İngiliz Eleştirmenlerden Kış Uykusu'na Tam Not
Nuri Bilge Ceylan'ın 2014 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan filmini, İngiliz sinema eleştirmenleri övgü yağmuruna tuttu.Nuri Bilge Ceylan’ın İngiltere sinemalarında bugün gösterime giren “Kış Uykusu” filmi, İngiliz sinema eleştirmenleri tarafından övgü yağmuruna tutuluyor.Financial Times gazetesi, “Kış Uykusu gösterildiği her şehir ve ülkede görülebilecek en iyi şey” derken, The Guardian, “Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu, muazzam, hüzünlü ve inandırıcı bir trajikomedi” yorumunu yaptı.Financial Times gazetesinin sinema eleştirmeni Nigel Andrews tarafından kaleme alınan eleştiride, “Nuri Bilge Ceylan’ın muhteşem filminde hiçbir şey olmuyor, ama yine de her şey oluyor” ifadesine yer verildi.Gazete, Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmiyle Cannes Büyük Jüri ödülüne layık görüldüğünü hatırlatarak, “Kış Uykusu” için “Bir kez daha olağanüstü; bir kez daha konuşkan, bir kez daha içinizi dağlayan; bir kez daha uzunluğu acımasız” ifadelerine yer verdi.Filmin senaryosunun Ceylan ve eşi Ebru tarafından “muhteşem” bir şekilde kaleme alındığını belirten Financial Times, şöyle devam etti:“Bu film kendi kendini aldatmanın gerçekle yüzleşmesi. Bu gerçek birinin kendisine kendisi hakkında gerçekçi olması. Hikayenin saçaklarından kıyamet asılıyor. Herkes ruhen kendi varlığını yeniden biçimlendirmek için teşvik ediliyor.”The Guardian gazetesi ise fimin açıkça Anton Çehov’dan ilham aldığını, bu yıl Cannes film festivalinde görücüye çıkmasından bu yana eleştirmenler tarafından Çehov’un “Mükemmel İnsanlar” (1886) ve “Eczacının Karısı” (1892) hikayeleri ile özdeşleştirildiğini, ancak Ceylan’ın böyle bir uyarlama yapmadığını söylediğini belirtiyor.The Telegraph gazetesi ise film için “şeytanca zeki” ifadesini kullandı.CNN Türk
İşte 'Dünya'nın En Yüksek Çözünürlüklü Videosu!
Dünyamızın en yüksek çözünürlüklü videosu her 30 dakikada bir dünyanın 121 megapiksellik fotoğrafını çeken bir Rus uydusundan aldığı verileri birleştiren James Trywhitt-Drake tarafından hazırlandı. Dünya’nın kendisini 4K çözünürlüğünde ilk defa izleme fırsatını kaçırmayın - elbette internet hızınız elveriyorsa, zira Youtube eğer yavaş internete sahipseniz size 4K seçeneğini çıkarmıyor.
Google, Reklamsız Web Siteleri İçin 'Contributor' İsimli Özel Bir Programı Test Ediyor
Tüm yayın mecraları için olduğu gibi, web siteleri için de reklamlar hayati bir finansal kaynak konumunda. Pek çok web sitesinde görülen reklamların önemli bir kısmı ise, halihazırda en büyük reklam ağlarından birinin sahibi olan, Google tarafından sağlanıyor. Bazı siteler reklamlardan rahatsız olan kullanıcılar için belli bir ücret karşılığında içeriğe reklamsız erişme imkanı verilse de, bu imkandan oldukça küçük bir kitle faydalanıyor. Google reklamsız sitelerin kitleler tarafından fonlanmasını desteklemek amacıyla “Contributor” adını verdiği özel bir deneyi uygulamaya başladı.Google, Contributor için ilk etapta Mashable, Imgur, Science Daily ve WikiHow gibi sitelerle işbirliği yapıyor. Mashable dışındaki iş ortaklarının seçilmesinde bu sitelerin devasa boyutta bir trafiğe sahip olmaması önemli rol oynuyor. Google böylelikle programın deneysel yönünü daha iyi vurgulama imkanı elde ediyor. Halihazırda davetiyeyle dahil olunabilen Contributor programı kapsamında bir okuyucu, severek takip ettiği web sitesine aylık 1, 2 veya 3 dolar bağışta bulunabiliyor. Bu bağışın yapılmasının ardından reklamlar ortadan kalkıyor ve bağışçı yayın sahibinin teşekkür mesajını görüyor. Reklamların yerini ise başka bir şey doldurmuyor.Teknoblog
Çevresine Adapte Olabilen Robot Geliştirildi
Robotlar insanlar Mars’a gitmeden ortamı hazırlamak zorunda kalabilir fakat ya onlar da başarısız olursa? University of Oslo’dan araştırmacılar etrafındaki beklenmedik problemlere adapte olan ve hatta kendisi için 3B yazıcılardan parça bastıran robot tasarladılar. Örnek olarak yukarıdaki robot aslında dört adet bacağa sahipmiş ancak bir bacağı kopunca üç bacakla nasıl ilerleyeceğini keşfetmiş. Bir başka robot türü ise bilim adamlarının sadece “ne yapması gerektiğini, ne kadar hızlı hareket etmesi gerektiğini ve ne kadar verimli çalışması gerektiğini” söylemesiyle tamamen kendi kendini tasarlayan ve otomatik iyileşen bir yapıya sahip olabilir. Bu tip robotların iyice geliştirilmesi uzun sürecek olsa da uzay şartlarında tamamen bağımsız olan robotlar çok önemli olabilir.
Reklam
Chevrolet, Fütüristik Konsept Aracını Gösterdi
Gran Turismo 6’daki arabaların gerçek dünya versiyonlarını sadece Nissan tasarlamıyor. LA Internetional Auto Show’da Chevrolet de kendi aracını görücüye çıkardı: Chapparal 2X Vision Gran Turismo (VGT). Konsept araç aralarında Subaru, Toyota, Aston Martin ve daha fazlasından örnekler bulunan Vision Gran Turismo projesi için geliştirildi. İsimden anlaşıldığı gibi Chevrolet Chapparal Racing’den ilham almış ve içinde sürücüye göre ayarlanan aerodinamikler ve lazer tabanlı itme aksamı bulunuyor. 671-kW’lık lazer GT6’nın içinde 380km/sn hızına ulaşabiliyor ve 0-100km arasını 1,5 saniyede alıyor. Araç PlayStation 3 konsollarında önümüzdeki tatil sezonunda oynanabilecek.
Bazı Şarkılar Neden Dilimize Dolanır?
Bazı şarkılar bir kez dilimize dolandı mı zor kurtuluruz.Beynimizin bir bölümünün kontrolümüz dışında olduğunun göstergesidir bu aynı zamanda.Bazen günlerce, hatta aylarca sürer bu takıntı. Nedenini bilmeksizin o şarkıyı mırıldanıp dururuz.Psikologlar açısından bu durumun en ilginç yanı işte beynimizin bu kontrol dışı bölümüdür. Davetsiz gelir bu şarkılar ve bırakmak istediğimizde de gitmezler. Beynimizin ses provası yapan kısmında yaşayan parazit gibidirler.Londra’daki Goldmiths Üniversitesi’nde bu konu üzerine araştırma yapan bir ekip dile dolanan şarkılar listesinde 5000’den fazla şarkı tespit etmiş. Bunların çoğu nakaratlar içeren basit şarkılardır; ama liste başı olup da gündemde çok kalan şarkılar değildir dilimize dolananlar ve herkesinki farklıdır.Nörolog Oliver Sacks, Musicophilia adlı kitabında, dile dolanan şarkıların “beynimizin müziğe karşı aşırı hassasiyetini gösterdiğini” ifade ediyor. Müzik tekrar içerir; dilmize dolanan şarkılardan kurtulmanın zorluğu da bundan kaynaklı olabilir. Yani şarkının tümünü söylemekten ziyade hafızamıza takılıp kalan bölümlerini tekrarlayıp dururuz. Bazıları şarkıyı baştan sona söylemenin takıntılı tekrarlardan kurtulmayı sağladığını söylerken, bazıları da bunun işe yaramadığını belirtmiştir.Tekrarlar içermenin yanı sıra müzik, düzenli karşımıza çıkan şeyler arasında her defasında aynı şekilde karşımıza çıkmasıyla da farklılık gösterir. Örneğin çitler de görsel olarak tekrarlar içerir, ama her karşılaşmamızda farklı bir açıdan ya da farklı ışık ortamlarında görürüz onları. Fakat bir şarkı dinlediğimizde her defasında tıpa tıp aynı şeyi işitiriz. Tekrarlar hatırlamayı etkileyen önemli bir faktördür. Belki de bu yüzden bir müziği tekrar tekrar işitmek hafızamızda derin çentikler açar ve dilimize dolanan şarkılar bu çentiklerde kök salar.Bu şarkılarda ayrıca ilginç bir hava da vardır; tekrarlar içeren basit özelliğinin yanı sıra onları cazip kılan, akılda kalıcı özellik katan bir hava. Hafıza sistemimize girmelerinin nedeni de bu olabilir.Bir şarkı sürekli dilinize dolanıyorsa, onu dinlemeden de, sadece adının geçmesiyle de dile dolanma durumu tekrarlanabilir. Demek ki bu, geçici bir durum değil, uzun dönemli hafızayla ilgili bir olgu.İnsan hafızasıyla ilgili araştırmalarda, kısa dönemki hafızamızda “köle sistemleri” olarak adlandırılan olgulara dikkat çekilmiştir. Bunlar, belleğimizin görüntü ve sesleri yakalayan bölümleridir ve bir şeye yoğunlaştığımız kısa süre boyunca onları canlı tutmamızı sağlar.Köle sistemlerden biri “zihnin gözü”dür ve görsel bilgileri toplar; diğeri ise örneğin telefon numaralarını hatırlamamızı sağlayan “içkulak”tır. Dile dolanan şarkıların etkilediği kısım işte burasıdır. Gün içindeki planlarımızı, yapılacak işler listesini veya başıboş düşünceleri tekrarlamak yerine içkulağımız bir şarkının birkaç notasına veya sözlerine takılır. Hiç aklımızı meşgul etmeyen bir yanımız, bizim isteklerimizi yerine getirecek yerde bize karşı dönmüş, istemediğimiz halde bir şarkıyı sürekli tekrarlar olmuştur.Modern psikolojinin zihnimizle ilgili vargılarından biri, onun bütünlük halinde olmadığıdır. Yani zihnimizde olup biten tek şey kendi özümüzle ilgili algımız değildir. Zihnimiz, tümüyle bilmediğimiz ve tümüyle kontrolümüz altında olmayan bir iç dünyadır.Dilimize dolanan şarkılardan kurtulmanın en iyi yolu başka bir şeyle ilgilenmektir. Bilişsel mekanizmamızın bir parçası olan ve sesleri hatırlama ve tekrarlama işlevi gören içkulağımız, dilimize dolanan şarkının etki alanına girmiştir. Kontrolümüz altında olmayan bu alana istediğimiz kadar “kes sesini” diyelim, işe yaramayacak, belki de durumu daha da kötüleştirecektir. Yapılacak en iyi şey, onu başka bir işle görevlendirmektir.Bir şarkı ilginç özelliklerinden dolayı dilimize dolanıyorsa, ondan kurtulmanın çaresi benzer bir şarkı söylemek olabilir. Böylece o şarkıyı canlı tutan hafıza ortamının emsalsizliği ortadan kalkacaktır. Bir dahaki sefere siz deneyin, bakalım işe yarayacak mı!BBC Türkçe
Reklam
Ezilmiş Muz ile 3 Boyutlu Baskı!
3B yazıcılarında yiyecekleri kullanarak çikolata, şeker ve hatta dondurma basanları bile gördük. Peki muz kullanarak 3 boyutlu baskı yapabileceğinizi düşünmüş müydünüz? 3Digital Cooks’un kurucusu Luis Rodriguez Alcalde düşündü. Son projesinde muz peltesini ve PLYUMP adını verdiği 3B yazıcılar için püre hazırlayıcısını kullanarak katı objeler basmayı keşfetti. Tahmin edebileceğiniz gibi ezilmiş muz şekil almak konusunda biraz başarısız, dolayısıyla Alcalde patates nişastası da kullanmak zorunda kaldı. İlk ürünü de biraz ürkünç oldu.Pek çoğumuz çevremizde geri dönüşüm için kullanılmak üzere farklı materyaller için farklı çöp kutuları görmüşüzdür: plastikler, kağıtlar, camlar vb. Geri dönüşüm merkezlerinde her şeyin gerçekten ayrı olduğuna emin olmak için ZenRobotics Recycler kullanılabiliyor.Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen sistem gelen materyalleri cinsine göre ayırabiliyor.
"Büyümüş de Küçülmüş" Çocukların 15 Tipik Özelliği
-Hanimiş hanimiş çen çok düzel biy kız mışın?-Biraz daha düzgün konuşursanız daha rahat anlarım...Tebrikler sert kayaya çarptınız, büyümüş de küçülmüş bir çocuk ile karşı karşıyasınız. Annesinin babasının görmediği kuytu bir köşede gözünü korkutmaya varan bir sürece girdiniz, Allah kurtarsın.
'Ayı Winnie', Kılık Kıyafet ve 'Cinsiyetsizlik'ten Polonya'da Yasaklandı!
Koyu Katolik Polonya’nın bir kasabasında, çizgi karakter Ayı Winne (Winnie the Pooh) ‘ müphem cinsiyeti ‘ ve ‘ uygunsuz ‘ kıyafeti nedeniyle ‘ yasaklandı ‘. Ülkenin merkezindeki Tuszyn kasabasında, yasak kararının alındığı belediye meclisi toplantısının ses kaydının sızdırılmasıyla ortaya çıkan diyaloglar şaşkınlık yarattı.Yasak kararı, belediye meclisinin bir oyun parkının tabelasında nasıl bir görsel kullanılmasını ele aldığı toplantıdan çıktı. Sızdırılan ses kaydında, görsel olarak Ayı Winnie’nin önerilmesi üzerine muhafazakar üyeler çizgi karakterin ‘ kılık kıyafeti ‘ ve ‘ cinsiyeti ‘ hakkında şu cümleleri sarf ediyor:”O ayıyla ilgili sorun şu ki gardırobu tam olarak dolu değil. Yarı çıplak, ki bu çocuklar için uygun değil. Polonya’nın geleneksel ayısı başından ayaklarına kadar giyinik ama Winnie’nin sadece belden yukarısı giyinik.””İç çamaşırı giymiyor çünkü cinsiyeti yok.”Bu çok rahatsız edici. Çizeri 60 yaşın üzerindeydi ve Ayı Winnie’nin testislerini bir jiletle kesti çünkü kendi cinsiyetiyle ilgili sorunları vardı.”Diken
Reklam
İşlemci Tarihinin 10 Unutulmaz Kahramanı
Bugünün canavar işlemcilerinin yanında komik de görünseler, bu 10 işlemcinin her biri, birer devrim!Yaklaşık 43 yıl önce Intel, bilgisayar sistemlerinde yeni bir çağ başlattığı iddiasıyla 4004 işlemcisini piyasaya sürmüştü. Bu işlemci, pek çok kaynakta tarihin ilk mikroişlemcisi olarak geçer. Sadece 4-bit yapıya sahipti ve hızıysa 740kHz'di (0,74 MHz veya 0,00074 GHz).Öte yandan hatırlatmak gerekir ki, zamanın en küçük bilgisayarı DEC PDP-11/20 modeliydi ve 16 bit mimariye sahipti. 1,25 MHz frekansa ve 56 kilobyte belleğe sahipti. Intel'in 4004'ü her ne kadar ilk mikroişlemci olsa da, DEC'in bilgisayarlarının gücüyle kıyaslandığında oyuncak gibi kalıyordu.Elbette bu mikroişlemcilerin ilk adımıydı ve önemliydi. Ama gönüllerde yer edebilecek kadar büyük bir adım da değildi. Aslında hızlı bir gelişim çağının başlangıcıydı ve Intel'in iddia ettiği gibi, tümleşik bilgisayar sistemlerinde yeni bir çağ başlatmıştı.Intel 4004 gibi, bir çok şirketin imza attığı önemli işlemciler devrim yaratmayı başardı ve işlemcilerin geleceğini şekillendirdi. Bu yazımızda, devrim olarak değerlendirilebilecek 10 efsane işlemciyi ele alıyoruz...CHIP Online
'3. Havalimanı 2017'ye Yetişmezse Hiçbir Yere Uçamaz Hale Geliriz’
Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, 3’üncü Havalimanı için zemin etüdünün birkaç ay içinde bitirileceğini belirterek, “Bütün dünya bu projeyi bekliyor. Eğer bu havalimanı 2017 sonuna bitmezse hiçbir yere uçamaz hale geleceğiz.” dediİstanbul’a yapılacak üçüncü havalimanında inşaat sürecinin planlandığı gibi sürdüğünü anlatan Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, “Bütün dünya bu projeyi bekliyor. Eğer bu havalimanı 2017 sonuna bitmezse hiçbir yere uçamaz hale geleceğiz. Bunun için çalışmalarımızı son hızla sürdürüyoruz. Zemin etüdünün bu yıl bitmesi gerek, birkaç ay içinde tamamlanacak” dedi. Özdemir, havalimanıyla ilgili iddialar konusunda ise “Denize ada yapılan dönemde biz karaya havalimanı mı yapamayacağız. Bu söylenenleri önyargılı buluyorum” dedi.Ebru Özdemir, Limak’ın işlettiği Priştina Adem Yaşari Havalimanı’na kalifiye eleman yetiştirmek üzere Priştina Üniversitesi bünyesinde hizmete giren Limak Enstitüsü'nün açılış toplantısından sonra soruları yanıtladı. İhaleyi kazanan Limak-Kolin-Cengiz-Mapa-Kalyon Ortak Girişim Grubu (OGG) olarak 3’üncü havalimanının tüm mühendislik süreçlerinden de sorumlu olduklarını aktaran Özdemir, “Bize verilen yolcu sayısına göre tüm dizaynı yapıyoruz. 25 yıl biz işleteceğimiz için en iyi dizaynı yapıyoruz. Yer değişmeyecek, bakan da açıkladı” dedi. Zeminin balçık ve hava sahasının büyük uçakların dönüşüne elverişli olmadığı için bölgede bir havalimanı yapılmasının zor olduğuna yönelik yorumlara ise Özdemir, “Ben bunların hepsinin dedikodu olduğunu düşünüyorum. Londra Heathrow’un trafik kontrol sistemlerini yapan NATTS ile çalışıyoruz. Londra’da 4 havalimanı var, bunlar nasıl birlikte çalışıyor, uçaklar nasıl birbirine dokunmuyor? Bunların hepsi hesap kitap, tartışma işi” diye konuştu. “Belki de biz yeterince kendimizi anlatamadık” sözleriyle özeleştiri de yapan Ebru Özdemir, “Bütün dünya bu havalimanını bekliyor. Dev uçakların inebilmesi için bir liman gerekiyor. İstanbul ve Türkiye’nin büyüyebilmesi için çok kritik bir yatırım bu. 77 milyon metrekare arazi ancak burada bulundu ki buraya karar verildi” dedi.‘Hong Kong’da pist denizin üzerinde, tartışma önyargılı’Bölgede bir zemin iyileştirilmesi gerekeceğini belirten Özdemir, sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada tek zemin iyileştirilmesi yapılan yer burası değil ki. Dubai’yi düşünün denizin üzerine adalar yaptılar. Artık inşaat mühendisliği çok gelişmiş durumda. Biz sonuçta o zemini bir metotla iyileştireceğiz. Hong Kong Havalimanı denizin üzerine yapıldı. Pist denizin üzerinde. Ben bu tartışmaları biraz önyargılı buluyorum. İhalede bize verilen yer bu. Zemin etütlerine göre malzemeyle dolduracağız.”Özdemir, ihale öncesi zemini incelemek için yeterince fırsatlarının olup olmadığına yönelik sorulara ise “Bir ön çalışma yapılıp bir varsayımla devam edilir. Burada yatırım tutarını, geliri, kaç yolcu olacağını bir fizibiliteye koyduk. Tabii ki sapmalar olabilir. Sabiha Gökçen’de tahminimizden 40 milyon euro fazla harcadık. Buradaki risk bizim” karşılığını verdi.Hazine garantisi yok borç üstlenimi varFinansman görüşmelerine başladıklarını anlatan Özdemir, kamu ve yerli bankalardan bir konsorsiyum oluşturulacağını ayrıca Hazine garantisinin değil, borç üstleniminin söz konusunu olduğunu aktardı. Borç üstlenim sözleşmesi, ihaleyi kazanan şirketler ya da idareden kaynaklanan sebeplerden dolayı fesh olursa, bu durumda ne olacağını düzenliyor. Özdemir, dev projelere fon bulmanın zorlaştığı bir dönemde görüşmelerin nasıl gittiğine yönelik soruya da “Bu finansman euro bazında olacak, dolayısıyla hem faizler çok düşük hem de çok ciddi bir ilgi var. Avrupa şu anda ‘keşke böyle yatırımlar yapılsa da büyüme gelse’ modunda. Burada bir sıkıntı görmüyoruz. Ama dolarda faizler çok hızlı yükselecek diye düşünüyorum. Garanti, Yapı Kredi ve İş Bankası ile görüyoruz, ama tam netleşmedi” karşılığını verdi.Kuşları engelleyen sistem aranıyor, flora taşınıyorÇevresel etki değerlendirme çalışmalarının Ekvator prensiplerine göre yapıldığını ve yabancı kreditörlerin kabul ettiği bir şirket olduğunu vurgulayan Özdemir, 1 yıldır kuş ölçümlerinin gerçekleştirildiğini anlattı. “Bu raporu hazırlamamızın sebebi, çevreye negatif etkiyi minimumda tutabilmek. Geçenlerde Delhi Havalimanı’na indim. Her taraf kuş doluydu. Uysal duran kuşlardı. Kuşları engelleyecek ses sistemleri var. Dünyada bu tür zorlukların çıktığı ilk havalimanı bu değil” diyen Özdemir, bölgedeki bitkileri inceleyip oraya özgü florayı taşıdıklarını kaydetti.İhale şartnamesinde ‘Tüm tarifeli uçuşlar yeni havalimanından yapılır’ ifadesinin bulunduğunu anlatan Ebru Özdemir, Atatürk Havalimanı’ndan geçişin bir gecede mi yoksa aşama aşama mı olacağının yeni havalimanının açılışından bir yıl önce kararlaştırılacağını söyledi. Atatürk Havalimanı ve çevresinde 30 bin kişinin istihdam edildiğini belirten Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı, dükkan sahiplerinin ticari haklarının korunduğunu, yer hizmetleri, kargo gibi alanlardaki kalifiye çalışanları istihdam edebileceklerini sözlerine ekledi.Kosova'da kalifiye eleman için enstitü kurduLimak, Yugoslavya’dan ayrılan ülkeler içinde en büyük 3’üncü havalimanı olan Priştina’yı işletiyor. Şirket, kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak üzere bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi ve Priştina Üniversitesi bünyesinde, Boğaziçi Üniversitesi desteğiyle bir Limak Enstitüsü kurdu. Burada eğitim gören öğrencilere staj imkanı da sağlanacak. Ebru Özdemir, Priştina’da 640 çalışanları olduğunu ancak bu elemanları gençleştirirken işi okulda öğrenen gerçek liman işletmecileri ile çalışmak istediklerini söyledi. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu da “Sanayi- üniversite işbirliği açısından model olabilecek bir proje oldu. Boğaziçi olarak ilk kez böyle bir projeyi yurtdışında gerçekleştiriyoruz” dedi. Limak Kosova International Airport CEO’su Haldun Fırat Köktürk ise ülkede gençlerin önce “Tanıdığımız yok bizi almazlar” diyerek programa katılmaya çekindiğini, bu önyargıyı kırmak için çaba gösterdiklerini anlattı. Proje danışmanı Aylin Löle de Kosova’da genç işsizliğin yüzde 50’lerde olduğunu bu nedenle eğitimlere büyük ilgi gösterildiğini söyledi.Yeni yatırımlar Fildişi Sahili ve Kuveyt’teLimak, bugün varlıkları 7 milyar dolara ulaşan bir şirketler grubu. Grup, son dönemde Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki hisselerinin satışıyla gündeme geldi. Ebru Özdemir, hisselerin Malezyalı ortaklarına satışında izin sürecinin sürdüğünü söyledi. Sahip değişikliğinin ardından havalimanının adını ancak kamu idaresinin değiştirebileceğini belirten Özdemir, 3’üncü havalimanının adını da yine idarenin belirleyeceğini kaydetti. Özdemir, hisse satışının gerekçesiyle ilgili soruları yeni yatırım planlarını anlatarak yanıtladı: “Yıl sonuna kadar Sabiha Gökçen’in devrinin tamamlanmasını bekliyoruz. 3 kere 76 milyon euro kira ödedik. Malezyalıların verdiği rakamla havalimanının değeri 700 milyon euro oldu ama hâlâ ödenmesi gereken 1.7 milyar euro kira borcu var. Buradan elde ettiğimiz gelirle, kaldıraç etkisini de dikkate aldığınızda 1.1 milyar dolarlık yeni yatırım için fon elde edeceğiz. Biz iş geliştiriciyiz. Değer yarattığımızda bunu realize edip yenilerine bakıyoruz. Enerji üretimimizi çeşitlendirmemiz gerekiyor. Bir yandan da 3’üncü havalimanına konsantre olacağız. Kahire’de ikinci pisti yapıyoruz. Kuveyt’te havalimanı ihalesine 4.7 milyar dolarla en iyi teklifi verdik.” Özdemir, odaklandıkları bir diğer sektör olan çimentoda ise Afrika’ya açılacaklarını, Fildişi Sahili’nde 50 milyon dolara üretim tesisi kuracaklarını, Mozambik’e de yatırım için baktıklarını ifade etti.Dünya
7 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i yerli 7 film vizyona girecek.'Kumun Tadı'Melisa Önel'in yönettiği ve Mira Furlan, Timuçin Esen, Ahmet Rıfat Şungar ile Mustafa Uzunyılmaz'ın oynadığı 'Kumun Tadı' izleyici ile buluşacak.Dünya prömiyeri 64. Berlin Film Festivali'nin 'Forum' bölümünde yapılan film, kamyon şoförü Hamit'in yaşadıklarını konu alıyor.'Asfalt Çiçekleri'Yapımcılığını ve yönetmenliğini Kamil Koç'un yaptığı 'Asfalt Çiçekleri', haftanın bir başka dram türündeki filmi.Hilmi Korkmaz, Sema Şahingöz, Sinem İslamoğlu ile Semir Aslanyürek'in oynadığı film, genç bir ressamın arayış hikayesini anlatıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen filmin çekimleri, İstanbul, İzmit, Osmancık, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, İzmir, Selçuk ve Konya'da yapıldı.'Ümmü Sıbyan: Zifir'Efe Hızır'ın yönettiği 'Ümmü Sıbyan: Zifir' filminin oyuncu kadrosunda Melisa Akman, Berkan Bulut, Rabia Kaya ile Mustafa Kırantepe gibi isimler yer alıyor.Korku türündeki film, lise son sınıfta okuyan bir grup arkadaşın mezun olmadan önce son bir çılgınlık yapmaya karar vererek, gece okula gizlice girip ruh çağırma seansı yapmaları sonucu yaşanan olayları beyaz perdeye aktarıyor.'Karışık Kaset'Sarp Apak, Özge Özpirinçci, Bülent Emin Yarar, Ulaşcan Kutlu, Aslıhan Kapanşahin, Burak Sarımola, Atilla Taş, Öznur Serçeller ile Sevinç Erbulak'ın oynadığı 'Karışık Kaset' adlı filmin yönetmenliğini Tunç Şahin yaptı.Filmde Ulaş karakterini canlandıran Sarp Apak ile İrem karakterine hayat veren Özge Özpirinçci'nin 20 yıl önce başlayıp, günümüze dek gelen aşk serüveni anlatılıyor.'Karışık Kaset', Uygar Şirin'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlandı.'Seni Seviyorum Adamım'Biray Dalkıran'ın yönettiği ve Barış Kılıç, Gizem Karaca, Asuman Dabak, Yıldız Kültür, Ayşen Gruda, Aslı Omağ ile Murat Serezli'nin oynadığı 'Seni Seviyorum Adamım' izleyici ile buluşacak.Film, mesleğine küserek KKTC'de sahil kasabasına yerleşen, eskiden oldukça başarılı bir müzik yapımcısı olan Ömer ile hayatının son günlerini yaşadığını öğrenen genç ve yetenekli genç kız Ezel'in hikayesini konu alıyor.'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1'Dünyada ilgiyle izlenen 'Açlık Oyunları' film serisinin merakla beklenen üçüncü bölümü 'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1', Türkiye'deki sinema severlerle buluşacak.Francis Lawrence'in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Robert Knepper, Julianne Moore ve Elizabeth Banks yer aldı.'Şeflerin Savaşı'Jean Reno, Michael Youn, Raphaelle Agogue ile Julien Boisselier'in oynadığı 'Şeflerin Savaşı' filminin yönetmenliğini Daniel Cohen üstlendi.Komedi türündeki filmde; restorana gelen yeni müdürün, moleküler gastronomide uzmanlaşmış daha genç bir şef getirmek istemesi ve şefin restorana bir yıldızını kaybettirmeye çalışması anlatılıyor.AA
Reklam
Breaking Bad Hasretinizi Bastıracak %100 Saf ve Mavi 10 Soundtrack
2008 yılında sessiz sedasız yayın hayatına giren ve biterken de kitleleri ağlatan, sadece senaryosuyla değil bittiği için bile kahreden efsanevi dizi Breaking Bad’i çok özlüyoruz. “F*ck you Bogdan and your eyebrows” diyerek isyanını başlatan ve daha sonra “Say my name!” özgüveniyle karanlık yüzün, zehirli zihni Walter White’ı izlemek muhteşem bir histi! Daha fazla duygusallaşmaya gerek yok, Mr White ve Jesse sizi özledik. Utanmasak Skylar seni de özledik diyeceğiz. Neyse, bizi o heyecan dolu, merak dolu günlere geri götürecek, bir nebze olsun özlemimizi, hasretimizi dindirecek Breaking Bad şarkıları huzurlarınızda;
Reklam
19 Yıllık Petrolümüz Kaldı
Türkiye'nin 46,3 milyon ton ham petrol, 6,3 milyar metreküp doğalgaz rezervi kaldı.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri hız kesmeden sürüyor.Yılın 8 ayında, ruhsat sahalarında 3 bin 61 kilometresi denizlerde, 262 kilometresi karalarda olmak üzere toplam 3 bin 323 kilometre iki boyutlu sismik arama, 8 bin 933 kilometrekaresi denizlerde ve 593 kilometresi karalarda olmak üzere toplam 9 bin 526 kilometrekare üç boyutlu sismik arama çalışması gerçekleştirildi.Bu dönemde petrol ve doğalgaz bulmak amacıyla, 65 arama ve tespit kuyusu, 62 üretim kuyusu olmak üzere toplam 127 kuyu açıldı. Açılan bu kuyularda 249 bin metraja ulaşıldı.Arama faaliyetleri kapsamında 1934'ten bu yana 2 bin 726 arama ve tespit, bin 840 üretim kuyusu olmak üzere toplam 4 bin 566 kuyu açıldı ve toplam 8 bin 497 kilometre sondaj yapıldı. Açılan kuyuların yüzde 70’i Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, yüzde 22’si Trakya Bölgesi'nde, yüzde 8’i ise diğer bölgelerde yer alıyor.Bu çalışmalar sonucu 130 ham petrol sahası, 56 doğalgaz sahası keşfedildi. Bu sahalarda halen bin 309 kuyudan ham petrol, 235 kuyudan ise doğalgaz üretimi yapılıyor.Bu yılın 8 aylık dönemde 1,6 milyon ton ham petrol, 343 milyon metreküp doğalgaz üretimi yapıldı. Ortalama günlük ham petrol üretimi 46 bin 536 varil, doğalgaz üretimi ise günlük 1,41 milyon metreküp olarak gerçekleşti.Türkiye'de 1934'ten bu yılın ağustos ayı sonuna kadar toplam 144,3 milyon ton ham petrol ve 13,9 milyar metreküp doğalgaz üretimi yapıldı.Ağustos sonu itibarıyla Türkiye'nin 46,3 milyon ton ham petrol, 6,3 milyar metreküp doğalgaz rezervi kaldı.Yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bu yılki aylık ortalama üretim seviyeleri ile Türkiye'de 19,3 yıllık ham petrol rezervi, 12,2 yıllık doğalgaz rezervi kaldı.Türkiye, yılın 8 ayında 1,6 milyon tonluk ham petrol üretimine karşılık, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 10,8 milyon ton da ithalat gerçekleştirdi. Ham petrol üretimi, ithalatın yaklaşık yüzde 13'üne karşılık geldi.Aynı dönemde 343 milyon metreküp doğalgaz üretimine karşılık 32 milyar 256 milyon 700 bin metreküp doğalgaz ithal edildi. Doğalgaz üretimi ise ithalatın yaklaşık yüzde 1'inde kaldı.Türkiye'de 29 yerli, 17 yabancı olmak üzere toplam 46 petrol şirketi, 189 arama, 89 işletme ruhsatında ham petrol ve doğalgaz arama faaliyetinde bulunuyor.AA
Balığın Gözünü Çıkarıp Çiğ Çiğ Yiyen Adam
Yakaladığı balığı canlı canlı gözlerini oyan bu adama sosyal medyadan tepki yağıyor. Bıçak darbeleriyke gözünü çıkardığı balığın gözlerini tek hamleyle mideye indiren balıkçı ardından gözün lezzetinden bahsederek videoyu paylaştı
Facebook Karanlık Tarafa Neden Geçti?
Facebook geçtiğimiz günlerde TOR desteği vermeye başladığını açıkladı. Yani bu gelişmeyle Facebook Dark Web için destek veren ilk sosyal ağ oldu.Günümüzde IP adreslerinin sıkça takip edilmesi ve bunun aleni şekilde açıklanarak yapılması, kullanıcıları ve girişimcileri teknik takibi önleyen ve kişilere gizlilik sağlayan anonim sosyal ağlar kurmaya ve kullanmaya itti.Özellikle devletlerin bu takipler sonucunda kullanıcıları tespit etmesi gibi durumlardan ötürü kullanıcı sayısı azalan ve azalma korkusu taşıyan Facebook’ta, TOR ile birlikte bu kullanıcıları tekrar cesaretlendirmek istiyor. Malum gezi olaylarında yaşadığımız baskınlar vs. gibi durumların önlenmesi için geliştirilen ve Dark Web adı verilen bu sistem, Facebook’un politikası ile de örtüşüyor. Özellikle Türkiye, Çin gibi sıkı takip yaparak yasaklar getiren ülkelerde ki kullanıcılarını kaybetmek istemeyen ve gelişebilecek yeni anonim sosyal ağların önüne geçmek isteyen Facebook da karanlık tarafa adımını attı.Peki şimdi ne olacak? Bu hamle hangi sonuçları doğuracak?Aslında bu durum özellikle Facebook için tam bir anonimlik anlamı taşımayacak. Yazılan yazıların kimin tarafından yazıldığı belli olacak. Ancak TOR ile Facebook’a yapacağınız bağlantılarda IP adresleriniz gizli kalacak. Yani hangi IP’den o yazının yazıldığı ispatlanamayacak. Sonuçta bir suçun kimin tarafından işlendiği IP adresleri sayesinde kanıtlanabiliyor.Bu durum sadece Türkiye için değil birçok ülke için büyük yasal sorunlarıda beraberinde getirecek gibi görünüyor. Bakalım devletler tarafında saf tutan etik hackerların bir karşı hamlesi olacak mı?TOR Nedir?T he O nion R outer’ın kısaltması olan TOR , iç içe ağlardan oluşan, internete kullanıcı adresinizi ve IP’nizi vermeden, anonim olarak bağlanmanızı sağlayan ve Devletler gibi resmi ve özel şirketlerin sizleri takip etmesini önlemeyi amaçlayan özel bir internet ağıdır.
Reklam