onedio
ABD Çeyrek Finale Yükselen İlk Takım
2014 FIBA Dünya Kupası, Meksika'yı 86-63 yenen ABD, çeyrek finale yükselen ilk takım oldu.Şampiyonada bu zamana kadar tüm maçlarında olduğu gibi Curry, Faried, Irving, Harden ve Davis 5'lisi ile başlayan ABD, sonuna kadar önde götürdüğü maçta, rahat bir galibiyet aldı.ABD'de Stephen Curry, özellikle 3. periyotta performansı ile toplamda 20 sayı, 3 ribaunt, 4 asistle öne çıkan isim olurken, maçın en skorer oyuncusu 25 sayıyla Meksika'dan Gustavo Ayon oldu. İlk periyotta 10 ile başlayan sayı farkını artırarak skor avantajını hep yüksekte tutan ABD, 86-63 skorla sahadan galip ayrıldı.Bu arada, Meksika'yı 23 sayı farkla yenen ABD'nin, şampiyonada şimdiye kadar oynadığı 6 maçta en az fark attığı takım, 21 sayı ile Türkiye oldu.Altın madalyanın en büyük favorilerinden ABD, çeyrek finalde, Dominik Cumhuriyeti-Slovenya maçının galibi ile karşılaşacak.ABD'den sonra Fransa'da çeyrek finalde2014 FIBA Dünya Kupası ikinci turunda Hırvatistan'ı 69-64 yenen Fransa, çeyrek finale çıktı.Madrid'de oynanan ikinci tur mücadelesine etkili başlayan Hırvatistan, savunmada rakibini durdurarak, ilk çeyreği 15-7 önde tamamladı. İkinci çeyrekte maça ağırlığını koyan Fransa, devre arasına 23-22 önde gitti. Üçüncü çeyrekte etkili oyununu sürdüren Fransa, son çeyreğe 12 sayı farkla 46-34 üstün girdi. Dördüncü periyot büyük çekişmeye sahne olurken, Hırvatistan son dakikada farkı 2 sayıya (66-64) kadar indirdi. Ancak kalan süreyi iyi geçiren Fransa, mücadeleyi 69-64 kazanarak, ABD'nin ardından çeyrek finale yükselen ikinci takım oldu.Fransa, çeyrek finalde İspanya-Senagal maçının galibiyle karşılaşacak.Şenhan Bolelli, Musa SamurAA
'Yayalar Alt ve Üst Geçitlere Zorlanamaz'
Avcılar’da üst geçide kamyon çarpması nedeniyle olan ölümlü kaza 'yaya haklarının' önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Uluslararası yaya hakları bildirgesine göre yayalar zeminde olmalı. Konu üzerine çalışan Dr. Üstündağ’a göre Türkiye'de yaya hakkı yeni yeni hesaba katılıyor.Hepimizin ‘önce yaya sonra şoför’ olduğunu anımsatan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden Dr. Kevser Üstündağ ile Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlayan ‘yaya hakkı’ kavramı üzerine konuştuk.Şehir Bölge Planlamacısı ve ‘Sokak Bizim’ derneği kurucusu Üstündağ, yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını, kaldırımların en az 130 santim olması gerektiğini anlattı. Tıpkı insan hakları evrensel bildirgesi gibi yaya hakları bildirgesi olduğunu da vurguladı.'İnsanı merkez alan bir planlamayla İstanbul’da bile yaya haklarına saygılı alanlar oluşturulabilir', diye düşünen Üstündağ’ın Al Jazeera’ya anlattıkları şöyle:Yaya hakları nedir, somut örneklerle anlatır mısınız?Yaya haklarının temeli, yayanın yürüdüğü yolun güvenli ve emniyetli olmasıdır. Hem kazalara karşı korumalı olmalı, hem de soygun, saldırı gibi durumlara karşı da korumalı olmalı. Bir de yayanın sürekliliği olmalı. Yürürken karşısına öyle duvar, alt geçit üst geçit, refüj gibi erişimi engelleyici kısıtlamalarla karşılaşmamalı.Mesela yürürken, kaldırıma park etmiş arabayla yolu kesilmemeli. Kaldırım en az 130 santim genişliğinde olmalı. Bir insanın omuz hizası 60 santim. İki insanın birbirlerini rahatsız etmeden, birbirine değemeden yan yana geçebileceği alan da en az 130 santim. Araç trafiği düzenlenirken, şeritlerin belli bir genişliği var, çünkü arabaların boyutları belli ama kaldırım planlanırken bu yapılmıyor.Ayrıca yayanın konforu da, yaya haklarının bir parçası. Bütün bunlar da aslında kent haklarının savunulması demek. Ama biz yaya olduğumuzu, yaya olarak yürümenin zor olduğunu ancak arabadan inince fark ediyoruz. Ya da kriz anlarında, ciddi bir sis olduğunda, kar yağdığında, fırtına nedeniyle köprü trafiği kapandığında. Bu gibi durumlarda hatırladığımız bir şey yaya hakkı.Yayanın konforu ne demek?Mesela iklim şartlarına karşı da yayanın korunması gerek. Sıcaksa, yayaların yürüyeceği alanların ağaçlıklı yol kenarlarına yapılması, yağmura karşı pasajlı geçitler yapılması gibi. Yürümenin de bir standartı var. Büyükada büyüklüğünde Alış- veriş merkezleri var. Oralarda yayaların konforlu bir biçimde yürümesi için standartlar belirleniyor, planlama yapılıyor.Yedi tepeli İstanbul’da nasıl olacak bu?Bir kenti yayayı merkeze alarak planlarsanız bu tip krizlerle girmezsiniz. Bir kenti çocuklar ve engelliler için planlarsanız, yayalar için de gerçekten cennet olur. Ama, “Aaa, biz yayayı unuttuk. Araçlı yolculuklara yönlendirdik şimdi bunlara yol yapalım. Bir de otobüs yolu yapalım ama yayayı alt üst geçitlerden geçirelim” demekle olmaz tabii. Bizde yaya üzerine yeni yeni sayımlar yapılmaya başlandı. Yayalar yeni yeni fark ediliyor. Trafik ışıkları mesela. Kaç arabayı ne kadar bekleteceğinizi ve bunun etkilerini hesaplıyorsunuz ama kaç kişinin oradan geçeceğini göz ardı ediyorsunuz. Mesela Beşiktaş’ta, 75 saniye yaya bekler ve 25 saniyede geçer. Planlamanın merkezinde araç var yani, yaya değil.3 Eylül’de İstanbul Avcılar’da damperi açık bir tanker yaya üst geçidine çarptı. Bir kişi öldü 2 kişi yaralandı. Oysa yaya hakları yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını söylüyor. Bu kazayı, yaya hakları açısından değerlendirir misiniz?Ü st geçidin orada yapılma nedenini konuşmak gerek. Toplu taşım sistemini bir parçası olarak yapılıyor. Siz toplu taşımı yaya için yapıyorsunuz, araç için değil. O yüzden de yayayı toplu taşım durağına güvenli götürmek zorundasınız. Eğer siz bir karayolunda yaya götürüyorsanız, projenin bütününde bir hata yapmışsınız demektir. Yayanın oraya çıkıp inmesinden de öte, bir toplu taşım sistemine entegre edecek biçimde güvenli aksınız olmazsa, toplu taşımı verimli çalıştırmıyorsunuz demektir. Yayının erişemediği toplu taşım da kente hizmet vermiyor demektir .İnsan hakları evrensel bildirgesi var, yaya hakları için de böyle kabul gören uluslararası belge var mı?Var. Yaya Hakları İçin Avrupa Kentsel Şartlar Bildirgesi. Dört temel unsuru var: Kent sokakları yayalarındır; Kentler, sosyal arenalardır ve bu arenalar yayalar tarafından kullanılır, Araçlı yolculuklar en aza indirgenerek toplu taşım kullanılmalardır ve yaya hakları savunulmalıdır.Yaya hakkı kavramı nasıl gelişti?Araçlar için bazı kurallar çıktıktan sonra şoförler abandone oldular. Onlara denildi ki, “Sen önüne çıkana dikkat et, senin güvenli gidebilmen için biz önünü çıkan engelleri kaldıracağız.” Onların da algıları azaldı. Makineye geçmeden önce, faytonlarla ulaşım sağlanırken yaya algısı daha kuvvetliydi mesela. Araçlar çoğaldıktan sonra yayalar insan olmaktan çıktı araçların önünden kaçmaya çalışan, bilgisayar oyunlarında ‘ıskaladık’ denilen şeylere dönüştü. İnsan olmaktan çıktılar. Kent sokakta başlıyor, sokakta sosyal birliktelik var ama araçlar sokağı işgal edince bu sosyal iletişimden de yoksun kalıyorsunuz. Bütün bunlar da yayayı dışarıda bırakıyor, ötekileştiriyor ve araçlara karşı her zaman kendini savunur hale getiriyor.Fakat kentler kocaman. Her şeyi nasıl yaya merkezli yapacağız?Tabii ki arabalı yolculuklar yapacağız. Ama yayanın dokunabileceği tarihi dokuya bile katlı kavşak koyuyorsanız o kentte yirmi yılda otuz yılda bile yayaya dönemezsiniz. Kenti hormonlamışsınız demektir. Organik ulaşım diye tanımladığım bir şey var. Birkaç ayağı var bunun. Birincisi organlarımıza dayandığımız ulaşım sistemi. İkincisi biz zaten organik dokusu olan eski dokusu olan kentlerle varız. O organik dokulardan uzaklaştıkça kentler canavarlaşıyor yani hormon alıyor. Kentlerin sağlıklı yaşaması için de insanı temel alan ulaşıma ihtiyacı var. Hormonsuz ulaşıma. Ama bizde bütün şehirler büyüyünce İstanbul olacağım diyor. Oysa sağlıklı yaşama potansiyelini artırabilmek için yayaya önem vermek gerekiyor. Trafik ışıkları olmamalı mesela. Yüz yüze göz göze süren ilişkiler olmalı. Yaya ile sürücü göz göze gelebilecek şekilde harekete etmeli. Sinop’ta trafik ışığı yok mesela. Sinop’ta trafik ışığı olmamasına biz özeniyoruz ama Sinop gurur duymuyor bununla. ‘Yeterince aracımız yok,’ diyen insanlar da var ama sürücüler ve yayalar birbirine saygılı. Araçlı trafikte de insanlar birbirlerine yaya gibi davranıyor. Hız 40’ın üzerine çıkmıyor. Dünyanın dikkate aldığı kıstaslar da bunlar zaten. Şoförle göz göze gelip trafik ışığının olmadığı yerlerde sağladığımız çözümler. Dünya bunu model olarak karşımıza çıkartıyor.İyi de İstanbul da trafik ışıklarını kaldırmak bir kâbus olabilir!Bütün düşünmeyin. İstanbul’da araçsız adalar var. Büyükada büyüklüğünde mahalleler var. Özellikli güzel mahallerimiz var. Bu alanları tanımlayabiliriz. “Şu alan içine araçlı girerseniz çıkışınız 20 dakika. Çünkü içeride trafik levhası yok. Çocuk var, karşınıza oyun alanı çıkabilir. İsterseniz gidin. İstemezseniz işte transit yolunuz”. Bunun illa kentin özel bir yeri olmasına gerek de yok. Kentin içinde rahatlama noktaları. Bunu bazı ülkeler yapıyor. Burada önemli olan sizin niyetiniz.Türkiye de yaya hakkı kavramı hangi aşamada?2001 yılında doktora tezime başladığımda naif bulunmuştu. Konusu insan öncelikli ulaşımdı. Sonra Konya'da bisiklet yolları ile ilgili detaylı bir çalışma çıktı. İlk bisiklet planı olan şehirdir Konya. Bisiklet geleneği olan bir kent çünkü. Ama otuzar ellişer metrelik otobanlar yapınca yaya ve bisiklet güvenliğinden söz etmek zor. Fakat zamanla sempozyumlar yapıldı, farkındalık artmaya başladı. Genç arkadaşlarımla birlikte belediyelerle işbirliği içinde, sokakları bir gün olsa kapatmaya başladık. Sokağı kapatıp, bir arabanın park etmesi için gerekli olan 2,5 metreye 5 metrelik alanda kaç çocuk oyun oynanabiliyor, kaç kişi spor yapabiliyor gibi farkındalık yaratmaya çalıştık. O “Arabalar olmadan bizim sokak ne güzelmiş” demeye başladılar insanlar. Fakat tabii, yayanın lobi olma şansı yok. Ama aracın lobi olma şansı yüksek. Araçlı yolculuklar çok büyük bir ekonomi kaynağı çünkü. Trafik kültürümüzün toplumsal boyutu eksik. Oysa kapımızın önü kamusal alan oraya park edecek araç bizi ilgilendirilmeli.Yaya bilinci nasıl gelişir?Tüketici hakları da yoktu yakın bir zamana kadar. Benzer bir durum var burada. Ulaşımı ben mi çözeceğim, diyecek kadar mütevazı olmamalı insanlar. Herkes önce yaya sonra şoför olduğunu anlamalı. Herkes üzerine düşüne yapmalı, sigortacısından avukatına kadar. Herkesin ben de bir şey yapabilirim demesi gerek. Kapısının önündeki kaldırımın işgal edilmemesi gerek örneğin. Buna ortak çözüm geliştirmekle başlayabilir. Ayaklarımız yokmuş gibi davranmaktan vazgeçebiliriz. Çocuklarımızı okula servisle gönderebiliriz. Batı ülkelerinde park hakkı diye bir kavram gelişiyor. Toplu taşıma gelince aracını bırak, park et, metroya bin git, hakkı bu. Bunların olabilmesi içinse yan yana geleceğiz. Mahalleli olarak çözeceğiz. Eskiden mahalleli kendi sorunlarını ortak çözebiliyordu. Çünkü mekânı sokaktı. Mekân sokak değil ev olduktan sonra yaya hakları savunuculuğu da gelişir. Buna ‘belediye baksın’ değil, belediyeden talep etmek gerek. Bunu da yan yana gelerek bulabiliriz, eski geleneklerimizi unutmadan, bunu ‘buralarda dutluktu, ne güzel yürürdük buralarda’ nostaljisine kapılmadan, gelişmenin bir ivmesi olarak görerek.Umutlusunuz yani?Planlamada 20 yıl hedefi vardır. Ben de kent içinde ulaşım alternatifleri konusunu çalışmaya başlayalı yirmi yıl olmak üzere. Yirminci yılda kendimi kutlayacağım. Çünkü çok daha fazla kişi bu sorunu konuşuyor. Çok daha fazla belediye konuya duyarlı. Biz daha ekme aşamasındayız. Biçmek için zaman gerekiyor.Ayşe KarabatAljazeera
Türk Edebiyatının En Garip Şiiri: İlk Dizesi İdam, İkinci Dizesi Ödül Sebebi!
Bu şiir Divan Edebiyatında Rücu sanatına iyi bir örnektir. Rücu, ilk dizede söylenilen şeyin, ikinci dizesinde ondan vazgeçmek demektir!Şiirin hikayesi ise şöyle: Bir gün padişah Vehbi Efendi'yi yanına çağırır ve: 'Bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin' der. Sünbülzade ise bu şiiri yazar:Not: Bilinmeyen kelimeler için, sözlük en alttadır!
'Melo'nun TFF Başkanı'nın Elini Sıkmaması Türkiye Cumhuriyeti'ne Hakarettir'
Başkan Aziz Yıldırım’ın 3 Temmuz süreci ile ilgili yaptığı çarpıcı açıklamaların ardından bir diğer gündemi de Galatasaray’ın yıldızı Felipe Melo’ydu. Özellikle Süper Kupa Finali’nde yaşanan olaylar başkan Yıldırım’ı fazlasıyla sinirlendirmiş.Fenerbahçeli oyuncuların Melo ile yıldızı pek barışmıyor. Geçen sezon Emre’yi attırdı, bu kez Volkan ile kapıştı.“Selçuk geldi penaltı attı, Volkan ile arasında hiçbir diyalog var mı? Hiçbir şey yok. Ama Melo ile var. Çünkü Melo devamlı hakaret ediyor. Fenerbahçe maçlarında her türlü pisliği yapıyor. Geçen sene Emre’ye yaptı, Emre atıldı.Kendisine belli vasıfları kendi kendine veren bir oyuncu. Her maçta oyuncularımıza tekme atıyor, dil çıkartıyor. Ve o oyuncu soyunma odasının kapısını kapatıyor, kendi takım arkadaşını dövüyor. Öldüresiye dövüyor. Bununla ilgili ne kendi camiası ne federasyon bir şey yapıyor. Kendi milli takımına almıyorlar, neden almıyorlar?Türkiye Cumhuriyeti’nin federasyon başkanının elini sıkmıyor ve o federasyon başkanının kendi gazeteleri ile başkanın kendisi bu konuda yorum yapmıyor. Melo’nun bu tavrı Türkiye Cumhuriyeti’ne hakarettir. Bizim oyunculardan bir tanesi yapsa siz medya olarak neler yazarsınız, ne hakaretlerde bulunursunuz. Adam kendisini bir hayvanın yerine koyuyor ve kendisini zaten öyle gösteren bir insana mecazi anlamda söylenen bir sözü herkes eleştiriyor. Ne kadar yabancısever olduk ya!‘TÜRK İNSANINA IRKÇILIK YAPIYOR’“Acaba sporcularımız yurt dışında oynadıkları takımlarda bu davranışları yapsalar, o ülkede basın ve kamuoyu ne tür tepki gösterir? Muz göstermeye ırkçılık diyoruz. O hareketi yapan insana herkes saldırıyor. Bu adam Türk insanına karşı her türlü ırkçılığı yapıyor kimse sesini çıkarmıyor. Son Bursa maçında rakibine bir hareketi var. Yaptığı yine ırkçılık.Peki niye basın üzerine gitmez? Irkçılık değil mi bu? Hep Türk çocukları hedef yapılıyor. Bu ne biçim iş. Adamın dokunulmazlığı var. Bunu yarattılar. Federasyon başkanının elini sıkmadığı anda ceza kuruluna sevk etmen ve ceza vermen lazım. TFF kendisine saygılı olunmasını istiyorsa bu konuyu çözmelidir.HER iLE F.BAHÇE EViAziz Yıldırım’ın en önemli hedeflerinden biri de 1 milyon üye. Bu proje doğrultusunda aylardır hummalı bir çalışma var. sürdürülüyor. Yönetim Kurulu Üyesi Ender Alkaya koordinatörlüğünde ciddi adımlar atılmış durumda. Projenin lansmanı önümüzdeki ay içinde gerçekleştirilecek. Sistem hayata geçtiğinde Türkiye’nin her yerindeki her F.Bahçeli kongrede oy kullanabilecek. Tüm illerde şubeler açılacak. Mevcut dernekler şubelere dönüştürülecek. İlk adım dün Antalya’da atıldı. Şube kuruluşu tamamlanan Antalya Derneği’nin düzenlediği gecede 300 F.Bahçeli kulübe üye yapıldı.TÜM İLLERDE TESİSBu yönde derneklerin de kulübe ciddi başvurusu var. Şimdiden 15 derneğin işlemleri tamamlandı, şube olarak tescil edildi. 15’inin de tamamlanmak üzere. Her ilde F.Bahçe evleri yapılacak. Konseptte spor sahaları, salonları, sosyal tesisler, havuzlar yer alacak. Spor okulları kurulacak. F.Bahçe üyeleri,nasıl ki İstanbul’daki, Ankara’daki sosyal tesislerden yararlanabiliyor, aynı tesisler artık tüm illerde olacak. Kulübe üyelik konusunda da tüm F.Bahçeliler’e cazip seçenekler sunulacak.AZİZ YILDIRIM: NE CHELSEA’DE NE R.MADRİD’DE VAR“Bir milyon üye projesi, benim cezaevinden beri üzerinde çalıştığım bir proje. Tüm Türkiye ve dünyadaki Fenerbahçelileri; birleşmeye, yetki ve sorumluluk almaya davet eden bir proje bu. Dünyada başka hiçbir kulüpte benzeri olmayan bir proje. Ne Chelsea’nin Team Card programı ne Real Madrid’in Madridista programları bu boyutta ve hacimde değildir...Ve bu proje her şeyden önce Aziz Yıldırım’ın antidemokratik yönetim sevdalısı olduğuna dair kelamlar düzenlere verilen en güzel cevap olacaktır. Lafa gelince 'AB’ye uyalım' diyen zihniyet sporda bunun tam tersini yapmaya başladı. Şimdi biz de bu operasyonu yaparak tamamen Türk çocuklarına uygun sistemi kurmaya çalışacağız.”ASBAŞKAN ENDER ALKAYA: KİŞİLER DEĞİL KİTLELER YÖNETECEK“Türkiye’nin her tarafında Fenerbahçeliler’in bulunduğu her yerde bir şube açmayı planladık. Her ilde Fenerbahçe evi olacak. Bankalarla yaptığımız anlaşma var. Denizbank’tan çok cazip kredi faizleri aldık, ortak bir kart yarattık. 36 ay vade ile temsilci üye olabilecekler. Sisteme göre her şubede 200 kişi tamamlandığında bir delege seçebiliyorlar. 5 kişilik yönetim kurulları da genel kurullara katılabiliyor. Dolayısıyla her Fenerbahçeli kongrede temsil edilmiş oluyor.”CEO HASAN HAKKI YILMAZ: TAM DEMOKRASİ“1 milyon üyeden bahsediyorsanız tam demokrasinden bahsediyorsunuz demektir. Türkiye’nin her yerinden gelen Fenerbahçeli’nin oy verdiği bir sistem. Müthiş bir demokrasi uygulaması. İki üç sponsor, zengin iş adamının parası ile bu işler sürdürülemez. Çözüm bulunamazsa Türk sporu duvara toslamak üzere. 500-600 milyon Euro bütçeli takımlarla 100 milyon Euro’luk bütçeyle yarışamazsınız. Bir kere şampiyon olsan ne olur sonrasında 15 sene bir şey olamıyorsan.”'VOLKAN YÖNETİCİ OLACAK KALİTEDE’Volkan bu kulüpte ileriki dönemlerde yönetici olacak kalitede bir insandır. Gerekirse de antrenör, idari menajer olacaktır. Her konuda iyi bir Fenerlidir. Milli Takım’a alınmaması oradaki teknik heyetin sorumluluğundadır ama alınması gerektiğini de ben buradan söylüyorum. Alınsaydı bazı yerlere mesaj olurdu.”'EVET DEĞİŞTİM'Başkan Vekili Abdullah Kiğılı’nın Fenerium’dan sonra yönetimdeki görevinden de istifası çok konuşulmuştu. Bununla ilgili olarak birçok iddia ortaya atılırken, başkan Aziz Yıldırım yaşananları tüm ayrıntısına kadar Habertük’e anlattı.-Abdullah Kiğılı istifa etti ve sizi de suçlayıcı açıklamalar yaptı. İstifadan döndürmeye çalıştınız mı? Abdullah beyin dediği gibi gerçekten de değiştiniz mi?“Ben Fenerbahçe’nin aleyhine olacak hiçbir şeye müsaade etmem. Fenerbahçe’de tek başına imza atma yetkisi başkanda bile yoktur. Aziz Yıldırım’ın imza attığı yerde muhakkak bir yönetici daha imza atacaktır. Tüzükte de böyledir ve ben bunu 16 senedir uyguladım. Ama bizim Fenerium müdürünün tek başına 150 milyon TL’ye imza atma yetkisi vardı...Bu olaydan önce ben kendilerini uyardım. Abdullah Kığılı’ya da söyledim. ‘Bu kulüpte benim bile böyle yetkim yok, bunun sorumluluğu ağırdır’ dedim. Ama o bunları anlamadı. En sonunda formalar satışa çıktı, ben de Mahmut bey ile tanıttım.”‘SEVKİYATI BEN YAPTIM’“Ertesi gün geldim buraya hiçbir Fenerium yetkilisi yoktu. Ben 30 tane forma aldım, pazar günü evimden kalktım yine buraya geldim. Mağazada forma bulamayan taraftarlarımıza versinler diye formaları iade ettim, yine Fenerium’da kimse yoktu. Depolara ben gittim, yığılmış, bekleyen malzemelerin sevkiyatını ben yaptırdım. Kargo şirketi ile anlaşma yapmışlar, buradan Suadiye’deki, Akasya’daki, Akmerkez’deki mağazaya bile kargo ile mal gidiyor İstanbul’un tüm semtlerine... Haliyle geç gidiyor. Müdahale ettim, her sevkiyatı kulübün araçlarıyla yaptırdım.”‘BİRİ YANLIŞ SÖYLÜYOR’“Birkaç gün sonra müdürü çağırdım. Bir gün önce yardımcısına ‘Adidas’tan kaç tane forma geldi?’ diye sordum. ‘29 bin geldi, bin 500 tane de bugün geliyor 30 binin üzerine çıktık’ dedi. O gün müdüre aynı soruyu sordum. ‘18 bin tane geldi’ dedi. ‘Bir yanlışlık olmasın’ dedim, ‘Bu listeleri ben hazırladım’ karşılığını verdi. Ben de ‘Yardımcısını çağırın biri yanlış söylüyor’ dedim. Yardımcı yine 30 bin 500 rakamını verdi, ‘Benim size söylediğim gibi’ dedi. Müdüre ‘Hani 18 bindi’ dedim. Cevap veremedi işine son verdim. Çünkü Fenerium ile müdürün ilgisi yoktu. Kendisine başkanda olmayan yetkiler verirseniz böyle olur.”‘150 MİLYON TL’LİK BÜTÇEYE ULAŞMASI GEREKİR’“Abdullah Kiğılı diyor ki; ‘Aziz Yıldırım değişti.’ Evet doğru! 2011 yılındaki Aziz Yıldırım neyse yeniden yargılama çıktıktan sonra da öyleyim. Çünkü o arada hiçbir şeye karışmıyordum. Karışmadığım için de anlattıklarım ortada. Fenerium olması gereken yerin gerisinde. Türkiye’de şu anda 150 milyon TL’lik bütçelere ulaşması lazım. Çünkü Fenerium’u Fenerbahçeliler büyütüyor, biz değil. Bizim orada çalışmamız, onlara hizmet, ürün götürmemiz lazım. Biz bunları yaparsak Fenerium kendisi büyür. Fenerium’la ilgili kısa bir bilgi vermek isterim. Fenerium 2007 yılında mağazacılık faaliyetlerinden 35.7 milyon dolar ciro, 12.9 milyon dolar kar elde etmişti. Geçen yıl ise 42.8 milyon dolar ciro elde edilmiş. Kar ise 10.6 milyon dolar olmuştur.”‘ABDULLAH BEY BASINLA KONUŞMAYI ÇOK SEVER’“Abdullah Kiğılı seçime 8 ay kala aday olmayacağını basına söyler, çünkü basınla konuşmayı çok sever. Bu sene, bu konuda neyseki rahatız! Abdullah Bey ile aramızda geçtiği iddia edilen yalan ve çirkin bir haber yayınlandı. Bunu yazan kişi Engin Verel ve gazetesi hakkında dava açtık. Verel’i de Disiplin Kurulu’na şikayet ettim.”ERSUN YANAL VE SES KAYDISoyunma odasındaki konuşmaların sızdırılmasının sorumlularını bulabildiniz mi?“Belirli bir gerçekliği ve seviyesi olamayan hiçbir iddia ve yalana cevap vermeme kararı aldık. 3 Temmuz’dan bu yana bu tür hukuka aykırı delillerden en çok mağdur olmuş bir yönetimiz. Önce futbolcularımıza suç attılar. Sonra yöneticilerimize saldırdılar. Ben ekibime ‘Sakın cevap vermeyin’ dedim. Sağolsunlar kimse muhattap olmadı. Sonra Ersun hoca zaten çıkıp ‘Tüm kayıtlar kontrolümde yapılıyordu’ dedi. Konu kapandı.”‘YENİDEN YARGILAMA İLE HERKES ETEĞİNDEKİ TAŞI DÖKMELİ’Bugün herkes bizim üzerimizden bu olayı kullanıyor. Türkiye de kullanıyor, Avrupa da kullanıyor. Herkes bizim üzerimizden kendi menfaatleri doğrultusunda 3 Temmuz’u kullanıyor. Bunu siyaset de kullanıyor, ekonomi de kullanıyor. Mahkemede hesaplaşılması lazım. Hesaplaşmanın sonucunda çıkacak düşüncenin doğrultusunda herkes o zaman samimi olarak birbirine elini uzatacaktır. Stadın karanlığında kupa almak için çarpışanlar, zorlayanlar “Biz dostuz” diye konuşurlarsa, bizi üzerler. Yeniden yargılama ile herkesin eteğindeki taşı mahkemede dökmesi lazım.‘SAHTE DOSTLUKLAR BANA TERS’Biz herkesi oraya çağıracağız. İnsanların bildikleri veya bilmedikleri konuları orada gündeme getireceğiz. Orası yalnızca Fenerbahçe’nin yargılanma yeri olmayacaktır. Türk sporunun yargılandığı yer olacaktır. Ondan sonra da hepimiz kucaklaşacağız.Onun dışında ben “Dost olalım” kelimesini kabul etmiyorum. Sahte dostluklar benim anlayışıma ters geliyor. Dostluğun yerine gelebilmesi için gerçeklerle yüzleşilmesi şarttır. Eğer gerçeklerle yüzleşilemezse kulüpler arası dostluk hiçbir zaman oluşturulamaz, barış getirilemez.‘YALANDAN BİR ARAYA GELME’-Kulüpler Birliği toplantılarına katılacak mısınız?Hayır.-Fenerbahçe’den katılım olacak mı?Onun şartlarına bakarız.-Kulüpler Birliği’nin başkanları bir araya getirme çabalarından bahsediliyor..Yalandan bir araya gelmenin önemi yok. Önemli olan isteyerek, tavırlarınızı ortaya koyarak bir araya gelmek. Yürekten bir araya gelelim. Onun da şartını söyledim. Yeniden yargılama Türk sporu için çok önemlidir. Sporun içinde dostluk olacaksa yeniden yargılamada Türk sporu geçmişinden bugüne yargılanmalıdır. Herkes gelsin korkmadan konuşsun. Devlet de desin ki ceza vermeyeceğiz. Biz suçluysak bize ceza versinler,bizim dışımızdakilere vermesinler. Ama gelsin herkes korkmadan söylesin doğruları. Herkes gelsin doğruları anlatsın ve bu iş bitsin.‘BİR TÜRK ÇOCUĞUNA YAPILAN MUAMELE BENİ ÜZDÜ’Süper Kupa Finali’nde yine olanlar oldu. En sonunda da Volkan, Milli Takım’a alınmadı. Sizce bir tavır mı söz konusu? Demirören’in manifestosu doğrultusunda mı kadroya çağrılmadı? Geçen sezonda da Melo ile tartışan Emre atılmıştı. Neler söylersiniz?Aslında bu konuları konuşmak istemiyorum ama madem ki soruyorsun, cevaplayayım. Fenerbahçeli olduğu için ceza aldı Volkan. Her şeyden önce Türk Milli Takım kaptanına ve bir Türk çocuğuna yapılan bu muamele beni üzdü. Ayrıca Süper Kupa’yı Fenerbahçe düzenlemedi. Bunun sorumluluğu tamamen federasyonundur. Oraya gelen seyircinin hiçbirinin içeri girmesinde bizim dahlimiz yok. Tüm tedbirleri federasyonun alması lazım. Kupada her şeyi federasyon uyguladı, cezayı biz yedik. Halka arz bir şirkete kafana göre ceza veriyorsun. Olmaz ki! O zaman düzenleme, kaldır Süper Kupa’yı.‘ADALETİ SAĞLAYAMAZSAN SAĞLAYAN BULUNUR’Volkan daha kalesine geçmeden su şişeleri yağdı. Küfür ediyorlar annesine, kızına, eşine... Volkan namuslu, şerefli, Anadolu çocuğunda olması gereken tüm vasıfları üzerinde barındıran bir çocuktur. Böyle bir insana tüm bunları yapacaksınız ve bu insandan hiçbir tepki koymamasını bekleyeceksiniz. Volkan dik ve delikanlıdır. Haksızlığa, küfre, hele hele ailesine yapılan hiçbir tacize kayıtsız kalmaz. Burada hakemin yapacağı şey maçı oynatmamaktı. Statlarda bu tür olayların olmasını engellemeniz lazım. Tribünlere gelen insanların onları atmamasını sağlayacaksınız. Bunun tedbirini de federasyon alacak. Siz bunları almamışsınız, suç sizde ama Volkan’ı suçluyorsunuz. Federasyonun tavrı üzücü. Volkan’a savunma hakkı bile tanınmadı. Nedense savunma yapmasından korkuldu. Apar topar karar verildi. Sen Seba Ligi diyorsan, Fair Play diyorsan, önce adaleti sağlayacaksın. Sağlayamazsan, sağlayanlar bulunur.TİCARİ OPERASYONA HAYIRSüper Lig’in başlamasıyla birlikte tartışılan bir diğer konu da Passolig... Tribünlerin büyük bir kısımı buna tepkili. Özellikle Fenerbahçeli taraftarlar bu uygulamayı istemiyor. Peki başkan Aziz Yıldırım’ın bu konudaki düşünceleri ne? Önümüzdeki günlerde Fenerbahçe Passolig’e geçecek mi? İşte bu konudaki duygu ve düşüncelerini de başkan Yıldırım çok net bir şekilde dile getirdi.‘E-BİLET’E KARŞI DEĞİLİZ’Sayın başkan, Passolig sistemine bir tek Fenerbahçe geçmedi. ‘Fenerbahçe’nin ayrıcalığı ne? Kanunen suç işliyorlar’ şeklinde eleştiri getirenler var. Anlaşmayı neden kabul etmiyorsunuz? Nelere karşı çıkıyorsunuz, ne istiyorsunuz?“Biz kanuna karşı hiçbir eylemde bulunmuyoruz. Kanun iyice okunduğunda bunun yalnızca e-bilet konusu olduğu görünmektedir. Biz de e-bilet satışına karşı değiliz. Ancak ihaleyi aldıklarını söyleyenler bizim diğer bankalarla yaptığımız anlaşmalar gereği kulübümüze gelen gelirleri de yok edecek bir tutum içindeler. Onlar diğer bankalarla yapılan anlaşmaların iptal edilmesini istiyorlar. Bunun karşılığında da kulübümüze 1.8 milyon dolar teklif ediyorlar. Taraftar kartımız ve bankalardan kulübümüzün elde ettiği gelir ise 18 milyon TL’dir.”‘BİZ ZATEN TARAFTARIMIZA BAZI HİZMETLERİ VERİYORUZ’“Fenerbahçe’nin haklarını kimseye yedirmeyiz. Onlara teklifimiz vetavsiyemiz yalnızca Biletix’in yaptığı gibi bilet satışını organize etmeleridir. Firma yetkilileri bizimle yaptıkları ilk görüşmede 25 milyon TL kazanacağımızı ve 5 milyon dolar da ayrıca harcama yapacaklarını beyan ettiler. Biz ise yapılacak 5 milyon dolar harcamayı kulüp olarak yapmayı taahhüt edeceğimizi söyledik. Onlara 20 milyon TL yılda bize ödemeyi taahhüt ettikleri taktirde 10 yıllık bir anlaşma yapabileceğimizi söyledik.Bu toplantıdan sonra bize ancak 1.8 milyon dolar ödeyebileceklerini beyan ettiler. Biz ise Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kredi kartı operasyonuna girmek istemiyoruz. Çünkü karta tüm belediye ve kuruluşlardaki hizmetleri de almak istiyorlar. Biz bugün bazı hizmetleri kendi taraftarımıza zaten veriyoruz.”‘SPONSORLUK İSTEMİYORUZ’“Biz sizin sponsorluk paranızı istemiyoruz dedik, 9 milyonu sildik. Hatta ‘yatırımı da kendimiz yapacağız’ dedi başkanımız. ‘25 lirayı da istemiyoruz, kendi hakkınızı ve federasyon hakkınızı alın, geri kalanı biz taraftar kartına yükleyeceğiz’ dedik. ‘Bunun karşılığında passolig sistemine biz de girelim’ dedik. Bu sistem kanuna uyumlu şekilde çalışsın, ama biz bu ticari olayın içinde yokuz dedik. Biz sponsorluk da istemiyoruz. Sadece kart maliyetini taraftardan alabileceklerini söyledik.”HABERTÜRK
Reklam
Venedik'te 'Sivas'ın Küçük Yıldızına Ödül
71. Venedik Film Festivali'nin ana yarışma bölümünde yarışan 'Sivas' adlı filmin çocuk başrol oyuncusu Doğan İzci, Premio Bastio D'Oro 2014 - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü.71.Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan için yarışan, Kaan Müjdeci'nin filmi Sivas'ın başrol oyuncusu Doğan İzci, filmdeki performansıyla Premio Bastio D'Oro 2014 - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Lido di Venezia'da düzenlenen törene, Türkiye'ye döndüğü için katılamayan Doğan İzci'nin ödülünü Kaan Müjdeci aldı.11 yaşındaki Aslan adlı bir çocuk ile Sivas isimli bir dövüş köpeğinin, bozkırda geçen hikayesini anlatan Sivas filminin başrollerinde; Doğan İzci ve Çakır yer aldı. Ana oyuncuların neredeyse tamamının, Yozgat Yerköy'de yaşayan halktan oluştuğu filmde; Muttalip Müjdeci, Hasan Özdemir, Ezgi Ergin, Furkan Uyar ve Hasan Yazılıtaş'a, profesyonel oyuncular Ozan Çelik, Banu Fotocan ve Okan Avcı eşlik etti.İstanbul Film Festivali Köprüde Buluşmalar Atölyesi kapsamında 1000 Volt Post Prodüksiyonu Ödülü alan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün yapım desteği ile gerçekleştirilen Sivas'ın çekimleri, geçtiğimiz yıl Yozgat'ın Yerköy ilçesinde gerçekleştirildi. Senaryosu Kaan Müjdeci'ye ait olan filmin; görüntü yönetmenliğini Armin Dieroff ve Martin Hogsnes Solvang üstlenirken, kurgusunu ise Yorgos Mavropsaridis yaptı.DHA
Cilt Temizliği İçin Öneriler
Günlük kişisel bakımlarımızın en önemlilerinden cilt bakımı ve temizliğini her birimiz aksatmadan yapıyoruz. Ancak ne kadar doğru yaptığımız konusunda bazı problemlerimiz olabilir, sizlere altın değerindeki önerilerimizi sunuyoruz.Cilt ve saç temizliği insanın dış görünüşlerinin bilindiği üzere en önemli olanıdır. Cildin ve saçın temiz gözükmesi karşı tarafa sizi nasıl bir kişilik olduğunuzu göstermektedir, sizi kısaca yansıtmaktadır tıpkı bir ayna gibi.Ayrıca karşı tarafa kendinizi daha güzel göstererek kendinize bir öz güven kazanabilirsiniz, rahat hareketler edebilirsiniz. Bizde sizler için bu konu üzerine kısa kısa püf noktalara değineceğiz.Sabun ve ılık su ile yüzünüzü yıkarsanız yağlı cildi olan kişiler için yararlı olacaktır. Yağsız cildi olanlar bunu uygulaması yersiz olur. Çünkü yağlı cildi olanlar hazırlanmış bir öneridir.Düzenli ve sık sık yağlı cildi olan kişiler yüzlerini yıkamalılar. Makyaj çıkartmak için özel bir temizleyici kullanın. Cildinizin güzel görünmesi açısından yüzünü sabun ile temizlerken önce elinizde sabunu köpürtün.Daha sonra ise cildinize parmak uçlarınızla masaj yaparcasına ovalayın ve bir süre bekleyin. Yüzünü yıkayın ve güzelce kurulamaya çalışın.Doktorunuza ve cilt bilgisi olan uzman kişilere sormadan kalitesiz ve bilmediğiniz sabunları kullanmayın. Sabunların bazıları merdiven altı ürün olarak cildinize çok büyük hastalıklar yaparak Kansere meydan açan hastalıklar çıkmaktadır.Cildinize dikkat etmelisiniz ve bilgi alarak temizliğinizi yapmalısınız. Kötü ve bilgisizce yapılacak cilt temizliği kaş yaparken göz çıkartma riski doğurabilir. Güzel cildiniz tahriş olabilir veya sebebini bilemediğiniz bir hastalıktan dolayı sıkıntılı durumlar yaratabilir. Bu yüzden ;
Reklam
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
İnsan AvıAnton Corbijn’in yönettiği ve Philip Seymour Hoffman, Rachel McAdams, Willem Dafoe, Robin Wright, Grigoriy Dobrygin'in oynadığı ''İnsan Avı' izleyici ile buluşacak. Almanya, ABD ve İngiltere ortak yapımı olan filmin oyuncu kadrosunda Derya Alabora ve Tamer Yiğit gibi Türk oyuncular da yer alıyor.Şubat ayında hayata veda eden Philip Seymour Hoffman'ın rol aldığı son filmlerden biri 'İnsan Avı'nda Avrupa'da geçen gizemli bir suç öyküsünü konu ediliyor. Hoffman'ın, Alman istihbarat biriminde görev yapan Günther Bachmann adında bir ajan olarak izleyicinin karşısına geçtiği gerilim türündeki yapımın senaryosu Andrew Bovell'a ait.John Le Carre'nin aynı adlı eserinden beyazperdeye aktarılan filmin konu şöyle:'Yasadışı yollardan Hamburg'a giren Issa Karpov adında yarı Çeçen, yarı Rus bir göçmen, soluğu şehrin Müslüman mahallelerinden birinde alır ve bir Türk aileye misafir olur. Almanya'ya gelmeden önce acımasızca işkenceye uğramış olan bu adam, şimdi babasının haksız yollarla elde edilmiş servetinden pay istemektedir. Bu durum kısa sürede Alman ve ABD gizli servislerinin dikkatini çekecektir.'
Türkiye Eurovision'a Katılacak mı?
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, gelecek yıl Eurovizyon Müzik Yarışması'na katılmayacaklarını, onun yerine ilk kez Asya Pasifik Yayın Birliği Müzik Yarışması'na Manga grubuyla katılacaklarını söyledi.Denizli'de gelecek hafta düzenlenecek olan 5. Uluslararası Türkçe Sözlü Müzik Festivali için Çamlık Ofis'te basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Abdülkadir Demir, AK Parti Denizli Milletvekilleri Bilal Uçar ve Nurcan Dalbudak, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve çok sayıda daire müdürü katıldı.Basın toplantısında Eurovizyon ile ilgili bir soruyu yanıtlayan TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 'Biz önümüzdeki sene Eurovizyon'a katılmayacağız. Avrupa Yayın Birliği Başkanı bize gelerek kameralar önünde özür diledi ancak özür yeterli olmuyor tabii. Bizim eleştirdiğimiz hükümlerle ilgili ciddi bir düzeltme yapmadıkları için 2015 yılı Eurovizyon yarışmasına katılmayacağız' dedi.'ASYA PASİFİK MÜZİK YARIŞMASI'NA MANGA İLE KATILACAĞIZ'Eurovizyon yerine Asya Pasifik Yayın Birliği Müzik Yarışması'na katılacaklarını kaydeden Şahin şöyle konuştu:'Asya Pasifik Yayın Birliği, dünyadaki 3 büyük kuruluştan biri. Biz hem Avrupa Yayın Birliğine hem de Asya Pasifik Yayın Birliğine üyeyiz. Asya Pasifik Yayın Birliği, Eurovizyon'a göre daha mütevazi şarkı yarışmaları yapıyor. Biz de bu sene ilk defa Manga grubuyla bu yarışmaya katılacağız. Bunu resmi bir açıklama olarak yapıyorum. Katılmamızı sağlayan en önemli unsur, bizim yaptığımız şeylerin çok önemsenmesi. Manga grubu daha önce de Eurovizyon'a katılmış ve güzel bir başarı elde etmişti. Bizi hiç kırmadan kabul ettiler. Asya Pasifik Yayın Birliği Müzik Yarışması'nın farklılığı, kendilerine özgü, ilk defa orada seslendirilecek parça istiyorlar. Manga ilk kez orada okuyacakları bir şarkı hazırlıyor.'Haber Türk
Toronto Film Festivali Başladı
Sinema dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Toronto Uluslararası Film Festivali (TİFF) başladı.39'uncu Uluslararası Toronto Film festivali'nin açılışı, yönetmenliğini David Dobkin'in üstlendiği ve başrollerinde Robert Duval ve Robert Downey Jr.’ın oynadığı The Judge (Yargıç) filminin gösterimi ile yapıldı. Gala nedeniyle festival alanını saatler öncesinde dolduran binlerce kişi, kırmızı halıda yürüyen Robert Downey Jr., Robert Duval, Vera Farmiga ve diğer sinema yıldızlarına sevgi gösterisinde bulundular. Hayranlarının tezahüratlarına karşılık veren ünlüler, onlarla fotoğraf çektirip, imza dağıttılar.Festival merkezinin bulunduğu King Caddesi ile Üniversite Bulvarı'nın bir bölümü, 14 Eylül tarihine kadar araç trafiğine kapatıldı. Caddeye masa ve sıralar konulurken, bölgedeki lokanta ve barlar da sokakta servis vermeye başladılar. Oscar’ın habercisi olarak da ünlenen festivalde 285 uzun ve 108 kısa metrajlı film gösterilecek. Festivale katılacağı açıklanan ünlülerin arasında Michael Douglas, Dustin Hoffman, Jennifer Aniston, Denzel Washington, Kate Winslet ve Kevin Costner gibi isimler de bulunuyor.Kış Uykusu 'Ustalar' arasındaFestivale Türkiye’den bu yıl iki film katılıyor. Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu filmi, TİFF’nin ustalar kategorisinde gösterime girecek. Kış Uykusu, 2014 Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye ödülüne layık görülmüştü. Yönetmen Serhat Karaarslan’ın 16 dakikalık Dondurma filmi ise festivalin kısa metrajlı filmler bölümünde yer alacak.Kaynak: Anadolu Ajansı
Reklam
Borsadan Galatasaray ve Trabzonspor'a Uyarı
Borsa İstanbul, Galatasaray ve Trabzonspor'un süren finansman sıkıntısı için alacakları tedbirleri 31 Aralık'a kadar açıklaması gerektiği yönünde açıklama yaptı.Borsa İstanbul'dan iki buyük kulübe uyarı geldi.Borsa İstanbul Yönetim Kurulu, Galatasaray GSRAY ve Trabzonspor'un TSPOR finansman sıkıntılarının devam ettiğini ve iki şirketin finansal yapılarını düzeltmek için alacağı tedbirleri 31 Aralık'a kadar KAP'ta açıklamaları gerektiğini bildirdi.BIST Yönetim Kurulu ayrıca, yıl sonuna kadar açıklanacak tedbirlerle ilgili gelişmelerin takibine ve 31 Mayıs 2016 tarihli finansal tablolarına yansıyacak şekilde herhangi bir düzelme olmadığı takdirde BIST tarafından alınacak aksiyonların, şirket paylarının pazar değişikliği de dahil olmak üzere belirlenmesi için konunun yeniden değerlendirilmesine karar verdi.eurosport
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Yaratılmak istenen algı bu. Ta ilk günden, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) başkanlığına getirildiği 25 Mayıs 2010 tarihinden beri. Hakan Fidan ’ın “ İran’ın adamı ” olduğuna dair yorumlar çoğunlukla Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın yayınlarda yer alıyor. Bir de İsrail ve ABD basınında. The Washington Post ’un başarılı casus romanı yazarı David Ignatius 16 Ekim 2013 tarihli köşesinde AK Parti iktidarının 2012 yılında Türkiye’de MOSSAD ajanlarıyla düzenli buluşan 10 İranlının isimlerini İran hükümetine verdiğini ifade ediyor. Ve soruyor: “ Mavi Marmara olayına misilleme olarak mı yapıldı yoksa İsrail ile ilişkilerdeki genel olumsuzluğun bir yansıması mı? ” (Tuhaf bir soru çünkü biri diğerinin alternatifi değil, tam tersi iç içeler.)Bu konuya 18 Ekim 2013 tarihli köşe yazımda değinmiştim. Özetle şu çelişkiye dikkat çekmiştim: Hakan Fidan İran ajanıysa nasıl oluyor da İran ve Türkiye’yi net düşman hâline getiren, Suriye politikasının baş mimarlarından biri sayılıyor? Hem “ Küresel Kulak ” Amerika Hakan Fidan’ı yıllarca dinlememiş midir? Gerçekten İran ajanıysa Obama hangi akla hizmet geçen yıl Beyaz Saray’da Erdoğan’ı ağırladığı ve CIA başkanı dâhil yakın kurmaylarının bulunduğu o çok özel yemeğe Fidan’ı da çağırdı? İdeolojik pencereden değerlendirildiğinde Fidan’ın olsa olsa İsrail düşmanı olduğunu söyleyebiliriz ancak.
Kılıçdaroğlu Yeniden Genel Başkan
CHP’nin 18. olağanüstü kurultayı kolezyon salonunda başladı. Partililer, delegeler erken saatlerde Kurultay salonuna geldi.Salonun önünde köfteciler simitçiler erkenden yerlerini aldı. Kılıçdaroğlu amblemli kolonyalı mendiller, CHP tişörtleri, bayraklar dikkat çekti. Kurultay’ı izlemek için 905 gazeteci başvurdu ve hepsine ayrım yapılmaksızın kart verildi ancak genel başkanlık yarışının yapılacağı 2500 kişilik ana kurultay salonunda 141 gazetecinin dışındakilere yer ayrılmadı. İnternet medyasının da içinde olduğu bazı basın yayın organlarına ayrı salonda yer verildi.CHP’nin Kurultay salonunda AKP Kongresi’ne benzer bir düzen kuruldu, sabit kameralar içeri alınmadı, asker kameralar çekim yaptı.Salonda Gezmiş’e adanmış şarkılar çalınıyor.ROBOSKİLİ AİLELER GİRDİRoboskili aileler CHP’nin Kurultay salonuna giriş yaptı.ADAY MUHARREM İNCE DE GELDİCHP’de Genel Başkan adayı Muharrem İnce, ekibiyle salona girdi.KURULTAY SALONUNUN DARLIĞI İNCE’Yİ HAKLI ÇIKARDICHP’nin 18. Olağanüstü Kurultay’ı Genel Başkan adayı Muharrem İnce’nin salon darlığı eleştirisinin doğruluğuyla damgasını vurdu. 2000-2500 kişilik salon, İnce’nin Kurultay salonu eleştirisini haklı çıkardı.İnternet medyası ve çok sayıda basılı medya bir başka salonda Kurultay’ı TV’den izledi. Kurultay salonuna önce ekibiyle Muharrem İnce geldi, Muharrem İnce bence sloganları eşliğinde protokoldeki yerini aldı. Soma, Roboski ve Gezi Parkı’nın acılı aileleri büyük alkışlar eşliğinde Kurultay’a geldi. Salonda “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.SARIGÜL’ÜN GÖVDE GÖSTERİSİİnce’den sonra salona Mustafa Sarıgül girdi. Sarıgül’ün salona girişi adeta gövde gösterisine dönüştü. En son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu alkışlarla salona geldi. Kılıçdaroğlu salona eşi Sevim Kılıçdaroğlu ile birlikte girdi.YAN YANA OTURDULARKurultay alanında CHP lideri Kılıçdaroğlu ile genel başkan adayı Muharrem İnce yan yana oturdu. İnce, Kılıçdaroğlu’nu ayakta karşıladı.PARTİLİLERİ BİRLİKTE SELAMLADILARKemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce, kurultaya katılan partilileri ve delegeleri birlikte selamladı. Öte yandan eski genel başkan Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu ve İnce’nin yanına gelerek, başarılar diledi.“Güçlü Türkiye, güçlü demokrasi, güçlü CHP” pankartları salonda yer alırken “el ele kol kola omuz omuza” en çok atılan slogan oldu.Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Mustafa Ayvalıtaş’ın aileleri ile Türk savaş uçakları bombardımanı altında ölen Roboskililerin ailelerinin temsilcileri de Kurultay’da yerlerini aldı.KILIÇDAROĞLU “YOLDAŞLAR” DİYE SESLENDİKılıçdaroğlu, kurultayı açmak için geldiği kürsüde partililere ‘Yoldaşlar’ diye hitap etti. Delegeler tarafından sunulan dilekçeyi okuyan Kılıçdaroğlu, CHP 18′inci Olağanüstü Kurultayı Başkanlık Kurulu’na Engin Altay’ın adaylığını oylamaya sundu. Altan, oybirliğiyle Kurultay Başkanlık Kurulu başkanlığına seçildi. Kılıçdaroğlu, divan üyeliğine seçilen isimlerle tek tek tokalaştıktan sonra kürsüden indi.Altay, açılış konuşmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.GEZİ PARKI BELGESELİ GÖSTERİLDİCHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın açılış konuşmasının ardından kurultay salonunda Gezi Parkı ile ilgili bir belgesel gösterimi yapıldı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aday Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül protokolde yan yana oturuyorlar.İNCE’Yİ 177 DELEGE, KILIÇDAROĞLU’NU 944 DELEGE ADAY GÖSTERDİCHP’de Genel Başkan adaylığı için süre başlatıldı. Kılıçdaroğlu ve İnce’nin dışında çıkabilecek bir olası aday için 7 dakikalık süre tanındı.CHP Kurultay’ında Muharrem İnce 177 delegenin oyuyla, Kemal Kılıçdaroğlu 944 oyla aday gösterildi.BİR GRUP MİLLETVEKİLİ ANITKABİR’İ ZİYARET ETTİÖte yandan 18. Olağanüstü Kurultay öncesinde CHP’li bir grup milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray’ın başkanlığında Anıtkabir’i ziyaret etti.Bugün toplanan kurultayın açılışından önce Çıray ve beraberindeki CHP milletvekilleri Candan Yüceer, Sedef Küçük, Uğur Bayraktutan, Mevlüt Dudu, Muharrem Işık Anıtkabir’e giderek Atatürk’ün huzuruna çıktılar. CHP heyeti adına Atatürk’ün mozolesine çelenk koyan Genel Başkan Yardımcısı Çıray, daha sonra milletvekilleriyle birlikte Anıtkabir Şeref Defteri’nin bulunduğu salona geçti.MUHARREM İNCE KÜRSÜYE GELDİAday Muharrem İnce konuşma yapmak üzere kürsüye geldi.Kurultay Muharrem İnce’nin konuşmasıyla karıştı. İnce’ye ıslıklar ve yuhlamalar var. “Başbakan Kemal” sloganlarına İnce, “İnşallah. Ama Sokak öyle söylemiyor” yanıtını verdi. İnce, protestoculara “Sizler benim kardeşlerimsiniz” dedi.İnce’nin konuşmasına devam etmesine sloganlarla izin verilmeyince divan başkanı araya girdi, “İnce CHP’nin bir çocuğudur. CHP’lilere yakışan İnce’nin konuşmasını yapmasına izin vermektir” dedi. Ardından İnce konuşmasına devam etti.1 saat 10 dakikalık konuşmasını İnce, “Başbakan İnce” sloganları eşliğinde bitirdi. Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasına başladı.Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ardından Kurultay’a öğle arası verildi.CHP’DE ASIL YARIŞ PARTİ MECLİSİNDE, ŞİMDİDEN 800 ADAY VARCHP’de asıl yarış yarınki parti meclis seçiminde yaşanacak. Parti meclisine 800 kişinin aday olduğu söyleniyor ancak parti meclisi adaylıkları için başvuru bugün başlamadı. CHP’li İlhan Cihaner’in de aralarında olduğu çok sayıda milletvekili parti meclisi üyelikleri için yarışacak.Bugünkü Kurultay’da Genel Başkan seçiminin tamamlanmasının ardından delegeler yapılacak tüzük değişikliği için sandığa gidecek. Kurultay’da 1218 delege 14.30 itibariyle Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce için oy kullanmaya başladı. Kılıçdaroğlu’nun yüksek bir oyla seçilmesi bekleniyor.100 DELEGE HARİÇ HERKES OYUNU KULLANDICHP Kurultay’ında oyunu kullanmayan 100 delege arandı. Sandıklar bu nedenle 17.00′ye kadar açık kaldı.17.00 itibariyle Kurultay’da genel başkan seçimi için kurulan sandıklar kapandı, oy sayımına geçildi.KEMAL KILIÇDAROĞLU YENİDEN GENEL BAŞKANCHP’de nefesler tutuldu, resmi sonuçlar bekleniyor. Ancak resmi olmayan ilk sonuçlar belli oldu. Buna göre Kılıçdaroğlu oyların 740′ını alırken Muharrem İnce 415′te kaldı.İlk sonuçların açıklanmasının hemen ardından Muharrem İnce Kurultay salonuna geldi, “Oylarınız yüksek görünüyor” sözlerine “Daha da yükselecek inşallah” yanıtını verdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun salona gelmesi bekleniyor.RESMİ SONUÇLAR: 740′A 415Kemal Kılıçdaroğlu resmi sonuçlara göre 740 oy, Muharrem İnce 415 oy aldı. Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığa seçildi.Genel başkanlığa seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, 415 oy alan Muharrem İnce’yi sahneye davet etti, beraber fotoğraf verdiler. İnce, sahnede, Kılıçdaroğlu için, “1 saat önce rakibimdi, şimdi genel başkanım” açıklaması yaptı. Salon bu sözleri coşkulu bir şekilde alkışladı Ankara- ZETEHülya Karabağlı
Reklam
Türkiye Dünyadaki En Pahalı Eti Yiyor
Bir ay içerisinde yapılan zamla etin kilosu toptancıda 28 liraya, kasapta et fiyatı 33 liraya yükseldiÜreticilerin hayvanları Kurban Bayramı’na saklamaları nedeniyle piyasada et stoğunun azalması, et fiyatlarına yeni bir zam getirdi.DHA’da yer alan habere göre, yapılan zamla kasapta satılan etin kilosu 33 lira oldu. Türkiye'de  zamla gündeme gelen et fiyatları, Kurban Bayramı öncesinde bir kez daha tavan yaptı. Bir kilo etin maliyeti 28 liraya yükseldi.Özellikle Ramazan Bayramı'ndan sonra Kurban Bayramı hazırlıklarının başlamasıyla, Türkiye'de, et fiyatlarında, geçmiş yıllar hep artış yaşandığını gözler önüne serdi. Ancak bu yıl geçen yılların aksine, son bir ayda et fiyatlarındaki artış, belli bölgelerde, yüzde 20 oranına kadar çıktı. Karkas etin satış fiyatı dana etinde, 18 TL'den 22 TL'ye kadar yükseldi. Kuzu etinde de benzer oranlarda artış yaşandı. Bu fiyatların kasap reyonlarına kadar gelmesi ise, 33 TL'yi buldu. Et fiyatlarındaki artışla ilgili olarak İzmir Kasaplar Odası Başkanı Ceyhan Yücelmiş, iki bayram arasında bu artışların hep yaşandığını artık kendilerinin bile bununla baş edemeyecek duruma geldiklerini söyledi. Yücelmiş, 'Şu anda üreticiler hayvanlarını kurbana saklıyorlar. Üreticiler bu tür hayvan sıkışıklıklarını da değerlendirip fiyatlarda artış yapıyorlar. Şu anda biri durağanlık var. Bunun kurban bayramından sonra rahatlama dönemine gireceğini bekliyoruz. Belli büyük et firmaları da fiyatların daha da yukarıya çıkmasını sağlıyorlar. Her dönemde bunu yapıyorlar. Dana etinin karkas fiyatı şu anda 22 TL'ye çıkmış durumda. Daha önce bu rakam 18 TL civarındaydı. Bizim tezgaha koyana kadar ki maliyetimizi ise, 28 TL, bizler de 35 TL'ye satarsak ancak kar edebiliyoruz ama bunu yapamadığımız için 32 ya da 33 TL gibi bir fiyattan satıyoruz. Gerçek değerinde satsak zaten vatandaşlar et yiyemeyecek. Bayramdan sonra inşallah gerçek değerine iner' dedi. Ceyhan Yücelmiş, vatandaşların özellikle kasaptaki ete olan güveninden dolayı da, üyelerinin ekonomik olarak zorluk yaşamaktan kurtulduklarını dile getirdi.Geçen yıl ki gibi olursa, fiyatlar daha da artarİzmir Kasaplar Odası Başkanı Ceyhan Yücelmiş'in sözlerinin aksine, İzmir Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Osman Civil ise, etteki fiyat artışının normal olduğunu, dile getirdi. Civil, Haziran ayından bu yana üç aydaki artışın yüzde 5 ile 6 arasında olduğunu, bunun da üretim maliyetleri düşünüldüğünde az bile olduğunu söyledi. Civil, Kurban Bayramı'nda vatandaşların talebinin de, et fiyatlarının gelecekteki seyrinde etkili olduğunu ifade edip, 'Kurban bayramına kadar fiyatlarda bir dizi artış daha yaşanır. Geçen yıl Türkiye'de 800 bin büyükbaş, iki milyon civarında da küçükbaş hayvan kesimi yapıldı. Bu yıl fiyatlar da geçen yıllara göre daha yüksek. Eğer bu fiylatlara rağmen, vatandaşlardan talep gelir kesim sayısı geçen yılki gibi olursa o zaman kurbandan sonra da et fiyatlarındaki artış devam eder' dediDünyanın en pahalı etini Türkiye yiyorEt fiyatlarındaki artışa en büyük tepkiyi ise, Çeşme Otelciler Birliği Başkanı olan Veysi Öncel verdi. Otelciliğin yanı sıra restoran işletmeciliği de yapan Öncel, kendisinin bir ayda ortalama 10 ton kırmızı et tüketimi yaptığını söyledi. Veysi Öncel, 'Son üç ayda ortalama artış yüzde 25 civarını buldu. Buna kim dur diyecek? Biz yaklaşık bir yıl öncesinden yaptığımız kontratlarla yurt dışına, yurt içine sattığımız fiyatlarda değişikliğe gidemiyoruz. Bu artışlar turizmcileri çok zora soktu. Yetiştiriciyle sorduğumuzda 'yem pahalı', aracıya sorduğumuzda 'hayvan gelmiyor pazara', 'et yeterli değil'. Bu bahanelerde dünyanın en pahalı etini Türkiye yiyor. Yem fiyatları, hayvanın olmayışı hep bahane. Etin üzerinde oynanan bir takım oyunlardan en çok zararı tüketici görüyor. Artık bunun sona ermesini, etin yenilebilir, tüketilebilir hale gelmesini bekliyoruz' dedi.
4 Eski Bakanın Yolsuzluk Fezlekeleri Yeniden Meclis'te
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilişkin dört eski bakanla ilgili dizi pusulalarını ekleyerek, fezlekeleri TBMM Soruşturma Komisyonu'na gönderdiİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dört eski bakanla ilgili fezlekeleri, dizi pusulalarını da ekleyerek TBMM Soruşturma Komisyonu'na yeniden gönderdi.Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan , eski AB Bakanı Egemen Bağış , eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Soruşturma Komisyonu, fezlekelerin yer aldığı klasörleri içindeki eklerle birlikte, dizi pusulasına bağlanarak gönderilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 14 Temmuz tarihinde iade etmişti.Başsavcılık, dizi pusulalarını ekleyerek 11 klasör dosyayı TBMM Başkanlığı'na gönderdi. Dosyalar, kurye ile dört eski bakanla İlgili Meclis Soruşturma Komisyonu'na elden teslim etti.Soruşturma Komisyonu Başkanı, AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü , 'Dizi pusulaları geldi, ne yapacaksınız?' sorusu üzerine, 'Ne yapacağız ki şu arada yapabileceğimiz bir zaman yok. 1 Ekim'e kadar toplantı yapamayız ama inceleyebiliriz, ben inceleyeceğim' dedi.'Komisyonun muhalefet üyelerinin, toplantı yapılması için komisyona başvuru yaptığının' anımsatılması üzerine Köylü, 'Ben onlara o zaman cevap verdim' dedi. Köylü, 'Muhalefet dosyaları görmek isterse' sözlerine, '1 Ekim'den önce görebilir ama toplantıyı 1 Ekim'den sonra yapabiliriz. Ekim ayının ilk haftasında da yapabiliriz toplantıyı' yanıtını verdi.T24
Reklam
'BDDK Acil Servis, TMSF İse Morgdur'
Bank Asya'nın Bankacılık Kanunu'nun 70. maddesi kapsamında devlet yönetimine alınmasına, Bank Asya yetkililerinden açıklama gelmediFethullah Gülen cemaatine yakınlığıyla bilindiği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , hükümet ve hükümete yakın medya tarafından hedef alınması üzerine 'ilk kez devlet eliyle banka batırılmaya çalışılıyor' tartışmalarına neden olan Bank Asya'da devlet gözetimi başladı.wsj.com.tr'den Kerim Karakaya'nın haberine göre, Bir BDDK yetkilisi, Bank Asya'nın Bankacılık Kanunu'nun 70'inci maddesi çerçevesinde yakından izlemeye alındığını kaydetti.Kanunun 70'inci maddesi, mali bünyesi bozulan bir bankanın BDDK tarafından faaliyetlerinin, tüm teşkilatını gerekli görülecek yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerinin kısıtlanmasını ya da geçici olarak durdurulmasını, özkaynaklarının artırılması için hissedar bulunmasını, yönetim kurulu ve genel müdürün görevden alınabilmesini içeriyor.Yine bankacılık kanununun 71'inci maddesi, 70'inci maddedeki önlemlerin yeterli olmaması durumunda bankanın TMSF'ye devredilmesini düzenliyor. WSJ Türkiye'ye konuşan bir TMSF yetkilisi, kendilerinin Bank Asya'ya yönelik bir çalışmalarının olup olmadığı sorusunu yanıtlamazken, 'Ancak ekonomi yönetiminde esprili bir şekilde görev dağılımını şöyle anlatabiliriz: BDDK acil servis, TMSF ise morgdur.' diye konuştu.Bank Asya yetkilileri konu hakkında ilk etapta bir açıklama yapmadı.17 Aralık 2013'te aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan ve bakan ile çocuklarının da olduğu kişiler hakkında başlatılan operasyon sonrasında Gülen Hareketi ile hükümet arasındaki gerilim zirveye çıktı. Gülen Hareketi'ne yakın Bank Asya'da, bu tarihten itibaren önemli mevduat çıkışı yaşandı.Yılın ilk yarısında bankanın mevduatları geçen yıla göre yüzde 27 azalarak 13,4 milyar liraya düştü. Aynı dönemde bankanın karı yüzde 65 eridi ve 34 milyon lira oldu.Derecelendirme Kuruluşu Moody's, bir haftada bankanın kredi notunu iki kez indirerek Caa1 seviyesine düşürdü. Moody's, kredi notu indirimlerinde bankanın mevduatlarındaki oynaklığın artma ihtimali ile bankanın ortak görüşmelerinde başarı şansının azalmasının etkili olduğu belirtildi.Bank Asya, ilk önce Katar İslam Bankası ardından ise Ziraat Bankası ile ortaklık için masaya oturmuş ancak ikisinden de sonuç alamamıştı.SPK, Ağustos ayında 140 milyon lira tahvil ihraç etmek isteyen Asya Varlık Kiralama'nın bu talebini reddetmişti. Karara gerekçe olarak, 'Ortaklık yapısı ve yönetimi değişimi ile ilgili belirsizlikler' gösterilmişti.Analistler, Bank Asya riskinin sistematik bir risk unsuruna dönüşmesini beklemiyor. Deniz Yatırım Bankacılık Analisti Sadrettin Bağcı , 'Banka'nın fonlama ihtiyaçlarının şu anda bile devlet kanalı yani Merkez Bankası kanalıyla yapıldığını düşünüyorum. Bu nedenle Bank Asya'nın genel sistemi tehdit etmesini beklemiyorum' ifadelerini kullandı.Bağcı, Bank Asya'ya ilişkin risklerin piyasa tarafından büyük ölçüde fiyatlandığını da sözlerine ekledi.T24
Türkiye'ye İlk Kürt Gazı 2017'de
Kuzey Irak'ta üretim yapan Genel Enerji firması, bölgeden Türkiye'ye ilk doğalgazın 2017 kışında ihraç edileceğini bildirdiYılda 4 milyar metreküp ile başlanacak doğalgaz transferinde 2020 hedefi 10 milyar metreküp.Genel Enerji CEO'su Tony Hayward, 'Türkiye'ye ilk gazı 2017'de getireceklerini söyledi.Al Jazeera Türkiye’den Melis Kobal’ın haberine göre Kuzey Irak'ta günlük 250 bin varil üretim kapasitesine ulaşan Genel Enerji, yılsonunda üretimi 400 bin varile çıkarmayı hedefliyor.İstanbul'da STEAM'in düzenlediği enerji konferansında şirketin planlarına ilişkin bilgi veren şirket yöneticisi Tony Hayward, kendileri için bundan sonraki önemli yatırımın doğalgaz alanında olacağını açıkladı.Hayward, Türkiye'ye ilk gazı 2017 kış mevsiminde göndermeyi planladıklarını söyledi. Hayward, 'İlk etapta 4 milyar metreküp ile başlayacağız. Sonra 2020'de 10 milyar metreküpe çıkmak hedefimiz. 2025'e kadar 20 milyar metreküpe ulaşacağız' diye konuştu.Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında Kasım 2013'te imzalanan anlaşmaya göre, Türkiye'ye doğalgazı Genel Enerji getirecek.Bunun için bir de doğalgaz boru hattı inşa edilecek.Bu hatta BOTAŞ'ın da ortak olması gündemde. Doğalgaz fiyatının, pazara yeni girileceği için daha düşük olması bekleniyor.Taraf
İstanbul'da Konutlar Bir Yılda Yüzde 20 Değer Kazandı
İstanbul'da konut fiyatlarındaki yıllık artışlar yüzde 20'yi aşarken, Ankara ve İzmir'deki artışlar yüzde 12'de kaldı. Türkiye'de metrekare başına ortalama konut fiyatı da 1,400 lirayı aştı.Merkez Bankası Türkiye Konut Fiyat Endeksi (TKFE) Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 1.62 artarak 157.92 düzeyine çıktı. Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, konut fiyatlarındaki yıllık artış da yüzde 13.99 olurken, aynı dönemde reel artış da yüzde 4.42 olarak hesaplandı.Bu artışla birlikte, ortalama metrekare başına konut değeri fiyatlar 2013 yılı Haziran ayındaki 1239.07 lira olan düzeyinden, bu yıl Haziran ayında 1405.43 liraya yükseldi.ÜÇ BÜYÜK İLDEKİ DURUMÜç büyük ilin konut fiyat endeksleri de, Haziran ayında bir önceki aya göre İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 2,35, yüzde 0.76 ve yüzde 1.69 arttı. Konut fiyatlarındaki yıllık artışlar da İstanbul'da yüzde 21.38, Ankara'da yüzde 10.27 ve İzmir’de yüzde 12.95 yükseldi.Üç büyük ilde yeni konutların fiyatları da İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 2.24, yüzde 0.29 ve yüzde 2.09 arttı. Yeni konut fiyatlarındaki yıllık artışlar da İstanbul'da yüzde 20.19, Ankara'da yüzde 12.08 ve İzmir’de yüzde 12.68 yükseldi.BANKA KREDİLERİNDEN HESAPLANIYORKonut Fiyat Endeksi (KFE) konut kredisi kullandıran bankalardan, satışa konu olan konutlar için kredi kullandırma aşamasında düzenlenen değerleme raporlarındaki konut değerleri esas alınarak, tabakalanmış ortanca fiyat yöntemiyle hesaplanıyor.YENİ KONUT FİYAT ENDEKSİMerkez Bankası'nın Türkiye Yeni Konutlar Fiyat Endeksi de (TYKFE)Haziran ayında yüzde 1.54 artışla 156.11 düzeyine çıktı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13.59 ve reel olarak da yüzde 4.06 arttı.TYKFE, 37 ilde son iki yılda yapımı gerçekleşen konutların değerleme raporları analiz edilerek hesaplanıyor.Haberfx
23 Maddede "La Kanye West Biz Sana Ne Ettik Kardeşim?"
Eşi 'Kim Kardashian'a gösterdiği ilgi ve alaka dillere destan olan 'Kanye West'e sıradan erkekler olarak soruyoruz? La biz sana ne ettik kardeşim ki çıtayı bu kadar yükseğe koyuyorsun?Sonra biz izah edemiyoruz, erkekler böyledir diyemiyoruz, çiçek alamadığımız, ayakkabısını bağlayamadığımız, yahu sırtımıza alıp şınav çekemediğimizde kötü oluyoruz. Yapma Kanye, yapma güzel kardeşim. Hiç olmadı elini bırakıp tuvalete gitmeyi ihmal etme (bkz. 23. madde)
Reklam