Tarla Diye Biliniyordu, Altın Fışkırdı: Otoyol Yaparken 22 Bin Torba Altın ve Tarihi Eser Bulundu
Çekya'da yeni bir otoyol projesi için başlatılan sıradan bir altyapı çalışması, arkeoloji dünyasını sarsan muazzam bir keşfe dönüştü. İş makinelerinin geçeceği güzergahta yapılan ön kazılarda, antik döneme ait devasa büyüklükte bir Kelt yerleşimi ile birlikte tam 22 bin torba dolusu altın, gümüş ve paha biçilemez tarihi eser gün yüzüne çıkarıldı.
Çekya sınırları içerisinde inşa edilmesi planlanan D35 otoyolunun yapım çalışmaları, tesadüf eseri tarihin akışını değiştirecek bir buluşa zemin hazırladı.
Hradec Kralove kenti yakınlarında yolun geçeceği bölgede tedbir amaçlı yürütülen arkeolojik araştırmalarda, Demir Çağı'na ait ve bugüne kadar bilinen örneklerinden çok daha büyük bir Kelt şehri bulundu. Yaklaşık 25 hektarlık, yani 62 dönümlük devasa bir alana yayılan bu antik merkezden; altın ve gümüş paralar, Baltık bölgesine özgü kehribar taşları, cam eşyalar ve binlerce metal parça fışkırdı. Sahada iki yıldır titizlikle çalışan uzmanlar, tasnif ettikleri birbirinden değerli bu eşyaları tam 22 bin torbaya doldurarak koruma altına aldı ve incelemek üzere laboratuvarlara taşıdı.
Bulunan bu yeni yerleşimin boyutu, uzmanları en çok şaşırtan detayların başında geliyor. Bölgedeki bilinen Demir Çağı yerleşimleri genellikle bir veya iki hektarlık alanları kapsarken, yeni keşfedilen bu merkezin standartların tam on katı büyüklüğünde olması tarihe yeni bir ışık tutuyor. Kazı ekibinin başındaki isim Matouš Holas, bölgenin bir tarım arazisi gibi göründüğünü ve eğer bu otoyol projesi olmasaydı, yeraltındaki bu devasa hazinenin ve şehrin sonsuza dek gizli kalmaya devam edeceğini vurguluyor. Milattan önce ikinci yüzyılda en parlak dönemini yaşadığı düşünülen bu merkezin, modern tarım faaliyetlerinden veya definecilerden hiçbir şekilde zarar görmemiş olması da arkeologlar için büyük bir şans olarak değerlendiriliyor.
Şehrin yapısı incelendiğinde ise oldukça ilginç bir detay göze çarpıyor. Etrafında herhangi bir savunma duvarı, hendek veya askeri bir yapı bulunmayan bu yerleşim, adeta barışçıl bir ticaret ve üretim merkezi olarak faaliyet göstermiş. İçerisinde evlerin, atölyelerin ve iki farklı ibadet alanının bulunduğu şehir, antik çağın en önemli ticaret rotalarından biri olan ve Akdeniz ile Kuzey Avrupa'yı birbirine bağlayan tarihi Kehribar Yolu üzerinde kilit bir durak noktasıydı. Bölgede bol miktarda kehribar bulunması ve Keltlerin dönemin Roma paralarından ilham alarak kendi gümüş ve altın sikkelerini basmaları için kullandıkları kalıpların ortaya çıkması, buranın uluslararası ticarette ne kadar güçlü bir merkez olduğunu kanıtlıyor.
Tüm bu büyüleyici Kelt hazinelerinin yanı sıra, aynı otoyol güzergahındaki çalışmalar insanlık tarihinin çok daha eski bir dönemine ait inanılmaz bir sırrı daha açığa çıkardı. Arkeologlar, Kelt yerleşiminin bulunduğu bölgenin yakınlarında, günümüzden yaklaşık yedi bin yıl öncesine, yani Cilalı Taş Devri'ne ait bir ahşap kuyu kalıntısı buldu. Meşe ağacından, dönemi için son derece gelişmiş marangozluk teknikleriyle inşa edilen bu kuyu, su altında oksijensiz kaldığı için binlerce yıl boyunca hiç çürümeden günümüze ulaşmayı başardı. Ağaç halkalarının analiziyle yaşı kesin olarak kanıtlanan bu yapı, şu an için Avrupa'da keşfedilen dünyanın en eski ahşap mimari eseri olarak kayıtlara geçti ve ilk çiftçi topluluklarının zanaat becerilerinin sanılandan çok daha ileri seviyede olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!




Yorum Yazın