Bir dönem ülkemizde en çok tercih edilen otomobiller arasında Kartal, Şahin, Doğan ve Serçe gibi modelleri gösterebiliriz. Özellikle Şahin'ler gençlerin ilgisini çekerken, Kartal'lar da geniş bagajları sayesinde iş ve aile arabası olarak kullanılırdı. Artık bu modeller üretilmiyor ve sıfırlarını bulmak da çok çok zor. Ancak sizin de gördüğünüz üzere bazen sürprizlerle karşılaşabiliyoruz. Fotoğrafta gördüğünüz araç, bir Kartal ve 1990 model. Fabrikadan çıktığı gibi sıfır durumda olduğu belirtilen otomobil, Sahibinden sitesinde 49.999 TL fiyat etiketiyle yeni alıcısını bekliyor. Maddi durumu iyi ve koleksiyona meraklı olan kişiler, büyük ihtimalle bu araca ilgi gösterecektir. Siz ne dersiniz?teknokulis
Siz de Apple'ın iPhone cihazını kullanıyor ve cihazınızın kapama , açma tuşunun düzgün çalışmadığını mı düşünüyorsunuz. Bu konu da yalnız değilsiniz. iPhone kullanıcılarının tuş kilidi için de kullandığı bu tuş zamanla kullanıcılarına problem çıkartabiliyor. Kaldı ki bu konuda şikayetlerin sayısı da artınca Apple bu duruma kayıtsız kalamamış. Apple , geçtiğimiz gün iPhone 5 için yeni bir tamir programı duyurdu. Apple , sonra üretilmiş olan iPhone 5′lerde bulunan açma, kapama tuşu problemlerini ücretsiz bir şekilde tamir edecek. Şu an itibarıyla sadece ABD ve Kanada'da uygulanan bu program tarihinden sonra dünya genelinde uygulanmaya başlayacak. teknokulis
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Çin, Almanya ve ABD bilim insanları, birbirine bağlı iki dev kara delik keşfetti. The Astrophysical Journal’da yayınlanan buluşa ilişkin özet bilgi Avrupa Uzay Ajansının internet sitesinde de yer alıyor. SDSS J120136.02+300305,5 galaksisinde tespit edilen söz konusu kara delikler, Dünya’dan iki milyar ışık yılı uzakta bulunuyor. İki uzay cisminin arasındaki mesafe Güneş Sisteminin boyutu ile ölçülebilir. İkisi de ortak kitle merkezinin etrafında dönüyor. Ana cismin kütlesi yaklaşık bir milyon güneş kütlesine eşdeğer. veteknoloji
Samsung’un yeni projektörlü telefonu göründü.Samsung’un projektörlü akıllı telefonu Galaxy Beam’in yeni modeli Beam 2, Çin’de ortaya çıktı. Tenna isimli sitede ortaya çıkan Beam 2, orta segmentte yer alacak ve SM-G3858 model numarasına sahip olacak. Mini bir cep projektör olarak kullanılabilecek Beam 2'nin teknik özellikleri arasında ise 4,7 inç WVGA (800×400) ekran, 1 GB bellek, dört çekirdekli 1,2 GHz işlemci, 5 MP kamera, Android 4.2.2 işletim sistemi, microSD kart desteği, Wi-Fi, Bluetooth 4.0, GPS, GLONASS ve 2600 mAh pil yer alacak. Beam 2'yi diğer akıllı telefonlardan ayıran özelliği, tepe kısmında bulunan WVGA çözünürlüklü dahili mini projektörü. Cihazın duvara kaç inç bir görüntü yansıtacağı bilinmiyor ama projektöre yardımcı olacak arka plan renk doğrulama ve not defteri gibi uygulamaları bulunacak. 166 gram ağırlığında ve 11,7 mm inceliğinde olacak akıllı telefonun dağıtımı China Mobile üzerinden yapılacak. Türkiye’ye gelip gelmeyeceği ise henüz bilinmiyor.veteknoloji
Game of Thrones'a Google Maps tarzı harita! Popüler dizi Game of Thrones için, Google Maps'i bile aratmayacak çok özel bir harita! Game of Thrones, dünya çapında büyük ilgi gören bir dizi film olarak artık herkesin malumu. Game of Thrones'un öyküsüne konu olan hayali Westeros bölgesi de dizinin hayranlarının büyük ilgisini çekiyor. Şimdi Westeros için hazırlanmış bir dijital harita, dizi ve dizinin temeli olan romanlardaki pek çok detayı meraklılarına ulaştırıyor. Google Maps'i andıran bir tasarımla hazırlanan Westeros haritası, Game of Thrones hayranlarına, Game of Thrones'un kurgusal dünyasında yaşıyorlarmış izlenimini veriyor. Harita üzerinde gezinirken, dizide veya kitaplarda yer alan detaylara şahit olabiliyorsunuz. Hatta bu bilgilerin bazıları Spoiler niteliği de taşıyor. Haritaya bu adresten ulaşabilirsiniz.http://quartermaester.info/veteknoloji
Samsung, Galaxy Core ailesini genişletmeye devam ediyor. Güney Koreli üretici giriş seviyesinde temsil eden cihaz serinin en yeni üyesi Galaxy Core 2 olacak. Rusya yayın yapan bir internet sitesinde görselleri yayınlanan giriş seviye akıllı telefon 20 Mayıs itibariyle ilk olarak Rusya'da raflardaki yerini alacak. Telefon sahip olduğu özelliklere değinecek olursak; ekran tarafında 4.5-inç büyüklüğünde 480 x800p çözünürlüklü bir panel karşımıza çıkıyor. Android 4.4.2 KitKat ve yeni nesil TouchWiz kullanıcı arayüzüyle çalışan Galaxy Core 2'nin işlemci birimini 1.2GHz frekans hızında çalışan dört çekirdekli Snapdragon 200 oluşturacak. 512MB RAM, 4GB dahili depolama, microSD kart desteği, 5MP arka kamera, VGA ön kamera, 9.8mm kalınlık ve 2.000mAh kapasiteli pil Galaxy Core 2'nin öne çıkan diğer özellikleri olacak. Telefonun fiyatı ise 200€ seviyesinde olacak.teknolojioku
180 film için müzik yapan Cahit Berkay, klasikleşmiş müziklerini bugüne uyarlayıp tekrar dinleyicilerinin beğenisine sunmayı planlıyor Bugüne kadar aralarında Çiçek Abbas, Selvi Boylum Al Yazmalım, Güler misin Ağlar mısın'ın da aralarında bulunduğu 180 film için müzik yapan Moğollar'ın kurucularından sanatçı Cahit Berkay yeni bir proje hazırlığında. Proje kapsamında Berkay'ın klasikleşmiş film müzikleri, senfoni orkestrasıyla sahnede yeniden çalınacak. Senfoniye darbuka, bağlama gibi enstürmanlar eşlik edecek. Cem Karaca ve Barış Manço ile birlikte söylediği şarkıları bugüne uyarlayıp Emrah Karaca solistliğinde dinleyicisi ile buluşturmayı planlıyor. Hem rock hem de aşk için 'içi boşaldı' yorumu yapan Berkay, siyasetin de müziğin değişimini tetiklediğini ifade ediyor. Kenan Evren 'e kadar analog olan müziğin onun ardından soğuklaştığına dikkat çekti. Berkay 'Politik içerikli şarkılarla kimse ilgilenmiyor. Sevgiyi silah olarak kullanıp bunu yapacağım.' diyerek Gezi olaylarının kendisini olağanüstü umutlandırdığını söyledi. Ayşegül Akyarlı Güven ’in The Wall Street Journal’da yer alan söyleşisinin bir kısmı şöyle: Kaç filmin müziğinde imzanız var bugüne kadar? Bugüne kadar birebir yaptığım 180 tane film müziği var. Uzunca bir dönem yaşamım yurtdışında geçti. Ama yaptığım film müziklerini başka filmlere de döşediler. 250 film kadar vardır herhalde onlar bir arada olunca. Şimdi bunları bir araya getirecek bir projeniz var. Biraz anlatır mısınız? Proje herşeyden önce 70'li yılları 2014'de tekrar yaşamak tekrar çalıp söylemek, nostaljiden öte dönemin müzikal yaşanmışlığını tekrar yaşamak için. bugünkü kuşaklarla paylaşmak için. Ne yapılacak bu kapsamda? İki farklı formatımız var. Birinde benim hit olmuş film müziklerinin çalınması. Bunu senfoni ile çalacağız. Şu an 12 parça var. 18-20'ye de çıkabilir sayı. Selvi Boylum Al Yazmalım, Çiçek Abbas gibi parçaları çalacağız. Tamamen batı formülünde bir senfoni resmi oluşabilir hayalinizde. Ama öyle oluşmasın. Sonuçta ben bu parçaları Anadolu'dan beslenerek yaptım. Bu nedenle Anadolu'da varolan seslerin de senfoni enstürmanlarıyla güzel bir harmanlamasını oluşturduk. Mesela zurna var, ney var, darbuka var. İki tane böyle konser yaptık. Çok başarılı geçti. Cemal Reşit Rey'de merdivenler bile doldu. Altın Portakal'da da yaptık. O Yeşilçam filmleri zaten 70'lerde kalmadı. Özel kanallar sayesinde bugünün gençleri de onları iyi tanıyor. İkinci formatınız nasıl? Biliyorsunuz biz Cem Karaca ile 45'likler artı albümler yaptık. Barış ile de 1 albüm yaptık. Emrah Karaca'nın solistliğinde bunların bugünkü yorumunu sergilemeyi düşünüyoruz. Bazılarını bugüne uyarlıyoruz. Bazılarınıysa aynı bırakıyoruz. Mesela Dağlar Dağlar. Ona hiç dokunmuyoruz. 70'li yıllarla 2014'ün enerjisinin harmanlandığı bir pozitif kurgu hazırlığındayız. Sinema için müzik nasıl yapılır? Pratikte neler değişir? Senaryo gelir. Okursun. Beğenirsen işi kabul edersin. Filmi çekip kaba montajını yaparlar. Oturup yönetmenle birlikte o kaba montajı izlersin. O sırada elinde kronometre ile filmin neresinde müzik olacağını kararlaştırırsın. Sonra stüdyoda müziği kaydedersin. Biz kaydederken stüdyoda da o film döner. Zamanın yönetmene göre değişir. Mesela Ömer Kavur ve Atıf Yılmaz'ın 'filmi bitireceğiz aman şu tarihte vizyona gireceğiz' gibi bir dertleri olmazdı. O film onların istediği olgunluğa ulaşıncaya kadar ne emek gerekiyorsa o vakti ayırırdı. Ama genelde motor dendikten 1 ay sonra film vizyona girerdi. Ama işin beste boyutu başka.. Nasıl başka? Mesela Selvi Boylum Al Yazmalım'ın müziğini nasıl bestelediğinizi anlatır mısınız? Bazı filmlerde ana temanın yanısıra ikinci bir tema da gerektirir. Mesela bir duygusal müzik olur. sonra o müziğin mutluluk hali olur, dramatik hali olur, işkilli gerilimli hali de olur. Kötü adam takibi için bir müzik gerekir. Ortalama en az 4-5 çeşit tema gerekir. Ben oturdum önce Selvi Boylum Al Yazmalım için tema oluşturmaya. İlk olarak gitar aldım elime. Ama gitarla olmadı. Bağlamayla da olmadı. 3-4 saat kara kara düşündükten sonra evdeki cura aklıma geldi. İlk curam... Telleri yok, toz içinde. O curayı indirdim. Eski telleri temizledim, akordunu yaptım. Yarım saat sonra o müziğin tamamı çıkmıştı. Çünkü filme müzik yapmak hayaldir. Önce o müzikal kurguyu hayal edeceksin. Notalarını hayalinde duyacaksın. New York'ta geçen filme davul zurnayla, Anadolu'da geçen filme saksafonla müzik yapamazsın. Hiç kaybettiğiniz iş oldu mu mesela? Hayır kaybettiğim olmadı. Ama rötuş yaptığım oldu. Ses yükselterek kavgalar etmedik. Çünkü müzikte kavga olmaz. Ama münakaşa olur. Mesela benim asla çalışmayacağım 2 tane yönetmen vardır. Ama isimlerini açıklamam. Atıf Yılmaz ve Ömer Kavur ile çalışmaksa bir ayrıcalıktır. Ne istediğini bilmeyen adamla işi çözmek çok zor. Bu coğrafyada yaşayan insanlara müzik yapıyorsan buradaki kültürü ıskalamayacaksın. Öğrenip kendini onunla donatacaksın. Pir Sultan Abdal'ı da bileceksin, Yaşar Kemal'i de. 70'lerden bugüne 10 yıllık süreçleri düşünecek olursak, neler değişti ve biz nasıl bir etki altına girdik ki bizim dinlediğimiz müzikler değişti? Siyasi açıdan bir etkilenme oldu bir kere. Ama daha da önemlisi 60-70'li yıllar analog dönemdi. Elle dokunup koklayabildiğin bir müzik vardı. Şimdi dijital. Karşı değilim hayat böyle gelişti. Ama analog filmin sıcaklığı ile dijital arasında nasıl bir fark varsa bu fark müzikte de kendini belli eder. Biri sıcaktır, diğeri soğuktur. Kenan Evren'e kadar olan dönemde hayat analogdu. Hatta bir dönem var ki taş plak dönemleri, analog bile yoktu. Sevgi, aşk, bunlar farklı yaşanıyordu. Sevgilinin elini tutmak için yanıp tutuşuyordun. Zırt diye elini tutamıyordun. Uzaktan bakıyordun, mektup yazıyordun falan filan. O zaman şarkı çıkıyordu. Şimdi çıkmıyor. Aşk için emek yok ki. 'Merhaba, naber' hooop yatağa. Maymun iştahlılık var. Aşklar 2 günde bitiyor. Yaşasalar onun da şarkısı çıkacak aslında. Siyaset çok etkiler mi müziği? Bizi etkiliyor. Mesela ben çok etkilenen bir kuşaktan geliyorum. Şimdi de var etkilenenler birkaç tane. Popçulara diyecek birşeyim yok. Onların derdi başka. Ama rock müzik yapıyorsan bunu yapamazsın. Rock'ta bunu yemez. Ama yedirdiler maalesef. İçi boş. Kendi yaşadığı ortamdan bahsetmiyor. Sen menfaatini nasıl koruyacaksın? Kendi şarkını yapmazsan bir gün sıra sana da gelir. 70'lerde her gün 25 kişi ölüyordu ortalama. Sonra büyük çoğunluk çocuklarını uzak tutmaya çalıştı haklı olarak. Kenan Evren ve şülekasının en büyük 'başarısı' kuşaklar arasındaki kültür akışını kestiler. Siyasetle ilgilenenler ya mahkemelerde hapis cezaları aldılar, ya da işkencede öldüler. Turgut Özal da sonra gelip tüy dikti üzerine. Nazım Hikmet'i bile tanımıyorlar şimdi.. Yazık. Onlar özellikle böyle yapıldılar. Son 10 yılda tek parti iktidarı var. Bu nasıl yanısıdı müziğe Genelde yok ama sistem sanata akıllı dokonuşlar yapıyor yavaş yavaş. son günlerde profesör lakaplı admalar müzikte kadın sesi haramdır, enstürman haramdır, telefonda bekleme yaparken size çalınan şarkılar haramdır gibi sözler söyler oldu. 10 yıllık bir süreçte gerçekten ciddi bir müdahale oldu mu sizce müziğe? Özgürlükleriniz gerçekten kısıtlandı mı? Gösterişte kısıtlamadılar ama polisiye devlet durumuna girdik ve bundan sonra ne yapacaklarını bilemiyorum. Gezi olayları beni olağanüstü umutlandırdı. Çünkü Gezi'ye kadar siyasetle ilgilenmeyen bir profil çiziyordu gençler. Ben yoruldum demeyeceğim ama, o kadar çok yapılmış şarkılarım var ki.. Iskaladılar. Politik içerikli şarkılarla kimse ilgilenmiyor. Sevgiyi silah olarak kullanıp bunu yapacağım. Solcuyum demenin bir anlamı kalmadı. Ama ben hala solcuyum, komunistim. Bunu söyleyecek dönem değil ama aklını kullanacak dönemdeyiz. T24
200 milyon kullanıcıyı geri bırakan popüler fotoğraf paylaşım uygulaması Instagram, radikal değişiklere ve yeniliklere devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Facebook tarafından satın alınmasıyla birkaç özelliğini Facebook gibi değiştiren uygulama son olarak Keşfet bölümündeki algoritmasında ciddi değişikliğe gitti.İlk günden bu yana devam eden Keşfet bölümünün algoritması Instagram’da birkaç saat içerisinde en çok beğeni alan ve takipçi sayısı yüksek olan paylaşımları ön plana çıkarıyordu. Yenilenen algoritma ile artık bu bölümde yer almak için yüksek takipçi ve beğeni sayısına ihtiyaç duyulmayacak. Facebook, kendi platformunda olduğu gibi Instagram’da da kullanıcıların yeni kişiler keşfetmeleri için öncelikli çevrelerindeki kişilerin desteğini alcak. Yani takip ettiğiniz bir kişinin beğendiği, yorum yaptığı, takibe başladığı yada ortak tanıyor olabileceğiniz kişilerin paylaşımları artık Keşfet bölümünde karşınıza çıkacak.Bir süredir bu bölümün testlerini devam ettiren Instagram’da birçok kullanıcı bu değişikliğin farkına varmıştı. 15-20 beğenisi olan ve çok az sayıda takipçisi olan yerli kullanıcıların gözükmesi kullanıcıları bir hayli şaşırtmıştı. Çünkü Instagram burada karşınıza çıkan paylaşımın kaynağını size göstermiyor. Yani hangi arkadaşınızın bu paylaşımı beğendiğini ancak toplam beğeni sayılarına göz atarak bulabiliyorsunuz. Bu durum Facebook’da biraz daha farklı. Karşınıza çıkan farklı bir paylaşımın hangi arkadaşınız tarafından beğenildiği yada yorum yapıldığı yazıyor. Şimdilik Instagram bu bildirimleri sağlamıyor.Bir diğer değişiklik ise Haber Akışında yer alan Takip Edilen bölümüde yapılıyor. Son günler birçok kullanıcıların takip ettikleri kişilerin beğendikleri paylaşımların yer aldığı bu bölüme ulaşamıyordu. Tahminimiz Instagram bu bölümü arka planda kaldığı için yakın zamanda Keşfet bölümüne taşıyarak daha işlevsel hale getirecek.
Bilim insanları laboratuvar ortamında yapay deri geliştirmeyi başardı. Hedef, ilaç ve kozmetik ürün testlerinde hayvan kullanımına son vermek. İngiltere'nin başkenti Londra'daki King's College araştırmacıları, insan kök hücreleri kullanarak deri tabakası elde etti. Elde edilen derinin, kozmetik ürünlerin ve ilaçların test edilmesinde hayvanların yerine kullanılması amaçlanıyor. Daha önce de kök hücre kullanılarak deri elde edilmiş ancak geçirgenlik sağlanamamıştı. İnsan derisinin epidermis olarak adlandırılan dış tabakası, nemin dışarı çıkmasını ve mikropların içeri girmesini engelleyen koruyucu bir bariyer işlevi görüyor. Araştırmacılar, epidermiste bulunan hücreleri geliştirmek için laboratuvar ortamında yeniden programlanmış deri hücrelerini kullandı. Gerçek deridekine benzeyen bir bariyer oluşturmak için ise deri hücreleri düşük nem oranında bırakıldı. Araştırmayı yöneten Dusko İliç, elde edilen geçirgen derinin, kozmetik ürünlerin ve ilaçların test edilmesinde kullanılabileceğini, böylece hayvanların bu tür deneylerde acı çekmesine son verilebileceğini kaydetti. İliç, kök hücreden elde edilen deri tabakasının cilt hastalıkları için yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasında da önemli ilerleme sağlayacağına dikkat çekti. aljazeera.com.tr