Ronaldinho'dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Beşiktaş'ın transferi için uzun uğraşlar verdiği Ronaldimho, ülkesinde oldukça keyifli günler geçirmeye devam ediyor. Beşiktaş’ın uzun süre peşinden koştuğu ancak kadrosuna katamadığı Ronaldinho’nun keyfi oldukça yerinde. Siyah beyazlı takımla geçtiğimiz yaz transfer sezonundan bu yana görüşen R10, takımı Atletico Mineiro ile sözleşme imzalamıştı. Ardından ülkesinde tatile çıkan ünlü futbolcu, paylaştığı fotoğraflarla oldukça konuşulmuştu. Brezilyalı yıldız bu sefer de müziğe el attı. Ronaldinho, ülkesinin önemli müzik figürlerinden EDCITY ile düet yaparak sesinin de standartların üzerinde olduğunu gösterdi. Mikrofon başına geçen Ronaldinho, futbolda olduğu kadar rahattı. Ayrıca klibi çekilen şarkının sosyal paylaşım sitelerindeki izlenme oranlarında gün geçtikçe artıyor. Brezilya Milli Takımı’nda 97 maça çıkan ve 33 gol atan Ronaldinho, 2014 Dünya Kupası’yla formasına da veda etmeye hazırlanıyor. Ronaldinho eğer kadroya çağrılırsa son kez Brezilya Milli Takımı forması giyecek. Bu arada şarkının anlamı da Brezilya'ya özgü. Haziran ayında düzenlenecek olan Dünya Kupası öncesi sokak dansı ve sokak futbolu kültürünün kendilerine yol göstermesini isteyen Brezilyalılar, yazdıkları şarkılarla milli heyecana şimdiden girmiş durumdalar.Eurosport
Ali Koç Bayrağı Çekti
Sarı-lacivertli kulüpte başkanlık için adı geçen Ali Koç, Yargıtay kararı sonrası Fenerbahçe taraftarının çağrısına uydu. Başkan Aziz Yıldırım’ın cezasının Yargıtay’da onanmasının ardından sosyal medyada taraftarlar bayrak asma ve forma ile sokağa çıkma çağrısı yapmıştı. Bu çağrıya ilk uyan isim sarı-lacivertli yönetimde bir dönem önce asbaşkanlık yapan ve Aziz Yıldırım sonrası başkanlık için adı en çok geçen isim olan Ali Koç oldu. Hürriyet'in haberine göre; Boğaz’daki yalısına Fenerbahçe bayrağı asarak çağrıya yanıt veren Ali Koç, bu hareketiyle Yargıtay kararına tepkisini de göstermiş oldu.YALNIZ BIRAKMAMIŞTI Aziz Yıldırım’ı ve yönetici arkadaşlarını mahkeme sürecinde yalnız bırakmayan Ali Koç, sürecin en yakın tanıklarından biriydi. Fenerbahçe kongresi öncesi yargı kararlarına tepkisini basın toplantısı ile dile getiren Koç, yönetimi bıraksa da kulüple bağlarını kopartmamıştı.Radikal
Siyasette Artık LGBTİ'ler de Var
Yıllardır rengârenk gökkuşağı bayraklarıyla her türlü siyasi olayın içerisindeydiler. Artık kitlesel partilerin içerisine de girdiler. Kitlesel örgütlerde siyaset yapan ve yerel seçimde adaylıkları bulunan LGBTİ'ler anlatıyor... Her gün yeni bir yerel seçim adayı tartışılırken bu yerel seçimler öncesinde LGBTİ bireyler de yerel seçim adaylıklarında yerlerini aldı. Yıllardır aktif siyasetin içerisinde olmalarına rağmen görünürlük sorunu yaşayan LGBTİ’ler ÖDP deneyiminden sonra ilk defa kitlesel partilerin içerisinde kendilerini ifade edebilmenin memnuniyeti içerisinde. Pek çoğu LGBTİ’lerin siyasette yer alması için geç olduğunu düşünse de “Zararın neresinden dönülse kârdır” diyorlar. Kim bilir, belki de bu görünürlük hali diğer siyasi partilerde yer alan ve kendilerini saklayan LGBTİ’lere de cesaret verir. CHP ve HDP’de siyaset yapan LGBTİ’lere bu değişimi sorduk, onlar da yanıtladı. Ebru Kırancı HDP Beyoğlu Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 53 yaşında, altı sene Zonguldak Belediyesi’nde çalıştı, yıllardır İstanbul LGBTT Derneği aktivisti. “LGBTİ’lerin siyasette daha aktif rol oynaması önyargıları değiştirecek. Bana göre zaten bu çok geç kalınmış bir karar. LGBTİ’ler zaten 30 senedir aktif olarak politikanın içerisinde. Zaten trans olduğum için yeterince politik bir duruş içerisindeyim. 87 yılında Gezi Parkı’nın merdivenlerinde yaptığımız açlık grevlerini hatırlıyorum. Yine 15 yıl önce ÖDP’de yer alan LGBTI bireyleri unutmamak gerekiyor. Benim için Beyoğlu’nun ayrı bir önemi var. Beyoğlu’na yeni gelen her polis amiri ilk önce trans bireylere saldırıyor. Tarlabaşı’nda yapılan dönüşümler zaten LGBTİ’leri şehirden dışlamak için yapılan politikalar. Bunları Belediye Başkanı’na sorduğunuz zaman “Biz zaten onları şehrin içerisinde istemiyoruz” diyor. Biz kendi kentimizle ilgili söz sahibi olmalıyız. Ayrıca partilerin “Biz bunu tabanımıza nasıl açıklarız” endişesinden bıktım. Bana göre LGBTİ’leri tüzüğe almak da yetmez. LGBTİ’lere dokunmaları onları daha çok görmeleri lazım.” Cihan Erdal HDP Parti Meclisi Üyesi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi, daha önce ÖDP, EDP ve Yeşiller Sol Gelecek Parti’sinde aktif olarak siyaset yaptı. “LGBTİ kotasını ilk olarak EDP’de uygulama kararı almıştık ancak fiilen gerçekleştirememiştik. HDP, LGBTİ meselesini ilgilendiği temel sorunlardan biri haline getirdi. HDP’nin siyasete bakışında “ Türkiye ’deki en önemli sorun şu ve biz sadece bununla ilgileniriz” bakış açısı yok. Solun ve kimliklerin tüm sorunları HDP’nin temel meselesi. LGBTİ’lerin yerel seçimlerindeki aday adaylıkları temsili bir adım olmanın ötesinde HDP’nin fiili olarak LGBTI dostu belediyecilik getireceğinin bir kanıtı. Sedef Çakmak CHP Beşiktaş Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 31 yaşında LGBT Dayanışma Derneği ve Lambdaİstanbul’da çalıştı. İki yıl SPoD Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bireylerin kendi yaşadıkları kentler hakkında söz sahibi olabilmeleri için sadece LGBTİ bireyler değil bütün kesimler yerel siyasette yer almalı. 20 yıldır yükselerek görünürlüğünü arttıran, Gezi Direnişi’nde deyim yerindeyse rüştünü ispatlayan Türkiye’deki LGBTİ Hareketi’nin doğal olarak ilerlediği nokta, bünyesinden siyasette açık kimlikleriyle yer alacak LGBTİ bireyleri çıkarması. Sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye’de bu bireylere yönelik yerel yönetimler ve genel yasalar açısından halihazırda hiçbir çalışma yürütülmüyor. LGBTİ bireylerin yerel yönetimlerde yer almasının bu alanda hizmetleri ve çalışmaları başlatmak açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer nokta da LGBTİ politikalarının sadece cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ile sınırlı olmaması. Mesela yaşı ilerlemiş bir trans kadının ayrımcılığa uğramadan ev bakımı hizmetinden yararlanması gerektiğini söylediğinizde bu mevzu aynı zamanda yaşlı bakımı ile de ilgili. Levent Pişkin HDP Beyoğlu İlçe Başkanı, HDK Merkez Yürütme üyesi. Ankara Üniversitesi Hukuk mezunu, avukat. LGBTİ’ler artık karma yapılar içerisinde daha açık bir biçimde bulunuyorlar. Türkiye siyasetindeki önemli yapılar içerisinde açık kimlikleriyle hem yapı içerisine dair söz söylüyorlar, hem de yapının dışa doğru LGBTİ politikası yapmasını sağlıyorlar. Seçimler gündeminde değerlendirecek olursak mesela adaylıklardan tutun, seçim bildirgesinde LGBTİ taleplerinin yer bulması bunun ve 22 senedir yürütülen örgütlü mücadelenin sonucu. Keza daha evvel karma yapılar içerisinde gizlenmek zorunda kalan LGBTİ’leri de bu görünürlük cesaretlendiriyor. Siyasi yapılar artık LGBTİ politikası yapmaları gerektiğinin farkındalar ve bu farkındalığa bu görünürlük katkı sağladı. Gezi’de görünen gerçekliğimizi tüm alanlara taşıyoruz. Artık birtakım meseleler tartışılırken LGBTİ’ler unutulmuyor. Haber: ECE ÇELİK
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BÜYÜK AŞK BİTTİ Geçen ağustosta nişanlanan Tuğba Melis Türk ile Ersan Gülüm'ün yüzükleri attığı konuşuluyor. 2011 Best Model birincisi olan Türk de, Beşiktaşlı futbolcu Gülüm de Instagram sayfalarında birbirlerinin fotoğraflarını sildi. Evlenmelerine kesin gözüyle bakılan ikilinin ayrılmalarının nedeni ise merak konusu oldu. Her ikisi de sürekli birbirlerinin fotoğraflarını paylaşıp, birbirlerine aşklarını ilan ediyordu ancak ne olduysa şu son birkaç ayda oldu. Birlikte fotoğraf paylaşmadıkları gibi, sayfalarından da fotoğraflarını silmeleri, yüzüklerin atıldığına mı işaret? İlişki yaşayan kişiler, her anlarını sosyal medyada paylaşır oldu. Neredeyse 24 saat ne yaptıklarını kişisel hesaplarından öğrenir olduk. Kavga ya da ayrılık durumunda ise tüm fotoğrafları, hiç çekilmemiş gibi yok ediyorlar. Ancak Google'ı açıp bakarsak, tüm paylaşımlarını oradan bulabiliriz. Bir de bu çiftin gazeteciler tarafından bir yerde çekilen fotoğrafları yok denecek kadar az. Kendi paylaşımları olmasa, onlar hakkında yapılacak haberlerde kullanılacak fotoğraf bile yok diyebiliriz. Yeri gelince magazin basına kızmayı biliyorlar, fakat bizlere asıl malzemeyi onlar veriyor. Melis de Ersan da başkalarıyla ilişki yaşadıklarında bu fotoğraflar önlerine çıkacak. Sonra da bize kızacaklar 'Neden eskileri karıştırıyorsunuz' diye... Her ikisi de fotoğrafları sildiklerine göre muhtemelen ayrılmışlardır. Eğer barışırlar ve fotoğrafları geri yüklerlerse de şaşırmayın. ÖZLEM YILDIZ İLE MEHMET ALİ ERBİL BİR ARAYA GELMEZ Bir dönemin çok konuşulan aşkının kahramanları Özlem Yıldız ile Mehmet Ali Erbil'in mesajlaşması olay yarattı. Aşk uğruna ekranlarda gözyaşı bile döken çift, yollarını ayırıp başka kişilerle evlenmişti. Ardından ikisi de boşandı fakat birbirleriyle yeniden hiç görüşmediler. Son olay ise bu durumu değiştirdi. Özlem Yıldız'ın Instagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafa, Mehmet Ali Erbil'den 'Kürrrrrrrr', yani yalan diye yorum geldi. Yıldız da Erbil'e gülücükle yanıt verdi. Aşk yaşadıkları dönem herkesin birbirine çok yakıştırdığı çiftin, bunca yıl sonra dönüp dolaşıp yine bir araya gelme olasılığı var mı? Özlem ile Mehmet Ali bir araya gelmez. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Her ikisi de eski defterleri açacak insanlardan değil. Bu ilişkinin tohumları 1998 yılında atıldı ama ilişki söz yüzüğünün atılmasına kadar gitti. Mehmet Ali'nin yaptığı bir hata nedeniyle ayrıldılar. Bu olay Özlem'in canını çok acıtmıştı. Özlem sadece bu nedenle bile ona dönmez. Mehmet Ali de zaten sadece çocuklarının anneleriyle görüşüyor, onun dışında hayatına giren kadınlarla bir iletişimi yok. O yüzden bir barışma söz konusu olamaz.  ÖZGE'NİN CANINI ACITAN FOTOĞRAF Aşk haberlerini ilk kez GÜNAYDIN'ın duyurduğu Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar ikilisi, bu kez yazarımız Bülent Cankurt'la aynı sinemaya gidince yakayı ele verdi! 26 Aralık tarihinde ilişkiyi 'Sürpriz aşk' başlığıyla duyuran Günaydın, Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar çiftinin el ele fotoğrafını da ilk kez yayınlamış oldu. Sonunda çok konuşulan çift el ele görüntülendi. Merakla beklenen görüntüde Engin Altan'ın rahat, Alkoçlar'ın ise gergin olması da dikkatlerden kaçmadı. Fotoğrafı nasıl yorumlarsınız? Fotoğrafı benim yorumlamama gerek yok, Engin'in eski sevgilisi Özge Özpirinçci zaten yorumlamıştır. Özge'nin canının en çok yandığı anlardan biri, bu fotoğrafı gördüğü andır. Özge ile Engin'in ilişkisi çok iyiydi. Herkes onlara evlenecekler gözüyle baktı. Birbirlerine çok yakıştırıyorlardı. Özge henüz ayrılık acısını atlatamamıştır, o yüzden de yeni sevgili olaylarına yakın zamanda girmez. Kendisi bu durumdayken Engin'in hemen bir başkasını bulup bir de el ele ortaya çıkması canını çok acıtmıştır. Engin'in bu kadar rahat olmasına da sinirlenmiştir.  DAYAK OLAYININ PERDE ARKASINDA NE VAR? Bu haftanın en ilginç haberi Yağmur Atacan'ın dayak yemesi oldu. İddialara göre Atacan'ın dayak yediği kişi ise nikâh şahidi Alper Çağrı Önal'dı. Bir alacak meselesi yüzünden ikilinin arasında kavga çıktığı, Atacan'ın darp edildiği ileri sürüldü. Atacan'ın polise gideceğini söylemesi üzerine ise Önal, 'Git oğlum git, savcılığa git, polise git, nereye gidersen git, seni anca karın kurtarır. Bundan sonra arkana dikkat et, her gün peşine adam takacağım' dedi. Pınar Altuğ'un habere yorumu, 'Bu olay zamanı orada yoktum. Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Bu konuya müdahale etmek istemiyorum' oldu. Kavganın nedeni nedir? Bu tehditler üzerine çift bir önlem aldı mı? Hem çok yakın arkadaşlardı, hem de nikâh şahitleriydi. Anladığım kadarıyla ortak iş de yapıyorlardı. Benim duyduğum yeni bir şey yok. Kavga, alacak verecek meselesi yüzünden çıktı. Pınar da doğruladı bu olayı. Bir tek Yağmur konuşmadı. Neden konuşmadığını bilemiyorum. Korkuyor mu ya da konu daha fazla uzasın istemiyor mu bilemiyorum. Bu kadar yakın arkadaşların bu duruma gelmesi üzücü. İşin içine para girdi mi kardeş kardeşi vuruyor, baba oğlunu vurabiliyor. Tehditlere karşı bir önlem alacaklarını sanmıyorum, zaten Yağmur konuşmayarak tehditlere maruz kalmaktan korunmuş oluyor. Bir de herkesin önünde bu konuları konuşmak istemiyor, sonuçta özel hayatı. Eğer Yağmur'un alacağı varsa, hukuki yolların dışında bunu alamayacağını düşünüyorum. Aralarındaki meselenin de tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Yağmur, Pınar'la evlenmeden önce oyunculuk yapıyordu. Sonrasında ise bir daha onu ekranlarda görmedik. Hep ufak tefek işler yaptığını söylüyor. Her erkek gibi sabah saat 8'de evden çıkıp akşam saat 7-8 gibi eve dönen biri değil anladığım kadarıyla. Bir ofisi olup olmadığını da bilmiyoruz. Ancak demek ki bir işi varmış ki bu kavga meydana geldi. Kavgayla ilgili bir gelişme olursa daha fazla detay sahibi olacağız. TEZ ZAMANDA EVLENSİN YOKSA… İlker Aksum ve manken sevgilisi Şeyma Şener, geçtiğimiz hafta Ortaköy'deki Anjelique'teydi. Mekândan geç saatlerde el ele ayrılan ikili, çenelerine kadar yayılmış kırmızı ruj izleriyle dikkat çekti. Muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil!' diyen Aksum, hemen bir taksi çevirip sevgilisiyle beraber uzaklaştı. Ünlü oyuncu, çapkınlık haberlerinin başkahramanları olan futbolcuları bile geçti. Aksum boşandığından beri ilginç bir profil sergiliyor. Yanında görüntülendiği kadınların sayısı da herkesi şaşırtıyor. Neredeyse her hafta başka bir kadınla görüntülenen Aksum'un son olarak dudağındaki ruj iziyle basının karşısına çıkması sevenlerini şok etti. Aksum, evliyken içinde bastırdığı duyguları mı çıkardı ortaya? Bu hareketlerinin açıklaması bu mudur? İlker Aksum boşandıktan sonra dağıldı. Olayın özeti bu. Haftanın fotoğrafı oldu. Bir insan alkolü fazla kaçırınca ağzından çıkanlara mani olamaz. Aşırı alkolün verdiği sersemlikle gömleğinin düğmesi açılan ya da fermuarını açık unutan, sokak ortasına çişini yapan insanları gördük ama bu son olay bambaşka. Oyuncunun muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil' diyebilecek kadar kendinde olması da herkesi şaşırttı. Demek ki kendinde olmayacak kadar alkollü değildi. Madem ruj izinden haberin var, neden basının karşısına bu şekilde çıkıyorsun? Orada basın olmasa dahi, mekândan çıkıp taksiye bineceksin. Peki, taksiye neden o halde biniyorsun? Dışarı çıkmadan önce yüzünü yıkamak bu kadar mı zor? İçeride ne yaptıkları zaten yüzlerinden belliydi. Sen bir oyuncusun, kendine biraz çeki düzen verebilirsin. İlker evliliği bittikten sonra tam anlamıyla dağıldı. Bekâr hayatı ona yaramadı. Yanında sürekli başka kadınlar görüyoruz. Çok iyi bir oyuncu, yazık ediyor kendine. Tez zamanda birini bulup evlenmesini tavsiye ediyorum kendisine. Böyle devam ederse, bundan sonraki hareketi ne olur bilemiyorum.  ÜNLÜ ÇİFT BOŞANIYOR MU? Son günlerde art arda gelen boşanma haberlerine bir yenisi daha eklendi. Ünlü manken Tülin Şahin'in, 2005 yılında hayatını birleştirdiği Mehmet Özer'le ilişkisinde sorunlar olduğu, Şahin'in iki gündür eve uğramadığı iddia edildi. Çiftin evleri ayırdığı da arkadaşları arasında konuşuluyor. Tülin Şahin, iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözü de insanların kafalarında soru işareti kalmasına neden oldu. Son durum nedir? Çiftin evliliği sallantıda mı? Evliliklerinde bir sorun olmadığını söylediler. Bu çift her davete, eğlenceye, yemeğe birlikte gidiyor. İlk kez Mehmet eşinden ayrı, gece dışarı çıkınca da herkesin dikkatini çekti. Yanında Tülin'in olmaması da ayrılık dedikodularına neden oldu. Birbirlerine çok âşık bir çiftten bahsediyoruz. Yakından tanıdığım için çok iyi biliyorum. Mehmet geçenlerde yanında Tülin olmadan dışarı çıktığı gece, yalnız değildi. Bir arkadaş grubuyla eğlenmeye çıkmıştı. O grupta kadınların da olması dedikoduların fitilini ateşledi. Genelde Mehmet'in hayatı Fenerbahçe'dir. Tek başına olduğu tek yer de Kalamış Develi ya da Todori'dir. Maç günlerinin bir klasiğidir bu mekânlar onun için. Maç öncesi arkadaşlarıyla bir araya gelir, yemek yer ve maça gider. Tek başına eğlencesi budur. Onun dışında zaten her yerde Tülin'le görürüz onu. İnşallah bu haberler sadece dedikoduda kalır. Aksi takdirde çok üzülürüm. Örnek çiftlerimizden biri onlar.  DAHA BOŞANMADAN BAŞKASIYLA YAKALANDI Evliliklerinin beşinci ayında boşanma kararı alan Melisa Sözen ile Alican Yücesoy, geçen hafta evleri ayırmıştı. Mahkemeye başvuran ancak davaları görülmeyen ikiliden Yücesoy, Nişantaşı'nda oyuncu Gökşen Ateş'le görüntülendi. Fotoğraflarının çekildiğini fark edince şoke olan Yücesoy, basın mensuplarına adeta yalvardı: 'Daha boşanmadım, evliyim. O fotoğrafları silin. Böyle bir haber çıkarsa aileler yıkılır. Rica ediyorum.' Aynı dizide rol aldıkları sırada yakınlaşan ve evlenen çiftin boşanma kararının nedeni ihanet mi? Yoksa oyuncu zaten boşanacağım diye eski hayatına bir an önce adapte olma derdinde mi? Madem böyle bir çekincen var, neden basının olduğu yerlerden biri olan Nişantaşı'nı tercih ediyorsun ki! Memlekette yer mi kalmadı? Bu işi yıllarca bizi ayakta uyutarak sürdüren o kadar çift var ki. Evlendiklerinde, 'Biz aslında 3 yıl önce ilişkiye başladık ve hep şu mekâna gidiyorduk, hiçbiriniz de duymadınız' diyorlar. Demek ki gizleyen gizliyor. Madem sen daha boşanmamışsın, neden orada geziyorsun? Sonra da utanmadan fotoğrafların silinmesini istiyorlar. Çektiği fotoğrafı silen gazetecileri de kınıyorum. Hiçbir iyi gazeteci bu fotoğrafı silmez. Bir de koluna kızın omzuna atmış halde görüntüsü var. Kameralar çekince de 'Ben daha boşanmadım, silin' diyor. Geçmiş olsun.  BÜLENT ERSOY İLE DEMET AKALIN'A HAK VERİYORUM Geçtiğimiz haftanın son bombasını Bülent Ersoy patlattı. Ünlü sanatçı, Nişantaşı'nda gezerken izinsiz fotoğrafını çeken Osman Ateş adlı bir genci görünce çılgına döndü. Sinirlerine hâkim olamayan Ersoy, tepkisini hayranına tokat atarak gösterdi. Ersoy'a yakın dostu Demet Akalın'dan da destek geldi. Akalın Twitter sayfasına, 'Nefret ediyorum izinsiz sokakta resim çeken insanlardan! Bülent Hanım dün gece birini tokatlamış, iyi yapmış! Elinde telefon var diye artık yeter be' notunu düştü. Bir gazeteci olarak yaşanan bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ünlü bir ismi görüntülemek için izne mi ihtiyaç var? Almayınca sonunun şiddet mi olması gerekiyor? Akıllı telefonlar herkesi paparazzi yaptı. Şu anda en büyük tehlike bizim gündüz ve gece dolaşan paparazzilerimiz değil, akıllı telefonu olan müşterilerdir. Yan masadakini çeken var, teknedekini çeken var, metrobüste bile çeken var. Bize bir sürü mail geliyor. Ünlü bir ismi bakkala giderken çekip yollamış. Kardeşim, bakkala gitmek kötü bir şey mi? Ya da metrobüste bir ünlüyü çekip yolluyorlar. Ünlü olunca toplu taşıma araçlarını kullanamaz mı? Bunu yapan ünlüler bile var. Gece gece telefonuma ünlü isimlerden mesajlar geliyor. 'Bak filan ünlü filan mekânda görgüsüzce yemek yiyor', 'Filan kişinin makyajsız fotoğrafını görmek ister misin?' diye ne mesajlar geliyor. Akıllı telefonlar bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Biz, gelen fotoğrafları ayırıyoruz tabii ki. Çok mühim bir şey ise kullanıyoruz. Ben Bülent Ersoy ile Demet Akalın'a hak veriyorum. Şiddete tabii ki karşıyım ancak ünlüleri de sokakta yürüyemeyecek hale getirmemek lazım. Ancak yapacak bir şey yok. Bunun mücadelesini artık onlar verecek. Bu tarz olaylar sadece Türkiye'deki ünlülerin başına gelmiyor. Yurt dışında da bunun örnekleri mevcut. Buna benzer bir fotoğrafı çekildiği için dünyaca ünlü oyuncu Sean Penn bir adamı dövdü. Bu olayı da bir gazeteci tesadüfen gördü ve fotoğrafladı. Ünlü olmanın bedelleri bunlar. Sosyal medya ve akıllı telefonlarla da ünlülerin işleri gün geçtikçe zorlaşıyor.  FULYA UGAN / Sabah.com.tr
İşte Şike Yapılan Maçlar
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Şike Davası'nda ''Kısmen onama ve kısmen bozma'' kararı verdi.Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve Olgun Peker 'in cezası onandı. Aziz Yıldırım'ın birden fazla maçta şike ve teşvik primlerinden suçları onandı. Bu kararın ardından Aziz Yıldırım hapis yatacak. Daire; Aziz Yıldırım'a Fenerbahçe - İBB Spor, Karabük - Fenerbahçe, Fenerbahçe-Ankaragücü, Sivasspor - Fenerbahçe maçlarında şike yapmak, Trabzonspor - Bursaspor, Trabzonsopr - İBB Spor maçlarında teşvik primi verdiği iddiasıyla 3 yıl 2 aylık hapis ve 1.312.500 liralık adli para cezasını da onadı.ŞİKE YAPILAN MAÇLARFenerbahçe-İstanbul BŞB.Karabükspor-FenerbahçeFenerbahçe-AnkaragücüSivasspor-FenerbahçeTEŞVİK VERİLEN MAÇLARTrabzonspor - BursasporTrabzonspor - İstanbul BŞB.Sabah
Fenerbahçe'de 16 Yıllık Yıldırım Dönemi
Yıldırım'ın, yaklaşık 16 yıllık görev süresi Yargıtay kararıyla son buluyor. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın, yaklaşık 16 yıldır sürdürdüğü başkanlık görevi, futbolda şike davasıyla ilgili Yargıtay kararının ardından son bulacak. Yıldırım, Fenerbahçe Futbol Takımı'nın şampiyon olduğu 2010-2011 sezonuna ilişkin başlatılan şike davasıyla ilgili mahkemenin verdiği kararların Yargıtay tarafından onanmasıyla, yasa gereği başkanlık görevini sürdüremeyecek. İlk kez 15 Şubat 1998'de gerçekleştirilen olağan genel kurulda 1 oy farkla Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı'na seçilen Yıldırım, aralıksız 16 yıla yakın süre bulunduğu görev sona eriyor. Aziz Yıldırım, bu dönemde 7 olağan, 4 kez de olağanüstü olmak üzere 11 kongrede başkan seçilerek görevde kaldı. - Yıldırımlı kongreler Aziz Yıldırım, 15 Şubat 1998'de yapılan genel kurulda, diğer başkan adayı Vefa Küçük'ü 1 oyla geçerek, Fenerbahçe'nin 36. başkanı olarak ilk kez bu göreve seçildi. Genel kurulda 3 bin 94 üye oy kullanırken, Aziz Yıldırım 1469, Vefa Küçük 1468, 3. aday Ömer Çavuşoğlu ise 157 oy aldı. Seçimde başkanlığı Aziz Yıldırım kazanırken, yönetim kurulu ve diğer kurullara Vefa Küçük'ün listesi seçildi. Küçük'ün yönetimiyle bir süre çalıştıktan sonra, aynı yıl 13-14 Haziran'da yapılan olağanüstü genel kurulda tek aday olan Aziz Yıldırım, bu kez kendi yönetim kurulu listesiyle birlikte göreve geldi. 19-20 Şubat 2000'deki olağan genel kurulda yeniden aday olan Yıldırım 2 bin 657 oyla başkanlığa seçildi. 1998'de 1 oy farkla geçtiği diğer başkan adayı Vefa Küçük ise bu kez 1980 oy aldı. - 2 kez görevi bıraktığını açıkladı Aziz Yıldırım, 16 yıllık başkanlığı döneminde 2 kez görevi bıraktığını açıkladı. Yıldırım, 2000-2001 sezonunda futbol takımının şampiyon olmasının ardından sezon sonunda ''Sağlık nedenleri ve ailesine yeterince vakit ayıramadığı'' gerekçesiyle başkanlık görevini bıraktığını açıklamıştı. Camianın ve sarı-lacivertli taraftarların baskısı üzerine devam etme kararı alan Aziz Yıldırım, güvenoyu için 30 Haziran-1 Temmuz 2001'de yapılan olağanüstü genel kurulda tek aday olarak seçime girdi ve 4. kez başkan seçildi. Aziz Yıldırım, 3 Mart 2002, 7 Mart 2004 ve 5 Mart 2006'da yapılan olağan kongrelerde tek aday olarak seçime girdi ve başkanlığa seçildi. Futbol takımı 2005-06 sezonunda son maçta Denizlispor ile deplasmanda 1-1 berabere kalarak şampiyonluğu yitirince, Yıldırım bir kez daha görevi bıraktığını açıkladı. Ancak yine camianın baskısıyla bu kararından vazgeçen Aziz Yıldırım, 24-25 Haziran 2006'da yapılan olağanüstü genel kurula yine tek aday olarak girerek, bir kez daha Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı'na seçildi. Yıldırım, 23-24 Mayıs 2009'da yapılan olağan genel kurulda, geçerli 6 bin 335 oyun, 5 bin 53'ünü alarak, 1216 oy alan Şadan Kalkavan'ın önünde yer alıp, 9. kez Fenerbahçe'ye başkan seçildi. Kongrenin 3. başkan adayı Funda Sibel Pala'ya ise sandıktan 66 oy çıkmıştı. - 19-20 Mayıs 2012 kongresinde cezavindeyken seçildi Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında, 3 Temmuz 2011'de gözaltına alınan ve 10 Temmuz 2011'de tutuklanarak Metris Cezaevi'ne konulan Aziz Yıldırım, yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra 2 Temmuz 2012'de tahliye edildi. Aziz Yıldırım, başkan adayı olduğu 19-20 Mayıs 2012'de yapılan son kongreye 'Futbolda şike' iddialarına yönelik davada tutuklu yargılandığı için katılamadı. Başkanlığa aday olduğunu açıklayan kongre üyesi Murat Çelikel'in kongrenin ilk günü çekilmesiyle tek aday olan Yıldırım, cezaevinde olduğu dönemde girdiği seçimde kullanılan 5 bin 271 oyun 5 bin 269'unu alarak 10. kez Fenerbahçe Kulübü'ne başkan oldu. - Son kongrede rekor oy aldı 2-3 Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleştirilen, Aziz Yıldırım'ın Mehmet Ali Aydınlar karşısında 6 bin 821 oyla kazandığı seçim, kulüp tarihinin en geniş katılımlı kongresi oldu. İki adayın başkanlık için yarıştığı genel kurulda toplam 9 bin 380 oy kullanıldığı açıklanırken, bu rakam kulüp tarihine geçti. Seçimde 2 bin 383 oy alan Mehmet Ali Aydınlar karşısında, yarışı 6 bin 821 oy alan Aziz Yıldırım, 11. kongresinde en yüksek oya ulaştı. - En uzun süre görev yapan ikinci başkan Aziz Yıldırım, 16 yıla yakın süren başkanlık göreviyle, sarı-lacivertli kulübün tarihinde en uzun süre görevde kalan ikinci başkan oldu. Eski başbakanlardan Şükrü Saracoğlu, 16,5 yıl ile Fenerbahçe Kulübü'nde en uzun süre görev yapan başkan durumunda bulunuyor. Saracoğlu, 16 Mart 1934 ile 15 Ekim 1950 yılları arasında aralıksız 16,5 yıl başkanlık görevini sürdürdü. Üçüncü sırada bulunan Faruk Ilgaz ise 20 Mart 1966-24 Şubat 1974, 4 Temmuz 1976-10 Şubat 1980 ve 14 Aralık 1983-18 Mart 1984 olmak üzere yaklaşık 12 yıl kulüp başkanlığı görevinde bulundu. - Futbolda 5 şampiyonluk Fenerbahçe Futbol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde ligde 5 kez şampiyon olurken, Yıldırım, profesyonel dönemde en fazla şampiyonluk yaşayan başkan olarak tarihe geçti. Yıldırım döneminde sarı-lacivertliler, 2000-01, 2003-04, 2004-05, kulübün 100. yılı olan 2006-07 ve 2010-2011 sezonunda şampiyonluğa ulaştı. Kulüp başkanlığı döneminde sırasıyla Hırvat Otto Baric, Alman Joachim Löw, Rıdvan Dilmen, İtalyan Zdenek Zeman, Turhan Sofuoğlu, Mustafa Denizli, Alman Werner Lorant, Oğuz Çetin, Tamer Güney, Alman Christoph Daum, Brezilyalı Zico, İspanyol Luis Aragones, Aykut Kocaman ve Ersun Yanal olmak üzere 14 ayrı teknik adamla çalışan Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman, Mustafa Denizli ve Zico ile birer, Daum ile de 2 kez şampiyonluk yaşadı. Profesyonel Türkiye Ligi'nde Fenerbahçe Futbol Takımı, Faruk Ilgaz'ın başkanlığı döneminde 3, Ali Şen, Emin Cankurtaran, İsmet Uluğ ikişer, Agah Erozan, Kamil Sporel, Fikret Arıcan ve Metin Aşık dönemlerinde de birer kez şampiyonluk yaşadı. - Yıldırım dönemi lig performansları Sezon O G B M A Y P Sıra1997-98 13 8 3 2 24 11 27 2.1998-99 34 22 6 6 84 29 72 3.1999-00 34 17 10 7 59 44 61 4.2000-01 34 24 4 6 82 39 76 1.2001-02 34 24 3 7 70 31 75 2.2002-03 34 13 12 9 55 42 51 6.2003-04 34 23 7 4 82 41 76 1.2004-05 34 26 2 6 77 24 80 1.2005-06 34 25 6 3 90 34 81 2.2006-07 34 20 10 4 65 31 70 1.2007-08 34 22 7 5 72 37 73 2.2008-09 34 18 7 9 60 36 61 4.2009-10 34 23 5 6 61 28 74 2.2010-11 34 26 4 4 84 34 82 1.2011-12 40 24 9 7 70 38 81 2.2012-13 34 18 7 9 56 39 61 2.2013-14 17 13 2 2 43 19 41 1.- Futbolda 11 kupası var Aziz Yıldırım döneminde futbol takımı toplam 11 kupa kazandı. Sarı-lacivertliler, Yıldırım döneminde 5 lig şampiyonluğu, ikişer Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa, birer Başbakanlık ve Atatürk Kupası'nı müzesine götürdü. Futbolda Aziz Yıldırım'ın başkanlığı döneminde 2011-2012 sezonunda Türkiye Kupası'nı kazanarak 29 yıllık kupa hasretine son veren Fenerbahçe, 2012-2013 sezonunda da bu başarıyı ortaya koyarak üst üste iki kez kupanın sahibi oldu. Fenerbahçe tarihinde futbolda 21 kupayla en fazla kupa kazanan başkan Şükrü Saracoğlu olurken, Faruk Ilgaz 19, Ali Şen de 7 kupa kazandı. - Avrupa'da en başarılı dönem Fenerbahçe Futbol Takımı, Avrupa kupalarındaki en başarılı dönemini Aziz Yıldırım'ın başkanlığı süresinde yaşadı. 2007-2008 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale çıkan sarı-lacivertli ekip, 2012-2013 sezonunda da UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final oynayarak kulüp tarihinde ilklere imza attı. - Avrupa kupası istatistikleri Fenerbahçe Futbol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde 102 Avrupa kupası maçına çıktı. Sarı-lacivertli takım, Yıldırım döneminde Avrupa arenasında çıktığı 102 maçın 39'unu kazandı, 25'inde berabere kaldı, 38 maçta da yenildi. Aziz Yıldırım dönemine kadar Avrupa kupalarında toplam 84 maç yapan Fenerbahçe, Yıldırım'ın başkanlığında geçen 15 yıllık sürede Avrupa arenasında bugüne dek 94 maça çıkarak toplamda 178 maça ulaştı. Avrupa kupaları tarihinde başkan Yıldırım'dan önceki dönemde 27 sezon Avrupa kupalarına katılan, Yıldırım'dan sonra 13 sezon kupalarda mücadele eden Fenerbahçe'nin, iki dönemdeki performans tablosu şöyle: Dönem O G B M A YAziz Yıldırım öncesi 84 27 11 46 88 149Aziz Yıldırım sonrası 106 40 26 40 149 144Toplam 190 67 37 86 237 293Aziz Yıldırım, 16 yıllık başkanlık döneminde dünyanın önde gelen futbol yıldızlarından bazılarına Fenerbahçe forması giydirdi.- Dünya yıldızları Fenerbahçe forması giydi Yıldırım'ın başkanlığı döneminde transfer edilen yıldız futbolcular arasında Hırvat Milan Rapaic, Ukraynalı Sergei Rebrov, İsveçli Kennet Andersson, Arjantinli Ariel Ortega, Hollandalı Pierre van Hooijdonk, Brezilyalı Alex de Souza, İsrailli Haim Michael Revivo, Ganalı Stephen Appiah, Fransız Nicolas Anelka, Sırp Mateja Kezman, Brezilyalı Roberto Carlos, Senegalli Moussa Sow ve Mamadou Niang, Hollandalı Dirk Kuyt, Sırp Milos Krasic ve Portekizli Raul Meireles yer alıyor. - Voleybolda tarihi başarılar Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde tarihi başarılara imza attı. 2010 yılında Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen Kulüplerarası Dünya Şampiyonası'nda zirveye çıkan kadın voleybol takımı, 2012 yılında ise Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen Kadınlar Avrupa Şampiyonlar Ligi ''Dörtlü Final''inde Avrupa Şampiyonluğu'na ulaştı. CEV Kupası'nda 2012 yılında 2., 2009 yılında ise 3. olan ''Sarı Melekler'', Şampiyonlar Ligi'nde 2010 yılında 2., 2011 yılında 3. oldu. Fenerbahçe'nin erkek ve kadın voleybol takımları tarihlerindeki tüm şampiyonlukları Aziz Yıldırım döneminde yaşadı. Ligde ilk kez 2008-2009 sezonunda şampiyon olan kadın voleybol takımı, 2009-2010 ve 2010-2011 sezonları da olmak üzere üst üste 3 kez şampiyonluk kupasını müzesine götürdü. 2009-2010 sezonunda Türkiye Kupası ilk kez kazanan ''Sarı-Melekler'', iki kez de (2008-2009 ve 2009-2010) Süper Kupa'yı aldı. Ligde ilk kez 2007-2008 sezonunda şampiyon olan erkek voleybol takımı, 2009-2010, 2010-2011, 2011-2012 sezonlarında 3 sezondur üst üste şampiyonluk yaşadı. Erkeklerin ayrıca 2 Türkiye Kupası (2007-2008 ve 2011-2012) ve 2 Süper Kupası (2010-2011 ve 2011-2012) bulunuyor. - Erkek basketbol takımı Aziz Yıldırım, döneminde erkek basketbol takımı da 16 yıl aradan sonra şampiyon oldu. Ülker ile yapılan sponsorluk anlaşmasının ardından 2006-07 yılında Fenerbahçe Ülker olarak mücadele eden sarı-lacivertliler, play-off final serisinde Efes Pilsen'e 4-0 üstünlük kurarak, 16 yıl aradan sonra ligdeki 2. şampiyonluğuna ulaştı. 2007-2008, 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarında da ligde şampiyon olan sarı-lacivertliler, tarihindeki 5 şampiyonluğun 4'ünü Yıldırım döneminde elde etti. Son 4 sezonda 3 kez Türkiye Kupasını kazanan Fenerbahçe Ülker, Yıldırım döneminde Türkiye Kupası sayısını 4'e çıkardı. Fenerbahçe Ülker, 10 Ekim 2007'de 23. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda da Efes Pilsen'i 79-77 yenerek, 13 yıl aradan sonra 4. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı müzesine götürdü. - Kadın basketbol takımı altın çağını yaşadı Tarihinde bugüne kadar kazandığı 28 kupayı da Aziz Yıldırım döneminde elde eden Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, Yıldırım döneminde adeta altın çağını yaşadı. Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi'nde (TKBL) ilk şampiyonluğunu 1998-99 sezonunda kazanan sarı-lacivertliler, 2001-2002 ve 2003-2004 sezonlarında da mutlu sona ulaştı. TKBL'de son 8 sezonda üst üste şampiyon olan Fenerbahçe, toplam 11 lig şampiyonluğu yaşadı. Türkiye Kupası'nda da ilk şampiyonluğunu 1998-99 sezonunda kazanan Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, 1999-2000, 2000-01, 2003-04, 2004-2005, 2005-06, 2006-07, 2007-08 ve 2008-09 sezonlarında olmak üzere kupayı 9 kez müzelerine götürdü. Fenerbahçeli kadınlar, 1998-99, 1999-2000, 2000-01, 2003-04, 2004-05, 2006-07, 2009-2010, 2011-2012 ve 2012-2013 sezonları olmak üzere 9 kez Cumhurbaşkanlığı kupasını kazandı. Kadın basketbolcular geçen sezon FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'nde 2.'lik elde ettiler. - Masa tenisinde Avrupa'da iki şampiyonluk Fenerbahçe, Aziz Yıldırım döneminde masa tenisinde de Avrupa'da kupa kazandı. Fenerbahçe Kadın Masa Tenisi Takımı, Avrupa Masa Tenisi Birliği (ETTU) Kupası'nda 2012 ve 2013 yıllarında üst üste şampiyonluklar elde etti. Kadın masa tenisi takımı Yıldırım'ın verdiği destekle bu sezon kadrosundaki başarılı sporcularla Şampiyonlar Ligi'nde mücadele verecek. Aziz Yıldırım döneminde diğer amatör branşlarda da sarı-lacivertli takımlar ve sporcular, elde ettikleri başarılı sonuçlarla dikkati çekti. Avrupa ve dünya şampiyonalarının yanı sıra olimpiyatlara giden sporcu sayıları da sarı-lacivertlilere büyük bir gurur yaşattı. - Tesisleşme hamlesi Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'deki başkanlığı döneminde büyük bir tesisleşme hamlesi yaptı. Ali Şen döneminde başlanan Samandıra Tesisleri, Aziz Yıldırım döneminde hızlandırılarak tamamlanırken, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı da yenilenerek 50 bin 509 kişilik koltuk kapasitesine çıkarıldı. Ataşehir'deki Fenerbahçe Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Arena, Ankara Gölbaşı İncek mevkisindeki Fenerbahçe Kulübü Türk Telekom Ankara Tesisleri ve Düzce Topuk Yaylası Tesisleri de Yıldırım döneminde yapıldı. Vefa Küçük tarafından Fenerbahçe Burnu'nda yaptırılan kulüp yönetim binası, yenilenerek ''Fenerbahçe Kulübü Konuk Evi'' olarak 7 Ocak 2009 tarihinde hizmete girdi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki Fenerbahçe Kulübü Müzesi de 19 Ekim 2005 günü hizmete açıldı. Sarı-lacivertli kulübe Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'ni kazandıran Yıldırım'ın döneminde, Dereağzı'ndaki Lefter Küçükandonyadis Tesisleri'ne de 15 yılı aşkın sürede yeni birimler eklenerek tesislerin adeta kimliği değişti. Yıldırım döneminde Sapanca Gölü'nde kürek şubesine de tesisler yapıldı. - Sportif AŞ, Fenerium, Taraftar Kart ve Fenercell Fenerbahçe Sportif A.Ş., 20 Şubat 2004 tarihinden itibaren İMKB'de işlem görüyor. 10 Haziran 1998 tarihinde Fenerbahçe Spor Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak kurulan daha sonra adı ''Fenerium'' olarak resmileştirilen kulübün lisanlı ürünlerinin satıldığı mağazalar da yurt çapında hizmet vererek, kulübe büyük bir gelir sağlıyor. ''100. yılda 100.000 kart'' projesi ile 2006 yılında başlanan Fenerbahçe Taraftar Kart, 23 Şubat 2009 yılında Fenercell, 1 Aralık 2010 yılında da hizmete giren FenerNet kulübe gelir getiren kalemler arasında yer alıyor. TRTSpor
Reklam
Yargıtay Şike Kararını Açıkladı: Aziz Yıldırım'ın Cezası Onandı
Şike davasında Yargıtay kararını açıkladı: Kısmen onandı, kısmen düştü, kısmen bozuldu. Yargıtay, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Olgun Peker’in örgüt suçlarından cezası onandı. Öte yandan Aziz Yıldırım’ın birden fazla maçta şike ve teşvik primlerinden suçları onandı. Daha önce 1 yıl cezaevinde kalan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın 6 yıl 3 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Avukat Alpay Köse; Yargıtay’ın onama kararına göre; Aziz Yıldırım, yaklaşık 30 ay daha hapis yatacağını söyledi. Öte yandan Aziz Yıldırım’ın Fenebahçe Spor Kulübü Başkanlığı da düşecek. BERAAT EDEN İSİMLER SADİR ŞENER VE NEVZAT ŞAKAR’A BERAAT Şike soruşturmasında adı geçen Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile birlikte Asbaşkan Nevzat Şakar beraat etti. Mahkeme ayrıca davada adı geçen isimlerden Zeki Mazlum, Zafer Önder İpek, Göksel Gümüşdağ’la birlikte Hikmet Karaman’ın da beraatına karar verdi. BÜLENT UYGUN’A ÖRGÜTTEN BERAAT, ŞİKEDEN 11 AY 7 GÜN HAPİS Mahkeme, Bülent Uygun’un “Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde spor müsabakalarının sonucunu şike ve teşvik pirimi ile etkilemek amacıyla Aziz Yıldırım liderliğinde kurulan örgüte üye olmakö suçundan beraatine karar verdi. Uygun’un 9 Nisan 2011?de oynanan Eskişehir-Fenerbahçe maçında şike suçundan beraatine hükmeden Mahkeme, Uygun’u 22 Nisan 2011?de oynanan Eskişehir-Trabzon maçının sonucunu etkilemek amacıyla teşvik suçunu işlemek suçundan toplamda 11 ay 7 gün hapis ve 125 bin TL adli para cezası ile cezalandırdı. Uygun, parayı 10 eşit taksitte ödeyecek. UYGUN KULÜPLERDE GÖREV YAPAMAYACAK Uygun’un, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Uygun, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti. EMENİKE İLE İLGİLİ KARAR VERİLMEDİ Futbolcu Emmanuel Emenike hakkında 8 Mayıs 2011 şike iddiasıyla dava açıldığını belirten Mahkeme, CMK’nın 10. maddesi uyarınca Emenike’nin dosyasının ayrılmasına hükmedildi. Bu durumda, Emenike ile ilgili dosya ayrılıp yeni bir dava üzerinden devam edecek. VEDERSON’A TEŞVİKTEN 5 AY Futbolcu Gökçek Vederson’un 17 Nisan 2011?de oynanan Trabzon-Bursa maçının sonucunu etkilemek için teşvik suçunu işlediğini belirten Mahkeme, Vederson’u 5 ay hapis ve 30 bin 3 yüz 20 YL adli para cezası ile cezalandırdı. Vederson’un, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Vederson, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti GÜMÜŞDAĞ BERAAT ETTİ TFF Eski Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ hakkında Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne yardım etmek ve 1 Mayıs 2011?de oynanan FB-İBB maçında şike yapmak suçundan “yeterli ve her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığı ve bu suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmamasıö nedeniyle beraat kararı verildi. AKIN’A 3 MAÇTA ŞİKEDEN 1 YIL 6 AY Teknik Direktör Hikmet Karaman, 21 Şubat 2011?de oynanan Manisa-Trabzonspor maçında teşvik suçundan beraat etti. Futbolcu İbrahim Akın, Süper Lig’de 1 Mayıs 2011?de oynanan Fenerbahçe- İBB, 15 Mayıs 2011?de oynanan Trabzon-İBB ile Türkiye Kupası finalinde oynanan Beşiktaş-İBB maçlarında şike yapmak suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 83 bin 320 TL adli para cezası ile cezalandırıldı. Akın’ın spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyet icra eden tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına da karar verildi. Akın, 6222 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden de yasaklandı. Ancak mahkeme seyir yasağının, mahkeme kararının kesinleşmesi (Yargıtay’ın onaylaması) ile birlikte uygulanmasına hükmetti. YARGITAY'IN KARAR METNİ İÇİN TIKLAYIN AMK Spor
Drogba O Anı Unutamıyor
Drogba, Juventus maçındaki tarihi golde Sneijder'in bağırışlarını hiç unutamamış!Aslan'ın yıldızı Didier Drogba GS TV'de yayınlanan 'Big Legend' programı ile birlikte bir kez daha ekran karşısındaydı... Veli Yiğit'in sorularını yanıtlayan Fildişili golcü, Juventus maçında yaşananları asla unutamayacağını söyledi. G.Saray tarihinde böyle büyük maçlar ve kritik galibiyetler olduğunu hatırlatan Drogba, efsanevi bir maç olması için hava şartları da dahil olmak üzere her şeyin yaşandığını da iddia eden yıldız oyuncu sözlerine şöyle devam etti: 'Kar yağıyordu, maç iptal oldu, ertelendi. Ve grubumuzdaki pozisyonumuz... Bir gün sonra tekrar sahaya çıktık, taraftar oradaydı ve tribünler yine tamamen doluydu. Efsanevi bir maç olması için her şey hazırdı. Biz de sahada bunu gerçeğe dönüştürdük. Taraftarlarımızla ve o gün başardıklarımızla gurur duyuyorum. 2- günün sabahında maçın saat 15.00’te olduğunu, stadın da pek kalabalık olamayabileceğini düşünüyorduk. Ama herkes geldi, herkes oradaydı. Bu harika bir şeydi. Taraftarımız takımına olan büyük tutkusunu gösterdi. Kulüp için harika bir gündü. 'İHTİYAÇ VAR' Wesley gol öncesinde sürekli bağırıyordu bana. Top havadayken, tüm o olay gerçekleşiyorken sesini duyuruyordu. Sürekli, sürekli... Benim de tek şansım topu ona vermekti, yoksa beni öldürecekti! O pastan sonra harika bir gol attı. Bu ligde böylesi kaliteli ve ekstra işler yapabilecek oyunculara her zaman ihtiyacınız var. Onun için çok mutluyum. Biliyorsunuz, o benim arkadaşım; ama daha öncesinde o harika bir futbolcu. Attığı gol ve bizi üst tura çıkardığı için onun adına mutluyum.' 'Önemli olan İstanbul' 'Chelsea maçlarından umarım keyif alırım; ama aynı zamanda bir sonraki tura yükselmek istiyorum. Şampiyonlar Ligi’nde ilerlemek, aşama kaydetmek kulüp için çok önemli. Öncelikle İstanbul’da bir şeyler yapmamız lazım. Eğer üst tura inanıyorsak, İstanbul’da da en iyisini yapmalıyız. İyi bir skor almalıyız. 0-0, 1-1, 2-0, 1-0... Sonrasını Stamford Bridge’de göreceğiz.' 'Her iki maçı da kazanmak isteyecekler' 'Garip duygular olacak Chelsea maçlarında. Oraya gidip eski takım arkadaşlarıma, dostlarıma karşı oynayacağımı düşünüyorum. Onlar hâlâ benim arkadaşım, belki daha fazlası. G.Saray maçı da onlar için önemli bir maç olacak. Takıma bakarsınız, “Hah, bunları yenmek mümkün. Forvetleri gol atamıyor. Diğerleri iyi savunma yapamıyor, eskisi gibi koşamıyor” diye düşünebilirsiniz. Ama onlara karşı oynadığınız zaman, ki ben onları iyi tanıyorum, oradaydım ve hâliyle tanıyorum, çok zor olduğunu anlarsınız. Her iki maçı da kazanmak için orada olacaklar.' 'Gözüm kapalı bile gol atardım' 'Stamford Bridge benim evim. Orada gözüm kapalı bile gol atabiliyordum. Çizgilerin nerede olduğunu biliyordum, hangi taraftarın nerede oturduğunu bile biliyordum. Gurur duyabileceğim tek şey, ben oradan zirvedeyken ayrıldım. Hiç kimse bu kulübü benim kalbimden söküp alamaz.' 'Juve maçı örnektir' 'Ligde lider olabilmemiz için kazanmamız gereken maçlar var. Evet, bu avantaj olabilir; çünkü taraftarımızla birlikte oynayacağız. Ancak saha içinde 11’e 11’iz. Bu bize bağlı. Takım olarak oynamak, birbirimiz için savaşmak istersek, Juventus maçında yaptığımız gibi, bizimle başa çıkabilecek çok fazla takımın olamayacağını düşünüyorum.' 'Ronaldo öndeydi' 'Cristiano Ronaldo FIFA Ballon d’Or Ödülü’nü kazandığı için mutlu oldum. Fotoğraflara baktığınızda gerçekten çok sıkı çalıştığını görebiliyorsunuz. Franck Ribery de olabilirdi, harika bir sezon geçirdi. Bence Cristiano, son yıllarda daha istikrarlı. Ama Cristiano, ondan bir adım daha öndeydi.' 'Çalıştım, çalıştım, çalıştım'
Reklam
Messi ile Fena Dalga Geçtiler!
Messi’nin özellikle kıyafetine yönelik büyük eleştiriler getiren İspanyollar Arjantinli yıldızın giyim konusunda bu işi beceremediğini belirttiler. Ronaldo’nun birinci olması İspanyol ve Katalan medyasınıda karşıkarşıya getirdiler. Real Madrid’e yakınlığı ile bilinen Marca ve As gazeteleri Ronaldo’ya tam sayfa kapaktan yer vererek övgüler yağdırırken Barselona taraftarı Sport ve El Mundo gazeteleri,” en iyi olan kazanmadı ve rakamlar Messi’yi işaret ediyordu” başlıklarını attılar. Bu arada, “Kim daha iyi” tartışmalarına Barselonalı ve Real Madridli spor severler de yaptıkları montajlarla katıldılar. Real Madridli taraftarlar özellikle Messi’nin giyimine kafayı takarken Katalanlar ise Ballon D’Or 2013 kazanan Ronaldo’nun ödülünden Messi çıktı diye dalga geçtiler.DHA
Türkiye'de Gay Futbolcular Var Ama Bunu Açıklamazlar
Yılmaz Vural: Piontek'in yardımcı antrenörlüğünü kabul etseydim, bugün Fatih Terim olmazdı. İyi ki önünü açmışım. Türkiye sayemde onu kazandı T24 Son dönemde İngiltere'de takım çalıştıracağı iddiasıyla gündeme gelen Yılmaz Vural, Türkiye'de futbolcular arasında eşcinsel futbolcuların olduğunu belirterek, 'Gay futbolcular var. Vücudunu yakın olduklarınla tanırsın. Gözümle bir şey yaparken gördüğüm yok, ama tavırlarında hissederim. Gay olmanın kabiliyeti etkilediğini düşünmüyorum. Onun özel hayatı. Ama hatırla bir hakem arkadaşımız ben 'gayim' dedi, meslekten atıldı. Bir futbolcunun bunu açıklaması imkansız' dedi. Posta gazetesinden Canan Danyıldız 'a konuşan Yılmaz Vural şike olaylarına da değinerek, 'Hiç karışmadım. Hep vardır şike yeni bir şey değil. Para var ortada. Bilmiyorum insanız sonuçta, dayanamayabilir insan. Ben temiz kalmak adına her şeyi yapıyorum. Kimse de ben yaptım demez! Hırsızsan, bu dünyada ödeneceğini biliyorum ama' ifadelerini kullandı. Yılmaz Vural'ın Posta gazetesine verdiği röportajdan satırbaşları şöyle: Gay futbolcular var değil mi? Var tabii. Çünkü kız yurtlarında lezbiyenlik, erkek yurtlarında da gaylik hep vardır. Vücudunu yakın olduklarınla tanırsın. Gözümle bir şey yaparken gördüğüm yok, ama tavırlarında hissederim. Gay olmanın kabiliyeti etkilediğini düşünmüyorum. Onun özel hayatı. Ama hatırla bir hakem arkadaşımız ben 'gayim' dedi, meslekten atıldı. Bir futbolcunun bunu açıklaması imkansız. Şike iddialarına ne diyorsun? Hiç karışmadım. Hep vardır şike yeni bir şey değil. Para var ortada. Bilmiyorum insanız sonuçta, dayanamayabilir insan. Ben temiz kalmak adına her şeyi yapıyorum. Kimse de ben yaptım demez! Hırsızsan, bu dünyada ödeneceğini biliyorum ama. 'Fatih şartlara göre davranıyor' Fatih Terim'i nasıl buluyorsun, showman mi? Fatih'i seviyorum, başarılı da buluyorum. Eski ve birbirimizi çok aradığımız arkadaşım. Fatih şartları çok iyi bilen ve ona göre davranan biri. bizde bir laf var ya 'Deveye diken insana...' diye.. Burada insan gibi davranıp insan gibi karşılık alamıyorsun maalesef. Fatih Terim'de böyle mi davranıyor? E görüyorsun işte! Medyaya en çok o bağırır, ses çıkarır vs. ama en çok medya desteği onundur. En çok o sevilir. Benim popülerliğim olabilir ama başarı anlamında ona yetişmek mümkün mü? Bu sayede iyi takımlara mı gidiyor dersin? Tabii... Galatasaray gibi güçlü bir takımınn başnda, sonra milli takım var. Zaten bu takımlara kim çalışsa 3'te 1 başarı şansı garanti. Ayrıca Piontek'in yardımcı antrenörlüğünü kabul etseydim, bugün Fatih Terim olmazdı. İyi ki önünü açmışım. Türkiye sayemde onu kazandı. Kendini gösterdi.
Reklam
Panenka Penaltısı Nasıl Doğdu?
Adını unutulmaz penaltılara kazıyan adam… Bugünlere kadar uzanacak bir hikayenin yaratıcısı, bizzat o vuruşun nasıl ortaya çıktığını anlatıyor…Kaynak: FourFourTwo
Reklam
Daum'un Sözleri Şaşırttı
Bursaspor Teknik Direktörü Christoph Daum, 4 hafta içerisinde 10 zorlu maça çıkacaklarını ifade ederek, bu süreçte 2 yada 3 futbolcu daha transfer etmek istediklerini söyledi.Bursaspor Teknik Direktörü Christoph Daum, Antalya kampını değerlendirdi. Kamp yaptıkları otele teşekkür eden Daum, her şeyin çok iyi organize edildiğini söyledi. Kamp ile ilgili bilgiler veren tecrübeli teknik adam, 'Sıkı idmanlarımız oldu. İdmanlardan hariç bir hazırlık maçı yaptık. Dün Hollanda temsilcisi RKC Waalwijk karşısında 2-1 galip geldik. Takım içerisinde futbolcular çok iyi çalışıyor. Gittikçe takım birbirini buluyor. Ben eminim bu ikinci devreye yansıyacaktır' dedi.Transferlere de değinen Alman teknik adam Daum, şöyle devam etti: 'Örneğin Yeşil Bursa'dan 3 tane arkadaşımız geldi. Kendi durumlarını gördü. Bence bu iyi bir şey. Onlarla konuştuğumuzda kendilerinin nerede gördüklerinin cevabını alıyoruz. Ethem arkadaşımız da yeni geldi. Genç ve yetenekli bir futbolcu. Önümüzde Bursaspor için iyi bir kazanç olacağını düşünüyoruz. Oğuzhan arkadaşımızda fiziksel olarak iyi ve süratli birisi. Belirli bir dönemden sonra kendisini takımda bulabilir ve yetenekli bir futbolcu. Fernandao, kesinlikle bize katkı sağlayacağını gösterdi. Brezilya'da 4 hafta önce ligler bitti. 4 haftayı idmansız geçirdi. Çok çalışıp bize katkı verecek. Kaliteli bir futbolcu olduğunu gösterecek.'Takıma 2-3 transferin daha yapılması gerektiğini ifade eden Daum, 'Bu transferlerin Bursaspor'a katkı verme adına olmasını istiyoruz. İkinci transfer periyodun da pek çok futbolcu önerildi. Bizde bize katkı verecek futbolcuyu transfer etmek istiyoruz. Önümüze baktığınız zaman 2-3 transferin hemen bize katılması önem taşıyor. Önümüzdeki 4 hafta içerisinde 10 müsabaka oynayacağız. Bu çok zorlu bir periyot. O yüzden o arkadaşlarımızın bize katılması önemlidir. Transfer istememin yanı sına takımımızı belli seviyeye getirmek adına önemli çalışmalar yapıyoruz. Buda çok önemli. Futbolcu arkadaşlarımız arzu ve istek içerisinde çok iyi çalıştılar. Onlara teşekkür ediyorum. Bunu da Bursaspor'a yakışır şekilde yapıyorlar' diye konuştu.'Transfer olmazsa mevcut kadro hedefe gidebilecek mi?' sorusuna ise Christoph Daum şu yanıtı verdi:'Motivasyonum yüksek derecede bu konuda çalışacağım. Futbolcularımla bunu yaşayarak hedeflerimiz adına her şeyi ortaya koymak durumundayız. Bu konuda kendim de göstermek durumundayım. Dua etmemiz gerekiyor. Kırmızı kart olmasın, sakatlık olmasın diye dua edeceğiz. Daha fazla namazlara gitmem gerekiyor.'Hedeflerinin Avrupa Kupalarına katılmak olduğunu belirten tecrübeli çalıştırıcı, 'Bunu iki şekilde yapabiliriz. Birincisi Türkiye Kupa'sında. İkincisi ise ligde ilk 5 içerisinde bitirerek yapabiliriz. Bunu da istiyoruz ve arzuluyoruz. Gerçekten yüksek bir motivasyonla bu çalışmaları yapıyoruz. Hedef adına ve Bursaspor için elimizden geleni yapacağız' açıklamasını yaptı.Transferler ve 4 hafta içerisinde oynanacak zorlu 10 müsabaka ile ilgili yönetimle görüştüğünü vurgulayan Daum, şöyle konuştu: 'Bu dönemde sakatlık ve cezalı futbolcu olabilir. Bunlar olduğu zaman bu müsabakalarda istenilen kaliteyi sahaya sunamıyorsunuz. Bu durumlarda kendi hazırladığımız futbolcuları oynatıyoruz. Bu arzu ve istek zaman zaman yetmiyor. Belir bir hedefleri koyduğumuz zaman kaliteye de ihtiyacımız var.'Alman teknik adam ikinci transfer dönemlerinin her zaman zor olduğunu belirterek, 'Almak istediğiniz futbolcuların mukavelesi devam ediyor. Onun için büyük paralar ödemek zorundasınız. Ya da diğer takımlar futbolcuları bırakıyor. Bu bıraktıkları futbolcular problemli olabiliyor. Gerçekten kolay bir periyot değil. Avrupa'da belirli ligler devam ediyor. Oradan futbolcuyu çıkarabilmek kolay değil. Kuzey Amerika bölgesine de bakıyorsunuz orada çalışmalarınızı yaptınız ve futbolcu buldunuz. Bizden rakip olarak Ruslar, Araplar ve diğer takımlar var. Oradan iyi futbolcu seçtiğinizde onlar rakip olarak karşınıza çıktığınız zaman zorlu bir dönem yaşayabiliyorsunuz' dedi.
Ersin Düzen'den Sosyal Medya İsyanı
Ersin Düzen, canlı yayında sosyal medyadan atılan mesajları sert bir dille eleştirdi. Futbol Yorumcusu Ersin Düzen, 'Birlikte Çözelim' adlı programa konuk olurken sosyal medyanın kötü kullanımı ve yapılan küfürlü paylaşımları çok sert bir dille eleştirdi.
Reklam
Eşcinsel Olduğunu Açıkladı
Almanya Milli Takımı'nın eski oyuncularından Thomas Hitzlsperger, eşcinsel olduğunu açıkladı. Aston Villa, Everton, West Ham gibi kulüplerde forma giyen Hitzlsperger, Die Zeit gazetesine verdiği röportajda eşcinsel olduğunu açıklarken eşcinsel olan profesyonel sporcuların bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. Hitzlsperger 52 kez Almanya Milli Takımı'nın formasını giyerken bir Dünya Kupası, bir de Avrupa Şampiyonası'nda forma giydi. Stuttgart ile Bundesliga zaferi yaşayan Hitzlsperger, geçtiğimiz Eylül ayında yaşadığı sakatlıklar sonrasında futbola veda etmişti.Kendisi için zorlu bir süreç olduğunu söyleyen Hitzlsperger 'Bir adamla yaşama fikri sadece birkaç yılda aklıma geldi. İngiltere'de, Almanya ya da İtalya'da eşcinsellik ciddi bir sorun değil. Ben utanılacak bir şey yaptığımı düşünmüyorum' ifadelerini kullandı. Eşcinselliğinin altında aranması gereken başka sebepler olmasın diye konuşmadığını açıklayan Hitzlsperger, futbol sahasında hoşlandığı isimler de olduğunu itiraf etti.Habertürk
Messi'nin Değeri 400 Milyon Euro
Tam 4 Avrupa devinin talip olduğu Arjantinli, Cristiano Ronaldo’yu 3’e katladı Yaşadığı sakatlığın ardından çıktığı idmanı 13 bin 200 Barça taraftarının izlediği Lionel Messi, dünyanın 1 numarası oldu. PSG, Manchester City, Chelsea ve Bayern Münih, bonservisini umursamadan tangocu için sıraya girdi. UZUN süredir ismi başta PSG ve Manchester City olmak üzere pek çok kulüple anılan, serbest kalma bedeli 250 milyon Euro olarak açıklanan Barcelonalı Messi’nin piyasa değeri beklenenin aksine çok daha fazla çıktı. Cadena Sar Radyosu’na konuşan International Sports Marketing direktörü Gerardo Molina, Messi için kendilerine Avrupa’dan 4 kulübün değer araştırması yaptırdığını söyledi. Lionel Messi’nin şu an için 401 milyon 274 bin Euro değere sahip olduğunu açıklayan Molina, şu an bir kulübün devlet destekli sponsorlukla Arjantinli yıldızı transfer etmek için hazırlandığını açıkladı. PSG BİR TÜRLÜ PEŞİNİ BIRAKMIYOR MOLINA’nın yaptığı açıklamada 400 milyon Euro’yu vermeye hazırlanan kulübün devlet desteğini arkasında bulunduran Paris Saint-Germain olduğu belirtildi. PSG dışında herhangi bir bilgi verilmezken Chelsea, Manchester City ve Bayern Münih gibi kulüplerin 250 milyon Euro ödemeye hazır olmaları, diğer 3 kulübün üzerindeki soru işaretlerini de kaldırmış oldu. Molina, Real Madrid’in yıldızı Cristiano Ronaldo için de değer araştırması yaptıklarını açıklarken, verdiği rakamla herkesi şaşırttı. Molina, 400 milyon Euro’luk Messi’nin yanında Ronaldo’nun sadece 150-160 milyon Euro gibi bir değere sahip olduğunu dile getirdi. MEDYANIN GÖZÜ HEP ÜZERİNDE... BİR oyuncunun değeri hesaplanırken, medyadaki popülaritesi de önemli bir rol oynuyor. Messi’nin yüksek ücretinin en çarpıcı sebeplerinden biri, medyada sıkça yer almasıydı. Lionel Messi’yle ilgili haberlere, 145 ülkenin basınında yüzde 77 oranında yer verildi. Arjantinli’nin en büyük rakibi Cristiano Ronaldo, yüzde 32 ile ikinci, Wayne Rooney ise yüzde 17 ile üçüncü oldu. Medyadaki bu oran, Messi’nin şampiyonlar ligi’nde forma giymiş 900 futbolcunun neredeyse 82 katı haber değeri taşıdığını ortaya koyarken, aynı kategoride Barcelona da 98.1 puanla dünyada haberlerine en fazla yer ayrılan kulüp olma başarısı gösterdi. DEĞER NASIL HESAPLANIYOR? BİR oyuncunun piyasa değeri nitel ve nicel ölçümleri içinde barındıran 20 adımda gerçekleştiriliyor. Bu 20 adım oyuncu, medya ve marka itibarının birlikte yer aldığı 3 aşamada sonuca ulaştırılıyor. 13 bin 200 kişi izledi SAKATLIĞININ ardından cuma günü Barcelona ile ilk antrenmanına çıkan Messi üç gol atarken tribünleri dolduran 13 bin 200 taraftar yıldız futbolcuya “Hoş geldin” dedi. 3 AŞAMADA MESSI’NIN DEĞERİ 1- OYNADIĞI pozisyon, doğduğu ülke, uluslararası performansı, yaş ve sınırlandırması göz önüne alındı. Bu ölçüme, bugün spor sektöründe yer alan ve rasyonel bir değer olan ‘Sporcu takımın sadece aktif ve üretken bir üyesi değil aynı zamanda bir marka değeri yaratıcısı’ kavramı da eklendi. 2- Medyada yarattığı itibar ve etki planın ikinci aşamasını oluşturdu. Dünya medyasındaki konumu ve sürekli haber olma potansiyelinin yanı sıra, sosyal ağlar ve web siteleri içindeki ölçümleri de değerin hesaplamasında önemli bir katkı sağladı. Koray DURKALHürriyet
İşte Eusebio'nun Kariyeri
Kalp yetmezliği nedeniyle 71 yaşında hayata veda eden Eusebio, ardında başarılarla dolu bir kariyer bıraktı.Bir futbol yıldızı haline geldiği Benfica’nın Luz Stadyumu önünde heykeli bulunan Eusebio da Silva Ferreira, dünya futbolunda iz bırakan isimlerden biri olarak hayata gözlerini yumdu. Mozambik asıllı Portekizli futbolcu, 15 yıl giydiği Benfica formasıyla birçok başarıya imza atarken, İngiltere’deki 1966 Dünya Kupası’nda sergilediği performansla unutulmazlar arasına girdi. MOZAMBİK’TE BAŞLAYAN BİR FUTBOL YAŞAMI Eusebio, Mozambik’in Maptuto şehrinde Laurindo Antonio da Silva Ferreira isimli Angolalı demiryolları işçisi bir baba ve Elisa Anissabeni isimli Mozambikli bir annenin oğlu olarak 25 Ocak 1942 tarihinde dünyaya geldi. Ailesinin dördüncü çocuğu olan Eusebio, 8 yaşındayken babasını tetanozdan kaybetti. Babasını kaybettikten sonra annesi tarafından yetiştirilen minik Eusebio, futbola ilk adımını Benfica’nın Mozambik’teki pilot takımı Grupo Desportivo de Lourenco de Marques’de atmak istedi. Ancak burada kendisini ispatlama şansı dahi verilmeyen Eusebio takıma kabul edilmedi. Mozambik’te aynı zamanda taraftarı olduğu takıma kabul edilmeyen Eusebio, futbolculuk kariyerine Sporting Clube de Lourenco Marques’de başladı. 15 yaşındayken Juventus yetkilileri tarafından potansiyeli görülen Eusebio’nun, annesi izin vermeyince İtalyan takımına transferi gerçekleşmiyordu. İtalya’ya anne vizesi alamadığı için gidemeyen ve Mozambik’te kalan Eusebio, 2 yıl boyunca kulübünün genç takımında forma giydikten sonra yükseldiği A Takım’da şampiyonluk yaşamayı başardı. BAŞARILARLA DOLU BENFICA YILLARI 1960 yılında bu kez eski bir Brezilyalı futbolcu Jose Carlos Bauer’in dikkatini çeken Eusebio, Bauer tarafından önce eski takımı Sao Paulo’ya öneriliyor ancak buraya kabul edilmeyince 136 bin avro karşılığında efsane haline geleceği Benfica’ya transfer oluyordu. Transfer süresinde Benfica’nın en büyük rakiplerinden Sporting’in kendisini kaçırmasından korkan Eusebio, bir dönem Portekiz’den ayrılmayı düşünse de annesi tarafından kalmaya ikna ediliyor ve “Kartallar” ile 19 yaşında resmi sözleşmeyi imzalıyordu. Benfica formasıyla Atletico Clube de Portugal ile bir hazırlık maçında ilk karşılaşmasına çıkan Eusebio’nun, 4-2 galip gelinen maçta sergilediği performans ve yaptığı hat-trick kazanılacak büyük başarıların bir habercisi gibiydi. Ertesi yıl 20 yaşındayken dünya futbolunda adını duyurmaya başlayan Eusebio, 1961-1962 sezonunda takımının 3. tamamladığı lig mücadelesini 12 golle tamamladı. Ancak Vitoria Setubal’e karşı kazanılan Portekiz Kupası finalinde 2 gol kaydederek başarıda önemli rol oynadı. Portekizli futbolcu aynı sezon 1962 yılında Alfredo di Stefano’nun önderlik ettiği Real Madrid’e karşı oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde 2 gol atarak, takımının 5-3′lük galibiyetle kupayı müzesine götürmesinde etkili oldu. “Kara Panter” aynı zamanda Paris’te düzenlenen özel bir turnuvada o yıllarda fırtına gibi esmeye devam eden Pele ile karşı karşıya geldi. Eusebio, Pele’nin takımı Santos’a karşı sonradan oyuna dahil olduğu turnuva finalinde 3 gol atmasına rağmen takımının 6-3′lük mağlubiyetine engel olamıyordu. Eusebio 1963, 1965 ve 1968 yıllarında Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde kaybeden Benfica takımının da bir parçasıydı. Kariyerinde ulaşılmadık başarı bırakmadığı Benfica formasıyla 15 yıl geçiren Eusebio, takımıyla son maçına 18 Haziran 1975′te çıktıktan sonra 33 yaşında futbol yaşamını Amerika kıtasında sürdürmeye başladı. BENFICA SONRASI YILLAR Eusebio, Benfica’dan ayrıldıktan sonra futbol kariyerine Amerika kıtasında devam etti. Amerikan Ulusal Futbol Ligi’nde Boston Minutemen’de geçirdiği kısa bir dönemin ardından aynı sezon Meksika Ligi takımlarından Monterrey’e transfer olan Eusebio, ilk Amerika kıtası macerasına lig şampiyonluğu yaşadığı Toronto Metros-Croatia’da son verdi. Bir yıl süren Amerika kariyerinin ardından ülkesine dönen “Kara Panter”, Beira-Mar’da forma giydikten sonra sakatlıkların peşini bırakmayacağı Las Vegas Quicksilvers ile bir kez daha Amerika serüvenine yelken açtı. Portekizli yıldız Las Vegas’ta sakatlıklarla boğuştuğu bir sezonun ardından Portekiz İkinci Futbol Ligi ekiplerinden Uniao de Tomar’da top koşturdu. Dizindeki sakatlığa rağmen futbol oynamaya devam eden Eusebio, kariyerini 1979 yılında 37 yaşındayken Amerika İkinci Futbol Ligi’nde New Jersey Americans’da sonlandırdı. MİLLİ TAKIM KARİYERİ Eusebio, 1961 yılının ekim ayında, ilk milli maçına 1962 Dünya Kupası Elemeleri’nde Lüksemburg karşısında çıktı. Portekiz, Eusebio’nun bir gol kaydettiği maçta Lüksemburg’a 4-2 kaybetmekten kurtulamadı. “Kara Panter” İngiltere’deki 1966 Dünya Kupası ile dünya futbolu sahnesinde adından söz ettirmeye başladı. Eusebio, Portekiz formasıyla elemelerde 7 gol kaydederek ülkesinin İngiltere biletini cebine koymasında önemli rol oynadı. Portekizli yıldız futbolcu elemelerde attığı 7 golün 4′ünü Türkiye karşısında kaydetti. Lizbon’da oynanan ve Portekiz’in 5-1 kazandığı mücadelede 3 gol kaydeden Eusebio, Ankara’da oynanan diğer karşılaşmada ise takımına 1-0′lık galibiyeti getiren golü atmayı başarmıştı. 1966 DÜNYA KUPASI’NDA EUSEBIO İngiltere’nin ev sahipliğinde düzenlenen 1966 Dünya Kupası, Eusebio’nun ismini tüm dünyaya ezberlettiği turnuva oldu. Eusebio’lu Portekiz, grupta ilk maçta Macaristan’ı 3-1 mağlup ederken, “Kara Panter” Bulgaristan’a karşı kazanılan 3-0′lık maçta takımının 2. golüne imza atıyordu. Portekiz, Eusebio’nun 2 gol kaydettiği ve Brezilya’yı 3-1 mağlup ettikleri gruptaki üçüncü maçta, son şampiyonun kupaya erken veda etmesine yol açtı. Çeyrek finalde Kuzey Kore karşısında 3-0 geriye düşen Portekiz’de geri dönüşün mimarı Eusebio, attığı 4 golle ülkesini 5-3′lük galibiyetle yarı finale taşıdı. Eusebio, 1966′da zafere ulaşan ev sahibi İngiltere’ye yarı finalde 2-1 kaybeden Portekiz’de tek gole penaltı vuruşundan imzasını attı. Yıldız futbolcu, Sovyetler Birliği’ne karşı 2-1 kazanılan üçüncülük maçında ise attığı tek golle Dünya Kupası’ndaki 9. golünü kaydediyordu. İngiltere’deki Dünya Kupası’nda 9 golle gol krallığına ulaşan Eusebio, “1966 Dünya Kupası kariyerimdeki en yüksek noktaydı. Yarı finalde kaybetmiş olabiliriz ama Portekiz futbolu kazandı” diyerek turnuvayla ilgili duygularını dile getiriyordu. Eusebio, 1970 ve 1974 yıllarında Portekiz ile elemelerde mücadele etmesine rağmen bir daha Dünya Kupası’nda sahne alamadı. Portekiz ile son maçına 19 Ekim 1973 tarihinde Bulgaristan karşısında 2-2 sona eren karşılaşmada çıkan “Kara Panter”, ülkesinin formasıyla mücadele ettiği 64 maçta kaydettiği 41 golle milli takımlar sahnesinden çekiliyordu. KİŞİSEL BAŞARILARI Eusebio 1965 yılında Avrupa’da yılın futbolcusu ödülüne layık görüldü. 1962 ve 1966 yıllarında ise oylamada ikinci sırayı aldı. “Kara Panter” 1968 ve 1973 senelerinde Altın Ayakkabı ödülünün sahibi olurken, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda 1965, 1966 ve 1968 yıllarında gol krallığı yaşadı. 15 sene içinde Benfica’nın 11 lig şampiyonluğu, 5 Portekiz Kupası kazanmasında büyük rol oynayan Eusebio, bu yıllar içerisinde 9 kez gol krallığı yaşadı. Eusebio kariyeri boyunca çıktığı 745 maçta, 733 gol kaydetme başarısı gösterdi.
Reklam