Giresun'da Selde Kaybolan 4 Vatandaşı Arama Çalışmaları Sürdürülüyor
GİRESUN (AA) - Giresun Valiliği, 22 Ağustos'ta meydana gelen selde kaybolan 4 kişiyi arama çalışmalarının 141 personel ve 40 araçla sürdürüldüğünü bildirdi.Valilikten yapılan yazılı açıklamada, 22 Ağustos'ta aşırı yağışlardan dolayı Giresun merkez, Espiye, Doğankent, Dereli, Tirebolu, Güce, Görele ve Yağlıdere ilçelerinde sel, heyelan ve su baskınları meydana geldiği anımsatıldı.Giresun Valiliği koordinesindeki ekipler tarafından arama kurtarma ve iyileştirme faaliyetlerinin devam ettiği belirtilen açıklamada, afette mahsur kalan 172 vatandaşın kurtarıldığı kaydedildi.Açıklamada, Espiye Kaşdibi mevkisi, Doğankent-Tirebolu yolu ve merkez Çaldağ'da 141 personel ve 40 araçla, kayıp 4 vatandaşı arama faaliyetlerine aralıksız devam edildiği vurgulandı.Kamu kurumlarından oluşturulan ekiplerin yanı sıra arama faaliyetlerine çeşitli illerden AFAD ekiplerinin destek verdiğine işaret edilen açıklamada, 'Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından da 6 bot ve su altı arama robotuyla arama faaliyetleri sürdürülüyor. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından Espiye Yağlıdere'nin denize döküldüğü bölgede AFAD ekipleriyle koordineli şekilde yüzey-dip tarama faaliyetleri yapılıyor.' ifadelerine yer verildi.Sahil Güvenlik Komutanlığına ait su altı robotu marifetiyle Batlama Deresi'nin denize döküldüğü bölgede, daha önceden belirlenen ve derinlikleri 50 metrenin üzerinde olan 3 alanda arama kurtarma faaliyetleri gerçekleştirildiği bildirilen açıklamada, Valilik koordinesindeki arama çalışmalarına AFAD, emniyet, jandarma, Sağlık Bakanlığı, UMKE, 112 Acil Servis, Karayolları ile DSİ personeli ve iş makinelerinin katıldığı kaydedildi.Açıklamada, Vali Enver Ünlü'nün, greyder operatörünü arama faaliyetlerinin sürdürüldüğü Doğankent-Tirebolu yoluna giderek ekipten çalışmalar hakkında bilgi aldığı, ayrıca sel afetinde hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına da ziyarette bulunduğu belirtildi.
İçişleri Bakanı Soylu, Suriye Görev Gücü Değerlendirme Çalıştayı'nda Konuştu: (2)
BALIKESİR (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye tarafından Suriye'nin kuzeyinde Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatları ile oluşturulan güvenlik sayesinde, bugüne kadar misafir edilen Suriyelilerden 414 bin 61'inin gönüllü olarak ülkelerine döndüğünü bildirdi.Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bir otelde düzenlenen 'Suriye Görev Gücü Değerlendirme Çalıştayı'nda Suriye'de görev yapan İçişleri Bakanlığı personeliyle bir araya gelen Soylu, programın açılışında değerlendirmelerde bulundu.Soylu, Suriye'de görevli personelin, istikrarsızlaştırılmak istenen bir bölgeyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verdiği alan çerçevesinde istikrara kavuşturmak için ellerinden geleni ortaya koyduklarını vurguladı.Personelin bir dünya savaşının en acımasız noktasında, o acımasızlıkla karşı karşıya kalan masum insanlara el uzattığına dikkati çeken Soylu, şöyle devam etti:'Yerinden yurdundan edilmiş, yaşlı, çoluk çocuk hepsine el uzatıyorsunuz. Allah bizi böyle bir imtihanda yanlış yapma tercihine yöneltmedi. Bunun için de şükretmek lazım. Komşularımıza sırtımızı döndürmedi. 'Neme lazım' demedik. 'Bize ne' demedik. Diyenler var da... Belki de gelecek nesillerimize bırakabileceğimiz, en önemli asalet mirasını, insanlık mirasını bugünkü nesiller geleceğe bırakmaktadır. Büyük zorluklardan ve sınavlardan geçiyoruz, doğru ama sınıfta kalmadık. Açık ve net. Türkiye'nin güvenliği için Suriye ve Irak'ta hayatın tam normalleşmesi şarttır. Suriye'de DEAŞ'ın boşalttığı bütün yerler, bugün YPG'nin elinde. Burada bir devlet otoritesinden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla en azından sınırımıza yakın yerlerde normal hayat düzenini tesis etmek durumundayız. Bizim, o bölgenin hiçbir varlığına ihtiyacımız yoktur, ne petrolüne ne de başka bir doğal zenginliğine. Bizim oralarla bir hayat ve kültür bütünlüğümüz var. İnanç, tarih ve akrabalık ilişkilerimiz var. Dolayısıyla orada yapılanlara hem güvenlik hem de kültürel açıdan bigane kalamayız. Birilerinin oradaki demografiyi değiştirmesine hatta kendilerine yakın olmayan Kürt aşiretleri bile sürmesine göz yumamayız. Terörle mücadelenin başarısı için de bu şarttır, insanlık onurunu yeniden ayağa kaldırmak için de bu şarttır. Silahı ve parası Batı'dan, elemanı, eğitimi, eylemi sınırın altından gelmektedir. Bu tabloya seyirci kalamayız veya sadece içeride operasyon yaparak bunu sıfırlamamız mümkün değildir.'Soylu, terör örgütlerinin, Türkiye'nin üç operasyonla huzur getirdiği bölgelerde sadece fiziki yıkım değil aynı zamanda toplumsal ve kurumsal hafızayı yok etmeye çalıştığını dile getirdi.Bu bölgelerde ilk tahrip edilen binaların tapu kayıtlarının tutulduğu yerler olmasının tesadüf olamayacağına dikkati çeken Soylu, 'Aynı şekilde göç ve terör nedeniyle eğitimsiz hatta ailesiz kalan milyonlarca çocuk ve genç var. İdlib merkez ve kırsalında savaş öncesi 1,5 milyon insan yaşıyordu. Savaş süresince de yaklaşık 3,8 milyon kişi İdlib'e sığındı. 1 Aralık 2019'dan bugüne kadar da 1 milyondan fazla kişi İdlib'i terk etmeye mecbur kaldı. Bunların yüzde 81'i kadın ve çocuklardır. Öyleyse hem ülkemizin terör tehdidine karşı güvenliğini tesis etmek hem ülkemize yönelik göç baskısını azaltmak hem de bu insani trajediyi önlemek için hayatın normalleşmesi adına bazı adımları hep birlikte atmak durumundayız.' diye konuştu.'20 bin ev, ekim ayının sonunda İdlib'de tamamlanacak'Avrupa'nın Suriye'de ev yapmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a önceden söz verdiğini hatırlatan Soylu, şunları söyledi:'Hala kendi ülkelerinde bunun için çırpınıyorlar ama samimiyetleri yok. Eylül ayının sonu diye bahsetmiştik ama 20 bin ev, ekim ayının sonunda İdlib'de tamamlanacak. 18 binine de aileler çoluk çocuk geçtiler ve oturdular. Bunu Avrupa'dan ve Amerika'dan gelen parayla yapmış değiliz. Bu milletin yardımları ve destekleriyle oldu. Allah razı olsun. Bu ülkedeki sivil toplum örgütleriyle, orada sizin ortaya koyduğunuz gayretle, burada Sayın Cumhurbaşkanımızın yönettiği, yönlendirdiği kampanyalarla hem de çok da fazla Türkiye'ye yaymadan oradaki insanlara el uzatılıyor. Sadece ev yapılmıyor, binlerce tır gıda, giyecek ve sağlık malzemesi gönderiliyor. Bu nereden geliyor? Anadolu'nun derinliklerinden geliyor, başka bir yerden değil. Anadolu'nun ahlakından geliyor. Anadolu'nun bu meseleye sahip çıkma gücünden, kudretinden ve asaletinden geliyor. Komşusunun aç yatmasını kendine sorumluluk bilen bir inancın bize yüklediği bir anlayıştan geliyor. 'İnanlar kardeştir' diyen, kardeşliğimizi bize doğduğumuz, kulağımıza ezan ve kametin okunduğu ilk andan itibaren öğreten medeniyetimizden geliyor. Bu kadar açık ve net. Avrupa'nın bunu bilebilme şansı yoktur. Bu insanlığı anlayabilme kabiliyeti yoktur. Ondan bir şey beklemek de beyhudedir. Onun için iş milletin başına düşmüştür. Hem terörden arındıracağız hem istikrarsızlıktan normalleşmeye döndüreceğiz hem ekonomik altyapısının tahkim edilmesini, yeniden kurulmasını sağlayacağız hem de geleceğe birlikte kürek çekeceğiz. Bu kadar sorumluluğu elbette ki taşıyabiliriz. Bu kanarya bu sorumluluğu, bu yükü taşır.''414 bin 61 Suriyeli kardeşimiz gönüllü olarak yaşadığı yere geri döndü'Bakan Soylu, Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı alanlarında 15 mülki idare amiri, 1776 jandarma, 1087 emniyet personeli olmak üzere toplam 2 bin 878 milli danışmanın Suriye Görev Gücü kapsamında çalıştığını belirterek, 'Barış Pınarı, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatlarımızla oluşturulan güvenlik sayesinde bugüne kadar ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyelilerden 414 bin 61 Suriyeli kardeşimiz gönüllü olarak yaşadığı yere geri döndü.' bilgisini paylaştı.Operasyonların akabinde, o bölgelerde hayatın normalleşmesi ve istikrarın kalıcılığı için çalışmalara devam edildiğini aktaran Soylu, şöyle konuştu:'Bu kapsamda 139 kilometre yol yapıldı ve 61 kilometre yol yapımına da devam edilmektedir. Barış Pınarı Harekatı'nın yapıldığı bölgenin haricinde, 600 okulun onarımı tamamlandı. Hastaneler yapıyoruz, sağlık ocakları açıyoruz ve var olan hastaneleri onarıyoruz. Keza, seralar kuruyoruz. Sulamayla ilgili sorunlar çözülüyor ve bu sayede, bölgedeki tarımsal faaliyet yeniden canlanıyor. Hayvancılığı da geliştirmek için bölgedeki veteriner hekimlere 2 haftalık eğitim verildi. 1 milyon 122 bin 380 büyük ve küçükbaş hayvana aşı yapıldı. 3 bin 200 kutu zirai ilaç dağıtımını da yine bu kapsamda gerçekleştirdik. Cinderes merkezli Zeytin Dalı Ziraat Odasındaki kayıtlı üretici sayısı bugün itibarıyla 24 bin 278'e yükseldi. Zeytin Dalı Harekat Bölgesi'nde, Hatay Valiliğimizce, kısa adı ZESKİ olan 'Zeytin Dalı Su ve Kanalizasyon İdaresi' kuruldu, yaklaşık 2 yıldır faaliyette. Bölge elektriksizdi, öncelikle Cinderes ve Afrin'den başlanarak elektrik temin edildi.''PKK ile DEAŞ ikiz kardeş gibi gelir elde ediyorlardı'Bölgede 2 yıl öncesine kadar yerel elektrik şirketlerinin mazotla elektrik üretip dağıttığını dile getiren Soylu, 'Buradaki mazottan da PKK gelir elde ediyordu. Hatta sadece PKK değil ondan önce DEAŞ da gelir elde ediyordu. Aslen PKK ile DEAŞ ikiz kardeş gibi gelir elde ediyorlardı. Birisi bir tarafa kadar getiriyor para alıyor, ötekisi öteki tarafa geçiriyor para alıyor birlikte gelir elde ediyordu. Avrupa ve Amerika da bize üç maymunu oynuyor, maymuna bak diyordu. Bunun farkındayız. Bizim hat temin etmemizle Türkiye'nin yatırım yapmasıyla örgütün bu geliri de kesilmiş oldu.' dedi. Soylu, 100 yataklı Afrin ilçe hastanesini o bölgede hızlıca faaliyete aldıklarını ve buna yenilerini ekleme çalışmalarının devam ettiğini vurgulayarak, 'Yani sadece güvenlik konseptinde, buradaki arkadaşlarımızın sorumluluk alanında değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti eğitimden sağlığa kadar, elektrikten tarıma ve imara kadar birçok meselenin altına elini sokmuş, bundan imtina etmeyen, bunu kendine dert edinmiş bir anlayışı orada sürdürüyor.' değerlendirmesinde bulundu.'Güvenlik konusunda her türlü teknolojik imkanı kullanıyoruz'Bölgede yaşayanların ilk zamanlar sadece güvenlik beklentisi içinde olduğunu dile getiren Soylu, şu anda normal şekilde ticari ve ekonomik faaliyet beklentisi içine de girdiklerini ve bunu karşıladıklarını aktardı. Soylu, şunları kaydetti:'Türkiye’nin büyüklüğünü tartışanlara, Türkiye’nin büyüklüğünü ve geleceğini siyasetine meze yapanlara sesleniyorum: Kafanızı biraz o bölgeye çevirin de bakın. Bakın bakalım sizin ülkeniz Fransa gibi sömürücü müdür? Her yerde yere vurmaya çalıştığınız bu ülkeniz Amerika’nın gittiği yerlerde petrol, silah ve sömürme hesabı mı yapıyor? Tam 20 yıldır Amerika Afganistan'da işgalcidir. Hangi birini yaptı? Hala insanlar sokaklara çıkamıyor, hala su, adalet, eğitim yok. Hala korku var, hala milyonlarca insan göç ediyor. Seçim yapsanız ne olacak yapmasanız ne olacak. Geçmiş dönemlerde yapılan denizlerden karalara korsanlıkla işgal hareketlerini bugün vekalet savaşlarıyla yapıldığını tarih yazıyor. Güvenlik konusunda da her türlü teknolojik imkanı kullanıyoruz. Kamera sistemleri kurduk, menfez taraması yapıyoruz. Menfezlerin fotoğraflarını çekip değişimleri inceliyoruz ve olası eylemlerin önüne geçmeye çalışıyoruz. Yol kontrolleri, trafik denetimleri yapılıyor. Ayrıca yerel meclisleri ve yerel güvenlik birimlerini kuvvetlendirmeye de gayret ediyoruz. Yerel güvenlik teşkilatlarında bölgenin kadınları da görev alabiliyor. 2019 şubat ayında Afrin Sanayi ve Ticaret Odası kuruldu. Herkese oranın kendi usulüne ve yöntemine göre kimlik dağıtılıyor. Silahların ruhsata bağlanması, araç tescilleri gibi çalışmaların tamamı, bu bölgelerde hayatın hızlıca normalleşmesi için attığımız idari adımlardır. Oxford Üniversitesi, Amerika’daki anlı şanlı üniversiteler ders vermek istiyorlarsa burada Türkiye'nin ne yaptığına baksın? Nasıl bir süreç yürüttüğüne baksın.''Bu insanlık gelecek nesillerimize yeter'Bu adımlara devam edilip ileriye taşınmasının ve bu yapılanların, orada yaşayan insanlar tarafından sahiplenilmesinin temin edilmesi beklentisi içinde olduklarını ifade eden Soylu, sözlerini şöyle tamamladı: 'Türkiye, devlet tecrübesi çok yüksek bir ülkedir ve bu hafıza, sizlerde vücut bulmaktadır. Dolayısıyla sizlerin gayreti ve becerisi, bu noktada kilit bir rol oynamaktadır. İşte bu toplantının hedefi, oradaki çalışmaları daha ileriye taşımanın ve oluşturduğumuz istikrarı kalıcı hale getirmenin yollarını aramaktır. Ben bu noktada, hem gayretleriniz hem de katkılarınız için çok teşekkür ediyorum. Ben bu noktada özellikle her birinize, gayretlerinize, katkılarınıza, fedakarlıklarınıza, adanmışlıklarınıza, çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki İçişleri Bakanlığı sorumluluğu alanında bulunan görevlerle ilgili yapacağımız, yaptığımız değerlendirmeler, ortaya koyduğumuz çalışmalar bundan sonra bir ahengin elde ettiğimiz tecrübe ve birikimin sahaya hep birlikte yansımasının tercümesi olacaktır. Buna olan inancım tamdır. Çünkü bugüne kadar dünyada görülmeyen hem bir yönetim anlayışını hem de bir insanlığı gerçekleştirdiniz. Dünyanın hiçbir müzesine sığmayacak bir insanlık resmidir. Yalandan oluşturulmuş tarihler değil, 21. yüzyılda bugün sıcağı sıcağına yaşanan bir insanlık resmidir. Bu şeref bize yeter. Bu onur bize yeter. Bu insanlık bize yeter. Bu insanlık gelecek nesillerimize yeter. Allah bize fırsat verdi, zenginlik bizi şımartmadı. Beraber, şurada hemen yanı başımızda Çanakkale'de, bu coğrafyanın başı derde düştüğü her yerde bizimle omuz omuza olan o insanları yalnız bıraktırmadı. Günü sadece bugün zannedenler yanılmaktadırlar, yanılacaktırlar. Gün, sadece bugün değildir. Bugün dündür, bugün yarındır, bugün evveldir, bugün ahirdir. Eğer bu bilinirse, yapacağımız işi Allah mazhar eder. Bunu hiç unutmayalım. Çalıştayımızın hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum.'Üç gün sürecek çalıştayın açılışına, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Balıkesir Valisi Hasan Şıldak, Hatay Valisi Rahmi Doğan, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, Gaziantep Valisi Davut Gül, Kilis Valisi Recep Soytürk, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Şefik Aygöl, İller İdaresi Genel Müdürü Kürşat Kırbıyık, Göç İdaresi Genel Müdürü Savaş Ünlü ile diğer ilgililer katıldı.(Bitti)
Türkiye Rafting Şampiyonası'nın 2. Ayak Yarışları Hakkari'de Yapılacak
HAKKARİ (AA) - Türkiye Rafting Şampiyonası 2. ayak yarışlarının 25-30 Ekim tarihlerinde Hakkari'de düzenleneceği bildirildi. Hakkari Valisi ve Hakkari Belediye Başkan Vekili İdris Akbıyık, yarışların yapılacağı Depin bölgesindeki Zap Suyu'nda incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Akbıyık, gazetecilere, son yıllarda kentte güzel hizmet ve yatırımların olduğunu söyledi. Hakkari'nin ülkenin cennet köşelerinden biri olduğunu vurgulayan Akbıyık, şöyle konuştu:'Dağları ve turizmiyle ünlü bir kent oldu Hakkari. Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Hakkari'nin her yeri şantiye alanına dönmüş durumda. Bu güzelim suları mutlaka turizme ve ekonomiye kazandırmamız gerekiyor. Bu çerçevede birçok faaliyet yapıyoruz. Merga Bütan'da kar festivali, Çukurca'da doğa sporları, foto safari, uçkun ve ters lale festivalinin yanında bilimsel sempozyumlar ile birçok etkinliği gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Rafting organizasyonu 25-30 Ekim'de Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Rafting Federasyonu, Hakkari Valiliği ve Hakkari Belediyesi tarafından düzenleniyor. İnşallah sayın bakanlarımız da katılacak. Sloganımız 'Hakkari'de hayat var'. Gelin bu hayatı yaşayın.'Düzenlenecek organizasyonun kentin tanıtımına da büyük katkı sağlayacağını aktaran Akbıyık, 400'ün üzerinde sporcunun ve onlarca takımın kente geleceğini ifade etti. Akbıyık'a incelemeleri sırasında, vali yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, Gençlik ve Spor İl Müdürü Emin Yıldırım da eşlik etti.
Rihanna, Forbes'un Kendi Girişimleriyle Zengin Olan Kadınlar Listesine Girdi
ANKARA (AA) - Dünyaca ünlü Barbadoslu şarkıcı Rihanna, Forbes dergisinin ABD'de kendi girişimleriyle zengin olan kadınlar listesine ilk kez girdi.Rihanna, müzik ve kozmetikten elde ettiği gelirle Forbes'un maaş, sponsor gelirleri ve kar paylarını hesaba katarak hazırladığı listede 600 milyon dolarlık servetiyle 33. sırada yer aldı.32 yaşındaki müzisyen, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele çalışmalarına 8 milyon dolardan fazla bağış yapan en hayırsever ünlülerden olmuştu.Kendi girişimleriyle zengin olan kadınlar listesinde Rihanna'nın yanı sıra dünyaca ünlü sanatçılar arasında Madonna (550 milyon dolar), Celine Dion (455 milyon dolar), Beyonce (420 milyon dolar), Barbra Streisand (400 milyon dolar), Taylor Swift (365 milyon dolar), Lady Gaga ve Jennifer Lopez (150'şer milyon dolar) yer aldı.
Reklam
Sanatçı Murat Uçar, Mikro Art İle Zamanı Sanat Eserine Çeviriyor
İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA BULOVALI - Sanatçı Murat Uçar, dünyaca ünlü eserleri mikro art ile farklı materyaller üzerine işleyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü'nden mezun olduktan sonra mikro sanata başlayan Uçar, aynı üniversitede 2000 yılından bu yana öğretim görevlisi olarak yer alıyor. Uçar, mikro sanat ile başta saat ve çeşitli mücevherler olmak üzere, tesbih, kalem gibi çeşitli objelerin üzerine resim, heykel ve rölyef çalışmaları yapıyor.Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergi açan, aynı zamanda ünlü siyasi liderlere, sporculara ve iş adamlarına da saatler tasarlayan Murat Uçar, AA muhabirine çalışmalarını ve yeni projesini anlattı.'Bin 300 tane saat tasarımım var'Uçar, mikro resim çizmeye bir müzedeki tüm eserleri, bir oda içerisinde sanatseverlerle gösterebilme fikriyle başladığını dile getirerek, ilk olarak minik tablolar içinde 'Mona Lisa' gibi ünlü eserleri yapmaya başladığını söyledi.Bu çalışmaya başlarken kendisini bir çocuk gibi hayal ettiğine işaret eden Uçar, 'Yani bir çocuk çok büyük bir müzeye girdiğinde çok çabuk sıkılabilir. Ama tüm eserlere bir anda minicik minicik büyüteçlerle bakması, 6 yaşındaki bir çocuk için çok önemli olabilir diye düşünmüştüm.' dedi.Sanatçı, daha sonra da bu hayalini bir saatin içine, mücevherin içine sığdırma fikriyle yola çıktığını belirterek, şöyle devam etti:'Aslında bugün bir Louvre Müzesi'ne gittiğinizde günlerce orada kalmanız, orayı tanıyabilmeniz, oradaki nesnel, sanatsal çalışmaları irdeleyebilmeniz için günlerinizi harcamanız gerekiyor. Ama ben oradaki bir sanatsal çalışmayı, en çok sevdikleri tabloyu veya bir manzarayı insanların üzerinde taşınılabilir halde yaparak, (eserleri) daha tanınır ve herkesin göreceği bir hareketlilik haline getirmeye başladım.' Kariyerinde mikro resimlerle başarıyı yakaladığını ifade eden Uçar, yetenekli sanatçı adaylarıyla birlikte çalışmayı hayal ettiğine dikkati çekti.Uçar, üniversite eğitimi sırasında da her zaman farklı bir şeyler yapma arayışında olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:'Bilindik daha önce deneyimlenmiş şeyler değil de (sanatıma) ne katabilirim diye sorgulamaya çalıştım. Yıllarca kol saati tasarımı yaptım. Yaklaşık bin 300 tane saat tasarımım var. Ben bu saatleri tasarlarken hem tasarımcı hem de sanatçı kimliğimi ortaya koydum. Tabii daha sanatçı olmamız için çok daha fazla emek harcamamız da gerekiyor. Saatlerde neyi farklı yapabilirim ve bir birikimim de varken sanatı saatin, bir mücevherin içine nasıl uygulayabilirim diye düşünmeye başladım. 2003'ten beri de bu konu üzerine çok yoğun çalışmalar yapıyorum.' 'Zaman beni sanata dönüşmek için seçti'Tasarım yaparken dünya trendlerini de takip ettiğini aktaran sanatçı, 'Zaten saat veya mücevher dediğimiz materyallerde (tasarım) bir yerden sonra tıkanmaya başlıyor. İçine başka anlam yüklemek gerekiyor. Yani bir hikayesinin olması gerekiyor. 'Hikayesi neyle olabilir' deyince bu da sadece sanatla olabilir.' dedi.Murat Uçar, saat tasarımı yaparken kendisine bir motto belirlediğini söyleyerek, şunları anlattı:'Sanki varoluşum, burada olma sebebim saat ve zamanla ilgiliydi. 'Zaman beni sanata dönüşmek için seçti. Ben zamansız olan saati sanata çeviriyorum.' Bu mottoyu 10 yıldır kullanıyorum ve bugün geldiğim noktada büyük gayretler sonucunda bir yerli firma ile Alman kalitesinde İsviçre makinalarını kullanarak bir marka oluşturma aşamasındayım. Aslında işin sonuna kadar geldik. Bu marka ile beraber geleneksel sanatlarımızın dünyada ne kadar önemli olduğunu ve bizim bu konuda ne kadar yetkin olduğumuzu göstermek için büyük bir çaba içindeyim. Bu geleneksel sanatlarımızın içinde mikro mozaik, mikro painting, gravür, rölyef, çini, kalem işi ve ebru var.''Boyalarımı kendim yapma gibi özel teknikler de kullanıyorum'Saat tasarımlarında zemin astarları ve zemin boyamaları gibi birçok teknik kullandığını belirten Uçar, şu bilgileri verdi:'Bir saat için mesela bir İstanbul resmi isteniliyorsa bu belki birkaç gün sürebiliyor. Leonardo da Vinci'nin 'Son Akşam Yemeği' eserini yorumlamam, yani 360 derece dönen bir masa etrafında duran 12 havarinin resminin olduğu bir tabloyu, saat üzerinde bir buçuk ay sürecinde yaptım. Dolayısıyla bir buçuk ay boyunca günde en az 8 saat çalıştım. Yani zaman olarak tasarımlar çok farklılıklar gösterebiliyor. Mesela Michelangelo'nun Sistine Şapeli'ndeki resimlerin olduğu bir saat yapıyorum. 2 aydır üzerinde çalışıyorum ki henüz yarısındayım.' Uçar, yurt dışında en çok Arap ülkelerinden ve ABD'den talep aldığını dile getirerek, 'Tesbihlerde özellikle Arabistan'ın en büyük camilerinin resimleri, Araplar için kutsal sayılan şahinler çok istenen, talep gören çalışmalar arasında. Daha önce Kuveyt'e tespih üzerine 66 tane İstanbul tablosu ve farklı olarak da 36 padişahın resmini yaptım. Saatler ve mücevherler üzerine yaptığım çalışmalar ise daha çok ABD'den talep görüyor.' şeklinde konuştu.Ağırlıklı olarak saat kasasına ve kadranlarına çizim yapan Uçar'ın 1996'da Türkiye'de 2 bin tasarımcının katıldığı kumaş tasarımı yarışmasından ve 1998'de dünya çapında gerçekleştirilen Gold Trend altın takı tasarımı yarışmasından mansiyon ödülü, 1999'da iseı MSÜ Rektörlük Özel ödülü ve 2016'da ABD'de bir mücevher yarışmasından aldığı ödül bulunuyor.
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Mısırlı Ünlü Aktör Mahmud Yasin Hayatını Kaybetti
İSTANBUL (AA) - Mısırlı ünlü aktör Mahmud Yasin, Mısır’ın başkenti Kahire’de 79 yaşında hayatını kaybetti.Yasin’in oğlu Amr Yasin, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, 'Babam sanatçı Mahmud Yasin Allah’ın rahmetine kavuştu. Dualarınızı rica ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Mısır içi ve dışında 50’den fazla ödül alan Yasin, 2000 ve 2001 yıllarında Mısır’da en iyi aktör seçilmişti.Yasin, yarım asırdan fazla süren sanat hayatına 140 film, 65 dizi, 12 tiyatro ve 14 radyo programı sığdırmayı başardı.Çağrı filminde veda hutbesini seslendiren aktörDini film ve dizilerde de rol alan Yasin, 1977 yapımı Çağrı filminin sonunda okunan Veda Hutbesi’ni seslendiren aktördü.1984 yapımı 'Muhammed Rasulullah' dizisinde rol alan Yasin, 1997 yapımı 'İmam-ı Azam Ebu Hanife en-Numan' dizisinde başrol oynadı.Uluslararası arenada da öne çıkan Mısırlı aktör, 2005 yılında Birleşmiş Milletler fakirlik ve açlıkla mücadele iyi niyet elçisi seçilmişti.Mısırlı oyuncu, 2012 yılında başrolünü oynadığı 'Sevgili dedem' filminin ardından Alzheimer hastalığına yakalanmıştı. Yasin’in cenazesinin yarın öğle namazının ardından toprağa verileceği bildirildi.
"Genelkurmay Çatı" Davası İstinaftan Geçti
ANKARA (AA) - TANJU ÖZKAYA - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı karargahında yaşanan olaylara ilişkin sözde 'yurtta sulh konseyi' üyelerinin de aralarında bulunduğu 224 sanıklı 'çatı davası' istinaftan geçti. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince 20 Haziran 2019'da karara bağlanarak eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün de aralarında bulunduğu 17 sanığa 141'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen dosyanın istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesince karara bağlandı.AA muhabirinin edindiği bilgiye göre kararda, ilk derece mahkemenin verdiği hükmün, usul ve esas yönünden hukuka aykırılığının bulunmadığı belirtildi.Yargılama aşamasında eksiklik olmadığına ve ispat bakımından değerlendirmenin yerindeliğine işaret edilen kararda, delillerin hukuken geçerli ve elverişli olduğu bildirildi.Kararda, mahkumiyet alanlara yönelik ceza artırım ve indirimlerinin yasal gerekçeye dayandığı kaydedildi. Bu nedenle sanık ve avukatlarının istinaf başvurularının esastan reddinin kararlaştırıldığı kaydedilen kararda, Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararlarının yerinde olduğunun altı çizildi.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, kararla birlikte tutuklu sanıkların bu halinin devamına hükmetti.Kararda, Yargıtay temyiz yolunun açık olduğu bildirildi.HükümFETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin 'çatı' davada 224 sanıktan 133'ü en az birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildi.Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıklar eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi orgeneral Akın Öztürk, eski tümgeneraller Kubilay Selçuk, Mehmet Dişli, eski tuğgeneraller Hakan Evrim, Ali Osman Gürcan, Erhan Caha, Mehmet Partigöç, eski tuğamiraller Ömer Faruk Harmancık ve Sinan Sürer, eski albaylar Bilal Akyüz, Cemil Turhan, Fırat Alakuş, Ahmet Özçetin, Murat Koçyiğit, Mustafa Barış Avıalan, Orhan Yıkılkan ve Muhsin Kutsi Barış 'anayasayı ihlal' ve 'Cumhurbaşkanına suikast' suçlarından birer, 139 kişiye yönelik 'kasten öldürmek' suçundan da 139'ar kez olmak üzere toplam 141'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Sanıklardan eski albay Osman Kılıç ise 'anayasayı ihlal' ve 139 kişiye yönelik 'kasten öldürmek' suçundan 140 kez aynı cezaya mahkum edildi.Bu sanıklar 27 defa 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 432'şer yıl, Erhan Caha ve Muhsin Kutsi Barış dışındakiler 12 defa 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak' suçundan 108'er yıl, Caha ve Barış ise bu suçtan 9 kez olmak üzere toplam 81'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu sanıklar hakkında 108 maktul yönünden kamu davasının ayrılması ve tutukluluklarının devamı kararlaştırıldı.Sanıklardan daha önce 'anayasayı ihlal' ve 'Cumhurbaşkanına suikast' suçlarından Muğla'da mahkum edilen eski tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş hakkında bu suçlar yönünden açılan kamu davasında ret kararı verildi ancak Sönmezateş, 137 kişiye yönelik 'kasten öldürmek' suçundan 137 defa ağırlaştırılmış müebbet, 27 kişiye yönelik 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 432 yıl, 12 defa 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak' suçundan 108 yıl hapse mahkum edildi.Sanıklardan eski albay Muzaffer Düzenli 'anayasayı ihlal', 'Cumhurbaşkanına suikast' ve 60 kişiyi 'kasten öldürmek' suçundan 62 kez ağırlaştırılmış müebbet, 27 kişiyi 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan toplam 432 yıl, 12 defa 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak' suçundan 108 yıl hapse çarptırıldı.Mahkeme, sanıklardan eski albay Osman Kardal ve eski korgeneral İlhan Talu'yu da 'anayasayı ihlal' suçundan mahkum etti ancak bu sanıklar için 'takdiri indirim' maddesi uygulanarak bu suçtan müebbet hapis verildi.Eski albaylar Ramazan Gözel ve Doğan Öztürk 'anayasayı ihlal' suçundan birer, 'kasten öldürme' suçundan da 10'ar kez olmak üzere toplam 11'er kez ağırlaştırılmış müebbet, 22 kişiye yönelik 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 352'şer, 10 kişiye yönelik 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak' suçundan da 90'ar yıl hapse çarptırıldı.Sanıklardan eski yarbay Ertuğrul Terzi 'anayasayı ihlal' ve 'kasten öldürme' suçundan toplam iki kez, eski yarbay Savaş Kabaklı 'anayasayı ihlal' ve 16 kişiyi 'kasten öldürme' suçlarından toplam 17 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Kabaklı hakkında bazı maktuller yönünden açılan kamu davasının ayrılması kararlaştırıldı.Olay tarihinde albay olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaverliğini yapan Ali Yazıcı, 'anayasayı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker 'anayasayı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilirken eski tuğgeneral Ünsal Coşkun, eski yarbaylar Mehmet Şahin ve Halil Gül 'anayasayı ihlal' suçundan birer, 28 kişiyi 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan da 28'er kez olmak üzere toplam 29'ar kez, eski yarbay Özcan Karacan ise 'anayasayı ihlal', 28 kişiyi 'kasten öldürmeye teşebbüs' ve 'Cumhurbaşkanına suikast' suçlarından toplam 30 kez ağırlaştırılmış müebbete mahkum edildi. 11'er kez ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldılarSanıklar Abdulvahap Berke, Abdurrahman Aydoğan, Ali Feyyaz Beydağ, Fatih Sarımehmet, Fatih Yanıkkaya, Fevzi Sönmez, İbrahim Karadağ, Mahmut Tuncer, Muhammet Yılmaz, Murat Aletrik, Murat Korkmaz, Mustafa Kocaaslan, Mustafa Temir, Temel Can Köroğlu, Samet Yıldız, Turgay Perişan, Vahit Güllü, Abdullah Şevki Güngör, Abdurrahim Aksoy, Ahmet Durmaz, Ali Çakır, Anıl Koç, Bünyamin Tuner, Cemal Turğut, Derviş Taş, Emre Karslı, Erdem Eraslan, Erman Can, Fazlı Özşahin, Furkan Akbenli, Furkan Çetiner, Gökhan Çetin, Gökhan Eski, Halit Kazancı, Hamza Er, Hasan Demirci, Hasan Sevimli, İsmail Yolaçıcı, Lütfullah Taşyumruk, Mehmed Emin Tüzel, Murat Ertaş, Mutlu Burak Uyar, Necati Güneş, Oğuzhan Konuk, Oktay Felekoğlu, Osman Aktaş, Özay Yılmaz, Recep Aktürk, Recep Özkan, Sadi Kazancı, Selçuk Topal, Suat Kürşat Gün, Suat Sağlam, Şener Kısak, Talha Atlanel, Uğur Bostan, Ümit Bayık, Vahap Kavaker, Veysel Özmen, Yener Yılmaz, Yusuf Karşil, Serkan Sağ, Ayhan Carık ve Onur Özdemir, 'anayasal düzeni ihlal' suçundan birer, 10 kişiyi şehit etmekten 10'ar kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.Levent Türkkan'a ağırlaştırılmış müebbetOlay tarihinde Hulusi Akar'ın emir subayı olan eski kurmay yarbay Levent Türkkan ile Nuri Gayır, Mehmet Akçara, Ahmet Yıldız, Serdar Tekin, Ömer Gürsel Çetin, Mete Kılıçarslan, Eray Çekerek, Güven Keskin, Gökhan Akdağ, Yusuf Güleç, Kadir Bozan, Abdülkadir İlhan, Ahmet İlhan Ayşan, Emin Anar, Halis Ahmet Özer, Hüseyin Yıldırım (Hakkı oğlu), İlker Çetinkaya, Metin Demir, Muzaffer Çoban, Recep Yıldız, Yusuf Yedidağ, Birol Kurubaş, Ali Gültekin, Fatih Üner, Murat Engin, Adnan Arıkan ve Okan Ataoğlu 'anayasayı ihlal'den ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Sanıklar İsmail Aydın, Gökhan Balcı, Mustafa Çiçek ve Asım Şanöz ise yine aynı suçtan birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alırken 'kasten öldürme' suçundan da 9'ar kez ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırıldı. Sanık Metin Gümüşburun, Doğan Üstüntaş, Şevket Samet Okyay, Kamil Ilgaz, Halil İbrahim Ataalp, İbrahim Çölkesen, Mustafa Demir 'anayasayı ihlal'den birer kez müebbet, 'kasten öldürme' suçundan ise Ilgaz, Okyay ve Üstüntaş 10'ar kez, diğer sanıklar ise aynı suçtan 9'ar kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Müebbet hapis cezası alanlar Sanıklar Hüseyin Hakan Öcal, İlyas Akyar, Alparslan Çetin, Mustafa Özsoy, Erhan Metin, Ersoy Öz, Ertan Özmen, Fatih Ekici, İsa Akın, Nejdet Eroğlu, Hüseyin Ömür, Kenan Şimşek, Mustafa Duygulu ve Satı Bahadır Köse, 'anayasayı ihlal' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Yardım suçundan ceza alanlarSanık Serkan Kılıç, Fatih Koç, Hasan Hüseyin Sarıtarla 'anayasayı ihlale yardım' suçundan 15 yıl hapisle cezalandırıldı. Cengiz Aydın ise aynı suçtan 13 yıl 4 ay hapis cezası aldı.Sanık Ali Emre Eral da aynı suçtan 12 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.24 sanık FETÖ üyeliğinden suçlu bulunduÖzgür Solakoğlu, Fatih Okutur ve Muhammet Uslu, 'terör örgütü üyeliği' suçundan 12'şer yıl hapis cezası aldı.Sanıklardan Bayram Aydemir, Emrah Ilgaz, İlyas Bilgiş, Mehmet Demir, Oğuz Serhad Habiboğlu, Veysal Tokmak, Mustafa Sözer, Halil İbrahim Karabal, Mehmet Arif Pazarlıoğlu, Uğur Şahin, Salih Ulusoy, Nahsen Fıstıkçı, Özcan Kurt, Yalçın Gür, Murat Bingül, Vural Akyıldırım ve Mehmet Adıgüzel, 'anayasayı ihlal' suçlamasından beraat etti, 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan ise 7 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırıldı.Mahkeme, sadece örgüt üyeliğinden cezalandırılmaları istenen Bayram Akpan, Lütfi Karaca, Yalçın Toker ve Mustafa Akyıldız hakkında 7 yıl 6'şar ay hapis cezasına hükmetti.'Örgüt üyeliği' suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Ramazan Cömert, Kübra Yavuz ve Mehmet Uslu'nun beraatine karar verildi.Sanıklar Aziz Onur, Hakan Toprak, Ahmet Albayrak, Barış Erdemir, Cahit Kükey, Deniz Aydın, Ersin Eker, Fahri Kafkas, Hüseyin Yıldırım, Kenan Yıldırım, Mesut Ürkmez, Murat Mala, Murat Pekgüler, Murat Can Avtan, Mustafa Mengi, Okan Kurt, Serkan Candan, Uğur Kent, Ümit Keskin, Yusuf Yalçın, Baki Kavun, Fatih Misir, Mustafa Çakmaktaşı, Sinan Yılmaz, Yusuf Akdemir, Cihangir Şenlik ve Sedat Taşkın tüm suçlamalardan beraat etti.Tümgeneral Osman Ünlü ile tuğgeneraller Murat Aygün ve Özkan Aydoğdu'nun da başka davalarda ceza aldıkları için bu dosyadan beraatine karar verildi.Mahkeme, sanıkların bir kısmının üzerilerine atılı suçlardan beraatine hükmetti.Sanıklardan bir kısmı oy birliği, bir kısmı da oy çokluğu ile beraat etti.Dosyası ayrılan sanıklarMahkeme, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski tuğgeneral Ali Kalyoncu, eski yarbay Turgay Sökmen ile Adem Özer, Ali Irmak, Mehmet Aytaç, Neşet Gülener, Serkan Coşkun, Serhat Pahsa, Şener Doğrugören, Tayfun Özek, Tevfik Gök ve Turgay Er hakkındaki kamu davasının ayrılmasını kararlaştırdı.
Reklam