Head Over Heels isimli kısa animasyon film stop motion tekniği ile hazırlanmış. Aynı evin içinde yaşayan yaşlı bir çifti konu alan filmde, zamanla aralarındaki aşkın ve sevginin bittiğini ve birbirlerine yabancı olmaları anlatılıyor. Tepetaklak olarak isimlendirilen film ve görüntü olarak da başarılı şekilde işlenmesi ile daha önceki yıllarda Oscar'a aday gösterilmiş. Finalinde ise kadının müthiş zekası ile çiftimiz onca zamanın ardından birbirlerini tekrardan eski sevgileri ile bakabilip mutlu sona ulaşmışlar.
13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Film Festivali başladı. İstanbul'un ardından Denizli, Bodrum, Diyarbakır, Adana ve İzmir'e gidecek olan festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor.'Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması' temasıyla düzenlenen 13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Film Festivali, 13 Mart Cuma günü başladı.Festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor ve filmler 'Kadınların Sineması', 'Margarethe von Trotta Toplu Gösterimi', 'Nahid Persson Sarvestani Toplu Gösterimi', 'Kendine Ait Bir Cüzdan', 'Cins, Cinsiyet, Cinsiyetler' ve 'Bedenimiz Bizimdir' adında altı ayrı bölümde seyirciyle buluşuyor.Festivalin İstanbul gösterimleri 22 Mart’a kadar sürecek.Filmmor 28-29 Mart'ta Denizli'de, 4-5 Nisan'da Muğla-Bodrum'da, 11-12 Nisan'da Diyarbakır'da, 18-19 Nisan'da Adana'da, 25-26 Nisan'da İzmir'de seyirciyle buluşacak.Festival programı ise şöyle:
Yeşilçam filmlerinin unutulmaz oyuncusu, 1993’te kaybettiğimiz Nubar Terziyan, bugün 106 yaşına bastı. 500’ü aşkın filmde mahallenin manavı, kasabı, sütçüsü; ‘jönün’ babası, amcası, en yakın dostu, ama oyuncuların hep en tontonu olan Nubar Terziyan’ı, oğlu Berç Alyanakziya anlatıyor...12 yaşından itibaren arkadaşlarıyla kurduğu yarı amatör temaşa heyetinin oyunlarında sahneye çıkan, 1948’de ‘Efsuncu Baba’ filmindeki rolüyle sinemaya adım atan Nubar Terziyan, yıllarca hayatını sinemadan kazandı. Oğlu, hafızalara kazınan ‘tonton’ yüzünün genetik miras olduğunu söylüyor: “Bizim soyadımız Alyanakziya’dır, çünkü hepimiz al yanaklıyız. Ziya da ışık demek.”Berç Bey, babasının oyunculuğa başladığı dönemde, İhsan Alyanak gibi isimler tanındığı için, kendisine Terziyan soyadını seçtiğini belirtiyor. “Neden Terziyan?” sorusunun cevabı yok, fakat belli ki Nubar Bey, birçok diğer Ermeni oyuncunun aksine, Yeşilçam’a girerken kimliğini saklama gereği duymamış, takma da olsa köklerini hatırlatan bir soyadını tercih etmiş.Aslen Kumkapılı olan Nubar Terziyan, hayatının büyük kısmını Büyükdere’de geçirdi. Yaz kış sahilinden denize girdiği mahallenin bir sokağı artık onun adını taşıyor. Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu’nda bulunan Berç Alyanakziya, tabelası takılmış olan ‘Nubar Terziyan Sanatkârlar Sokağı’nın, birkaç ay içinde şenlikli bir açılışla merhaba diyeceğini müjdeliyor.Kaynak: Gözde Kazaz | Agos
Daredevil, hikayenin merkezinde yer alan ve gündüzleri avukatlık yapıp, geceleri ise suçluların peşinden giden Matt Murdock'ın yaşadığı maceraları konu alıyor. 2003 yılında Mark Steven Johnson'ın yazıp yönettiği çizgi romanın sinema uyarlamasında Matt Murdock, Ben Affleck tarafından canlandırılmıştı. İlk etapta 13 bölüm olarak planlanan dizinin 2015 yılında yayınlanması bekleniyor.Zamanında izlemesi zevkli bir filmdi. Alıştığımız süper kahramanlar haricinde bir başka kahraman :)
Hepimiz teknolojiyi sever, ilgi duyarız. İşte o teknoloji, zaman içinde şekillenerek, gelişerek bugün bizlere aklımızın alamayacağı, binbir çeşit şey sunuyorsa, bunu temellerini oluşturan en önemli isimlerden biri de Nicola Tesla'dır. Yaşadığı dönemde gereken ilgi ve desteği göremeyen Tesla, beyaz perdeye taşınarak aslında ne kadar önemli bir kişilik olduğunu bilmeyenlere gösterecek.Film genel olarak henüz yetişkinliğinin başlarında olan Tesla'nın 1886'da Amerika'ya yaptığı yolculuğu eşsiz bir şekilde tasvir ediyor. Film Tesla'nın Thomas Edison, George Westinghouse, Guglielmo Marconi, Albert Einstein, Charles Luciano, J.P. Morgan, Mark Twain, J. Edgar Hoover ve Nazi Almanyasından Heinrich Himmler gibi tarihin en önemli ve tartışmalı isimlerinden olan pek çok kişi ile ilişkilerine ve etkileşimlerine değinilecek.
1984 ve 89 yıllarında vizyona giren 2 Ghostbusters / Hayalet Avcıları filminden sonra hayranları bir yenisini beklese de sonuçsuz kalmıştı. Birkaç senedir etrafta dolaşan Ghostbusters 3 dedikoduları önce yalanlanmış, ardından da yine bitmek bilmeyen bir senaryo yaratım sürecine girilmişti.Herkes özellikle geçtiğimiz sene Hayalet Avcıları 3’ü beklerken resmen ters köşe yapılmış ve bu sene başında tamamı kadın oyunculardan oluşan Ghostbusters filmi duyurulmuştu. Yönetmen koltuğunda Paul Feig’in oturduğu filmin kadrosunda Melissa McCarthy, Kristen Wiig, Leslie Jones ve Kate McKinnon bulunuyor.Filmin heyecanı daha tazeyken şimdi yeni bir Ghostbusters filmi ile ilglili bilgiler geldi. Sony’nin yeni kurduğu Ghost Corps firması, bu sefer de erkeklerden oluşan bir Ghostbusters filminin yapımına başladı. Paul Feig’in çekeceği filmden bağımsız olacak yapımın daha şimdiden yapım kadrosu oldukça başarılı gözüküyor.Iron Man 3 ve Mission Impossible 5 gibi filmlerin senaristliğini yapan Drew Pearce’ın kaleme alacağı yeni Ghostbusters filminin yönetmen koltuğunda Joe ve Anthony Russo kardeşler oturacak. Russo kardeşler, son olarak Captain America: The Winter Soldier filmini çekmişti. Şu sıralar ise merakla beklenen Captain America: Civil War’un hazırlığı içerisindeler. Muhtemelen sonraki projeleri ise yeni Ghostbusters filmi olacak.Kadroda bir diğer önemli isimse Channing Tatum. Tatum’un filmin yapımcıları arasında yer aldığı belirtelim. Ancak Tatum aynı zamanda filmde önemli karakterlerden birisini de oynayacak. Bugün çıkan haberlerde ise ikinci oyuncunun Chris Pratt olabileceği belirtiliyor. Guardians of the Galaxy ile yıldızı parlayan Pratt, Jurassic World ile bu sene beyazperdeye tekrar konuk olacak ki ismi son dönemde Indiana Jones filmi ile de geçiyor.Ghostbusters’ın yeni filminin bu yapım kadrosunu, en azından Chris Pratt haricinde doğru olduğunu Drew Pearce, Twitter hesabından doğruları. Sony henüz resmi açıklamayı yapmasa da senaryonun ve kadronun biraz daha şekillendikten sonra duyurunun yapılacağını tahmin ediyoruz. Bu film ve kadınlardan oluşan Ghostbusters filminin yeni haberleri geldikçe aktarmaya devam edeceğiz.Süper Karga
‘’Edriiiınnnn’’ diye konuşulamayacak derecede dağılmış ağızla konuşan Rocky Balboa’yı unutmak mümkün müdür? Bilgisayar çağı Türkiye’de yeni yeni başlarken TV’nin önüne geçip merakla beklediğimiz, bu kadar unutamadığımız bir film yoktur galiba. Rocky’nin o eşsiz dublajlı sesini hatırladıkça gidip izleyesim geliyor. Aranızda eski diye izlemeyenler varsa bir an önce izleme listesinin en üstüne koysun. Filmden Türkçe dublajlı bir kesiti buraya tıklayarak izleyebilirsiniz
Kamera çekmeyi bıraktığında, tanıdığımız bu oyuncular aralarda ve boş zamanlarda eğleniyor. Güzel vakit geçiren bu oyuncuların kamera arkasında ne yaptıklarını sizin için derledik.
20. Türk-Alman Film Festivali kapsamında onur ödülü alan ünlü aktör Şener Şen ile Uğur Yücel festivalin ikinci gününde seyirci ile buluştuAlmanya’nın Nürnberg kentinde devam eden 20. Türk-Alman Film Festivali kapsamında onur ödülü alan ünlü aktör Şener Şen ile Uğur Yücel festivalin ikinci gününde gösterilen “Muhsin Bey“ filminin ardından seyirci ile buluştu.Söyleşiyi Türk-Alman Film Festivali Başkanı Adil Kaya yönetti. Adil Kaya, Şener Şen’e “1992 yıllarında Türkiye ’de seyirci sayısı 5-6 milyon iken bu sayı son yıllarda 60 milyonu buldu. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?” sorusunu yönetti. Şen Türkiye’nin hiçbir kurala girilmediğini, farklı bir millet olduğumuzu belirterek “Türk insanı filmlerde kendine ait hikâyeler buluyor” dedi.Taner Tüzün 'ün DHA'da yer alan haberine göre, Uğur Yücel ise Türk sineması neden uluslararası alanda daha fazla ilerleyemiyor sorusuna ise “İnsanların seviyesi algılaması, yani her anlamda edebiyat okuması sanata bakışı, müzikalitesi ne yazık ki çok ortalamanın altında. Dolayısıyla gişe yapan filmler hep ortalamanın altında zekaya hitap eden işler. Dolayısıyla burada nitelikli, seyirci, biz bunları reddediyoruz bizim sinemamız gelsin diye bir talep yaratmıyor. Bunu yapan yazarları dürtmüyor bu tavır” diye cevap verdi.Seyirciler Şener Şen’in ailesine ait bir bilgileri olmadığını, eşini çocuklarını hiç görmediklerini ve ailevi durumunu sorunca Şen “17 yıldır dulum, bir çocuğum var. Bir kızım var. Bitti” diye yanıt verdi.Seyirciler arasında bulunan Nürnberg Başkonsolosu Asip Kaya, görev bölgesinde 160 bin Türk’ün yaşadığını, daha büyük çapta festivallerin olması gerektiğini ve Türk sinemasının dünyada pek yer bulamadığını dile getirdi.Sinema ve tiyatronun toplumsal içerikli mesajlar vermesi gerektiğini söyleyen bir seyirci, Şen’e “Sizi neden bu tür toplumsal içerikli olaylarda ve gösterilerde göremiyoruz?” sorusunu yöneltti. Ünlü aktör bu soruya şöyle yanıt verdi; “Filmlerde sosyal içerikli mesajlar da var dediniz. Sonra dediniz ki yürüyüşlerde sizi görmüyoruz. O kadar ayrı alanlar ki... Biri oyuncunun ödevi, yaptığı filmlere hayat görüşünü yansımaktır. Bilfiil politikanın içinde olma, siyasetin içinde olma başka bir alandır. Bunu da sadece eylem yapan, hayatta başka hiçbir şey yapmayan, güzel film sevdalısı olmayanlara bırakıyoruz. Benden bu kadar.”Şener Şen, Hollywood’un kendine göre bir sistemi bulunduğuna işaret ederek, Türkiye ilerlerse Türk sineması da ilerler diye konuştu. Sanatta rakip olunmayacağının altını çizen Şener Şen: “Mesela Kemal Sunal bir tanedir başkası olamaz. Yılmaz Güney bir tanedir başka olamaz” dedi.Uğur Yücel konuşmasında “Amerikan filmleri görsel efektlere önem vererek, ilgiyi kendisine çekmeye çalışıyor, ama artık bu görselliği insanlarımız cep teflonlarında buluyor. Sinemaya giden filmin afişine bakarak cebimdeki 7 lirayı hangi filme versem diyor. Bakıyor komedi var, neşeli vakit geçirmek için o filme gidiyor. O zaman Türk halkı da komedi filmlerine rağbet ediyor” dedi.Uğur Yücel ise Türk sineması neden uluslararası alanda daha fazla ilerleyemiyor sorusuna ise “İnsanların seviyesi algılaması, yani her anlamda edebiyat okuması sanata bakışı, müzikalitesi ne yazık ki çok ortalamanın altında. Dolayısıyla gişe yapan filmler hep ortalamanın altında zekaya hitap eden işler. Dolayısıyla burada nitelikli, seyirci, biz bunları reddediyoruz bizim sinemamız gelsin diye bir talep yaratmıyor. Bunu yapan yazarları dürtmüyor bu tavır” diye yanıt verdi.Söyleşinin sonlarında her iki sanatçı da ‘bir star gibi değil, normal insanlar gibi yaşadıklarını’ belirttiler.T24
Disney'in CEO'su Bob Iger Star Wars evreninde geçecek ilk spin off filminin 16 Aralık 2016 tarihinde gösterime gireceğini ve filmin adının Roughe One olacağını duyurdu. Filme dair çok bilgi olmasa da, Star Wars hayranları için bir ilk olacak bu film beklemeye değer...Teşekkürler: https://www.facebook.com/jediocaklari
Galeriye başlamadan önce bilmeyen okuyucularımız için bağımsız filmin tanımını yapmak istiyorum. 'Bağımsız Film' küçük stüdyolar tarafından üretilen genellikle düşük bütçeli, klasik Hollywood yapımlarından farklı olan sanat filmlerini tarif etmekte kullanılan bir terimdir. Bunu dikkate alarak galerimize bakmanızı tavsiye ederiz. Film açıklamaları da Beyazperde sitesinden alınmıştır.
Şener Şen ve Yavuz Turgul'un 'Onur Ödülü' aldığı 20. Türkiye-Almanya Film Festivali 'Eşkıya' filmiyle başladı. Festivalde, bu yıl 30'u prömiyer olmak üzere 38 film seyirciyle buluşacak.Türkiye ve Almanya'dan çok sayıda sinema sanatçısının katıldığı 20. Türkiye-Almanya Film Festivali, Almanya'nın Nürnberg kentinde başladı.Tafenhalle Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen açılış törenine, sinema sanatçılarının yanı sıra Nürnberg Belediye Başkanı Ulrich Maly ve Türkiye'nin Nürnberg Başkonsolosu Asip Kaya da katıldı.Sinema eleştirmeni Klaus Eder, oyuncu Cem Yılmaz ve sinema sanatçısı Uğur Yücel'in onur konuğu olarak katıldığı galada Alman sinema oyuncusu Hanna Schygulla, sinema sanatçısı Şener Şen ve açılışa katılamayan yönetmen Yavuz Turgul'a 'Onur Ödülü' takdim edildi.Başrollerini Şener Şen ve Uğur Yücel'in paylaştığı 'Eşkıya' filmiyle açılan festivalde bu yıl 30'u prömiyer olmak üzere 38 film seyirciyle buluşacak.KARDEŞ ŞARKILAR ALMANYA'DA YANKILANACAK70'den fazla sanatçının katıldığı festivalde, iki ülke sinemasından kısa metrajlı, belgesel ve uzun metrajlı filmler de gösterilecek. Ayrıca, Kardeş Türküler müzik grubu da 18 Mart'ta festivalin 20. yılına özel konser verecek.
The Animatrix, The Matrix Reloaded ve The Matrix Revolutions gibi 2003 yılında çıkan bir anime kısa filmler serisidir. 9 animasyon kısa film The Animatrix başlığı altında toplanmıştır. Bunlar birbirinden bağımsız şekildedir.Bu kısa animasyonların isimleri ise şu şekildedir:Beyond (Ötesi)A Detective Story (Bir Dedektif Hikayesi)Kid's Story (Çocuğun Öyküsü)Matriculated (Mezuniyet)Program (Program)The Second Renaissance, Bölüm I ve II (İkinci Rönesans)Final Flight of the Osiris (Osiris'in Son Uçuşu)World Record (Dünya Rekoru)Bu kısa animelerin her biri farklı çizim teknikleri ile yapılmış, farklı kişiler tarafından yazılıp yönetilmiştir. Ancak The Second Renaissance Bölüm I ve Bölüm II ve Final Flight of the Osiris (Osiris'in Son Uçuşu) senaryo açısından Matrix'in yaratıcıları olan Wachowski Kardeşler tarafından yazılmıştır. The Animatrix'te kendine has öyküler olmasına rağmen bazı animasyonları ilk 3 filmin boşluklarını da doldurmaktadır. Örneğin, The Matrix Reloaded'da bahsedilen makinelerin şehre saldırmak için bir ordu yolladığının haberi Osiris gemisinin kaptanı tarafından haber verilmiştir. Final Flight of The Osiris animasyonu da bu haber verme olayını ele almaktadır. Kid's Story animesinde de The Matrix Reloaded ve The Matrix Revolutions filmlerinde gördüğümüz Zion'u koruyan koruma robotlarına mermi taşıyan Micheal Karl Popper'ın Matrix'ten kurtuluşunu anlatmaktadır. Kim olduğunu hatırlayamadıysanız link: http://i.hizliresim.com/QRNlBr.jpg Bunların dışında The Second Renaissance I ve II de çarpıcı olarak makinelerle insanların savaşının nasıl başladığını ve Matrix'in kurulmasını etkileyici bir biçimde anlatmaktadır. Anlatıcı tarzında ilerleyen, görsel anlamda ve hikaye anlamında oldukça başarılı bir animasyondur. Hatta birçok izleyici bu kısa animasyonun İlk 3 filmle yarışabilir kalitede olduğunu düşünür. Diğer kısa animasyonlar da gayet güzel ve etkileyici yapılmıştır. The Animatrix ile hikayeler üzerinden Matrix evreni belirgin olarak ortaya konmuştur. İlk 3 filmi izledikten hemen sonra The Animatrix'i izlerseniz ne kadar etkileyici olduğunu fark edebilirsiniz. Spoiler vermeden bir diğer Matrix filmine geçelim.
50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.''Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.''http://www.imdb.com/title/tt0097165/
Hepimizin bildiği gibi Haziran ayında 2015 yılı Genel Seçimleri var. Partiler adaylarını belirlemeye başladı. Herkesin şikayet ettiği nokta ortak. 'Abi benim görüşümü yansıtan, beni mecliste temsil edecek parti ya da aday yok'. Peki sizin için çooook uzaklardan, 9 3/4 peronundan yola çıkıp, Hogwarts'tan bu işi gerçekten yapabilecek insanları getirsek nasıl olur?
Türkiye’de görme, işitme ve ortopedik engellilerin erişebildiği ilk film festivali olan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl üçüncü kez düzenleniyor. 21-26 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek gösterimlerde sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı mevcut olacak.Festival kapsamında yönetmen ve film ekipleriyle yapılacak atölye çalışmaları da işaret dili çevirmeni eşliğinde gerçekleşecek. Ayrıca festival kapsamında gösterim ya da başka bir etkinlik yapılacak mekanlar ortopedik engeli olanlar için erişilebilir olanlardan seçilmiş.Ankara Engelsiz Filmler Festivali’ne bu yıl Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu evsahipliği yapacak. Yaşar Kemal, Nazım Hikmet, Yılmaz Güney ve Deniz Gezmiş gibi edebiyat ve siyaset dünyasından birçok ismin mahkum olarak kaldığı Ulucanlar Cezaevi dört yıl önce bir kültür sanat merkezi ve müze olarak kullanılmaya başlanmıştı.Festivalde tüm gösterimlerin ücretsiz yapılacağını hatırlatalım! 33 filmden oluşan festival programı “Engelsiz Yarışma”, “Türkiye Sineması”, “Dünyadan”, “Engel Tanımayan Filmler”, “Uzun Lafın Kısası”, “Çocuklar İçin” ve “Sinema Tarihinden” başlıklarına ayrılıyor. Festivalde İtirazım Var, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Sivas, Toz Ruhu gibi yerli yapımların yanısıra Grand Budapest Hotel, 12 Years A Slave gibi bol ödüllü yabancı filmler de gösterilecek.Ankara Engelsiz Filmler Festivali hakkında detaylı bilgi almak için buraya, film programını görmek için de buraya tıklamanız yeterli.BantMag