onedio
25 Aşırı Sevimli Fotoğrafla Anneler ve Minik Kızları
Çocukların gelişiminde her iki ebeveynin de önemi çok büyüktür. Fakat anneler ve kızları arasında özel bir bağ olduğunu kabul etmek lazım. Bu özel bağın şerefine aşırı sempatik anneler ve kızlarının fotoğrafları sizlerle...İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Dünyadaki en İlginç 9 ölüm vakası
Robotlar tarafından öldürülen ilk insan ise Kenji Urada adlı Japon mühendisti. Kenji, Kawasaki fabrikasında, onarmaya çalıştığı bir robotun mekanik kolu tarafından öğütme makinesine itilerek ölmüştü.
Reklam
En Çok İzlenen 10 Epic Rap Battles of History Kapışması
Epic Rap Battles of History (Türkçe, Tarihin Efsanevi Rap Savaşları) (sık sık ERB ya da ERBoH olarak da kısaltılır) YouTube video serisidir. Yapımcıları Peter Shukoff (Nice Peter) ve Lloyd Ahlquist (EpicLLOYD)'dir. Bu seri, ünlü tarihsel figürlerden ve pop kültürü figürlerinden, ya da hayali şeylerden oluşur. (ALINTI)
Aşık Olanların Mutlaka Yaşadığı 15 Aşama
Genellikle bir önceki aşkınız kötü sonlanmıştır ve aşk acınız dineli çok olmamıştır. Belki de halen aşk acısı çekiyorsunuzdur. Önceden hiç aşık olmamış bile olabilirsiniz. Aşk acısı çekiyorsanız muhtemelen yeni bir aşk istemiyorsunuzdur. Fakat aşk bu. İstesek de istemesek de geliyor. O aşık olacağınız kişi muhtemelen daha sonra da görebileceğiniz bir yerden olur. Okulunuzdan, iş yerinizden, arkadaş ortamınızdan olması olasıdır.
Reklam
Erkeklerin Hayran Kalacağı Doğum Günü Hediyeleri
Erkeklere hediye almanın zorluğu her zaman daha fazladır. Seçeneklerkısıtlı olduğundan ne hediye almamız konusunda da hayli zorlanırız. Hele bir dedoğum günü yakın olan bir erkek tanıdığınız varsa bu süreç günden güne sizeyaklaşıyor demektir. Ne hediye alacağınız konusunda tereddüt yaşamadan önceerkeklere özel seçtiğimiz doğum günü hediyesi seçeneklerine göz atabilirsiniz. Buhediyelerin tek ortak noktası ise erkeklerin hayran kalacağı gerçeği J
Sokak Sanatçısı INSA'dan 16 GIF-iti Örneği
Rengarenk sokak sanatı işleriyle tanıdığımız INSA, dur durak bilmeyen projelerini artık gif şeklinde yayınlamaya karar vermiş. İyi de etmiş. Capcanlı çizgileriyle gönlümüzde taht kuran sokak sanatçısı, İngiltere'de caddeleri panayıra dönüştürüyor. Desenleri birsüredir bikinileri süsleyen INSA'nın bu hayatta daha başka ne isteyeceğini bilemiyoruz.
Reklam
Türkiye'nin Politik Tarihinden Nostaljik Meclis Kavgaları
İngiliz Kralı John, karşılaştığı bir dizi isyandan bunalması ve bu işin böyle gitmesi halinde yerine geçebilecek herhangi bir varis olmasa bile bazı baronların kendisini öldürmesinden korkması gibi her mantıklı insanın pek de fena bulmayacağı sebeplerle, bir kerelik olsun bir değişiklik yaparak farzı misal sırf canı öyle istiyor diye kimseyi öldürmemeyi, vergi konusunda da tebaasına danışmayı kabul etti. Bugün Magna Carta Libertatum adıyla bilinen bu büyük sözleşme gerçi John'un hayatını kurtarmasına yardımcı olmadı ama, 'Parliamentum' adıyla bir kurul kurulmasına ve dünyada modern meclis geleneğinin başlamasına neden oldu. 1215 yılında Thames Nehri'nin kenarında bu gelişmeler yaşanırken, bizim buralarda hava birazcık daha değişikti. Daha ortalarda Osmanlı İmparatorluğu yoktu ve John adı verilen keferenin türlü çeşit garbi nedenle vazgeçtiği imtiyazlarına külli sahip olan Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus, kardeşi Alaaddin Keykubat'a karşı kazandığı zaferin ve Sinop vilayetini küffardan alışının tadını çıkartıyordu. Bu sebeple olacak bize Meclis envai çeşit ecnebi memleketten 6 yüzyıl kadar sonra geldi. Gerçi, bu 6 yüzyıl da pek fena yaşanmış değildi ama 19. asrın sonuna gelindiğinde Devlet-i Aliye artık birazcık kendisini çağın dışında kalmış, küffarla mücadelesinde de biraz geriye düşmüş buluyordu.  Bu sebeplerden, Memleketin halifesi, Memalik-i Ali Osmaniye'nin tek maliki, Rum'un sultanı, Cezayir'den Mısır'a envai çeşit memleketin yegane hakimi biricik Osmanlı İmparatoru İkinci Abdülhamid, üstünde güneş batmayan İmparatorluğun İmparatoriçesi, Hindistan'ın maliki, türlü çeşit uzak diyarda olmadık kolonileri bulunan dönemdaşı Büyük Britanya ve İrlanda Kraliçesi Victoria'nın bile parlamento adı verilen bir kuruma bir takım yetkileri bırakarak rahata erdiğini, memleketin külli ahalisini de Benjamin Disraeli adlı bir başka keferenin idaresine bırakmış olması nedeniyle habire yan gelip yattığını ve bayağı da kilo aldığını farkettiğinden olacak, en sonunda bir Anayasa yazılmasını, memleketin her neviden işiyle uğraşmaktansa bu işlerle tebaasından bir takım tabilerin uğraşmasını, bu arada da sağdaki ve soldaki insanların keyfi olarak tavuk gibi öldürülmemesini, kanun ve nizamın hakim olmasını, herkesin belli haklara sahip olup bu hakların da gene tebaaya mensup şahısların görev aldığı mahkemeler eliyle korunmasını kabul etti. Biz de böylelikle 1876 yılında bir Anayasa'ya kavuştuk. En sonunda şükürler olsun, Meclis-i Umumi adıyla parlamentomuz kapılarını Padişah efendimiz tarafından seçilmiş bulunan Heyet-i Ayan ve bu gariban halkın -artık hangi akıllarla Allah bilir- seçtiği bir takım vekillerden oluşan 'Heyet-i Umumi'ye açtı. Biz de tarihimizde ilk kez olsun Mebus denilen insanlarla tanışmış olduk.  Gerçi o zamanın Mebusları da güçlü kuvvetli kimselerdi ama, birbirleriyle şöyle adam akıllı bir kavga etme fırsatı bulamadan Rus Harbi sebebiyle Meclis kapanıverdi. Daha sonraları bazı tarihçiler bunu bazı mebusların Rus Harbi sırasında Padişah Efendimizin asabiyesini bozacak nazarda yaptıkları tenkitlere bağlarlar ama, Padişah hazretlerinin de bu parlamento denilen işe pek akıl sır erdiremediği, canı nasıl çekerse öyle hükmetme hakkı varken hangi sebeple habire durdurulmaya çalışıldığını pek anlamadığı da vakiadır. Sene 1908'e gelindiği zaman memleket ahalisinde bir takım huzursuzluk baş göstermeye başladı. Özellikle baş vergisi denilen bir vergi türü Erzurum'dan İzmir'e ahalinin canını sıkıyor, olmadık yerlerde olmadık isyanlar baş gösteriyor, Padişah efendimizin yolladığı tabur tabur erat bile isyankarlara katılarak 'hak isteriz' de 'hak isteriz' diye tutturuyor, Avrupa'yı mesken eylemiş bir takım zevatın adalet, özgürlük ve eşitlik talepleri memleket ahvalinde de zemin buluyor, millet Anayasa da Anayasa diye birbirini boğazlayacak hale geliyordu. En sonunda Resneli Niyazi Bey namlı bir zat Manastır'da hürriyeti ilan ediverince iş yayından çıktı ve Padişah Efendimiz, Thames nehrinin kenarında duran John gibi düşünerek, Anayasayı bir kez daha kabul etmenin pek fena bir fikir olmadığı noktasına geldi.  Artık bir Padişah tahta çıktığı zaman, Meclis-i Umumi önünde Anayasa hükümlerine uymaya ve millete sadakat yemini ediyor, en üstün iradenin milli iradenin tecellisi olan Anayasa ve hükümleri olduğunu kabul ediyordu. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Mondros Mütarekesi ilan edilince, memlekette bir kere daha Meclis kapatıldı.  Gazi Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Kuva-i Milliye hareketi de İstanbul'da açılan Meclis'in pek bir işe yaramadığını, habire kapatılıp açıldığını, böyle açıp kapatma usulüyle de memleketin idaresinin biraz savsakladığını büyük bir isabetle fark ederek, bu Meclis işini Padişah'tan biraz uzakta Ankara civarında hayata geçirmenin çok daha sağlıklı olacağını, hem bu suretle İşgal Kuvvetleri ile de pek muhatap olunmadığını öngörerek, Ankara'da Büyük Millet Meclisini açtılar.  O tarihten itibaren de yüce Meclisimizin çatısı altında vatan görevini ifa etmekte olan vekillerimiz arasında nümayiş hiç eksik olmadı. Vekiller kah alengirli sözcükler ve ithamlarla birbirlerine vatan aşklarını gösteriyor, kah sövgülerle millete hizmet sevdalarını dermeyan ediyor, bazı hallerde fiziken birbirlerine müdahalede bulunmak suretiyle milli çıkarları koruma noktasındaki kararlılıklarını birinci elden gösteriyordu.  Her ne kadar bazı başka parlamentolarda vekiller Judo, Aikido, Karate hatta Kick Boks gibi sporlarla gençlerini teşvik etme yolunda büyük merhaleler kat etmiş olsa da, bizim parlamentomuz böyle bir boyut asla kazanmadı. Konunun özünden sapmadan ve yan yollara dalaşmadan birbirinin üstüne çullanan, yürüyen, tokat, tekme, kafa atma gibi geleneksel ikna yöntemleriyle işini görmeye keskin kararlı vekillerimiz sayesinde memleketin her tarafında tartışma adap ve usulü gittikçe gelişti. Yasama görevini sadece bir gönül ve fikir işi olmaktan çıkartıp fiziki bir kondisyon meselesi haline de getiren bu yöntem uzun yıllar parlamentomuza damgasını vurduğundan olacak, kanun yapma işi de bayağı önemli bir anlam kazandı. Artık kanunlarımız sadece manen veya zihnen yetkin vekillerimiz eliyle değil, aynı zamanda fiziken de dirayetli, memleketin hangi ucuna gitse kondisyonuyla parmak ısırtacak vekillerimiz aracılığıyla yapılıyor, bir kanun vekillerimizi listelere yazan haşmetmaaplarının hoşuna gitmeyecek olsun gerekirse boğaz boğaza ceng edilerek hali yoluna koyuluyor.
Kore Dizilerinin 5 Unutulmaz Karakteri
Kim Joo Won - Secret Garden  (Hyun Bin)Secret Garden adlı dizide canlandırdığı Kim Joo Won karakteriyle gönüllerde tam olarak taht kurmuş bir adam Hyun Bin. Dizide çok büyük bir alışveriş merkezinin başkanı olarak karşımıza çıkıyor.Aşık olduğu karakter ise aksiyon filmlerinde dublörlük yapan ve mali durumu hiç de iyi olmayan Gil Ra Im.Kim Joo Won Gil Ra Im'e ilk görüşte aşık oluyo ve bu denli fakir olmasına o kadar şaşırıyo ki Gil Ra Im için neredeyse eziyet sayılabilecek şeyler yapıyor.Ama bu izlerken ona aşık olucağınız gerçeğini değiştirmiyor.Güney Korenin en çok sevilen ve izlenen dizi olduğunu hatırlatmakta d fayda var tabi.
Reklam
Evlenmek İsteyen Yüzünü Gençleştiriyor
İşe girmek ve evlenmek isteyenler genç görünmek için ameliyata giriyor. Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda yüz gençleştirme ameliyatlarında artış olduğunun altını çizen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, insanların estetik cerrahi ile gençleşerek genç ve güzel gözükmek istediklerini söyledi. Yüz gençleştirme ameliyatı yaptırmak isteyen vatandaşların müracaat sayısında artış yaşandığına dikkat çeken Akbaş, “Bir insan ne kadar yetenekli ve becerikli olursa olsun eğer güzelse o insana ekstra avantaj sağlıyor. Yaşlanmaya ve çeşitli faktörlere bağlı insan yüzünde meydana gelen değişiklikler güzelliği azaltan faktörlerdir. Estetik cerrahi ile düzeltilerek, insanlar 10 ve 20 yaş daha genç gözükür hale gelebiliyorlar. Bu yüzden özellikle son dönemlerde yüz gençleştirme ameliyatlarına yoğun bir talep oldu. İnsanlar daha genç ve daha güzel olmak istiyorlar. Bu yüzden bizlere müracaat ediyorlar” dedi. “Evlenmek ve işe girmek için ameliyat olmaya geliyorlar” Ameliyatla 40 yaşındaki bir insanın 20’li yaşlara, 60 yaşındaki bir insanın 30’lu yaşlara gelebildiğini belirten Akbaş, “Bu ameliyatı ruhsal olarak taşıyabilecek insanların yaptırması gerekir. Eğer 60 yaşındaki bir insan ruhsal olarak 40’lı yaşların psikolojisini taşıyabilecekse bu operasyonu yaptırmalıdır. Kaldırabilecekse de çok mutlu ve memnun oluyorlar. Ama yüz gençleştirme ameliyatlarında dünyada ve ülkemizde son yıllarda çok artış gösterdi. ‘Hocam ben işe girmek istedim ama benim yaşlı olduğumu söylediler’, ‘Evleneceğim ama yaşlı olduğumu düşünüyorum belli yaşa kadar evlenmedim’ gibi şikayetlerle bize gelerek yüz gençleştirme ameliyatlarına girenler var. Özellikle boşanmış kadınlarda bir kompleks ortaya çıkıyor. Bunlar da daha genç, daha zinde olmak ve daha güzel görünmek istiyorlar. Yeni bir hayat kurmadan önce kendini yenilemek istiyorlar ve bu yüzden bizlere başvuruyorlar” diye konuştu. Yüz gençleştirme ameliyatı hakkında da bilgi veren Akbaş, “Yüz gençleştirme isteyen insanlar önce bize geliyorlar. Biz onların muayenelerini yapıyoruz. Yaptığımız değerlendirmeler gerçekten başarılı sonuç alacağımız bir vakaysa ona bir operasyon randevusu veriyoruz. Gerekli analizleri yaptıktan sonra ameliyatı yapıyoruz. Yüz gençleştirme ameliyatından sonra ortalama insan,15 günlük bir süre sonra tekrar normal hayata dönebiliyor. Eskiden yüz gençleştirme ameliyatları 8 ve 10 saat sürerdi. Günümüzde tecrübenin, deneyimin, bilgilerimizin ve teknolojik gelişmelerin sayesinde artık yüz gençleştirme ameliyatları 2 veya 3 saat içerisinde yapılabilir hale geldi” şeklinde konuştu.
Son 10 Yıldır Türkiye Politikasında Yer Eden 25 Argüman
Türk politikası gittikçe garip bir hal alıyor. Konuşulması gereken konular bırakıldı rakiplerin dil sürçmeleri, nitelikleri, niteliksizlikleri, basit hataları üzerinden bir politika yürüyor. Asgari ücretle geçinen insanlar, içinde bulundukları açlık sınırını unuttu parti başkanlarının yürüyen merdivene nasıl ters bindiğini konuşur oldu. İşte size gereksiz yere ülke gündemini yıllardır meşgul eden, Türkiye politikasına sızmış 25 argüman.
Reklam