her türlü bira şişelerine varıncaya kadar, ayakkabılarıyla camiye girenleri nasipsiz olarak savunanlar var. hemen ilerisinde dozerle yaya kaldırımlarını söktüler. Biraz ileri gittiler başbakanlık ofisimizi yakma girişiminde bulundular. Duvarlara yazdıkları yazılar unutulamaz. Onlar tamamıyla küfürname. Kendi kişiliklerini ortaya koydular.Başbakan bunları savunsun, başbakan gerilimci. Bunları söylemeyecek miyiz? Bunları millete tanıtmayacak mıyız? Yanlarına kar mı kalacak? Öyle bir paralel yargı var ki, bir kapıdan alıyor oradan bırakıyor. Neymiş? Yasalar buna müsait değilmiş. Bütün bunları bu şekilde uygularsanız o zaman tabi ki bunlarla mücadele zorlaşır.Anadolu ve Trakya’nın iktidarda olmasını hazmedemeyenler sokağı kullanarak kendilerine göre darbe gerçekleştirmek istiyorlar.“SADECE SANDIKTIR…”Adama sorarlar demokrasi sandık değilse ne? Bunu bana anlat derler. Ha o zaman şurada gidersin. Dağda eli silahlı olanlarla mezrayı basarsın, dersin ki bak her ne kadar sandık önüne getiriliyorsa da bilesiniz ki sadece sandık değildir bak silahımız ensemizdedir. Buna mı evet diyeceğiz? Sadece sandık değil diyenlerin dediği budur. Sadece sandıktır, halkın iradesini birileri ipotek alma girişimine girmesin.“KAN VARSA SİZİN OLDUĞUNUZ YERDE VAR”Şu anda bakıyorsunuz Ağrı’da belediye başkanı seçilen kişi “devlet terörü” diyor. Ağrı’da devlet terörü estirilmiş. Şu ifadeye bak ya. Bir milletvekili olarak bu ülkede devlet teröründen bahseden bir insan önce aynaya bakmalı. Sen bir defa terörün desteğiyle belediye başkanı seçilen birisisin. Kan varsa sizin olduğunuz yerde var.  Bak Diyarbakır’da ağlayan annelerin, belediye başkanlığı önünde oturmalarına tahammül edemediniz.“KÖPÜKLE ORALARI YIKAMA BAHANESİYLE KOVDUNUZ”Bunu neyle izah edeceksiniz? Oradan kaldırdınız. Devamlı TOMA’lardan sıkılan sudan rahatsız oluyordunuz. Orada sizler köpükle oraları yıkama bahanesiyle kovdunuz. Orta refüje soktular, yol düzenlemesi yapacaklarmış. Tehdide başladılar. Dediler ki çocukları halledeceğiz, bize bu kadar müsaade. AK Parti olarak bunun takipçisi olmaya mecburuz.Hadi bakalım, şu anda da bu çocukları getirip anne babalarına teslim etmeniz lazım. Adreslerini gayet iyi biliyorsunuz.“PİKNİĞE GÖTÜRÜYORUZ DİYEREK DAĞA GÖTÜRÜYORSUN”Dedim ya B planı C planı devreye girecektir. Şu anda Hür Demokrat Partili milletvekillerinin bu işin yakın takipçisi olarak bu süreci kendilerinin çözme sorumluluğu var. Bizim çözüm yolumuz farklı olacak. Bir tarafta çözüm süreci diyeceksin sonra engellemenin mücadelesini vereceksin. Bir tarafta barış barış barış diyeceksin. Biz olmazsak kan olur burada, lafa bak ya. Barış barış diyorsun yavruları analarından alıp pikniğe götürüyoruz diyerek dağa götürüyorsun. Bu nasıl barış? Bazıları taciz bu nasıl barış? On binlerce insanın katili sizsiniz, bu terör örgütü. Bunları görmeyecek miyiz? Sürekli aşağıladıkları tepeden baktıkları köylülerin insafı ve vicdanı olanların ülkeyi yönetmesinden rahatsız oldular. Bir şekilde buna son vermek istiyorlardı. Sokak eylemleriyle başarabileceklerini zannettiler.Sermayeleriyle kontrol ettikleri hatta birer kuklaya çevirdikleri marjinal sol örgütleri sokağa dökerek başarabileceklerini zannettiler.“BAK SİZİN BU YAPAMADIKLARINIZI AK PARTİ YAPTI”İşte o günlerde bizler de meydanlara çıktık. Beş şehrimize milli irade mitingleri yaptık. Halk akın akın meydanlara koştu. Zaman zaman bunların yazarları yorumcuları şöyle söylüyorlardı “Taksim meydanına iki milyon insan geldi” ya bunlar saymayı bilmiyor ya bunlar Taksim meydanına ne kadar insan alınabilir bunu bilmiyor. Debreli hikayesini de bilmiyorlar tabi. Sürekli olarak atıyorlar. Tabi bunların Yenikapı’yı niye kabullenmedikleri, niye gelmedikleri ortaya çıkıyor veya Küçükyalı Maltepe’deki meydana niye gelmedikleri ortaya çıkıyor. Çünkü oraya geldiklerinde o zaman her şey meydana çıkacak. Bunlar bir şeyi hala öğrenemediler. Elinizde sopayla molotofla değil nefret söylemiyle değil büyük bir sabırla meydanlara gelin. Bak sizin bu yapamadıklarınızı AK Parti yaptı. AK Partili seçmenin elinde ne Molotof ne sopa vardı.“CHP MEDYASI HER GÜN YALAN HABERLERLE GENÇLERİ TAHRİK EDİYOR”Yakın tarihten şu hadiseyi hatırlatmak istiyorum. 1960 yılı Nisan ayı. İstanbul ve Ankara’da üniversite öğrencileri gösteriler yapıyorlar. CHP tıpkı bugün olduğu gibi tahrik ediyor. CHP medyası her gün yalan haberlerle gençleri tahrik ediyor. Yüzlerce öğrencinin öldürüldüğü, kıyma makinelerinden geçirdiği iddiası CHP tarafından dillendiriliyor. Merhum Necip Fazıl Adnan Menderes’i ziyaret ediyor. Necip Fazıl, Menderes’e gerekli tedbirleri almasını tavsiye ediyor. Merhum Menderes ise mevcut tavrını sürdürmeyi tercih ediyor.“BU TEHDİDE SESSİZ KALMADIK”Biz geçen yıl gezi olaylarıyla bir darbe senaryosu devreye alındığında Menderes gibi üzerimize gelen bu tehdide sessiz kalmadık. Mısır’da yaşananların, Ukrayna’da yaşananların Türkiye’de yaşanmasına izin vermedik. Sokakları vandallara milli iradeyi de CHP’ye teslim etmeden bu ihtilal aşıklarının geldikleri gibi gitmelerini sağladık.“BU FEZLEKELER YOK EDİLMEK İSTENDİ”Sokak eylemleriyle ihtilal yapamayanlar, 17 ve 25 Aralık’ta bir başka darbe senaryosunu uygulamaya koydular. Orada da dik durduk taviz vermedik. Daha önce de ifade ettim darbe girişimleri için fezlekede, bunu inkar ediyor paralel yapının paralel yayın organları. Dönemin başbakanı ifadeleri geçiyor. Tam ifade şu “suç işlemek için oluşturulan örgütün lideri dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan” aynı şekilde bakanlarımızdan da örgüt üyesi olarak bahsediliyor. Bu fezlekeler yok edilmek istendi. Silinmiş dosyalar kurtarıldı. Bu fezleke büyük oranda ortaya çıkarıldı.“ŞU ANDA İNLERİNE GİRDİK”Şimdi paralel medya, başına gelecekleri önceden bildikleri için, rezilliğin farkında olmak için bunların düzmece olduğu için kampanya başlattı. Hiç boşuna uğraşmasınlar. Ortaya çok vahim belgeler deliller çıkıyor. Yaptıklarının hesabını vermeye başlayacaklar. İnlerine gireceğiz demiştik. Şu anda inlerine girdik. Bütün pisliklerini ortaya döküyoruz. Kaçıp saklandıkları inlerinden de sorumluları çıkaracak adalete teslim edeceğiz. Bu ülkede artık hiçbir darbe girişimi hesapsız kalmayacak.Dün dört CHP’li milletvekili basın toplantısı düzenlediler. Son derece ilginç. CHP, MHP ile birlikte Pensilvanya’nın siyasi taşeronluğu üstlenmişti. Pensilvanya tapeleri yaptığı montajları servis edecek, yargı ve emniyetteki maşalarıyla hükümeti devirecekti, MHP ve CHP buna destek verecek. AK Parti gidince CHP MHP iktidara oturacaklardı. Pensilvanya kapı kapı dolaşarak CHP’ye MHP’ye BDP’ye oy istediler. Ama en çok CHP’ye çalıştılar. CHP genel müdürü, eline tutuşturulan malzemeyi salladı durdu.“YARGI ÖNÜNDE HESABINI ELBETTE SORACAĞIZ”Zaten dünyada hep söylüyorum ya, bunun kadar yalanı maharetli kullanan ikinci bir kişi bulamazsınız. Ve yalanı kullanırken de yüzü filan kızarmaz ha gülerek bunu söyler. Bunlar hep birlikte tarihi nitelikte bir işbirliği gerçekleştirdiler. Ellerine hiçbir şey geçmedi. 30 Mart’ta millet gereken cevabı verdi. Tabi CHP’de bunun hesabı soruluyor.CHP’de bu sorgulamadan kurtulmak için farklı gündemlere sarılıyor. Kendisini temize çıkartmaya çalışıyor. Kamuoyunda Balyoz davasıyla ilgili rapor hazırlamışlar. Yeni dostları yol arkadaşları olan Pensilvanya örgütüne en küçük bir eleştiri yok. Bütün sorumluğu hükümete Genelkurmay’a Yargıtay’a yıkma peşindeler. Genelkurmay başkanına hakaret ettiler. CHP de artık haşhaş almaya başlamış. Yeni yol arkadaşlarına çok hızlı uyum sağladılar. Genelkurmay başkanlığımız gerekli açıklamayı yaptı. Dava açacaklarını ifade ettik. Biz de bunun peşini bırakmayacağız. Yargı önünde hesabını elbette soracağız. Ama bir temel ilkeyi hatırlatmak isterim. Biz bu davanın hakimi savcısı da değiliz. Bizden hukuka müdahale etmemizi bekliyorlarsa daha çok beklerler.“BU, TAVŞANA KAÇ DEMEK TAZIYA TUT DEMEK”Pensilvanya ile ilişkilerinin üzerini örtemezler. Bu tavşana kaç demek tazıya tut demek, tazı bunu tutmayacaktır. Bize bunu yutturamazlar. Balyoz davası sanıklarının, sanık yakınlarının duygularını istismar etmekten de CHP vazgeçsin.Geçen hafta grup toplantımızda, Türkiye’nin hangi yapay sorunlarla meşgul edildiğini aktarma fırsatım olmuştu. Yüz yıldır Kürt ve Alevi kardeşlerimizin sorunları Türkiye’yi yavaşlatmak, kalkınmasını, ilerlemesini güçlü bir devlet olmasını engellemek amacıyla kullanıldı. İç huzurumuzu yaralamak adına bu sorunları sıcak tutuldu. Türkiye ne zaman güçlendiyse bu sorunlar gündeme taşındı. Terörle çatışmayla sokak eylemleriyle Türkiye’nin enerjisi bu sorunlar üzerinden heba edildi. Bütün engelleri aşarak tuzakları aşarak bugünlere geldik.“ZOR BİR YIL GERİDE KALDI”Türkiye bir yıl önce Mayıs ayında tarihinin en büyük ekonomik başarılarını konuşuyordu. Ardından Gezi eylemleri başlatıldı, 17, 25 Aralık darbe girişimiyle ağır bir darbe indirmek istediler. Tüm bunları basiretle geride bıraktık. 2013 yılının mayıs ayı gibi 2014 yılının mayıs ayını başarılarla tamamladık. 93 bini aşan İstanbul borsası 60 binlere kadar gerilemişti. Şu anda borsa toparlandı 79 bin seviyesini aştı. MB rezervimiz, geçen Mayıs’ta 135 milyar dolara ulaşmıştı. Şu anda yeniden 131 milyar dolar seviyesine ulaştı. İhracatta Mayıs ayında yine tüm zamanların rekorunu elde ettik. Geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 5,8 oranında arttı ve 13 milyar 412 milyon dolar oldu. Bu cumhuriyet tarihinin rekorudur. Geriye dönük 12 aylık ihracatımız da 156 milyar doları aştı, bu da cumhuriyet tarihimizin en büyük rakamı. Zor bir yıl geride kaldı, eylemler darbe girişimleri geride kaldı.“TÜRKİYE’YE BİR YIL KAYBETTİRDİ”Artık bu ilerlemenin sekteye uğramasına tahammül edemeyiz. Yapay sorunlar üzerinden ağır bedeller ödemesinden müsaade edemeyiz. Gezi olayları 17-25 aralık darbe girişimleri Türkiye’ye bir yıl kaybettirdi. Mesaimizin bir kısmını işte bu huzur ortamını bozmak isteyenlerle mücadeleye sarf etmek zorunda kaldık.“ŞİDDET HİÇBİR MESELENİN ÇÖZÜM ARACI DEĞİL”Bizim 77 milyon olarak gece gündüz çalışıp reformu yapıp, 2023 hedeflerine doğru ilerlemememiz gerekiyor. Bakınız terör de sokak eylemleri de bugüne kadar hiçbir netice alamamıştır, alamaz. Her zaman ifade ediyorum. Şiddet hiçbir meselenin çözüm aracı değil. Şiddet arkasından kandan gözyaşından huzursuzluktan başka bir şey getirmez. Bütün sorunlarımızı hukuk zemininde çözeceğiz. Siyaset hukuk ve demokrasi dışında hiçbir yol sorunlara çözüm üretemez.“5 KADIN TERÖRİSTİ ACIMASIZCA KATLETTİLER”Sizlerin, aziz milletimin, doğu ve güneydoğudaki kardeşlerimizin, annelerinin buraya dikkatlerini çekiyorum. 2010 yılında, beş kadın terörist dağdaki zorbalığa dayanamayarak örgütten kaçma kararı aldı. Diyarbakır kırsalında yakalandılar. Hatırlayın. Bu beş kadını bir mağaraya hapsettiler. Günlerce işkence yaptılar. Ardından acımasızca katlettiler. Cansız bedenlerini bilinmeyen yerlere gömdüler. Anneleri babaları yavrularının öldürüldüğünden habersizdi. Bu katliama şahit olan İranlı kadın bir terörist dayanamadı, anneleri aradı ve katledildiğini duyurdu.“BDP BUNU SORGULAMADI”Terör örgütü ne dedi biliyor musunuz? Kış hazırlıkları sırasında jeneratör gazından zehirlendiler ve öldüler dedi. Bir yıl geçtikten sonra bu kadın teröristler için cenaze töreni düzenlediler. Hale bak. Çünkü karakterleri bu. BDP’nin bazı milletvekilleri, kadın milletvekilleri buna sahip çıktılar. BDP bunu sorgulamadı. Hani barıştan yanayız diyorlar ya. Kadın hakları yanlısı vekilleri bu katliamı sorgulamadılar. Halktan gizlemeye çalıştılar.“ÖLMEYE VE ÖLDÜRMEYE GÖNDERDİLER”2011 yılında Cudi dağındaki, bir mağarada teröristler kıstırılıyor, askerimiz saatlerce dil döküyor. Nihayet teröristler teslim oluyor. Bir tanesine subayımızı soruyor. Annen baban sağ mı? Terörist bilmiyorum diyor. Subayımız kaç yıldır görüşmüyorsun diyor. Terörist beş yıldır diyor. Bunlar üzeri örtülemeyen yüzlerce hikayeden iki tanesi. Buna benzer çok acı yaşandı. Aile trajedisi yaşandı. Ölmeye ve öldürmeye gönderdiler. İşlerine gelmeyince de vahşice katlettiler.“KENDİ ÇOCUKLARINI DA ABD’YE İNGİLTERE’YE GÖNDERİYORLAR”Genç bir çocuğun beş yıl boyunca annesiyle babasıyla görüşmesini engelleyerek kim neyin mücadelesini veriyor? Buradan mı özgürlük barış gelecek? Buradan mı barış mücadelesi verecek? Vicdanın olmadığı yerde özgürlük olur mu? Biz terör örgütünden ne vicdan bekliyoruz ne insaf bekliyoruz ne de acıma duygusu bekliyoruz. Ben BDP’nin HDP’nin vekillerine soruyorum. Sizin çocuğunuz yok mu? İnsafınız vicdanınız yok mu? Kaçıyorlar, dağa götürüyorlar, kendi çocuklarını da ABD’ye İngiltere’ye gönderiyorlar. Fark bu.Benim Kürt kardeşimin bunu bilmesi lazım. Bizim yavrularımız dağlara kaçırılırken şu anda bölücü terör örgütüyle el ele olan HDP’nin işte başındakiler veya milletvekilleri belediye başkanları onların çocukları da ABD’de Avrupa’da değişik yerlerde, eğitim alıyorlar, turistik seyahat yapıyorlar.Ey HDP milletvekilleri siz evde çocuklarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz? 30 yıldır evladının nerede olduğunu, yaşayıp yaşamadığını bilmeyen anne babalar var.“O ANNELER BABALAR ARTIK İSYAN ETMEYE BAŞLADILAR”Ben de geçen akşam bir tanesinin anne babasıyla ninesiyle görüştüm. O da son kaçırılanlardan. Telefonda tabi hüngür hüngür ağlıyor. Dertleştik. Tablo bu. Ve belediyenin önünde de kalkıyorsun saldırıyorsun. Niye? Hadi işte onlar da Kürt, çocuklarını kaçırdınız. Niye rahatsız oluyorsun? Ama gelip Taksim meydanında şurada burada her türlü eylemi molotofla yapıyorsunuz. Can alıyorsunuz, can yakıyorsunuz, silah kullanıyorsunuz. Evladı ölse bile gözyaşı dökemeyen ağıt yakamayan acısını paylaşamayan anne babalar var bugün. Bunlar çocukları almakla kalmıyor, ağıt yakmalarını engelliyorlar. O anneler babalar artık isyan etmeye başladılar.Çocuklarının kaçırılmasına yüreklice isyan ediyorlar. Anneler babalar artık susmuyorlar, kan tüccarına dönüşen terör örgütü karşısında boyunlarını öne eğmiyorlar.İşte şimdi Diyarbakır’da anneler evlatlarına sahip çıkıyor. Demokrasiden barıştan insan haklarından olduğunu savunan HDP göstericilere eziyet ediyor. Çok rahatsız oldular. Gerçek yüzlerinin görünmesinden çok rahatsız oldular. 15 yaşındaki çocukların kaçırılmasını izah edemediler. İnanın rezil oldular.şimdi rezilliklerini bastırmak için de gösteri yapan o kardeşlerimizi dağıtmaya kalkışıyorlar. 30 yıl susturdunuz, artık susturamayacaksınız. Annelerin ağıdını gözyaşını 30 yıl bastırdınız. Artık bastıramayacaksınız. Özgürlük ve barış bağımlılık yapar. Doğu ve güneydoğudaki kardeşim özgürlüğün ve barışın tadına vardı. Terör örgütünün baskısından kurtulan vatandaşlar artık özgürlüğe barışa sahip çıkıyorlar. Bir buçuk yıldır anneler babalar barışın ve özgürlüğün huzurunu yaşıyor. Bakın bizim de hiçbir şekilde şımarıklığa tahammülümüz yok.Yol keserek polisi askeri taşlayarak ülkeye yeni açı yaşatmak isteyenlere asla eyvallah etmeyiz. Çözüm için biz değil elini gövdesini taşın altına koymuş bir iktidarız. Bedeli her ne olursa olsun bu meseleyi çözeceğiz dedik, hamdolsun çok önemli mesafeler kaydettik.BDP HDP dürüstseniz samimiyseniz, siyasi Kürtçülük yapmayan Kürt kardeşlerime, diğerlerine de sesleniyorum. Diyorum ki siz acaba bu yol kesmelere evet diyor musunuz? İnsani midir? Yol kesmek bak ses geldi oradan, tarihimizde eşkıyanın işi olarak bilinir. Şimdi tabi terörist bunu yapıyor. Terörist eşkıyanın çok daha ötesinde. Köyüne gidecek onların da yolu kesiliyor. Ana yolda onların da yolu kesiliyor. Bazıları bakıyorsunuz alıp kaçırılıyor. Paralar isteniyor, haraç isteniyor. Bunlar haraççı. Bu kadar diyor haraç vereceksin. Hale bak. Sanki orada yolları yapan onlar, suyu getiren o. Sanki bütün üniversiteler okullar bunları kuran o. Bu vergilerden bunlar yapılıyor, senin haracında terör estiriliyor.15 yaşında çocukların ana kucağından alınıp dağa götürülmesine, robota döndürülmesine sessiz kalamayız. Bunu HDP çözmeyecekse, şımarıklığın sırtını sıvazlayacaksa bunu bilelim. Bu sorunu çözmek için, anneleriyle kucaklaştırmak için bizim de yöntemlerimiz var. bu çocuk kaçırma eylemlerinin son bulmasını, çocukların geri getirilmesini istiyoruz. Eğer korkuyorlarsa bunu söylesinler, tehdit varsa bunu söylesinler, o yürekli anneler gibi cesaretleri yoksa bunu da söylesinler.Diyarbakır’da 15 yaşındaki çocuğunun peşine düşen annenin karşısına başka anneler çıkartmak zalimliktir. Anneliğin siyaseti yoktur. Sağcılığı solculuğu yoktur. Hiçbir annenin yavrusundan kopmasına tahammülümüz olamaz. Biz çözüm sürecini tüm anneler için babalar için başlattık. Oğlu askerde olan anneler için, oğlu dağa kaçırılmış anneler için başlattık.Tüm annelerin bu sürece yüreklerini koymalarını istiyorum. Bu terör baronlarına kan tüccarlarına itiraz etmelerini istiyorum. Hiçbir anne korkmasın, çekinmesin. Anneler ne kadar bu sürecin içerisinde olursa barış da bu kadar mümkün olacaktır. Ben Diyarbakır’da eylem yapan o yürekli anneleri selamlıyorum. Yavrularına kavuşmaları için çırpınmaya devam edeceğimizi belirtiyoruz. Çözümün yanında durmaya, inadına demokrasiyi kardeşliği savunmaya devam edeceğiz.TBMM genel kurulunda yoğun bir hafta bizleri bekliyor. Çok önemli tasarı ve teklifleri cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde inşallah çıkartmış olacağız. Bugün grup toplantımız öncesinde çok önemli tasarı ve teklifimizin detaylarını açıkladım. Alt işverenlik yani taşeronluk konusunu yeniden ele alıyoruz. Çok önemli düzenlemeler getiriyoruz. İşçilerimizin hak kayıplarının önüne geçiyoruz. Alt işverenlikte iş sağlığı ve güvenliği, kıdem tazminatı gibi konularda önemli düzenlemeler yapıyoruz. Yer altında çalışan işçilerimiz için haftalık çalışma saatini 36 saat günlük çalışma süresini 6 saat olarak kısıtlıyoruz. Şehit madencilerimizin anne babaları için muhtaçlık şartını da kaldırıyoruz. Soma’da şu anda çalışamayan madencilerimizin ücretleri işveren tarafından ödenecek. Ne alıyorsa, o işletme açılana kadar aynen alacak. Ayrıca çalışamadıkları dönemde işsizlik sigortası fonundan net maaşları kadar biz de ödeme yapacağız. Madenlerde çalışan işçilerimizin emeklilik yaşını da 55’ten 50’ye indiriyoruz. Yıpranma payını değiştiriyoruz. İzinde geçirdikleri süreler tatiller de yıpranmaya dahil edildiğinde erken emekli olmak isteyen madenci kardeşimiz 43 yaşında bile emekli olabilecek.Şu anda AFAD’dan başka yetkili hiçbir birim yoktur. Bunu genelgeyle de valiliklerimize bildirdik. AFAD’da sadece somadaki madencilerimizin ailelerine bunlar olacak. Belki iki belki üç ev düşecek. Belki kiraya verecek. Çocuklarını onunla okutulacak. Bazıları üniversiteleri okumalarını sağlayacağım diyor. Bunlar AFAD’da toplanacak. Ama bu paralelin vakıflarına derneklerine sakın ha, bunlar aldatırlar, bu paralar biliyorsunuz farklı yerlere giderler. Bunlar kara para, bu kara parayı da bazı şirketler vasıtasıyla aklarlar.haberler.com
Reklam
HTC One E8 Tanıtıldı
HTC, bir süre önce satışa sunduğu One M8 modelinin plastik versiyonu One E8′i resmi olarak duyurdu. Bir süre önce sizlerle incelemesini paylaştığımız One M8′in plastik versiyonunun çıkacağı uzun süredir gündemdeydi. Daha önce One M8 Ace ve birkaç farklı isimle gündeme gelen plastik kasalı model, One E8 adıyla duyuruldu. HTC One E8; 1920 x 1080 piksel çözünürlükte 5 inç ekran, 4 çekirdekli 2.3 GHz Snapdragon 801 işlemci, 2 GB RAM, microSD ile artırılabilen 16 GB dahili hafıza, 13 megapiksel arka kamera, 5 megapiksel ön kamera, 2000 mAh kapasiteli batarya, Sense 6.0 arayüzü ve Android 4.4 KitKat işletim sistemi gibi başlıca teknik özelliklere sahip. HTC One M8 modeline göre daha hafif olan HTC One E8, 145 gram ağırlığa sahip. One E8′in One M8′den bir diğer farkı ise çift SIM özelliğine sahip olması. Kasa yapısı olarak farklı olan her iki telefonun da diğer birçok özelliği aynı. HTC One E8, kırmızı, beyaz, altın ve gri olmak üzere dört renk seçeneğine sahip. HTC One E8, önümüzdeki günlerde satışa sunulacak. Satış fiyatı ile ilgili henüz bir bilgi yok. One E8 modeliyle ilgili yeni gelişmeler olduğunda ve elimize ulaştığında incelemesini de sizlerle paylaşacağız. WeBeyn.com
Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Mali Af Yasası Geliyor
Af düzenlemesi ile vergi, SGK ve idari para cezalarının faizleri silinecek ve borçlar enflasyona endekslendirilerek yeniden yapılandırılacak. Vatandaşa 36 ay içinde 18 taksitle ödeme imkanı tanınacak. Aftan sadece “sigara yasağı”na uymayanlar yararlanamayacak. Ak Parti, kamuya borçlu vatandaşların yüzünü güldürecek Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı af düzenlemesi olarak nitelendirilen yasa teklifini dün akşam Meclis’e sundu.  Şebnem Hoşgör’ün Milliyet’teki haberine göre, Soma faciasının ardından TBMM gündemine getirilen ve yarın Plan Bütçe Komisyonu‘nda görüşmelerine başlanacak torba kanun ile birleştirilerek görüşülecek düzenleme ile vergi, SGK ve idari para cezalarının faizleri silinecek ve borçlar enflasyona endekslendirilerek yeniden yapılandırılarak vatandaşa 36 ay içinde 18 taksitle ödeme imkanı tanınacak. Düzenleme ile devlet 120 liraya kadar olan idari para cezalarının tahsilinden de vazgeçiyor. Bu aftan sadece “sigara yasağı”na uymayan tiryakiler yararlanamayacak. ‘Yatırımı iyileştirmek’ Ak Parti Bursa milletvekilleri Hüseyin Şahin ve Önder Matlı ile arkadaşlarının imzasıyla dün akşam TBMM Başkanlığı’na sunulan Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair teklifin gerekçesinde düzenlemenin amacı şöyle ifade edildi: “Borçluların kamuya olan borçlarının enflasyon oranına endekslenmek suretiyle ödenmesi, kamu ile olan mali ilişkinin belli bir plan dahilinde çözümlenmesi suretiyle faaliyetlerine devam edilmesine imkan verilmesi amacıyla hazırlanan teklifle ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir şekilde devamlılığını temin etmek, yatırım ortamını iyileştirmek, özel sektörün kamuya olan borç yükünü azaltmak, maliye ve para politikalarının daha etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amaçlanılmıştır.” Teklifin Maliye Bakanlığı ile SGK’ca tahsil edilen alacak türlerini kapsadığı belirtilen gerekçede yapılacak ödemelerde finansman sıkıntısı ile karşılaşılmaması için uzun sürede taksitle ödeme imkanı getirildiği vurgulandı. Kesinleşmiş vergi, SGK ve belli bir miktarın üzerindeki idari para cezalarını yeniden yapılandıran teklif ile ayrıca kasa fazlaları ile ortaklardan alacaklara ilişkin düzenlemelerle işletmele kayıtlarının gerçek duruma uygun hale getirilmesi de öngörülüyor. MTV borcu hariç Teklif 30 Nisan 2014 tarihine kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları, 2014 yılına ilişkin tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi 2. taksiti hariç 30 Nisan tarihinden önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, aynı tarihten önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları ile Askerlik, Karayolları Trafik Kanunu, Karayolu Taşıma Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında verilen idari para cezaları ve oy kullanmama nedeniyle verilen para cezalarından kesinleşmiş olan borçları kapsıyor. Yeniden yapılandırma Düzenleme uyarınca bu kapsamda vadesi geçmiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı faiz, ceza faizi, gecikme faizi, gecikme zammı gibi amme alacakları yeniden yapılandırılacak. Bu çerçevede düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihteki TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar üzerinden, ikişer aylık dönemler halinde en çok 18 eşit taksitte ödemelerini tamamlayanların, faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı silinecek. TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın, ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından ibaret olması halinde, öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla cezaların kalan yüzde 50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden de vazgeçilecek. Borçluların bu imkandan yararlanması için dava açmamış olmaları, açılmış davalarından vazgeçmeleri şartı aranacak. 120 TL’ye kadar idari cezaya af Düzenleme uyarınca devlet 120 TL’ye kadarki idari para cezalarını da affedecek. Buna göre Kabahatler Kanunu ve Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunu kapsamında verilen idari para cezaları hariç olmak üzere, 1 Ocak 2014 tarihinden önce idari yaptırım kararı verilmesine karşın, yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar tebliğ edilmemiş olan ve genel bütçeye gelir kaydı gereken 120 TL’nin altındaki idari para cezaları tebliğ edilmeyecek. Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı feri alacakların tahsilinden vazgeçilecek. Ayrıca Maliye Bakanlığı’nca 1 Ocak 2008 tarihinden önce takibe alınmış ve yeni yasa yürürlüğe girene kadar ödenmemiş olan Amme Alacakları Kanunu kapsamındaki 50 TL’yi aşmayan alacaklar ile bunlara bağlı feri alacaklar ile, aslı ödenmiş feri alacaklardan tutarı 100 TL’yi aşmayanların tahsilinden de vazgeçilecek. Çıkartılacak kanun kapsamına giren alacaklara ilişkin kanunun yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş tutarlar ile ödenen faizler için bu kanun hükümlerine dayanılarak red ve iade talepleri kabul edilmeyecek. G-20’de özel hüküm Teklifte Türkiye’nin 2015’te üstleneceği G-20 dönem başkanlığı kapsamında yapılacak harcamalar da unutulmadı. Bu çerçevede Kamu İhale Kanunu’na eklenecek geçici bir maddeyle, Türkiye’nin üstleneceği dönem başkanlığı kapsamında, 2014 ve 2015 yıllarında yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri Kamu İhale Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’ndan istisna tutulacak. En fazla 18 taksit olacak Yeniden yapılandırılan borçlarını taksitle ödemek isteyenler, 6-9-12 veya 18 eşit taksit şeklindeki ödeme seçeneklerinden biri tercih etmek zorunda olacak. Vatandaş tercih ettiği taksit süresinden daha uzun sürede ödeme yapamayacak. Bir ya da iki taksidin süresinde ödenmemesi durumunda, yüzde 4’lük gecikme zammı ile birlikte ödenecek. Teminatlar iade edilecek Bu kanun çerçevesinde ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nisbetinde kaldırılacak ve ödenen tutarlara isabet eden teminatlar da iade edilecek. Benzer sistem SGK’ya olan sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, genel sağlık sigortası primi borçları için de uygulanacak. Şebnem Hoşgör | Milliyet
'Kraliçenin Kuğusu'nu Yedi...
İngiltere'de yaşanan bu olay, Ahmet Uğurlu'nun başrolünde 'Mahsun' karakterini canlandırdığı Tabutta Rövaşata filmini akıllara getirdi...
Hong Kong Filmleri İstanbul Modern Sinema'da
İstanbul Modern Sinema’da son dönemde yeniden yükselen sinemadan on filmlik seçki.İstanbul Modern sinema, Sinema Sponsoru D-Smart’ın katkılarıyla, Hong Kong Ekonomi ve Ticaret Dairesi işbirliğiyle  5-15 Haziran tarihleri arasında “Hong Kong Panorama” başlıklı programla Hong Kong’un köklü ve son dönemlerde yeniden yükselen sinemasından  on filmlik bir seçki sunuyor.  Programdaki filmler arasında “Elveda Cariyem”in (Farewell My Concubine) yazarı Lilian Lee’nin korku öyküleri derlemesinden uyarlanan, Hong Kong sinemasının ünlü oyuncuları Jeannie Chan, Dada Chan ve Kelly Chen’in rol aldığı korku filmi serisi “Karanlığın Öyküleri”nin ilk filmi (Tales From the Dark 1) yer alıyor. Ayrıca, 2014 yılındaBerlin Film Festivali’nde Altın Ayı’ya layık görülen “İnce Buz, Kara Kömür”  (Black Coal, Thin Ice), Wong Kar Wai'ın geçen yıl Berlin Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterilen ve Kung Fu tarihine dair güzel bir inceleme olan “Büyük Usta” (The Grandmaster) ve eşcinsel bir erkek ile eşcinsel bir kadın arasında gelişen sıradışı aşkı konu alan “Seviyor, Sevmiyor” (Love Me Not) da seçkideki filmler arasında.2014 Berlin Uluslararası Film Festivali’nden Altın Ayı ve En İyi Oyuncu dalında Gümüş Ayı ödülleriyle dönen “İnce Buz, Kara Kömür”, parodi ve ciddiyet arasında gidip gelen sağlam bir kara film. 2013 Outfest Los Angeles LGBT Film Festivali dahil birçok festivalin resmi seçkisine giren “Seviyor, Sevmiyor”, izleyici şiddetli aşkın zorlukları ve sınırları muğlak bir cinsellikle dolu dokunaklı bir yolculuğa çıkarıyor.İki Oscar’a aday olan ve 2014 Asya Film Ödülleri’nden En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil yedi ödülle dönen Bruce Lee’yi de eğitmiş olan efsanevi Wing Chun ustası Ip Man’ın yaşamının ve döneminin öyküsünü aktaran “Büyük Usta”, Çin’in kaos, bölünme ve savaş dolu yıllarını gözler önüne seriyor.  Önemli oyuncuları ve güçlü yönetimiyle, 2013 Hong Kong Film Ödülleri’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere sekiz dalda ödül kazanan “Soğuk Savaş” yolsuzluk, güç mücadelesi ve politik oyunlar üzerine bir gerilim. Prömiyerini 2013 Hong Kong Film Festivali’nde yapan “Bizim Dansımız” da dans, stil ve gençlik enerjisiyle dolu, romantik bir drama. Dünya prömiyerini New York’taki Asya Filmleri Festivali’nde (2013) yapan “Karanlığın Öyküleri Bölüm 1,” Çinli yazar Lilian Lee’nin yazılarından uyarlama ve üç farklı yönetmen tarafından yönetilmiş üç eğitici hayalet öyküsünden oluşuyor“İncir”,  ilk IFVA* ödülünün kazananı yönetmen Vincent Chui’den, dünya prömiyerini 2013 Hong Kong Bağımsız Film Festivalinde yapan, eşsiz ve ahenkli bir drama.  2013 Hong Kong Uluslararası Film Festivali’nin resmi seçkisi içinde yer alan “Son Kodaman”, 1930’larŞanghay’ında yaşamış bir suç örgütü liderinin öyküsünü anlatıyor. Başrollerinde Hong Kong’un ünlü yıldızlarının oynadığı “Arsız Kocam”, eğlenceli bir romantik komedi. “Diva” ise menajeri Kin-sun tarafından bir diva olmaya yönlendirilen J’nin öyküsünü aktarıyor.İstanbul Modern Sinema girişi 9 TL.’dir. Film gösterimleri müze ziyaretçilerine ve üyelere ücretsizdir. KARANLIĞIN ÖYKÜLERİ  Bölüm 1 (Tales From The Dark, Part 1), 2013Hong Kong | DCP, Renkli, 114’ | KantoncaYönetmenler:  Simon Yam, Chi-Ngai Lee, Fruit ChanOyuncular: Simon Yam, Jeannie Chan, Dada Chan, Kelly Chen, Tony LeungDünya prömiyerini New York’taki Asya Filmleri Festivali’nde (2013) yapan “Karanlığın Öyküleri Bölüm 1,” Çinli yazar Lilian Lee’nin yazılarından uyarlama ve üç farklı yönetmen tarafından yönetilmiş üç eğitici hayalet öyküsünden oluşuyor. İlk öykü “Çalıntı Mallar” Simon Yam tarafından yönetilmiş, başrolünde de kendisi oynuyor. Kwan, oyuncaklarla dolu, yıkık dökük bir odada yaşamaktadır. Kendisine hayaletler musallat olmaktadır ve işinden kovulmasının ardından, para kazanmak için ölülerin küllerinin saklandığı kapları çalmaya ve onları kendisinden satın almaları için ailelere şantaj yapmaya karar verir. “Avuç İçinde Bir Sözcük” başlıklı ikinci öykü, Lee Chi-Ngai tarafından yönetilmiş. Bay Ho bir kahindir ve hayaletleri görebilme becerisine sahiptir. Eski yüzme öğretmenine musallat olan ergenlik çağındaki hayaleti araştırmaya başlar. Fruit Chan tarafından yönetilen son öykünün başlığı, “Jing Zhe.” Bir kadın, bir kahinden onu aldatan insanları lanetleyecek bir ayin gerçekleştirmesini ister. 'Bu kısmen düzensiz fakat sürükleyici mini-üçleme, Uzakdoğu korku sineması hayranlarını, korkudan altlarına ettirmeden memnun edecektir '. – Variety MagazineİNCİR (The Fig), 2013Hong Kong | Blu-ray, Renkli, 97’ | KantoncaYönetmen: Vincent ChuiOyuncular: Jenny Li, Eliz Lao, Lo Chun Yip, Stiffany Lo, Carson Chungİlk IFVA* ödülünün kazananı yönetmen Vincent Chui’den, dünya prömiyerini 2013 Hong Kong Bağımsız Film Festivalinde yapmış, eşsiz ve ahenkli bir drama. Bir trajedinin ardından Ka, kocasını terk eder. Annesinin ölümünden babasını sorumlu tutan Man adlı adamla tanıştığında, Ka kendisini aile bağlarının nasıl çözülüp yeniden bağlanabildiğini ve insanların birbirleriyle ilişki kurmaya ne kadar ihtiyaç duyduklarını anlamasını sağlayacak beklenmedik bir arkadaşlık içinde bulur. *Hong Kong Arts Centre tarafından organize edilen Asya Film ve Görsel Medya Geliştiricisi  (The Incubator for Film and Visual Media in Asia)SON KODAMAN, (Da Shang Hai ) 2012Hong Kong | Blu-ray, Renkli, 118’ | KantoncaYönetmen: Wong JingOyuncular: Chow Yun-fat, Huang Xiaoming, Sammo Hung2013 Hong Kong Uluslararası Film Festivali’nin resmi seçkisi içinde yer alan film, 1930’lar Şanghay’ında yaşamış bir suç örgütü liderinin öyküsünü anlatıyor. “Son Kodaman,” nostaljik Hong Kong aksiyon filmleriyle Hollywood usulü dram ve romantizmi bir araya getiriyor. İşadamı Cheng, polisin tuzağına düşer ve yeni bir hayata başlamak üzere her şeyi ardında bırakır. Şanghay’ın suç dünyasına adım attığında, hayatının aşkı, Japon ordusu ve yerel gizli servis arasında sıkışıp kalır. “Wong Jing’in yavan ciddiyetiyle yönlendirilen bu pahalı yapım, salon draması sahnelerini arka arkaya ortaya seriyor, aralaraysa etkili fakat dudak uçuklatmayan aksiyon sahneleri giriyor.” – Variety MagazineARSIZ KOCAM (My Sassy Husband), 2012Hong Kong | DCP, Renkli, 107’ | KantoncaYönetmen: James YuenOyuncular: Ekin Cheng, Charlene Choi, Zhang Xinyi, Izz Tsui, Joyce ChengBaşrollerinde Hong Kong’un ünlü yıldızlarının oynadığı eğlenceli bir romantik komedi. Sam ve Yo Yo aralarındaki büyük yaş farkına rağmen, ailelerinin verdiği sözü yerine getirmek için evlenirler. Ancak on yıl içinde birbirlerine aşık olurlar. Sam orta yaş bunalımı geçirirken Yo Yo istekli davranmaya devam edince, birbirlerine daha fazla direnemez hale gelirler. Evliliklerinin ardındaki sırrı öğrenerek, yeni bir hayata başlarlar. DİVA (DIVA Hua Li Zi Jun), 2012Hong Kong | Blu-ray, Renkli, 102’ | KantoncaYönetmen: Heiward MakOyuncular: Joey Yung, Chapman To, Hu Ge, Meg Lam, Carlos ChanJ, menajeri Kin-sun tarafından bir diva olmaya sevk edilir. Bir konser sırasında sesini kaybedince, ortadan yok olur ve görme engelli bir masörle beklenmedik bir ilişki içine girer. Bu sırada Kin-sun, kariyeriyle aşkı arasında seçim yapması gereken Red adlı bir başka şarkıcıyla ilgilenmeye başlar. J geri dönüp Red’e yardım ederken, kendi kariyerini sürdürmesi için baskı altına girer.  SEVİYOR, SEVMİYOR, (Love Me Not) 2012Hong Kong | Blu-ray, Renkli, 92’ | KantoncaYönetmen: Gilitte LeungOyuncular: Afa Lee, Kenneth Cheng, Rebecca Yip, Siu Wu2013 Outfest Los Angeles LGBT Film Festivali dahil birçok festivalin resmi seçkisine giren “Seviyor, Sevmiyor”, izleyici şiddetli aşkın zorlukları ve sınırları muğlak bir cinsellikle dolu dokunaklı bir yolculuğa çıkarıyor. Dennis resim atölyesinde çalışmaktadır, Aggie ise fotoğrafçıdır. Çocukluktan bu yana arkadaştırlar ve her ikisi de eşcinseldir. Dennis görücü usulü bir evlilik yapmaya niyetlendiğinde, Aggie kıskançlık hisseder ve Dennis’le ilişkisini gözden geçirmeye karar verir. SOĞUK SAVAŞ (Hon Zin), 2012Hong Kong | Blu-ray, Renkli, 102’ | KantoncaYönetmen: Lok Man Leung, Sunny LukOyuncular: Aaron Kwok, Tony Leung,  Charlie Young,  Andy LauYolsuzluk, güç mücadelesi ve politik oyunlar üzerine bir gerilim. Beş memuru taşıyan hayli donanımlı bir polis minibüsünün ortadan kaybolduğuna dair aldıkları isimsiz telefonun ardından, Hong Kong polisi bir kurtarma operasyonu başlatır. Saat işlemeye başlar, rehinelerin hayatlarının ve polisin itibarının kurtarılması, iki rakip komiserin ellerindedir. Önemli oyuncuları ve güçlü yönetimiyle, “Soğuk Savaş” 2013 Hong Kong Film Ödülleri’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere sekiz dalda ödül kazandı. “Yoğun olay örgüsüyle başlangıçta kafa karışıklığına yol açan Hong Kong polisiyesi ‘Soğuk Savaş’ daha sonra gözle görülür biçimde canlanıyor, ancak filmin yanlış başlangıcı birçok izleyicinin dramanın karmaşık manevralarıyla tam anlamıyla bağ kurmasına engel olabilir.” – Variety Magazine BİZİM DANSIMIZ (The Way We Dance), 2013Hong Kong | Blu-ray, Renkli, 110’ | Kantonca Yönetmen: Adam WongOyuncular: Cherry Ngan, Babyjohn Choi, Janice Fan, Tommy “Guns” LyPrömiyerini 2013 Hong Kong Film Festivali’nde yapan bu film dans, stil ve gençlik enerjisiyle dolu, romantik bir drama. Fleur üniversiteye yeni başlamıştır ve tutkusu bir dansçı olmaktır. Katıldığı Bomba adlı dans topluluğunun tek amacı bir yarışmada rakip topluluk Rooftoppers’ı yenmektir. Dans stiliyle alay edilmesinin ardından Fleur topluluktan ayrılır ve bir Tai Chi kulübüne üye olur. Beklenmedik bir kaza sonucu Fleur dibe vurur ancak o anda, Rooftoppers’ın lideri ortaya çıkar ve ona başarılarının sırrını açıklar. “Hong Kong’un en iyi sokak dansçılarına yer veren, muhteşem bir seyirlik.” – Hollywood Reporter BÜYÜK USTA (Yi Dai Zong Shi), 2013Hong Kong | DCP, Color, 110’ |Kantonca Yönetmen: Wong Kar WaiOyuncular: Tony Leung, Zhang Ziyi, Chang Chen, Zhang Jin, Wang QingxiangBruce Lee’yi de eğitmiş olan efsanevi wing chun ustası Ip Man’ın yaşamının ve döneminin öyküsü. İki Oscar’a aday olan ve 2014 Asya Film Ödülleri’nden En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil yedi ödülle dönen “Büyük Usta” Çin’in kaos, bölünme ve savaş dolu yıllarını gözler önüne seriyor. “Wong Kar-wai'nin 2013 Berlinale’nin de açılışını yapan bu dövüş sanatları destanı, varoluşsal bir melankoliyle yerçekimine karşı koyan aksiyon sahnelerini bir arada sunuyor.”– The Hollywood ReporterİNCE BUZ, KARA KÖMÜR (Bai Ri Yan Huo) ,  2014Hong Kong | DCP, Renkli, 106’ | KantoncaYönetmen: Diao YinanOyuncular: Liao Fan, Gwei Lun Mei, Wang Xuebing, Wang Jingchun, Yu AileiDetektif Zhang, bir seri cinayet vakasını beceriksiz biçimde ele alır ve görevden uzaklaştırılır. Benzer cinayetler yeniden işlenmeye başladığında, Zhang cinayetleri kendi başına araştırmaya başlar. Kanıtlar genç bir kadına işaret ediyordur; Zhang bu kadını izlerken ona aşık olur ve birdenbire hayatı tehlikeye sürüklenir. Parodi ve ciddiyet arasında gidip gelen bu sağlam kara film, 2014 Berlin Uluslararası Film Festivali’nden Altın Ayı ve En İyi Oyuncu dalında Gümüş Ayı ödülleriyle döndü. “Çinli yönetmen Diao Yinan, taşrada yaşayan sıradan insanlar arasında geçen, tarz sahibi bir kara film yapmış.” – The Hollywood ReporterMilliyet
Reklam