onedio
Emre: "Ben Sadece Bazı Sorunların Altını Çizdim"
Altınordu mücadelesi sonrasında zeminden şikayet ederek yöneticilere gönderme yapan Emre açıklamalarda bulundu.Fenerbahçe'nin kaptanı Emre Belözoğlu, Altınordu maçından sonra söylediği sözlerin yanlış anlaşıldığını belirterek, yeni bir açıklama yaptı. Deneyimli futbolcu, 'Fatih Terim'e gönderme yaptığı' yönündeki eleştirileri yanıtladı.Bozuk zeminde sakatlanmanın kendisini çok üzdüğünü dile getiren Emre Belözoğlu, 'Maçtan sonraki açıklamalarımda bu üzüntümü dile getirdim. Ancak o sözlerimi benim Fatih hocama karşı söylediğim yorumunu yaptılar. Öncelikle şunu belirteyim ki; ben asla Fatih Terim'e karşı bir ifadede bulunmadım, Fatih hocamı ima etmedim, Fatih Terim'i kastetmedim. Eğer böyle bir algı oluştuysa da kendisinden özür dilerim. Ben sadece Türk futbolundaki bazı sorunların altını çizdim' diye konuştu.Sporx
İşte Erkan Zengin'in Maliyeti
Trabzonspor, Erkan Zengin ile 2.5 yıllık anlaşmaya vardığını borsaya bildirdi. Konuyla iligili olarak KAP'a yapılan açıklama şöyle:'Profesyonel futbolcu Erkan Zengin ile 2016-17 futbol sezonu sonuna kadar (2.5 yıllık) anlaşma sağlanmıştır. Anlaşmaya göre Erkan Zengin'e,2014-15 futbol sezonu için 800.000.-EUR garanti ücret,2015-16 futbol sezonu için 1.650.000.-EUR garanti ücret,2016-17 futbol sezonu için 1.750.000.-EUR garanti ücret ödenecektir.Bordo mavililer, Eskişehirspor'a da bonservis bedeli olarak 2.25 milyon euro ödeyecek.Lig TV
Atletico Madrid'e Çinli Ortak
Arda Turan'ın formasını giydiği Atletico Madrid'e Çin'in en zengin iş adamlarından Wang Jianlin ortak oldu.Jianlin, yaklaşık 45 milyon euro karşılığında Atletico Madrid'in hisselerinin yüzde 20'sini aldı.Yeni ortaklığa rağmen Atletico Madrid'in mevcut durumda en büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanı Miguel Angel Gil ile kulüp başkanı Enrique Cerezo'nun kulübün kontrolünü ellerinde tutmaya devam edecek.Anlaşma kapsamında Çin'de Atletico Madrid Spor Akademileri kurulacak, takımın yaz aylarında yapacağı kamp programına Çin de dahil edilecek, orta ve uzun vadede Atletico Madrid için Çin'de büyük bir pazar oluşturulacak. Xinhua Haber Ajansı'na göre 90 Çinli çocuk futbol eğitimi için İspanya'ya gidecek. Bu rakamın 2017'de 180'e çıkması bekleniyor.İspanyol medyası, Atletico Madrid Kulübü'nün yeni ortağı Wang Jianlin'e sayfalarında geniş yer ayırdı. Çinli işadamının iş dışında sanat koleksiyoneri ve bir Arda Turan hayranı olduğunu yazan El Mundo gazetesi, 'Wang Jianlin'e, 'Favori futbolcunuz kim' diye sorulduğunda şüphe etmeden Arda diyor. Normal' ifadelerine yer verdi.Çin'in en zengin 3. işadamı olan Wang'ın mal varlığı Forbes dergisine göre 11 milyar 300 milyon euro ve dünyanın en zenginleri listesinde 42'nci sırada.Kaynak: AA ve AFP
Cumhuriyet Tarihi'nde Yüce Divan'da Yargılanan 10 Bakan
Anayasamızın 148'inci maddesine göre Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Cumhurbaşkanı'nı, TBMM Başkanı'nı,  Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini yargılama yetkisine sahiptir. Bir anlamda devletin en üst düzey yöneticileri herhangi bir mahkemenin görev alanından çıkartılmış, bu görevde bulunanların işleyebileceği suçların ciddiyeti sebebiyle özel bir yargı yolu kurulmuştur. Bu yargı yoluyla yüksek kamu yetkisi kullanan kamu görevlilerinin en adil şekilde yargılanarak, en doğru kararın ortaya çıkması ve toplumda varolması gereken adalet ilkesinin tatmin edilmesi amaçlanmıştır. Yüce Divan'da bugüne kadar 1 Başbakan, 19 Bakan ve 1 Milletvekili yargılandı. Yargılamalardan 9'u beraatle sonuçlandı. İşte tarihten örnek bir kaç yargılama.
Drogba'nın Davası 28 Ocak'ta
Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), yılın ilk 3 ayında karara bağlayacağı dosyaların tarihlerini internet sitesinden yayımladı.CAS'tan yapılan açıklamada, Didier Drogba'nın eski kulübü Çin temsilcisi Shanghai Shenhua'nın, transferinde sorun yaşanması gerekçesiyle Galatasaray'a ve Fildişi Sahilli futbolcuya karşı yaptığı itirazın 28 ve 29 Ocak'ta görüşüleceği belirtildi.Arsenal'den transfer olurken, menajeri Pascal Boissau'yu devre dışı bıraktığı gerekçesiyle FIFA tarafından 1.1 milyon Avro ceza verilen Emmanuel Eboue'nin itirazı ise CAS'ta 3 Mart'ta görüşülecek.Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Mersin İdmanyurdu ile eski futbolcuları David Bicik ve Joseph Boum arasındaki dosyalar 22 ve 23 Ocak'ta masaya yatırılacak.Sporx
İsmail Kartal'dan Zemin İsyanı
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, Altınordu maçının ardıdnan görüşlerini dile getirdi, zemin sorununa dikkat çekti..İsmail Kartal'ın açıklamalarından derledikleri şöyle'Öncelikle bu kadar kötü sahada, gerçekten iki takım oyuncuları da özverili, içten olağanüstü bir mücadele ortaya koydular. Şampiyoluğa oynuyoruz, çok iyi hazırlandık. Hazırlıklarımıza devam ederken, zemin çok iyi bir oyuncumuzun sakatlanmasına neden oldu. İlk 45 dakikayı zemine adapte olmakla geçirdik Çok iyi oynamadık. Fizik olarak takımı iyi gördüm, maçı kazandık. Emre'nin sakatlığına çok üzüldük. Bu gibi oyuncuların yeri kolay doldurulmuyor.Türkiye'nin en güzel şehirlerinden birinin sahasının daha güzel olması gerekiyor. Fenerbahçe taraftarlarının gelmesine ve bizi desteklemesine teşekkür ediyoruz, ikinci yarı onlara layık bir futbol ortaya koyduk. Emre'nin sakatlığı bir-iki, iki-üç hadfta sürecek gibi duruyor.'Maçtan önce ısınmada oyuncular geldi, 'Hocam saha çok kötü, ne yapacağız bilemiyoruz' dediler. Moral motivasyonları sıfırdı'İnternet Haber
Reklam
Fenerbahçe 'Altın' Buldu
Kupada İzmir'de Altınordu ile karşılaşan Fenerbahçe kritik bir üç puanı hanesine yazdırdı.Ziraat Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe, deplasmanda Altınordu'yu 2-1 mağlup etti.Ziraat Türkiye Kupası E Grubu'nda kötü hava şartları nedeniyle ertelenen Altınordu-Fenerbahçe maçında, iki takımın teknik direktörü de İstanbul'daki müsabakanın ilk 11'lerinden 4'er değişiklik yaptı. Yağışlı hava nedeniyle 30 Aralık'ta oynanamayan ve bugüne ertelenen karşılaşma için kamp yaptığı Antalya'dan bugün İzmir'e gelen sarı-lacivertli ekipte, genç oyuncular Uygar Mert Zeybek ve Melih Okutan ilk 11'de şans buldu.Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, İstanbul'da 1-1 berabere kaldıkları Altınordu maçındaki ilk 11'inden 4 değişikliğe gitti. Sarı-lacivertli ekipte Savaş Polat, Selçuk Şahin, Caner Koca ve Serdar Kesimal'ın yerine Bekir İrtegün, Mehmet Topal, Emre Belözoğlu ve Melih Okutan bugünkü maçta forma giydi. Altınordu Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu ise kupadaki son Fenerbahçe maçından farklı olarak ilk 11'de, 4 değişik futbolcuya yer verdi. İzmir temsilcisinde, Evren Üstündağ, Kemal Cingirt, Çağlar Söyüncü ve Halil İbrahim Tuna'nın yerine Tolgahan Acar, Erdoğan Yeşilyurt, Kerim Alıcı ile Sinan Osmanoğlu Fenerbahçe karşısında sahaya çıktı.Sarı lacivertliler ilk yarıda kalesinde önemli tehlikeler görürken, kaleci Mert yaptığı kurtarışlarla dikkat çetki. Sarı lacivertliler 32. dakikada girdiği tek pozisyonda golü buldu. Emre'nin adrese teslim pasında savunma arkasına koşu yapan Mehmet Topuz güzel bir vuruşla golü kaydetti. Bu arada ilk yarının bitimine dakikalar kala sakatlanan Emre Belözoğlu yerini Alper Potuk'a bıraktı. İlk 45 dakikanın uzatma dakikalarında Kadıköy'de gol atan Taha sahneye çıktı, kornerde Fenerbahçe savunmasının yaptığı hatayı affetmedi. Ve ilk yarı 1-1 sona erdi.İkinci yarıda galibiyet için rakip kaleye yüklenen Fenerbahçe golü 79. dakikada buldu. Alper Potuk'un sürüklediği atakta Yusuf ters bir vuruşla topu kendi ağlarına yolladı.Böylece Fenerbahçe 4 maç sonunda 7 puana ulaşırken, Altınordu ise 4 puanda kaldı.Lig Tv
Beşiktaş'ın Yeni Transferi İstanbul'da
Beşiktaş Kulübü, sağ bek transferi için resmi açıklamayı yaptı. Ganalı oyuncu, İstanbul'a geldi.Sezon başından bu yanan kadrosunu yabancı bir sağ bek ile güçlendirmek isteyen Beşiktaş hayaline kavuştu.Siyah-beyazlıların Kamu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamada, Porto 'nun Ganalı sağ beki Daniel Opare için görüşmelere başlandığı duyuruldu.Beşiktaş Kulübü'nün açıklamasında 'Daniel Opare'nin Şirketimize transferi ile ilgili olarak Oyuncunun kendisi ve FC Porto kulübü ile görüşmelere başlanmıştır' ifadeleri kullanıldı.Siyah-beyazlılar Opare'nin transferini bitirme noktasına gelirken, oyuncu İstanbul'a geldi.REAL MADRİD'DE YETİŞTİ24 yaşındaki Ganalı oyuncu, kariyerine 2006-2007 sezonunda Ashanti Gold'da başladı. 2007-2008 sezonunda Sfax'e transfer olan ve daha sonraki iki sezonda da Real Madrid altyapısında (Real Madrid Castilla) forma giyen Opare, 2010-2014 sezonları arasında da Belçika Ligi takımlarından Standart Liege'de top koşturdu. 2014 sezonu başında Porto'ya transfer olan Opare, 2007 yılından bu yana Gana Milli Takımı'nın formasını giydi. 2009 FIFA U17 Dünya Kupası'ndaki performansıyla alkış toplayan Opare, süratli yapısı ve teknik kapasitesiyle dikkatleri üzerine çekmeye başardı.Sporx
Reklam
Atletico'nun Çinli Ortağı Arda Turan Hayranı Çıktı
İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) takımlarından Atletico Madrid'in yeni ortağı Çinli Wang Jianlin'in Arda Turan hayranı olduğu ortaya çıktı.İspanyol medyası, Atletico Madrid Kulübü'nün yeni ortağı Wang Jianlin'e sayfalarında geniş yer ayırdı. Çinli işadamının iş dışında sanat koleksiyoneri ve bir Arda Turan hayranı olduğunu yazan El Mundo gazetesi , 'Wang Jianlin'e, 'Favori futbolcunuz kim' diye sorulduğunda şüphe etmeden Arda diyor. Normal' ifadelerine yer verdi.Çin'in en zengin 3. işadamı olan Wang'ın mal varlığının Forbes dergisine göre 11 milyar 300 milyon avro olduğu hatırlatıldı. Atletico Madrid hisselerinin yüzde 20'sini alan Wang'ın yapacağı yatırımın, yaklaşık 45 milyon avro olacağı bildirildi.Atletico Madrid yöneticilerinin yeni ortaklarına ilişkin 'Jianlin'i ikna etmek 2 yılımızı aldı ama değdi. Kulüp tarihindeki en önemli anlaşmalardan biri' dedikleri de paylaşıldı.Öte yandan Wang'ın 2013 yılında 24 milyon avro ödeyerek Picasso'nun 'Claude ve Paloma' adlı tablosunu, 265 milyon avro karşılığında Madrid'deki bir binayı, 400 milyon avroya ise lüks bir yat satın aldığı aktarıldı.Eurosport
Dünyanın En Güçlü Futbol Ligi La Liga
La Liga, Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu tarafından '2014 yılında dünyanın en güçlü futbol ligi' seçildiIFFHS'nin 1 Ocak-31 Aralık 2014 dönemindeki ulusal (lig ve kupalar) ve uluslararası (kıta ve kıtalararası turnuvalar) resmi maçları baz alarak dünyanın en güçlü futbol liglerini belirlediği sıralamanın zirvesine La Liga yerleşti.UEFA Şampiyonlar Ligi finalistleri Real Madrid ile Atletico Madrid ve UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Sevilla'yı bünyesinde barındıran La Liga, ikinci sıradaki İtalya Birinci Futbol Ligi'ne (Serie A) 261 puan fark atarak peş peşe 5. kez dünyanın en güçlü ligi unvanını elde etti. Geçen yıla göre iki basamak yükselen Serie A'yı, bir sıra gerileyen İngiltere Premier Lig takip etti.Spor Toto Süper Lig ise 2013'e göre 14 sıra birden düşerek listenin 27. basamağında yer aldı.
"Fenerbahçe’yi Çengelköy Kasabı Çalıştırsa Bile Şampiyon Olur"
Elazığspor teknik direktörü Ümit Özat, eski takımı Fenerbahçe ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Elazığspor teknik direktörü Ümit Özat, Lig Radyo’da Ajans Futbol’a konuk olarak eski takımı Fenerbahçe ile ilgili değerlendirmeler yaptı.Ümit Özat’ın yaptığı açıklamalar şöyle:“Fenerbahçe’ye geldiğimde evvelinde aslında yanlış yerde oynatılıyordum. Hep ön liberoda oynatılmayıp 22 yaşımda sağ veya sol bek oynatılsaydım kesin olarak söylüyorum çok rahat Real Madrid’de oynardım.DAUM ÇOK FARKLIYDIBende çok emeği geçen kesinlikle Daum’dur. Hala onun bıraktığı ekmeği yiyorlar. Ondan sonra gelen hocalar bunun rahatlığını yaşadı. Devamlı çıtayı yüksek koyduğu için büyük başarılar yakaladı. Tabi ki hataları da vardır artıları daha fazlaydı.Ben Dinamo Kiev maçında gitmeyi kafaya koymuştum ama şampiyon olarak gitmek istiyordum. 1 sene şampiyon olduk Pierre oldu dediler, 1 sene oldu Alex dediler. 1 sene olduk o yaptı dediler. Ben ayrıldıktan sonra bakıyorsunuz 1 şampiyonluk var demek ki böyle değilmiş.Bizlerle çalışan hocada şanslıydı. Şimdi saçı ile sakalı ile yanındaki kızla oyuncuların iyi veya kötü olduğu görülüyor. Ben dış ayak ile orta yapıyordum yeteneksiz dediler, ama bakın Atiba’ya tek ayağı var.Futboldaki gelişim dönemi geçmişteki foto muhabiri şimdi yorumcu oluyorsa bu iş bitmiştir. Bunların yorumladığı futbol bu kadar. Ben oynamışım dünyanın en iyi stadında diğer foto muhabirleri 2 maç izledi diye mi yorumcu olacak.Bu ülke 20 sene Fatih Terim ile Mustafa Denizli’nin etrafında döndü. Seminer faciaydı… Kimse bilmiyor ama 400 TL veremeyip seminere gidemeyenler vardı.FENERBAHÇE’Yİ ÇENGELKÖY KASABI ÇALIŞIRSA…Aziz Yıldırım doğruları yaptı şimdilerde. Bir sürü kariyerli teknik adam geldi ya birinci yada ikinci oluyor. 3.5-4 milyon Euro vermenin anlamı ne?Bir antrenörün kalitesi ancak %30 dur. Bir aşçının elindeki malzeme kötüyse yemek güzel olur mu! Fenerbahçe’yi Çengelköy kasabı çalıştırsa bile şampiyon olur. Mesela Atletico Madrid geçen sene şampiyon olmuş ama bir yere yazın 10 yıl içinde bir daha olamaz çünkü Barcelona veya Madrid bırakmaz. Gerçek olan futbolcu kalitesidir.YİYORSA KADIN TEKNİK DİREKTÖR OLSUNKadın futboldan anlamaz. Önce benim yanımda çalışan isimler ne iş yaptığını incelesinler. Ben travesti, eş cinsel, erkek, kadın diye ayırmam ki. Ben cinsel tercihlerine bakmam beyinlerine bakarım.120 yıllık futbol tarihinde 5 tane kadın yer almamış bu gerizekalılara ben bundan sonra mı anlatacağım? Kadın öğretmen olabilir, aşçı olabilir, psikolog olur deriz ama hadi yiyorsa teknik adam olarak takımın başına getirsin. Hadi gelsin bakalım 30 tane erkeğin başına göreyim ben. Bu ülkede acitasyon yoluyla kadınlar üzerinden gelmeye çalışıyorlar. Kalbimin en ufak yerinde leke yok çünkü.BU ÜLKEDE TEŞVİK VAR AMA ŞİKE YOKPassoligin sorun olduğunu düşünmüyorum ve bahane olarak algılanıyor. Yeniden yargılama konusuna gelirsek bu Fenerbahçe üzerinden düşünülürse mesela bu ülkede yıllarda teşvik var. Kim diyorsa teşvik yok oda yalancıdır.Bu ülkede şike yapmaya geçersek bu biraz zor iş. Yapanda Allah ile kendi arasındadır. Dolayısıyla eğer şikede varsa buna güçlü her takım dahil olmuştur. Yoksada hiçbiri dahil olmamıştır önce herkes kendi kapısının önünü temizleyecek. Eğer şike varsa dört büyükleirn hepsi yapmıştır. Eğer yoksa yapmamıştır.Biz bu camiada her şeyin ne olduğunu biliyoruz. Şu tarihten öncekiler şike değil bu süreçten sonrakiler şikedir denir mi diye? Bu katile daha önce cinayet suç değil şimdi suç demek gibi birşey demektir. Böyle bir şey anlaşılmaz.”Açık Mert Korkusuz
Reklam
Milan Takım Otobüsünü de Sattı
İtalya'nın en önemli takımlarından Milan bütçede tasarrufa gitmek için takım otobüsünü sattı.Serie A ekiplerinden Milan'ın takım otobüsünü satma nedeni ekonomik kaygılar. 7 defa Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş takım, otobüsü 150 bin euroya sattığı açıklandı. Bakım ve diğer masrafların çıkması ile Milan'ın yıllık 200 bin euro kar ettiği açıklandı.Ekonomik olarak diğer liglerin de gerisinde uzağında kalan İtalya Ligi'nde, Milan ilk devresinin sonunda 8. sırada yer aldı. Milan bu satışı ise sosyal medyada günün konusu oldu. Diğer takım taraftarlarının hedefinde ikinci başkan Adriano Galliani bulunuyor.Şampiy10
Sivasspor Adını Değiştiriyor
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Sivasspor, ligin ikinci yarısı için sponsor anlaşması yaptı.Medicana Sağlık Grubu, Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Sivasspor'a isim sponsoru oldu.Sivasspor Kulübü'nün resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, kırmızı-beyazlı ekip Medicana Sağlık Grubu ile isim sponsorluğu için anlaşmaya vardı. Açıklamada, 'Takımımız, 2014-2015 sezonunun ikinci yarısından itibaren Medicana Sivasspor ismini kullanacaktır' ifadesine yer verildi.Açıklamada ayrıca, Sivasspor ile Medicana Sağlık Grubu arasında 22 Ocak Perşembe günü sponsorluk konusunda imza töreni düzenleneceği kaydedildi.Lig Radyo
Beşiktaş'ın Yeni Transferi Daniel Opare Kimdir?
Beşiktaş, Porto'nun 24 yaşındaki sağ bek oyuncusu Daniel Opare ile anlaşmaya vardı. Peki Daniel Opare kimdir? DANİEL OPARE'YE GENEL BAKIŞDaniel Opare (Daniel Tawiah Opare), 18 Ekim 1990 yılında Gana’da dünyaya gelmiştir. Ülkesinin Ashanti Gold takımında 2006 yılında profesyonel olan Opare, 2007’de Sfax ekibine, 2008’de ise Real Madrid’in B takımına transfer oldu. 2010’da dört yıl top koşturacağı Standart Liege’e imza atan sağ bek, 2014’te ise Portekiz’in köklü ekibi Porto’nun yolunu tuttu. Gana Milli Takımı’nın da formasını giyen Daniel Opare, 2007 17 Yaş Altı Dünya Kupası’nın en iyi defansı seçilmişti.DANİEL OPARE'NİN KİŞİSEL BİLGİLERİDANİEL OPARE'NİN PROFESYONEL KARİYERİBAŞARILARI VE ÖDÜLLERİBeşiktaş sağ bek için Daniel Opare ile anlaştısiyah-beyazlı kulüp, Portekiz devi Porto'da forma giyen yıldız oyuncu Daniel Opare transferini bitirmek için düğmeye bastı. 1.75 metre boyunda, 24 yaşındaki oyuncu Gana Milli Takımı'nın da formasını giyiyor. Opare'nin sözleşmesi, 30 Haziran 2018'de sona eriyor. Opare, 2007 17 Yaş Altı Dünya Kupası'nın en iyi defansı seçilmişti. 24 yaşındaki defans, 2014 Dünya Kupası'nda da boy göstermişti. Opare ile yapılan görüşmelerde siyah beyazlıların anlaşma sağladığı aktarıldı. Porto'ya kiralık olarak yapılan teklifin kabul edilmesiyle birlikte transferin sonuçlanması bekleniyor.Eurosport
Reklam
Galatasaray'da Oyuncular Antrenmana Çıkmadı
Galatasaray Liv Hospital'da oyuncular paralarını alamadıkları gerekçesiyle antrenmana çıkmadı.Galatasaray Yöneticisi Can Topsakal, NTV Spor'a yaptığı açıklamada 'Bankada bir aksilik oldu. Bu yüzden hata yapmışlar. Yarın çözeceğiz. Bir sorun yok. Yanlış anlama olmuş' dedi.Basketboldan sorumlu yönetici 'Yarın akşam oyuncular maaşlarını 2 ay geç alıyorlar ancak bunu konuştuk zaten. Her ay ödeme yapıyoruz. Bu ay da bir iki gün gecikme oldu. Yarın sabah benim de randevum var çözeceğiz bu sorunu.' diye konuştu.Oyuncuların bu kararından dolayı çok üzüldüğünü ve sinirlendiğini söyleyen Topsakal, oyuncuların yarın saat 17.00'daki antrenmana katılacağını belirtti.Euroleague'de son 16 turunda da mücadele eden sarı kırmızılı takımda son aylarda maddi sıkıntı yaşanıyordu.Kaynak: Al Jazeera
Metiner'den CHP'li Kadınlara: 'Cumhuriyet Artıkları'
Bahçeşehir Üniversitesi'nde konuşma yapan AKP'li Mehmet Metiner ile Cumhuriyet Gazetesi'ne sahip çıkan CHP'li kadınlar arasında tartışma çıktı. Metiner kadınlara “Cumhuriyet artıkları” diye bağırdı.Bahçeşehir Üniversitesi'nin Siyaset Okulu'nda konuşma yapan Metiner ile CHP'liler arasında çıkan tartışmada sert sözler söylendi. Metiner, kendisini eleştiren CHP'li kadınlara 'Cumhuriyet artıkları'' diye bağırdı. Gerçek Gündem'in haberine bilgiye göre, Bahçeşehir Üniversitesi'nin Beşiktaş'taki kampüsünde konuşan Mehmet Metiner, Cumhuriyet'e yönelik ağır ifadeler kullandı. Bunun üzerine, salonda bulunan CHP'li kadınlar, 'Cumhuriyet için böyle konuşamazsınız. Cumhuriyet'i size öldürtmeyeceğiz'' diye tepki gösterdi.“CUMHURİYET SAYESİNDE VEKİL OLDUN”Tartışmanın büyümesi üzerine, Mehmet Metiner kadınların salondan çıkarılmasını istedi. CHP'li kadınlar bu istek üzerine, ''Biz zaten terk ediyoruz, seni dinlemeyeceğiz'' karşılığını verdi. Metiner, kadınlar salonu terk ederken arkalarından 'Cumhuriyet artıkları'' diye bağırmaya başladı. Metiner'in bu sözleri üzerine gerilim yeniden tırmandı. CHP'li kadınlar, Metiner'e 'Cumhuriyet sayesinde milletvekili oldun, utanmıyor musun?'' tepkisini gösterdi. CHP'li kadınlar daha sonra salonu terk etti. Aynı salonda geçen hafta da AKP Milletvekili Burhan Kuzu ile CHP'liler arasında tartışma yaşanmıştı. Kuzu, 'Alın bu kadınları başımdan'' diye bağırmıştı.İleri Haber
Reklam
Beşiktaş, Aradığı Sağ Beki Buldu
Beşiktaş'ta yılan hikayesine dönen sağ bek transferinde önemli gelişmeler yaşanıyorBeşiktaş'ın, Porto'nun sezon başında Standart Liege'den transfer ettiği Daniel Opare için resmi teklifte bulunduğu iddia edildi. Mavi-beyazlı kulüpte geride kalan 6 ayda forma şansı bulamayan Ganalı sağ bek ile her konuda anlaşma sağlayan siyah-beyazlılar, Porto'ya resmi teklifini iletti ve beklemeye başladı. Beşiktaş, Portekiz kulübünden olumlu bir yanıt alması halinde Ganalı oyuncuyla sözleşme imzalayacak.ÇEBİ'DEN AÇIKLAMABeşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi,  yaptığı açıklamada; Opare'nin siyah-beyazlı ekibin scout ekibi tarafından izlendiğini doğruladı. Çebi; 'Görüştüğümüz başka isimler de var. Şu an kesinleşmiş bir durum yok.' dedi.HTSPOR.COM / Burak ÖZDEMİR
'Yerini Bulmamış Adalet Katillerini ve Kurbanlarını Çoğaltır'
Hrant Dink’in katledilişinin sekizinci yılında, Agos Gazetesi’nden kalabalığa seslenen isim yazar Murathan Mungan oldu:  'Yerini bulmamış adalet katillerini ve kurbanlarını çoğaltır. Hrant için, adalet için sekiz yıldır haykıranlar artık demokrasinin karikatürünü değil, kendisini istiyoruz.'Murathan Mungan’ın konuşmasının tam metni:'Merhaba arkadaşlar, Hrant Dink’in değerli ailesi ve dostları, hakikat ve adaleti kıymet bilenler, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.Sekiz yıldır her 19 Ocak’ta olduğu gibi, bugün gene burada Hrant Dink için toplanmış bulunuyoruz. Ölümünden sonra milyonlarca kalbin evladı olan Hrant Dink için... 2007 yılında onun öldürülmesinin hemen ardından yazdığım “Cinayetin arkasındaki en büyük örgüt” başlıklı yazım şöyle başlıyor:“Söylenecek sözün çokluğu bazen insanı dilsiz bırakır. Tıkanır, kalırsınız. Haklılığın suskunluğu, diğer suskunluklara benzemez; düğümü zor çözülür.(...) Tek başına zaten yeterince trajik ve yaralayıcı olan bu ölüm, aynı zamanda yakın tarihi ürperterek çağrıştırdıkları, hafızadan geri çağırdıklarıyla da kavurucuydu. Her yeni ölüm, diğer ölümleri de ilk gün acısıyla diriltir.Kaç kitap yazarsanız yazın, bazen böyle dilsiz kalırsınız.”Bugün sözlerimi, o gün kaldığım yerden sürdüreceğim: dilsizliğin her çeşidinin yaşandığı bu ülkede ölenler, öldürülenler, katledilenler biz onlardan sonra birkaç kelime daha fazla söyleyebilelim, diye öldüler. Dilimizdeki kilitler çözülsün diye, dilsizi olduğumuz hakikatler içimizi daha fazla kavurup yakmasın diye... Onca zaman, bunca kayıp, bunca ölümle hem tarih içinde kilitli kalmış, hem zaman içinde yol almış o fazladan birkaç kelimeyi bugün en azından onlara, onların hatırasına borçluyuz. Baskıcı iktidarlar korkunun bulaşıcı olduğunu bilir, bu yüzden toplumun korkularını sürekli diri tutmaya çalışırlar; onların bilmediği cesaretin de bulaşıcı olduğudur. Bu yüzden hayatın ve dünyanın gözlerinin içine bakarak cesaretle konuşmalıyız. O kelimelerin bizden başka sahibi yok! Bunu hiç unutmamalıyız.Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından sekiz koca yıl geçti. O yıl doğan çocuklar dillendi; okuma yazmayı söktü. Oysa Hrant Dink’in ölüsü, gerçek hikâyesi aydınlatılmamış bir cinayetin kurbanı olarak hâlâ bu kaldırımda yatıyor. Dünyayı kaybıyla ıssızlaştıranlar hatıraları ve emanetleriyle çoğaltırlar... Ve emanetin başını bekleyen bizler sekiz yıldır burada toplanıp adalet ve hakikat arayışımızı dillendiriyor, Hrant’ın ölüsünü unutkanlığın zalim ellerine teslim etmeyeceğimizi haykırıyoruz. Ayrıca Hrant Dink cinayetini, kendi siyasi projeleri için araçsallaştırmaya çalışanların emellerine terk etmeyeceğimizi de belirtmek istiyoruz. Bu sekiz yıl boyunca adalet yerinde sayarken pek çok şey söylendi, yazılıp çizildi. Bugüne, bana varıncaya dek sözler seyrelip azaldı belki, ama acılar azalıp seyrelmiyor. Yerini bulmamış bir adaletin sancısı yüreklerde zonklamasını sürdürüyor; vicdanları sızlatmayı, aklımızı acıtmayı sürdürüyor. Dahası, o günden bu yana adlarını tek tek sayamayacağım her yeni kurban ve her yeni ölümle birlikte, Hrant Dink bir kez daha burada, bu kaldırımda vurulup öldürülüyor. Yerini bulmamış adalet, katillerini ve kurbanlarını çoğaltır. Gene öyle oluyor. Çünkü tetiği çeken parmaklar değişse de, cinayetin arkasındaki en büyük örgüt aynı. Adı “faili meçhul”, ama kendisi “faili belli” onca cinayetin işlendiği bu ülkenin değişmeyen kara gerçeği, bizi her seferinde aynı sözleri tekrara mahkûm ediyor. İktidarlar ve koltuk sahiplerinin maskeleri değişse de hiç değişmeden süren merkezi despot devlet geleneğinin elleri her seferinde gene aynı karanlık oyunu tezgâhlıyor. 1938’te Dersim kıyımını, 1978’te Maraş katliamını yapanlar, 1955’te 6-7 Eylül olaylarını başlatanlar, 1993’te Madımak Oteli’ne sığınan canları yakanlar, 2011’de Roboski’yi bombalayan kişiler ve zihniyetler aynı. 500’ü aşkın haftadır Galatasaray’da diz çürüten cumartesi annelerinin bağırlarını yakanlar da aynı. Adında “adalet” sözcüğünü taşıyan bir partinin on iki yıldır iktidarda olduğu bir ülkede yıllardır adalet bekliyoruz. Gelmiyor!Arkadaşlar, bu ülkede insanlar yalnızca dostlarının değil, düşmanlarının da kendilerine benzemesini isterler. Kendisine benzesin ki, kiminle mücadele ettiğini, neyle savaştığını tanıyıp bilsin isterler. Birbirlerine benzeyenler birbirlerinin silahlarını, yaralarını, oyunlarını ve nefretlerini tanırlar. Sevginin sahtesi olur, ama nefretin olmaz. Oysa Hrant Dink onlara benzemiyordu. Çünkü onların bilmediği bir Türkçeyle konuşuyordu, onların bilmediği bir Ermeniceyle konuşuyordu. O, tüm halkların eşitliğine ve kardeşliğine inanmış biri olarak, barışın diliyle konuşuyordu. Laf olsun diye edilmiş temenni türünden bir barışın değil, sahici, hakiki, kalıcı ve sürekli kılınmasını istediği bir barışın diliyle... Kan kamaştıran savaş sözcükleri yoktu onun sözlüğünde, kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için söz alıyordu; insanları hınç bilemeye, ödeşmeye, intikam almaya değil, geçmişiyle, şimdisiyle ve kendiyle yüzleşmeye çağırıyordu. Türkleri ve Ermenileri “ebedi düşman” rolüne kapatıp kindarlığa kilitleyen tüm politikalara karşı çıkıyordu. Ötekileştirmenin dışlayıcı, düşmanlaştırıcı, şeytanlaştırıcı dilinden çok uzak bir dille konuşuyordu. Onların hiçbir zaman bilmediği; bilmek, öğrenmek istemediği yabancı bir dildi bu. Bu nedenle Hrant Dink Ermeniliğiyle “öteki”, diliyle “yabancı”ydı onlara. Hrant’la birlikte öldürülmek istenen işte bu dildi. Bir türlü hazmedemedikleri bu barış dili, dünyayı kardeşliğe çağıran bu insancıl dil... Bugün belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dil.Arkadaşlar, katillerin her infazla birlikte tabancalarına çentik attıkları İkinci Meşrutiyet öncesinden bugüne, örgütlü, tasarlanarak işlenen gazeteci cinayetlerinin uzun listesinde Hrant Dink, siyasal bir cinayete kurban giden 62. kişiymiş. Ülkemizin hemen her güne siyasal bir cinayetin, bir katliamın, bir toplu kıyımın düştüğü “Resmi Tarih Ajandası”nda, kaderi 19 Ocak 2007’ye düşen, sözünün bedelini, vicdanının maliyetini canıyla ödeyen 62. kişi...Bu yüzden aradan geçen sekiz yıl boyunca yetişen yeni kuşaklar ve sislenen hafızalar için belki de Hrant Dink’i yeniden anlatmak, yeniden hatırlatmak gerekiyor: O, sadece Ermeni halkının bir sözcüsü değil, tüm Türkiye’nin sesiydi. Ezilen, dışlanan, sömürülen tüm kesimlerin sesi. Bugün aramızda olsaydı, Gezi Parkı Direnişi’nde bizlerle saf tutacak, tarih boyunca 76 kez kıyıma uğramış, Ortadoğu’nun en kimsesiz, en sahipsiz halkı olan Ezidilerin yanında yer alacaktı. Hrant Dink yaşamı boyunca kendine ve değerlerine sadık kalmış biri olarak uzlaşmacı ama ödünsüz tutumuyla bu ülkede pek çok şeyi değiştirdi. Hatta ölümü bile çok şey öğretti bize. Hiçbir çevrenin, hiçbir iktidar odağının hoşuna gitmeye, gözüne girmeye çalışmadan, doğru bildiklerini söyleyip inandıklarını savundu. Onun ve benzerlerinin verdiği mücadele, onların ölümleriyle birlikte kesintiye uğrayacak bir mücadele değildir. Burada ve meydanlarda toplanan kalabalıklar da zaten bunu gösteriyor.Bu coğrafyanın halkları düzayak yapılmış çözümlemeler, üstünkörü saptamalarla ışıklandırılamayacak kadar karmaşık, çok katmanlı bir geçmişten, tarihin labirentinde kaybolmuş pek çok hikâyenin içinden geçip geliyor. Bu nedenle Hrant Dink de, Ermeni sorununun çözümü için yeni bir dil ve her iki tarafın da ezberlerinin dışına çıkan yeni bir yaklaşım gerektiğini düşünüyordu. Bu topraklarda yaşayan insanların bu konuyu her yönüyle konuşarak, birbirlerini tanıyarak, birbirlerinin hikâyelerini dinleyerek, birbirlerinin acılarını anlayarak, birbirlerine değerek, dokunarak, zamanla bu sorunu barışçıl bir çözüme kavuşturabileceğine inanıyordu. Her iki topluluğun da hatıraları ve hafızaları arasında bir diyalog kurulması gerektiğine inanıyordu. Böylelikle resmi hafızaların yerini artık sivil hafızaların alacağını ümit ediyordu. Ermeni sorununu, emperyal güçlerin uluslararası masalarda Türkiye’ye karşı elinde tuttuğu bir koz olmaktan çıkaracak olan şeyin, halkların kendi arasında geliştireceği bu diyalog zemini olacağına inanıyordu. Bu yüzden Hrant Dink’in bu konuyla ilgili rüyalarından biri, iki halkın birbiriyle kaynaşmasını sağlayacak Ermenistan-Türkiye sınır kapısının açılmasıydı. Dostlar, arkadaşlar, ölülerimizin sadece hatıralarına değil, rüyalarına da sahip çıkmamız gerekir. İşte bugün o kapının açılması, pek çok şeyin kapısının da açılması demek olacaktır. O kapının açılması, yüzyıldır Ararat dağının doruğuna çöken sisin dağılması olacaktır. O kapının açılması 2015 yılına çok yakışacaktır.Dostlar, arkadaşlar, çoğunuzun bildiği gibi bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli toplu mezarlar yatar. Hrant Dink’in öldürülüşünün sekizinci yılı, gene bildiğiniz gibi aynı zamanda 1915 Ermeni soykırımının yüzüncü yılıdır. Ermeni soykırımının reddi, inkârı Türkiye’nin yüzyıllık yalnızlığıdır. Tarihte, hafızada, akılda, vicdanda ve dünyadaki yalnızlığıdır. Türkiye’nin bu yüzyıllık yalnızlığı artık son bulmalıdır. Bu ülke geçmişin hayaletlerinden korkmayarak tarihiyle yüzleşmeli, geçmişte yaşananlara ilişkin sorumluluklarını üstlenmeli ve bu karanlık mirasın kahredici ağırlığından kurtulmalıdır. Bunu, dünyanın azarlayan bakışları ya da başkalarının onayları için değil, kendisi için istemelidir. Geçmişten günümüze işlenen bunca cinayetin seyircisi bir toplum olmaktan kurtulmanın bir yolu da budur. Çünkü biliyoruz ki, mücadele edilmesi gereken halklar, uluslar değil, zihniyetlerdir. Uzun bir süredir bu ülkede sistemli olarak ve giderek tırmanan bir biçimde toplumsal kutuplaşmalar yaratılıyor, düşmanlıklar körükleniyor, bizzat devleti yönetenler şiddet amigoluğu yapıyor. Oluşturulan bu alacakaranlık kuşağını andıran siyasal iklimle, Türkiye adeta adım adım Enver Paşalarla, Talat Paşalarla gecikmiş randevusuna sürükleniyor. “Edirne’den Ardahan’a bölünmez,” dedikleri vatan, Susurluk’tan Roboski’ye parça parça edildi, ediliyor.İşte bu yüzden biz Hrant için, adalet için sekiz yıldır haykıranlar artık demokrasinin karikatürünü değil, kendisini istiyoruz. Acilen demokrasi ve koşulsuz ifade özgürlüğü istiyoruz. Kapalı kapılar ardında tezgâhlanan karanlık oyunların göstermelik demokrasisini değil, günışığı demokrasisi istiyoruz. Laiklikten ödün vermemiş bir demokrasi istiyoruz. Kimsenin kimsenin kanına, canına susamadığı bir toplumda, kurban almadan ve kurban vermeden yaşamak istiyoruz. Hemen her gün bir kadın cinayetinin işlenmediği, transların, eşcinsellerin öldürülmediği, çocukların devlet kurşunlarıyla katledilmediği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Etnik, kültürel, dinsel, cinsel her çeşit ayrımcılığın ortadan kalktığı, kimsenin kimsenin yaşam biçimine, diline, dinine, mezhebine, inancına ya da inançsızlığına karışmadığı, herkesin eşit haklara sahip yurttaşlar olduğu, demokratik olgunluğa erişmiş bir toplumda barış, kardeşlik ve dayanışma içinde yaşamak istiyoruz. Ağaca, suya, parka, koruya, ormana, herkesin ve her canlının yaşam hakkına saygılı çok dilli, çokkültürlü, çok renkli bir toplum olarak yaşamak istiyoruz. Vesayet biçimlerinin tümüne kayıtsız şartsız karşı çıkıyor, 12 Martların, 12 Eylüllerin apoletleriyle ılımlı kindarlık, kravat takmış yobazlık arasında seçim yapmak istemiyoruz.Bugün burada basın özgürlüğünü savunmak için “Je suis Charlie Hebdo” diyorsak, kimilerinden farklı olarak 1994’te Istanbul’da “Özgür Ülke” gazetesi bombalandığında sokaklara çıkmış olmanın gönül rahatlığıyla diyoruz.Arkadaşlar, Hrant Dink’in ölümüyle bu ülke sadece kıymetli bir evladını kaybetmedi, aynı zamanda önemli bir gazetecisini de kaybetti. Gazetecilik mesleğinin çok büyük ölçüde haysiyet kaybına uğradığı böyle bir dönemde, onun ve onun gibi gazetecilerin yokluğu daha çok hissediliyor. Sırf bunun için bile, Hrant Dink’in dördüncü çocuğu olan “Agos” gazetesine, onun emanetine de sahip çıkmamız gerekiyor.Dilerim, Hrant Dink ve benzerlerinin uğruna öldükleri doğrular, çok uzak olmayan bir gelecekte, günışığı görmüş bir demokraside, barış içinde bir arada yaşayan bir toplumda gündelik hayatın sözü bile edilmeye değmeyecek sıradan gerçekleri olur!Gene dilerim, yakın bir gelecekte adalet yerini bulur, sonraki yıllarda burada toplanacak olanlar, hâlâ sonuçlanmamış bir hak ve adalet arayışı için değil, sadece Hrant’ı ve hatıralarını yâd etmek için bir araya gelirler.Sözlerimi sonlandırırken, Dink ailesini muhabbetle kucaklar, hepinizi yeniden sevgi ve saygıyla selamlarım.'Kaynak: Agos
İlk Yarının Antrenör Karnesi
Uğur Meleke, Süper Lig'deki teknik direktörlerin ilk devre performanslarını değerlendirdi. Meleke'ye göre ilk yarının en iyileri, Güneş, Avcı, Bilic ve Buruk.Halilhodzic oyunu kurdu ama sabit ayakları çakamadı. Şota belli bir seviyeye kadar iyi, vitesi bir yukarı atamadı. Çalımbay, bir sezon başı ustası. Carlos, büyük haksızlığa uğradı. Biliç hayatının takımını buldu; Avcı da hayatının tek hikayesini yazmayı sürdürüyor. İşte Süper Lig’in ilk yarısının antrenör karnesi...5/10: Halilhodzic-Yanal20 küsur oyuncunun gidip, 20 küsur oyuncunun geldiği bir yapıya belki de en uygun adam Halilhodziç’ti. Turgut Doğan gibi, Malouda gibi grup ritmini bozma ihtimali olanların biletini hemen kesti; iyi tanıdığı Afrika’dan çabuk adapte olacak beş Afrika kökenli transfer etti. En büyük hatası, ideal 11 kurma konusunda yavaş kalmasıydı. 25 oyuncunun 25’ini de 11’de olacak gibi hazırlamak, bu kadar kısa sürede imkânsızdı; sabır isteyen bir işti. Yanal’a hazır 25 oyuncu bıraktı, ama bir 11 bırakmadı...Ersun Yanal, başlangıç itibariyle doğruyu yaptı; Bonnevay’in Konya maçında çıkardığı 11’i aynen devam ettirdi. Amerika’yı yeniden keşfetme hatasına düşmedi. Ama galibiyetler geldikçe o da takıma imzasını atma uğraşına girişti. Medjani’yi, Salih’i, Fatih’i ön liberoda kullanma ısrarı orta sahayı kaybettirdi. Avrupa Ligi dahil, Türkiye Kupası dahil bu takımın acilen bir 11 ve anlayış benimseyip onu ezberlemesi gerekiyor. Üçlü savunma ya da ön libero fantezileri sonraki iş.“Şota ile belli bir seviyeye kadar çıkmanız olası; takdir gören, başı okşanan, üst tarafı zorlar gibi yapan bir orta sınıf ekibi olmanız mümkün. Ama asla o üst gruba çıkamıyorsunuz.”5/10: Şota ArveladzeKayseri ve Kasımpaşa’da hemen hemen aynı senaryoyu izledik: Şota ile belli bir seviyeye kadar çıkmanız olası; takdir gören, başı okşanan, üst tarafı zorlar gibi yapan bir orta sınıf ekibi olmanız mümkün. Ama asla o üst gruba çıkamıyorsunuz. Üst gruba çıkmaya meylettiğiniz her kritik maçı kaybediyor Şota. Tansiyonun yükseldiği anları yönetemiyor.Bir ufak puan kaybı da, Uche’yi zorla gönderip Malki’yi transfer ettikleri için...5/10: Mustafa Reşit AkçayHamzaoğlu’ndan bu kadar hazır bir takım teslim alıp, bu kadar düşüş yaşamanın bedelini ödedi Mustafa Hoca. Hamzaoğlu döneminde iyi katkı veren Mehmet Akyüz, Bruno, Kenan gibi isimlerin onun döneminde kulübeye alışması sonunu getirdi. Hamzaoğlu döneminde orta ikilide oynayan Bilal dâhil beş tane gol şansı olan adam çıkardı 11’de... Akçay döneminde bu sayı üçe kadar indi. Akhisar’ın kurtuluşu sanırım Roberto Carlos’la tekrar hücumu düşünmekten geçiyor.5/10: Aykut KocamanGekas’ın ayrıldığı her takımın yaşadığı krizi, Konyaspor da yaşadı. Yerine gelenler onun kadar verimli skor yapamayınca düşüş kaçınılmaz oldu. Yine de Aykut Kocaman’ın berbat giden takıma bir elektroşok uygulama amaçlı yaptığı kadro dışı hamlesi doğru. Sadece kadro dışı kalan bu beş adam içinde Hleb olmalı mıydı, onu da onunla yaşayan Kocaman biliyor şüphesiz.6/10: Roberto CarlosGeçen yıl kurduğu ofansif takım, Cicinho ve Ziya’nın hücuma yaptığı muazzam katkı, takdirlerin en büyüğünü hak ediyor. Ama bu sezon başında Aydın’ı kaybettiler, Utaka da genelde sakat. O bölgede yaşayacakları krizi hissedip daha fazla forvet almalılardı. Bence ilk yarıda Sivasspor’un bu kadar az puan toplayabilmesinin sebebi, kadro kısıtlılığı. Hücumda alternatifsizlik. Meselenin Carlos’un Dünya Kupası’nda yorum yapmasıyla çok ilgisi olduğunu sanmıyorum.Carlos’u göndermek büyük bir hataydı. Tek tesellimiz yeni rotasının Akhisar olması.7/10: İsmail KartalHem çok zor, hem çok kolay bir iş devraldı. Zor, çünkü üstünde sürekli “takımı başkan yapıyor” baskısı hissetti. Liderin kendisi olduğunu ispat etme adına ekstra işlere girişti. Kolay, çünkü zaten şampiyon bir takım teslim almıştı. Amerika’yı yeniden keşfetmeye lüzum yoktu, ayarlar belliydi. Caner’de düşüş var. Emenike’de de... Kuyt’ta, Sow’da, Webo’da da... Şampiyon takımda bu kadar oyuncuda düşüş varsa, liderlik ispat etmeye değil, oyuncuların form durumlarını yükseltmeye odaklanmak gerek.Ama Başakşehir maçındaki taktik uygulamasıyla da ilk yarıyı lider bitirmeyi bildi. Başakşehir gibi taktik obsesifi bir takımı adeta taktik tahtasında yendi. Bu da ona özgü bir artı.7/10: Ertuğrul SağlamFenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Bursaspor deplasmanlarından beraberlik, Trabzon deplasmanından galibiyet çıkarıyorsanız, toplamda hanenizde daha fazla puan yazıyor olmalıydı. Geçen sezonu santrfor almayarak heba ettiler, Bienvenu’yle o işin yürümeyeceği aşikardı. Bence bu yıl da hâlâ forvete ihtiyaçları vardı. Sezonda 15 atan, yüksek yüzdeyle oynayan bir forvete...İstifası Eskişehir futbolu için büyük kayıp. Çünkü eksiksiz-gediksiz sağlam bir kadroyla girilen bir sezonda, bu ülkede altıncı şampiyonluk apoletini takabilecek bir şehirdi Eskişehir...7/10: Hamza HamzaoğluKendisi gibi çalışkan, yürekli, kapasitesi kısıtlı ama verimi yüksek Umut’u 11’e koyması doğruydu. Burak’ı beş adım geriye kaydırıp ofsayttan kurtarması da. Ama bu yeni sistem, Sneijder’ın kaleye gitme seçeneklerini azalttı. Yine de kısa sürede yaptığı ufak dokunuşlar, gelecek için umut verici.7/10: İrfan BuzGençlerbirliği’nin varlık nedeni, Süper Lig’deki misyonu ne ise, İrfan Hoca da ona uygun davrandı. İrfan Can Kahveci, Berat Tosun, Ahmet Oğuz, Halil İbrahim Pehlivan gibi gençler, takımın ana arterlerinden. Zaten Gençlerbirliği’nin de kimliği, kişiliği bu. Eğer Uğur Çiftçi, Ahmet Çalık gibi rüştünü ispat etmiş gençleri de geliştirmeyi başarırsa, misyonunu tam anlamıyla benimsemiş olur.7/10: Rıza ÇalımbayTürkiye’deki genel yerli teknik adam profilinin dışında. Sezon ortası bir takımı alıp, ligde tutup, sezon başlangıcında çuvallayan ama hâlâ televizyonlara çıkıp konuşan türden değil. Eskişehir’de de, Sivas’ta da iyi takımlar kurdu, sezon başlangıçlarını iyi yaptı, uzun çalıştı. Şimdi benzer bir hikayeye Mersin’de imza atıyor. Futbolculuğundaki gibi sessiz ama çalışkan Rıza Hoca, bir kez daha takdiri hak ediyor.8/10: Okan BurukGol sorununu çözebilse, 8 puandan da fazlasını hak ediyordu aslında... 15 adamın gidip, 15 adamın geldiği bir grubu, gerçek bir takıma dönüştürdü. Barış Yardımcı, Emre Nefiz, Serhan Yılmaz, Oğulcan Çağlayan gibi gençlere böyle cesaretle forma vermesi harika. Eğer devre arası forvet alternatifleri de bulup, takımı Muhammet’e bağımlılıktan kurtarırsa, daha yukarılara tırmanabilirler.“Bence Avcı, Başakşehir’de on yıl, yirmi yıl çalışmalı. Guy Roux’nun Auxerre’le başardığını hedeflemeli. Newcastle’ın Pardew’le denediğini denemeli. ”8/10: Abdullah AvcıBelki beş planı yok, belki beş ayrı doğrusu yok. Ama bildiği tek bir doğruyu harika uyguluyor. Beş yıl boyunca İBB’de ne oynattıysa, Başakşehir’de de kaldığı yerden eksiksiz devam ediyor. Uğur, Ferhat, Mahmut, Volkan gibi inandığı oyuncuyu kazanmaması imkansız. İBB döneminde eksik bıraktığı yetenekli orta saha pozisyonunu da bu sene Mossoro ve Sezer’le doldurmayı deniyor. Ki bu da önemli bir gelişim demek. Bence Avcı, Başakşehir’de 10 yıl, 20 yıl çalışmalı. Guy Roux’nun Auxerre’le başardığını hedeflemeli. Newcastle’ın Pardew’le denediğini denemeli.8/10: Slaven BiliçÖğrenen, gelişen bir teknik adam profili. Beşiktaş’la harika bir uyum yakaladılar ve birlikte büyüyorlar. Transferde neredeyse yüzde 100 ile oynuyor; Atiba, Sosa, Demba Ba harika işler. Olcay’ı ısrarla oyundan çıkarmaktan vazgeçse, oyunun sonunu da başı gibi oynayabilse, bir üst ligin hocası olabilirdi.9/10: Şenol GüneşHarun gelişti. Serdar gelişti. Şener gelişti. Aziz Behich gelişti. Ozan Tufan gelişti. Volkan Şen gelişti. Bakambu gelişti. Josue gelişti. Fernandao gelişti. Bir antrenör bir takımda beş altı ayda bu kadar adamı geliştirebiliyorsa, sadece şapka çıkarılabilir ona. Eğer Enes ve Ethem gibi potansiyeli yüksek gençleri de Türk futboluna armağan ederse, pekala Bursa futbolu tarihine geçmeyi de hak edebilir.Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı.Kaynak: Al Jazeera
"Ülke Futbolu İçin 14 Yabancı Kontenjanının Fazla Olduğunu Düşünüyorum"
Arda Turan, İspanya’daki yaşantısından, Türkiye’deki yeni yabancı futbolcu uygulamasına kadar birçok farklı konuda konuştu.Türk futbolunun son dönem yetiştirdiği yıldızlardan Arda Turan , İspanya’daki yaşantısından, Türkiye’deki yeni yabancı futbolcu uygulamasına kadar birçok farklı konuda Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi yayın organı Gençlik Spor Dergisi’ne önemli açıklamalarda bulundu.Arda Turan, gelecek sezondan itibaren uygulanacak yeni yabancı kuralıyla ilgi olarak, “Yerli oyuncu da olsa bence iyi olan futbolcu hiçbir kurala bakmadan her yerde oynar. Bunu öteki türlü uyguladık, pek bir faydasını gördüğümüzü düşünemiyorum. Şimdi bir de böyle uygulayalım bakalım nasıl olacak” dedi.İyi yabancı oyuncunun ülke futbolunda kaliteyi arttıracağına inandığını belirten Turan, “Yabancı da olsa, Türk de olsa en iyi performansı veren isim formayı hak edecektir. Yeni kuralla takımlarımız daha dikkatli ve iyi bir transfer politikası belirleyebilir. Daha iyi oyuncular da çıkabilir. Bakacağız, göreceğiz. Ben açıkçası futbolun sınırlamalara girmesinden yana değilim” diye konuştu.“Yeni kurala göre mevcut kadroda 14 yabancı oyuncunun olmasını fazla buluyorum”Yeni kuralda takım kadrolarında yer alacak 14 yabancı oyuncuyu fazla bulduğunu kaydeden Turan, “Ülke futbolumuz için bu rakamın fazla olduğu kanaatindeyim. Kulüplerin maddi güçleri bu kadar büyük bir sayı için yeterli olabilecek mi? bilemiyorum ama tabii mevcut yabancı sayısının da az olduğunu düşünüyorum. Umarım bu karar sonrasında kazanan futbolumuz olur” açıklamasında bulundu.“EURO 2016 elemelerinde oynadığımız oyunun hakkını alamadık”2016 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2016) Elemeleri'nde Türkiye’nin şansını değerlendirirken, “Elemelerde şu ana kadar oynadığımız oyunun hakkını alamadık” diyen Arda Turan şöyle konuştu:“İyi maçlar çıkardık ve daha fazla puan toplamalıydık” diyen milli futbolcu, “EURO 2016’ya katılmak için hala şansımız var. Sonuna kadar bu şansı zorlayacağız, mücadele edeceğiz. Her topu değerlendireceğiz. Kaybetmenin, kazanmanın dışında Türk Milli Takımı futbolcusuna yakışan, o milli forma için gereken en iyi mücadeleyi vermektir. Biz de bunu bilincinde olup en iyi mücadeleyi vereceğiz. İnşallah Avrupa Şampiyonası’na gideriz. Hayalimiz amacımız bu yönde.”Arda Turan, UEFA’nın düzenlediği ‘yılın en iyi 11’i oylamasında ilk 11 futbolcu arasına giremediği için üzgün olmadığını söyledi. Kendisine oy veren herkese teşekkür eden Arda Turan, “Ülkemde taralı tarafsız birçok futbolseverin oy kullandığını biliyorum. Oy atanlara da, atmayanlara da herkese çok teşekkür ederim. Kazanamadık, bundan sonra daha çok çalışıp, daha iyi performans gösterip, daha formda olup oyun anlamında daha yukarı çıkıp en iyi 11’e girmeye çalışacağım. Kısmet böyleymiş, nasibin önüne geçilmez. Benim işim sahada en iyisini yapmak, çalışmaya devam” ifadelerini kullandı.“Simeone’nin çalışma arzusu ve hırsı benim için çok önemli”Yıldız futbolcu, “Antrenörüz Simeone ile ortak özellikleriniz neler?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “İkimizde insanların yüzüne karşı konuşmayı seviyoruz. İkimizin de kazanma arzusu çok üst düzeyde. İşimizi çok ciddi yapıyoruz. Sahaya girdiğimizde her şey bitiyor ve ikimizin de en önemli ortak özelliklerinden biri ülkelerimiz için örnek insanlar olmamız. Gençlere, arkadan yetişen sporculara örnek olduğumuzu düşünüyorum. Bu anlamda hareketlerimizle ve davranışlarımızla iyi birer spor adamı olduğumuzu düşünüyorum. Başarıyı kazanırken adaletli, hakkaniyetli yollardan gidiyoruz. Bunlar antrenörüm Simeone ile benim ortak belirgin özelliklerimiz. Simeone’nin çalışma arzusu ve hırsı benim için çok önemli.”“Hamza Hamzaoğlu, kalbimizdeki gönlümüzdeki bir insan”Yakın zamanda Galatasaray’ın teknik diretörü olan Hamza Hamzaoğlu’nun, sarı-kırmızılı takımda başarılı olacağına inandığını söyleyen Arda Turan, “Hamza hoca, bizim kalbimizdeki, gönlümüzdeki bir insan. Dualarımız onunla. Çok iyi bir teknik direktör. Futbolu antrenman bilimini çok iyi bilen ve oyuncuları da çok iyi motive edebilecek bir hoca. Allah gönlüne göre versin, inşallah onun için her şey çok iyi olur” şeklinde konuştu.“Kendimi dinleyebildiğim, kendimi futbola verebildiğim zaman işler benim için daha iyi gidiyor”Arda Turan, yurt dışında oynanan futbola her geçen yıl daha fazla alıştığını ve İspanya’daki insanların futboluna saygı duyduğunu söyledi.Atletico Madrid’te ‘daha çok takım oyuncusu’ olduğunu vurgulayan Arda Turan, “Burada oyun anlamında taktik ve sisteme biraz daha çok uyduğumu düşünüyorum daha çok takım oyuncusu oldum şartlar öyle gerektirdi. Kendime ait zamanım çok fazla. Kendimi dinleyebildiğim, kendimi futbola verebildiğim zaman işler benim için daha iyi gidiyor” dedi.“Burada geçmişte yaşadığınız kızgınlıkları, kafanızda dinlediğiniz zaman daha çabuk unutup kolay affedebiliyorsunuz”Milli futbolcu, “Uzun yıllar yurt dışında forma giymek Arda Turan’a sahanın dışında neler kattı? sorusuna ise şu karşılığı verdi: “Tabii yurt dışında zaman geçtikçe arkadaşlıkların, dostlukların kıymetini daha çok biliyorsunuz. Burada geçmişte yaşadığınız kızgınlıkları, kafanızda dinlediğiniz zaman daha çabuk unutup kolay affedebiliyorsunuz. Buradan bakış açısıyla aslında futbolun sadece bir ‘oyun’ olduğunu, insanların birbirini kırmaya değer bir şey olmadığını görüyorsunuz. Buraya gelince insani değerleri kaybetmemek adına daha fazla dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorsunuz. Tabii ki dışarıdan, sakin kafayla bakmak bunları düşündürtüyor insana.”“Michael Jordan ve Federer’i idol olarak görüyorum”Milli futbolcu, formda olduğu bir dönemden geçtiğini belirterek, “Bunu kabul ediyorum ama daha fazlasının olabileceğini düşünüyorum. Daha fazla çalışıyorum. Allah’a şükürler olsun bana böyle güzel şeyleri nasip etti. İnşallah daha iyilerini nasip eder. Çalışıp elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, tevekkül ediyorum. Her zaman da daha iyisini yapmaya çalışacağım. Daha iyi olmak adına kendilerini sürekli geliştiren çok önemli sporcu örnekleri var. Bu anlamda Michael Jordan ve Federer’i kendi adıma idol olarak görüyorum. Yapılarını, tavırlarını, hallerini örnek alıyorum” değerlendirmesinde bulundu.“Atletico Madrid’in önemli hatıraları arasında fotoğrafımın, adımın geçtiğini düşünüyorum”Futbol yaşantısını Atletico Madrid’te sürdürdüğü için mutlu olduğunu ve uzun bir süre kırmızı-beyazlı takımda kalmak istediğini söyleyen Turan, “Kulübün önemli hatıraları arasında artık fotoğrafımın, adımın geçtiğini düşünüyorum . Burada elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Atletico Madrid kulübü büyük bir marka bende onların içinde iyi bir marka olduğumu, büyüdüğümü düşünüyorum. Atletico Madrid’li olmaktan şeref duyuyorum, benim için çok önemli” ifadesinde bulundu.“Geçmişte en çok Maradona ile oynamak isterdim”Arda Turan, geçmişte forma giyen efsanevi futbolcular arasında en çok Maradona ile oynamak istediğini söylerken, “Maradona ile oynamak benim için hayal gibi bir şey olurdu” dedi.“En büyük özlemim, sokaktaki mahalle maçlarım…”Milli futbolcu Arda Turan, söyleşinin “kısa kısa” bölümü için yönetilen sorulara ise şu yanıtları verdi:“Vazgeçemediğiniz?Önce Allah inancım sonra Ailem.Özleminiz?Ailem ve sokaktaki mahalle maçlarım.Keşke dediğiniz?Çok şükür yok.Oynamaktan en çok zevk aldığınız? Koke.Hayatınıza dair en çok zorlandığınız?Gurbet.”“Sayın Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın gençliğe ve spora verdiği önemi ve değeri hepimiz biliyoruz”Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın spora ve gençliğe dair gerçekleştirdiği çalışmalardan övgüyle bahseden Arda Turan, “Sayın Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın gençliğe ve spora verdiği önemi ve değeri hepimiz biliyoruz. Çeşitli spor dallarına dair tesisleşmenin yanısıra gençlere dair yürütülen projeler ve gerçekleştirilen yatırımlar, ülkemizin geleceği için büyük önem taşıyor. Bizler de ülkemize ve vatanımıza yararlı bir birey olmak elimizden gelenin en iyisini her zaman yapacağız” şeklinde konuştu.Sporx
Reklam