onedio
Ölümü Bilen Test
Bilim insaları geliştirdikleri bir kan testi sayesinde bir kişinin beş yıl içinde ölüp ölmeyeceğini tespit edebiliyor. Finlandiya ve Estonyalı araştırmacılar, kişinin 5 sene içinde ölme ihtimalini öngören bir test keşfetti. Araştırmacılar, kandaki 4 değerin belirleyici olduğunu söylüyor. Araştırmada, sağlık sorunu olmayan 17 bin kişinin kanlarındaki yüz değişik biyomoleküle bakıldı. Kişilerin sağlık durumları 5 yıl süresince takip edildi. Takip boyunca bu kişilerden aşağı yukarı 700′ü kalp ve kanser de dahil çeşitli hastalıklar sebebiyle yaşamını yitirdi. Ölenlerin hepsinde dört değerin benzer düzeyde olduğu saptandı. Bu göstergeler albumin, alfa-1 asit glikoprotein, sitrat ve düşük yoğunluklu lipoprotein....haber kaynağı: 365haber.org/sağlık-haberleri
Şehzade Mustafa kimdir?
Şehzade Mustafa (1515, Manisa – 6 Ekim 1553, Konya), (Osmanlıca adı: شهزاده مصطفى) Kanuni Sultan Süleyman’ın Mahidevran Sultan’dan olma oğlu.Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi’ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller ve şahitler konusunda tartışma bulunmaktadır. Hürrem Sultan’ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa’ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı iddia edilmektedir.1553 yılında Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi 1.561 sayfasında Fransız trajedisi La Soltane ya Gabriel Bounin tarafından konu edinilmiştir.1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti.Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancakbeyi (Aydın sancağı ilavesiyle) olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 16 Mayıs 1541’de Amasya Sancakbeyliğine atandı; Saruhan Sancakbeyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmed getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenliği için şehzadenin Amasya’ya gönderildiğini ve veliahtlığının sürdüğünü açıkladı[2]. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancakbeyliğine Şehzade Selim getirilirken; Şehzade Mustafa ise 1549 yılında Konya Sancakbeyliğine atandı.Şehzade Mustafa’nın şahsına dair önemli verilerden biri de Bernardo Navagero adlı İtalyan elçinin hakkında verdiği bilgilerdir. Yazdığı bir mektup aynen şu şekildedir:“ “Şehzâde Mustafa, sultanın ilk oğlu. Annesi de Çerkes olan kadın. Şu anda Amasya’da ikamet ediyor. İranlılar’ın sınırında, İstanbul’dan 26 gün uzaklıktaki bir mesafede. Yıllık geliri 80 bin dükaya tekabül ediyor. Annesi de onunla birlikte yaşıyor ve oğlunun zehirlenmesini engellemek için her türlü önlemi alıyor. Onun için en tehlikeli şeyin zehir olduğunu, başka hiçbir şeyden korkmaması gerektiğini söylüyor. Mustafa’nın annesini büyük ölçüde sevip saydığı söyleniyor.Herkes onu çok seviyor ve herkes babasının yerine tahta çıkmasını istiyor. Yeniçerilerin de onun hükümdar olmasını istedikleri çok açık. Sultanın bütün kullarının arzusu da bu, çünkü ilk oğlu olmasından yanısıra çok dürüst, cömert ve cesur olması da herkesin onu istemesi için yeterli sebepler. Topraklarına gelen her yeniçeriye, sultanın kullarına, sadece çok iyi davranmakla, onları misafir etmekle kalmıyor, aynı zamanda çok güzel hediyeler de sunuyor. İşte sahip olduğu nâmı da böyle kazanmış. Her ihtiyaçları için yeniçeriler kendisine rahatça başvurabiliyorlar ve onun idaresinden bugüne kadar kimse sultana şikâyetçi olmamış.Babasına sık sık armağan olarak güzel atlar, ayrıca birkaç bin düka da gönderiyor ve bunu seve seve yaptığı çok belli.Şimdiye kadar babasına karşı hiçbir ters harekette bulunmamış. Hem de başka bir kadından olan diğer kardeşlerinin babasına yakın olduklarını bildiği, hatta biri sarayda yaşadığı halde. Bu konuda çok ılımlı.Söylediğim gibi herkes babasının ardından Şehzâde Mustafa’nın hükümdar olmasını bekliyor ve istiyor. Ancak değişik olaylardan dolayı şans Şehzâde Selim tarafına da düşebilir (Diğer ikisine çok fazla önem verilmemiş). Sultanın çok sevdiği annesinin planları ve çok yetkili olan Rüstem’in planları da bu doğrultuda. Yani sultanın ölümünden sonra Selim’in padişah olmasını desteklemek için şimdi planlar yapıyorlar. Bu yüzden paşa en önemli mevkilere kendine yakın, onun emrinde olan kişileri yerleştiriyor. Sancakların yanısıra, hem yeniçeri ağasını yerleştirdiği, hem de kardeşini kaptanıderya mevkilerine çıkardığı gibi. Paşa kaptanıderya olan kardeşinin görevden alınmaması için büyük çaba gösteriyor. Bu mevkiden kardeşini alsa bile yerine çok güvendiği başka birini koyacak. Zira Mustafa’nın tahta çıkmasını engellemek için bir donanma ile onun yolunu kesmekten daha iyi bir şey yok.Sultan Selim, İstanbul’a çok yakın. Hayatta kalmayı başarırsa, annesi de ölmezse, paşa da hazinenin ve sultanın paralarının sahibi olarak, kaza eseri bir ölüm ile Sultan Selim’i tahta oturtmak onlar için pek de zor olmaz. Herşeyi elde eden para aracılığı ile insanların kalbindeki Sultan Mustafa sevgisini kısa sürede silip atabilir. Bu şekilde kendisi de tahtı elinde tutmaya devam etmiş olacaktır. Ancak Mustafa’nın öldürülememesi durumunda ise Mustafa, hakettiği tahta çıkmak ve çıktıktan sonra da kaybetmemek için elinden geleni yapacaktır. Sultandan sonra tahta çıkan kim olursa olsun, herkesin bir korkusu var. Bunu Türkler de söylüyor: Bu taht meselesi oldukça kanlı olacağa benziyor ve bunun felaketlerin başı olduğunu düşünüyorlar. Bu konu ile ilgili olarak sultanın taht için kimi tercih ettiğini anlamak kolay değil çünkü hepsi onun oğlu ama yanında her zaman Rus karısı var ve bu kadın kendi oğullarını hep ön plana çıkarıp, sürekli Mustafa’yı kötülüyor. Ama Mustafa’nın tahta çıkması konusunda pek bir şey değiştiremeyeceğini de biliyor. Sultan da bu konuda bir şey yapamaz zira kendi ağzıyla Mustafa’nın tahta çıkacağını söyledi.”„—Bernardo NavageroDiğer bir veri ise Guillaume Postel’in Osmanlı gelenek-göreneklerini ve Osmanlı’nın siyasi durumunu anlattığı kitapta bulunmaktadır. 1536′da, Fransız kralı I. François, Kanuni Sultan Süleyman’la bir sözleşme imzaladı ve ardından resmi tercümanı ve tarihçisi Guillaume Postel’i yardımcı olarak Fransız elçisi olan Jean de La Forêt’in yanına, İstanbul’a gönderdi. Fransız tarihçi Guillaume Postel,”De la République des Turcs”(Türklerin Cumhuriyeti) adlı kitabında Şehzade Mustafa’nın iktidarı devralabilecek yaşa ve olgunluğa ulaştığını, tedbirli, ve son derece iyi eğitimli bir şehzade olduğunu yazmaktadır.KişiliğiMustafa, şairdir (Mahlası Muhlisî[5]), hattattır (Elyazısı: Viyana, Şark yazmaları, No:998 de nesh ile yazılmış Süleyman-name). Manisa Bozdağ da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Irakeyn ve Korfu seferinde (1534, 1536, 1537) ve Boğdan seferinde Anadolu muhafızı, 9. seferde (1541) İstanbul muhafızı oldu. Manisa Bozdağ da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Görüntüsü ve tavırlarıyla dedesi Yavuz Sultan Selim’e çok benziyordu.[6]Şehzade Mustafa’nın bilhassa Amasya’dayken ilim meclislerinde bolca bulunduğu, devrin önemli müderrislerinden dersler aldığı ifade edilir. Celalzade Salih çelebi, Manisalı Senai Mehmed çelebi, Hayreddin Hızır efendi, Şems efendi, şair Lali çelebi, Karaçelebizade Hicri Mehmed Muhyiddin efendi, İstanbul kadısı, şair Muhyiddin Mehmed Hüseyni efendi gibi alimlerden dersler aldı. Şehzadenin hocalarından olan Mustafa Sürûrî Efendi, Bahrü’l- Maarif ve Zahiretü’l Müluk yazıp şehzadeye sunmuştur. Şehzadenin katli üzerine de Kanuni ile alakasını kesip bir daha görüşmemiş ve kendisine verilmek istenen bütün resmi vazifeleri de reddetmiştir.[7] Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı bir mektupta şu ifadeler geçmektedir.“ Cihan padişahı babası gibi adil, atası Sultan Selim gibi yavuz ve korkusuz, büyük atası Sultan Mehmet gibi zeki.Devlet-i Aliye’nin gördüğü en parlak şehzade.„AilesiZevcesinin adı bilinmemektedir. 1525, Kırım doğumludur. Şehzade Mustafa’nın ölümünden sonra 1555 de, Pertev Mustafa Paşa ile evlendirilmiştir.Çocukları:Nergisşah Sultan: 1536 yılında Manisa’da doğdu. Damat Cenabi Ahmet Paşa (şair, tarihçi, Enderuni ve çeşnigirbaşı, 20 yıl kadar Anadolu Beylerbeyi) ile evlenmiştir.Şehzade Mehmed: 1546′da Amasya’da doğdu. Ölümü; 1553, Bursa.Şehzade Orhan: Ölümü; 1552, Konya.Şah Sultan: 1547 yılında Konya’da doğdu. 2 Ekim 1577′de öldü. Zevci Damat Abdülkerim Ağa.Ölümü ve SonrasıTaht yarışında Şehzade Mustafa’yı bertaraf edebilmek için Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından sahte mektuplar ürettiği düşünülür. Bu mektuplar, Şehzade Mustafa’nın babası hayatta iken onun tahtına göz diktiğini ve isyan hareketlerine destekte bulunduğunu gösterir niteliktedir. Başlangıçta iddialara inanmayan Kanuni, güvendiği din alimlerinden tavsiye istedi. Güvenilen bir kölenin efendisinin parasını irtikap ettiğine ve ona karşı bir tuzak kurduğuna ilişkin hayali bir hikayeyle buna karşı ne yapılması gerektiğini sordu.[10] Aslında bu, Mustafa’nın isyan hareketlerine başvurduğuna ve babasının tahtına göz diktiğine dair endişelerinin çok uzağındadır. O dönemin alimlerinden olan Mehmet Ebussuud Efendi Süleyman’a şu cevabı vermiştir; “bu durumda köleye ölünceye kadar işkence yapılması uygundur.” Bu ifade, şeraite göre kendisine bir cinayet izninin verilmesi demektir, ancak bir fetva niteliği taşımamaktadır. Çünkü Şehzade Mustafa’nın yaşadıkları Süleyman’ın danıştığı hikayeden çok farklıdır.1553 yılında Veziriazam Damat Rüstem Paşa İran seferi için hareketinden sonra Aksaray taraflarına gelince, orduyu durdurdu ve yeniçerilerin Şehzade Mustafa’ya yatkınlığı olduğunu ve askerin, ihtiyarlığı sebebiyle sefere çıkamayan padişahın Dimetoka da oturmasını, Mustafa’yı hükümdar olmasını istedikleri dedikodusunun yayılmakta olduğunu bildirmek için, sipahiler ağası olan, Kızıl Ahmedliler den Şemsi Ağa’yı (Şemsi Paşa) İstanbul’a yolladı ve padişahın bizzat askerin başında sefere çıkmasını arz ederek, Aksaray’dan ileri gitmeyip bekledi.Padişah bunu haber alınca Rüstem Paşa’yı geri çağırdı ve 1553 ağustos sonlarında kendisi İran seferine çıktı. Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid’i Rumeli muhafazasında bulunmak üzere Edirne’ye gönderdi. Bolvadin’e gelince Saruhan sancakbeyi Şehzade Selim orduya gelerek el öptü. Bundan sonra padişah Aktepe konağına geldiği vakit, sefere çağrılan Şehzade Mustafa orduya iltihak ederek çadırı kuruldu. Ertesi gün şehzade babasının elini öpmek için otağ-ı hümayuna yürüdü. Çadıra girdiği zaman babasını göremedi, yedi dilsiz onu karşıladı ve hemen üstüne atılarak boğmak istedilerse de Mustafa bunların elinden kurtulup kaçarken, saray hademelerinden Zal Mahmud ağa arkadan yetişip şehzadeyi boğdu.Cesedi çadırın önüne bir İran halısı üzerinde bırakılmak suretiyle ölümü ilan edildi. Bu, aynı zamanda İran ile iş birliği yaptığı iddia edilen Şehzade Mustafa’nın durumunda bir mesaj niteliği taşıyordu. Cenazesi daha sonra Bursa’ya gönderilerek II. Murat türbesi yakınına defnedilmiştir.OSMANLI TARİHİNİN EN ACI OLAYIKanunî’nin oğlu Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesi Osmanlı tarihinin bugüne kadar unutulmayan en acı hadiselerinden biridirŞehzâde Mustafa, 1515’te babasının Manisa Sancakbeyliği sırasında doğdu. Annesi Mahidevran Hatun’du. 1520’de babasının tahta çıkması üzerine İstanbul’a geldi. 1533’te Manisa Sancakbeyliği’ne tayin edildi.Yeniçerilerin sevgisiŞehzâde Mustafa, Manisa Sancakbeyliği sırasında şairleri ve âlimleri himayesi altına aldı. Halka, ulemaya ve askerlere karşı cömert oldu. Şehzâde hemen herkes tarafından sevilerek saltanatın varisi olarak görüldü.Şehzâdenin bu şekilde geniş bir nüfuza sahip olması ve değişik halk kesimlerinden destek görmesi, Hürrem Sultan’ı huzursuz ediyordu. Hürrem Sultan’ın da etkisiyle Veziriazam Makbul İbrahim Paşa öldürüldü. Böylece Şehzâde Mustafa İstanbul’daki en büyük destekçisini kaybetti. Hürrem Sultan ise kızı Mihrimah Sultan’ı evlendirdiği Rüstem Paşa’yı ikbal merdivenlerinden çıkararak, Şehzâde Mustafa’ya karşı önemli bir müttefik buldu.Valilere mektup yazdıKanunî, Hürrem Sultan’ın da tesiriyle Şehzâde Mustafa’yı saltanat merkezine daha yakın olan Manisa Sancakbeyliği’nden alarak yerine Şehzâde Mehmed’i tayin etti. Şehzâde Mustafa’yı da Amasya’ya gönderdi. Ancak Şehzâde Mehmed’in 1 yıl sonra 1543’teki beklenmedik ölümü Şehzâde Mustafa’yı tekrar şanslı duruma getirdi.Şehzâde Mustafa da bu arada valilere mektuplar yazarak çevresini genişletmeye çalışıyordu. Mahidevran Sultan, Amasya’da Şehzâde Mustafa’ya yol gösteriyor, oğlunu korumak için çabalıyordu.Venedik Elçisi Navagero, Hürrem Sultan ile Rüstem Paşa’nın Şehzâde Mustafa’yı engellemek için neler yaptıklarını da şöyle anlatır:Sahte mektuplarGelişmelerin günden güne kendi aleyhlerine gittiğini gören Rüstem Paşa, gizlice şehzâdenin mührünü kazıttı. Şehzâde Mustafa’nın ağzıyla İran Şahı Tahmasb’a bir mektup yazdı. Sahte mektupta, şehzâde “padişah olması halinde Şah Tahmasb ile yakın bir dostluk kuracağını bildiriyor ve Şah’ın güzel kızı Feride ile evlenmek istediğini” söylüyordu. Rüstem Paşa, şehzâde adına yazdığı sahte mektubu Zeynel Bey vasıtasıyla İran şahına gönderdi. Şahın cevaben şehzâdeye yazmış olduğu mektubu da aynı yolla ele geçirdi. Rüstem Paşa çok büyük bir koz yakalamıştı. Gerektiğinde bu sahte mektupları padişaha gösterecek ve şehzâdenin sonunu hazırlayacaktı.Kanunî’ye iletti1552’de Veziriazam Rüstem Paşa, İran seferine çıktı. Ancak Anadolu’daki asker ve halkın Şehzâde Mustafa’ya büyük muhabbet beslediklerine şahit oldu. Padişahın yaşlandığı ve Rüstem Paşa’nın da ortadan kaldırılması gerektiği yönünde dedikodular üzerine veziriazam, hemen bir adamını İstanbul’a göndererek meydana gelen olayları Kanunî’ye iletti. Bu arada daha önce Şah Tahmasb’a yazdığı sahte mektupları da Şehzâde Mustafa’nın aleyhine delil olarak gönderdi. Artık, Kanunî Sultan Süleyman tamamen oğlunun aleyhine dönmüştü. Özellikle, “Padişahın kalan ömrünü Dimetoka saraylarında ibadetle geçirmesi gerektiği” şayiası kendisini çok üzmüştü. Dedesi İkinci Bâyezid tahttan indirilerek Dimetoka Sarayı’na gönderilmiş ancak yolda aniden ölmüştü.Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesiSultan Süleyman, Rüstem Paşa’yı geri çağırarak seferin ertesi yıl bizzat kendi komutasında yapılacağını bildirdi. Kanunî, 28 Ağustos 1553’te ordusuyla Üsküdar’dan hareket etti. Ordu 5 Ekim’de Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konakladı. Orduya katılması talimatı verilen Şehzâde Mustafa, babasının kendisiyle ilgili düşüncelerinden habersiz, birlikleriyle babasının otağının 2 mil uzağına otağını kurdu.Uyarıları dinlemediŞehzâde Mustafa, akşama doğru babasının otağından kendisine doğru üzerinde kâğıt bulunan bir ok atıldı. Kâğıtta babasının otağına kesinlikle gitmemesi, babasının onu öldüreceği yazılıydı. Şehzâde Mustafa bunu Rüstem Paşa’nın kendisine karşı bir hilesi olarak düşündü. Şehzâde Mustafa, çevresinin bütün uyarılarına rağmen babasının kendisini öldürteceğine inanmıyordu.Şehzâde Mustafa, padişahın çadırına girdiğinde elinde bir yayla tahtta oturan babasını hürmetle selamladı. Kanunî bu selama, “Ah köpek! Sende hâlâ beni selamlayacak cesaret var mı” diyerek arkasını döndü. Bu işaret üzerine iri cüsseli dilsiz yedi cellat şehzâdenin üzerine atıldılar.Şehzâde Mustafa böyle ani bir saldırı karşısında bile cellatlardan kurtulup, onları yere sermeyi başardı. Bu sırada karşısına çıkan Zal Mahmud Ağa, şehzâdeye çelme takarak onu yere düşürdü ve hemen kemendi boynuna geçirdi. Birkaç dakika sonra şehzâdenin cesedi çadırın dışına çıkarılarak bir İran halısının üzerinde teşhir edildi.Rüstem Paşa azledildiOlup bitenler Şehzâde Cihangir’i derinden yaraladı. Şehzâde Cihangir, kısa bir süre sonra vefat etti. Şehzâde Mustafa’nın ölümü ordu arasında derin bir üzüntü ve hoşnutsuzluk meydana getirdi. Rüstem Paşa azledilip, Şehzâde Mustafa’ya yakınlığı ile bilinen Kara Ahmed Paşa veziriazamlığa getirildi. Şehzâdenin cenazesi Bursa’ya gönderilerek defnedildi. Hürrem Sultan’ın kışkırtmasıyla, babasının intikamını alır gerekçesiyle Şehzâde Mustafa’nın 7-8 yaşlarındaki oğlu Şehzâde Mehmed de öldürüldü.Düzmece MustafaŞehzâde Mustafa öldü ama arkasından en az 5 kişi ben Şehzâde Mustafa’yım diye isyan çıkardı. Şehzâdenin katlinden kısa bir süre sonra Dobruca’da ortaya çıkan bir kişi Şehzâde Mustafa olduğunu iddia etti. Şehzâdeye benzerliği ve cesareti ile etrafına Rumeli eyaletlerinden binlerce sipahiyi topladı. Düzme Mustafa bir müddet devlet güçlerini uğraştırdıktan sonra yakalanıp, İstanbul’da çengele geçirilerek öldürüldü.Arka arkaya isyanlarDüz­me­ce Mus­ta­fa is­yan­la­rı dur­ma­dı. 1557’de Ana­do­lu­’da Sa­fe­vi­le­r’­in de des­tek­le­di­ği bir is­yan çık­tı. Sul­tan Sü­ley­ma­n’­ın taht ko­nu­sun­da­ki en­di­şe­le­ri­ni sa­de­ce 1566 yı­lı­na ka­dar ye­ni­den or­ta­ya çı­kan Düz­me­ce Mus­ta­fa­lar can­lı tut­tu. 1564’te fark­lı böl­ge­ler­de iki Düz­me­ce Mus­ta­faor­ta­ya çık­tı. Bir Düz­me­ce Mus­ta­fa ise 1565 Ha­zi­ra­nı­’n­da idam edil­di.Hürrem Sultan’a suçlamaŞehzâde Mustafa ile ilgili birçok mersiye yazıldı. Kadın şair Nisâyî yazdığı mersiyede Hürrem Sultan’ı açıkça suçlamıştır:Bir Urus câdısınun sözin kulağuna koyupMekr ü âle aldanuban ol acûzeye uyubBâğ-ı ömrün hâsılı ol serv-i âzâda kıyupBi-terahhum şâh-ı alem n’itdi Sultan MustafâŞâh-ı âlemsin veli halk tutdı senden nefretiKimsenün kalmadı hergiz sana meyl-i şefkatiBâis olan müftiye irmesün Hak rahmetiMerhametsüz şâh-ı âlem n’itdi Sultan MustafâNisâyiUnutulmayan MERSiYEŞehzâde Mustafa adına birçok mersiye yazıldı. Bunların en meşhuru Taşlıcalı Yahya’nınkidir:Meded, meded bu cihânın yıkıldı bir yanıEcel celâlîleri aldı Mustafa Hân’ı.Dolundu mihr-i cemâli, bozuldu erkânı,Vebâle koydular âl ile Âl-i Osmân’ı.………….Enîsi gâib erenler, celîsi ehl-i sefâ,Ziyâde ide yaşım gibi rahmetin mevlâ.İlâhi! Cennet-i firdevs ana durağ olsun,Nizâm-ı âlem olan Pâdişah sağ olsun!
Şehzade Cihangir ve Şehzade Beyazıt Nasıl Ölmüştür ?
Hürrem Sultan dan olma diğer şehzade Cihangir (1531-1553) kamburluğu ve başka fiziksel hastalıkları yüzünden öz kardeşleri tarafından alay konusu olsa da, Şehzade Mustafa onu her zaman korumuştu. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinden sonra kendisini öldürmüş olduğu veya üzüntüden öldüğü söylenir. Kanuni zaten Mustafa'yı öldürtmesinden pişman olmuşken bir de Cihangir'i yitirmiştir. Kanuni kaybettiği oğlu adına Cihangir semtini kurdurur. Şehzade Cihangir yaşasaydı da hastalıkları yüzünden tahta çıkamayacaktı. Hürrem’in aslında taht için başından beri şehzade Beyazıt’ı düşündüğü söylenir. Beyazıt çocukların içinde karakter olarak Kanuni’ye en çok benzeyendir.Ancak şehzade Mustafa’nın öldürülmesinden sonra çıkan Düzmece Mustafa isyanında rolü olduğu düşünülür ve İran’a sığınmak zorunda kalır. Hürrem’in Kanuni’ye oğlunu affetmesi için yazdığı mektuplar Kanuni’yi yumuşatsa ve oğlu için İran’la pazarlığa başlasa da, şehzade Beyazıt kendisini teslim almak için gelen Osmanlı heyetince öldürülür.
Alman İş Bulma Sitesinin Süper Yaratıcı Reklam Kampanyası
'Hayat sevmediğiniz bir işi yapmak için çok kısa' sloganıyla yola çıkan Alman iş bulma sitesi 'jobs in Town' harika bir reklam kampanyasına imza atmış. Her gün kullanmış olduğumuz otomatların üzerine yapıştırılan reklamlardaki mutsuz insanlara dikkat çekerek insanları sevdikleri işi yapmaya / aramaya motive etmek amaçlanmıştır. Bu harika afişlere yakından bakalım...
Reklam
İnternetten Satış Yapmak İçin Bilmeniz Gerekenler
İşletmelere e-ticaret yazılımı ve alt yapısı sunan IdeaSoft, e-ticarete adım atmak isteyenlerin bilmeleri gereken temel konuları 4 ana başlıkta özetleyen yazısını kurumsal bloğunda yayınladı. İnternetten satış yapmak ile için bilmeniz gerekenler  1. Zaman AyırmakE-ticarete başladığınızda işletmenizde bu konuyla ilgilenecek bir ekibiniz varsa veya siz kendiniz günde birkaç saatinizi ayırabiliyorsanız bir sorun yok demektir. Eğer internetten satış yapacağınız siteniz ile bir işletme sahibi olarak siz zaman ayıracaksanız e-ticaret sitesi açtığınızda günlük belirli bir süreyi ayırmanız hem e-ticaret sitenizin gelişimi için hem de kendi gelişim ve öğreniminiz için oldukça önemli. Gün içerisinde 2-3 saatinizi ayırmanız, yönetim süreçlerinizi, sipariş takip ve süreçlerinizi yönetmek için ilk etapta yeterli olacaktır.  2. Vergi Mükellefi OlmakEğer bir işletme sahibiyseniz yeni bir firma kurmanıza gerekmiyor. Eğer şirketinizi yeni kuracaksanız en düşük maliyetlisi Şahıs Şirketi, veya Adi ortaklık kurmanız olacaktır. 2013 yılı verilerine göre bu tip şirketleri kurmanın maaliyeti 500 TL ile 1500 TL arasında değişmektedir. Limited veya Anonim şirketler için maliyetler daha yükselmektedir.  3. Bütçe Ayırmakİnternetten satış yapacağınız sitenin hazırlanması ve satış sürecinin oluşması için ihtiyaç duyacağınız bütçeyi iyi belirmeniz gerekmektedir. Bütçenizi belirlerken firma kurulum maliyetlerinizi, yazılım maliyetlerinizi ve ürün teminini sağlamak için gerekecek olan maliyet hesabınızı iyi yapmanızda fayda var. E-ticaret sitenizin büyüme stratejisisine bağlı olarak bütçeniz değişiklik gösteriyor olacaktır. Uzun vadede bir gelir kalemi oluşturmasını istiyorsanız, yavaş ve kararlı ilerleyebilirsiniz. Kısa sürede bir noktaya gelmesini istiyorsanız, reklam ve analiz süreçlerinizi yönetmek için daha fazla bütçe ayırabilirsiniz.  4. Profesyonel E-ticaret YazılımıÖzellikle küçük işletmelerin hazır bir e-ticaret çözümüne yönelmeleri çok daha doğrudur. Hazır çözümlerin en büyük avantajı sorunsuz, gelişmiş ve düşük maaliyetli bir e-ticaret sitesini hızlı bir şekilde hayata geçirmenize olanak vermesidir. Ülkemizde yüksek satış rakamlarına ulaşan bir çok büyük işletme de e-ticaret konusunda hazır çözümleri kullanmaktadır.  Satın alacağınız e-ticaret paketine karar vermeden önce e-ticaret siteniz için ihtiyaçlarınızı belirlemeli, kullanacağınız yazılımın o ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığını iyice incelemelisiniz. Satış temsilcilerine danışmanız bilmediğiniz birçok konuda size faydalı bilgiler sağlayacaklardır. E-ticaret yazılımının tek başına yeterli olmayacağını unutmayın. Ödeme sistemleri, kargo şirketleri, tedarikçileri gibi işortaklarıyla entegre çalışabilen bir e-ticaret yazılımı sizi birçok maaliyetten kurtaracak, zaman tasarrufu sağlayacaktır. Eğitim, teknik destek, satış ve pazarlama konusunda özel fırsatlar gibi konularda çözümler bulabileceğiniz e-ticaret çözümlerine yönelmeniz başarı yüzdenizi artırıyor olacak.
Last Of Us Sevenlerine Müjde; Film oluyor
Last of Us’ın yapımcısı Naught Dog, oyunun filminin çekilmesi için 2 şirketle anlaşmaya vardı. Naught Dog, PlayStation 3′de geçtiğimiz Haziran ayında piyasaya çıkardığı Last of Us oyununu beğenenler için müjdeli bir haber verdi. Oyunun yapımcısı, resmi olarak Last of Us’ın filmini duyurdu. Aslında haberler biraz eskiye dayanıyor. Birkaç ay öncesinde benzer haberler çıkmış ancak kısa sürede yalanlanmıştı. Ancak o dönem yapılan görüşmelerin basına sızdırılması, haberin doğruluğunu kanıtladı. “BEKLENTİLERİ KARŞILAYACAK FİLM BEKLİYORUZ” Naught Dog’un ortaklarından Evan Wells, konuyla ilgili şunları söyledi: ”Sam Raimi, Ghost House Pictures ve Screen Gems ile Last of Us evrenine uyan bir film yapılması konusunda anlaştık. Oyun çıktığı günden itibaren bizim düşüncelerimizi karşılayan firma bulamamıştık. Şimdi Sam ve ekibi ile Screen Gems’in Last of Us hayranlarının beklentilerini karşılayacak bir film yapacağını düşünüyor ve umut ediyoruz.” SAM RAIMI, YAPIMCI OLACAK İlk Spider-Man üçlemesinin yönetmeni ve aynı zamanda efsane korku serisi Evil Dead’in senarist yönetmeni olan Sam Raimi, The Last of Us’ın yapımcılığını üstlenecek. Raimi, yönetmen seçimi ve senaryo kontrolü gibi konularda yetkili olacak. Oyun, bir virüsün insanları etkilemesini ve yıllar sonra çok az sayıda kalmış insanların dünyasını anlatıyor. Oyunun ana karakterleri Ellie isimli bir kız ve ona eşlik eden Joel. Sadece PlayStation 3 için üretilen oyunun kısa hikayesi geçtiğimiz hafta piyasaya sürülmüştü.
Reklam
Path Of Exile
Bu yazı daha önce Oyungezer Dergisi'nde yayınlanmıştır.**Yalnızca 2 adım ilerimi aydınlatan bir fenerle karanlık dehlizlerde ilerliyorum ve bir kapı çıkıyor karşıma. Ardında ne olduğunu bilmediğim bu gizeme şüphe ile bakıyorum, nihayet cesaret edip kapıyı açabildiğimde ise ıslak bir tıslama kanımı donduruyor. Oda görünürde boş, ama her yanda yumuşak ve yapışkan adımların tekinsiz tınıları yankılanıyor. Bir şeyler geliyor aşağıdan, loş meşale ışığında gölgeleri oynaşmaya başlıyor. Ve bir anda dev örümcekler çevremi sarıyorlar, gözlerim kararıyor ve düşüyorum.MEDENİYETİN ALACAKARANLIĞINDA TEK BAŞINABu tip anlar kanımca Path of Exile ’ı özgün ve oynamaya değer kılan en önemli özelliği. Öncelikle hangi köşeden neyin çıkacağını bilemediğiniz karanlık ve tekinsiz bir dünyası var oyunun. Tıpkı ilk ve ikinci Diablo ’da olduğu gibi burada da gerçekten hissedilen bir yalnızlık duygusu hâkim. Zaten oyunun geçtiği Wraeclast dünyası da her tarafında acımasızlığın ve ilkel korkuların kol gezdiği bir yer. Siz bir gemi ile buraya sürgüne yollanmışsınız ve tüm sürgün hikâyelerinde olduğu gibi saplantılı şekilde buradan kurtulmaya çalışıyorsunuz, hoş doğuştan Wraeclastli olsanız da ilk fırsatta kaçmaya bakardınız muhtemelen. Zira anavatanınız olsa da kalmak isteyeceğiniz bir yerde değilsiniz. Herkes düşman, her yer kötülük. Ve siz yapayalnızsınız.Aksiyon RYO’ların ikinci baharını yaşadığı bir dönemde Diablo 3 ’ün peşi sıra bu tarzda pek çok oyun çıktı. Görsellikleri ve oyun içi dinamikleriyle birbirinden farklılaşan bu oyunlar içinde Path of Exile nerede duruyor derseniz tam olarak Diablo 2 ’nin yanında duruyor derim.Öncelikle karanlık grafikleri ve gerçekten ürkünç atmosferi ile son dönemdeki tüm kardeşlerinden ayrılıyor oyunumuz. Kulaklıkla oynarken sizi saran çevresel öğeler ve her tür ses efekti bu tekinsiz havayı pekiştiriyor.Oyundaki her şey size karşı… Heykeller bile!SÜRÜLSEK DE GÜÇLÜYÜZAksiyon RYO oyunlarda adet olduğu üzere başlangıçta hazır olan altı (oyunu bir kez bitirince açılan Scion ile yedi) karakter sınıfından birisini seçiyoruz ve sersefil halde maceramız başlıyor. Oyun 3 act’ten oluşuyor ve mekânlar her anlamda birbirinden farklılaşıp rastgele oluşan haritaların da etkisiyle oyuncuyu sıkmayan bir akışta ilerliyor.Loot önemli bir mevzudur. Zira oyunu saatlerce oynarsınız ve tüm o emeğin sonunda tek bir efsanevi eşya bile düşse oyuna devam etme hırsınız bilenir ve bir sonraki muhteşem eşyayı düşürmek için savaşmaya devam edersiniz. PoE bu mantığı çok güzel içine yedirmiş ve kendi icat ettiği sistemler ile düşen hemen her şeyin bir işe yarayabildiği, kanımca son yıllardaki en iyi eşya mekaniğine sahip olan oyun olmuş. Bu işe yarama mevzusu üç farklı sistemin gayet başarılı kullanımı ile sağlanmış. Bunlar Soket/Gem sistemi, farklı etkileri olan orblar ve takas sistemi.Oyundaki her özel yetenek gemler sayesinde kullanılabiliyor. Bu gemler strength, dexterity ve intelligence yeteneklerini temsil edecek şekilde üç farklı renkteler ve aynı renklerdeki eşya soketlerine dilediğiniz gibi takıp çıkarılabiliyorlar. Normal yetenek gemleri dışında bunlara ekstra özellikler sağlayan bir de destek gemler var. Bu sistem sayesinde yaratabileceğiniz kombinasyonlar müthiş bir çeşitlilikte ve karakter buildlerinin ucu bucağı yok resmen.İkinci olarak orbların varlığından söz etmek gerek. Bu orblar sayesinde misal özelliksiz beyaz renk bir eşyayı bir anda yanınızdan hiç ayırmak istemeyeceğiniz sarı renk bir eşyaya çevirmeniz mümkün. Bu iki sistem oyunu inanılmaz derinleştirip gerçekten size özel eşyalar ve yetenekler geliştirmenize imkân tanıyor ve karakterinizi daha çok benimsiyorsunuz.Son olarak oyunun takas sisteminden de bahsedeyim. Bu dünyada para yok ve ihtiyacınız olan şeyleri satıcılardan (ve diğer oyunculardan) bir şeyler vermek suretiyle alıyorsunuz. Bu da herkesin yalnızca ihtiyacı olan şeyin peşine düşmesine sebep oluyor ki; bu tarz oyunlardaki gereksiz eşya trafiğinin önüne geçen zekice bir dokunuş olmuş.Bu labirentte çok zaman geçireceksiniz.BİR KAHRAMAN DOĞUYOROyunda karakterimiz seviye atladıkça stat puanları otomatik olarak veriliyor. Ama üzülmeyin, zira size de her seviye atladığınızda veya yan görevlerden gönlünüzce harcayabileceğiniz yetenek puanları geliyor. Bu puanları oyunun en derin yeri olarak gördüğüm muazzam büyüklükteki pasif yetenek ağacında harcıyorsunuz. Burası o kadar detaylı yapılandırmalara imkân veriyor ki, nerden başlayıp nereye gideceğimi düşünürken epey bir vaktin geçtiğine şahit oldum. Zira oyun nadiren gelen refund point’ler haricinde verdiğimiz puanları geri almamıza olanak tanımıyor. Zaten bu kadar acımasız bir oyundan da daha azı beklenemezdi.Bu tarz oyunların vazgeçilmezi sağlık ve mana puanlarımız kendiliğinden dolmuyorlar. Bu can ve mana doldurma işini flasklar yardımıyla yapıyoruz. Düşmanlarımızı öldürdükçe dolan bu flasklar da kendi özellikleri ile geliyorlar. Söz gelimi bazı flasklar bastığınızda element direnci sağlarken bazısı da daha hızlı koşmanızı sağlıyor. Bu sistem nihayetinde stratejik olarak ufak da olsa bir derinlik katıyor oyunumuza.PoE ’ın oynanış derinliği ne kadar fazla ise hikâyesi de o kadar sığ, hatta bir hikâyesi yok bile denilebilir. Sağda solda göreceğiniz kayalardan okuyacağınız efsaneler de bir derinlik katmıyor oyun dünyasına. Aynı şey karakterlerimiz için de geçerli, başlangıçtaki tanıtım metinleri haricinde onlar hakkında çok bir bilgi sahibi olmuyoruz ve karşılaştığınız yan görevlerdeki NPC’leri de umursamayacaksınız. Gerçi safkan aksiyona ve oynanışa önem veren bir oyun PoE . O yüzden hikâyesindeki zayıflık görmezden gelinebilir rahatlıkla.İçimde kötü bir his var…Tamamen bedava olan ve online olarak oynanan yapım multide de güzel zaman geçirtiyor. Zaman zaman gecikme sorunları olması kötü olsa da yapımcı ekip sürekli olarak oyunu güncelliyor ve oyuncularını dinliyor. Zaten bu kadar başarılı ve iyi kotarılmış bir oyunun parayla satılan akranlarıyla rahatça boy ölçüşebilmesi takdire şayan bir durum. Şahsen Diablo 3 ’ün damağımda bıraktığı hafif ekşi tadı PoE sayesinde silip attım. Yapımın F2P oyunların daha çok önemsenmesine sebep olacağına da inancım tam.Klasik aksiyon RYO’ları seviyorsanız Path of Exile çeşitliliği ve derinliği ile sizi uzun süre başında tutmayı başaracaktır. Yavaş yavaş gelişen oynanışı özellikle Diablo 2 severleri cezbedecektir. Bu karanlık ve acımasız dünyadaki macerayı türün tutkunları kesinlikle kaçırmasın derim.İpucuOyuna hangi karakterle başlarsanız başlayın yetenek puanlarını dağıtmadan önce mutlaka pasif yetenek ağacına bir göz gezdirin ve bir yol seçin.Shadow başlarda zayıf olsa da ileride alanı çok iyi kontrol eden bir karaktere dönüşüyor, partiler için ideal bir seçim.Alchemy orblarınız çok kıymetli, doğru eşya için saklayın.Yaratıcı olun! Destek gemler ile önemsiz görünen yeteneklerinizi oldukça değişik şekillerde değerlendirebilirsiniz.Düşmanlar genelde kalabalık gelip sizi çevreliyor, AoE yeteneklerini başlarda edinmeye bakın.Marauder gibi salt güce dayalı karakterlere bile arada sırada intelligence puanı verin, ummadığınız kadar işinize yarayabilir.KARAKTERLER SINIFLARIOyun üç adet temel stat üzerine kurmuş klaslarını. Strength, Dexterity ve Intelligence için üç adet ana karakter ve bunların karışımlarını kullanan üç adet de hibrid karakter mevcut. Örneğin Marauder safkan bir kesme biçme makinesi olarak strength üzerine kuruluyken, Templar kas gücünün yanına biraz da zekâ ekleyerek düşmanlarının hakkından geliyor. Duelist strenght/dexterity hibridi iken Witch’i seçtiğinizde karanlık büyülerle çevrede terör estiriyorsunuz. Shadow çeviklik ve zekâsı ile assassin tarzı bir karakter iken, uzaktan avlanmak isteyenler için de Ranger sınıfı emrinize amade edilmiş. Sonradan açılan Scion ise istediğiniz yöne gidebileceğiniz ultimate hibrid karakter olarak takımı tamamlıyor.KÜNYEPATH OF EXILE (PC)Tür Aksiyon RYOYapım Grinding Gear GamesDağıtım OnlineSistem İdealKutulu Fiyatı -Dijital İndirme Path of Exile.com / SteamYaş Sınırı 12+Dahası İçin pathofexile.gamepedia.comNOTU 8+SON KARAR Klasik Aksiyon RYO’ları özleyenleri böyle alalım. Türe harika yenilikler getirirken saygıda kusur etmiyor.Bulunduğu Platformlar PCArtılarKaranlık ve gizemli atmosferiİnanılmaz çeşitlilikte karakter yaratma imkânıEtkileyici ve karmaşık pasif yetenek ağacıOrijinal gem, orb ve takas sistemleriBedava olmasıDiablo II’nin ruhu bu oyundaEksilerZayıf hikâye ve derinliksiz karakter sunumlarıZaman zaman yaşanan latency sorunlarıDüşman çeşitliliği biraz daha fazla olabilirdi
Hisse Senedi Nasıl Alınır, Nasıl Satılır?
Günümüzde birikimlerin değerlendirilmesi ve para kazanma konusunda kişiler daha duyarlı. Gelişen teknoloji ve yükselen yaşam standartları kişilerin para ihtiyacında önemli bir artışa neden olmuştur. Bu gelişmelere ayak uydurmak için daha çok çalışarak para kazanmak yerine de, kişiler alternatif yollar arayışına girmiştir.Para kazanmak için alternatif yollar, günümüz olanaklarından olan internet sayesinde de gelişim göstermiştir. İnternetten yürütülecek alternatif işler, yapılan işe ek olarak yapılıp, ek kazanç elde edilmesini kolaylaştırmıştır. Ama bu yöntemlerin hepsinin güvenli, yasal yöntemler olduğunu söylemek pek mümkün değil. Borsadan para kazanmak ise bu alternatif yollar arasında hem güvenli hem yasal hem de kazançlı olanıdır.İlk Hisse Senedi İşlemleriBorsa denildiği zaman akla genellikle hisse senetleri gelir. Bunun nedeni de, borsa binaları hisse senetlerinin ticari işlemlerde kullanılmaya başlamasıyla kurulmuştur. 15. yüzyılda Dünya Deniz Ticareti’nin gelişim gösterdiği dönemde kıymetli evraklar ilk defa ticari işlemlerde kullanılmıştır. Kullanılan ilk kıymetli evrak ise poliçelerdir. Daha sonra da hisse senetleri bu ticari işlemlere dahil olmuştur. Yapılan ilk işlemler sokak köşelerinde, kahvehanelerde ve belirli yerlerde toplanılarak yapılmıştır.Hisse senetlerinin o dönemlerde el değiştirmesi tahmin edeceğiniz üzere az bir işlem hacmine sahiptir. Deniz aşırı ticarette, hisse senetlerinin el değiştirmesinde artan işlem hacmi ise işlemlerin daha güvenli yerlerde ve kayıt altına alınarak yapılması gereksinimini doğurmuştur. Borsaların güvenli yerler olduğunu da bu ihtiyaç kanıtlamaktadır. Borsada yapılan işlemler güvenlidir ve denetimler sonucunda yapılmaktadır.Borsada Hangi Hisse Senetleri Alınıp Satılır?Hisse senetleri, sermaye şirketlerinin ortaklarına, ortaklıklarını ve paylarını belirlemek amacıyla verdikleri kıymetli evraklardır. Ortaklara verilen bu hisse senetleri, sahiplerine bazı haklar kazandırmaktadır. Bu haklar ise;    Rüçhan hakkı; bedelli sermaye artırımına katılma hakkı.    Kardan pay alma hakkı; temettüden her ortak kendi payını alır.    Oy kullanma hakkı; şirket ile ilgili alınacak kararlarda oy kullanabilir.    Yönetime katılma hakkı; şirket yöntemi ile ilgili hak tanır.    Tasfiyeden hisse oranında pay alma hakkı.    Bilgi edinme hakkı; şirket ile ilgili her türlü bilgiden haberdar olma hakkı tanır.Hisse senetlerinin alım satımının yapılması demek bu hakların devrini bazı durumlarda söz konusu kılarken bazı durumlarda devri kapsamamaktadır. En basit örnek olarak, borsadan alınıp satılan hisse senetlerinde hakkın devri söz konusu değildir.Hisse senetleri tanıdığı haklara ve özelliklerine göre çeşitli türlere sahiptir. En çok bilinen hisse senedi türü ise Adi ve İmtiyazlı hisse senetleridir. İmtiyazlı hisse senetleri özellikle Amerika gibi gelişmiş ülkelerde kullanılmaktadır. Türkiye’de ise İmtiyazlı hisse senetlerinin kullanımına izin verilmemektedir ve yatırımcılar tarafından alınıp satılamamaktadır.Türk Ticaret Kanunu 409. Maddesi‘ne göre, hisse senetleri Hamiline Yazılı Hisse senetleri ve Nama Yazılı Hisse Senetleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Nama yazılı olan hisse senetleri sahiplerinin isimlerine kaydedilmiştir. Bu hisse senetlerinin borsada alınıp satılması söz konusu değildir ve borsaya kayıtlı olmayan şirketlerin hisseleri Türk Ticaret Kanunu’na göre işlem görmektedir. Nama yazılı olan hisse senetlerinin borsada alınıp satılması istendiği zaman ise hamiline çevrilmeleri gerekir ve Borsa İstanbul’a kayıt (kote) ettirilmesi gerekir.Hamiline yazılı hisse senetlerinde ise o senedin hamili kimse hak sahibi o kişi sayılmaktadır. Bu kişi de, ya ibraz edendir ya da Takasbank dökümünde kime kayıtlı görünüyorsa o kişidir. Ülkemiz borsasında işlem gören tüm hisse senetleri hamiline yazılı hisse senetleridir. Yine hamiline yazılı olan hisse senedinin borsada işlem görebilmesi için Borsa İstanbul’a kote edilmesi gerekmektedir.DEVAMI: http://www.borsanasiloynanir1.com/hisse-senedi-nasil-alinir-nasil-satilir/
Reklam
Apple'dan Yeni Patent
Teknoloji devi Apple, merakla beklenen akıllı telefonu iPhone 6'da kullanmak için yeni bir patent aldı. Patent ile iPhone trafik kazası geçirdiğinizi anlayabilecek. Apple'ın yeni akıllı telefonunun tanıtılmasına daha çok uzun zaman olmasına rağmen telefon ile alakalı onlarca söylenti, görsel ortaya çıkmaya başladı. Son söylenti ise Apple'ın yeni patenti ile desteklenmiş. Apple'ın patentine göre iPhone'un ivme ölçeri ani durmayı tespit edebilecek. Bu sayede trafik kazası, yüksekten düşme gibi durumlarda telefon otomatik olarak yetkililere haber verecek. Sistemin ne kadar stabil çalışacağı, gerçek kazayı veya önemsenmemesi gereken ani durmayı nasıl ayırt edeceği bilinmiyor. Eğer Apple bu teknoloji üzerinde çok çalışmazsa, acil olmayan durumlarda acil durum sinyali göndererek yetkilileri boş yere çalıştırabilir ve asıl yardıma ihtiyacı olanların yardım alamamasına sebep olabilir. Mikrofondan Faydalanacak Patentin devamında yer alan bilgilere göre, cihazın mikrofonu yüksek sesli bağırmalarda devreye girecek ve sesteki korku seviyesine göre yardım getirebilecek kişilere haber verecek. Apple'ın bu patenti iPhone 6'da kullanıp kullanmayacağı bilinmiyor ancak üzerinde fazlaca çalışılır ve gerçek kazayı ayırt eden sistem yapılırsa hayat kurtarıcı bir özellik olabilir.Shift Delete
"Evlilik Ne Zaman" Sorusuna Tokat Gibi Cevap: 14 Yılda Mankenlerle Aile Albümü
'Evlensene artık bir sen kaldın, Yok mu ufukta bir gelin/damat adayı, Ben artık torun sevmek istiyorum, Bak aile kur ki yaşlanınca sana baksınlar' gibi süper daraltıcı sorulardan bunalan Suzanne Heints 'Durun ben size bir facebook albümü yapayım da sesiniz kesilsin' temalı çalışması ile bizlerle.  Bu plastik gülücüklerle süslenmiş, her pikselinden samimiyet damlayan, en az 58 like'ı ve 'Harika çıkmışsınız cnm öpüyorum' yorumu garanti aile albümünün en şaşırtıcı yanı tam 14 senede, dünyayı arşınlayarak hazırlanmış olması. Tabii bi diğer bayıldığımız nokta da 'kociş ve meleğim' i başarıyla canlandıran vitrin mankenleri. Hepsini ayrı ayrı like ediyor ve sanatçının bütün çalışmaları için sizi şöyle alıyoruz:  http://suzanneheintz.prosite.com/7996/135487/gallery/life-once-removed Not: Fotoğraf başlıkları sanatçıya ait değil.
Flappy Bird Yüklü Tablet ve Telefonlar Satılıyor!
Çok kısa sürede popüler olan, yapımcısına günlük 50 bin dolar kazandıran ve bir süre önce uygulama mağazalarından kaldırılan Flappy Bird’ün kurulu olduğu tablet ve cep telefonları rekor fiyatlara sahibinden.com’da satılıyor. sahibinden.com aracılığıyla satışa sunulan Flappy Brid uygulamalı ikinci el tablet ve cep telefonları büyük ilgi görüyor. Milyonlarca insanın oynadığı dünyanın en sevilen mobil oyunlarından Flappy Bird’ün 2014 Şubat ayı itibarıyla uygulama mağazalarından kaldırılmasıyla, oyunun yüklü olduğu tablet ve cep telefonu fiyatlarında büyük artış yaşandı. sahibinden.com’da yer alan ilanlarda Flappy Bird yüklü iPad’ler 7 bin 900 TL, iPhone 5S’ler ise 6 bin 300 TL gibi rekor fiyatlara satılıyor. Yüklü olduğu cihazları koleksiyon değerine yükselten Flappy Bird uygulamasının geliştiricisi, oyunu insanların boş zamanlarında eğlenceli vakit geçirmeleri için tasarladığını ancak oyunun bağımlılık boyutuna dönüşmesinden rahatsızlık duyduğunu belirterek geçtiğimiz ay uygulama mağazalarından kaldırmıştı.WeBeyn.com
Reklam
Game of Thrones’un Yeni Sezonundan Bir Fragman Daha
Game of Thrones‘un merakla beklenen dördüncü sezonunun başlamasına haftalar kala yeni sezondan bir fragman daha yayınladı. HBO, yeni sezonun 6 Nisan Pazar günü ekrana geleceğini açıklamıştı.
Mercedes-Benz: Bir Klasik Tutkusu
Araba sevgisini hobisi yapan, her bir parça için aylarca uğraşabilen, hobisini bir adım daha ileri götürüp garaja döndüren bir çok mercedes-benz tutkunu gönüllülerin katkılarıyla bu galeriyi hazırladık; sizlerin de katkılarını bekleriz.
Reklam
Daha Okumadıysanız!.. Türk Edebiyatı'na Damga Vuran 20 Büyük Eser
etiket
Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, her yıl farklı bir konuda düzenlediği geleneksel yıllık soruşturmalarının sekizincisinin sonuçlarını Şubat-Mart, 44. sayısında açıkladı. 249 yazarın katıldığı bu geniş soruşturma sonunda ortaya çıkan 40 kitaplık liste, bir belge olma niteliğinde. Edebiyatımızın ve toplumumuzun en değerli nesneleri olma özelliğindeki bu eserlerin listesi; hem meraklısı, hem de edebiyatla yeni tanışanlar için başvurulacaklar arasında. Not: Bu liste de diğer tüm listeler gibi kimisine eksik gelebilir. Doğaldır da; çünkü edebiyat çok kişisel bir şeydir. Yorumlarınızla bu listeyi tamamlada  yardımcı olursanız sevinirim. İşte ilk 20: _Kaynak: http://notoskitap.com/notos-44/_
Avrupa'ya Ücretsiz Gitmenin Yolları
Genç ya da yetişkin olmanız farketmez, Avrupa'da iş, staj, okul, eğitim, gençlik projesi ya da projelerde yer almak istiyorsanız bakmanız gereken yegane kaynaklar burada...
Reklam