PISA 2025’te Türkiye’den Umut Veren Sonuçlar: Yükseliş Güzel, Şimdi Sırada Fırsat Eşitliği Var
PISA 2025 sonuçları Türkiye adına sevindirici bir gelişmeye işaret ediyor. Fen ve okumada OECD ortalamasını geçtik, matematikte ise ortalamanın yalnızca bir puan gerisinde kaldık. Bu başarıyı görmek önemli. Ancak rakamlar ilerlemenin bütün öğrencilere eşit biçimde ulaşması için hâlâ atılması gereken adımlar bulunduğunu da hatırlatıyor.
1. Türkiye üç alanda da yükseldi
Türkiye’nin puanı 2022’ye göre fende 18, okumada 16, matematikte ise 9 puan arttı. Türkiye ayrıca bu dönemde üç alanın tamamında performansını anlamlı düzeyde artıran tek OECD ülkesi oldu. Üstelik temel yeterliğin altında kalan öğrenci oranı azalırken üst düzey başarı gösterenlerin oranı da yükseldi. Kısacası ortada gerçek ve değerli bir ilerleme var.
2. Fen öne çıktı, matematikte fark kapandı
Türkiye fen bilimlerinde 494 puanla 482 olan OECD ortalamasını geçti. Okumada da 472 puana ulaşarak OECD ortalamasının 11 puan üzerine çıktı. Matematikte ise puanımız 462, OECD ortalaması 463 oldu. Ancak öğrencilerin yüzde 35,7’sinin hâlâ temel matematik yeterliğinin altında bulunması, bu alanda desteğin sürmesi gerektiğini gösteriyor.
3. Başarı yükselirken eğitimdeki farklılıklar devam ediyor
Sosyoekonomik açıdan en avantajlı ve en dezavantajlı yüzde 25’lik öğrenci grupları arasında fen bilimlerinde 81 puanlık fark bulunuyor. Bununla birlikte, dezavantajlı öğrencilerimizin OECD ülkelerinde benzer koşullarda yaşayan akranlarından daha yüksek sonuçlar alması oldukça umut verici. Bu tablo, uygun destek sağlandığında öğrencilerin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Ama başarıyı yalnızca öğrencilerin dayanıklılığına bırakmamak gerekiyor.
4. Yoksunluk ve devamsızlık da eğitim başarısının bir parçası
Öğrencilerin yüzde 34,3’ü maddi, yüzde 18,9’u sosyal yoksunluk yaşadığını bildiriyor. Herhangi bir yoksunluk yaşadığını belirtenlerin toplam oranı ise yüzde 41,6. Öğrencilerin yüzde 53’ü de PISA uygulamasından önceki iki hafta içinde en az bir tam gün okula gitmediklerini söylüyor. OECD ortalamasında bu oran yüzde 22.
Bu rakamlar, akademik başarıyı değerlendirirken öğrencilerin okul dışındaki yaşam koşullarını da dikkate almamız gerektiğini hatırlatıyor.
5. Okulların koşulları birbirinden oldukça farklı
Öğrencilerin yüzde 81’i, yöneticilerin öğretmen yetersizliğinin eğitimi aksattığını bildirdiği okullarda öğrenim görüyor. Ayrıca öğrencilerin yüzde 24’ü eğitim materyali, yüzde 14’ü ise bina, ısınma ve okul bahçesi gibi fiziksel altyapı eksiklikleri bulunan okullarda okuyor.
Bu veriler öğretmenleri sorumlu tutmaktan çok, öğretmenlerin ve okulların ihtiyaç duyduğu insan kaynağı ile donanım desteğini güçlendirmemiz gerektiğine işaret ediyor.
6. Hangi okula gittiğiniz hâlâ fazlasıyla önemli
Türkiye’de okullar arası başarı farkı OECD ortalamasının üzerinde. Özellikle matematikte okul türleri arasındaki puan farkı 206’ya kadar çıkıyor. Bir öğrencinin başarısının devam ettiği okul tarafından bu kadar güçlü biçimde belirlenmesi, PISA 2025’in üzerinde en fazla düşünülmesi gereken sonuçlarından biri. Ortalama puanı yükseltmenin yanında, her okulda benzer öğrenme imkânları sunmak da önceliğimiz olmalı.
7. Çocukların kendilerini güvende hissetmesi de başarı kadar önemli
Öğrencilerin yüzde 21,4’ü ayda birkaç kez veya daha sık en az bir tür akran zorbalığına maruz kaldığını belirtiyor. OECD ortalaması ise yüzde 20. Kendisiyle alay edildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 15,7, tehdit edildiğini belirtenlerin oranı yüzde 3,2. Siber zorbalığa ilişkin oran ise Türkiye’de ve OECD genelinde yaklaşık yüzde 3. Okul yalnızca akademik bilginin kazanıldığı değil, çocukların kendilerini güvende ve değerli hissetmeleri gereken bir yer.
Sonuç: Kutlanacak bir ilerleme, birlikte tamamlanacak bir yol var
PISA 2025, Türkiye’nin doğru yönde ilerleyebildiğini gösteriyor. Fen ve okumadaki yükseliş, matematikte kapanan fark ve dezavantajlı öğrencilerin güçlü performansı gerçekten umut verici.
Şimdi bu başarıyı kalıcı ve daha kapsayıcı hâle getirme zamanı.
Bunun yolu; öğretmen ve kaynak ihtiyacını azaltmaktan, devamsızlığı önlemekten, zorbalıkla mücadele etmekten ve çocuğun gittiği okulun kaderini belirlemediği bir eğitim sistemi kurmaktan geçiyor.
Çünkü gerçek başarı yalnızca ülke ortalamasının yükselmesi değil, her çocuğun bu yükselişin bir parçası olabilmesidir.
Kaynak: OECD PISA 2025 sonuçları
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

