GoPro'ya Yeni Rakip: Re
Kendi kategorisinde lider konumda olan aksiyon kamerası GoPro'ya her geçen gün yeni rakipler geliyor. Bunlardan biri de akıllı telefon üretici HTC'nin RE ismini verdiği ürün oldu.Son yıllarda altın çağlarını yaşayan aksiyon kamerası pazarında GoPro'nun hakimiyeti bulunsa da irili ufaklı birçok markanın bu tarz ürünü satılıyor. Sony'nin Action Cam modeliyle rekabetin kızıştığı pazarda yer almak isteyen bir diğer marka da HTC oldu.Tayvanlı akıllı telefon üreticisi HTC, RE adını verdiği aksiyon kamerasını duyurdu. Ters L harfine benzeyen bir tasarımı olan kamera 16 Megapiksel fotoğraf çekebiliyor. Saniyede 30 kare Full HD video kayıt edebilen üründe bütünleşik olarak 820 mAh bir pil bulunuyor.IPX7 standardında su geçirmeyen bir gövdeye sahip olan ürün su altında da kullanılabiliyor. Bluetooth, Wi-Fi (802.11b/g/n) ve microSD bellek yuvası gibi özellikleri bulunan aksiyon kamerasının ABD fiyatı 199 dolar olarak açıklandı.146 derece görüş açısı sunan kamera yakında piyasaya sürülecek iOS ve Android uygulamaları üzerinden de kontrol edilebilecek. Aynen GoPro'da olduğu gibi taşıma ve bağlantı aksesuarları bulunan RE'nin önümüzdeki günlerde satışa sunulması bekleniyor.GoPro'ya rakip olabilirAksiyon kamerası alanının en büyük markası olan GoPro'nun en uygun modeli HERO'nun fiyatı 129 dolar. Ancak HERO'da kablosuz ağlara bağlanma özelliği bulunmuyor. Bu yüzden uygulama üzerinden cep telefonu yardımı ile kontrol edilemiyor. Ancak daha pahalı üst modellerinde bu özellik mevcut. RE ise 199 dolara bu özelliği sunduğu için biraz daha avantajlı bir konumda yer alıyor.Kaynak: HTC
Pavel Vrba 1 Puana Razı
EURO 2016 elemeleri kapsamında 10 Ekim Cuma akşamı A Milli Takımımız'la karşılaşacak olan Çek Cumhuriyeti 'nde teknik direktör Pavel Vrba açıklamalarda bulundu.Şükrü Saraçoğlu 'nda oluşacak atmosferle ilgili konuşan ve Türkiye 'de top koşturan Tomas Sivok ve Michal Kadlec gibi siimlerin bu atmosfere alışkın olduklarının altını çizen Vrba; 'Sivok ve Kadlec her hafta bu atmosferde oynuyorlar. Bu onlar için zor olmayacak. Takımı da bu konuda rahatlatıyorlar.' sözlerini kullandı.ÇEKLER 4 PUANA RAZI...Türkiye ve hemen ardından Kazakistan'a gideceklerinin altını çizen Vrba, zorlu bir seyahat serüveninin kendilerini beklediği söyledi.'Zor bir yolculuğa çıkacağız. Hollanda karşısında aldığımız galibiyet bize grupta güven verdi. Önümüzdeki iki maçtan 6 puan almak istiyoruz ama 4 puanla ayrılırsak bu da bizim için altın değerinde olur. Türkler çok kaliteli ve teknik bir kadroya sahip. Şimdilik Kazankistan maçını düşünmüyoruz'Sporx
Yayından Kaldırılmasına Anlam Veremediğimiz 25 Dizi
2517 yılında bir uzay gemisinde görev alan 9 kişinin maceralarını anlatan, Joss Whedon imzalı dizi bir çok kesim tarafından TV tarihinin en iyi bilim-kurgu dizisi kabul edilmesine rağmen 14. bölümün sonunda yayından kaldırıldı. Dizinin Serenity adlı bir devam filmi de bulunmakta.
Ferrari'den Vettel'e Servet Gibi Maaş
Formula 1'de Red Bull'dan ayrılarak Ferrari'ye geçmesine kesin gözüyle bakılan Sebastian Vettel'in yıllık 80 milyon dolar maaş alacağı iddia edildiFormula 1'de Red Bull'dan ayrılarak Ferrari'ye geçmesine kesin gözüyle bakılan Sebastian Vettel, transfer gerçekleşirse yılda 80 milyon dolar maaş alacak. 27 yaşındaki Alman pilot böylelikle dünyanın en yüksek maaşlı sporcusu olacak.NTV Spor'un haberine göre; Formula 1'de, Red Bull'dan ayrılarak Ferrari'ye geçmesi beklenen Sebastian Vettel'in, dünyanın en yüksek maaşa sahip sporcusu olacak.4 kez dünya şampiyonu apoletli Sebastian Vettel'in, 2015'te Ferrari koltuğuna oturacağı Avrupa basınında geniş yer bulurken; başarılı sporcunun alacağı rakam da netleşmeye başladı.3 yıllık sözleşme için 150 milyon sterlin alacak olan Vettel, dünyanın en yüksek maaşına sahip sporcusu olacak.Yıllık maaşı, 50 milyon sterlin (Yaklaşık 80 milyon dolar) olması beklenen Vettel'in alacağı rakam kesinleşirse, Alman pilot en yüksek maaşlı sporcu ünvanını elde edecek.Forbes'a göre dünyada yıllık en çok kazanca sahip sporcu ise boksör Floyd Mayweather. Yılda 100 milyon dolar kazanan Mayweather'in dövüş başına para alması, maaş konusunda Vettel'i ilk sıraya koyacak. Vettel, beyzbol, basketbol, Amerikan futbolu ve futbolun yıldızları arasında da en yüksek maaşlı sporcu olacak.Bu sezon yeni aracıyla henüz yarış kazanamamasına karşın, son yıllarda Formula 1'i domine eden ve 39 yarışın yanısıra 4 dünya şampiyonluğu kazanan Vettel, gelecek yıl Ferrari'de Fernando Alonso'nun yerine takıma katılacak..T24
Davutoğlu: 'Bu Devleti ve Hukuk Düzenini Hiçbir Şeye Feda Etmeyiz'
Başbakan Davutoğlu, 'Şimdi herkesin muhasebe etme vaktidir ve herkesin de bilmesi gerekir ki; biz bu devleti ve hukuk düzenini hiçbir şeye feda etmeyiz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, güvenlik toplantısı sonrasında düzenlediği basın toplantısında, 'Çözüm süreci irademizi bütün vatandaşlarımızın bir kez daha bilmesini isterim. Hiçbir vandalizme çözüm sürecini kurban vermeyiz. Ancak, çözüm süreci adına da şiddeti müsamaha gösterecek bir tavır içine girmeyiz' ifadesini kullandı. Vatandaşlardan sükunet içinde ve kararlılıkla bu tutumlarına sahip çıkmasını beklediğini belirten Davutoğlu, emniyet içinde, huzur içinde bir ülke için ne gerekiyorsa güvenlik birimlerinin yapacağını söyledi. Davutoğlu, şöyle konuştu:'24 saat esasıyla çalışacak olan bir koordinasyon merkezi Başbakanlık bünyesinde ama İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda kuruldu. Bütün valilerimizle, bütün kaymakamlarımızla anlık temaslarla her bir olayı tespit edecek ve her bir olayın arka planı incelenecek ve sorumlular mutlaka hukuk karşısına çıkarılacak. Kimse bu tür şiddet olaylarından sonra, bundan hesap sorulmayacağını düşünmesin. Tek tek bunun hesabını sorarız. Türkiye bir hukuk devletidir ve gereğini yapmak bizim için vatan borcudur.Yine siyasi partilere seslenmek istiyorum; başta bu çağrıyı yapan HDP başta olmak üzere. Eğer siyasi partiyseniz, kimliğini açık bir şekilde demokrasiden ve barış içinde siyaset yapmadan yana koymalısınız. Yok başka bir niyetiniz varsa, kimliğinizi bilelim. Ne yapmak istediğinizi bilelim, ona göre de bizden muamele görürsünüz. Ancak, siyasi parti kimliği ve kılıfı altında eğer milletimizin huzurunu bozmaya kalkarsanız onu demokrasiyle izah edemezsiniz. Siyasi partiler her şeyden önce meşruiyet zemini içinde hareket etmek zorundadırlar. Bu çağrıyı yapanlar, şimdi bu çağrının altında kaldıklarını kendileri de hissediyorlardır. Çözüm sürecine önem veriyorlarsa, önce onun gereğini yapacaklar ve bu gereği yaparken de herhangi bir mazeret ileri sürmeyecekler.'Anamuhalefet partisine de seslenmek istediğini vurgulayan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugün sükunet çağrısı yaptığını anımsattı. Bu çağrıya katıldığını ifade eden Davutoğlu, 'Ancak, aynı çağrı içinde bu şiddet üreten kesimleri tenkit etmek yerine, vebali onlara yüklemek yerine, Türkiye'nin Suriye'ye dönük merhametli dış politikasına yüklemek de tipik Kılıçdaroğlu tavrıdır' dedi. Kimsenin kimseyi aldatmamasını isteyen Davutoğlu, 'Kılıçdaroğlu net olarak tavrını koymalıdır. Şiddetten yana mı, huzurdan yana mı ? Genel Başkan Yardımcısına sormalıdır, 'o twiti ne için attı ? Niçin halkı sokağa davet etti ?' ifadelerini kullandı.Bütün diğer partilere ve toplum kesimlerine de seslendiğini dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:'Çünkü bazı illerimizde, bazı partiler karşı karşıya geldi. Lütfen bu şiddet ortamında taraf olmaktan kaçının. Düzeni sağlayacak olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'dir, devletidir ve güvenlik birimlerimizdir. Herhangi bir suç işlendiğinde bu suçun cezalandırıcı ve karşı tarafında bir pozisyon almaktansa, devletin müdahalesini önceleyin. Biz hiçbir toplum kesiminin, birinin diğerinin karşısında olmasına rıza göstermeyiz. Bu toplum kesimlerimiz arasında veya farklı siyasi görüşler arasında bir iç ihtilaf değil, Türkiye dışında olan bir gelişmeyi Türkiye içinde istismar etmeye çalışan, marjinal örgütlü bir grubun faaliyetidir. O sınırlar içinde muamele göreceklerdir, kesinlikle geniş toplum kesimlerimizin bu tartışma ve kutuplaşma ortamının dışında kalması önemlidir. Ayrıca bu olaylarda maalesef kullanılan veya istismar edilen kardeşlerimizin önemli bir kısmının, kardeşlerim diyorum, çünkü küçük yaşta, çocuk yaşta denilebilecek 13 ila 18 yaşları arasındadır, çocukları öne sürerek bu vandalizme çocukları alet edenler en büyük insanlık suçu işliyorlar. Annelere ve babalara da çocuklarının geleceğine sahip çıkma çağrısında bulunuyorum.'Uluslararası topluma çağrıUluslararası topluma da seslenmek istediğini aktaran Davutoğlu, son dönemde Kobani'de yaşananları çözme sorumluluğu Türkiye'nin omuzlarındaymış gibi bir kanaatin yayılmaya çalışıldığını bildirdi.Davutoğlu, şunları kaydetti:'3,5 senedir, 300 bin insanın ölümüne sessiz kalanlar, kimyasal silah kullanımına, scud füzelerine, varil bombalarına sessiz kalanlar, Kobani'de bir anda Türkiye'nin bu meseleyi çözmesi gerektiği gibi uluslararası bir algıyı oluşturmaya çalışıyorlar. Bütün bu gelişmelerin vebali öncelikle BM Güvenlik Konseyi'nin ve daimi 5 üyenin üzerindedir. Kendi veballerini bir kenara koyarak, Türkiye'yi sorunun parçasıymış gibi yansıtmaya çalışanlar, belki kendisine yakın olan çevreleri ikna edebilir veya bir algı operasyonu yapabilirler ama uluslararası vicdanın elinden kurtulamazlar. Uluslararası toplum sadece Kobani'deki kardeşlerimizi değil, Suriye'deki bütün kardeşlerimizi emniyet altına, güven altına alacak entegre bir strateji geliştirmedikçe, bu acı olaylar kesilmez. Bizim uluslararası topluma çağrımız öncelikle hep beraber böyle bir çabanın içine girmesidir ve Suriye'de kalıcı bir istikrarın, bölgede kalıcı bir istikrar için gerekli adımların atılmasında ortak bir çaba içine girilmesidir.' 'Zor bir dönemden geçiyoruz'Medya kuruluşlarına da seslenen Davutoğlu, zor bir dönemden geçildiğinin herkes tarafından farkında olunduğunu dile getirdi. Türkiye'nin etrafında birçok ülkenin etnik ve mezhep temelli kutuplaşmaların etkisi altında bulunduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Ülkemiz bütün bu ateş çemberinin ortasında demokrasiye dayalı siyasi istikrarını, bugün Başbakan Yardımcımız orta vadeli ekonomi programı açıkladı, orta vadeyi, uzun vadeyi gören ekonomik program anlayışla gören, sağlıklı ekonomik yapısını ve iç barışını koruyor. Buna özen göstermek sadece bizlerin, hükümet edenlerin değil, bütün toplumun görevidir' diye konuştu. Başbakan Davutoğlu, medyadan, bu kritik süreçte, şiddetin yaygınlaşmasını isteyenlerin beklentilerine cevap vermeyecek şekilde, sorumlu, bilinçli yayın yapmalarını da rica etti.  Davutoğlu, 'Şimdi herkesin muhasebe etme vaktidir ve herkesin de bilmesi gerekir ki; biz bu devleti ve hukuk düzenini hiçbir şeye feda etmeyiz. Eğer böyle bir kargaşa ortamı yaratılmak isteniyorsa ki birileri böyle bir çaba içindelerse onlar da bilmeliler ki, kendi başları daraldığında bile sığınacakları yer Türkiye Cumhuriyeti devletinin gölgesidir.' dedi.AA
"Adım Adım" ile Yardımseverlik Koşusu Yap
Türkiye'de koşuyu  ve  duyarlılığı birleştirerek, iyilik  peşinde  koşarak neler yapılabileceğini  göstermek  için  3.700  kişi  ADIM  ADIM  isiminde  sivil  toplum oluşumu altında bir araya gelmiş. Bu oluşumun katılımcıları hem koşarak hem de yardım toplayarak yarışıyorlar, bunu yaparken  de  binlerce  insanın  hayatında  olumlu  bir  fark  yaratmanın mutluluğunu yaşıyorlar.  Bugüne  kadar  destekledikleri  sivil  toplum  kuruluşları yararına 4,4 milyon TL’ye yakın maddi kaynak yaratmışlar.Rahman Altın, Ayça Şen, Tan Cemal Genç, Murat Çelikkkol iyilik peşinde koşarlarsa ne olur?İyilik peşinde koştular ve aşağıdaki harika film ortaya çıktı.Müzik Rahman Altın'dan, seslendirme Ayça Şen'den, çizim Tan Cemal Genç'ten artık koşması ve koşturması da sizden!#iyilikpesindekoshttp://www.adimadim.orghttps://www.facebook.com/hareketegec?fref=ts
Reklam
Altın Portakal Belgesel Yarışması İptal
Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Film Yarışması’nı iptal etti. Festival komitesi, yarışma bölümünden 15 filmden 13’ünün sansüre karşı tepki olarak çekilmesinin ardından Ulusal Belgesel Film Yarışması iptal ettiğini duyurdu.13 BELGESEL FESTİVALDEN ÇEKİLDİAltın Portakal Film Festivali’nden çekilen 13 belgeselin arasında Reyan Tuvi’nin sansürlenen ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ de var.51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ön-jürisi tarafından yarışma bölümüne seçilen belgesel filmlerimizin TCK’ya göre değerlendirilmiş olması ve ardından Reyan Tuvi’nin filminin sansür mekanizmasına takılarak yarışma dışı bırakılmasına karşı duruşlarının gerçek anlamda festival yönetimince karşılığını bulamadığını söyleyen belgesellerin yönetmenleri, festival komitesinin yaptığı son açıklamayı meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladıklarını açıkladı.“Festival yönetiminin TCK uygulamalarına dair net bir özeleştiri vermemesi, bizim açımızdan, gelecekte yapılacak olan festivallerde de filmlerimizin bu maddelere göre müdahale görebileceği anlamına geliyor.” diyen 11 belgeselin yönetmenleri yarın başlayacak olan festivalde sorunun doğru anlaşılması ve çözülmesi yönündeki umutlarının da yitirdiklerini söyledi.Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde toplamda 15 belgesel yarışacaktı. Sansür tartışmalarının ardından belgesellerini geri çeken yönetmen ve filmleri şöyle;Albina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum, Sefa Tokgöz – Ben Bir Slogan Buldum Anem Benim YanımdaDevrim Akkaya, Cem Doruk – DiyarYasin Semiz – Eymir Neden Paylaşılamadı?Zeynel Koç, Cenk Örtülü – Kêl / O İklimde Kalırdı AcılarEmel Çelebi – Külkedisi DeğilizCem Kaya – MotörEnder Yeşildağ – Sessiz ÇığlıkGüliz Sağlam, İlker Berke – Tepecik Hayal OkuluAhmet Yurtkul - UzakReyan Tuvi – Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekDeniz Yeşil – Yollara DüştükBahriye Kabadayı Dal - Hakkari'nin Gizemli TaşlarıKurtuluş Özgen - Nail V.Aynı seçkideki “Küçük Kara Balıklar” ve “Yüzde 12.29” isimli belgeseller, sahipleri festival programında kalma beyanında bulundukları için her iki film özel gösterim olarak festivalde gösterilecek.‘FESTİVALİ TERK ETMİYORUZ’Antalya Altın Portakal Film Festivali yarın başlıyor. Ekim ayının ilk gününde başlayan sansür tartışmaları ise hızını hiç yitirmeden devam ediyor. Festivalin Ulusal Yarışma Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yer alan 11 filmin yönetmen ve yapımcıları yaptıkları açıklamada sanat eserlerinin TCK’yı referans alan bir değerlendiremeye tabii tutulmasına vurgu yaptı. “Sanat eserleri, ceza kanunlarına göre değerlendirilemez. Bir festivalin programında yer alacak filmlerin seçim süreci sadece ve sadece sinema profesyonelleri tarafından yürütülmelidir.” diyen yönetmenler, ‘sinemanın kendi alanı’ olan film festivalini terk etmeyeceklerini söylediler. bölümünde yer alan 11 filmin yönetmen ve yapımcıları sansüre karşı mücadelelerini sürdürmek için filmlerini geri çekmeyip festivalde olacaklarını duyurdu. Bunun yanı sıra festivalin Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde yer alan 13 belgesel yarışmadan geri çekildi.Belgesellerini festivalden çeken 11 yönetmen imzaladıkları ortak bir metinle geri çekilme kararlarını duyurdular.Filmlerini çekmeyip Altın Portakal’a katılacak olan yönetmen ve yapımcılar festivalde oldukları müddetçe sansüre karşı adımlar atacaklarını ve bu süreci sansürle mücadelede bir fırsat olarak gördüklerini bildirdiler.Bu yıl 51 kez düzenlenecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışmasında yarışacak filmler arasında yer alan ve ortak imzayla filmlerini çekmeyeceklerini bildiren yönetmen ve filmleri şu şekilde; Derviş Zaim’in “Balık”ı, Aysim Türkmen Keskin’in “Çekmeköy Underground”ı, Çiğdem Vitrinel ve Marsel Kalvo’nun ortak yapımı “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”, Ömer Uğur’un “Guruldayan Kalpler”i, Onur Ünlü’nün “İtirazım Var”ı Ayhan Sonyürek’in “İyi Biri”si, Erol Mintaş ve Aslı Erdem’in filmi“Klama Dayika Min / Annemin Şarkısı”, Melisa Önel, Aslı Erdem ve Yamaç Okur’un ortak prjesi “Kumun Tadı”, Murat Düzgünoğlu’nun “Neden Tarkovski Olamıyorum”u, Osman Levent Soyarslan’ın “Oflu Hoca’yı Aramak” adlı filmi ve Kaan Müjdeci’nin “Sivas”ı. Bu bölümde yarışacak filmlerden Ulusal yarışma filmlerinin sansür açıklamasına imza atmayan tek yönetmen ise Kutluğ Ataman oldu. Ataman Altın Portakal’a “Kuzu” adlı filmiyle katılıyor. İstanbul/EVRENSEL
11 Belgeselci Filmini Altın Portakal'dan Çekti
51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde sansür tartışmasının ardından festivaldeki 11 filmin yönetmeni belgesellerini geri çekti.11 yönetmen Festival Komitesi’nin sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını belirttiği açıklamasını “meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladık” diye cevapladı.11 yönetmen arasında sansür tartışmalarıyla gündeme gelen 'Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek' belgeselinin yönetmeni REhan Tuvi de bulunuyor.Belgeselcilerin açıklamaları şöyle:“51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ön-jürisi tarafından yarışma bölümüne seçilen belgesel filmlerimizin TCK’ ya göre değerlendirilmiş olması ve ardından bir arkadaşımızın filminin sansür mekanizmasına takılarak yarışma dışı bırakılmasıyla başlayan kriz, festival yönetimince son ana dek sorumluluk üstlenmeyen ve polemiklere sebebiyet veren bir tarz ile yönetilmiştir. En başından beri asıl meselenin filmlerimizin TCK maddelerine göre değerlendirilmesi, sansürün meşrulaştırılması sorunu olduğunu söylememize rağmen, sinema dünyasını bölen, spekülasyonların ve manipülasyonların etkin olduğu bir tartışma ortamı yaratılmıştır.“Bizim, festivalin yapılabilmesine dair beklentilerimiz gerçek anlamda festival yönetimince karşılığını bulmamıştır. Yapılan son açıklamanın da meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladık.“Festival yönetiminin TCK uygulamalarına dair net bir özeleştiri vermemesi, bizim açımızdan, gelecekte yapılacak olan festivallerde de filmlerimizin bu maddelere göre müdahale görebileceği anlamına geliyor.“Aşağıda imzası olan, Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde yer alan yönetmen ve yapımcılar olarak filmlerimizi festivalden çektiğimizi üzülerek bildiriyoruz.”Cuma günü başlayacak festivalde Rehan Tuvi’nin ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli, ön jürinin kararına rağmen festival yönetimi tarafından TCK’ya aykırı bölümler içerdiği gerekçesiyle programdan çıkarılmıştı.5 Ekim’de filminin yönetmeni Reyan Tuvi, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmasıyla sorunun çözüldüğünü açıklamıştı.Jüri başkanı Can Candan'ı ardından 10 jüri üyesi daha istifa etmiş 13 yönetmen Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etmişti.Hülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi 'Sansür kabul edilemez' dediği açıklamada “Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz' dedi'Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır.'Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.' Filmleri çeken yönetmenler şöyleAlbina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum, Sefa Tokgöz - Ben Bir Slogan Buldum Annem Benim YanımdaDevrim Akkaya, Cem Doruk - DiyarYasin Semiz – Eymir Neden Paylaşılamadı?Zeynel Koç, Cenk Örtülü – Kêl / O İklimde Kalırdı AcılarEmel Çelebi – Külkedisi DeğilizCem Kaya - MotörEnder Yeşildağ – Sessiz ÇığlıkGüliz Sağlam, İlker Berke – Tepecik Hayal OkuluAhmet Yurtkul- UzakReyan Tuvi – Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekDeniz Yeşil – Yollara DüştükBianet
Reklam
"Her Takıma Karşı Kazanmak İstiyorum"
Cesare Prandelli, Kulüp Başkanı Ünal Aysal'ın görevini bırakacağını hiç düşünmediğini ancak bu kararın kendisini terk edilmiş hissettirmediğini söyledi.Sarı-kırmızılı takımın gerçekleştirdiği antrenmanın öncesinde gazetecilerle sohbet toplantısı düzenleyen Prandelli, Aysal'ın başkanlığı bırakma kararı hakkında, 'Kendimi terk edilmiş hissetmedim. Hayat, her gün yeniliklerle karşı karşıya bırakıyor. Sözleşme imzalarken başkanın bizi bırakacağını düşünemem. Özel hayatını ve son 3 ayda neler yaşadığını bilmiyorum. İhanete uğramış hissetmedim' diye konuştu.İtalyan teknik adam, bir gazetecinin 'Böyle olacağını bilseydiniz Galatasaray'a gelir miydiniz?' şeklindeki sorusuna, 'Futbolda yarın neler olacağını bilemezsiniz. Buraya geldik. Kazanmak için çalışacağız' yanıtını verdi.Türkiye'de beklemediği durumlarla karşılaştığını anlatan Cesare Prandelli, 'Bunları hiç beklemiyordum. Maalesef böyle bir şey olacağını hiç düşünmemiştim. İki ay önce bir kontrat imzaladım ama bizim başkan böyle bir karar aldı. Benim için çok büyük bir haberdi. Baktığımızda taraftarın da bütün lige karşı az ilgi göstermesi beni çok şaşırttı. Her zaman söylediğim gibi bu tip sorunları ben çözemem. Onun için bunu kabul edip, devam etmemiz gerekir' ifadelerini kullandı.'Herkes gibi ben de her takıma karşı kazanmak istiyorum'Galatasaray taraftarının her zaman kazanmak istemesini çok sevdiğini belirten İtalyan teknik adam, ancak Arsenal gibi büyük takımlar karşısında gerçekçi olmaları gerektiğini söyledi. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 4-1 kaybedilen Arsenal maçından sonra hedeflerinin Türkiye Ligi olduğu yönündeki demeçlerine açıklık getiren Prandelli, şöyle konuştu: 'Bu seneki hedefimiz, 4. yıldızı takmak. Avrupa'da iyi oynayıp, takımımızın güzel yüzünü göstermek ve tabii ki maçları kazanabilmek. Ama gerçekçi de olmamız lazım. Eleştirenler, sadece eleştirmek için konuşuyorsa, Arsenal'in son transferini konuşalım. Alexis Sanchez'i aldırlar ve 60 milyon avro verildi. Onun için bu takımlar Şampiyonlar Ligi'nde oynuyor. Hem taraftarımızın hem de Türklerin mantığını çok seviyorum. Çünkü hiç kimse kaybetmek istemiyor. Herkes gibi ben de her takıma karşı kazanmak istiyorum ama bazen de gerçekçi olmak lazım. Kazanabilirsek ne ala.' Prandeli, Arsenal karşısında agresiflik zamanlamalarında hatalar yaptıklarını anlatarak, 'Arsenal'e karşı sorun kaliteli bir takım olmaları. İlk 20 dakika gayet iyiydik. İki güzel pozisyon da bulduk ama ilk zor atakta takım biraz korktu gibi oldu ve geriye çekildi. Ben de ufak değişikliklerin bile birçoğu için çok büyük travmalara yol açabildiğini fark ettim. Sadece futbolcular için değil, normal hayatımızda da böyle oluyor. Yenilikler her zaman korkutur. Kabul edene kadar biraz zaman geçiyor. Çok çalışman ve onlarla savaşman gerekiyor. Bu istek bize bir kayıp değil. Bunu aşacağımıza inanıyorum' ifadelerini kullandı.'Yeni başkanımızla tanıştığımızda'Cesare Prandelli, Galatasaray Kulübü'nde 25 Ekim'de yapılacak seçimden sonra gelecek yeni başkanla programları hakkında görüşeceğini aktardı. Sarı-kırmızılı takımla ilgili ocak ayından itibaren bazı teknik planlarının olduğunu anlatan Prandelli, şöyle devam etti: 'Yeni başkanımızla tanıştığımızda yeni programlarımızla ilgili konuşma fırsatı bulacağız. Bana sunulan program, ilk 6-7 ayın ekonomik açıdan fair-play çerçevesinde geçeceğiydi. Ocaktan itibaren takımı geliştirebilmek için ödemeler, yeni futbolcu alımı düşünüyorduk. Yeni başkanla bunları konuşacağız. Teknik proje, takımı geliştirebilmek için sunulan bir şeydir. Bende 32 futbolcu var. Onun için oyuncu sayısını azaltmamız lazım. Çünkü fazladan 10 kişi benim ihtiyacımı görmüyor. Bu 10 kişiyi verdikten sonra 1-2 takviye yapılabilir ve takımın biraz daha gelişmesini sağlayabilirsin.'Fenerbahçe derbisi57 yaşındaki teknik direktör, Spor Toto Süper Lig'in 6. haftasında 18 Ekim Cumartesi günü yapacakları Fenerbahçe derbisine kadar hazır olmaları gerektiğini söyledi. Fenerbahçe'nin geçen sezon Türkiye Ligi'nin agresiflik anlamında en iyi takımı olduğunu belirten Prandelli, şu ifadeleri kullandı: 'Derbiye kadar hazır olmamız gerekiyor. Futbol maalesef istekle bitmiyor. Kazanmak için her zaman hazırlanma dönemi olur. Geçen senenin maçlarını izleme fırsatım oldu, Türkiye'de sadece Fenerbahçe agresif olarak oynuyordu. Bu negatif durum değil, topu kaybettiği anda diğer takımlara baskı yaparak zor duruma düşürüyordu. Geçen sezon agresif anlamda en iyi takım Fenerbahçe'ydi. Taraftarlar gibi biz de bu maçı bekliyoruz. Son 10 güne girdik ve ilk soru derbiyle alakalı geldi. Onun için baskı git gide yükseliyor. Oraya vardığında her zaman hazır olman ve maçı nasıl kazanacağını bilmen gerekiyor. Bu tip maçlarda pasif durursanız zora düşme ihtimali daha yüksek oluyor.''Son pasa daha çok çalışmamız lazım'Cesare Prandelli, Galatasaray'da agresiflik, baskı, organizasyon, oyun ve denge gibi faktörlerin üzerinde durduğunu anlattı. Başka takımlara bakmadan kendi felsefelerine göre hareket etmeleri durumunda biraz zaman alsa da sonunda kazananın kendileri olacağından bahseden Prandelli, şöyle konuştu: 'Galatasaray olarak futbol oynamak için doğduk. Başka takımlara bakmayıp, kendi felsefemize göre futbol oynamamız lazım. Tabii ki en başta biraz zorluk çekebilirsiniz. Ama bu yolda oynamaya devam edersek, biz kazanırız. Ofansif ve defansif bölümlerin dengeli olması lazım. Takım maç içinde ikiye bölünmemeli. Bazı maçlarda son pası yapamadığımızdan bahsetmiştik. Son maçta kanattan 48 oyun kurduk ama sadece 4 tanesi sonuca vardı. Demek ki son pasa daha çok çalışmamız lazım. Türkiye'de bu kadar çok kanat oyunu kuran takım yok.''Son maçta olumlu istatistikler var'Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü Süper Lig'de oynanan son Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında takımda gelişmeler olduğunu vurguladı. Diğer maçlara oranla daha olumlu istatistiklerin olduğuna değinen Cesare Prandelli, 'Kayseri Erciyesspor maçında daha çok kaleye gittik ve topu ileride kazandık. Galatasaray'ın hem cesareti hem de gücü olması lazım. İleride oynaması gerekiyor. Defansif olarak daha ileride top kazanmalıyız. Muslera'nın yakınında topu kazandıktan sonra diğer kaleye gidebilmek için 100 metre var. Ama ileride topu kazanırsan, kısa mesafe kat etmeniz gerekir ve kaleye daha hızlı gidersiniz' diye konuştu.'Hamit Altıntop'u yeniden bulduk'Prandelli, sakatlığı nedeniyle geçen sezonun büyük bölümünde, bu sezonun ise ilk haftalarında süre alamayan Hamit Altıntop'un adeta yeniden doğduğunu belirtti. Deneyimli futbolcu hakkında istekli konuşacağını aktaran İtalyan teknik direktör, 'Hamit, maalesef, geçen sezon fiziksel sorunlar yaşadı ve sadece 6 maçta oynadı. Sezon başında çok iyi çalıştı. Ufak tefek fiziksel sorunları olsa da son 15 gün kendini iyi hissetti. Ben de çok mutluyum. Çünkü deneyimli bir futbolcu. Futbolu okuyup, anlayabilen bir oyuncu. Bizim için yeni bir transfer gibi. Hamit'i yeniden bulduk. Tekrardan kendine geldiğini hissediyorum' değerlendirmesinde bulundu. Cesare Prandelli, eleştirilen 3'lü savunma düzeni hakkında ise şunları kaydetti: 'Bu 2 sistemin üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü hazır olmamız gerekiyor. Büyük bir takımın farklı sistemlerle de saha içinde kendini göstermesi gerekiyor. Bu fikir, şundan doğdu; Türkiye'deki bütün bekler ve bizim bekler, ne zaman topu alırsa ileri gidiyor. Topu kaybettiğinizde genel olarak 2 stoper çok yalnız kalıyor. Çünkü mesafeler çok fazla. Saha içinde dengeyi bulmak gerekiyor. Bu iki sistem, çalışmamız gereken sistemler.' Sneijder'i defansın önünde oynatma nedeninden bahseden Prandelli, 'Sneijder'in defansif bloğun önüne gelmesinin sebebi, çok büyük bir kalite oluşturması. Felipe Melo'nun oradaki duruşu çok fazla defansifti. Aslında daha çok orta sahaya destek vermesi gerekiyordu. Biz o sisteme daha az çalıştığımız için o boşluklar oluştu ve maalesef öyle bir sonuç aldık' ifadelerini kullandı.'Pandev ile Burak arasında fark var'Prandelli, milli takım arasından sonra ligde yapacakları Fenerbahçe derbisine Goran Pandev ya da Burak Yılmaz ikilisinden hangisini tercih edeceğiyle ilgili bir soru üzerine, şunları ifade ederek sözlerini tamamladı: 'Pandev ile Burak arasında farklılıklar var. Burak, bilekten sakatlandı. Milli takıma gitti ve oradaki doktorlar yeniden bize gönderdi. Fizyoterapistler eşliğinde tedavi görüyor ve her gün ufak ufak iyileşiyor. Oynatıp, oynatmayacağımla ilgili bir şey söyleyemiyorum. Pandev de çalışmalara devam ediyor. Kendisi, 8 yabancıdan bir tanesi. Unutmayalım ki bir maçta sadece 5 yabancı oynayabiliyor.' Sohbet toplantısının başında gazetecilerin tek tek bayramını kutlayan Prandelli, toplantının ardından ise hatıra fotoğrafı çektirdi.Eurosport 
Nobel Fizik Ödülü Mavi LED Işıklarına
2014 Nobel Fizik Ödülü, mavi LED ışıklarını icat eden üç Japon profesöre verildi.'Işık yayan diyot' (LED) ışıkları, Profesör Isamu Akasaki, Hiroşi Amano ve Şuji Nakamura tarafından icat edildi.Ödülü kazanan bilim insanlarına yaklaşık 2 milyon 450 bin Türk Lirası tutarında ödül verilecek.Haberi Japonya'da uyanır uyanmaz aldığını söyleyen Profesör Şuji Nakamura, basın toplantısında 'Bu inanılmaz bir his' şeklinde konuştu.Nobel Vakfı, icadın kullanışlılığını dikkate alarak ödüle layık görüldüğünü belirtti.Pazartesi günü açıklanan Nobel Tıp Ödülü beynin yer belirleme sistemini keşfeden araştırmacılar Profesör John O'Keefe ile May-Britt Moser ve Edvard Moser'a verilmişti.BBC Türkçe
Yeni iPad İçin 8 Tahmin
Apple’ın her sene olduğu gibi bu ay içerisinde yeni bir iPad tanıtması bekleniyor. İşte yeni iPad’ler hakkında tahminler ve sızıntılar.
Reklam
Kolay Yoldan Zengin Olmak İsteyenlere: Hala Bulunamamış 7 Gizemli Hazine
Eğer 'gömülü hazine' hikayeleri uydurma masallar sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Hepimizin içinde bir Jack Sparrow ruhu var aslında, bir yerlerde 'hazine' sözcüğünü duyduğumuzda hemen yola çıkıp araştırmalara başlama duygusu baş gösteriyor. Maceracı kişilikler için hazırladığımız bu galeride, varlığı kanıtlanmış fakat henüz bulunamamış 7 gizemli hazineyi sıraladık. Yola çıkacaklar haber etsin, belki hazine avına katılmak isteyen yol arkadaşları olur!
Altın Portakal Yönetiminden 'Özür ve Uzlaşı' Çağrısı
Cuma günü başlayacak 51’inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 6 ayrı ödül kategorisinden 11 jüri üyesinin istifası, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin festivalden çekilme kararı ve çeşitli sinema platformlarının aldığı boykot kararına, dün akşam saatlerinde yenisi eklendi.BELGESELCİLER ÖZÜR VE ÖZELEŞTİRİ İSTEDİFestivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisinde yer alan 15 belgeselin 13’ünün yönetmeni, Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etti. Açıklamada belgeselciler, filmlerinin Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmediklerini, festivallerin bağımsızlık ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olması gerektiği belirtildi.FESTİVAL KOMİTESİNDEN YANITBelgeselcilerin, dün saat 20.00 sıralarında ’51’inci Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali Komitesi ve Kamuoyuna’ başlığı altında yaptığı açıklamaya, festival komitesi sabah saatlerinde karşılık verdi. ’Kamuoyuna önemli duyuru’ başlığıyla yapılan açıklama, uzlaşı çağrısıyla başladı. Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeselinin Ulusal Belgesel Film Yarışması’ndan çıkartılmasıyla başlayan sürece ilişkin net ifadelerin yer aldığı açıklamada şu sözler yer aldı:'Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100’üncü yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.''BİZ DE SORUMLUYUZ'Sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını açıklayan Festival Komitesi 'Sansür kabul edilemez' diyerek devam ettiği açıklamasında çok kısa sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdiklerini ve hiç beklemedikleri bir krizle karşılaştıklarını dile getirdi. 'Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz' denilerek, beklenen özür bir şekilde dile getirildi. Açıklama şöyle devam etti:'Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.'SİNEMA BAYRAMI OLSUNHülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi adına yapılan açıklama, 'Hepimizin ve sinemamızın ortak çıkarı, bir tartışmaya tüm festivali kurban etmemektir. Karşılıklı suçlamalar ve ithamlar yerine, konuşup tartışarak çözemeyeceğimiz bir konu ve sorun olmadığı inancındayız. Meselenin tüm taraflarını 51. Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz' ifadeleriyle sona erdi.Emre BAYLAN/ ANTALYA, DHA
Dünyada Tanınmalarını Sağlayan Yapımları ile 28 Ünlü Yönetmen
Geleceğe Dönüş Zemeckis ilk kez seksenli yıllarda çektiği Geleceğe Dönüş filmleri ile ismini duyurdu. 1994 yılında yönettiği Forrest Gump filmi ile En İyi Yönetmen Oscarını aldı, film ayrıca en iyi film ve en iyi senaryo da dahil olmak üzere toplam altı oscar ödülünün sahibi oldu.
Reklam
Otoyol, Köprü ve Limanlar Özelleştiriliyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek , devletin birçok alandan çekileceğini ve buraları daha etkin, daha verimli çalıştırabilecek özel sektöre devredeceklerini açıkladı.Şimşek, bundan hem devletin hem vatandaşın hem de özel sektörün kazançlı çıkacağını dile getirdi.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, yapılan özelleştirmeler sonucunda başta petrokimya, demir-çelik, petrol rafinerisi, alkol-tütün ve elektrik dağıtım olmak üzere birçok sektörden devletin tamamen çekildiğini belirten Şimşek, bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon ve hava taşımacılığı gibi sektörlerdeki payının ise azaldığını söyledi.Bakan Şimşek, sadece gelir amaçlı bir özelleştirme programı yürütmediklerini de vurgulayarak, bu sayede verimlilik artışı sağlandığını ve rekabetçi bir yapının kurulmasına katkı sağladıklarını ifade etti. Şimşek, bu sayede kaynakların rasyonel kullanımı ve kalitenin de kendiliğinden geldiğini kaydetti.Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları görüşmede de özelleştirme uygulamalarını değerlendirdiklerinin anlatan Şimşek, bunun sonucunda şans oyunlarından tamamen çekilmeye karar verdiklerini bildirdi.Milli Piyango'ya ait şans oyunlarının ihalesini tamamladıklarını hatırlatan Şimşek, imtiyaz sözleşmesine Danıştay'ın görüşünü beklediklerini ifade etti. Şimşek, yakın zamanda Spor-Toto'nun özelleştirmesini de yapmayı düşündüklerini bildirdi.Maliye Bakanı Şimşek, özelleştirme yapılan sektörlerle ilgili bakanlıklarla sıkı bir diyalog içinde olduklarını belirterek, her alanda Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştıracak, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacak bir iktisadi ortam yaratmaya çalıştıklarını söyledi.Önümüzdeki dönemde de her zamanki gibi rekabetçi ve şeffaf ihaleler düzenleyeceklerini anlatan Şimşek, özelleştirilecek alanları şöyle açıkladı:'Kısa zaman içinde elektrik üretim santralleri, otoyol ve köprüler, bazı limanlar ve Erzurum Kış Olimpiyatları Tesislerini özelleştireceğiz. 25 şeker ve 5 makine olmak üzere şeker fabrikalarını ve geliri Halkbank'a aktarılmak üzere Halk Sigorta ile Halk Emeklilik'i de özelleştirmeyi düşünüyoruz. Ayrıca, gayrimenkuller, arsalar ve Güllük Marina gibi önemli özelleştirme projeleri de yerel ve uluslararası yatırımcıların ilgisine sunulacak.Bunların yanı sıra Türksat'a ait Kablo-TV operasyonları, BOTAŞ'ın iletim hatlarının, TEİAŞ'a ait kamu hisselerinin yüzde 49 hissesinin ve TPAO'nun halka arzı, İstanbul'un önemli projelerinden Haydarpaşa Projesi, ölçü ve ayarlar hizmetinin özelleştirilmesi, üzerinde çalıştığımız ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın uygun görüşünü beklediğimiz Eti Maden'e ait sülfirik ve borik asit fabrikalarının özelleştirilmesi ülkemizde rekabetin ve verimliliğin artmasına, kamunun üzerindeki istihdam ve finansman yükünün azaltılmasına büyük katkı sağlayan özelleştirme uygulamaları olacak. Ayrıca, genel olarak özelleştirme programına almak üzere birçok sektörden yeni şirketler üzerinde de çalışıyoruz.'1986-2014 yılları arasında yaklaşık 70 milyar dolar özelleştirme uygulaması yapıldığı bilgisini veren Şimşek, Özelleştirme İdaresi'nin aynı dönemdeki özelleştirme uygulamaları giderlerinin 163 milyon dolar, ilan-reklam ödemelerinin 85 milyon dolar ve danışmanlık hizmet alımı giderlerinin 123 milyon dolar olduğunu bildirdi.Şimşek, rakamlara göre toplam 371 milyon dolar giderin olduğunu ifade etti.Buna karşılık, teminat gelirleri ile idarenin hazırladığı şartname, tanıtım dosyası gibi dokümanların satışından elde edilen gelirin ise 480 milyon dolar olduğuna dikkati çeken Şimşek, bu büyüklüğün de özelleştirme giderlerinin çok üstünde bir rakama tekabül ettiğini sözlerine ekledi.T24
Reklam
İşçiden İşsizlik Fonu İçin Kesilen 246 Milyon TL Nerede?
SGK işçilerden kesilen milyonlarca lirayı İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarmadı. Fonun kaybı 246 milyon lirayı buldu.İşçinin işsiz kaldığında tek dayanağı olan işsizlik sigortası fonuna yine işçiden kesilen milyonlarca liranın aktarılmadığı ortaya çıktı. Ancak Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) bunun takibini yapmadı. İŞKUR, SGK’yi suçladı. Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'ı haberine göre, işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fonun toplam kaybı 246 milyon lirayı buldu. Ayrıca mevzuata aykırı olmasına karşın İŞKUR’da birçok giderin de fon gelirlerinden karşılandığı belirlendi.Sayıştay’ın İŞKUR denetim raporunda, işçilerin işsiz kaldıklarında bir süre ücret aldıkları işsizlik sigortası fonuna ilişkin usulsüzlüklere dikkat çekildi. Rapora göre, işsizlik sigortası primlerini tahsil etmekle görevli olan SGK, İŞKUR’a eksik ödeme yaptı. Ancak İŞKUR’un gerekli takibi yapmaması nedeniyle bundan doğan alacağı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve alacağın takibine ilişkin herhangi bir işlem yapmadığı ortaya çıktı. SGK tarafından tahsil edilen işsizlik sigortası prim gelirlerinin hesap edilebileceğine dikkat çekilen raporda, şöyle denildi:“Sonuç olarak yüzde 1’i sigortalı, yüzde 2’si işveren payı olmak üzere matrahın yüzde 3’ü tutarındaki 6 milyar 23 milyon 855 bin 789,92 TL’nin SGK tarafından fona aktarılması gerekmektedir. Buna karşın 2013 yılında fona toplam 5 milyar 850 milyon 24 bin 797.42 TL aktarıldığı, tahsil edilmeyen 173 milyon 830 bin 992,50 TL tutarındaki alacağa ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı ve bu tutarın muhasebe kayıtlarında yer almadığı görülmüştür.”Raporda, prime esas kazancın SGK’den yapılan tahsilat üzerinden hesaplanması ve bu hesaplamanın alacağın tamamı üzerinden yapılamaması nedeniyle, işsizlik sigortası devlet payı tutarının da eksik tahsil edildiği kaydedildi. Toplam 246 milyon eksik!Raporda bu durum şöyle ifade edildi:“Kurumun 2013 yılında tahsil etmesi gereken devlet payı tutarının 2 milyar 7 milyon 951 bin 929.97 TL iken Hazine’den toplamda 1 milyar 934 milyon 809 bin 608.09 TL tahsil ettiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fon kaynağında toplamda 246 milyon 973 bin 314.38 TL eksiklik olmuştur.”Mustafa Çakır | Cumhuriyet
Nobel Tıp Ödülü Sahiplerini Buldu
ABD'li John O'Keefe ile Norveçli araştırmacı çift May-Britt ve Edvard Moser, bu yıl Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştı. Bilim insanları beyinde dâhili navigasyon sistemi işlevi gören hücreler keşfetmiş, sözkonusu hücrelerin yön tayininde önemli rol oynadığı kanıtlanmıştı. Nobel Tıp Ödülü'nün bu yıl 870 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. 2014 Nobel ödüllerini kazananlar, bu hafta içinde duyuruluyor. Yarın fizik, çarşamba günü kimya, merakla beklenen barış ödülünün sahibi ise cuma günü açıklanacak.Haftaya pazartesi günü ekonomi ödülünün sahibi belli olacak. Edebiyat ödülünün açıklanacağı gün henüz kesinleşmedi. Gözlemciler bu alandaki ödülün sahibinin geleneklere uyularak perşembe günü belli olmasını bekliyor.Nobel Ödülleri, Alfred Nobel'in ölüm tarihi olan 10 Aralık'ta törenle sahiplerine sunulacak.  Nobel tıp ödülüne geçen yıl insan hücrelerindeki temel taşıma işleminin veziküller (kesecikler) yardımıyla gerçekleştirildiğini saptayan Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görülmüştü.Deutsche Welle Türkçe
Altın Portakal'da Sansür ve Otosansür Tartışması Sürüyor
Altın Portakal’daki belgesel yarışmasından çıkarılan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı film küfürlü bir İngilizce altyazının çıkarılmasıyla yeniden yarışmaya alındı. Belgesel Sinemacılar Birliği “Sansür kadar sansür baskısıyla oluşan otosansüre karşı da daha güçlü kararlılık” gerektiğini açıkladı. Birlik, benzer uygulamalara davetiye çıkarmamak adına festivalden çekildi.Reyan Tuvi’nin yönettiği ve Gezi Direnişi belgeseli “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in yarışma seçkisinden çıkarılmasıyla büyük bir kriz yaşayan 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali, filmin yeniden yarışmaya alınmasıyla çöküşün eşiğinden döndü.Ancak, Altın Portakal yönetiminden yapılan açıklamada, belgeselin “yeniden gönderilen versiyonunun yapılan değerlendirmesi sonucunda” yarışmaya davet edildiğinin belirtilmesi, kafalarda soru işaretleri uyandırdı.Tuvi’nin filminin, “bir İngilizce altyazının kaldırılması” sonucunda festivalde yarışabileceği öğrenildi.Yönetmen Reyan Tuvi ise, twitter hesabından yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi:“Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması’nda yarışacak. Bir haftaya yakın süredir devam etmekte olan ve sinema sektöründe topyekûn çok önemsediğim bir tartışma başlatan bu durum, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmamla sora erdi. Belgeselimiz, İstanbul Film Festivali ve diğer festivallerde izleyici ile buluştuğu haliyle, kurgusuna dokunulmadan Antalya izleyicisi ile buluşacak. Sokaklarda, duvarlardan küfürleri boyayarak silen ve “küfürle değil, inatla diren” diyen kadınları selamlıyorum. Bana destek veren, yanımda duran herkese, içtenlikle teşekkür ederim.”Ceren Çıplak/Cumhuriyet
Bu Kitabı Okuyan 500 Bin Dolar Kazanabilir
500 bin dolar ödüllü kitap 'Endgame', dünyayla aynı anda yarın Türkiye'de satışa çıkıyor.Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Pena Yayınları'ndan çıkacak kitabın okuyucuları, bulmacayı çözüp 500 bin dolar değerindeki altını kazanmak için yarışacak.Sinema, bilgisayar oyunu, sosyal ağlar, bir dizi hikaye ve sayısız interaktif uygulamayı kapsayan yapısıyla dünyada şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı kitap projesi olduğu belirtilen Endgame'in oyun platformu Google tarafından hayata geçilirken, filmin çekimini ise 20th Century Fox üstlenecek.ABD'li yazar James Frey'in üç kitaplık dizisinin ilk romanı olan Endgame, 38 ülkeyle aynı anda yayımlanacak.Genç yetişkinleri hedefleyen dizi, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin başlamasıyla 12 kadim uygarlığın temsilcisi olan 12 özel gencin, dünyanın ve kendi ırklarının kurtuluşu olan 3 anahtarı arama mücadelesini anlatıyor.Türkiye'deki ismiyle 'Endgame: Çağrı', bir maç sırasında Fenerbahçe Stadı'na düşen bir meteorla başlıyor ve bu, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin ilki oluyor. Doğduklarından beri dünyayı kurtarmak için yetiştirilen, farklı niteliklere ve güçlere sahip 13-20 yaş arası gençler, bu işaretin ardından 3 anahtarı bulmak için amansız bir mücadeleye girişiyor.Romanın satırlarında gizli ipuçlarını bulan ve şifreleri çözen okuyucular, dünyanın herhangi bir yerinde saklanan anahtarla, Las Vegas'taki bir otelin lobisinde duran ve içinde 500 bin dolar değerinde altın bulunan kasayı açma şansına sahip olacak. İkinci kitap 1 milyon dolar, üçüncü kitap 1,5 milyon dolar, toplamda ise 3 milyon dolar değerinde altın kazanma fırsatı sunulacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen James Frey, birçok platformda var olacak bir proje şeklinde tasarlanan kitabın, roman ve hikaye kitabının yanı sıra bilgisayar oyunları, sinema filmi, sosyal ağlar ve e-kitapları kapsayacağını ifade etti.Kitap, Uğur Mehter tarafından Türkçe'ye çevrildi.AA
Reklam