onedio
Memleketlileri "Cep Herkülü" İçin Kitap Yazıp Türkü Besteledi
MESTANLI (AA) - İHVAN RADOYKOV - Kariyerinde üst üste 3 olimpiyat şampiyonluğu bulunan, yedişer kez dünya ve Avrupa şampiyonu olan 'Cep Herkülü' lakaplı efsane halterci Naim Süleymanoğlu için Bulgaristan'ın Mestanlı (Momçilgrad) kasabasında yaşayan memleketlileri kitap yazıp türkü besteledi.Merhum Süleymanoğlu'nun hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği kasabadaki Mestanlı Zeybekler Derneğinin Başkanı Metin Hasan, Süleymanoğlu'nun 54. doğum günü vesilesiyle kitap kaleme alırken, 'Mestanlı Zeybekler' müzik grubunun solisti Rossi de özel bir beste yaptı.Hasan, 2016'dan beri topladığı bilgileri 'Ahatlı'dan Halterin Zirvesine Naim' isimli kitabında bir araya getirirken, Türkiye'nin Filibe Başkonsolosluğunun desteğiyle Türkçe ve Bulgarca basılan kitapta Süleymanoğlu'nu yakından tanıyan isimlerin özel anılarına, fotoğraflara ve hakkında yazılan şiirlere yer verildi.Süleymanoğlu'nun 23 Ocak 1967'de doğduğu Mestanlı'ya yakın Ahatlı (Ptiçar) Köyü'nde başlayan hayat hikayesinin anlatıldığı kitapta, rekortmen haltercinin amcası Şaban Hüseyin, ilkokul öğretmeni Nedyalka Kafova, Ahatlı Köyü Muhtarı Nurettin İsmail'in yanı sıra onu yakından tanıyan ve bugüne dek paylaşılmamış birçok ismin özel anıları da yer aldı.AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Hasan, Süleymanoğlu'nun iradesi, gücü ve başarılarıyla her zaman kendilerine örnek olduğunu ve gelecekte de örnek olmaya devam edeceğini belirterek, 'Genç yaşta hayata gözlerin yuman ünlü hemşehrimiz yaşasaydı doğum gününü farklı bir şekilde kutlardık.' dedi.Türkiye'nin Filibe Başkonsolosu Hüseyin Ergani de kitap için kaleme aldığı yazısında Süleymanoğlu'nu 'dünyanın en güçlü adamı' olarak nitelendirirken, 'Cep Herkülü Bulgaristan'ı, Bulgaristan Türklerini ve bütün Türk dünyasını onurlandırmıştır.' ifadelerini kullandı.Doğum günü için türkü de bestelendiÖte yandan, kitapta Naim Süleymanoğlu'na ithafen yazılmış şiirlerden esinlenen 'Mestanlı Zeybekler' isimli dans ve müzik grubunun solisti Rossi de şair Haşim Semerci'nin mısralarının da yer aldığı bir türkü besteleyerek, Naim'in doğum günü dolayısıyla yaptığı bu eseri paylaştı.Rossi, AA muhabirine açıklamasında, 'Naim benim için hem sporda hem de insani anlamda dev bir güçtür. Onun hemşehrisi olmaktan çok gururluyum.' dedi.Kariyerinde üst üste 3 olimpiyat şampiyonluğu bulunan 'Cep Herkülü' lakaplı Süleymanoğlu, yedişer kez dünya ve Avrupa şampiyonluğu elde etti. Ayrıca 46 dünya rekoruna imza atan efsane halterci, 18 Kasım 2017'de karaciğer yetmezliği nedeniyle 50 yaşında hayatını kaybetti.
Medeniyet Mefkuresini Rehber Edinen Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
İSTANBUL (AA) - FATİH TÜRKYILMAZ - 'Huzur', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' ve 'Beş Şehir' eserleriyle okuyucuların kalbinde yer edinen Türk edebiyatının önemli yazar ve şairlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar, vefatının 59. yılında yad ediliyor. Şair ve yazarlığın yanı sıra Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyen Tanpınar, 23 Haziran 1901'de Kadı Hüseyin Fikri Efendi ile Nesime Bahriye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Farklı şehirlerde okuduğu ilkokul, ortaokul ve lisenin ardından bir yıl kadar baytar mektebinde eğitim alan Tanpınar, lise öğrencisiyken şiirlerinden tanıdığı Yahya Kemal Beyatlı'nın etkisiyle 1919'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Fakülteyi 'Şeyhi'nin Hüsrev ve Şirin'i' adlı teziyle 1923'te bitiren yazarın hocaları arasında Beyatlı'nın yanı sıra Cenap Şahabettin, Necip Asım, Rıza Tevfik, Fuad Köprülü, Ferit Kam, Yusuf Şerif Kılıçel, Ali Ekrem Bolayır, Hüseyin Daniş gibi isimler yer aldı.Tanpınar, adını ilk kez 1920'de 'Altın Kitap' dergisinde yayınlanan 'Musul Akşamları' şiiriyle duyururken, mezuniyetinin ardından Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul'daki farklı okullarda estetik, mitoloji ve edebiyat öğretmenliği yaptı.'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması'Şiir zevkinin oluşumunda özellikle Beyatlı ile Ahmet Haşim'in etkisi olduğunu yazılarında da aktaran Tanpınar'ın eserleri 'Dergah', 'Milli Mecmua', 'Hayat', 'Görüş', 'Ülkü', 'Varlık', 'Oluş', 'Kültür Haftası' ve 'Aile' dergilerinde okuyucuyla buluştu.Eleştirmen Doğan Hızlan, 26 yaşındayken Fransız şair Paul Valery'yi okuduktan sonra estetik algısı yeni bir boyut kazanan Tanpınar için bir televizyon programında şunları kaydetti:'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması. Sadece romancı ya da şair olarak kalsa, bu türde iyi yapıtlar vermiş biri olarak değerlendirilir, edebiyat tarihi açısından ona göre yargılanırdı. Ama Tanpınar bizim kimlik sorunumuz üzerine çok düşünmüş. Doğu-Batı, bence her yazarın düşünmesi gereken bir sorunsal. Bugün de düşünmesi gereken, yarın da düşünülecek bir sorunsal. Tanpınar buna yanıt ararken estetik serüvenin coğrafyasını genişletiyor.'Usta edebiyatçının ilk düz yazısı ise 20 Aralık 1928'de yine 'Hayat' dergisinde çıkarken, farklı bir çalışma alanı olarak çeviriye de başladı ve 1929'da E. T. A. Hoffmann'ın 'Kremon Kemanı' ile Anatole France'tan 'Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı' adlı kitapları çevirdi.Ahmet Kutsi Tecer ile 1930'da Ankara'da 'Görüş' dergisini çıkarmaya başlayan Tanpınar, 1932'de Kadıköy Lisesi'ne, 1933'te ise estetik mitoloji dersi vermek üzere Sanayi-i Nefise Mektebi'ne atandı.Şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanındıTanpınar, kendi ifadesiyle 1932 yılına kadar 'radikalist bir Batıcı' olup Doğu'yu tamamıyla reddederken, sonrasında ise yenileşmenin gereğine inanmasına rağmen Osmanlı medeniyetinin ve büyük değerlerin giderek kaybolmasından gelen bir hüzün de yaşadı.Ahmet Hamdi Tanpınar, 1939'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yeni kurulan '19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü'nde profesör olarak görev alırken, Tanzimat'tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi ve İslam Ansiklopedisi’ne de maddeler yazdı.Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak 1940'ta vatani görevini yapan yazar, 1942'de CHP Kahramanmaraş Milletvekili olarak Meclis'e girse de siyasete girmekten hiç memnun olmadı.Tanpınar, şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınırken, edebiyatçılığının yanı sıra kişiliğiyle de dikkati çekti.İlk kez 1944'te tefrika halinde yayınlanan 'Mahur Beste' adlı romanı 1975'te basılan Tanpınar, eserini Lale Devri'nin ünlü hanende ve bestekarı Eyyübi Ebubekir Ağa'ya ithaf etti. Türk musikisiyle de ilgilenen, eserlerinde zaman duygusunu, mazi düşüncesi ve rüya estetiğini sıkça işleyen yazar, psikolojik tahlillere geniş yer verdiği hikaye ve romanlarında Batılılaşma ve gelenekler arasında kalan kişilere odaklandı.'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür'Tanpınar hakkında geniş çalışmalar yapan İnci Enginün, Tanpınar'ın insanı ele alış şekline yönelik, 'İnsanın, etrafındaki terkibin bir parçası olduğuna inanan yazar, onları geniş çevreleriyle, bir ufacık hadisede derinleştirilen psikolojileriyle verir. Bunu yaparken de imajlarla zengin, Türkçenin en yüksek mizahi ve ironik üslubuyla, onları ve hayat karşısındaki tavırlarını anlatır.' tespitinde bulundu.Enginün, Tanpınar'ın hiçbir sözünü bağıra çağıra, abartılarla anlatmadığına işaret ederek, 'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür. Okuyucusunun içinde devam eden sesi, cümle cümle en muhtaç olduğumuz anda, aydınlatıcı bir ufku gözler önüne serer. Sanıyorum Tanpınar’ın git gide artan etkisi, insanı büyüsüne alan güçlü anlatımının okuyucuda yaşamasından kaynaklanmaktadır.' değerlendirmesini yaptı.Tanpınar'ın 1948'de tefrika halinde yayımlanan 'Huzur' eseri, 1949'da kitap haline getirilerek okuyucuyla buluştu.Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği de yapan Tanpınar, 1949'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yeniden görev yapmaya başladı.'Sahnenin Dışındakiler' eseri, vefatından sonra basıldıUsta edebiyatçının, Türk insanının Doğu ile Batı arasında bocalamasını irdeleyen 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' eseri 1961'de yayımlandı.Hüseyin Su tarafından 'Bütün yazdıklarının iklimini, birikimini paylaşmalarının yanında, dili ve üslubu, kurduğu tahkiye dünyası, zaman, rüya, musiki, kadın, ölüm, hayat, ikinci hayat ve ikinci ben… gibi kendine özgü anlatım renkleri açısından da sanatçı kişiliğinin romancıdan sonra gelen sıfatı olmuştur.' şeklinde anlatılan Tanpınar, kendisinin şiirle ilgisini ise şöyle tarif etti:'Şiirde dolayısıyla kendimin, hikaye ve romanlarımda kendimle beraber mümkün olduğu kadar hayatın ve insanların (benden başkalarının) peşindeyim.''Mahur Beste' ve 'Huzur' eserleriyle birlikte üçleme oluşturan, Anadolu'da süren Kurtuluş Savaşı ile İstanbul'daki aydınlarla halkın farklı kesimlerinden insanların değişen hayatlarını işleyen 'Sahnenin Dışındakiler' kitabı ise 1950'de tefrika edilip vefatından sonra 1973'te basıldı.'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli'İstanbul, Bursa, Ankara, Erzurum ve Konya şehirlerini doğal, tarihi ve kültürel yapılarıyla anlattığı 'Beş Şehir' isimli eseri de kaleme alan Tanpınar, romanlarında gerçekçi ve sosyal sorunlara eğilen tarzıyla dikkati çekti.Mehmet Kaplan'ın tarifiyle 'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli' olan Tanpınar, edebi eserin ana unsurlarını mükemmeliyet, hayat tecrübesi ve dil temellerine oturttu.Geçirdiği kalp krizi nedeniyle 23 Ocak 1962'de İstanbul'da vefat eden usta edebiyatçı, Aşiyan Mezarlığı'nda Yahya Kemal’in mezarının yanı başına defnedildi. Mezar taşında, kendi dizeleri olan 'Ne içindeyim zamanın/Ne de büsbütün dışında' ifadeleri yazılan Tanpınar'ın tamamlayamadığı ve öldükten sonra notları içerisinden toparlanarak yayına hazırlanan romanı 'Aydaki Kadın' 1987'de basıldı.Eserleri:'Huzur', 'Mahur Beste', 'Sahnenin Dışındakiler', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü', 'Aydaki Kadın', 'Şiirler', 'Bütün Şiirleri', 'Seçmeler', 'Abdullah Efendi’nin Rüyaları', 'Yaz Yağmuru', 'Hikayeler', 'Tevfik Fikret Hayatı Şahsiyeti Şiir ve Eserlerinden Parçalar', 'Namık Kemal Antolojisi', '19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi', 'Yahya Kemal', 'Edebiyat Üzerine Makaleler', 'Mücevherlerin Sırrı', 'Edebiyat Dersleri', 'Beş Şehir', 'Yaşadığım Gibi', 'Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları', 'Tanpınar’dan Hasan Ali Yücel'e Mektuplar'
Reklam
Japonya'da Çifte Vatandaşlığa Karşı Çıkan Yasaya İlişkin Açılan Dava Reddedildi
TOKYO (AA) - Japonya’da vatandaşların yabancı ülke tabiiyetini elde etmekle hali hazırdaki vatandaşlıklarını kaybedeceklerini şart koşan ve çifte vatandaşlıktan men eden yasaya karşı açılan dava reddedildi.Tokyo Bölge Mahkemesinde, Japonya'da doğan ve Avrupa’da yaşayan yaşları 30 ile 80 arasında değişen 8 kişinin, yabancı bir ülke yurttaşlığını edinmekle Japonya vatandaşlığını kaybetmenin anayasayı ihlal ettiği iddiasıyla, 2018’de açtığı dava görüldü.Vatandaşlık kuralının anayasaya uygunluğu hükmüne varan mahkeme, çifte vatandaşlığın anayasaya uygun olduğunu açıklayarak davayı karara bağladı. Kararı açıklayan duruşma hakimi Mori Hideaki, çifte vatandaşlığın “birey ile devlet arasında olduğu kadar, ülkeler arasındaki hak ve sorumluluklarda çatışma doğurabileceğini” söyledi.Kyodo ajansına göre davayı Japon vatandaşlığını korumayı hedefleyen, İsviçre ya da Lihtenştayn vatandaşı 6 kişi ve başka ülke vatandaşlığına geçmeyi planlayan iki kişi dahil 8 müşteki açtı.Karar sonrası Kyodo'ya konuşan müştekilerden İsviçre vatandaşı Nogawa Hitoşi, mahkemenin “yurt dışında yaşayan Japonların hissiyatlarını göz önünde bulundurmadığını“ söyledi.Tercih şartıUyruk Kanunu'nun 11. maddesine göre, Japonya dışındaki bir ülkenin tabiiyetini kendi isteğiyle kazanan Japonya vatandaşı vatandaşlığını yitiriyor.Kanun, çifte vatandaşlığı 20 yaşın altındayken elde edenlerin 22 yaşına kadar, 20 yaşından sonra elde edenlerin de iki yıl içinde tabiiyetleri arasında tercih yapmasını şart koşuyor.Naomi Osaka’nın tercihiJaponya'da çifte vatandaşlığa izin verilmemesi, annesi Japon, babası Haitili olan ünlü tenis oyuncusu Naomi Osaka’nın 22 yaşına basmadan önce Japon vatandaşlığını tercih etmesiyle 2019’da gündeme gelmişti.Kyodo ajansına göre, Ekim 2019 itibarıyla yaklaşık 518 bin Japon vatandaşı yabancı ülkelerde oturuma sahip ancak çifte vatandaşlığı bulunanların sayısı belirsizliğini koruyor.
Reklam
Reklam
CHP Jeotermal Enerji Komisyonu Üyeleri, Seferihisar'da Saha İncelemesi Yaptı
İZMİR (AA) - CHP Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu üyeleri, İzmir'in Seferihisar ilçesinde jeotermal sahalarında incelemelerde bulundu.CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç başkanlığındaki komisyon üyeleri, Orhanlı Mahallesi'ne geldi. Ziyarette konuşan Öztunç, komisyon olarak 5 gündür Ege Bölgesi'nde temaslarda bulunduklarını söyledi. Amaçlarının jeotermal enerji santrallerini (JES) araştırmak olduğunu vurgulayan Öztunç, 'Seferihisar Türkiye'nin en güzel yerlerinden biri. Sakin şehir olarak ünlü. Bu güzel köyü bu şirket sahipleri niçin mahvetmek istiyor? Kefenin cebi yok. Para için buna değmez. Bu konuda mücadele etmek gerekiyor. Bu mücadeleyi siz yapacaksınız biz destek vereceğiz.' ifadelerini kullandı.Bilim adamlarının JES'lerin yenilenebilir enerji olduğuna dair açıklamaları olduğunu dile getiren Öztunç, 'Ama biz bunu doğru yapmalıyız. Finlandiya'daki gibi, İsveç’teki gibi Almanya’daki gibi kapalı uygulama yapılmalı.' diye konuştu. Komisyonda CHP'nin İzmir Milletvekili Mahir Polat, Aydın milletvekilleri Süleyman Bülbül ve Hüseyin Yıldız, Denizli Milletvekili Haşim Teoman Sancar, Muğla Milletvekili Mürsel Alban, Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ile Parti Meclisi Üyesi Gizem Özcan bulunuyor. Komisyon üyeleri, açıklamaların ardından bölgeden ayrıldı.
Reklam
Zkm Sanat Ve Medya Merkezi Karlsruhe Başkanı Weibel: "Müzelerimiz İnsanların Evlerinde Misafir Olmalı"
İSTANBUL (AA) - ZKM Sanat ve Medya Merkezi Karlsruhe Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Prof. Peter Weibel, dijital dönemde müzelerin de sürece ayak uydurması gerektiğini belirterek, müzelerin insanların evlerinden ziyaret edebildiği dijital bir forma dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Sakıp Sabancı Müzesi Arşiv ve Araştırma Alanı yürütücülüğünde ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Teknolojik Sanat Eserlerinin Korunması' araştırma projesi 2021 programıyla devam etti. Yeni yılın ilk etkinliğinde Weibel, 'Yerelin Dışında Müze' başlıklı bir çevrimiçi konuşma gerçekleştirdi.Weibel, 2020’de küresel salgın kriziyle beraber dijital genişlemenin müzeler üzerinde yoğunlaşan etkisini ve bu çerçevede müzelerin yerel dışında ziyaretçilere de yönelik bir platform işlevi kazanmasına dikkati çekti. Televizyon, radyo ve internet gibi teknolojilerin mesafeleri ortadan kaldırdığına değinen Weibel, şunları söyledi: 'Bir kitleyi müzeye çekmeniz için çok büyük reklam maliyetleri gerekiyor. Teknolojik imkanlar sayesinde çok ünlü sanatçıların eserleri herkesin beğenisine sunuluyor. Toplum olarak ihtiyaçlarımıza göre çözümler üreten ve uzakları yakınlaştıran bir hale geliyoruz. Bir müze bu ortamda nasıl hayatını devam ettirebilir? Müzelerin herkese açık bir yayın sistemi olması gerekiyor. 'Bir etkinliğimiz var gelin bunu izleyin' düşüncesinin ötesinden 'biz size geliyoruz' düşüncesi gerekiyor. İnsanlar yeni modelde evden çalışıyorlar. Bunu da telekomünikasyon marifeti ile gerçekleştiriyorlar. Artık lokal diye bir şey olmadığı için müzelerde de izleyicilerimiz ve takipçilerimiz aynı zamanda yerel olmayan bir yapı arz ediyor olacak. Aynı ev ofisleri gibi ev müzeleri inşa etmemiz gerekiyor. Müzelerimiz insanların evlerinde misafir olmalı. Müzelerdeki analog içeriği dijital bir veriye dönüştürmek gerekiyor. Müzelerin yeni dijital içerikler de üretmesi gerekiyor. Heykelleri ve tabloları alarak dijital bir forma aktarmak gerekiyor. İzlenebilir bir hale getirmek gerekiyor.'Dijital sanat ve kültürün geleceğe taşınmasına yönelik uluslararası çalışmalara katkı sağlamayı; medya teorisyeni, küratör, dijital sanat konservatörü, bilgisayar bilimcisi, araştırmacı ve sanatçılar için ortak çalışma alanları oluşturmayı hedefleyen proje kapsamında yıl boyunca; Müzelerin Geleceği, Sanal Gerçeklik Sanat Eserlerinin Korunması, Yapay Zekâ Sanat Eserlerinin Korunması, İnternet Sanatının Geleceği, İnternet Sanatının Korunmasında Yeni Ufuklar konulu konferans, konuşma etkinliği ve atölyeler düzenlenecek.
Tarihçi ve Yazar Yavuz Bahadıroğlu Vefat Etti! Yavuz Bahadıroğlu Kimdir?
Yavuz Bahadıroğlu mahlası ile bilinen ünlü tarihçi ve yazar Niyazi Birinci bir süredir hastanede tedavi görüyordu. Bugün 76 yaşında hayata gözlerini yuman Niyazi Birinci'nin vefat haberini oğlu Mücahit Birinci sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu. Peki Yavuz Bahadıroğlu mahlası ile bilinen Niyazi Birinci kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
Reklam