Bizdeki adı “Doğa İçin Çal” olan projenin yabancı versiyonu “Değişim İçin Çal” (Playing For Change) müziğin barışı ve yardımlaşmayı sağlayacak tek güç olduğunu savunuyor. Birbirinden güzel çalışmalar ile dünyanın farklı yerindeki müzisyenleri bir araya getirerek bir müzik ziyafeti sunuyorlar. Daha fazla bilgi edinmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. İşte değişim için çalan güzel insanlar.
Muhtemelen bu arkadaş insanları dürtmekten kol kası yapmıştır. Bu modelin eylemi, sanki biz görmemişiz gibi, filmin her kilit sahnesinde bizi dürterek kaşgöz yapması şeklinde tekerrür eder. Facebook'ta fazla zaman geçiriyordur uzak durun.
2014'te de insanlar olaylara karşı tepkilerini internetteki mizah gücünü kullanarak gösterdi ve ortaya amatör veya profesyonel, gerçekten çok komik 'eser'ler çıktı. Bu eserlerin derlendiği onedio içeriklerikleriyle beraber caps'lerle dolu geçen yılın özeti karşınızda:Not: İçerikler için madde başlıklarını tıklamanız yeterli.
NASA, günler süren güçlü fırtınaların ardından Güneş'te dev bir patlama gözlemledi. Patlamanın Dünya'nın bazı bölgelerin radyo dalgalarını bloke ettiği belirtildi.NASA, Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) uzay aracı tarafından Cuma günü gözlemlenen dev patlamanın fotoğrafını yayımladı. Şiddeti X1.8 sınıfı olarak açıklanan patlama, Cuma'yı Cumartesiye bağlayan gece dünyanın bazı bölgelerinde geçici olarak radyo dalgalarını bloke etti.Dev patlamanın, yıldızın üzerindeki Aktif Bölge 2242 olarak adlandırılan Güneş lekesinde meydana geldiği belirtildi. NASA, aktif bölgede daha fazla Güneş fırtınası yaşanabileceği bilgisini verdi. ABD Uzay Hava Tahmini Merkezi (SWPC) tarafından yapılan açıklamada, 'aktif bölgenin büyük ve belirsiz olduğu, orta dereceli radyo kesintileri yaşanabileceği ve büyük bir patlama daha görülebileceği' belirtildi.2014'ü patlamalarla kapatıyorGüneş, X1.8 patlamasının öncesinde birçok şiddetli patlamaya daha tanık oldu. Aktif Bölge 2241'de hafta içinde yaşanan iki patlamanın şiddetleri sırasıyla M8.7 ve M6.9 olarak ölçüldü.Güneş lekeleri, çok güçlü manyetik alan faaliyetlerinin yaşandığı bölgeler olarak biliniyor. X-sınıfı patlamalar, bu bölgelerde yaşanan en şiddetli Güneş olayı olarak tanımlanıyor. Taç kütle atımı olarak da bilinen patlamalar, uzaya büyük miktarda yüklü parçacık saçıyor. Aktif bölgelerin konumuna göre, patlamalar Dünya'yı da etkileyebiliyor.Space.com'un verdiği bilgiye göre, Cuma gecesi yaşanan patlama özellikle Avustralya ve Pasifik'in güneyinde etkili oldu. Her 11 yılda tamamlanan döngü sonucunda Güneş'in üzerindeki lekelerin sayısında değişim görülüyor. Güneş, şu an 24'üncü döngü içinde yer alıyor.Kaynak: Space.com ve Al Jazeera
“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl, elimizdeki kitap; marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup üzerinde tartışılmaya değer bir kitap.Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Diyalektik İmgelem” kitabı Türk okuyucusu ile daha önce Ünsal Oskay’ın çevrisiyle, buluşmuştu. Kitapta tüm marksist kuramsal dünyayı eleştiren ve etkileyen Frankfurt Okulu konu edilmiş. Martin Jay, kitabında tüm tarihsel süreçleri ve kişileri ayrıntılı bir çalışmayla ele almış. Öncelikle metodolojik olarak kitaba hakkını teslim etmemiz gerekli, gerçekten iyi hazırlanmış.Kitabın giriş kısmından itibaren kitabın niyeti, sınırları ve amaçları belirtilmiş. Yazar, günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan birçok tartışmanın çıkış noktası olan Frankfurt Okulu'nun tarihsel konumunu ele almakla başlamış. Frankfurt Okulu bir düşünce kulübünden ziyade bir düşünme metodu çevresine toplanmış dönemin ruhu aslında. 'Aktivist entelektüel' ifadesi kitabın giriş kısmında eleştirilerek entelektüel; “zaten düşüncesini dışsallaştıran kişi” olarak tanımlanıyor. Kitaptan bir alıntıyla ifade edersek: 'Radikal entelektüel, fildişi kulesini terk etmesi için değişimin popüler gücüyle çok yakından özdeşleştiğinde mükemmel olanı başarmayı da tehlikeye atıyor.'Kitabın yazarı Martin Jay, Frankfurt Okulu’nun 1923-1950 yıllarını aktarırken; Horkheimer, Adorno, Erich Fromm, Löwenthal gibi yazarların hayatlarını ve dünyaya karşı bireysel tutumlarını da ele alıyor. Bu yazarların 1933’te göç etmek zorunda kalmaları onların yazılarını da derinden etkiliyor, bu da dış dünya ile ilişkilerinde 'sürgün'de bir bakış açısı oluşturmalarına yol açıyor. Yaşadıkları dönem; hem faşizmden kaçma ve hayatta kalma hem de yaşanan Sovyetler Birliği deneyimine sahip çıkma ve onu reddetme arasında gidip geldikleri bir dönem. Bir geriye dönüş taramasıyla tüm filozofları tekrar okuyorlar. Söz konusu yıllar hem Sovyet deneyiminin hem de Avrupa'nın faşizm gölgesinde kaldığı yıllar olduğu için eleştirel teorinin yanı sıra o fikrin uygunabirliğine dair bir metot izliyor. Antropolojiden, psikanalize, fenomenolojiye, estetiğe, sosyal psikolojiye felsefenin birçok alanına eleştirel bir bakış sergiliyorlar. Tam da bu noktada “bilimsel sosyalizm”, “diyalektik materyalizm” gibi kavramlara enstitünün soğuk bakması; Sovyet deneyime ve örgütlülüğe mesafeli duruşları politik çıkmazları olarak ortaya çıkıyor. Bu duruş, Marksistler arasında - sonraki yıllarda daha fazla belirginleşen- Sovyetler Birliği’nin reddine kadar uzanan bir politik duruş ayrılığına yol açıyor. Liberal sol denilen akımın beslenme damarlarını oluşturuyor.Martin Jay, bir Amerikalı olarak anlattığı dönemi oldukça geniş kaynaklardan ve özellikle de kişisel yazışmalardan derlemiş. Frankfurt Okulu’nun eleştiri teorisi başlığında dünyaya yeni bir bakış açısı getirmek üzere nasıl oluştuğunun cevabını aramış. Birbirleriyle tanışmalarına, hatta bireysel bunalımlarına da yer vermiş. Özellikle cesurca altını çizdiği gibi; Frankfurt Okulu'nun çoğunluğunun Yahudi kimliğine sahip olması dünyayı yorumlamalarında etkili olmuş. Bir Yahudi olarak nazizmin yükselişine tanıklık etmek onları daha pesimist olmaya itmiş. Bu da gayet insani kuşkusuz. Eleştiri okulundakilerin parti ile ilişkileri, örgütlülüğe bakışları ve tüm marksist teori kavramlarıyla yeniden ilişkilenmeleri kitapta ayrıntılı şekilde yer almış. Diyalektik materyalizm, sınıf, bilinç, üretim ilişkileri gibi oldukça tanıdık olan kavramlarla mesafelerine de dikkatlice değinilmiş.Kitapta özellikle vurgulanan nokta aslında mutlak gerçek konusunda oldukça tereddüt içinde olmaları. Bu Sovyetler’e bakışlarına da yansıyor. Bilimsel sosyalizmden ne anlaşılması gerektiği ya da sosyal bilimler enstitüsünün “ne anladığı” aktarılmış kitapta. Adorno'nun Kraucer’le tanışması ve bu tanışıklığın etkilerinden tutun, Adorno'nun neden müzik teorisine ilgi duyduğuna kadar birçok konuda okuyucuyu tatmin edecek geniş bir bilgi çerçevesi sunmuş.Grünberg'den sonra psikanalizin enstitüye hızlı bir şekilde girmesiyle beraber Marcuse'un döneminin başlaması gibi tarihsel detayları içeren kitap; tüm teorisyenleri, yaşamlarından kesitlerle okuyucuya aktarıyor. Kendi düşünceleri ve çekişmelerini görme fırsatı buluyoruz bu sayede. Horkheimer'in Nietzsche okuması ve Kant üzerine yeniden okumaları ve yazdığı makaleleri kitapta referans vermesi başka kaynaklara yönlendirmesi açısından okuyucu için oldukça büyük bir fırsat oluşturuyor.“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Ayrıca 'kültür endüstrisi' başta olmaz üzere; 'sınıf bilinci' gibi aşina olduğumuz kavramlara ve hakkındaki diğer tartışmalara ışık tutarken, aynı zamanda Frankfurt Okulu'na mensup olmasa da onu dışarıdan etkileyen ve katkı sağlayan Lukacs, Gramsci, Sartre, Bloch ve Benjamin gibi düşünürlere de değinilmiş. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl kitap, marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup üzerinde tartışılmaya değer bir kitap.Turgay Seçkin Serpil/İleri Haber
Yeni girişimcilerin belki de en çok zorlandığı konuların başında, girişimlerin çok farklı alanlardaki ihtiyaçlarına yönelik bilgilerin hepsine sahip olmak zorunda olmaları, ya da bununla ilgili profesyonel bir destek almak zorunda olmalarını gösteriyor.Çoğu girişimcinin karşılaştığı en büyük problemlerin başında şirket açmak, muhasebe tutmaya başlamak ve hukuksal işlemler geliyor. Girişimlerin belki de en çok dış destek aldığı konular bunlar. Elbette iş bununla da sınırlı değil, bir girişimcinin pazarlamadan kullanıcı deneyimine, satıştan teknik geliştirmeye her konuda 360 derece bir bilgi birikimine sahip olması çok kritik.Snacks adlı mobil uygulama, tasarım, geliştirme, girişim hukuku, pazarlama gibi konular hakkında hap bilgileri tek bir uygulama altında toplama görevini üstlenen bir mobil uygulama. Kısacası bir girişimin sahip olmak isteyebileceği pek çok konu hakkında bilgileri bir mobil uygulamada bir araya getiriyor.Honolulu’da düzenlenen Startup Weekend‘de ortaya çıkan bir girişim olan Snacks’in ilk olarak sadece iOS versiyonu piyasaya çıkacak. Ortaya çıktığı ortam gereği fikir aşamasından hızlıca hayata geçen Snacks, girişimlerin nasıl çalıştığıyla ilgili olarak kullanıcılarına bilgi veriyor. Yani aslında hem yeni girişimcilerin hem de girişim yapmak isteyen herkesin mutlaka göz atmasında fayda olan bir bilgi birikimi hazinesi niteliğini taşıyor.Elbette gerek muhasebe, gerekse hukuk konularında diğer ülkelerden farklı kurallarımız var. Ancak uygulamada sunulan, tasarım, kullanıcı deneyimi ve geliştirme gibi konular Türk girişimcilerin de işine fazlasıyla yarayabilir. Bununla birlikte yurtdışına, ABD’ye açılma hayali olan girişimlerin de Snacks’e bakmasında büyük fayda olabilir. Eğer girişimci adayıysanız, Snacks’in iOS versiyonu için beta listesine kayıt olabilirsiniz.Webrazzi
Hemen herkesin aklında, insanlığın geleceğiyle alakalı farklı fikirler ya da hayaller vardır. Birçoğunun da aşağıdaki gibi bir yaşamı resmetmediğine eminiz. Ancak giderek artan dünya nüfusu, yaşam alanlarının iç içe geçmesi ve doğal kaynakların azalması gibi sorunlar yüzünden, geleceğimizin tıpkı örneğini aşağıda göreceğiniz klostrofobik bir kabusa dönüşmesi de muhtemeldir. İşte Japonya’dan yayılmaya başlayan kapsül ev merakı…
Üsküdar Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Tarhan, 'Türk kültürüne uygun yalan makinesi geliştireceklerini' belirtti.Üsküdar Üniversitesi'nde, beyindeki sinyallerin bilgisayarlara aktarılması yoluyla elde edilen verilerin değerlendirildiği proje kapsamında yalan makineleri, Türk kültürüne uygun şekilde üretilecek.Üniversitenin kurucu rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üzerinde çalıştıkları 'yerli yalan makinesi' projesini AA muhabirine anlattı.Yalanın bir insanın inanmadığı şeyleri söylemesi olduğunu dile getiren Tarhan, 'Bir kimsenin inandığı veya inanmadığı bir şeyi söylediği zaman beyninde oluşan tepkiler farklı oluyor. Beyindeki sinir iletisi, oksijen ve glikoz tüketimi de farklı oluyor. Bu özelliklerle bir insanın beyninin yalanla tepkisini ölçebiliyoruz' diye konuştu.Tarhan, beyin sinyalleri, cilt ısısı, cilt direnci, kalp atışı, solunum sıklığını ve kas gerginliğindeki değişiklikleri sensörlerle yalan makinesine bağlı bilgisayarlara aktardıklarını belirtti.Kişinin doğru söyleyip söylemediğine ilişkin ölçülebilir bilgilere bu yolla ulaştıklarına dikkati çeken Tarhan, şöyle devam etti:'Geçtiğimiz dönemde bir yasa çıktı. Türkiye'de yalan makinesiyle ilgili istihbarat yapısı içinde ve güvenlik güçleri çerçevesinde kullanma kararı alındı. Bu büyük ithalat gerektiren bir durum. Her il ya da ilçedeki yerlerde sorgulama esnasında yalan makinesi kullandıracaksınız. Bu da önemli miktarda ithalat ve döviz kaybını gerektiriyor. Biz üniversite olarak bunu yapabilecek öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Gerekli fiziki ve teknolojik altyapımız var. Biz bunu bir proje haline getirirsek üretimini yapabiliriz. Yaptığımız çalışma zaten maliyeti ciddi bir şekilde azaltacaktır.'Tarhan, projenin hayata geçirilmesi için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile kalkınma ajanslarından destek beklediklerini dile getirdi. Projenin kabul görmesi halinde 1 sene içinde üretime geçebileceklerini kaydeden Tarhan, makinenin kültürel boyutlara uygun olmasına dikkat edeceklerini vurguladı.Prof. Tarhan, proje hakkında şu bilgileri verdi:'Biz Türk kültürüne uygun yalan makinesi geliştireceğiz. Çünkü onların ölçeğine göre yalan denilen şeyler bizim için doğal olabilir. Kişinin bunu yalan olarak algılaması çok önemli. Mesela eşinin kıskançlığıyla ilgili bir soru sorduğun zaman bir Amerikalı bunu normal kabul edebilir. Beyinde onunla ilgili yalan tepkisi vermeyebilir. Ama bizde kıskançlıkla ilgili bir soru sorduğunuzda, Türk toplumunda, kültürel yapımıza göre beyin daha duyarlı tepki verir. Biz yazılımda bunu da geliştireceğiz. Kültürel özellikli bir yalan makinesi üreteceğiz. Yazılımda Türk insanının özelliklerini de göz önüne alacağız. Bu nedenle yalan makinesinde hata ihtimali daha az olacak. Mesela bir Karadenizli'nin silah gördüğü zaman beynindeki tepkiyle bir Egeli'nin tepkisi aynı olmaz. Bir Avrupalı'nın aynı olmaz.'Tarhan, yerli yalan makinesinin yaygınlaşması halinde yurt dışına ihraç edilebileceğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Ar-Ge Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Cumhur Taş da yalan makinesinin işleyişi hakkında bilgi verdi.Taş, ilk aşamada kişinin kafasına elektrotlar bağlandığını ifade ederek, 'Tıpkı kalp filmini çeker gibi beyninizin de filmini çekebiliyoruz. Çünkü her ikisi de elektriksel sinyallerle çalışıyor. Elektrotları bağladıktan sonra ekranda sinyallere bakıyoruz. Sonrasında bu sinyalleri birtakım matematiksel işlemlerden geçirip kişinin o anki kararına ve düşüncesine yönelik birtakım öngörülerde bulunuyoruz' diye konuştu.İnsanların beyin izleri varOlay yerindeki parmak izine benzer izlerin insan beyninde de yer aldığını dile getiren Taş, buna bakılarak bazı suçların ortaya çıkartılabileceğini belirtti.Taş, yalan makinesinin çalışma prensiplerini şöyle anlattı:'Örneğin buradaki arkadaşımız sanal bir suç işlemiş olsun. Bu suçla ilgili suç aletleri de var. Arkadaşımıza önce bilgisayar aracılığıyla suç aletlerini görüp görmediğini soruyoruz. Kendisi olayı inkar ediyor ve yalan söylüyor. Öncelikle olayla ilişkisiz kelimeleri, sonrasında da olayla ilişkili esas suç aletini ve diğer aletleri gösteriyoruz. Ekranda bir sopa, sonrasında bir silah ve bıçak var. Rastgele bir dizinde 20-30 kez bunları gösteriyoruz. Bu sırada bizim karşımızdakinden beklediğimiz bir yanıt vermemesi, sadece ekrana bakması. Çünkü biz ondan yanıt istemiyoruz. Beyin dalgalarını istiyoruz.'Cumhur Taş, daha sonra bıçakla suçu inkar eden kişinin beyin dalgalarını detaylı şekilde incelediklerini söyledi. İlk dalganın nötral kelimelere ilişkin şekillendiğini anlatan Taş, '300. milisaniyede hepimizin beyninde bir kelime duyduğumuzda yukarı doğru artan ve sonrasında inen bir dalga oluşur. Size gösterilenler daha önce hiç görmediğiniz bir şeyin resmi ise burada yeşil renkli, bir öncekinden daha düşük genişlikte başka bir dalga oluşur. Eğer siz daha önce bu uyarını gördüyseniz ancak görmediğinizi de beyan ediyorsanız, (mavi renkli) bu dalga gösterir ki siz o uyaranla daha önce kesinlikle karşılaşmışsınız' diye konuştu.Taş, bu şekilde şüphelinin suç işlediği aleti daha önce görüp görmediğini rahatlıkla ortaya koyabileceklerini dile getirdi.İzzet Taşkıran, AA
Akıllı telefon üreticisi BlackBerry ve Boeing kendini imha eden bir telefon üretme konusunda işbirliğine gidiyor.Uçuş ve güvenlik teknolojileri firması Boeing'in yaklaşık bir yıldır Black ismini verdiği akıllı bir telefon üzerinde çalıştığı biliniyordu. Telefonla ilgili olarak ortaya çıkan yeni bilgiler ise kendi kendini yok edebilme özelliğine sahip olacağı yönünde.BlackBerry adına açıklama yapan CEO John Chen, 'BES 12 servisini kullanarak Android işletim sistemli telefonun güvenlik özelliklerini geliştirmek için Boeing ile işbirliği yapacaklarını' ifade etti. Daha fazla açıklama yapmayan Chen işbirliğinden memnun olduklarını da dile getirdi.Firmanın donanımsal olarak şifreleme teknolojisine sahip olacak Black isimli telefonun kapağı açılmaya ya da kırılmaya çalışıldığında içindeki verileri siliyor. Özellikle devlet kurumları, gizli servis ve benzeri konumlarda çalışanlar için tasarlanan telefonda çift SIM kart, biyometrik tanıma, uydu bağlantı modülü gibi özellikler bulunacak. Yeni telefonun piyasaya çıkış tarihi, son kullanıcıya satılıp satılmayacağı gibi bilgiler ise açıklanmadı.Kaynak: BlackBerry
Her ay çıkarmaya karar verdiğimiz klasik arabalar galerisinin Aralık sayısında yepyeni ve birbirinden güzel 26 klasik arabayla karşınızdayız :) Önceki galerilere buradan ulaşabilirsiniz.
Microsoft firmasının yeni işletim sistemi olan Windows 10 ürünü 2015 yılının ortalarından resmi olarak kullanıma sunulacak. Microsoft, Windows 10 ürününü test edebilmek için 1,5 milyon kişinin kaydolduğu ve bu rakamın yaklaşık 500 bin kullanıcısının da aktif olarak ürünü denediğini açıkladı. Bu rakamlarla Microsoft firması en çok talep gören rakamları Windows 10 ürünü ile yakalayarak rekor kırmış oldu. Ürünü deneyen kullanıcılar ise şimdiye kadar yaklaşık 1500 hatanın çözüme ulaşmasını sağlamışlar.MilliyetTeknoloji
littleBits şüphesiz son yıllarda piyasaya çıkan en heyecan verici ürünlerden. Modüler elektronik parçalar sayesinde pek çok amaca hizmet eden küçük makineler yapılabiliyor. Arthur Sacek, littleBits’in parçalarını LEGO parçalarıyla birleştirerek bir çizimi çoğaltabilen bir alet yapmış. Henüz evlerdeki yazıcıların yerini alması zor olsa da oldukça eğlenceli bir proje olduğu kesin.
Bu Tarz Benim'in final gecesinde kazanan belli oldu. Bu Tarz Benim sezon finalinde Ezgi Baylar ve Ayşenur Balcı ile yarışan ikizler Aycan-Nurcan Şencan birinci oldu. İzleyicilerden ise finalin canlı olmamasına büyük tepki vardı, yorum yağdı! Sadece son bölüm canlı olarak ekranlara geldi. Bu kez de jüri üyeleri ve seyirci yoktu.BU TARZ BENİM'İN BİRİNCİSİ KİM OLDU?Bu Tarz Benim'de kazanan kim? sorusu dün akşam yanıtını buldu, Nurcan-Aycan Şencan kardeşler 100 bin liralık büyük ödülün sahibi oldu.BU TARZ BENİM'DE NELER YAŞANDI?Show TV'de ekranlara gelen Bu Tarz Benim'de dün akşam final heyecanı vardı, büyük ödül sahibini buldu.Final gecesinde şarkıcı Hande Yener, Nur Yerlitaş, İvana Sert, Uğurkan Erez ve Kemal Doğulu jüride yer aldı. Hande Yener dansları ve şarkılarıyla geceye renk kattı.EZGİ, AYŞENUR VE AYCAN-NURCAN FİNALDEFinalde Ezi Baylar, Ayşenur Balcı ve ikizler Aycan-Nurcan Şencan kardeşler yarıştı. Hafta içi en fazla yıldızı toplayarak bir puanı garantileyen Ezgi, yarışa bir adım önde başladı.Yarışmacılar gecede 3 ayrı kıyafetle sahneye çıktı. Sonucu jüri oyları ve SMS'ler yüzde 50 yüzde 50 belirledi. Gecenin finalinde noter huzurunda yapılan SMS oylamasının sonucu açıklandı. Sonuçlara göre ikizler Aycan Şencan ile Nurcan Şencan büyük ödülü elde etti. SMS sonuçlarında ikinciliği Ayşenur Balcı üçüncülüğü ise Ezgi Baylar aldı.Büyük ödülü alan ikizlerden Nurcan Şencan 'Bizi destekleyenlere teşekkür ederiz. Bize her zaman destek olan annemize ve şu an Adapazarı'nda izleyen babamıza teşekkür ediyorum. Bizlere inandılar. Buraya her sabah geldiğimizde, buradaki arkadaşlarımız bize yardımcı oldular. Sürekli moralimizi düzeltmeye çalıştılar' diye konuştu.İZLEYİCİLERDEN TEPKİ YAĞDIYarışmanın hayranlarından ise finale tepki vardı. Çünkü, final gecesi çok uzun süre banttan yayınlandı. Bant yayınıyla izleyicilerden SMS atmaları istendi. Gecenin sonunda kısa bir süre canlı yayına geçildi ve sonuçlar açıklandı. Ancak finalde ne jüri vardı ne de seyirciler. Jüri üyelerinden Nur Yerlitaş ise yayın sürerken Instagram hesabından bir mekanda kahve içerken fotoğrafını paylaştı. Bu fotoğrafın altına da çok sayıda yorum geldi. Gece boyu finalin çok sönük olduğuna yönelik yorumlar yapıldı. İşte twitter'a yansıyan o yorumlar:Milliyet
ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulacak Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 Aralık 2014 Salı günü düzenlenecek törenle atılacak.ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulan savunma, uzay, haberleşme ve enerji sektörleri için bir saç telinden daha ince ve dayanıklı malzemelerin üretileceği Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 Aralık 2014 Salı günü, düzenlenecek törenle atılacak.'AB-MikroNano' şirketin temiz odaları ve ilk kez denenecek teknolojilerle inşa edilecek binasının temeli, Bilkent yerleşkesinde yer alan Bilkent Cyberpark Teknokent bölgesinde Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın katılımıyla düzenlenecek törenle atılması planlanıyor.Türkiye, bu tesiste üretilecek GaN temelli çipler sayesinde savunma radarı, elektrikli araba, yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler üretebilen dünyanın 4. ülkesi konumuna yükselecek.Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) Başkanı ve AB-MikroNano şirketinin Genel Müdürü Prof. Dr. Ekmel Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN ve NANOTAM'ın uzun yıllardır nano ve mikro teknolojiler üzerine ortak pek çok teknoloji geliştirdiğini anlattı.Üretilen çiplerden elde edilen sonuçların, hedeflenen performansların çok üzerinde çıkması sonucunda ASELSAN ve BİLKENT yönetimlerinin bu konuda ortak şirket kurma kararı aldığını dile getiren Özbay, şirketin üretime geçmesiyle Türkiye'nin bu alanda ticari nano mikro çip üretimini yapabilen dünyadaki 4. ülke konumuna yükseleceğini bildirdi.Şirketin 30 milyon dolarlık bir yatırımla kurulduğunu aktaran Özbay, “Şirketimiz üniversite-sanayi işbirliği açısından Türkiye’ye örnek olacak. Türkiye’de ilk kez bir üniversite elini taşın altına koyuyor ve üniversitede geliştirilen teknolojinin ticarileşmesi için sanayi ile beraber bu tür bir işbirliğine giriyor. 'Spin-off' olarak adlandırılan ve ABD'de sayıları onbinleri bulan bu tür yüksek teknoloji şirketleri Türkiye’nin kalkınması ve ferahı açısından çok önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin ticari ilk çip fabrikasıLaboratuvar ortamında geliştirdikleri teknolojilerin, bir fabrikada ürün olarak ortaya çıkmasının bir zamanlar ancak hayal edilebildiğini, ancak bu hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü ifade eden Özbay, 'Hep konuşuyorduk şimdiye kadar: 'Yaptığımız işler, ticari ürüne dönüşecek, Türkiye zenginleşecek' diyorduk, ama bir türlü olmuyordu. Şu an bunu oldurmuş durumdayız. 2014 Kasım ayında ASELSAN ve Bilkent Üniversitesinin yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla kurulan şirketin, üretim tesisinin temelini atıyoruz. Türkiye'nin ticari anlamda ilk çip üreten şirketi olacağız' dedi.Savunma, uzay, havacılık ve enerji sektörlerinin gelişebilmesi için mikro nano çiplerin stratejik önemine işaret eden Özbay, 'Türkiye'nin satın aldığı, bazen istese bile temin edemediği çiplerin çok daha gelişmişlerini bu tesiste yapacağız. Böylece artık Türkiye de katma değeri yüksek teknolojik ürünler geliştirebilir bir ülke konumuna yükselecek. Şirket tarafından üretilecek nanoteknoloji temelli ürünler ihraç da edilecek. Teknolojisine kendimiz geliştirdiğimiz için yüksek katma değerli ürünleri üreteceğiz. Yani Türkiye bir koyup 10 kazanacağı bir sektöre giriyor' ifadesini kullandı.Özbay, şirketin adının ASELSAN'daki A harfi ile Bilkent Üniversitesi'ndeki B harflerinden yola çıkarak AB-MikroNano ismini aldığını bildirdi.Dünyayla yarışır teknolojik düzeyini yakaladıkProf. Dr. Özbay, ASELSAN'la birlikte son 10 yıldır galyum nitrat teknolojileri üzerine malzeme geliştirdiklerini, bu malzemeyle yapılan çiplerin, çok yüksek sıcaklık ve çok düşük sıcaklıklarla çalışabildiğini, dolayısıyla başta savunma, uzay, enerji olmak üzere hemen hemen her elektronik sektöründe ürün geliştirmek için stratejik önem taşıdığını vurguladı. Özbay, “SSM, MSB Ar-Ge, TÜBİTAK ve Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen projeler kapsamında yaptığımız çalışmalar ile dünyayla yarışır bir teknolojik düzeyi yakaladık' dedi.Saç telinden çok daha ince ve dayanıklı malzeme üretimine imkan veren nano teknolojiyi ve mikro teknolojiyi kullanarak çiplere çok üstün özellikler kazandırdıklarına işaret eden Özbay, böylece çiplerin gücünü 10-100 kat artırabildiklerini söyledi.Bu çiplerin haberleşmede 4G-5G teknolojilerinin hızlı gelişimine imkan tanıyacağını kaydeden Özbay, 'Çipler sayesinde baz istasyonlarında daha güçlü teknolojiler kullanılabilecek, bu sayede cep telefonlarının internet iletişimi de hızlanacak' dedi.Savunma kalkanını bu çipler yapacakTesiste üretilecek çiplerin Türkiye'nin 'savunma kalkanı' projesi ve enerji sektöründe de de kullanılacağını aktaran Özbay, şöyle konuştu:'Çipler Türkiye için kritik öneme sahip olan savunma radarlarında da kullanılacak. Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde bu radarların güçleri 5-10 kat artacak ve görüş menzilleri sınırlarımızın çok ötesine uzanacak. Bu savunma radar sistemleri ASELSAN tarafından üretilecek. Şirket aynı zamanda, TUSAŞ, Meteksan Savunma, TÜBİTAK Uzay ve benzeri Türk savunma, havacılık ve uzay sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik çipler geliştirecek.Çipler enerji sektöründe de kullanılacak. Güneş enerjisi, hidroelektrik santraller ya da rüzgar enerjisiyle üretilmiş elektriğin bir yerden bir yere taşınması sırasında voltajın 4-5 kez çevrilmesinden (yükseltilmesi veya azaltılması) kaynaklanan ve yüzde 20'ye varan enerji kayıpları ortadan kalkacak. Böylece bir anlamda mevcut tesislerle Türkiye yüzde 20 daha fazla elektrik gücüne kavuşmuş olacak.'Prof. Dr. Ekmel Özbay, Türkiye’nin çok önem verdiği yüksek hızlı tren ve elektrikli araba teknolojilerinde yeni nesil yüksek güçlü çipleri kullanmayı planladıklarını ve bu sayede bu sistemlerde yer alan elektrik motorlarının çok daha güçlü ve verimli hale geleceğini sözlerine ekledi.AA
Tesla bobini, 1891 yılı civarında Nikola Tesla tarafından bulunan ve yüksek voltaj, düşük akım ve yüksek frekansta alternatif akım üretmek amacıyla kullanılan deşarj bobinleridir. Tesla bobininde kabloyu bir hortum, elektriği bu hortumun içinde akan su, elektrik akımını suyun akışı ve voltajı da suyun basıncı olarak düşünebiliriz. Hortumun ucuna bir ağızlık eklendiğinde ters orantılı bir şekilde suyun akış hızı azalırken basıncı da artar. Tesla bobininin çalışması da bu şekilde gerçekleşir. Bu tip bir bonini kullanarak yapılan müziği dinliyoruz.
4chan.org...2003 yılında yayına giren 4chan, resim tabanlı Japon forumları örnek alınarak hazırlanmış bir sitedir. Bundan dolayı, ilk zamanlarında yine resim ağırlıklı Japon kültürünün etkilerini barındıran paylaşımların ağırlıkta olduğu bir dönem söz konusudur. Otaku, anime ve manga kültürü, hala 4chan'da etkilerini görebileceğiniz kültürlerdir. Tabi ki şu anda 4Chan bundan çok daha fazlası, bazıları tarafından katlanılmayacak derecede uç noktada yer alan içerikleriyle, bazıları içinse tam anonimlikle gelen özgürlükle internetin arka bahçesi.The Guardian'ın 'çılgınca, çocukça… zekice, saçma ve endişe verici' olarak tanımladığı 4Chan topluluğuna dair derleme hazırladık.
Türkiye'de kadın rock müzik sanatçılarını sıralayan hemen hemen herkes ilk olarak onun ismiyle başlıyor. E haksız da değiller Şebnem Ferah yıllardır çizgisinden çıkmadan Volvox'taki günlerinden Kadın albümüne, Can Kırıkları albümünden bugün iyi insanlara inancımızı koruyan şarkısı Birileri Var'a kadar hep müziği ile ön planda oldu. Hayko Cepkin'in de dediği gibi o çoğu dünya starından da daha iyi. Hayran grubundan müzisyen arkadaşlarına kadar büyük bir ailenin kraliçesi Şebnem Ferah'ın en güzel şarkılarından bazıları. *Şebnem Ferah'ın güzel olmayan şarkısı olmadığından liste yapmak çok zor oldu, sizin favorinizi yorumlara bekliyorum.