article/comments
article/share
Haberler
Hayatını Kaybeden Öykü Dinç'in Ailesi Adalet Arıyor

Hayatını Kaybeden Öykü Dinç'in Ailesi Adalet Arıyor

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

İstanbul Pendik'te 14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç'in hayatını kaybettiği kazanın üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçti, ancak dosyadaki soru işaretleri hâlâ giderilmiş değil. Aile; çalışmayan kameralar, birbirini tutmayan tutanaklar ve çelişkili bilirkişi raporlarıyla dolu bir yargı sürecinde adalet arıyor. 11 Eylül'deki dördüncü duruşmada dinlenen tanık, direksiyonda bir kadının olduğunu söyledi. Dava, Adli Tıp raporunun beklenmesi için 27 Kasım'a ertelendi.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

15 mobese kamerasının hiçbiri sürücü koltuğunu görüntülemedi, tutanağa genç kız "yaralı" diye geçti.

15 mobese kamerasının hiçbiri sürücü koltuğunu görüntülemedi, tutanağa genç kız "yaralı" diye geçti.

Kaza, 18 Mayıs 2025'te Pendik Kaynarca Mahallesi'ndeki Erol Kaya Caddesi'nde meydana geldi. Yolun karşısına geçmeye çalışan Işıl Öykü'ye, özel bir hastanede hemşire olarak çalışan Ömer Faruk Ballı'nın kullandığı otomobil çarptı. Genç kız olay yerinde hayatını kaybetti. 19 Mayıs'ta tutuklanan Ballı, suç vasfının lehine değişebileceği gerekçesiyle yalnızca iki gün sonra yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğüyle serbest bırakıldı. Ballı, Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 'taksirle ölüme neden olma' suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle tutuksuz yargılanıyor.

Ailenin itirazları kazanın ilk saatlerine kadar uzanıyor. Baba Yunus Dinç, olay günü kendilerine aracı bir kadının kullandığı ve kadının olay yerinden uzaklaştığı bilgisinin verildiğini, ancak kaza tutanağında sürücü olarak Ballı'nın adının yazıldığını anlatıyor. Bölgedeki güvenlik kameralarının çalışmadığını öğrenen aile, delil toplamak için kendi imkânlarıyla harekete geçti.

Dinç'e göre olay yerinde ve yaklaşık 1 kilometre gerisinde, aralarında 360 derece çekim yapabilenlerin de bulunduğu toplam 15 MOBESE kamerası var. Baba, 'Bunların hiçbirisi şoför koltuğunu çekmemiş, arızalıymış, bozukmuş, çalışmıyormuş' sözleriyle tepkisini dile getirdi. Kazaya karışan aracın bir rent a car firmasına ait olduğu ortaya çıkınca aile kira sözleşmesini ve GPS kayıtlarını istedi. Mahkeme talebi kabul etti, ancak şirketten araçlarda GPS cihazı bulunmadığı yanıtı geldi.

Tutanaklardaki çelişkiler de dosyanın en çok tartışılan başlıkları arasında. Görgü tanıkları, olaydan yaklaşık 5 dakika sonra gelen polislerin Işıl Öykü'nün hayatını kaybettiğini söylediğini aktardı. Buna rağmen olay yeri tutanağına genç kız 'yaralı' olarak geçirildi. Karakolda pedagog ve avukat olmadan ifadesi alınan 14 yaşındaki arkadaşı ise mahkemede tutanaktaki cümlelerin kendisine ait olmadığını söyledi.

9 saniyelik görüntü için iki ayrı rapor çıktı: Biri yeşil ışık dedi, diğeri kırmızı ışık ve en az 94 kilometre hız.

9 saniyelik görüntü için iki ayrı rapor çıktı: Biri yeşil ışık dedi, diğeri kırmızı ışık ve en az 94 kilometre hız.

Davanın kilit delili, olay yerindeki bir motosiklet sürücüsünün kaskından elde edilen 9 saniyelik görüntü. Tutanakta Işıl Öykü'nün trafik ışıklarından yaklaşık 14,30 metre ileride, yaya geçidi olmayan bir noktada saksıların arasından yola çıktığı yazıyor. Aile ise görüntüde genç kızın ışıkların bulunduğu bölgede olduğunu savunuyor.

Adli Tıp Kurumu'nun raporunda aracın hızının görüntüden tespit edilemediği, ancak aracın yeşil ışıkta geçtiğinin değerlendirildiği belirtildi. Baba Dinç bu ifadeye itiraz ederek, 'Bilirkişi tekniklerine dayanarak ya bir şeyi tespit eder ya da tespit edemedim der. 'Düşünüyoruz' diye kişisel fikirlerini yazamaz' dedi. Ailenin hazırlattığı keşif raporu ise aracın kırmızı ışıkta geçtiğini ve hızının en az 94,40 kilometre olduğunu ortaya koydu. Mahkeme, iki rapor arasındaki farkı gidermek için dosyayı 7 Temmuz'da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Üst Kurulu'na gönderdi.

Aile, süreçte yaşanan başka gelişmelere de dikkat çekiyor. Dinç, dosyada üç savcının değiştiğini öne sürdü. Olay günü elle tutanak hazırlayan ve bu tutanakta araçtaki kadının adı ile imzasına yer veren iki polis memurunun ise sonradan Ağrı ve Adana'ya atandığı ortaya çıktı. Baba, 'Kadının isminin ve imzasının geçtiği tek resmi evrakı düzenleyen iki polis memuru İstanbul'dan sürülmüş. Bu kadın tam olarak kim?' diye sordu.

11 Eylül'deki duruşmada tanık konuştu: "Aracı kullanan şoför bayandı."

11 Eylül'deki duruşmada tanık konuştu: "Aracı kullanan şoför bayandı."

Dördüncü duruşma 11 Eylül'de Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Salonda anne Özlem Dinç ve baba Yunus Dinç'in yanı sıra, Kadıköy'de bıçaklanarak öldürülen Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi ile Güngören'de bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan'ın annesi Gülhan Ünlü de aileye destek için yer aldı.

Duruşmada dinlenen tanık Mustafa K., kazanın tam önünde gerçekleştiğini, aracın hızlı olduğu için kırmızı ışıkta duramadığını ve yaklaşık 50-60 metre ileride durduğunu anlattı. Tanık, 'Aracı kullanan şoför bayandı. Araç ileride durunca bir erkek, kadını sakinleştirmeye çalıştı. Daha sonra kadını yan tarafa oturttu ve kendi şoför koltuğuna geçti' dedi. Bir diğer tanık Yunus G. de araçta bir kadın ve bir erkek bulunduğunu, kadının direksiyon tarafından diğer tarafa geçtiğini ve panik içinde 'Ben yapmadım, benim suçum yok' diye bağırdığını söyledi.

Sanık Ballı ise suçlamaları kabul etmedi. Video kaydının kırmızı ışıkta geçmediğini gösterdiğini savunan Ballı, aracı kendisinin kullandığını ve kazadan sonra eşinin oturduğu tarafa geçip onu kontrol ettiğini ifade etti. Mahkeme, sanık hakkındaki adli kontrolün sürmesine ve video kaydına ilişkin Adli Tıp raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 27 Kasım'a erteledi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır adalet arayan baba Yunus Dinç'in sözleri ailenin kararlılığını özetliyor: 'Kızımızın kusuru varsa başımız gözümüz üstüne. Zaten bir kusuru varsa canıyla ödedi, toprağa girdi dedik. Biz sadece kızımızın adalet mücadelesini vermiyoruz. Saf kötülükle mücadele ediyoruz.'

👇🏻

👇🏻
twitter.com

'Vicdanı olan herkes bunu okusun:

14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmek isterken 94.2 km hızla giden aracın çarpması sonucu 38.2 metre sürüklenerek hayatını kaybetti. Katillerin öyle bir siyasi bağı var ki sadece 48 saatte serbest kalan, bir günde 'Memur Suçları Soruşturma Bürosuna' iddianame yazdırtan ve olay yerindeki üç mobese direğindeki toplam 15 kameranın çalışmaması gibi şeyleri ailenin önüne tesadüf diyerek servis eden, mahkemede söz alarak: 'Ben Işıl'a çarpmadım, Işıl bana çarptı arabama hasar verdi.' gibi çirkin sözler söyleyecek kadar kansızlar. Ancak sadece Işıl değil, ailesi de onunla birlikte toprağa girdi. Kızlarına mezarına her gittiklerinde 'Bugünde adaletini sağlayamadık kızım' demeye mecbur bırakılıyorlar. Artık gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını istiyoruz. Peki soruyorum o ailenin yerinde ya siz olsaydınız?

İşte bu yüzden Işıl geri gelmeyecek ama adaletini sağlayarak diğer Işıl'ların trafik cinayetine kurban gitmemesi içindir bu mücadelemiz. Biz Işıl'ın yarım kalan hayalleri için adalet istiyoruz. Sende bize destek ol, paylaş ve herkese bu olaydan bahset. Unutma ki bir gün o adaletsizlik seninde kapını çalabilir!'

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2018 yılında Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra medya sektörüne stajyer olarak adım attım. Mesleğe ilk olarak yazılı basında Muhabir-Editör olarak başladım; ardından alan değiştirerek dijitalde görev aldım. Eylül 2024’ten bu yana ise Onedio bünyesinde Ekonomi ve Gündem Editörü olarak mesleğime devam ediyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın