Zararlı Yazılımların Birbirinden Farkları Nelerdir?
Virüs, Trojan, Truva Atı ve daha niceleri.. Hepsi can düşmanlarımız olduğu gibi, bu yazılımların birbirinden farklarını hiç merak ettiniz mi ? Bilgisayarlarımızın can düşmanları olarak bilinen zararlı yazılımların tümünden elimizden geldiğince korunmaya çalışıyoruz. Çoğumuz bu yazılımların hepsini “ virüs ” olarak adlandırıyoruz ancak aslında zararlı yazılımlar, etki ettikleri alanlar ve yapmış oldukları ile birlikte birbirinden fazlası ile ayrılıyor. O nedenle farklı bir virüs yazılımlarının neler yapabildiğinin bilmek hepimiz için önemli durumlar arasında. İlk olarak Malware olarak adlandırılan terimi bilmemiz gerekiyor. Bu terim “virüs” türlerini kapsayan bir isim. Yani tüm zararlı yazılımlar aslında birer Malware . Bu türün içerisinde ise en çok bilineni virüsler olmak üzere birçok farklı tür bulunuyor. VİRÜS Virüs terimi kullanıcılar tarafından genellikle tüm zararlı yazılımlara verilen isim olarak biliniyor ama aslında iş göründüğü gibi değil. Virüs , bilgisayara bulaşarak kendisini kopyalayan ve bir dosyadan diğer dosyaya atlayan zararlı bir yazılım türüne verilen isimdir. Böylece virüs bulaşmış dosya farklı bir PC’ye gittiğinde zincirleme şekilde dosyalar ve farklı içeriklere bulaşarak canınızı sıkabilir. Genellikle yürütülebilir .exe uzantılı dosyalarda karşımıza çıkan virüsler, bazı durumlarda farklı dosya türlerinde kullanılabiliyor. Temel amacı bilgisayarımıza zarar vermek olan virüsler bazen PC’yi çalışamaz hale getirirken, bazen de dosyaların silinmesi ve çalışmaması gibi durumlara yol açmaktadır. Virüslerden korunmak için şaşırmayacağınız üzere anti-virüs programlarını mutlaka bilgisayarımıza güncel bir şekilde yüklemeli ve haftalık periotlarda tarama işlemlerini yapmamız gerekiyor. Burada dikkat etmemiz gereken konu ise kullandığımız anti-virüs programlarının sürekli olarak ortaya çıkan virüslere karşı güncel olması gerektiğidir. SPYWARE ( CASUS YAZILIMLAR ) Hemen hemen her türlü dosyaya yerleştirilebilen Spyware yazılımlarının tek amacı vardır. Bu amaç doğrultusunda sadece bilgilerinizi ele geçirmek için tasarlanmışlardır. Bilgisayarınızda toplanan bilgileri karşı tarafa gönderen bu casus yazılımlar, keylogger gibi klavye hareketlerinizi takip edebiliyor. Spyware yazılımlarının en kötü tarafları hem bilgisayarınıza genelde bir zarar vermemesinden dolayı fark edilmemesi, hem de dosyaları bozmak yerine onları ele geçiriyor olmasıdır. En kötü virüs senaryosunda PC’nize format atmak bu sorunu çözebiliyor ama kredi kartı bilgileriniz çalınırsa o zaman vay halinize. Bu tür yazılımlardan korunmak oldukça önemli olduğu gibi, Spyware yazılımlarını virüs programları ile bulmakta zorlanabilmekteyiz. O nedenle direkt olarak Spyware yazılımlarına odaklanan programları kullanmak her zaman yararınıza olacağı için, güvenliği en düst düzeye çıkartmakta fayda var. WORMS ( SOLUCAN ) Kendisini bir bilgisayardan diğerine internet ağı üzerinden kopyalayan solucanların en büyük tehlikesi olarak biliyoruz. Yayılmak için taşıyıcı programa veya dosyaya gereksinim duymadan sisteminizde bir açık oluşturarak ve kötü amaçlı kişilerin sisteminizi kontrol etme yetkisi verebiliyor. Bugüne kadar en bilinen PC solucanı ILOVEYOU ismi verilen bir e-mail eki şeklinde yayılan ve toplamda 6 milyar dolarlık zarar veren bir solucan türüdür. Solucanlardan korunmak için güvenlik duvarlarınızın mutlaka aktif olması ve güncel olması gerekiyor. SCAREWARE Çok ilginç bir Malware türü olan Scareware ‘ler sizden para alabilmek adına bilgisayarınızı tutsak altına alır. Yazılım size bilgisayarınızda çok virüs olduğunu ve bunu temizlemek için tam sürüm anti-virüs satın almanızı söylemektedir. Bu türün bazı örneklerinde bilgisayarda hiçbir şey yapamaz hale gelirsiniz ve yazılımı bilgisayarın normal kaldırma araçları ile temizlemeniz mümkün değildir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda ilk yapmanız gereken, Google ‘dan yardım alarak bilgisayarınızda olan yazılımı bulmak ve kaldırmak olacaktır. Hangi Scareware yazılımına karşı hangi program gerektiğini rahat bir şekilde arayarak bulabilirsiniz. TRUVA ATI Truva atları her ne kadar zararsız görünseler de aynı Spyware ‘da olduğu gibi arka planda bazı görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler. Truva Atı bilgisayarı uzaktan kontrol etmek mümkün olduğu için, internet bağlantısı üzerinden başkasının bilgisayarınıza erişmesine sebep olan yazılımdır kısacası. Truva atları kendisi kopyalamadığı için virüslerden ayrılsalar da, korunmanın yolu virüsler ile aynıdır. Bilgisayarınızdaki anti-virüs programının kurulu olup olmadığına mutlaka bakın. Bunun yanı sıra şüpheli dosyaları açamamaya ve crack dosyalarını indirmemeye dikkat etmelisiniz.
Çinlilerden Üstün Özellikli Bir Telefon Daha Geliyor
Çinli üretici Meizu’nun yeni amiral gemisi akıllı telefonu MX4 Pro kameralara yakalandı. Oldukça şık bir tasarım ve LG G3’te olduğu gibi sınırları zorlayan ekran çerçevelerin yer verildiği telefonun donanım tarafı da oldukça iddialı görüyor. Çin’de 406 dolardan satışa sunulacak modelde 5.5-inç büyüklüğünde Quad HD çözünürlüklü ekran kullanılacak. Daha önce telefonlarında Exynos işlemciler kullanan Meizu, üst düzey yeni telefonunda bir kez daha Exynos cephesinden bir işlemciye yer verecek. İddiaya göre MX4 Pro modelinde Galaxy Note 4’te olduğu gibi 64-bit desteğe sahip sekiz çekirdekli Exynos 5433 birimi kullanılacak. Telefonda ayrıca 3GB RAM, 20MP arka kamera ve 8MP ön kamera kullanılacak. Meizu, MX4’ün bir de standart modelini hazırlıyor. Bu versiyonda ise 5-inç büyüklüğünde Full HD çözünürlüklü ekran, 3GB RAM, 20MP arka kamera ve 8MP ön kamera kullanılacak. Telefonun güç birimini Galaxy Alpha’da olduğu gibi Exynos 5430 oluşturacak. kaynak: phonearena
PES 15'in 24 Dakikalık Oynanış Videosu Yayınlandı
Dünyanın en çok oynanan iki futbol oyunu serisinden biri olan PES'in bu yılki versiyonu yakında piyasaya sunulacak. Bu anlamda Konami , kısa süre önce PES 2015'in ne zaman piyasaya sunulacağını açıklamıştı . Daha sonra ise oyunun ilk oynanış videosu gelmişti. Şimdi ise oyunu gerçek anlamda görebileceğimiz yeni bir oynanış videosu yayınlandı . Geçtiğimiz seneki oyunuyla futbolseverleri hayal kırıklığına uğratan Konami bakalım bu yıl oyunseverleri ve futbolseverleri tatmin edebilecek mi? İşte PES 15'in yeni 24 dakikalık oynanış videosu ; teknokulis
Yeni Başlayan Jennifer Lawrence ve Chris Martin Birlikteliği
X-Men'den tanıdığımız Nicholas Hoult ile olan ilişkisini yeni bitiren Jennifer Lawrence ve Gwyneth Paltrow ile on yıldan fazla süren ilişkisini karşılıklı bir şekilde geçtiğimiz haftalarda sonlandıran Chris Martin , ünlü haber sitesi E! New'in haberine göre haziran ayının sonlarından beri birlikteler.Sitenin verdiği bilgilere göre çiftin yakın arkadaşları bu söylentiyi doğruluyor ancak çiftten şuana kadar birliktelikleri ile ilgili bir yanıt gelmedi. Söylentiler doğru mudur zamanla göreceğiz fakat doğru ise süper bir çiftle karşı karşıyayız değil mi?kaynak:http://uk.eonline.com/news/569837/jennifer-lawrence-and-chris-martin-are-seeing-each-other
Katil balina böyle savurdu
ABD'nin Alaska eyaaletinde bir katil balinanın deniz aslanını kuyruk darbesiyle metrelerce havaya savurduğu anlar, an ben an görüntülendi.
Reklam
Sanat Ne Anlatır? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri - 3
Mitolojiye ilgi duyan hemen herkesin bildiği üzere tanrılar tanrısı Zeus, kadınlara olan düşkünlüğü ile bilinmektedir. Söylenmektedir ki, Sparta tanrıçası Leda'ya vurulan Zeus güzeller güzeli tanrıçayı elde etmek için, bembeyaz bir kuğu kılığına girerek ona sahip olmayı başarıyor. Ancak zamanlama manidar(!) Çünkü o gece aynı zamanda Leda'nın gerdek gecesidir. Leda ve müstakbel eşi, tanrının oynadığı bu oyundan habersiz 2 çocuk sahibi olurlar. Biri Pollux diğeri ise Truva'dan duyduğumuz Helen'dir.  Resim de gördüğümüz yumurta kabukları bu iki çocuğu temsil etmektedir. Dahi deli Dali o dönemlerde günceli yakalamanın ancak bilim ve teknoloji kuramlarını takip etmekten geçtiğine inanmaktaydı. Özellikle atom bilimine ve bombasına beslediği hayranlık kendi röportajlarında sık sık karşımıza çıkmaktadır. Resimde gördüğümüz kadın karısı olan Gala'dır. Resimde dikkat çeken noktaların başında hiç bir nesnenin bir birine temas etmemesidir. Tıpkı Atomlar gibi! Atom bilimine kafayı takan ressamımız, kusursuz bir bakış açısı ile mitolojik bir konuyu, atom bilimi ile harmanlayarak ortaya kendine has bir sanat eseri çıkarmayı başarmıştır.
Reklam
iPhone 6 ve Safir İddiası Sil Baştan!
iPhone 6 hakkında defalarca ortaya atılan iddia, bir kez daha 'hortladı!' Apple'ın yeni ürünlerinde kullanılacağı iddia edilen safir ekranlar hakkında nihayet sevindirici bir bilgi geldi. Bir süredir bahsi geçen bu yeni ekran modelinin, gerçekten hayata geçip geçmeyeceği merak konusuydu. Özellikle iWatch ve iPhone 6 ile piyasada fark yaratmak isteyen Apple, öyle görünüyor ki bu sefer gereken her şeyi yapacak... Wall Street Journal'ın sunduğu son rapora göre Apple, safir ekran teknolojisi ile bezenmiş ilk ürünlerini, Mesa, Arizona'da bulunan fabrikada üretecek. Ağustos sonuna kadar üretimi başlanacak olan ilk parti ürünler için, Apple çoktan dev bir firma ile anlaşmış durumda. Raporun detaylarına bakıldığında, Apple'ın ortalama 700 milyon dolar harcayarak, GT Advanced Technologies ile birlikte devasa safir üretim fabrikaları açtığını görüyoruz. Esasen safir çıkarma işlemi, birçok madene göre bir hayli zor. Çok sağlam olması yüzünden ancak uçak camları ve lüks saatlerin camlarında kullanılan bu maden, aynı zamanda çok da pahalı. Nitekim Apple ve GT Advanced Technologies, safir madenlerine daha kolay ulaşmanın ve üretimini yapmamın bir yolunu bulmuş durumdalar. İşin ilginç yanıysa birçok piyasa analizcisi safir ekranların 16 dolarlık maliyeti olduğunu dile getirse de an itibariyle piyasada bulunan Gorilla Glass iPhone ekranın fiyatı 3 dolarlık etiket fiyatına sahip olması. Pek tabi safir, iPhone'a hiç de yabancı bir ürün değil zira 5S modelinin kamera camı ve Touch ID parmak tarayıcısının yüzeyi safirden yapılmıştı. iWatch'ın ekranının küçük olması sorun yaratmıyor ama iPhone 6 ile tüm ekranı safir kaplamak isteyen Apple'ın ortaya çıkacak maliyetleri son kullanıcıya nasıl yansıtacağı büyük merak konusu.
Herkesi Şok Eden Penaltı Golü
Amerika'da liseler arası oynanan bir genç kızlar futbol maçında maçın penaltılara gitmesi ile heyecan doruğa çıktı. Kullanılan son penaltı da ise yaşananlar izleyenlerin ağzını açık bıraktı. Kaleci ise hala şokta!
Sanal Gerçeklik Teknolojileri
Uzun süredir, özellikle bilim ve kurgu seven meraklıların beklediği sanal gerçeklik dünyasında gezebileceğiniz sanal gerçeklik teknolojileri sonunda tamamen hayatımıza girdi. Mark Zuckerberg, sanal gerçeklik gözlüğünün önemini fark etmiş ve alanında lider olan Oculus VR ‘ı 2.4 milyar dolar gibi bir rakama satın almıştı. Alanında öncü olan Oculus Rift ‘in hızlı gelişimi ve bu gelişimin pek çok geliştirici ile oyun meraklılarının ilgisini çekmesi, birçok kişi ile firmayı bu alanda çalışmalar yapmasına teşfik etti. HER ALANDA KULLANILMAYA BAŞLANDI Yeni sanal gerçeklik gözlüklerinin geliştirilmesi ve bu işe ilgi duyan kişiler ve şirketlerin artması ile sıra bu cihaz ile uyumlu çalışan ve bu gözlükleri daha gerçekçi kılan teknolojilerin geliştirilmesine gelmiş durumda. Panopticam gibi 360 derece çekim yapan kameralar ile Oculus Rift gibi sanal gerçeklik gözlükleri farklı anlamlar kazanmaya başlamış durumda. Her açıdan çekim yapan kameraların sağlayacağı olanaklar ile sadece eğlencede kalmadığı gibi, Norveç ordusunda tank kullanan askerlerden, insansız hava araçlarını kontrol etmeye, oyun oynamaya ve tehlikeli görevler için simulasyon eğitimlerine kadar pek çok alanda kullanılabiliyor. 360 DERECE ÇEKİM VE EL, KOL HAREKETLERİ 360 derece çekim yapabilen kameranın verdiği gerçeklik hissine bir de elinizi, kolunuzu salladığınızda sanal ortamda bunun yansıması, sanal dünyası gözümüze iyiden iyiye gerçek kılmaya başlamış durumda. Bizde bu yazımızda bu çılgın teknolojilerin yapılış amaçları ile neleri yapabildiklerine kadar içeriklerinden bahsedelim dedik. Amerika’lı girişimci Palmer Luckey isimli kişi ve ekibi tarafından geliştirilen Oculus Rift, başlangıçta Kickstar projesi olarak biliniyordu. Özellikle Facebook’un şirketi toplamda 2.4 milyar dolar değer ile satın alması Oculus Rift’e gösterilen ilginin de doğal olarak artmış olmasını sağladı. Geliştiriciler için satılmasına rağmen Oculus Rift Developer Kit 2 , şimdiden pek çok amaç ve analiz için kullanılabiliyor. Üstelik Oculus Rift fikri o kadar tuttu ki, Sony Playstation 4 ile birlikte çalışacak olan Project Morpheus’u geliştirmeye başlamış durumda. Apple ve Samsung gibi teknoloji devleri de bu fuara dahil olmak üzere çalışmalara çoktan başladılar bile. Oculus Rift ile bir oyun oynamaya başladığınız zaman kendinizi 3D olarak tasarlanmış oyunun içinde bulabiliyorsunuz. Sağa sola dönmeniz veya gözlerinizi kapatmanız birşey ifade etmiyor. Artık adeta sanal ortamın parçalarından birisi haline gelebiliyorsunuz. İnanılmaz bir oyun deneyimi sunan Oculus Rift, alanında şuanda birinci olmuş durumda. PEKİ PROJECT MORPHEUS ? Sony, her ne kadar Oculus VR kadar bu alanda kendisini gösterebilmiş olmasa da elinde Playstation gibi bir büyük cevher bulunuyor. Bu demek oluyor ki gelecek zamanlarda Sony ekibi, bu cevheri değerlendirerek PS 4 veya üstü modellerde birleştirmeler yapabilir. Ayrıca ses konusunda üç boyutlu bir sanal sisteme sahip olan Sony’nin sanal gerçeklik gözlüğü Project Morpheus kullanırken, kafanızı sağa sola çevirdiğinizde duyduğunuz seslerin oranının değişeceği belirtiliyor. Playstation’dan alışkın olduğumuz DualShock gibi teknolojilerin de bulunacağı söylenen sanal gerçeklik gözlüğü, Playstation Camera ile çalışan 3D sensör ile kafanın tam olarak nerede durduğunu belirleyebiliyor. Project Morpheus , ekranından tıpkı Oculus Rift gibi her göz için 960 x 1080 çözünülürlükte görüntü kalitesi sunabiliyor.PCHOCASI
Reklam
1962 Model Ferrari 250 GTO Dünyanın En Pahalı Aracı Olma Yolunda
Açık arttırmaya çıkarılan 1962 model Ferrari 250 GTO, dünyanın en pahalı otomobili olma yolunda ilerliyor. Yaklaşık 75 milyon dolara alıcı bulması beklenen araç için teklifler gelmeye başladı. Ferrari’nin yarış ruhunu esas alarak ürettiği 1962 Ferrari 250 GTO, dönemin çizgilerini yansıtan tasarımı ve güçlü motoruyla geçmişe damga vurmayı başarmış modellerin arasında yer alıyor. 39 adet gibi sınırlı sayıda üretilen araç şu sıralar açık artırmayla adından söz ettiriyor. Kaliforniya’da Bonhams tarafından düzenlenen, toplam 116 otomobilin 6 gün boyunca sergileneceği etkinliğin gözdesi 250 GTO’nun 60 ile 75 milyon dolar arasında satılması bekleniyor. 3 litre kapasiteli V12 motora sahip 300 beygir gücündeki aracı 1965 yılında günümüzün parasıyla yaklaşık 33.500 dolara alan Fabrizio Violati, 49 sene boyunca aracın tek sahibi oldu. 2010′da vefatıyla oğluna geçen otomobil, 1962 Tour de France yarışında ilk sahibi Jo Schlesser ile ikincilik ödülünü almıştı. Geçtiğimiz ekim ayındaki açık arttırmada 52 milyon dolarla dünyanın en pahalı aracı olan 1963 model Ferrari 250 GTO Racer’ın rekorunu kırmak isteyen açık artırma şirketi Bonhams, geçen seneki 312 milyonluk karı 450 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor.teknolojioku
Reklam
Antik Mısır ile İlgili Bilmeniz Gereken 20 Şey
etiket
Antik Mısır, insanoğlunun binlerce yıl önce kurduğu sanat ve bilim yönünden en etkileyici medeniyetlerden bir tanesidir. Eski Mısırlılar, ilkel bir toplumun devamı olamayacak kadar engin bir tecrübeye ve bilgi birikimine sahiptiler.
11 Maddeyle Avcılarlı Olmak
Avcılar İstanbul'un ilginç ilçelerinden biridir.Ne İstanbuldur ne de değildir.Ne yakındır nede uzaktır.Öyle bir şeydir Avcılar.Onu bir Avcılarlı olarak size tanıtmak istedim bakalım başara bilecek miyim.
Reklam
Bakterilerin Sizin İçin Yaptığı 12 Fedakarlık
Atmosferdeki oksijenin yarısından fazlasını fotosentez yapan siyanobakteri adı verilen bakteri türleri üretir. Bir litre suda sayıları 100′den fazladır ve okyanusun verimliliğinin %10-20 kadarını oluştururlar.
Akıllı Telefon Bağımlılığı Stres Yaratıyor
Tatildesiniz ama bir yandan da uyanır uyanmaz iş yerinize ait e-postalarınızı kontrol ediyorsunuz. Kaldığınız otelde kablosuz internet yoksa veya dağın tepesinde cep telefonunuz çekmiyorsa telaşlanıyorsunuz. Telefonunuzun pili azalmışsa huysuzlanıyor, ofiste değilseniz işlerin ters gideceği endişesi taşıyorsunuz. Bunların hepsi, cep telefonu bağımlılığının yarattığı 'sürekli erişilebilir' olma' stresinin tipik işaretleri. Kimileri için, taşınabilir bağlantı cihazları sabah 9, akşam 5 arası çalışma saatlerinin yarattığı kısıtlamalardan kurtulma fırsatı yarattı. Esnek çalışma yöntemi, iş hayatlarında daha özerk olmalarını ve aileleriyle, arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçime imkânı sağladı. Fakat akıllı telefonlar birçoğumuz için ise, kapanıp rahatlamamıza ve kendi pillerimizi şarj etmemize izin vermeyen ceplerimizin tiranları haline dönüştü. Birçok gözlemci, bu sendromdan giderek daha fazla kaygı duymaya başladı. Pittsburgh merkezli yazılım geliştirici Kevin Holesh, iPhone'u için ailesini ve arkadaşlarını ihmal ettiği endişesine kapılınca, cep telefonu kullanımını takibe alan 'Moment' adlı bir cep telefonu uygulaması geliştirdi. Bu uygulama, kullanıcıların cihazlarıyla ne kadar vakit geçirdiklerini görmelerini sağlıyor ve kullanıcının kendi koyduğu sınır aşılınca da uyarılar gönderiyor. Kevin Holesh'in internet sitesinde uygulama şu sözlerle anlatılıyor: 'Moment'ın amacı hayatınızda denge sağlamak. Biraz telefonunuzla, biraz da telefonunuz olmadan çevrenizdeki sevdikleriniz, aileniz ve arkadaşlarınızla geçirdiğiniz vakitten keyif almanız için…' Bazı işverenler, iş ve sosyal hayat arasında denge tutturmanın kolay olmadığını kabul ediyor. Yardıma ihtiyacımız var. Örneğin, Alman otomobil üreticisi Daimler, bazı çalışanları ofisten kopma iradesini gösteremedikleri için 'e-postalar için otomatik silme seçeneği' yarattı. BBC'ye konuşan Coventry Üniversitesi Psikoloji, Davranış ve Başarı Araştırma Merkezi'nde görevli endüstriyel psikolog Dr. Christine Grant, ''Sürekli erişilebilir olma' kültürünün olumsuz etkileri, zihninizin hiçbir zaman dinlenemiyor olması, vücudunuza toparlanması için zaman ayırmıyor olmanız, dolayısıyla da sürekli stresli olma halidir' diyor. Grant, 'Ne kadar yorgun ve stresli olursak, o kadar da hata yaparız. Fiziksel ve zihinsel sağlığımız zarar görür' diye ekliyor. Grant'a göre, dünyanın neresinde olursak olalım iş yerimizle bağlantıda kalabiliyor olmak, derinlerdeki güvensizlik hissini de besliyor. 'Kontrolü bırakmakla ilgili çok büyük kaygılar duyuluyor' diyen Grant şöyle devam ediyor: 'Araştırmamda, hangi zaman diliminde olurlarsa olsunlar sürekli teknolojiyle seyahat ettikleri için 'tükenen' çok sayıda kişiyle karşılaştım.' Özellikle kadınlar tam gün ofis işiyle hastalık riskine karşı daha hassas oluyorlar. Akşam işten eve geliyorlar, bir çay yapıp çocuklarıyla ilgileniyorlar ve sonra gece yatağa gitmeden önce son bir mesai daha yapıyorlar. Dr. Grant'a göre 'Bu üç mesainin sağlığa ciddi etkileri olabilir.' Endüstriyel Tıp Toplumu Başkanı Dr. Alasdair Emslie de 'İngiltere'de her yıl yaklaşık 400 bin kişi iş hayatlarında, kendilerini hasta edecek seviyelerde stres yaşadıklarını söylüyor' diyor ve şu yorumu yapıyor: 'Teknolojideki değişimler bunda payı olan etkenlerden biri. Özellikle de çalışanlar kendilerini giderek artan talebe karşılık veremeyecek gibi hissediyor veya iş yükünü kaldırmakta yetersiz kalıyorlarsa.' İngiltere medya denetim kurumu Ofcom'un verilerine göre İngiltere'de yetişkinlerin yüzde 61'i akıllı telefonları olduğunu söylüyor ve ev içinde tablet bilgisayar kullanım oranı da geçen seneye göre neredeyse iki kat artarak yüzde 44'e çıktı. Ofcom, özellikle akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber 2010 yılından bu yana, günlük toplam medya tüketiminin 8 saat 48 dakikadan, 11 saate çıktığını belirtiyor. Bu rakamlar, medya araçlarına ayırdığımız saatlerin uygu saatlerinden fazla olduğunu gösteriyor. İnternet bağlantılı akıllı telefonların sayısı arttıkça, kullanımımıza sunulan verilerin sayısı da bir o kadar artıyor. Danışmanlık şirketi PwC'de çalışan Michael Rendell, bu durumun bir nevi 'karar verme felci' yarattığı görüşünde. Rendell bu yorumunu şöyle açıklıyor: 'Bu, iş yerinde daha çok stres yaratıyor, çünkü daha geniş bir veri ve iletişim ağına sahip oluyorsunuz, bunların hepsini aynı anda idare etmek zor.' 'Bu da karar vermenizi güçleştiriyor, çoğu da daha az üretici hale geliyor çünkü tüm bunlar kişileri bunaltıyor ve hiçbir zaman ofisten kaçamayacakları hissine kapılıyorlar.' PwC'nin 'İşin Geleceği, 2022'ye yolculuk' başlıklı raporu için tüm dünya genelinde 50 bin işçiyle görüşüldü. Danışman Rendell'e göre, 'İngiltere'de işgücü, daha geniş iletişim ağları ve daha çok veriye erişim sağlanmasına rağmen, geçmişe kıyasla daha üretici değil.' Blake Morgan avukatlık bürosundan Tim Forer de bu görüşe şu ifadesiyle katılıyor: 'Neden maaşlar enflasyonla uyumlu artmadı? Çünkü daha az iş yapan daha çok insan var.' 'Çoğu üretici olmadan geçen zaman diliminde e-postaları kontrol etmek de iş sayılıyor.' İş hayatını ve sosyal yaşamı birbirinden ayıran çizginin teknolojiyle beraber bulanıklaşması yalnızca çalışanlar için bir sağlık ve güvenlik sorunu değil. Şirketler için de olası ciddi sonuçları var. Avukat Forer, 'Avrupa Çalışma Saatleri Yönetmeliği'ne göre bir çalışma haftası 48 saatle sınırlandırılıyor, bu da her 24 saatlik çalışma dilimi arasında 11 saatlik ara almanız anlamına gelir' diyor. 'Fakat eğer, sabah uyandığınızda ilk iş olarak ve gece yatarken de son iş olarak cep telefonu mesajlarınızı ve e-postlarınızı kontrol ederseniz bu zaman dilimlerinden de çıkmış olursunuz.' Avukat Forer'e göre bu durum da çalışanlarına karşı yasal yükümlülüklerini de riske atıyor. Yazılım şirketi SolarWinds, bilişim teknolojileri şirketleri için faaliyet halinde olmadıkları bir zaman diliminin olmamasının şirketler üzerinde ekstra baskı yarattığını söylüyor. Çalışanlar iş yerindeki uygulamalara giderek daha bağımlı hale geliyor fakat aynı zamanda da işlerin ters gitmesi durumunda daha hoşgörüsüz oluyor. SolarWinds'in araştırmasına göre çalışanların yarısından fazlası kendilerinden daha hızla çalışmaları ve bu yeni 'bağlanabilirlik' durumunun sonucu olarak işlerini verilen süreden önce tamamlamaları yönünde beklenti olduğu hissine kapılıyor. Aynı zamanda neredeyse yarısı da, işverenlerin artık kendilerinden nerede olurlarsa olsunlar sürekli 'çalışabilir halde ve müsait' olmalarını beklediğine inanıyor. Tabi cep telefonu şirketleri ve diğer teknoloji firmaları da mobil bağlanabilirlik durumunun faydalı olduğu, zarar vermediği görüşünü savunurken, birçok genç, ofis çalışanı ve kendi işinin sahibi olanlar da bu görüşe katılır. Samsung UK'de girişim birimi başkan yardımcısı Graham Long, 'Akıllı telefonlar, tabletler… bunlar çevik ve esnek çalışma sağlıyor, bundan da hem iş verenler hem de aynı şekilde çalışanlar da faydalanıyor' diyor. Aruba Networks üst düzey yöneticisi Chris Kozup ise, 'The Future laboratuvarlarıyla ortak yaptığımız araştırma sonunda, 'sürekli erişilebilir olma' fikrinin ve sürekli bağlantıda olma durumunun aslında çalışanların iş ve sosyal hayat dengesini sağlamalarına yardımcı olduğunu gördük' yorumunu yapıyor. Burada kilit, yeni esnek çalışma düzeninin sizin işinize yaracak şekilde ele düzenlemeniz ve akıllı telefon kullanımınızla ilgili belirli bir disiplinde olmanızdır. Eğer plaja inme hazırlığındaysanız, e-posta uyarılarınızı 'ofis dışında' konumuna getirin, telefonunuzu kapatın, yatağa giderken erişime kapatın ve Dr. Grant'e kulak verin: 'Eğer bir sorun varsa, bunu çözebilecek sizden başka kimsenin bulunmaması şaşırtıcı olurdu.'BBC Türkçe
Reklam