Ah şu kırmızı güller. Her derde devadır kendileri tabiri caizse çiçek ülkesinin başkentidir. İster bir tane ister onlarca ister yüzlerce hiç fark etmez. Taşıdığı tek bir anlam vardır; 'Seni seviyorum'. Hiç beklenmedik anda gönderilir şaşırtılıp mutlu edilir, bir eşeklik yapılmıştır özür dilenir.. Kısacası kırmızı gül her zaman her durumda kurtarıcıdır.
Zaten önce ve sonrasıyla düğün denilen kavram yeteri kadar zorluğu içinde barındırırken bir de her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenmek isteyenlerde bir tür sınav ve kararlılık örneği olsa gerek.Kaynak
Erkeksiniz.. Yolda yürürken aniden gökyüzünden zembille inen bir kadın size seks teklif ediyor. Evim hemen şuracıkta gidelim mi diyor. Ne yapardınız ? Bakın ne yapmışlar..
Adriana ve Leanordo yedi yıldır evli ve altı yaşında da bir çocukları var. Brezilyalı çift uzun süredir kayıp olan annelerini bulmak için çabalıyordu. Her ikisinin de annesinin adı Maria idi ve ikisi de çocuklarını henüz bebekken terk etmişlerdi. Çift bu haftaya kadar aynı kişiyi aradıklarının farkında değildi. Adriana’nın katıldığı bir program sayesinde bunun farkına vardılar. Adriana annesini sadece bir kez görmüştü. Globa adlı radyo programına katıldı ve kayıp annesini bulmak için başvuruda bulundu. Annesinin radyoya geri dönüş yapmasıyla büyük bir mutluluk yaşayan Andriana, kadının Leanordo adında bir oğlunun olduğunu ve uzun süredir izini bulamadığını söyleyince şok geçirdi. Adriana, kocasının öz kardeşi olduğunu öğrenince programda göz yaşlarına boğuldu. Çift daha sonra bir röportaj verdi ve ayrılmayı düşünmediklerini açıkladı. Adriana “Biz ölene kadar birlikte kalacağız. Bütün bunlar Tanrı öyle istediği için yaşandı. Elbette bir araya gelmeden önce kardeş olduğumuzu biliyor olsaydık herşey çok farklı olurdu ama bunu bilmiyorduk ve birbirimize aşık olduk” dedi. Kaynak: İndependent
Çocuklar ve hayvanlar yeryüzünün en masum yaratılışlarıdır.Kötülük bilmez,çıkar gözetmezler. Lütfen onları gelecek nesillere, olması gerektiği gibi sevgi dolu yetiştirelim.
Türk politikası gittikçe garip bir hal alıyor. Konuşulması gereken konular bırakıldı rakiplerin dil sürçmeleri, nitelikleri, niteliksizlikleri, basit hataları üzerinden bir politika yürüyor. Asgari ücretle geçinen insanlar, içinde bulundukları açlık sınırını unuttu parti başkanlarının yürüyen merdivene nasıl ters bindiğini konuşur oldu. İşte size gereksiz yere ülke gündemini yıllardır meşgul eden, Türkiye politikasına sızmış 25 argüman.
FEMEN, Facebook sayfasından Türkçe manifesto yayınladı.Hedefleri: Patriyarkaya karşı tam zafer.FEMEN Türkçe manifestosunu Facebook sayfalarından yayınladı. “Bizim silahımız çıplak göğüslerimiz” sloganıyla yola çıkan örgüt kendini “ korkusuz ve özgür olan Amazonların tekrar vücut bulmuş hali” olarak tanımlıyor. FEMEN Ukrayna, Fransa, Almanya, Brezilya, Kanada, İsrail, Meksika, İsveç, İspanya, Belçika, Hollanda ve Türkiye'de aktisitleri olan bir örgüt. FEMEN aktivistleri Fransa ve Ukrayna’da kurulmuş olan eğitim merkezlerinde fiziksel ve bedensel olarak eğitim gören ve Koordinasyon Konseyi tarafından yönetiliyor. FEMEN’in manifestosu şöyle: FEMEN aktivistleri, ne kadar zor ve ne kadar provoke edici olursa olsun her türlü insancıl görevi yerine getirmeye fiziksel ve zihinsel olarak hazır olan özel eğitimli kadınlardır FEMEN, feminizmin özel bir kuvvetidir, onun öncü militan birimidir ve korkusuz ve özgür olan Amazonlar'ın tekrar vücut bulmuş modern halidir. Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak erkeklerin işgali altındaki bir dünyada yaşıyoruz. Kadın bedeninin tüm kontrolünü elde tutmak, kadını baskı altında tutma yolunda anahtar rolü görüyor. Kadının cinsellikteki politik atılımı, onun özgürlük yolundaki en önemli şey demek. Kadının kendi bedenini kendisinin sahiplenmesi onu özgürlüğe kavuşturacak ilk ve en önemli adım. Ataerkil sistemden bağımsız olarak bir kadının çıplak olması sisteme mezar kazmak anlamına geliyor. Bu aynı zamanda kadın özgürlüğünün militan manifestosu ve kutsal sembolü demek. FEMEN'in çıplak saldırıları, tarihten beri süregelen kadın-sistem çatışmasının çıplak mücadelesidir, onun en görülür ve öncül örneğidir. Patriyarkaya karşı tam bir zafer. Cesaretin ve kişisel örneğin gücüyle, köleliğin ilk ve son varoluş biçimi olan patriyarkaya karşı kadınların global bir güçte linç kanunu başlatmasına önayak olmak. Patriyarkanın insan karşıtı saldırgan doğasını ifşa etmek. Patriyarkanın en temel enstitülerini sarsmak: diktatörlük, seks endüstrisi, kilise. Patriyarkanın yarattığı erotik ve pornografik cinselliğe karşı olarak yeni bir devrimci kadın cinselliğini desteklemek. Modern kadın kültürüne kötülüğe karşı aktif bir muhalefet ve adalet için güçlü bir mücadele aşılamak. Dünyadaki en etkili ve en mücadeleci kadın birliğini oluşturmak. Kadınları dayanılmaz yaşam koşullarına iten diktatörlük rejimlerinin, özellikle de şeriatı ve kadınlara karşı diğer sadizm metotlarını uygulayan teokratik İslam devletlerinin, derhal son bulması “Kölelik ticareti'nin yatırımcılarını, organizatörlerini ve müşterilerini cezalandırarak kadın istismarının en berbat biçimi olan fuhuşu tamamen sonlandırmak. Tüm dünyada kiliseyi devletten tamamen ayırmak ve dini kurumların modern kadının sivil ve cinsel hayatına ve üreme/ürememe hakkına müdahale etmesini yasaklamak FEMEN manifestosunda finansal kaynaklarına da değiniyor. Örgüt bağışlar, örgütün sembollerini taşıyan giysi ve aksesuarların satışı ile FEMEN aktivistlerinin ürettiği ürünlerin satışından geldiğini ifade ediyor. Örgüt siyasi parti ve dini kurumlardan hiçbir finansal yardım almadığını belirtiyor. FEMEN, “Patriyarkaya karşı isyan eden, politik ve doğrudan eylemlerle vücut bulan kadın cinselliği” olarak tanımladıkları sektremizmi savunuyor ve bu feminist eylemsellik biçimini kendileri geliştirdiler. “Sekstrem eylemlerin onaylanmayan formatı, kadınların kendi protestolarını istedikleri zaman istedikleri yerde yapabilme ve bu eylemlerinin kolluk kuvvetleriyle herhangi bir uyum içinde olmama hakkını temsil etmektedir. Sekstremizm kadınların, erkeklerin kaba aşırılığıyla ve bu aşırılığın getirdiği kirli sakatlama suçlarıyla ve bir çeşit terör tarikatıyla alay etme biçimidir. Sekstremizm, şiddetsiz ama oldukça da agresif olan bir provokasyon şeklidir; çürümüş ataerkil sistemin ve eskimiş politik değerlerin tüm kurumlarını sarsmayı hedefleyen güçlü bir silahtır.” Bianet
Güvenli bölgenizden dışarı adım atabilmek için; alışılagelmişin dışına çıkmanız ya da korkularınızı yenebilmek için normalde size rahat hissettirmeyen bir şeyler denemeniz gerekir.Başarıyı bir yaşam tarzı olarak benimsemiş kişiler, sınırlarını zorlamaktan ve yeni şeyler denemekten çekinmeyen kişilerdir. Çünkü farklı sonuçlar almak için, farklı şeyler denemek gerekir. Kalıpların dışına çıkmak, eski alışkanlıklardan vazgeçmenin de eğlenceli bir yoludur.Peki güvenli bölgenizin dışına çıkabilmek için neler yapabilirsiniz? Uplifers olarak güvenli bölgenizin dışına çıkmanıza yardımcı olması için listelediğimiz önerilerin bazıları oldukça basitken, bir kısmı daha fazla çaba ve cesaret gerektiriyor olabilir. Kimi ise tamamen anlamsız olabilir, ancak denedikten ve yaptıktan sonra size iyi hissettirecekleri kesin.Devamı: http://www.uplifers.com/guvenli-bolgenizden-disari-cikabilmek-icin-42-oneri/#ixzz39V5A4tOp
Cinsel hayatınızı renklendirmenin en etkili yollarından biri, farklı şeyler denemektir. Cinselliği yatak odası dışında yaşamaksa, farklılığın ta kendisi.Evinizin her yönü cinsellik açısından oldukça davetkar olabilir. Bu fikir size cazip geliyorsa ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, Uplifers olarak hazırladığımız önerilere bir göz atın.Devamı: http://www.uplifers.com/cinsel-yasami-renklendirmek-icin-odayi-degerlendirin/#ixzz39UxPBbgx
Sosyopatlık genellikle, aşk, suçluluk, utanç ya da pişmanlık gibi sosyal duyguların eksikliğiyle karakterize edilen psikolojik bir bozukluktur. Sosyopat kişiler, ahlaki sorumlulukların ve vicdan duygusunun eksikliğini çeker.Uplifers olarak, manipülasyon ve ele geçirme konusunda oldukça başarılı olan sosyopatları tanımanıza yardımcı olacak ipuçlarını bir araya getirdik.Sosyopatlar, çevresindekileri etkileme ve manipüle etme konusunda uzmandır. Yaptıkları ve anlattıkları şeylerin inandırıcı kılarlar. İstediklerine ulaşma yolunda karşılarındakini manipüle etmekten çekinmezler ve bu yol açacağı zararları önemsemezler. Sosyopatların kurbanlarına soğuk kanlı şekilde yaklaşabilmeleri, ahlaki değerlerden yoksunlukları sayesinde olur.Devamı: http://www.uplifers.com/cevrenizdeki-sosyopatlari-taniyabilmeniz-icin-7-ipucu/#ixzz39UvMRP5J
Ses Dergisi'nde yayınlanan fotoğraflar Erol Taş'ınCankurtaran'da tren yolunun hemen karşısında bulunan kahvehanesinden… Çekimlerden boşta kalan zamanlarında burada bizzat çalışan Erol Taş: ”Yeşilçam'a fazla güven olmaz. İnsan bir gün işsiz güçsüz kalabilir. Görüyorsunuz yıllarca bu işe emek vermiş bir sürü arkadaş işsiz şu sıralar... Ama ben kahveme geliyorum işimin başına geçiyorum. Allah'a şükür geçinip gidiyorum..”diyor.
Erkoçlar, Demirtaş'ın LGBTİ'lerle ilgili açıklamalarına dikkat çektiRüzgar Erkoçlar, Trans bireyleri cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda uyardı. Trans bireylerin, kimlik konusunda zorluk yaşama ihtimallerini dile getiren Erkoçlar 'Ehliyetiniz yani sürücü belgenizle de oy verebileceksiniz. Unutmayın, bir oy bir oydur' dedi. Erdoçlar, 'Seçim öncesi LGBTİ’lerle ilgili somut siyasi açıklamalar duyuyor muyuz?' diye sordu. Rüzgar Erkoçlar'ın T24'te yayımlanan 'Bir gün LGBTİ arkadaşlarımızı Meclis'te göreceğiz' başlıklı yazısı şöyle: Bu yıl Türkiye’de Cumhurbaşkanı ilk defa halk tarafından seçilecek. Seçimin ilk turu 10 Ağustos 2014 Pazar günü yapılacak. İlk turda hiçbir aday seçilmek için yeterli oyu alamazsa ikinci tur 24 Ağustos Pazar günü olacak. Oy vermeye giden seçmenler sırayla içeriye alınacak ve öncelikle hastalar, yaşlılar, gebeler ve engelliler sıra bekletilmeden oylarını kullanabilecekler. Seçmenler, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanı, resmi dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, avukatlık kimlik belgesi gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmi nitelikteki belgelerden birini sandık başında verecek ve seçmen sıra numarasını söyleyecek. Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamayacak. Trans bireyler, nüfus cüzdanı şart değil Trans bireylerin, her zaman olduğu gibi, tam da bu kimlik konusunda zorluk yaşama ihtimallerini düşünerek altını çizmek istiyorum; ehliyetiniz yani sürücü belgenizle de oy verebileceksiniz. 'Ne gerek var, oy vermesem' de olur demeyin. Unutmayın, bir oy bir oydur. Sizden özellikle nüfus cüzdanınız istense bile, eğer göstermek istemiyorsanız kesinlikle ehliyetinizle oy kullanma hakkınızın olduğunu bilin. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi seçmen hakkınızı kullanmak en büyük hakkınız. Peki seçim öncesi LGBTİ’lerle ilgili somut siyasi açıklamalar duyuyor muyuz? Kaos GL’nin haberine göre; Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş, “LGBTİ’leri savunmak riskse, o riski alıyoruz” diyor ve LGBTİ’leri “amasız” savunduklarını vurguluyor. Haberi dikkatli okuduğumuzda, çok uzun zamandır gözardı edilen bir gerçeği, insan haklarının LGBTİ bireylerde ihlalinin ne kadar fazla olduğu mesajını görüyoruz. Var olan ama görmezden gelinen bir avuç yürekli insan… Evet, birçoğumuz yeni yasal düzenlemeler bekliyoruz, herkes için standart olanı… Demirtaş; “LGBTİ’lere ve seks işçilerine dönük saldırılara ilişkin, insan hakları ‘amasız, ancaksız’ hayata geçirildiği takdirde insan haklarıdır. Kişilerin cinsel kimlikleri, cinsel yönelimleri insan haklarında kriter değildir. LGBTİ’ler de dahil olmak üzere herkes toplum içerisinde insanca yaşamalıdır, yeni yaşam belgemizin ilkesi de budur. ’Ama’ dediğiniz zaman insan hakkı ortada kalmaz. Bütün ayrımcılığa uğrayan kimliklerde dik durmak gerekiyor” diyor. İnanıyorum ki bir gün, bizim de nefes aldığımızı gören, sorunlarımıza arka çıkıp, çözüm üretip, yasalaştıran birileri olacak; hâlihazırda bu yolda büyük emekler veren LGBTİ arkadaşlarımızı da bir gün Meclis'te göreceğiz. Bence bir halkın mutluluğu, kendi içinde hiçbir ayrım yapılmaksızın haklarının güvence altında olduğunu bilmekte ve öncelikle bu temel hakların birliğini ve beraberliğini deneyimlemekte yatar. Rüzgâr ErkoçlarT24
Öz güven patlaması yaşayan çocuğun bu konuda ikinci sosyal deneyi. Daha önce Amerika'da 100 kıza bu soruyu sorarak şansını deneyen kişi, bu sefer bu soruyu Avrupa'daki 200 kıza sorarak deniyor.
Bir kısmımız tüm arkadaşlar evleniyor, fotoğraf paylaşıyor diye Instagram, Facebook bile açmıyoruz. Hatta 'Acaba evde mi kaldım, ilkokuldaki Aylin bile evlenmiş, e bu sene herkes evlendi' gibi tespitler yapıyoruz. Bir kısmımız da o tatlı heyecanı yaşamaya başladık. Evlilik arefesinde bakılan gelinlik, damatlık, ve davetiye modellerinin haddi hesabı yok. Zor iş, kolay gelsin. Sizler için Türkiye'den yapılmış en ilginç davetiye tasarımlarını derledim. Eğer diyorsanız ki, bizimki de şöyle iyiydi, böyle güzeldi; facebook sayfamızdan yollayın bize fotoğrafı, ekleyelim!