Kubrick: Bir Sinema efsanesi(En iyi filmler içerir)
Stanley Kubrick! Sinemanın ego duvarı, kadrajların kaptanı. Görüntü yönetmenlerinin erotik rüyası,  kameranın başına gelebilecek en iyi şeylerden biri. Kendisiyle çalışan herkesi çıldırtacak kadar gıcık, ama seyirciyi kendine hayranı bırakacak kadar zeki bir prens.Daha gençken kararlı bir şekilde söylemiş olduğu sözler bugün bizi mest eden onlarca eserin çıkmasını sağlamıştır. Yaşadığı döneme kadar yapılmış hemen hemen tüm filmleri izleyen fotoğrafçı Kubrick'in ağzından dökülen şu büyülü sözler; ''Ben bu filmlerden daha iyisini çekerim'' sinemanın kalıplarını değiştirecek bir dizi atılımın miladın başlangıcı sayılabilir. Tıpkı, Tarantino ve David Lynch gibi sinema okulu mezunu Stanley Reis, sinema severleri görsel şölene çekmek için okul sıralarında bilet satmaya ihtiyaç duymamış.Küçük bir egosantirik müstesna ile doyumsuz biyografik spoiler'larımıza son verip, filmlerimize geçelim.''Steven Spielberg ölüyor ve cennete gidiyor. Ancak incili kapıdan içeri girmesi engelleniyor. Çünkü tanrı yönetmenleri Sevmiyor. Aynı anda içeriye bisikletiyle, üzerinde yırtık bakımsız eşofmanları ve jimnastik ayakkabılarıyla birisi giriyor. Spielberg: 'İyi de bu Kubrick degil mi?' diye soruyor. Hayır diyor aziz: Tanrı o, ama kendisini Stanley Kubrick sanıyor.PS: Soyadını 'Küubrik' olarak değil, 'Kuubrik'' olarak okumalısınız. Çünkü kendisi öyle diyor. (Spoiler vermeden duramayacağız.)PPS: Bu sunumda yönetmenin 64'ten sonra çekmiş olduğu filmler incelenmiştir. Öncesi neden yok diye soracak arkadaşlar, yönetmenin erken dönem sinemasıyla ilgili cahil olduğumuzu düşünüp derin bir gaflet içine düşmesinler lütfen. Sadece sizleri sıkmamak için. Yoksa Kubrick ile ilgili olarak, torunlarından daha çok konuşur ve ondan bahsederdik. Kam on.
İlk Türk Yarış Otomobili: Volkıcar
Türk motorsporlarının en başarılı ralli pilotlarından Volkan Işık, Türkiye'nin ilk özgün yarış otomobiline 3 sene önce imza attı. VOLKICAR adını taşıyan konsept yarış otomobili, tamamen Türk mühendisliğiyle tasarlanırken, geliştirme çalışmaları Volkan Işık ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. Volkan Işık, 2008 yılının Aralık ayında start verdiği VOLKICAR projesinde yola yeni nesil yarış otomobili üretmek için çıkmıştı ve bunu başardı. VOLKICAR'ı, fiyat, sürüş yetenekleri, seyir lezzeti ve kalite açısından dünyadaki örneklerini de göz önüne alarak geliştirdiğini söyleyen Işık benzerlerinden daha etkin,iyi ve başarılı bir yarış otomobili üretti. VOLKICAR, projesi ile yurt dışına da ihraç ediyor. İlk taslaklarından üretim aşamasına kadar yaklaşık 2 yıllık bir çalışmayla ortaya çıkarılan VOLKICAR'ın V1 Challenge isimli bir de şampiyonası var. VOLKICAR, Türkiye'de bir benzeri daha yapılmamış bir organizasyonda başrolü oynuyor. V1 Challenge organizasyonu hem kuralları hem de şehir merkezlerinde yapılıyor olmasıyla Türkiye motorsporları tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Üç senesini tamamlayan ve 2014'te yeni sezonuna başlayacak olan şampiyona motorsporlarına yeni bir yarış ruhu getirdi. Geliştirme aşamasında lastikler için Lassa, jantlar için de CMS'nin desteğini alan Volkan Işık Türk üreticilerle çalıştıVOLKICAR'ın şasisi tubular yapıya sahip. 42 mm ve 32 mm çelik çekme borudan imal edilen güvenlik kafesi, sürücünün güvenliğini en üst düzeyde tutuyor. Alt gövde ve üst gövdesi kompozit plastikten üretilen VOLKICAR'da küçük yapısına karşın yüksek performansı nedeniyle 115 HP gücündeki Yamaha motosiklet motoru tercih edildi. Automechanika istanbul fuarı katılımları ile ilgili Volkan Işık şunları söyledi: 'Türk üreticisi ile Türk yarış otomobilini buluşturmak bizim için önemliydi. Bölgedeki tüm otomotiv üretim ve onarım profesyonellerini bir araya getirirken bu fuarda yeni nesil bir anlayışla üretilen yarış otomobilimizle yer alıyoruz. Herkesi fuara stndımızı ziyaret etmeye bekliyoruz. ' VOLKICAR ile yapılacak showlar 4 gün boyunca fuar ziyaretçileri ile buluşacak. Automechanika İstanbul 10-13 Nisan tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre merkezi'nde gerçekleşecek ve Türkiye, Avrupa ve çevre ülkelerden 1.000'den fazla otomotiv firması 25.000 m² net alanda ürünlerini ve hizmetlerini sergileyecekler.teknolojioku
Samsung Galaxy S5 Türkiye'de Görücüye Çıktı
Samsung merakla beklenen yeni telefonu Galaxy S5´i ve yeni Gear modellerini İstanbul'da tanıttı.Galaxy S5, sağlıklı bir yaşam için geliştirilmiş fitness özelliklerini, gelişmiş kamera işlevlerini ve gelişmiş cihaz koruma özelliklerini, şık bir tasarımla bir araya getiriyor. Samsung Gear 2 ve Gear Fit ise en iyi giyilebilir teknoloji deneyimini sağlamak üzere, tüketicilere tamamen entegre bir mobil yaklaşım sunuyor.Fiyatları‘Kömür Siyah’ı ve ‘Parlak Beyaz’ı takiben, ‘Elektrik Mavi’si ve ‘Bakır Altın’ renk seçenekleri ile satışa sunulacak olan Galaxy S5’in tavsiye edilen son kullanıcı satış fiyatı; 16 GB için 2.199 TL, 32 GB için 2.299 TL olarak belirlendi. ‘Kömür Siyahı’, ‘Altın Kahverengi’ ve ‘Turuncu’ renk seçeneklerine sahip Gear 2 799 TL ve Siyah, Turuncu ve Gri renklerde tüketiciyle buluşacak Gear Fit ise 549 TL’lik tavsiye edilen son kullanıcı satış fiyatı ile sunulacak.Samsung Electronics Türkiye Başkanı Yoonie Joung, tanıtılan yeni ürünlerle ilgili değerlendirmesinde, Galaxy S5’in Samsung’un “insanlardan ilham alan inovasyon” vizyonunun bir parçası olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Günümüzde tüketiciler, karmaşık bir teknolojiyi değil, ihtiyaç ve beklentilerine uyacak bir mobil deneyim arayışındalar. Stil sahibi görünüm, yüksek kamera performansı ve kendilerini zinde tutacak teknolojilere ilgi duyuyorlar. Pazardaki en rekabetçi ve premium akıllı telefon olan Galaxy S5 de tüm bu özellikleri sunacak şekilde tasarlandı. Üst düzeyde mobil entegrasyonu ve en gelişmiş mobil deneyimi vaat eden yeni Gear Fit ve Gear 2 ise tüketicilerin günlük yaşamlarına bire bir uyum sağlayacak.”Galaxy S5, zengin ve kişiselleştirilmiş bir mobil deneyim için tasarlandıYeni Galaxy S5; 16 megapiksellik arka kamerası, gelişmiş menü ve arayüzü ile birlikte üstün kamera işlevleri sayesinde, kullanıcıların zahmetsizce fotoğraf çekmelerini, düzenlemelerini ve kolayca paylaşmalarını sağlıyor.Galaxy S5, 0,3 saniyeye kadar odaklanma sağlayan dünyanın en hızlı otomatik odaklanma özelliğini sunuyor ve gelişmiş Yüksek Dinamik Aralığı (High Dynamic Range) özelliği ile tüm koşullarda doğal ışık ve renkleri göz alıcı bir yoğunlukta görüntüleme deneyimi sunuyor. . Aynı zamanda Galaxy S5’in yeni Seçilebilir Odak özelliği, kullanıcıların aynı anda, bir nesnenin belirli bir alanına odaklanmasını sağlarken, arka planı bulanıklaştırabiliyor. Bu özellik ile kullanıcıların, Sığ Alan Derinliği (DOF) etkisi oluşturmak için özel bir lens setine ihtiyacı kalmıyor.Toza ve suya dayanıklı donanımGalaxy S5, IP67 toza ve suya dayanıklılık standardına sahip. Bunun yanı sıra cihaz, güvenli ve biyometrik ekran kilitleme özelliği sunan Parmak İzi Tarayıcı özelliği ile tüketicilerin güvenle kullanabilecekleri bir mobil ödeme deneyimi sunuyor. Ultra Güç Tasarrufu Modu, ekranı siyah beyaz görünüme çeviriyor ve pil tüketimini en aza indirmek için tüm kullanılmayan özellikleri kapatıyor. Galaxy S5’in 2800 mAh’lik pili 390 saat bekleme, 21 saat konuşma süresine imza atıyor. Galaxy S5, “Ultra Güç Koruma Modu” ile 12 güne kadar bekleme süresine ulaşıyor.Daha sağlıklı ve formda bir yaşamGelişmiş S Health 3.0 özelliğine sahip yeni Galaxy S5, kullanıcıların sağlıklı ve formda kalmalarına yardımcı olacak daha fazla araç sunuyor. Galaxy S5 adım ölçer, diyet ve egzersiz kayıtları ile yeni kalp atış hızı monitörü de dâhil olmak üzere sunduğu özelliklerle, kullanıcılar için kişisel egzersiz koçu görevini görüyor. Galaxy S5 kullanıcıları cihazlarını, zengin uygulama ekosistemi ve gerçek zamanlı egzersiz koçluğu sunan yeni nesil Gear ürünleri ile eşleştirerek, mobil deneyimlerini çok daha fazla kişiselleştirilebiliyor.Zengin içerik, mobil hayatın her anını zenginleştiriyorSamsung Galaxy S5 tüketicilerin günlük yaşamlarına anında uyum sağlayacak, daha zengin bir mobil deneyim için gelişmiş bir içerik dünyası sunuyor. Galaxy S5’te, daha formda bir hayat için kişisel bir egzersiz koçu görevi gören RunKeeper’ın yanı sıra, yüzlerce filme erişim sunan Samsung Sinema, Gameloft’un aksiyon, strateji, yarış, futbol, yapboz ve platform türünde her zevke uygun oyunlarını sunan %100 Oyun ve hayatın her anında müzikten vazgeçemeyenler için dijital müzik platformu Deezer gibi tüketicilerin kendilerine ayıracakları zamanı daha eğlenceli ve keyifli kılacak içerikler de bulunuyor.Kullanıcıların iş bağlantılarını takip etme ve geliştirmelerinde fayda sağlayan Linkedin ise Galaxy S5’in iş dünyasına uygun içeriklerine ideal bir örnek. Aynı zamanda Galaxy S5’in 2 yıl süreyle ücretsiz 50GB depolama olanağı sunan Dropbox uygulaması sayesinde kullanıcılar, rahatlıkla çektikleri fotoğraf ve videoları, yarattıkları belgeleri, kaybolma riski olmadan saklama şansına da sahip oluyor. Galaxy S5 ile birlikte sunulan katma değerli içerik desteği, kullanıcılara toplamda 700 dolardan fazla maliyet avantajı da sağlıyor.Mobil güvenli ödeme konusunda da fark yaratan Galaxy S5, PayPal işbirliği ile “Parmak İzi Okuyucu Kullanarak Alışveriş ve Ödeme Yapma” imkânı sağlıyor. Samsung Galaxy S5 kullanıcıları artık hareket halinde veya mağazadayken, PayPal ile kolay ve güvenli bir şekilde şifresiz alışveriş yapabilecekler.Gear 2 ve Gear Fit: mobil özgürlüğün gelecek nesliGiyilebilir teknoloji alanında öncü olan Samsung, Gear 2 ile mobil özgürlüğü bir üst seviyeye taşıyor. Gear Fit ise gelişmiş egzersiz özellikleri ile aktif hayata sahip kullanıcıların en iyi asistanı olmaya şimdiden aday.Gear 2 kullanıcıların gelen çağrıları ve mesajları yönetebilmelerine olanak tanıyarak tamamlayıcı bir cihaz olma özelliği taşıyor. Gear Fit ise gerçek zamanlı birer kişisel egzersiz koçu görevi görerek, daha sağlıklı bir yaşam için kullanıcıların kişiselleştirilebilir egzersiz programı oluşturabilmelerini ve kalp atış hızlarını izleyebilmelerini sağlıyor.Kayış üstü yerine ana gövdeye eklenen kamerası ile Gear 2, şık ve güçlü bir akıllı cihaz. Kayışı değişebilen akıllı saat, “Kömür Siyahı, Altın Kahverengi ve Turuncu” kayış rengi seçenekleri ile geliyor. Gear 2, kullanıcıların, ruh hallerine ya da giysilerine en uyumlu rengi seçmelerine imkân sağlıyor. Aynı zamanda ana ekranın arka planı, saat yüzü ve yazı tipi, kullanıcıların tercihlerini yansıtacak şekilde kişiselleştirilebiliyor.Gear 2, dâhili IrLED sensörü ve WatchON Remote uygulaması ile TV ya da set üstü cihazlar gibi elektronik ürünleri kontrol etme özelliği ile kullanıcılara daha rahat bir kontrol sağlıyor. Bluetooth kulaklık ile tek başına kullanılabilen müzik çaların eklenmesi ise kullanıcıların akıllı telefonlarını evde bıraksalar dahi hareket halindeyken müzik dinleyebilmelerini mümkün kılıyor. Tizen tabanlı ilk platform olan Gear 2, kullanıcıların çok sayıda Samsung cihaza bağlanabilmesinin yanı sıra, gelişmiş bir uygulama ekosistemine erişmelerini de sağlıyor.
Game Of Thrones'un 5. ve 6. Sezonları da Kesinlik Kazandı
Dünyaca ünlü Game of Thrones dizisini izlememiş olsanız bile internet sayesinde elbet duymuşsunuzdur. Artık efsaneler arasına ismini rahatlıkla yazabileceğimiz dizinin yeni sezonu geçtiğimiz günlerde resmen başlamış oldu. Onca bekleyişin ardından dördüncü sezonuyla geri dönen diziyle alakalı yeni bir gelişme daha yaşandı. Dizinin yapımcı şirketi olan HBO'nun programlama başkanı Michael Lombardo geçtiğimiz günlerde, Game of Thrones'un 5 . ve 6. sezonlarının da onaylarını aldıklarını ve bu sezonların da kesin olarak yayınlanacağını duyurdu. Bu haber tabii ki tüm dünyadaki Game of Thrones hayranlarını bir hayli sevindirdi. Ancak belirtelim bu dizinin sadece 6 sezonla sınırlı kalacağı anlamını taşıyor. Hatta çok büyük bir ihtimalle Game of Thrones , 6 sezondan sonra da devam edecektir.teknokulis
Game Of Thrones: İzlemeyeni Dövüyorlar!
Pazar gecesi ABD'de dördüncü sezon ilk bölümü yayınlanan 'Game of Thrones' en çok izlenen dizi ünvanını 'The Sopranos'dan teslim aldı Pazar gecesi ABD'de gösterilen ve önceki gece Türkiye'de izleyicisiyle buluşan fenomen dizi 'Game of Thrones' en çok izlenen dizi rekorunu kırdı. Pazar gecesi ekrana gelen 4. sezonun ilk bölümünü yaklaşık 6.6 milyon kişi seyretti. Dizi, 'Sopranos'un 2007 yılında ekrana gelen son bölümünün de rekorunu egale etmiş oldu. Ayrıca 'Game of Thrones' başlamadan önce gösterilen tekrar bölümleri ve özet bölümü ile izleyici sayısı toplamda 8.2 milyonu buldu. 'Game of Thrones'un 3. sezon finali de 5.5 milyon kişi tarafından seyredilmişti.Milliyet Sanat
Vefa'da Tarihi Vefasızlık
Kiliseden camiye çevrilen Molla Gürani Camii'nde tarih siliniyor. 800 yıllık yapıda papaz odası tuvalete çevrildi. Mozaiklerin üzeri badana ile örtüldü. Girişe prefabrik ev yapılıp kat çıkıldı İstanbul Vefa’daki Molla Gürani Camii’nde tarihi izler siliniyor. Agios Theodoros Kilisesi olarak anılan ve Fatih Sultan Mehmet’in hocası tarafından camiye çevrilerek ‘Molla Gürani’ adını alan yaklaşık 800 yıllık yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Süleymaniye Koruma Alanı içinde ancak kaderine terk edilmiş durumda. Vefa’da ‘Kilise Cami’ olarak da bilinen yapıda Bizans döneminde ‘papaz odası’ olarak kullanılan bölüm fayans döşenerek tuvalet haline getirilmiş, aynı döneme ait kapılar beton dökülerek kapatılmış. Sütunların büyük bölümü, detaylar ve bezemelerin üzerleri de sıva, boya, kaplama ve halıyla örtülü. Serdar Korucu'nun Radikal'de yer alan haberine göre, yapının içinde giriş bölümünde prefabrik bir ‘ev’ inşa edildi, tuvaletin hemen yanından çıkan merdivenlerle ulaşılan üst kata da bir başka ‘daire’ oluşturuldu. Ayrıca Molla Gürani Camii’nin kapalı tutulan bahçesine de ‘gecekondu’ inşa edildi. Yani eski kilisede üç ailenin yaşayabileceği alan meydana getirilmiş durumda. 2010 yılında basında yer alan haberlerin ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü restorasyon kararı aldığını açıklayıp 2011 projelerine dahil ettiğini duyursa da aradan geçen üç senede hiçbir değişiklik yapılmadı. Halbuki Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “İlgili koruma kurulunun onayını müteakip onaylı restorasyon projeleri doğrultusunda gerekli restorasyon çalışmalarına başlanılacaktır” denilmişti. Uzmanlarsa eski Bizans kilisesi için yetkilileri uyarıyor. Müzeye çevrilmeli Prof. Dr. İlber Ortaylı / Tarihçi Bu yapı geç Paleologos dönemine aittir. O dönem İtalyan etkisiyle yapılan mozaiklerin bir kısmı açılmıştı. Hepsi de çıkartılmadı. Fakat çok önemli mozaikler bulunuyor. Çok harap vaziyette. Duvarlarına birtakım musluklar açılmış, usulsüz eklemeler yapılmış. Duvarlarındaki yonca süslemelerinin ise haç zannedilerek üstü harçla kapatılmış durumda. Binanın çevresi de çok kötü durumda. Acilen korumaya alınması gerekiyor. Zaten cemaati de çok fazla değil. Özellikle ön cephesindeki giriş bölümü yani narteksin restore müzeye çevrilmesi lazım. Örnek olarak Fethiye Camii’nin alınması gerekiyor. Eyice: Emniyet devreye girsin Prof. Dr. Semavi Eyice / Sanat tarihçisi 1- derece önemde bir tarihi eser. Avrupa ’daki ilk sanat tarihi kitaplarına ilk giren yapılardandır. Güya din adamı yetiştiren bir kesimin elinde. Mozaikleri de berbat ettiler. Üstelik resmedilenler Hıristiyan azizleri değil Tevrat peygamberleri. Yani İslam’ın da tanıdığı peygamberlerin kral betimi ile portreleri bulunuyordu. 40-50 sene önce ortaya çıkartılan bu eserlerin üstünü badana ile kapattılar. Bu konuda Emniyet teşkilatının devreye girmesi gerekiyor.T24
Reklam
Anlayabilmek İçin Üçüncü Bir Göze İhtiyacınız Olan 33 Fotoğraf Karesi
Türk geleneğidir, hısım akraba bir araya geldi mi aile albümleri dökülür ortaya görümceden, eltiye, kayınvalideden, enişteye kadar herkes yad edilir. Ancak bazı fotoğraflar vardır ki bakanı bir tarafa koy, çektirenin bile ne yaptığı konusunda bir fikri yoktur. İşte size anlayabilmek için başka bir boyutun kapısını açmanız gereken fotoğraflar.
Reklam
10 Fotoğraf ile Toynaklı Ayakkabı
Ayakkabı almak bazen çok zor olabiliyor. İnsanın ayağını sıkıyor, şekli rengi... Bir sürü karar verecek şey var. Ama bu Maskull Lasserre isimli adam eşsiz bir tasarıma imza atmış. Ayakkabı tabanları hayvan patisi şeklinde iz bırakıyor. Böyle bir ayakkabıyı giymek ister misiniz bilmiyorum ama karlı günlerde epey eğlenceli olacaktır.
Reklam
İstanbul'daki 10 Müziksiz Mekan
Bu oluşumun örnekleri Dünya'da da mevcut olmakla birlikte Türkiye'de yeni yaygınlaşan bir uygulama. 'Sessizlik istemek en temel insan ihtiyaçlarından biridir. Müzikli yerler olduğu kadar müziksiz yerler de olmalı ve bu bir tercih olmalı. Müzik bize zorla dayatılan bir şey olmamalıdır' ana fikri ile ortaya çıkmıştır. Tıpkı temizlik belirten mavi bayraklı Beyaz Zambak uygulaması gibi, bu uygulama da 'müziksiz mekan' stickerı vermektedir.Müziksiz mekan listeleri çok uzun olmakla beraber, listede alışveriş ve yeme-içme kategorilerinde mekan bulmak mümkün. Web sitesini inceleyebilirsiniz.
Reklam
Meral Okay, İki Yıl Önce Bugün Hayata Veda Etti
Aktris, senarist ve şarkı sözü yazarı Meral Okay, iki yıl önce bugün hayata veda etti. Sanatçıyı, 42 yaşındayken kaybettiği aktör eşi Yaman Okay'la hayatını anlattığı yazı eşliğinde saygıyla anıyoruz'Biz, başımıza aşkın taşının düştüğünü bir mevsim geçtikten sonra fark ettik. Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman’ın eşyaları var. Küçük küçük poşetlerle sızmıştı. Aşk bir sızma hâlidir... Böyle, bir şölen gibi, bir lunapark gibi sevdalık yaşayınca bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana. Bu ateşle yanma hâli, o kadar derinden, için için yanıyor ki, dönüp bir başka ölümlüyü yakmaya içi elvermiyor insanın. Yaman’la her günümüz Sevgililer Günü’ydü... Sezen’i Yaman’dan dolayı tanıdım. O benim kardeşim, arkadaşım her şeyim oldu. Yaman'dan sonra işlerimin önemli bir bölümünü tasfiye ettim. Sezen, ısrarla profesyonel olarak birlikte çalışmaya zorluyordu beni. Nerdeyse kafamı kıra kıra bana şarkı sözü yazdırdı. Birlikte yazdığımız ilk şarkı; ’Masum Değiliz.’ ’Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer her gece. Yalnızlık, sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna’ diye...' Bu satırlar; Meral Okay 'ın, henüz 41 yaşında kaybettiği aktör eşi Yaman Okay 'ı, aslında nasıl hiç kaybetmediğini anlatan unutulmaz yazısından. Aktris, senarist ve şarkı sözü yazarı Meral Okay, o sözlerini yazdığı şarkıdaki gibi 'yalnızlığın koynuna sevgili gibi boylu boyunca uzanalı' tam iki yıl oldu. Asmalı Konak, Yasemince, Bir Bulut Olsam, Muhteşem Yüzyıl gibi televizyonda yayınlandığı dönemlerde izlenme rekorları kıran dizilerin de senaristi olan Okay, kanser tedavisi gördükten sonra çekildiği evinde 9 Nisan 2012 sabahı hayata veda etti. “Hem kemoterapi, hem de radyoterapi görüyorum. Sağlık durumum iyi. Endişelenecek bir şey yok. ‘Muhteşem Yüzyıl’ın senaryosunu kimi zaman yorularak yazsam da, şikâyetçi değilim...' Okay, akciğer kanseri tedavisi gördüğü sırada sağlığıyla ilgili yöneltilen sorulara bu cevabı vermişti. Aktör eşi Yaman Okay'ı, 1993 yılında, pankreas kanserine yakalandığını öğrendikten sadece 1,5 ay sonra, henüz 41 yaşındayken kaybeden Meral Okay, hayatının son günlerine kadar senaryo yazmayı sürdürdü. Hayatı... Meral Okay, 20 Eylül 1959 tarihinde Türkan ve Ata Katı çiftinin ikinci çocuğu olarak Ankara'da doğdu. Ankara Anıttepe Lisesi'ni bitirdi. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin dünya Bankası projeleri ve TBMM'nin Atatürk'ün 100. yaşı kutlamaları için oluşturalan komisyonda görev aldığı beş yıl boyunca devlet memurluğu yaptı. 12 Eylül öncesinde Türkiye İşçi Partisi üyeliği ve işyeri temsilciliğinde bulundu. 1984 yılında sinema ve tiyatro oyuncusu Yaman Okay'la evlendi. Pankreas kanserine yakalanan Yaman Okay, 1993 yılında, 41 yaşındayken hayatını kaybetti. İstanbul'da Günaydın gazetesinde çalışmaya başladı. Dergicilik, yayıncılık, yapımcılık ve Sezen Aksu ile birlikte sahne çalışmaları yaptı, şarkı sözleri yazdı Yayınlandığı dönemde bir fenomen olan, başrollerini Türkân Şoray ile Şener Şen'in paylaştığı İkinci Bahar dizisindeki 'Kasap Melahat' rolüyle adını kitlelere duyurdu. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (DİSK) 40. kuruluş yıldönümü kutlamalarında sahne aldı, 10 Aralık Hareketi'nin Politika Geliştirme Kurulu üyesi oldu. Petrol-İş Sendikası'nın 'Sendikalı Ol' kampanya filminde rol aldı. Senaryosunu yazdığı Muhteşem Yüzyıl dizisi devam ederken, akciğer kanseri tedavisi gördükten sonra çekildiği evinde, 9 Nisan 2012 sabahı hayata veda etti. Sözlü vasiyetini gerçekleştiren arkadaşları 'Meral Okay Matematik Köyü'nde Doğuyor' adlı bir yardım organizasyonuyla Aziz Nesin Vakfı'na maddi destek sağladı. Oyuncu olarak Bir Bulut Olsam, Alia, Beynelmilel, O Şimdi Asker, Hiçbiryerde, Koltuk Sevdası, Yeditepe İstanbul, İkinci Bahar, Seni Seviyorum Rosa adlı film ve dizilerde rol aldı. Yasemince, Asmalı Konak, Fedai, Bir Bulut Olsam ve Muhteşem Yüzyıl dizilerinin senaryosunu yazdı. 'Lunapark gibi bir sevdalık yaşadık...' 1993 yılında kaybettiği eşi Yaman Okay'ı anarken 'Hayatta en zor şey bir ölüye aşık olmak' demişti. Meral Okay, yıllar sonra Yaman Okay, onunla ve onsuz hayatı konusunda şunları yazmıştı: 'Yaman benim eski arkadaşımdı... O, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oyuncuydu, ben de Ankara’da yaşayan bir öğrenciydim. O zamanların Ankara’sı, herkesin birbirini tanıdığı ve belirli yerlerde toplandığı bir yerdi. 70’li yıllardı ve kültür tüketicileri birbirlerini bir şekilde sıkça görürlerdi. Bizim müşterek arkadaşlarımız vardı, bunların başında Rutkay Aziz gelir. Rutkay’la siyaseten de bir aradaydım, Türkiye İşçi Partili’ydim ben. O yılların derli toplu Ankara’sında sık sık görüşme şansımız olurdu. Yaman’la tanışmamız o yıllardır; fakat aşık olmamız daha sonraya rastlar. O sinemaya 'Sürü' filmi ile geçince İstanbul’a gelmişti, ben de daha sonra İstanbul’a geldim. O eski bir Ankaralı olarak bana sahip çıkmaya kalktı; Ankaralıların böyle bir derdi de vardır. Biz, başımıza aşkın taşının düştüğünü bir mevsim geçtikten sonra fark ettik. Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman’ın eşyaları var. Küçük küçük poşetlerle sızmıştı. Aşk bir sızma hâlidir. Ben Ankara’dan örselenmiş ve kırılmış bir kalple gelmiştim. Yaman çok tutkulu ve sabırlı bir adamdı, bir de baktım kalp ağrımdan eser kalmamış. Yani taş düşmüştü ama adını koymamız için bir mevsim geçmesi gerekti. Yaman, o kadar temiz bir adamdı ki, ona kızamazdınız. Bir o kadar da yiğitti. Ben Yaman’ı hep bir lunaparka benzetirim. Onunla yaşamak bir lunaparkta yaşamak gibiydi. Bir yandan bütün cümbüşü, pırıltısı, eğlencesi ve sürprizleri, öte yandan yüreğinizin ağzınıza geldiği anlarıyla tam bir lunapark gibiydi. Üstelik ben bir Ankaralı olduğum, üstüne üstlük bir subay kızı olduğum için, bir yanımla derli toplu, diğer yanımla despot falan bir kızdım. Yaman bir gün bana, benim taklidimi yaptı; her şeyi net olarak alt alta sıralamamı, emir kipiyle konuşmamı, ’canımın içi’ derken bile bazen tonlamamdan dolayı ’Hadi canım!’ anlamı çıkabileceğini falan gördüm. Bu, bir oyuncuyla birlikte olmanın hem avantajı, hem dezavantajıydı. Bunu Yaman’ın aynasında görünce, ’Aaa çok fena bir şeymişim!’ dedim. Ee bu aynayı tutan eğer pırıltılı ve doğru bir adamsa, dönüştürücü de oluyor. ’Benimle o garnizon sesiyle konuşma’ derdi. Yaman, çok renkli ve heyecanlı bir adamdı. Ben derdim ki; ’Tanrım, bu adam ne zaman yorulacak!’ diye. Meğer acelesi varmış... Her şeyi o kadar yoğun, hızlı ve çoşkulu yaşıyor ve yaşatıyordu ki büyüleyici bir şeydi bu. Her şeyi hızlı yaşardı, hızlı yemek yerdi, hızlı içki içerdi, bir proje söz konusu olduğunda hızına yetişemezdiniz. Bir gece arkadaşlarla yemekteyken sabah kahvaltısını Bodrum Türkbükü’ndeki evimizde yapmaya karar vermesiyle kendimizi yollarda bulmamız bir olurdu. Bazen düşününce dehşete kapılıyorum, demek ki acelesi varmış diyorum. Kısa bir ömre, birkaç kişilik bir hayat sığdırdı. Bizim Yaman’la tarihe kayıt olarak düşeceğim hiçbir kavgamız olmadı. O, kalbini insanlara açarken de, onlara güvenirken de çok hızlıydı ve kırılması da doğal olarak aynı hızla olabiliyordu. Aktörlerin kalbi camdandır. Çok çocuk, çok bebektirler. Belki de bunu çok yakından gördüğüm için ben daha dikkatli davranırdım. Belki de tek sürtüşmemiz onu kıranlara karşı olan tutumumdan olmuştur. Ben köşeleri çok olan bir insandım; Yaman beni eğitti. O hüzünleri ironik bir neşeye çevirebilme ustasıydı. Bu yönüyle de bakınca gam kasavetten çok çabuk çıkabilirdik. Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ’biz’ olabilme hâlidir. İnsan egosu denetlenmesi en güç olan şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz. Biz birbirimize karşı çok saygılıydık; mesleklerimiz ve bunun gerektirdiği fedakârlık hallerinde hele daha da çok saygılı ve yol açıcı davrandık hep. Ee bazen de sıkılırdık, hele üç beş aydır bir aradaysak birbirimizin gözüne bakardık, önce kim gidecek diye, böyle nefes molaları da verirdik. Döndüğümüzde yepyeni bir enerji ve hasret bekliyor olurdu bizi. Aşk bazen de bir kıyamama hâlidir. Şunu çok açıkyüreklilikle söyleyebilirim; o benden daha iyi bir insandı. O kadar bebek, o kadar adam, o kadar temiz... Ben Yaman’la birlikte onun kadar temiz, onun kadar beklentisiz, onun kadar masum yaşamayı öğrenmeye çalıştım. Buradan bir öğretmen öğrenci ilişkisi anlaşılmasın. O, o kadar ahlâklı ve temizdi ki, yaşam biçimi ve duruşu karşısında başka türlü olamazdınız. Onun yanında kirli kalamazdınız. Hastalığının son bir ayında, ki hastalığın çıkmasıyla kaybetmemiz 1.5 ay sürdü. Tıp hastalığının süratine yetişemedi. Hep şunu düşündüm; hayata, sanatına ve bize dair bir sürü düşüncesi, projesi vardı ve hepsi sanki hızla arka arkaya gerçekleşmeye başlamıştı. Neden şimdi, neden bu adam, diye çok düşündüm. Orada bile hızlıydı. Komaya girene kadar Yeşim Ustaoğlu ve Tayfun Pirselimoğlu ile birlikte senaryo çalıştılar. Onlar her gün geldiler ve bu oyunun gönüllü yoldaşı oldular. Sonra o film çekildi; Yeşim’in ilk uzun metraj filmidir 'İz' filmi ve Yaman’a adadılar. Yaman’ın rolünü Aytaç Arman oynamıştı. Bunlardan bahsetmişken o sürecin acısını hafifleten bir yığın katıksız dostluklar yaşadık. Gerçi o sürecin acısı hafiflemiyor. Ben de harlı ateş şeklinde yanma hâli tam 10 yıl sürdü. Asmalı Konak’ın son dört bölümünü yazarken o acıyla yeniden yüzleştim ve ancak o zaman birazcık küllendi diyelim. Böyle, bir şölen gibi, bir lunapark gibi sevdalık yaşayınca bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana. Bu ateşle yanma hâli, o kadar derinden, için için yanıyor ki, dönüp bir başka ölümlüyü yakmaya içi elvermiyor insanın. Yaman’la her günümüz Sevgililer Günü’ydü... Eşine bu kadar çok çiçek getiren bir adamı daha analar doğurmamıştır. Biz birçok defa sabah uyanıp birlikte gün doğumunu seyreder, ne bileyim çingene vapuruna binip sabah erken Boğaz’ı turlardık. Sezen’i anmamak olmaz: Sezen, Yaman’ın çok yakın arkadaşıydı. Ben Yaman’dan dolayı tanıdım. Sezen, insanın hayatına çok hafif dahil olur. Sızar ve siz bunu anlamazsınız. O benim kardeşim, arkadaşım her şeyim oldu. Yaman’dan sonra işlerimin önemli bölümünü tasfiye ettim. Sezen, ısrarla profesyonel olarak birlikte çalışmaya zorluyordu beni. Nerdeyse kafamı kıra kıra bana şarkı sözü yazdırdı. Birlikte yazdığımız ilk şarkı; ’Masum Değiliz’. ’Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer her gece. Yalnızlık, sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna’ diye... Yaman’dan iki ay sonra yazdık. Daha sonra bu ısrar otuz küsur şarkı sözü üretti. O dönem Sezen bana sadece 3-5 saat uyumaya yetecek kadar boşluk bırakıyordu. Stüdyolar, kayıtlar, konserler vb. çok yoğun bir rehabilitasyon oldu benim için. Sezen’in o toplumsal düzeydeki rehabiliterliği benim için özel bir muamele seçkinliğinde oldu. O benim kardeşimdir, canımdır. Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır. Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıktaki tutku kutsanır hep. Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre aitiz biz. Öyle kadınlar ve erkekler tanıyorum, risk almıyorlar. Aşk emniyetli bir şey değildir. Emniyetli olan sevgidir. Aşk ehlileşmez, sakinleşemez. Öyle olursa akraba olursunuz. Bir de aşık olunacak mecra kalmadı. Artık ortak alanları paylaşmıyoruz. Bizim agoramız yok artık. Herkes kendi bacağından asılmak isteyen koyun tarifinde. Bu hem maddi hem manevi bir şeydir. Gelir, böyle adamı aşkta da emniyet arayan birine dönüştürüverir. Herkes kendi kişisel başarı öyküsünün peşinde. Belki de biz herkes için daha adil, daha vicdanlı daha temiz bir dünyanın düşünü paylaştığımız için başkalarıyla da bir arada durmanın ne kadar zenginleştirici bir şey olduğunu biliyorduk. Şimdi bu duyguların esamesi okunmuyor. Yoksullaşmamız sadece ekonomik anlamda olmadı. Duygusal anlamda, dayanışma anlamında birbirimizin yaralarına bakma konusunda da yoksullaştık. Şimdi empati denen modern kavram var ya, biz onun ağababasını tanıyan ve buna içerilmiş bir dünyadan geldik buralara. Dizilerdeki aşık olma süreci o kadar uzun ki, öncelikle bu rasyonel değil! Aşk çok ani, hızlı ve genellikle beklenip, tasarlanamayan bir şeydir. Kafana bir taş düşer, neye uğradığını şaşırırsın. Ve bunun aşk olduğunun da sonradan adını korsun. İrrasyonellik sadece bu değil, bir de dizi karakterlerinin çok ön hazırlığı var aşık olmak için. Halbuki, hayatta böyle değildir, aşk tasarlanılan ve ön hazırlığı yapılabilen bir şey değildir. Eskinin, hani o dalga geçilen mantık evliliklerinde bile, bugünkü hesaplılıktan daha çok aşk vardı diyesi geliyor insanın. Ali Poyrazoğlu dedi, ’Aşk bir kör atlayıştır.’ İnsanların birbirleri için ’sağlama’ yapacakları alanlar kalmadı. Modern hayatlar ve modern zamanlarda böyle bir şansı yoktur insanın. Son bir aydır, ’Ben aslında duyguları olan iyi bir insanım’ mesajını, ben şu cümleyle alıyorum. Babam ve Oğlum’u gördün mü? Hee gördüm Ağladın mı? Sana ne? Yani ben de duyarlıyım ve iyi bir insanım. Bu arada, ben de filmi seyrettim. Yeri gelmişken ve sabah seansında katılarak ağladım ama bu soruları soran insanlarla o kadar ayrı şeylere ağladık ki. Benim o filmde yandığım, bu ülkenin o temiz çocuk yürekli insanlarının, bu ülke tarafından nasıl da kırıldığını, nasıl da örselendiklerini, onurlarıyla ekmekleriyle nasıl da oynandığını gördüğüm için bu uğurda yiten, onulmaz acılar çeken insanlarımızı hatırlayarak ağladım. Belki de bugünkü aşksızlık hâli de, o dönemlerin ürünüdür diyeceğim ama aşk bunların hepsinin üzerinden atlayabilecek bir şey olmalı... 'T24
Hollywood'da Irkçılık Çizgi Filmlere Kayıyor
'Çılgın Hırsız 2 / Despicable Me 2' filminin kötü karakteri El Macho, Meksikalı kötü adam stereotipinin tüm özelliklerine sahip. Hollywood filmlerinde farklı etnik kökenlerden gelen karakterler daha sık ve olumlu şekilde yansıtılırken, animasyon dünyasının daha çok yolu var Guardian gazetesinde Steve Rose imzasıyla yayımlanan bir haberde, ırkçılığın Hollywood çizgi filmlerinde kendisine sağlam bir yer bulduğu öne sürüldü. Siyahi yönetmen Steve McQueen'in çektiği '12 Yıllık Esaret' filminin ve Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron'un 2014 Oscarları'ndan ödülle ayrılması, Hollywood'un ırkçılığının kırılmaya başladığına dair bir işaret olarak görülmüştü. Ancak Rose'a göre ırkçı yaklaşım ortadan kalkmak yerine animasyon film dünyasına doğru ilerledi. Rose, kötü karakterlerin ağırlıklı olarak Meksikalılardan oluştuğu, geçen senenin gişe şampiyonlarından 'Çılgın Hırsız 2 / Despicable Me 2' filminin kötü adamı El Macho, bazı filmlerde sadece beyaz karakterlere yer verilen Oscar ödüllü 'Karlar Ülkesi / Frozen' göz önüne alındığında Hollywood'da ırk stereotiplerinin animasyon filmler üzerinden tüm gücüyle devam etmekte olduğunu ifade ediyor.Milliyet Sanat
Reklam
Ülkelerin İki Kelimelik Tanımı
Google aramalarında ortaya ilginç bir detay çıktı. Kullanıcıların bir ülkeyi ararken yaptıkları iki kelimelik değerlendirmeler belirlendi. Peki Türkiye için hangi kelimeler geçerli dersiniz? İşte yanıtı... Finlandiya: Zeki ve zengin İsveç: Başarılı ve pahalı Norveç: Hokeyde kötü ancak zengin İngiltere: Güçlü ve de zengin İrlanda: Fakir ve yeşil Fransa: Irkçı ve gey İspanya: Fakir ve çürük Portekiz: Fakir ve küçük Türkiye: Ucuz ve kurak Almanya: Zengin ve güçlü Polonya: Zayıf ve fakir Ukrayna: Fakir ve Rusya için önemli Kazakistan: Fakir ve de büyük Çin: Kirli ve zengin Japonya: Tuhaf ve zengin Kuzey Kore: Kötü ve fakir haberler.com
Yanlış Kişiye Gönderdiğiniz SMS'i Anında Geri Çekin
Yanlış kişiye atılan mesajlar ne kadar çok can yakar çoğu kişi bilir. Düşünsenize kız arkadaşınıza ” Seni Seviyorum ” diye bir SMS atacaksınız, rehberden ismini seçerken yanlışlıkla Nihat abiye yolladınız.:) İşte bu durum insanı çok kötü durumlara sokabiliyor. Artık bu duruma düşmenize gerek yok, kız arkadaşınıza attığınız SMS’i yanlışlıkla Nihat abiye yolladığınız anda hemen o SMS geri çekebilirsiniz, hemde sadece bir uygulama ile. Nasıl mı? işte yolu.. Uygulamanın ismi TigerText, tek yapmanız gereken şey hemen TigerText’i akıllı telefonunuza indirip, SMS uygulamanız olarak kullanmak. Bu işlemi yaptıktan sonra gönderdiğiniz mesajın üstüne basılı tuttuğunuz zaman Recall seçeneği çıkacak, bu seçeneğe tıkladığınız zaman eğer attığınız SMS’i karşı taraf henüz okumamışsa anında geri çekilecektir.
Reklam