İçinde Başka Ünlülerin de Oynadığı, Sizi Çok Şaşırtacak 20 Nostaljik Klip
Bazı klipler vardır ki, oradan hiç tahmin edemeyeceğimiz bir kişi çıkabilir. Bu zamanında çok ünlü olan ya da sonradan üne kavuşmuş bir kişi olabilir. Kliplerde bir görünüp bir yok olan ünlüleri sizin için derledim. Ayrıca fotoğrafların altındaki linke tıklarsanız çocukluğunuzun ya da gençliğinizin şarkılarına gidebilirsiniz. İyi seyirler...
Özge Ulusoy Evleniyor
Ünlü manken, bu yıl gelinlik giyecek. Sürekli aldatıldı haberleriyle gündeme gelen ünlü manken Özge Uluşoy, bu yıla çok ididalı girdi. Daha önce de aldatıldığı için Baş'la ayrılıp barışan ünlü manken, 2014'te gelinlik giyeceğini söyledi. Hakan Baş ile olan ilişkisinin çok iyi gittiğini ve evlilik kararı aldıklarını müjdeleyen Özge Ulusoy, 'Baharı bekleyen kumrular gibiyiz' dedi. Yoğun bir çalışma temposu olduğunu belirten Ulusoy 'Bu yılbaşına çalışarak girdim. İşlerden fırsat bulabilirsek nikah masasına oturacağım' diye konuştu. En Son Haber
Uğur Yücel: "Zevklerime Karşı Oburlaştım"
Ayşe Arman, yılın ilk röportajını ünlü sanatçı Uğur Yücel'le yaptı. Ayşe Arman / Hürriyet Ortalık toz duman... Riyakarlık, iki yüzlülülük, yalancılık diz boyu. Kaygan zeminler... Neye, kime inanacağını şaşırıyor insan... İşte böyle zamanlarda, güveneceği seslere kulak vermek istiyor. Uğur Yücel onlardan biri. Yılın ilk cumartesi röportajını Uğur Yücel'le yaptım. Dehaya yakın bir yetenek, çocuksu bir saflık, harbilik ve samimiyet... Huzurlarınızda solo Uğur Yücel! ESAS KIVANÇ BENİM GİBİ OLURSA HABER Pek çok insanın aksine 2013 sizin için iyi bir yıldı... -Öyle oldu valla. Kitap çıktı. Ardından, 'Soğuk' filmini çektim. Sonra, 'Benim Dünyam'a geldi sıra. Derken, 'Aramızda Kalsın'a başladım. 2013 kendime şaşacak kadar tempolu geçti. Planladığım her şey, istediğim gibi sonuç verdi. Darısı yeni yılın da başına... 'Benim Dünyam' için söylenmeyen, yazılmayan kalmadı. 'Film çalıntı' diyen de oldu, 'Duygu sömürüsü' diyen de... Siz neler söylemek istersiniz? -Hem bu ülkede hem dünyada, binlerce kez 'remake' yapıldı. Dahası, bizde yüzlerce film doğrudan çalıntı. Kimsenin sesini duymazsın. Ne hikmetse, artık benimle mi ilgili, TMC'yle mi bilmiyorum, neyi uyarlamaya kalksak, homurtular geliyor. 'Neee Sopranosmu?', 'Neee Black mi?' Kıyamet kopuyor! Sanki, insanların dinine hakaret etmişiz gibi. Oysa bu film yönetmeninden, yapımcısına izinli ve telifi ödenmiş bir film. Yok çalıntı! Yok arak! Daha neler! Bire bir çektik işte! Yeniden yapım. Amerika'da özellikle çok yapılır. Beğendikleri bir hikâyeyi kendi dillerinde, bire bir kopya ederek çekiyorlar. Çünkü insanlar, orijinaline gitmiyor, Japonca izlemiyor işte. 'Black' burada sinemaya girse 3000 kişi giderdi. Biz aldık aynısını biraz farklı yorumla çektik, toplam 1 buçuk milyon kişi izledi. 'Kötü olmuş işte!' derse biri tamam, bu bir eleştiri. Ama 'Nasıl yaparsınız?' ne demek? 'Çaldınız!' ne demek... Bence deli bir emek vardı. Bütün oyuncular müthişti. Görüntüler şiir gibiydi. Benim kalbimin içine işledi. 'Remake' olması da zerre kadar umurumda değil. Zaten baştan söylüyorsunuz. Nedir bu? Düşmanlık mı? Kıskançlık mı? -Bilemiyorum! Düşündüğünü özgürce söyleyebilme çağındayız. Anladık, çok güzel! Ama herkes fikir sahibi! Lafı ederken bir tartayım yok! Yine de ben, yergilere boyun eğerim, cevap vermem ve saygılıyımdır. Övgülere de teşekkürü borç bilirim. İnsanın, oğluyla çalışması nasıl bir şey? -Oğlumla değil, Can'la çalışmak çok güzel. O, dokuz yaşından beri benim kafa arkadaşım. Çok kendine özgü bir kişilik. Bir bütünlük. Gençliğimi, cesaretimi, özgüvenimi görüyorum onda. Benden zeki. Benden daha parlak görüyor hayatı. Aksi, hüsran olurdu. Gelişmeye karşı eksiklik olurdu. Can, benim nazarımda, hayatın sürekli gelişeceğine delalet. Hata yaptığı zaman gönül rahatlığıyla azarlıyor musunuz? Yoksa insan, oğluna torpil mi yapıyor? -Mesleki olarak hiç azarlamadım. Sitemlerim olmuştur belki. Ama o beni çok uyardı mesela... Zamanı ileride tutanlara saygı duymak lazım. Ben oğluma saygı duyuyorum. Belki de babamın bana duyduğu saygının devamı. Babam bana hayranlık duyar ve bunu hissettirirdi. Ben de babama çekmişim. 28 yaşındaki oğlumu bir bebek gibi seviyor, babam gibi saygı duyuyorum! Bir filmi, 'Oğlumla birlikte çektik!' diyebilmek insanı ne kadar gururlandırıyor? -Filmi sırtlayan o! İlk günden son güne filmin başında durdu. Bende anksiyete var. Oyunculuk beni korkutuyor... Nasıl yani? -'Performans anksiyetesi' adı. Bu bir hastalık ve ben hastayım. Bir filmden sonra başladı ve yıllarca oynayamadım. Bence hâlâ oynayamıyorum. Ama oğlum, bana hiçbir yönetmenin söylemeye cesaret edemeyeceği şeyleri söyledi. Çünkü yönetmen böyle olmalı. Oyuncu hep kamera arkasında bir 'göz' arar. O 'Canım'dı benim için. Gözümün nuru. Bence o çekti. Montajın, miksajın, müziğin de içindeydi. Sette de oğlunuz mu, yoksa herhangi bir çalışan mı? -O bir yönetmen. Fikir danıştığım, zamanı paylaştığım parçam. Ama sarıldığımda, biriciğim... O benim yakın dostum. Masa arkadaşım. Dert ortağım. Meslektaşım. Gülüp eğlendiğim biri. Birkaç gün görmediğimde feci özlüyorum. Hem oğlum hem arkadaşım olarak özlüyorum... KENDİM KADAR KİMSEYİ HIRPALAMADIM Bazı yönetmenlerin, mükemmeliyetçiliğinden ve bu yolda insanı delirtmesinden söz ederler. Siz nasıl bir yönetmensiniz? -'Direktör' ve 'yönetmen' laflarını sevmiyorum. Bu alanda en güzel unvanı Fransızlar kullanıyor: 'Gerçekleştiren.' Ben bunu tercih ederim. Sete gelmeden bütün herşeyi bitiririm. Sette aramam. Eğlenirim. İlk kez 'İkinci Bahar'da yönetmenlik yaptım. İlk gün sete doğru yürürken, Yeşilçam'ın kıdemli reji asistanlarından biri yüksek sesle bağırdı: 'Dikkat yönetmenimiz geliyor!' Kaçacak yer aradım! Sonra rica ettim: 'Abi böyle şeyler yapma, gelmem sete!' Ben yönetmenden ziyade, müzisyen karakterliyim. Neşeli bir orkestra şefi gibi. Disiplin kendiliğinden gelir. Oyuncuların ve bütün setin, mutlu olduğu bir sinemanın peşindeyim... Oyunculuk mu, yönetmenlik daha baştan çıkarıcı? -Yönetmenlik! Hayal kurup yazıyorsun sonra onu gerçekleştiriyorsun, bir de perdede izliyorsun. Muhteşem bir hayat. Film biter bitmez de yenisine başlamak istiyorsun... Peki sizce siz, hangisinde daha iyisiniz? -İkisini de, tam istediğim yere taşıyamıyorum! Biliyorum çünkü nasıl olması gerektiğini. Kubrick kadar biliyorum. Brando kadar biliyorum. Ama beceremiyorum işte! Ne çekebiliyor ne de oynayabiliyorum. Yetenek, bu eksikliği görebilmektir! Kendinle böbürlenmez yetenekliler. Ama şunu söyleyebilirim, oyuncuya yaklaşma ve oyun alma konusunda istediğime yakınım. Yönetmenliği çok seviyorsunuz ama bence siz oyunculuğunuzun doruğundasınız! -Ben hiçbir şeyin doruğunda değilim. Pardon, sadece hazlarım konusunda! Biliyor musun, ben tiyatroyu sabahları geç kalkmak için seçtim. Hiç hırsım yoktur. Kendimle gayet iyiyim. Unvanlarla, şan şöhretle hiç ilgilenmedim. Evde bir tane bile ödül yok. Bütün ödülleri arkadaşlarıma verdim. Başarı peşinde koşanları da anlayamıyorum. Gel gör ki sinemacı oldum. Gün ışığını kaçırmamak için, tavuklarla birlikte uyanıyoruyoruz şimdi. Yalan oldu hayaller! İyi de 'Hiçbir şeyin doruğunda değilim' demek, Uğur Yücel gibi olağanüstü bir oyuncuya ayıp etmek değil mi? -Başkasına ayıp etmiyelim de! Kendime hep ediyorum zaten. Monitörden kendi oyunlarıma bir yönetmen olarak bakıp, 'Beceriksiz herif!' diye bağırıyorum. Bu en hafifi. Kendim kadar kimseyi hırpalamadım şu hayatta... ZEVKLERİME KARŞI OBURLAŞTIM 56'sınız. 50'den sonra neler oluyor? -Lezzetler artıyor. Ruhsal olarak çok coşkulu bir hale geldim. Gözüm bir orda, bir burda. İtiraf ediyorum, 30'lu, 40'lı yıllardan daha renkli bir hayata geçtim. Kendimle olmanın tadını çıkarıyorum. Gecelere doyamıyorum. Müzik, resim, öyküler, kitaplar... Zevklerime karşı çok oburlaştım. Hayata daha güleryüzlü bakıyorum. Sakındığım herşeyi unuttum. Daha ortalıkta, daha çıplağım... Siz genel olarak iyimser misiniz? -Evet. Ama bak, hava bozacaksa erken sezerim! Var yani böyle bir yeteneğim... BİR TEKNE VE İKİ ODALI EV YETER Para sizin için ne ifade ediyor? -Bana bir tekne, iki odalı bir ev yeter. Tekne de iki üç kişi barındıracak kadar oldu mu tamam. İyi bir sistemden müzik dinleyecek, film seyredecek, kitap okuyacak ve şarap içecek kadar sağlıklıysam, başka ne isterim? Peki yaratıcılık ne ifade ediyor? -Yaratıcılık, insanın kendisiyle şakalaşması gibi. Kurcaladıkça kapılar açılıyor. İnsan, kendi de şaşıyor gördüklerine. Rüya görmek gibi. 'Yaratamıyorum' diye bir tasaya hiç düşmedim. Ama 'Yaratmam lazım' çok dedim. Tutkulu değilim. Fazla şeye eğimliyi, bu yüzden büyük bir yaratıcı olamadım. O halde dert yok! İktidar ne ifade ediyor? -Hem gündelik hayatta hem evrensel anlamda: 'Erkek savaşları.' Aile reisi olmak, topluma sahip olmak, toprak sahibi olmak, toprak genişletmek... Kendini, erkini, ırkını sürdürme azgınlığı... Bütün acılar, bu ebleh, faşişt ruhlu toramanlar yüzünden yaşanmadı mı! Mussolini, Franco, Hitler, Bush... Tiplere bak! Geride bıraktıkları acılara bak! Milyonlarca masum ceset ve ağlayan kadınlar, analar... İSTEYEN GELİR! Güvendiğiniz insana canınızı verirmişsiniz... -Evet, ben safımdır. Çabuk inanırım. Her şeyimi ortada bırakırım. O yüzden çok zaman dımdızlak tek başıma kaldım... Aşk peki?-Ben kolay yönetilecek biri değilim. Kendi arazim çok geniş, verimli ve renkli. Özgürce koştururum ve oradan çıkmak istemem... İsteyen gelir! GÖBEK BERBAT BİR ŞEY Kilolu halinizi beğenenler ve oynadığınız rollere uygun olduğunu düşününler var... Siz beğeniyor musunuz? -En beğenmediğim yanım o! Yanlış anlama, şişmanlık görünüm olarak hiç derdim değil. Bir resmimi çekmişler mayolu, 'Uğur Yücel ne hale geldiii, az sonraaaaa!' Ulan, ben Kıvanç mıyım? O, benim gibi olursa haber! Ben, halden hale geçerim... Kime ne! Ama şişman davranış biçimini kaldıramıyorum. Eğilip kalkamamak... Yataktan doğrulamamak... Yelken açarken, nefes nefese kalmak... Abul abul yürümek... Bunlar berbat! Göbek de öyle... Ama Allah'a şükür sağlığım iyi. Fakat böyle giderse, kötü olacak... Yani kilo vermeyi düşünüyorsunuz? -En çok onu düşünüyorum! Bön bön düşünüyorum duvara bakıp... Nasıl zayıflarım diye... Bu yüzden yaratıcılığa vakit kalmıyor! Çünkü makarna ve şarap götürürken, 'Zayıflamam lazım yaaa!' demekle olmuyor... Şaka bir yana, ben doymak için yemem... Tadmak için yerim. İçkiyi de öyle içerim... Yeni yıl hedefleriniz arasında 20 kilo vermek var mı? -İçkiyi azaltmak istiyorum. Hatta, toptan bırakmayı düşünüyorum. Bu düşünceyle ölebilirim. Çünkü yıllardır düşünüyorum. Düşünceli insan olunca da, daha çok içiyor insan! İçince de daha çok düşünüyor! Düşünmeyi de çok seviyorum! Güzel laftır: 'In Vino Veritas' (Hakikat, şarapta gizlidir)! Hayatım aptallıklarla dolu Hastalık seviyesinde tevazu sahibisiniz... -Benim derdim kimseye örnek olmak değil, hissettiğim gibi konuşuyorum. Evet, kendini önemseyen insanlar topluluğuyuz. Evet, sıradanlıktan çok uzağız. Hele bizim dünya... Yetersizlik abidesi bir sürü muhteris, konuştuğunda kendini dünya çapında zannediyor! Bir de bize bak, paralanıyoruz. Buna tepki olarak, tevazu gösteriyorum belki de... Ama yok! Gerçekten böyle hissediyorum. Bir taraftan da, kendini böyle bir 'hiç'miş gibi göstermek megolamanyak bir ruhun göstergesi. Bazen ben de öyle miyim diye süpheleniyorum. Ama yok, değilim, içtenlikle söylüyorum. Siz bir bakışınızda insanın röntgenini çeker misiniz? -Evet! Ama bu, ona kanmıyacağım anlamına gelmiyor maalesef. Göz göre göre bataklığa girerim! Ben sizi çok zeki buluyorum, siz kendinizi nasıl buluyorsunuz? -Zeka muhtelif. Çok çeşitler içeriyor. Bütünüyle zeki olunur mu bilmem. Kendimi zeki bulmam ben. İç güdülerim kuvvetli. Kendime doğru yolculuk yapmayı becerdim. Tulumumu çıkardım. Çıplaklığı buldum. Bu yanımı seviyorum. Bunun için zekâ gerekli diyebiliriz. Ama hayatım, hatalarla, aptallıklarla dolu. Mesela yıllarca herkesin bildiği bir sürü şeyi ben görememişim. Hem de önümdeyken. Paranoyak olmama rağmen. Bunu ancak bir aptal göremez. İşte ben oyum! ARTIK BARSELONA'YI TUTUYORUM Beşiktaşlı olduğunuz için ne kadar gururlusunuz? -Beşiktaş' ın bende sukunetli ve ayrıcalıklı bir yeri var. Hep daha sportmen geldi. Daha namuslu. Kalantorların değil, halkın takımı. Ama Lucescu giderken, 'Burası Çavuşesku dönemi gibi!' dedi. Ardından ne çingeneliği kaldı ne bilmem nesi! Nasıl döküldü dokunulunca bütün bina, gördük geçtiğimiz yıllarda. Beşiktaş sadece bir semt benim için. Ben, Türk futbolundan soğudum. Artık Barselona'yı tutuyorum! GÜZEL MAKARNALAR, BALIKLAR, SALATALAR YAPARIM Çok dostunuz var mı? -Ne mutlu bana ki var. Ben aranan bir adamımdır! Bu da hoşuma gider. Güzel makarnalar, balıklar, salatalar yaparım. İyi müzikler çalarım. Özen gösteririm dostlarıma. Dertlerini kendime katarım. İnsan ağırlarım. Cebimde ne varsa ortadadır. Kendimi hunharca yaralarken, iyi taraflarımı da görmem gerek. İyi dostumdur. SOLO BİRİYİM Bu ülkeden çekip gitmek istediğiniz oluyor mu? -Çok oldu. En çok da, bir tekneye binip, tamamen yok olmak istedim. Ben solo biriyim. Tek başıma olmaktan çok zevk alırım. Tek başıma tekneyle okyanus geçme hayalim var hâlâ. Ünlü bir Fransız yelkenci, dünya turunu birincilikle bitirip finish'e doğru yaklaşırken, kendisini karşılayan büyük kalabalığı ve şehir gürültüsünü görünce geri dönüp, tekrar aynı tura başlamış. Ben oyum işte. Solo! Oğlum olmasaydı kesinlikle giderdim. Zaten onun varlığı, beni bir sürü çılgınlık yapmaktan alıkoydu. Kaybolur giderdim belki bir vakitler olmadık yerlerde. İyi ki varmış. Böyle mutluyum. Artık sizi hiçbir şey şaşırtmıyor mu? -Hayata karşı serin bir tepedeyim. Biraz daha fazla kendime değer vermeye başladım. Olan bitenle ilgimi kestim. Türkiye'de son dönemde yaşananlar için ne düşünüyorsunuz? -Son dönem yaşananlardan çok, son yüzyılda neler yaşanmış diye düşünmenin zamanı. Esas içi açılmayan, toplu cinayetler, kitlelerin imhası, toplu kıyımlar, ağır devlet faşizmi! Oraların içi açılmadıkça, bugünü anlamak zor. Tarihine bakacaksın, yüzleşecek, utanacaksın ve olan biten her şeyi bütün gerçekliğiyle çocuklarına doğru anlatacaksın. Minik faşistler yaratırsan sürekli, bu ülke bataklıktan çıkamaz! Minik, özgür, dünya insanları yaratalım.. 20'LERİNDE BİR SEVGİLİM OLABİLİR Mİ? 50'lerde aşk sizin için ne ifade ediyor? -Uzun yıllardır aşka karşı temkinliydim. Şimdi gardım düştü. Çünkü çabuk unutmak da bir olgunlukmuş. Unutulamaz sanıyordum. Unutuluyor ve hemen yenisine kapılıveriyor insan. Artık aşk acısı çeken genç arkadaşlarıma gülümsüyorum ve parmak şıklatıyorum: 'Haydi, yenisi bekliyor! Zıpla...' 50'sinden sonra Zorba gibi yaşayacaksın. Çünkü yokuş aşağı gidiyoruz... Sizin 20'lerinde bir sevgiliniz olabilir mi? -Yok, olmaz herhalde! 'Korkma kızım, bak Uğur Amca! Cici! Noel Baba gibi! Bi şey yapmaz!'... Oğluma, 'abi' mi diyecek? 'Can abi, bu baban çok tatlişko bir şey...!' Gerçi eskiden, 'Bu yaştan sonra olur mu? Bak kaç yaşına geldik filan' denir ve yaş dönemleri belirlenirdi. Hayat değişti. Yok artık duraklama, gerileme, tık yok olma devri. Varsa da, ben hiç farkında değilim. Bu nedenle, hâlâ herkesi evine ben bırakıyorum. Ya da en geç ben uyuyorum. Başımıza gelmedik kalmayacak bu gidişle! Pardon, ilk yirmiler, son yirmiler miydi soru...
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BU AŞK ONLARA PAHALIYA PATLADI Ebru Şallı'nın adı, 11 yıllık eşi Harun Tan'dan boşandıktan sonra Sinan Akçıl'la anılıyordu. Herkes bu aşk hakkında konuşuyor ancak görüntü olmadığı için de kafalarda acaba böyle bir ilişki yok mu sorusu dolaşıyordu. Magazin basınının da el ele görüntü almak için teyakkuzda olduğu sırada, Ebru Şallı-Sinan Akçıl çiftinin ilk fotoğrafı sizden geldi. Yılın ilk bomba karesinin yansımaları nasıl oldu? Fotoğrafı yayınladığımız andan itibaren inanılmaz bir ilgi gördü. Twitter'da da olay oldu, yorumlar yağdı. Televizyon programlarında konuşuldu. Hatta son olarak Salih Keçeci ile Pelin Çinili'nin programında Günaydın konuşuldu. Fotoğrafın çok samimi ve güzel oluşu da etkili oldu sanırım. Aylardır konuşulan ilişki sonunda belgelenmiş oldu. Ancak bununla birlikte Sinan'ın korktuğu başına geldi. Ben abartıldığını düşünüyordum ama gerçekmiş; Sinan'ın fanları fotoğraf üzerine Twitter'da Ebru'ya demediklerini bırakmadılar. Sinan bir Brad Pitt'miş meğer. Kız hayranlarının sayısı o kadar fazla ki, onu kimseyle paylaşamıyorlar. Hem Sinan'a hem de Ebru'ya hakaretler yağdırdılar. Sinan'ın Ebru'yla el ele ortaya çıkmama nedeni bu tepkiden korktuğu içinmiş; korktuğu da başına geldi. Bu durum kaçınılmazdı, kaç kaç nereye kadar! Ben Sinan'ın kaçmasının nedenini bir gazeteci olarak şimdi daha iyi anladım.    MERVE İÇİN BU SON OLMAYACAK Oyuncu Merve Boluğur'un adı, her gün başka bir ünlüyle anılır oldu. Bunları sonuncusu ise Eser Yenenler oldu. Bir çekimde tanışan iki oyuncunun çevresi de, 'Şu anda ilişkinin adını koymadılar ama birlikte iyi vakit geçiriyorlar' dedi. Adı sürekli başka kişilerle anılan Boluğur ile Yenenler arasında bir aşk mı başladı? Aşk başlayıp başlamadığını bilmiyorum ama bir yakınlık olduğu belli. Bunun nedeni çok basit; Merve kadar gezen bir oyuncu daha yok. Her gece bir yerde fotoğrafı çekilebiliyor.Dizi seti olmadığı zamanlarda sürekli sokaklarda. Ya yemekte, ya barda ya da eğlencede. Güzel de bir kız olduğu için etrafındaki erkekler de onu boş bırakmıyor. Bu kişiler de genellikle kendi çevresinden oluyor. Anladığım kadarıyla sevgilisiz bir hayat düşünemeyen bir insan. Eser de şu sıralar çok yoğun. Birbirlerine ne kadar zaman ayırabilirler ki! Bu yakınlaşmanın sonucu ne olur bilmiyorum ama Merve'nin adının bu haberlerle anılması son olmayacak. Hayatında bir erkek olmadığı sürede hakkında hep bu tür haberler çıkacak.    REKLAM AŞKI MI? Dizi aşıklarına bir çift daha eklendi. İddialara göre dizi setinde yakınlaşan Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy'un arkadaşlığı 1 ay önce aşka dönüştü. İkilinin beraberliklerini setteki arkadaşlarıyla da paylaştığı, 'Birbirimize iyi geliyoruz ve çok mutluyuz' dedikleri öğrenildi. Sarıkaya, 14 Kasım'da evli ve iki çocuk babası işadamı Murat Süğlün'legörüntülenmişti. Fotoğraflarının basına yansımasının ardından ünlü oyuncu ilişkisini bitirmişti. Hayranlarının tepkisiyle karşılaşan Sarıkaya'yı sıkıntılı günlerinde rol arkadaşı Ulusoy yalnız bırakmadı. Sarıkaya da, uyuşturucu temin etmek suçundan hâkim karşısına çıkan Ulusoy'un hep yanında oldu. Çiftin bu zorlu süreçlerde yakınlaştığı konuşuluyor. Zor günler geçiren iki oyuncu, teselliyi birbirlerinde mi buldu? İddialar üzerine ikiliden yalanlama gelmemesi aşk haberlerini doğruluyor mu? Birlikte fotoğrafları henüz olmadığı için kesin konuşamam ama bana dizinin reklamını yapıyorlar gibi geldi. Çağatay yaşadığı kötü günler atlatmaya çalışıyor. Serenay da terkedildiği için sıkıntılı günler geçiriyor. Sürekli sette yan yanalar ve zor günlerinde birbirlerine destek oluyorlar. Bu durum da bir yakınlaşmayı doğurmuş olabilir. Birlikte fotoğraflandıkları takdirde gerçek mi dizi aşkı mı olduğu ortaya çıkacaktır.    CEM YILMAZ ESKİ AŞKI CANSU DERE'YE Mİ DÖNDÜ? 2012 yılında evlenen ve Kemal adında bir oğulları olan Cem Yılmaz-Ahu Yağtu çiftinin boşanacağı haberi geçtiğimiz hafta magazin gündemine bomba gibi düşmüştü. Herkes, araya giren arkadaşlarının çifti barıştırma çabasının işe yarayacağını düşünürken bir bomba haber daha geldi. Yılmaz ile Yağtu, 2014'e 8.5 saat kala yapılan sürpriz bir duruşma ile resmen boşandı. Yılmaz'ın boşanmak için Yağtu'ya 3 daire, lüks bir cip ve oğlu Kemal için aylık 15 bin lira nafaka verdiği iddia edildi. Ünlü komedyenin Yağtu'ya, kendisine iş kurması için yüklü bir ödeme yapacağı da iddialar arasında. Boşanma haberinin şok etkisi geçmeden Cem Yılmaz'ın yılbaşına eski sevgilisi Lal Dedeoğlu'nun işlettiği Karaköy'deki Bej Bar'da girmesi kafaları karıştırdı. Boşanma olayından Yılmaz'ın hiç etkilenmemiş olması size de garip gelmedi mi? Cem'in boşanması, son 1 yıldır yaşanan ayrılık ve boşanmalar arasında en şok edeni oldu. Her şey tahmin edilebilirdi ama bu edilemezdi çünkü dedikodusu bile çıkmadan olay bitti. Boşanmanın ardında gerçekte ne var ne yok bilinmez, zamanla ortaya çıkacaktır ancak dedikodular doğruysa Cem eski aşkı Cansu Dere'ye dönmüş. Burada insanların kafasında evliyken mi Cansu'ya döndü gibi soru işaretleri oluşabilir. Ben kesinlikle böyle olduğuna inanmıyorum. Cem böyle bir insan değil. Ahu ile ilişkisini sonlandırmadan Cansu'yu hayatına dâhil etmemiştir. Cansu'nun hayatında kimse olmaması, Cem evlendiğinde yıkılması ve sonrasındaki aşk denemelerinde başarısız olması nedeniyle de böyle dedikodular çıkıyor olabilir. Henüz kesin bir bilgi yok elimizde. Yılbaşı gecesi de dışarıda olması çok normal, ayrıldı diye evde oturacak hali yok. Lal Dedeoğlu ile Cem çok iyi arkadaşlar. Ahu varken de görüşüyorlardı. Onun işlettiği mekâna gitmesinde bir gariplik yok. Cansu ile yeniden bir araya geldiler mi bunu bize zaman gösterecek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir laf var. Tekrar bir araya gelirlerse ilginç olur hepimiz için. Yeniden başlarlarsa artık Cem'in onunla evlenmesi gerekir. Fakat Cem'in de arkadaşlarına 'evlilik bana göre değil' dediği konuşuluyor. Bu belki de doğru. Evlilik olayı Cem'e göre bir şey değil. Özgürlüğüne, rahatlığa düşkün biri o. Ben de evleneceğini duyduğumda şaşırmıştım çünkü evlilik olayıyla Cem'i bağdaştıramıyorum bir türlü. Eşini aldattı iddialarının da gerçek olduğuna inanmıyorum. Cem'in çapkın olduğu söyleniyor ama bakılırsa hep uzun süreli düzgün ilişkileri oldu. Evliyken eşine bir saygısızlığı olmamıştır. Ne başkasıyla anıldı ne de görüntülendi. Artık boşandı ve bundan sonrasında Cansu ile yan yana gelirlerse de aslında şaşırmamak lazım çünkü Cansu hiçbir zaman Cem'i unutmadı.    BU İLİŞKİ HACI İSTEDİĞİ SÜRECE DEVAM EDER Yaklaşık 1 ay önce Hacı Sabancı ile Deniz Akkaya'nın yeni bir aşka yelken açtığı haberi gündeme bomba gibi düşmüştü. Birlikte görüntüleri olmadığı için herkes bu ilişkinin duyulmasının ardından son bulduğunu düşünüyordu ancak çift geçtiğimiz günlerde ilk kez birlikte görüntülendi. İlişkilerini en yakınlarından bile gizleyen ve gözlerden uzak yerlerde görüşen ikili, yılbaşı öncesi Caddebostan'daki Bistro 33'te görüntülendi. İkili arasındaki ilişki sonunda belgelendi. Sabancı'nın Özge Ulusoy aşkının da ailesi nedeniyle bittiğini düşünürsek bu ilişkiye ne kadar bir süre biçiyorsunuz? Bu ilişkiye hiç uzun süre biçmiyorum. Daha önce de söylemiştim yine söylüyorum; Hacı-Deniz ilişkisi, bir Hacı-Özge ilişkisi olmayacak. Görüşmeye devam edecekler, hatta daha da çok birlikte orada burada görüntüleneceklerdir. Ancak bu ilişki Hacı istediği sürece devam edecek. Canı sıkıldığı anda ise bu ilişki bitecektir. Bu kadar da iddialı konuşuyorum.    BÜLENT ERSOY EVLENMEZ ÇÜNKÜ… Sanatçı Bülent Ersoy, kendisinden 38 yaş küçük sevgilisi Berk Yılmaz ile evleneceğini ilan etti. Yaz aylarında evlenmeyi planladığını söyleyen Diva, 'İzmir'e gelin gidiyorum' dedi. Yılbaşı gecesi Kıbrıs'ta sahne alan sanatçı, gece boyu şarkılarını sahnenin hemen önündeki masada oturan Yılmaz'ın gözlerine bakarak seslendirdi. Daha önce iki kez nikâh masasına oturan Bülent Ersoy, Berk Yılmaz ile evliliğin eşiğinden dönmüştü. Son zamanlarda ikili arasında yeniden alevlenen ilişki, nikâh masasına taşınır mı? Bülent Ersoy ne zaman bir gazinoda sahne alacak olsa yanında bir sevgilisi olurdu, şimdi de ne zaman bir televizyon programına başlasa bir sevgili yapıyor. Çok uyanık ve akıllı bir sanatçı. Televizyonda program yaptığı için gündemde kalmak istiyor. Tek başına bir yerlerde görüntülenerek ne kadar gündemde kalabilir? Ancak bir sevgilisi olursa daha çok gazetelere haber olur, bu da programına katkı sağlar. Bülent Ersoy bu saatten sonra evliliğe gitmez. Bu kişiyle gerçekten bir ilişki yaşayıp yaşamadığı da şüphelidir. Bülent Ersoy, Berk Yılmaz olayını kendi lehine çok güzel bir şekilde kullanıyor. İşin özeti budur. Program biterse bu kişiyle olan ilişkisi de bitecektir.    'KOCASINI KIVANÇ İÇİN BIRAKTI' YORUMUNDAN KORKTU Kıvanç Tatlıtuğ'un 'gazetecilerden kaçış planı' başarıya ulaşmadı. 2013'ün son ayında gönlünü bir dönem rol aldığı 'Aşk-ı Memnu' dizisinin de stil danışmanlığını yapan BaşakDizer'e kaptıran Tatlıtuğ, dizi çekimlerinden dolayı yurt dışına gidemeyince yılbaşında Çeşme'nin yolunu tuttu. Ünlü oyuncu ile modacı sevgilisi, ortak arkadaşları Hakan Öztürk'ün evindeki yeni yıl yemeğinin ardından soluğu Alaçatı sokaklarında aldı. Magazin basınından kaçmak için gittiği Alaçatı'da da tedbiri elden bırakmayan oyuncu, gece boyu kapüşonuyla gezdi. Tatlıtuğ ile sevgilisi, kalabalıkta dolaşırken de aralarına arkadaşları Öztürk'ü aldı. Buna rağmen gazetecilerin kendisini tanıyıp fotoğraflarının çekildiğini fark eden oyuncu, objektiflere sert bakışlar fırlattı. FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Shia LaBeouf Özürde Çığır Açtı
Ünlü oyuncu Shia LaBeouf, çalışmalarından intihal yaptığı çizgi roman yazarı Daniel Clowes'dan özür dilemek için ilginç bir yol buldu. People'ın haberine göre; gökyüzüne uçakla 'Üzgünüm Daniel Clowes' yazdıran LaBeouf, yönetmenliğini üstlendiği kısa film “HowardCantour.com”da intihal yaptığı iddialarını da kabul etmiş oldu.Howard Cantour adlı bir sinema eleştirmenin hikayesini anlatan filmin konusunu, Daniel Clowes imzalı bir çizgi romanından aldığı iddia edilmişti. Hürriyet
Angelina Jolie, Brad Pitt'e Şelale Aldı
Angelina Jolie, Brad Pitt'e doğumgünü hediyesi olarak şelale aldı. ABD'de 'sürdürülebilir mimari'yi popüler hale getiren isimlerden olan Pitt'in buraya 'hayal ev'ini yapacağı iddia ediliyor.Daily Mail gazetesinin haberine göre ünlü oyuncu Angeline Jolie, Brad Pitt’e 48’inci doğumgünü için California’da tam yeri belirtilmeyen bir bölgede şelale aldı. Gazeteye konuşan kaynak, “Angelina Brad’e çok çok özel bir şey almak istiyordu, Brad’in mimariye olan ilgisini bildiğinden bunun harika bir hediye olacağını düşündü” dedi. Şelale fikri ise 2006 yılında çiftin Frank Lloyd Wright’ın Pennsylvania’daki Fallingwater malikanesini ziyaretinde doğdu. 1935 yılında yapılan ve doğrudan bir şelalenin üzerine oturtulan bu mimari harikası, Smithsonian’ın ‘Ölmeden Önce Ziyaret Etmeniz Gereken 28 Yer’ listesinde de yer alıyor. Brat Pitt’in kendi ‘hayal ev’ini ne zaman yapmaya başlayacağı belli değil. YEŞİL MİMARİYİ SEVDİRDİ “Oyunculuk işim, mimarlık ise tutkum” diyen Pitt, ABD’de ‘sürdürülebilir mimari’ akımını popülerleştiren isimler arasında gösteriliyor. Pitt 2007’de New Orleans’ın Katrina Kasırgası’nda evsiz kalanlar için ‘yeşil’ evler inşa eden bir vakıf kurdu. Kullandıkları kadar enerji üreten, düşük maliyetli prefabrik evler, ABD’de bu tür evlere ilgiyi artırdı. Radikal
Reklam
Schumacher’in Kaza Geçirdiği O Nokta!
İngiliz Daily Mail gazetesi yedi kez dünya şampiyonu olan Alman Formula 1 pilotu Michael Schumacher'in kaza geçirdiği noktanın fotoğraflarını yayınladı. Kayak yaparken kaza geçiren Formula 1 efsanesi Michael Schumacher'in durumu biraz iyileşme göstermesine karşın ciddiyetini koruyor. İngiliz Daily Mail gazetesi Schumacher'in kaza geçirdiği noktanın fotoğraflarını yayınladı.
Reklam
Beyonce NASA'yı Kızdırdı
Son şarkısında Challenger faciasına ait bir ses kaydı kullanan Beyonce, NASA ve kazada yakınlarını kaybedenler tarafından eleştirildi. NASA tarihinin en büyük faciası olarak kabul edilen Challenger kazasına ait bir ses kaydı kullanan Beyonce'ye tepki çığ gibi büyüyor. Ünlü şarkıcının yeni albümünde yayınladığı 'XO' adlı şarkısının ilk 6 saniyesinde NASA eski çalışanı Steve Nesbitt'in kazanın ardından 'Uçuş teknisyenleri durumu dikkatli bir şekilde inceliyor. Muhtemelen büyük bir arıza gerçekleşti' sözleri duyuluyor.NASA yetkilileri endişelerini dile getirirken, kazada yakınlarını kaybedenler şarkının hayalkırıklığı yarattığını ve duygusal açıdan zor anlar yaşattığını ifade etti. Eski NASA çalışanı Keith Cowing ise ses kaydının şarkının içinde tamamen kaldırılmasını talep etti. YAZILI AÇIKLAMA YAPTI Beyonce yaptığı yazılı açıklamada, 'Kalbim yakınlarını Challenger faciasında kaybedenlerle. Bu şarkı sevdiklerini kaybeden insanlara yardım etmek, hayatta hiç beklenmedik olayların olabileciğini hatırlatmak bu yüzden yaşadığımız her anın tadını çıkartmayı değerini bilmeyi hatırlatmak için kaydedildi. Söz yazarları, o ses kaydını Challenger'ı anmak ve hiçbir zaman unutulmamaları için kullandı' ifadelerini kullandı. UZAY MEKİĞİ ATEŞLENDİ Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden 28 Ocak 1986'da ateşlenen Challenger uzay mekiği, ateşlenmesinden 73 saniye sonra katı yakıt motorundaki arıza nedeniyle havada infilak etmiş, parçaları Atlantik Okyanusu'na çakılmış ve faciada 7 kişi hayattını kaybetmişti. sondakika.com
2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24