Nükleer Enerji Gözden Düşüyor
Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Facia, dünya çapında nükleer enerjiye bakışı önemli ölçüde etkiledi.“Fukuşima faciası nükleer enerji konusunda küresel bir kilometre taşı.” Çevre örgütü Greenpeace tarafından facianın dördüncü yıl dönümü öncesinde açıklanan bir rapora göre, nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor. Dünya çapındaki nükleer santrallerde üretilen elektrik miktarının 2011’de yüzde 4, 2012’de de yüzde 7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, özellikle Japonya’daki tüm santrallerin kapatılmasının etkili olduğu, ancak buna ek olarak Almanya, Fransa, Finlandiya, Güney Kore ve ABD’nin de aralarında bulunduğu toplam 16 ülkede söz konusu miktarda azalma kaydedildiği belirtiliyor.Nükleer santrallerin faturası kabarıyorGreenpeace, birçok ülkenin Fukuşima sonrasında nükleer enerjiye geçiş planlarından vazgeçtiğini veya bu planları ertelediğini hatırlatıyor. Raporda ayrıca güvenlik konusundaki yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması nedeniyle, santrallerin işletmesinin de giderek daha pahalı bir hal aldığı vurgulanıyor.'Yenilenebilir enerji ciddi rakip'Her yıl açıklanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu'nun hazırlanmasına da öncülük eden bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider ise küresel trendleri şöyle özetliyor: “Nükleer santrallerden gelen elektriğin üretim masrafları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Bu önemli bir gelişme, zira başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere tüm diğer teknolojilerin masrafları azalıyor. Yenilenebilir enerji ciddi bir rakip, ayrıca Avrupa’da elektrik tüketimi de geriliyor.”Finansmanı zor1997'de 'alternatif Nobel' olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü'ne layık görülen enerji analisti Mycle Schneider, 1970’li yıllarda altın bir geleceği olduğuna inanılan nükleer santrallerin, günümüzde finansmanının bile zorlaştığına dikkat çekiyor. “Bugün nükleer santrallerin finansmanını üstlenen tek bir büyük ticari banka bile kalmadı. Tüm kredi derecelendirme kuruluşları yeni bir nükleer santrale yatırıma olumsuz not veriyor.” diyen Schneider, buna karşılık, Siemens örneğinde olduğu gibi nükleer enerjiye vedanın da, bu kuruluşlardan olumlu not kazandırdığını hatırlatıyor. Nükleer santral inşaatlarının sayısının ise çok az olduğunu ve sadece belli sayıda inşaat şirketinin ayakta kalmayı başarabildiğini belirten enerji analisti, son olarak, kendini dünyanın bir numarası olarak lanse eden Fransız Areva şirketinin kredi notunun 2014 sonunda ıskarta seviyesine indirildiğine dikkat çekiyor. Rus Atomenergoprom şirketinin notunun da, birkaç gün önce aynı şekilde ıskarta seviyesine çekildiğini kaydeden Schneider, “Yani özetle finans dünyası, hangi ülkeden olursa olsun, nükleer enerji şirketlerine kötü not veriyor.” tespitinde bulunuyor.“ Tam bir devrimin ortasındayız”30 yılı aşkın süredir nükleer enerji alanındaki gelişmeleri izleyen Schneider, gelecek yılların enerji sektöründe ne gibi değişikliklere gebe olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Tam bir devrimin ortasındayız. Deutsche Bank ya da İsviçre'nin en büyük bankası olan UBS'in en yeni analizleri gayet ilginç. UBS, binanın çatısına konacak bir güneş enerjisi sisteminin ve elektrikli bir taşıtın 2020 yılında birçok insan için karlı olacağını hesaplamış. Bu tür gelişmeler tüm enerji sistemini baştan aşağı değiştirecektir. Deutsche Bank'ın tahminlerine göre ise, tüketicilerin güneş enerjisi ile kendi ürettikleri elektrik birçok ülkede şimdiden şebekeden gelen elektrikten daha hesaplı. Bu da, geleceğin enerji piyasasında geçerli olacak kuralların günümüzdekiler ile yakından uzaktan alakası olmayacağı anlamına geliyor.”Nükleer enerji sektörünün geleceğiBağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider, tüm bu gelişmelerin nükleer enerji sektörü için ne anlama geleceğini tek bir kelimeyle özetliyor, 'felaket!”.Deutsche Welle Türkçe | Gero Rueter
İçimizdeki Kara Delik
Kara delik bir tek uzayda olmaz. İçimizdeki kara deliği unutmak haksızlık olurdu. Uzay boşluğunu. Doldurulamayan koca boşluk vücutta hissedilen eksiklik. Yaşamı zorlaştıran, günü harcayan, huzursuz eden boşluk
Tropik Bölgeler Kuraklık Tehdidi Altında
Yeni bir araştırma atmosferde karbondioksit oranının artmasının tropik ve daha serin olan alt tropik bölgelerde kuraklığı belirgin şekilde artırabileceğini gösterdi. Kuraklığa neden olabilecek iklim değişikliğinin, sanılandan hızlı yaşandığı belirtildi.
Eğitime Bakış Açınızı Değiştirecek 10 TED Konuşması
Alan November'ı canlı olarak izlemek ister misin?Alan November 18-19 Nisan'da Edtechist Eğitim Teknolojileri Konferansı'nda! Ayrıntılı bilgi için: Edtech Istanbul / International Educational Technology Conference in İstanbul / Edtech Summit
Reklam
Erkeklerin Sevişme Sonrası 5 Dakika İçindeki Tavırlarından Karakter Analizi
Böyle karakter analizi olur muymuş? demeyin, öyle isabetli bir analiz imkanı veriyor ki şaşarsınız. Sevişmenin bitmesini takiben, erkeklerin sergiledikleri davranışlara bakarak ilişkinin geleceği, erkeğin karakter özellikleri, size uygun olup olmadığı, vb. birçok konuda son derece isabetli tahminlerde bulunabilirsiniz.
Ölmeden Önce Yemeniz Muhtemel 10 Dayak Çeşidi
Bir esnafın dayağını yemek her insana nasip olmaz. Bunun için öncelikle mahalle esnafından birine yamuk yapmanız gerekmektedir. Bu dayakta dikkat etmeniz gereken en önemli husus berber çırağıdır. Ustasının gözüne gözüne girmek isteyen berber çırağı kardeşimiz, böğrünüze böğrünüze tepik atabilir. Unutmayın sizi esnaf dayağından kurtaracak olan yine esnaftır. Dayak sırasında en babacan gördüğünüz, en yumuşak tekmeleri atan abinizin gözünün içine yavru civciv gibi bakışlar atın. Sizi kurtaracaktır.
Reklam
10 Mart 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Reklam
Hayal Kırıklığı Yaratmada Çığır Açan 16 Turistik Mekan
Dünyada gidilmesi gereken yerleri yazıp duruyoruz. Ama ya gidilmemesi gereken yerler?Bir paylaşım platformu olan Reddit, kullanıcılarına, ziyaret ettiklerinde kendilerini en fazla hayal kırıklığına uğratan yerleri ve sebeplerini sordu. İşte o 16 gezi seçeneği,
Dünyanın Farklı Köşelerinden 25 Farklı Ülke Erkeğinin Ortalama Penis Uzunlukları
Evet, penisler... Az sonra bu 25 ülkede yaşayan erkeklerin ortalama erekte olmuş penis boylarını göreceksiniz. Altını çiziyoruz: Ortalama. İçeriğin sonlarına doğru rengin gitgide koyulaşacağını biliyorsunuzdur zaten. Ama bakalım kimler kimler yanında bir cevher taşıyormuş da haberimiz yokmuş! Not: Bu içerikteki bilgilere adresinden alınan istatistikler doğrultusunda ulaşılmıştır.
Reklam
Time Lapse Görüntüler ile Avusturya'nın Eşsiz Doğa Güzelliği
Peter Jablonowski isimli profesyonel fotoğrafçının iki yılı aşkın sürede ortaya çıkardığı eşsiz çalışma. Avusturya'nın doğal güzelliklerinin yanında şehir görüntülerine de yer veren sanatçının time lapse olarak hazırladığı çalışmasını izliyoruz.
Gelecekte 18 Yaşındaki Kızıma Söyleyeceğim 18 Şey
etiket
Bu gezegende, az sayılabilecek bir zaman geçirmiş olabilirim ama bazen üniversitenin başında bile olsam olgun bir kadın gibi hissediyorum. Şimdilik bir çocuğum olmasa da bu yaşadığım bir dilim yetişkinlikten, kızıma aktarmak istediğim bilgece laflarım olduğunu düşünüyorum. 18. yaş, hayatının en önemli yaşı olacak. Ben bu kısacık ömrümde birkaç ders öğrenebilmeyi başardım. İşte gelecekte 18 yaşındaki kızımla paylaşmak istediğim 18 ders;
Reklam
Görünce Kolundan Tutup 1,5 İskender Ismarlamak İsteyeceğiniz Çok Zayıf 19 Ünlü
Çağımızın ideal kadın bedenini her geçen gün 1'er beden küçültmesiyle kemik sayma becerlerimiz oldukça gelişti. Birçok kişi aslında doğru kiloda olmasına rağmen bu yerleşmiş güzellik algısı yüzünden kilolu sayılır hale gelmiş durumda. Etrafımızdaki insanların çoğu da sanki sonsuza uzanacak şekilde bir kilo verme döngüsü içinde. Bu illüzyonu bir kenara bırakıp tekrar baktığımızda; sahip olmak için gerekirse sağlığı poşetleyip çöpe atabileceğimiz bu bedenler aslında bir yardım çağrısı gibi duruyor;
İstanbul'da Öğrenci Olanların Asla Unutamayacağı, Megakente Özgü 28 Şey
İstanbul'da bir üniversiteyi kazanmak çok farklı bir heyecandı; bu şehre gelmek, burada yaşayan insanların bir parçası olmak ve aslında kendimizi bu dünyayla özdeşleştirmek ise çok daha farklı bir deneyimdi. Alışma sürecinde şaşkınlıkla karşıladığımız metrobüs kalabalığından Kız Kulesi manzarası eşliğinde ilk kez aşık olduğumuz ana kadar, İstanbul buraya öğrenci olarak gelenleri değiştirdi, büyüttü ve bir daha asla geri dönemeyecekleri şekilde çok farklı insanlar haline getirdi. Evet, belki de yüzlerce sorunu var megakentin... Fakat biz, kültürlerin buluşma noktası olan ve buram buram tarih kokan bu devasa şehir ile kendimizi tanıdık ve onun bize ifade ettiği anlam, İstanbul'da yaşamamış olanlar tarafından asla anlaşılamayacak... Dünyayı birbirine bağlayan bu zorlu fakat duygusal şehirde öğrencilik yıllarını geçirmiş olanlar işte şunları çok iyi biliyor;
Instagram'ın Yeni Gözdesi: Kahve İçen Erkekler
Eğer güzel erkekleri ve lezzetli kahveyi seviyorsanız bu Instagram hesabı tam size göre, @menandcoffee ateşli erkeklerle dumanı tüten içecekleri buluşturuyor ve bunların birbirleri ile mükemmel bir uyum içinde olduklarını fazlasıyla kanıtlıyor.
İşlenmiş Gıdalar Depresyona mı Yol Açıyor?
Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.Not** Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. BBC kendi dışındaki internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir.BBC Türkçe
Reklam