Hamilelikte Migrenin Etkileri Nelerdir?
0 Yorum İzlenmeMigren rahatsızlığının en çok kadınlarda görüldüğü ve kadınların yaşam kalitesinde önemli bir problem yarattığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar migren rahatsızlığının birden çok nedeni olabileceğini ve kişiden kişiye değişkenlik gösterebileceğini göstermiştir. Ancak migrenin en bilinen özelliklerinden birinin hormonlarla alakalı olduğu ve vücuttaki hormonal değişimlerin migreni tetiklediğidir. Bu hormonların en başında da tabiki kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen hormondur. Yapılan tüm bilimsel çalışmalarda gözlemlerde kadınlarda östorejen hormonunun değişmesine yol açana adet dönemleri doğum kontrol haplarının belirli bir düzende kullanılması , kadınların doğurganlık özelliklerinin sona ermesi yani menapoza girmeleri , tabi ki gebelik yada hormon tedavisinin görüldüğü dönemlerde migren ataklarında farklılıklar oluştuğu ve vücuttaki hormonal değişimin migren üzerinde direkt etkili olduğu anlaşılmaktadır.Gebelik dönemlerinde bilindiği gibi kadınların vücutlarında ki östrojen miktarının belli bir seviyeye çıkması yada kadının vücudunda bu hormonun belirli bir stabiliteye ulaşması kimi gebelerde migren ataklarını azalttığı veya durdurduğu görülmüş ve bu veri östrojenle migren arasındaki bağlantının açıklanması açısından anlamlı bulunmuştur. Ancak yapılan bir çok araştırmada bu hormonal seviyenin bir çok kadında da tam tersine migren ataklarının ve şiddetinin artmasına yol açtığı görülmüştür. Ancak şu bir gerçek ki kadınlık hormonunun değişiklik gösterdiği dönemlerde migren ataklarında da değişiklikler görülmekte ancak bu görülen değişiklikler bazı kişilerde farklılık gösterebilmektedir.Peki migren rahatsızlığı gebelik döneminde nasıl bir seyir izlemektedir? Bu sorunun cevabını ararken bir kez daha belirtmekte fayda var ki gebelik sürecindeki migren atakları bireysel farklılıklar gösterebilmektedir. Ancak bununla beraber yapılan araştırmalar ve gözlemler sonucunda özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü aylarına gelindiğinde migren ataklarında oldukça yüksek sayılabilecek bir düzelme görüldüğü bildirilmiştir ki bu düzelme oranı yüzde seksenlere kadar çıkmaktadır. Hatta bu düzelme oranlarının kimi migren çeşitlerinde mesela aurasız migren hastalarında daha da yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak tabi ki bu düzelme oranları anne adaylarının hamilelik süreçlerinin ne kadar sağlıklı veya düzenli yaşanmasıyla da doğrudan alakalıdır. Eğer anne adayında şiddetli gebelik kusması veya hamilelik sürecini sekteye uğratacak gebelik sorunları yaşanmaktaysa biraz önce belirttiğimiz iyileşme oranlarının görülmesi pek mümkün olmamaktadır.Peki hamilelik süreci boyunca görülmeyebilen migren atakları hamilelik sonrasında görülebilir mi? Bu sorunun cevabı ne yazık ki evettir. Hamilelik bitimiyle birlikte hormonal denge eskiye döneceği için migren atakları da eski düzenine geri dönmesi oldukça yüksek bir orandır.Gebelik süreci bilindiği gibi belki de bir kadının hayatı boyunca yaşadığı en zorlu süreçtir hem fiziksel hem kimyasal hemde ruhsal anlamda bambaşka bir durum içine giren anne adayları için dokuz ay süren bu süreç oldukça zorlu geçebilmektedir . İşte zaten bir çok kadın için zorlu gözüken bu süreçte migren ataklarının bir zararının olup olmayacağı ve ya doğum sürecinde migrenden kaynaklanabilecek ne gibi sorunların yaşanabileceği merak edilmektedir ki oldukça haklı bir meraktır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki gebelik konusunda migrenli gebe veya migrensiz gebelik gibi bir ayrımı gerektirecek bir veri bulunmamaktadır. Yani gebelik sürecinde yaşanabilecek doğumsal anormallikler ,düşük tehlikesinin görülmesi , ölü doğum olması gibi problemler açısından migerenin herhangi bir etkisi yoktur. Ancak şöyle bir farklılık olabailir ki bilindiği gibi gebelik döneminde sadece migren açısından değil tüm hastalıklar için kullanılan ilaçlarda sınırlandırılma ve çok ciddi bir denetim doktor kontrolü gerekir. Yani anne adayı belli rahatsızlıkları için ya ilaç kullanamaz yada anne karnındaki bebeğe zarar vermeyecek türde ve düşük dozda ilaç kullanması doktorlar tarafından sağlanır. Bu nedenden dolayı migren hastası gebe normal dönemlerde kullandığı migren ilaçlarını ya hiç kullanamaz yada doktorun belirlediği ilaçları düşük dozlarda kullanmak zorunda kalabilir ki bu da tahmin edebileceğiniz gibi migren ağrılarının şiddetlenmesine ve doğası gereği zaten zor bir süreç olan gebelik döneminin daha da zorlu bir süreç haline gelmesine yol açabilmektedir.Migren hastası olan anne adaylarının tabi ki en önemli kaygılarının başında hamilelik döneminde görülebilecek migren ataklarının anne karnında ki bebeğe zarar verip vermeyeceğidir. Yapılan araştırmalara göre migrenli anne adayları ile migreni olmayan anne adaylarının gebelik süreçlerinde bir farklılık olmadı çocukların sağlıkları konusunda bir endişe duyulmasını gerektirecek bir bulgu olmadığı belirlenmiştir. Ancak anne adayının migren atakları oldukça şiddetli ve uzun sürüyorsa yaşayacağı stresin bebek üzerinde olumsuz etkileri olabileceği veya vücutta su kaybına yol açabileceği belirtilmektedir. Böyle olumsuz bir tablonun ortaya çıkmaması için öncelikli olarak gebenin sürekli gözetim altında tutulması ve gerekli hallerde uygun ilaç tedavisi ile ama mutlaka doktor kontrolünde olmak şartıyla ağrı denetim altına alınıp migren atağının süresi kısaltılmaya çalışılmalıdır.Gebelikte Migrene Yol Açabilecek Etkenler Nelerdir?Bir bebek dünyaya getirmek bir kadının yaşayabileceği en muhteşem olay en büyük mucizedir Allah’ın bu dünya üzerinde bir insana bahşedebileceği en güzel hediye hiç kuşkusuz tertemiz dünyaya gelmiş bir bebektir. Dolayısıyla her anne adayının daha hamilelik süreci başlamadan önce yaşam şeklini alışkanlıklarını gözden geçirmeli ve gebelik sürecine zarar verebilecek tüm risk faktörlerini elden geldiğince azaltmalıdır. Örneğin sigara alkol gibi zararlı maddelerin tümü kesinlikle terk edilmelidir. Varsa eğer aşırı kilolardan kurtulmalı aşırı kafein tüketimi mümkünse tüm risk unsurları denetim altına alınmalıdır. Peki migrenli bir anne gebelik sürecini daha rahat geçirebilmek için nelere dikkat etmelidir diyecek olsak bu sorunun cevabı oldukça net gebelikten önce migren ataklarına karşı hangi tedbirler alınıyorsa gebelik sürecinde bu önlemlere eskisinden çok daha fazla dikkat edilmelidir. Bu önlemlerse stresten kaçınmak, elden geldiğince doğal besinlerle beslenmek konserve yiyeceklerden, katkı maddeli yiyeceklerden uzak durulması , depresyona karşı ,aşırı ses aşırı ışık kaynaklarına karşı ve migreni tetikleyebilecek ilaçlardan elden geldiğince korunmak gerekir. Bu önlemler dikkatle uygulanırsa migrenle ilgili riskler minumuma indirilebilir ve daha rahat bir gebelik dönemi geçirilebilir.Spor ve yapılan düzenli egzersizler hiç kuşkusuz hayatın her alanında ve gebelik döneminde de sağlığımız açısından son derece önemli ve yararlıdır. Ancak şunu hemen belirtelim ki spor doğru zamanda ve doğru oranlarda yapıldığında yararlıdır. Gereğinden fazla zorlanmalarda spor vücudumuza yarardan çok zarar verebilir. Tahmin edebileceğimiz gibi hamilelik döneminde yapılabilecek spor türleri normal dönemdekilerden farklı olmak ve elden geldiğince bedeni zorlamayacak düzeyde olmak zorunda . Bu dönemde yapılacak sportif etkinlikler mutlaka doktor kontrolünde yapılmalı ve profesyonel yardım alınmalıdır. Özellikle migren hastası olan anne adayları kendilerini zorlamayacak uygun egzersizleri yapmalı kendilerini asla fazla zorlamamalılar. Çünkü fiziksel zorlanma ve gerginliklerin migren ataklarını ve şiddetini arttırdığı bilinen bir gerçekliktir.Gebelik döneminde yaşanan en önemli sorunlardan biri anne adayının yaşadığı sağlık sorunlaraına ilaçla müdahale etmenin zorluğudur. Bilindiği gibi hemen hemen her ilaç piyasaya sürülmeden önce bazen yıllar boyunca testlere tabi tutulur ve özellikle hayvan denekler üzerinde yapılan deneylerle ilaçların yan etkilerinin neler olabileceği araştırılır. En son aşamada belirli bir güvenlik düzeyinin sağlandığına emin olunan ilaçlar gönüllü insan denekler üzerinde de test edilir ve bu yıllar süren testler sonucunda etkileri ve yan etkileri tespit edilmiş ilaçlar piyasaya sürülür. Ancak bir çok ilaç bebeğin sağlığı tehlikeye atılamayacağı için hamileler üzerinde denenemez o yüzdende bir çok ilacın hamilelik üzerinde çocuk sağlığı üzerinde etkisi bilinemediği için kullanılması tavsiye edilmez. Ancak eğer yaşanan sağlık sorunu hamilelik sürecini ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokuyorsa uzman doktorlar ilaç tedavisini tabi ki sadece en az risk taşıyan ilaçlar üzerinden olmak üzere müdahale edebilir. Migren sorunu içinde kural aynıdır doktorlar yaşanan migren ataklarının hamilelik sürecine zarar verem ihtimali görürlerse en az risk teşkil eden ilaçlarla olabildiğince düşük dozlarda kullanabilirler. Ancak üzerine basa basa belirtilmeli ki hiçbir anne adayı doktoruna danışmadan hiçbir rahatsızlığı için ilaç kullanmamalı.
Sadece Kadınların Üye Olabildiği Yeni Sosyal Ağ
Facebook’un eski çalışanlarından Susan Johnson , sadece kadınların üye olabileceği bir sosyal ağ kurdu.“Women.com” adlı sitede kadınlar; iş hayatı, ilişkiler, cinsellik, güzellik ve moda gibi birçok konuda tartışabilecek.Söz konusu sosyal medya platformunda her gün yeni bir tartışma konusu açılıyor ve üyeler en fazla beğenilen yorumları yaparak, site içindeki popülerlikleri artırmaya çalışıyor.Sitedeki açılan konu başlıkları arasında, 'iCloud'tan çıplak fotoğrafları yayımlanan ünlüler hakkında ne düşünüyorsunuz?' ve 'Bir işi alabilmek için patronunuzla birlikte oldunuz mu?' gibi çeşitli sorular bulunuyor.Ayrıca sitede kadınlara özel saç bakımı ve makyaj teknikleri hakkında da tavsiyeler yapılıyor. Erkekler bu siteye kesinlikle kabul edilmiyor ancak girmeyi başarırlarsa, Johnson’ın tabiriyle “nazikçe çıkarılıyorlar”.Siteye, özel davetle ve Facebook aracılığıyla üye olunabiliyor. Sitenin kurucusu Johnson, kendilerini kadın olarak tanımlayan transseksüellerin de siteye üye olabildiğini belirtiyor.Johnson, women.com'un, fotoğraf paylaşımı üzerine kurulu olan Facebook'un aksine, üyelerin arkadaşlıklarını güçlendirip kadın dayanışmasını artıracağını savunuyor ve ekliyor:“Ayrıca Google veya Yahoo Answers’ta sorularınıza kimin yanıt verdiğini göremezsiniz ancak women.com'da görebilirsiniz.”
Reklam
Doğa Rutkay ve Kerimcan Kamal Evlendi
Televizyoncu Kerimcan Kamal ile aileleri ve yakın arkadaşlarının katıldığı bir törenle hayatını birleştiren Doğa Rutkay, sade gelinliğiyle herkesi büyüledi.
Reklam
Kim Kardashian GQ Dergisine Cesur Pozlar Verdi
GQ dergisi tarafından yılın kadını seçilen Kardashian, Eylül sayısının kapağına konuk oldu.Geçtiğimiz akşam gerçekleşen GQ Yılın Adamı Ödüllerine Kanya West'le birlikte katılan Kim Kardahian, davette taşlı ve transparan eteği ile dikkatleri üzerine çekti.Kim Kardashian, fotoğraf çekimlerini ve GQ gecesinin özel karelerini Instagram hesabından paylaşmayı ihmal etmedi!
Her 40 Saniyede Bir Kişi İntihar Ediyor
Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı kapsamlı bir çalışmaya göre dünyada her 40 saniyede bir kişi intihar ederek yaşamına son veriyor.Örgüt çoğunlukla tabu olarak görülen intiharı 'büyük bir kamu sağlığı sorunu' olarak tanımladı.2020 itibarıyla intihar oranlarını yüzde 10 azaltmayı hedefleyen DSÖ, sadece 28 ülkenin ulusal intihar önleme stratejisine sahip olduğu uyarısında da bulundu.İntihar konusunda dünya çapındaki son 10 yıllık araştırma ve verilerin incelendi raporda şu sonuçlara varıldı; Her yıl 800 bin dolayında kişi kendisini öldürüyor. İntihar 15-29 yaşları arasındaki gençlerde en büyük ikinci ölüm nedeni 70 yaşın üzerindekilerde intihar oranları daha yüksek İntihar sonucu ölümlerin dörtte üçü düşük ve orta gelirli ülkelerde Daha zengin ülkelerde intihar eden erkeklerin sayısı kadınların üç katı.DSÖ'nün çalışmasında ateşli silahlar ve zehirli kimyasallara erişimi kısıtlamanın intihar oranlarını düşürdüğü kaydediliyor. Ayrıca intihar oranlarını azaltmak için ulusal bir stratejinin uygulamaya konmasının işe yaradığı, ancak çok az sayıda ülkenin böyle bir strateji geliştirdiği vurgulanıyor.DSÖ Genel Direktörü Dr. Margaret Chan, 'Bu rapor çok uzun süredir tabu olarak görülen bir kamu sağlığı sorununa karşı harekete geçilmesi çağrısı yapıyor' dedi.Akıl hastalıklarının tabu olarak görüldüğü ülkelerde bu durumun insanların profesyonel yardım aramaktan caydırdığı ve böylece intihara yol açabildiği biliniyor.DSÖ raporunda intiharların medyada ele alınış biçimi de eleştirildi ve bu noktada ünlü Hollywood yıldızı Robin Williams'ın ölümüyle ilgili yayımlanan detaylar örnek verildi.Raporda, daha önce intihar girişiminde bulunan kişilere daha fazla yardım edilmesi çağrısı da yapıldı.DSÖ'nün Akıl Sağlığı ve Madde Bağımlığı bölümünden Dr.Alexandra Fleischmann ise 'İntiharı önleme konusunda bir ülke ne durumda olursa olsun, yerel düzeyde, küçük ölçekli olsa da etkin önlemler alınabilir' yorumunu yaptı.BBC Türkçe
Reklam
Türkiye'de Keşfedilmeyi Bekleyen 15 Mükemmel Yer
Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye'de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor. Türkiye'de henüz keşfedilmemiş pek çok yer var ve bu mükemmel yerler aynı zamanda tatil için de çok uygunlar! Dolayısı ile özellikle yaz döneminde bilinmeyen yerler arıyorsanız yazımızı okumaya devam edin. Keşfedilmemiş yerler içeriğimizi beğeneceğinizi umuyorum. Gizli tatil yerleri olarak listenize kaydedebilirsiniz!Gelin Türkiye’nin saklı coğrafyalarına kısa bir yolculuk yapalım...
Daha Mutlu Bir Hayat İçin Yaşam Kalitenizi Arttıracak 18 Basit Kural
etiket
Şu kısacık ömrü rastgele mi yaşıyoruz yoksa bilinçli bir şekilde, kaliteli mi? Her insan güzel bir yaşamı hakediyor ve bunun da büyük oranda kendi elinde olduğunu bilmesi gerekiyor. Bu yazıda hayatınızın kalitesini artıracak 18 maddeyi listeledim. Çoğunu denemesi bedava. Hodri meydan!
Kötü Bir Şirkette Çalıştığınızın 10 Göstergesi!
Tüm hayatınızı kötü bir şirkette geçirmeye mahkum olmaktansa, içinde olmaktan gurur duyacağınız ve sizin mutluluğunuz için çalışan bir şirket bulmak için hala geç değil.İşte bu arayışa başlamadan önce, gerçekten kötü bir şirkette çalıştığınıza emin olmanız için listelediğimiz maddeler. Yani, eğer şirketiniz aşağıdaki maddelere uyuyorsa, tespit net: gerçekten kötü bir şirkette çalışıyorsunuz.
Reklam
Hindistan'da 18 Yaşındaki Kızı Köpekle Evlendirdiler
Hindistan'ın Jharkhand eyaletinde 18 yaşındaki bir kız, köpekle evlendi.Hindistan'ın Jharkhand eyaletinde 18 yaşındaki bir kız, köpekle evlendi. Aile, bu ilginç evlilik için geleneklere uygun bir de düğün yaptı. Köpekle evlendirilen Mangli Munda'nın lanetli olduğu düşünülüyordu. Genç kızın bu lanetinden kurtulması için böyle bir törenin düzenlendiği belirtildi.Ailesi ve komşularına göre; Munda'ya musallat olan lanet onunla evlenen her adamın kısa sürede ölmesine neden olacaktı, ve bu lanetten kurtulması için bir köpekle evlilik gerçekleştirmesi gerekiyordu. Yeni gelinin bu sembolik evlilikle üzerindeki kötü ruhları köpeğe aktardığı düşünülüyor.18 yaşındaki Munda, bir köpekle evlenmeye mecbur bırakıldığı için pek memnun olmasa da 'artık hayatının erkeğini beklemeye hazır olduğunu' dile getirdi. Mangli Munda ve sembolik de olsa kocası sayılan köpeğinin düğün törenlerinden geriye ise ilginç görüntüler kaldı.Ensonhaber
Reklam
Ağustos'ta 22 Kadın Öldürüldü, 18 Kadına Tecavüz Edildi!
Bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Ağustos’ta 22 kadın öldürdü, dokuz kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti, 16’sını taciz etti, 55 kadına şiddet uyguladı/yaraladı.2014’ün ilk sekiz ayında erkekler 184 kadın öldürdü; 70 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti; 417 kadına şiddet uyguladı; 77 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulundu.Kadınlardan biri öldürülmeden önce polise şikayetçi olmuştu. Bir erkek ise denetimli serbestlikle cezaevinden çıktıktan sonra karısını öldürdü.Bir kadın boşanmak istediği, biri cinsel ilişkiyi reddettiği için, biri aile kararıyla öldürüldü.Kadınların yüzde 27’sini kocaları, yüzde 27’sini akrabaları öldürdü : Altı kadını kocaları, altısını akrabaları (damat, oğul, kardeş, üvey baba), üçünü sevgilisi, birini eski kocası, birini arkadaşı, birini patronu, birini reddettiği erkek, üçünü kadın akrabalarının reddettiği erkek öldürdü.Cinayetlerin yüzde 68’i ateşli silahlarla öldürüldü : Kadınların sekizi tüfekle, yedisi tabancayla, üçü bıçakla, ikisi boğarak, biri döverek, biri işkenceyle öldürdü.Bir erkek, karısını domuz bağıyla bağladıktan sonra boğarak öldürdü. Kadının dört yıl önce boşanmak istemiş ancak ailesinin ısrarıyla evliliği sürdürme kararı almıştı.Antep’te karısını ve oğlunu öldüren, kızını da yaralayan bir erkek balkondan gazetecilere kadınlara fazla hak verildiğini, Fatma Şahin ve onun kadınlar için çıkardığı kanunlar yüzünden karısını öldürdüğünü söyledi.Ağustos’ta kadın katli Ankara (2), Antalya, Antep, Batman (4), Bursa, Dersim, Giresun (2), İstanbul (4), İzmir, Malatya, Maraş, Trabzon, Urfa ve Uşak’ta yaşandı.Ağustos’ta katillerin yaşları 25 ila 80, katledilen kadın ve kız çocuklarının yaşları 14 ila 74 arasında değişti. Karısını öldüren bir erkek intihar etti.Kocaeli, Hatay ve İzmir’de dört kadın ve bir kız çocuğunun cesetleri bulundu, katilleri henüz tespit edilemedi:Kocaeli’de denizden cesedi çıkarılan kadının kocasından şiddet gördüğü için boşandığı ve kafasında darp izleri olduğu tespit edildi.Hatay’da seks işçiliği yapan iki kadın tabancayla öldürüldü.İzmir’de çıkan yangında, itfaiye bıçaklanarak öldürülmüş bir kadının cesedine ulaştı.Adana’da bir kadın, kocasıyla tartıştıktan sonra balkondan düşerek ya da atılarak öldü.Erkekler Ağustos’ta altı ilde altı kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti; üç kadına zorla fuhuş yaptırdı. Medyaya yansıyan altı tecavüz vakasından dördünde mağdur çocuktu.Mağdurlardan ikisine arkadaşları, ikisine tanımadıkları erkekler, birine otel çalışanı, birine hastabakıcı tecavüz etti.Tecavüz olaylarının ikisi mağdurların alıkonulduğu araçlarda, biri alıkonulduğu bir evde, biri sokakta, biri otelde, biri hastanede yaşandı.14 yaşında tanımadığı kız çocuğunu bir evde alıkoyarak tecavüz eden üç erkek, tecavüzü videoya kaydederek çocuğun ailesine şantaj yapt. Bir erkek ise zorla arabasına binerek alıkoyduğu kadına tecavüz ettikten sonra gasp etti.Ağustos’ta tecavüzcülerin yaşları 19 ila 50, tecavüze uğrayan kadın ve kız çocuklarının yaşları 13 ila 29 arasında değişti.Tecavüzlerin yaşandığı iller Adana, Ankara (4), Antalya, Edirne, İstanbul ve Samsun.Erkekler Ağustos’ta sekiz ilde 16 kadına cinsel tacizde bulundu. Taciz vakalarından ikisinde, tacizciler kadınları yaraladı.Tacizlerin yüzde 81’i sokakta yaşandı: Bir kadın evinde, biri işyerinde, biri otobüste, 13’ü sokakta tacize uğradı.Tacizcilerin biri kadının işvereni, ikisi hizmet sektöründe çalışan kişiler, geri kalanın tamamı tanımadık erkeklerdi.Yanında çalışan kadının evine giren bir erkek, küçük yaşta kız çocuğuyla evlenmek ve cinsel saldırı suçundan 15 yıl hapis istemiyle tutuksuz yargılanıyordu.Ağustos ayında tacizcilerin yaşları 17 ila 33, tacize maruz kalan kadınların yaşları 19 ila 24 arasında değişti.Taciz vakalarının yaşandığı iller Adana (3), Antalya, Bodrum, Edirne (6), Isparta, İstanbul, Kocaeli ve Uşak (2).Kadınların yüzde 15’sı boşanmak istediği için şiddet gördü. Üç erkek karılarına işkence yaptı, ikisi hürriyetinden yoksun bırakarak şiddet uyguladı.Arkadaşını kıskançlık bahanesiyle tabancayla yaralayan bir erkek intihar etti.Kadınların yüzde 71’ine kocaları ve eski kocaları şiddet uyguladı : iki kadın arkadaşlarından, biri damadından, üçü eski kocasından, biri işvereninden, biri kardeşinden, biri kardeşinin nişanlısından, 34’ü kocasından, üçü oğlundan, ikisi sevgilisinden, üçü tanımadığı erkeklerden, biri üvey kardeşinden şiddet gördü.Kadınların y üzde 67’si darp edildi : erkekler 37 kadını darp etti, sekiz kadını kesici aletlerle, altısını ateşli silahlarla yaraladı. Üç kadın işkenceye maruz kaldı. Biri eski kocası tarafından balkondan atıldı.Ağustos’ta erkeklerin şiddet bahaneleri arasında “kahvaltı hazırlamadı”, “evi temizlemedi”, “ona verdiğim parayla kendine gofret aldı”, “arkadaşlarıyla sokağa çıktı” gibi şeyler yer aldı.Karısını 43 yerinden tornavidayla ağır yaralayan ve serbest kalan bir erkek, Kanaltürk televizyonundan canlı yayında kendini savundu, “Keşke sen de bu şekilde davranmasaydın” dedi.Karısına falçatayla saldırarak ağır yaralayan bir erkek, kadının şikayetlerine rağmen denetimli serbestlikten faydalanarak cezaevinden çıkmıştı.Eski kocası tarafından alıkonulan ve balkondan aşağı atılan bir kadının şiddet gördüğü için boşandığı ancak ailelerin ısrarıyla eski kocasıyla barıştığı öğrenildi.Şiddet uygulayan erkeklerin yaşları 21 ila 79, şiddete uğrayan kadınların yaşları 18 ila 83 arasında değişti.Erkek şiddetinin yaşandığı iller Adana (7), Aksaray, Ankara, Antalya, Antep (2), Bartın (2), Bolu (6), Bursa (2), Çanakkale, Çorum (2), Erzurum (3), Eskişehir, İstanbul (4), İzmir (3), Kayseri (6), Konya, Maraş, Muğla, Sakarya (6), Samsun, Trabzon (2) ve Urfa.Bir erkek, kızını taciz eden ve bıçakla üzerine yürüyen erkeği ağır yaraladı. Ardından denetimli serbestlik yasası kapsamında serbest bırakıldıBir kadın, düğüne gittiği bahanesiyle kendisini döven kocasını bıçakla yaraladı. Bir kadın ise şiddet gördüğü kocası ve cinsel tacizde bulunan kayınpederini bıçakla yaraladı.Ağustos’ta 25 ilde 106 erkek şiddeti, cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, cinsel şiddet, tecavüz ve yaralama vakası basına yansıdı.En çok şiddet Marmara Bölgesi’nde yaşandı. 106 şiddet vakasından 29’u Marmara, 20’si Akdeniz, 17’si Karadeniz, 16’sı İç Anadolu, 10’u Ege, beşi Doğu Anadolu ve dokuzu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı. Bianet
Mutsuzluk Endeksi'ne Göre 'Türkiye Dünya'nın En Mutsuz 6. Ülkesi'
İşsizlik ve enflasyon oranları üzerinden ülkeleri analiz eden Mutsuzluk Endeksi verilerine göre Türkiye 'en mutsuz' altıncı ülke... Okun Yasası ile tanınan ekonomist Arthur Okun tarafından 1970’lerde geliştirilen ve işsizlik ve enflasyon oranları üzerinden ülkeleri analiz eden Mutsuzluk Endeksi’ne (Misery Index) göre Türkiye dünyanın en mutsuz altıncı ülkesi. İşsizliğin ülkelerin mutluluğunu enflasyona göre daha fazla etkilediğini düşünenler olsa da, bu iki oranın da yüksek olmasının olumsuz olduğu noktasında herkes birleşiyor.İşte Bloomberg’den Alex Tanzi’nin bir araya getirdiği ve Business Insider’ın yer verdiği “en mutsuz ülkeler” listesindeki ilk 10 ülke:10. KOLOMBİYAMutsuzluk endeksi puanı: %13.54TÜFE Enflasyon oranı: %2.9İşsizlik: %10.7Ana geçim kaynağı enerji ve madencilik olan Kolombiya, dünyanın en büyük dördüncü kömür üreticisi. Yetersiz altyapı ve güvenlik sistemindeki açıklar sebebiyle ekonomik büyüme gösteremiyor. Nüfusun %32.7’si fakirlik seviyesinin de altında yaşıyor. Ayrıca, kokain, şiddet, adam kaçırma ve gerilla savaşları ile anılması da ülkenin mutsuzluğuna katkıda bulunuyor.9. UKRAYNAMutsuzluk endeksi puanı: %14.2TÜFE Enflasyon oranı: %12.6İşsizlik: %1.6Ukrayna ve Rusya arasındaki sorunların ülkenin durumunu derinden etkilediğini söylememize gerek bile yok. Savaş hali, hizmet sektöründe, tarım alanında ve sanayide ilerlemenin durmasına yol açıyor.8. URUGUAYMutsuzluk endeksi puanı: %15.96TÜFE Enflasyon oranı: %9.1İşsizlik: %6.92009’da küresel ekonomik kriz sebebiyle büyümesi büyük oranda düşen ülke, 2013 yılında kamusal harcamalarını ve yatırımlarını azaltma yoluna gitti. Eşcinsellere evlilik hakkı tanımak ve marihuanayı yasallaştırmak gibi liberal hareketlerle özdeşleşen Uruguay’da, halk düşen maaşlar ve yükselen işsizlik sebebiyle mutsuz.7. HIRVATİSTANMutsuzluk endeksi puanı: %17.7TÜFE Enflasyon oranı: % -0.1İşsizlik: %17.82013’te Avrupa Birliği’ne giren ülke, oldukça fazla olan iç borcunu ödeme baskısıyla karşı karşıya. Ayrıca Hırvatistan, Rusya’nın uyguladığı ithalat-ihracat yaptırımları sebebiyle de sıkıntı çekiyor.6. TÜRKİYEMutsuzluk endeksi puanı: %18.12TÜFE Enflasyon oranı: %9.3İşsizlik: %8.8Havasına, suyuna, taşına, toprağına… Türkiye’nin en mutsuz ülkelerden biri olduğu pek de şaşırtıcı değil. Gezi Olayları, yolsuzluk skandalları, “o çalsın, ben oynarım” diyen çoğunluğun apolitik duruşu, demokrasinin kırılgan yapısı ve de kaybolan kültürel değerlerin arkasından bakarken dijital çağa yetişmeye çalışan ancak pek başarılı olamayan eğitim sistemiyle Türkiye’nin mutsuz olması için enflasyon ve işsizliğin ötesinde birçok sebebi var. Soma faciası başta olmak üzere işçi ölümleri, hak arayan ama bulamayan sendikalar, maaş eşitsizlikleri… Atanamayan öğretmenlerin intiharları… Şimdi de atanamayan öğrenci sorunuyla uğraşan ve neye uğradığını şaşıran velilerin çaresizliği… Bakalım Türkiye 2023’e kadar bu listede şampiyon olmayı başarabilecek mi?5. MISIRMutsuzluk endeksi puanı: %23.9TÜFE Enflasyon oranı: %10.6İşsizlik: %13.3İslamcı, askeri, liberal ve laik gruplar arasında süregelen çatışmalar ve anlaşmazlıklar Mısır’ı olumsuz etkilemeye devam ediyor. 30 yıldır ülkeyi yöneten Hüsnü Mübarek’in devrilmesi üzerine, ilk defa seçimle başa gelen isim Muhammed Mursi olmuştu. Ne var ki, onun da protestolarla karşılaşması sonucu bu yılın Mayıs ayında yeniden seçime gidilmiş ve Abdülfettah el Sisi başkan seçilmişti.4. İSPANYAMutsuzluk endeksi puanı: %24.17TÜFE Enflasyon oranı: % -0.3İşsizlik: %24.5Küresel krizden etkilenen ülkelerden biri de İspanya… 2007 ve 2013 yılları arasında %18 artarak %26’ya ulaşan işsizlik başta olmak üzere, iç borç, yolsuzluk ve siyasi belirsizlik ortamı ülkenin mutsuzluğunu arttırmaya devam ediyor.3. YUNANİSTANMutsuzluk endeksi puanı: %27.1TÜFE Enflasyon oranı: % -0.7İşsizlik: %27.8Geçtiğimiz yıllarda oldukça ciddi bir borç krizi yaşayan Yunanistan, yükselen piyasa olarak değerlendirilen ilk gelişmiş ülke. İşçilerin yaklaşık %20’sinin göçmen olduğu tarım ya da vasıfsız işlerle uğraştığı ülke, Avrupa Birliği’nin beklentilerini karşılamaya çalışırken çeşitli protestolarla ve ideolojik bölünmeyle de uğraşıyor.2. GÜNEY AFRİKAMutsuzluk endeksi puanı: %31.8TÜFE Enflasyon oranı: %6.3İşsizlik: %25.5Başta HIV/AIDS olmak üzere birçok sağlık sorunuyla baş eden Güney Afrika finans, hukuk, enerji ve ulaşım alanlarında gelişmiş olsa da elektrik ve bütçe kesintisiyle ilişkili sorunlarını çözmedikçe en acil ekonomik sorunlarının üstesinden gelemeyebilir.1. VENEZÜELLAMutsuzluk endeksi puanı: %59.8TÜFE Enflasyon oranı: %52.7İşsizlik: %7.1(Radikal)
Reklam