onedio
Ertuğrul Karanlık Doktor Değil!
Galatasaray karşılaşmasında başına aldığı darbe sonucu karşılaşmanın son 11 dakikasında kendini bilmez bir şekilde oyunu tamamlayan Cenk Gönen'i oyunda tutan Beşiktaş Kulübü doktoru Ertuğrul Karanlık'a büyük tepki var.Cenk'in başına aldığı darbe sonrasında Galatasaraylı oyuncuların bile hassasiyet gösterip 'oyundan çıkarın' tepkilerine duyarsız kalan Ertuğrul Karanlık'ın doktorluk diploması sorgulanıyor. Cenk'in kendini bilmez bir şekilde etrafına bakması neredeyiz demesi sonrası durumunun hassasiyetini anlayan Galatasaraylı oyuncular neredeyse maçın son bölümlerinde Beşiktaş kalesine gitmeyip boş alanlarda top çevirdi. Futbol Genel Direktörü Önder Özen,Fenerbahçe'de birlikte çalıştığı Karanlık'ı Beşiktaş'ta göreve getirmişti. Ertuğrul Karanlık'ın, Türkiye Futbol Federasyonunun kulüplere yaptığı akreditasyon sisteminde görevi doktor olarak değilde Osteopat olarak göründüğü öğrenildi. Türkiye'de ve dünyanın hiç bir ülkesinde doktorlukla eş değerde tutulmayan Osteopat uzmanlığı tamamen insan iskelet ve kas sistemini inceleyen bir bilim yan dalı olarak görülüyor. Bu doğrultuda Beşiktaşlı futbolcuları doktorluk diploması olmayan sadece Osteopat belgesi bulunan biri mi tedavi ediyor sorusu akıllara geliyor. Aynı zamanda doktor olmayan birini bu göreve getiren Önder Özen'in yetkileri sorgulanıyor. Hatırlanacağı üzere Ertuğrul Karanlık, Fenerbahçe'de görev yaptığı dönemde sarı lacivertlilerin yıldız oyuncusu Moussa Sow’un kronik sakat olduğu ve bu durumun teknik direktör Aykut Kocaman tarafından bilindiği iddia ederek uzun bir süre gündeme oturmuştu. Karanlık'ın uyguladığı tedavi ve sonrası çok tartışılmış sonrasında işine son verilmişti. Konunun uzmanları, Osteopat yeterlilik belgesi almak için doktor olmaya gerek olmadığını, lise mezunu birinin bile bu belgeyi kursu tamamlayarak alabileceğini söylüyorlar. Almanya'nın sadece Hessen eyaletinde osteopati tanınmış olmasına rağmen resmen tanınmayan bölgelerde de Osteopatlar alternatif uygulayıcılar olarak görülüyor. Önder Özen'in Beşiktaşlı oyuncuları emanet ettiği Ertuğrul Karanlık hakkındaki iddialar bununla da kalmıyor. İddiaya göre, seminer var diye sık sık yurt dışına giden Karanlık, bavul bavul ilaç getiriyor. Son olarak Galatasaray derbisi öncesi seminere gittiği açıklanan Ertuğrul Karanlık getirdiği ilaçları Beşiktaş Kulübüne fatura etti. Fatura tutarı ise 27.000 Avro. Fatura kesilen kişi ise bir Alman vatandaşı. Bir başka iddia daha korkutucu. Beşiktaş Futbol Genel Direktörü Önder Özen'in bilgisi dahilinde yapılan bu uygulama tüyler ürperten cinsten. İddiaya göre Ertuğrul Karanlık, yurt dışından getirdiği, içeriğinde ne olduğu bilinmeyen bu ilaçları oyunculardan alınan kanla karıştırılarak tekrar futbolculara veriliyor. Beşiktaş Nevzat Demir Tesislerinde tam teşekküllü bir hastane tarzı bir yapının bulunmadığı düşünülürse bu tür uygulamaların tam teşekküllü tıbbi bir klinikte yapılması gerekiyor. Bu uygulamanın Beşiktaş tesislerinde yapılması ne kadar sağlıklı ve uygulanan tedaviyse ne kadar hijyenli bir ortamda yapılıyor sorusunu gündeme taşıyor. Ertuğrul Karanlık için söylenen bu iddialar doğru ise futbolcuların kanı ile karıştırılan ilaçların ne kadarı doping maddesi içeriyor veya içermiyor?. Uzun süreli kullanımlarda oyunculara zararı oluyor mu? Beşiktaşlı oyuncuların sakatlanmasında ki etken bu yöntem mi? Önder Özen'in kefil olduğu Ertuğrul Karanlık'la ilgili iddialar bununla da bitmiyor. İddiaya göre Ertuğrul Karanlık, yurt dışından getirdiği ilaçları bir sporcunun kanı ile karıştırmış ve tekrar sporcuya vermiş. Kanındaki ilaçları bünyesi kaldırmayan sporcu komaya girmiş. Apar topar Türkiye'nin en büyük hastane zincirlerinden birine kaldırılan sporcuya tıbbi müdahale yapılmış ve serum takılmış hayati tehlike atlatılmış. Olayı duyar duymaz hastaneye gelen Karanlık, sporcunun odasına girerek kolundaki serumları çıkartıp doktorların ve hemşirelerin tüm uyarılarına rağmen adı açıklanmayan sporcuyu hastaneden alıp götürmüş. Daha önce Yeni Zellanda'da bir Rugby takımında çalıştığı belirtilen Ertuğrul Karanlık'ın bu yöntemi orada öğrendiği konuşuluyor. Bu yönetimi Önder Özen'in bilgisi dahilinde Fenerbahçe'de de sık sık uyguladığı öğrenildi. Yeni Zellanda'da, Osteopati kendi başına bir meslek olarak tanınırken . Melbourne ve Sidney'de üç üniversitede Osteopati eğitimi veriliyor. Günümüzde Osteopati Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bilimsel bir teşhis ve tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri içinde, osteopatlar için farklı farklı yasal koşullar vardır.MARATON.COM.TR / ÖZEL HABER
Semih Kaya'nın Fair Play Hareketi
Galatasaray'la Beşiktaş arasında oynanan maçta Semih Kaya'nın yaptığı bir hareket herkes tarafından alkış aldı. Maç devam ederken, tartışmalı bir pozisyonda Hakem Cüneyt Çakır, kale vuruşu kararını verdi. Ancak Semih Kaya hakemin bu kararını düzelterek çok büyük bir iş yaptı; çünkü sonuçta ardından yapılacak kornerden gol yemek de vardı. 'Sahalarda görmek istediğimiz hareketler' klişesinin de üstünde, hayatın her alanında görmek istediğimiz hareketler bunlar. Bravo Semih...
'Doktorların Beyinlerinin Toplamı JLO'nun Kalçası Olmuyor'
Prof. Dr. Cander, 'Doktorların beyinlerinin toplamı Jennifer Lopez'in kalçası olmuyor' dedi.ACİL Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Genel Başkanı Prof.Dr. Başar Cander, acil servis çalışanlarının aldıkları paraların yetersiz olduğunu ve sistemin değişmesi gerektiğini belirterek, 'Doğduğunuzda size iyi bir beyin vereceğiz ve çok zeki olacaksınız, ya da iyi bir kalçanız olacak, hangisini seçersiniz? Bütün doktorların beyinlerin toplamı maddi olarak bir Jenniper Lopez'in şeyi olmuyor' dedi. Acil Tıp Uzmanları Derneği yılın en iyi sağlık çalışanları ödüllendirildi. Bolu'nun Karacasu Beldesi'nde bulunan Gazelle Otel'de düzenlenen törene Türkiye'nin 81 ilinden 267 sağlık çalışanı katıldı. Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Prof.Dr. Başar Cander salonu dolduran katılımcılara Ahmet Kaya'nın, 'Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz' parçasını dinlettikten sonra konuşmasına başladı.Acil çalışanların aldıkları maaşlarının yetersizliğinden ve acil çalışanlarına gerekli özenin gösterilmemesinden dert yanan Prof.Dr. Cander, 'Şimdi adam gece gündüz 6 yıl çalışıyor peki sonuç, gidip cildiyeci oluyor. Zaten altı hastalık var, beş ilaç var. Altı ayda kombinasyonundan götürürsün zaten. Veya gidip fizik tedavici oluyor. Fizik tedavi diye bir branş yok zaten. Peki acil, bütün kadrolar boş. Doğduğunuzda size iyi bir beyin vereceğiz ve çok zeki olacaksınız ya da iyi bir kalçanız olacak, hangisini seçersiniz? Bütün doktorların beyinlerin toplamı maddi olarak bir Jenniper Lopez'in şeyi olmuyor. Bu nasıl bir düzen, herşeyi ters. Bu akşam Galatasaray-Beşiktaş maçı var. Bir futbolcunun bir yılda kazandığı ücreti Türkiye'da kaç rektör kaç yılda kazanıyor? Bunların bir maçta kazandığı para için biz neler yapıyoruz. Bu nasıl bir düzen? Biz hayat için çalışalım, sağlık için çalışalım bize verilen karşılığa bakın. Bu akşam göreceğiz Galatasaray'lılar bilir, Burak, bir dirsek yiyor, bir penaltı yaptırıyor ve dünyanın parası. Kaç lira alıyor Burak biliyor musunuz? Bu düzen değişmeli' diye konuştu. Cander'in konuşması salonu dolduran katılımcılar arasında gülüşmelere neden oldu. YILIN EN İYİ REKTÖRÜ PROF.DR. CANDEĞER YILMAZ Prof.Dr. Cander'in konuşmasının ardından ATUDER üyeleri tarafından seçilen yılın en iyi sağlık çalışanlarına ödülleri verildi. Yılın Yöneticisi Ödülü İstanbul'un Beyoğlu ilçesi Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Uzm.Dr. Güven Bektemür, Yılın Rektörü Ödülü Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Candeğer Yılmaz, Yılın Hastane Yöneticisi Ödülü Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Prof.Dr. Dursun Odabaş ve Yılın Tıp Fakültesi Dekanı seçilen 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Haydar Şahinoğlu plaket verildi. Mutlu YUCA-Taner BAYAR-BOLU- DHA
Rüştü Reçber İlk Kez Konuştu!
360’ın sevilen programlarında olan “Centilmenler”e bu hafta Rüştü Reçber ve Işıl Reçber ailesi konuk oldu. Rüştü ve Işıl Reçber çifti Emre Can’ın sorularını samimiyetle cevapladı.“FUTBOL’DA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ FAKAT YÖNETİCİ ZİHNİYETİ DEĞİŞMEDİ” Rüştü Reçber: Bizim kıyaslama noktamız Dünya futbolu ve Avrupa futbolunda ki yerler… 20 sene önceye gittiğimizde de yine aynı söylemler,aynı kavgalar, aynı tartışmalar vardı ve hala aynı tartışmalar var… Aslında futbolumuz da çok şey değişti.Stadlar,antrenman yerleri,tesisler en önemlisi ekonomik anlamda çok değişti. Fakat hala zihniyet değişmedi.Avrupa’daki kulüp başkanları ve yöneticileri birbirleriyle ilgili senede bir veya iki kere demeç verirler.Bunu da saygı çerçevesinde yaparlar.Bizim ülkemizde hala böyle değil.Onların birbirleriyle olan demeçleri futbolla ilgilidir. Fenerbahçe’den Barcelona’ya isteyerek gittim. “RÜŞTÜ,ÇOK DUYGUSAL BİR İNSAN” Işıl Reçber:Rüştü’ye her zaman destek oluyorum.Kulübünden ayrılırken,başka bir kulübe giderken ben de fikrimi söylüyorum. Ama en son kararı kendisi veriyor.Rüştü; onurlu, gururlu ve duygusal bir insan Dünya’nın en iyi mesleğini de yapsa, bu özelliklerinden biri incilirse orada bir saniye durmaz.Rüştü’nün gösterdiği sabrı ben gösteremem.Ali Şen başkanımı çok seviyorum.Futbol camiasında en saydı değer insandır. Evlenmemiz de Ali Şen başkanın katkısı çok büyüktür.Babam derdi ki “Bir tane kızım var.Onu da futbolcuya vermem “ demişti.O yüzden evlenmemiz de katkısı çok büyüktür. “KAZA GEÇİRMESEYDİM,BELKİ DE BEŞİKTAŞ’LI RÜŞTÜ DİYE ANILCAKTIM” Rüştü Reçber: Ali Şen başkanı sevmeyeni az olan bir insandır.Başkanımızın tesise geleceğini garsonların kılık kıyafetinden anlardık.Antalyaspor’da oynarken Beşiktaş ile görüşüyordum. Bir trafik kazası geçirdim.Kaza geçirmeseydim, belki de Türk futbolunda Beşiktaş’lı diye bir isim edinecektim.Yapılan test sonuçlarında ilerde futbol oynamama riski ortaya çıkmıştı.Daha sonra Beşiktaş ile anlaşma olasılığımız bitti. Işıl: Kaza yaptığım dönem Rüştü’yü tanımıyordum.Fenerbahçe’ye imza attıktan sonra Rüştü ile tanıştım.Hayatta her şey gezmek, dolaşmak,tarz sahibi olmak,değil… “ÇABA” derneğinde madde bağımlısı çocuklar için rehabilitasyon yerleri kurduk.Bu çocukların gidecek yerleri yok,tedavi olacak yerleri ve imkanları yok.Bu çocuklar için iki tane tiyatro oyunu sergiledik.”Bir Dilek Tut” derneğinin Rüştü’yle beraber Türkiye yüzüyüz.Hayati riskler taşıyan çocukların dileklerini gerçekleştiriyoruz.Bu dernek için yine bir projemiz var.23 Nisan’da gerçekleştiricez.Çocukların yapmak istedikleri meslekleri bir günlüğüne onlara yaptırıyoruz.Çok emek sarf ediyoruz.Hiçbir şey göründüğü gibi değil, emek harcamadan hiçbir şey olmuyor. “BARCELONA TARAFTARI OLDUĞUM İÇİN BARCELONA’YA GİTTİM” Rüştü: Benim hayatta pensiplerim var.Kendime göre bir felsefi görüşüm var.Olduğum yerde bir şeyler vermek için çaba sarf ederim.Benden de bir şey beklenildiğini görmem lazım.Barcelona’ya şan, şöhretle gittik.Acayip bir reklamla gittik.O dönem görüştüğümüz kulüpler de vardı.Başkanı dahi belli olmayan bir kulübe, Barcelona taraftarı olduğum için gittim.Güzel gittik,güzel başladık.Ama işler bazen istediğiniz gibi gitmiyor.Bazen bulunduğunuz kurumda yetkili kişi artık bu teknik direktör olur,başkan olur, sportif direktör olur veya X biri de olabilir.Onun size görev vermeyeceğini hissettiğiniz zaman her şey çok farklı olur.Hayatımda 3S+1S vardır.Bunlar samimiyet,saygı,sevgi ve sabırdır.Ben hep bunların olduğu yerde oldum.Bunların olmadığı yerde sessiz sedasız geldiğim gibi, sessiz sedasız gitmeyi iyi bildim.Barcelona’da Rijkaard’ın benle ilgli bir tasarrufu vardı.Ben de saygı duydum.1.5 sene sonra geri geldik.Şehiri ve insanları sevdik.İnsanlar da bizleri sevdi. Işıl: Biz İspanyolca’yı %60 öğrenmiştik.Dışarıya çıktığımız zaman çok rahat konuşuyorudk.Rüştü dönmek istedi.İlk defa Rüştü’ye bir şey demedim. Rüştü: Mücadele ettim,sabır gösterdim. “RÜŞTÜ’YE HER ZAMAN FİKRİMİ SÖYLERİM” Işıl: Düşüncemi söylerim,son kararı Rüştü verir. Fakat ilk defa düşüncemi söylemedim.Çünkü düşüncem kalmaktan yanaydı.Orada bana çok sordu “Ne yapalım , sen ne düşünüyorsun?” diye ama ben hep kendimi tuttum.Sen nerdeysen ben hep yanındayım dedim.Çünkü düşüncemi söyleseydim.Rüştü’nün aklı bende kalacaktı.Kafasında Işıl kalmak istiyor düşüncesi olmasın, diye fikrimi söylemedim.Ama hayatımızın dönüm noktası olduğu yerlerde hep fikrimi söyledim. “RİJKAARD, BENİM HAKKIMDA SÜREKLİ BAHANELER SÖYLÜYORDU” Rüştü: Mutsuz olduğum yerde de hayatım boyunca olmadım.Rijkaard; bana dil bilmiyor,anlaşma olmuyor ,yabancı kontejanına takılıyor diye söylemler oldu.1 yıl sonra bizim İspanyolca’mız %60-%70’lere gelmiş konuşabiliyoruz.İspanyol statüsünde oynama hakkı kazanmışım.Bizim Nihat Kahveci’yi örnek vererek hak kazanmıştım.Basın toplantısında bana Rijkaard’ın söylediği söylemler hakkında ne düşünüyorsun? diye soru sormuşlardı.Bende şu cevapı verdim. Dünyada 3 şeyin dili aynıdır.1)Futbol 2)Müzik 3) Aşk’dır. Bu söylemler basit bir bahanedir dedim. Yıllarca futbol oynamış biri olarak söyleyebilirim .Kesinlikle futbolcular arasında bir gerginlik yoktur.Saha içerisinde zaman zaman kavga edersiniz,birbirinize kötü söz söyleyebilirsiniz.Ama düdük çaldıktan sonra herşey çok farklıdır.Benim yıllardır savunduğum ve hala savunacağım bir şey vardır.Yönetici profili değişmelidir.Avrupa’da yöneticilik okulu vardır.Bir yönetici abime “Siz neden yönetici okuluna gitmiyorsunuz”dedim.Sonra benle 1 yıl konuşmadı.Art niyetli değildim.Eğitim seviyesi düşük olan ülkelerde belirli konumda bulunan insanların söylemleri,davranışları,hareketleri çok önemlidir.Eğer siz de toplumu sevgiye,saygıya,barışa yönelik hareket etmeden davaranırsanız sonuçlarına katlanırsınız.20 yıl önce konuşulunları hala yine konuşuyoruz. “FATİH TERİM, HİÇBİR ŞEKİLDE BENDEN RAHATSIZ OLMADI” Futbolu bıraktıktan sonra 11 ay boyunca Almanya,Hollanda ,Barcelona’da alt yapı çalışmaları yaptık.Sonuçta yaptığımız hazırlıklar sonucunda Yıldırım Demirören böyle bir görev verdi.Biz de kabul ettik.Çok projelerimiz vardı.Futbol oynarken de hayalim idare alan da hizmet verebilmekti.Dolayısıyla futbolu bıraktıktan sonra 11 ay boyunca buna çalıştım.Göreve geldikten sonra işler güzel gidiyordu.Fakat işler iyi gitmemeye başlamadı.Sevgi,saygı,samimiyet ortamının incildiği yerde kalmak istemem.Bunlardan birkaçının incildiğini görünce bırakmak zorunda kaldım. “TEKNİK DİREKTÖRLÜK YAPMAYI DÜŞÜNMÜYORUM” Bazen profesyonellikte şartlar sizin istediğiniz gibi olmuyor.Hissettiğim ve şahit olduğum olaylar oldu.Ama hiçbir zaman Fatih Terim’den hiçbir şekilde benden rahatsız olduğuna ve istemediğine dair hiçbir şey duymadım.Benim rahatsız olduğum olaylar vardı.Ayrılmanın kendi açımdan doğru olacağına karar verdim.Sayın başkanla bir araya gelerek, helalliğimi de verdim ve ayrıldım. Işıl: Futbolu bıraktıktan sonra çocuklarımıza zaman ayıralım dedik.Futblu bıraktıktan sonra 11 ay çocuklarla zaman geçirdik.Sonra Milli Takımlar’a başladı. Rüştü: Teknik direktörülük hiçbir zaman düşünmedim .Hala da düşünmüyorum .Lisansım var ama en yüksek lisansa sahip değilim.Benim amacım,yönetici zihniyetini değiştirmek, bunun için de mücadele edeceğim.AMK Spor
Süper Lig'in İlkleri
Süper Lig'deki gol 21 Şubat 1959 tarihinde İzmirsporlu Özcan Altuğ tarafından atıldı. Aynı zamanda ilk gol de Beykozspor kalecisi Sıtkı tarafından yenilirken, ilk gol kararını hakem Osman Yeşeren verdi (İzmirspor 2 - 1 Beykoz).
Reklam
Beşiktaş Vodafone Arena Tanıtım Filmi
23 Kasım 1947'de ilk karşılaşması ile kapılarını açan İnönü Stadyumu yeni halinde Türkiye 'nin ilk akıllı stadyumu haline gelecek. Avrupa ve Amerika'nın birçok yeni stadyumunda hayata geçirilen zengin içerikli dijital ekran çözümleri ile genişbant mobil ve Wi-Fi ağıyla donatılacak. Kompleks aynı zamanda eğlence merkezi, konser arenası, yaşam alanı ve moda merkezi olarak da hizmet verecek. Beşiktaş Müzesi, Kartal Yuvası stattaki yeri yenilenerek çok daha çağdaş bir hale getirilecek. Stadın Özellikleri Koltuk kapasitesi: 40.000 Loca sayısı: 147Loca koltuk toplam sayısı: 1847 VIP koltuk sayısı: 2100 Otopark: 350 araç Engelli koltuk kapasitesi: 81 engelli koltuğu + 81 refakatçi (toplamda 162 koltuk) Kale çizgisi tribün arası: 795 cm Taç çizgisi tribün arası: 615 cm Basın tribunu kapasitesi: 186 kişi Çatı özelliği: Çatı tüm tribünlerin üzeri kapalı olacak şekilde, kablo sistemle çözülmüş, PTFE kaplı olarak tasarlanmıştır.
Reklam
Beşiktaş'ın Yeni Stadı Tanıtıldı
Lansman toplantısında Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve Yönetim Kurulu'nun yanı sıra Beşiktaşlı futbolcular da katıldı. Stadyumun maketinin tanıtıldığı lansmanda ayrıca 143 adet locanın satışına da başlandı. 19 locanın satıldığı belirtilirken geriye kalan 147 locanın da ilerleyen saatlere kadar satışının süreceği belirtildi.Fotomaç
Dünyanın En İyi Futbol Takımları Listesi Açıklandı
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun (IFFHS) 'Dünyanın En İyi Futbol Takımları' ocak ayı değerlendirmesinde Türk takımları arasında en üst sırada yer alan ekip Trabzonspor oldu. IFFHS'nin, kulüplerin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı değerlendirmede, 1 Şubat 2013 ile 31 Ocak 2014 tarihleri arasındaki son bir yıllık süreyi kapsayan rapor açıklandı. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde başarılı bir performans çizen Trabzonspor, ocak ayı değerlendirmesinde 193 puanla 25. sırada yer aldı. Fenerbahçe, 182 puanla 33. olurken, Galatasaray ise topladığı 153 puanla 55. sırada yer buldu. Beşiktaş ise ilk 200 takım içine giremedi. Galatasaray'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi İngiltere temsilcisi Chelsea, 275 puanla 3. sırada yer alırken, Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakibi İtalyan ekibi Juventus ise 203 puanla 18. oldu. Bayern Münih zirvede IFFHS'nin 'Dünyanın En İyi Futbol Takımları' değerlendirmesinde Alman ekibi Bayern Münih zirvede yer aldı. Bayern Münih, 370 puanla en yakın rakibi İspanya'nın Real Madrid takımına 78 puan fark attı. Chelsea ise 275 puanla üçüncülüğü elde etti. Arda Turan'ın formasını giydiği Atletico Madrid de 253 puanla 4. sıraya yerleşti. İlk 10 ve Türk takımları- IFFHS'nin aylık olarak yayımladığı 'Dünyanın En İyi Futbol Takımları' raporunun ocak ayı değerlendirmesinde ilk 10 sırada yer alan takımlar ile Türk ekiplerinin sıralaması şöyle: Sıra Takım Ülke Puan 1 Bayern Münih Almanya 370 2 Real Madrid İspanya 292 3 Chelsea İngiltere 2754 Atletico Madrid İspanya 253 5 Barcelona İspanya 247 6 Paris Saint Germain Fransa 244 7 Tottenham İngiltere 240 8 Basel İsviçre 239 9 Atletico Minerio Brezilya 238 10 Rubin Kazan Rusya 223,5 25 Trabzonspor Türkiye 193 33 Fenerbahçe Türkiye 182 55 Galatasaray Türkiye 153CNN TÜRK
Bir Tek Fenerbahçe Transfer Yapmadı!
7 Ocak'ta başlayan ve dün sona eren ikinci transfer döneminde kadrosuna 10 futbolcu katan Medical Park Antalyaspor, Spor Toto Süper Lig'de en fazla transfer yapan kulüp oldu. Fenerbahçe ise transfer yapmayan tek kulüp olarak dikkat çekti. Spor Toto Süper Lig kulüplerinin ara transfer döneminde yaptığı transferler şöyle: FENERBAHÇE GELENLER: Yok GİDENLER: (2): Semih Şentürk (Medical Park Antalyaspor), Joseph Yobo (Norwich City-kiralık) GALATASARAY GELENLER: (9): Koray Günter (Borussia Dortmund), Alex Telles (Gremio), Salih Dursun (Kayserispor), Oğuzhan Kayar (Manisaspor), Umut Gündoğan (Bucaspor), Izet Hajrovic (Grasshopper), Lucas Ontivero (Centro Atletico Fenix), Veysel Sarı (Eskişehirspor), Guillermo Burdisso (Boca Juniors-kiralık). GİDENLER: (7): Engin Baytar (Çaykur Rizespor-kiralık), Nordin Amrabat (Malaga-kiralık), Bruma (Gaziantepspor-kiralık), Sercan Yıldırım (Bursaspor-kiralık), Dany Nounkeu (Beşiktaş-kiralık), Albert Riera (Serbest), Yiğit Gökoğlan (Kayseri Erciyesspor-kiralık). BEŞİKTAŞ GELENLER: (2): Jermaine Jones (Schalke 04-kiralık), Dany Nounkeu (Galatasaray-kiralık) GİDENLER: (4): Günay Güvenç (Adanaspor-kiralık), Bruno Dentinho (Shakhtar Donetsk), Michael Eneramo (Kardemir Karabükspor-kiralık), Mehmet Akgün (Kayseri Erciyesspor) SİVASSPOR GELENLER: (5): Pedro Henrique Oldoni do Nascimento (Esporte Clube Vitoria), Ahmet Şahbaz (Silivrispor), Fatih Kıran (FC Ismaning), Aykut Öztürk (RW Erfurt), Mahmut Bezgin (Mersin İdmanyurdu) GİDENLER: (7): Kamil Grosicki (Stade Rennais), Rafik Djebbour (Nottingham Forest), Murat Akça (Kardemir Karabükspor), Abdulkadir Özgen (Manisaspor-kiralık), Timur Bayram Özgöz (Adana Demirspor-kiralık), Deniz Öksüz (Anadolu Üsküdar 1908-kiralık), Milan Borjan GELENLER: (2): Tunay Torun (Stuttgart), Alpaslan Öztürk (Standard Liege-kiralık) GİDENLER: (2): Şahin Aygüneş, Özer Hurmacı (Trabzonspor) ESKİŞEHİRSPOR GELENLER: (3): Deniz Topçu (Aschaffenburg), Kamil Çörekçi (Kayserispor), Raheem Lawal (Mersin İdman Yurdu) GİDENLER: (6): Goran Causic (Manisaspor), Alfred N'diaye (Real Betis), Rodrigo Tello (Sanica Boru Elazığspor), Veysel Sarı (Galatasaray), Ufuk Budak (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor), Mahmut Boz (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor) KARABÜKSPOR GELENLER: (4): Michael Eneramo (Beşiktaş), Musa Çağıran (Bursaspor), Murat Akça (Sivasspor), Jones Da Silva Lopes (Deportivo Maldonado) GİDENLER: (2): Lomana Tresor Lulua (Rizespor), Joseph Akpala (Werder Bremen) TRABZONSPOR GELENLER: (5): Şahin Aygüneş (Kasımpaşa), Alexandru Bourceanu (Steaua Bükreş), Mustafa Akbaş (1461 Trabzon), Gökhan Alsan (1461 Trabzon), Özer Hurmacı (Kasımpaşa) GİDENLER: (4): Aykut Akgün (Çaykur Rizespor-kiralık), Volkan Şen (Bursaspor), Alanzinho (Serbest), Batuhan Karadeniz (Elazığspor-kiralık) AKHİSAR BELEDİYESPOR GELENLER: (2): Guirlain Desire Wato Kuate (Manchester City), Bahattin Köse (Mons) GİDENLER: (4): Luciano Guaycochea (TKİ Tavşanlı Linyitspor-kiralık), Özgür Can Özcan (TKİ Tavşanlı Linyitspor-kiralık), Mustafa Aşan (Şanlıurfaspor-kiralık), Bekir Öztürk (Tokatspor-kiralık) BURSASPOR GELENLER: (9): Fernandao (Atletico Paranaense), Volkan Şen (Trabzonspor), Sercan Yıldırım (Galatasaray-kiralık), Bekir Yılmaz (Manisaspor), Taşkın Çalış (Gaziantepspor), Onurcan Piri (Giresunspor), Renato Caja (Guangzhou Evergrande-kiralık), Ethem Ercan Pülgir (Kartalspor), Oğuzhan Aynaoğlu (FC Nordsjaelland) GİDENLER: (6): Musa Çağıran (Karabükspor), Hakan Aslantaş (Gençlerbirliği), Murat Yıldırım (Kayseri Erciyesspor), Okan Deniz (Balıkesirspor-kiralık), Süheyl Çetin (Kahramanmaraşspor-kiralık), Emre Pehlivan (Kızılcahamamspor-kiralık) GAZİANTEPSPOR GELENLER: (6): Marek Sapara, Sercan Hacıoğlu (Şanlıurfaspor), Muhammed İldiz (Nunberg), Birol Hikmet (Adana Demirspor), Armido Bruma (Galatasaray-kiralık), Oğulcan Çağlayan (Bursaspor) GİDENLER: (7): Özden Öngün (Futbolu bıraktı), Semir Stilic (Wisla Krakow), Darvydas Sernas (Perth Glory-kiralık), Artem Milevskiy (Boşta), Ivan Kecojevic (FC Zürih), Taşkın Çalış (Bursaspor), Uğur Kavuk (Göztepe) GENÇLERBİRLİĞİ GELENLER: (3): Johan Dahlin (Malmö), Artem Radkov (BATE Borisov), Hakan Aslantaş (Bursaspor) GİDENLER: (3): Atabey Çiçek (Boluspor-kiralık), İlkay Durmuş (Medical Park Antalyaspor), Serkan Yanık (Mersin İdmanyurdu) TORKU KONYASPOR GELENLER: (2): Alexander Hleb (BATE Borisov), Jagos Vukovic (Vojvodina) GİDENLER: (7): Şenol Akın (Şanlıurfaspor), Abdülkerim Bardakçı (Anadolu Selçukluspor-kiralık), Muhammet Yürükuslu (Anadolu Selçukluspor-kiralık), İsmail Güven (Anadolu Selçukluspor-kiralık), Atilla Yıldırım (Şanlıurfaspor-kiralık), N'Douassel, Cristovao Da Silva Ramos MEDICAL PARK ANTALYASPOR GELENLER: (10): Giray Kaçar (Trabzonspor), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Köksal Yedek (Elazığspor), Ozan Evrim Özenc (Denizlispor), Eyong Enoh (Ajax), İlkay Durmuş (Gençlerbirliği), Ramazan Çevik (Standart Liege), Sedddar Karaman, Joseph Boum, Abdurrahman Kuyucu GİDENLER: (7): Nikola Zizic (Fethiyespor), Emre Torun (1461 Trabzon), Petr Janda (Denizlispor), Ömer Arslan (Beşiktaş A2), Deniz Barış, Milan Baros, Polat Keser ÇAYKUR RİZESPOR GELENLER: (9): Deniz Kadah (Hannover 96 ), Mehmet Gürkan Öztürk (Aydınspor 1923), Ahmet Görkem Görk (Elazığspor), Lomana Lualua (Kardemir Karabükspor), Ali Liban Abdi (Academica), Martin Mutumba (AIK Stockholm), Ümit Korkmaz (Ingolstadt 04), Aykut Akgün (Trabzonspor), Engin Baytar (Galatasaray) GİDENLER: (11): Cenk Ahmet Alkılıç (Kayseri Erciyesspor), Maiusz Pawelek (Adana Demirspor), Uche Kalu (Adanaspor), Oğuzhan Berber (Adana Demirspor-kiralık), Cenk Güvenç (Karşıyaka), Ozan Papaker (Ofspor-kiralık), Mesut Yılmaz (Nazilli Belediyespor-kiralık), Şahinali Terzi (Yeni Malatyaspor-kiralık), Nevzat Bilen (Kırıkhanspor-kiralık), Mehmetcan Kasap (Çıksalınspor), David Alberto Depetris SANICA BORU ELAZIĞSPOR GELENLER: (6): Ognjen Vranjes (Alaniya Vladikavkaz-kiralık), Franco Dario Cangele (Boca Juniors-kiralık), Tanju Kayhan (Beşiktaş-kiralık), Rodrigo Tello (Eskişehirspor), Ali Gökdemir (Hannover 96-kiralık), Batuhan Karadeniz (Trabzonspor-kiralık) GİDENLER: (10): Köksal Yedek (Medical Park Antalyaspor), Ahmet Görkem Görk (Çaykur Rizespor), Adem Alkaşi (Boluspor), Alper Kalemci (Göztepe), Oktay Pop (Tekden Denizlispor), Volkan Yılmaz (Ankaragücü), Caner Bulut (Hatayspor), Hakan Söyler, Luke Moore, Yusuf Hacı KAYSERİSPOR GELENLER: (4): Alexandros Tziolis (PAOK-kiralık), Levent Gülen (Grasshopper Club Zürich-kiralık), Ondrej Vanek ( FK Jablonec), Sinan Bolat (Porto-kiralık) GİDENLER: (7): Jaja, Bilal Gülden (Adana Demirspor-kiralık), Cem Sultan, Cleyton, Gökhan Değirmenci (Kayseri Erciyesspor-kiralık), Salih Dursun (Galatasaray), Samed Ali Kaya (Tarsus İdman Yurdu-kiralık) KAYSERİ ERCİYESSPOR GELENLER: (9): Cen Ahmet Alkılıç (Çaykur Rizespor-kiralık), Hüseyin Kala (Kasımpaşa), Josef Çınar (Chemnitzer FC), Mehmet Akgün (Beşiktaş), Murat Yıldırım (Bursaspor), Yakup Ramazan Zorlu (Giresunspor), Yiğit Gökoğlan (Galatasaray-kiralık), Gökhan Değirmenci (Kayserispor-Kiralık), Pape Diakhate (Granada-kiralık)GİDENLER: (11): Bilal Kılıç (Batman Petrolspor-kiralık), Uğur Demirkol (Şanlıurfaspor-Kiralık), Volkan Okumak (Şanlıurfaspor-kiralık), Ramazan Övüç (Bafraspor-kiralık) Ferhat Çapa, Emre Dönmez, Erhan Güven, Ovares, Murat Akın, Serkan Atak, Sinan KaloğluCumhuriyet
Reklam
Okan Yılmaz'ın Akıllara Durgunluk Veren Hikayesi
Türk futbolunun 'Gol Kralı' unvanlı eski yıldızlarından Okan Yılmaz, Marsilya transferinin ardındaki akıllara durgunluk veren hikayeyi ilk kez anlattı.Yılmaz, 100’ler kulübüne girdikten sonra Marsilya'nın dikkatini çekti. Bonservisi elinde bulunan Okan Yılmaz, Fransız devi ile sözleşme imzaladı. Ancak daha sonra bu transferden vazgeçmek isteyen Okan, 1 yıllık ceza veya 500 bin dolar tazminat seçeneklerinin arasında kaldı. İşte, bir dönemin Gol Kralı, şimdinin teknik direktörü Okan Yılmaz, Marsilya'ya gerçekleşmeyen transferinin ilginç öyküsünü ve “ya ceza ya tazminat” kıskacından kurtuluşunun akıl almaz hikayesini NTV Spor’a anlattı. PARA DİYE GAZETE KAĞITI VERMİŞ! Yaşananlar gerçekten de insanı hayrete düşürecek türden. Marsilya yetkilisi 500 bin dolar karşılığında sözleşmeyi feshetmek için İstanbul'a geliyor. Ama Okan Yılmaz, Fransız yetkiliye 500 bin dolar diye içine gazete kağıtları doldurduğu bir el çantası veriyor. Fransız yetkili daha ne olduğunu anlamadan, elindeki sözleşme fesihnamesini kapıp koşarak kaçıyorlar! İşte Okan Yılmaz'ın ağzından Türk futbol tarihinin en sıra dışı transfer öykülerinden biri: '3 BÜYÜKLER DE BENİ İSTEDİ' '2000-2001 yıllarında ilk gol krallığım döneminde, Kennet Andersson, Pascal Nouma, Mario Jardel, Hakan Şükür gibi üst düzey oyuncular vardı. 22 yaşlarındaydım, daha yeni yeni oynamaya başlıyordum. O sene beni Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş istedi.' 'MARSİLYA'DA MENAJERLER ARASINDA KAVGA ÇIKTI' 'Beni en son Marsilya'dan bir menajer aradı, bu kişi aynı zamanda Mondragon'un menajeriydi. Konuştuk, o zaman tecrübesiz olduğum için bazı şeyleri sağlıklı düşünemiyordum ve kabul ettim. Menajerimle birlikte Marsilya'ya gittik. İstanbul’da havaalanına gittiğimde, 4 tane menajer çıktı. Biz oraya 5 kişi gittik ve orada 2 menajer daha çıktı, 7 kişi olduk. Kulübe gittik ve anlaştık. O arada menajerler kendi aralarında komisyon yüzünden tartışma yaşadı. Orada gördüğüm senaryodan korktum. Herşey bitmişti ve 3 yıllığına 5 milyon dolar alacaktım. Bonservisim de elimdeydi ve beni Okan yapan Bursaspor'dur, eğer beni almak istiyorsanız cüzi bir miktar da olsa kulübüme para kazandırmak istiyorum diye direttim.' 'ÇİRKİN OLAYLARI GÖRÜNCE BURSA'YA DÖNMEK İSTEDİM' 'Tabii ki oradaki çirkin olayları görünce, senaryoyu görünce ve Bursa'da bana ve aileme baskı oldu. Ben orada kalmak istemedim, bunu kabul etmediğimi söyledim ama bunu söylememe rağmen imza atmıştım. Türkiye'ye döndüm ve kulüp başkanımızla görüştüm. Orada yaşadığım durumları anlattım ve oraya gitmek istemediğimi söyledim. Bursaspor'a da imza attım. Aradan 10-15 gün geçtikten sonra tebligat geldi. 2 imza attığım için 1 sene futbol oynamama sıkıntısı çıktı. '500 BİN DOLAR TAZMİNAT İSTEDİLER' 'Genel kaptanımıza bu konuyu açtım. 1 sene top oynamayacağım ve Bursa'da kalmak istiyorum dedim. Adamlar benden 500 bin dolar tazminat istediler. Genel kaptanımızla beraber adamlarla buluşmak için İstanbul'a gittik.'EL ÇANTASINA GAZETE KAĞITLARINI DOLDURDUM...' 'Ama biz hep senaryo kurduk. El çantası aldım ve içine gazete kağıtları doldurdum, para diye verip elinden evrakları alıp kaçacaktık. İstanbul'da buluştuk önce parayı istediler ama biz de önce evrakları istedik. Yönetici abimiz çantayı verirken elinden evrakları aldı ve kaçtı. Havaalanı Şube Müdürü de Bursalı, bir şey de yapamadı, beni de tanıyor. Adamlar hırsız var diye bağırıken bizimkiler evrakları aldı kaçtı ve olay da kapandı”Skorer
''Barış Bir Yerlerden Bu Sevgiyi Hissediyordur''
15 yıldır aramızda olmadığı halde şarkıları hâlâ ezbere söylenen, parklara, duraklara adı verilen Barış Manço'yu çok sevdiği Moda'daki stüdyosunda eşi Lale Manço Ahıskalı ile andık: 'Barış bir fenomendi, unutulması mümkün değil'15 yıl olmuş. Uzun saçlarına, yüzüklerine, insanı hipnotize eden el kol hareketlerine, inandığı fikirleri şarkılarıyla paylaşmasına, çocukla çocuk, yaşlıyla yaşlı oluşuna o kadar alışmıştık ki aniden gidişine bunca yıldır alışamadık. Bugün aramızda olmasa da Kadıköy'de yaşayanlar bilir, Moda'nın her köşesi biraz da Barış Manço'dur. Sadece müze olarak korunabilmeyi başaran evi de değil, kültür merkezinden duraklara, sokak isimlerinden parklara adı yaşatılır. 15 yıl önce bugün kaybettiğimiz Barış Manço'yu, o hayattayken hep geri planda kalmayı tercih ettiği için ancak ölümünden sonra çıkan mali sorunlarla Don Kişot vari mücadele ederken tanıdığımız eşi Lale Manço Ahıskalı ile anarken, aslında ona duyulan sevgiden hiçbir şey eksilmediğini fark ediyoruz. Eşinin ölümünden sonra hayatını Serdar Ahıskalı ile birleştiren ve bir yandan da Barış Manço'nun adını yaşatmaya çalışan Lale Manço Ahıskalı 'Barış Manço geçen yüzyıldan bu yüzyıla taşınan en önemli karakterlerden biri' diyor.Bunca yıl sonra bile her yerde şarkıları çalıyor, gençler şarkılarını söylüyor. Alışılmadık bir sevgi değil mi bu? - 15 yıl önce Barış'ın cenazesinin olduğu gün, köprünün üstünde binlerce kişi yürüdü. Küpeli bir oğlanla türbanlı bir kız sarılıp ağlaşıyordu. İnsan, şehrin üstünde o sevgi bulutunu hissediyor. O dönem Türkiye'nin kötü yıllarıydı, terör yükselmişti, kavgalar artmıştı. Bunu görünce 'Bir sevgiyle düşmanlıklar, farklılıklar unutuluyor' dedim ve 3 Şubat'ın sevgi ve barış günü olmasını istedim. Birkaç kez bakanlarla konuştum, sonuç çıkmadı. Onun için derneğimizin adı Sevgi ve Barış Derneği oldu. Çünkü onun adıyla gelişen bir misyon var. İnsanın ismiyle misyonu bazen çok örtüşüyor. İsimlerin, insanın kaderi olduğuna inanır mısınız? - Evet, Barış'ın misyonu da doğuştan yüklenmiş. 1943'te 2. Dünya Savaşı'nın ortasında doğuyor. Babası 'Artık savaş bitsin, barış gelsin' diye adını Barış koyuyor. Türkiye'deki ilk Barış. O güne kadar bir erkeğe Barış ismi verilmemiş.**O bitip tükenmeyen enerjisinin kaynağı da bu misyon muydu?- Ben hayatta Barış kadar durmasını bilmeyen çok az insan gördüm. Beyni devamlı meşguldü. Bir gün eve geldim buzdolabını temizliyordu. 'Ne yapayım, canım sıkıldı' demişti.Japonlar da ona hayrandı. Bugün hâlâ orada da dinleniyor mu acaba? - Birkaç yıl önce gittiğimde inanılmaz karşıladılar. Tokyo yakınlarındaki Soko Üniversitesi'nin kurucusu Daisaku İkeda, ruhu yaşasın diye onun adına bir sakura ağacı yetiştiriyor. Büyük bir müzik şirketinin merkezine gittik, içeride Türk-Japon bayrakları asmışlar. Bütün çalışanlar bizi alkışlayınca gözlerimiz yaşardı. Bu Barış'a duyulan sevginin ifadesi. 15 yıl sonra böyle bir ilgiyle karşılaşmak bir insanın gelebileceği en önemli mertebedir. Bence bir yerlerden mutlaka bunları hissediyor. İnsanın hayatını bir şeylere adaması ve karşılığını alması çok mutluluk verici.Kadıköy'de iki durağa, kültür merkezine adının verilmesi de alışılmamış bir olay değil mi? - Doğru mu, değil mi bilmiyorum ama bir teorimiz var: Türkiye'de Atatürk'ten sonra en fazla adı verilen kişi.Bir gün unutulur mu? - İlkokul çocukları onu tanıyorsa, bazı okulların müfredatında bile varsa, yolumuz açık, daha çok gideriz. Çünkü Barış Manço herkesin bildiği ve reel olarak var olmuş bir Evliya Çelebi, bir Nasrettin Hoca, Karacaoğlan, Keloğlan. Bütün bu kişilikleri bünyesinde taşıyor. Toplumların sevdikleri karakterlere ihtiyacı var. Yüreklere, evlere girmiş, söyledikleri motta haline gelmişti. 15 yıldır bu derece korunan bir de Uğur Mumcu'yu gördüm. Barış geçen yüzyıldan bu yüzyıla taşınan en önemli karakterlerden biri.SayfaDepresyonu grip zannetmiştimÖlümünden sonra verdiğiniz maddi savaşları düşününce 'O gücü nereden bulmuşum?' diyor musunuz? - Ben bile şaşırıyordum. Bir dönem bir sürü haksızlık oldu, gerçekten soydular bizi. O dönemde belki benimle ilgili bir haber vardır diye televizyonu bile açmaya korkuyordum. Bazen eski gazetelere bakıyorum 'Normalde LapeHastanesi'ni yatmam ve hâlâ da orada olmam gerekiyordu' diyorum. Zaten bir ölüm şoku yaşarken, üstüne o olaylar geldi, yasımı bile tutamadım. Borçlar, harçlar, hacizler, laflar... Bir cehennemin içindeydim. Bir taraftan da çocukları korumalıydım. Biri 14, diğeri 17 yaşındaydı. Düzen bozulacaktı. Bu sistem Barış'ın emeğine dayalı bir sistem. O varken her şey var. Bizim fabrika oydu, o çalışınca fabrika dönüyordu.Siz de bunları atlatabilme gücünü fabrikanın çalışmasını sağlama zorunluluğundan mı aldınız? - Hayatta kalma mücadelesi bir reflekstir, insan 'Yaşar mıyım, yaşamaz mıyım?' diye düşünmez. Barış hayattayken bir gece eve hırsız girmişti. Barış'la beraber yatıyoruz, ben adamı yatağın ucunda gördüm ve bağırarak fırladım, sokağa kadar kovaladım. Polis sonra bana 'Aman Lale hanım bir daha böyle bir şey olursa sakın kıpırdamayın, ölü numarası yapın' dedi. Adamın üstüne atlamak istemedim ki, bu bir refleks. Vücut, beyin depresyon, içine kapanma, her şeyi reddetme gibi başka korunma mekanizmaları da yaratıyor. Bunlar da olabilirdi, bende öbürü oldu. Depresyona girmedim mi? Girdim ama anlayamadım. Kendimi grip zannediyordum, ilaç alıyordum. Sonunda biri bana 'Senin bu hastalığın grip değil, depresyon olabilir' dedi. Doktora gittim. Bu arada Barış'ın birinci seneyi devriyesine hazırlanıyordum. Doktora 'Bu depresyon olabilir ama hiç vaktim yok, beni 15 gün içinde iyileştirin, sonra düşünürüm' dedim.'Ben yaşlanmam' derdiYaşasaydı 71 yaşında olacaktı. Hâlâ şarkı söyler miydi? - Çok fazla bir şey değişmezdi. Sahnede olur muydu, bilmiyorum. Türkiye'nin zevklerinde, kültüründe ciddi bir erozyon var. Bizim kuşak daha eğitimliydi.Yaşlanmaktan korkar mıydı? - Hayır. 'Ben yaşlanmam, yaşlananlar düşünsün' derdi. Fiziki yaşlanmaya da aldırmazdı. Mesela kilo aldı, saçları azaldı ama dert etmedi.Kostümlerini, takılarını siz hazırlıyordunuz. Nasıl yetişiyordunuz bu tempoya? - Bu bir görev anlayışı, yapılacak, yap. Askerlik gibi. Programda dekor, kostümle başladım sonra Barış'ın kliplerini çektim, yönetmen masasına oturdum. Barış Manço bir müesseseydi. Barış ile ben de çalışanlarıydık. Üstelik 70'li yıllarda bir karakter çıkıyor, saçı uzun, parmağında yüzükler var ve kendini dinletiyor. Bu bence fenomen. O çok özel, seçilmiş insanlardan biri...Oğullarınız da şarkı söylemeye başlamıştı, devam ediyorlar mı? - Hayır. Bizim ailenin Barış hariç diğer tarafı felaket. 'Armut dibine düşer' diyorlar ama 'İyi de burada bir armut daha var' diyorum. Çocuklar benim dibime düşmüş. Doğukan DJ'lik yapıyor. Çok akıllıca bir şey yaparak Survivor'a katıldı ve 'Barış Manço'nun oğlu Doğukan Manço' sıfatını değiştirdi. Batıkan da şarkılarımızın edisyonunu yapan bir şirkette çalışıyor.İ **kinci eşiniz Serdar Ahıskalı'nın da iki oğlu var. Bu kadar erkeğin arasında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?- Eskiden bir de Kurtalan Ekspresi vardı, bize provaya gelirlerdi. Halbuki bir kızım olmasını çok istedim. Şimdi güzel bir aileyiz. Çocukların arasında 10'ar yaş var ama birbirlerini kardeş olarak benimsediler. Benim oğullarım ilk günden itibaren 'Onlar bizim kardeşimiz' dedi, oğlanlar da onlara ağabeyleri diye bakıyor.Boğaz'da anılacakBu akşam Barış Manço'nun anısına Kozyatağı Kültür Merkezi'nde 24 Ayar grubu konser verecek. Yarın da yine 10 yıldır geleneksel hale gelen vapur etkinliği düzenlenecek. Sabah 10.30'da Kadıköy'deki Beşiktaş iskelesinden kalkacak Barış Manço vapuru, 11.00'de Kabataş'a uğrayacak, oradan da Kanlıca'ya gidilerek mezarı ziyaret edilecek. 9 Mart'ta da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda birçok sanatçı Barış Manço'nun şarkılarını seslendirecek.Sayfa
İstanbul'un Hüzün Akan Çeşmeleri
Osmanlı su kültürünün nadide bir meyvesi sokak çeşmeleri, hem vatandaş hem yetkililer eliyle tahrip ediliyor. Kitabesi kırılan, musluğu çalınan, asfalta gömülü, depoya çevrilmiş, hatta baz istasyonu monte edilen çeşmelerin hali içler acısı. İncele incele narin bir kalıp şeklini alan ve bu kalıptan çıkmış onlarca sanat eseriyle mamur hale gelen medeniyet başkentimiz eski günlerini mumla aratıyor. Her geçen gün artan kalabalığın arasında sıkışıp kalmış ata yadigârı çeşmeler, bilinçsiz yapılaşma ve vandalizmin en büyük kurbanı. Sokak ve imar çalışmaları sırasında zeminin yükseltilmesinden dolayı yarıya kadar asfalta gömülü, dükkâna hatta baz istasyonuna çevrilmiş, kitabesi kazınmış veya çalınmış, muslukları sökülmüş, kurnası çöp tenekesine dönüştürülmüş, üzerine yapıştırılmış reklam afişlerinden zar zor seçilen tarihi çeşmelerin sayısı yüzleri buluyor. Hatırlanacağı üzere, son yüzyılda yapılan devasa imar faaliyetleri birçok çeşmenin yok olup gitmesine sebep olmuştu. Bununla beraber, günümüzdeki bazı iyi niyetli restorasyon çalışmaları devam etse de yakın tarihte yürürlüğe konan kentsel dönüşümün de bu konuda hassas kriterler içerdiği söylenemez. Denilebilir ki, yol zeminin altında kalan çeşmeleri ihya ederek kurtarabilme şöyle dursun, var olanı koruyabilmek bile büyük bir zanaat. Kaldı ki halkın da tarihî yapıları koruyup kollamak adına bir bilinç sahibi olduğundan bahsetmek pek kabil değil. İşte duyarsızlık ve cahilce tasarruflara kurban edilen çeşmeler ve acı hikâyeleri... Gülhane Parkı belki de İstanbul’un en önemli turistik mekânı. Ama her yaz bir insan akınına uğrayan bu önemli merkez, türlü yağmadan yakasını kurtaramıyor. Duvara bir sedef gibi hakkedilen çeşmelerin bugün suları akmıyor. Zira çeşmeler hırsızların mütemadiyen devam eden yağmasına maruz kalıyor. Yaz aylarında çekilen bu fotoğrafta da farklı bir tahribata şahit oluyoruz. Kitabesinde Sultan II. Abdülhamid’in hayratı olduğu yazan çeşmenin kurnası yenmiş mısır koçanları ve pet şişelerle doluyor. Beşiktaş’ta Şenlikdede Mescidi karşısındaki set üstünde yer alan çeşme, kelimenin tam anlamıyla karalama tahtasına çevrilmiş. Kısa bir zaman önce üzeri temizlenen tarihî Ramiz Ağa Çeşmesi, sprey boyalarla kirletiliyor. Üzerindeki kitabede suya dair ayet ve hadislerin bulunduğu çeşme en son 45 sene önce akıyormuş. İlginç yanı alınlığın tam ortasından çıkan incir ağacı. Çevredekiler incir mevsimi gelince önünde gölgelik yaptığını ve çok lezzetli incirler verdiğini söylüyor. Beşiktaş, Asariye Caddesi başında kendinden emin bir tavırla zamana ve insanlara direnen Sultan Abdülhamid Çeşmesi’nin yakın bir zaman önce kurnası kırılmış. Aynalığındaki izlerde üzerine defalarca ilan ve afiş asıldığı belli oluyor. Musluğu da çalınan çeşmenin 8 cm kalınlığındaki mermer kurnası da kırılmış. Önü ve arkasına arabaların park ettiği çeşmenin de bu yüzden kırılmış olabileceği tahmin ediliyor. Sıradaki hikâye, Vatan ve Millet caddelerini birleştiren Muratpaşa Sokağı’ndan. Yakınlardaki Muratpaşa’nın hayratı olarak çevre ahaliyi sulayan bu çeşme çarpık yapılaşmanın kurbanı. Tam arkasına yapılan bina yüzünden statiği kaymış ve yola doğru çökmüş. Kitabesi de ciddi derecede zarar gören çeşmenin süslü aynalığı da toprak altında kalmış. Karaköy Yeni Cami Çeşme Sokağı’ndaki tarihî çeşmenin kitâbesini okumanın imkânı yok. Bundan dolayı herhangi bir malumat edinmek de çok zor. Acilen espampajının alınması gerekiyor. Hırdavatçı dükkânlarının arasında kalan tarihi çeşme, egzoz dumanından dolayı da karardıkça kararmış. Yolun altında kalmak talihli çeşmelerimizden birisi de, Yeni Cami Çeşmesi. Yahya Kemal’in o muhteşem mısralarıyla tasvir ettiği Süleymaniye Camii, maalesef günümüzde hırdavattan deriye, kırtasiyeden hac malzemesine kadar onlarca izbe imalathane ve salaş dükkânla kuşatılmış. Burada dolaşırken yalağına beton dökülerek merdivene çevrilen Firuze Sokak’taki çeşmenin görüntüsü can yakıyor. Hemen yanındaki baskülde tartılacak karton kutuların konulduğu yalağı çoktan yok olmuş. Kitabesindeki tarihe göre Sultan I. Abdülhamit devrinde Kaim-makamı Melek Muhammed Paşa kethüdası sahib-ul hayrati ve-l-hasenati Hacı Huseyn Ağa’nın hayratı olarak yaptırılmış. (1771/1772) 100 sene sonra bir yangın geçirmiş. Kim tarafından yeniden ihya ettirildiği bile satır satır yazıyor. Üsküdar’da restorasyon çalışmaları henüz tamamlanmış Sadrazam Halil Paşa sebiline yapılanlar görenleri çıldırtacak türden. Aziz Hüdai Sokağı ile Yeni Çeşme Sokağı köşesindeki bu çeşme köhne halinden henüz çıkmıştı ki yeni bir çirkinliğe daha uğradı. 1626 yılında Sultan Ahmet Camii’nin de mimarı olan Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmış bu klasik Türk mimarisi ürünü çeşme, yeşil renkte Allah ve ay yıldız çizilerek mahvedilmiş. Anlaşılıyor ki bu tahribi yapanlar, Allah adını çeşmenin üzerine yazmakla kim veya ne adına hareket ettiklerinin bile farkında değil. Şişhane Metro İstasyonu Kasımpaşa’ya bakan çakışındaki Mehmed Ağa Çeşmesi, benzeri görülmemiş bir vandalizme maruz şu sıralar. Çeşmenin lüleli musluklarıyla şırıl şırıl aktığını görenler yok denecek kadar az. Önce hemen yanında bulunan ahşap bina üzerine yıkılmış ve ahşap enkaz iki yıla yakın üzerinde kalmış. Çevredekilerin uyarıları ve ikazları ile güç bela korunmaya çalışan çeşmenin duvarına baz istasyonu kurulmuş. Tarihî yapının duvarı delinerek yapılan kıyım bir tarafa başka yer yokmuş gibi bitişiğinde yeni bir inşaat daha yükseliyor. Kasımpaşa Küçük Piyale Mahallesi sınırları içinde, Kulaksız Caddesi üzerinde yer alan çeşme, ‘Uyan ey gözlerim uyan’ diyen Sultan III. Murat’ın çeşmesi. Sultan tarafından 1585 tarihinde kesme küfeki taştan inşa edilen çeşme de diğerleri gibi beton zemine saplanıp kalmış. Nişin üzerinde on iki mısradan oluşan kitabedeki şiir ise Prizenli Şair Nihadi Çelebi’ye ait. Çeşme bugün alelade bir musluk takılarak, bu kadarlık da olsa iade-i itibar görüyor. Galata’da Perşembe Pazarı yakınlarındaki çeşme tam anlamıyla bir şark kurnazlığı eseri. Yanıkkapı Sokağı ile Tenha Sokak’ın kesiştiği noktada bulunan tarihî Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi, beline kadar asfaltta kalmış olmasının yanında akıllara zarar bir soygunun abideleştiği bir anıt. Bundan birkaç sene evvel, yan tarafındaki hazne duvarı delinerek dükkana çevrilmiş. Bu da yetmemiş, tarihî çeşmenin üzerine bir kat çıkılarak elektronik malzeme toptancısına kiralanmış. Elmayı yiyen bir kurt gibi içi boşaltılan çeşmenin dört sene önce çekilmiş bir fotoğrafında kitabesi de yerli yerinde duruyordu. Şimdi sökülen kitabesi ve çeşme nişi boş. Galata’nın en eski Osmanlı çeşmesi (1568-69) bugün ticarethane ve arabaların arasında sıkışmış durumda. Aksaray Selçuk Sultan Camii Sokak içinde yer alan sokak çeşmesinin hali içler acısı. Zaten yolun yükselmesinden dolayı kaybolan mermer çeşmenin önüne elektrik trafoları konularak hayattan tamamen koparılmış. Üzerinde herhangi bir yazı veya kitabe bulunmasa da ince sanatlarla süslenmiş bir sokak çeşmesi olduğu hemen göze çarpıyor. Ancak ne bir zamanlar onun suyundan içenler, ne yetkililer mevcut durumdan şikayetçi. ERKAM EMRE - İSTANBUL
Reklam
Ernst-Nouma Karışımı!
Nokta transfer, hatta daha ötesi... Mevkisel açıdan Ernst katkısı, hatta daha fazlasını verebilecek olan Jones, isyankar ve savaşçı ruhuyla da Pascal Nouma’nın daha kurnazı. ALİ ECE - GÜNÜN ANALİZİ Sezonun ikinci yarısına Atiba sağ bekte başladı. Serdar Kurtuluş’un ilk yarıda sağ bekte yarattığı hayal kırıklığından sonra bu kaçınılmaz. Şartlar devre arasında iyi bir sağ beki transfer etmeye yetmeyince Trabzon maçında da görüldüğü gibi Beşiktaş Atiba’nın ön liberoda bıraktığı boşluğu doldurmak zorundaydı. Bu açıdan Jermaine Jones transferi mevkisel olarak nokta atışı. Ama son tahlilde bundan daha da fazlası. Daha çok genç oyunculardan kurulu ve bu yüzden maç içinde fazlasıyla kırılgan hale gelebilen Beşiktaş’ın aynı zamanda yeni model bir Ernst’e, maç içinde hem isyan edecek hem de genç oyunculara liderlik edecek bir kayaya ihtiyacı büyüktü. HEM HAVADA HEM KARADA 1 NUMARA Jones, Schalke’de bu sezon 3’ü Şampiyonlar Ligi’nde olmak üzere 12 maçta ilk 11’de başladı. Sezon başında dizinden ameliyat olmayacağını ve 2014 Dünya Kupası’nda Amerika ilk 11’inde olmayı hedef bellediğini açıkladı. Sezonun ilk yarısında Schalke’nin maç başına en çok hava topu mücadelesi kazanan oyuncusu olan 32 yaşındaki Jones, Werder Bremen ve Stuttgart galibiyetlerinde takımının en başarılı oyuncularından birisiydi. Frankfurt ve Stuttgart maçlarında takımı adına en fazla top çalan oyuncu olan Jones sezonun ilk yarısını 1 gol 1 asistle tamamladı. PAS METRAJI 20 METRE'NİN ÜSTÜNDE Geçen sezon Schalke’nin forvetleri dışında en çok şut atan oyuncusu olan Amerikalı orta saha, 26 anahtar pasla orta sahanın ortasından hücuma en fazla verimli destek sağlayan Schalke futbolcusuydu. Özellikle uzun paslarıyla meşhur olan oyuncunun geçen sezonki pas metrajı ortalaması 20 metrenin üzerinde. Bu sezon maç başına ortalama 3 top çalmayla oynayan Jones geçen sezon da girdiği 2’li mücadelelerin % 81’ini kazanmıştı. KONTROLLÜ, SADECE 1 KIRMIZI GÖRDÜ Bundesliga’da fark yaratan tüm bu özellikleriyle Türkiye Ligi’nde ekstra katkı yapabilecek profilde olan 32 yaşındaki orta saha oyuncusunun sol kolundaki dövme de Beşiktaş taraftarına yabancı değil. “Sadece Tanrı beni yargılayabilir” yazan sol kolundaki dövmenin yanı sıra savaşçı, sert oyununa rağmen sadece 1 doğrudan kırmızı kart görmesi, Jones’un Nouma isyankarlığını oyununa daha akıllıca yansıtan bir karakterde olduğunun önemli bir göstergesi. 3 SAATLİK BİR TOPLANTIDA DOĞDU! Evli ve 5 çocuklu olan Jones, boşanmış bir anne babanın çocuğu olmanın ve Frankfurt’un varoşlarında yetişmiş olmasının etkisiyle gençliğinde gece hayatı ve disiplinsiz yaşam tarzı nedeniyle çok eleştirilmiş bir oyuncuydu. Ta ki Köln’de bir kafede Frankfurt Teknik Direktörü Funkel’le 3 saatlik bir “hayat toplantısı” yapana kadar. Jones’un “Hayatımdaki en önemli toplantıydı” diye nitelendirdiği o günden sonra ise önce ümit milli seviyesinde oynadığı Almanya A milli formasını giymek için oynadı. Ancak sadece hazırlık maçlarında A milli olabilince babasının ülkesi Amerika’yı tercih etti. BEŞİKTAŞ DA ONA KAZANDIRACAK Şimdiki hedefi de 2014 yazında Amerika formasıyla Dünya Kupası’nda oynamak. Yani Jones, Beşiktaş’a ne kadar kazandıracaksa, Beşiktaş da Jones’a kazandıracak. Sezon sonu bonservisi elinde olacak oyuncu Ernst-Melo karışımı bir etki yapabilecek potansiyelde. Jones de hocası Bilic gibi müziğe yatkınlığıyla tanınıyor. Akşam/Ali ECe
Ronaldinho'dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Beşiktaş'ın transferi için uzun uğraşlar verdiği Ronaldimho, ülkesinde oldukça keyifli günler geçirmeye devam ediyor. Beşiktaş’ın uzun süre peşinden koştuğu ancak kadrosuna katamadığı Ronaldinho’nun keyfi oldukça yerinde. Siyah beyazlı takımla geçtiğimiz yaz transfer sezonundan bu yana görüşen R10, takımı Atletico Mineiro ile sözleşme imzalamıştı. Ardından ülkesinde tatile çıkan ünlü futbolcu, paylaştığı fotoğraflarla oldukça konuşulmuştu. Brezilyalı yıldız bu sefer de müziğe el attı. Ronaldinho, ülkesinin önemli müzik figürlerinden EDCITY ile düet yaparak sesinin de standartların üzerinde olduğunu gösterdi. Mikrofon başına geçen Ronaldinho, futbolda olduğu kadar rahattı. Ayrıca klibi çekilen şarkının sosyal paylaşım sitelerindeki izlenme oranlarında gün geçtikçe artıyor. Brezilya Milli Takımı’nda 97 maça çıkan ve 33 gol atan Ronaldinho, 2014 Dünya Kupası’yla formasına da veda etmeye hazırlanıyor. Ronaldinho eğer kadroya çağrılırsa son kez Brezilya Milli Takımı forması giyecek. Bu arada şarkının anlamı da Brezilya'ya özgü. Haziran ayında düzenlenecek olan Dünya Kupası öncesi sokak dansı ve sokak futbolu kültürünün kendilerine yol göstermesini isteyen Brezilyalılar, yazdıkları şarkılarla milli heyecana şimdiden girmiş durumdalar.Eurosport
Reklam
Siyasette Artık LGBTİ'ler de Var
Yıllardır rengârenk gökkuşağı bayraklarıyla her türlü siyasi olayın içerisindeydiler. Artık kitlesel partilerin içerisine de girdiler. Kitlesel örgütlerde siyaset yapan ve yerel seçimde adaylıkları bulunan LGBTİ'ler anlatıyor... Her gün yeni bir yerel seçim adayı tartışılırken bu yerel seçimler öncesinde LGBTİ bireyler de yerel seçim adaylıklarında yerlerini aldı. Yıllardır aktif siyasetin içerisinde olmalarına rağmen görünürlük sorunu yaşayan LGBTİ’ler ÖDP deneyiminden sonra ilk defa kitlesel partilerin içerisinde kendilerini ifade edebilmenin memnuniyeti içerisinde. Pek çoğu LGBTİ’lerin siyasette yer alması için geç olduğunu düşünse de “Zararın neresinden dönülse kârdır” diyorlar. Kim bilir, belki de bu görünürlük hali diğer siyasi partilerde yer alan ve kendilerini saklayan LGBTİ’lere de cesaret verir. CHP ve HDP’de siyaset yapan LGBTİ’lere bu değişimi sorduk, onlar da yanıtladı. Ebru Kırancı HDP Beyoğlu Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 53 yaşında, altı sene Zonguldak Belediyesi’nde çalıştı, yıllardır İstanbul LGBTT Derneği aktivisti. “LGBTİ’lerin siyasette daha aktif rol oynaması önyargıları değiştirecek. Bana göre zaten bu çok geç kalınmış bir karar. LGBTİ’ler zaten 30 senedir aktif olarak politikanın içerisinde. Zaten trans olduğum için yeterince politik bir duruş içerisindeyim. 87 yılında Gezi Parkı’nın merdivenlerinde yaptığımız açlık grevlerini hatırlıyorum. Yine 15 yıl önce ÖDP’de yer alan LGBTI bireyleri unutmamak gerekiyor. Benim için Beyoğlu’nun ayrı bir önemi var. Beyoğlu’na yeni gelen her polis amiri ilk önce trans bireylere saldırıyor. Tarlabaşı’nda yapılan dönüşümler zaten LGBTİ’leri şehirden dışlamak için yapılan politikalar. Bunları Belediye Başkanı’na sorduğunuz zaman “Biz zaten onları şehrin içerisinde istemiyoruz” diyor. Biz kendi kentimizle ilgili söz sahibi olmalıyız. Ayrıca partilerin “Biz bunu tabanımıza nasıl açıklarız” endişesinden bıktım. Bana göre LGBTİ’leri tüzüğe almak da yetmez. LGBTİ’lere dokunmaları onları daha çok görmeleri lazım.” Cihan Erdal HDP Parti Meclisi Üyesi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi, daha önce ÖDP, EDP ve Yeşiller Sol Gelecek Parti’sinde aktif olarak siyaset yaptı. “LGBTİ kotasını ilk olarak EDP’de uygulama kararı almıştık ancak fiilen gerçekleştirememiştik. HDP, LGBTİ meselesini ilgilendiği temel sorunlardan biri haline getirdi. HDP’nin siyasete bakışında “ Türkiye ’deki en önemli sorun şu ve biz sadece bununla ilgileniriz” bakış açısı yok. Solun ve kimliklerin tüm sorunları HDP’nin temel meselesi. LGBTİ’lerin yerel seçimlerindeki aday adaylıkları temsili bir adım olmanın ötesinde HDP’nin fiili olarak LGBTI dostu belediyecilik getireceğinin bir kanıtı. Sedef Çakmak CHP Beşiktaş Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 31 yaşında LGBT Dayanışma Derneği ve Lambdaİstanbul’da çalıştı. İki yıl SPoD Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bireylerin kendi yaşadıkları kentler hakkında söz sahibi olabilmeleri için sadece LGBTİ bireyler değil bütün kesimler yerel siyasette yer almalı. 20 yıldır yükselerek görünürlüğünü arttıran, Gezi Direnişi’nde deyim yerindeyse rüştünü ispatlayan Türkiye’deki LGBTİ Hareketi’nin doğal olarak ilerlediği nokta, bünyesinden siyasette açık kimlikleriyle yer alacak LGBTİ bireyleri çıkarması. Sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye’de bu bireylere yönelik yerel yönetimler ve genel yasalar açısından halihazırda hiçbir çalışma yürütülmüyor. LGBTİ bireylerin yerel yönetimlerde yer almasının bu alanda hizmetleri ve çalışmaları başlatmak açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer nokta da LGBTİ politikalarının sadece cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ile sınırlı olmaması. Mesela yaşı ilerlemiş bir trans kadının ayrımcılığa uğramadan ev bakımı hizmetinden yararlanması gerektiğini söylediğinizde bu mevzu aynı zamanda yaşlı bakımı ile de ilgili. Levent Pişkin HDP Beyoğlu İlçe Başkanı, HDK Merkez Yürütme üyesi. Ankara Üniversitesi Hukuk mezunu, avukat. LGBTİ’ler artık karma yapılar içerisinde daha açık bir biçimde bulunuyorlar. Türkiye siyasetindeki önemli yapılar içerisinde açık kimlikleriyle hem yapı içerisine dair söz söylüyorlar, hem de yapının dışa doğru LGBTİ politikası yapmasını sağlıyorlar. Seçimler gündeminde değerlendirecek olursak mesela adaylıklardan tutun, seçim bildirgesinde LGBTİ taleplerinin yer bulması bunun ve 22 senedir yürütülen örgütlü mücadelenin sonucu. Keza daha evvel karma yapılar içerisinde gizlenmek zorunda kalan LGBTİ’leri de bu görünürlük cesaretlendiriyor. Siyasi yapılar artık LGBTİ politikası yapmaları gerektiğinin farkındalar ve bu farkındalığa bu görünürlük katkı sağladı. Gezi’de görünen gerçekliğimizi tüm alanlara taşıyoruz. Artık birtakım meseleler tartışılırken LGBTİ’ler unutulmuyor. Haber: ECE ÇELİK
Yargıtay Şike Kararını Açıkladı: Aziz Yıldırım'ın Cezası Onandı
Şike davasında Yargıtay kararını açıkladı: Kısmen onandı, kısmen düştü, kısmen bozuldu. Yargıtay, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Olgun Peker’in örgüt suçlarından cezası onandı. Öte yandan Aziz Yıldırım’ın birden fazla maçta şike ve teşvik primlerinden suçları onandı. Daha önce 1 yıl cezaevinde kalan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın 6 yıl 3 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Avukat Alpay Köse; Yargıtay’ın onama kararına göre; Aziz Yıldırım, yaklaşık 30 ay daha hapis yatacağını söyledi. Öte yandan Aziz Yıldırım’ın Fenebahçe Spor Kulübü Başkanlığı da düşecek. BERAAT EDEN İSİMLER SADİR ŞENER VE NEVZAT ŞAKAR’A BERAAT Şike soruşturmasında adı geçen Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile birlikte Asbaşkan Nevzat Şakar beraat etti. Mahkeme ayrıca davada adı geçen isimlerden Zeki Mazlum, Zafer Önder İpek, Göksel Gümüşdağ’la birlikte Hikmet Karaman’ın da beraatına karar verdi. BÜLENT UYGUN’A ÖRGÜTTEN BERAAT, ŞİKEDEN 11 AY 7 GÜN HAPİS Mahkeme, Bülent Uygun’un “Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde spor müsabakalarının sonucunu şike ve teşvik pirimi ile etkilemek amacıyla Aziz Yıldırım liderliğinde kurulan örgüte üye olmakö suçundan beraatine karar verdi. Uygun’un 9 Nisan 2011?de oynanan Eskişehir-Fenerbahçe maçında şike suçundan beraatine hükmeden Mahkeme, Uygun’u 22 Nisan 2011?de oynanan Eskişehir-Trabzon maçının sonucunu etkilemek amacıyla teşvik suçunu işlemek suçundan toplamda 11 ay 7 gün hapis ve 125 bin TL adli para cezası ile cezalandırdı. Uygun, parayı 10 eşit taksitte ödeyecek. UYGUN KULÜPLERDE GÖREV YAPAMAYACAK Uygun’un, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Uygun, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti. EMENİKE İLE İLGİLİ KARAR VERİLMEDİ Futbolcu Emmanuel Emenike hakkında 8 Mayıs 2011 şike iddiasıyla dava açıldığını belirten Mahkeme, CMK’nın 10. maddesi uyarınca Emenike’nin dosyasının ayrılmasına hükmedildi. Bu durumda, Emenike ile ilgili dosya ayrılıp yeni bir dava üzerinden devam edecek. VEDERSON’A TEŞVİKTEN 5 AY Futbolcu Gökçek Vederson’un 17 Nisan 2011?de oynanan Trabzon-Bursa maçının sonucunu etkilemek için teşvik suçunu işlediğini belirten Mahkeme, Vederson’u 5 ay hapis ve 30 bin 3 yüz 20 YL adli para cezası ile cezalandırdı. Vederson’un, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Vederson, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti GÜMÜŞDAĞ BERAAT ETTİ TFF Eski Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ hakkında Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne yardım etmek ve 1 Mayıs 2011?de oynanan FB-İBB maçında şike yapmak suçundan “yeterli ve her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığı ve bu suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmamasıö nedeniyle beraat kararı verildi. AKIN’A 3 MAÇTA ŞİKEDEN 1 YIL 6 AY Teknik Direktör Hikmet Karaman, 21 Şubat 2011?de oynanan Manisa-Trabzonspor maçında teşvik suçundan beraat etti. Futbolcu İbrahim Akın, Süper Lig’de 1 Mayıs 2011?de oynanan Fenerbahçe- İBB, 15 Mayıs 2011?de oynanan Trabzon-İBB ile Türkiye Kupası finalinde oynanan Beşiktaş-İBB maçlarında şike yapmak suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 83 bin 320 TL adli para cezası ile cezalandırıldı. Akın’ın spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Akın, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti. YARGITAY'IN KARAR METNİ İÇİN TIKLAYIN AMK Spor
Reklam