Volkan Demirel Tarihe Geçti
Şampiyonlar Ligi'nde unutulmaz 5 penaltı kurtarışını derleyen UEFA, Volkan Demirel'i de listeye aldı.Fenerbahçe'nin kalecisi Volkan Demirel'in, 2007-2008 Şampiyonlar Ligi ikinci tur rövanşında Sevilla'daki maçta yaptığı kurtarış, UEFA'nın en iyi 5 penaltı kurtarışı listesine girdi.UEFA'nın resmi internet sitesi www.uefa.com; 'Penaltı Kahramanları' başlığıyla ve penaltı kurtarışlarıyla takımlarını kazandıran 5 harika kaleci ibaresiyle bir video yayınladı. İçerikte, son 15 yıl içinde Şampiyonlar Ligi'nde penaltı atışları sonucunda takımlarına kupa kazandıran veya tur atlatan kaleciler mercek altına alındı.Sampiy10
Emenike İstanbul'a Döndü
Nijeryalı futbolcu basın mensuplarının sorularını yanıtlamadıLige verilen milli takım arasında 2 gün izinli olan Fenerbahçeli futbolculardan Emmanuel Emenike, yurt dışına çıkmış ve tatilini Londra'da geçirmişti.Nijeryalı futbolcu bugün İstanbul'a döndü. Saat 18.00'de takımının Samandıra'daki tesislerinde antrenmana katılacak olan Emenike, Atatürk Havaalanı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı. Emenike kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri ise kırmadı.DHA
Milli Yayın Krizine TFF El Koydu
A Milli Takım'ın Hollanda ile Amsterdam'da oynayacağı maçın yayıncı kuruluş Show TV'de yayınlanamayacağı haberi Türkiye'nin gündemine oturdu. Show TV'nin yönetimine el koyan TMSF, 11 Mart'ta aldığı kararla Hollanda - Türkiye maçını yayınlamama kararı aldı. TMSF'nin bu kararı 3 gün içerisinde değişmez ve yeni bir ihale yapılmaz ise Hollanda - Türkiye maçı sadece radyodan yayınlanacak. Yaşanan büyük krizin ardından devreye giren Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri acil eylem planı hazırladı. İşte o acil eylem planı:* TMSF ile görüşmeye başlayan Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri, 28 Mart'ta oynanacak olan Hollanda - Türkiye maçının yayınlanmasını, geri kalan maçlar için ise yeniden bir ihale açılmasını talep etti. TFF'nin talebini değerlendirmeye alan TMSF yetkilileri kararını en kısa süre içerisinde TFF tarafına iletecek.* TMSF'nin 'bir maçlık yayın teklifini' kabul etmemesi ihtimaline karşılık altrenatif planlar hazırlayan TFF yetkilileri, 4 gün içerisinde ihale düzenlemeyeceği için Devletin yayın organı TRT ile de dirsek temasına başladı. TMSF ile TRT yetkililerini bir araya getirmeyi planlayan TFF, 1 maçlık yayın ve arkasından da yeni bir ihale için alternatif planlarını hazırlamaya başladı.* TMSF yetkilileri, 11 Mart'ta aldığı kararı Show TV çalışanlarına iletse de Hollanda - Türkiye maçının yayını sağlayacak ekipler Amsterdam'a gitti. Yayın ekibinin yanı sıra Show TV'nin çalışanları da Amsterdam'a giderek TMSF ile TFF arasındaki görüşmelerden çıkacak sonuçları beklemeye başladı.Sporx
Hollanda-Türkiye Maçını Alman Hakem Felix Brych Yönetecek
Hollanda - Türkiye maçının hakemi Almanya Futbol Federasyonu'ndan Felix Brych olduA Milli Futbol Takımı'nın 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu'nda deplasmanda Hollanda ile yapacağı maçı Alman hakem Felix Brych yönetecek.UEFA'dan yapılan açıklamaya göre, Amsterdam Arena'da 28 Mart Cumartesi günü TSİ 21.45'te başlayacak Hollanda-Türkiye maçında Felix Brych düdük çalacak.Karşılaşmada Brcyh'in yardımcılıklarını Almanya Futbol Federasyonu'ndan Mark Borsch ve Stefan Lupp yapacak. Alman Mike Pickel'in dördüncü hakem olarak görev alacağı maçın ilave yardımcı hakemleri ise Bastian Dankert ve Marco Fritz olacak.Haber Türk
Eşber Yağmurdereli: 'İlk Muhalif Tavrım Beşiktaşlı Olmaktı'
NEDEN EŞBER YAĞMURDERELİ?“Eski zamanlar tabii… Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum polise. Acıdan kıvranıyorum. Bi ara aklıma o gün oynanan Beşiktaş-Zonguldakspor maçı geliyor. ‘Maç kaç kaç bitti’ diye soruyorum iniltiyle. ‘1-1’ diyo polis. Sonra işkenceyi bırakıp ‘Sen Beşiktaşlı mısın’ diyor, ‘heralde’ diyorum. Beni tezgahtan indiriyor. Çay söylüyor. Karşılıklı çay içip, coşkuyla hakeme, futbolculara, takım yönetimine bir güzel saydırıyoruz. Sonra polis beni tekrar tezgaha alıyor. Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum.”EŞBER YAĞMURDERELİ KİMDİR?Yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum – Tortum’da dünyaya geldi. 1955 yılında görme yetisini yitirdi. 1963’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Arkadaşlarıyla “ Yeni Eylem ” adında bir dergi çıkardı. 1986 yılında bir yarışmada “Pek Firaklı Bir Dağ Masalı” adlı öyküsüyle ilk ödülünü kazandı.13 Mart 1978’de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi / Acilciler grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla tutuklandı. 1 Ağustos 1991’de “şartlı tahliye” yasasıyla ceza evinden çıktı. “Barış için 1 Milyon imza kampanyası”nın sözcülüğünü yaptı.8 Eylül 1991’de İnsan Hakları Derneği (İHD) mitingindeki konuşması nedeniyle 10 ay hapis cezasına mahkum oldu. Daha önce, “şartlı tahliye” edildiği için 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi ve 1997 yılında 22,5 yıl hapis için tekrar ceza evine konuldu. Kamuoyunda oluşan büyük tepki sonucunda, 9 Kasım 1997’de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. Karar, 16 Aralık’ta geri çekilince, 1 Haziran 1998’de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001’de serbest bırakıldı.HAYATIMIN İLK MUHALİF CÜMLESİNİ KURDUM “BEN BEŞİKTAŞLI OLDUM” DEDİMNasıl Beşiktaş taraftarı oldunuz?Ben Erzurum’da maçlara giderdim herhalde sanıyorum 8-9 yaşlarındaydım, bir Brezilya takımı gelmişti Fluminense takımı gelmişti, Beşiktaş’la maçı vardı ve benim dayı dediğim Nail abi beni aldı maça götürdü. O zamanlar Mithatpaşa’ydı, o zaman şimdiki İnönü Stadyumu’nun adı. Orada takımı izledim. Nail abi de anlatıyor “Baba Recep bu, Nazmi bu, Ercan bu” diye.Neyse Beşiktaş 2-1 yendi, çıktık vapurla gidiyoruz. Birden bire ben dedim, “Nail abi biliyor musun ben Beşiktaşlıyım” dedim. “Olamazsın”, dedi, “sen Fenerbahçelisin”. “Hayır” dedim, “ben Beşiktaşlıyım” O akşam yemeklerinde Fenerbahçe’nin konuşulduğu akşamlarda ben de bilip bilmeden Beşiktaş’ı dillendiriyordum, o şu anlama geliyordu: Oradan bir muhalif kimlik kazanıyorsunuz ve muhalif kimlik üzerinden bir söz hakkı kazanıyorsunuz ve sofrada yeriniz oluyor. Dolayı ile de muhalefet hem hoş bir iştir, hem de riskli bir iştir. Çoğunluk karşısında çoğunluğun genel geçer yargılarına ters bir şeyler savunuyorsunuz ama aynı zamanda farklılığınızı ortaya koymuş oluyorsunuz, deyim yerindeyse sürüden ayrıldığınız ortaya koyuyorsunuz. Bana dediklerinde “sen Fenerbahçelisin başka bir şey olamazsın”, ben de hayatımın ilk muhalif cümlesini kurdum. “Ben” dedim, “herkes gibi olmak istemiyorum, ben Beşiktaşlı oldum” dedim. Tabi zamanla bu muhalif kimliğin çok önemli bir katkısı oldu. Ben tam futbolu bilmiyorum ya, özelliklerini, şu bu, ben de bildiğim kadarıyla cevap vermeye çalışıyordum annem kızıyordu “çocuğu ağlatacaksınız” diye kızıyordu.Ondan sonra anladım ki muhalif olduğum zaman sırf muhalif olmak yetmiyor. Muhalif kimliğin hakkını verecek şekilde bir birikime sahip olmanız lazım. O akşam yemeklerinden öğrendiğim şey budur: Muhalif olmanın hakkını verecek kadar bir bilgiye, bir birikime sahip olmanız ve onun ötesinde de bir cesarete ve yüreğe sahip olmanız gerekiyor. Sadece bilgi de yetmez çünkü cesaretle yürekle desteklenmeyen bilgi malumattır, sırf cesarete dayan bir muhaliflik de Don Kişotluktur, yani küçük düşersiniz. Dolayısıyla bu Beşiktaşlı kimlik ile diğer kimliğim birlikte yürüdü ve bugün de Beşiktaşlı olmaya devam ediyorum.“BİR ARAP ŞEYHİ, BİR RUS OLİGARKI BEŞİKTAŞ’I ALIRSA BEŞİKTAŞLI OLURMUYUM BİLMİYORUM”Sizin Beşiktaşlı olduğunuz dönemdeki futbol ile şimdiki futbol aynı mı peki?Tabi benim çocukluğumda mahalli kümeler vardı, amatör gruplar vardı, sadece İstanbul’da büyük kulüpler vardı. Tabi ben Erzurum’da doğup büyüdüğüm için Erzurum’da 12 Mart, Palandöken gibi takımlar vardı. Bunlar bir ligden ziyade kendi aralarında maçlar yaparlardı. Ayrıca ben ilkokuldayken kalede dururdum okul takımında, okul takımı dediğim öyle çayırda çimende oynardık futbol…Öyle futbolla bir ilgim var ama esas Beşiktaş’a gelince durum çok farklılaşıyor. Erzurum’da doğdum büyüdüm ama benim annem İstanbulluydu, İstanbul’da Çamlıca’da evimiz vardı. Yazları dört ay Çamlıca’da evimizde geçerdi ve teyzem vardı, onun çocukları vardı, dört tane benden büyük ki dayı derdim ben onlara, en küçüğü benden 10 yaş kadar daha büyüktü ve bütün Kadıköy’de olduğu gibi onlar da Fenerbahçeliydi. Dolayısı ile de özellikle yaz akşamları, akşam yemeğinde bir miktar hayat pahalılığı konuşulurdu, daha çok futbol konuşulurdu ve Fenerbahçe tam bir fenomendi evde.Akşam yemeklerinde eski İstanbul evlerinde sosyal etkinliktir, herkes gündüz işe gider, sabah herkes işe gitme saatine göre ayrı kahvaltı yapar, akşamları da eve gelinir ve futbol konuşulurdu. Ama o günkü Beşiktaş bu günkü Beşiktaş mı? Elbette öyle bir şey yok. Artık bir futbol endüstrisi var bu endüstrinin içinde insanlar alınıp satılıyorlar. Ucuza alıp pahalıya satmaya çalışıyorlar ya da pahalıya alıp ucuza satıyorlar. Kulüp oradan zarar ediyor ama kulübün egemenleri de menajer dahil, bu işe bulaşanlar dahil, o farktan sebepleniyorlar.Bu kapitalizmin kurallarından biri. Bir de Türkiye’de futbolu yönetenler futbol takımlarının marka değerinden onları destekleyen milyonlarca insanın gücünden yararlanmak için ve özellikle bu gücü diyelim müteahhitse müteahhitliğinde, siyasetse siyasetinde ceplerine koyuyorlar milyonları. Geliyorlar kulüplerin başkanları oluyorlar ve ortaya herkesin bildiği gibi bir futbol oligarşisi çıkıyor ve oligarşik durum futbolun özelliğine de yansıyor.Diyelim ki mesela benim Beşiktaş için endişem şudur. İngiltere’de Fransa’da bakıyorsunuz petrol oligarkları Rusyadaki Sovyetler sonrası Sovyetlerin varlığı sırasında bir bürokrat olarak yönettiği değerleri Sovyetler ortadan kalktığı gün hanelerine geçirip birden bire dünyanın en zengin oligarkları haline gelmiş milyar dolarların sahibi olan adamalar parayı bastırıp bir futbol takımını alıp bunu hem kendi prestiji için kullanması hem de bir ticari değer olarak kullanması. Hep şöyle düşünüyorum bir Arap şeyhi bir Rus oligarkı Beşiktaş’ı alırsa ben Beşiktaşlı olur muyum bilmiyorum yani (gülüyor).Taraftar bunun neresinde?Taraftar desteklediği takımla kendi arasında bir ilişki kurup, bu ilişki üzerinden ürettiği sloganlarla muhalif bir kimliğe dönüştüğü andan itibaren, egemenlerin şiddetiyle karşılaşıyor. Bunun örneklerini çok gördük. Tribünlerdeki muhalif unsurların, tribün önderleri veya kulübün yöneticileri tarafından polise ihbar edilmesi gibi.. Futbolla yatıp kalkan bir toplumun ve özellikle de dediğim gibi toplumun en alt sınıflarını oluşturan insanların zaman zaman bir araya geldiklerinde tribünde kendilerine ilişkin sloganları haykıracakları zaman karşılaşacakları bir devlet şiddeti vardır. Türkiye’de bu böyledir. Bunu engellemek için de futbolda şiddeti bertaraf edeceğiz falan diyerek Passolig gibi şeyler icat edilir. Bu tamamen yurttaşın bireyin devlet tarafından kayıt altına alınması meselesidir yani burada şiddetin önlenmesinden ziyade fişleme durumu vardır.“ONLAR İÇİN PARA BAŞKA YERDE DÖNÜYOR TARAFTAR GÖZDEN ÇIKARILABİLİR”Tribünün boş kalmasını istemiyorlar da makbul taraftar istiyorlar sanki.Taraftar olarak baktığımız zaman bir para ödeyip oraya giriyor. Aslında o para kulüp için çok önemli değil. O parayı kolaylıkla gözden çıkarabilir. Onlar için para başka yerlerde dönüyor geliyor. Dolayısıyla stadyumdaki taraftarı gözden çıkarabilir hatta hiç taraftar olmasa, futbol sanal ortamlarda oynanabilecek hale gelse diyelimki kulüplerin gelirleri sade televizyon, reklam bir havuzda karşılansa bundan hem egemenler hoşnut olur, hem de kulüp yönetimleri pek de zarara uğramaz.Dolayısıyla futbolu insansızlaştırmak, sadece bir seyir unsuru haline getirmek, onun bir toplumsal arka planı olduğunu yok saymak ki o toplumsal arka plan tribün üzerinden kurulur ve zaten onun dışında bir anlamı yoktur. Dolayısıyla tribünü her zaman silebilirler. Bakın zaten tribünde ki seyirci sayısı giderek düşüyor. Kapitalizmin bugünkü kriz çözüş yöntemi üretimde yan yana bulunan insanları dağıtmak. Dolayısı ile muhalefet odaklarını ortadan kaldırmak. İnsan tanımı bir müşteri tanımı, o da bir birey. İnsanı birey haline düşürüp etkisiz hale getirmek sistemin genel anlayışı muhalefeti bu şekilde dağıtmak olduğu için altmış yetmiş kişinin stadda bir slogan söylemeleri siyaset felsefesi açısından onları rahatsız ediyor. Tribün taraftarlığı bu nedenle istenen birşey değil.Ben de Beşiktaş Çarşı’nın mensubu olarak stad varken, şimdi stad tamirde ya, Beşiktaş’ta Şairler Parkı var. Orada toplanıyoruz beş altı saat önce. Yaşgünü olanın yaşgünü kutlanıyor orada, siyasi muhabbetler dahil her muhabbet oluyor. Ondan sonra birlikte stada gidiliyor. O grup içinde stada gitseniz şunu görürsünüz bir taraftan maç izleniyor ama tribünde bir sohbet ortamı doğuyor. Tamamen bir toplumsal ilişki var orada. Bu futbol dolayımı ile oluyor ama insanların toplu hareket etme, eğlenme ihtiyacını karşılıyor. Tribünde doksan dakika oturuluyorsa onun öncesinde sırasında muhabbet oluyor. Doksan dakika bittikten sonra semte gidiyorlar, kafelerde oturuyorlar ve maçın galibiyet mağlubiyet ötesinde maçın kendine özgü havası yaşanıyor.Bir kamusal alan orası tabi. İnsanların toplu muhalefet yapmasını engelleyecek ortamları ve imkanları ortadan kaldırmak ve buna bağlı olarak futbolu sistem içine tamamen alarak iktisadi anlamda onu küresel pazarın unsuru konumunda tutmak yani futbolu insansızlaştırmak. Robotlar üretseler Messi gibi Ronaldo gibi oynasalar onlar ve robotlar arası maçlar aynı heyecanı yaratsa futbolcu denen insan unsurunu da çıkartabilirler. 22 kişi yerine 22 robot koyabilirler.“FUTBOL HAYATININ BİTMESİNİ İSTEMİYORSA SOLCU OLDUĞUNU AÇIKLAMAZ”Peki zaten giderek robotlaşmıyorlar mı? Canları acımasına rağmen sahada koşturulmaları, o psikolojik baskı, o ağrı kesiciler…Etin kemiğin içindeler ama robotlaşmış gibiler. Diğer yandan basına açıklama yapmayacaksın, konuşmayacaksın gibi yasaklar…Kamusal ifade özgürlükleri yok neredeyse.Kendinizi futbolcu olarak düşündüğünüzde dizkapağınızın arkasındaki doku yırtılmasının televizyonda dizi gibi konuşulması insanı rahatsız edebilir. Konuşma yasağı falan kağıt üzerinde yazılmış şeyler değil, kapitalizm şöyle emreder: ne işle uğraşıyorsan o işle uğraş, başka şeylere kafa takma! Burada da öyle. Çok örnek vardır. 1970’lerde Metin Kurt futbolculara sendika kurun dediler, futbol hayatını bitirdiler. Çünkü şöyle diyordu biz Roma İmparatorluğu zamanındaki gladyatörler gibiyiz, insanlar bizim yaptığımız mücadele üzerinden kendilerini tatmin ediyorlar diyordu. Bugün böyle bir çıkış da yapılamaz, futbolcu pazarı köle pazarı gibi değeri artıyor, eksiliyor. Aklı başında bir futbolcu futbol hayatının bitmesini istemiyorsa mesela bugün solcu olduğunu açıklamaz.BİLİC BEŞİKTAŞ’I AVRUPA ŞAMPİYONU DA YAPSA O SÖZ KARA KAPLI DEFTERE YAZILMIŞTIRBilic söyledi ama?Bilic buradaki şeye tabi değil, Avrupa’da söylenir bu. Bilic başarısız olsa hemen gönderirlerdi o sözün üstüne. Şimdi bile hala göndermeye çalışıyorlar. Bilic Beşiktaş’ı Avrupa Şampiyonu da yapsa o söz kara kaplı deftere yazılmıştır. Türkiye gibi ülkede teknik direktörün sosyalizmden bahsetmesi ne demek. Lucescu bir iki bir şey söyledi, onun çalışma odasında Che’nin fotoğrafı var diye adamı göndermek için ellerinden geleni yaptılar. Bunun çalışma ruhsatı iptal edilmeli diye adamı en başarılı olduğu zamanda gönderdiler. Bir Hakan Şükür örneği var, o da siyasete girmedi onu aldılar oraya koydular. Futbolculuk eğitimi, kültürü insanlarda siyaset karşıtı bir düşünce dünyası yaratıyor.Çarşı Gezi’de çok sevildi, bunu nasıl yaptı?Beşiktaş Çarşı’yı kamuoyuna çıkartan sloganlarındaki toplumsal karşılıktır. Van depremi sonrası soyunmaları, atkılarını stada atmaları gibi…Futbolun mizahını ortaya çıkması daha doğrusu futbol üzerinden mizahı ortaya çıkartması toplumda karşılık görüyor. Mizah rahatsız ediyor toplumda karşılığı olan herşey bir muhalif karşı çıkış unsuru olarak görüldüğü için egemenlerce tepki görüyor. Davalarında cüppe giydim ama yargılamaya katılmadım. Savunmaları gerçekten mizah. Sanık, “Bizim hükümet yıkacak kadar gücümüz olsa Beşiktaş’ı şampiyon yapardık” dedi. Bu bitiriyor zaten olayı.ÇARŞI SOLCU BİR GRUP DEĞİL, FARKLI SİYASİ GÖRÜŞTEN İNSANLAR VAR ARASINDASiz Beşiktaş maçlarını şimdi nerede izliyorsunuz?Benim yıllardır gittiğim Tophane’de nargileci var. Deplasman maçlarını orada izliyoruz. Öbür zamanlarda Beşiktaş stadyumunda maç yapıldığı günlerde maçtan dörtbeş saat önce Beşiktaş’ta toplanıp oradan yürüye yürüye stada gidiyorduk. Birlikte bizim bir grubumuz var. Beşiktaşlı olmayan arkadaşlarım da gelir muhabbete dahil olur. Galatasaraylı Fenerli arkadaşlarım maçtan önce Şairler Parkı’na gelirler. Sloganları Park’ta tespit ediyoruz. Kollektif bir olay o. Mesela Beşiktaş Liverpool’a 8-0 yenilmişti . O zaman “Çarşı 9’a Karşı” demiştik (gülüyor) Bira içilirken yazdığımız slogan “Türkiye’de iki büyük var, biri Beşiktaş diğeri Büyük Rakı”. Şimdi bu sloganlar var ama oraya giden herkesi içki içiyor sanılmasın. İçimizde inanç sahipleri var. Toplumsal bir yan yana geliş var Beşiktaş Çarşı’da. Çarşı solcu bir grup değil, farklı siyasi görüşten insanlar var.GÜNDÜZ KOĞUŞTA TELEFON ÇIKARTMIYORUZ SAKLIYORUZ. ARADIM TRT’Yİ “MAÇ NE OLDU” DEDİM, “SORMA ABİ YA” DEDİ. BEŞİKTAŞ YENİLMİŞ MAÇ BİTMİŞ O ANDAHapishanedeyken nasıl takip ediyordunuz?Radyo varsa radyodan takip ediyorduk. Radyoda maç izliyoruz. Spiker maç anlatıyor. Beşiktaş mağlup birkaç dakika var maçın bitmesine ama abim, havalardan başladı, Afrika’daki safariye geçti, oradan Veliefendi çayırında at yarışlarının yapıldığı yerdeki piknikleri anlattı geçmişteki, yani maçtan koptuk. Ben de (gülüyor) gündüz koğuşta telefonu çıkartmıyoruz, saklıyoruz. Aradım TRT’yi “maç ne oldu” dedim, “sorma abi ya“dedi. Beşiktaş yenilmiş, maç bitmiş o anda. Telefonla öğrendik maç sonucunu.En beğendiğiniz radyo spikeri kimdir?Halit Ağabeydir, Halit Kıvanç. İki cümlesinden biri mizahtır. Onun için sanki öyle iyi anlatanlar vardır ki sanki sahnede stand up izliyormuşsunuz gibi. Sahada gördükleri onu tahrik eder. Mizaha doğru yönlendirir. O zaman çok daha keyif alırsınız gol yeseniz de keyif alırsınız. Takımınız gol yediğinde öyle bir cümle kurar ki olayın acısı azalır.PENALTI ATARKEN ADAM SIRTINI DÖNÜYOR GÖRMEMEK İÇİN KAÇIRIRLAR DİYE KALEYE FALAN BAKMIYORLARStadyumdaki maçlar?Stadyumda engelliler için bir yer ayrılmış durumda. Görme engelli veya yürüme engelli kişi bir arada oluyor. Senin yanındaki farklı rakip takımdan ise bu bir tepkiye yol açabiliyor. Stadyuma gittiğim zaman ben radyomla gidiyorum maça. Radyodan izliyorum tribünden maçı. Televizyondan deplasman maçlarını izlerken spiker ayrıntılı anlatmıyor, radyomla izliyorum. Radyo 15-20 saniye önce söylüyor. Televizyonda görüntü geç geliyor. Bir akın başlamış mesela, ben “go”l diyorum. Arkadaşlar benden 15-20 saniye sonra seyrediyor. Akın oluyor, tam gollük pozisyon..Top kornere gidiyor, ben “out” diyorum. “Yahu bir sabret” diyorlar. O yüzden pek benimle maç seyretmeyi sevmiyorlar. Televizyon geç veriyor radyodan. Ben de filmin sonunu söylememek için artık çaktırmıyorum, saygı duyuyorum televizyondan izleyenlere. Penaltı atarken adam sırtını dönüyor görmemek için kaçırırlar diye kaleye falan bakmıyorlar (gülüyor)Nasıl bir futbol seyircisiniz, sakin mi coşkulu mu?Benim tepkilerim falan öyle fevri değildir. Gol olunca “gol” diyorum, “attılar” diyorum, “tüh” diyorum, “gol yedik” diyorum. Zaman zaman biraz tepki küfre kaçabiliyor (gülüyor) Futbol taraftarlığı fanatizme kadar götürülmesi gereken bir şey değil tabi deseler ki bu adam fenerli onunla konuşmaz gibi. Başka bir takım taraftarına dost olmak istemez. Bu peşin yargıdır. Bu futbolun haddini aşan durumlar. Ben de, biz de, benim çevrem de böyle değil.O GOL, DESELERDİ Kİ MAÇ BU ŞEKİLDE BİTECEK ONA KARŞILIK HAYATIMDAN BİRKAÇ YIL ALSALAR VERİRİDİM YANİ O BİRKAÇ SAAT GEÇSİN DİYEUnutamadığınız bir galibiyet, gol var mı?İlk Milli Lig kuruldu. Yatılı okulda okuyorum. Okulda bir radyo var. Daha doğrusu bir salon var, eğlence salonu gibi. Orada bir hoparlör var, müdürün odasından radyoyu veriyorlar. Bir de okuduğum okulda tek Beşiktaşlı bendim. Beşiktaş’ın da en kötü yıllarıydı. Fener’in 7-0 yendiği falan olmuştu. Çok rahatsız ediyorlardı yatakhanede. Herkes bana yükleniyordu. Ondan sonraki sene Beşiktaş şampiyon oldu. Şenol Birol vardı, “Şenol Birol, Gol” diye slogan vardı. Fenerbahçe maçı var. Maçın 16. dakikasında Arif gol attı. Okul sessizliğe büründü. Birlikte oyun salonunda izliyoruz. Fenerbahçe akın falan yapıyor. Dayanamadım, en alt katta kalorifer dairesine indim. Arada saate bakıyorum ama biliyorum Fener bir gol atsa okul yıkılacak, o dört katlı bina yıkılacak. Saate baktım, maçın bitmesi lazım, kimsede çıt yok. Maç bir sıfır bitmiş. 59 ya da 60 yılı. Ondan sonra o sene Beşiktaş şampiyon oldu. Var ya okulun tek kralı bendim. Kimseyi konuşturmuyorum. O gol deseler ki maç bu şekilde bitecek deseler ona karşılık hayatımdan birkaç yıl alsalar verirdim yani o birkaç saat geçsin diye.Kaynak: Arat Saadetyan/vivaspor
"Hacıosmanoğlu Bir An Önce Bırakıp Gitsin"
Trabzonspor'un eski başkanı Sadri Şener, Bordo-Mavili kulüple ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Yönetimi çok ağır sözlerle eleştiren Trabzonspor eski başkanı Sadri Şener, UEFA'dan gelebilecek ceza hakkında da konuştu. İşte o sözler...'İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Yargıtay kararından sonra bırakması lazım. Çünkü kayyum gelir. Kayyum gelirse de polis nezaretinde dışarı çıkarılır. Kayyum gelecek 45 günde seçim yapılacak. Ben olsaydım Hacıosmanoğlu yerinde çoktan seçim kararı alırdım. Çünkü seçim kararı almazsan devlet seni alır koyar kenara. Bir an önce bırakıp gitsinler de geri kalanlar da bu işi toparlamaya çalışsın. Toparlayabilirlerse tabiki. Ama hayal edemeyecekleri bir makam gördükleri için bir gün daha durmak istiyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla bunlar ahiretten izinli gelmiş tipler hepsi! Constant konusunda biri kandırmıştır bunları. Bu transferden paraları kazanan kazanmıştır. O bonservise bu transfer olur mu? UEFA Mali Fair Play kuralına takılırız. Ceza ihtimali olabilir. Erkan Zengin'i havaya sokarsan verim alamazsın. Bence artık transfere ihtiyaç yok. Akla ihtiyaç var. Transferleri Ersun Yanal yapmadı. Hala takımı istediği tarza sokmaya çalışıyor. Yani takımla uğraşıyor. Ersun hocayla bende çalıştım. Burada sorun hoca değil, yönetim sorunu var.'Eurosport
Reklam
NBA'de Enes Kanter Fırtınası
NBA'deki temsilcimiz Enes Kanter, yeni takımı Oklahoma City Thunders'da fırtına gibi esmeye devam ediyor.Genç pivot Thunders'ın kendi sahasında, Los Angeles Lakers'i 127-117 mağlup ettiği maçta daha ilk çeyrekte 15 sayı, 10 ribaund ile double-double yaparak NBA'de bu sezon bunu ilk başaran sporcu oldu.Lakers maçını 25 sayı, 16 ribaund ile tamamlayan Kanter, başarılı oyunuyla takımın koçu Scott Brooks ve takım arkadaşlarından büyük övgü aldı.Zaman
"Beşiktaş'a Acıyorum, Fenerbahçe 3 Temmuz'a Baksın"
Kasımpaşa Kulübü Başkan Vekili Hasan Hilmi Öksüz, Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Mahmut Uslu'nun Kasımpaşa-Galatasaray maçıyla ilgili yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Beşiktaş'a da sert ifadelerle seslendi.Hasan Hilmi Öksüz, Mahmut Uslu'nun FB TV'ye verdiği röportajda 'Geçen haftaki maçta yine bir takım şeyler var. Şaibeli şeyler var. Biz bütün rakiplerimize saygı duyuyoruz. Diğerleri gibi şunu yaptılar, bunu yaptılar demiyoruz. Biz şunu diyoruz; konuşmalar var, devre arasında geç çıkmalar var' sözlerini, AA muhabirine değerlendirdi.Lacivert-beyazlı kulübün başkan vekili, Uslu'yu sözlerinden dolayı eleştirerek, şu ifadeleri kullandı:'Ahlak dışı bir kullanım tarzı. Bunları normal insanlar yapamaz. Sen önce 3 Temmuz'da yaşananlara bakacaksın, ondan sonra konuşacaksın. Bunlar arsız, yüzsüz olduğu için konuşuyor. Türkiye'de futbolun gelişmesini istiyorsak, büyük kulüplerin bu yöneticilerini önce terbiye etmemiz gerekiyor. Millet olarak terbiye etmemiz gerekiyor. Bu kadar olmaz. Sen beni utanmadan suçlayacaksın... Seni yarın mahkemeye versem ne diyeceksin orada? Hangi bilgiyle ve ispatlasavunacaksın?'Büyük kulüplerin yöneticilerinin bu tarz açıklamalarının Türk futbolunu geriye götürdüğünü savunan Öksüz, '3 Temmuz'da yaşananları bütün dünya biliyor. Ben onlara ne diyeyim ki? Önce edebin, terbiyenin, ahlakın ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyor. Bunları öğrenmedikleri takdirde her zaman aynı şeyleri yapacaklardır. Bir insanın nasıl hitap edeceğini ve nasıl iddia da bulunacağını, bunların öğrenmeleri gerekir. Bunları öğrenmedikleri için zaten Türk futbolu yerlerde sürünüyor' şeklinde konuştu.'Bunlar ne yapmak istiyor?'Özellikle maçtan sonra Veysel Sarı hakkında sosyal medyada ve kamuoyunda yapılan yorumlarla ilgili kulüp olarak resmi internet sitelerinden açıklama yaptıklarını ve oyuncularını savunduklarını hatırlatan Öksüz, sözlerine şöyle devam etti:'Bunlar ne yapmak istiyorlar? Bir de 'Biz her kulübe saygı gösteririz' diyorlar. Koskoca takımların başkanları ve yönetim kurulundaki insanların bu tarz beyan vermeleri Türk futboluna ne kazandırıyor? Siz koskoca Fenerbahçe Kulübü olarak bir derbi maçında tribününüzde devasa yazılarla 'Fenerbahçe Cumhuriyeti' yazacaksınız, diğer taraftan çok daha ağır bir ifade kullanacaksınız. Bu ifadeyle kime, ne mesaj veriyorsunuz?''Beşiktaş'a acıyorum'Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin hakemi Fırat Aydınus'un geçen sezon Kadıköy'de kendilerinin oynadığı maçı da yönettiğini hatırlatan Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı:'Beşiktaş'a biraz acıyorum. Beşiktaş, geçen sene Fırat Aydınus'un yönettiği Fenerbahçe-Kasımpaşa maçından daha azını yaşadı. Beşiktaşlılar, geçen sene Kasımpaşa-Beşiktaş maçında Donk'un hareketinden dolayı kıyamet kopararak, maçı hiçbir nedene dayanmaksızın iptal ettirdiler. Bütün bunlara baktığımızda ben bu büyük kulüplere acıyorum. Bunlar zavallı insanlar. Bunlar Türkiye'de futbolu yöneten değil körükleyen insanlar. Türkiye'de eğer hakemler yanlış yapıyorsa herkesin bunun arkasında durması lazım. Geçen sene Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel'le bizim maçlarda yaşadıklarımız ile derbide saha içinde ve kenarında yaşananlar ortada. Niye kimse bir şey diyemiyor? Bunları çok merak ediyorum.'AA
Reklam
Halis Özkahya, Azerbaycan-Malta Maçını Yönetecek
FIFA kokartlı hakemlerimizden Halis Özkahya, Azerbaycan ile Malta arasında 28 Mart Cumartesi günü oynanacak 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri H Grubu karşılaşmasını yönetecek.UEFA'nın hakem heyetinden yapılan açıklamada Azerbaycan'ın başkenti Bakü'deki Tofig Bahramov Republican Stadyumu'nda TSİ 19.00'da başlayacak karşılaşmada düdük çalacak Halis Özkahya'nın yardımcılıklarını Cem Satman ve Ekrem Kan yapacak. Kemal Yılmaz'ın dördüncü hakem olarak görev alacağı karşılaşmanın ilave yardımcı hakemleri ise Mete Kalkavan ve Tolga Özkalfa olacak.Cihan
Çarşı Grubu, Emre Belözoğlu'na Tepki Gösteren Mesaj Yayınladı
Beşiktaş taraftar grubu Çarşı, Emre Belözoğlu'na tepki gösteren bir mesaj yayınladı.Süper Lig Süleyman Seba Sezonu'nun 25. haftasında oynanan Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde misafir takım olan Beşiktaş'ın teknik direktörü Slaven Bilic ile saha içinde tartışan ve daha sonra bunu devre arasında koridorlara taşıyan Emre Belözoğlu'nun görüntüleri yayınlandı. Başkan Fikret Orman'ın da yayınlanacak diye dile getirdiği görüntüleri BJKTV dün akşam ekranlara taşımıştı.https://twitter.com/forzabesiktas/status/580492681903738880Yayınlanan görüntülerde ortaya çıkan Emre Belözoğlu'nun tehdit içerikli sözleri üzerine, Beşiktaş'ın ünlü taraftar grubu Çarşı da resmi internet sitesinden tepki içeren mesaj yayınlandı. Emre Belözoğlu'na yönelik tepki amaçlı mesajda şu ifadelere yer verildi:'Saldırganlığın, toprağa bağlı faşizmin hortladığı, dışarıdan gelenin düşman gösterildiği an, burası İstanbul değil, burası vicdandır. Bilic'e saldırı, her şeyden önce misafirperverliğimize, insanlığımıza zarardır, Emre'nin neresinden dönülürse ülke sporunun her branşında vasfı 'sporcu' olan her insana kârdır.'Cihan
Milli Maç Hiçbir TV'de Yok!
A Milli Futbol Takımımız, 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde cumartesi günü Amsterdam'da Hollanda ile kritik bir maç oynayacak. Elemelere kötü başlayan her iki takım için de büyük önem taşıyan bu zorlu karşılaşma öncesi şok bir gerçek ortaya çıktı.Şu an itibariyle bu maçı Türkiye'de hiçbir TV kanalı naklen yayınlayamayacak. Bırakın naklen yayını, özet görüntüsünü hatta internetten canlı yayını dahi mümkün değil. Bu şok gerçeği ortaya çıkaran Milliyet Gazetesi yazarı Attila Gökçe'nin 'Düğmeye kim basacak?' başlıklı yazısının bazı bölümleri şöyle:Futbolumuz, bugüne kadar eşine rastlanmamış bir krizle karşı karşıya. Hollanda- Türkiye milli maçını televizyondan izleyip izleyemeyeceğimiz henüz belli değil.TMSF’nin 11 Mart’ta aldığı “Show TV’nin maçı yayınlamaması” kararı, son anda değişmezse, bilin ki 50 yıl geriye gidip Hollanda- Türkiye maçını radyodan dinleyip gazetelerden okuyacağız. Tıpkı 60’lı yıllarda olduğu gibi. O yıllarda sınırlı da olsa maçın iki - üç dakikalık özetini sinemalarda “Dünya Haberleri” gösterimi ile izleyebiliyorduk. Ama TMSF’nin kararı hukuk açısından o kadar bağlayıcı ki, bugünkü yayın hakları nedeniyle hiçbir kanalda özeti bile yayınlanamaz. Dijital çağımızda maç görüntülerine ulaşmak teknolojik olarak sonsuz kolaylıklarla mümkün olsa da -internet dahil- canlı yayını elde edemezsiniz.TMSF, SHOW TV'NİN YÖNETİMİNİ ÜSTLENMİŞ DURUMDAFutbolda 2016 Avrupa Şampiyonası ile 2018 Dünya Kupası eleme maçlarının yayın hakkı 2014 Mart’ında UEFA tarafından ihaleye çıkarıldı. Bu ihalenin Türkiye haklarını Sadettin Saran’ın şirketi kazandı. Saran, daha sonra alt lisans anlaşmasıyla bu hakkını AKS TV’ye verdi. Bilindiği gibi TMSF, AKS TV’nin yayın kanalı olan Show TV’nin yönetimini üstlenmiş durumda. Bugüne kadar kanal yönetiminin personeline dokunmadılar. Ne var ki konu Show TV’den yayınlanacak maçlara geldiğinde üst yönetim 11 Mart’ta Hollanda maçını “yayınlamama” kararı aldı.SARAN HOLDİNG İLE AKS TV ARASINDA HİÇBİR RESMİ GÖRÜŞME YAPILMADIÖğrendiğime göre, Saran Holding ile TMSF ya da AKS TV arasında karar sonrası hiçbir resmi görüşme yapılmamış. Temsilciler ya da teknik ekipler arasında bir diyalog olabilir. Ama o düğmeye kim basacak? TMSF ile Saran arasındaki sözleşme şu ana kadar feshedilmiş değil. Dolayısıyla bu maçın Show TV dışında bir kanaldan yayınlanması hem hukuk açısından, hem de teknik koşullar bakımından adeta imkansız!Lig Radyo
Reklam
"Reklamında Oynayacağım Markanın Halka Ulaşması Çok Önemli"
Türk futbolunun son dönemlerde yetiştirdiği ve yurtdışına ihraç ettiği en büyük yeteneklerden Arda Turan, Hürriyet Gazetesi'ne konuştu.Türk futbol endüstiri nasıl yönetiliyor? Sizce futboldaki sorunlar neler?Türk futbolunda yatırımların karşılığı yok. Bir şirketi yönetmek için başına uzman ekipler atarsınız. Ancak futbolda böyle değil. Yönetenler futbolu bilmiyor. Toplumun baskısı ile günlük hamleler yapıyorlar. Bütçeyi doğru planlayamıyorlar. Günün sonunda kaybediyorlar. Büyük kulüpler bir oyuncuya yılda 5 milyon lira verirken, kimse altyapısına 5 milyon lira harcamıyor. 5 milyonu altyapıya harcasanız 5 yıl sonra 10 tane 20 milyon Euro’luk oyuncu çıkabilir. 200 milyon Euro’ları bulan sermaye oluşturabilirsiniz. Yöneticiler Türk futbolunun daha iyi yönlendirmeli. Kulüpte inşaatçı bir adam gelip transfere karışmamalı. Tabi ki fikrini söylemeli ama profesyonel yönetime ihtiyaç var.Türk sporun ve futbolunu geliştirmek için projeleriniz var mı?Türkiye’de futbolcu sendikası istenilen düzeyde değil. Futbolu bıraktıktan sonra ‘Futbolcular Birliği ve Sporcular Birliği’ kurmak istiyorum. Sporda yıldız adaylarını korumak ve güçlendirmek adına onların arkasında durabilecek iki önemli birlik kurmayı hayal ediyorum.Futboldan kazandığınız parayı nereye yatırıyorsunuz? Ticari hayatta hayalleriniz var mı?İnsanlar hep işime karıştılar. Futbolu her insanın sevdiğini ama her insanın bilmediği düşünüyorum. İnsanlar bilmedikleri halde işime karıştılar. Ben bilmediğim bir işte olmak istemedim. Ticaret benim bilmediğim bir iş olduğu için yatırımımı hep gayrimenkul üzerine yaparım. Bazen girişimciye ve yeteneğe güvendiğim için de ticari yatırımlar yaptım. Mesala Hakan Baş bana geldi Lidyana.com ile ilgili görüşlerini anlattı. ‘Ben interneti açıp kapatmayı bilirim. Ancak anlattıkların doğru. Benim tek kriterim başarı. Eğer beni başarısız kılarsan seninle sıkıntımız var’ dedim. Sonra ekipler inceledi ve e-ticarete girdim. Şu an çok iyi gidiyor. Cirosu çok yüksek. 100 binin üzerinde üye var. Burada çalışan herkese benim kriterime uydukları için teşekkür ederim.Şu anki kazancınız nedir? Türkiye’de mi yoksa İspanya’da mı daha çok kazandınız?Türkiye’de futbolcular çok iyi kazanıyor. İspanya’da futbolcular net para üzerinden anlaşılır. Ancak burada kulüplerin üzerinde yüzde 45’lere varan vergi yükü var. Atletico Madrid’te çok iyi para kazanıyorum. İspanya’daki maddi kazancımı şu anda Türkiye’de bir kulübün karşılaması çok zor. İlk senelerde bu rakam azdı ama şuan iyi bir seviyeye geldi. Son iki yıldır finansal açıdan rahatladım.Gayrimenkule yatırım yaptığınızı söylüyorsunuz. Sadece Türkiye’de mi yoksa yurtdışında da konut alıyor musunuz?Londra’da ev almayı düşünüyorum. Çok büyük değil 180 metrekare gibi bir daire bakıyorum. Hayatımız boyunca orada bir evimiz olsun istiyorum. Günün birinde çocuğumuz okumaya gider. Bir ayağımız Londra’da olsun. İspanya’da da ev almayı düşünüyorum. Kendi oturduğumuz evin fiyatı yüksek. Belki orayı almak zor olabilir.Simit yemeği sevdiğiniz söylüyorsunuz. Reklamlarında oynadığınız Simit Sarayı’na yatırım planınız var mı?Apo Ağabey (Simit Sarayı İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukçu) ile çok iyi bir ilişkimiz var. Önümüzdeki günlerde bir kaç ortaklığımız olacak. Yurtdışında Simit Sarayı şubeleri açacağız.Gündemi yakından takip ediyorsunuz. Son dönemlerde dolar TL karşısında değer kazanıyor. Cumhurbaşkanı ve Merkez Bankası arasında faiz tartışmaları biraz olsun yumuşadı. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?Türk ekonomisi çok iyi. Dolarda biraz dalgalanma var. Faizlerin düşmesi gerektiğini düşünüyorum. Yatırımcının ve girişimcinin işleri iyi gidiyor. İyi gitsin ki esnafta iş yapmaya devam edebilsin. Zaman zaman Türkiye’nin önde gelen işadamları ile buluşuyorum. Ali Ağabey (Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı) ve Ferit Ağabey (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk) bunların başında geliyor. Onlarla zaman zaman abi kardeş gibi konuşuyoruz. Onlar da bana sahip çıkıyorlar ve destek oluyorlar.Türk futbolu son yıllarda sponsorlarını kaybediyor. Bu konuda ne yapılması gerekiyor?Türkiye’de sponsorluk mantalitesinin değişmesi gerekiyor. Sponsor şirket sponsorluk yaptığı zaman kendi adamını kulübe koyup hamle yapmak istiyor. Sponsor olup futbol ve basketbolu bilmeyen adamın kulübe koyup transfere karışıyor. Bu adeta parayla patronluk taslamaktır. Sponsorluk yapıyorsa verdiği paranın bir kısmının altyapıya gideceğini bilmesi lazım. Bunu kontratına yazsın. Doğru konumlandırılmış sponsorluk çok önemli.İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde büyüdünüz. Bu semte yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?Bayrampaşa’da otel hayalim var. Ancak Bayrampaşa’da arsalar çok değerlendi. Bazı yerler boşaltıldı. Birçok değreli proje yapılıyor. Bayrampaşa Cezaevi de yıkıldı. Kocaman bir arsa var.Oteli Bayrampaşa Cezaevi’nin olduğu arsaya mı yapmayı planlıyorsunuz?Orası bomboş duruyor ancak benim böyle bir planım yok. Ben asla devletin hiçbir kısmından kendime avantaj sağlayacak bir şey istemem. İnsanların önüne geçip kul hakkı yemek istemem. Tabiki yardımcı olunabilir ama ben böyle şeylere çok karşıyım. Allah bana hem maddi hem manevi anlamda çok özel şeyler vermiş. Bunun fazlasını istemek aç gözlülük olur.Birçok markanın tanıtım yüzü oldun. Bu markaları seçerken nelere dikkat ediyorsun?Reklamında oynayacağım markanın halka ulaşması çok önemli. Daha önce DeFacto’nun yüzü oldum. Baktım fiyatları çok uygun herkes alabilir kabul ettim. Daha sonra Simit Sarayı ile anlaştım. O da Türkiye’ye özel bir ürün satıyor ve yurtdışında büyüyor. Son olarak Türkiye Finans ile anlaştım. 282 şubesi bulunuyor. Büyüme hayalleri var. Türkiye Finans hes profesyonel hem de hızla gelişen bir marka. Bana da İstanbul Caddebostan şubesinden hesap açtılar.Peki markalar neden seni seçiyor? Çok fazla talep var mı?Gençlere kötü örnek olacak bişey yapmayaya çalışıyorum. Samimi ve sıcak buluyorlar. Çünkü ben de halktan biriyim. İnsanlar samimiyet arıyor. Kendi inanmadığım bir şeyi halkın almasını da istemem.Spor artık dünya ekonomilerine yön veriyor. İspanya’da dünya çapında sporcular ve kulüpler var. Türkiye’de spor ile kalkınabilir mi?İspanya’da spor ve turizm ikisi birlikte gidiyor. Teniste Rafael Nadal, Formula 1’de Fernando Alonso gibi dünya yıldızları yarattılar. Barcelona ve Real Madrid gibi dünyada milyonlarca kişinin izlediği takımları var. Ülke spor ve turizmi doğru şekilde harmanlayarak ayakta duruyor. Türkiye’de çok büyük bir genç nüfus var. 7 farklı bölge var. Her spora yatkın fiziksel özelliğe sahip genç var. Ama nerdeyiz diye bakarsak, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi bile dünyada önemli maçlar listesine giremiyor.İspanya’da ekonomi nasıl? Tüketici hareketlerini gözlemliyor musunuz? Türkiye’deki siyasi gündemi değerlendirir misiniz?İlk gittiğim zaman ekonomide sıkıntılı bir durum vardı. Bu sokağa yansıyordu. Hem olaylar oluyordu hem de insanlar tüketimi azaltmıştı. İspanya, ekonomik krizi iktidar ve muhalefetin ortak atılımlarıyla atlattı. Benim ülkemde anlayamadığım şeylerden biri de bu. İktidar partisi hiç mi doğru bir şey yapmıyorda, muhalefet onları desteklemiyor. Ya da muhalefet partisi hiç mi doğru bir şey sunmuyorda iktidar desteği alamıyor. Yani sen iktidarsın, ben muhalefetim 10 küsür yıldır birbirimizin onaylayabileceği, birbirimizin gerçekten içine sineceği bir şey söyleyemiyormuyuz.Çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsunuz?İnsanların ölmediği, ülkemin huzurlu ve barış içinde yaşamasını istiyorum. Benim ülkemin toprakları da insanı da çok güzel. Bu ülke yıllarca savaşmış. Bu ülkenin toprakları savaşmak için değil yaşamak için var. Bir annenin ve babanının evladı için üzülmesini istemem.Atletico Madrid’e transfer olduğundan beri İspanya’ya giden turist sayısı arttı diyorlar. Buna katılıyor musun?Arda Turan turizmi. Ülkemin her kesiminden halkından, siyasetçisinden, sanatçısından birçok misafir ağırlıyorum. Sağcısı, solcusu herkes evimin etrafında birleşti. Bu beni çok mutlu ediyor.Futbol hayatınızı sonlandırdıktan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?Bunun için bir kaç plan var. Teknik direktörlük olabilir, başkanlık olabilir. Ama başkanlık kısmında maddi imkanlarımı en üst seviyeye çekmem lazım. Bu maddi gücü sağlamak gerekiyor. Hayallerim için de sahada var yöneticilikte var. Bunların ikisi de olabilecek konumda 35-45’’e kadar saha olur. 45’ten sonra başkanlık olur. hepsi olur.Hürriyet
"Galatasaray'ı Dışarıdan Terim Yönetiyor!"
Spor yazarı Hıncal Uluç, Galatasaray'ın Kasımpaşa maçını değerlendirirken çarpıcı iddialarda bulundu.Spor yazarı Hıncal Uluç, Sabah gazetesinin internet sitesine yaptığı haftalık değerlendirmede Galatasaray’la ilgili çarpıcı iddiaları ortaya attı. Uluç, Galatasaray’ın dışında birisinin sarı kırmızılıları yönettiğini ve bu ismin Fatih Terim olduğunu öne sürdü. İşte Uluç’un o değerlendirmeleri:“Galatasaray’ın dışında birisi Galatasaray’ı yönetiyor. Kim olabilir? Fatih Terim. Açık!.. Yani bu üç tane taşı önüne koyduğun zaman (Hamza, Abdurrahim Albayrak, Fatih Terim) taşlar yerine oturuyor. Ama böyle değilse eğer bu görüntüyü yaratan adam Hamza’nın kendisi.Düşün. Şu Chedjou’nun haline bak! Gene Galatasaray’ın yediği 2 golde de Chedjou var. Üçüncüyü de yediriyordu. Chedjou stoper falan değil. Onun için Şansal çok seviyor zaten. Her maçta Galatasaray’ın başına bela olduğu için, her maçtan sonra ‘Chedjou’ diye başlıyor, ‘Chedjou’ diye bitiriyor. Emre Çolak ile Chedjou’lu Galatasaray’a bayılıyor zaten. Semih sakat ve Galatasaray’ın başka stoperi yok.Ondan sonra devşirme stoper var. Melo sakat. Getirmişler dünya ağırı, yerinden kıpırdayamayan Koray Günter’i. Koray Günter, Galatasaray’ın A2 Takımı’nda zor oynar, direk takımda oynarken bu Hamza Hamzaoğlu Gökhan Zan’ı kadroya çağırmıyor. Bu konudaki eleştirilere de tek kelime cevap vermiyor. Verecek cevabı yok çünkü. Çünkü ben biliyorum Hamza’nın Gökhan’ı alıp oynatmak için içi gidiyor.Ama Hamza’ya birileri ‘Bunu oynatmayacaksın’ diyor. Kim diyebilir bunu? Abdurrahim Albayrak diyor. Niye? Çünkü konuştu televizyonda ‘Yattığı yerden para alıyor. Bunu hazmedemiyorum’ diyor. Bu Abdurrahim Albayrak lafı değil. Abdurrahim Albayrak’ın kafasını kessen Galatasaray’a hizmet eden biri için kötü bir laf etmez. Ben biliyorum ya! O kadar iyi Galatasaraylıdır, o kadar gözü kara Galatasaraylıdır. Ama Galatasaray’ın 15 tane adamı kadro dışında dururken Galatasaray’ın en ihtiyacı olan stoper mevkiindeki adamla ilgili isim vererek konuşması belli birisi…Abdurrahim Albayrak’ın en yakın dostu kim? Fatih Terim. Eğer Fatih Terim ‘Hıncal bunu nereden çıkarıyorsun’ derse bunu bana demesin. Gitsin Hamza’ya desin ki ‘Senin yaptığın yanlışları bana mal ediyorlar. Bunun önlemini al.’ Çünkü o lafların hiçbiri Abdurrahim Albayrak’ın lafı değil. Geriye bir ihtimal kalıyor o da Duygun Yarsuvat kendi söyleyemediklerini Abdurrahim Albayrak’a söyletiyor. Duygun’un da o taraklarda bezi yoktur.”Sabah
Sporun Manşetleri | 25 Mart 2015
Spor gazetelerinin manşetlerinde ve gazetelerin spor sayfalarında bugün hangi haberler var? Spor manşetlerine 1 dakikada göz atın. İşte sporun gündemi...
Reklam
Nijerya'dan F.Bahçe'ye Emenike Kınaması
Süper Lig'de oynanan derbide Emenike'nin sahayı terk etmesi ile ilgili bir açıklama da ülkesi Nijerya'dan geldi.Nijerya Futbol Federasyonu, Fenerbahçe taraftarlarının Emenike'ye yaptığı davranışı 'ırkçı' olarak niteleyerek resmi siteden yaptığı açıklamada bu davranışları kınadı.Nijerya Futbol Federasyonu Başkanı Amaju Pinnick'in yaptığı açıklamada 'Fenerbahçe taraftarının milli futbolcumuz Emenike'ye yaptığı ırkçı ve utanç verici saldırıyı kınıyoruz. Fenerbahçe Kulübü bu protestonun kimler tarafından ve ne maksatla yapıldığını araştırmalıdır.' sözlerine yer verildi.'Maç devam ederken Fenerbahçe taraftarının Emenike'ye yaptığı ırkçı ve ayrımcı davranış kabul edilemez. Bu davranış yalnızca sahada değil hiçbir ortamda kabul edilebilir değildir.'Pinnick, açıklamanın sonunda Emenike'nin son zamanlardaki form düşüklüğü nedeniyle Nijerya Milli Takımı'nın kadrosuna çağrılmadığını da bildirdi.Sporx
Eskişehirspor 50. Yılını Kutluyor
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Eskişehirspor Kulübü'nün kuruluşunun 50. yılı nedeniyle tasarlanan logo ve yıl boyunca yapılacak etkinliklerin tanıtım kokteyli yapıldı.Kentteki bir otelde düzenlenen etkinlikte konuşan Eskişehirspor Kulübü Başkanı Mesut Hoşcan, katılan herkese teşekkür ederek, bugün 50. yıl kutlamalarının startını verdiklerini söyledi.Mesut Hoşcan, 50. yıl logosunun gelecekteki 50. yıllara ışık tutacağını ve ilham kaynağı olacağını belirterek, 'Eskişehirspor kendisinden daha önce kurulan birçok kulüpten farklı olarak rakiplerinin de sevgi ve saygını kazanmış büyük bir camiadır. Eskişehirspor, bu toprakların simgelerindendir. Eskişehirspor bundan önce yaşadığı 50 yıl boyunca bunları ispat etmiş, gönülleri fethetmeyi kendisine görev edinmiş bir kulüptür' dedi.'Bugünden başlayarak şanlı geçmişimizi yeni nesillere anlatacağımız, büyüklüğümüzden duyduğumuz gururu cümle aleme göstereceğimiz kutlamaları da başlatmış bulunuyoruz' diyen Mesut Hoşcan, şöyle devam etti:'Takımımızın puan sıralamasındaki yeri sizleri üzdüğü kadar bizleri de üzmektedir. Bundan dolayı da büyük bir mahcubiyet duymaktayız. İnanın ki bu takım kalan 9 maçı en iyi şekilde oynayıp, ligi en iyi yerde bitirmek için mücadele verecektir. Eskişehirspor'un 50. yılı doğru algılanırsa, kentin bütün dinamikleriyle oluşturulacak yeni ve büyük bir sinerji için de fırsat oluşturacaktır. Bu fikirden hareketle çok büyük ve herkesin katılacağı tek bir kutlama yerine etkinlikleri tüm yıla yaymayı planlıyoruz.''Önemli olan bu takıma sahip çıkmaktır'Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna ise Eskişehirspor'un tarihten aldığı birikimiyle, üstün performansıyla ve tekniğiyle bütün takımların korkulu rüyası olduğunu dile getirerek, '50. yılında şampiyonluğa oynayan bir takım olmasını arzu ederdim. İnşallah 51. yılda bu kısmet olur diye düşünüyorum. Önemli olan bu takıma sahip çıkmaktır' ifadesini kullandı.Konuşmalarının ardından Eskişehirspor'un efsane futbolcuları, 1970'li yıllarda oynadıkları önemli maçlardan anılarını katılımcılarla paylaştı. Sonrasında ise Eskişehirspor'un 50. kuruluş yılı dolayısıyla tasarlanan logonun tanıtımı gerçekleşti.Milliyet
Reklam
Emenike: "Beni Sevmiyorlar"
Fenerbahçe tribünlerinin tepkisi onu bitirmişti. Emenike, “Bana neden bunu yaptılar. Her şeyimi sahaya vermeye çalışıyorum. Beni sevmiyorlar. Tekrar sahaya çıksam, yine küfür edecekler, tepki gösterecekler. Ben nasıl oynayayım” diye isyan etti.Fenerbahçe’de, Beşiktaş derbisinin galibiyet sevincini oyundan çıkmak isteyerek ve devre arasında stadı terk ederek gölgeleyen Emenike’nin durumunun bundan sonra ne olacağı merak konusu...Nijeryalı yıldız önceki gece neler yaşadı, Kadıköy’deki maça damgasını vururken, devre arasında soyunma odasında neler konuştu, gelin hep birlikte bakalım...Hürriyet'ten Ahmet Ercanlar'ın haberine göre, golcü son derece üzgündü. Arkadaşları onu sakinleştirmeye çalışıyor ancak o bir türlü ikna olmuyordu. Bir köşede söyleniyordu; “Beni sevmiyorlar. Her şeyimi vermeye çalışıyorum” diye...“FAYDALI OLAMAYACAKSAN ÇIKARIYORUM”Nijeryalı’nın bu tavrına karşın teknik direktör İsmail Kartal son derece sakindi. Emenike’ye bunun bir futbol gerçeği olduğunu anlattı. Sahaya odaklanmasını istiyordu ama Emenike bir türlü sakinleşmiyordu. Konuşmaya devam etti:“Sahaya çıkacağım ve en küçük hatamda beni yine yuhalayacaklar. Yine küfür edip tepki gösterecekler. Ben nasıl oynayayım?”Kartal, “Eğer faydalı olacağına inanmıyorsan seni çıkarıyorum. Oynamak için hazır hissetmeyen futbolcuyu sahaya süremem” dedi ve Webo’yu sahaya sürdü.Evinde bile F.Bahçe formasıyla oturuyorduTribünlerle sezon başından beri sıkıntılar yaşayan Emenike’nin duygusal patlamasında geçmişinde yaşadığı sıkıntılı günler de var. İşte Emenike’nin bilinmeyenleri..Yoksul bir ailenin çocuğu. Karın tokluğuna başladığı Türkiye kariyerinde en dipten, zirveyi gördü. Bugün geldiği noktayı kendisi de bir mucize olarak görüyor.Nijerya’da amatör bir takımdayken, Güney Afrikalı gözlemciler onu keşfedip ülkelerine götürdüler. Türk menajerler onu buraya getirdiğinde sevinçten ağlıyordu.Ankaragücü ve Gençlerbirliği’nde beğenilmedi. Adresi Karabükspor oldu. Karabük’e gidene kadar açlık ve kalacak yer sıkıntısı yaşadı.HER GOLE 100 KONTÖREmenike, kulüp başkanı ile attığı her gole karşılık 100 kontör karşılığında anlaştı. Her golünden sonra kontörünü alıp, ailesini arayabiliyordu.Yıllık 300 bin dolarlık sözleşme imzaladı. Bunu duyan Nijerya’daki akrabaları Karabük’e geldi. Bir evde 10’dan fazla kişi ile birlikte yaşadı.Kazandığı tüm parayı ailesine gönderiyordu. 5 kardeş olmalarına rağmen kuzenleri ve diğer aile fertleri ile tüm ailesinin geçimini futbolla sağladı.Karabükspor’da oynarken tek hayali Fenerbahçe forması giymekti. Hatta bir Fenerbahçe forması satın alıp evin içinde giydiği de anlatılır.“O BENiM KÜÇÜK ÇOCUĞUM”İçine kapanık ve güvenmediği insanlarla asla diyalog kuramıyor. En yakın dostu eski Fenerbahçeli Joseph Yobo. Takımdaki ağabeyi ise Bekir İrtegün...İsmail Kartal, Emenike için, “O benim küçük çocuğum” diyor. Bunu denemesinin nedeni Nijeryalı’nın aşırı duygusal bir insan olması ve gözyaşlarını gizleyememesi...Samandıra’da içine kapanık olarak bilinmesine rağmen en kötü şakaları da yapan isim. Kameraları ve foto muhabirlerinin makinelerini alıp saklıyor.Emenike’yi tanıyanlar onu şöyle tarif ediyor; “Eğer bir ortamda sevginin ve samimiyetin olmadığını düşünüyorsa mutlaka kendisini dışlanmış ve kötü hisseder. Olumsuz etkilenir...”Sabah Londra’ya uçtuF.Bahçe’nin, Beşiktaş derbisinde stadı terk eden yıldızı Emmanuel Emenike, dün sabah Londra’ya gitti. İsmail Kartal’ın milli maç arası nedeniyle futbolculara iki gün izin vermesi üzerine Emenike, İstanbul’dan ayrıldı.Sabah saatlerinde TK 1987 sefer sayılı uçakla Londra’ya uçan Emenike, InterContinental Park Lane Otel’e yerleşti. Emenike’nin, yarın İstanbul’a dönmesi bekleniyor.Duygusaldır kendisini ispatlamak isterKarabükspor’da birlikte çalıştığı Nijeryalı golcünün, artık Fenerbahçe’ye verim sağlayamayacağını belirten tecrübeli teknik adam, “Ancak, onun derbide yaptıkları yanlış” dedi.Emenike, Türkiye’de yıldızını Karabükspor’da parlatmış ve bir anda Fenerbahçe’nin radarına takılmıştı... O dönem Nijeryalı yıldızın hocalığını yapan Yücel İldiz’e, golcü oyuncuyu sorduk ve şu cevapları aldık...Çok güçlü. Bizde sürekli çıkıştaydı. Önemli olan yanındakilerdi. Yasin onun sayesinde gol kralı oldu.Duygusal ve kırılgan bir çocuk. İlk geldiği zaman uyum sorunu yaşadı. Sahada ne diyorsanız yapar.“MORALSiZSE, NEMRUTLAŞIR”İdman kaçırmaz. Ancak, ekstra çalışmayı da hiç sevmez. Derbide o golü kaçırdığı anda, birikimle protestolara uğradı. Emenike’nin buna karşılık yaptıkları, doğru değildi.Morali bozulunca nemrutlaşır. Türkiye’ye geldiğinden beri kendini ispat etme çabası içinde. Bunun için çok uğraştı. “Ben Cape Town’dan geldim” diye övünürdü.Gördüğüm kadarıyla bu haliyle artık verimli olamaz. Ancak, kalan 9 haftada takımın ona ihtiyacı var. Milli takım arası onun için avantaj.Hürriyet
Salih: "Totti Fazla Konuşmuyor, Gençlerle İlgilenen De Rossi"
Serie A ekibi Roma'da forma giyen genç oyuncu Salih Uçan, NTVSpor'da yayınlanan Spor Gecesi programına açıklamalarda bulundu.Geçen hafta Cesena karşısında ilk kez 11'de görev alan Salih, İtalya'daki ilk dönemlerinden bugüne kadar geçen süreyi anlattı.'Hazırlık kampını çok iyi geçirmiştim. Endonezya kampı ve Amerika kampında gayet iyi oynadım. Kamp sonrası bir sakatlık geçirmiştim 20 gün takımla olamadım. Sonrasında döndüm ama daha kötü bir sakatlık geçirdim. İlk 1-1 buçuk ay takımla çalışamadım.' Sonrasında geri döndüm ve çalışmalara başladım. Güçlendim çok çalıştım. Nisan ayına geldik ve hoca bana ilk 11'de görev verdi. İlk defa 11'de başladım. Aslında bekliyordum antrenmanlardaki 'performansımdan dolayı. Cesena maçında şans geldi. ''YÜRÜYECEK HALİM YOKTU...''Cesena maçında sahada çok yoruldum. İlk yarı bittikten sonra soyunma odasına giderken zor yürüyordum. Antrenman temposu ile maç temposu çok farklı. Maç başladıkça ağır ağır alıştım. Maçı alnımızın akıyla geçirdim.''SEZONA İYİ BAŞLADIK AMA...''Sezona çok iyi başladık. 15-16 maç inanılmaz iyi başladık. Sürekli kazanıyorduk yenilmiyorduk. Sonrasında sakatlıklar, Afrika Kupası'na giden oyuncular oldu. Takımda yorulmalar başladı. Ben sakatım tabii dışarıdan izliyorum. Yenilmedik ama o dönemde 8 beraberliğimiz var. Bunlardan kazandığımız olsa hala zirve yarışı yapıyor olacaktık.''İLK ZAMANLAR ÇOK KIZIYORDUM...''Oynamadığım zaman kızıyorum sinirleniyorum. Ama sonra durup düşünüyorum mevkimde oynayan oyuncular Keita, De Rossi. Tecürbeli ve başarılar kazanmış isimler. Pjanic de çok iyi bir oyuncu. Daha çok Pjanic'e yakın görüyorum kendimi. Keita ve Neingolang ve De Rossi hocanın da istediği tecrübeli ve defansif isimler. Ben biraz daha hücuma yatkınım.''ACABA OLMAYACAK MI?..''Sakatlığım beni çok etkiledi. Kampı bitirdikten sonra şunu hissettim. Benimle ilişkileri çok iyiydi. Sakatlık sonrası takım çok güçlendi ama benim dönüşümde fiziksel gücüm çok azdı. Tam 'Ya acaba olmayacak mı' gibisinden düşünceler olduğu zaman ben çalışmalarımı sıklaştırdım ve sonrasında hocalar benimle birebir konuşarak iyi gittiğimi söylediler.''TÜRKİYE'DEN ÇOK KALİTELİ...''Türkiye'de 40 maça çıktım. Burada ilk dönemimi dışarıda geçirdim ama antrenmanlarla ilgili şunu söyleyebilirim. Antrenmanlar çok kaliteli ve keyifli geçiyor. Takımın özelliği orta sahda top çevirip ilerideki hızlı oyuncuları topla buluşturmak. Benim de en iyi özelliklerimdem biri ara paslarım. Bunu da sevdiğim için takımın oyununa alışmam kolay oluyor.''TARAFTARLAR TÜRKİYE'DEKİ GİBİ...''Takım ile taraftarın bağlılığı Türkiye'ye benziyor. Fiorentina maçında ilk 20 dakikada 3-0 olunca herkes şok oldu. Taraftarlar da normal olarak lig elden gitti bari Avrupa Ligi'ni kazanalım dediler ama bu kadar kısa zamanda iş gidince onlar da sinirlendiler. Ben çok oynamadığım için karşılaşınca bana 'Ne zaman oynamayacaksın?' diyorlar. Belki genç oyuncu olduğum için bana çok gelmiyor olabilirler ama Totti ve De Rossi'ye daha çok gittikleri olabilir.''TOTTI BİZİMLE ÇOK İLGİLENMİYOR...''Totti takıma bir kaç uyarı yapıyor. Doğruyu göstereyim tarzı fazla da yok. Fenerbahçe'de oynarken Totti'nin takımı kenetlediğini sanırdım ama Totti fazla konuşmuyor. Bu işi De Rossi yapıyor. Her zaman gençlerle daha çok ilgilenen De Rossi oluyor. Yavaş yavaş İtalyan arkadaşlarla aram iyi. Dil öğrendikte arkadaşlarım artıyor. Takımda Florensi, Adem Ljacic ve kaleci Lukasz Skorupski ile arkadaşlığım iyi.''KEŞKE İSTANBUL'DA UYANSAM...''Roma'da hayat güzel. Acemilik dönemlerini atlattık artık. İlk zamanlar uyandığımda Türkiye'de uyansam keşke arkadaşlarım da yanımda olurdu diye düşünürdüm ama artık geçti. Lakabım yok pas isteerken 'Salih' diye bağırıyorlar.'Sporx
Diego Lugano'dan Şaşırtan İmza
Fenerbahçe'nin Uruguaylı eski futbolcularından Diego Lugano, İsveç Ligi takımlarından Hacken'e transfer oluyor.Fenerbahçe'nin Uruguaylı eski futbolcularından Diego Lugano, sürpriz bir takıma transfer oluyor. Son olarak İngiltere Premier Lig ekiplerinden West Bromwich Albion forması giyen Uruguaylı futbolcu, İsveç Ligi ekiplerinden Hacken ile anlaşmaya vardı.Tecrübeli stoperin menajeri Juan Figer, İsveç basınına yaptığı açıklamalarda, 'Evet, İsveç'e geliyor. Sözleşmesi ile ilgili son rötüşları yapmak üzere İsveç'e uçacak. Kontratı 30 Haziran'a kadar geçerli olacak. Avrupa'da daha önce oynadı ve İsveç'in güzel bir ülke olduğunu düşünüyor' ifadelerini kullandı.Uruguay Milli Takımı'nın formasını 95 kez giyen ve Fenerbahçe ile birlikte Paris Saint Germain ve Malaga kariyerleri de bulunan Diego Lugano'nun transferinin kısa süre içinde resmi olarak açıklanması bekleniyor.Şampiy10
Trabzonspor'un Efsane Teknik Adamı Hastaneye Kaldırıldı
Trabzonspor'un efsane teknik adamlarından Ahmet Suat Özyazıcı hastaneye kaldırıldı.Akşam saatlerinde Trabzon'daki evinde banyoda düşen ve başını çarpan 78 yaşındaki Ahmet Suat Özyazıcı yakınları tarafından Fatih Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hafif bir beyin kanaması geçirdiği belirtilen ve ilk müdahalesinin ardından KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'ne sevkedilen Özyazıcı'nın kontrol amaçlı olarak hastanede tutulacağı öğrenildi. Özyazıcı'nın bilincinin açık olduğu ifade edildi.DHA
Reklam