onedio
Grafikli-Lale Devri'nin Şairi: Nedim
İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Devriyle özdeşleşen bir şair olarak bilinen ve Lale Devri'nin ruhunu eserlerine yansıtan şair Nedim'in vefatının üzerinden 290 yıl geçti.Asıl adı Ahmed olan İstanbullu şairin 1681'de doğduğu tahmin edilmektedir. Babası Kadı Mehmed Efendi ise Sultan İbrahim devri (1640-1648) kazaskerlerinden Merzifonlu Mustafa Muslihiddin Efendi'nin oğludur. Bazı kötü alışkanlıklarından ötürü ulema ve halk tarafından sevilmediği için Mülakkab Mustafa Efendi diye tanınan dedesinden ötürü Osmanzade Ta'ib gibi bazı şairler Nedim’den mülakkabzade diye bahsetmişlerdir.Aile çevresinde iyi bir eğitim gören Nedim, dönemin klasik ilimlerinin yanında Arapça ve Farsça öğrendi. Tahsilini tamamladıktan sonra Şeyhülislam Ebezade Abdullah Efendi'nin de bulunduğu bir heyet tarafından yapılan sınavda Hariç medresesi müderrisliğini kazandı.Nedim, 3. Ahmed döneminin başlarında şiirleriyle tanınmaya başlandı. Daha sonraki yıllarda bazı devlet adamlarının yakın çevresine giren şair, onlara kasideler sunarak dostluklarını kazandı.Damad İbrahim Paşa için kıta ve kasideler yazdıUsta şair 1718'de başlayan Lale Devri'nin ünlü veziri Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'nın hemen her faaliyeti için devrin diğer şairleri gibi kıta ve kasideler yazdı. Kütüphanesinin hafız-ı kütüblüğünü yaptığı İbrahim Paşa tarafından kurulan tercüme heyetlerinde görev alan Nedim, meslek hayatında da çabuk ilerledi, 1726'da Hariç medresesi müderrisliğinden Mahmud Paşa Mahkemesi naibliğine getirildi. Nedim, 1727'de Molla Kırimi Medresesi'nde, 1728'de Nişancı Paşa-yı Atik Medresesi'nde görev yaptı. Bir yıl sonra Sahn-ı Seman medreseleri müderrisliğine yükselen Nedim Ali Paşa Medresesi'nde müderrislik yaparken Patrona Halil İsyanı patlak verdi.Nedim'in ölüm sebebi tam olarak bilinmemekle beraber Müstakimzade Süleyman Sadeddin, 1730 yılındaki ihtilal esnasında korkudan evinin damına çıktığını ve oradan düşerek hayatını kaybettiğini söylemektedir.Ali Canip Yöntem'in bulup yayınladığı Nedim'in terekesine dair 'kassam hücceti sureti' 28 Ekim 1730'da düzenlendiğinden, bu tarihten önce öldüğü bilinen şairin kabri Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı'nın Miskinler Tekkesi kısmındadır.Nedim'in mezar kitabesinde ölümüne düşürülmüş şu tarih beyti yazılıdır:'Reva ola düşerse fevtine işbu du'a tarihNedim ola nedim-i şah-ı ceyş-i enbiya ya Rab' SanatıKasidede Nef'i'nin, gazelde ise Nabi’nin etkisinin yüksek olduğu şiir ortamında yetişen Nedim, 'Nedimane' denilen yeni bir tarz geliştirdi.Bir gazelinde, 'Ma'lumdur benim sühanım mahlas istemez / Fark eyler anı şehrimizin nüktedanları' diyerek üslup sahibi bir şair olduğunu ifade eden Nedim'in geliştirdiği tarzın esasını da söyleyiş mükemmelliği, yerlilik arzusu ve şuh eda oluşturdu.Konuşma dilinden gelen söyleyişleri kullanmadaki dehası ve ahengi sağlamadaki titiz işçiliğiyle çağdaşlarından ayrılan Nedim, kafiye, redif ve vezinde oldukça başarılıydı.Aruz musikisini bir ahenk unsuru olarak kullandıNedim'in aruzun musikisini yakalayarak onu bir ahenk unsuru olarak kullanması şiirlerine bestelenmeye elverişli bir yapı kazandırdı. Yaşadığı dönemden başlayarak musammatları, gazelleri ve şarkıları çokça bestelenen Nedim'in şiirlerine beste yapanlardan biri Enfi Hasan Ağa oldu. Musahipzade Celal'in, Lale Devri Opereti için bestelenen yirmi sekiz şiir de bunların arasında yer aldı.Nedim'in şiirlerindeki önemli özelliklerden biri de yerlilik merakı oldu. İfade ve üslupta halk edebiyatına yakınlaşması, gerçek hayattan alınan unsurları kullanması, günlük dilden gelen deyimlere yer vermesi, yerlilik arzusunu gösteren unsurlar olarak değerlendirildi.Lale Devri'nin ruhunu eserlerine yansıttıŞiirlerinde İstanbul hayatından sahneler sunan Nedim, özellikle İbrahim Paşa'nın imar faaliyetleri, eğlence hayatıyla ilgili mekanlarla mesire yerlerini yeniden düzenleme çalışmaları, devletin barış ve istikrarı sağlayıp sanat alanlarına yönelmesi gibi gayretleri ve Sadabad eğlencelerini şiirlerine yansıttı.Devriyle özdeşleşen bir şair olarak bilinen Nedim'le aynı muhitte yaşayan ve dönemin havasını onunla birlikte teneffüs eden pek çok şair olmasına rağmen Lale Devri'nin ruhunu eserlerine onun kadar yansıtan olmadı. Nedim, Osmanlı kültür ve sanat hayatında Lale Devri'nde gerçekleştirilmeye çalışılan hamleye şiirleriyle ayrı bir değer kattı. Başta Fuzuli olmak üzere pek çok şaire nazireler söyleyen Nedim, Ali Şir Nevai'nin bir gazelini tanzir etti. Nedim; Razi, Neşati, Ahmed Çelebi Dede ve Tıfli Ahmed Çelebi'nin gazellerine tahmis, Nedim-i Kadim ile İzzet Ali Paşa'nın şiirlerine taştir yazdı, Enveri, İbrahim Paşa ve Sultan Ahmed'in mısra ve beyitlerini tanzim etti. Kasidede Nef'i'yi, gazelde Baki ve Yahya'yı beğendiğini ifade eden şair, mesnevi tarzında Nev'izade Atai'yi, rubaide Azmizade Mustafa Haleti'yi önemli birer isim kabul etti.Türk edebiyatını önemli ölçüde etkilediNedim, Türk edebiyatındaki önemli şairleri büyük ölçüde etkiledi. Namık Kemal, Nedim'i Türk dilinin en büyük şairi sayarken, Tevfik Fikret de onun şair portresini bir şiirinde anlattı.Nedim'in edebi kişiliğinin ortaya çıkmasında eserleriyle katkı sahibi olan Ahmed Refik ile Ali Canip gibi yazarların imzalarını taşıyan ''Şair Nedim' adlı mecmua 1. Dünya Savaşı'nın özellikle aydınlar arasında meydana getirdiği ruhsal çöküntü ortamında yayın hayatına girdi.Aynı dönemde neşir hayatını devam ettiren Milli Mecmua'da da bir Nedim nüshası yayımlandı. Yahya Kemal ve Mehmed Haalid'in Dergah'taki Nedim'e dair yazıları yanında Ahmed Haşim de Halil Nihat'ın (Boztepe) Nedim Divanı'nı neşri üzerine (1338-1340) bir yazı kaleme aldı. Nedim'in anlaşılmasında ayrıca Yahya Kemal'in Lale Devri ve İstanbul'a dair yazdığı şiirlerinde benimsediği söyleyiş tarzı ve sohbetlerinde ortaya koyduğu görüşler de etkili oldu. Halit Fahri Ozansoy'un 'Nedim' (İstanbul 1932), Faik Ali Ozansoy'un da 'Nedim ve Lale Devri' (Ankara 1969) adlı oyunları onun halk arasında tanınmasında etkili oldu. Ahmet Kabaklı'nın da 'Şair-i Cihan Nedim' adlı bir senaryosu bulunuyor.Başlıca eserleriNedim'in başlıca eserleri arasında; bilinen bütün nüshaları değerlendirilerek hazırlanan son baskıda 44 kaside, 88 kıta, 3 mesnevi, 1 terkib-bent, 1 terci-bent, 2 mütekerrir müseddes, 1 tardiyye, 5 tahmis, 1 muhammes, 33 murabba, 2 koşma, 166 gazel, 2 müstezad, 11 rübai ve 23 müfred ve matla' ayrıca 5 Arapça, 39 Farsça şiir bulunan 'Divan'ın yanı sıra 'Sahaifü'l-ahbar' ve 'Ayni Tarihi' de yer alıyor.
"Cezeri"Nin Uçuş Denemesi" İslam Alimi El Cezeri'nin Doğduğu Cizre'de Yapılsın" Talebi
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin uçuş denemesinin, dünyanın ilk robotlarını yapan ünlü İslam alimi El Cezeri'nin doğduğu Şırnak'ın Cizre ilçesinde gerçekleştirilmesi talep edildi.Baykar'ın geliştirdiği Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin ilk uçuş testleri geçen ay başarıyla tamamlanırken, ünlü İslam alimi El Cezeri'nin adı verilen uçan arabanın uçuş denemelerinin, Cezeri'nin doğduğu ve türbesinin bulunduğu Cizre ilçesinde yapılması önerildi.İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri hakkında araştırmalar yapan tarihçi Abdullah Yaşın, AA muhabirine, ünlü İslam alimi El-Cezeri'nin 1153'te Cizre'de doğduğunu, Ulu Cami'deki eğitiminden sonra Bağdat'ta tahsilini sürdürdüğünü söyledi.Cizre'ye dönen El Cezeri'nin burada icat işlerine başladığını ve makineler geliştirdiğini belirten Yaşın, şöyle konuştu:'O zamanki Cizre beyi ona fazla vergi yüklediği ve burası bir savaş alanı olduğu için 1174'te Diyarbakır'a göç etti. Artuklu Sarayı'nda baş mühendis olarak görev aldı. Orada 25 yıl kaldı ve El-Camiu Beyne'l İlmu ve el-Amelu'n-Nafii fi's-Sanaati'l Hiyel adlı kitabını yazdı. 25 yıldan sonra Cizre'ye döndü ve burada vefat etti. Ebu'l-İz Hazretleri icat ettiği 60 makine ile kendisini bütün dünyaya kanıtlamış birisi.'Cezeri'nin birli, ikili, dörtlü, on ikili robotlar, duvar, kum, maymunlu, madeni ve taş saatler ile ayrıca sağlık gereçleri ve duvardan fırlayıp saatin kaç olduğunu gösteren robotlar yaptığını anımsatan Yaşın, 'Bunun dışında şifreli kilitler, şifreli çantalar ve kasalar yapmış. Çeşitli musluklar, tulumbalar, fıskiyeler yapmış. Yani siz nereye bakarsanız bakın Ebul-İz'i orada görürsünüz.' dedi.'Bu alet bizim göğümüzü kabartacak'Ebul-İz'in mezarının Cizre'de Hazreti Nuh'un türbesinin bulunduğu caminin avlusunda olduğuna dikkati çeken Yaşın, şunları aktardı:'Şimdi Ebu'l-İz'in Cizre'de doğması, Cizre'de vefat etmesi ve mübarek naaşının burada olması nedeniyle Sayın Selçuk Bayraktar'a bütün Cizreliler adına çağrımdır. Mutlaka Cezeri adını verdiği bu uçan aleti Cizre'de uçurmasını istiyoruz. Ebu'l-İz Cizrelidir. 'El Cezeri' Cizreli demektir. Onun yapmış olduğu eserler şimdiki bilime bir yol göstermiştir. Bu yüzden Cezeri adı verilen ve Sayın Selçuk Bayraktar tarafından yaptırılan bu aletin Cizre'de uçurulmasını istiyoruz. Bu bizim hakkımız. Çünkü Ebu'l-İz burada medfun. Yoksa onun kemikleri incinir. Bu alet bizim göğümüzü kabartacak, aynı zamanda onu hoşnut edecek.' İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'nin türbesinin bulunduğu Dağkapı Mahallesi Muhtarı Cafer Erbet de İsmail Ebu'l-İz'in dünyada ilk robotu icat eden kişi olduğunu vurgulayarak, 'Çok sayıda makine ile ilgili icatları var. Çok meşhur bir kişi. İsmail Ebu'l-İz, Diyarbakır'a gitmiş olabilir ama Cizrelidir. Türbesi de Cizre'dedir. Dünyada ilk robotu, saati, kaç tane makineyi icat eden kişidir. Uçan aracın Cizre'de uçurulmasını istiyoruz.' dedi.'El Cezeri, dünyada ilk robotu icat eden kişi'Türbeyi ziyarete eden Selim Seylan da Şırnak merkezden geldiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:'Hazreti Nuh Aleyhisselamın türbesini ziyaret ediyoruz. Aynı zamanda İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'nin de türbesi burada. Bunlar bizim manevi değerlerimizdir. Zaman zaman buralara ziyarette bulunuyoruz. Zengin bir kültüre sahip özellikle bölgemiz. İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri, dünyada ilk robotu icat eden bir zat. Bölgemizin kalkınması, hak ettiği değeri kazanması için medyanın bunları tanıtmasını, uçan aracın burada tanıtılmasını, burada üretilmesini istiyoruz.' Vatandaşlardan Abdulaziz Bilge, Cizre'nin dünya medeniyetinin seyrini değiştiren şehirlerden biri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Biz ancak kendi kendimize yeteriz ve biz kendi buluşlarımızla ve ecdadımızdan aldığımız ilhamla atılım göstereceğiz. Bu yapılan ilk uçan arabamızın Cizre'de uçurulmasını talep ediyoruz. Madem El-Cezeri Cizreli demek, istiyoruz ki, El-Cezeri kendi memleketi ile özdeşleşsin. Eğer El-Cezeri burada yetişmişse, bu toprakların suyunu içmişse biz onun bu teknolojik hamlesini günümüzden asırlar sonra tekrar dirilişini biz bu şehirde görmek istiyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Selçuk Bayraktar'dan talebimiz budur.''Resmi yazıyla başvuruda bulunduk'Cizre Ticaret ve Sanayi Odası (CTSO) Başkan Yardımcısı Cemal İşlek de sibernetik biliminin kurucusu kabul edilen, fizikçi, robot ustası bilim insanı İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'nin isminin Türkiye'nin ilk uçan arabasına verilmesinin gururunu yaşadıklarını belirtti.Son dönemde dünyada uçan araba ile ilgili çalışmalar yapıldığını dile getiren İşlek, 'Selçuk Bayraktar yapmış olduğu uçan arabanın ismine Cezeri ismini koydu. Cezeri ismi, Cizre'de 1200 yıl önce yaşamış olan, İsmail Ebu'l-İz El-Cezeri'den gelmektedir. Biz bu konuda kendisinden yapılacak olan deneme çalışmalarının, deneme uçuşlarının Cizre'de yapılmasını talep etmekteyiz. Deneme uçuşlarının Cizre'de yapılması için resmi yazıyla başvuruda bulunduk.' sözlerine yer verdi.
Reklam
"Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?" Diye Soranlara Trajik Hikayesiyle: Camille Claudel
Başka bir dünyada Camille Claudel'den 'büyük işler yapmış, dahi heykeltıraş' diye bahsedebilirdik. Lakin erkek egemen dünyada ve şartların çok daha sert olduğu bir dönemde yaşadığı için; Camille Claudel, ünlü heykeltıraş Auguste Rodin'in sevgilisi, ilham perisi, delirerek ölmüş zavallı bir kadın olarak biliniyor.Camille Claudel'in acı dolu hikaye-i garibesini duymayan kalmasın...
Trump Aleyhine Nyt'de "Anonim" Makale Yazan Kişi Ortaya Çıktı
WASHINGTON (AA) - ABD Başkanı Donald Trump aleyhine 2018'de New York Times (NYT) gazetesinde bir makale yazan ve ardından 'Uyarı' isimli bir kitap çıkaran kişi, eski İç Güvenlik Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Miles Taylor çıktı. Taylor, yayımladığı 'Neden artık anonim değilim?' başlıklı yazılı açıklamayla, Amerikan kamuoyunda 'Anonim' lakabıyla bilinen yazarın kendisi olduğunu duyurdu. New York Times gazetesinde, 'Uyarı' başlığıyla çıkan yazı ve aynı başlıkla yayımlanan kitabın kendisine ait olduğunu kabul eden Taylor, '2,5 yıllık görev sürem boyunca, Trump'ın iş yapmadaki beceriksizliğine tanık oldum. Birçok insan bunu gördü ancak kendilerinden intikam alınacağı korkusuyla, konuşmakta tereddüt etti.' ifadesini kullandı. Taylor, uzun süredir Trump'ı sert bir dille eleştiriyordu2017-2019'da İç Güvenlik Bakanlığı Özel Kalemi olarak görev yapan Taylor, uzun süredir katıldığı yayınlarda, Trump'ı sert bir dille eleştiriyor ve Demokrat Başkan adayı Joe Biden'ı desteklediğini belirtiyordu. 'Anonim' adı altında bir makale yazma kararının kendisi için kolay olmadığını belirten Taylor, adını açıklamadan Trump'a yönelik ciddi suçlamalar yöneltmenin zor bir iş olduğunu vurguladı. Taylor, Twitter hesabından yaptığı açıklamada da Trump'ın çevresindeki herkesi eyleme geçmeye davet ederek, 'Trump, karaktersiz bir adam.' yorumunda bulundu. Beyaz Saray'dan tepki gecikmediTaylor'ın yaptığı açıklamanın ardından Beyaz Saray'dan da tepki gecikmedi.Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany, 'Bu düşük seviyeli, şikayetçi eski yetkili, eylem yerine anonimliği, liderlik yerine bilgi sızdırmayı tercih eden bir yalancı ve korkaktır.' değerlendirmesinde bulundu.Beyaz Saray İletişim Direktörü Alyssa Farah ise Andy Warhol'un 'Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.' sözünü anımsatarak, 'Gelecekte herkes 15 dakikalığına eski yönetim yetkilisi olacak.' dedi. 'Anonim' yazar Trump yönetimini karıştırmıştıNYT'de Eylül 2018'de 'isimsiz' olarak yayımlanan 'Trump yönetimi içindeki direnişin bir parçasıyım' içerikli makaleyi kaleme alan kişinin, Trump yönetimindeki üst düzey bir görevli olduğu ileri sürülmüştü.İmzasız makalede, 'Trump'ın tam olarak anlayamadığı şey şu: Kendi yönetimindeki birçok üst düzey görevli, Başkan'ın gündeminin bazı kısımlarını ve kötü heveslerini bozmak için özenle çalışıyor. Bunu biliyorum çünkü ben de onlardan biriyim.' ifadesine yer verilmişti.Makaleye tepki gösteren Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, yazıyı 'korkak bir makale' olarak nitelemişti. O dönemki Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders da makalenin yazarının derhal istifa etmesi gerektiğini belirtmişti.Makalenin ardından ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Savunma Bakanı James Mattis ve Trump'ın Özel Kalem Müdürü John Kelly gibi Trump'a yakın birçok isim, makaleyi sert şekilde eleştiren ve metnin kendilerince yazılmadığını savunan açıklamalar yapmıştı.
Reklam
"İlk Kovid-19 Aşıları Kusurlu Olabilir" Uyarısı
LONDRA (AA) - İngiltere Aşı Görev Gücü Başkanı Kate Bingham, ilk nesil yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarına karşı aşırı iyimser olunmaması gerektiğini belirterek, 'İlk uygulanacak aşılar kusurlu olabilir ve herkes için faydalı olmayabilir.' uyarısında bulundu.Bingham, ünlü tıp dergisi Lancet için yazdığı makalede, tıp tarihinde hiçbir aşının Kovid-19 aşısı kadar beklenmediğini belirtti.Salgından kurtulmanın tek yolunun 'aşılama' olduğunu kaydeden Bingham, ilk ortaya çıkacak aşılara aşırı iyimser yaklaşılmaması uyarısında bulundu.Bingham, 'İlk üretilecek aşılar muhtemelen mükemmel olmayacak. Yeni nesil aşılar kusurlu olabilir ve herkes için faydalı olmayabilir. Buna hazırlıklı olmalıyız.' ifadelerini kullandı.İngiltere Aşı Görev Gücüİngiltere Aşı Görev Gücü, kamu ve özel sektör iş birliğinde potansiyel Kovid-19 aşı çalışmalarını desteklemek, çalışmalara sağlanacak finansmanı harekete geçirmek ve klinik deneyleri takip etmek için halen hükümetin bilim danışmanı olarak görev yapan Sir Patrick Vallance tarafından kuruldu.Aşı Görev Gücü'nde başkanlık görevini yürüten Kate Bingham, Başbakan Boris Johnson'a aşı çalışmalarıyla ilgili raporlar sunuyor. Oxford Aşısıİngiltere'de Oxford Üniversitesi Jenner Enstitüsü ile Oxford Aşı Grubu iş birliğinde geliştirilen ve üretim lisansı İngiliz-İsveç ilaç şirketi AstraZeneca tarafından satın alınan aşı adayı 'AZD1222' için İngiltere ve Hindistan’da 2'nci ve 3'üncü aşama, Brezilya, Güney Afrika ve ABD’de 3'üncü aşama klinik denemeler yürütülüyor.Dünya çapında 30 bin sağlıklı gönüllü üzerinde test edilmesi hedeflenen aşı adayı için ABD 1,2 milyar dolar kaynak sağlarken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri testlerin başarılı olması halinde şirketten 400 milyon doz aşı satın alma konusunda anlaştı.Hindistan Serum Enstitüsü (SII) iş birliğiyle denemelerde kullanılmak üzere milyonlarca doz aşı üreten şirket, aşı adayının ekimin sonunda acil kullanıma hazır hale getirilmesini hedefliyordu.
Reklam
Laleli Camii'nde Eleştirilere Neden Olan Ampuller Değiştiriliyor
Laleli Camii'nin avizesine, yapının estetiğine uymayan tasarruflu ampullerin takılması, sosyal medyada tartışmalara neden olmuştu. Tartışmalar üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü camide çalışma başlattı. Camide incelemede bulunan Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, 'Ampuller değiştirildi. Bir kısmı da değiştirilecek fakat ampullerin fanuslarının üst kısmında kapakları var. Elimizde yok, onları imal ettirmeye çalışıyoruz. Onlar yapıldığında, fanusun üstünde daha emniyetli bir sistem oluşacak ve ampuller oynamayacak, sağa sola kaymayacak, net bir görüntü alacağız. Böylece homojen aydınlatma sistemine kavuşmuş olacak camii' dedi.
Reklam
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlanıyor
ARTVİN (AA) - Artvin, Trabzon, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt ve Rize'de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla çelenk sunma töreni düzenlendi.Artvin Valiliği önünde düzenlenen törende, Valilik, İl Garnizon Komutanlığı ve Artvin Belediye Başkanlığı çelenkleri Atatürk Anıtı'na sunuldu. Törene, Vali Yılmaz Doruk, Garnizon Komutanı Piyade Albay Şükrü Şenduran, Belediye Başkanı Demirhan Elçin, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı. Tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sona erdi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri çerçevesinde gerçekleştirilen tören sonrası Vali Doruk, kutlamalara katılan 89 yaşındaki Kore gazisi Ahmet Sezgin'le bir süre sohbet etti. GiresunValilik önünde düzenlenen törende, Giresun Valisi Enver Ünlü ve Belediye Başkanı Aytekin Şenlikoğlu, Atatürk Anıtına çelenk sundu.Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından tören tamamlandı. Törene, Giresun Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Tosunoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri ile öğrenciler ve vatandaşlar da katıldı.OrduAltınordu ilçesindeki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törende, Vali Tuncay Sonel ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler tarafından anıta çelenk sunuldu. Tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla bitti.TrabzonValilik önünde düzenlenen törende, Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve Garnizon Komutan Vekili Personel Albay Erdem Canbolat tarafından Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu.Tören, saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla sona erdi. GümüşhaneValilik önünde gerçekleştirilen törende, Gümüşhane Valisi Kamuran Taşbilek ve Belediye Başkanı Ercan Çimen Atatürk Anıtı'na çelenk sundu.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sona eren törene, Cumhuriyet Başsavcısı Veli Ecir, İl Jandarma Komutanı İsmail Gökçek, İl Emniyet Müdürü Celal Taşçı, kent protokolü ve şehit yakınları da katıldı.BayburtSaray Bahçesi'nde düzenlenen törende, Bayburt Valisi Cüneyt Epcim, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, Atatürk Anıtı'na çelenk bıraktı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından tören sona erdi.Törene, kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri ile öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. RizeValilik önünde düzenlenen tören, Vali Kemal Çeber ve Belediye Başkanı Rahmi Metin'in Atatürk Anıtı'na çelenk sunmasıyla başladı.Tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sona erdi. Kovid-19 tedbirleri kapsamında sosyal mesafeye dikkat edilen törene, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Adem Amaç, Cumhuriyet Başsavcısı Önder Kemal Sekücü, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Vali Yardımcısı Bayram Sağır, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hakan Dedebağı, daire amirleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
Reklam
Macron'un "Diplomatik Hücresi" Hakkında Ağır Suçlamalar Ve Eleştiriler
BRÜKSEL (AA) - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un dış politikasını yürüten ekibin yöneticilerinin başka ülkelerin diplomatlarına kaba ve kibirli bir tavırla yaklaşması ayrıca yetkin olmamaları nedeniyle ülkenin zarar gördüğü belirtilirken, üst düzey danışmanlara Elysee içinde ağır suçlamalar ve eleştiriler getiriliyor. Politico'nun internet sitesinde çıkan yazıda Macron'un Elysee Sarayı'nda dış politika oluşturulurken perde arkasında neler yaşandığı aktarıldı. Yazıya göre, Macron 'dünya sahnesinde iş birliği ve 'yapabiliriz' tavrını vurguluyor ancak perde arkasında dış politikasını oluşturan ofis, husumetler ve işlevsiz bir çalışma ortamı yaratmakla' suçlanıyor.Macron'un 'diplomasi hücresi' olarak bilinen ofisle ilgili artan söylentiler, şikayetler ve iki danışmanın bu yaz ruhsal çöküntüyle doktor raporu alarak uzun süreli izne çıkması üzerine Elysee Sarayı, çalışma ortamının soruşturulması için dışarıdan danışmanlarla anlaştı. Danışmanlar ilk raporunu Eylsee Sarayı'na sundu. Soruşturmada durumun dedikodu ve çekişmeden öte bir hal aldığı belirtildi. Politico muhabirinin görüştüğü birçok yetkili ve diplomat da ofiste moral çöküntü ve baskıcı zihniyet olduğunu, ofisteki zayıf koordinasyon veya yönetimin diğer birimlerine, başka ülkelere ve Paris'teki diplomatik camiaya olan düşmanca tavır nedeniyle Macron'un dış politikasının zaman zaman zarar gördüğünü söyledi.Suçlamaların odağında ise Macron'un Orta Doğu uzmanı üst düzey diplomasi danışmanı Emmanuel Bonne ile Bonne'un yardımcısı Alice Rufo bulunuyor. Özellikle bu iki kişi hakkında sözlü taciz, saldırgan e-postalar, başkanın ofisindekileri 'sırtından bıçaklama' ve şantaj iddiaları dile getirildi. Bonne ve Rufo'nun ekipteki kişileri ağlatana kadar bağırdıkları, sürekli talimat değiştirerek aynı işleri tekrar tekrar yaptırdıkları, Fransa'nın büyükelçiliklerindeki atamalarla ilgili çalışanlara 'atamayı engelleyebileceklerine yönelik' tehdit edici ifadeler kullandıkları belirtildi. İki danışmanın birbirlerinin arkasından konuştukları da iddialar arasında yer aldı. Macron'un da dış politika ekibindeki gerginlikten haberdar olduğu, Bonne ve Rufo'yu görevde tutup tutmamayı düşündüğü ileri sürüldü. Ancak Elysee'deki bazı yetkililer, ikilinin Macron ile çok yakın oldukları için korunduklarını belirtti ve 'Bonne ve Rufo, kabadayılık ve taciz yetkileri varmış gibi tam bir dokunulmazlık duygusuyla hareket ediyorlar.' dedi.Paris'teki büyükelçiler rahatsız Bonne ve Rufo'nun tavrından Paris'teki yabancı ülke diplomatlarının da şikayetçi oldukları ortaya çıktı. İki yetkilinin tavrı 'kaba ve kibirli' olarak tanımlayan birçok büyükelçi ve diplomat, aradıklarında Bonne ve Rufo'ya ulaşamadıklarını, mesajlarına cevap alamadıklarını, görüşme imkanı bulamadıklarını söyledi.G20 üyesi bir ülkenin büyükelçisi, konunun Paris'teki birçok büyükelçi arasında açıkça konuşulduğunu belirterek 'Büyükelçiler Elysee'den ve sarayın kabalığından yüzde 100 bıkmış durumda. Büyükelçiler, kendi başkentlerinde Macron'un iyiliği için çok da çaba sarf etmiyor. Bu durum Elysee'nin diplomatik camiayla ilişkisine inanılmaz hasar verdi.' dedi.Fransa Dışişleri Bakanlığı da rahatsızFransa Dışişleri Bakanlığı diplomatlarının da Elysee'nin dış politika ekibinden rahatsız olduğu kaydedildi. Geleneksel olarak Fransız dış politikasında Cumhurbaşkanının asıl oyuncu, Dışişleri Bakanının ise ikincil pozisyonda olduğu hatırlatılarak bu durumun Macron'un danışmanlarına dış politika oluşturmada sıra dışı bir yetki verdiği vurgulandı.Uzun yıllardır görevde bulunan Fransız diplomatlar ise mevcut durumun sıra dışı olduğunu söyledi. Örnek olarak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Macron arasında video konferans yoluyla yapılan görüşme hakkındaki 26 Mart 2020 tarihli bir Fransız diplomatik yazışması gösterildi. Yazıda, Fransa'nın görüşme öncesindeki diplomatik mesajlaşmasının, Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa ile Bonne ve Elysee'nin en üst yetkilisi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Alexis Kohler ile yaptığı iki ayrı görüşmeden sonra Elysee tarafından karmakarışık bir hale getirildiği ifade edildi. Danışmanların yetkinliği tartışılıyorMacron'un dış politika danışmanlarının yetersizliği de Fransız yönetiminde konuşulan konular arasında bulunuyor. Macron'un geçen yıl sarf ettiği 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti.' sözlerinin dünyada nasıl bir etki yaratabileceğine yönelik danışman ekibinin öngörüde bulunamadığı, böyle bir sözün nereye gideceğini kestiremedikleri, bu konuda uyarıda bulunmadıkları ifade edildi. Yönetimden bir yetkili, Macron'un NATO'ya bir nevi elektrik şoku vermek istediğini söyledi ve 'İşin aslı cumhurbaşkanının amacı gerçekleşti.' dedi. Aynı yetkili, bunun sonuçları hakkında danışman ekibinin hiçbir uyarı yapmadığını aktardı.Elysee Sarayı'ndaki bazı yetkililer, Macron'un dış politika ofisindeki önemli boş görevlere az talep olduğunu, birçok önemli bürokratın, diplomatın veya dış politika uzmanının burada çalışmayı tercih etmediğini belirtti.
Ünlü İsimler "Sahneye Ses Ver" Programında Meslektaşları İçin Sahne Aldı
İSTANBUL (AA) - Yeni tip koronavirüs sebebiyle müzik sektöründe zor günler geçiren, müzisyen, orkestra ve sahne arkasında çalışanlara destek olmak adına Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde etkinlik düzenlendi.Ahbap Derneği ev sahipliğinde, Gergedan Yapım organizasyonuyla gerçekleştirilen 'Sahneye Ses Ver' başlıklı programda, ünlü isimler meslektaşları için sahne aldı.Sunuculuğunu Ebru Cündübeyoğlu ve Hakan Yılmaz'ın üstlendiği programda, sahnede konuşma yapan Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent, çok heyecanlı olduklarını dile getirerek, ilk olarak pandemi dolayısıyla programa böyle yoğun bir ilginin gösterileceğini tahmin etmediğini söyledi.Levent, 'Sahneye Ses Ver' programından destek almak için yüzlerce başvuru aldıklarını dile getirerek, şunları ifade etti: 'Dernek olduğumuz için gerekli belgeleri, görüntüleri, istenilen evrakları veren arkadaşlarımızın bu cuma günü hesaplarına para yatırılacak ve hiç değilse kişi başı yaklaşık 4 bin liraya yakın bir para düşüyor. Çok mutluyuz. Bu asıl sorunu çözmez ama belki müzikle ilgilenen dernekler, yapımcılar da bundan sonrası için bir adım atarlar. Çünkü 9 aydır çalışmayan o kadar çok gencimiz var ki sefalet içindeler. Biz bir adım atarak, dayanışma içerisinde olmak istedik. Çünkü Twitter'dan yazmak olmuyor. Eylem yapmak gerekiyor. Ahbaplar olarak hep sahadayız. Çok mutluyuz.'Ahbap Platformu Genel Başkan Yardımcısı Emrah Aydoğdu da, 'Bu anlamlı geceye destek olmak için gelen herkese teşekkür ederiz. Bu gecenin var olmasını sağlayan sanatçı dostlarımıza ve sahne emekçilerimize, dünyanın her yerinden on binlerce ahbabın selamını getirdim.' diye konuştu.Aydoğdu, tüm dünyanın koronavirüse karşı büyük bir mücadele verdiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:'Özellikle belirli meslek grupları ve sokak hayvanlarının gruplarının sorunları bu anlamda gittikçe büyüyor. Sorunlar katlanarak artıyor. Bu gecede bu meslek gruplarından biri olan sahne emekçilerimiz için toplandık. Bugün bizim birçok alanda yürüttüğümüz faaliyetlerin en önemli anlarından bir tanesi. Çünkü hep beraber hep birlikte bunu başarıyoruz. Sanatsız bir hayatın tek kelimeyle manasız olduğunu söylemek isterim. Sahnelerimiz de sanatın beslendiği, büyüdüğü, göz göze, yürek yüreğe paylaşılabildiği yegane alan. Tüm sevgili sahne emekçilerimiz bu alanı ayakta tutuyorlar. Hepsine çok teşekkür ediyoruz. İyiki varsınız.' Programın başında Kaan Sekban'ın sahnelediği kısa bir stand-up gösterisinin ardından Cem Adrian 'Ela Gözlüm' ve 'Sarı Gelin' türkülerini yorumladı.Dinleyiciler için 'Peri' adlı şarkısını seslendiren Ceylan Ertem'in ardından oyuncu Sumru Yavrucuk da 'Neredesin Sen' adlı türküyü söyledi.Sunay Akın ve radyo sanatçısı Nihat Sırdar'ın birlikte esprili bir söyleşi yaptığı sahneye daha sonra Zeynep Bastık ve Emircan İğrek çıktı. Hayko Cepkin'in ilginç kostümüyle 'Melekler' şarkısını seslendirdiği gecede, Fırat Tanış da piyano çalarak 'Yani' eserinini seslendirdi.Halk müziği sanatçısı Oğuz Aksaç'ın da sahne aldığı ve gece yarısına kadar süren program sonunda Haluk Levent ise Aşık Veysel'in 'Uzun İnce Bir Yoldayım' türküsünün ardından zeybek oynayarak 'Ah Bir Ataş Ver' eserini seyircilerle birlikte söyledi.Online olarak da sanatseverlerin evlerinden seyrettiği gecede 18 bin 612 bilet satıldı.
Reklam